Etiket: zakir süleyman demir

  • Zakir Süleyman Demir, Zevraki Baba’ya ait nefesin klibini çekti: Hiç Üzülme -VİDEO

    Zakir Süleyman Demir, Zevraki Baba’ya ait nefesin klibini çekti: Hiç Üzülme -VİDEO

    PİRHA – Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü, Zakir Süleyman Demir, Aşık Zevraki Baba’ya ait “Hiç Üzülme” nefesini seslendirip klibini çekti. Demir, “İnancıma bağlılığım ve saza olan aşkım hastalıkları yenmeme sebep oldu” dedi. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, bir klip yayınladı. Demir, asıl adı Akif Timurhan olan Aşık Zevraki Baba’ya ait olan “Hiç Üzülme” nefesini seslendirerek, klibini çekti.

    Çalışmasına dair PİRHA’ya konuşan Zakir Süleyman Demir, “1992 yılında Antalya’ya geldiğimizde dernek çalışmalarımız başlamıştı. Tabii bu süreçte semah çalışmamız oldu, daha sonra zakirlik aşamasına geldik. Zakirlik aşamasında çoğu dedelerimizle, analarımızla, babalarımızla birlikte muhabbet cemleri yürüttük. Sonunda Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda icazetli bir Babalık görevi alıp Yol yürütücüsü hem de zakir olarak bugünlere yani klip çalışmasına kadar geldik” dedi.

    “SAZA VE ALEVİ KÜLTÜRÜNE OLAN AŞKIM KANSERİ YENMEME, KALP HASTALIĞINI ATLATMAMA NEDEN OLDU”

    İlk zakirlik yaptığı dönemlerde kansere yakalandığını, pandemi (Korona) döneminde ise kalp kapakçıklarında ağır hasar oluştuğunu belirten Demir, şöyle devam etti:

    “Hem zakirlik ve Babalık görevi hem semah eğitmenliği hem de cemlerde 12 hizmet için gençlerimizi yetiştirmek, yıllarca bu yola olan aşk ve sevgi kanseri yenmeme neden oldu.  Ayrıca çocukluğumda içimde saz çalmakla birlikte aynı zamanda saz ustası olma gibi bir aşk da vardı. Bu süreç içerisinde bağlama yapmaya başladım. Bu süreçte saza ve kültürümüze olan aşkla kalp nakilinden de kurtuldum. Adeta bana bir terapi gibi geldi.”

    Demir, klipi yapmasındaki en önemli nedenin, Mehmet Turan Dededen dinlediği ve asıl adı Akif Timurhan olan Zevraki Babaya ait olan “Hiç Üzülme” nefesinin vesile olduğunu belirtti.

    Saraylıyı sarmış kibir
    Konacağı kara kabir
    Gönüllerin köşkünde bir
    Köşen var mı sen ona bak.

    Zevrak bugün etmez merak
    Yarının da sahibi Hakk
    Şimdi köşende bir ufak
    Şişen var mı sen ona bak.

    Süleyman Demir, “Zevraki Babanın bu nefesi çok anlamlıydı, çok hoştu. Onun için klipini yapayım dedim. Oğlum da sinema ve televizyon yönetmenliğini bitirmişti. Klibi oğlum çekti. Amacım bir eser bırakmaktı. Onun için bu klipi çekmek istedim ve yaptık” diye kaydetti.

    “KÖYÜMDE YAPILAN CEMLERİ VE HATAYİ’NİN ‘YERİ GÖĞÜ YARATMIŞLAR’ NEFESİNİ DE KLİP YAPACAĞIM”

    “Hiç Üzülme” klipini YouTube’da paylaştıklarını ,2 hafta içerisinde 1.700 kişinin izlediğini belirten Süleyman Demir, “Bundan sonra 2 tane klip çalışmam olacak. Kendi köyüm olan Çorum Alaca Karkın köyünün ve o yörenin hem semahını hem de cemlerde söylenen nefeslerini hem de Hatayi’nin ‘Yeri göğü yaratmışlar/Hakk müminin kalbindedir/Dört kitabı taramışlar/Hakk müminin kalbindedir’ nefesi. Hakk’ın kendisinde olduğunu söyleyen bir nefes. Her ikisinin klibini önümüzdeki zaman içerisinde çekmeyi düşünüyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

    KLİBİN LİNKİ

    Süleyman DEMİR HİÇ ÜZÜLME

  • ‘Alevi Daire Başkanlığının kapatılması için seçimlerde güç birliği yapmak şart’-VİDEO

    ‘Alevi Daire Başkanlığının kapatılması için seçimlerde güç birliği yapmak şart’-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği  Eşit Başkanı Süleyman Demir, AKP tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde 40 sözleşmeli ‘uzman’ personel alınacağının duyurulmasına tepki göstererek, “Bizler Diyanet’in imamı gibi kullanılabilecek değiliz, bizim belli bir yolumuz, belli bir süreğimiz var. Asimilasyona sonuna kadar karşıyız” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde 40 sözleşmeli ‘uzman’ personelin istihdam edileceği duyuruldu.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol Yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, 40 sözleşmeli personelin Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na alınacak olmasının asimilasyonun bir adımı olarak yorumladı.

    “HACI BEKTAŞ DERGAHI DA BU YÖNTEMLE İŞGAL EDİLMEK İSTENDİ”

    Demir, Osmanlı’nın Hacı Bektaş Dergahı’na atadığı Nakşibendi tarikatının güncel misyonunu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın aldığını ifade ederek, “AKP’nin Alevi açılımı diye Alevi daire başkanlığı oluşturması 1500’lü yıllarda Hacı Bektaş dergahına Kalender Çelebiyi görevden alarak Nakşibendi şeyhinin sersem Ali babayı atamasından daha tehlikeli bir durum. O zaman Nakşibendi Şeyhi dergâhı asimile etmek için atanmıştı. Şimdi de bu yapılan 2 Alevi asimilasyondur. Neden diye düşündüğümüzde var olan diyanetle bizleri asimile edemediler, çünkü düşüncesi sistemi uymuyordu. Ama AKP’nin kurduğu daire başkanlığının onlardan bir fark olmayacak. Atanan Alevi olsa bile bizlerce ve kurumlarımızca düşkün sayılacaktı, onun sözü de bizim için hiçbir kıymeti yoktu. O yüzden bugünkü yapılan bu projede sadece Alevi Bektaşi düşüncesini asimile etmekten başka bir şey değil” diye konuştu.

    “DİYANETİN İMAMI GİBİ KULLANILAMAYIZ”

    “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Alevi toplumunun başında Diyanet görevi göreceğini sözlerine ekleyen Demir şöyle devam etti:

    “Yıllardır Sünnileştiremediler. İran bir dönem müdahil oldu siz Sünnileştiremiyorsanız biz Şiileştirelim politikasıyla yürüdüler, bu da tutmadı. Zaman zuhur etti şimdi bu şekilde bir yöntem izliyorlar. Alevi Daire Başkanlığı kurarak dedelere maaş bağlayarak Kültür Bakanlığından yardım ederek yapmaya çalışıyorlar.

    Bizim amacımız diyanetin imamı gibi kullanmak değil, bizim belli bir yolumuz belli bir süreğimiz var. Yol dili ile bizi bize bırakmadıkları sürece bu asimilasyona sonuna kadar karşıyız. Bu seçimlerde bütün demokratik kitle örgütleri seçimlerde güç birliği yaparak bu düzeni değiştirmemiz gerekiyor. Bu düzen değişiklikten sonra da ilk yapılacak işlerden biri de bu daire başkanlığı kapanması için özellikle Meclis’e gidecek olan Alevi milletvekillerine temennimizdir. Seçimlerden sonra kurulacak olan mecliste bu önergeyi vererek buranın iptal edilmesini istiyoruz. Alevi yolunu kültürünü Aleviler olarak bizlerin yürütmesi gerektiğine inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Zakir Süleyman Demir: ‘Cami-Cemevi’ projesinden ‘Hoca-Dede’ projesine geçtiler -VİDEO

    Zakir Süleyman Demir: ‘Cami-Cemevi’ projesinden ‘Hoca-Dede’ projesine geçtiler -VİDEO

    PİRHA- AKP iktidarının, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlama planına ilişkin konuşan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eş Başkanı ve yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, dedelerin Kültür Bakanlığı’ndan maaş almasının asimilasyonu derinleştirenceğine dikkat çekerek, “Cami cemevi projesinden, hoca dede baba ana projesine geçiştir” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına ve tasarının yasalaştırılmak istenmesine tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi. Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek. İsteyen dedelere ise kadro verilerek, maaş bağlanacak, dedeler memur statüsünde olacak. Bu uygulamaya Aleviler sert tepki gösteriyor.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eş Başkanı yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir de, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şah Kulu Dergahı’nı ziyaretine ve cemevlerine dair Meclis’e getirilen yasa tasarısına ilişkin konuştu.

    “ŞAH KULU DERGAHI’NI ZİYARETLE AÇILIMA BAŞLANMASIYLA BİR MESAJ MI VERİLİYOR?”

    AKP’nin Alevi açılımına Şah Kulu Dergahı’ndan başlamasına tarihsel açıdan bakmak gerektiğini kaydeden Demir, “Anadolu’da Babai ayaklanmalarından başlayarak 1511’de Şah Kulu isyanı, Şah Kulu’nun Osmanlı’ya karşı ayaklanması ve Osmanlının Şah Kulu karşısında yenilgi yaşamasından dolayı Cumhurbaşkanının Alevi açılımına Şah Kulu’ndan başlaması acaba bir mesaj mı veriyor? ” diye sordu.

    “CAMİ-CEMEVİ PROJESİNDEN HOCA-DEDE PROJESİNE GEÇİLDİ”

    Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlamasının ‘böl, parçala, yönet’ politikasına hizmet ettiğini vurgulayan Demir, sözlerine şöyle devam etti:

    “Burada ne yapacak elektrik, su parası, binanın tadilatı, eşya, dolap ve dedeye maaş verecek. Dedeler Kültür Bakanlığı’na bağlı daireye isim kayıt ettirir, oradan maaş alır sonra geri döner kurumlarımızda cem yaparsa bu asimilasyona ön vermedir. Yani bu cami cemevi projesinden, hoca dede baba ana projesine geçiştir. Maaş verdiği dedelere şunları oku, söyle diye de emir verecek. Şunu bilelim ki bizim için her yer cemevidir. Cem yapmak için  cemevi olmasına da gerek yok. Bunu öyle bilerek, yolumuzdan taviz vermeden devam etmeliyiz.”

    “MAAŞ ALAN DEDELER DEŞİFRE EDİLMELİ”

    “Şimdi bugün biz Hınzır Paşa gibi sarayın yanında mı yer alacağız, yoksa Pir Sultan gibi yolumuza sahip çıkarak darağacına mı gideceğiz? diye soran Demir, “Bunu Kültür Bakanlığı’na bağlanacak, kayıt olacak dedelerimiz veya kurumlarımız düşünmeli. Eğer bu yönetim genel merkezlerimizi, dergahlarımızı, vakıflarımızı tanımıyorsa sarayın kurumu olan kurumları ve dedeleri yolumuzca düşkün sayarız. Dedeyi halk düşkün sayar. Aleviler olarak bizim taleplerimiz belli. Taleplerimizi karşılamayıp da sizi Kültür Bakanlığına bağlayacağız demeleri asimilasyondan ibarettir. Kültür Bakanlığına bağlanıp, kayıt olup maaş alan  dedeleri kurumlarımız deşifre etmeli” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Zakir Süleyman Demir: Dedeler ve zakirler yolun taşıyıcıları, kendilerini bilgiyle donatmalılar -VİDEO

    Zakir Süleyman Demir: Dedeler ve zakirler yolun taşıyıcıları, kendilerini bilgiyle donatmalılar -VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yol yürütücülüğü ve aynı zamanda 25 yıldır zakirlik yapan Süleyman Demir, saza, Alevi inancına, deyişlere olan sevgisini anlattı. Zakirlerin ve dedelerin kendilerini bilgiyle donatmaları, deyişlerin anlamını bilerek seslendirmeleri gerektiğini vurguladı. Demir ekledi: Sadece Muhammed’in hayatı, Ehlibeyt, Muaviye ve Ali, Hüseyin, Yezit çatışmasıyla cemler başlayıp, bitiyor. Dört kapı kırk makam aşamasındaki öğretinin öğretilmesi gerekiyor.

    Antalya’da  Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği‘nde yol yürütücülüğü ve aynı zamanda 25 yıldır da zakirlik yapan Süleyman Demir, saza olan ilgisini, zakirliğe başlama sürecini ve Aleviliğe dair düşüncelerini PİRHA‘ya anlattı.

    Çorum’un Alaca ilçesi Karkın köyünde 1968 yılında doğan Süleyman Demir, ilkokulu köyde okuduğunu kaydetti. “Aşık Veysel gibi çiçek hastalığı geçirdiğinden dolayı babamın iki gözü de görmezdi ama keman çalardı” diyen Demir, o dönem köylerine Sivas’tan dedelerin geldiğini ve babasını muhabbet cemlerine götürdüğünü söyledi. Babasıyla birlikte cemlere gittiğini belirten Demir, o süreci “Bir köşede oturur izlerdim. O zamanlar 8-9 yaşlarındaydım ama yavaş yavaş Alevi yoluna doğru ilk adımlarımı atmaya başlandığım yıllardı” şeklinde ifade etti.

    Bir ocağa mensup olmadıklarını belirten Demir, “Babam keman çaldığından dolayı kendi bölgemizde yapılan cemlerde aşıklık, zakirlik yapmış. Kendi eserlerini de yazıp söylemiş ama kardeşinin ölümünden sonra yazmayı da söylemeyi de bırakmış. Babamın keman çaldığını ve bu hizmeti yürüttüğünü hayal meyal hatırlıyorum” dedi.

    Saza olan merakını anlatan Demir, “Saza çocukluğumda aşırı bir ilgim vardı. Babamın gözleri görmediği için garibanlık ve köy hayatının içinde bir türlü sazla tanışamadım. Ama sazı gördükçe içim gidiyordu. Çocukluğumda cemlere babamı götürdüğümde sazı gördükçe ve muhabbetlerde çalınan sazların tınısı adeta beni alır götürürdü. Antalya’ya geldikten sonra İlyas Şimşek isminde saz ustası bir canla tanıştım. Sivas Divriği’den gelmişti. İlk karşılaştığımda onun sırtında saz vardı. İlyas kardeşimin sayesinde gittik beraber bir saz aldık ve onunla birlikte saza başlamış oldum. Henüz 17 yaşındaydım” diye konuştu.

    10 kardeş olduklarını söyleyen Süleyman Demir, ailede başka saz çalan olmadığını, babasından sonra kendisinin çaldığını ifade ederek, şöyle devam etti:

    “Ailede sazı herkes severdi ama sadece aşk bize gelmiş herhalde. Babamla birlikte gittiğimiz cemlerde aşıkları izlerken aşıklık, zakirlik yapma hevesi çocukluğumda vardı. Küçük yaşlarda hep zakir olmayı istemiştim. Hüseyin adında köyümüzde aşıklık yapan bir canımız vardı. Hep onu kendime örnek almıştım. Onu gördükçe onun gibi olup, onun gibi saz çalıp hizmetleri yürütmek, Pir Sultan’ın, Şah Hatayi’nin deyişlerini, Virani’nin, 7 ulu ozanın, aşıkların, sadıkların dili olmak hep kafama yer etmiş. Zaman geçtikçe o söylenen sözleri çalarak, söyleyerek taşıyıcı olmayı düşündüm. Antalya’da Hacı Bektaş Derneği açılmıştı. 1993 yılında semah ekibine girdim. Sonra cemlerde semah eğitmenliği ve semahlarda saz çalmaya başladım. Tabi bu beni aşıklığa ve zakirliğe doğru götürdü.”

    “KÖY CEMİNDE ZAKİRLİK DAHA HİSSİYATLI”

    25 yıldır zakirlik hizmetini yürüttüğünü belirten Demir, “Bugün tabi Antalya’daki cemlerde o duyguyu alamıyoruz. Niye derseniz? 500-1000 kişiyle yapılan salon cemleri oradaki hissiyatı vermiyor. Kendi köyünde köy cemine girip Pir Sultan’ın bir deyişini söylediğiniz zaman o deyişler ve o duyguyu karşıya yansıtmak insana aşırı bir duygu hissiyatı veriyor. Köyde yapılan cemde dede sazı çalıp söyleyemiyorsa hizmet eksik kalıyordu. O yüzden dedeler mecbur kalıp köy yerinde saz çalmayı öğreniyordu. Ama metropole gelince geçim sıkıntısından biraz da yoldan uzaklaşmadan dolayı bugün dedelik daha pratik hale geldi.

    “KÖYDEKİ DEDELERLE METROPOLLERDEKİ DEDELER FARKLI”

    Metropollerde 8-10 tane ana gülbengleri, duaları öğrenmek, ‘ben şu soydanım, bu ocaktanım’ dedin mi yetiyor. Dernekler hiç sorgusuz sualsiz, hangi ocaktan olduğunu bilmeden araştırmadan sorgulamadan posta oturtuyor. 3-5 gülbengle dedelik yapılıyor. Bu nedenle Anadolu’da köylerimizdeki dedelerle metropoldeki yetişen dedeler arasında çok büyük fark var. Metropollerde dedelik çok kolay. Üç beş tane gülbeng ve duayı bildin mi bir de, ocakzadeyim dedin mi bitti. Böyle olunca yol eksik kalıyor. Gençler gerekli bilgiyi dededen alamayınca gençlerimiz derneklerden de yoldan da soğuyup gelmiyor” diye konuştu.

    Zakir Süleyman Demir, “Dede sadece sazla değil bir de tarihsel bilgi ile donanması gerekiyor” diyerek şunları kaydetti:

    “Saz çalmak yeterli değil. Yol kurucusu hünkarın bir sözü vardır, ne diyor? ‘Benim belimden düşen değil, yolundan gelen evladım.’ Yolundan gelen evlat olduğuna göre burada halk önemli. Halk insanları tanıyor, hizmetleri görüyor. Halk “eyvallah” dedikten sonra cemleri yürüten sadece hoca olması şart değil. Yoldan gelip eğitimini ve icazetini almış yol hizmetkarı babaların çoğu bu işi yapar. ‘Ben şu ocaktanım; ben bu ocaktanım’ diyen dedelere sorduğun zaman elinde herhangi bir ocağa bağlı olduğuna dair bir şecere, bir kanıt gösteremiyor. Kısacası yoldan gelen de babalık, dedelik görevi yapabilir.”

    “BİR ZAKİR KENDİSİNİ BİLGİYLE DONATMALI”

    Süleyman Demir, bir zakirde bulunması gereken özellikleri de belirterek, şu tavsiyelerde bulundu:

    “Bir zakir ilk önce tarihsel bilgilerle kendisini donatması gerekir. Mesela hep Kerbela’ya ağlarız. Hep onu örnek olarak veririz. Kerbela aslında ezilmişliğin simgesi ama bir Şahkulu ayaklanması var. O bir Kerbela, Kalender Çelebi’nin Osmanlı’ya karşı ayaklanması veya başkaldırısı var. Bu bir Kerbela. Babai ayaklanmaları var. Bu bir Kerbela. Yani Kerbela’da 72 kişi şehit edilmiş ama buralarda binlerce kişi şehit edilmiş. Dergahlara, babalara dedelere baskıları, zulümleri, Alevi köylerine cami yapılmalarını bilmeden, öğrenmeden veya aşıkların, sadıkların deyişlerini bilmeden olmaz. ‘Daha Allah cihanda yok iken biz onu var edip ilan eyledik. Hakk’a layık hiçbir mekânı yok iken aldık hanemize mihman eyledik’ diyor ama bunun manasını anlamıyor veya bilmiyorsa olmaz. Sadece güzel saz çalmak, güzel türkü söylemek değil; bu dörtlükleri söyledikten sonra, sözlerin açılımını yaparak yoldaki birliği beraberliği Alevi yolundaki ilmi, bilimi öğrenmeleri gerekiyor.

    “DEDELER VE ZAKİRLER YOLUN TAŞIYICILARIDIR”

    Sadece bağlama çalmayla olmuyor. Bütün gülbengleri öğrensinler. Zakirler dedenin olmadığı yerde yol eksik kalmasın diye yeri geldiğinde o hizmeti de yürütebilmeliler. Yani dedeler ve aşıklar yolun taşıyıcılarıdır. Zakir olmadan bu yol taşınamaz. O yüzden yol taşıyıcısı olduğunu bilmeleri gerekiyor. Deyişi ve nefesleri türkü gibi söylemesinler. Bu deyişlerin manalarını bilerek ve söyleyerek gelirlerse çok iyi olacaklarına eminim.”

    “GENÇLER DEDELERDEN YETERLİ BİLGİYİ ALAMIYOR”

    Yıllardır Abdal Musa Derneği olarak Antalya’da hizmet vermeye çalıştıklarını vurgulayan Zakir Süleyman Demir, “Daha önce Hacı Bektaş Derneği olarak hizmet verdik. Şu anda Abdal Musa Derneği olarak perşembeliklerimizi (cemlerimizi) yapıp, gençlerimizi gülbenglerle ve cem erkanlarında yapılması gereken ritüellerle yetiştiriyoruz. Antalya’da yapılan cemlerde hizmet yürütmeye çalışıyoruz” dedi.

    Demir şunları ekledi:

    “Yıllardır gerek bir zakir olarak, gerekse de Hacı Bektaş Veli Dergahından icazet ve babalık görevini alıp bir hizmet yolu yürütücüsü olarak cemlerde yapılan eksiklikleri bildirmek isterim. Sadece Muhammed’in hayatı, Ehlibeyt’in hayatı, Muaviye ve Hz. Ali, Hz. Hüseyin Yezit çatışmasıyla cemler başlayıp, bitiyor. Bu, gençlerimizin bilinçlenmesinde yeterli olmuyor. Günümüzün gençleri hepsi üniversiteyi okumuş, teknoloji kullanarak her istediği bilgiye erişebiliyor. Ama gençlerimiz dedelerden yeterli bilgiyi alamıyor. Yapılan cemlerde sadece Ehlibeyt’in, Muhammed’in hayatını anlatmakla olmuyor. Dört kapı kırk makam aşamasındaki öğretinin öğretilmesi gerekiyor. Onun için cemlere gençler ve eğitimli insanlar gelmiyor, cemlerden uzaklaşıyor. Bunun sebebi dedelerimizin çağa göre kendilerini yetiştirmemeleridir. Hünkar, ‘Çocuklarınızı bulunduğunuz çağa göre yetiştirin’ diyor. Bu çağa göre dedeler kendilerini yetiştirmedikleri sürece büyük bir hızla devam eden asimilasyondan kurtulamayız. Devlet bizleri asimile etmek için derslere Kuranı kerimi, Muhammed’in hayatını, Osmanlıcayı koydu. Şu anda da 4-6 yaşında çocuklar için okuma yazma öğrenmeden kuran kursu konulmak isteniyor.

    Yapılan cemlerde varoluşa inanan bir Alevi öğretisi, kâinatın varlığının birliğine “gerçeğe hü” diyorsa varlığın birliği Hakk dediğimiz, Allah dediğimiz, Rab, Capar dediğimiz varlığın birliği bizim özümüzse, bunları bilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Gençler o yüzden cemevlerinden ve yoldan soğumaya başlıyor, gelmiyor. Gelmeme sebebinin, dedelerin yola göre kendilerini yetiştirmemeleri ve bu konuda eksik kalmalarıdır.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA