Etiket: yunanistan

  • Yunanistan’da 74 yıl hapisle cezalandırıldı: Kaçakçı değil, sığınmacıyım-VİDEO

    Yunanistan’da 74 yıl hapisle cezalandırıldı: Kaçakçı değil, sığınmacıyım-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’de siyasi nedenlerle yargılanan Barış Erhan, iltica amacıyla gittiği Yunanistan’da insan kaçakçılığıyla suçlanarak 74 yıl hapse mahkûm edildi. Siyasi kimliği, sağlık durumu ve dosyasındaki deliller görmezden gelindi. Ailesi ve hak savunucuları, hukuksuz yargılamaya karşı uluslararası destek çağrısı yapıyor.

    Barış Erhan, lise yıllarından itibaren sosyalist yapılarda aktif yer aldı. SGDF, ESP ve HDP çatısı altında çalıştı. Bu süreçte hakkında çok sayıda dava açıldı, polis takibi ve baskılar yaşamının sürekli parçası haline geldi. Barış, “Uzun süre hayatımın merkezine politikadan başka birşey koymadım. Belki başarılı bir devrimci olamadım. Bazı hatalar yaptım. Sonraları politikadan uzaklaştığımda oldu. Fakat faşizm benden hiç uzaklaşmadı. Bu yüzden bedel ödedim” diyor.

    2024 Temmuz’unda, Türkiye’de hakkındaki süren davalardan biri ağır ceza mahkemesinde son aşamaya gelince, yaklaşık 30 yıl ceza alma riskiyle yüz yüze kaldı. Yıllar süren baskılar, ekonomik zorluklar ve umutsuzluk içinde Avrupa’ya gitmeye karar verdi. İzmir’de ulaştığı bir kaçakçıya 4.500 Euro ödeyerek Yunanistan’a gitmek üzere 67 kişiyle birlikte bir tekneye bindi. Tilos kıyılarına ulaştıklarında tekne karaya oturtuldu ve Yunan Sahil Güvenliği tarafından gözaltına alındılar. Ardından Barış Erhan ve geminin kaptanlığını yapan Ahmad Alkodmy, Atina Korydallos Cezaevi’ne gönderildi.

    CEZAEVİNDE İNTİHAR GİRİŞİMİ

    Barış Erhan, bipolar rahatsızlığı olmasına rağmen cezaevinde haftalarca tedavi göremedi. Yanında getirdiği ilaçlara el kondu, her gün farklı bir renk ve şekilde gelen ilaçlarla psikolojisi daha da bozuldu. Bu süreçte intihar girişiminde bulundu. Cezaevi içinde midesi yıkandıktan sonra hastaneye sevk edildi. Ancak polislerin baskısı nedeniyle psikiyatri ekibiyle doğru düzgün görüşemedi, muayene edilmeden geri gönderildi.

    11 Haziran 2025’te Rodos’ta görülen duruşmada, tamamen iltica etmek amacıyla Yunanistan’a geldiğini anlatan Erhan, ifadesinde şunlara yer verdi:

    “Ben komünistim, sosyalistim, devrimciyim, Aleviyim, sanatçıyım, insan hakları için mücadele eden bir bireyim. İşsiz kaldığım dönemlerde dahi bu hukuk dışı işlerle para kazanmayı düşünmedim, yapmadım, yapmam da. Amacım tamamen iltica etmekti, maalesef bu Suriyeli arkadaş ve göçmenlerden bazıları aleyhime tanıklık yaptılar bundan dolayı ceza almak üzereyim”

    Erhan’ın hem kendisi hem de ailesi, Türkiye’deki avukatı, Atina’dan gelen bir akademisyen ve dostları duruşmada tanık olarak ifade vermek istedi. Mahkeme bu tanıklardan yalnızca avukatı ve akademisyeni dinledi. Barış Erhan’a toplamda 74 yıl 1 ay hapis ve 700.500 Euro para cezası verildi. Aynı davada Ahmad Alkodmy ise 69 yıl 1 ay hapis ve 650.000 Euro ceza aldı. Kararlar temyize taşındı.

    YARGILAMA DEĞİL, GÖZDAĞI

    Cezaevinde yaklaşık bir yıldır tutuklu bulunan Erhan’ın ailesi ve avukatı, dosyadaki delillerin dikkate alınmadığını, tanıkların dinlenmediğini ve sürecin siyasi saiklerle yürütüldüğüne dikkat çekiyor.

    Erhan’ın annesi Sabahat Özcan Çaldemir, oğlunun Türkiye’de yıllardır devam eden siyasi davalar, polis baskısı, ajanlık teklifleri ile tehdit altında olduğunu belirterek, “Bu karar siyasi bir karar. ‘Buraya gelmeyin, ceza veririz’ demek için oğlum üzerinden mesaj verdiler. Gözlerini kapatıp peşin hükümle karar verdiler” diyor.

    “Oğlum insan kaçakçısı değil. Ona güveniyorum.” diyen Anne Özcan Çaldemir şöyle devam ediyor.

    “Türkiye’de Barış’ın davalarından, dolayı Alevi olmamızdan dolayı her türllü iş konusunda sorun yaşadık. Sinema sektörüne girdi çekim yapılacaktı resmi bir yerde, sicilinde görünen davalardan dolayı o sete alınmadı ve işten çıkarıldı. Zülfikar Ali kolyesi var. Alevi olduğumuz için dışlandık yıllarca, oğlum dövmeli olduğu için dışlandı, saçı, sakalı uzun olduğu için, kulağına küpe taktığı için dışlandı. Özgürce Türkiye’de hayatını yaşayamadı. Polis sürekli takipteydi hatta evimize dahi geldi. ‘Oğlunuza sahip çıkın yanlış yollarda gözaltına alınacak, siz de durumdan etkileneceksiniz, sizden de şikayetçi olunacak siz de ceza alabilirsiniz’ diye tehditler savurdular. Çok baskı gördü çok takip edildi. Çok fazla baskı yapıldı itirafçı olması için. Maalesef şuan ki durumumuz bu”.

    Çaldemir, cezaevi koşullarının insanlık dışı olduğunu belirterek, şunları söylüyor:

    “Yunan devletinde adalet olduğuna inanarak gelmişti ama maalesef onlarda da yoktu adalet. Çok üzgünüm çok sinirliyim. Benim tek oğlum var başka bir çocuğum yok, olmasının imkanı yok. Onun geleceğiyle, hayatıyla oynadılar. Hayat Türkiye’de de kötüydü burda da kötü oldu. AB’ye ülke bir ülkenin Türk siyasetinden kaçan çocukların hepsine aynı suçu yükleyip bir şekilde ceza vermesi doğru değil. Sadece AB’ye ‘mültecileri kabul ediyoruz kaçakçıları da cezalandırıyoruz’ diyorlar. Benim çocuğum üzerindern AB’den yaklaşık 100-200 Euro para alıyorlar ama hiçbir yiyecek içecek vermiyorlar. Sadece tek öğün yemek veriliyormuş cezaevinde, geri kalanında ben her hafta para gönderiyorum. Göndermek zorundayım tek evladım, para göndererek orda ayakta tutmaya çalışıyorum. Ben emekliyim başka gelirim yok eşim çalışıyor asgari ücret. Ama kredilerle kredi kartlarıyla ondan ona devrederek bir şekilde götürmeye çalışıyorum. Şimdi çıkacağını düşünüyordum. Çıkamadığı için mecburen çalışmak zorundayım“

    HUKUKİ SÜREÇ VE DESTEK ÇAĞRISI

    Barış Erhan’ın avukatı karara itiraz etti. Ancak yeni duruşma tarihinin ne zaman verileceği belli değil. Sabahat Özcan Çaldemir sürecin hızlandırılması ve Barış’ın serbest bırakılması için uluslararası kamuoyunun desteğini bekliyor.

    Bu süreçte kimi siyasi partilerden destek görmediğini ifade eden anne Çaldemir, şöyle devam etti.

    “ ‘İnsan kaçakçısı olarak yargılanıyor biz bu işe karışamayız’ dediler. Benim oğlum insan kaçakçısı değil, bunu biliyorlar konuya müdahil olmak istemiyorlar. Avukat Katerina hanımla diyalog halinde olacağız. Elimizden gelen neyse, nereye başvurmamız gerekiyorsa, ne yapmamız gerekiyorsa onu yapacağız. Şu an adını bilmediğim nereye danışmam gerekiyorsa, hangi kapıyı çalmam gerekiyorsa hepsini yapacağım. Ben herkesten yardım istiyorum. Benim oğlum gibi şu an en az 20 kişi ve bilmediğimiz daha ne kadar çok devrimci çocuk var. Hepsi insan kaçakçısı olmakla ceza yiyor. Bizim çocuklarımız bunları hak etmedi. Kimisi öldü, kimisi sakatlandı, işsiz güçsüz oldu, kimisi cezaevlerinde yıllardır eziyet gördü, görüyor. Bizim çocuklarımız bunları hak etmedi. Herkesten desteklerini bekliyorum”

    Öte yandan Barış Erhan’ın haksız tutukluluğuna son verilmesi için bir imza kampanyası da başlatıldı.

    İmza kampanyasına buradan ulaşabilirsiniz.

    EZGİ ÖZER/YUNANİSTAN

     

  • Yunanistan’da deprem

    Yunanistan’da deprem

    PİRHA – Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi, Yunanistan’ın güneyinde 6 büyüklüğünde deprem yaşandığını duyurdu.

    Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi (EMSC), Yunanistan’ın güneyinde 6 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • İşkence ile katledilen Barış Büyuksu dosyası Yunanistan ve Türkiye bürokrasisi çıkmazında!-VİDEO

    İşkence ile katledilen Barış Büyuksu dosyası Yunanistan ve Türkiye bürokrasisi çıkmazında!-VİDEO

    PİRHA- ÇHD ve Legal Centre Lesvos, Barış Büyüksu’nun Yunanistan’da işkence sonucu katledilmesi sonrası hukuki sürece ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Yunanistan ve Türkiye bürokrasisi arasında kaybolan dosya için sorumluluk alma çağrısı yapılarak etkin bir yargılama süreci başlatılması talep edildi.

    Yunanistan merkezli hukuk örgütü Legal Centre Lesvos ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İzmir Şubesi, Türkiye’den Yunanistan’a düzensiz yollarla geçen Barış Büyüksu’nun Yunanistan’da işkence sonucu katledilmesi ve sonrasındaki hukuki sürece ilişkin basın toplantısı düzenledi.

    Kos Adasında maruz kaldığı ağır işkence sonrası Yunanistan tarafından Türkiye’ye geri itilen ve Bodrum Turgutreis sahilinde cenazesi bulunan Büyüksu için İzmir Barosu konferans salonunda  düzenlenen toplantıya Büyüksu’nun yakınlarının yanı sıra insan hakları savunucuları da katıldı.

    Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi Avukat Nergis Tuba Aslan, Barış Büyüksu’nun durumuna dair bilgilendirmede bulundu. Aslan, Büyüksu’nun 22 Ekim 2022 tarihinde Bodrum açıklarında 15 Filistinli göçmenle beraber yelkensiz bir can salı içinde Türk Sahil Güvenliği tarafından bilinci kapalı şekilde bulunduğunu ve tıbbi müdahale için ambulans beklenirken yaşamını yitirdiğini söyledi.

    KOS ADASINDA KABA DAYAK VE ELEKTRİKLİ İŞKENCEYE MARUZ KALDI

    Aslan, Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ceza soruşturması kapsamında Büyüksu ile birlikte olan Filistinli göçmenlerin tanık sıfatı ile ifadelerinin alındığını hatırlatarak, “Tanıkların ifadeleri, olayın Yunanistan devlet güçleri tarafından gerçekleştirildiğine ve göçmenlere sık sık uygulanan ‘geri itme’ (pushback) pratiğinin bir parçası olduğuna işaret etmektedir. Tanık ifadelerine göre, Barış, Kos Adası’nda kaba dayak ve elektrik yoluyla işkenceye maruz kalmıştır. Soruşturma kapsamında düzenlenen Adli Tıp Raporu da tanık beyanlarını doğrular içeriktedir. Adli Tıp Kurumu 1. Adli İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda Barış Büyüksu’nun ölüm sebebinin ‘genel beden travmasına bağlı çoklu kot kırıkları ve yaygın yumuşak iç doku kanaması’ olduğu belirtilmiştir. Yani, Büyüksu’nun maruz kaldığı travmayla ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu Türkiye’de yürütülmüş ceza soruşturması kapsamında tespit edilmiştir” diye belirtti.

    “DEVLETLER ARASI BÜROKRASİ YÜZÜNDEN ADALETE ERİŞİLEMİYOR”

    Barış Büyüksu’nun ailesinin başvurusu üzerine Çağdaş Hukukçular Derneği ve Legal Centre Lesvos (Midilli Hukuk Merkezi) olarak hukuki süreci birlikte yürüttüklerini çalıştıklarını kaydeden Aslan, Büyüksu’nun sınır politikaları yüzünden yaşamını kaybettiğini ve ailenin ise devletler arası bürokrasi yüzünden adalete erişemediğini vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan dosyanın tamamının Yunancaya çevrildikten sonra adli yardımlaşmanın sağlanabilmesi için Yunanistan yetkili adli makamlarına gönderilmek üzere Adalet Bakanlığı’nın Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’ne iletildi. Bodrum Cumhuriyet Savcılığı tarafından açılan soruşturmada faillere yöneltilen suçlama; “canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme” (TCK m.82/1.b) ve “neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence” (TCK m.95/4) olarak tanımlanmıştır. Ancak Legal Centre Lesvos tüm sistematik uğraşlarına rağmen dosyaya Yunanistan’da ulaşamamaktadır.”

    “SES ÇIKARMAK İNSANİ ÖDEVDİR, KAMUOYU ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMALIDIR”

    1 yıla aşkın süredir aydınlatılamayan Büyüksu’nun dosyasının hala ‘kayıp’ olduğunu söyleyen Aslan, dosyanın iki devlet bürokrasisi arasında arafta kaldığını ifade etti. Aslan, göçmenlere uygulanan bu kuralsız politikaya karşı ses çıkarmanın hukuki sorumluluk olduğu kadar bir insani ödev olduğuna vurgu yaparak, “Açık ki Barış’ın yaşadıkları bir istisna değildir. Yunanistan aleyhine geri itme bağlamında gerçekleşen hak ihlalleri nedeniyle hala yürüyen onlarca dava AİHM önünde beklemektedir. Ege Denizi her yıl yüzlerce göçmene mezar olurken, bir şekilde hayatta kalarak karaya çıkabilen göçmenlere işkence uygulandığına ilişkin haberler ve raporlar son dönemde sıklaşmıştır. Göçmenlere uygulanan bu kuralsız politikaya karşı ses çıkarmak hukuki sorumluluğumuz olduğu kadar bir insani ödevdir. hukukçular ve insan hakları savunucuları olarak tüm yetkilileri, kamuoyunu ve basın mensupları üzerine düşeni yapmalıdır” şeklinde konuşarak çağrıda bulundu.

    BÜYÜKSU’NUN ABLASI: DAVANIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ!

    Açıklama sonrasında söz alan Barış Büyüksu’nun ablası Dilan Bıyık, “Annemin pamuklara sarmaya kıyamadığı evladını, pamuklarla iyileştirilemeyecek yaralarla gönderdiler” diyerek kardeşinin dosyasının tozlu raflarda kalmayacağını kaydederek, “Barış ile son konuşmamız 20 Ekim 2022 idi. Atina’ya oradan Fransa’ya geçmek istiyordu. Türkiye’de bulamadığı ekonomik çıkış yolunu Fransa’da aramak istiyordu. Kos Adasında feribot beklerken tutuklanıyor. Ağır işkencelere maruz kalıyor ve katlediliyor. Bu bir vahşettir. Barış öldü, öldürüldü. Bir yıldır aile olarak adalet arayışı içindeyiz. Yetkililere sesleniyorum, bu tıkanmış bürokrasiye bir çözüm bulun ve dosyamızı bize verin. Biz bunun arkasını bırakmayacağız. Hayatta olduğum sürece abime son görevimi yerine getireceğim. Yeterince acı çekti, artık rahat uyumasını istiyorum. Ağabeyimin dosyasının bizimle paylaşılmasını istiyoruz. Yoksa AİHM’e gitmeyi düşünüyoruz. 150-200 sayfalık bir savcılık dosyası var, işkenceye dair Filistinli göçmenlerin ifadeleri var. Barış’ın dosyası tozlu raflarda olmayacak. O tozlu rafları aşındırmayı çok iyi biliyoruz” dedi.

    AGGELİDOU: YUNANİSTAN YASADIŞI FAALİYET YÜRÜTÜYOR

    Legal Centre Lesvos Temsilcisi Avukat Vicky Aggelidou ise, Yunanistan hükümetinin geri itme ve işkence vakalarını inkar ettiğine işaret ederek, “Geri it vakaları Yunanistan sınırlarından ülkeye giriş yapan kişilerin Yunanistan vakalarına tabi özel gruplarca yakalanıp işkence edilip yasadışı şekilde ülke dışına çıkarılmasını ve Türkiye’ye gönderilmesini içerir. Yunanistan hükümeti geri itme vakalarını inkar etmektedir. Fakat Yunanistan Avrupa Birliği’nin göz yummasıyla bu yasadışı faaliyetleri yürüttüğü defalarca delillerle ortaya konulmuştur. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nın farklı departmanlarına defalarca eposta göndermiş olmamıza rağmen ne yazık ki dosyanın içeriğine dair bilgi edinemedik” ifadelerini kullandı.

    YUNANİSTAN İNKAR ETTİ: BÜYÜKSU YUNANİSTAN’A GİRMEDİ VE KAYDI YOKTUR!

    Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği’nden Barış Büyüksu’nun davasına ilişkin gönderdiği notaya karşılık olarak Yunanistan Dış İşleri’nin Büyüksu’nun Yunanistan’a girişi olmadığı ve kaydının bulunmadığı yönündeki cevabını hatırlatan Aggelidou, “Geçen hafta ise Yunanistan dış işlerinin sorumlu mevkilerince ilk defa net bir şekilde bilgilendirildik. Kurum bize Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği’nden nota aldığını ve bu notanın içeriğinde Barış’ın davasına dair aktif bir soruşturma olup olmadığının sorulduğu iletildi. Yunanistan dış işlerinin buna cevabı ise Barış Büyüksu isminde bir Türkiye vatandaşının Yunanistan’a girişinin olmadığını ve herhangi bir kurumda kaydının bulunmadığı yönünde oldu” diye belirti.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Rodos Adası’nda köyler ve plajlar boşaltıldı

    Rodos Adası’nda köyler ve plajlar boşaltıldı

    PİRHA- Rodos Adası’ndaki yangın devam ederken, bazı otel, köy ve plajlar boşaltıldı. 

    Yunanistan’da birçok noktada günlerdir devam eden orman yangınlarının büyük bölümü kontrol altına alınırken, Rodos Adası’ndaki yangın halen devam ediyor.

    Yangının etkisini artırmaya başlaması üzerine bazı otel, köy ve plajların boşaltıldığı belirtildi. Yunanistan İtfaiye Teşkilatı Sözcüsü Yannis Artopios, içinde turistlerin de bulunduğu yaklaşık 2 bin kişinin deniz yoluyla tahliye edildiğini açıkladı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yunanistan seçimini yaptı: Miçotakis tek başına iktidar!

    Yunanistan seçimini yaptı: Miçotakis tek başına iktidar!

    PİRHA- Yunanistan’da ikinci kez yapılan seçimlerde Yeni Demokrasi Partisi Meclis’in çoğunluğunu elde etti.

    Yunanistan’da 21 Mayıs’ta düzenlenen genel seçimlerde hükümetin kurulamaması üzerine seçmenler, ikinci kez sandık başına gitti.

    Resmi olmayan sonuçlara göre Kiryakos Miçotakis’in liderliğindeki Yeni demokrasi Partisi (YDP) yüzde 40,5 oy alarak, 300 sandalyeli parlamentoda 158 milletvekilliği kazandı.

    Aleksis Çipras’ın lideri olduğu ana muhalefetteki SYRIZA Partisi ise yüzde 17,8 oy aldı. Nikos Androulakis’in liderliğindeki PASOK yüzde 11,95 oyla seçimi üçüncü tamamladı.

    Yunanistan seçimlerinde aşırı sağ partilerde parlamentoda temsil edilme hakkı kazandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • 79 mültecinin öldüğü tekne faciasına dair 9 kişi gözaltına alındı

    79 mültecinin öldüğü tekne faciasına dair 9 kişi gözaltına alındı

    Yunanistan açıklarında en az 79 kişinin yaşamını yitirdiği ve yüzlerce kişinin halen kayıp olduğu tekne faciasına dair 9 kişi gözaltına alındı.

    Yunanistan’ın Mora Yarımadası açıklarında batan ve en az 79 kişinin yaşamını yitirdiği tekne faciasına dair 9 Mısırlı gözaltına alındı. Yunan güvenlik kaynakları, halen yüzlerce kişinin kayıp olduğu faciaya dair, “insan taciri” olduklarından şüphe edilen Mısır vatandaşı 9 kişinin Yunanistan’da gözaltına alındığını bildirdi.

    Gözaltına alınanlar arasında batan geminin kaptanının da olduğu bilgisi verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yunanistan’dan gönüllü olarak gelen arama kurtarma ekibi gözaltına alındı

    Yunanistan’dan gönüllü olarak gelen arama kurtarma ekibi gözaltına alındı

    PİRHA- Depremin ardından Yunanistan’dan Hatay’a gönüllü olarak gelen arama kurtarma ekibi, Terörle Mücadele polisleri tarafından gözaltına alındı.

    Yaşanan yıkıcı depremlerin ardından Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinden gönüllü yardıma geldi.

    Depremin üçüncü günü Yunanistan’dan Hatay’a gönüllü olarak arama kurtarma çalışmaları yapmak için gelen Panagiotis Masouras, Alexandros Bazoras ve Mihalis Panagiotopoulos isimli 3 kişi Terörle Mücadele (TEM) polisleri tarafından gözaltına alındı.

    Gözaltı gerekçesi belirtilmeyen kişiler, Antakya’da bulunan Yabancılar Şubesine götürüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Seyyid Ali Sultan Koruma Heyeti Başkanı Karahüseyin’in Türkiye’ye girişine izin verilmedi

    Seyyid Ali Sultan Koruma Heyeti Başkanı Karahüseyin’in Türkiye’ye girişine izin verilmedi

    PİRHA- Yunanistan’da bulunan Seyyid Ali Sultan Kızıldeli Ocağı-Tekkesi adına kurulu bulunan Seyyid Ali Sultan Koruma Heyeti Başkanı Ahmet Karahüseyin’in Türkiye’ye girişine izin verilmedi. Karahüseyin, Cem Vakfı Edirne Şubesi’nin düzenlemiş olduğu “Birlik ve Dayanışma Gecesi”ne katılmak için Edirne’ye gelecekti. 

    Yunanistan’da bulunan Seyyid Ali Sultan Kızıldeli Ocağı-Tekkesi adına kurulu bulunan Seyyid Ali Sultan Koruma Heyeti Başkanı Ahmet Karahüseyin, önceki gün, Cem Vakfı Edirne Şubesi’nin düzenlemiş olduğu “Birlik ve Dayanışma Gecesi”ne katılmak için geldiği Türkiye sınırından geri çevrildiği öğrenildi. Karahüseyin’e Türkiye’ye giriş yasağı olduğunun söylendiği belirtildi.

    “BU YASAK KABUL EDİLEMEZ”

    Yazar Ayhan Aydın, Karahüseyin’e Türkiye’ye giriş yasağı olmasına sosyal medya hesabından tepki gösterdi.

    Aydın, “Yunanistan’da bulunan ve 650 yıldır çerağları “Hakk-Muhammet-Ali” aşkıyla yanan ulu erenlerimizden Seyyid Ali Sultan (/Kızıldeli/) Ocağı – Tekkesi adına kurulu bulunan, Seyyid Ali Sultan Koruma Heyeti Başkanı Sayın Ahmet Karahüseyin, önceki gün, Edirne’de Cem Vakfı Edirne Şubesi’nin düzenlemiş olduğu “Birlik ve Dayanışma Gecesi”ne katılmak için yola çıkmışken, Türkiye sınırından geri çevrildi.

    Bunun büyük üzüntüsünü yaşıyoruz. Bu durum kabul edilemez. Bu yasağın nedeninin açıklığa çıkmasını bekliyoruz. Yunanistan Alevi-Bektaşi toplumunun yüz akı, inançlı, bir işçi olarak alın teriyle dürüstçe yaşayan, hiçbir çıkar beklentisi ve bağı olmayan, yıllardır yöredeki tüm toplumun büyük sevgisini kazanmış, Türkiye sevdalısı, Seyyid Ali Sultan Ocağı’na/Tekkesi’ne, Alevi -Bektaşi Yoluna hizmet eden, konuya ve yöreye hakim, her kesimden insanın el üstünde tuttuğu Ahmet Karahüseyin’e uygulanan bu yasağı kınıyoruz ve bir an önce kalkmasını bekliyoruz. Ahmet Karahüseyin başkanımızın yanında olduğumuzu herkese duyuruyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ayhan Aydın, Yunanistan’daki Kasım Kurbanı Etkinliği’ni kaleme aldı

    Ayhan Aydın, Yunanistan’daki Kasım Kurbanı Etkinliği’ni kaleme aldı

    PİRHA- Yunanistan’da Seyyid Ali Sultan için yapılan “Kasım Kurbanı Etkinliği”ni kaleme alan araştırmacı, yazar Ayhan Aydın, gözlemlerini aktardı.

    Araştırmacı, yazar Ayhan Aydın, Yunanistan’da Seyyid Ali Sultan için yapılan “Kasım Kurbanı Etkinliği”ni kaleme aldı. Ayhan Aydın tarafından yazılan yazı şöyle:

    “KASIM KURBAN ETKİNLİĞİ, MÜRSEL BALİ SIRTI’NDA YAPILDI”

    “Ela gözlü pirim geldi
    Duyan gelsin işte meydan
    Dört Kapıyı Kırk makamı
    Bilen gelsin işte meydan

    Her yıl, Yunanistan’daki Alevi – Bektaşî toplumu tarafından geleneksel olarak, kışın başlangıcı olarak da kabul edilen 8 Kasımlarda yapılan “Kasım Kurbanı Etkinliği” – Mürsel Bali Kurbanı- bu sene de; bugün, 6 Kasım 2022, pazar günü Seyyid Ali Sultan Dergâhı sınırları içindeki “Mürsel Bali Sırtı”nda yapıldı.

    Yüzlerce canımızın katıldığı bu seneki etkinlikte ilk önce; zaman zaman Seyyid Ali Sultan’ın oğlu, bazen de babası olarak söylenen Mürsel Bali’nin türbesinin başında Kur’an’ı Kerim ve hayır dualar okundu.
    Daha gelen tüm ziyaretçilere kaynayan kazanlardan Hakk aşkına lokmalar pay edildi.

    Önceki senelerde olduğu gibi bu sene ki etkinliğe de, Türkiye ve Bulgaristan’dan birçok misafir de katıldı…

    Seyyid Ali Sultan ve Çevresindeki Yaşayan İnanç

    Miz Urum abdalıyız serdarımız Kızıl Deli
    Çeşmimizde şu’le-i envarımız Kızıl Deli
    Bülbül-ü şeyda biziz gülzarımız Kızıl Deli
    Dinimiz, imanımız, ikrarımız Kızıl Deli
    Nur-u Ahmet, Haydar-i Kerrarımız Kızıl Deli
    Kande baksak dembedem didarımız Kızıl Deli
    (Virani)

    Yunanistan’daki en önemli Alevi – Bektaşi etkinliği olan Kasım Kurbanı Etkinliği, inançsal bir tarihi gün dönümünü simgelerken aynı zamanda binlerce insanın katıldığı bir sosyal etkinlik özelliği göstermektedir. Yunanistan’da, Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli)’nin manevi varlığını yaşatmak ve onunla özdeş dergâhın (ocak-tekke) korunup onarılması vazifesini gönüllü olarak üstlenen insanlar tarafından kurulmuş Seyyid Ali Sultan Dergâhı Korumu Heyeti Kurumu tarafından düzenlenen etkinliğe, aynı zamanda yurt dışından da katılımlar olmaktadır. Etkinlikte; Rumeli’yi fetheden, Rumeli’nin Gözcüsü olarak kabul edilen, Seyyid Ali Sultan ve tüm eren – evliyalar aşkına kurbanlar kesilmekte, lokmalar dağıtılmaktadır.

    Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli), Rumeli (Balkanlar)’da Sarı Saltuk’tan (Rumeli’ye geçişi 1263) sonra bu toprakların sevgiden, barıştan, dostluktan yana bir yurt yapmış, buraların Ehlibeyt’in ışığıyla nurlanmasını sağlamış, bu topraklara bolluk ve bereket, adalet ve barış getirmiş bir alp-eren olarak anılmaktadır. Pir Hünkâr Hacı Bektaş Veli düşünce dünyasının içende yer alan ve 1354 tarihinde diğer eren ve alp-erenlerle bu topraklara gelmesinin üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen halen çok derin bir sevgi ve saygıyla anılmakta, onunla özdeş gelenekleri yaşatılmaktadır.

    O bir inanç önderi olmasının yanında, bir toplum önderi olarak kabul edilmekte, tüm dünyada aralıksız hizmet yürüten en önemli Alevi- Bektaşi inanç ve kültür merkezlerinden birisinin kurucusu olarak kabul edilen bir seyyid olarak sevilmektedir. Gerçekten de bu ocak – tekke merkezi çerağların sönmeden yandığı, meydanevinde cemlerin yapıldığı, dünya Alevi- Bektaşi toplumunun en önemli inanç merkezlerinin başında yer almaktadır.

    Eski Türk takviminde kışın başlangıcı olarak kabul edilen 8 Kasım günü, inançlarını, kültürlerini her koşulda ve tüm boyutuyla sürdüren- yaşatan Yunanistan’daki Alevi Bektaşi toplumu için de ayrı bir öneme sahiptir. Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Türbesi, bugün; Ruşenler (Russo) Köyü sınırlarındadır. Ruşenler ise Dimetoka (Didmotiho) İlçesi, Evros (Meriç) İli’ne bağlıdır. Burası Yunanistan – Türkiye sınırındaki bir ildir. Tüm katılımcılara şimdiden aşk-ı muhabbetler, sevgi ve saygılar sunarız…”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Seyyid Ali Sultan Dergahı çevresinde düzenlenen ‘Seçek Yaylası Güreş Etkinliği’, Eylül’de

    Seyyid Ali Sultan Dergahı çevresinde düzenlenen ‘Seçek Yaylası Güreş Etkinliği’, Eylül’de

    PİRHA- Seyyid Ali Sultan Dergahı Koruma Heyeti tarafından her yıl Yunanistan’da geleneksel olarak Seyyid Ali Sultan Dergahı çevresinde gerçekleştirilen ‘Seçek Yaylası Güreş Etkinliği’, 3- 4- 5 Eylül 2022 tarihlerinde yapılacak.

    Alevi-Bektaşîlerin geleneksel olarak her yıl Yunanistan’da Seyyid Ali Sultan Dergahı çevresinde gerçekleştirdikleri ‘Seçek Yaylası Güreş Etkinliği’, 3- 4- 5 Eylül 2022 tarihlerinde yapılacak.

    Alevi-Bektaşi yurttaşların yolu, öğretisi gereği birlik ve dayanışma duygularını arttırmayı hedefleyen ‘Seçek Yaylası Güreş Etkinlikleri’ Seyyid Ali Sultan Dergahı Koruma Heyeti tarafından organize ediliyor.

    “SEYYİD ALİ SULTANIMIZIN IŞIĞI HER DAİM YOLUMUZU AYDINLATMAYA DEVAM EDECEKTİR”

    Etkinliğe ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Yazar Ayhan Aydın şunları dile getirdi:

    “Birliğimizi, dirliğimizi bozup, yolumuzu yozlaştıranlara karşın her daim yanınızdayız…

    Rehberimiz, Gözcünüz, Kutup Yıldızımız Seyyid Ali Sultanımızın ışığı her daim bizlerin yolunu aydınlatmaya devam edecektir.

    Yunanistan’daki tüm Alevi – Bektaşî anma etkinlikleri, faaliyetler, organizasyonlar, toplumla ilgili alınacak kararlar, burada yaşayan toplumun temsilcisi olan ve şimdi Ahmet Karahüseyin başkanlığında faaliyet gösteren Seyyid Ali Sultan Dergahı Koruma Heyeti Derneği / Yunanistan Trakya Alevi – Bektaşi Heyeti tarafından yapılmaktadır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yunanistan’da Derbent ilçesinde cemevi açıldı

    Yunanistan’da Derbent ilçesinde cemevi açıldı

    Yunanistan’ın Evros vilayetinin Büyük Derbent ilçesinde, Kızıl Deli Sultan Dergahı dışında, Yunanistan’da faaliyet gösteren ilk cemevinin açılış yapıldı. Açılış törenine Yunanistan Eğitim Bakanlığı Dinler Genel Sekreteri George Kalantzis de katılarak kurdele kesti.

    Yunanistan’ın Büyük Derbent ilçesindeki inşa edilen cemevinin açılışı yapıldı. Milli Eğitim Bakanlığı Dinler Genel Sekreteri Yorgo Kalantzis, Kızıl Deli Sultan Dergahı temsilcileri, Büyük Derbent Cemevi temsilcileri ile birlikte kurdele kesti. Açılışa, Bulgaristan ve Türkiye’den de çok sayıda katılım olduğu görüldü.

    Törenin ardından, Moumin Pireli, Bay Kalantzis’e hatıra ve sembolik bir hediye olarak bakırdan yapılmış bir zeytin dalı sundu. Etkinliğe ND’nin Evros Milletvekili Anastasios Dimoschakis, Trakya Alevileri Başkanı Kara Hüseyin Ahmed (Kızıl Deli Sultan Dergahı), Touligar Alevi temsilcileri de katıldı. Resmi programın bitiminden sonra, Sofulu Belediye Başkanı Panagiotis Kalakikos ve EOT Başkanı Angela Gerekou tarafından hediye verildi.

    Eğitim Bakanlığı Dinler Genel Sekreteri George Kalantzis, anayasanın herkesin din özgürlüğünü koruma ve güvence altına almadaki sorumluluğa işaret ederek, “Yunan devleti bir destekçiydi, oldu ve olmaya da devam edecek. Çünkü Anayasamız böyle diyor. Anayasamızın 13. maddesinde, Yunan devletinin herkesin din özgürlüğünü koruma ve güvence altına alma görevi olduğunu söylüyor. Bugün sadece sizler için değil, hepimiz için tarihi bir gün ve sizlerin emeği ve iradesiyle bu gerçek oldu. Milli Eğitim Bakanlığı ve ülkemiz adına çok onurlu olan davetiniz için çok teşekkür ediyor, gelecek günlerin geride bıraktığımız günlerden daha iyi olmasını ve daha güzel olmasını diliyorum” dedi.

    SYRIZA-PS Milletvekili Nataşa Gara ise, “Cemevi için çok önemli olan yuvamız, hepimizi kucaklayacak evimiz, yerel geleneklere, çok eskilere dayanan yerel geleneklere sahip çıkmaktan ve bundan gurur duyuyoruz. Trakya topraklarını, Trakya geleneğini, tarihimizi, aynı zamanda çeşitliliğimizi ve sahip olduğumuz ortaklıkları vurgulayın. Trakya’da güzel olan, hepimizin ortak noktalarımız ve çeşitliliğimizle bölgede renkli bir mozaik olmamız ve bizi farklı kılan ama bizi birleştiren de bu” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Türkiye-Yunanistan ağır gerilim hattı

    Türkiye-Yunanistan ağır gerilim hattı

    PİRHA-Yunanistan Başbakanı Miçotakis ve Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos, verdikleri farklı demeçlerde Türkiye’nin Yunanistan’a karşı girişeceği herhangi bir askeri çatışmada karşılığını alacağını söyledi. 

    Yunanistan ve Türkiye arasındaki gerilim ilk olarak Yunan Büyükelçisi‘nin Dışişleri Bakanlığı‘na çağrılmasıyla başladı. Büyükelçiye Yunanistan’daki siyasi ilticacılar ve faaliyetleri hakkında şikayetlerde bulunuldu. Söz konusu gerilim NATO‘ya dahil olmaları için İsveç ve Finlandiya ile aralarında da sürüyor. Erdoğan, Yunanistan ile diplomatik görüşmelerinin olmayacağını açıkladı. Erdoğan açıklamasında, “Yunanistan ile Stratejik Konsey Toplantısı yapacaktık. Artık benim için Miçotakis diye birisi yok. Kendisiyle böyle bir görüşmeyi yapmayı asla kabul etmiyorum” demişti.

    Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis, Reuters röportajında ​​Türkiye gerginliğini ele aldı. Miçotakis, “Yunanistan agresif söylemleri, revizyonist tutumları ve hak ihlallerini tolere etmeyecektir” dedi. Miçotakis, ayrıca Türkiye’nin tavrının değişiminin de Türklere kaldığını ancak saldırganlık karşısında da kendilerini savunacaklarını ekledi. Başbakan, ülkesi adına “Asla saldırgan tutumda olan biz olmadık” şeklinde konuştu.

    “EGEMENLİK HAKLARININ SAVUNULMASINDA KOLAYA KAÇILMAYACAK”

    Manifesto gazetesine konuşan Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos da, Türkiye’nin Yunanistan’a karşı girişeceği herhangi bir askeri çatışmada “ağır bedel” ödeyeceği uyarısında bulundu.

    Savunma Bakanı Panagiotopoulos ile Başbakan Miçotakis’in sözleri birbiri ile tam olarak örtüşüyor. Saldırı olasılığına ilişkin Panagiotopoulos, “Karşı tarafı (Türkiye) bir çatışmaya cesaret etmekten caydıran, bizim askeri kabiliyetlerimizdir, çünkü ödemek zorunda kalacakları ağır bedeli biliyorlar.  Silahlı kuvvetlerimiz her zaman tetikte ve hazır” dedi.

    Panagiotopoulos, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi ülkesinde ne zaman sorunlarla karşılaşsa gerginliği kışkırttığını iddia ediyor. Erdoğan’ın artık Yunanistan’la ikili görüşmeler yapmayacağı yönündeki açıklamasına da değinen Panagiotopoulos şu ifadeleri kullandı:

    “İletişim kanallarını kesecek olan biz değiliz ancak iki ülke arasındaki diyalog, saldırgan söylem ve kışkırtıcı davranışlarla tutarlı değil. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın şunu anlaması gerekiyor. Egemenlik haklarının savunulmasında kolaya kaçınılmayacak.”

    ALMAN HÜKUMETİNDEN ÇAĞRI: NATO MÜTTEFİKLERİSİNİZ

    Alman Şansölyesi (hükumet yetkilisi) Olaf Scholz, Türkiye’nin aralarındaki ilişkiyi alevlendirmesine rağmen Yunanistan’ı ölçülü olmaya çağırdı. Olağan basın toplantılarında açıklananlara göre; Şansölye, mevcut durum göz önüne alındığında, tüm NATO müttefiklerinin bir arada durması ve kendi aralarındaki provokasyonlardan kaçınmasının gerekli olduğu görüşünde.

    YUNAN VE TÜRK BASINI GERİLİMDE TARAF TUTUYOR

    Türkiye’nin, aralarında ABD, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya’nın da bulunduğu 37 ülke ile birlikte gerçekleştirdiği Efes Tatbikatı, Yunan basınında “işgal hazırlığı” şeklinde duyuruldu. 9 Haziran’a kadar sürecek tatbikata, 10 binin üzerinde asker katılıyor. Bugüne kadarki en geniş katılımlı tatbikat olmasıyla dikkat çekiyor.

    Türkiye’deki basın organları ise Yunanistan’ın açıklamalarını “küstah açıklama” olarak verdi.

    Helin YILMAZ/PİRHA

  • Edirne Valiliği, Meriç’e atılan göçmenlerle görüşecek

    Edirne Valiliği, Meriç’e atılan göçmenlerle görüşecek

    PİRHA – Yunanistan 2019 yılı itibariyle ekipler halinde biriktirdiği mültecileri Meriç Nehri’nden geçirerek Türkiye kıyısına bırakıyor. Yasadışı bu iadelerin kayıt altına alınamaması için de Yunan askerleri, Türkiye’den kaçıp Yunanistan’a sığınan kişilerin telefonları ve çeşitli değerli eşyalarına el koyuyor. 3 yıldır devam eden bu iade biçimi de gittikçe korkunç hal alıyor.

    Tanık anlatımlarıyla gündeme gelen 45 sığınmacının Meriç Nehri’ne atılması olayına ilişkin Edirne Valiliği, gelen tepkiler üzerine sığınmacılarla görüşme talebinde bulundu. ÖHD’li avukat Vedat Çağırtekin, olayın aydınlatılması için müvekkilleri ile birlikte Cuma günü Vali Ekrem Canalp ile görüşeceklerini paylaştı.

    Yunanistan tarafından Türkiye’ye iade edilen 60 kişilik sığınmacı gruptan  tanıklar, son olayları MA’ya anlattı. Jandarma komutanının emriyle Afgan bir sığınmacının askerlerce silahla vurularak öldürülüp nehre atıldığını ve 5 kişinin suda boğularak yaşamını yitirdiklerini ifade etti.

    Nehre atılan 45 kişilik gruptan hala haber alınamayanların olduğu belirtilse de, kaç kişi oldukları konusunda somut bir bilgi yok.

    Tanıkların anlatımları ile olayın kamuoyunun gündemine gelmesi üzerine 1 Eylül’de açıklama yapmak zorunda kalan Edirne Valiliği, hem jandarmanın hem sınır birliklerinin yaptıkları araştırmalar sonucunda böylesi bir olayın yaşanmadığı belirterek, iddiaları yalanlayarak şunları kaydetti:

    “1. Derece askeri yasak bölgeler sınır birliklerimizin sorumluluğunda olduğu için jandarmanın bu bölge içerisinde görev ifa etmesi söz konusu değildir.

    Bu şekildeki iddiaların 27 Ağustos 2021 tarihinden itibaren sosyal medyada yer alması üzerine, herhangi bir başvurunun bulunmamasına rağmen, hem jandarma hem de sınır birliklerinin yetkilileri tarafından kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili araştırma yapılmış olup, iddia edildiği gibi bir olayın varlığına ilişkin hiçbir sonuca ulaşılmamıştır.”

    Nehre atılan sığınmacıların başvurduğu Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi ise, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden muhabere yoluyla Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına konunun aydınlatılması ve kamu davası açılması talebiyle 3 Eylül tarihinde suç duyurusunda bulundu.

    VALİ NEHRE ATILANLARLA GÖRÜŞMEK İSTEDİ

    Olayı ilk önce yalanlayan Edirne Valiliği’nin gelen tepkiler üzerine müvekkilleriyle görüşme talebinde bulunduğu bilgisini veren Av. Çağırtekin, 10 Eylül Cuma günü müvekkillerinin Edirne Valisi ile görüşeceğini paylaştı. Çağırtekin, ÖHD olarak kendilerinin de bu görüşmeye katılacaklarını söyledi.

    “FAİLLERİN BULUNMASI, CEZALANDIRILMASI İÇİN ETKİN BİR TAKİP GEREKİYOR”

    Herkesin bu konuya duyarlı olması gerektiğini dile getiren Çağırtekin, son olarak şunları söyledi:

    “Sınır boylarında sürekli insanlığa karşı suçlar işleniyor. Faillerin bulunması, cezalandırılması açısından etkin bir takip gerekiyor. Sadece kurum olarak değil, topyekûn bunun mücadelesini yürütmek gerekiyor. Bu insanlar kendi topraklarından koparılmış insanlar. Yol güzergahı olarak kullandıkları Türkiye ve Yunanistan gibi yerlerde insanlık dışı muamelelerle karşılaşıyorlar. Bu insanların sahiplenilmesi ve gerekli adımların atılması gerekiyor. Sorumluluk ilk başta İstanbul ve Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına olmak üzere yetkililere ait. Bir sorumluluk alıp artık bu olayı aydınlatmaları açısından gerekli işlemleri yapmaları gerekiyor. Edirne Valiliği, bu konuda biraz daha samimi yaklaşıp olayın aydınlatılması açısından sorumluluk alması gerekiyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dünyaca ünlü Yunan müzisyen Mikis Theodorakis hayatını kaybetti

    Dünyaca ünlü Yunan müzisyen Mikis Theodorakis hayatını kaybetti

    Yunanistanlı bestekar Mikis Theodorakis, 96 yaşında hayatını kaybetti.

    Dünyaca ünlü Yunan müzisyen Mikis Theodorakis hayatını kaybetti. 96 yaşındaki sanatçının bir süredir ciddi sağlık problemleri bulunuyordu.

    MİKİS THEODORAKİS KİMDİR?

    Binden fazla şarkının söz yazarlığını yapan, beskekâr olan Theodorakis, 29 Temmuz 1925’te Yunanistan’ın Sakız Adası’nda, Giritli avukat bir baba Çeşme, İzmirli bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi.

    Çocukluğundan beri müziğe ilgi duyan Theodorakis ilk konserini 17 yaşında verdi.

    İtalya’nın Yunanistan’a savaş açmasıyla birlikte Theodorakis de 17 yaşında direniş hareketine katıldı. Esir düşen Theodorakis bir süre sonra serbest bırakıldı. Ancak Yunanistan’ın Naziler tarafından işgal edilmesiyle birlikte yeniden direnişçilerin saflarına katıldı. Tekrar esir düşen Mikis, yoğun işkencelere maruz kaldı ve ardından ölüm cezasına çarptırıldı. Cezası infaz edilmek üzere kurşuna dizilen Mikis büyük bir tesadüf sonucu ölmedi. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra başlayan Yunan iç savaşı boyunca (1946-1952 arası) yine birçok kez hapse girip çıktı ve bu dönemin sonunda ülkeden sürgün edildi. Paris’e giden Mikis burada burslu olarak müzik eğitimine devam etti.

    Theodorakis 1961 yılında Yunanistan’a döndü ve kurduğu Lambrakis Gençlik Örgütü’nün başkanlığına seçildi. Kısa bir süre sonra da Pire’den milletvekili seçilerek parlamentoya girdi. 1967 Albaylar darbesinin hemen ertesi günü Theodorakis’e yönelik ciddi bir baskı kampanyası başlatıldı. Albaylar Cuntası 13 nolu ordu kararnamesiyle Mikis Theodorakis’in müziklerinin çalınmasını ve dinlenmesini yasakladı. Yeraltına çekilen Theodorakis Yurtsever Cephe’yi kurarak cunta rejimine karşı mücadelesini sürdürdü. Ancak kısa bir süre sonra yakalandı. Önce cezaevine konuldu, ardından Oropo toplama kampına götürüldü. Dünya çapında sürdürülen bir dayanışma kampanyası sayesinde cezası sürgüne çevrildi ve böylece 1970 yılında kamptan alınıp sürgüne gönderildi.

    TURNELERDE BASKI REJİMİNİ TEŞHİR ETTİ

    Mikis Theodorakis sürgünde de Albaylar Cuntası’na karşı mücadele etti; dünya çapında çıktığı turnelerde bin kadar konser vererek ülkesindeki baskı rejimini teşhir etti. Bu konserlerde özellikle Maria Farantouri gibi yeteneklerle dinleyici önüne çıktı. Ve Albayların iktidardan düşmesinden sonra zafer kazanmış olarak yeniden Yunanistan’a döndü. 1974 yılında tekrar milletvekili seçilerek meclise girdi. Zülfü Livaneli ve diğer dostlarıyla birlikte 1986 yılında Türk-Yunan Dostluk Derneğini kurdu; aynı dönemde İstanbul’da verdiği konserler büyük ilgi topladı. 1988 seçimlerinde yeniden milletvekili seçildi. 1990-1992 yılları arasında Konstantin Mitçotakis hükûmetinde iki yıl bakanlık yaptı.

    ÇOK SAYIDA ÖDÜL ALDI

    Çok sayıda senfoni, bale, opera ve oratoryo bestelemiştir. Birçok tragedya ve modern tiyatro oyununun müziğini yazmıştır. 12 sinema filminin müziğini yazmıştır. Yazdığı film müzikleri arasında “Z” filminin müziği özellikle ses getirirken, “Zorba” filmi için bestelediği müzik de Sirtaki dansının dünyaya yayılmasını sağlamıştır. Theodorakis siyasal mücadelesini ve sanata ilişkin görüşlerini, yazdığı iki kitapta topladı. Altmış yılı aşkın bir zaman dilimine yayılan çalışmalarından ötürü birçok ulusal ve uluslararası ödül almıştır.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yeni Akit yine nefret dili ile Yunanistan’daki Alevilerin kazanımlarına saldırdı

    Yeni Akit yine nefret dili ile Yunanistan’daki Alevilerin kazanımlarına saldırdı

    PİRHA- Yunanistan hükümetinin Evros eyelatinde bulunan bir cemevinin dini ve sosyal faaliyetler için kullanımına onay vermesi ve Alevilerin bir inanç topluluğu olarak kabul edilmesinin ardından Akit Gazetesi nefret dili kullanarak, ‘Yunan Alevilikle Türkleri bölecek’ başlığıyla haber yaptı.

    Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Parlamentosu’nda 10 Aralık 2020’de Alevileri bir inanç topluluğu olarak tanıma kararı alınmıştı. Geçtiğimiz  günlerde Yunanistan Eğitim Bakan Yardımcısı Aggelos Sirigos, Evros eyaletindeki Megalo Dereio’de bulunan cemevini geçtiğimiz günlerde ziyaret etmiş ve Yunanistan hükümet  sınıra yakın bir noktada bir cemevinin dini ve sosyal faaliyetler için kullanımına onay vermişti.

    Alevi kurumları ve yurttaşlar tarafından büyük bir sevinçle karşılanan bu tanıma kararı bazı kesimleri de rahatsız etmiş durumda.

    Akit gazetesi, ‘Yunan Alevilikle Türkleri bölecek’ başlığı ve yorumlarıyla  Alevilerin hak kazanımlarına yönelik nefret dilini öne çıkardı.

    SÜNNİLİĞİ BİTİRMEK İÇİN ALEVİLİK DİN OLARAK KABUL EDİLMİŞ

    Yıllardır Alevilere yönelik hak ihlalleri, nefret söylemi, ev işaretlemeleri, kamu hizmetlerinden yoksun bırakılmaları görmeyen Akit Gazetesi, Yunanistan hükümetinin Türkiye sınırına yakın bir noktada bulunan bir cemevinin dini ve sosyal faaliyetler için kullanımına onay vermesi üzerinden yine provokatif bir dil kullanarak nefret dilini haberine yansıttı.

    Yunanistan’ın Aleviliği tanımasının Türkiye ve Türklere yönelik alçak girişim olarak tanımlayan Akit, batı Trakya’da çeşitli bahanelerle camilerin kapatıldığını iddiasında bulundu. Akit, ayrıca Yunanistan’ın Sünniliği bitirmek için Aleviliği din olarak kabul ettiği gibi absürt tanımlamalarda bulundu. Yunanistan’ın konudaki kararırın akıl hocasının ise Aralık ayında benzer bir adım atan Almanya olduğunu söyleyen Akit, yine Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Parlamentosu’nda Alevilerin bir inanç topluluğu olarak kabul edilmesine saldırdı.

    “YUNANİSTAN ALEVİLERİ TÜRKİYE’YE KARŞI KULLANMAK İSTİYOR”

    Akit Gazetesi’nin ‘Yunan Alevilikle Türkleri bölecek’ başlığıyla yayınladığı haberde şu ifadelere yer verildi:

    “Yunanistan’ın Türkiye ve Türklere yönelik alçak girişimleri bitmiyor. Batı Trakya’da çeşitli bahanelerle camileri kapatıp, imamları görevden uzaklaştıran Yunanistan, Türkleri bölüp, Sünnileri bitirmek için Aleviliği din olarak kabul etti ve bir cemevinin kullanımına onay verdi. Atina’nın bu konudaki akıl hocası ise Aralık ayında benzer bir adım atan Almanya oldu.Bütün bunlar ortadayken Yunanistan, Batı Trakya’daki Türklerin arasına nifak sokup onları bölmek ve Alevileri Türkiye’ye karşı kullanmak için Aleviliği din olarak kabul etti. Yunanistan bunun yanı sıra Megalo Dereio’deki bir cemevinin de dini ve sosyal faaliyetlerde bulunması için kullanımına onay verdi.”

    Ersin ÖZGÜL/PİRHA

  • Mat: Yunanistan’da cemevinin tanınması ‘eşit vatandaşlık hakkının’ yerine getirilmesidir

    Mat: Yunanistan’da cemevinin tanınması ‘eşit vatandaşlık hakkının’ yerine getirilmesidir

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, Yunanistan’ın Meriç vilayetinde Sofulu ilçesine bağlı Büyük Dervent (Megalo Derio) köyünde ilk resmi cemevinin açılmasını eşit vatandaşlık hakkının tam anlamıyla yerine getirilmesi olarak değerlendirdi. Mat, “Darısı, anayasasında “eşit vatandaşlık hakkı” olmasına rağmen inkar eden ve uygulamayan devletlerin başına” dedi. 

    Yunanistan’ın Meriç vilayetinde Sofulu ilçesine bağlı Büyük Dervent (Megalo Derio) köyünde ilk resmi cemevi açıldı.

    “YUNANİSTAN’I KUTLUYORUM”

    Yunanistan’daki bu gelişmeden Aleviler memnun oldu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, Yunanistan’ın Aleviliği resmen tanımasını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, “Demokrasinin ve eşitliğin temel koşulu, eşit vatandaşlık hakkının tam anlamıyla yerine getirilmesidir. Yunanistan Devletini aldığı bu karardan dolayı kutluyorum. Darısı, anayasasında “eşit vatandaşlık hakkı” olmasına rağmen inkar eden ve uygulamayan devletlerin başına” dedi. 

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Yunanistan’da ilk resmi cemevi açıldı

    Yunanistan’da ilk resmi cemevi açıldı

    PİRHA- Yunanistan’ın Meriç vilayetinde Sofulu ilçesine bağlı Büyük Dervent (Megalo Derio) köyünde ilk resmi cemevi açıldı.

    Evros-news’in haberine göre, Yunanistan’ın din işlerinden de sorumlu Eğitim Bakan Yardımcısı Angelos Syrigos, Büyük Dervent Cemevini ziyaret etti.

    Yetkili memurların eşlik ettiği Syrigos, ziyarette yaptığı açıklamada, cemevine Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi izin verdiğini ve ibadete ek olarak, bölgedeki insanlara çeşitli hizmetler (yemek gibi) sunduğunu belirterek, “Alevilere ve onların övgüye değer çabalarına ve genel olarak bölgeye olan ilgisini göstermek istedik ve bize iletilen talepleri çözeceğimizin sözünü veriyoruz” dedi.

    Köylerin sorunlarının da konuşulduğu ziyarette sorunların çözümü için destek istendi.

    Yunanistan’da Milli Eğitim Bakanlığı, din ve inanç konularında ve bunlarla ilgili ibadethanelerin işletilmesinden de sorumlu. Bu kapsamda Syrigos bir ziyarette bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dimitris Koufodinas açlık grevi eylemini sonlandırdı

    Dimitris Koufodinas açlık grevi eylemini sonlandırdı

    Cezaevlerindeki şartların düzeltilmesi için 66 gündür açlık grevinde olan 17 Kasım Devrimci Örgütü liderlerinden Dimitris Koufontinas, eylemine son verdi.

    Cezaevlerindeki şartların düzeltilmesi ve ailesini görebileceği Atina’daki Korydallos Cezaevine sevk edilmek için 66 gündür açlık grevinde olan 17 Kasım Devrimci Örgütü liderlerinden Dimitris Koufontinas, Lamia Hastanesi yoğun bakım odasında telefon aracılığıyla yaptığı bir açıklamayla açlık grevine son verdiğini duyurdu.

    ‘HALK YARGILIYOR’

    Son dönemde ülke genelinde hapishane şartlarının protesto edildiği kitlesel eylemlere değinen Koufontinas, “Şu an Yunanistan’da sürmekte olan eylemler, benim açlık grevine başlama sebebime göre çok daha önemli. Sokaktaki herkese en içten dayanışma duygularımı ifade etmek isterim. Orada sizinleyim. Hükümet yasaların ve anayasanın aşağılanması, yerle bir edilmesi konusunda ne kadar pervasız olduğunu bir kez daha gösterdi. Sokaklardaki eylemler de onların halk tarafından yargılanmasıdır” diye belirtti.

    ‘UMUT VAR’

    Kendisiyle dayanışma amacıyla sokaklara çıkanlara teşekkür eden Koufontinas, “Tüm ilerici dostlara destekleri için teşekkür ederim. Bu dayanışma sadece açlık grevindeki bir kişiyle dayanışma değildir, insanlıktan çıkmış bir hükümete karşı mücadele ile dayanışmadır. Bu dayanışma bizlere bu pervasızlığa, şiddete ve otoriterliğe karşı direnişin var olduğunu, hala umut olduğunu göstermiştir” ifadelerinde bulundu.

    NE OLMUŞTU?

    Devrimci Örgütü liderlerinden Dimitris Koufontinas, Atina’daki Korydallos Cezaevi şartlarının düzeltilmesi için açlık grevine başladı. Eyleminin 53’üncü gününde sağlık durumu kötüye gitmesiyle halk Koufontinas’a destek amaçlı sokaklara döküldü. Eylemler yaklaşık iki haftadır aralıksız ve kitlesel bir şekilde sürdü.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yunanistan’da gazetecilere haber takibi kısıtlaması

    Yunanistan’da gazetecilere haber takibi kısıtlaması

    Yunanistan’daki sağ iktidar Yeni Demokrasi hükümeti, gazetecilerin haber takibini kısıtlamayı öngören bir tasarı hazırladı. Tasarının basın özgürlüğünü doğrudan tehdit ettiğini belirten gazeteciler duruma tepkili.

    Yunanistan’da, Sivil Koruma Bakanlığı’nca hazırlanan toplantı/gösteri yürüyüşleri ve mitinglere ilişkin yeni düzenlemeleri içeren “Açık Hava Toplantılarının Yönetimi Ulusal Planı” tasarısı tartışma yarattı.

    Gazete Karınca’dan Çağdaş Kaplan’ın haberine göre Bakan Mihalis Hrisohoidis tarafından Perşembe sabahı sunulan tasarı, basın özgürlüğünü doğrudan tehdit eden maddeler içeriyor.

    Bakanlık tarafından “gazetecileri korumak” amacıyla düzenlendiği savunulan plan, gazetecilerin eylem sırasında polisin belirlediği bir alanda kısıtlanmasını öngörüyor.

    Tasarının ilgili maddesinde, şu ifadeler yer alıyor:

    “Gösterilerde gazetecilerin korunması yeni tasarının önemli bir bileşenidir. Bu, vatandaşların bilgi alma hakkının yanı sıra olayların olduğu durumlarda polis müdahalelerinin engelsiz yürütülmesini sağlayacaktır. Gösterinin güvenlik planı olayların merkezinde yer alabilecek gazetecilerin fiziksel bütünlüğünün korunmasını da içerir.”

    Tasarıya göre polis, “gazeteciler için bir alanı belirleyecek ve önceden görevlendirilen bir memur, işbirliği ve karşılıklı anlayışı amaçlayarak miting boyunca onlarla irtibat ve iletişim kanalı görevi görecek”.

    Tasarı ayrıca, gösterilerle ilgili “aşırılık yanlısı grupların çıkan olaylarla ilgili yaptığı yalan haberlerle” de mücadeleyi öngörüyor.

    Tasarıda, “Yunanistan polisi ve Sivil Koruma Bakanlığı’nın koordineli bir şekilde olaylarla ilgili açıklama yapacağı, olaylarda polis tarafından çekilen görüntülerin ve toplanan bilgilerin bakanlıkla paylaşılacağı ayrıca hazırlanacak haftalık ve aylık bültenlerin medya ile paylaşılacağı” da belirtiliyor.

    KORUMAYI SIRTIMIZDA DEFALARCA HİSSETTİK!

    Tasarı gazeteciler ve meslek örgütleri tarafından doğrudan basın özgürlüğüne saldırı ve haber alma hakkının engellenmesi olarak değerlendiriliyor.

    Atina Günlük Gazete Editörleri Sendikası (ESIEA) ve Yunanistan Foto Muhabirleri Birliği (EFE), Bakan Mihalis Hrisohoidis’ten acil görüşme talebinde bulundu.

    Gazetecilere sınırlar çizilmesinin halkın haber alma hakkını engellediğini belirten sendikalar, durumdan endişeli olduklarını belirtti.

    Yunanistanlı gazeteciler de tasarıya ilk tepkilerini sosyal medya üzerinden gösterdi.

    Tasarıya sosyal medya hesabından tepki gösteren AFP’nin Atina foto muhabiri Aris Messinis daha önce eylemlerde maruz bırakıldığı polis şiddetine dikkat çekerek, “Sizin ‘korumanızı’ defalarca kez vücudumda hissettim. ‘Demokratik’ hükümetin tek taraflı kararının sonucuna gelince, benim ve meslektaşlarımın vücudu umarım daha fazla dayağa dayanır” ifadelerini kullandı.

    Deneyimli gazeteci Dina Vayena ise sosyal medya paylaşımında “Yılların tecrübesine dayanarak şunu belirmeliyim ki, İsrail güçleri kelimenin tam anlamıyla tetikte olan parmaklarıyla işgal altındaki Filistin topraklarına girmemizi engellediğinde her zaman bize bunun ‘kişisel korumamız’ için yapıldığını söylerlerdi” diye belirtti.

    IPI: POLİS EĞİTİLMELİ

    Ülkede son dönemde protestolar sırasında artan polis şiddeti dikkat çekiyor.

    Eylemlere polis müdahalelerinde birçok kez gazeteciler de hedef oldu.

    Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), 20 Kasım’da yayımladığı açıklamada, Yunanistan İçişleri Bakanlığı ile polis teşkilatına “memurlarını gazetecileri engellemeyecek şekilde eğitilmesini sağlamaları” çağrısında bulunmuştu.

    17 Kasım’da Politeknik anması yürüyüşlerine yapılan polis müdahalesi sırasında Documento muhabiri Antonis Rigopoulos’un gözaltına alınmasının ardından yapılan bu açıklamada, şu ifadeler yer almıştı:

    Yunanistan polisi ve Yunanistan İçişleri Bakanlığı, tüm polislerin, ifade özgürlüğü ve gazetecilerin korunması ve güvenliği açısından yerel ve uluslararası yükümlülüklerinin bir parçası olarak medyanın çalışmasını engellemeyecek şekilde eğitildiğinden emin olmak için somut adımlar atmalıdır.

    Açıklamada Ağustos ile Kasım ayları arasında dokuz kez gazetecilerin, polisin hukuksuz uygulamaları, taciz ve tehditlerine maruz kaldığı belirtilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • İnsanlar enkaz altında: En az 4 ölü, 120 yaralı -VİDEO

    İnsanlar enkaz altında: En az 4 ölü, 120 yaralı -VİDEO

    PİRHA- İzmir’de merkez üssü Seferihisar ilçesi olan 6,8 şiddetinde bir deprem meydana geldi. AFAD tarafından yapılan açıklamaya göre 4 ölü, 120 yaralı var. İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, çöken binalardan 70 kişinin kurtarıldığını açıklarken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de 20’ye yakın çöktüğü yönünde ihbarın olduğunu belirtti.

    Haberin videosu;

     

    İzmir’de saat 14.51’de merkez üssü Seferihisar ilçesi olan 6,8 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Deprem Ege ve Marmara bölgelerinin birçok kentinden hissedildi. Deprem sırasında yurttaşlar panik içerisinde ev ve iş yerlerini terk etti. Öte yandan GSM operatörlerinde yer yer kesinti yaşanıyor.

    AFAD tarafından yapılan açıklamaya göre ise; 4 ölü, 120 yaralı var. İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, çöken binalardan 70 kişinin kurtarıldığını açıklarken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de 20’ye yakın çöktüğü yönünde ihbarın olduğunu belirtti.

    30 saniye sürdüğü belirtilen depremde Bayraklı ve Buca’dan birçok bina yıkıldı, birçok binada da hasar meydana geldi.

    “İSTANBUL’DAN HİSSEDİLDİ”

    İstanbul’dan da hissedilen deprem hakkında İstanbul Valisi Ali Yerlikaya da sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Yerlikaya, “İstanbul’da da hissedilen depremle ilgili olarak herhangi bir olumsuzluk bildirilmemiştir. Tüm vatandaşlarımıza ve İzmir’e geçmiş olsun” ifadelerini kullandı.

    “BAKAN: ENKAZ ALTINDA İNSANLAR VAR”

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, enkaz altında çok sayıda insanın olduğunu söyledi.

    Depremden Yunanistan da etkilenirken, hasara dair henüz bilgiye ulaşılmış değil.

    PİRHA/İZMİR