Etiket: yusuf aslan

  • Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 50. yılı

    Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 50. yılı

    PİRHA- 68 devrimci gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 50. yılı.

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 6 Mayıs 1972 idam edilerek katledilişlerinin üzerinden 50 yıl geçti. Aradan yarım asra yakın bir zaman geçse de devrimci duruşları, kavgaları ve devrettikleri mücadeleleri her geçen gün büyüyor.

    Denizler her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli etkinliklerle anılacak. Her yıl kitlesel olarak yapılan anmalar bu yıl salgın nedeniyle temsili anmalara dönüştürülse de Üç Fidan için sosyal medya başta olmak üzere anmalar gerçekleştirilecek.

    SON SÖZLERİ
    Üç Fidan’ın idam sehpasında haykırdığı son sözleri, Türkiye halkları için bugün hala geçerli. Çıkarıldıkları idam sehpasında Yusuf Aslan’ın sön sözleri “Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için bir defa ölüyorum. Sizler, bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz. Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm!” oldu.
    Hüseyin İnan da “Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım! Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım! Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum! Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm!” cümlelerini haykırdı.

    Deniz Gezmiş ise, “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın işçiler, köylüler!” sözleriyle Türk ve Kürt halklarının mücadelesini ölüme giderken bir adım daha ileri taşıdı.

    DENİZ GEZMİŞ

    Deniz Gezmiş, Ankara’nın Ayaş ilçesinde 27 Şubat 1947’de doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak çeşitli kentlerde ilk ve orta öğrenimini gördü. Liseyi İstanbul’da bitirdi.

    1966’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giren Gezmiş, lise yıllarında sol düşünceyle tanışmıştı ve 1965’te Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Üsküdar ilçesine üye oldu. 30 Ocak 1968’de Hukuk Fakültesi’nde Devrimci Hukukçular Örgütü’nü kuran Gezmiş, 12 Haziran 1968’de İstanbul Üniversitesi’nin işgal edilmesine önderlik etti.

    İstanbul’a gelen 6. Filo’yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz’da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül’de serbest bırakıldı. 1 Kasım 1968’de Samsun’dan İstanbul’a Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü düzenledi.

    1969 Haziranı’nda Filistin’e giderek Eylül’e kadar Filistin gerilla kamplarında kalan Gezmiş, 20 Aralık 1969’da yakalandı ve Cihan Alptekin’le birlikte 18 Eylül 1970’e kadar tutuklu kaldı. Daha sonra Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’la birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu (THKO) kurdu. 4 Mart 1971’de dört ABD’li erin kaçırılması eyleminde bulunan Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan’la birlikte yakalandı.

    9 Ekim 1971’de idam cezasına çarptırılan Gezmiş, 6 Mayıs 1972’de idam edildi.

    HÜSEYİN İNAN

    Hüseyin İnan, 1949’da Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Bozhöyük köyünde doğdu. İlk ve orta okulu Sarız’da, liseyi Kayseri’de okudu.

    1966’da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü’ne kayıt oldu. 1968’de TİP ve daha sonra Milli Demokratik Devrim (MDD) içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen illegal ve dar örgütçülük fikri etrafında çekirdek bir grup oluşturup, kır gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme fikrini geliştirmeye çalıştı. Özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini İnan’ın attığı bu grup daha sonra, THKO’nun çekirdek kadrosunu oluşturacaktı.

    14 Ekim 1969’da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün El Fetih kamplarına gitti ve orada İsrail’e karşı savaştı. 1 Ocak 1971’de Türkiye İş Bankası Emek Şubesi soygunu, ABD askeri tesislerinin basılarak ABD’lilerin kaçırılması ve daha sonra dört Amerikalı’nın kaçırılması eylemlerinde yer aldı. 24 Mart 1971’de Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, 9 Kasım 1971’de Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’la birlikte idama mahkum edildi. 6 Mayıs 1972’de idam edildi.

    YUSUF ASLAN

    Yusuf Aslan, 1947’de Yozgat’ın bir köyünde doğdu. Ortaöğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı.

    1966’da ODTÜ’ye girdi. Bir yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü’nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde başlayan boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem,  ABD Büyükelçisi Commer’in arabasının yakılmasıydı.

    1969’da arkadaşlarıyla birlikte Filistin’e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu.

    1970 yılında kurulan THKO’nun kurucusu ve önderlerinden olan Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş’le birlikte Nurhak’a dağdaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla’da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı.

    6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan’la birlikte idam edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Didim Cemevinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için anma

    Didim Cemevinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için anma

    PİRHA- Didim Cemevi, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı andı. 

    Aydın’da Didim Alevi Bektaşi Kültür Merkezi Cemevi yönetici ve üyeleri, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için anma etkinliği düzenledi.

    Cemevi bahçesinde gerçekleşen anmada Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın beraber olduğu fotoğraflar önünde çerağlar uyandırıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP heyeti, Üç Fidan’ı ziyaret etti-VİDEO

    HDP heyeti, Üç Fidan’ı ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-HDP’li Milletvekilleri, idam edilişlerinin 49. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın mezarını ziyaret etti.

    HDP Milletvekilleri Kemal Bülbül, Erol Katırcıoğlu ve Murat Çepni, Karşıyaka Mezarlığına giderek Üç Fidan’ı ziyaret etti.

    HDP heyeti adına konuşan Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, pandemi nedeniyle kitlesel bir anmanın söz konusu olamadığını belirtti. HDP’li Bülbül, “Onlar, Türkiye halklarının, emeğin, yoksulların, kimsesizlerin; özgürlüğü ve adaleti gerektiren tüm süreçlerin gerçekleşmesi için yaşamlarını feda ettiler” dedi.

    Kemal Bülbül, Üç Fidan’ın, Türkiye devrimci hareketine öncülük yapan isimler olduğunu ifade ederek şu konuşmayı yaptı:

    “6 Mayıs şafağında idama giderken Deniz Gezmiş’in söylediği çok önemli; ‘Türkiye halklarının kardeşliği, eşitliği için bu mücadeleyi yaptık’ diye söylemesi yine Nurhak dağlarına gitmeleri, Hakkari’de Gençlik Köprüsü’nü yapmış olmaları halklar arasındaki diyaloğu, eşitliği, ortak mücadeleyi ne kadar önemsediklerinin göstergesidir. Biz de HDP olarak bugün huzurlarında diyelim ki; biz, Deniz, Yusuf ve İnan’ın mirasına sahip çıktık.

    Üç Fidan diye adlandırılanlar, özgürlüğün, eşitliğin, adaletin filizlenen fidanlarıydı. Fidan yaşlarında inandıkları değerler uğruna candaş verdiler.

    Yusuf Yozgatlı, Hüseyin Sarızlı, Deniz Erzurumlu. Üçü üniversitede sosyalist, devrimci, Marksist değerlere inanarak; tabi bunu Türkiye gerçekliğiyle de buluşturarak halkların, emeğin, işçi sınıfının özgürleşmesi ve yaşanabilir bir Türkiye olması için candaş verdiler. Biz de bu yaşanabilir Türkiye mücadelesini sürdüreceğimizin sözünü verelim.”

    PİRHA/ANKARA 

  • Merve Karataş: Denizlerin bize bıraktığı mirası büyüterek ilerlemeliyiz-VİDEO

    Merve Karataş: Denizlerin bize bıraktığı mirası büyüterek ilerlemeliyiz-VİDEO

    PİRHA- 68 devrimci gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 49. yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emek Gençliği üyesi Merve Karataş, gençliğin özlem duyduğu dünyayı, toplumun ezilen kesimleriyle, emekçi kesimleriyle birleşerek yaratılabileceğini söyledi. Karataş, “Gençliğin bir araya gelerek, hayal ettiği, özlem duyduğu dünyayı yaratabileceğini düşünüyorum” diye konuştu.

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 6 Mayıs 1972’de idam edilerek katledilişlerinin üzerinden 49 yıl geçti. Aradan yarım asra yakın bir zaman geçse de devrimci duruşları, kavgaları ve devrettikleri mücadeleleri her geçen gün büyüyor.

    Denizler her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli etkinliklerle anılacak. Her yıl kitlesel olarak yapılan anmalar bu yıl salgın nedeniyle temsili anmalara dönüştürülse de ‘üç fidan’ için sosyal medya başta olmak üzere anmalar gerçekleştirilecek.

    Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 49. yılına ilişkin PİRHA’ya konuşan Emek Gençliği üyesi Merve Karataş, Deniz ve arkadaşlarının anti emperyalist bir mücadele yürüttükleri için idam edildiğini belirterek, “Bugün de gençliğin talebi Denizlerin talebiyle doğru orantılı ilerliyor. Neden? Çünkü bugün işsizliğin, geleceksizliğin had safhada olduğu, eğitimin ve akademinin her anlamda niteliksizleştiği bir süreçten geçiyoruz. Pandemiyle birlikte eğitimdeki eşitsizlik had safhaya ulaşmıştır. Gençlerdeki gelecek kaygısı ortaokul düzeyine kadar indi. Bu açıdan Denizlerin mücadelesi bize ışık tutuyor, yol gösteriyor” dedi.

    “GENÇLİK, ÖZLEM DUYDUĞU DÜNYAYI, TOPLUMUN TÜM KESİMLERİYLE BİRLEŞEREK YARATABİLİR”

    Gençliğin bir çok sorunlarla boğuştuğuna dikkat çeken Karataş, “Buna karşılık, yurtdışına çıkmak gibi bireysel kurtuluş yöntemlerini kullanarak atlatmaya çalışıyor. Pandemide görüldüğü gibi kapitalist ülkelerde de sorunlar diz boyu. Bundan dolayı bireysel kurtuluşlar gençliğin, eğitim, iş ve yaşamdan beklentilerini karşılayacağını düşünmüyorum. Çünkü bahsettiğimiz sorunlar toplumsal. Kurtuluşta ancak toplumsal mücadeleyle mümkün olacaktır. Gençliğin özlem duyduğu dünyayı, toplumun ezilen kesimleriyle, emekçi kesimleriyle birleşerek yaratabileceğini düşünüyorum. Bu açıdan bu umutsuzluğun karşısında, bu iktidarın yenilemez düşüncesi karşısında gençliğin bir araya gelerek hayal ettiği, özlem duyduğu dünyayı yaratabileceğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “TAM KAPANMA” DENİYOR, AÇLIK VE SEFALET DEVAM EDİYOR”

    Karataş, sözlerine şöyle devam etti:

    “O günün hükümetinden bugüne her ne kadar kimi zaman daha muhafazakar, kimi zaman daha neo-liberal bir pozisyonda gelişmiş olsa da aslında sırtını sıvazladıkları, önünde secdeye yattıkları sınıf aynı sınıftır, burjuvazidir. Dolayısıyla o günden bugüne iktidarların da aynı ortak nokta da buluştuğunu söyleyebiliriz. “Tam Kapanma” deniyor fakat görüyoruz ki fabrikalarda çarklar dönmeye devam ediyor, işçiler emekçiler çalışmaya devam ediyor, ücretsiz izinler devam ediyor, açlık ve sefalet devam ediyor. Fakat “Tam Kapanma” adıyla hiçbir etkinliğe, İşçi Sınıfı’nın Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü’nde bir araya gelinmesine bile tahammül edilemiyor.

    6 Mayıs’ta bu yasak içerisine dahil. Evet biz bugün 6 Mayıs’ta bir araya gelerek yüz yüze bir şekilde, Denizlerin mücadelesini devam ettireceğimizin sözünü belki de veremeyeceğiz. Ama aslında pandemi bize birçok şekilde bir araya gelmenin de yollarını gösterdi. Bizler yine online olarak, bir araya gelerek, sohbetlerde, buluşmalarda “Neden Denizlerin mücadelesi bugün de güncel, neden devam ettirmeliyiz ve bizim için neden önemli?” bunları özellikle gençlik kesimleri içerisinde tartıştırmak ve mücadeleye doğru çekmek gerektiğini düşünüyorum. Bu sadece online olarak da olmayabilir.”

    “Denizlerin aslında bize bıraktığı mirası elimizde büyüterek ilerlememiz gerekiyor” diyen Karataş, “Denizleri anmak sadece onları isim olarak anmak ya da ‘yiğit evlatlardı, güzel evlatlardı’ demek yerine önemli olanın, bugünün sorunlarıyla, bugünün talepleriyle, o günün mücadelesini birleştirerek ileriye doğru yürümek olduğunu düşünüyorum. Bunu oluşturacak olan şeyin de örgütlü mücadele olduğunu düşünüyorum. Çünkü eğer bugün gençlik ortak sorunlar içerisinde debeleniyorsa, işsizlik kaygısıyla, gelecek kaygısıyla kimisi intihara sürükleniyorsa, depresyonlara sürükleniyorsa ya da buradan kaçmak istiyorsa, bunun tek kurtuluş yolu vardır; gençlik kesimlerinin öğrenci, işçi, işsiz, liseli, üniversiteli demeden bir araya gelerek ‘Tam Bağımsız ve Demokratik Türkiye’ için parasız, eşit, nitelikli bir eğitim için güvenceli iş, insanca yaşam için hep birlikte mücadele etmeleri gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER-Diren SATI/MERSİN

  • HDK: Denizler devrimci mücadelemizin esin kaynağıdır

    HDK: Denizler devrimci mücadelemizin esin kaynağıdır

    PİRHA-Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin yıldönümünde anan Halkların Demokratik Kongresi (HDK), “Gençliğin isyanlarını devrimcileştirerek pratikleştirdiler. Bu yüzden kapitalist sisteme karşı verilen mücadelemizin esin kaynakları olmaya devam ediyorlar” dedi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Yürütme Kurulu, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin yıldönümünde andı, “Demokrasiyi halklarımıza çok gören egemenlere karşı kurtuluş yolu arayan gençlerin, emekçilerin yolunu siyasi ve askeri darbe ile kesen 12 Mart faşizminin idam ederek katlettiği Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı ideallerine bağlılığımızla yâd ediyoruz” dedi.

    “DENİZLER KAPİTALİST SİSTEME KARŞI MÜCADELEMİZİN ESİN KAYNAĞI”

    Onlar, alacakaranlık bir vakitte, ‘Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi’, ‘Yaşasın işçiler ve köylüler’, ‘Yaşasın devrimciler’ diyerek veda ettikleri belirtilen açıklamada, “Onların açtığı yoldan devam edenler, her alacakaranlıkta bu sözlerle yönlerini doğrulttular. Onlar, aradan geçen yıllara karşın gençliğin ve ezilen halklarımızın yüreğinde ve bilincinde yaşamaya devam ediyorlar” diye belirtti. Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in kendilerini kuşatan resmi ideolojinin heyulalarıyla mücadele ederek, Latin Amerika’dan Kara Afrika’ya, Uzak Asya’ya, eşitlik ve özgürlük için mücadele edenlerle kopmaz bağlar kurarak gençliğin isyanlarını devrimcileştirerek pratikleştirdiler. Bu yüzden kapitalist sisteme karşı verilen mücadelemizin esin kaynakları olmaya devam ediyor Denizler” denildi.

    “HALKLARIN EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK TALEPLERİ FAŞİZAN UYGULAMALARLA KIRILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Denizler’in anısında saklı olan, egemenlerin bize ‘bol’ gördükleri demokrasiyi toplumsal yaşamın her alanında kurarak mücadele etmeye devam edeceklerini vurgulayan HDK, şöyle devam etti:

    “Kapitalist düzenin yarattığı eşitsizliklere, adaletsizliklere karşı gelişen halk mücadelesinin darbelerle engellendiği her buhran döneminde olduğu gibi, şimdi de emekçiler kölelik dayatmalarına maruz bırakıldığını, doğanın her zamankinden daha fazla yıkıma uğratıldığını, halkların demokrasi, eşitlik ve özgürlük taleplerinin faşizan uygulamalarla kırılmaya çalışılıyor. Dünya emperyalist kapitalist sisteminin yaşadığı krizle birleşen pandeminin yarattığı bu özel konjonktürde, ‘siyasi soykırım’ operasyonları ile halkların demokratik hareketini engelleyerek, bir kez daha egemenliklerini ihya etmek istiyorlar. Siyasi darbelerle tahkim ettikleri Saray rejimi, polis ve yargı operasyonları ve pandemi yasakları ile halklarımızın örgütlü mücadelesini dağıtmak, teslim almak istiyor. Aşağı bakmamızı, baş eğmemizi istiyorlar.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim EMEP: Denizler halkın mücadelesinde yaşamaya devam ediyor!

    Dersim EMEP: Denizler halkın mücadelesinde yaşamaya devam ediyor!

    PİRHA-Emek Partisi Dersim İl Örgütü, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 49. yılı dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Denizler 1972’de 68 gençlik kuşağının ve halkın “yeni bir dünya” kurmak için ayağa kalkışını sindirmek ve gözdağı vermek için idam edilmişlerdi. Bu nedenle her 6 Mayıs Deniz, Hüseyin, Yusuf’un şahsında aynı zamanda sömürünün, yoksulluğun ve baskının ortadan kalkarak “Özgürlükler Dünyasının” kurulması için mücadele ederken hayatını kaybeden tüm devrimci, yurtseverlerin anıldığı bir gündür.” denildi.

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 49. yılı dolayısıyla açıklama yaptı.

    6 Mayıs 3 fidanın, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnanın idam edilişinin 49. yıl dönümü. Denizler 1972’de 68 gençlik kuşağının ve halkın “yeni bir dünya” kurmak için ayağa kalkışını sindirmek ve gözdağı vermek için idam edildiklerine dikkat çekilen açıklamada, “Bu nedenle her 6 Mayıs Deniz, Hüseyin, Yusuf’un şahsında aynı zamanda sömürünün, yoksulluğun ve baskının ortadan kalkarak “Özgürlükler Dünyasının” kurulması için mücadele ederken hayatını kaybeden tüm devrimci, yurtseverlerin anıldığı bir gündür” dedi.

    “DENİZLERİN MÜCADELESİ KAPİTALİZMİN YIKILMASI VE SOSYALİZMİN KURULMASI MÜCADELESİYDİ”

    Halkımız ve özellikle gençlerimiz Denizleri her 6 Mayıs’ta mezarları başında, kentlerde, okullarda, işyerlerinde, derneklerde, açık hava ve kapalı salon toplantılarıyla, yüzlerce, binlerce kişinin katılımıyla bugüne kadar anmaya devam ettiği belirtilen açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Çünkü Denizlerin Mücadelesi, her tarafı dökülen, insana ve doğaya karşı olan kapitalist sistemin yıkılması ve Sosyalizmin kurulması mücadelesiydi. Sistemin nasıl sadece bir avuç zenginin karı için var olduğu Covid-19 Pandemisi sürecinde daha iyi açığa çıkmıştır. Bu nedenle Denizler; tek adam yönetiminin baskılarda, ülkeyi yağmalamada, emekçilerin sefaletinin ve işsizliğinin artmasında bir zirveyi temsil eden rejimine karşı İş, Ekmek, Özgürlük, bağımsızlık ve Adalet için mücadelesinde yaşamaya devam etmektedirler. Bu nedenle Denizler; Dersim’den Rize’ye kadar tabii hayatı ve doğayı korumak için sermayeye ve onun düzenine karşı mücadele edenlerin mücadelesinde yaşamaya devam etmektedirler. Bu nedenle denizler Parasız, Bilimsel, Demokratik ve Anadilde eğitim için mücadele eden gençlerin ve eğitim emekçilerinin mücadelesinde yaşamaktadırlar.”

    “6 MAYIS DENİZLERİ HAYATIN HER YERİNDE ANDIĞIMIZ BİR GÜN OLACAKTIR”

    Denizlerin, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına ve kadınların her türlü ayırımcılığa karşı verdikleri mücadelede yaşadıkları vurgulanan açıklamada, “Bu nedenle Denizler; her türden ulusal, mezhepsel ayrımcılığa karşı kendi kaderini tayin hakkı ve eşit koşullarda yaşam için” bedel ödeyenlerin mücadelesinde yaşamaktadırlar.  Bu nedenle Denizler; ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını yerli işbirlikçileriyle beraber daha önce görülmemiş bir şekilde yağmalayan emperyalizme karşı anti-emperyalizm mücadelesinin bayraktarlığını yapmaya devam etmektedirler. Aradan yarım asır bir zaman geçti. Lakin Denizlerin halkın davasına bağlılıklarına saygı, sevgi her yıl arttı. Her ne kadar pandemi şartları gerekçesiyle getirilen yasaklamalar nedeniyle anmak için bir araya gelme şartları ortadan kalkmış olsa da 6 Mayıs; Denizler ve onların şahsında mücadelede yitirilenleri evlerde, köylerde, fabrikalarda kısacası hayatın her yerinde andığımız bir gün olacaktır” denildi.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • 78’liler Girişimi Sözcüsü Can, idamlarının 49. yılında Üç Fidan’ı anlattı

    78’liler Girişimi Sözcüsü Can, idamlarının 49. yılında Üç Fidan’ı anlattı

    PİRHA-78’liler Girişimi Sözcüsü Celallettin Can, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın neden hedef alındıklarını anlattı. Can “Gerçekten yetenekli, halk tarafından sevilen, önder özellikleri olan bir kadroydu. Bu kadronun tasfiye edilmesi, Anayasanın değiştirilerek tekçi rejimin egemen kılınabileceği bir sistem oluşturmanın parçası olarak 12 Mart darbesi yapıldı” dedi.

    Türkiye Halk Kurtuluş Ordusunun öncü isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972’de idam edildi.

    78’liler Girişimi Sözcüsü Celallettin Can, ölüm yıldönümlerinde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın, dönemin güçleri tarafından neden hedef alındığını anlattı.

    Bir dönem Dev-Genç Başkanlığı görevini de yürüten Celalettin Can, “Gerçekten yetenekli, halk tarafından sevilen, zeki ve önder özellikleri olan bir kadroydu” diyerek, Deniz’lerin yapılanmasının tasfiye nedenini “Anayasanın değiştirilerek tekçi rejimin egemen kılınabileceği bir sistem oluşturmak isteniyordu. Sonrasında da 12 Mart darbesi yapıldı” sözleriyle anlattı.

    “TEKÇİ REJİM İÇİN SOL YAPILANMA TASFİYE EDİLMELİYDİ”

    Celalettin Can, Deniz’lerin idamı ile dönemin siyasi güçlerinin ne mesaj vermek istediğini şu sözlerle ifade etti:

    “1960’lı yıllarda ciddi bir toplumsal hareketlilik ortaya çıktı. Bir ara gazetelerin arşivlerini incelerken şu bilgiye ulaştım; 1969 yılında Amerikan Başkonsolosluk yetkilisi, Süleyman Demirel ile bir kokteylde bir araya gelerek ‘bu gençliği bir şekilde tasfiye edin’ diye görüş beyan ediyor. Demirel de onu onaylıyor.

    12 Mart darbesinin gelmesinin nedenini; gençliğin henüz tecrübesizken o toplumsal sürecin bastırılmasının bir parçası olarak bütün gençlik liderlerinin tasfiye edilmesiydi. Ordu ve bürokrasi içerisindeki Kemalist gençlik altında bir sol darbe eğilimi de vardı. Amaç, bunların tasfiye edilmesiydi.

    9 Mart’ta sol darbeciler toplanıyor, ‘darbe yapalım mı yapmayalım mı’ diye tartışıyorlar. Bir şekilde engelleniyorlar. 12 Mart’ta ise karşı darbe yapılıyor. Kara ve Hava Kuvvetleri komutanları, sağ darbecilerin yanına geçiyor. Bütün solcuları zaten orada fişlemişler. Ardından ordu içerisinde de çok ciddi tasfiyeler yaşanıyor.

    12 Mart darbesi gelir gelmez Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, motosikletle Nurhak Dağlarına gitme kararı alıyor. Ve yolda yakalanıyorlar. O süreçten sonra da Deniz, çok gündemde yer aldı. İdam cezası tartışma konusu oldu. Sol cephe, buna karşı oldukça direndi. Denizlerin idamı gündeme gelince Mahir Çayan’lar, destek amaçlı İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’u dahi kaçırdı. Sonraki süreçte büyük bir dayanışma ortaya çıktı.

    1970’li yıllarda bir lider kadrolaşma ortaya çıktı. Gerçekten yetenekli, gerçekten halk tarafından sevilen, zeki ve önder özellikleri olan bir kadro ortaya çıktı. Ondan sonra da Denizler asıldı, Mahir Çayan’lar öldürüldü. Ordu içerisinde tasfiyeler yaşandı ama bir şey daha yapıldı; o dönemde 1974 ile 1980 yılları arasında 5 bine yakın genç öldürüldü. Sol epeyce yıpratıldı ve 12 Eylül darbesinin koşulları yaratıldı. Her şeye rağmen 12 Mart muhtırası Deniz’leri, Mahir’leri idam ederken biraz daha kalıcı olmayı amaçlıyordu. Ama bunu yapamadılar. 12 Eylül darbesi de bunun tamamlayıcısı oldu. Bu açıdan 12 Eylül’ü 12 Mart’tan ayrı düşünmemek gerekir. 12 Mart darbesi de 1960 darbesinin intikamını almak için yapıldı.”

    “ADI DEMOKRASİ AMA ÖZÜ DARBE YÖNETİMİ”

    Aynı zamanda 78’liler Vakfı’nın kurucusu olan Celalettin Can, Denizleri idam eden anlayışın bugünkü siyasette nasıl karşılık bulduğunu da anlattı. Türkiye’deki darbe rejimlerinin katlanarak günümüze kadar geldiğini söyleyen Celalattin Can’ın anlatımları şu yönde oldu:

    “Türkiye’de 1950’li yıllarda Seferberlik Tetkik Kurulu kuruldu. Bu bir nevi mevcut yasal devlete paralel bir devletti aslında. 1974’ten sonra ise birçok saldırılar, katliamlar yapıldı. Fakat 1978 yılı geldiğinde başka bir şey oldu. Bu çok önemli bir yıldır. Darbe kararı o zaman alındı. Hatta darbenin zorunlu olduğu kararı alındı. Maraş Katliamı da sıkıyönetime geçiş için bir araç oldu. Darbe koşulları yaratılınca da Anayasa rafa kaldırıldı. Ve devamında tekçi bir Anayasa oluşturuldu. 1983’te ise demokrasiye geçildi ama o günden Tayyip Erdoğan dönemine kadar Türkiye darbe Anayasası ile yönetildi. Adı demokrasiydi ama özünde darbe yönetimi vardı.

    Tayyip Erdoğan da güç kazandığı oranda tekçi rejime doğru yürümeye başladı. 2016 yılından sonra ise Cumhurbaşkanlığı Referandumu derken tekçi bir rejim kurulmuş oldu. Bugün 1930’larda olduğu gibi tekçi bir rejim kuruldu ama tek adam rejimi kurulurken 12 Eylül’le hesaplaşılmayınca tek adam rejimi o kalıpların üzerine kendisini oturttu ve bu rejim giderek de derinleşiyor. Yani geçmişte demokrasiye geçilirken aslında tek adam rejimi ile yüzleşilmemişti. Türkiye’de darbe rejimleri hep katlanarak bugünlere geldi ve normalmiş gibi görünür oldu. Demokrasiden ziyade darbe rejimleri, tekçilik normalleşti. Ama tekçilik de o kadar yoldan çıktı ki bugün herkes rahatsız. Peki bu süreci kim yarattı? Bunu da darbe rejimi ile hesaplaşıp yüzleşmeyenler, baskı rejimine seyirci kalanlar yarattı. ‘Geldiler, Kürtlere yöneliyorlar, bize dokunmuyorlar’ diyenler veya ‘HDP’ ye dokunmuyorlar bize değil’ diyenler bu sürecin sorumlusudurlar.”

    “KARİZMATİK VE MASUM İNSANLARDI”

    Celalettin Can, son olarak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmelerinin toplumsal bellekten neden silinmediğini şu sözlerle dile getirdi:

    “1960’lı yıllardan sonra Türkiye’de bir uyanış başladı. Toplum, 60’lı yıllardan sonra devletten kaçmaya başladı. Türkiye’de her şey devletle başlayıp devletle biter ama ilk defa 1960’lardan itibaren halk, gerçekten devlete rağmen kendi hak ve hukukunu aramaya başladı ve hak arayan toplumun ilk göz ağrıları Denizlerdi. Karizmatik insanlardı ve kendilerini anlatabilme imkânlarını bulabilmişlerdi. O zamanlar üniversiteli olmanın da bir avantajı vardı. Hepsi de kendilerini yetiştirmiş, yurt dışına gidip devrimci eğitimler almış insanlardı. Bu da topluma çekici geldi. Ve tabi ki çok da masum insanlardı. Bu nedenle Deniz Gezmiş kadrosu, halk tarafından hep benimsendi.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Onların isimleri ve mücadeleleri Türkiye halklarının yüreğinde ve zihninde yaşayacak’

    ‘Onların isimleri ve mücadeleleri Türkiye halklarının yüreğinde ve zihninde yaşayacak’

    PİRHA- HDP, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 49. yılı dolayısıyla açıklama yaptı. Açıklamada, “Onların isimleri ve kararlı mücadeleleri Türkiye halklarının yüreğinde ve zihninde yaşamaya devam edecek” denildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 49. yılı dolayısıyla açıklama yaptı.

    HDP, 6 Mayıs 1972 tarihinde gerçekleşen bu cinayetle Deniz, Hüseyin ve Yusufların şahsında Türkiye halklarının eşitlik, özgürlük ve devrim talepleri darağacına çekilmek istendiğini vurgulayarak, “3 fidanın darağacına gönderilmesi ne mücadeleyi bitirdi ne de toplumun devrim ve değişim talebinin önüne geçti. Aksine, Deniz, Hüseyin ve Yusuf başta olmak üzere özgürlük, eşitlik, barış ve kardeşlik yolunda hayatını yitirenler, milyonlarca insanın yüreğinde, mücadelesinde ölümsüzleşti. Toplumun devrim ve değişim talebi daha da büyüdü. Denizlerin, Mahirlerin, Mazlumların, İboların yaktığı özgürlük meşalesi mücadele eden herkesin, hepimizin yolunu aydınlatmaya devam ediyor” dedi.

    “DENİZLERİN MÜCADELESİNİ ANLAMLANDIRMAK DAHA BÜYÜK BİR ÖNEM KAZANDI”

    Bugün ülkenin sürüklendiği karanlık siyasi ortamda, iktidarın yarattığı çürümüşlük içerisinde Denizlerin mücadelesini ve anılarını anlamlandırmanın daha büyük bir önem kazandığı vurgulanan açıklamada, “‘Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği’ sözleri, yaratılmak istenen kutuplaşmaya, toplumsal bölünmeye karşı mücadele iddiasında olan herkese yapılmış ‘ortak mücadele’ çağrısıdır. Bizler bugün de bu çağrıyı sahipleniyor ve bu çağrıyı varlık gerekçemiz olarak görüyoruz” denildi.

    “EŞİT VE ÖZGÜR YAŞAMI YARATMAK İÇİN MÜCADELEYİ KARARLIKLA BÜYÜTECEĞİZ”

    Halk adına her türlü bedeli göğüsleyenler ile kendi kişisel ikballeri için siyasi cinayetler işleyenler arasındaki tarihsel mücadele bugün de keskinleşerek sürdüğünün altı çizilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Dün 3 fidanın katledilmesine, halkın özgürlük taleplerinin bastırılmasına sebep olanlar bugün de soygun düzeninin devam ettirilmesi, kişisel ikballerinin sürmesi için muhalifleri cezaevlerine doldurmaya, partimizi kapatmaya, siyasi darbe ile halkın iradesine el koymaya yelteniyor. Dünün sorumluları utançlarından toplum içine çıkamıyor, bugünküler de aynı utançla yaşamaya mahkumlar. Devrimciler, mücadele edenler dün de baş eğmedi bugün de başı dik bir şekilde geleceğe yürümeye devam ediyor. Deniz, Hüseyin ve Yusuflar başta olmak üzere devrim ve demokrasi yolunda hayatını kaybeden ve büyük bedeller ödeyenleri saygıyla ve minnetle anıyoruz. Onların isimleri ve kararlı mücadeleleri Türkiye halklarının yüreğinde ve zihninde yaşamaya devam edecek. Miraslarına sahip çıkarak Türkiye halklarının hak ettiği eşit ve özgür yaşamı yaratmak için mücadeleyi kararlılıkla büyüteceği.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 49. yılı

    Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 49. yılı

    PİRHA- 68 devrimci gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 49. yılı.

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 6 Mayıs 1972 idam edilerek katledilişlerinin üzerinden 49 yıl geçti. Aradan yarım asra yakın bir zaman geçse de devrimci duruşları, kavgaları ve devrettikleri mücadeleleri her geçen gün büyüyor.

    Denizler her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli etkinliklerle anılacak. Her yıl kitlesel olarak yapılan anmalar bu yıl salgın nedeniyle temsili anmalara dönüştürülse de Üç Fidan için sosyal medya başta olmak üzere anmalar gerçekleştirilecek.

    SON SÖZLERİ 

    Üç Fidan’ın idam sehpasında haykırdığı son sözleri, Türkiye halkları için bugün hala geçerli. Çıkarıldıkları idam sehpasında Yusuf Aslan’ın sön sözleri “Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için bir defa ölüyorum. Sizler, bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz. Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm!” oldu.

    Hüseyin İnan da “Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım! Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım! Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum! Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm!” cümlelerini haykırdı.

    Deniz Gezmiş ise, “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın işçiler, köylüler!” sözleriyle Türk ve Kürt halklarının mücadelesini ölüme giderken bir adım daha ileri taşıdı.

     

    DENİZ GEZMİŞ

    Deniz Gezmiş, Ankara’nın Ayaş ilçesinde 27 Şubat 1947’de doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak çeşitli kentlerde ilk ve orta öğrenimini gördü. Liseyi İstanbul’da bitirdi.

    1966’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giren Gezmiş, lise yıllarında sol düşünceyle tanışmıştı ve 1965’te Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Üsküdar ilçesine üye oldu. 30 Ocak 1968’de Hukuk Fakültesi’nde Devrimci Hukukçular Örgütü’nü kuran Gezmiş, 12 Haziran 1968’de İstanbul Üniversitesi’nin işgal edilmesine önderlik etti.

    İstanbul’a gelen 6. Filo’yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz’da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül’de serbest bırakıldı. 1 Kasım 1968’de Samsun’dan İstanbul’a Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü düzenledi.

    1969 Haziranı’nda Filistin’e giderek Eylül’e kadar Filistin gerilla kamplarında kalan Gezmiş, 20 Aralık 1969’da yakalandı ve Cihan Alptekin’le birlikte 18 Eylül 1970’e kadar tutuklu kaldı. Daha sonra Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’la birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu (THKO) kurdu. 4 Mart 1971’de dört ABD’li erin kaçırılması eyleminde bulunan Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan’la birlikte yakalandı.

    9 Ekim 1971’de idam cezasına çarptırılan Gezmiş, 6 Mayıs 1972’de idam edildi.

    HÜSEYİN İNAN

    Hüseyin İnan, 1949’da Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Bozhöyük köyünde doğdu. İlk ve orta okulu Sarız’da, liseyi Kayseri’de okudu.

    1966’da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü’ne kayıt oldu. 1968’de TİP ve daha sonra Milli Demokratik Devrim (MDD) içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen illegal ve dar örgütçülük fikri etrafında çekirdek bir grup oluşturup, kır gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme fikrini geliştirmeye çalıştı. Özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini İnan’ın attığı bu grup daha sonra, THKO’nun çekirdek kadrosunu oluşturacaktı.

    14 Ekim 1969’da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün El Fetih kamplarına gitti ve orada İsrail’e karşı savaştı. 1 Ocak 1971’de Türkiye İş Bankası Emek Şubesi soygunu, ABD askeri tesislerinin basılarak ABD’lilerin kaçırılması ve daha sonra dört Amerikalı’nın kaçırılması eylemlerinde yer aldı. 24 Mart 1971’de Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, 9 Kasım 1971’de Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’la birlikte idama mahkum edildi. 6 Mayıs 1972’de idam edildi.

    YUSUF ASLAN

    Yusuf Aslan, 1947’de Yozgat’ın bir köyünde doğdu. Ortaöğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı.

    1966’da ODTÜ’ye girdi. Bir yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü’nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde başlayan boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem,  ABD Büyükelçisi Commer’in arabasının yakılmasıydı.

    1969’da arkadaşlarıyla birlikte Filistin’e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu.

    1970 yılında kurulan THKO’nun kurucusu ve önderlerinden olan Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş’le birlikte Nurhak’a dağdaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla’da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı.

    6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan’la birlikte idam edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Deniz Gezmiş, 74. doğum gününde anılıyor

    Deniz Gezmiş, 74. doğum gününde anılıyor

    PİRHA-Devrimci hareketin sembol isimlerinden Deniz Gezmiş, 74. doğum gününde anılıyor. Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 49 yıl önce idam edilen Deniz Gezmiş’in son sözleri ‘Yaşasın tam bağımsız Türkiye’ olmuştu.

    Henüz 25 yaşında iken idam edilen Deniz Gezmiş, doğum gününde anılıyor. Gezmiş, idam edilmeseydi bugün 74 yaşında olacaktı.

    Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun (THKO) kurucularından Deniz Gezmiş, 1971’de 12 Mart Muhtırasının ardından yakalanarak yargılandı ve idama mahkum edildi. Gezmiş, 6 Mayıs 1972’de Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’la birlikte Ankara Ulucanlar Cezaevi avlusunda idam edildi.

    DENİZ GEZMİŞ KİMDİR?

    Deniz Gezmiş, 28 Şubat 1947’de Ankara’nın Ayaş ilçesinde doğdu. Dedeleri Rize’nin İkizdere ilçesine bağlı Cimil köyündendi. Babası Ilıca (Aziziye), Erzurum nüfusuna kayıtlı ilköğretim müfettişi Cemil Gezmiş, annesi ise Erzurum’un Tortum ilçesinden ilkokul öğretmeni Mukaddes Gezmiş’ti.

    Ailenin üç çocuğundan biri olan Deniz Gezmiş, ilk ve orta öğrenimini Sivas’ta, liseyi ise İstanbul’da okudu.

    11 Ekim 1965’te Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. İlk gözaltısını 15 Ağustos – 31 Ağustos 1966 tarihleri arasında Ankara’dan İstanbul’a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin Taksim Anıtı’na çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve TÜRK-İŞ yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında yaşadı.

    7 Kasım 1966’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi.

    22 Kasım 1967’de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi’nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968’de “Devrimci Hukukçular Örgütü”nü kurdu.

    7 Mart 1968’de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen toplantıda konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk’ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs’a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs’ta 6. Filo’yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti.

    Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968’de İstanbul Üniversitesinin işgal edilmesinde de öncü isim oldu. Öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu.

    İstanbul’a gelen 6. Filo’yu protesto eylemlerinde yer alan Deniz Gezmiş, 30 Temmuz 1968’de bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül 1968’de serbest bırakıldı. Yaşananlar ardından öğrenci hareketinin lideri haline geldi.

    TİP çizgisinin öğrenciler arasında yayılmasında etkili rol üstlendi. 28 Kasım 1968’de ABD büyükelçisinin gelişini protesto etmesi sebebiyle tutuklandı ve 17 Aralık 1968’de serbest bırakıldı.

    Gezmiş, 31 Mayıs 1969’da İ.Ü. Hukuk Fakültesi öğrencilerinin protestosuna liderlik yaptı. Yaşanan çatışmalar sonucu yaralandı. Hakkında gıyabî tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi’nin kampına; silahlı eğitim almak ve FDHKC üyeleri ile aynı safta savaşmak için gitti.

    Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’la birlikte Ankara’da THKO’yu kurdu. 11 Ocak 1971’de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi’nin soygununu gerçekleştirenler arasında yer aldı. Bu olaydan sonra Yusuf Aslan’la beraber “vur emri” ile aranmaya başlandı.

    Deniz Gezmiş, 16 Mart 1971’de Sivas’ın Gemerek ilçesinde yakalanarak Ankara’ya zamanın İçişleri Bakanı Haldun Menteşeoğlu’nun makamına götürüldü.

    Yargılama 9 Ekim 1971’e kadar sürdü. Deniz ve arkadaşları, THKO-1 Davası’nda TCK’nin 146. maddesini ihlâl ettiği gerekçesiyle 146/1 maddesi uyarınca idam cezasına çarptırıldı.

    Deniz Gezmiş; Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972’de, gece 01.00-03.00 arası, Ulucanlar Cezaevi’nde asılarak idam edildi.

    Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 1969’da öldürülen Taylan Özgür’ün yanına gömülme isteği yerine getirilmedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP, Denizleri mezarı başında andı-VİDEO

    HDP, Denizleri mezarı başında andı-VİDEO

    PİRHA- HDP milletvekilleri 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı mezarı başında andı.

    Haberin videosu;

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 6 Mayıs 1972 idam edilerek katledilişlerinin üzerinden 48 yıl geçti. Aradan yarım asra yakın bir zaman geçse de devrimci duruşları, kavgaları ve devrettikleri mücadeleleri her geçen gün büyüyor.

    Denizler bu yıl koronavirüs salgının gölgesinde birçok yerde anıldı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Deniz Gezmiş’i mezarı başında andı.

    Anmada konuşan HDP Antalya milletvekili Kemal Bülbül, koronavirüs salgınından kaynaklı temsili bir anma gerçekleştirdiklerini belirterek, “ Denizlerin, Mahirlerin, İbrahim Kaypakkayaların, Mazlum Doğanların, Kemal Pirleri birlikte görüyor, birlikte algılıyor, Baba İshakların, Pir Sultan Abdalların, Seyit Rızaların temsilcisi ve takipçisi olarak görüyor ve Türkiye devrimci hareketin özgürlük, eşitlik, adalet mirasını halklara götüreceğiz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • 1 Mayıs Cemevinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için anma

    1 Mayıs Cemevinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için anma

    PİRHA -PSKAD Ataşehir 1 Mayıs Cemevi, 4 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı andı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir 1 Mayıs Cemevi yöneticileri ve üyeleri, 4 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı Ataşehir Deniz Gezmiş Parkı’nda andılar.

    Bir dakikalık saygı duruşu sonrasında Deniz Gezmiş heykeline kırmızı karanfil bırakan Aleviler, sonrasında bir basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada “Tam Bağımsız Türkiye şiarıyla koşan gençlerin mücadelelerini unutmayacağız. Unutturmayacağız” ifadesi yer aldı.

    “MÜCADELELERİNİ UNUTMAYACAĞIZ”

    Açıklamada, “Polis ile ikinci grupların saldırılarına karşı direnen, tam bağımsız Türkiye şiarıyla halkı için mücadele veren Deniz ve arkadaşlarının mücadelelerini unutmayacağız. İstanbul’u ziyaret eden Altıncı Filoya karşı namaz kılan gruplar bugün hala bizlere, devrimcilere karşı saldırılarına devam ediyorlar. Deniz ve arkadaşlarının mücadelesini unutturmayacağız.  Yaşasın Türk ve Kürt halklarının mücadelesi Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” denildi.

    PİRHA / İSTANBUL 

     

  • EMEP Dersim: Aradan 48 yıl geçmesine rağmen onların mücadelesi unutulmayacak – VİDEO

    EMEP Dersim: Aradan 48 yıl geçmesine rağmen onların mücadelesi unutulmayacak – VİDEO

    PİRHA – Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü tarafından 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için, Dersim Sanat Sokağında idam edilen 3 fidan için bir açıklama gerçekleştirdi. EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin tarafından gerçekleştirilen açıklamada “Aradan 48 yıl geçmesine rağmen onların mücadelesi, halka bağlılıkları ve cesaretleri bir gün bile unutulmadı, unutulmayacak” denildi. 

    6 Mayıs 1972’de 12 Mart muhtırası sonrasında idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için tüm yurtta anma eylemleri gerçekleştirilirken Dersim’de de EMEP İl Başkanlığı tarafından bir program düzenlendi. Siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcilerin katıldığı programa çok sayıda yurttaş da katıldı. 

    HABERİN VİDEOSU:

    “DENİZLER İSİMLERDE YAŞIYOR”

    EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin açıklamasına “Onları asanlar, idam ipini boyunlarına geçirenler Denizleri asmak çözüm olur sanıyorlardı ancak beklentileri yerle bir oldu. Denizler 48 yıldır yüzlerce binlerce gencin adında, mücadelesinde, kararlılığında, cesaretinde yaşıyor, yaşamayada devam edecek” diyerek başladı.

    Açıklama devam etti:

    “Her geçen yıl Denizleri ve mücadelelerini hatırlamak, emperyalizme karşı açıktan ve örgütlü bir savaşımın içerisinde yer almak isteyen gençlerin sayısı çoğalıyor. Çünkü 48 yıl öncesinde olduğu gibi bugün de Denizleri idam eden düzenin temsilcileri iktidardalar. Uluslararası sermaye güçleri ve onların yerli işbirlikçileri dünyanın her tarafını yağmalıyor, kapitalizmi, barbarlığı en ücra köşelere kadar götürüyor! Onların yerli işbirlikçileri Türkiye’den Venezuela ve Latin Amerika’ya, Suriye ve Ortadoğu’dan Afrika’ya ırkçı, gerici, mezhepçi savaş politikalarından vazgeçmiyor. Dünya halklarının barış ve özgürlük özlemlerine yağma, savaş ve sömürüden başka cevap vermiyorlar” 

    “DENİZLER TAM BAĞIMSIZ VE DEMOKRATİK TÜRKİYE MÜCADELESİNİN ÖNCÜSÜ OLACAKLAR”

    Dersim Sanat sokağında gerçekleşen açıklamada “Onlar iktidardan defolup gidene kadar, halkların, işçileri-emekçilerin özgür ve eşit dünya özlemleri gerçekleşene kadar Denizler tam bağımsız ve demokratik Türkiye mücadelesinin, sınıfsız bir toplum kavgasının en önünde koşmaya devam edecek” denildi. Açıklama;

    “Emperyalistlerin yerli iş birlikçisi tek adam yönetimi ve arkasındaki sermaye güçleri, her geçen gün ülkemizi Ortadoğu bataklığına sokmaya devam ediyor, emperyalist savaş politikalarının parçası oluyorlar. Milli güvenliğin korunması ve beka söylemleriyle Suriye ve Libya’ya cihatçı örgütlerle birlikte askeri operasyonlar gerçekleştirerek İstiklal Mücadelesi verdiklerini söylüyorlar. Ortadoğu halkları ölümle göç arasında seçim yapmak zorunda bırakılıyor. Ne ülkemizi ne de orta doğuyu emperyalistlere, emperyalizmin askeri birliklerine, ticaret örgütlerine teslim etmeyeceğiz! Egemen güçler devasa köprüler inşa ederek bunları sömürü olanağı haline dönüştürürken, Denizler, Kürt-Türk bütün milliyetlerden halkların eşit ve özgür yaşamı için köprüler inşa etmişlerdi” devam etti.

    “TEK ADAM YÖNETİMİ TÜM İMKANLARI PATRONLARA SUNUYOR”

    EMEP ile birlikte birçok siyasi parti temsilcisi ve sivil toplum örgütünün destek verdiği açıklama “Tek adam yönetimi, ekonomik kriz koşulları ve COVİD-19 pandemisi sürecinde açıkladığı 100 milyar liralık “Ekonomik İstikrar Kalkanı” paketiyle devlet bütçesini, kamu gelirlerini, memleketin bütün imkânlarını bir kez daha patronlara sunuyor. Paketten sermayedarlara borçlarının ertelenmesi, teşvikler; işçilere, emekçilere işten atmalar ve ücretsiz izin düşüyor. Olağan koşullar altında dahi asgari bir yaşamdan fazlasını vadetmeyenler, bu süreçte işçileri, emekçileri üretimde tutarak sokağa çıkma yasağının dışında tutuyor. Bir avuç kapitalistin kar hırsı milyonların bulaşıcı hastalığa yakalanma ve ölüm riskine tercih ediliyor” denildi. 

    “ONLARI İDAM EDENLERİN DÜZENLERİNİ YIKACAĞIZ”

    EMEP İl Başkanı Ergin Tekin tarafından okunan açıklama “Onlar şunu gösterdiler; örgütlü mücadele her şeydir, ancak örgütlü bir mücadeleyle emperyalist kuşatmaya, ideolojik-politik saldırılara karşılık verilebilir! Deniz’i Deniz yapan örgütlü yaşamı, örgütlü mücadelesinin halka bağlılığı, mücadelenin en sert dönemlerinde örgütüyle izlediği mücadele taktikleriydi. Denizler 48 yıl önce tam da bu nedenle idam edildiler, onları idam edenlerin korktukları başlarına gelecek, mutlaka biz kazanacağız! Her 6 Mayıs’ta Denizlerin binlerce yoldaşı olarak ülkenin dört bir yanında, onları, onların devrim ve sosyalizm mücadelesini coşkulu bir şekilde anıyoruz. Bugün içinden geçtiğimiz pandemi süreci ne onları anmamızın ne de onlara verdiğimiz devrim ve sosyalizm sözünü tutmamızın önünde engel değildir. Sizlere sözümüzdür yoldaşlar! Bizlere yoksulluktan-yoksunluktan, açlıktan, savaştan, işsizlikten, salgından başka hiçbir şey vadetmeyen Emperyalist kapitalist sistemin ve onun temsilcilerinin karşısında insanlığın en ileri birikimi olan Sosyalizm bayrağıyla dikileceğiz. Örgütlenmeye, çoğalmaya, her yerde olmaya, bulunduğumuz her alanda sözümüzü söylemeye devam edeceğiz. Denizlere verdiğimiz sözü tutacağız. Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için mücadelemizi büyütecek, onları idam edenlerin düzenlerini yıkacağız! Yaşasın Devrim ve Sosyalizm” denilerek sonlandırıldı.
    Açıklama sonrasında Sanatçı Metin Kahraman “Deniz Koydum” adını parçasını dillendirdi ve anma programı sonlandı. 

    PİRHA/DERSİM

     

  • Kılıçdaroğlu: Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı ve Hüseyin İnan’ı hasretle anıyorum

    Kılıçdaroğlu: Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı ve Hüseyin İnan’ı hasretle anıyorum

    PİRHA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yayımladığı bir mesaj ile bugün idam edilişlerinin 48. yıl dönümü dolayısıyla Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı andı. Kılıçdaroğlu “Sözü ‘Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye’ olan bu ülkenin vatansever evlatlarını hasretle anıyorum” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 1972’de askeri yönetim tarafından verilen 12 Mart muhtırası sonrası 6 Mayıs 1972’de gerçekleşen idamların 48. yılı dolayısıyla bir mesaj yayınladı.  Kılıçdaroğlu bu sabah Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın mezarlarını da ziyaret ederek mezarlara kırmızı karanfil bıraktı.

    KILIÇDAROĞLU’NUN ANMA MESAJI

    CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İdam sehpasındaki son sözü “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” olan, bu ülkenin vatansever evlatlarını, Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı ve Hüseyin İnan’ı hasretle anıyorum. Unutmayın, vatan onu parsel parsel satanların değil, uğrunda darağacına gidenlerin vatanıdır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • PSAKD Genel Merkezi: Deniz Gezmiş ,Yusuf Aslan, Hüseyin İnan onurumuzdur

    PSAKD Genel Merkezi: Deniz Gezmiş ,Yusuf Aslan, Hüseyin İnan onurumuzdur

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 68 devrimci gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 48’inci yılı dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, “Emperyalizme direnmek, suç değildir. Deniz Gezmiş ,Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan nezdinde tüm devrimciler onurumuzdur” dedi. 

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 6 Mayıs 1972 idam edilerek katledilişlerinin üzerinden 48 yıl geçti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, yazılı bir açıklama yaparak, “Emperyalizme direnmek, suç değildir. Deniz Gezmiş ,Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan nezdinde tüm devrimciler onurumuzdur” dedi.

    Açıklamada, “Onlar tam bağımsız demokratik Türkiye için mücadele ederken, bugün vatanseverlik nutukları atanlar 6. Filo’ya secde edip namaz kılıyorlardı. O gün de vatanı parsel parsel emperyalizmin hizmetine sunuyorlardı, bugün de değişen bir şey olmadı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan bağımsızlık özgürlük ve onurumuzun simgelerindendir. Biz onuru için darağacına yürüyüp, yinede biat etmemeyi Pir Sultan Abdal’dan öğrenmiş bir halkız” denildi. 

    “ONLAR ÖLÜMSÜZLER”

    Emperyalizmin tüm insanlığın vebası, ekolojik dengenin düşmanı olduğu belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Emperyalizme karşı direnmek, sömürüye karşı gelmektir. Anadolu’da Aleviler emeğin en yüce değer, bilimin ise aydınlanma olduğu bilinci ile tarihin her döneminde, zalimlere karşı direnmiştir. Yalnızca kendi emeği için değil herkes için de direnmiştir. Baba İsak ile Şah Kalander ile, Pir Sultan Abdal ile zalimin karşısında diz çökmemiştir. Deniz Gezmiş Yusuf Aslan Hüseyin İnan Hıdırellez gecesi idam edilmişlerdir. Bilindiği gibi inancımızda HIZIR ile İLYAS’ın buluştuğu gecedir. Onlar ölümsüzlerdir.

    Yoldaşlığın, dostluğun ne anlam taşıdığının kanıtıdır Mahir Çayan ve Deniz Gezmişler.
    Her biri henüz yirmili yaşlarında, bilimi sanatı ve felsefeyi okuyan, ülkesinin bağımsızlığı ve halkının refahı için kaygılanıp, harekete geçmiş devrimci gençlerdi.
    Bugün milliyetçilik, vatanseverlik naraları atanlar, ”Solcular ezildi, ABD filosu artık gelebilir…” diye manşetler atıyorlardı. Aynı zihniyet hala ülke siyasetine hakimdir.

    “ONLAR HALKINI SEVMEKTEN BAŞKA DUYGU BESLEMEDİLER”

    Onlar, ülkemize karşı, halkını sevmekten başka bir duygu beslemediler.
    Onlar, insan onuruna yakışan bağımsızlığı istediler.
    Onlar son nefeslerine kadar yaşasın halkların kardeşliği diyecek kadar halkına sevdalıydı.
    Deniz Gezmiş Yusuf Aslan Hüseyin İnan ölümsüzdür!
    Devrimciler halkın onurudur.!”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 48’inci yılı

    Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 48’inci yılı

    PİRHA- 68 devrimci gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 48’inci yılı.

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 6 Mayıs 1972 idam edilerek katledilişlerinin üzerinden 48 yıl geçti. Aradan yarım asra yakın bir zaman geçse de devrimci duruşları, kavgaları ve devrettikleri mücadeleleri her geçen gün büyüyor.

    Denizler her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli etkinliklerle anılacak. Her yıl kitlesel olarak yapılan anmalar bu yıl salgın nedeniyle temsili anmalara dönüştürülse de Üç Fidan için sosyal medya başta olmak üzere çok sayıda anma gerçekleştirilecek.

    Bu arada, PEN Türkiye, 68 devrimci gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmelerinin 48’inci yılında, “O mahur beste çalar… Her 6 Mayıs’ta ağlarız!” başlıklı bir mesaj yayımladı.

    68 devrimci gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 48’inci yılı.

    9 Kasım 1971’de idama mahkum edilen üç devrimcinin infazı 6 Mayıs 1972’de gerçekleşti.

    Gün dolayısıyla PEN Türkiye Yazarlar Derneği, “O mahur beste çalar… Her 6 Mayıs’ta ağlarız!” başlığıyla bir açıklama yaptı.

    Açıklama şöyle:

    “Hüseyin 23, Yusuf 25, Deniz 25 yaşındaydı.
    1972’nin 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan ve
    halkın o güzelim geleneksel inançla Hıdırellez’i
    kutladığı gecenin sabahına karşı…
    Türkiye’nin bağımsızlığı ve özgürlüğü için
    üçü de darağacındaydı.
    Son sözleri de ilk sözleri gibiydi,
    içtendi, gençti, çığlıktı, isyandı.
    Deniz en uzun boylusuydu içlerinde,
    ama bağımsızlık, özgürlük uğrunda
    Hüseyin de, Yusuf da Deniz’den
    geri kalmadı. Hepsi de devrim yolunda
    uzun mesafe koşucusuydu…
    Devletin ve sistemin ‘sanatçı’ kılıklı soytarılarınca
    lince maruz bırakılan, sonra da genç yaşında canından
    olan ‘iki gözüm’üz Ahmet Kaya’nın, Attila İlhan’dan
    bestelediği ‘Mahur Beste’si;
    48 yıldır içimizi yakıyor bir kez daha,
    acımızı artırıyor bir kez daha,
    öfkemizi çoğaltıyor bir kez daha.
    ‘Bir yangın ormanından fışkırmış genç fidanlardı
    Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
    Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
    Gittiler akşam olmadan ortalık karardı.’
    Ölüm kimseye bir şey kazandırmaz, can kaybettirir yalnızca.
    Olmasın bir kez daha!”

    DENİZ GEZMİŞ

    Deniz Gezmiş, Ankara’nın Ayaş ilçesinde 27 Şubat 1947’de doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak çeşitli kentlerde ilk ve orta öğrenimini gördü. Liseyi İstanbul’da bitirdi.

    1966’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giren Gezmiş, lise yıllarında sol düşünceyle tanışmıştı ve 1965’te Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Üsküdar ilçesine üye oldu. 30 Ocak 1968’de Hukuk Fakültesi’nde Devrimci Hukukçular Örgütü’nü kuran Gezmiş, 12 Haziran 1968’de İstanbul Üniversitesi’nin işgal edilmesine önderlik etti.

    İstanbul’a gelen 6. Filo’yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz’da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül’de serbest bırakıldı. 1 Kasım 1968’de Samsun’dan İstanbul’a Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü düzenledi.

    1969 Haziranı’nda Filistin’e giderek Eylül’e kadar Filistin gerilla kamplarında kalan Gezmiş, 20 Aralık 1969’da yakalandı ve Cihan Alptekin’le birlikte 18 Eylül 1970’e kadar tutuklu kaldı. Daha sonra Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’la birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu (THKO) kurdu. 4 Mart 1971’de dört ABD’li erin kaçırılması eyleminde bulunan Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan’la birlikte yakalandı.

    9 Ekim 1971’de idam cezasına çarptırılan Gezmiş, 6 Mayıs 1972’de idam edildi.

    HÜSEYİN İNAN

    Hüseyin İnan, 1949’da Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Bozhöyük köyünde doğdu. İlk ve orta okulu Sarız’da, liseyi Kayseri’de okudu.

    1966’da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü’ne kayıt oldu. 1968’de TİP ve daha sonra Milli Demokratik Devrim (MDD) içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen illegal ve dar örgütçülük fikri etrafında çekirdek bir grup oluşturup, kır gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme fikrini geliştirmeye çalıştı. Özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini İnan’ın attığı bu grup daha sonra, THKO’nun çekirdek kadrosunu oluşturacaktı.

    14 Ekim 1969’da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün El Fetih kamplarına gitti ve orada İsrail’e karşı savaştı. 1 Ocak 1971’de Türkiye İş Bankası Emek Şubesi soygunu, ABD askeri tesislerinin basılarak ABD’lilerin kaçırılması ve daha sonra dört Amerikalı’nın kaçırılması eylemlerinde yer aldı. 24 Mart 1971’de Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, 9 Kasım 1971’de Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’la birlikte idama mahkum edildi. 6 Mayıs 1972’de idam edildi.

    YUSUF ASLAN

    Yusuf Aslan, 1947’de Yozgat’ın bir köyünde doğdu. Ortaöğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı.

    1966’da ODTÜ’ye girdi. Bir yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü’nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde başlayan boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem,  ABD Büyükelçisi Commer’in arabasının yakılmasıydı.

    1969’da arkadaşlarıyla birlikte Filistin’e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu.

    1970 yılında kurulan THKO’nun kurucusu ve önderlerinden olan Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş’le birlikte Nurhak’a dağdaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla’da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı.

    6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan’la birlikte idam edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Bingöl: Üç fidanın iade-i itibarları verilsin

    CHP’li Bingöl: Üç fidanın iade-i itibarları verilsin

    CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, TBMM’ye Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarının 48’nci yılında iade-i itibarlarının verilmesini içeren kanun teklifi sundu.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili ve Parti Meclis üyesi Tekin Bingöl, 6 Mayıs 1972 yılında meclis kararıyla idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için meclise kanun teklifi verdi.

    Bingöl, Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in Türkiye tarihinde unutulmaz bir mücadeleye imza attıklarını vurgulayarak, “Bağımsızlık, demokrasi, özgürlük için mücadele eden bu üç genç adalet, kardeşlik ve yoksulluğun bitmesi gibi haklı taleplere rağmen idam edilmişlerdir. Bu kanun teklifi ile fiilen ve toplum nezdinde itibarları zaten var olan üç fidanın hukuki olarak da itibarlarının iadesi amaçlanmaktadır. Söz konusu Kanunun yürürlükten kaldırılması ile toplum vicdanında açılan derin tahribat bir nebze olsun giderilecektir” dedi.

    “DENİZ, YUSUF, HÜSEYİN BİRER CESARET ABİDESİYDİ”

    Üç fidanın tüm gençliği ve mücadeleci ruhuyla hala yaşadığını ifade eden Bingöl, “Evet Denizler suçluydu, ülkelerine sevdalı oldukları için suçluydular. ‘Bağımsız Türkiye’ dedikleri için suçluydular. Halkların kardeşliğini savundukları için suçluydular. Halkın çıkarlarını göz önünde bulundurdukları için suçluydular. Suçluydular çünkü emperyalist postalların vatan topraklarını kirletmesini istemiyorlardı. Her biri birer cesaret abidesiydi. Üç fidanın yargılandığı mahkeme savcısının “Onlar mahkemeye iyi davransalardı indirim uygulanır, cezaları müebbette çevrilirdi.” ifadesi bu üç gencin yargılama sürecinin antidemokratik, önyargılı ve hukuksuzca yapıldığının kanıtlarından biridir. Verilen bu idam kararının toplumda yarattığı tahribat hala kapanmamıştır” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hakkında soruşturma açılan Sanatçı Alpay: Söylediklerimin arkasındayım

    Hakkında soruşturma açılan Sanatçı Alpay: Söylediklerimin arkasındayım

    Konserde söylediği şarkıyı Deniz Gezmiş’ler ile Gezi’de yaşamını yitirenlere adadığı için hakkında soruşturma açılan sanatçı Alpay “Çok doğru söylüyorum. Devlet eleştirilmeyecek bir kurum değildir. Türkiye’yi seven herkes bunları konuşmalı” dedi. 

    Şarkıcı Alpay, müzik kariyerinin 50’nci yılını 22 Mart’ta Zorlu PSM’de verdiği konserle kutladı. Konser sırasında, sahnede Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Berkin Elvan’ın fotoğrafları gösterildi. Alpay, “Sıradaki şarkım, devlet tarafından zalimce katledilen bu güzel insanlara gelsin” dedi.

    O gün konseri izleyen bir kişi, polis merkezine giderek Alpay’ın “terör örgütü üyelerini övdüğü ve devleti aşağıladığı” iddiasıyla sanatçıdan şikayetçi oldu. Seyircinin ihbarı sonrası, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    DEVLETİ İNSANLAR YÖNETİR

    Hakkında soruşturma açılan Alpay BirGün’e konuştu. Alpay şunları söyledi:

    “Benim ellerinde güllerle diye bir şarkım var. Her konserimde söylüyorum. ‘Ellerinde güllerle girdiler kara toprağa utansın kara toprak utansın dünya’ sloganı bu. Bu şarkıyı söylerken şunu diyorum: ‘Devlet tarafından katledilmiş olan, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerince katledilmiş olan Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile Gezi Direnişi’nde yaşamını yitirmiş olanlara adıyorum.’ Çok doğru söylüyorum. Deniz Gezmiş ve arkadaşları vatan haini değildi, Gezi Direnişi’ne katılanlar da vatan haini değildi. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerince katledildiler. Türkiye’yi seven herkesin bunları konuşması gerekir. Devlet denen kurum kritik edilmeyecek bir kurum değildir. İnsanlar tarafından yönetilir. Bütün insanlar bunları konuşabilmelidir. Bunlar konuşulmadıkça Türkiye bir karış ileri gidemez.”

    Soruşturmadan haberi olmadığını söyleyen Alpay, “Eğer iddia doğruysa tamamen saçmalık. Ama benim haberim yok” dedi.

    SANATÇI EZİLENİN YANINDA OLUR

    “Türkiye’de yaşayanların hiçbir şeyden korkmaya hakları yok” diyen Alpay şöyle devam etti:

    “Ben sanatçıyım, her sanatçı haksızlığa uğrayanların ezilenlerin yanında olmak zorunda. Aslında herkes bu sorumluluğu almalı, sadece sanatçının değil. Ama ben sanatçı olarak ezilenlerin ve haksız yere küstürülenlerin yanında oldum ve olmaya devam edeceğim. Ben şarkıyı ithaf ettiğimde salondakiler ayakta alkışladılar. Gezmiş ve arkadaşlarına, Berkin Elvan’a şarkı ithaf etmek, Gezi direnişini savunmak terörse ben teröristim. Bunu her yerde söylerim.”

    FAŞİZMİN YÖNTEMİ

    Avukat Ayhan Erdoğan, Alpay’a açılan terör soruşturmasıyla ilgili BirGün’e yaptığı değerlendirmede ihbar üzerine açılan soruşturmanın faşizmin yöntemi olduğunu vurguladı. Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

    “İktidar muhbirliği kutsadı. Bu faşizmin yöntemlerinden biridir. Devlet yurttaşı yurttaşa düşman eden, ondan ürken korkan canlılar haline getirir mi? Demokratik bir ülkede bu olmaz. Bu Hitler döneminde yaygınlaştırılmış bir yöntem ve bugün de kullanılıyor. Yargı sistemini kontrol altına aldıysanız tehdit olarak gördüğünüz herkesi cezalandırabilecek bir mekanizmaya sahipsiniz demektir. O mekanizmayı hareketlendirmek için de muhbir vatandaşlar devreye girer.”

  • 3 Fidan mezarları başında anıldı – VIDEO

    3 Fidan mezarları başında anıldı – VIDEO

    PİRHA – Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 47. yılında mezarı başında anıldı. Binlerce kişinin katıldığı anmada konuşan EMEP Genel Başkan Selma Gürkan, “Denizlerin talepleri güncelliğini hala koruyor. O gün altıncı filoya secde edenler isimleri değişse de bugün görevlerine devam ediyor” dedi.

    Devrim hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, katledilişlerinin 47. yılında Ankara’da mezarları başında anıldı.

    Birçok siyasi parti, sendika ve derneğin katıldığı anma öncesinde kurumlar adına ortak açıklamayı Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Mevlüt Çakmak yaparak “Yoldaşlarımızın şahsında, sömürü ve baskı düzenine boyun eğmeyerek aramızdan ayrılan bütün yitirdiklerimize selam olsun” dedi.

    Çakmak ayrıca “Umutsuzluğa ve karamsarlığa yer yok” diyerek “Faşizmi ve tek adam rejiminin inşasını durdurmak, bu ablukayı dağıtmak zorundayız. Değişmez denilenin değişebileceğini bizler biliyoruz. Hiçbir kişisel çıkar gözetmeden, kendilerini bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine adamış yoldaşlarımızın kararlılıkları yolumuza ışık tutuyor” ifadelerini kullandı.

    ‘YOLDAŞLARIMIZA SÖZÜMÜZ VAR’

    Mevlüt Çakmak, “Türkiye gericiliğinin ve tek adam rejimi heveslilerinin de ömrü kısalmıştır” diyerek sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Sermaye düzeninin, tek adam rejiminin faşist saldırganlığına karşı; Bağımsızlık, Demokrasi ve Sosyalizm mücadelesi kazanacaktır. İşçi sınıfı; tüm halkların talepleriyle birleşerek, kapitalist emperyalist gericiliği mezarına gömecektir. Yoldaşlarımıza sözümüz var: Umudu büyütecek, geleceğin sınıfsız ve sömürüsüz dünyasını mutlaka kuracağız.”

    Açıklama ardından anmaya katılan yurttaşlar, Üç Fidanın mezarlarını ziyaret ederek, karanfiller bıraktı.

    “TALEPLERİ GÜNCELLİĞİNİ KORUYOR”

    EMEP Genel Başkan Selma Gürkan PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede şunları belirtti:

    “Denizlerin idamının üzerinden 47 yıl geçti. Ancak onların taleplerinin güncelliğini hala koruduğunu söyleyebiliriz. Özetleyecek olursak onların mücadelesi emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesiydi, kapitalist sömürüye karşı sosyalizm mücadelesiydi. Emperyalist barbarlığa karşı aynı zamanda halkların kardeşliğinin mücadelesiydi. O gün altıncı filoya secde edenler bugün bu politikaların emperyalistlerle işbirliği politikalarının uygulayıcısı konumundalar. O gün altıncı filoya secde edenler isimleri değişse de bugün görevlerine hala devam ediyor. Bizlerde bir taraftan Kürt sorunun demokratik çözümü, demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak kapitalizme karşı sosyalizmi savunmak, baskıya ve şiddete karşı demokrasiyi savunmak gibi bir görevle karşı karşıyayız. Denizlerin yapmış olduğu bağımsızlık, halkların kardeşliği ve sosyalizm mücadelesinin ateşi bütün güncelliği ile devam ediyor. Bugün eğer onlarca gazeteci, siyasetçi, ‘barış’ diyen Ayşe öğretmen cezaevindeyse, ‘savaş bir halk sağlığı sorunudur’ diyen hekimler ceza alıyorsa işte bu kapitalist sistemin uygulayıcılarının zulmüdür.”

    “ORTAK VATANDA BİRLİKTE YAŞAMAYA ULAŞACAĞIZ”

    HDP Ankara İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher ise yaptığı açıklamada “Denizlerden bu yana zindanlarda direniş sürüyor” diyerek şöyle devam etti:

    “Bugün de Leyla Güven’in başlatmış olduğu direniş 180. Gününde. Türkiye devrimci hareketinin liderleri Yusuf, Deniz, Hüseyin, Sinan’ın direnişleri bugün mücadelemizde sürüyor. Faşizm bir bütün olarak haklarımızı teslim almak ve diz çöktürmek istiyor. Zindanlarda ölüm orucuna dönüşen direniş dünyanın her yerinde halka halka gelişerek büyüyor ve hedefe doğru ilerliyor. Özgür, demokratik ortak vatanda birlikte yaşamaya ulaşacağız.”

    PİRHA / ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

  • Emek Gençliği Dolmabahçe’de Denizleri andı-VİDEO

    Emek Gençliği Dolmabahçe’de Denizleri andı-VİDEO

    PİRHA-Türkiye gençlik hareketinin devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 47. yılında Emek Gençliği Taksim’den Dolmabahçe’ye yürüdü, Denizlerin 6. filoyu denize döktüğü yerde anma gerçekleştirdi. 

    6 Mayıs 1972’de idam edilen üç fidanı anmak için bir araya gelen Emek Gençliği, Taksim AKM önünden Dolmabahçe’ye yürüdü.

    Emek Gençliği’nin çağrıcısı olduğu anma programına Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ve Nuray Sancar, Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, ÖDP İstanbul İl Yöneticisi Naim Göktaş, ÖDP Eski Başkanlar Kurulu üyesi Alper Taş, SODEV Yönetim Kurulu Üyesi Yavuz Okçuoğlu, DİP adına Nesteren Davutoğlu, Gazeteci Yazar Atilla Özseven, yazar Adnan Özyalçıner katıldı.

    Anmada “Gençlik gelecek gelecek sosyalizm”, “Faşizme Ölüm Halka Hürriyet” pankartı açan kitle “Jens Stoltenberg Türkiye’den defol”, “Tam bağımsız, demokratik Türkiye”, “Parasız, bilimsel, demokratik eğitim” dövizleri taşıdı. Sık sık “İş, ekmek, özgürlük”, “Faşizme ölüm halka hürriyet”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm”, “Emperyalistler, iş birlikçiler, 6. filoyu unutmayın”, “Yusuf, Hüseyin, Deniz sürüyor sürecek mücadelemiz”, “Katil ABD Ortadoğu’dan defol”, “Sermaye mezara emek iktidara”, “Denizlerden Erdal’a gençlik emeğin saflarında”, “Katil ABD’den defol” sloganları atıldı.

    Anmaya katılan gençler Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın ve 10 Ekim Ankara Katliamı’nda hayatını kaybeden Korkmaz Tedik, Ali Deniz Uzatmaz’ın fotoğraflarını taşıdı. Anmada, Deniz Gezmiş, Yusuf İnan, Hüseyin Aslan, İmran Aydın ve Erdal Eren’ in isimleri okunarak ‘Yaşıyor’  denildi.

    AKM önünde toplanarak yürümeye başlayan kitle, 6. filonun denize döküldüğü Dolmabahçe sahili göründüğünde ellerinde meşalelerle koşmaya başladı. Dolmabahçe’de 1 dakikalık saygı duruşuyla başlayan anma programında, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilmeden önce ailelerine yazdıkları mektuplar okundu.

    “DENİZLERİ İDAM EDEN DÜZENİN TEMSİLCİLERİ İKTİDARDA”

    Daha sonra Emek Gençliği adına açıklamayı İstanbul İl Gençlik Yöneticisi Şiar Argın Okudu.   “Denizler 47 yıldır yüzlerce, binlerce gencin adında, mücadelesinde, kararlılığında, cesaretinde yaşıyor, yaşamaya devam edecek” diyen Argın, “Çünkü 47 yıl öncesinde olduğu gibi bugün de Denizleri idam eden düzenin temsilcileri iktidarda. Uluslararası sermaye güçleri dünyanın her tarafını yağmalıyor, kapitalizmi, barbarlık düzenlerini en ücra köşelere kadar götürüyor. İşte bu yüzden, onlar iktidardan defolup gidene kadar, halkların, işçilerin-emekçilerin özgür ve eşit dünya özlemleri gerçekleşene kadar Denizler tam bağımsız ve demokratik Türkiye mücadelesinin, sınıfsız bir toplum kavgasının en önünde koşmaya devam edecek” dedi.

    “ÜLKEMİZİ, GELECEĞİMİZİ SAVAŞ POLİTİKALARINA TESLİM ETMEYECEĞİZ”

    Argın, “Emperyalistlerin yerli iş birlikçisi tek adam yönetimi ve arkasındaki sermayedarlar, her geçen gün ülkemizi Ortadoğu bataklığına sokmaya devam ediyor, emperyalist savaş politikalarının parçası oluyor. Bir yandan “Amerikan emperyalizminin karşısındayız” derken, bir yandan Rusya’yla S-400 füze anlaşması yapıyorlar. Bir yandan Venezuela’ya destek açıklamaları yapıyorlar öte yandan Türkiye’nin NATO üyeliği ve emperyalist devletlerle olan göbek bağı devam ediyor. İşte bugün, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ülkemize geldi. Açıklama yapıyor: “NATO müttefikleri Türkiye ile dayanışma içerisindedir” diyor, ittifakımız, ilişkilerimiz devam edecek diyor. Buradan ilan ediyoruz. Ülkemizi, geleceğimizi, emperyalizmin askeri birliklerine, savaş politikalarına teslim etmeyeceğiz. Er ya da geç! NATO’su da, İncirlik Üssü de, yerli işbirlikçileri de defolup gidecek, biz kalacağız” diye konuştu.

    “GENÇLİĞİ İŞSİZLİĞE VE KARANLIĞA MAHKUM ETMEK İSTİYORLAR”

    Türkiye’yi yönetenlerin kendi gemilerini kurtarmanın peşinde olduğunu vurgulayan Argın, “Ekonomi programlarıyla Türkiye gençliğini ucuz iş gücü sömürüsüne, işsizliğe ve karanlık bir geleceğe mahkum etmek istiyorlar. Ancak biz biliyoruz, Bu krizi yaratanlar da krizin tüm yükünü bizlere, emekçi halka yükleyenler de bir avuç sermaye sınıfı ve onların temsilcisi tek adam rejimidir. Tam da bu yüzden kapitalist emperyalist sistemin dünyanın her yerinde ezilen halklara, emekçilere, işçi sınıfına ve gençliğe yaşattığı cehennemi görmek, alternatifini yaratmak için Denizleri anlamak zorundayız. İşte Denizler tam da bu sorunların, emperyalist kuşatmanın, dünyanın bir avuç kan emici arasında paylaşılmasının, Türkiye’yi yönetenlerin bu kan emicilerle kurduğu ekonomik ve askeri ilişkilerin karşısındaydı” ifadelerin kullandı.

    “MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ”

    “Örgütlenmek, birleşmek, mücadele etmek zorundayız” diyen Argın, “Çünkü biliyoruz ki düşmanımız sermaye sınıfı örgütlü hareket ediyor. Bizim örgütlülüğümüzden ise korkuyor, bir araya gelmememiz, üretmememiz, yan yana durmamamız için bütün olanaklarını seferber ediyor. Çünkü biliyorlar, örgütlenirsek, özlemlerimize, taleplerimize sahip çıkarsak onların sonu olacak! 200 yıldır inşa ettikleri barbarlık düzenleri, sömürü ilişkileri tuz buz olacak!Eşit ve özgür bir dünya kuracağız, birlikte yaşayacağız, birlikte üreteceğiz. Sermaye güçleri korkmaya devam etsin, hatta titresin; çünkü tek bir geri adım atmayacağız! İstediğimizi alana, başka bir dünyayı kurana kadar mücadele edeceğiz. Biz bu kararlılığı Denizlerden devraldık” dedi.

    “ONLARI İDAM EDENLERİN DÜZENLERİNİ YIKACAĞIZ”

    Argın son olarak şunları söyledi: “Üniversitelerde demokratik-özerk üniversite için, liselerde parasız-bilimsel eğitim, sınavsız üniversite hakkı için, mahallelerde uyuşturucuya-yozlaşmaya, işsizlik ve yoksulluğa mahkum olmamak için, fabrikalarda insanca çalışma koşulları ve insanca bir ücret için, hep birlikte eşit ve özgür bir ülke mücadelesiyle döneceğiz.Örgütlenmeye, çoğalmaya, her yerde olmaya, bulunduğumuz her alanda sözümüzü söylemeye devam edeceğiz. Denizlere verdiğimiz sözü tutacağız,bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için mücadelemizi büyütecek, onları idam edenlerin düzenlerini yıkacağız. Yaşasın Denizler, Yaşasın Devrim ve Sosyalizm”

    “YEGANE KURTULUŞ, İŞÇİLERİN, EMEKÇİLERİN HALKLARIN ORTAK ÇIKARLARI İÇİN ÖRGÜTLENMESİDİR”

    Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros yaptığı konuşma da şunları söyledi: “Emperyalizme ve savaşa karşı sosyalizme doğru bu bitmeyen yürüyüşü tamamlayacak olan inancımız tamdır bizim. Bugün emperyalistlerle iş birliği içinde olan AKP kapalı kapılar ardından NATO sekreterin ağırlarken, onların bitmek bilmeyen pazarlıkları devam ederken biz bu ülkenin sosyalist Emekçileri gençleri, kadınları, 6 filonun denize döküldüğü bu yerden bir kez  daha sesleniyoruz: Eşitlik, özgürlük, adalet isteyen bizler biliyoruz ki bu ülkenin gerçek kurtuluşu bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizmdir. Emperyalistler onun iş birlikçisi tek adam yönetimi  ve sermaye güçlerinin bu ülkenin bağımsızlığıyla bu ülkenin halklarının çıkarlarıyla ilgilendikleri yoktur. NATO üyeliği devam eden Rusya ile S-400 füze anlaşmaları yapanların Türkiye ve Ortadoğu halkları birbirine düşüren sermayenin çıkarlarından başka düşüncesi olmayanların bize vereceği hiç bir şey yoktur.  Uzunca bir süredir her gün hayatlarımıza  yansıyan ağır çalışma ve yaşam koşullarının sebebi budur. Onlar için daha fazla kar demek; Bizlerin daha fazla işsizliği, sefaleti ve daha fazla sömürülmesidir. İşte bu döngünün ortadan kalkmasını sağlayacak  tek yegane kurtuluş işçilerin, emekçilerin, halkların ortak çıkarları için örgütlenmesidir.”

    Konuşmaların ardından kitle Avusturya İşçi Marşı’nı söylemesiyle anma programı son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL