PİRHA- Arnavutköy Cemevi’nin eski Başkanı Yüksel Yılmaz ve Büro Emekçileri Sendikası Samsun Şube Başkanı Yılmaz Tuluk, PİRHA’ya gelen erişim engeline tepki gösterdiler. Yılmaz ve Tuluk, “Yıllardır süren üzerimizdeki baskılar bitecek, eşit yurttaşlık hakkımızı kazanacağız. 1400 yıldır sesimiz kısılamadı. Pir Haber Ajansı’na yapılan kısıtlama acilen kaldırılmalı ve sesimiz kısılmamalıdır” dediler.
2016 yılından bu yana yayın hayatını sürdüren, Alevi toplumuna ait bir haber ajansı olması açısından bir ilk olan ve ‘pirha.net’ adresi üzerinden yayın yapan Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) 9 Mart’ta Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirildi.
PİRHA’ya erişim engeli getirilmesine yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor. Arnavutköy Cemevi’nin eski Başkanı Yüksel Yılmaz ve Büro Emekçileri Sendikası (BES) Samsun Şube Başkanı Yılmaz Tuluk, paylaştıkları videolar ile erişim engeline tepki gösterdi.
“ALEVİLERİN SESİ VE SOLUĞU OLAN PİRHA’NIN BİR AN ÖNCE ERİŞİME AÇILMASINI İSTİYORUZ”
Arnavutköy Cemevi’nin eski Başkanı Yüksel Yılmaz erişim engeline ilişkin şunları söyledi:
“Pir Haber Ajansı’na erişim engeli getirildiğini duyduk ve çok üzüldük. Bunun bizim için anlamı şudur: Artık bu ülkede Alevilere hakaret etmenin bir yolu da Alevilerin sesi olan basının sesini kısmaktır. Alevilerin sesi ve soluğu olan Pir Haber Ajansı’nın bir an önce erişime açılmasını istiyoruz. Bu kararı alanları kınıyoruz.”
“YILLARDIR SÜREN ÜZERİMİZDEKİ BASKILAR BİTECEK, EŞİT YURTTAŞLIK HAKKIMIZI KAZANACAĞIZ”
Büro Emekçileri Sendikası (BES) Samsun Şube Başkanı Yılmaz Tuluk ise şunları dile getirdi:
“Pir Haber Ajansı emeğin, demokrasinin ve özgürlüğün arkasında olmuş nice haberlerimizi kamuoyuna ulaştırmıştır. Yıllardır süren üzerimizdeki baskılar bitecek, eşit yurttaşlık hakkımızı kazanacağız. 1400 yıldır sesimiz kısılamadı. Pir Haber Ajansı’na yapılan kısıtlama acilen kaldırılmalı ve sesimiz kısılmamalıdır.”
PİRHA- 2018 yılında Arnavutköy’de bulunan Cumhuriyet Ortaokulu’nda ücretli din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak görev yapan G.B. derste “Alevilerin yemeği yenmez, çünkü Aleviler Hz. Peygamber efendimizi sevmezler” demişti. Bu durumu yargıya taşıyan Arnavutköy Cemevi yönetimi, yerel mahkemenin takipsizlik kararı vermesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
İstanbul’da 2018 yılında Arnavutköy ilçesinde bulunan Cumhuriyet Ortaokulu’nda ücretli din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak görev yapan G.B. derste “Alevilerin Hz. Peygamber efendimizi sevemediğini” konu almış ve devamında “Alevilerin yemeği yenmez” diyerek Alevilere hakaret etmişti.
Arnavutköy Cemevi yönetimi, 8 Ekim 2018 yılında öğretmen hakkından İstanbul Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak Gaziosmanpaşa Başsavcılığı başvuru için kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermişti. Bunun üzerine Arnavutköy Cemevinin önceki Başkanı Yüksel Yılmaz ve avukatlar, bir üst mahkemeye başvurmuştu. Üst mahkeme de takipsizlik kararı verdi.
“BİZ BU HAKARETLERİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”
Bu kez olay Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapıldı.
Konuya ilişkin PİRHA’ya bilgi veren Arnavutköy Cemevinin önceki Başkanı Yüksel Yılmaz, “Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkımızı kullandık. Bu davayı takip ediyoruz. Üzgünüm hala Alevilere hakaretler devam ediyor. İşte bunun sonucudur. Eğer bu mahkemelerden her hangi biri bu hakaret edenleri nefret suçu işlediği yönünde cezalandırmış olsaydı şu anda bu sorunları belki de yaşamayacaktık. Biz bu davanın, hakaretlerin peşini bırakmayacağız” dedi.
Alevileri yüz yıllardır ezen zihniyetin devam ettiğini belirten Yılmaz, siyasetçilerin öncelikle Alevilerden helallik alması gerektiğini söyledi. Yüksel Yılmaz, Emevi zihniyetinin devamı olarak bu hakaretlerin Alevilere yapıldığını da ifade etti.
NE OLMUŞTU?
2018 yılında İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde bulunan bir Cumhuriyet Ortaokulu’nda din dersine giren öğretmen Alevilere hakaret etti. G.B. isimli öğretmen oruçtan bahsederken, Muharrem ayında Alevilerin oruç tuttuğunu fakat onların yaptığı yemeğin yenilmeyeceğini söyledi. Cumhuriyet Ortaokulu’nda 7/L sınıfındaki derste yaşananları o sırada sınıfta bulunan S. İsimli öğrenci şöyle anlatmıştı:
“Derse başladıktan sonra ders konusu oruçlara geldi. Mübarek aylar ve oruçlardan konu açılmıştı. Ramazan, Şaban, Recep aylarını anlattı öğretmen. Muharrem orucunu da Aleviler tutar dedi öğretmen, ama Alevilerin yaptığı yemek yenmez, dedi. Bir arkadaşım da kalkıp ‘Hocam neden yenmez?’ diye sordu, öğretmen de Aleviler peygamber efendimizi sevmezler sadece torunları Hasan ile Hüseyin’i severler diye cevapladı.”
S. bunun ardından aynı zamanda komşusu olan ve kendilerinin aşure verdiği bir sınıf arkadaşının öğretmene “Ben Alevilerin ekmeğini yedim ama az yedim, bir şey olur mu?” diye sorması üzerine öğretmenin “Az yediysen bir şey olmaz” dediğini söyledi.
Tepkiler üzerine Arnavutköy İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Dağ’ın söz konusu öğretmenin okuldaki görevine son verildiğini açıklamıştı.
Öğretmenin hakaretini yargıya taşıyan Arnavutköy cemevi yöneticileri, mahkemelerin takipsizlik kararıyla karşılaştı. Bunun üzerine din öğretmeninin Alevilere hakareti Anayasa Mahkemesine taşındı.
PİRHA-Okullar açıldı ve milyonlarca öğrenci ders başı yaptı. Eğitim başta olmak üzere her alanda din dayatılmaya devam ediyor. Arnavutköy Cemevi’nin eski başkanı Yüksel Yılmaz, yoksul Alevi çocukların imam hatip okullarına kaydettirilmesine ilişkin aileleri uyardı. Yılmaz, “Mevcut sistemin vermiş olduğu din dersleri Alevilikle zıttır. Aleviliği inkar eden, yok sayan bir sistem. Çocuklarımızı buraya teslim edemeyiz. “Alevilerin yemeği yenmez” diyen bir öğretmene, biz çocuklarımızı nasıl götürüp, eğitim aldıracağız?” diye konuştu.
Milyonlarca öğrenci bugün 2021-2022 eğitim öğretim dönemi başlangıcını yaptı. Yüz yüze eğitimin başlamasıyla beraber zorunlu din dersleri, imam hatip okullarındaki artış ve otomatik atama sistemine yönelik tartışmalar da yükselmeye devam ediyor. Zorunlu din derslerinin kaldırılması yönündeki talepler bugün artık eğitim sisteminin kökten değişmesine yönelik olarak dillendiriliyor. Eğitim başta olmak üzere din her alanda esas belirleyici olarak dayatılmaya devam ediyor.
İstanbul Arnavutköy Cemevi’nin eski başkanı Yüksel Yılmaz, Alevi çocukların imam hatip okullarına kaydedilmesine ve zorunlu din dersine ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.
“SİSTEMİN VERMİŞ OLDUĞU DİN DERSLERİ ALEVİLİĞİ İNKÂR EDİYOR”
Aleviler olarak din derslerine karşı yıllarca mücadele ettiklerini belirten Yüksel Yılmaz, “Ama maalesef başaramadık. 2018-2019’da yaşadıklarımızı da söyleyeyim. ‘Alevilerin yemeği yenmez’ dediler. Mücadele ettik ve o öğretmeni görevden aldırdık. Birinci mahkeme takipsizlik kararı verdi. Bir üst mahkemeye itiraz ettik. Onu bekliyoruz.
Onun dışında 2018’de yaşadığımız bir olay oldu. Bir velimizin çocuğunu sistem otomatik olarak imam hatip lisesine atadı. Bize başvurdular. Bir dilekçe örneği verdik. Birlikte mücadele vererek normal bir liseye aldırdık. Biz Alevi-Bektaşi öğretisiyle büyüttük çocuklarımızı. Ülkemizdeki mevcut sistemin vermiş olduğu din dersleri Alevilikle zıttır. Aleviliği inkar eden, yok sayan bir sistem. Çocuklarımızı buraya teslim edemeyiz” diye konuştu.
Yılmaz, anadolu ve fen liselerinin yeterli olmamasından kaynaklı öğrencilerin otomatik olarak imam hatip okullarına kayıt edildiğini söyledi.
“PEKİ BÖYLE BİR OLAY İLE KARŞILAŞILDIĞINDA NE YAPILMALI?”
Öncelikli olarak dilekçe hazırlanması gerektiğini kaydeden Yılmaz, şunları söyledi:
“‘Ben bugüne kadar Alevi-Bektaşi öğretisiyle eğitim aldım. Bu nedenle de imam hatip okulunda eğitim almak istemiyorum’ şeklinde bir dilekçe hazırlanmalı. Bu dilekçe ilk olarak ilçe milli eğitim müdürlüğüne verilmeli. Eğer oradan sonuç alamazlarsa, ki alamıyorlar. Onlar da direniyorlar. Çünkü bir Alevi çocuğunu imam hatibe kayıt ettirmek onlar için büyük başarıdır. O bölgede cemevi başkanları, federasyon başkanlarına, hiçbirine ulaşamıyorlarsa Arnavutköy Cemevi’ne ulaşırlarsa biz buna ön ayak oluruz. Bunun dışında biz bunu halka anlatmalıyız. Çocuklarımız istemediği eğitimi alıyor. En büyük tehlike bu.
“ALEVİLER, BU ÜLKENİN SUBAB AYARIDIR”
Şu an Afganistan’daki dinci, bağnaz insanların orayı ele geçirmesi şunu gösteriyor ki; belki biz görmeyeceğiz ama bu sistem devam ederse 20 veya 30 yıl sonra orası kadar olmasa da biz de gericileşeceğiz. Aleviler bu memleketin subab ayarıdır.”
Yılmaz, siyasilerin ise oy kaygısıyla bu konuya duyarlı olmadıklarını belirtti. “Siyasetlerine Alevileri kurban etmemeli. Böyle bir şey duyduğu zaman mutlaka el atmalılar” diyen Yılmaz, “Kimsenin artık korkmasına gerek yok. Çember daraldı. Muharrem ayı geçti. Hiç duydunuz mu birisinin oruç için kafasının kırıldığını? Ramazan ayında sokakta yemek yiyebilir misin? Bu düzeye getirdiler ülkeyi. Eğer biz insanları yalnız bırakırsak çok kan kaybederiz. Cenazelerimizi şu an Sünniler kaldırıyor. Buna duyarlı olmayacak mıyız? Ümitsiz olduğum için cemevi başkanlığını bıraktım. Çaresiz kalıyorsun. İtiraz ediyorsun destek olan yok. Mahkemeye verdik ama kimse yanımızda olmadı” ifadelerini kullandı.
“BİZ BİLİME İNANAN İNSANLARIZ, EKMEK YEMEYİZ, ÇOCUKLARIMIZI OKUTURUZ”
Koronavirüs aşısını bulan Uğur Şahin’in Maraş’tan göç eden bir Alevi olduğunu vurgulayan Yılmaz, Alevi çocukların yurt dışına gittiklerini söyledi.
Yılmaz, “Biz bilime inanan insanlarız. Ekmek yemeyiz; çocuklarımızı okuturuz. Ama şu an o düzeyde miyiz? Hayır, değiliz. Neden? İnsanlar, 2 bin 850 liraya çalışıyor. Devlette çalışan Alevi kalmadı. Asimile olanı alıyor.” dedi.
“Buradan bir kez daha ailelere sesleniyorum. Kesinlikle teslim olmasınlar. Mücadele edersek kazanırız. Bunun örneğini daha önce yaşadık. İsterlerse yaptığımızı sivil itaatsizlik saysınlar. Gerekiyorsa yargılasınlar beni. Ama biz bu işe baş koyduk. Sonuna kadar da devam edeceğiz. Aleviler olarak o eğitimi almak istemiyoruz. Din dersi hocası “Alevilerin yemeği yenmez” diyor. Onun yanına biz çocuklarımızı nasıl götürüp, eğitim aldıracağız?”
PİRHA-Kars’ın Selim ilçesine bağlı Katranlı Köyü’nden Alevi yurttaşların göç etmesiyle birlikte bu köye yerleşen Sünni yurttaşların Alevilerle ortak olan mezarlıklarını ayırdığı ortaya çıktı. Durumu fark eden Eski Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, “Aleviler çeşitli nedenlerle yerlerini satıp gidince burada yaşayan Sünni yurttaşlarımız mezarları ayırdı. Anladığımız kadarıyla Alevilerin mezarlarını mezarlıklarına koymak istemiyorlar. İçler acısı bir durum” dedi.
Kars Selim’e bağlı Katranlı Köyü daha önce Alevilerin yaşadığı bir köyken, Alevilerin çeşitli nedenlerle başka şehirlere göç etmesi nedeniyle köye Sünni nüfus yerleşti. Nüfusu çoğalan Sünni yurttaşlar daha önce Alevi yurttaşlarla ortak olan mezarlıklarını ayırdı.
“SÜNNİ YURTTAŞLARIMIZ MEZARLARI AYIRDI”
Yaşanılan durumu fark ederek kayda alan Eski Arnavutköy Cemevi BaşkanıYüksel Yılmaz şunları aktardı:
“Bu mezarlığın olduğu köy geçmişte Alevi Bektaşi köyüydü. Ama maalesef Aleviler Bektaşiler çeşitli nedenlerle yerlerini satıp gidince burada yaşayan Sünni yurttaşlarımız mezarları ayırdı. Anladığımız kadarıyla Alevilerin mezarlarını mezarlıklarına koymak istemiyorlar. İçler acısı bir durum maalesef böylesi bir düşünceyle karşı karşıyayız bu ülkede.
Alevi Bektaşiler buradan taşınınca mezarlık bakımsız kaldı. Mezarlıkta yer olmasına rağmen buraya sonradan gelip yerleşen Sünni yurttaşlar kendilerine ayrı bir mezarlık alanı yapmışlar.
Burada Alevilerin onlarca köyü böyle kaldı. Bu nefret ve kin Alevilere neden yapılıyor?”
PİRHA- Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar köyüne cemevi yerine cami yapılması tepkilere neden oldu. İstanbul Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, “Buranın cemevi olarak kullanılmasını istiyoruz” dedi. Yılmaz, Alevi kurumlarına seslenerek, “Lütfen bu konuya duyarsız kalmayalım, bir köyümüz daha yok olmasın” çağrısında bulundu.
Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a, köylülerin itirazlarına rağmen, yapımı durdurulan caminin inşaatına yeniden başlandı ve inşaat tamamlanmak üzere.
Aşağısallıpınar Muhtarı Kutlay Emelet, 2019 yılında Pir Haber Ajansına verdiği demeçte cami yapımına ilişkin köylülere danışılmadığını ve Sarıkamış Kaymakamı’nın ‘Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak’ dediğini aktarmıştı.
38 haneli köye gelen idarecilerin köye cami yapılması ve AKP’ye oy çıkması karşılığında hizmet getirme pazarlığı yaptıkları köylüler tarafından belirtilmişti. Kasım 2019’da köye İstanbul’dan giden Alevi heyet, köylülerle görüşerek, caminin cemevine dönüştürülmesi için valiliğe ve kaymakamlığa dilekçe vermek istedi ancak ne vali ve ne de kaymakam heyeti muhatap almadı.
Heyetin Aşağısallıpınar’a gitmesinin ardından inşaatı durdurulan cami yapımına şu an devam edildiği haberleri geldi.
Aşağısallıpınar Muhtarı Kutlay Emelet’in caminin yapılmasına devam edilmesi için dilekçe verdiği öğrenildi. Oysa aynı muhtar cami yapılmaya başlandığı ilk günler, kaymakamın baskısını vurgulamıştı.
Aşağısallıpınar’a giden üç kişilik heyetten biri olan İstanbul Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, köye cami yapımında diretilmesine tepki gösterdi. Yılmaz, köy halkının karşı çıkmasına rağmen kaymakamın çeşitli vaatleri sonucu köye cami yapıldığını belirterek, “Buranın cemevi olarak kullanılmasını istiyoruz” dedi.
“DERDİNİZ NEDİR, ALEVİLERİ ASİMİLE EDEREK MADALYA MI ALACAKSINIZ?”
Yüksel Yılmaz Aşağısallıpınar köyüne gidişlerini ve orada karşılaştıkları durumu şöyle anlattı:
“Alevi Dernekleri Federasyonu olarak bu olayı duyar duymaz kurum başkanımız Celal Dede ile birlikte gittik. Orada birçok girişimde bulunduk. Valiyle görüşmek istedik, kaymakamla görüşmek istedik, imzalar topladık, götürdük ve bu inşaatı durdurduk. Kaymakamla, valiyle görüşemedik ama inşaat durmuştu. Şimdi cami yapılması için tekrar çaba harcadıklarını duyduk. Bunlar bizleri çok üzüyor. Bırakın da Kars’ta birkaç köy Alevi yaşasın. Derdiniz ne arkadaşlar! Alevileri asimile ederek madalya mı alacaksınız? Bölgemizi Ortadoğu’ya çeviriyorsunuz. Başka bir amacınız yok. Bunu biz biliyoruz. Biz de bununla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu da böyle biline.”
Yüksel Yılmaz Sarıkamış kaymakamına da seslenerek, “Lütfen sayın kaymakamım, bu konuda biraz vicdanlı olun. Siz oraya kaymakamlık yaparken insanların inancına yön vermek için atanmadınız. Oradaki Sünni, Alevi herkese eşit bir şekilde hizmet dağıtmak için varsınız. Aleviler de bu ülkede vergi veriyor, o insanlar da orada vergi veriyor ve onların payını vermek zorundasınız. Bu inşaatın cami olarak kullanılmasını ne köylüler istiyor, ne de bizler istiyoruz” dedi.
ALEVİ KURUMLARINA ÇAĞRI: BİR KÖYÜMÜZ DAHA YOK OLMASIN
Aşağısallıpınar’daki caminin cemevine dönüştürülmesi gerektiğini söyleyen Yüksel Yılmaz, “Biz Aleviler olarak bu inşaatın cemevi olarak kullanılmasını istiyoruz. Bu konuda lütfen haykırışlarımızı dikkate alın. Dikkate almazsanız biz tekrar bütün demokratik haklarımızı kullanmak için de hazırız” diye konuştu.
Alevi kurum yöneticilerine ve dedelere çağrı yapan Yılmaz, “Lütfen bu konuya duyarsız kalmayalım, bir köyümüz daha yok olmasın” dedi.
PİRHA-Arnavutköy’de Cumhuriyet Ortaokulu’nda ücretli din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeninin, “Alevilerin yemeği yenmez” sözleri ilgili Arnavutköy Cemevi yöneticilerinin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı’na yaptığı suç duyurusu için savcılık suç unsuru oluşmadığı gerekçesiyle “kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, savcılığın bu kararına tepki gösterdi.
2018 yılında İstanbul’da 201Arnavutköy ilçesinde bulunan Cumhuriyet Ortaokulu’nda ücretli din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak görev yapan G.B. derste “Alevilerin Hz. Peygamber efendimizi sevemediğini” konu almış ve devamında “Alevilerin yemeği yenmez” diyerek Alevilere hakaret etmişti.
Arnavutköy Cemevi yönetimi, 8 Ekim 2018 yılında öğretmen hakkından İstanbul Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.
SAVCILIK GEREKÇESİ
Gaziosmanpaşa Başsavcılığı başvuru için kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdi. Başsavcılık gerekçesinde şunları savundu:
“‘Birinci ve ikinci husus, halkın sosyal sınıf, ırk, dini, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer kesimi aleyhine kine ve düşmanlığı’ ‘alenen tahrik’ olduğu, şüpheli üzerine atılı suç bakımından aleniyet unsurunun bu bakımından gerçekleşmediği,
Üçüncü husus ise birinci ve ikinci hususta belirtilen hareketin ”bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmasını’ gerektirmesi gerektiği, bu nedenle şüphelinin eyleminin bu sonuca yol açmadığı,
TCK 216/2 maddesinde düzenlenen suç bakımından ise şüphelinin eyleminin gerçekleştirdiği yer bakımından aleniyet unsurunu oluşturmadığı,
Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmada müştekinin şikayet dilekçesi, tanık ifadeleri, şüphelinin savunması ile dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmış olmakla, olayla ilgili olarak kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA karar verildi.”
ARNAVUTKÖY CEMEVİ BAŞKANI: BU OLAYIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ!
Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, savcılığın bu kararına tepki gösterdi.
Yılmaz, “Bugün öğrendik ki Alevilere hakaret etmek suç değil. Biz yılmayacağız, mücadelemize devam edeceğiz. Bir üst mahkemeye başvuracağız” dedi. Yılmaz, bu olayın peşini bırakmayacaklarını belirterek, “Bu davanın bu hale gelmesinde, solcuyum, sosyal demokratım diye siyaset yapanlar bu davaya sahip çıkmadılar. Bugün bize hakaret edildi, yarın onlara hakaret edilmeyeceğinin garantisi yok. Alevi kurumları büyük hizmetler yapıyorlar ama bu davaya sahip çıkmadılar. Üzülüyorum. Alevilere küfretmekle tüm topluma hakaret edilmiştir” diye konuştu.
PİRHA- Günümüz eğitim sistemini değerlendiren Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, Alevi kurumlarının bu sistemi mitingler ve eylemlerle değiştiremeyeceğini belirtti.
Haberin Videosu
İstanbul Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, günümüzdeki gerici eğitim sistemine ve Alevi çocukların imam hatiplere gönderilmesine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.
Neredeyse tüm okulların imam hatiplere dönüştürüldüğüne vurgu yapan Yılmaz, derslerde Alevilere hakaret eden ve ayrıştıran öğretmenleri hatırlattı.
Alevi çocuklarının imam hatiplere gönderilmesine de tepki gösteren Yılmaz, kendilerine ulaşan ailelerin Alevi kurumlarının onlara sahip çıkmadığı yönünde sitemler ettiklerini söyledi.
Cemevlerindeki dedelerin, başkanların Alevi toplumuna sahip çıkması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, “Kuşatılmış bir durumdayız. Acımasız bir şekilde Milli Eğitim bizi Diyanet’le birlikte harman gibi eziyor” dedi. Yılmaz, dedelere ve kurum başkanlarına şu çağrıda bulundu:
“Cemevleri sadece cenaze ve kutsal günlerde hizmet veren kurumların dışına çıkmalı. Herkes bölgesinde toplumuna sahip çıkmalı.”
PİRHA- Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, İmam Hüseyin’in Kerbela’da zalime karşı direnişini hatırlatarak, “Eğer bir ülkede hukuk, adalet yoksa o ülke zaten yaşanmaz. Kayyım da atasanız, kendi akrabanızı da atasanız bu iş yürümez. Bizim tek istediğimiz demokrasi ve adalet” dedi.
Haberin Videosu
Her gün yüzlerce Alevi yurttaşın gittiği İstanbul Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, kayyımlara ve Diyanet’e tepki gösteren Yüksel, ülkedeki adaletsizliği PİRHA‘ya değerlendirdi.
“ALEVİ İMAM HATİPTEKİLER HZ.HÜSEYİN’İN AĞITINI NASIL YAKACAKLAR”
Kendi imkanlarıyla çalışmalar yaptıklarını söyleyen Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, Alevilerin verdikleri vergilerin karşılığını alamadıklarını, Diyanet’in bütçesinin birçok bakanlığın bütçesinden fazla olduğunu hatırlattı.
“Halkalı’daki Alevi imam hatipte görev yapanlar nasıl Hz. Hüseyin’in ağıtını yakacaklar. Çünkü Hz. Hüseyin o gün boyun eğmiş olsaydı, makam mevki kabul etmiş olsaydı hiçbiri ölmeyecekti” diyen Yılmaz, bu lisede görev alan dedelere şöyle seslendi:
“Lütfen gelin pirlerinizin, ulularınızın yolundan gidin. Onlar hiçbir zaman ne mevkisini ne makamını paraya, ranta, imkana satmadılar ya da değiştirmediler.”
“ADALET YOKSA HİÇBİR ŞEY YOK”
İmam Hüseyin’in Yezit’e karşı direndiği Muharrem ayı içerisinde kayyımı tasnif etmediklerini de söyleyen Yılmaz, “Ne demiş Hz. Ali? ‘Bir devletin dini adalettir. Adaleti olmayanın dini olmaz.’ Biz Aleviler olarak bu felsefeden bakarız, öğretimiz budur. Eğer bir ülkede hukuk, adalet yoksa o ülkede zaten yaşanmaz. Kayyım da atasanız, kendi akrabanızı da atasanız bu iş yürümez. Bizim tek istediğimiz demokrasi ve adalet. Adaletin olmadığı yerde hiçbir şey olmaz” diye konuştu.
“KAYYIM HUKUKİ DEĞİL SİYASİ BİR KARAR”
Belediyelere kayyım atanması kararını hukuki değil siyasi bir karar olarak değerlendiren Yılmaz, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Çünkü hukuki olabilmesi için bunların aday olmaması lazım, suçu varsa niye aday yapıyorsun. İki ay önce bunların suçu vardı da niye bu arkadaşları seçime soktunuz. Suçları da eksiklikleri de olabilir ama eksiği var idiyse bunları seçime sokmayacaktınız. ‘Ben iktidarım güç de benim elimde her istediğimi yaparım bugün oraya alırım, yarın İstanbul’a Ankara’ya alırım’ diyorsanız bu ülkede huzurlu yaşayamayız. Huzurumuz olmaz. Paran olabilir ama huzurun olmadığı zaman olmuyor. Huzur istiyoruz.”
PİRHA -İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Muharrem orucu tutanlara cemevlerinde lokma dağıtılacağını açıklamasına tepki gösteren Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, Alevilerin mülkiyet, mimari, güvenlik ve diğer inançlarla eşit paylaşım sorunlarının olduğuna dikkat çekerek, bu teklifin Alevilere hakaret olduğunu söyledi.
Muharrem ayına ilişkin açıklama yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Alevilerin acısını paylaştığını dile getirerek oruç tutanlara cemevlerinde lokma dağıtılacağını açıkladı.
İmamoğlu açıklamasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak Muharrem ayı boyunca İstanbul’da bulunan 93 cemevinde birer gün oruçlarını açacak İstanbullulara muharrem lokması dağıtılacağı bilgisine yer verdi.
“BU TEKLİF ALEVİLERE HAKARETTİR”
Ancak Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, İBB Başkanı İmamoğlu’nun vereceği Muharrem ayı lokmasını kabul etmediklerini duyurdu. Yılmaz, Alevilerin daha önemli mülkiyet, mimari, personel, güvenlik ve diğer inanç topluluklarıyla eşit paylaşım sorunlarının olduğunu belirtti.
Alevilerin seçimde İmamoğlu’na destek vermelerinin temel amacının bu sorunları çözmek olduğunu belirten Yılmaz, “Allah aşkına aklımızla dalga geçmeyin. Aslında bu teklif Alevilere hakarettir. Kabul eden kurumlarda hakaretti kabul etmiştir” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)
PİRHA- Ardahan’da Türkmen Alevi Koyunpınar Köyü’nden 4 çocuk ve İncedere Köyü’nden bir çocuk olmak üzere toplamda yoksul 5 Alevi ailenin çocuğu Hanak İmam Hatip Ortaokulu’na gönderildi.
Koyunpınar Köyü (Saskara) Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı bir Türkmen Alevi köyü. Çoğu Alevi köyü gibi Koyunpınar da hükümetlerin Aleviler üzerine uyguladığı asimilasyon politikalarından nasibini almış. Köye 1950’li yıllarda bir cami yaptırılmış ancak köylüler minare yaptırmamışlar. 2014 yılında ise gurbetteki köylülerin çabasıyla köyde bir cemevi yaptırılmıştı. Bu süreçten sonra köyde yapılan asimilasyon çalışmalarından dolayı köy camiciler ve cemeviciler olarak ikiye ayrılmıştı.
Daha önce bu tartışmalarla gündeme gelen Koyunpınar Köyü, şimdi de bazı öğrenciler Hanak ilçe merkezinde bulunan imam hatip ortaokuluna gönderilmesiyle gündemde.
ALEVİ ÇOCUKLARI İMAM HATİBE GÖNDERİLİYOR
Koyunpınar Köyü’nden 4 çocuk ve İncedere Köyü’nden bir çocuk olmak üzere toplamda 5 Alevi ailenin çocuğu Hanak İmam Hatip Ortaokulu’na gönderiliyor.
Aslen Koyunpınarlı olan Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, önce köy muhtarını ve köydeki akrabalarını arayarak konuyu teyit ettiğini ardından da Hanak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne müracaat ettiğini söyledi. Yılmaz, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile konuşmalarını şöyle aktardı:
“İlçe milli eğitim müdürünü aradık ‘olayı basına düşürmeden siz halledin ve bu çocukları geri gönderin’ dedik. Onlar da ‘Biz zorla almadık buraya’ dediler.”
AİLELERİN EKONOMİK DURUMUNU KULLANIYORLAR
Yılmaz, yaşanan duruma tepkilerini de şöyle dile getirdi:
“Zorla almadınız ama rüşvetle aldınız. Onlara bir imkan verdiniz de aldınız. Yoksa bu çocuk evinden kalkacak 10 kilometre mesafedeki okula mı gider yoksa köyünün içindeki okula mı gider. Oradaki akranlarıyla mı okur yoksa hiç tanımadığı bilmediği köyün çocuklarıyla mı okur. Burada bir çapanoğlu var.”
İmam hatibe gönderilen çocukların ailelerinin ekonomik durumlarının iyi olmadığını ekleyen Yılmaz, bu durumun Alevileri asimile etmek için hükümet tarafından kullanıldığını ifade etti. Yılmaz, ayrıca edindikleri bilgilere göre çocukların da imam hatip ortaokuluna gitmekten memnun olmadıklarını belirtti.
Köyde bulunan cami hocasının kapı kapı gezerek Alevi çocuklarını Kur’an kursuna çağırdığını belirten Yılmaz, Hanak Müftülüğü’nü arayarak köydeki hocayı şikayet ettiğini de söyledi. Yılmaz, “Bu Sünni geleneği de değil Emevi İslamını öğretmek. Bizim çocuklarımız imece usulüyle öğretilerimizi dedelerimiz, babalarımız, ailelerimizden alıyor zaten. Ayrıca biz bilime inanan insanlarız. Çocuklar belli bir yaşa geldikten sonra okuyarak da öğreniyorlar. Cemlerde öğreniyorlar.” dedi.
“GELİN HAK MUHAMMED ALİ YOLUNDAN GİDELİM”
Köydeki cemevi aktif hale gelince asimilasyon çalışmalarının da hızlandığına vurgu yapan Yılmaz, sözlerini duyarlılık çağrısı yaparak sonlandırdı:
“Saskara köyünde yaşayan siyasiler, iş adamları, bilim adamları çünkü bizim 20’nin üzerinde öğretim üyemiz var, bunların içinde profesör düzeyinde 4-5 kişi var. Onların da sorumluluğu var. Gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüz. O çocuklar bizim çocuklarımız. O çocukları kimse asimile etmemeli. Ederse benim vicdanım kanıyor da sizinki kanamıyor mu, sizde vicdan yok mu? Bu konuda herkesi duyarlılığa çağırıyoruz. Gelin Hak Muhammed Ali yolundan gidelim.”
PİRHA- 31 Mart yerel seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, Alevilerin bu seçimde mazlumun yanında yer almaları gerektiğini kaydetti.
31 Mart yerel seçimlerine iki gün kaldı. Adayların seçim çalışmalarının yanı sıra ve halkın değerlendirmeleri de devam ediyor. Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplumda ekonomik, sosyal ve siyasal anlamda sıkıntılarının olduğunu dile getiren Yılmaz, bu seçimlerin biraz daha zor geçeceğine işaret etti.
ALEVİ TEMSİLİYETİ YOK
Seçimde Alevi toplumunun temsilcilerinin olmadığını ifade eden Yılmaz, “Şu anda Kürtler gibi Aleviler de ayrıştırılıyor. Bizim oy verdiğimiz partiler bizim kapımızı açıp ‘Bize bir temsilci verir misiniz?’ ya da ‘Şu aday sizi temsilen olur mu?’ diye bir şey sormadı. Bu konuda sıkıntılıyız.” dedi.
Seçimlerin demokratik anlamda hayır getirmesini temenni eden Yılmaz, “Çünkü demokrasi yaşarsa toplumlar huzur bulur, demokrasi yaşamazsa toplumlar huzur bulmaz” diye ifade etti.
“SİYASİ KİMLİĞİM KİMSEYİ BAĞLAMAZ”
İktidarın toplumu ayrıştırmasına da değinen Yılmaz, “Milli dediğin milletini ayırmayandır, toplumuna sahip çıkandır. Benim siyasi kimliğim kimseyi bağlamaz ki. Anayasanın 10. maddesinde ‘herkes eşittir’ diyor. Biz yasalardan eşit yararlanmak için uğraşıyoruz.” dedi.
Alevilerin eşit yurttaşlık problemi yaşadıklarına vurgu yapan Yılmaz, cemevlerinin elektrik giderlerinin hükümet tarafından karşılanması konusunda var olan ve uygulanmayan Anayasa Mahkemesi ve yerel mahkemelerin kararlarını hatırlattı. Yılmaz, “Cemevinin tüm giderlerini kendimiz karşılıyoruz. Elektrik faturaları için anayasa mahkemesi kararlar aldı, yerel mahkemelerde kararlar alındı ama biz hala ödüyoruz. Çünkü ödemediğin zaman taciz ediyorlar kesmeye çalışıyorlar.” diye belirtti.
“ALEVİLER MAZLUMUN YANINDA YER ALMALI”
İki gün sonra yapılacak olan 31 Mart yerel seçimlerinin demokrasi ve insan haklarının gelişmesi için vesile olmasını dileyen Yılmaz, bu seçimlerde Alevilerin mazlumun yanında yer almaları gerektiğini kaydetti.
PİRHA- Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, Özel Statülü ‘Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Lisesi’ne atanan eski Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Dede Zeynel Şahan’a tepki gösterdi. Yılmaz, Şahan’a “Asimilasyona alet olma ve kararından vazgeç” dedi.
İstanbul Halkalı’da bulunan Dosteli Yardım Eğitim Kültür Vakfı ile AKP hükümeti yöneticilerinin birlikte temelini attıkları Özel Statülü ‘Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Lisesi’ne ilişkin İstanbul Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz Pir Haber Ajansı’na konuştu.
Yılmaz, “Alevi çocuklarını yetiştireceklermiş. Külliyen yalan. İnanmayın buna. Çünkü biz Arnavutköy’de yaşıyoruz. Çünkü şu anda bütün liseler ve ortaokullar tamamen imam hatip olmuş durumdadır. İmam hatip olmasına gerek yok çünkü hepsinde mescit var ve ‘namaz kılın oruç tutun’ diye zorluyorlar. Bırakın da insanlar bildiği gibi dua etsinler. Alevileri bu ülkede asimile ederek bir yere varamazsınız.”
ZEYNEL ŞAHAN DEDE’YE ÇAĞRI: KARARINDAN VAZGEÇ
Bu lisede dede olarak ders vermeye başlayan Zeynel Şahan’a da tepki gösteren Yılmaz, bu asimilasyona alet olmamasını ve kararından vazgeçmesini istedi.
Yılmaz şöyle konuştu:
“Alevi dedesi yetiştirme lisesine o şahsı neden aldılar? Çünkü o şahsı vitrinde görürlerse ‘Aleviler benim dedem orada’ diyecek. Ama buna alet olmasınlar. Ben buradan çağrı yapıyorum o dedemize: ‘Lütfen senin bu kadar inananın var ve yıllardır Aleviliğe hizmet ettin bu kararından vazgeç. Çünkü bu şekilde doğru bir şey yapmış olmazsın.’ Alevi dedelerinin, kurum başkanlarının eksiği var ise gelip yakamıza yapışmaları gerekiyor. Sorgulamalıyız çünkü, artık kimsenin hata yapma lüksü yok. Azalıyoruz ve bitiyoruz.”
PİRHA – Cemevlerinin elektrik, su faturasının Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinden karşılanması yönünde verilen mahkeme kararlarını değerlendiren Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, “Cemevlerinin bütçesi özerk, bağımsız ve eşit olmalı” dedi.
İstanbul Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, cemevlerinin elektrik, su faturasının Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinden karşılanması yönünde verilen mahkeme kararlarına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.
Alevi inancının yayılması, yaygınlaşması ve öne çıkmamasının tek nedeninin Diyanet İşleri Başkanlığı ve ilahiyat fakültelerinin olduğuna işaret eden Yılmaz, “Yıllardan beri tüm Cumhuriyet hükümetleri dönemlerinde Aleviliğe engel olanlar hep Diyanet ulemalarıdır. Bu nedenle Diyanetin bütçesinden cemevlerine bütçe ayrılmasını istemiyoruz. Bizim istediğimiz belli. Örneğin Arnavutköy Cemevi’ni araştırırlar bir bütçe oluştururlar ve ona göre bu bütçeyi pay ederler. Diyanet’e bağlı olmayı kabul edersek Aleviliği kaybederiz. Nasıl ki Sünniliğin içi boşaltıldı Aleviliğin de içi de boşaltılır” diye konuştu.
“DEVLETİN ALEVİLER ÜZERİNDE ÇALIŞMALARI VAR”
Devletin Alevilik üzerinde çalışmaları olduğuna dikkat çeken Yılmaz, şöyle devam etti:
“Halkalı’da bir lise yapılıyor. Onu da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kazanılmış davayı çürütebilmek için yapıyorlar. Diyecekler dede yetiştirme lisesi açtık. Ancak bizim inancımızda dedeler ocakta yetişir. Ve bizim dergahlarımız var. Her bir dergahımız 5 öğrenci alıp orada eğitmeli. Çünkü bizde herkesin dede olma lüksü yok. Eğer fazla dede olursa aynen Diyanet gibi olur. Diyanet istiyor herkes ulema olsun. Ancak bilim adamı da lazım. Bu nedenle dedelerimiz bizim dergahlarımızda yetişmeli, onlar tahin etmeli ve bağımsız olmalı. Bize verilecek bütçe özerk olmalı, eşit olmalı ve devlet denetlemeli kime ne verdiğini.”
“ALEVİLİĞİN BUGÜNE KADAR YAŞAMASI BAĞIMSIZ OLMASINDANDIR”
Aleviliğin bugüne kadar yaşamasının tek nedeninin bağımsız olmasından kaynaklı olduğunu belirten Yılmaz, “Biz lokmalarımız ile dedelerimizin parasını veriyoruz. Eğer devletin dedesi olursa biz yanarız. Çünkü bizim Hak Muhammed Ali, uluların, velilerin ve kayıp erenlerin yolundan giden dedelere ihtiyacımız var. Ama bizim içimizde devletin dedesi olanlar var. Tabi o da dedelerimizin sorunu” şeklinde konuştu.
” PARAYI VERENİN DÜDÜĞÜNÜ ÇALIYORLAR”
Cemevlerinin bütçesi özerk, bağımsız ve eşit olmalı. İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı davranıyorlar” diyen Arnavutköt Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz sözlerini şöyle tamamladı:
“Diyanetin yetiştirdiği ulemalar bugün Kuranın hükümlerini tamamen uygulamıyorlar. Çünkü nedeni parayı verenin düdüğünü çalıyorlar. Biz aynı olmak istemiyoruz. Ve biz nasıl ki her inanca saygı duyuyorsak herkesin de bizim inancımıza saygı duymasını istiyoruz. Aleviler olarak birlik olmalıyız ve ayrışmamalıyız. Farklı düşünenler olabilir çünkü farklılıklarımız bizim zenginliklerimiz. Ama sorunlarımız, acılarımız, kederlerimiz bir. Yol bir sürek binbir.
PİRHA- “Beşiktaş’ta, Zeytinburnu’nda, Gazi’de, Okmeydanı’nda Alevi olmayı Alevilik saymıyorum. Çünkü oralar zaten Alevi. Gelin Arnavutköy’e, biz kelle koltukta yaşıyoruz.” Bu sözler, Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz’a ait. Yılmaz, din dersi öğretmenlerinin nefret söylemlerine sert tepki gösterdi.
Eylül ayında İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde bulunan Cumhuriyet Ortaokulu‘nda din dersine giren öğretmen Alevilere hakaret etti. G.B. isimli öğretmen oruçtan bahsederken, Muharrem ayında Alevilerin oruç tuttuğunu fakat onların yaptığı yemeğin yenilmeyeceğini söylemişti.
Aralık ayında da yine Arnavutköy’de bulunan Şehit Demet Sezen Çok Programlı Anadolu Lisesi‘nde 9. sınıf öğrencisine yönelik din dersi öğretmeni tarafından Alevilere yönelik nefret söylemleri kullanıldı.
Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, 90 gün içinde aynı ilçedeki okullarda yaşanan Alevilere yönelik ayrımcı uygulamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“MAĞDURİYETİ YAŞAYAN ALEVİLER OLUNCA HUKUK HIZLI İŞLEMİYOR”
Yılmaz, iki olayda da nefret söylemlerine ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. Cumhuriyet Ortaokulu’nda yaşananların mahkemeye taşınmasının ardından öğretmenin görevden alındığını söyleyen Yılmaz, “Bu olayı kent konseyine taşıdık. Öğretmeni görevden aldırdık. Savcılığa başvurarak mahkemeye verdik. Memur suçu diye kaymakamlığa bir yazı yazdılar. Normalde bu ücretli öğretmen memur filan değil. Hemen dava açmaları gerekiyor. Ama maalesef bizim ülkemizde mağduriyet yaşayan özellikle Aleviler olunca hukuk hızlı hareket etmiyor. Ama olayın sonuna kadar takipçisi olacağız. Çünkü onu mahkemeye vermezsek yolumuza ve inancımıza da ihanet etmiş oluruz. Çünkü burada sembolik bir ceza alırsa bu başkasına örnek olur, böyle şeyler konuşmaz” ifadelerini kullandı.
90 GÜN SONRA YİNE AYRIMCI UYGULAMALAR
Yaşananlardan 90 gün sonra ise yine Arnavutköy’deki başka bir okulda aynı ayrımcı uygulamalar yaşandı.
Bu kez ise yine bir din dersi öğretmeni, “Aleviler Peygamber’e inanmıyorlar, Hz. Ali’ye inanıyorlar. O yüzden namaz kılmıyor, oruç tutmuyorlar” sözlerine tepki gösteren öğrenciyi sınıftan dışarı atıp notunu kırmakla tehdit etti.
Bu konuya ilişkin de okul yönetimi başta olmak üzere yetkililerle görüşme sağlayan Yılmaz şöyle konuştu:
“Bu çocuğumuz cemevinde 12 hizmet yürütüyor. Hoca da bunun üzerine çocuğu azarlıyor ve sınıftan atıyor. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne durumu illettik. Ancak Milli Eğitim Müdürlüğü bu olaya çok da can siperhane bakmıyor. Ama bu insan burada bu çocukları zehirliyor. Tüm bunlar önce aileden başlıyor, sonra mahallede daha sonra bağlı olduğu inanç grubundan kaynaklanıyor. Alevilerin bugün yaşadığı bu sıkıntıların sebebi Diyanet ve İlahiyat fakülteleridir.”
“ARNAVUTKÖY’DE KELLE KOLTUKTA YAŞIYORUZ”
Yılmaz sözlerini şöyle sonlandırdı:
“90 gün içerisinde ikinci olay oldu bizim burada. Biz burada ne yaşıyoruz? Beşiktaş’ta, Zeytinburnu’nda, Gazi’de, Okmeydanı’nda Alevi olmayı Alevilik saymıyorum. Çünkü oralar zaten Alevi. Gelin Arnavutköy’e. Biz kelle koltukta yaşıyoruz. Onların ise işleri güçleri, ekonomileri iyi. Ama biz şu an elektrik faturamızı ödüyoruz. Bazı arkadaşlar diyor ‘ödeme.’ Ödemediğimiz zaman gelip kesmeye kalkıyorlar. Beni en çok ürküten burada şu: Anadolu tabiri ile düğün yok bayram yok eniştem beni niye öptü. Yani 90 gün içinde ikinci olay niye oluyor? Bunun arkasında gizli bir güç mü var? Çünkü biz Maraş’ı, Sivas’ı, Malatya’yı ve Gazi’yi yaşadık. Ve halen de yaşıyoruz. Ancak artık bedel ödemek istemiyoruz, artık bu insanlar katledilsin istemiyoruz.”
“ALEVİLERİ TANIMAYANLARA KARŞI TAVIR ALIYORUZ”
Ayrımcı uygulamaların önünü açtığını düşündüğü Diyanet’in Dersim’e gitmesine de tepki gösteren Yılmaz şöyle konuştu:
“11 yıldır burada yaşıyoruz, Diyanet düzeyinde hiç kimseyi buraya davet etmedik. Bunu kişilerin şahsına yapmadık. O kurum Alevileri tanımadığı için biz de onlara öyle bir tavır alıyoruz. Tanımadığı Alevi kurumlarını Tunceli’de olduğu gibi neden oraya gider, Diyanet İşleri Başkanı neden buraya gelmez. Çünkü Aleviler’in en önemli yerleri, Hünkar Hacı Bektaş’ı Veli’nin türbesi ve Dersim’dir. Çünkü orada ocaklarımız ve pirlerimiz var. Ancak oradaki arkadaşlarımıza şunu söylemek isterim: Bizim buradaki olaylar tamda o zaman gerçekleşmişti. Neden o zaman Diyanet İşleri Başkanı’na bir din dersi hocası Aleviler için böyle bir şey söylüyor siz bu konuda ne düşünüyorsunuz diye sormadılar. Çünkü onların başka işleri var herhalde. Ama günümüzde şimdi moda oldu bu iş. Ancak ben Alevi dedelerinin ve zakirlerinin ocaklarda yetişmesini istiyorum.”
PİRHA- İstanbul Arnavutköy Cemevi yönetimi, “Alevilerin yemeği yenmez” diyen din öğretmeni hakkında suç duyurusunda bulundu.
İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde bulunan bir ortaokulda din dersine giren öğretmen derste “Alevilerin Hz. Peygamber efendimizi sevemediğini” konu almış ve devamında “Alevilerin yemeği yenmez” diyerek Alevilere hakaret etmişti.
Arnavutköy Cemevi yönetimi bugün öğretmen hakkından bu tür olaylar bir daha yaşanmasın diye İstanbul Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Suç duyurusu sonrası yapılan açıklamaya Bağcılar, Esenler ve İstanbul Cemevi üyeleri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamayı Arnavutköy Cemevi adına Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz yaptı.
Yılmaz, “Alevilerin yemeği yenmez” diyerek Alevilere hakaret eden din öğretmeni G.B’ye ilişkin şunları söyledi:
“Sınıfta bulunan bir gencimiz kalkar ve ‘Öğretmenim ben Alevilerin yemeğini yedim fakat az yedim benim durumum ne olacak’ diye sorar ve öğretmen bu soru karşısında ‘Sana bir şey olmaz’ der. Konuya muhatap olan S.D olayı ailesine bildirir ve ailesi de konuyu bizimle paylaştıktan sonra. Bizlerde Arnavutköy Cemevi Yönetimi olarak 28.09.2018 günü yapılacak olacak Kent Konseyi Toplantısına bu konuyu taşıdık. Gereğinin yapılmasını kaymakamımızdan talep ettik.”
“ALEVİLERE HAKARETİN CEZASININ OLUP OLMADIĞINI GÖRECEĞİZ”
Yılmaz, “Aynı gün G.B isimli şahsın görevinden uzaklaştırıldığı tarafımıza sözlü olarak beyan edildi. Fakat biz bununla yetinmeyerek yazılı beyanını istedik. Biz bu konunun caydırıcı olabilmesi için ve bir başka benzer olaya sebep vermemesi için bugün itibarı ile Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk ve biz görevimizi yaptık. Bundan sonrası Türk adaletinin sınavıdır. Bu olayın takipçisi olacağız. Mahkeme sonucunda ise Alevilere hakaretin cezasının olup olmadığını göreceğiz” şeklinde konuştu.
“ALEVİLERE HAKARET EDENLER CEZALANDIRILMADI”
Geçmişte birçok konuda Alevilere hakaret edildiğini ve genelde hakaret edenlerin devlet yöneticileri tarafından cezalandırılmadığına dikkat çeken Yılmaz, “Yaşanan bu olayda benzer özellikler taşıyor. Arnavutköy Cemevi Yönetimi olarak asla izin vermeyeceğiz. Bütün demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanarak mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.
Tüm bu yaşananlara duyarsız kalındığı için incindiklerini belirten Yılmaz, “Yalnız bu yapılan hakaret kadar bizleri inciten bir diğer konuda. Ülkemizde siyaset yapan yetkililerin ve 3. Bölgede, bulunan 35 milletvekilimizin hiçbirisinin bizi arayıp destek olmamalarıdır” dedi. (PİRHA/iSTANBUL)
PİRHA- İstanbul Sultangazi’deki Habipler Cemevi’ne ibadet sırasında saldırı düzenlenmesini kınayan Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, “1400 yıldır biz eziliyoruz. Yok sayılıyoruz. Ama bıkmadık mücadele ettik, mücadele etmeye devam ediyoruz, etmeliyiz de” dedi.
HABERİN VİDEOSU
İstanbul Sultangazi’deki Habipler Cemevi’ne dün akşam saatlerinde ibadet sırasında kimliği henüz belirlenemeyen kişilerce saldırı düzenlendi. Saldırıya tepki gösteren Arnavutköy Cemevi başkanı Yüksel Yılmaz “Öncelikle hepimize geçmiş olsun. Geçmiş olsun derken bunu telkin anlamında demiyorum daha cesaretlendirmeliyiz kendimizi, örgütlü olmalıyız” dedi.
Yılmız sözlerine şöyle devam etti:
“Beni de emniyetten Arnavutköy Cemevi için aradılar birkaç kere. Bu saldırı ihbarları olduğu gerçek ama bizim yetkili kurumlarda olmadığımız için bunları da detaylı bilmiyoruz. Bu bir bıktırma politikası. Yakmak istese profesyonel yapan insan döker benzini yakar onda bir sıkıntı olmaz. Ama tabi ki bu ülkeyi yöneten özellikle siyasilerimizle hiç ayrım yapmadan iktidarından muhalefetine şunu söylemek istiyorum; söylemler ve eylemler toplumu bu hale getiriyor.”
“Bu geminin içerisindeyiz biz yanarsak herkes yanar” diyerek yaşanan sürece dikkat çeken Yılmaz şunları belirtti:
“1400 yıldır biz eziliyor, yok sayılıyoruz. Ama bıkmadık mücadele ettik, mücadele etmeye devam ediyoruz, etmeliyiz de. Alevi kamuoyundan isteğim şu; örgütlü olmalıyız, siyasi düşüncelerimiz ikinci planda olmalı. İdeolojimizi inancımızın önüne koymadan Hak-Muhammet-Ali yolunda birbirimize destek olmalıyız.” (HABER MERKEZİ)