Etiket: yüksel direnişi

  • Yüksel direnişçisi KHK’li Nazan Bozkurt tahliye oldu-VİDEO

    Yüksel direnişçisi KHK’li Nazan Bozkurt tahliye oldu-VİDEO

    PİRHA- OHAL KHK’ları ile ihraç edilen ve 4 yıldan fazla bir süredir Ankara’nın Yüksel Caddesi’nde İşimizi istiyoruz’ talebiyle eylem gerçekleştiren Yüksel Direnişçileri 3. kez hakim karşısına çıktı. Nazan Bozkurt tahliye olurken, Avukat Mehmet Refik Atalay, ‘’Tamamen siyasi bir davadır. Müvekkillerim hakkını aradığı için cezalandırılıyor” dedi. Duruşma 4 Haziran’a ertelendi. 

    OHAL KHK’ları ile ihraç edilen ve 4 yılı aşkın süredir Ankara’nın Yüksel Caddesi’nde ‘İşimizi istiyoruz’ talebiyle eylem yapan Yüksel Direnişçileri 3. kez hakim karşısına çıktı.

    Ankara Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya 6’sı tutuksuz 3’ü tutuklu 8 sanık katıldı.

    Tutuklulardan KHK  Mehmet Dersulu kaldığı Bolu F Tipi Hapishanesi’ndeki teknik nedenlerden dolayı duruşmaya katılamadı.

    Duruşma, savcılığın tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi yönünde görüş bildirmesiyle başladı. Daha sonra tutuklu sanıkların savunmalarına geçildi.

    ALEV ŞAHİN: MÜCADELEM EKMEK KAVGASIDIR

    Duruşmada söz alan ilk sanık Alev Şahin savunmasında şunları dile getirdi:

    ‘’İddianamede yazanlar asılsızdır. Somut tek bir delil yoktur. Varsayımlarla hareket edilmektedir. Özgür irademle hakkımı aradım. İşimden oldum. Örgüt talimatıyla değil AKP’nin zorbalığı ve baskısı yüzünden sokağa çıktım. Eylem yaptım. Benim mücadelem ekmek kavgasıdır. Direndiğim için örgüt üyeliği yaftasıyla karşı karşıya kaldım. KESK ve TMMOB üyesiyim. İşim, ekmeğim, onurum için direnmeye devam edeceğim. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum.’

    NALAN BOZKURT: TEDAVİ OLAMIYORUM

    Alev Şahin’in ardından tutuklu sanık Nazan Bozkurt söz alarak savunmasını yaptı.

    Bozkurt savunmasında iddianamenin asılsız ve temelsiz varsayımlar üzerine kurulu olduğunu vurgulayarak, ‘’Dosyada bana ait suçlamalara ilişkin tek bir somut delil yoktur. İddialar asılsız ve polisin komplosu üzerine kuruludur. Beni direnişimden dolayı örgütle ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Ben sadece hakkımı aradım. Haksız yere burada tutuluyorum. Hapishane koşulları çok kötü. Koronavirüs bu hapishanede çok fazla artış gösterdi. Çok ciddi risk altındayız. Hırsız, katil, tecavüzcüler 3, 5 ay yatıp çıkarken ben 8 aydır tutukluyum. Birçok hastalığım var. Tedavi olamıyorum. Korona bahanesiyle bu engelleniyor. Ayrıca benimle birlikte ailem de mağdur ediliyor. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum.’’ şeklinde konuştu.

    AVUKAT ATALAY:AYM’NİN EMSAL KARARLARI VAR

    Sanıkların ardından avukatları Mehmet Refik Atalay söz alarak müvekkillerinin savunmasını yaptı.

    Atalay savunmasında şunları söyledi:

    ‘’Anayasa Mahkemesi’nin emsal kararları var. Müvekkillerim suç işlememiş hak aramıştır. Herhangi bir örgütle bağdaştırılamaz. AYM açıkça verdiği kararda yapılan yüksel eylemlerinin örgütle bağlantılı olmadığını belirtmiş ve buna dair hiçbir somut delilin bulunmadığını söylemiştir. Yapılan eylemler KHK ihraçlarına karşı ifade özgürlüğüdür. Demokratik yasal hak kullanımıdır. Tutuklamalara bir an önce son verilmeli ve müvekkillerim beraat ettirilmelidir.”

    Atalay’ın ardından diğer bir sanık avukatı Can Atalay söz alarak savunmaya ilişkin, ‘’Yüksel eylemleri Türkiye’de ki sessizlik ortamına ses olduğu için bu dava açılmıştır. Hakkını aramak isteyenlere ışık tuttuğu için açılmıştır. Siyasi bir davadır. Tahliye ve beraat istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti Nazan Bozkurt’un bulunduğu ili terk etmeme şartıyla adli kontrol tedbiri uygulayarak tahliyesine karar verirken, Alev Şahin ve Mehmet Dersulu’nun kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.

    ACUN KARADAĞ: ELBETTE Kİ BİZ KAZANACAĞIZ

    Mahkeme bitiminde davada tutuksuz yargılanan KHK mağduru Acun Karadağ PİRHA’ya konuştu.

    Karadağ davaya dair açıklamasında şunları dile getirdi:

    ‘‘Nazan Bozkurt tahliye oldu. Elbette ki sevindik ama Alev Şahin ve Mehmet Dersulu’nun tutukluluğunun devamı yönünde karar verdiler. Bu gerçekten de avukatların söylediği ve Alev’in de kendi beyanlarına bakacak olursak dosyada arkadaşlarımızın tutukluluğunun devamına karar verecek herhangi bir kanıt, delil olmadığı halde sırf polisin kanaati, polisin ‘böyle düşünüyorum’ ifadesi ile savcılık suçlamaları ile hiçbir somut delile dayanmadan arkadaşlarımızın ‘tutukluluğuna devam’ yönünde karar verildi. Üstelik mahkeme 4 Haziran’a ertelendi. Tutuklulukları 11 ay kadar sürecek. Bizi böyle yıldıramazlar. Konuşmamızı bu şekilde engelleyemezler. Elbette ki biz kazanacağız. Haziran’da arkadaşlarımızı alacağız.’’

    Karadağ’ın ardından Avukat Mehmet Refik Atalay’ da davaya ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şunalrı kaydetti:

    ’Mehmet Dersulu ve Alev Şahin’in tutukluluğunun devamına karar verildi. Yüksel eylemleri bilindiği üzere 2016 yılından bu yana süren eylemlerdir. Bugüne dek bu eylemlere katılan sanıklar hakkında herhangi bir mahkumiyet kararı verilmedi. Hatta geçtiğimiz haftalarda Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yine örgüt üyeliği suçlaması ile yargılandıkları bir davadan beraat ettiler. Yine Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın geçmişte tutuklu olarak yargılamaları beraat ile sonuçlandı. Geçtiğimiz yaz aylarında bu karar onandı. Yine geçtiğimiz ay tahliye kararı verilen Nazan Bozkurt hakkında bugünkü dosya ile oldukça benzer iddialara ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından ‘hak ihlali’ kararı verildi ve bunun sonucunda Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi beraat kararı verdi. Dolayısıyla ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlerine Muhalefet’ suçlaması ile ‘terör propagandası’ yapmak suçlaması ile açılan davaların da berat ile sonuçlandığını söylemek isterim. Kısacası Yüksel eylemcileri bugüne dek hiç cezalandırılmadı. Hiç mahkumiyet kararı verilmedi. Bugünkü tutukluluk bu anlamda bütünüyle hukuka aykırıdır ve artık uzamıştır. Fakat buna rağmen mahkemenin ısrarının hukuksal olmaktan uzak olduğu kanaatindeyiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • KHK’li Öğretmen Dersulu: Adalet yoksa mücadele vardır; işimi istiyorum-VİDEO

    KHK’li Öğretmen Dersulu: Adalet yoksa mücadele vardır; işimi istiyorum-VİDEO

     

    PİRHA – KHK ile işinden uzaklaştırılan Öğretmen Mehmet Dersulu, Ankara Yüksel Caddesi’nde 1247’nci kez, “İşimi geri istiyorum” dedi. Dersulu, “Adalet yoksa mücadele vardır. Mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. 

    Haberin videosu:

    Eğitimin ve öğretmenlerin kıymetinin en çok anlaşıldığı bu süreçte bir öğretmen Ankara Yüksel Caddesi’nde kendisine yapılan haksızlığı haykırmaya devam ediyor.

    Birçok emekçiyi haksız yere işinden eden Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kıyımlarından birini yaşayan Öğretmen Mehmet Dersulu, hakkının ve mesleğinin mücadelesini 1247 gündür duyurmaya çalışıyor. Mehmet Dersulu Öğretmen “Adalet yoksa mücadele vardır” dedi. 

    Ankara’da Yüksel Caddesi’nde açıklama yapmasına polis tarafından izin verilmeyince açıklamasını başka bir yerde yapan Öğretmen Mehmet Dersulu, “Hakkımı ve İşimi geri istiyorum” dedi.

    KHK ile işine son verilen Öğretmen Mehmet Dersulu, bugün 1247’nci kez, polisin engellemesine rağmen “İşimi geri istiyorum” dedi.

    Dersulu, “Halk sağlığı diyenlerin halk sağlığını düşündüğü yok. Ataması yapıladığı için markette çalışan bir öğretmen evlere servise zorlanarak işten atıldı. Ekmeğin eşit bir şekilde dağıtılması gerekiyor, eğer ekmek eşit dağıtılmıyorsa adalet yok değildir. Adalet yoksa mücadele vardır. Mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Zorbalıklarına baskılarına hiçbir zaman boyun eğmedik eğmeyeceğiz” diyerek açıklamasını sonlandırdı. 

    PİRHA/ANKARA

  • Mahmut Konuk: Düğüne gittim diye terörist ilan edildim-VİDEO

    Mahmut Konuk: Düğüne gittim diye terörist ilan edildim-VİDEO

    PİRHA – Yüksel Caddesi ve ihraç edildikleri işyerleri önünde yaptıkları eylemler sebebiyle 2’si tutuklu 15 kişi, 29 Temmuz’da hakim karşısına çıkacak. Yargılanacak isimlerden olan Mahmut Konuk, 295 sayfalık iddianame için ‘kumpas’ yorumunu yaparken “Bir grup insan işini, ekmeğini istemek için sokağa çıkıyor. Bize uygulanan şiddetin toplamı görünsün diye herkesi duruşmayı izlemeye çağırıyorum” dedi.

    15 Temmuz darbe girişimi ardından işlerinden ihraç edildikten sonra Ankara’da sokağa çıkarak eylem yapan 2’si tutuklu 15 kişi 29 Temmuz’da 28. Ağır Ceza Mahkemesinde yargı önüne çıkacak.

    Aralarında Yüksel Caddesinde eylem yapanların da oluğu 15 kişi, ‘örgüt üyeliği’ ile suçlanıyor.

    Hazırlanan 295 sayfalık iddianame için ‘Kumpas’ benzetmesi yapan Mahmut Konuk da yargılanacak 15 kişilik listede yer alıyor. Konuk, Çankaya Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışırken 22 Kasım 2016’da 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç ediliyor. “Malum bizim için özel bir gerekçe yok” diyen Konuk, Pazartesi yapılacak yargılama öncesi başından geçenleri şöyle özetliyor:

    “MAHKEME YOLUMUZ KAPATILIP ŞİDDETE DE MARUZ KALDIK”

    “14500 kişinin tek bir KHK ile ihraç edildiği durum söz konusu. FETÖ, PDY, özel bir topluluk veya başka bir terör örgütü ile ilişkili olmak… Yıllardır yaptığım basın açıklamalarında zaman zaman şunu söylüyorum; ‘Eğer bizim FETÖ, darbe, darbecilik ya da bir şiddet örgütüyle bağımız varsa yaptığımız helali hoş olsun. Yoksa siz yalancısınız, haramisiniz’ diye söylüyorum. İhracımdan sonra ilk eylemimizi KESK ve SES’in uyguladığı kararlar doğrultusunda 15 Aralık 2016’da işyerlerimiz önünde milletvekillerinin ve birçok insanın katılımıyla yaptık. Anayasal bir hak olarak, bizi ihraç ettiler ama idari mahkemelere, Danıştay’a, Anayasa Mahkemesi’ne de başvurduk. Fakat bu yolların tamamı kapatıldı. Ardından 27 Şubat 2017 tarihinden itibaren her Pazartesi kendi işyerim önünde basın açıklaması yaparak durumu kamuoyuna duyurmaya çalıştım. Gözaltına alma ve eylemi engelleme gibi durumla karşılaşmadım ama Afrin operasyonu bahanesi ortaya çıkar çıkmaz Yüksel Caddesi’ndeki eylemlere nasıl müdahale ediyorlarsa bana da öyle davrandılar. Söz söyletmediler, konuşturmadılar. Hatta bağımsız milletvekili adayı olduğum dönemde 20 günde 13 defa gözaltına alındım. Zaman zaman çok ciddi şiddet uygulamalarına da maruz kaldık.”

    “YALANINIZ BATSIN”

    Konuk, ihraçlar sonrasında yaptıkları eylemler sebebiyle ‘terör ile bağlantılı’ oldukları yönünde suçlamalar aldıklarını aktarıp “Yaptığımız işin onların terör tanımı ile nasıl bir alakası var?” diye de sordu. Konuk, yeğeninin düğünü sebebiyle gittiği İstanbul’da da takibe alındığını ve iddianameye de “Örgüt üyeleri ile buluşmak üzere gitti” şeklinde not düşüldüğünü söyledi. Konuk sözlerine şöyle devam etti:

    “İddianame toplamda 295 sayfa. Yaptığımız işin onların terör tanımı ile nasıl bir alakası var? Yani benim kendi işyerimde ya da Yüksel Caddesi’nde yaptığımız eylemlerin bu tanımla nasıl ilgisi var? Tam tersine bize uyguladıkları muamele onların terör tanımına giriyor. Baskı, yıldırma, tehdit, şiddet, gaz bombası, cop, plastik mermi, tazyikli su sıkma ve zorla şiddet uygulayarak gözaltına almak… Bunların tamamı terör tanımına giriyor. Bunu uygulayan devletin kendisi. Bana 10 sayfa ayrılmış ve çok gülünç iddialar, ipe sapa gelmez suçlamalar var. Örneğin; Mahmut Konuk 28 Eylül 2018’de İstanbul’a örgüt üyeleri ile buluşmak üzere gitmiş. Eğer mahkeme heyeti izin verirse ben o belgeleri göstereceğim. İddianamede ayrıca şöyle bir ifade var; ‘İş yoğunluğundan dolayı, olanaksızlıklarımızdan dolayı İstanbul’daki teknik takibi devam ettiremedik’. Yalanınız batsın. İstanbul’a ne için gittiğim belli. Siz zaten telefon dinlemesi de yapıyorsunuz. Yeğenim Fırat Konuk’un nişan davetiyesi için gittim. Eğer mahkeme heyeti kabul ederse görüntülerini de orada sunacağım. Düğüne giderken terörist ilan edildim, örgüt üyeleri ile buluşmuş oldum.”  

    “HAZIRLANAN KUMPASI HERKESE GÖSTERECEĞİZ”

    29 Temmuz’da saat 10:00’da Ankara Adliyesinde görülecek duruşmaya katılım çağrısı da yapan Konuk, sözlerini şu cümlelerle noktaladı:

    “Anayasa Mahkemesi bir karar verdi; ‘OHAL koşullarında bile haksızlığa uğrayan, işten atılan insanların ‘işimi geri istiyorum’ diye basın açıklaması yapması anayasal bir haktır, cezaya tabi tutulamaz’ demişken biz bu nedenle terörist olarak yargılanıyoruz. Bize hazırlanan kumpası orada herkese göstereceğiz. Bütün kamuoyu duysun, vicdanlı insanlar görsün, yargılama sürecini takip etsin. Bir grup insan, işini, ekmeğini istemek için sokağa çıkıyor, bir grup insan da vicdanen onlara destek oluyor. Desteği kırmak üzere bize uygulanan şiddetin toplamını görsün diye herkesi o duruşmayı izlemeye çağırıyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • 568 gündür eylem yapan Konuk: Sokağa çıkın – VİDEO

    568 gündür eylem yapan Konuk: Sokağa çıkın – VİDEO

    PİRHA- KHK ile işinden ihraç edilen ve işine geri dönmek için 568 gündür iş yerinin önünde eyleme devam eden Mahmut Konuk, KHK ile işine son verilen tüm emekçileri iş yerleri önünde işlerine geri dönmek için mücadeleye çağırdı.

    KHK ile ihraç edilen SES Eski MYK üyesi sağlıkçı Mahmut Konuk, “Hiçbir haklı gerekçeleri olmadan, yalan söyleyerek, sahtekarlık yaparak, bizim ekmeğimize, işimize son verdiler, el koydular, çocuklarımızın nafakasına alın terimize 40 yıllık emeğimize el koydular” dedi.

    “Biz bunların yakasına yapışacağız” diyen Konuk, “Gücümüz ne tankla, topla, silahla, sopayla bunlara saldıracak gücümüz yok. Biz yüreğimizle, vicdanımızla bunların karşısında durmaya devam edeceğiz bizi hiçbir şekilde susturamazlar” ifadelerini kullandı.

    Şimdilik haftanın 2 günü de Yüksel direnişine destek veren Konuk, KESK sokakta olduğu sürece KESK’ in düzenlediği bütün eylemlere katıldı.

    “Yasada yazılı olan yol şu işten haksız bir şekilde atıldığınızda idare mahkemesine oradan üst mahkemeye Danıştay’a başvuruyorsunuz olmadı anayasa mahkemesine olmadı, AHİM’e başvuruyorsunuz. Biz o süreçlerin tamamını tükettik” diyen Konuk, 12 Eylül hukukunun bile kalmadığını vurguladı.

    “OHAL BİREYSEL ÖZGÜRLÜKLERİ ENGELLİYOR”

    Konuk sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Burada 1915 hukukundan söz edebiliriz. Yani düşman bellediklerini hiçbir hukuk yolu bırakmadan yok etmek hukuku uygulanıyor. Ermenilere yaptıklarının aynısını Pontus Rumlarına yaptıklarının aynısını muhalif bellediklerine yapıyorlar. Hiçbir hukuk yolu bırakmıyorlar. Anayasa mahkemesi, yüksek yargı organlarının yöneticileri hepsi teslim olmuş durumda. Cumhurbaşkanının muktedirin karşısında cübbelerinin olmayan düğmeleri olmayan cübbeyi ilikleyenlerden bir direniş, bir hukuki duruş beklemek mümkün değil. Ya da onun çağrısı üzerine seçim bölgesine gidip çay bahçelerinde çay toplamak bir hukuk adamının kendi içine sindirebileceği bir şey değil.

    Danıştay başkanımın KHK’lar OHAL bireysel özgürlükleri engellemiyor sözü abesle iştigaldir. Anayasa Mahkemesi’nin biz haklar hakkında biz yetkili değiliz demesi abesle iştigaldir. O zaman Uganda Anayasa Mahkemesi mi yetkili diye sormamız lazım.

    AHİM bile Türk siyasal iktidarına teslim oldu. 2 nedenle 1.Suriye’den gelen göçmenler kapıyı açarım üzerinize salarım diye tehditte bulundu. 2 biz burada canlı bombalarla uğraşırken siz rahat mı duracaksınız dedi demesinin üzerinden 2 gün sonra Almanya’da, Fransa’da Avrupa’nın değişik kentlerinde canlı bombalar patladı. Avrupa teslim oldu. Bir gerekçeyle AHİM olduğunu unuttu, devletler mahkemesi olduğunu düşündü o da teslim oldu.

    Dolaysıyla bizim önümüze bir komisyon kurulmuş, bu utanç verici bir durum. Bizi işten atan, hiçbir sorgu hiçbir gerekçe, göstermeden işten atan siyasal iktidar bir komisyon kuruyor ve bütün hukuk mercileri o komisyonun vereceği kararı bekliyor. Binde bir haksız yere işten atılmış olan bazı arkadaşlar işe geri dönüyor o komisyonun kaç yıl süreceği incelemesinin süreceği belli değil. O komisyon da ‘sen başvurmadım, bu yolu tüketmedin’ demesinler diye başvuruda bulundum ve o komisyondan hiçbir umudum yok.”

    “ÇOCUKLARIMIZIN NAFAKASINI GASP ETTİNİZ”

    Konuk, “Bu da olmadığı içinde ben fiili meşru mücadele yolunu seçtim Japonların bir atasözü var, ‘Taşı delen suyun şiddeti değil, damlaların sürekliliğidir’. Ben o ilke ile hareket ediyorum. Damlalar sürekli akacak, taş delinecek, o taş delininceye kadar ben damla olarak o taşın üzerine tıp, tıp, tıp dökmeye devam edeceğim ve onların yakasına yapışmaya devam edeceğim ve siz hırsızsınız, bizim ekmeğimizi çaldınız, çocuklarımızın nafakasını gasp ettiniz demeye devam edeceğim. ‘Siz yağmacısınız, talancısınız, zorbasınız, haramisiniz, diktatörsünüz, kölecisiniz firavunlaşma yolunda ilerliyoruz’ demeye devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

    “SOKAĞA ÇIKIN”

    “Sokağa çıkın. Sokağa çıkan, insan sayısı artsın, işyerlerinize gidin işyerlerinizin önünde oturma eylemine devam edin” sözleriyle mücadeleye çağrı yapan Konuk sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ben gidip anayasa mahkemesi önünde kendimi zincirlemesini de bilirim. Ama o tür eylemleri yapmıyorum niye bilerek yapmıyorum İhraç edilen her arkadaşın yapabileceği bir iş yapıyorum. Ben iş yerimin önünde gidip ben ekmeğimi çaldınız diye basın açıklaması yapmak en doğal insani bir haktır alıp götürüyorlar yarım sat sonra serbest bırakıyorlar. Eskiden olduğu gibi işkence ile baş edecek durumda değiller. Şimdilik avukatlar gözaltı işlemi yapmıyor, savcılar gözaltı işlemi yapmıyor, tutuklama yapmıyor. Çünkü yaptığınız işin bir anayasal hak olduğunu onlarda biliyorlar. Sahtekarlıkla kabahatler kanununa sokarak kabahatler kanununun içinde imiş gibi yaparak yapıyorlar. İşinden atılmış ekmeği çalınmış bir insana kabahatler kanunundan ceza yazmak ne yazar.

    Herkese diyorum ki çıkın sokağa çıkmaya devam edin. Ben ısrarla herkesin yapabileceği bir işi yapmaya çalışıyorum. Yoksa daha ekstrem işler yapabiliriz. Meclisin önüne gidip kendimizi kilitlemek gibi ya da anayasa mahkemesi önünde Danıştay önünde bu tür şeyler aklımdan geçmedi değil, ama bunları bilerek yapmadım. Mahmut Konuk ‘fevri, bireysel eylemler yapıyor’ demesinler diye. Herkesin yapması gereken işi yaptım herkese bunu öneriyorum.

    “AYM SAHTEKARLIK YAPIYOR”

    Hiç bakmadım hiç ilgilenmiyorum, arttığını biliyorum 40-50 bin olmuştur herhalde. Kesinleşen birkaç tanesi hakkında anayasa mahkemesine dava açtık. Anayasa mahkemesi olumlu görürse ki açıkça anayasal bir hakkı kullanmayı kabahatler kanuna sokarak sahtekarlık yapıyorlar.

    Eğer Anayasa Mahkemesi’nde bir parça hukuk kalmışsa, bir parça hukuk namusu kalmışsa, bunu düzeltirler düzelmezse de AİHM yoluna gideriz.

    Oradan çıkar çıkmaz ayrı ben ödemeyeceğim. Benim zaten ödeyecek bir paramda yok,  ev bana ait değil, evimde götürebilecekleri, çalabilecekleri malzemede yok. Ben ödemeyeceğim.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Yüksel direnişinin 667. gününde : Alevilere ettiğiniz hakaretlerin hesabını vereceksiniz

    Yüksel direnişinin 667. gününde : Alevilere ettiğiniz hakaretlerin hesabını vereceksiniz

    PİRHA – Yüksel Direnişi’nin 667. gününde, ‘İşimizi geri istiyoruz’ eyleminde konuşan Nazan Bozkurt, “Alevilere ettiğiniz hakaretlerin hesabını vereceksiniz” dedi. Eylemde polis Gülnaz Bozkurt, Nazan Bozkurt ve Mehmet Dersulu gözaltına aldı. 

    OHAL KHK’si ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen’in öncülüğünde başlayan ve Semih Özakça ile ihraç edilen diğer kamu emekçilerinin katılımlarıyla büyüyen Yüksel Direnişi’nin 667. gününde gerçekleştirilmek istenen ‘İşimizi geri istiyoruz’ eylemine polis saldırdı. Ankara’daki Yüksel Caddesi’ndeki öğlen açıklamasına saldıran polis Gülnaz Bozkurt, Nazan Bozkurt ve Mehmet Dersulu gözaltına aldı.

    “KEZBAN ANAYA SELAM”

    Yüksel direnişinin 667. günü öğlen açıklamasında PSAKD Armutlu Cemevi’ne saldırı gündeme getirildi. Açıklamada, “Cemevi koridoruna işeyen polisi teşhir eden ve bu yüzden tutuklanan Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’a ve tutuklanan kızı için cemevinde oturma eylemi yapan Kezban anaya selam gönderdi. Alevi düşmanı AKP’ye “Cemevi koridoruna işeyen polisinize işlem yapmadınız, ona tuvalet eğitimi verin. Alevilere ettiğiniz hakaretlerin hesabını vereceksiniz” diye tepki gösterdi. (HABER MERKEZİ)

  • 76 yaşındaki Yüksel direnişçisi Perihan Pulat’ı polis bu hale getirdi

    76 yaşındaki Yüksel direnişçisi Perihan Pulat’ı polis bu hale getirdi

    PİRHA- Ankara’da Yüksel Caddesi eylemlerinin sembol isimlerinden biri olan 76 yaşındaki Perihan Pulat, dün Yüksel’de polisin darp etmesi sonucu yaralandı. 

    Yüzünden, gözlerinden ve başından darbe alan Pulat, PİRHA’ya yaptığı konuşmada, Akademisyen Nuriye Gülmen, öğretmenler Semih Özakça ve Acun Karadağ’ın “işimi geri istiyorum”un mücadele hikâyesini dinledikten sonra direnişe katıldığını belirtmişti.

    Dün Yüksel Caddesi’ndeki eylem sırasında Pulat, polisin saldırısına uğrayarak işte bu hale getirildi.

    ‘İşimi geri istiyorum’ eylemlerinden, sosyalizmle nasıl tanıştığına kadar, PİRHA’nın sorularını yanıtlayan Perihan Pulat, yaşamındaki mücadelenin nasıl şekillendiğini şu sözlerle paylaşmıştı:

    “Genç yaşımda emeğin ve emekçinin ne olduğunu, 2. Dünya savaşının gölgesinde öğrendim. Kendime ilk sorum; Neden biz böyleyiz? oldu. Zamanla Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Behice Boran ile tanıştım. Behice Boran emek ve sosyalizm mücadelesini öğretti. Aynı zamanda tek başına ve isteyerek değil, birlikte mücadele ederek kazanacağımızı da öğretti.”

    Perihan Pulat, “Nuriye, Semih ve Acun’un “işimi geri istiyorum”un mücadele hikayesini dinledikten sonra “benim yerim burası” dedim ve ben de direnişe katıldım” demişti.

  • Yüksel direnişinin 399’uncu gününde 5 gözaltı

    Yüksel direnişinin 399’uncu gününde 5 gözaltı

    Ankara’da Yüksel Caddesi’nde 399’uncu gününe giren “İşimizi geri istiyoruz” eylemine müdahalede eden polis, 5 kişiyi darp ederek gözaltına aldı.

    KHK ile ihraç edildikten sonra işlerine geri dönme talebiyle başlattıkları açlık grevi eylemi 279’uncu gününe giren eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek vermek amacıyla Yüksel Caddesi’nde sürdürülen “İşimizi geri istiyoruz” eylemi 399’uncu gününde devam etti.
    5 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI    
    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilmiş kamu emekçileri ve destekçileri, İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması yapmak üzere Konur Sokak’ta bir araya geldi. Sokağı kalkanları ve gözaltı aracı ile kapatan polis, emekçilerin Yüksel Caddesi’ne geçişine izin vermedi. Polis kalkanları önünde basın açıklaması yapmak isteyen emekçiler, “Açlık grevinin 279. gününde Nuriye ve Semih işe geri alınsın” pankartı açarak “Nuriye Semih onurumuzdur” sloganı attı.
    Pankart açılıp slogan atılmaya başlandığı anda anons yapan polis, emekçilerin pankartını yırttı. Yaşanan arbede sırasında slogan atmaya devam eden emekçilere müdahale eden polis, 5 kişiyi yere yatırarak darp etti. Daha sonra gözaltına alınan 5 kişi, sokakta bekletilen gözaltı aracına konuldu.
  • KHK mağduru sağlık emekçisi, Yüksel direnişini anlattı: Arkadaşlarımızı yaşatacağız-VİDEO

    KHK mağduru sağlık emekçisi, Yüksel direnişini anlattı: Arkadaşlarımızı yaşatacağız-VİDEO

    PİRHA – Sağlık emekçisi Adnan Vural 14 Temmuz’da KHK ile işinden ihraç edildi. Şu anda İnsan Hakları Derneği Genel Merkez yöneticiliği yaptığını belirten Vural, Yüksel Caddesi eylemcisi olduğunu ve 224 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’yı yaşatacaklarını ve yaşatmak için bu mücadelelerine devam edeceklerini söyledi.  

    HABERİN VİDEOSU

    14 Temmuz’da KHK ile işinden atılan sağlık emekçisi Adnan Vural PİRHA’ya konuştu.

    Vural, “Yıllardır insan hakları aktivistiyim. Barış savunucusuyum. Birçok barış çalışmalarında yer aldım. Şu an İnsan Hakları Genel Merkez yöneticisiyim. Şimdi ise başından beri Nuriye ve Semih’in eylemini insan hakları savunucusu olarak Yüksel Caddesinde gözlemliyordum.  Şu an ise Yüksel caddesinde eylemci olarak devam etmekteyim” dedi.

    “NURİYE ve SEMİH’İN HAYATLARINI GERİ ALABİLMESİ İÇİN DİRENİŞTEYİZ”

    Yüksel caddesine biraz değinmek gerektiğini söyleyen Vural sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yüksel caddesi açık bir işkencehaneye dönüşmüş durumda. Sokakta her gün eylemci arkadaşlara işkence yapılıyor. Nuriye ve Semih’in hayatları tehlikede. Açlık grevleri bugün 224 günü. Bu 224. günde gerçekten baktığımızda ciddi anlamda bir yaşam hakkı ihlali var. Neden cezaevinde tutulduklarını bile açıklayacak bir şeyleri yok. Açlık grevinin sonlanması için rehin alınmış durumdalar. Biz Nuriye ve Semih’in hayatını geri alabilmesi ve onların işine geri dönebilmesi için, arkadaşlarımızla Yüksel caddesinde direnişteyiz.”

    “ARKADAŞLARIMIZI YAŞATACAĞIZ”

    Daha çok direnişin arkasında olan Veli Saçılık ve Acun Karadağ ile beraber olduğunu belirten Vural, şöyle konuştu:

    “Her gün bu arkadaşlarımız gerçekten yakın mesafeden gaza maruz kalmakta, sürekli, gözaltına alınmakta. Ama bu işkence sürekli sokakta uygulanmakta bunlara yönelik biz bu işkenceyi belgeliyoruz ve buradan da uyarıyoruz. O işkenceyi yapanlara diyoruz ki kanunsuz eyleme uymak suçtur. Siz bu suçu işliyorsunuz. Biz bu suçun size hesabını bedelini ödetmeye de söz veriyoruz buradan. Çünkü bunları belgeliyoruz. Bu işkencelerin yârin, öbürgün yargı önüne çıktığınızda hesabını vereceksiniz. Ve bu suçtan kurtulamayacaksınız. Çünkü işkencede zaman aşımı diye bir şey yok. Ve siz bunun hesabını vereceksiniz. Dolayısıyla Yüksel Caddesinde işkence yapan kolluk kuvvetleri bilmeli ki;  yargılanacaksınız.”

    Vural son olarak “Arkadaşlarımızı yaşatacağız ve yaşatmak için mücadelemize devam edeceğiz” mesajını verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Yüksel’de eylemin 328. gününde biber gazlı müdahale: 1 kişi gözaltına alındı

    Yüksel’de eylemin 328. gününde biber gazlı müdahale: 1 kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Açlık grevinin 208. gününde olan tutuklu eğitimciler Gülmen ve Özakça için ve işe iade talebiyle Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen eylemciler yine polis müdahalesiyle karşılaştı. Eylemcilerin pankartlarını yırtan polis, açıklamaya da izin vermezken Mehmet Dersulu’yu gözaltına aldı.

    Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edildikleri işlerine geri dönebilmek talebiyle açlık grevi eylemi yapan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın eylemleri 208. gününde.

    Gülmen ve Özakça’ya destek olmak ve işlerine geri dönmek için kamu çalışanlarının Yüksel Caddesi’nde sürdürdükleri “İşimizi geri istiyoruz” eylemi ise 328’inci gününe girdi.

    Öğlen saatlerinde polisin abluka ve engellemelerine karşın İnsan Hakları Anıtı önünde açıklama yapmak isteyen eylemciler, Konur Sokak’ta bir araya geldi. Sokak girişini kalkanlarla kapatan polis, eylemcilerin geçişine izin vermedi.

    Bunun üzerine polis kalkanları önünde açıklama yapmak isteyen eylemciler  “Açlık grevinin 208’inci gününde Nuriye Semih serbest bırakılsın”, “Nazife Onay serbest bırakılsın” ve “Halkın avukatları onurumuzdur, Nuriye ve Semih’in avukatları serbest bırakılsın” yazılı pankartlar açtı.

    Pankart açıldığı an müdahale eden polis, pankartları yırtarak eylemcileri Konur Sokak’ın sonuna kadar uzaklaştırdı.

    Müdahaleye tepki gösteren eylemciler “Nuriye Semih yalnız değildir”, “Emekçiyiz haklıyız kazanacağız” ve “Nazife Onay serbest bırakılsın” sloganları attı.

    Mehmet Dersulu gözaltına alındı

    Yüksel’de akşam saatlerinde yapılmak istenen açıklamaya da polis müdahalesi gerçekleşti.

    Polis kalkanları önünde basın açıklaması yapmak isteyen eylemciler “Açlık grevinin 208’inci gününde Nuriye Semih serbest bırakılsın” yazılı pankart açarak, “Nuriye Semih onurumuzdur” sloganları attı.

    Kendisi de KHK ile ihraç kamu çalışanı olan Mehmet Dersulu ve beraberindekilere müdahale eden polis, Dersulu’yu darp ederek gözaltına aldı.

    Polis diğer eylemcilere ise yakın mesafeden biber gazı sıktı.