Etiket: yusuf çakır

  • Çakır: Menemen Lisesi’nin boşaltılması toplumsal belleğe saldırıdır-VİDEO

    Çakır: Menemen Lisesi’nin boşaltılması toplumsal belleğe saldırıdır-VİDEO

    PİRHA- Veli-Der Karşıyaka Şube Başkan Yardımcısı Yusuf Çakır, Menemen Atatürk Anadolu Lisesi’ni, ilçe dışında kullanılmayan başka bir okula taşıma kararının, AKP iktidarının liseleri kendi zihniyetine göre dönüştürme ve eğitimi gericileştirme hamlesi olduğuna işaret etti. Çakır, “AKP sadece eğitimde gericileşme değil, toplumların olduğu gibi şehirlerimizin de belleklerini yok etmeye çalışıyor” dedi.

    İzmir’de Menemen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gelen yazı üzerine Menemen Atatürk Anadolu Lisesi öğrencilerinin şehrin dışında kullanılmayan Menemen Gazi İmam Hatip Ortaokulu’na aktarılması kararı üzerine Veli-Der ve öğrenci velileri öncülüğünde toplanan imzalar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne teslim edildi.

    Menemen Lisesi’nin taşınma kararının aileler ve öğrencilerin açısından mağduriyet ve can güvenliği kaygısı yarattığına dikkat çeken Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Karşıyaka Şube Başkan Yardımcısı Yusuf Çakır, nitelikli okulların boşaltılarak İmam Hatiplere öğrenci devşirilmeye çalışıldığına işaret etti.

    “NİTELİKLİ OKULLAR BOŞALTILARAK EĞİTİM GERİCİLEŞTİRİLİYOR”

    Çakır, depremde zarar gören Şehit Kemal Ortaokulu ve 9 Eylül İlköğretim Okulu öğrencilerinin kendi okullarına getirilip, kendi öğrencilerinin şehir dışındaki bir okula gönderilmeye çalışılmasının kabul edilebilir olamadığına vurguda bulundu.

    Menemen Atatürk Lisesi’nin boşaltılmasının, AKP iktidarının proje okullar ile liseleri kendi zihniyetine göre dönüştürme ve eğitimi gericileştirme hamlelerinin devamı olduğunu kaydeden Çakır, şunları söyledi:

    “Okulun buradan taşınması için bir karar alındı. Geçen hafta İlçe Milli Eğitim Müdürü gönderdiği yazıda 29 Ocak’a kadar okulun boşaltılmasını istemiş. Bu okul Menemen’in en eski okulu sayılır. 1945’lerde ortaokul açılmış ve 1950’lerde lise eklenerek bugüne kadar gelmiş. Okulun taşınma nedeni olarak depremde zarar gören iki okulun buraya taşınması olarak gösteriliyor. Bu bir bahane. AKP iktidarı döneminde eğitimde gericileşme hedef alındı. Gerici toplum yaratmak için eğitimi de gericileştirdiler. Bu da gericileşmenin bir parçası diye düşünüyorum. 2012’de başlaya proje okullar ile  bölge şehir veya ilçede bulunan nitelikli okulların içlerini boşaltarak, niteliksiz hale getirerek İmam Hatiplere buradan öğrenci devşirmeye çalıştılar. Şehrin en iyi yerinde olan okulunu şehrin ulaşımı mümkün olamayan yerine götürmek okulu niteliksiz hale getirmektir.”

    LİSENİN TAŞINDIĞI OKULDA LABORATUVAR, FİBER OPTİK BAĞLANTILARI DA YOK

    38 sınıflı bir okulun 18 sınıflık bir okula yerleştirilmeye çalışıldığını ve ikili eğitime geçilmesi durumunda dahi sınıfların yetmeyeceğinin altını çizen Çakır, ayrıca okulda laboratuvar, altyapı, fiber optik bağlantıları ve spor salonunun dahi olmadığını ifade etti.

    75 yıllık Menemen Lisesi’nin boşaltılmasının toplumsal belleğe bir saldırı olduğu değerlendirmesinde bulunan Çakır, şöyle devam etti.

    “Bizde Veli-Der olarak bu sürece dahil olduk. Okul aile birliği ve eğitim sendikaları ile yaptığımız toplantıda bir yol haritası çizdik. Bu okulda Menemenli ailelerden bir kişi bu okulda okumuştur. 75 yıllık bir okul bir ilçe için tarihi değer demektir. O ilçenin belleği demektir. AKP sadece eğitimde gericileşme değil, toplumların olduğu gibi şehirlerimizin de belleklerini yok etmeye çalışıyor. Menemen’in belleğine yöneltilen bir saldırıdır. Bu okul ulaşımı mümkün olamayan bir yere taşınıyor. Otobüsten indikten sonra en az 1,5 km yürünmek zorunda. Tam gün eğitimden ikili eğitime geçecekler. Sınıflar dahi yetmeyecek. Velilerin isteği doğrultusunda bu okulun burada kalmasını istiyoruz. Veliler haklı ve haklı olanlar kazanacak.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

     

  • ‘İmam hatip sınıfına karşı imza kampanyasında hedef 10 bin imza’-VİDEO

    ‘İmam hatip sınıfına karşı imza kampanyasında hedef 10 bin imza’-VİDEO

    PİRHA- İzmir’in Bayraklı ilçesinde bulunan Milli İrade Ortaokulu’nun bir bölümünün imam hatibe dönüştürülmesine karşı çıkan öğrenci velilerinin başlattığı imza kampanyası 10. gününde devam ediyor. 10 bin imza hedeflediklerini belirten veliler, kazanana kadar sokaklarda olacaklarını vurguladı. 

    Haberin videosu

    İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde bulunan Milli İrade Ortaokulu kampüsüne imam hatip sınıfları açılmasını protesto eden velilerin mücadelesi sürüyor. 

    Milli İrade Ortaokulu kampüsü içerisinde imam hatip sınıflarının açılması ile ikili eğitime geçilmesine karşı olan velilerin, Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) öncülüğünde başlattığı imza kampanyası 10. gününde.

    “Okuluma dokunma”, “Yeterli koşullarda tam gün eğitim istiyoruz”, ve “Yuva içinde yuva, okul içinde okul olmaz” dövizlerinin taşındığı imza kampanyası standında Milli İrade Oratokulu öğrencilerinin bulunması da ilgi topladı.

    “KAZANANA KADAR SOKAKLARI TERK ETMEYECEĞİZ”  

    Veliler ile birlikte bir yol haritası çıkardıklarını ve hedefledikleri 10 bin imzayı Milli Eğitim Bakanlığı’na göndereceklerini ifade eden Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Karşıyaka Şube Başkan Yardımcısı Yusuf Çakır, sonuç alıncaya kadar veliler ile birlikte eylemlerinin süreceğini aktardı.

    Çakır, “Geçen sene imam hatip sınıfları açılma karar alındı. Yeterli sayıda öğrenci olmadığı için ertelenmişti. Bu sene hile ve hurda ile resmi verilere göre 69, fiili duruma göre 35 civarında öğrenci ile eğitime açıldı. Okulumuz tam gün eğitimden ikili eğitime geçti. Sınıflar hem yetersiz kaldı hem de mevcudu arttı. Her sınıf 45 kişi ile öğretim görürken, imam hatip sınıflarında 7 öğrenci var. İzmir Barosu, Öğrenci Veli Derneği ve veliler olarak bir yol haritası çizdik. Velilerin imzalarını İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne götürdük. Mahalleden ve İzmir’in değişik yerlerinden hedefimiz olan 10 bin imza ile Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvuracağız. Bunun için veliler ile 10 gündür sokaklardayız. Veliler çok kararlı ve okullarını kazanana kadar sokakları ter etmeyeceklerini söylüyorlar” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İZMİR 

  • ‘Dayatmacı zorunlu din dersleri Aleviler kadar Sünnileri de ilgilendiriyor’- VİDEO

    ‘Dayatmacı zorunlu din dersleri Aleviler kadar Sünnileri de ilgilendiriyor’- VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından açıklanan yeni ortaöğretim modelini değerlendiren Öğrenci Veli Derneği Veli-Der Karşıyaka Şube Başkan Yardımcısı Yusuf Çakır, “Bu yapılanların amacı aslında toplumu gericileştirmek, yurttaş bilincini ortadan kaldırıp kul bilincini sağlayacak nitelikte insanlar yetiştirmek” dedi.

    Yeni modelde, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin her sınıfta 2 saat zorunlu olacak olmasını eleştiren Veli-Der Karşıyaka Şube Başkan Yardımcısı Yusuf Çakır, bu eğitim sistemi ile Sünni mezhebinin dayatıldığı vurguladı. Anayasa Mahkemesi’nin ‘zorunlu din dersi olamaz’ kararı ile anayasada yer alan din ve vicdan özgürlüğüne aykırı hareket edildiğine dikkat çeken Çakır, bir an önce bu dayatmadan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

    “AMAÇ KUL NİTELİĞİNDE İNSAN YARATMAK”

    Çakır, getirilmek istenilen sistemle eğitimde ticarileşmenin kapısının sonuna kadar açılacağına dikkat çekerek, iktidarın kendi ideolojisi doğrultusunda eğitimde değişikliklere gittiğini kaydetti. Birçok dersin seçmeli hale getirildiğini ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin halen zorunluluğunu koruduğunu söyleyen Yusuf Çakır şunları ifade etti:

    “Burada kredili sisteme dönüş var. Bu kredili sistem aslında yeni değil. 90’ların ortasında uygulandı ve zararı  görülerek kaldırıldı. Kredili sistemin en kötü tarafı da iyi okul kötü okul, nitelikli okul niteliksiz okul arasındaki makas farkının daha fazla açılması. Bu ara açıldıkça da sınavlar, kurslar, dershaneler derken eğitimde ticarileşme gündeme gelecek. Ders saatleri azaltıldı deniyor ama arkasındaki amaç çok farklı. Ders saatleri azaltılırken derslerin de alma biçimleri değişiyor. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri zorunluluğunu korurken matematik, fen bilimleri, sosyal bilimler, beden eğitimi, müzik gibi dersler ise zorunlu olmaktan çıkarılıyor. Bunlar ne istiyor, nasıl bir toplum, nasıl bir birey ve nasıl bir gelecek sorulara yanıt verdiğimizde gerçekler ortaya çıkıyor. Bu yapılanların amacı aslında toplumu gericileştirmek, yurttaş vatandaş bilincini ortadan kaldırıp kul bilincini sağlayacak nitelikte insanlar yetiştirmek.”

    “EĞİTİM SİSTEMİ SÜNNİ MEZHEBİNE HİZMET EDİYOR”

    Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ile tek bir inancın tek bir mezhebine hizmet edildiğinin bunun da eğitim sistemine zorunlu olarak dayatıldığının altını çizen Çakır, din dersi zorunlu olamaz kararına rağmen bunun daha da katmerleşerek devam ettiğine dikkat çekti. Zorunlu din derslerini asla kabul etmeyeceklerini ifade eden Yusuf Çakır şöyle devam etti:

    “Dersin adı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ama isme bakmamak lazım. Bu dersin altında Sünni mezhebi dayatılıyor. Bu ders savunulurken de kötü bir yanı yok bu dinler tarihi olarak düşünüldü diyorlar. Düpedüz Sünni anlayışın dayatması olarak gündeme geliyor. Bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ‘zorunlu din dersi olamaz’ kararına rağmen uygulanıyor. Bu da bizim anayasamızdaki din ve vicdan hürriyetine aykırı olmuş oluyor.  Dayatmacı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Veliler istemediği sürece bu dersi aldırmamak için mücadele etsin diyoruz. Bunun da yolu birlikte mücadeleden geçiyor. Örgütlü ve birlikte mücadele verilirse kazanırız.”

    “ZORUNLU DİN DERSİ ALEVİLER KADAR SÜNNİLERİ DE İLGİLENDİRİYOR”

    Çakır bu proje ve dayatmalara karşı ortak mücadele çağrısında bulunarak sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Zorunlu din dersi toplumumuzda Alevileri ilgilendiren bir konu gibiymiş görünmesine rağmen Alevilerden çok Sünnileri de ilgilendiriyor. Zorla bu dersler veriliyor. Şu anda mahalle aralarındaki kreşler, camilerde ise anaokulları açılmaya başlandı. Küçücük çocuklarımızın beyinleri yıkanmakta. Onlara kendi ideolojileri aşılanmakta. Onun için mutlaka mücadele etmeliyiz.”

    PİRHA/İZMİR

     

  • Veli-Der temsilcisi Çakır: Zorunlu din dersi sadece Alevilerin sorunu olmamalı–VİDEO

    Veli-Der temsilcisi Çakır: Zorunlu din dersi sadece Alevilerin sorunu olmamalı–VİDEO

    PİRHA- Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) aktivisti Yusuf Çakır, “Laiklik ve zorunlu din dersi Alevilerin sorunuymuş  gibi görünmesine rağmen bence tam tersi Sünnilerin de sorunu olması gerekir” dedi.

    İmzalanan protokoller ile eğitimin dini tarikatlara, derneklere ve cemaatlere bırakılmasına ve bu dayatma ile  zorunlu din derslerinin okullarda zulüm haline gelmesine Öğrenci Veli Derneği Veli Der aktivisti Yusuf Çakır tepki gösterdi.

    “Mevcut iktidar gericileşmeyi eğitim kanalı ile yapıyor” diye konuşan Çakır, iktidarın eğitimi bir toplum mühendisliğine çevirdiğini belirtti.

    “İKTİDAR EĞİTİMİ TOPLUM MÜHENDİSLİĞİNE ÇEVİRDİ”

    Çakır sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bildiğiniz gibi toplumsal bir gericileşme var. Bu gericileşmeyi de mevcut iktidar eğitim kanalı ile yapıyor. Eğitimi bir toplum mühendisliğine çevirdiği için gercileşmeyi hedeflemiştir. Veli-Der ise bu gericileşmeye karşı mücadele veren bir demokratik kitle örgütlerinden biri. Bu ihtiyaçtan kurulmuştur. Bu alanda mücadele veren bir Eğitim-Sen vardı. Ancak bunlar kamu personeli olduğu için belli bir yere kadar mücadele edebiliyorlar. Eğitimin diğer bir unsuru olan velilerin de örgütlü mücadele vermesi gerekiyor. Laik, bilimsel, parasız, ulaşılabilir ve kamucu bir eğitim hedefliyor isek bu iktidarın eğitim politikalarını yıkmamız gerekiyor. Mutlaka ve mutlaka örgütlü bir veli hareketi şart. Veli ayağındaki mücadeleyi yüceltmeye, yükseltmeye, okullarımıza sahip çıkmaya ve çocuklarımızın düşlerine sahip çıkmaya hazırız. Her gün çocuklarımızı gönderdiğimiz okullarımıza sahip çıkmak istiyoruz. Paramızı isteyip, sözümüzü istemeyen yönetici istemiyoruz. Ödediğimiz vergilerin çocuklarımız için kullanılmasını istiyoruz. Her türlü sosyal aktivitenin dini kuruluşlarca değil okullar tarafından yapılmasını istiyoruz. Eğitimin bir kamu görevi ve hak olmasını talep ediyoruz. Paran kadar olan eğitime yani özel okullara karşıyız.”

    “ZORUNLU DİN DERSİ SADECE ALEVİLERİN DEĞİL DİĞER KESİMLERİNDE SORUNU OLMALI”

    “Zorunlu din dersi adı altında bir dinin dayatmaları öğretilmektedir” diyen Çakır bu sorunun sadece Alevilerin değil diğer kesimlerin de sorununun olması gerektiğini dikkat çekerek şunları vurguladı:

    “Ülkemizde 12 Eylül ile bir zorunlu din dersi uygulaması başlamıştır. Buna karşı da mücadele vermeye devam ediyoruz. Zorunlu din dersi adı altında bir dinin dayatmaları öğretilmektedir. Felsefe ve sosyolojide din dersleri verilebilir, anlatılabilir ama din empoze edilemez. Laiklik ve zorunlu din dersi Alevilerin sorunuymuş  gibi görünmesine rağmen bence tam tersi Sünnilerin de sorunu olması gerekir. Sözde zorunlu din dersi yerine seçmeli ders getirilmişti ama bu seçmeli dersinde açılması için belli bir sayıya gerek var. Yeterli sayı olmadığı için bir Alevi çocuk zorunlu din dersini almaya mecbur bırakılıyor. Ya da bu okulda teşhir amacına dönüşüyor. İşte bu yüzden inançları ayırt etmeden ortak mücadele edilmeli.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR