Etiket: yılmaz tunç

  • İmralı Heyeti, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüştü: Sürecin geldiği aşamada hukuki zemin çok önem taşıyor-VİDEO

    İmralı Heyeti, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüştü: Sürecin geldiği aşamada hukuki zemin çok önem taşıyor-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti İmralı Heyeti, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sonrasında yapılan açıklamada, “Sürecin sağlam ve sağlıklı ilerlemesi barışa hukuk devletine demokrasiye ilerlemesi için Adalet Bakanlığı özel bir konumda bulunuyor” denildi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sonrasında DEM Parti İmralı Heyeti’nden Pervin Buldan ve Mithat Sancar açıklama yaptı.

    “ADALET BAKANI YILMAZ TUNÇ’UN DA BU SÜREÇTE ÖENMLİ BİR ROLÜ OLACAĞININ KANAATİNİ TAŞIYORUZ”

    Önemli bir ziyaret olduğunu belirten Pervin Buldan, “Sürecin geldiği aşamaları hem siyasi hem hukuki anlamda hem de bundan sonra süreç açısından bundan sonra gidilmesi gereken yol hakkında genel bir değerlendirme yaptık. Komisyona aşamasına girdiğimiz bu süreçte Sayın Adalet Bakanı’nın da önemli bir rolü ve görevi olacağını kanaatini taşıyoruz. Dolayısıyla kendisine bu sürecin hukuki bir zeminde yürütülmesinin önemli olduğunu ifade ettik. Kendisi de her türlü desteği şimdiye kadar sunduğunu bundan sonra da bu süreç içinde sürecin ilerlemesi açısından hukuki ve yasal zeminde yürümesi görev üstleneceğini ifade etti. Bu anlamıyla önemli ve olumlu bir görüşme oldu. Biz kendisine tekrardan teşekkür ediyoruz” dedi.

    “HUKUKİ ZEMİN ÇOK ÖNEM TAŞIYOR”

    Görüşmeye bakan yardımcılarının da katıldığını ve görüşmenin verimli geçtiğini vurgulayan Mithat Sancar ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Sürecin geldiği bu aşamada hukuki zemin çok önem taşıyor. Sürecin sağlam ve sağlıklı ilerlemesi barışa hukuk devletine demokrasiye ilerlemesi için Adalet Bakanlığı özel bir konumda bulunuyor. Çok fazla çalışıma yapılacak bundan sonra elbette, kendimiz bu çalışmalara elimizden gelen her türlü katkıyı yapıyoruz ama bakanlıkla istişare diğer makamlarla istişare gibi çok önemli. Adalet Bakanlığı’nın da bu süreçte şu aşamada rolü çok kritik. Sayın Bakan da ellerinden gelen her türlü çabayı açık bir şekilde sarf edeceklerini söyledi. Sürecin hukuki zemini sağlamlaştıkça ilerlemesi de sonuca doğru yürümesi de o kadar kolaylaşır. Buna inancımız var. Bu konuda yapılacak çalışmalara Adalet Bakanlığı’nın katkısının da bundan sonra en üst düzeyde olacağı yönünde kendilerinin de beyanı var. Kendisine teşekkür ediyoruz. Hepinize kolaylıklar diliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Mahpuslara, sinema saatinde gardiyanların işkence görüntüleri izletildi!

    Mahpuslara, sinema saatinde gardiyanların işkence görüntüleri izletildi!

    PİRHA – Hak ihlalleri konusuyla sık sık gündeme gelen Sincan Cezaevi’nde bu kez yapılan işkence kayda alınıp mahpuslara izletildiği iddia edildi. Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, konuyla ilgili Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a “Kamera kaydına alındığı belirtilen olay hakkında açılmış herhangi bir soruşturma bulunmakta mıdır?” diye sordu.

    Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde işkencenin kayda alınıp politik tutuklulara izletilmesi ile yeni bir skandala imza atıldı. Kadın adli mahpusa yapılan işkencenin görüntüsü, tutukluların sinema etkinliğinin olduğu esnada açık açık izletildiği iddia edildi.

    İzletildiği iddia edilen işkence videosu hakkında DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna başvuru yaptı. Milletvekili Uysal Aslan, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a bir de soru önergesi iletti.

    CEZAEVİ YÖNETİMİ İŞKENCEYİ İNKAR ETTİ!

    DEM Parti Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde tutuklu olan Zelal Bilgin’in, 04.12.2024 tarihinde avukatı ile yaptığı görüşmede; cezaevindeki bir kadın mahpusa yapılan işkencenin kayıt altına alındığını ve bu kaydın birçok kadın mahpusla birlikte izlediklerinden söz ettiğini aktardı. Milletvekili Uysal Aslan, konuya ilişkin açıklamasında şu bilgileri paylaştı:

    “Mahpusun, avukatına verdiği beyana göre; kendilerine ayda 3 film hakkı verildiğini belirten mahpus; 22 Eylül 2024 tarihinde film izlemek için televizyonu açtıklarında, kendilerinin de 2 günde bir gördükleri 170 cm boylarında yaklaşık olarak 130 kilo olan adli bir kadın mahpusun işkence görüntüleri ile karşılaşmışlardır.

    İdarenin, işkenceyi videoya kaydettiğini belirten mahpus, videoda geçen alt seste ‘kendisine zarar vermemesi için müdahale edilmiş ve sakinleştirildiği’ şeklinde ifadelerin söylendiğini, görüntünün başlangıcında bu mahpusun dizlerinin üzerine çöktürüldüğünü, saçından çekildiğini, sağ kolunun bir memur, sol kolunun da başka bir memur tarafından tutulduğunu, bu işkencenin havalandırmada yapıldığını, bir baş memur ve 11 gardiyanın ve bir müdürün de görüntüde olduğunu, Filiz adlı baş memurun dudaklarından ‘müdürüm’ dediğinin anlaşıldığını, devamında ise kalabalık gardiyan grubunun bu kadın mahpusu koğuştan çıkardığını, kadının ‘süngerli oda’ denilen 2 geçici odanın arasında bir odaya zorla attıklarını, kapalı odada kadının son bir hamle yaptığını ve kapıyı açmaya çalıştığını, gardiyanların hep birlikte kapıyı kadın mahpusun yüzüne kapattığını belirtmiştir.

    İzledikleri görüntülerden sonra videonun ‘idari ve gözlem kurulunda iyi halli nasıl olunur’ diye bir görüntüyle devam ettiğini, görüntüde daha önceki cezaevi savcısının kurula doğru yürüdüğünü ve yerine oturduğunu belirten mahpus, bu görüntüleri izledikten sonra spor sırasında Leyla Güven’in görüntülerde net şekilde seçilen ve işkence yapan 2 gardiyana ‘görüntüleri izledik, iyi işkence yapıyorsunuz’ dediğini aktarmıştır. 2 gardiyanın da ‘böyle bir görüntü yok, biz işkence yapmadık’ diyerek aynı anda koşarak mahpusların yanından ayrıldıklarını ifade etmiştir.

    Daha sonra kendilerine tekrar verilen videoda işkence görüntülerinin kaldırıldığını sadece montajlanan ‘idare ve gözlem kurulunda iyi hallilik nasıl olur” videosunun göründüğünü, müdür görüşüne çıktıklarını ve müdür görüşünde bu videoyla ilgili görüşme yaptıklarını belirten mahpus, müdürün kendilerine böyle bir video olmadığını, sadece iyi halli olma kriterlerinin tanıtma videosu olduğunu ve mahpuslar için bilgilendirici olduğunu söylediğini beyan etmiştir.

    Mahpus tarafından, cezaevinde her şeyin keyfiyete göre uygulandığını, hiçbir kuralın olmadığını ve idarenin cezasızlık nedeniyle bu keyfi uygulamalara devam ettiğini belirttiği, ayrıca izlenilen işkence görüntüleri sonrası politik mahpusların cezaevi idaresine konuya ilişkin şikayet dilekçesi verdikleri de tarafımıza aktarılan bilgiler arasındadır.”

    “BİR GİRİŞİMDE BULUNACAK MISINIZ?”

    Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, söz konusu işkenceyle ilgili Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a şu soruları yöneltti:

    “-Zelal Bilgin’in iddia ettiği gibi 22 Eylül 2024 tarihinde mahpuslara izlenmesi için video verilmiş midir?

    -Adli mahpusa işkence edildiğine ilişkin görüntüleri izlediklerini belirten mahpuslar, olaydan haberdar edilen avukatlar veya ilgili sivil toplum kuruluşları tarafından söz konusu olaya ilişkin; cezaevi idaresine, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne veya doğrudan Bakanlığınıza herhangi bir başvuru yapılmış mıdır?

    -Bakanlığınıza bağlı söz konusu kurumlara veya doğrudan bakanlığınıza yapılmış veya ulaşmış bir başvuru var ise; bu başvuruların akıbeti ne olmuştur, nasıl sonuçlanmıştır?

    -Kamera kaydına alındığı belirtilen olay hakkında açılmış herhangi bir soruşturma bulunmakta mıdır? Açılmış herhangi bir soruşturma yok ise bu önergede yer verilen bilgiler doğrultusunda adli ve idari soruşturma açılması için bir girişimde bulunacak mısınız?

    -Uygulanan hak ihlallerinin idare tarafından cezasızlık politikasına güvenilerek sürdürüldüğü iddialarına karşılık, Bakanlığınız tarafsız ve bağımsız bir heyetin Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde ziyaret gerçekleştirmesine izin verecek midir?

    -Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde tutulan kadın mahpusların yaşadığı hak ihlallerinin önlenmesi adına bakanlığınız ne gibi önleyici tedbirler almıştır veya alacaktır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Bakan Tunç: Narin Güran soruşturmasında kamuoyuna yansımayan hususlar var

    Bakan Tunç: Narin Güran soruşturmasında kamuoyuna yansımayan hususlar var

    PİRHA- Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Narin Güran soruşturmasını işaret ederek, “Soruşturma gizli. Gizlilik kapsamında kamuoyuna yansımayan hususlar söz konusu” dedi.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Diyarbakır’ın Rezan (Bağlar) ilçesine bağlı Çulî kırsal mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan ve cansız bedeni 19 gün sonra bulunan Narin Güran cinayetine dair açıklamalarda bulundu.

    Ses kaydının yanı sıra kamera görüntülerinin çözümlenmesi çalışmalarının devam ettiğini belirten Tunç “Tespit edilen birtakım kamera görüntüleri var. Kamera görüntüleri dün TÜBİTAK’a gönderildi. Orada bir çalışma yapılıyor” ifadelerini kullandı.

    Dosya kapsamında 268 kişinin ifadesinin alındığını belirten Tunç, tespit edilen birtakım kamera görüntülerinin incelendiğini kaydetti. Dosyada gizlilik kararının sürdüğünü hatırlatan Tunç, “Soruşturma gizli. Gizlilik kapsamında kamuoyuna yansımayan hususlar söz konusu. İfadelerden yola çıkılarak yorumlar, tespitler yapılabiliyor. Farklı yorumlara neden olacak yorumlardan kaçınmak gerekiyor. Narin kızımızın katilleri mutlaka bu soruşturma kapsamında tespit edilecek. Yargılama neticesinde katil veya katilleri hesap verecek. Sonuna kadar takipçisi olacağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sivas Katliamı’na dair sorulara bakandan yanıt: Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır!

    Sivas Katliamı’na dair sorulara bakandan yanıt: Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır!

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Sivas Katliamı’nın aydınlatılmasına yönelik Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a yönelttiği soru önergesine cevap aldı. Bakan Tunç, katliam soruşturmasının detaylarına ilişkin yöneltilen sorulara, “Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır” cevabını verdi. Yılmaz Tunç, Almanya’da olan firari sanıkların iadesi konusunda ise uluslararası hukukun yerine getirildiğini ifade etti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın 22 Kasım 2023’te Sivas Katliamı’yla ilgili hazırladığı soru önergesine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan cevap geldi.

    Milletvekili Celal Fırat’ın, katliamın firari sorumluları hakkında yönelttiği hiçbir soruya cevap alamadığı görüldü. Fırat, katliamın aydınlatılmasına ilişkin mevcut çalışmaların neler olduğu hususunda da Bakan Tunç’tan bir yanıt alamadı.

    BAKAN TUNÇ’A YÖNELTİLEN SORULAR!

    Milletvekili Celal Fırat, Sivas Katliamı’na dair şu soruları gündeme getirmişti:

    “*2 Temmuz 1993 günü tarihe Sivas Katliamı olarak geçen, 33 aydın ve 2 otel çalışanının yakılarak katledildiği olayın ardından katliam ile ilgili davada kaç kişi yargılanmış, bu kişiler hangi cezalara çarptırılmıştır?

    *Sivas Katliamı sanığı olarak aranan ve yargı karşısına çıkmayan kaç kişi vardır? Bu kişilerin akıbeti nedir? Aradan geçen 30 yıla rağmen neden yakalanamamışlardır?

    *Hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar aradan geçen 30 yıla rağmen neden yakalanamamışlardır? Yakalanması için ne gibi çalışmalar yürütülmektedir? Sanıklardan bazılarının Almanya’da ikamet ettiği “SOL PARTİ Federal Almanya Milletvekili Gökay Akbulut”un 18.12.2020 tarihinde meclise sunduğu soru önergesinde açıkça beyan edilmesine rağmen, yurt dışında olan katliam sanıklarının Türkiye’ye iadesi için gerekli girişimler yapılmış mıdır?

    *Etkinliğin yapılacağı tarihten günler önce kentte bildiri dağıtan ve “Halk cihada” çağrısı yapanlar kimlerdir? Bu bildiriyi dağıtanlardan tutuklananlar var mıdır? Bu bildiriler kim tarafından organize edilmiştir?

    *Sivas Katliamı davası bir insanlık suçudur ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı yoktur. Davanın firari olan 5 sanık ile ilgili kısmı 13 Mart 2012 tarihinde zaman aşımından düşürülmüştür. Bu konu ile ilgili çalışmanız var mıdır veya olacak mıdır?

    *Katliam sanıklarından Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın terör suçlamasıyla arananlar listesine alınmamasının nedeni nedir?

    *Madde-6′ da belirttiğimiz kişilerden Murat Sonkur isimli katliamın baş sanıklardan olan kişi Almanya tarafından iadesinin ret edilmesine karşılık bir işlem yapılmış mıdır?

    *Sivas, Maraş, Çorum, Roboski, Suruç, Ankara gibi birçok katliamla ilgili, hakikatleri araştırma komisyonun kurulması için çalışma yapacak mısınız?”

    “BAKANLIĞIMIZDA BİLGİ BULUNMAMAKTADIR”

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından yanıtlanan önergede, “Yargısal faaliyet kapsamında kalan soruşturma aşamasında ne tür işlemler yapıldığına dair Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır” ifadesi yer aldı.

    Bakan Tunç, firarilerin iadesi konusunda ise, “Uluslararası teamül hukuku ile mütekabiliyet ilkesi uyarınca yerine getirilmektedir” diyerek şu cevapları verdi:

    “… hakimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,

    “Soruşturmanın gizliliği” kenar başlıklı 157. maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu haller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,

    “Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi” kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,

    “Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri” kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adlı kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,

    “Kamu davasını açma görevi” kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği, hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

    Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dahil olmak üzere, soruşturma yürütülmesi, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve sorumluluk yargı mercilerine ait olup, gizli olarak yürütülen ve yargısal faaliyet kapsamında kalan soruşturma aşamasında ne tür işlemler yapıldığına dair Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır.

    Suçluların iadesine ilişkin iade süreçleri, Bakanlığımızca Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi, 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adlı İş Birliği Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti ile diğer ülkeler arasında imzalanan iadeye ilişkin ikili sözleşmeler ve uluslararası teamül hukuku ile mütekabiliyet ilkesi uyarınca yerine getirilmektedir.

    Bakanlığımız kayıtlarının incelenmesinden; soru önergesinde bahsi geçen ve haklarında yakalama kararı bulunan sanıkların ülkemize iadelerinin sağlanmasına yönelik kırmızı bültenle aranmaları için gerekli işlemlerin yapıldığı, tespit edildikleri ülke makamlarına iade taleplerinin iletildiği ve sürecin devam ettiği, adı geçenlerden birisi hakkında düzenlenen kırmızı bültenle Almanya’dan iadesinin talep edildiği ancak Almanya resmi makamlarınca iade talebinin reddedildiği anlaşılmıştır.

    Ankara ve Sivas Cumhuriyet Başsavcılıklarıyla yapılan yazışmaya verilen cevaplarda; soru önergesinde bahsi geçen olayla ilgili 109 sanık hakkında yargılama yapıldığı, yargılamalarda ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve süreli hapis cezaları ile ortadan kaldırma ve beraat kararları verildiği bildirilmiştir.”

    PİRHA/ANKARA 

  • Milletvekili Eren, İçişleri ve Adalet Bakanına sordu: Kürtçe’ye neden düşmansınız?

    Milletvekili Eren, İçişleri ve Adalet Bakanına sordu: Kürtçe’ye neden düşmansınız?

    PİRHA – Milletvekili Serhat Eren, Balıkesir’de parkta Kürtçe müzik dinledikleri gerekçesiyle tutuklanan inşaat işçileri Özgür İpek, Mehmet Argın ve Cemal Güzel’e ilişkin İçişleri ve Adalet Bakanının yanıtlaması istemiyle soru önergesi sundu. Milletvekili Eren, “Bu yaşananlarda sorumluluğunuzun olduğunu düşünerek Kürtlerin anadilleri üzerindeki yasakçı, tekçi ve nefreti körükleyen politikalarınıza bir son verecek misiniz?” diye sordu.

    Balıkesir’de inşaatta çalışan 3 işçi, parkta Kürtçe müzik dinledikleri gerekçesiyle 22 Ağustos’ta tutuklandı.

    3 işçinin tutuklanmasına gerekçe olarak “örgüt propagandası” ve “polise mukavemet” suçlamaları gösterildi.

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, Altıeylül ilçesinde Emlak Konutta işçi olarak çalışan üç Kürt işçinin tutuklanmasını Meclis gündemine taşıdı. Milletvekili Eren, 21 Ağustos akşamı yaşananları şu sözlerle özetledi:

    “Gece on iki sularında parktan çıkarken Mehmet Argın’ın büfeden sigara aldığı sırada, Cemal Güzel ve Özgür İpek’e bekçiler kimlik kontrolü yapmak istemişler, işçilerin “Her gün buradayız, oturuyoruz, herkes oturup müzik dinliyor, niye bize sataşıyorsunuz.” demesi üzerine 4-5 bekçi saldırmaya başlamıştır. Saldırı sırasında bir bekçinin parmağı kırılacak kadar işkence ağır boyutlara varmış, ancak bundan bile işçiler sorumlu tutulmuştur.

    Bu sırada yunus ekipleri de gelmiş, lunaparkın sahibi mafya üyesi de saldırmaya başlamıştır. Saldırı sırasında lunapark sahibinin “Bunlar Kürt’tür, teröristtir” demesiyle, dörder kişiden oluşan toplam üç bekçi ekibi, üçer kişiden oluşan iki yunus ekibi işçileri ters kelepçeleyerek coplarla saldırmışlar, ‘Bunları vurun, bunlar Kürt’tür, öldürün’ şeklinde bağırmışlardır.”

    ŞİKAYETLERİ DAHİ YOK SAYILDI!

    Milletvekili Serhat Eren, Balıkesir Adliyesi’nde savcılığa çıkarılan üç işçiden Cemal Güzel’in, kendilerine işkence eden bekçi ve polislerin iftiralarıyla cumhurbaşkanına hakaret ve kamu görevlisine mukavemet suçlamasıyla tutuklandığını aktardı.

    Milletvekili Eren, Mehmet Argın’ın “Hepimize Kürt olduğumuz için saldırdılar. İftira attılar, slogan da atmadık, mukavemet de etmedik. Kamera görüntüleri incelensin her şey ortaya çıkacak” dediğini de belirtti.

    Milletvekili Serhat Eren, işçilerin şikayetçi olduklarını bildirmelerine rağmen işkenceci bekçi ve polisler hakkında şüpheli sıfatıyla yürütülen bir soruşturma bulunmadığını da hazırladığı soru önergesine not düştü.

    “KÜRTÇE’YE NEDEN DÜŞMANSINIZ?”

    Serhat Eren, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “-Bu ülkede Kürtçe şarkı dinlemek suç mudur?

    -Bu ülkede Kürtçe şarkı dinlediği için işçiler darp ediliyorsa bu Kürt düşmanlığı ve ayrımcılık değil midir?

    -Kürtçe’ye neden düşmansınız?

    -Kürtçe’den neden korkuyorsunuz?

    -İşçilere işkence yapan kolluk görevlileri hakkında idari ve cezai soruşturma başlatıldı mı, akıbeti nedir? Kamera görüntüleri zamanında istenip incelendi mi?

    -İşçilere işkence yapan lunapark sahibi şahıs hakkında cezai soruşturma başlatıldı mı?

    -Balıkesir Devlet Hastanesi’nde işçilere darp raporu vermeyerek Kürt düşmanlığı yapan, görevini ihmal eden doktor hakkında idari ve cezai soruşturma başlatıldı mı?

    -İşçilere gözaltındayken yasal haklarını kullandırmayan ve ailelerine haber vermeyen, avukat temin etmelerine imkan tanımayan kamu görevlileri hakkında idari ve cezai soruşturma başlatıldı mı?

    -İşkencecilere yönelik hiçbir yaptırım uygulanmayıp cezasızlık politikası uygulanmasının sebepleri nelerdir? Bugün yaşananlar cezasızlık politikasının bir sonucu değil midir?

    -Tutuklanan işçi Cemal Güzel’in tutuklanma sebebi nedir? Tutukluluğu işkenceyi örtbas etmek için midir?

    -Kürtlerin ana dillerini yasaklayan iktidar zihniyetiyle ve söylemleriyle sokaklarda yaşanan ırkçılık, linç ve işkencelerin arasındaki bağ nedir?

    -Bu yaşananlarda sorumluluğunuzun olduğunu düşünerek Kürtlerin anadilleri üzerindeki yasakçı, tekçi ve nefreti körükleyen politikalarınıza bir son verecek misiniz?

    -Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten ne zaman vazgeçeceksiniz?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Oduncu’dan Bakan Tunç’ta tepki: Hasta tutuklular sorununa ciddiyetle yaklaşmıyor

    Milletvekili Oduncu’dan Bakan Tunç’ta tepki: Hasta tutuklular sorununa ciddiyetle yaklaşmıyor

    PİRHA – DEM Parti Batman Milletvekili Zeynep Oduncu’nun hasta tutuklularla ilgili Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesine yanıt geldi. Bakan Tunç’un imzasıyla verilen yanıtta, bakanlıkta hasta tutuklularla ilgili bir veri bulunmadığı aktarıldı.

    Halkların Eşitlik ve Demokratik Partisi (DEM Parti) Batman Milletvekili Zeynep Oduncu, hasta ve yaşlı mahpusların durumunu Meclis gündemine taşıyarak Adalet Bakanı’na soru önergesi sunmuştu.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, engelli raporuyla birlikte kronik rahatsızlıkları bulunan yurttaşların tutuklanması sonrası hasta tutuklularla ilgili yöneltilen sorulara “bakanlığımızda bu hususta veri bulunmamaktadır” yanıtını verdi.

    “BAKANLIK KENDİ GÖREV ALANININ UNUTMUŞ”

    Bakan Tunç’un soru önergesine verdiği yanıta tepki gösteren DEM Parti Batman Milletvekili Oduncu, bakanlığın can alıcı bir soruna karşı ciddiyetten uzak bir yanıt verdiğini söyledi. Oduncu, hasta tutuklular konusunun cezaevlerinin kanayan bir yarası olduğunu ifade ederek konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Neredeyse her ay bir hasta tutuklu yaşamını yitirmektedir. Bu konuda çalışma yürüten insan hakları dernekleri başta olmak üzere çeşitli sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına rağmen bakanlık bu konuda adım atmadığı gibi kendi alanındaki bu sorunu da görmezden gelmektedir. Son iki yılda en az 94 hasta tutuklu yaşamını yitirdi, hali hazırca yüzlerce hasta tutuklu keyfi gerekçeler ve Adli Tıp Kurumu’nun bilimsellikten uzak raporları nedeniyle tahliye edilmiyor. Bakanlığın acil olarak çözmesi gereken bu sorun karşısında hala da hasta ve ilerleyen yaşları nedeniyle kronik rahatsızlıkları bulunan yurttaşlar tutuklanmaya devam ediliyor. Buna rağmen bakanlık kendi görev ve sorumluluk alanı olan bir konuya dahi ciddiyetle yaklaşmamaktadır.”

    “BAKANLIĞIMIZDA İSTATİSTİKİ VERİ BULUNMAMAKTADIR”

    Milletvekili Zeynep Oduncu’nun, hasta tutuklularla ilgili soru önergesine karşılık Bakan Yılmaz Tunç’tan şu yanıt geldi:

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

    A) “Yargı yetkisi” kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,

    B) “Mahkemelerin bağımsızlığı” kenar başlıklı 138. maddesinin birinci fıkrasında hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri; ikinci fıkrasında, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, Hükümlerine yer verildiği malûmlarıdır.

    Belirtilen hükümler çerçevesinde, Anayasanın 9 ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce verilen ara karar, karar ve hükümlerin hukuki dayanakları ile gerekçelerine dair Bakanlığımızda bilgi bulunmadığı gibi, sözü edilen karar ve hükümlerin olağan yargısal denetimi, başvuru usulü  ve şartları ilgili kanunlarda gösterilen yargı mercilerine aittir.

    II- 10/07/2018 tarihli ve 30474 sayılı: Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilâtı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin “Görev” kenar başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, adli sicilin tutulmasıyla ilgili hizmetleri yürütmek Bakanlığımız görevleri arasında sayılmaktadır. Adli istatistikler sanık ve  suç esas alınarak derlenmektedir. Bu çerçevede, Bakanlığımızda soru önergesine konu edilen hususta ayrıntılı istatistiki veri bulunmamaktadır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Fırat: Alevilere hakaret eden şahısla ilgili yargı neden harekete geçmiyor?

    Milletvekili Fırat: Alevilere hakaret eden şahısla ilgili yargı neden harekete geçmiyor?

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Alevilere hakarette bulunan şeriat savunucusu Asrın Tok isimli şahısla ilgili Meclis’e soru önergesi sundu. Celal Fırat, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a “nefret suçlarına karşı yargı neden harekete geçmemektedir?” diye sordu.

    X platformu üzerinden 26 Temmuz’da Aleviliğe, Aşure geleneğine ve Alevilere sempati duyanlara karşı ayrımcı ifadeler kullanıp, hakaret eden Asrın Tok’a tepkiler sürüyor.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevi toplumuna yönelik sosyal medya üzerinden hakaret eden Asrın Tok isimli şahısla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne soru önergesi sundu.

    “ALEVİ İNANCINA KARŞI DÜŞMANCA İFADELER”

    Milletvekili Fırat, Asrın Tok’un yazdıklarıyla nefret suçu işlediğini vurgulayarak şu yorumda bulundu:

    “Adı geçen şahıs söz konusu paylaşımında “Namaz, oruç, İslami her ibadete burun kıvıranlar aşure söz konucu olunca (    gibi sosyal medya hesaplarında sıkça kullanılan pozitif çağrışımlı emojiler kullanılmış) haline bürünüyor.

    Bunlar Allah düşmanıdır, aleviler gibi büyük bir İslam fitnesini de bu yüzden köpek gibi desteklerler. Aşure alevilere özgü değil ancak bağdaştırılıyor, o bile yeter.” diyerek alenen Alevi inancına karşı düşmanca ifadeler kullanmıştır.

    Alevilere yönelik nefret söylemlerinin hızından hiçbir şey kaybetmeden devam ettiğini üzülerek görmekteyiz. Bu ve benzeri nefret suçları, hedef gösterme, kapı işaretlemeleri ve şiddete varan olaylar ile ilgili sürekli haberler gündeme geliyor. Hiç kimseye nefret, yok sayma, ötekileştirme ve şiddet kabul edilemez.

    Ancak, sevgiden, hoşgörüden ve Hakk’tan nasibini almamışlar durmadan Alevilere, inancına, kutsal değerlerine dil uzatmaktadırlar. Ülkemizde ki bu tür kışkırtıcı nefret suçlarına yönelik cezasızlık politikaları maalesef onlara cesaret vermektedir. Bu söylemler kardeşlik iklimini her gün daha da bozmaktadır. Alevi toplumumuza yönelik bu nefret ve hakaretlerin sistematik hale getirilmesini kabul etmek mümkün değildir. Kime karşı yapılırsa yapılsın bu tür nefret suçları için harekete geçilmeli ve yargı derhal gerekeni yapmalıdır.”

    “SORUŞTURMA BAŞLATILACAK MIDIR?”

    Milletvekili Celal Fırat, konuyla ilgili hazırladığı soru önergesinin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından cevaplandırılmasını talep etti. Milletvekili Fırat, Bakan Tunç’a şu soruları yöneltti:

    “Alevilik inancına ve Aleviliği destekleyenlere karşı açıkça hakaret eden ve nefret suçu işleyen, adının Asrın Tok olduğu anlaşılan X’te ki @asrintokk rumuzlu kullanıcı hakkında Cumhuriyet Savcılığınca resen soruşturma başlatılacak mıdır?

    Bu ve benzeri nefret suçlarına karşı yargı neden harekete geçmemektedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Partili tüm vekiller, Diyarbakır’da yaşanan çocuk istismarına ilişkin önerge verdi!

    DEM Partili tüm vekiller, Diyarbakır’da yaşanan çocuk istismarına ilişkin önerge verdi!

    PİRHA – DEM Parti milletvekilleri, Diyarbakır’da yaşayan 14 yaşındaki zihinsel engelli bir çocuğun, aralarında kamu görevlilerinin de olduğu 21 kişi tarafından cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Parti milletvekilleri, 14 Yaşındaki zihinsel engelli çocuk F.B’nin, aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu 21 kişi tarafından sistematik biçimde cinsel istismara maruz bırakılmasını parlamento gündemine getirdi. Konuya ilişkin ilişkin DEM Partili tüm milletvekilleri Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “HESAP VERMEKTEN UZAK KALDIKLARININ İSPATI!”

    DEM Parti Milletvekilleri, çocuğa yönelik cinsel şiddet ve istismar suçlarına karşı mevcut siyasi karar alıcıların, gerekli politikalar geliştirilmediğine vurgu yaparak şu ifadelere yer verdi:

    “Resmi ve bağımsız kurumlarca yapılan istatistikler, Türkiye’de özellikle son on yılda çocuğa yönelik şiddet ve cinsel istismar vakalarının üç kat arttığını söylemektedir.

    Sadece 2023 yılında, çocuğa yönelik cinsel istismar suçundan 7.088 kişi cezaevine girmiş ve öte yandan 7.108 kişi de beraat ettirilmiştir. Son dönemde özellikle Diyarbakır’da vuku bulan vakalar, Türkiye’de çocukların fiili ve hukuki anlamda şiddetten korunamadığının, hukuki ve fiziki güvenliklerinin sağlanamadığının ve bilhassa çocuklara yönelik cinsel şiddet ve istismar vakalarında faillerin bir tür cezasızlık ile hesap vermekten uzak kaldıklarının ispatı olarak karşımızda durmaktadır.

    Bundan 8 yıl önce Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde zihinsel engelli bir kız çocuğunu istismar eden failler hakkında verilen karar da bu gerçekliği ortaya koymaktadır.

    Diyarbakır’da yaşayan 14 yaşındaki zihinsel engelli çocuk F.B, aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu 21 kişi tarafından sistematik biçimde cinsel istismara maruz bırakılmıştır. 14 yaşındaki zihinsel engelli çocuk, pedagoglar eşliğinde kendisini istismar edenleri isim isim teşhis etmiş ve her bir sanık hakkında açık biçimde cinsel istismar beyanında bulunmuş, yapılanları anlatmıştır. Cinsel istismarın varlığı, çocuğun vücudundaki görünür izler nedeniyle öğretmenleri tarafından da beyan edilmiştir. Dava süresince, sanıklar cinsel istismar mağduru çocuğu ve ailesini ölümle tehdit etmiş ve bu durum kovuşturma süreci sonucunda ispatlanmıştır. Çocuğun cinsel istismara uğradığını kanıtlayan Adli Tıp Raporu da dahil olmak üzere tüm somut delillere ve ispatlanabilen beyanlara rağmen, ceza davası 8 yıl sürmüştür.

    Mahkeme mağdurun birden fazla istismara uğradığı tarihteki yaşı göz önüne alındığında olayın uzun zaman sonra adli makamlara intikal etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu vurgulayarak 21 fail hakkında beraat kararı vermiştir.”

    “ACİL EYLEM PLANINIZ BULUNMAKTA MIDIR?”

    DEM Partili Milletvekilleri, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    Bakanlığınız yaşanan istismar olayından ve faillerin beraat aldığı bilgisinden haberdar mıdır?

    ‘Somut delil yok’ diyerek ne kastedilmek istenmektedir? Çocuğun istismar edildiğine dair tanık beyanı, ATK raporu, çocuğun vücudunda ki darp izleri somut delil değil midir?

    İstismar olayının uzun zaman sonra adli makamlara yansıması nedeniyle söz konusunu faillere cezai yaptırımın hayatın olağan akışına aykırı olacağı gerekçesi istismarın üzerini örtmek değil midir? Ortada tanık, delil, rapor olmasına rağmen faillere beraat kararı verilmesi hayatın olağan akışına uygun mudur?

    Sanıkların cinsel istismar mağduru çocuğu ve ailesini ölümle tehdit ettiği kovuşturma süreciyle ispatlanmasına rağmen bakanlığınız mağduru ve aileyi korumak için hangi girişimlerde bulunmuştur?

    Aile hangi isimler tarafından tehdit edilmiştir? Bu kişiler hakkında ayrıca yasal bir süreç işletilmiş midir?

    Mahkeme kararının bozulması ve faillerin hakkettikleri cezayı almaları için Bakanlığınızın bir girişimi olacak mıdır?

    Son bir yılda çocuğa cinsel istismarı suçuna karışan kamu görevlilerinin sayısı kaçtır? Bu kamu görevlilerinin cezalandırılması hakkında yürütülen dava süreçleri hangi aşamadadır?

    Çocuklara yönelik her tür şiddetin önlenmesi ve bu suçlardaki cezasızlığın ortadan kaldırılması adına bir acil eylem planınız bulunmakta mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Bakanlık DEM Parti’den hasta tutukluları görüşmek için randevu istedi

    Bakanlık DEM Parti’den hasta tutukluları görüşmek için randevu istedi

    PİRHA-  Tutuklu yakınları ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç 12 Haziran’da bir araya geldi. Görüşme talebinin bakanlıktan geldiğini belirten DEM Partili Uysal, “Bayramdan sonraki çarşamba için randevulaştık” dedi.

    ‘Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa demokratik çözüm’ kampanyası kapsamında 27 Kasım 2023’te başlatılan açlık grevi 4 Nisan’da mahkeme boykotu, aile ve telefon görüşmelerine çıkmama eylemi ile sürüyor.  Tutuklu yakınları ise her çarşamba farklı kentlerden Adalet Bakanlığı’na giderek tutukluların taleplerini iletiyor. Tutuklu yakınları 12 Haziran’da Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile bir araya geldi.

    “2024’TE 23 KİŞİ CEZAEVİNDE YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Newroz Uysal Aslan, görüşmeyi Mezopotamya Ajansı’na anlattı. Cezaevlerinde yaşamını yitirenler hakkında bilgi veren Uysal, “2023’te 42 kişi cezaevinde yaşamını yitirdi. 2024’teyiz ve şu ana kadar 23 kişi yaşamını yitirdi. Biz buna siyasi cinayet diyoruz. Bunlar devletin politikası sonucu yaşamını yitirdiği için birer cinayettir. Örneğin Şakir Turan’a ATK, ‘cezaevinde kalabilir’ dedi ve 15 gün sonra yaşamını yitirdi. Ya da cezaevinde kalamaz dediği ve cezaevinden çıktıktan sonra bir hafta 15 gün sonra hayatını kaybedenler var. Bunlar tesadüfi olan şeyler değil. Devletin hasta tutsaklar üzerinden politik olarak fayda sağlayama çalıştığı bu durumdan vazgeçmesi gerekiyor” dedi.

    “SESLERİNİ DUYURMAYA ÇALIŞTILAR”

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’la yapılan görüşmeyi anlatan Uysal, “Cezaevlerinde yürütülen bu işkence politikalarının temel muhataplarından bir tanesi de Adalet Bakanlığıdır. Hem hukuken bundan sorumlu olan makam olmasından hem de Sayın Öcalan üzerindeki tecridin hukuki açısından birinci dereceden muhatabı olmasından dolayı Anneler hem bu açlık grevi sürecinde hem de boykot sürecinde adalet bakanlığı yetkililerine seslerini duyurmaya çalıştılar. Anneler, 6 haftadır her Çarşamba günü adalet bakanlığı önünde açıklama yaparak seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Her hafta farklı kentlerden anneler geliyor. 6’ncı haftaya kadar Adalet Bakanlığı annelerle görüşmeyi reddetti. Annelerin adalet bakanlığı önündeki açıklamasını engelledi. İnsan Hakları İnceleme Komisyonunu hasta tutsaklar üzerine bir konuyu görüşmek üzere toplanmıştı. Anneler de komisyon toplantısının olduğu yerde toplandı. Daha sonra Adalet Bakanından görüşme talebi geldi.

    Görüşmede İnsan Hakları Komisyon başkanı, Tutuklu ve Hükümlü Hakları İnceleme Alt Komisyonu başkanı, diğer milletvekilleri ve bizler vardık. Bu görüşme 15-20 dakikalık bir görüşme oldu. Aileler, cezaevlerindeki tecrit halini, çocuklarının işkence altında olduğunu, kurul kararlarıyla özgürlüklerinin alındığını, hasta olan tutsakların tedavi edilmediğini belirterek bakanlığını neden sorumluluğunu yerine getirmediğini sordu. Aileler, kimi taleplerini iletti. Bakanlık ise ailelerin taleplerini not eden klasik bürokratik bir tarzda sorunların çözümüne ilişkin herhangi bir takvim vermedi. Annelerle bu görüşmenin çok kısa olduğunu hem bizler hem de kendileri ifade etti. Bayramdan sonraki Çarşamba günü tekrar daha detaylı görüşmek içini randevulaştık.”

    “DEVLETİN CEZAEVLERİNDEKİ BU İŞKENCE POLİTİKALARINDAN VAZGEÇİLMESİ GEREKİYOR”

    Görüşmeyi önemli bulan, ancak somut adımlar konusunda yetersiz bulan Uysal, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu görüşmenin kendisi de çok önemli, ama konu hakkında Meclis ayağıyla sorumlu her iki komisyon başkanının somut bir şey söylemekten imtina ettiği, çözüme dair bir söz söylemekten kaçındıklarını gözlemlediğimizi söylemek gerekir. Bu sürecin takipçisi olacağız. Bu konu bir görüşmeyle çözülebilecek bir şey değil, ancak bu bir adımdı. Oradaki bir hassasiyet ya da durumu not eden bir sürecin çoktan aşılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu süreç tekil, spesifik ve bir an da ortaya çıkan meseleler değil, bir devlet politikası olarak ortaya çıkan bir meseledir. Bu noktada politik bir değişime ve çözümleyici bir akla ihtiyaç var. O nedenle bu görüşme önemli, ancak bu görüşmenin devamında devletin, ‘Bilmiyorum, duymadım, etmiyorum’ üzerinden bir bakış açısı değil, hasta tutsaklar ve İmralı tecridi başta olmak üzere cezaevlerindeki bu işkence politikalarından vazgeçmesi gerekiyor.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mersin’de 10 kişinin yaşamını yitirdiği kazayla ilgili 3 savcı görevlendirildi

    Mersin’de 10 kişinin yaşamını yitirdiği kazayla ilgili 3 savcı görevlendirildi

    PİRHA- Mersin’de meydana gelen zincirleme trafik kazasında 10 kişi yaşamını yitirdi, 39 kişi yaralandı. Kazayla ilgili soruşturma başlatılıp, 3 Cumhuriyet savcısı görevlendirildi.

    Mersin’de Tarsus-Adana-Gaziantep Otoyolu’nda yolcu otobüsü karşı şeride geçerek 2 otomobil ve 1 kamyona çarptı. Kazada 10 kişi hayatını kaybederken, 39 kişi ise yaralandı.

    Kazaya ilişkin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç sosyal medya hesabından paylaşım yaparak, “Kazayla ilgili Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatılmış olup, Tarsus Cumhuriyet Başsavcısı koordinesinde 3 Cumhuriyet savcısı görevlendirilmiştir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ MERSİN

    İLGİLİ HABER:

    Mersin’de zincirleme trafik kazası: En az 10 ölü!

  • Antalya’daki teleferik kazasında 13 gözaltı

    Antalya’daki teleferik kazasında 13 gözaltı

    PİRHA- Antalya’da meydana gelen teleferik kazasına ilişkin Adalet Bakanı Tunç, 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini duyurdu.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Antalya’nın Konyaaltı ilçesindeki Tünektepe Teleferik Tesisi’nde yaşanan kazaya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda teleferik hattını işleten firma ile teleferik hattının bakım ve onarımından sorumlu firmanın sorumlu ve çalışanlarının da aralarında yer aldığı 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini açıkladı.

    KEŞİF İÇİN HEYET OLUŞTURULDU

    X’te açıklama yapan Tunç, şunları söyledi:

    “Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde faaliyet gösteren Sarısu-Tünektepe teleferik hattındaki teleferik direğinin kırılarak seyir halindeki kabinlerden birinin düşmesi sonucu 1 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 17 vatandaşımızın da yaralandığı olayla ilgili Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan adli soruşturma titizlikle sürdürülmektedir.

    Soruşturma kapsamında olayın nedeni ve sorumlularının tespiti için 1 Cumhuriyet Başsavcıvekili ve 1 Cumhuriyet Savcısının koordinasyonunda, 2 iş sağlığı ve güvenliği uzmanı, 2 makine uzmanı ve 1 elektrik uzmanı bilirkişisinden oluşan heyet, kabinlerde mahsur kalan vatandaşlarımızı kurtarma çalışmaları devam ederken detaylı olay yeri inceleme ve keşif çalışması yapmıştır.

    Bilirkişi heyetinin hazırladığı ön raporda olayın teleferiğin taşıyıcı direklerinin bağlantı noktalarında yer alan bağlantı elemanlarının yetersiz olması/korozyona uğraması ve taşıyıcı direklerde yer alan makara sistemlerinin hasarlı olması nedenleriyle taşıyıcı direğin bağlantı noktasından kırıldığı değerlendirilmektedir.

    İlgili işletmenin acil eylem ve tahliye planının mevcut olmadığı tespit edilmiş, bahsi geçen teleferik hattını işleten firma ile yine teleferik hattının bakım ve onarımından sorumlu firmanın sorumlu ve çalışanlarının da aralarında yer aldığı 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Hepimizi üzen olayda hayatını kaybeden vatandaşımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum.”

    PİRHA/ ANTALYA

  • Fırat’tan Bakan Tunç’a: Cemevlerine ilişkin AİHM kararlarını neden uygulamıyorsunuz?

    Fırat’tan Bakan Tunç’a: Cemevlerine ilişkin AİHM kararlarını neden uygulamıyorsunuz?

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Adalet Bakanlığı bütçe görüşmelerinde Bakan Yılmaz Tunç’a, “Cemevlerinin ibadethane olduğuna ilişkin 2014-2016 yıllarında alınan AİHM kararlarını Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereğince neden uygulamıyorsunuz? Alevilik inancını bu coğrafyanın sosyal, siyasal, inançsal ve kültürel sorunu hâline neden getiriyorsunuz?” diye sordu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, dün yapılan Adalet Bakanlığı bütçe görüşmelerinin soru cevap kısmında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a cevaplaması için sorular yöneltti.

    “CEMEVLERİNE İLİŞKİN AİHM KARARLARINI NEDEN UYGULAMIYORSUNUZ”

    Milletvekili Celal Fırat, Bakan Tunç’a şu soruları yöneltti:

    1-Sayın Bakan, cemevlerinin ibadethane olduğuna ilişkin 2014-2016 yıllarında alınan AİHM kararlarını Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereğince neden uygulamıyorsanız? Yine, Yargıtayın 3. Hukuk Dairesi 28 Kasım 2018 tarihinde cemevlerinin ibadethane olduğuna ilişkin AİHM’in aldığı kararı onamıştır, bu konuda neden bir düzenleme yapmıyorsunuz? Alevilik inancını bu coğrafyanın sosyal, siyasal, inançsal ve kültürel sorunu hâline neden getiriyorsunuz?

    2-Hapishanelerde Kürtçe yoğun sansür uygulanmaktadır, Kürtçe kitap ve mektuplar tercüman olmadığı gerekçesiyle verilmemekte, aileleriyle telefonda Kürtçe konuşan tutsakların telefonu kapatılmaktadır. Hapishanelerde Kürtçenin engellemesinin dayanağı olan herhangi bir yasa var mıdır?

    3- 2018-2023 yılları arasında görülen boşanma davalarının ardından yoksulluk nafakası almayı hak etmiş kaç kadının, nafakasını tahsil edemediği için icra takibi başlatılmıştır?

    ADALET BAKANI TUNÇ’A DEM PARTİ SIRALARINDAN TEPKİ

    Celal Fırat’ın sorularını cevaplayan Bakan Tunç, Meclis’te cemevleriyle ilgili çok önemli düzenlemeler yapıldığını iddia etti.

    Bakan, şunları ekledi:

    “Sayın Fırat, cemevlerinin ibadethane sayılmasıyla ilgili bir soru sordu. Daha önce cemevleriyle ilgili bu Mecliste çok önemli düzenlemeler yapılmıştı, cemeevlerine özellikle imar planlarında yer verilmesi noktasındaki yasal düzenleme gerçekleştirildi. Yine, Kültür ve Turizm Bakanlığı kapsamında Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı şeklinde bir başkanlık da oluşturuldu.

    Hapishanelerde Kürtçe’nin engellenmesi gibi bir durum söz konusu değil; bu geçmişte yaşanan bir durumdu, anneler çocuklarıyla, çocuklar babalarıyla cezaevlerinde kendi dillerinde konuşamıyorlardı. Hatta sizler siyaset yapamıyordunuz, propaganda yapamıyordunuz yani artık ana dilde propaganda yapmak, ana dilde cezaevlerinde konuşmak yasak değil; dolayısıyla, böyle bir durum söz konusu değil.”

    Bakan Tunç’un cevabından sonra DEM Parti sıralarından tepkiler yükseldi.

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Çiçek, 79 yaşındaki hasta mahpusun neden tahliye edilmediğini sordu!

    Milletvekili Çiçek, 79 yaşındaki hasta mahpusun neden tahliye edilmediğini sordu!

    PİRHA – 79 Yaşındaki Hanife Arslan, tansiyon, kemik erimesi, KOAH ve daha pek çok hastalığına rağmen cezaevinde tutuluyor. Milletvekili Cengiz Çiçek, yaşamını tek başına idame edemeyen Arslan’ın durumunu gündeme getirerek Adalet Bakanına “Hasta mahpuslara karşı uygulanan düşman infaz hukukunu daha ne zamana kadar sürdüreceksiniz?” sorusunu yöneltti.

    Türkiye hapishanelerinde yaşanan hak ihlalleri günden güne artıyor. Temel insan haklarının yok sayıldığı, yaşamlarını tek başına idame edemeyecek çok sayıda mahpus, hapishanelerde tutulmaya devam ediyor. Ağır hasta mahpuslar tahliye edilmemekte ve sağlığa erişim hakları hapishane yönetimlerinin keyfi uygulamaları veya Adli Tıp Kurumu kararlarıyla engelleniyor.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre; Türkiye hapishanelerinde 651’i ağır olmak üzere toplam 1517 hasta mahpus bulunuyor.

    79 YAŞINDAKİ HASTA MAHPUSA KEYFİ TAHLİYE ENGELİ!

    Sağlık sorunlarına ve ileri yaşına rağmen hapishanelerde tutulan mahpuslardan biri de Hanife Arslan. Van T Tipi Hapishanesi’nde tutulan 79 yaşındaki hasta mahpusun sağlık durumunun giderek ağırlaştığı ifade ediliyor. Arslan’ın tansiyon, kemik erimesi, KOAH ve daha pek çok hastalığının olduğuna vurgu yapılıyor. Hanife Arslan’ın ayrıca Bilateral dizde 4. seviye artrozu olduğu, en ileri seviye “kireçlenmeden” dolayı yataktan kalkmak, hastaneye gitme durumlarında dahi son derece şiddetli ağrılara maruz kaldığı belirtiliyor.

    Arslan’ın, ortopedi muayenesinde tespit edildiği üzere eklem sertliği ve hareket kısıtlılığı mevcut olup desteksiz yürümesi de mümkün değil. İki dizinden ameliyat olması gereken Hanife Arslan, dizlerindeki ağrılar nedeniyle yere düşerek dişlerinin kırıldığı ve aylarca diş tedavisi gerçekleştirilmediği bilgisi paylaşıldı.

    “DÜŞMAN İNFAZ HUKUKU!”

    Dem Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek de Arslan’ın durumuna dikkat çekti. Arslan’ın hapishane koşullarında tutulmasının yaşam hakkına, sağlık hakkına ve insan onurunun korunmasına aykırı olduğu vurgulayan Çiçek, konuyu Meclis gündemine de getirdi.

    Cengiz Çiçek, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları da yöneltti:

    “Hanife Arslan, en son hangi tarihte revire/hastaneye götürülmüştür? Hangi tahlil ve tetkikler yapılmıştır? Şu anki sağlık durumu nasıldır?

    Birçok kronik hastalığı bulunan 79 yaşındaki Hanife Arslan’ın infaz ertelemesinin koşulları mevcutken halen hapishanede tutulmasının sebebi nedir?

    Hapishanede yaşamını idame ettirmekte zorlanan, tek başına ihtiyaçlarını karşılayamayan hasta mahpus Hanife Arslan’ın serbest bırakılması ve tedaviye erişiminin sağlanması için bir girişiminiz olacak mıdır?

    Hasta mahpuslara karşı uygulanan düşman infaz hukukunu daha ne zamana kadar sürdüreceksiniz? Hapishane koşulları ve uygulamaları dolayısıyla yaşamı tehdit altında olan hasta mahpuslardan kim sorumlu tutulacaktır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Ferit Şenyaşar, katledilen ailesini meclis gündemine taşıdı

    Milletvekili Ferit Şenyaşar, katledilen ailesini meclis gündemine taşıdı

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar, ilk soru önergesinde 2018 yılında katledilen ailesinin soruşturma ve dava sürecini Adalet Bakanı ile İçişleri Bakanı’na sordu.

    Yeşil Sol Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar’ın babası ve iki kardeşi, 2018 yılında AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın akrabaları tarafından katledilmişti. Şenyaşar ilk soru önergesinde bu cinayetlere yer vererek, katliamı meclis gündemine taşıdı.

    Şenyaşar, TBMM Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a “Adalet Bakanı olarak başladığınız yeni görevinizde yıllardır süregelen bu adaletsizliğin çözümü ve adaletin yerini bulması adına bir girişimde bulunmayı düşünüyor musunuz?” sorusunu yöneltti.

    BAKAN YERLİKAYA’YA MOBESE GÖRÜNTÜLERİ SORULDU

    Önergede, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya‘nın yanıtlaması talebiyle şu sorular yöneltildi:

    – Hastaneyi gören kaç adet mobese kamerası bulunmaktadır?

    – Hastaneyi gören mobese kameralarının çalışmama gerekçesi nedir?

    – Hastanede bulunan güvenlik görevlilerinin herhangi bir gözaltı işlemi gerçekleştirmemesinin nedeni nedir?

    – Birinci derece faillerinden biri olan ve 5 yıldır arama kararı bulunan İbrahim Yıldız’ın kendi kimliği ile giriş yaparak tedavi gördüğü hastanede tespit edilememe sebebi nedir?

    – İnsanların can ve mal güvenliğini korumakla görevli kolluk gücünün bu görevini yerine getirememesi sonucunda sorumlular hakkında idari bir soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmış ise ne aşamadadır? Başlatılmamış ise başlatılmama gerekçesi nedir?

    (HABER MERKEZİ)