Etiket: yol haritası

  • İzmir Barış Forumu’ndan ‘sürecin yol haritası çıkarılmalı’ mesajı-VİDEO

    İzmir Barış Forumu’ndan ‘sürecin yol haritası çıkarılmalı’ mesajı-VİDEO

    PİRHA- İzmir Barış Forumu’nun düzenlediği forumda konuşan İHD Onursal Başkanı Akın Birdal, Kürt sorununun çözümü için yasal değişikliklerin yapılarak meclisin kuracağı bir komisyonla yol haritasının belirlenmesi gerektiğini söyledi. Birdal, “Eşit ve özgür demokratik toplum hayalimizi karşılayacak gelişmelerin olması lazım. Coğrafyada yaşayan insanların eşit şekilde yaşayacak anayasayı inşa etmeliyiz” dedi.

    İzmir Barış Forumu, İzmir Barosunda barış konulu forum düzenledi. Foruma İnsan Hakları Derneği (İHD) Onursal Başkanı Akın Birdal, siyasi parti ve sivil toplum kurumu temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.  Forumda ilk olarak İzmir Barış Forumu’nun geçmişte yapığı çalışmalar hakkında bilgiler verildi.

    BİRDAL: YOL HARİTASI ÇIKARILMALI

    Daha sonra forumda söz alan İHD Onursal Başkanı Akın Birdal, her ortamda barış dilinin kullanılmasına özen gösterilmesi gerektiğinin altını çizerek, gelinen noktada iktidarın halen güven verici adımlar atmadığını söyledi. Birdal, “Ülkede silahların susmasını isteyen bir grup var. Biz bu grubuz. Bir yargı paketi çıktı. Hasta mahpusları çıkarmıyorlar.  30 yılını doldurmuş tutsaklar halen tahliye edilmiyorlar. 8 aydır özgür ve demokratik bir tartışma ortamı bulamadık.  Barışın toplumsallaşması diyoruz ama sivil toplum örgütleri tam olarak sürece dahil edilmedi. Tartışılabilir ve sorgulanabilir bir ortamın sağlanması lazım. Bu bağlamda biz hak kuruluşları güçlü bir basınç oluşturamadık. Küresel ve bölgesel gelişmeler Türkiye’deki süreci etkileyecek. Bunun için bir yol haritasının çıkartılması için baskı yaratmalıyız. Sürecin yargı tarafı çok önemli. Eşit ve özgür demokratik toplum hayalimizi karşılayacak gelişmelerin olması lazım. Coğrafyada yaşayan insanların eşit şekilde yaşayacak anayasayı inşa etmeliyiz” dedi.

    CANGI: BARIŞI TOPLUMSALLAŞTIRABİLİRİZ

    Ardından söz alan Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Eş Sözcüsü ve Avukat Arif Ali Cangı, barışın toplumsallaşması için rol üstlenilmesi gerektiğini ifade etti. Cangı, “Toplum olarak barış için somut taleplerimizi metine dönüştürerek bu metni imaza kampanyasına dönüştürebiliriz. Toplanan imzaları da yetkililere gönderebiliriz. Bu şekilde barışı toplumsallaştırabiliriz” diye belirtti.

    Yurttaş Mehmet Zencir ise “Barış süreçleri kesintiye uğrayabilir. Bu işin toplumsallaşması için belirlenen bir takvimde adımlar atmalıyız. Farklı kesimleri sıkıştırmamız gerekir. Kurumları söz kurmak için iteklemeliyiz. Buna ihtiyaç var. Bize düşen izleyici olmak olmamalı. İnşacı bir rol üstlenmeliyiz” şeklinde konuştu.

    ALTAN: BARIŞI TOPLUM TESİS EDECEK

    Daha sonra konuşan insan hakları savunucusu Bahadır Altan da “İktidarın adım atmadığını görmüyor değiliz. İktidar halen saldırılarına devam ediyor. Biz iktidarın savaşın artık sürdürülemez olduğunu biliyor. Kürtler uzun zamandır barış talep ediyor. Barışı tesis edecek iktidar değil toplum olacak. Bu anlamda halk toplantıları çok önemli olacak. Barışın dilini yeniden yaratacağız. Çoğalacak olan bizim barış düşüncemiz olacak” dedi.

    “KADINLARIN BARIŞ GÖRÜŞMELERİNDE YER ALMALARI GEREKİYOR”

    Son olarak söz alan İzmir Barış Forumu’ndan Vezan Karabulut ise “Savaşlardan en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor. Bunun yanı sıra sürecin içerisinde en fazla erkekleri görüyoruz. Kadınların barış görüşmelerinde daha fazla yer almaları gerekiyor. Bunun için de çalışmalar yapmak lazım. Barışa ihtiyacımız var.Kadın İnisiyatifi İzmir’de kurulacak. Bu noktada forum olarak kurulacak inisiyatife desteğimizi vereceğiz. Daha çok kadın arkadaşımızı da foruma katılmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Ayşegül Doğan: Bu süreç ne taviz, ne teslimiyet; barış ve demokratik toplumu inşa etme sürecidir-VİDEO

    Ayşegül Doğan: Bu süreç ne taviz, ne teslimiyet; barış ve demokratik toplumu inşa etme sürecidir-VİDEO

    PİRHA- PKK kongresinin sonuç bilgirgesine ilişkin konuşan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Bu fırsatın ciddiyetine uygun bir şekilde pozisyon almaya davet ediyoruz. Bu süreç ne taviz, ne teslimiyet. Ne yenme, ne yenilme sürecidir. Bu süreç, barış ve demokratik toplumu inşa etme sürecidir” diye belirtti.

    PKK, 5-7 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdiği 12. Kongre’nin sonuç bildirgesini yayımladı. Bildirgede, örgütün yapısının feshedildiği ve silahlı mücadelenin sonlandırıldığı açıklandı. Halkların Eşitlik ve Demokratik Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, PKK kongresinin kararlarının açıklanmasının ardından basın toplantısı düzenledi.

    Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının bugün mücadelede yitirilen isimler için saygı duruşuyla başladığını söyleyen Ayşegül Doğan, “Takdir edersiniz ki bugün siyasi hayatımızın en önemli Merkez Yürütme Kurulu toplantısını gerçekleştiriyoruz. Gündemimiz de yine Türkiye siyasetinin en önemli gelişmelerinden biri olarak adlandırabileceğimiz ‘Barış ve Demokratik Toplum’ süreci ile birlikte PKK’nin kongresini topladıktan sonra açıkladığı kararlar. Biz de bu kararlar ile başladık. Yani bugünkü Merkez Yürütme Kurulu toplantımız rutin bir toplantının ötesinde büyük bir anlam ve önem taşıyor bizim için. Ortak kederimizi yüreğimizde taşıdığımızı, tüm yitirdiklerimizin anısını, hiçbir ayrım fark etmeksizin kutsal bir emanet olarak koruyarak ortak geleceğimizi inşa etme sözümüzü yineledik ve bugün ilk kez Merkez Yürütme Kurulumuz bu hatıralar için, bunları korumak, bunlara sadakat için saygı duruşuyla başladı” dedi.

    “UMUT DOLU BİR KAPI ARALANIYOR”

    “Türkiye’nin bir asırdır gündeminde yer alan ve son 50 yılda derin toplumsal yaralar açan bir sorunun çözümünde yeni bir sayfanın açılmasına hep birlikte tanıklık ediyoruz” diyen Ayşegül Doğan, “PKK kongre kararlarını açıkladı ve fesih kararını duyurdu. Aslında beklenen oldu. 27 Şubat çağrısından hemen sonra PKK’li yöneticiler yaptıkları açıklamada bu çağrının gereklerini, koşullar sağlandığı takdirde yerine getireceklerini basın aracılığıyla sizlerin de bizlerin de takibiyle duyurmuşlardı. Bu kararın tarihsel öneminin altını çiziyoruz bir daha. Bu sadece bir fesih kararı değil. Herkesi demokratik değişim ve dönüşüme davet eden yeni bir inşa süreci. Biz DEM Parti olarak bu kararın bu yüzden de çok önemli bir karar olduğunun altını çiziyoruz. Bir dönem kapanıyor, evet. Yeni ve umut dolu bir dönemin ise kapıları aralanıyor ve hepimiz için aralanıyor. Yalnızca yeni bir tarihe tanıklık etmiyoruz. Aynı zamanda yeni bir tarih yazımına da talibiz. Dolayısıyla bugün MYK’de alacağımız kararlar, çizeceğimiz yol haritası yalnızca bu anı değil, ülkenin geleceğini şekillendirecek bir ciddiyetle tartışılıyor” ifadelerin kullandı.

    “OMUZLARIMIZDAKİ AĞIR VE KUTSAL BİR SORUMLULUKTUR”

    Ayşegül Doğan’ın açıklaması şu şekilde:

    “Bu değişim ve dönüşüm sürecindeki sorumluluğumuzun farkındayız. İlk gün de söyledik, yineliyoruz: Hem bu sorumluluğun farkındayız, hem buna hazırız, hem de bunu pamuklara sarıp sarmalamamız gerektiğini defaatle buradan ifade ettik. Önümüzdeki dönemlerde yapacağımız tüm çalışmaların bir arada, barışçı bir yaşam zeminini güçlendireceğine inanıyoruz. Bugün açıklanan kararların hepimize, özellikle de annelere, çocuklara, gençlere ve gelecek nesillere hayırlar getirmesini yürekten diliyoruz. Hayırlar getireceğine de inanıyoruz, uğur getireceğine inanıyoruz.

    Bu, erteleyebileceğimiz bir şey değil. Bu, omuzlarımızdaki ağır ve çok kutsal bir sorumluluktur. O nedenle hepimiz buna itina ile yaklaşmalıyız. Bu tarihi gün; halkların gözyaşlarıyla, acılarla dolu geçmişinden bir gelecek yaratma iradesi ve cesareti olarak görülmeli, ve bu irade ve cesaret büyük bir barışı kurmanın iradesi ve cesareti olarak kabul edilmelidir

    İKTİDAR CEPHESİNİN AÇIKLAMALARI

    Burada altını çizmek istediğimiz bir başka konu: Bıkmadan, usanmadan; komplolara, suikast girişimlerine, sabotajlara, provokasyonlara ve yıllardır tutulduğu tecride rağmen, Sayın Öcalan’ın ısrarla yürüttüğü demokratik çözüm çabalarının bugün meyvesini verdiğini görüyoruz. O yüzden bunun öneminin altını çiziyoruz.

    Koşulları, geçen dönemleri, akamete uğramış süreçleri, provokasyonları, ardındaki tarihsel arka planı hatırladığımızda; bu geçmişle birlikte bunu başarabilmiş olmak, bunu bugün ortaya çıkarmış olmak; herhangi bir karar olarak değerlendirilmemeli. Şu saatlere kadar iktidar kanadından bu konuya dair gelen açıklamaları memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmek isteriz. Bu dakikalara kadar, takip edebildiğimiz kadarıyla yapılan ilk açıklamalar olumlu açıklamalardır. Ancak tabii, önümüzdeki günleri ve bundan sonrasını birlikte izleyeceğiz, göreceğiz.

    “DEMOKRATİK CUMHURİYETİ İNŞA ETME SORUMLULUĞUMUZ VAR”

    Artık demokratik siyaset zemininde, eşit yurttaşlığı ve eşitlikçi bir kardeşlik hukukunu tesis etme sorumluluğuyla karşı karşıyayız. İşte o yüzden, bundan sonrası iktidarından muhalefetine herkesi, hepimizi ilgilendiriyor diyoruz. Çünkü bu büyük bir sorumluluk, önemli bir sorumluluk. Tam 53 yıllık acı dolu bir tarihin ardından atılan bu adım, halkların birlikte yaşam isteğinin, Kürt halkının barışçıl çözüm özleminin ve eşit yurttaşlık talebinin çığlığıdır. Böyle değerlendirilmeli.

    Biz DEM Parti olarak, bugünkü kararı barış, demokrasi ve özgürlük temelinde yepyeni bir olanak olarak görüyoruz. Bu olanakta buluşmaya davet ediyoruz herkesi. Bu çok tarihsel imkânı kalıcı hale getirmek için buluşmaya, güçlerimizi birleştirmeye ihtiyacımız var. Artık görevlerimiz de belli. Silahların değil, sözlerin konuştuğu bir dönemden bahsediyoruz. Hukukun ve siyasetin işlediği bir demokratik cumhuriyeti hep birlikte inşa edebilme göreviyle ve tarihsel sorumluluğuyla karşı karşıyayız.

    “MECLİS, BU SORUMLULUĞU LAYIKIYLA ÜSTLENMELİDİR”

    Bunun elbette en önemli adreslerinden biri TBMM. Bunu epey zamandır söylüyoruz. TBMM, yüzyılın en hayırlı çalışmasını yapma sorumluluğuyla karşı karşıya. Temennimiz, Meclis’in bu sorumluluğu layıkıyla üstlenmesi ve bu şekilde yaklaşmasıdır. Başta siyaset kurumu olmak üzere toplumsal dinamikler için tarihsel bir vicdan borcuyla karşı karşıyayız.

    O yüzden yalnızca siyaset kurumu değil, toplumun tamamına, Türkiyeli tüm yurttaşlara bugün çağrı yapıyoruz. Hepimizin bu sürece katabilecekleri var. Eleştirimizle, önerilerimizle, yapıcı katkılarımızla bu süreçte hepimiz rol alabiliriz. Çünkü hep birlikte demokratik bir cumhuriyet inşa etmek istiyoruz. O yüzden sonuna kadar açılmış bu kapıdan içeri girip hepimiz, ilmek ilmek demokratik Türkiye’yi çalışarak örmeliyiz.

    “BARIŞA SES, DEMOKRASİYE NEFES OLMA ZAMANI”

    Sevgili Türkiye halkları; şimdi barışa ses verme zamanı, eşitliğe omuz verme zamanı, demokrasiye nefes olma zamanı. Biz DEM Parti olarak halklarla el ele, demokratik çözüm sürecinin güvencesi olacağız. Bu tarihî çağrının yaşam bulması için var gücümüzle çalışacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın, kimse kuşku duymasın.

    Bu çağrıyı pek çok nedenle yüreklerimizde de taşıyoruz. Bunu hiçbir zaman unutmadan, onların anısına layıkıyla bağlı kalarak; eşit, özgür, demokratik bir toplum yaratmak için var gücümüzle çalışacağız. Usanmayacağız, yılmayacağız ve bu süreci koruyacağız. Bu tarihî dönüm noktasına hep birlikte sahip çıkmamızın, dönüp dolaşıp öneminin altını çizmemizin bir başka nedeni de şu: Barış artık bir düş değil. Barış artık yalnızca bir ihtimal değil. Barış, artık yalnızca üzerine konuşabileceğimiz bir konu değil; çok daha ötesine geçti.

    İstersek, yapabilirsek, güçlerimizi birleştirirsek, gerçekten sahip çıkarsak, gerçekten tarihsel bir dönüm noktası olduğu konusunda konsensüs sağlayabilirsek, bu toplumsal mutabakat her yere yayılabilirse, bu sese herkes sahip çıkabilirse; büyük toplumsal barışı gerçekleştirebiliriz işte. O yüzden bunun öneminin ısrarla altını çiziyoruz. Kaçınılmaz bir görev olduğu için.

    “YOL HARİTAMIZ ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE NETLEŞECEK”

    Demokrasi de artık bir umut değil. Demokratikleşme de artık yalnızca üzerine konuşabileceğimiz bir konu değil; bir zorunluluk olarak karşımızda. Hepimizin ihtiyacı. Çünkü hepimizin demokratik, barışçı bir soluk almaya ihtiyacı var. Üstelik burada yine hangi kimlikten olursak olalım aynı ihtiyacı paylaşıyoruz bugün.

    Şimdi bu görev, zorunluluk ve varlık gerekçelerimizi siyasi ve hukuki adımlarla da güçlendirmek gerekiyor. Barış ve demokratik toplum hepimizin ihtiyacıysa, seyirci kalmak yerine aktif bir pozisyon almayı tercih etmemiz gerekir. Biz DEM Parti olarak herkesi ama herkesi, aynı zamanda ezberlerini bozmaya davet ediyoruz. Bu fırsatın ciddiyetine uygun bir şekilde pozisyon almaya davet ediyoruz.

    Bu süreç ne taviz, ne teslimiyet. Ne yenme, ne yenilme sürecidir. Bu süreç, barış ve demokratik toplumu inşa etme sürecidir. Bu süreç ne inkâr, ne isyan; ne ret, ne imha olmasın diye sımsıkı tutunmamız gereken bir süreçtir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Akın Birdal: Meclis komisyon oluşturarak yol haritası çıkarmalı, barışın ortamı yaratılmalı-VİDEO

    Akın Birdal: Meclis komisyon oluşturarak yol haritası çıkarmalı, barışın ortamı yaratılmalı-VİDEO

    PİRHA- İHD Onursal Başkanı Akın Birdal, Kürt sorununun çözümü için yasal değişikliklerin yapılarak meclisin kuracağı bir komisyonla yol haritasının belirlenmesi gerektiğini söyledi. Birdal ayrıca sivil, demokratik, özgürlükçü, toplumsal mutabakatla herkesin kendi kimliği ve inancıyla özgür yaşayabileceği bir Türkiye’nin hedeflenmesi gerektiğini vurguladı.

    PKK lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı Heyeti ile birlikte 27 Şubat’ta açıkladığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının üzerinden 1 ay 28 gün geçmesine rağmen çağrının muhataplarından olan devlet ve iktidar kanadı tarafından somut bir adım atılmış değil. Çağrının yankıları devam ederken, sürecin ilerleyebilmesi için ilk adım olarak hasta tutukluların tahliyesi noktasında toplumda büyük bir beklenti söz konusu. Yine kamuoyunda sorunun çözümünü iktidarın zamana yaymadan, adım atmasının sürecin sağlıklı ilerlemesinin önünü açacağı çokça dillendiriliyor.

    Sivil, demokratik, özgürlükçü, toplumsal mutabakatla hazırlanan bir anayasayla herkesin kendi diliyle, kimliğiyle, inancıyla, kültürüyle eşit ve özgür yaşayabileceği bir Türkiye’nin hedeflenmesi gerektiğini belirten İnsan Hakları Derneği Onursal Başkanı Akın Birdal, “Ve bu isteklerin demokratik, sivil ve özgürlükçü bir anayasaya bağlı kılınması gerekiyor. Yoksa söz gelip geçer. Hakların ve özgürlüklerin gücü hukukun üstünlüğünden ve adaletten gelir” diye konuştu.

    1 EKİM: SAVAŞ TEZKERELERİ VE BARIŞ İÇİN UZATILAN EL

    Meclis’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Partililerle el sıkışmasıyla başlayan tartışmalara işaret eden Akın Birdal, 1 Ekim tarihinin önemine dikkat çekerek, “1 Ekim’de başlayan ve sonrasında gelen çağrı kuşkusuz şaşırtıcı ve o denli de heyecan vericiydi. Şaşırtıcı çünkü her yasama dönemi olan 1 Ekim’de bizim savaş tezkeresi diye adlandırdığımız sınır ötesi operasyonlar meclise getirildi. Kürt siyasi hareketi ve müttefiklerinin dışındaki partilen oy birliğiyle bu savaş tezkeresine oy verilirdi. Bu 1 Ekim’de tam tersi barış için uzatılan bir el ile karşılaştık. Kuşkusuz heyecan verici, şaşırtıcı. 23 Ekim’de de 44 aydır süren tecridin kapısının açılmış olması önemliydi. İmralı heyetinin gidişi ve 27 Şubat’taki çağrıyla önemli bir beklentiye karşılık verildi. Barış ve demokratik toplum çağrısı çok önemliydi. O metinde yer almayıp sonradan Sırrı Süreyya Önder’in demokratik ve hukuki zemine çekilmesi çok önemliydi. Burada demokratikleşme ve bu süreci bağlanılması isteniyordu” dedi.

    “ÇAĞRIYA KARŞILIK GÜVEN VERİCİ BİR ADIM ATILMADI”

    Çağrının muhataplarından olan devlet ve iktidar kanadı tarafından somut bir adımın atılmadığını söyleyen Akın Birdal, “Biz insan hakları savunucuları olarak bu çağrının bir defa arkasındayız. 40 yıllık bu savaşın, çatışanın tanığıyız. Barış bir haktır. İnsan haklarının ve barış hakkının herkesçe kullanılabilirliği yolunda çabalarımız, çalışmalarımız oldu. 27 Şubat’ya yapılan bu samimi, içten çağrıya ne yazık ki güven verici hiçbir karşılık verilmedi, adım atılmadı. Hakikat ve adalet arayıcıları olan Cumartesi Anneleri karanfillerini halen o barikatların üzerinden atıyorlar. Beyoğlu Kaymakamı bir telefonla bile o barikatları kaldırabilir, bu bir niyeti gösterir” diye belirtti.

    “GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEDEN NASIL ONURLU BİR BARIŞA EVRİLEBİLİR?”

    Akın Birdal, şöyle devam etti:

    “Tecridin kapısı demokrasi ve barışa aralanmalıdır. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın bu işin birinci muhatabı olduğundan onun konuşulabilir, mesaj verebilir ortamının yaratılması gerekir. Ne yazık ki bu henüz olmadı. Türkiye onurlu bir bir barışa evrilecekse burada konuşulabilinir, tartışabilinir, yazılabilinir ve sorgulanabilinir bir ortamı yaratmak gerekir. Sorgulamadan, geçmişle yüzleşmeden nasıl bir onurlu barışa evrilebilecek? Terörle Mücadele Yasası ve diğer antidemokratik yasalar bir defa kaldırılmalı. Herkes özgürce sözünü söylemeli. Özgürce barış istemini dile getirebilmeli.”

    ÖGRENCİLERE İŞKENCE, ALEVİ SOYKIRIMI, KENT UZLAŞISI..

    Tüm bu gelişmeler yaşanırken ‘kent uzlaşısı’ üzerinden suç üretilmesini ve  Suriye’de Alevilere yönelik soykırım saldırılarına sessiz kalınmasını eleştiren Akın Birdal, “Bir yandan böyle bir süreç işletilirken diğer yanda öğrencilerin kendi geleceklerini inşa etmek için yaptıkları demokratik, barışçıl toplantılar baskı altına alınıyor. Gözaltına alınıyor, işkence görüyor ve tutuklanıyor. Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü için bir süreç başlatıldığı söyleniyor öte yandan kent uzlaşısı adı altında Kürtlerin batıda da kendilerini temsil etme olanağını yaratan böyle bir zemini suç unsuru olarak soruşturmaya tabi tutuyor. Tam bir paradoks. Ezidi soykırımından sonra şimdi Alevi soykırımı var. Bu insanlığa karşı işlenen bir suçtur ve buna sessiz kalınıyor. Halkın iradesi, demokrasi, barış, adalet istiyor. Eşit ve özgür bir Türkiye inşa etmek istiyor. Ama yapılanlar ise çelişkili” diye konuştu.

    “BİR KOMİSYON VE BU KOMİSYONUN HUKUKU OLUŞTURULMALI”

    Sorunun çözümünde asıl adresin Meclis olduğunu söyleyen Akın Birdal, “TBMM’de grubu olan veya olmayan siyasi partilerden derhal bir komisyon oluşmalı ve bu komisyonun hukuku oluşturulmalı. Yol haritası bir an önce belirlenmelidir. Bu komisyon, bu süreci derhal bir hukuka bağlamalı, bir ajanda çıkarmalı ve ne zaman ne yapılacak belirlemeli. Geçmiş müzakere sürecinde böylesi bir komisyon oluşmuştu. Ama geriye dönük olarak geçmişte bu komisyonlarda yer alan insanlar suçlanıyor” şeklinde konuştu.

    “DEMOKRATİK, SİVİL VE ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR ANAYASA”

    Akın Birdal son olarak sivil, demokratik, özgürlükçü, toplumsal mutabakatla herkesin kendi kimliği ve inancıyla özgür yaşayabileceği bir Türkiye’nin hedeflenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye halkları barış istiyor. Herkes kendi diliyle, kimliğiyle eşit ve özgür yaşamak istiyor. Ve bu isteklerin demokratik, sivil ve özgürlükçü bir anayasaya bağlı kılınması gerekiyor. Yoksa söz gelip geçer. Hakların ve özgürlüklerin gücü hukukun üstünlüğünden ve adaletten gelir. Şimdi Türkiye’de herkes adalet arıyor. O nedenle adalete giden yollar açılmalı ve herkes kendisini özgürce ifade edebilmeli. Toplum artık yoruldu ve hep birlikte barışa evrilelim” ifadelerini kullandı.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Kadın Koalisyonu’ndan siyasi partilere: Kadın örgütlerini muhatap alın!

    Kadın Koalisyonu’ndan siyasi partilere: Kadın örgütlerini muhatap alın!

    PİRHA- Yaklaşan yerel seçimlere ilişkin açıklama yaparak siyasi partilere yol haritası sunan Kadın Koalisyonu “Kadın örgütlerini muhatap alın” diye seslendi. 

    Kadın Koalisyonu, dijital medya hesabından yerel seçimlere ilişkin açıklama yaptı. Kadın Koalisyonu olarak 2002 yılından bu yana kadınların toplumsal, ekonomik ve siyasal yaşamın her alanına eşit katılımlarının sağlanması için mücadele ettiklerini belirten Kadın Koalisyonu, “Bu mücadele kapsamında, belediyelerin çalışmalarını kadın örgütleriyle izliyoruz” dedi.

    “HAK ETTİĞİMİZİN GERİSİNDEYİZ”

    Gerçekleştirdikleri izleme çalışmalarına işaret edilen açıklamada, “Gerçekleştirdiğimiz izleme çalışmaları bize gösteriyor ki; kadın örgütleri olarak sabırla, belediyelerin daha eşitlikçi politikaları hayata geçirmesi için; fon yaratımından gönüllü desteğine kadar tüm enerjimizi ortaya koyup bilgi, birikim ve ağlarımızı seferber etsek de hak ettiklerimizin çok gerisindeyiz” denildi.

    “HAKKIMIZ OLANI İSTİYORUZ”

    En büyük çabayı toplumsal cinsiyet eşitsizliği perspektifi olmayan belediye yöneticilerinin bu meseleyi kavramasını sağlamak için verdiklerinin vurgulandığı açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “İyi bir çalışma ortaklığı yakaladığımız yöneticilerin yeniden adaylaştırılması ya da olumsuz deneyimlerle karşılaştıklarımızın adaylaştırılmaması hususunda belirleyici olabileceğimiz kanallar yok. Siyasi partilerin merkezi aday belirleme süreçlerini benimsemesi, kayyum uygulamaları ile merkezi yönetimin vesayetini sürekli olarak belediyeler üzerinde hissettirmesi bizi en temel demokratik işleyişlerden uzaklaştırırken iyi niyet temennilerinde bulunmak istemiyoruz. Kötünün iyisini değil hakkımız olanı istiyoruz.”

    SİYASİ PARTİLERE YOL HARİTASI

    Tüm siyasi partilere çağrıda bulunularak bir yol haritasının sunulduğu açıklamanın devamında şöyle denildi:

    “Biz sizlerin yapmadığı denetimi, yöneticilerini belirlediğiniz belediyelerde yaptık, sonuçlarını da sizinle paylaşıyoruz. Buyurun kendinizi buna göre değerlendirin. Eğer eşitlikten bahsetmek istiyorsanız size bir yol haritası sunuyoruz, alın bunu seçim programlarınızda kullanın.

    Eşit temsil ve eşit katılımın seçim programlarında, toplumsal cinsiyet eşitliği hedefinin somut adımlarının belediyelerinizde hayata geçmesi ve takibinin güvencesini verin!

    Kadınların kendi hayatlarından yola çıkarak yıllardır mücadelesini verdikleri eşit yurttaş olma talebinin somut adımlarını seçim programınızda açıklayın!

    Belediye yönetimlerinde kadınlar yok denecek kadar az. Az kadın sistematik olarak dışlanan kadın demektir. Bu aldatmacayı kabul etmeyeceğiz. Belediye başkanlıklarında, belediye meclislerinde cüzi sayıda kadın değil, tam eşitliği sağlayın!

    Belediyeler, yetki ve sorumluluk alanında yaşayan tek bir yurttaşı, toplumsal grubu dışarda ve geride bırakamaz. Herkesi içermek için herkesin sesine kulak verin; dili, dini, etnik, cinsel kimliği, yaşam biçimi, koşulları çeşitli grupların katılımını güvence altına alın!

    Kadınları ve kadınların meselelerini içermeden demokratik bir seçim sürecinden söz edilemez! Bu nedenle kadın örgütlerini muhatap alın!

    Toplumsal cinsiyet eşitliği, kararlı bir siyasi irade gerektirir; bu iradeyi gösterin!”

    TAKİPÇİSİ OLUNACAK

    Açıklamada, kadın örgütleri olarak şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da yapılanların ve yapılmayanların takipçisi olacaklarının altı çizildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • FEDA, yeni dönem çalışmalarına dair eğitim kampı gerçekleştirdi

    FEDA, yeni dönem çalışmalarına dair eğitim kampı gerçekleştirdi

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) yeni dönem çalışmalarını planlamak ve değerlendirmek amacıyla iki günlük eğitim kampı düzenledi. Kampta Alevi inancının sorunlarını aşmak, saldırılara karşı mücadele etmek, gerekli örgütlülüğü geliştirmek ve ihtiyaca uygun olanakları sağlamak adına yapılması gerekenler tartışılarak, sorunların çözümleri üzerine fikirler paylaşıldı. 

    Almanya’da gerçekleşen Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) kampına FEDA yönetimi ve dergah yöneticileri katıldı. Önemli oranda katılımın gerçekleştiği kampta çalışmaların ayrıntıları, alınan kararlar ve geliştirilen yol haritasının ilerleyen süreçte pratik olarak hayata aktarılması kararı alındı.

    2 günlük eğitim kampında ayrıca Demokratik Alevi Kadınlar Birliği de Alevi inandaki kadın misyonu ve örgütlenme konularını ele alarak özgün toplantısını gerçekleştirdi.

    “ALINAN KARARLAR VE YOL HARİTASI PRATİK OLARAK HAYATA AKTARILACAKTIR”

    Demokratik Alevi Federasyonu’nun iki günlük eğitim kampına dair açıklaması şöyle:

    “Kampta bir çok oturum yapılarak, sorunlar, FEDA’nın misyonu ve perspektifi ele alındı. Ayrıca Demokratik Alevi Kadınlar Birliği de toplantısını yaparak rolünü ve misyonunu ele alarak dönem çalışmalarını kararlaştırmıştır.

    Yapılan oturumlarda inancımızın sorunlarını aşmak, yapılan saldırılara karşı mücadele etmek, gerekli örgütlülüğü geliştirmek ve ihtiyaca uygun olanakları sağlamak adına yapılması gerekenler tartışılarak, sorunların çözümleri üzerine fikirler geliştirildi.

    Alevilik inancının kadına bakışı ve bu yönlü oluşumların tarihten günümüze gelinen süreçte izledikleri yol, verdikleri mücadele, gençliğe yönelik yapılan-yapılacak çalışmalar ve Reya Haq inancını bilinçle kavramalarını sağlayıp topluma kazandırmak, Alevi toplumunun sorunlarını aşmaya yönelik çalışmalar yapmak, gençlerin geleceği inanç ve kültürel kimlikle karşılayabilmelerinin zeminini hazırlamak, pir-talip ilişkilerinin olması gerektiği gibi planlaması, Alevilik inancının yaşam felsefesi ışığında tartışılarak ele alınan konular arasındaydı.

    Ayrıca dernek çalışmaları, mevcut eksiklikler iki günlük kampta, eleştirel bakış açısıyla tartışılıp değerlendirilen konular olmuştu. Kampta yapılan çalışmaların ayrıntıları, alınan kararlar ve geliştirilen yol haritası önümüzdeki günlerde pratik olarak hayata aktarılacaktır.

    Katılımcıların emeği ve talepleriyle verimli geçen her bir oturum yarınlara emin adımlarla yürümenin teminatı oldu. Nicesine başarılı çalışmalara.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Devletin Alevisi olmayacağız diyen Aleviler Şahkulu Dergahı’na giderken neler götürecek?’-VİDEO

    ‘Devletin Alevisi olmayacağız diyen Aleviler Şahkulu Dergahı’na giderken neler götürecek?’-VİDEO

    PİRHA-  Alevi kurumlarının Hacıbektaş’taki çalıştayında konuşan CAN TV çalışanı Rohat Emekçi, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Alevilere yönelik katliam, asimilasyon ve tehlikelerin devam ettiğine dikkat çekerek, Alevi kurumlarının çıkaracağı yol haritasının hayati önemde olduğunu vurguladı. Emekçi, “Devletin Alevisi olamayacağız, diyen Aleviler Şahkulu Dergahı’na giderken neler götürecek” diye sordu.

    Yedi Alevi çatı kurumunun ortaklaşa düzenlediği ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayında çokça katılımcı fikir beyan etmiş ve sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşılmıştı.

    Çalıştaya katılan CAN TV çalışanı Rohat Emekçi, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında halen Alevileri asimilasyon ve tehlikeler beklediğine işaret ederek, Alevi kurumlarının bu yüzyıla dair çıkaracağı yol haritasının bu politikalara cevabı olacağını kaydetti.

    “DERGAHLAR HALEN YASAKLI VE KİRACI DURUMUNDA”

    Emekçi, Kadıncık Ana Türbesi ekseninde Alevi dergahlarının halen müze olarak kullanılmaya devam ettiğini ve Kültür Bakanlığı’na bağlı kiracı durumunda olduğunu ifade ederek, “Kadıncık Ana hala bir müze ve kadınlar hala oraya giremiyor. Geçtiğimiz dönemlerde Alevi kurumları ‘dergahımızı geri istiyoruz’ diyerek Hacıbektaş’ta büyük bir miting yapmıştı. Hacı Bektaş Veli Dergahı’na akşam saat 10.00’dan sonra kilit vuruluyor. Kadınların hala Kadıncık Ana’ya girerek röportaj yapması yasak. Dergahların hala Kültür Bakanlığı’na bağlı kiracı durumunda olması burada ele alınması gerekiyor. Cemevlerinin elektrik faturaları birçok gündemi oluşturuyor. Dergahlarımız halen neden Kültür Bakanlığı’na bağlı, neden hala müze durumunda? Geleceğimizi tartışırken dergahlarımız ve cemevlerimiz konusunda bir adımın atılması gerekiyor” diye konuştu.

    “ARTIK ALEVİLERİN DİRENİŞİ, MÜCADELESİ YAZILMALI”

    Cumhuriyetin ikinci yüzyılında da Alevi coğrafyasının maden projeleri, barajlar, asimilasyon ve saldırılar ile karşı karşıya olduğunu belirten Rohat Emekçi, Alevilerin halen bir arşivi olmadığı eleştirisini yönelterek şöyle konuştu:

    “Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken maden projeleri ile büyük bir Alevi coğrafyası yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Bugün yol haritası çıkartılırken Alevilerin evleri halen işaretleniyor, nefret dili var. Hala bir yargılama yok. Alevilerde doğa da, yaşam da, çocuk da Alevidir. Doğa tahribatı ile bir asimilasyon söz konusu. Aleviler elbette devlet erkanı ile görüşüyor. Neden kapalı kapılar arkasında ve basına kapalı oluyor? Alevilerin halen bir arşivi yok. Katliamlar tarihimiz var. Bu katliamlar tarihi arasında neler yapılması gerekiyor, neler yapılacak sorusunu sormalıyız. Artık Alevilerin direnişi de, mücadelesi de yazılmalı. Sadece katliamlarla yol alamayız. Asimilasyona, katliamlara karşı Aleviler sesiniz nasıl duyuracak?

    “ALEVİ KURUMLARI ŞAHKULU’NA NELER GÖTÜRECEK?”

    Rohat Emekçi son olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önümüzdeki günlerde bir tesisin açılışı için gideceği Şahkulu Dergahı ziyareti için, “Devletin Alevisi olamayacağız diyen Aleviler Şahkulu Dergahı’na giderken neler götürecek göreceğiz” dedi.

    Emekçi, “Alevi medyası nerede bir Alevi varsa sorunlarını ekranlara taşıyarak görünür kılıyor. CAN TV olarak görünürlüğü ekranlara taşımak istiyoruz. Alevi kurumlarının Şahkulu Dergahı’ nda yapılacak toplantıya götürecek neyi olacak? Alevi coğrafyası madenlerle yok ediliyor. Alevi coğrafyası kadınların rengi kesilerek yok ediliyor. Devletin Alevisi olmayacağız diyen Aleviler Şahkulu Dergahı’na giderken neler götürecek göreceğiz?” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/NEVŞEHİR

     

     

     

  • HDP kayyumlara karşı 3 aşamalı yol haritası izleyecek

    HDP kayyumlara karşı 3 aşamalı yol haritası izleyecek

    HDP kayyım atamalarına karşı 3 kentte kesintisiz oturma eylemleri başlatacak, Meclisin “acil gündem” ile toplanması konusunda çağrıda bulunacak ve diplomatik temaslara ağırlık verecek.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli başkanlığında toplanan HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK), kayyım politikasına karşı 3 aşamalı “Yol Haritası” çıkardı. Bu planlama doğrultusunda kayyım atanan 3 kentte kesintisiz oturma eylemleri başlatacak olan HDP, Meclisin “acil gündem” ile toplanması konusunda çağrıda bulunup diplomatik temaslara ağırlık verecek.

    HDP MYK, Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine 19 Ağustos’ta kayyım atanmasından bu yana ikinci kez toplandı. HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli başkanlığında toplanan MYK’nin ana gündemini edinilen bilgiye göre, kayyım atamaları ve kayyım politikasına karşı mücadele hattı oluşturdu.

    3 AŞAMALI YOL HARİTASI

    Mezopotamya Ajansından Diren Yurtsever’in haberine göre yürütülen tartışmalarda iktidarın kayyım atamaları ile HDP’yi demokratik siyaset alanının dışına itmeyi amaçladığı görüşü öne çıktı. Bu nedenle kayyımlara karşı önceki toplantıda “kesintisiz eylem” kararı alan HDP MYK’si, son toplantıda bu karara dair eylem planlaması çıkardı. Buna göre, sivil itaatsizlik eylemleri ile kayyımlara karşı mücadeleye devam edecek olan HDP, kısa, orta ve uzun vadeli olmak üzere 3 aşamalı “yol haritası” çıkardı.

    KESİNTİSİZ OTURMA EYLEMLERİ

    Kayyım atanan Mardin, Diyarbakır ve Van kentleri, protesto eylemlerinin merkezi olacak. Yerlerine kayyım atanan belediye eş başkanları görevlerine iade edilene kadar kesintisiz oturma eylemleri başlatılacak. Yine bu eylemlere batı illerinden destek ziyaretlerinin sürmesi sağlanacak.

    MYK’de kayyım protestolarının batı metropollerine taşınması kararı da alındı. Bu kapsamda 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, Diyarbakır ve Van’ın yanı sıra İstanbul ve İzmir’de kitlesel miting yapılması planlandı.

    ‘TECRİT TAM ANLAMIYLA KIRILMADI’ TESPİTİ

    HDP MYK’sinin bir diğer önemli gündemi ise Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit oldu. Öcalan’a dönük tecridin tam anlamıyla kaldırılmadığı konusunda uzlaşılan toplantıda, tecridin mutlak anlamda kırılmadığı sürece kayyım uygulamalarının da önüne geçilemeyeceği konusunda görüş birliğine varıldı.

    “DİYARBAKIR, VAN, MARDİN’E SESSİZ KALINIRSA…”

    Yürütülen tartışmalarda kayyım atamalarının sadece HDP’yi değil, Türkiye’deki tüm demokrasi çevrelerini hedef aldığı, “Diyarbakır, Van ve Mardin’e sessiz kalınması halinde ise Türkiye’de korunabilecek hiçbir demokratik mevzinin kalmayacağı” gerçekliğinden hareketle dayanışmanın büyütülmesi ihtiyacı üzerinde de duruldu. Bu kapsamda görevden alınan üç belediye eş başkanları ve belediye meclis üyelerinin katılımları ile batı kentlerinde düzenlenecek konferans, panel ve söyleşiler aracılığıyla kayyım atamaları ve kayyımların pratikleri batı kamuoyuna anlatılacak.

    PARLAMENTOYA ‘ACİL GÜNDEM’ İLE TOPLANMA ÇAĞRISI

    MYK’de alınan diğer bir karar ise, 1 Ekim’de açılacak Meclisin “acil gündem” ile daha önce açılması çağrısı oldu. Çağrı, parlamentonun acilen toplanıp kayyımları gündeme alması yönünde olacak.

    DİPLOMATİK TEMASLARA AĞIRLIK VERİLECEK

    HDP, kayyımlara karşı ülke içerisinde atılacak bu adımların yanı sıra diplomatik temaslarını da arttıracak. Bu kapsamda Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Konseyi (AK) ile AK Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi yetkilileri ile görüşmeler gerçekleştirilip, hükümet üzerinde kayyım atamalarından geri adım atması konusunda baskı kurulmasını isteyecek.