PİRHA – Sultançiftliği Meydanında seçim standı açmak isteyen DEM Parti yöneticilerine Zafer Partisi ve polis engel oldu.
Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) İstanbul Sultançiftliği Meydanında seçim standı açmasına valilik izni olmadığı gerekçesiyle Zafer Partililer ile polis tarafından engellendi. Meydanda stant açan Zafer Partililer, DEM Partililere “Bizim olduğumuz yerde stant açamazsınız” diyerek engel olmaya çalıştı. Bunun üzerine yaşanan tartışmaya polis müdahale etti. Polis, DEM Parti’ye valilik izin olmadığı gerekçesiyle stant açmasına izin vermedi.
PİRHA – İHD Ankara Şubesi, İstiklal Caddesi’ndeki saldırının ardından Zafer Partili Adem Taşkaya tarafından hedef gösterilen Avukat Jiyan Tosun’a ilişkin basın açıklaması yaptı. Saldırı ile ilgili hakikatin açıklanması gerektiğini belirten İHD yönetimi, “Hak savunucularını her seferinde hedef tahtası haline getiren siyasal iktidar, bütün bu saldırıların sorumlusudur” dedi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, 13 Kasım’da İstiklal Caddesi’nde yapılan bombalı saldırıyla ilgili Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Adem Taşkaya’nın, Avukat Jiyan Tosun’u hedef göstermesine ilişkin basın açıklaması yaptı.
İHD Ankara Şubesi’nde yapılan açıklamada, “İnsan Hakları Savunucularından Elinizi Çekin” pankartı açıldı.
“HAKİKATİN ORTAYA ÇIKMASI GEREKİR”
İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Doğan, “Bir katliamın aydınlatılması ile ilgili olarak yapılması gerekenler bellidir” diyerek şunları söyledi:
“Sürekli dezenformasyon yaparak, bilgisi olmayan insanları hedef göstererek, kafa karıştırarak doğru sonuca ulaşamayız. Etkili soruşturma ile hakikatin ortaya çıkması gerekir. İnsan Hakları Derneği kurulduğu 1986 yılından beri bu tarz uygulamalarla çok karşılaşmıştır. Ne yapacağımızı biliyoruz. Hem Türkiye içinde hem de uluslararası camiada güçlü bir dayanışma oluşmuş durumdadır. İktidarın bundan sonra bu tarz uygulamalar noktasında daha dikkatli olmasını, herkes için önleme ve koruma görevini yerine getirmesini bir kez daha ifade etmek istiyorum.”
“SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR”
Öztürk Türkdoğan’ın açıklamasının ardından İHD Ankara Şube Eş Başkanı Sevil Turgut, basın açıklamasını okudu. Zafer Partili Taşkaya’nın “asılsız bir paylaşım” yaptığını belirten Turgut şu metni okudu:
“Paylaşım 3 dakika sonra kaldırılmış olsa da ekran görüntüsü alınıp, çok sayıda hesap tarafından anında yaygınlaştırıldı. Aynı zamanda Jiyan’a, ailesine ve Eş Genel Başkanımız Eren Keskin’e ölüm tehditleri gelmeye başladı. Çünkü telefon numaraları telegram, whatsapp ve hatta oyun gruplarında paylaşılmıştı.
İnternet erişiminin kesintiye uğratılmasıyla, Jiyan’ın kamusal alanda söz söyleme hakkı da elinden alındı. Bombalı saldırının olduğu saatlerde Jiyan’ın müvekkilleriyde görüşmede olduğu, ardından Küçükçekmece Karakolu’na gittiği biliniyor.
Jiyan’ın adını Telegram gruplarından alıp paylaştığını söyleyen Adem Taşkaya’ya habercilerin ‘Jiyan Tosun’dan özür dileyecek misiniz?’ sorusu üzerine Taşkaya şu cevabı verdi: ‘Niye özür dileyeyim. Zaten o zihniyette birisi. Art niyetli de değilim. Daha önceden tanımadığım bir kişi. Paylaştım çok kısa sürede de sildim. Onun suç duyurusunda bulunması gayet doğal hakkı. Gider devlete veririm hesabını.’
Adem Taşkaya yalnızca attığı tweetle değil, sonradan yaptığı açıklamalarla da Jiyan’ı hedef göstererek suç işlemeye devam ediyor. Bombalı saldırının hemen ardından Jiyan Tosun adının ve telefon numarasının büyük bir hızla gruplarda paylaşılmış olması, aynı zamanda Eş Genel Başkanımız Eren Keskin’in de dâhil edilmesi bunun planlı bir hedef gösterme olduğunu açıkça gösteriyor.
İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi, İstanbul Başsavcısı şu sorulara cevap vermelidir: Jiyan Tosun’un ve Eren Keskin’in adları, kişisel bilgileri bombalı saldırıdan kısa bir süre sonra neden ve nereden yayıldı? Can güvenliğini tehdit edecek biçimde kişisel veriler kimlerle neden paylaşıldı?”
“YETKİLİLERİ GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ”
“Seçimler yaklaşırken yine ülkenin kaosa sürüklenmek istendiğini görmemek mümkün değil. Hak savunucuları hedef haline getirilerek kamuoyunda bir algı yaratılmaya çalışılıyor.
İçişleri Bakanı’nı, İstanbul Valisi’ni, İstanbul Başsavcısı’nı ve tüm yetkilileri; başta Adem Taşkaya olmak üzere, Jiyan’ı iftirayla hedef haline getiren, Jiyan’ın ve Eren Keskin’in kişisel verilerini paylaşan, yaygınlaştıran, tehdit telefonu eden herkesin ceza alması için etkin bir soruşturma yürütmeye ve üyemiz Avukat Jiyan Tosun’un ve Eş Genel Başkanımız Avukat Eren Keskin’in güvende olması için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz. Hak savunucularını her seferinde hedef tahtası haline getiren siyasal iktidar, bütün bu saldırıların sorumlusudur. Bu hedef göstermelere sessiz kalan, açık tutum almayan muhalefet de bu iftiraların suç ortağıdır.
Bir kez daha söylüyoruz: İnsan hakları savunucularından elinizi çekin!”
PİRHA-Engellilerin Ekonomik Hakları Platformu, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla Meclis’in önünde basın açıklamasını yaptı. Açıklamada konuşan engelli STK’larının temsilcileri, “Taleplerimiz engellilerin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmelerinin asgari koşullarıdır. Taleplerimizin karşılanması sosyal devlet olmanın temel şartlarındandır” dedi.
Engellilerin Ekonomik Hakları Platformu, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla Meclis’in önünde basın açıklamasını yaptı. Meclis’in Dikmen kapısı önünde yapılmak istenen eyleme polis izin vermeyerek eylemcileri engelledi. Yaşanan tartışma sonucu Meclis’in Çankaya kapısı önüne yönlendirilen platform üyeleri basın açıklamalarını burada gerçekleştirdiler.
Engellilerin üç temel hakları konusunda açıklama yapan platform üyelerinin eylemine, CHP Milletvekilleri Ali Şeker, Utku Çakırözer, Zafer Partisi yöneticilerinden Doç. Dr. Tuğrul Fihter ve İyi Parti yöneticilerinden Abdullah Toksöz de destek verdi.
Meclis önünde gerçekleştirilen eylemde, engellilerin haklarını savunmak için kurulmuş 3 ayrı sivil toplum örgütünden bir temsilci söz alarak engellilerin yaşadıkları üç ayrı sorun hakkında açıklama yaptılar. Söz alan temsilciler, eylemlerini Dikmen kapısı önünde yapmalarını engelleyen polisleri kınayarak konuşmalarına başladılar.
“ENGELLİ KAMU PERSONEL ATAMASI YAPILMALIDIR”
İlk olarak söz alan Engelli Dayanışma Platformu Ankara Temsilcisi Serap Karadili 3 Aralık’ta 3 talebimiz var diyerek şunları dile getirdi:
“Engellilerin yıllardır var olan ve kronikleşmiş sorunları bulunmaktadır. Ve engelliler 2021 Yılı 3 Aralık Dünya Engelliler gününe de bu sorunların çözümünü bekleyerek girmektedir. Engelliler olarak 2021 yılı 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde artık oyalanmak, sevgi sözcükleri duymak, fotoğraflarda dekor olmak istemiyoruz. Ülkemizde yaşayan 10 milyondan fazla engelli olarak sorunlarımızın çözülmesini, haklarımızın verilmesini istiyoruz. Engelliler Konfederasyonu olarak bu yıl 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde 3 talebimiz var! Taleplerimiz oldukça sade, net ve hayata geçirilebilir isteklerdir.”
EKPSS’ye girmiş binlerce engellinin yıllardır yeterli sayıda engelli kamu personel ataması beklediğini vurgulayan Karadili, “Yapılan atamalar ihtiyacı ve beklentileri karşılamaktan uzaktır. 2021 yılında en az 10.000 engelli kamu personel ataması yapılmalıdır. Engelli memur kadrosu için belirlenmiş olan %3 kotası en az %6’ya çıkartılmalı ve doldurulmalıdır. Engelliler için belirlenmiş kotalar sadece engelliler için kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.
İkinci olarak söz alan Altı Nokta Körlere Hizmet Vakfı Başkanı Turhan İçli ise, engellilere bakım aylığı bağlanma kriterindeki adaletsizliğin giderilmesini istediklerini söyleyerek; “Engelli aylığı bağlanma kriteri olarak hane içindeki toplam gelirden kişi başına düşen payın asgari ücretin netinin 1/3’ünden fazla olması durumunda engelli aylığı bağlanmamaktadır. Bu durum engelli kişileri ailenin diğer fertlerine bağımlı hale getirmektedir. Engelli kişiler bağımsız bireylerdir ve devletin bu durumu desteklemesi gerekmektedir. Bunun için engelli aylığı bağlanma kriteri olarak engellinin kendi gelirine bakılmalıdır” dedi.
“EVDE AĞIR ENGELLİ BAKIMINI YAPAN KADINLARA EMEKLİLİK HAKKI VERİLSİN”
Son olarak Ankara Engelli Çocuk Anneleri Ve Gönüllüleri Derneği Başkanı Şenay Keçeci söz aldı. Keçeci, evde ağır engelli bakımını yapan kadınların sosyal güvenlik primlerinin devlet tarafından ödenmesini ve emeklilik hakkı verilmesini istediklerini aktararak sözlerine şu şekilde devam etti:
“Ağır engelli bakımını yapan kadınlar herhangi bir sosyal güvenceleri olmadan 20-30 yıl boyunca engellinin bakımını üstlenmektedir. Engelli bakımı devletin sorumluluğundadır. Devlet bu sorumluluğu üstlenen kadınlara insanca yaşayabilecekleri bir ücret ve sosyal güvence sağlamalıdır. Evde ağır engelli bakımı sorumluluğunu üstlenen kadınların sosyal güvenlik primlerinin tamamı devlet tarafından karşılanmalı ve emeklilik hakkı verilmelidir. Taleplerimiz oldukça sade, net ve hemen uygulanabilir niteliktedir. Taleplerimiz engellilerin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmelerinin asgari koşullarıdır. Taleplerimizin karşılanması sosyal devlet olmanın temel şartlarındandır. İlgilileri, yetkilileri 3 Aralık’ta sevgi sözcükleri, merhamet duyguları göstermek yerine haklarımızı vermeye ve hemen harekete geçmeye çağırıyoruz.”