PİRHA – Antep’te bulunan Yunus Emre Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar, Hızır ayı dolayısıyla cem bağladı. Ocak pirlerinin yürüttüğü erkanla semahlar dönüldü, lokmalar pay edildi.
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antep Şubesi öncülüğünde Yunus Emre Cemevi’nde gerçekleştirilen Hızır Cemi’nde yurttaşlar birliğe niyaz oldu. Darda, zorda olanın gözcüsü ve yardımcısı kabul edilen Hızır aşkına düzenlenen cem erkanına, AKD Antep Şube Başkanı Hasan Çolak, Tilkiler Köyü Derneği Başkanı Eren Ovayolu ve çok sayıda can katıldı.
OCAK PİRLERİ ERKAN YÜRÜTTÜ
Cem erkanı, Musa Kazım Ocağı’ndan Mehmet Keskin ve Dede Kargın Ocağı’ndan Kazım Kocaakça tarafından yürütüldü. Zakir Emrullah Bingöl deyişler ve nefesler okurken, yurttaşlar semaha durdu.
NİYAZLAR DAĞITILDI, LOKMALAR HAK KATINA YAZILDI
Xızır ayı dolayısıyla cemevine getirilen lokmalar ve niyazlar canlara dağıtıldı. Erkan, “Xızır cümlemizin yardımcısı, gözcüsü, bekçisi olsun” dualarıyla ve hizmet sahiplerinin rızalığı alınarak mühürlendi.
PİRHA – Dede Nihat Saltuk, hızır ayının önemini anlattı. Hızır ritüelini “Ruhun aydınlanması” şeklinde özetleyen Saltuk, bu geleneğin tüm dünyaya anlatılması gerektiğini de söyledi. Nihat Saltuk, Muharrem Ayı gibi Hızır’ın da tüm cemevlerinde karşılanması gerektiği notunu düştü.
Sarısaltuk Ocağına mensup Nihat Saltuk, Hızır inancının, Alevi toplumundaki karşılığını anlattı. Hızır’ın, toplum tarafından “kutsal” görüldüğünü belirten Saltuk, bu geleneğin, Alevi inancının en büyük parçası olduğunun altını çizdi.
Dede Nihat Saltuk, şubat ayıyla birlikte pirlerin, köylere uğradığını belirterek “Pirlerin, talibiyle buluşması ise Hızır’ın gelmesi demekti. Kimin evine pir gitmişse Hızır’ı gelmiştir” dedi.
KUTSAL AYA DÖNÜK HAZIRLIKLAR
Nihat Saltuk dede, Hızır ayı yaklaşırken yapılan hazırlıkları da özetledi. Pirlerin köylere gelmeden önce lokmaların hazırlığına başlandığını anlatan Saltuk, şunları söyledi:
“Cemler olacak, küskünler barışacak, evlerimize bereket, huzur gelecek. Bir köye eğer piri gitmemişse Hızır uğramamıştır. Fakat Alevi inancı Şah-ı Merdan Ali ile Hızır’ı bütünleştirir. Onun için Hızır’ı her yerde hazır ve nazır görmek, Hızır’ın özelliğidir. Onu, gönlümüzde her zaman ‘Bozatlı’ ve ‘Aksakallı pir’ olarak görürüz. Hızır, dondan dona bürünendir. Bir kalıba da sokamayız. Belki kapımıza gelen bir dilencidir. Bazen bir yetimdir. Hızır’ demek, insanın farkında olması, ruhun aydınlanması, karanlığa kalmış gönüllerin aydınlanması demektir.”
“HIZIR, İNSANA GİZLENMİŞTİR”
Dede Nihat Saltuk, Hızır’ın, bir umut kaynağı olduğunu da anlattı. Alevilikte Hızır’ın ölümsüz olduğuna dair bir inanış olduğunu söyleyen Saltuk, bu geleneği şu cümlelerle anlattı:
“Hızır ölmedi diyoruz çünkü ölüm ölür biz ölmeyiz deriz. Hakk’ın cemali de Hızır da zamana, mekana tabi değildir. Güneşin nasıl yeniden doğduğuna inanıyorsak Bozatlı Hızır’ın da carımıza yetişeceğine inanıyoruz. Hızır çaredir, dosttan kesilmeyen umuttur. Hızır, insan ile Tanrı’nın buluşmasıdır. Hızır karşılık beklemeden yardıma koşandır. Hızır, tükenmez umuttur bizim inancımızda. Onun için Hızır, insana gizlenmiştir. Hızır, insanlarla el ele el Hakk’a, hala haldaş, Yol’a yoldaştır. Hızır bizim güneşimiz, ayımız, dolunayımız, bağımız, köşkümüz, orucumuz, sabrımız ve kurbanımızdır. Hızır zahiri değil batınidir. Yani görüneni değil görünmeyeni temsil eder.
Darda olduğumuzda kimi zaman İmam Ali’yi, kimi zaman Hızır’ı çağırırız. Onlara verdiğimiz ikrarımızda sadık kalırız. Zalimin karşısında, mazlumun yanında, haksızlığın karşısında, adaletin yanında, Şah-ı Merdan Ali’nin Yol’unu Yol ederiz. Savaşa karşı barış, kötülüğe karşı iyilik, çaresizliğe karşı yardımlaşma bizim Yol’umuzdur. Sevgi ve umudun Bozatlısı Hızır’ın darda kalanlara yardım etmesini, bütün insanlarda vücut bulmasını diliyoruz. Ali kardeşimiz, Hızır da yoldaşımız olsun.”
“BİR ÜZÜM TANESİNİ 40 KİŞİYE PAY ETTİK!”
Dede Nihat Saltuk, Hızır anlayışının bugün ne oranda yaşatıldığına da değindi. Günümüzde Hızır’a yeterince anlam verilmediğini söyleyen Saltuk, inanç önderlerinin bu konuda eksik kaldığını söyledi. “Bizler anlatamadık. Bizim anlattığımızla halkın anladığı da farklı oldu” diyen Dede Saltuk, şöyle devam etti:
“Kendi ihtiyacın varken yetime, yoksula el uzatabiliyor musun? Hepimiz Hızır gibi insanlara yardım etmeliyiz, darda olanın yardımına koşmalıyız. Haksızlığın karşısında dik durmalıyız. Hazreti Hüseyin ‘Ne aradığını bilmezsen bulduğunda onu tanıyamazsın’ diyor. Biz daha ne aradığımızı bilmiyoruz! Bir lokmayı bölüşmenin önemini bilmeliyiz. O zaman Hızır’ı anlamış olacağız. ‘Kırklar Cemi’nde bir üzüm tanesini 40 kişiye pay ettik’ diye hep anlatırız ama biz dünyayı götürüyoruz hala bir lokmayı pay edemiyoruz! Günümüzde ise bir tek Hızır’da lokma dağıtılıyor. O da cemsiz, cemaatsiz, sadece semah yapıyor. Hızır’ı anlayıp dünyaya da anlatmak lazım. Bizler neden eli kolu bağlı, çaresiz şekilde Hızır’ı bekliyoruz? Bir de sen herkese Hızır ol. Hızır, ruhun aydınlanmasıdır. Ruhun aydınlanmamışsa, ruhun karanlığında kalmışsan kusura bakma, Hızır’ı anlamamışsındır.”
HIZIR RİTÜELİ CEMEVLERİNDE YAŞATILMIYOR!
Dede Nihat Saltuk, geçmiş yaşanan Hızır ritüellerini de hatırlattı. Şubatın ikinci salısından itibaren Hızır orucunun başladığını belirten Saltuk, kimi bölgelerde ise Pazar günü başladığını aktardı. Bu orucu geçmişte en çok da bekar bireylerin tuttuğunu söyleyen Dede Saltuk, Hızır’a dair şunları anlattı:
“Oruçların son günü gençler biraz daha tuzlu yerler, su içmezlerdi. Oruç sonunda kim su vermişse onunla evlenileceğine inanılırdı. Evimize Hızır gelsin diye buğday kavrulurdu. O kavutları hiç kimsenin değmediği yüksek bir yere koyardık. Eğer ona bir el değmişse ‘Hızır evimize uğramış’ denirdi. Ayrıca aileler, yoksulluklarını göz önünde bulundurmadan kurban keserdi.
Anadolu’ya gittiğiniz zaman kimi köyler bir hafta önce tutar bir diğeri sonra tutar. Çünkü o pir, her hafta bir köydedir. Çünkü perşembe akşamı cem olurdu muhakkak. Hızır orucunun dağınık şekilde tutulmasının nedeni de budur.
Ancak hizmet yürüttüğüm Yunus Emre Cemevi’nde maalesef bu yönlü bir hazırlığımız olmuyor. Cemevleri aslında bu gelenekler için olmalı. Muharrem ayı için hazırlık yapılıyor ancak Hızır için yapılmıyor. 3 Gün Hızır orucu tutuyorsak aynı Muharrem ayı gibi burada birlikte oruçlarımızı açabiliriz. Ancak cemevleri, yöneticilerin himayesinde kaldığı için bu işleri dedelere bırakmıyorlar. Dedeler biraz geriye atıldılar. Aleviliğin yaşadığı sorunlar da dedelerin geriye atılmasından kaynaklı oluyor.”
PİRHA-Antep’te bulunan ve iftar programıyla gündeme gelen Yunus Emre Cemevi’nin açılışı gerçekleştirildi. Açılışa AKP’liler yoğun ilgi gösterdi.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri iş birliğinde inşa edilen Yunus Emre Cemevi’nin açılışı gerçekleştirildi. Açılışa AKP’li vekiller ve belediye başkanlarının yoğun ilgisi ise dikkat çekti.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, cemevi açılışında yaptığı konuşmada, Gaziantep modeliyle kente yeni bir cemevi kazandırmanın mutluluğu içinde olduklarını belirterek, “Nerede doğarsak doğalım, hangi mezhepten veya dinden olursak olalım, biz bu topraklarda bir ve beraberiz” dedi.
AKP’Lİ ŞAHİN: BİZ PİR SULTAN’IN TEMSİLCİLERİYİZ
Kendilerinin Pir Sultan, Mevlana gibi isimlerin temsilcileri olduğunu iddia eden Şahin, şunları dile getirdi:
“Şehrül emin olarak ben sizden razıyım. 15 Temmuz’daki hain darbe girişiminde meydanlara canlarımızla yan yanaydık. Toprak yoksa vatan yoksa gerisi teferruattır. O yüzden müteşekkirim. Canlarımı özel seviyorum. Neşet Ertaş, ‘Kalpten kalbe giden yol gizli gizli’ diyor. Biz bu şehirde nerede doğarsa doğsun doğan her bir evladıyla, anası babası kim olursa olsun, mezhebi, dini ne olursa olsun bir ve beraberiz. Biz, Yunus’un, Hz. Mevlana’nın, Pir Sultan Abdal’ın, Hacı Bayram Veli’nin temsilcileriyiz. Biz, hep birlikte sizlerle Cumhuriyeti birlikte kurduk. Cumhuriyeti kurmadan önce Çanakkale’yi birlikte geçilmez yaptık. Bütün canların emrindeyim. Aklınızda yapmanızı istediğiniz ne varsa bir kardeşiniz olarak yanınızdayım. Dil farkı olabilir, mezhep farkı olabilir iyiler iyidir ve iyiler kazanacak. Öldürenler ve yaşatanlar dünyasında yaşatanlar kazanacak.”
Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı İsmet Kurt ve Antep Şube Başkanı Yılmaz Demirdelen de güzel bir işin güzel bir gönülle başladığını ve bu anlamda Gaziantep’te açılışı yapılan Yunus Emre Cemevi’nde emeği geçen Büyükşehir Belediyesi, Şahinbey ve Şehitkamil belediyelerine, hayırseverlere teşekkürlerini dile getirdiler.
PİRHA- Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, sosyal medya hesabından fotoğraflar paylaşarak Alevi Kültür Dernekleri Yunus Emre Cemevinde iftar yemeği yediğini duyurdu.
AİHM kararlarına rağmen 20 yıllık iktidarları döneminde Alevilerin en temel taleplerine bile kapıları kapatan AKP hükümetinin yetkilileri seçim yaklaştıkça cemevlerine giderek Alevi kurum başkanları ile fotoğraflar vermeyi ihmal etmiyorlar.
Bu fotoğraflardan birisi de Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin tarafından paylaşıldı. Fatma Şahin, sosyal medya hesabından paylaştığı fotoğraflarda Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı İsmet Kurt, Alevi Kültür Derneği Antep Şubesi eski başkanı Yılmaz Demirdelen ve yöneticilerle AKD Antep Şubesi Yunus Emre Cemevinde iftar yemeği yediğini duyurdu.
AKP hükümeti döneminde Alevilere yönelik asimilasyon, baskı, ayrımcılık her geçen gün hız kesmeden devam ediyorken AKP’li yöneticilerin kimi cemevlerinde Alevi yöneticiler ile poz vermesi soru işaretlerine yol açıyor.
İktidarları süresince çokça yaşanan hak ihlalleri, ülkenin dört bir yanında ev işaretlemeleri, AİHM kararlarına rağmen ısrarla dayatılan zorunlu din dersleri, eğitimde ihlaller, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesinin yanısıra elektriklerinin kesilmesi, cemevleri önüne korsan hoparlörler takılarak ezan okunması, köylere cami dayatması, Alevi köylerine hizmet verilmemesi,nefret söylemleri, cenazelere saldırı, mezar yerlerinin tahrip edilmesi, HES-JES projeleri, yaşam alanlarının yasaklı bölge ilan edilmesi, festivallerin yasaklanması ve orman yangınları şeklinde çokça sayılabilecek sorun ortada durmuşken cemevinde iftar yemeğini yemenin bir marifet gibi gösterilmesi de ayrıca manidar.
Eşit yurttaşlık talebi başta olmak üzere Alevilerin demokratik tüm taleplerini yok sayan bir anlayışın cemevlerini siyaseten malzeme olarak kullanmaları da dün olduğu gibi bugün de Alevi kamuoyunun tepkisini çekiyor.