Etiket: yol erkan

  • Üniversiteli İsmail Güçlü cemlerde zakirlik yapıyor: Deyişlerden hissiyat alıyorum-VİDEO

    Üniversiteli İsmail Güçlü cemlerde zakirlik yapıyor: Deyişlerden hissiyat alıyorum-VİDEO

    PİRHA- Cemlerde ve cenaze erkânlarında zakirlik hizmeti yürüten İsmail Güçlü, duygularını anlattı. Güçlü, “Zakirlik yaparken belli bir uhreviyat gerekiyor. Cemlerde Alevi yolunun, yol erkânın temel öğretisi deyişler olduğu için deyişlerden hissiyat alıyor ve hizmeti severek yapıyoruz” dedi.

    Ordu Üniversitesinde müzik bölümünde öğrenci olan Zakir İsmail Güçlü, cem erkânlarında üstlendiği hizmete dair konuştu.

    Güçlü, “Çorum’un Karabıyık köyündenim, şu an 33 yaşındayım, HBVAKV Çorum Şubesi’nde 6 yıldır hizmet yürütüyorum. Cemevine ilk başladığımda 2 yıl kadar boyunca fiili olarak burada çalıştım. Ondan sonra Ordu Üniversitesi’nde Müzik bölümünü kazandım. Şu an son sınıf öğrencisiyim. Hafta sonlarında hizmet olduğu zaman buraya geliyorum, iki gün burada hizmet yaptıktan sonra tekrar okuluma dönüyorum” dedi.

     “ZAKİR OLMAMDA EN BÜYÜK ETKEN BAĞLAMA HOCAMDIR

    Güçlü, zakir olmasında bağlama hocasının etkili olduğunu şu sözlerle dile getirdi:

    “Zakirilik temiz edebi gerektiren bir duygu. 21 yaşında bağlamaya başladım saz kursu ile birlikte hocam zakirlikle ilgili, yol, erkanla ilgili derin bilgileri olan bir insandı. Yapılan sohbet ve muhabbetler benim içimde hissiyat oluşturdu ve zakirliğe yöneldim. Sazı ele tekniklerine dayalı çalma ve eski tarz geleneksel müziğe daha çok yönelimim oldu.

    “ÖĞRECİYİM HAFTA SONLARI CEMLERDE VE CENAZE ERKANLARINDA ZAKİRLİK HİZMET YÜRÜTÜYORUM

    Cemlerde zakirlik yaparken belli bir uhreviyat geliyor. Yolun, erkânın temel öğretisi genelde deyişler olduğu için bu yüzden biz de o deyişlerden hissiyat alıyoruz ve hizmeti severek yapıyoruz. Pandemiden kaynaklı on-line (çevrimiçi) sistemiyle eğitim olduğu için genelde Çorum’dayım hafta içi olduğu zamanda cemevine geliyorum. cenaze erkânlarında da hizmet yapıyorum.

    Zakirliği içten gelmesi gereken bir duygu olarak ifade eden Güçlü konuşmasının devamında şunlar ifade etti:

    “Erdal Erzincan’ın da söylediği gibi “Her Alevinin evinde bir bağlama olması gerekiyor” Bu anlamda bağlama asılı olan evde o çocuk merak eder çocuk bağlamaya heveslenir. Ailesi Alevilikte ilgili, itikatla ilgili, inançlarımızla ilgili bilgiler de çocuğa aşılar ve kursa gönderirse ve bu doğru verilirse zaten gerisi gelir.

    “BİRÇOK ALEVİ KÖYÜ KENDİ ERKANINA DÖNDÜ”

    Çorum Türkiye de bir istisnadır Çorum’da insanlar yozlaştırılmaya, asimile edilmeye, korkutulmaya ve sindirilmeye çalışıldı ama HBVAKV Hacı Bektaş Çorum Şubesi kurulduktan sonra erkânlar üzerine daha fazla yoğunlaşıldığından dolayı birçok Alevi köyü kendi erkânına döndü.”

    “CENAZE ERKANLARIMIZ ALEVİ RİTÜELLERİNE UYGUN ŞEKİLDE YÜRÜTÜLÜYOR”

    Çorumda bulunan Alevi nüfusunun %75- %80’i şu anda Alevi erkânını yapıyor. Geri kalan kesimler benim köyüm de dâhil olmak üzere belli bir beyin yıkanmışlığı var. Bizim asıl olan deyişlerle dedelerimizin kaldırdığı cenazeleri burada ötelediler ve şu anda da aynı şekilde devam ediyor. Sadece benim köyüm değil, birkaç tane köy daha var. Alevi erkânına gönül veren köylerimiz anımsamayacak kadar da çok.

    Burada biz Türkçe erkan yürütüyoruz. Ben de deyişlerle cenaze kaldırdım. En son Turgut Öker başkanın annesi ve babası Hakk’a yürümüştü onların cenaze erkânlarını deyişlerle uğurlamıştık.

    “ARAPÇA VE FARÇA KULLANILAN SÖZCÜKLERİ İNSANLARIMIZ KUTSAL ZANNEDİYOR”           

    Dedelerin cemlerde 12 hizmeti yürütürken anadilleri kullanmak yerine Farsça ve Arapça sözcükler kullandığına da dikkat çeken Güçlü şunları ifade etti:

    “Arapça kelimeleri, cümleleri insanlarımız kutsal sanıyor. Kendi anladığı dili istemiyor, Arapça okunduğu zaman kabul ediyorlar. Bazı cenazelerde mevlit oluyor. Mevlitlerde Yasin Arapça okunuyor. Arapça okunduğu zaman insanlara daha bir etkileyici geliyor. Türkçesine baksalar Hakk’a yürüyen canla hiçbir alakası olmadığını görecekler. Farklı anlamda kullanılan cümleler olmasına rağmen anlamadığı şeyleri anlıyormuş gibi yapıyorlar.

     SÖYLEDİĞİMİZ DEYİŞLERLERİMİZDE, DUAZ İMAMLARIMIZDA ARAPÇA VE FARSÇA KELİMELER MEVCUT”

    “İnsanlarımız, çevremiz ve bizim Alevi canlarımız da cenaze erkanı olduğu zaman Arapça olmasını istiyorlar” diyen Güçlü, Mahsuni Şerif’in söylediği bir esere dikkat çekerek “Ey Arapça okuyanlar Allah Türkçe bilmiyor mu” diyerek sitem etti.

    Zakir İsmail Güçlü, “Tabii ki deyişlerimizde de çokça Arapça kelimeler var, Farsça kelimeler var. Tamamıyla Türkçe olan Şah Hatayi’nin,  Pir Sultan Abdal’ın bu tür aşıklarımızın da söylediği deyişler var ama genel olarak söylenen deyişlere baktığımızda Arapça ve Farsça kelimeler çok girmiş durumda” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Gazeteci Bayar: Aleviliğe en büyük zararı ‘Yol yıkım ekibi’ veriyor-VİDEO

    Gazeteci Bayar: Aleviliğe en büyük zararı ‘Yol yıkım ekibi’ veriyor-VİDEO

    PİRHA – Gazeteci Yahya Kemal Bayar, Alevi inancının içerisinde olduğu tartışmalara dikkat çekerek “Yola, erkana en büyük zararı Alevi kurumları verir hale geldi. Makam mevki sahipleri Aleviliği karartıyor” dedi.

    Alevi-Bektaşi dünyasını yakından izleyen Gazeteci Yahya Kemal Bayar, Alevi inancı içerisinde süre giden tartışmaları Yazar Ayhan Aydın’a değerlendirdi.

    Aleviliği var eden esas ilkenin; yaşamın bir bütün olarak ele alınmasından geçtiğini söyleyen Bayar, 68 Kuşağının Alevilikteki rolüyle birlikte, inancın yaşamaktan çok tartışılır hale getirilmesine ve kurum temsiliyeti olanların rollerine dair birçok başlıkta değerlendirme yaptı.

    “ALEVİLİK TOPLUMSAL BİR ERKANDIR”

    Gazeteci Bayar, Aleviliği var eden esas ilkelere dikkat çekerek, “Yolda bazı problemler gündeme gelebilir. Ancak kendi içinde sorunsuz yaşayan bir hayatı mevcuttur” diyerek şunları aktardı:

    “Alevilerin cemleri, talipleri, pirleri, görgüleri, sorguları ve esasları var. Bunlar yüzyıllarca devam etmiş ve türlü bedeller ile taviz verilmeden korunmuş. Bu şekilde sahip çıkıldığı için bugüne kadar gelinmiştir. Dış faktörlerden karşı saldırılar olabilir. Yine de bu onları yollarından vazgeçirmiyor çünkü bu toplumsal bir erkandır. Ulularına, taliplerine, pirlerine sahip çıkıyorlar ve yolu sürüyorlar. Bundan dolayı da Alevi’ler ‘Yol cümleden uludur’ cümlesini esas alıyor. ‘Gönül kalsın yol kalmasın diyorlar.’ Yani kişilerin problemleri yola yansımıyor.”

    “68 KUŞAĞI ALEVİLERİN İNANCINA SİRAYET ETTİ”

    Gazeteci Yahya Kemal Bayar, “68 Kuşağı, Alevilerin ilkelerini esas alarak inanca dair birtakım olumsuzluklara da sebep oldu” diyerek söz konusu dönemin inanca yansımasını da şu sözlerle aktardı:

    “Esas kırılma 1960’lardan sonra oluyor. Alevilerin yolunda ciddi bir problem, iç tartışma sürmeden geliniyor. 1960’tan sonra 68 kuşağı dediğimiz furya özellikle Anadolu’da Alevilerin inançlarına bir şekilde sirayet ediyor. Aslında bu benim gözlemim ve çok dillendirilmiş değil. Ben 68 kuşağına eleştiri getirmek için söylemiyorum. Ancak o kuşağın aktörleri ekseriyetle Alevilerin içinden çıktı. Bu bir tesadüf müydü? Hayır. Yolun kendisi adalet arayan bir yol ise dünyanın huzurunu arayan bu yolda aktörler de; sosyalizm söylemlerini, özgürlük, barış, eşitlik, kardeşlik ilkelerini esas alarak Alevilerin felsefesini de ortaya koymuştur. İşte bu kuşağın Aleviliğe getirdiği olumsuzluk şuydu: Alevilik erkanını bırakarak daha çok kendi görüşlerini Alevilerin önüne dayamak. Bu noktada Aleviliğin inanç sistemini, dedelerini, ritüellerini küçümsediler. Bilerek veya bilmeyerek bozulmaya yol açtılar. Bu yol bir şekilde karşılık buldu ve Alevilerin inançları ile dalga geçilir hale gelindi. O zaman kendilerine “devrimci, sosyalist” diyen bazı unsurlar veya çevreler bu inanç sistemini batıl inanç olarak addettiler. Bir dini faktör gibi düşünerek talipleri, dedeleri, erkanı görmezden geldiler. 12 Eylül darbesinden daha farklı etkilenildi. Dönemin Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ, geçtiğimiz günlerde askeriyedeki Alevilerin tasfiye operasyonuna hedef olduklarını açıkladı. Devletin, özellikle Demokrat Parti ile gelen İslamcı- Ortodoks kesim Aleviliği zaten devre dışı bıraktı. Dolayısı ile Aleviler en fazla rahat edecekleri zamanda en fazla asimilasyon ile karşılaştılar. Dedeleri, pirleri, ocakları itibarsızlaştırma ile yolun taşıyıcıları arasındaki köprüler koptu.”

    “ALEVİLİĞİ YAŞAMAK YERİNE TARTIŞILIR HALE GETİRDİLER”

    Alevilerin, Madımak Katliamı sonrasında yeni bir örgütlenme yoluna gittiğini söyleyen Yahya Kemal Bayar, “İnancımızı tamamen ameliyat masasına yatırdılar” diyerek, gündemin artık Alevilik olduğu vurgusunu şu cümlelerle anlattı:

    “Alevilerin 1993’teki yenilenişi ile şöyle bir tablo ortaya çıktı; 68 kuşağının aktörleri yenilgiye uğradı, darbe yaşadı, devre dışı kaldı. Aktörler kendi yapıları dağıldığı için Alevilerin içinde, cemevlerinde görev aldılar. En büyük makamlarda söz sahibi haline geldiler. Alevilerin sıkıntıları burada gündeme geldi. Geçmişte dış faktörlerden tehdit alan Aleviler bu tehlikeyi atlatsa da bitmez tükenmez iç tartışmalara maruz kaldı. Bu aktörler bugün Alevilerin içerisinde ‘Alevilik bu mu, şu mu? İslam içinde mi dışında mı? Ali taraftarı mı Veli taraftarı mı?’ demekten Aleviliği tamamen ameliyat masasına yatırdılar. Aleviliği yaşamak yerine tartışılır hale getirdiler. Bugün nereye giderseniz gidin Alevilik tartışılıyor. Alevilik nedir, kimse yaşamak istemiyor çünkü zor bir yol. Önce nefisten, çıkar ve menfaat ilişkisinden arınmak lazım. İşte bu aktörler, evvela o çıkar ve menfaat ilişkisinden kurtulamadıkları için Aleviliği bitmez tükenmez tartışmaların içine sürüp tartışmaları normalleştirdiler.”

    “MAKAM MEVKİ SAHİPLERİ YOLU VE ERKANI KARARTIYOR”

    Gazateci Yahya Kemal Bayar, Aleviliğin büyük bir tahribat içerisinde olduğunun da altını çizdi. “İnancımızı Alevilerin kendisi bozuyor” diyen Bayar, sözlerine şöyle sürdürdü:

    Yol bir defa yara alınca yola uymayan görüşler, aktörler monte oldu. Bu dedelerden, yazarlardan kaynaklı olmak üzere herkes Aleviliği kendi esasıyla yorumlar hale geldi. Oysa Alevilik yorumlanacak bir şey yerine tamamen yaşanılması gereken bir erkandır. Dedem ve babamdan şunu duydum; ‘ne olursa olsun hiç kimse Aleviliğe zarar veremez, Aleviliğe bir tek Alevilerin kendisi zarar verir. Eğer bu yol, bu erkan bozulursa buna bir tek Aleviler sebep olur’ Şimdi bugünkü görüntü de o. Dışarıdan kimse Aleviliğe bir şey yapamaz. Geçmişte örnekleri var. Aleviler belki bir dönem canları ve malları ile bunu ödediler ama şimdi yolunu kurban verir hale geldiler.

    “YOL YIKIM EKİBİ CESARETİ NEREDEN ALIYOR?”

    Birtakım batın adı altında; Zerdüştlük, Şaman adı altında bir takım ezoterizm söylemleri ile Aleviliğin tamamen içini boşaltır hale geldiler. İşte bunlar kim? Alevilerin cemevlerinde konuşan kitlesi. Yani Aleviliğe en büyük zararı Alevi kurumları verir hale geldi. Mesela biri konuşacak: “Niye kırk?” diyor. Çünkü “bilmem neredeki kırk buraya girmiş” diyor. Beşler, yediler… Niye üç, beş, yedi? Çünkü bunlar Hristiyanlıktan gelme, diyor. Aleviliğin kendisini ortadan kaldırıyor ve bunu kendi eliyle yapıyor. Kaba bir benzetmeyle hırsız evin içindeyse kilit bir işe yaramıyor. Ben bu tür insanlara “yol yıkım ekibi” diyorum. Çünkü onlar Alevilik adına konuşup, anlatıyorlar. İtiraz noktam şu: Cemevlerinin bu tarz kişileri buralara sokmaması lazım. Böyle söylediğim zaman arkadaşlar alınganlık gösteriyor. Ben bozgunculuğa karşıyım. Aleviliğin içini boşaltıp esasında bir şeylerin toplamı ve kandırılmışlık olarak lanse etmeye hakları yoktur. Yol yıkım ekibi, şu anda başarılı bir şekilde çalışıyor ve elini güçlendirerek devam ediyor. Peki bu cesareti nereden buluyorlar? Çünkü oraların başındaki aktörler de kendilerine ‘dedeyim’ diyen dernek veya vakıf başkanları… Makam mevki sahibi olarak yolu erkanı karartıyorlar. Karartmadıkları zaman zaten orada duramazlar. Çünkü yol onları asla kabul etmez.”

    Ayhan AYDIN/PİRHA

  • FUAF Yol Erkan Kurulu Başkanı Doğan’dan tepki: Aleviliğin temel taşlarıyla oynanıyor

    FUAF Yol Erkan Kurulu Başkanı Doğan’dan tepki: Aleviliğin temel taşlarıyla oynanıyor

    PİRHA – FUAF Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan Dede, kaleme aldığı yazısında geleneksel Alevi yol erkanının sistemin saldırıları  ile erozyona uğradığını belirterek, Alevi toplumuna kazanımlarına sahip çıkarak saldırılara karşı mücadele çağrısında bulundu.   

    Fransa Alevi Birilikleri Federasyonu (FUAF) Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan Dede, Alevi yol erkanının sistemin saldırıları  ile erozyona uğradığını belirterek “Alevi toplumu olarak bizi bizden başka herkesin tanımlamaya çalıştığı ve üzerimizde türlü oyunların oynandığı bir süreçten geçiyoruz. Daha önce genellikle kırsal alanlarda kapalı bir toplum olarak yaşayan Aleviler, yaşanan göçlerle birlikte bir geçiş döneminin arkasından bugün gerek Türkiye’de, gerekse Avrupadaki kentlerde ve metropollerde örgütlü bir güce sahip oldu. Yaşadığımız acılar, katliamlar bizi birleştirdi ve kurumlarımızda, cemevlerimizde verilen mücadele ile Alevi toplumu birçok kazanımlar elde etti. Fakat zaman içerisinde gerek sürekler arası ve yöresel farklılıklar, gerekse de dışarıdan gelen müdahaleler dolayısıyla haliyle erkannâmeler ve ritüeller gibi tartışmalar ortaya çıktı. Bunu fırsat bilen belirli kesimler tarafından sürekli Alevi değerlerine saldırılar gerçekleştirildi” ifadelerini kullandı.

    “GELENEKSEL ALEVİLİĞİN EROZYONA UĞRADIĞINI GÖRÜYORUZ”

    Dede Doğan, “Bilinçli bir şekilde içimize adeta bir bomba gibi Alevilik İslam içi veya dışı tartışmaları ortaya atıldı. Oysa bugüne kadar geçmişte köylerimizde böyle bir tartışmaya şahit olmamıştık. Geçmişte dergahlarda, ocaklarda, tekkelerde, muhabbetlerde yetişen pirlerin, dedelerin, anaların, babaların, dervişlerin, ozanların, kamil insanların toplumu irşad ederek sır ile günümüze kadar taşıdığı Alevilik bugün hemen herkesin üzerinde farklı yorumlar yaptığı, değişik kitaplarda farklı söylemlerle kavram kargaşasının ortaya çıkarıldığı bir duruma getirildi. Sonuç olarak günümüzde geleneksel Aleviliğin maalesef erozyona uğradığını görüyoruz” diyerek uyarılarda bulundu.

    “CEMLERE TİYATRO SEYREDER GİBİ GELENLERİN ANLATTIĞI ALEVİLİK ÇOK FARKLI”

    Doğan, şunları kaydetti:

    “Her geçen gün Alevilikle ilgili farklı yaklaşımlar ve yeni görüşler ortaya atılıyor. Dünyada bugüne kadar bir çok dinler, pagan inançlar, tasavvuf akımları, felsefi akımlar, tarikatlar ortaya çıktı. 4 bin 300 civarında farklı inanış, fırka ve mezheplerin var olduğu kabul ediliyor. Ama nedense Alevilerle uğraşıldığı kadar kiliselerle, camilerle, sinagoglarla, tapınaklarla, pahamlarla, papazlarla bu kadar uğraşılmıyor. Dünyada Alevilik kadar üzerinde oyunlar oynanan ve çekiştirilen bir inanç yoktur herhalde.
    İnançla, itikatla, ikrarla, maneviyatla yaşayarak öğrenilen Alevilik farklıdır, ama ömründe Pirinin dâr’ına durmamış, görülmemiş, sorulmamış, cemlere bile tiyatro seyreder gibi gelmiş gitmiş, gelenekten kopmuş, daha Yol’a talip bile olamamışken kendisini sırrı hakikate ermiş bir mürşid-i kamil gibi görenlerin ve gösterenlerin süslü sözlerle anlattığı Alevilik çok daha farklıdır!”

    “MUHARREM MATEMİ VE KERBELA BİLE TARTIŞILIR HALE GETİRİLMEYE ÇALIŞILDI”

    “Ne anlatırsanız anlatın, ne yazarsanız yazın, neyi eklemeye veya çıkarmaya çalışırsanız çalışın bu toplumun yaşadığı bir Alevilik vardır. Daha kendisi Alevi olamayanların Aleviliğe bir gömlek giydirmeye çalışması yanlıştır. Maalesef kendi inançsızlıklarını Alevilikmiş gibi anlatanların değerlerimizle oynayanların çabaları yolumuza zarar vermekten öteye gitmemektedir” diyerek tepkisini dile getiren Doğan, şöyle devam etti:

    “Nice erenleri evliyaları, aşıkları, uluları, kamil insanları bünyesinden çıkaran Alevi inancında aslında bütün güzellikler mevcuttur. Sevgi, saygı, hoşgörü, muhabbet vardır, insanı yüceltip merkeze koyan bir anlayış vardır, mistisizm vardır. Gönül gözüyle bakan insan nereye nazar kılsa Hak’kı orada görür, nereye dönerse dönsün Hakkın yüzü oradadır. Yeri gelir bir ağaca, bir ziyarete, bir türbeye, Rehberine, Mürşidine niyaz olur, Pirinden aldığı duadan, lokmadan, bağlamanın tınısından, sabah doğan güneşTen kutsiyet ve huzur bulur.
    Aleviler, Hızır’a, hazıra, cümle mevcudatı kendi varından var eden Hak’ka, binbir donda başgösteren, bu mülkün sahibi Şah-ı Merdan Ali’ye, Hünkar’a, Nebi’ye, Veli’ye, Ehlibeyte ve bütün geleneksel kutsal değerlerimize saygı duyar. Aşığın, Evliya çoktur, göremezsen yoktur dediği gibi, yeri gelir Hakkı bir Evliya’da görür, İnsan-ı kamil olur kendi özünde bulur.
    Son yıllarda özellikle belirli bir kesim tarafından ‘Alevilikte aslında bu yoktur şu önceden veya sonradan girmiştir’ söylemleri ortaya çıktı. Muharrem matemi ve Kerbela bile tartışılır hale getirilmeye çalışıldı.”

    “ALEVİLİĞİN TEMEL TAŞLARIYLA BU KADAR OYNANMASI YANLIŞTIR”

    Doğan’ın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

    “Alevilik sadece ve sadece materyalist diyalektik bir bakış açısıyla yorumlanmaya çalışıldı. Çağa uyalım, zodyak takvimine uyalım, takım yıldızlarına bakalım derken insanlarda neye uyacağını şaşırdı. Bir tarafta içimizdeki Şii Caferi misyonerler, bir tarafta devletin, Diyanet’in asimilasyon çabaları, diğer yanda daha batın ve zahiri ayıramayanlar, ateizme, Zerdüştlük’e, Şamanizme, Sümerler’e bağlayanlar derken insanlar kutuplaştı. Her arkeolojik kazı çalışmasında yeni bir Alevilik tanımı yapılmaya çalışıldı.
    Kutsallarımız bilime, materyalizme, felsefeye, arkeolojiye uymuyor söylemleriyle insanlar gittikçe kendi köküne atasına dedesine yabancılaştı. Gelenekten ve köylerinde yaşadığı otantik, Alevilikten neredeyse koptu.
    Sözlü gelenek yorumlanırken referanslarımız olan ulu ozanlarımızın deyişlerinden sadece bazıları cımbızla seçildi, diğerleri görmezden gelindi. Darağacında bile yolundan dönmeyen, düşüncelerinden asla ödün vermeyen, biat etmeyen Pir Sultan’a bile deyişlerinde Takiyye yapmış denildi! Virani, Yemini, Hatati ve diğer ulularımızın hak kelamları görmezden gelindi.
    Aleviliği modern yaşama ve kent koşullarına uyarlamak kabul görebilir ama Aleviliği modernize ediyoruz deyip sil baştan bir Alevilik yaratmaya çalışmak doğru değildir. Kainatın varoluş koşullarına dayanan ve Kâlu bela’dan bu tarafa kadar geldiğine inandığımız Aleviliğin temel taşlarıyla bu kadar oynanması yanlıştır.”

    “İTİKATLI İNSANLAR OLDUĞU MÜDDETÇE BU YOL ASLA BİTMEYECEK”

    Dede Metin Doğan, “Biz Hakkı insanın gönlüne indirgemişiz. Hallac-ı Mansur, Nesimi, Fazlullah, Daimi … En-el Hak dedi ama bugün bilenin de bilmeyenin de ham ervah’ın da En-el hak dediği bir noktaya geldik! Benliğin, kinin, kibirin, ikiliğin, inançsızlığın, itikatsızlığın, ikrarsızlığın olduğu bedende Hak tecelli edebilir mi? Gönül birliğinin olmadığı, çıkar kavgalarının, vitrin tartışmalarının sıkça rastlandığı, insanlara kolayca gerici veya ateist damgasının vurulduğu günümüzde, bu kadar basit mi En-el Hak ? Bir lokma bir hırka nerede kaldı?” dedi.

    “CEMEVLERİMİZE GİREN KATİLLERE DUR DEYİP TEPKİ GÖSTERELİM”

    “Dinleri ve inançları bir tarihçinin gözüyle Sümerler’deki tabletlerden, Babillerdeki zigguratlara kadar, Hamburabi kanunlarından kutsal kitaplara kadar karşılaştırıp yorumlayabilirsiniz” diyen Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bir felsefeci gözüyle Neo Platonizm’le, Pysagor’la, diyalektik ile, idealizm ve metafizik düşünce anlayışı ile değerlendirebilirsiniz. Bir sosyolog gözüyle toplumsal etkileşimini inceleyebilirsiniz. İnançları neolitik çağlardan, ilkel komünal toplumlardan köleciliğe, feodalizme ve günümüz kapitalizm dönemine kadar değerlendirebilirsiniz ama Aleviliği illa ki bir yerlere yamamaya çalışmayın artık!
    Dünyada birçok coğrafyada büyük bir örgütlü güç haline gelmiş Alevi toplumunun her alandaki kazanımlarını artırmaya çalışalım. Artı değerler üretelim. Hak ve hukuk mücadelesini sürdürelim. Camilere giden gençlerimize sahip çıkalım! Cemevlerimize giren katillere dur deyip tepkimizi gösterelim. Tutuklanan yöneticilerimizi sahiplenelim. Dergahlarımızı geri alalım. Diyanetin elini cemevlerinin üzerinden çekmesini sağlayalım. Sivas’ı, Maraş’ı, Çorum’u, Dersim’i ve diğer katliamları tekrar yaşamamak için bir olalım iri olalım diri olalım. Bizi parçalayıp yoketmeye çalışan güçlerin eline koz vermeyelim.
    Sonuç olarak, bu gemi çok su aldı ama asla batmadı. Bu Yol’a inanan itikatlı, ikrarlı insanlar olduğu müddetçe de bu Yol asla bitmeyecek.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Cemevi gençliği, inanç eğitimini tamamladı-VİDEO

    Mersin Cemevi gençliği, inanç eğitimini tamamladı-VİDEO

    PİRHA- “Vardan var olduk, yok olmayacağız” şiarıyla yola çıkan Mersin Cemevi gençliği inanç eğitimi çalışması kapsamında son dersini yaptı. 

    Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi Cemevi’nde gençlere verilen inanç eğitimi çalışmasının son dersi yapıldı. Gençlerin Alevi yoluna dair bu güzel çalışmalarını görmek için PİRHA olarak Mersin Cemevi’ne mihman olduk.

    “Vardan var olduk, yok olmayacağız” şiarıyla yola çıkan Mersin Cemevi gençliği bu eğitim çalışmasını Mersin Cemevi İnanç Kurulu ile birlikte yürütüyor. Pir, rehber, mürşit, cem, dar, ikrar, rızalık, edep erkan, dört kapı kırk makam ve asimilasyon konularının işlendiği çalışmanın devamı da geleceği belirtildi.

    “ÇERAĞLARIN GÖNÜLLERDE IŞIMASI İÇİN ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDECEK”

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi ve Kureyşan Ocağı evladı Efe Engin bu eğitim çalışmasına neden başladıklarını şöyle ifade etti bize:

    Engin, “Gençliği olmayan bir toplumun geleceği olamaz şiarıyla yolumuza ait bilgileri gençlerimize aktarmaya devam edeceğiz” dedi. Gençlerin çalışmaya ilgisinin yoğun olduğunu belirten Engin, “Dış ve iç asimilasyonun tehdit noktasına geldiği bugünlerde geleceğimiz olan gençliğin ilgisi umudumuzu daha da artırmaktadır. Ailelerin de çocuklarının yanında bu çalışmalara katılması gerçeğe hü diyen canlarla yaktığımız çerağların, gönüllerde ışıması için çalışmalarımızı genişleterek devam edeceğiz” diyerek sonlandırdı konuşmasını.

    PİRHA-MERSİN    

  • Pir Kete’den nikah kıyma yetkisine tepki: Müftü islamiyetin Nemrudi yönünün temsilidir-VİDEO

    Pir Kete’den nikah kıyma yetkisine tepki: Müftü islamiyetin Nemrudi yönünün temsilidir-VİDEO

    PİRHA-Müftülere nikah yetkisinin verilmesini kapsayan yasa tasarısına tepki gösteren Şıh Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete, Alevi yol erkanında ahdı nikahın rızalık ve ikrar verme üzerine olduğunu, pirin huzurunda yapıldığını ve söylenen her duaz imamda doğanın ve hakikatin şehadetinin alındığını kaydetti. Kete, müftünün islamiyetin nehak, nemrudi yönünü temsil ettiğini de vurguladı. 

    Haberin Videosu

    Müftülere nikah yetkisi vermeyi kapsayan yasa tasarısında çeşitli kesimlerden tepkiler gelmeye devam ediyor. Şıh Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete de bu yasa tasarısına tepki gösterdi.

    “BİZDE NİKAH RIZALIK VE İKRAR VERME ÜZERİNEDİR”

    Pir Zeynel Kete, Alevi yol erkanında ahdı nikahın olduğunu, bu ahdı nikahın rızalık ve ikrar verme üzerine pirin huzurunda yapıldığını belirterek nikahta söylenen her duaz imamda doğanın ve hakikatin şehadetinin alındığını ifade etti.

    Cumhuriyetle beraber gelen belediye nikahının yaşanan hukuk süreci içerisinde kısmen de olsa medeni hukukta kadını bir nebze de olsa koruduğunu söyleyen Pir Zeynel Kete, nikah kıyma yetkisinin müftülere verilmesinin Türkiye’de tekçi zihniyetin kendisini inanç üzerinde var etmeye çalıştığını vurguladı.

    “MÜFTÜ İSLAMİYETİN HAKİKAT YÖNÜNÜ TEMSİL ETMİYOR”

    İslamiyetin içerisinde ciddi bir hakikat paydası olduğunu belirten Pir Zeynel Kete, “Müftü İslamiyetin hakikat yönünü temsil etmiyor. Nehak yönünü, Nemrudi yönünü temsil ediyor. Bu çerçevede ulus-devlet anlayışı müftülükler üzerinde kendini yeniden inşa ediyor” dedi. Devletin bütün ideolojik aygıtlarının iktidar İslamının eline verildiğinin altını çizen Pir Zeynel Kete, bu iktidar İslamı üzerinden de AKP’nin kendini örmeye çalıştığını kaydetti.

    “AHDI NİKAHTA KADIN ANA FATMA’DIR, HARDO DEWREŞ’TİR”

    Aleviler için Alevi yol ve erkanının önemli olduğuna dikkat çeken Pir Zeynel Kete, “Bizde kadınla yapılan ahdı nikahta kadın Ana Fatma’dır, Hardo Dewreş’tir. Kainatın özeti, Hakk’ın varlığı en fazla kadının bedeninde ve cemalinde kendisini gösterir. Biz böyle düşünüyoruz. Tabi ki müftülerin nikah yapması da bizim kabulümüz değildir” şeklinde ifade etti.

    “SÜNNİLİĞİN İÇİ BOŞALTILIYOR”

    Kur’an kursları, iktidar İslamı gibi sorunların sadece Alevilerin sorunu olmadığını, bu konuları sadece Alevilerin tartışmaması gerektiğini söyleyen Pir Zeynel Kete, bu sorunların bir o kadar da Müslümanların, Sünnilerin sorunu olduğunu ve Sünniliğin içinin boşaltıldığını da belirtti.

    Sünniliğin Muhammed-i hak yolundan uzaklaştırıldığına vurgu yapan Pir Zeynel Kete, “Aslında Sünnilerin buna çok ciddi bir şekilde yok demeleri lazım, kabul etmemeleri lazım. Çünkü din üzerinde, Sünnilik üzerinde toplumsal muhalefet etkisiz hale getiriliyor. İnsanlar kendi kaderine razı ediliyor. Bu çerçevede bunu kabul etmiyoruz” dedi.

    Suay ABAK/İSTANBUL