Etiket: Yol erenleri

  • ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO

    ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO

    PİRHA- Zeliha Korkmaz, ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ve din görevlilerinin atanmasını, Alevilere yöneltilmiş bir asimilasyon ve inkar politikası olarak değerlendirdi. Alevilere dönük sistematikleştirilen bu politikalara karşı Korkmaz, örgütlülük ve mücadele vurgusu yaptı.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) projesi kapsamında, birçok kentte okullara imam ve din görevlisi atandı.

    Geçmişte de benzer projelerle eğitim alanı laiklikten uzaklaştırılarak dinselleştirilmeye çalışılmıştı. Şimdi de ‘Manevi danışmanlık’ adı altında din görevlilerinin okullara atanması başta eğitimciler olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden tepki topluyor. Tekçi, dinci zihniyetle uygulamaya konulan bu projeye özellikle eğitimcilerden itiraz sesleri yükseliyor.

    Söz konusu uygulama ile ilgili Yol Erenleri’nden Zeliha Korkmaz, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “ÇEDES’İN 3 BAKANLIK AYAĞIYLA UYGULANMASI TESADÜFİ DEĞİL”

    Zeliha Korkmaz, AKP hükümetinin iktidarı boyunca Alevilere karşı asimilasyon ve inkar politikalarını hep devrede tuttuğunu hatırlatarak, bunun seçimlerden sonra daha da hızlandırıldığına dikkat çekti.

    ÇEDES’in de bu politikaların bir parçası olduğunu belirten Korkmaz, “ÇEDES projesi 3 bakanlıkla yapılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı bugün kendisine ayrılan bütçeyi dini bütçe olarak algılıyor ve imam hatip okullarına ayırıyor bu bütçeyi. Kendini Diyanet’in bir ayağı olarak görüyor. Bir diğer ayağını zorunlu din dersiyle yapmışlardı ve 4+4+4 sistemiyle bunu hızlandırmışlardı. Kendilerine verilen bütçeyi daha çok imam hatip okulu açmaya kullanıyorlar. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nı yanlarına almaları tesadüf değil. Bu karanlık ve gerici zihniyeti gençlikle buluşturma çabası içindeler. Bunu da meşrulaştırmak için bu bakanlıkları kullanmaya çalışıyorlar” dedi.

    “ÇEDES VE BENZERİ UYGULAMALARI KABUL ETMİYORUZ”

    Korkmaz, atanamayan öğretmenler gerçeğine işaret ederek ÇEDES gibi projelerin kabul edilemez olduğunu ifade etti. ÇEDES’i ekolojik ve eşit yurttaşlık kavramı üzerinden de değerlendiren Korkmaz, şunları söyledi:

    “Bu projenin açılımının Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum olması oldukça gülünç, çünkü biz AKP’nin ve Erdoğan’ın bu ülkede tek bir ağaç bırakmadığını biliyoruz. Bu ülkedeki hiçbir insanın değerlerine sahip çıkmayan, saygı duymayan, asimile etmeye çalışan bir politika yürütüyor. Bugün 1 milyonun üzerinde atanmayan öğretmenler var. Bu kadar yoksulluk cenderesinde olan öğretmen varken okullara imam atanmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Tarikat ve cemaatlerde çocuk istismarları, tecavüzleri ve şiddet olaylarını din adı altında kapattıklarını, suçluların ceza almadığını biliyoruz.”

    “ALEVİLER KARANLIK ZİHNİYETE KARŞI MÜCADELEYİ SÜRDÜRMELİ”

    Yaratılmak istenen tekçi, gerici, eşitlikten uzak toplum modeline karşı Alevilerin her zamankinden daha çok mücadele etmesi gerektiğinin altını çizen Korkmaz, “Aleviler bugün birçok halk kesimiyle bunu birleştirmeli. Daha çok örgütlenmeliyiz çünkü karşımızda çok örgütlü bir AKP iktidarı var. Bizim de bu sert savaşların karşısında daha sert hamlelerle, dik duruşla karşılık vermemiz gerekiyor. 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak miting bunun bir ayağını oluşturuyor” diye belirtti.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO

    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO

     

  • Yol Erenleri: Katliamlara karşı güçlü bir Alevi örgütlenmesi yaratmalıyız-VİDEO

    Yol Erenleri: Katliamlara karşı güçlü bir Alevi örgütlenmesi yaratmalıyız-VİDEO

    PİRHA- Yol Erenleri, Maraş Katliamı’nın 42. yılına dair yaptığı açıklamada, devletin katliamla yüzleşmediğine dikkat çekerek, “Bilge, direnişçi bir kararlılıkla mücadele etmedikçe, zalimlerden hesap sormadıkça egemen güçlerin, zulümleri de bitmeyecektir. Güçlü bir Alevi örgütlenmesi yaratılmasının kaçınılmaz olduğunu düşünüyoruz” dedi. 

    Maraş Katliamı’nın üzerinden tam 42 yıl geçti ancak katliamın izleri hala dipdiri. 19-26 Aralık 1978’de yaşanan katliamda, sadece bir hafta içerisinde resmi verilere göre 111 kişi, resmi olmayan beyanlara göre ise 500’ün üzerine insan yaşamını yitirdi. Yüzlerce insan yaralandı. 210 ev, 70 iş yeri tahrip edildi.

    Yaşananlar üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen etkin bir soruşturma ise yapılmadı.

    Yol Erenleri, Maraş Katliamı’nın 42. yılına dair İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin ve İzmir şubelerinde basın açıklaması yaptı.

    “KATİLLERİ TANIYORUZ”

    Yol Erenleri adına Mersin’de açıklamayı okuyan Şilan Sürmeli, ülke tarihinin en kanlı katliamlarından birinin 42 yıl önce Maraş’ta yaşandığını belirterek, “Yaşananlar ortadayken devlet, Maraş Katliamı ile yüzleşmemiş, yüzleşmek istememiştir. Aradan 42 yıl geçmesine rağmen Alevilere zulüm uygulayan karanlık güçler ortaya çıkarılmamıştır. Bununla da kalmayıp katliama adı karışan katiller; milletvekili, belediye başkanı ve zenginleştirilen iş insanı yapılarak ödüllendirilmiştir” dedi.

    “EGEMENLER ALEVİLERDEN NE İSTİYOR?”

    “Bu düşmanlık neden? Egemenler güçler Alevilerden Ne istiyor?” diye soran Sürmeli, şunları ifade etti:

    “Şunu biliyoruz ki hiçbir şey boşuna ya da rastgele yaşanmadı. Egemen güçler Alevileri “potansiyel düşman” görmesinin kökleri, tarihin derinliklerinde saklıdır. Alevi toplumunun tarih içinde oluşmuş “yapısı”, baskı ve sömürüyle uyuşmuyor, egemenlerin çıkarlarıyla zıt yönde hareket ediyor.

    Aleviler, tarihsel kökleri olan “komün toplumsallığından” aldıkları özgürlükçü ve dayanışmacı bir toplumsal yapı olarak var oldular. Aleviler, kendi tarihlerinin ürettiği inanç değerleri gereği, daima, zulme, sömürüye ve haksızlığa başkaldırdılar. İşte, egemen güçler, kendi sömürücü, anti demokratik, zulüm düzenlerini sürdürebilmek için Alevilerin bu demokratik, özgürlükçü, isyancı değerlerinden nefret ediyor. Maraş Katliamı öncesinde de siyasallaşan bir Alevi gerçekliği vardı. Özgürlükçü, devrimci, yurtsever ve demokrat kimlikleriyle Aleviler; toplumsal mücadele dinamiklerinde en ön saflarda yer almaktaydılar. Bundandır ki; egemenler, faşistler; Alevileri ezilip yok edilecek bir düşman olarak görüyorlar.”

    “YOL ERENLERİ KATLİAMLARA DUR DEME KARARLILIĞINDADIR”

    Alevilerin tarihinin direnişler tarihi olduğuna dikkat çeken Sürmeli, “Bilge, direnişçi bir kararlılıkla mücadele etmedikçe, zalimlerden hesap sormadıkça egemen güçlerin, zulümleri de bitmeyecektir. Bu bilinçle ve kararlılıkla “Yol Erenleri” olarak güçlü bir Alevi örgütlenmesi yaratılmasının kaçınılmaz olduğunu düşünüyoruz. Maraş Katliamı’nı, Aralık ayında gerçekleştirilen cezaevi ve Roboski Katliamı’nı lanetliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN-İZMİR

  • ‘Alevi hareketinin tarihi ve yeni dönem örgütlenme perspektifi’ paneli 26 Ocak’ta

    ‘Alevi hareketinin tarihi ve yeni dönem örgütlenme perspektifi’ paneli 26 Ocak’ta

    PİRHA – İstanbul Yol Erenleri, 26 Ocak’da ‘Alevi Hareketinin tarihi ve yeni dönem örgütlenme perspektifi’ konulu panel düzenliyor.

    İstanbul Yol Erenleri Derneği, 26 Ocak Pazar günü, ‘Alevi Hareketinin tarihi ve yeni dönem örgütlenme perspektifi’  konulu panel düzenliyor.

    Kartal Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nde gerçekleşecek panelin Moderatörlüğünü Hasret Bahçecioğlu yapacak. Bahçecioğlu’nun yöneteceği panele AABK Onursal Başkanı Turgut Öker, Alevi Bektaşi Federasyon Kurucusu Ali Kenanoğlu ve Yol Erenleri Temsilcisi Şilan Sürmeli konuşmacı olarak katılacak. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Alevilikte Asimilasyon ve Örgütlenme’ paneli 24 Kasım’da yapılacak

    ‘Alevilikte Asimilasyon ve Örgütlenme’ paneli 24 Kasım’da yapılacak

    PİRHA – Yol Erenleri Derneği, İstanbul’da ‘Alevilikte Asimilasyon ve Örgütlenme’ paneli gerçekleştirecek. 

    Yol Erenleri Derneği, İstanbul Sarıyer Ömürtepe’de bulunan Zara Çaylıca Köyü Derneği’nde ‘Alevilikte Asimilasyon ve Örgütlenme’ başlığıyla panel düzenleyecek.

    Araştırmacı/Yazar Naz Atmaca ve Yol Erenleri Derneği’nden Ali Haydar Arıkuşu’nun konuşmacı olarak katılacağı panel 24 Kasım Pazar günü saat 19:00’da yapılacak. (HABER MERKEZİ)

     

  • Yol Erenleri, cemevlerine yasal statünün verilmesi için imza kampanyası başlattı

    Yol Erenleri, cemevlerine yasal statünün verilmesi için imza kampanyası başlattı

    PİRHA- Yol Erenleri, cemevlerine yasal statü verilmesi için Change.org sitesinden imza kampanyası başlattı. 

    Yol Erenleri Derneği, cemevlerine yasal statü verilmesi için Change.org sitesinden imza kampanyası başlattı. İmza kampanyası için hazırlanan metinde yerel yönetimlerin tartışılmaya başlandığı seçim arifelerinde belediyelerin geçici belediyecilik algısından vazgeçmeleri için şu çağrıda bulundu:

    “Halkın yaşadığı ortak yaşam alanlarında ortaya çıkan sorunlar ve problemler üzerinde söz sahibi ve karar alıcı olan, orada yaşayan halkın kendisidir. Bu irade ile bütünleşecek yerel yönetimlerin (il-ilçe belediyeleri, meclis üyelikleri, muhtarlıklar) tekçiliğe, rantçılığa karşı halkın sadece doğrudan sorunlarına odaklı bir yönelim içinde olmasını istiyoruz. Çoğulcu ve yerel dinamikleri gözeten katılımcı bakış açısının, belediye meclislerinin yönetim biçimi haline gelmesini istiyoruz.”

    Yerel yönetimlerin Alevilerin taleplerini gören bir bakış açısına sahip olmaları gerektiğinine dikkat çekilerek, Türkiye’nin her bölgesinde Alevilerin yaşadığı ve inanç merkezlerinin kimi yerlerde olmadığı olan yerlerde ise var olma mücadelesi verdikleri belirtildi.

    Alevilerin “Eşit Yurttaşlık” kapsamında cemevlerinin yasal güvenceye kazandırılmasını talep ettikleri belirtilen metinde, “Yerel belediyeciliğe düşen ise bu yasallığı sağlayıp, biz Alevilerin inanç ve ibadet merkezlerinin var olmasını desteklemektir” denildi.

    Açıklamada, yerel belediyelerin ne yapmaları gerektiği ise şöyle sıralandı;

    – Cemevleri belediyeler tarafından ibadethane olarak kabul edilmelidir. Böylece cemevleri camilerle aynı statüye kavuşacak.

    – Cemevlerinin su parası, elektrik parası, çevre düzenlemesi, bakımı, onarımı, temizliği belediyeler tarafından karşılansın. Camiler neden yararlanıyorsa cemevleri de yararlansın. Bunları karşılamak belediyelerin görevi haline gelmelidir.

    – İmar planlarında cemevi yazılmalı, belediye imar planlarında cemevleri de belediye arazilerinden ücretsiz yararlanmalıdır.

    – Yapılan cemevlerinin arsalarıyla birlikte Alevi kurumlarına devredilmeleri, belediyelerin keyfi ve rantçı bakış açılarını önlemek açısından önemlidir.

    Açıklamada, kampanyaya destek çağrısında bulunarak, “demokratik anayasa mücadelesinde ısrar etmeli ve bu konuda irademizi ortaya koymalıyız. Bilmeliyiz ki, taleplerimizin gerçekleşmesini ancak ve ancak demokratik bir anayasayla güvence altına alabiliriz” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Madımak’ta devletin parmağı değil kendisi vardır!’ VİDEO

    ‘Madımak’ta devletin parmağı değil kendisi vardır!’ VİDEO

    PİRHA- Yol Erenleri ve Pir Sultan Kültür Derneği Bornova Şubesi çok sayıda yurttaşın katılımıyla Sivas anması gerçekleştirdi. Anmada konuşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Madımak’ın arkasında koca bir tarih var. Fiili katliam vardı. Bir katliam dizisidir. Madımak’ta tüm halklar katledildi. Devletin parmağı değil kendisi vardır” dedi.

    Yol Erenleri Derneği ve PSAKD Bornova Şubesi, Madımak Katliamı’nın 26. yıl dönümünde yaşamını yitirenler için bir anma gerçekleştirdi. Bornova Atatürk Mahallesi Kültür Merkezi’nde gerçekleşen anmada, ‘ Eşit yurttaşlık, demokratik anayasa istiyoruz’, ‘ Asimilasyona hayır, zorunlu din dersleri kaldırılsın’, ‘Sivas’ı unutmadık’ pankartları asıldı.

    Katliamda yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ve sinevizyon gösterimi sonrası HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ve PSAKD Bornova Şube Başkanı Kamil Yücer divanda yerini aldı. Kısa bir konuşma yapan Yücer, “Yıllarca bastırıldık. Bunları artık yıkmamız lazım. Nerede olacağımızı, sahipleneceğimizi bilirsek daha çok omuz omuza durabiliriz” diye konuştu.

    “MADIMAK’TA HALKLAR KATLEDİLDİ”

    Anma etkinliğinde söz alan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Madımak Katliamı’nın arkasında büyük bir tarihi gerçekliğin yattığına vurgu yaparak katliamda devletin insanlığa karşı suç işlediğini söyledi. Bülbül, “Madımak’ın arkasında koca bir tarih var. Fiili katliam vardı. Bir katliam dizisidir. Madımak’ta tüm halklar katledildi. Devletin parmağı değil kendisi vardır. Devlet insanlığa karşı suç işlemiştir. Alevi toplumunun, kurumlarının temel görevi devrimcileri, Kürtleri, Ermenileri, Süryanileri kısacası mazlumları bir araya getirmektir. Bundan bir sorumluluk çıkarmaktır. Börklüce’nin katledilip köy köy gezdirilmesi de bir katliamdır. Türk-İslam sentezi tarihini gerçekleştirmenin bir parçasıdır. Türkmen halkı sistematik olarak katledilmiştir. Devşirme usulünü sürdürmüştür Türkmen halkının kimlik talebini ortadan kaldırmak için katliamlar uygulanmıştır” diye konuştu.

    “KOÇGİRİ KATLİAMI DEVLETE GÖRE MADIMAK’IN YARIM KALMIŞ HALİ”

    “6 Mart 1921 Koçgiri Katliamı devlete göre Madımak’ın yarım kalmış halidir. Laiklik adı altında tekçi bir rejim kurulmuş, Diyanet eli ile devlet dini oluşmuştur” diye sözlerine ekleyen Bülbül,  Alevi inancın toplumsal, inançsal, kültürel değerleri ile sürekli sisteme karşı oluşunun beraberinde katliam girişimlerini de getirdiğine dikkat çekti. Bülbül, şunları vurguladı:

    “Bütün Alevi katliamları Maraş, Adıyaman, Antep, Malatya ve Sivas hattında olmuştur. Bu güzergahta yürütülen katlimlar Türkmen Aleviler, Kürt Aleviler, Arap Aleviler ve Roman Alevilere olmuştur. Egemen kimlik hiçbir kimliği tanımaz, hak vermez. Önce Alevilerin kimliği kabul edilecek sonra hak talep edecek. Bütün bu katliamların temel sebebi 1960 yıllardan sonra kentlere göç etme, esnaflık yapma ve şehrin sosyal yapısında yer alması, söz sahibi olması sistemde bir algı oluşturuldu. Bundan dolayı müdahale edildi. Diğeri ise Selçuklu ve Osmanlı’da vergi alınmasıdır. Aleviler vergisini talibi olduğu ocağa verir. Ocak’ta bunu eşit pay eder. Diğeri de asker vermemektir. Aleviler bunu da red etmiştir. Diğeri ise hukuktur. Aleviler sorunları kendi içinde çözmüş, şeyhülislama taşımamasıdır. Sorunlarını kendi inanç sistemi içinde çözmesidir. Dördüncüsü ise toplumsal örgütlenme sistemidir. Bir tür özerk yaşamdır ve sistem tarafından aykırı görüldüğü için hedef olmuştur.”

    “ŞİİRİMİZ, KÜLTÜRÜMÜZ KATLEDİLDİ”

    “Hangi Alevi uluları sizi utandırdı?” diye soran Bülbül, Alevilerin utangaç ve sıkılgan tavırlarından bir an önce kurtulmaları ve kendilerini öz güven ile haykırmaları gerektiğine vurgu yaptı. Madımak’a sahip çıkmanın halkların özgürlüğünü sağlamak ile gerçekleşecebileceğine dikkat çeken Bülbül şöyle devam etti:

    “Utangaç, sıkılgan tavırdan vazgeçmeliyiz. Hangi Alevi uluları sizi utandırdı? Bunu öz güvenle haykırma zamanıdır. Madımak’ın, Ali İsmail’in, Berkin Elvan’ın hesabının sorulması için neden bir ittifak olmasın. Kadın katliamları Madımak’ın devamıdır. Madımak’ta şiirimiz, sazımız, kültürümüz, Türklüğümüz, Kürtlüğümüz katledilmiştir. Türkiye’nin Alevi toplumuna çok borcu vardır. Biz ülkeye Aşık Mahsuni’leri, Nesimi Çimen’i, Hallacı Mansur’u, Aşık Veysel’i armağan ettik. Onlar olmasa halk müziği olmazdı. Madımak’ta yakılanlar Pir Sultan’ın mücadelesini güncelleyenlerdir. Bu davaya hizmet etmek için gittiler.”

    Son olarak toplumsal değerleri gerçekleştirmenin birlikte çalışmak ile var olacağının altını çizen Bülbül, “Ya halklara eşit yaşama özgürlüğü getireceğiz, yada bu sorumluluğun altında kalacağız. Duyguda düşüncede birlikte olalım. Toplumsal değerleri gerçekleştirmeye çalışalım. Hepimizin görevini Türkiye halklarını özgürleştirmektir” ifadelerini kullandı.

    Anma genç zakirlerin okuduğu nefesler ile son buldu.

    PİRHA / İZMİR

     

  • ‘Sivas Katliamı’nın gerçek sorumluları yargılanmadı’-VİDEO

    ‘Sivas Katliamı’nın gerçek sorumluları yargılanmadı’-VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenler için İzmir’de anma etkinliği düzenlendi. Anmaya katılan katliamda hayatını kaybeden Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı, Sivas davasının emsal nitelikte olduğunu, gerçek faiilerinin yargılanmadığını belirterek, “Biz Sivas Katliamı davası bitti demeden o dava bitmez” dedi.

    İzmir’de Yol Erenleri, Sivas Katliamı’nın 26. yılında anma etkinliği düzenledi. Anmanın düzenlendiği salona “Cemevlerine yasal statü istiyoruz”, “Eşit yurttaşlık için demokratik anayasa!”, “Sevdanın güzelliğinde canın cana hasretinde inançlı yürekleriyle kavganın ateşlerinde yananlara selam olsun” yazılı dövizler asıldı.

    Sivas şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan etkinlik daha sonra Menemen Dersimliler Derneği’nin hazırladığı Sivas Katliamı’nı anlatan kısa tiyatro gösterimi ile devam etti.

    Tiyatro gösteriminden sonra 1993 yılında Sivas Katliamı’ında hayatını kaybeden şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok konuşmasını yaptı. Sivas Katliamı’ında neler yaşandığını herkesin bildiğini ancak hatırlamak için diğer kuşaklara aktarılmasının önemine vurgu yapan Altıok, anmaların ve paylaşımın önemli olduğunu söyledi.

    Türkiye’de yaşananları anlatarak 1993 yılında yaşananların nasıl olduğunu anlatan Altıok, Türkiye’de kötü günlerin ve çok acıların yaşandığı, ağır bedellerin ödendiği bir dönemden geçildiğini kaydetti.

    Gezi’de hayatını kaybedenlerinin çoğunluğunun Alevi olmasının tesadüf olmadığını ifade eden Zeynep Altıok, 1993 yılında babasını kaybettiğini, bunun yaşamayı hiç istemediği bir acı olduğunu belirterek, “Hiç pişman değilim eğer bu yoldaysa verilecek can bugün de o canı verecek olan yine biziz” dedi.

    Altıok, Canan Kaftancıoğlu’nun 17 yılla yargılandığını 28 Haziran’da duruşmasının olduğunu, 24-25 Haziran’da Gezi duruşması, “Çocuklar ölmesin” diyen Ayşe öğretmenin de yeniden yargılanmasının 26 Haziran’da olduğunu hatırlattı.

    Türkiye’de karanlık bir dönem yaşandığını belirten Altıok, “17 yıllık blok siyasal İslam iktidarı, o siyasal İslam iktidarının nasıl oluştuğunu eğer anlamazsak, o rejimin nasıl dönüştürüldüğünü, anayasanın neye kurban edildiğini neden buna ihtiyaç duyulduğunu, nasıl bir dayatma ile değiştirildiğini, demokrasinin nasıl yok edildiğini hatırlamazsak belki daha çok süreceğimiz acılarımız olacak. Ama 2 Temmuz’dayız. Belki o izi oradan aldık”dedi.

    “SİVAS’TA BİRÇOK ŞEY HEDEF ALINDI”

    2 Temmuz’un sadece öldürülmüş canları anmak olmadığının altını çizen Zeynep Altıok, Sivas Madımak’da birçok şeyin hedef alındığını söyledi.

    Altıok, konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Geçmişte de daima aydınlanmanın izinde olan, daima insandan yana olan, bir düşünce ve felsefeyle inancını harmanlayan, bağnazlıkla bir inanç üzerinden güdümlenmiş, körüklenmiş nefretle hareket etmeyen Alevi insanlar o gün orada Sivas’ta yobazlar tarafından hedef alındılar. Hedef alınırken onlarla birlikte hedef alınan bir Cumhuriyet vardı. Alevilerin hedef alınmasının sebeplerinden biri Cumuhuriyetin yılmaz savunucuları olmalarıydı.”

    “SİVAS KATLİAMI DAVASININ HİÇBİR GERÇEK SANIĞI YARGILANMADI”

    Sivas Katliamı davasında bir arpa boyu yol gidilmediğini belirten Altıok, “Biz Sivas Katliamı davası bitti demeden o dava bitmez” dedi.

    Sivas Katliamı davasının emsal nitelikte olduğunun altını çizen Zeynep Altıok, “Süren en uzun siyasi cinayet katliamı davası olduğunu ana dava bittiği halde iki firari sanık üzerinden iki dava halinde devam etmektedir. O firari sanıklar üzerinden devam eden davalardan bir tanesi zaman aşımına uğratıldı. Ve diğeri de aynı akıbeti bekliyor. Zaman aşımına uğrayan dava üst mahkemede ve 5 yıllık bir süreç geçti. O üst mahkeme alıştığımız şekilde görevini yapmıyor ve o orada atıl bekliyor. Diğer davada hukuki olarak yasal süreci henüz dolmadığı için zaman aşımına uğrayamadığı için devam ediyor. Bir avuç eylemci yargıya taşındı. Sahici, perde arkasındaki örgütçüler, devlet içinden emir verenler, o askerin ve polisin müdahale etmemesi talimatını verenler sorgulanmadılar. Kamu yöneticilerinin hiçbiri sorgulanmadı, azmettirici belediye başkanı sorgulanmadı.”

    “SİVAS KATLİAMI POLİTİK BİR MESELEDİR”

    Daha sonra Yol Ereneleri adına kısa bir konuşma yapan Elif Kavil, Sivas Katliamı’nın bir tesadüf olmadığını planlı bir komplo olduğunu söyledi. Kavil, 1980 sonrası köylerden kentlere göçlerin artmasıyla kentlerde inançlarını var etmek isteyen Alevilere karşılarında olan gücün izin vermediğini belirtti.

    Siavas Katliamı’nın politik bir mesele olduğunu söyleyen Kavil, ‘Sivas’tan bu yana baktığımızda biz Alevilere düşen ne?’ diye bakılması gerektiğinin altını çizdi.

    Kavil, Alevilerin yüz yıllar boyunca ezilenlerden yana olduklarını bir kimlik mücadelesi verdiklerini kaydetti.

    Anma Özgecan Aslan Kadın Korusu’nun türkülerini seslendirmesiyle son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Yol Erenleri, 21 Haziran’da 33 canı anacak

    Yol Erenleri, 21 Haziran’da 33 canı anacak

    PİRHA –  Yol Erenleri, 2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anmak için 21 Haziran’da anma programı yapacak. 

    Yol Erenleri,  İzmir’de Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenler için anma programı yapacak. 21 Haziran Cuma günü yapılacak  söyleşiye Zeynep Altıok Akatlı katılacak. Öte yandan Menemen Dersimliler Derneği’nin hazırladığı skeç gösterimi yapılacak, ardından Özgecan Kadın Korosu’nın müzik dinletisi olacak. Saat 19.00’da başlayacak program Çiğli Belediyesi Konferans solonunda yapılacak.

    (HABER MERKEZİ)

    rneleri