Etiket: yönetim kurulu

  • Uçarcan: Söke’deki kriz kişisel değil, yol erkanı meselesidir-VİDEO

    Uçarcan: Söke’deki kriz kişisel değil, yol erkanı meselesidir-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, 9’uncu olağanüstü genel kurulda alınan yetki sonrası Söke Cemevi’nde yaşanan krize ilişkin konuştu. Şube Başkanı Şevki Kaya’nın hem siyasi görev yürütmesi hem de dernek yapısında tek taraflı kararlar almasının “yol erkanına aykırı” olduğunu belirten Uçarcan, yaşanan sürecin hukuki ve örgütsel çerçevede çözüleceğini, cemevlerinin ise “siyasetin değil rızalığın alanı” olduğunu vurguladı.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Söke Şube Başkanı yönetim kurulu kararı olmaksızın AKD Söke Şubesinin tabelasını indirerek yerine Hacı Bektaş Veli  Derneği tabelası asması ve CHP’de faaliyet yürüten cemevi üyelerinin üyeliklerinin silinmesi üzerine AKD Genel Merkezi tarafından Şube Başkanı Şevki Kaya ve YK üyeleri görevden alındı.

    AKD Antalya Şube Başkanı ve Genel Sekreteri Kazım Uçarcan yaşanan gelişmelerle ilgili Pirha’ya açıklamalarda bulundu.

    “HÜDA-PAR’IN MERSİN CEMEVİNİ ZİYARETİ BİZİ ZEDELEDİ”

    Alevi Kültür Dernekleri olarak sadece Aydın Söke Şubesinde değil bazı şubelerinde bu türlü sıkıntılar yaşandığını belirten Uçarcan, Mersin Cemevi’ne  Hüda-Par’ın ziyareti olmuştu ve bu bizi yaralayan bir ziyaretti” dedi.

    Bu ziyarete ilişkin Mersin Cemevi Başkanı’nın yaptığı açıklamanın tatmin edici bir açıklama olmadığını belirten Uçarcan, “Mihman Ali’dir demişti. Hadi mihman Ali’dir ölçeğini de kabul ettik. Kapının önüne çıkıp o fotoğrafları çekmek neyin nesiydi? Yaptığı işi kutsamak tescillemek olarak algılandı” ifadelerini kullandı.

    “GENEL KURULDA ORTAK ÖNERGE KABUL EDİLDİ”

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, “9’uncu olağanüstü genel kurulumuzda aday olan her iki listenin verdiği ortak önergede, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile görüşenlerin düşkün ilan edilmesi, kurumsal anlamda görüşen şubelerin ise görevden alınması genel kurulda onaylanarak kabul edildi. 9’uncu olağanüstü genel kurul öncesinde genel merkezin şubeleri görevden alma yetkisi yoktu” dedi.

    Şubelerin genel merkez tarafından görevden alınmasının örgütsel anlamda anti-demokratik görünebileceğini belirten Uçarcan, “Demek ki öteden beri bir birikim varmış ki sorunları çözme noktasında her iki liste de bunu önerdi” diye konuştu.

    Genel kuruldan alınan yetki sonrası Söke Cemevi’nde olumsuz bir süreç yaşandığını belirten Uçarcan, Şevki Kaya’nın kendi tasarrufuyla birtakım uygulamalara başvurduğunu ifade etti. Olağanüstü genel kurulda en çok şikayet edilen konunun, cemevi başkanlığı ile siyasi görevin birlikte yürütülmesi olduğunu vurguladı.

    “CEMEVİ BAŞKANI AYNI ZAMANDA SİYASET YAPAMAZ”
    “Cemevinin başkanı olup aynı zamanda siyaseten bir yere aday olmak ve görev yapmak, yol anlayışımıza terstir. Bu durum üye canlarımız tarafından kabul edilmeyen, şiddetle reddedilen bir durumdur” dedi.

    Şevki Kaya’nın aynı zamanda belediye meclis üyesi olduğunu hatırlatan Uçarcan, “Cumhuriyet Halk Partisi’nden meclis üyesi oldu. Belediye başkanı CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçince o da istifa etti. Rızalık anlayışıyla seçilip, o insanlara danışmadan alanı terk etmek kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

    ÜYELERİN İHRAÇ EDİLDİĞİ İDDİASI
    Uçarcan, Kaya’nın cemevine üye olan ve CHP’de faaliyet yürüten kişileri üyelikten çıkardığını belirterek, “Gerekçesiz bu uygulamayla da yetinememiş 2020 yılında derneğimiz kurulurken dernekler yasası gereği Alevilik kelimesi hukuken kullanılamadığı için Hacı Bektaş Veli Derneği olarak kuruldu ve derneğimiz o isimle 49 yıllığına belediye ile bir protokol yapılmıştı. Daha sonra 2008 yılında Alevilik kelimesi üzerinden hukuken kazanım sağlandıktan sonra Alevi Kültür Dernekleri adına 2052 yılına kadar protokol yenilenmiş ve bizim orada belediyeyle bir protokolümüz söz konusu” dedi.

    TABELA DEĞİŞTİRİLDİ, YETKİ TARTIŞMASI DOĞDU
    AKD Söke Şubesi tabelasının indirilerek yerine “Hacı Bektaş Veli Derneği” tabelası asıldığını ifade eden Uçarcan, “Arsa belediyeye ait, bina canlarımızın lokmalarıyla yapıldı. Başkan iki kişiyle karar alarak derneğin adını değiştirmiş, AKD’yi başka adrese yönlendirmiş” ifadelerini kullandı.

    Uçarcan, “Oraya gittiğimizde ‘burası sizin derneğiniz değil’ denildi. Mesele tamamen kişiselleştirilmiş” diye konuştu.

    POLİS MÜDAHALESİ TEPKİ ÇEKTİ
    Genel merkez yöneticilerinin karar tebliği için gittiklerinde polis zoruyla karşılaştıklarını belirten Uçarcan, “Polisin cemevinde bu şekilde müdahil olması asla kabul edilemez” dedi.

    Şevki Kaya’nın önce olağanüstü seçimi kabul ettiğini, ardından reddettiğini belirten Uçarcan, “Biz yasal haklarımızı kullanmakla mükellefiz” dedi.

    KAPI ÇİLİNGİRLE AÇILDI, POLİS ENGELİ YAŞANDI
    Cemevine gittiklerinde kapının kapalı olduğunu, çilingirle açtırdıklarını belirten Uçarcan, yönetim kurulu defterlerini almak isterken sivil polislerin müdahale ettiğini aktardı.

    Yaşananların görünür olması için basını çağırdıklarını belirten Uçarcan, provokatif davranışlara rağmen süreci hukuki zeminde çözdüklerini ifade etti.

    Polisin kendilerine “haklısınız ama siz de çağrı yapın” dediğini aktaran Uçarcan, süreçte “kafa-kol ilişkileri” yürütüldüğünü iddia etti.

    Seçimi kaybedenlerin farklı algı yarattığını belirten Uçarcan, “Bizim niyetimiz olsaydı başka şubelerden başlardık. Bu bir hesaplaşma değil” dedi.

    Tüm sürecin şeffaf yürütüldüğünü vurgulayan Uçarcan, isteyen herkese hesap vermeye hazır olduklarını söyledi.

    “ÜYELER DERGAHLARINA SAHİP ÇIKTI”

    İki gün boyunca üyelerin cemevine sahip çıktığını belirten Uçarcan, Şevki Kaya’nın yalnız kaldığını ve uyarılara rağmen geri adım atmadığını ifade etti.

    Kaya’nın isterse hukuki yollara başvurabileceğini, isterse inançsal olarak kendini aklayabileceğini belirten Uçarcan, “Aklanırsa baş tacı olur” dedi.

    1 AY İÇİNDE OLAĞANÜSTÜ KONGRE
    Yeni yönetimin belirlenmesi için bir ay içinde olağanüstü kongre yapılacağını açıklayan Uçarcan, aynı adreste iki dernek gösterilmesini “entrika” olarak nitelendirdi.

    Sürecin takipçisi olacaklarını belirten Uçarcan, hukuki girişimlerin sürdüğünü söyledi.

    Şevki Kaya hakkında doğrudan yaptırım düşünmediklerini belirten Uçarcan, “Gelip özeleştiri verirse birlikte çalışabiliriz” dedi.

    “TÜZÜK YETERSİZ, DEĞİŞMELİ”
    Tüzüğün bu tür durumlarda yetersiz kaldığını belirten Uçarcan, yeni bir tüzük çalışmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Son olarak Uçarcan, “Bir kişi ya siyaset yapar ya dernek başkanlığı yapar. Cemevleri siyasetin aracı değildir. Biz buraya bunu engellemek için geldik” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    …….

     

  • Ankara Tabip Odası: Güvencesiz ücretlendirme biçimini reddediyoruz!

    Ankara Tabip Odası: Güvencesiz ücretlendirme biçimini reddediyoruz!

    PİRHA – Ankara Tabip Odası (ATO), bir basın açıklaması yaparak, “Sağlık çalışanlarına yapılan ek ödemelerin eşitsiz olduğu, çalışanlar arasında çalışma ve iş barışını bozan güvencesiz ücretlendirme biçimini reddetiyoruz” dedi.

    Koronavirüs salgını tüm dünyada ve Türkiye’de hızlı bir şekilde yayılmaya, yayıldıkça da can kayıplarına neden olmaya devam ediyor.

    Sağlık emekçilerinin bu süreç içerisinde hakkı olan ek ödemelerin Sağlık Bakanlığı tarafından eksik ve ayrımcı bir şekilde ödendiğini gündeme getiren Ankara Tabip Odası, “Güvenceli ücret rejimi uygulansın” dedi. Ayrıca sağlık emekçilerine yönelik yeterli ve gerekli önlemlerin alınmadığı vurgulandı.

    SAĞLIK BAKANI EK ÖDEME ÜCRETLERİNİN TAVANDAN YAPILACAĞINI SÖYLEMİŞTİ”

    Ankara Tabip Odası tarafından yapılan basın açıklamasında, “Covid-19 pandemisi süresince her ülkede olduğu gibi ülkemizde de salgının ilk günlerinden itibaren sağlık çalışanlarının özverili çabaları toplum tarafından alkışla takdir edildi. Kamu otoritesi de bu eylem şeklini benimseyerek sahiplenmek için günlük olarak balkonlardan sağlık emekçilerini alkışladılar. Bu süreçte iktidar ve Sağlık Bakanı pandemi sürecinde sağlık hizmeti sunan sağlık çalışanlarına ek ödeme ücretlerini tavandan ödeyeceğini bir basın açıklaması ile kamuoyuyla paylaştı” denilerek hükümetin sağlık emekçileri ve emek birliklerine verdiği söz hatırlatıldı.

    “GÜVENCELİ ÜCRET REJİMİ UYGULANSIN”

    Hükümetin verdiği söze sadık kalmadığı belirtildikten sonra Ankara Tabip Odası, sağlık emekçilerinin iktidarın sağlık politikalarından ne kadar hasar aldığı tarihsel süreç içerisinde değerlendirildi. Ankara Tabip Odası, mevcut iktidarın inatla ve ısrarla savunduğu en önemli kuramlardan biri olan “Performansa dayalı ücretlendirme” sürecinin koronavirüs sürecinde dahi en önemli argüman olduğunu belirtilerek açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Sağlık meslek ve emek örgütleri TTB, SES ve Tabip Odaları 2003 yılında uygulanmaya başlanan sağlıkta dönüşüm programının birinci fazında hayata geçirilen performansa dayalı ücretlendirme biçimine hep karşı çıkmışlardı. Çalışma barışını bozan, niteliğe değil parça başı güvencesiz ücretlendirme rejimini hep reddettiler. İnsanca ve onurlu bir hayat sürdürmek için emekliliğe yansıyan güvenceli bir ücret rejimini savundular ve savunmaya devam ediyorlar. Özellikle bu süreçte para konusunun gündeme gelmesinden ötürü rahatsızlıklarımızı her mecrada dile getirdik, açıklamalarda bulunduk. Bu popülist yaklaşıma karşı durduk. Kendi sağlığımızı ve toplum sağlığını korumak için güvenli bir çalışma ortamında tam donanımlı KKE sağlanmasını vurguladık. Sağlıklı, doğru bilgi paylaşımını talep ettik. Sürecin olumlu işleyebilmesi için gerekli olan Sağlık Bakanlığı kurullarında ve il pandemi kurullarında demokratik temsiliyet istedik.”

    “ADALETLİ İŞ BÖLÜMÜ YAPILMALIDIR”

    Ankara Tabip Odası, yetkililerin ücret dağıtımında adaletli olmadığını belirterek sağlık emekçilerinin böylesine önemli ve kritik bir zamanda demoralize olduklarını belirtti. ATO açıklamasına şöyle devam etti:

    “Öncelikle risk gruplarına ve toplumun tüm kesimine yaygın tanı testlerinin ülkenin her tarafında yapılmasını vurguladık. İlerleyen dönemde de ekonomik ve özlük haklarımız için söz söyledik. Yoksulluk sınırının 7500 TL civarında olduğu bir ülkede hiçbir çalışanın bu ücret altında gelirinin olmaması gerektiğini söyledik. Çalışma barışının bozulmaması için adaletli bir iş bölümü planlanmasını istedik. Kamu ya da özel sağlık kuruluşlarındaki taşeron işçiden temizlik işçisine, birinci, ikinci ve üçüncü basamakta çalışan her aşamadaki sağlık çalışanına maaşının iki katı kadar ücret talep ettik, ediyoruz. Bunun karşılanmayacağını geçmiş kriz dönemlerinde de deneyimlemiştik. Biz sağlık emekçileri sistemin toplumdan yana değil patrondan yana vergi indirimi ve teşvik paketlerinin açıklanacağını biliyorduk. Evet, yanılmadık; teşvikler, kısa dönem çalışma ödenekleri ve sözüm ona çalışanların bu dönemde işten çıkarılmaları yasaklanırken, ücretsiz izne çıkarma yasalaştırıldı. TBMM’de ilgili yasa teklifi iktidar bloğu tarafından onaylanarak, günlük 39 TL ödemesi yani asgari ücretin yarısı kadar bir ücretlendirme çalışana reva görüldü. Ankara’da yaptığımız bir anket sonucu özel sağlık kuruluşlarında görev yapan sağlık çalışanlarının; %60’ı ücretsiz izin veya rapor almaya zorlandıklarını, %48’i ekonomik kayba uğradıklarını,  % 21’i ücretsiz izne ayrıldıklarını yine % 22’si gelirinin en az %50’sini kaybettiklerini belirtmiştir.”

    “EMEKLİLİĞİMİZE  YANSIMAYAN ÜCRETLENDİRME BİÇİMİNİ REDDEDİYORUZ”

    Sağlık emekçilerinin aldığı tüm ek ücretlerin sadece aktif çalıştıkları dönem için önemli olduğunu belirten Ankara Tabip Odası, emekli olduktan sonra da sağlıkçıların bu ücretlendirmelerin kendilerine yansıtılmasını talep ettiklerini belirtti. ATO “Emekliliğimize yansımayan ücretlendirme biçimini reddediyoruz” diyerek açıklamayı şöyle sürdürdü:

    “Kamu ve özel üniversitelerde çalışan, bu dönemde en riskli alanlar olan triajda, Corona polikliniğinde, yoğun bakımda ve acil servislerde çalışan bu süreçte bütün iş yükü omuzlarına yüklenmiş genç hekim arkadaşlarımızın (asistan hekimler) gelirlerinde azalma oldu. Birinci basamakta, ASM’lerde çalışan arkadaşlarımız kişisel koruyucu ekipmanlarını kendi gelirleri ile karşıladıkları için cari giderleri arttı ve gelirleri azaldı. Diğer sağlık çalışanları; Corona hastasının tedavisi ve takibi için, günde en az iki kez Covid-19 tanısı alan hastanın odasına giren hemşire arkadaşımız üstelik en kıdemlisi ancak 1900 TL ek ödeme alabildi. Polikliniklerde çalışan tıbbı sekreter, en riskli grup olan temizlik elemanı; her tomografi çekiminde kapı kolundan tomografi cihazına kadar her tarafı eksik KKE ile temizleyen sağlık çalışanına ise hiçbir ek ödeme yapılmadı. Bu çalışma barışını bozan, motivasyonumuzu düşüren, güvencesiz ve emekliliğimize hiçbir şekilde yansımayan ücretlendirme biçimini reddediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA