Etiket: zara

  • Sivas Zara’da Yol’da Birlik Cemi etkinliği düzenlendi-VİDEO

    Sivas Zara’da Yol’da Birlik Cemi etkinliği düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- Sivas Zara ilçesine bağlı Yeşildere Köyü’nde bulunan Derviş Cemal Ocağı’nda Yol’da Birlik Cemi etkinliği düzenlendi.

    Lokmaların paylaşıldığı, deyişlerin ve nefeslerin okunduğu, semahların dönüldüğü etkinlikte yapılan konuşmalarda kültürün, inancın önemine vurgu yapılarak, birlik ve barış mesajı verildi.

    Sanatçılar Ali Sizer, Kutsal Evcimen ve Cihan Çelik Kürtçe ve Türkçe deyiş ve nefesler seslendirdi.

    PİRHA/SİVAS

  • Zara Dipsizgöl’de heyelan meydana geldi!-VİDEO

    Zara Dipsizgöl’de heyelan meydana geldi!-VİDEO

    PİRHA- Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl Köyü’nde heyelan meydana geldi. Yapılmak istenen maden projesi alanında meydana gelen heyelan yurttaşları tedirgin etti. 

    Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl Köyü’nde BARİT Maden Türk A.Ş. tarafından yapılmak istenen selestin (stronsiyum tuzu) madeni projesinin olduğu bölgede heyelan meydana geldi.

    Maden Projesi için verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararına karşı köylüler ve ekolojistler heyelan tehlikesini sık sık dile getirmiş ancak yetkililer tarafından bu uyarılar dikkate alınmamıştı.

    İLGİLİ RAPOR: file:///C:/Users/Cantv/Downloads/dipsizgo%CC%88l_bilirkis%CC%A7i_raporu_heyelan.pdf

    PİRHA/ZARA

  • Zara Dipsizgöl’deki maden projesi meclis gündeminde

    Zara Dipsizgöl’deki maden projesi meclis gündeminde

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl Köyü’nde yapılmak istenen stronsiyum tuzu ocağının çevreye ve su kaynaklarına vereceği zararları Meclis gündemine taşıdı. Fırat, “ÇED Gerekli Değildir” kararına tepki göstererek proje hakkında yeniden inceleme ve durdurma süreci başlatılıp başlatılmayacağını sordu.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl Köyü’nde yapılmak istenen stronsiyum tuzu ocağı projesinin çevreye vereceği zararları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Fırat, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlanması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.

    “ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR” KARARI TARTIŞMA YARATTI

    Sivas’ın Zara ilçesi Dipsizgöl Köyü mevkiinde, Barit Maden Türk A.Ş. tarafından yıllık 280 bin ton kapasiteli ve patlatmasız açık işletme yöntemiyle işletilmesi planlanan stronsiyum tuzu ocağı projesi için 6 Mart 2025 tarihinde “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmişti.

    Köy muhtarlığı ve bölge halkı ise maden sahasının yerleşim alanlarına, su kaynaklarına ve tarım arazilerine çok yakın olduğunu belirterek projeye tepki gösterdi. Bölge halkı, temel geçim kaynaklarının tarım, hayvancılık ve arıcılık olduğunu vurgulayarak, proje alanında endemik türler ile nesli tehlike altındaki canlıların bulunduğunu ifade etti.

    KÖYÜN TEK SU KAYNAĞI RİSK ALTINDA

    Önergede, köyün tek su kaynağının proje sahası içerisinde bulunduğu ve zarar görmesi halinde yaşamın sürdürülemez hale geleceği belirtildi. Ayrıca bölgede doğal sit alanı bulunduğu, proje tanıtım dosyasının gerçeğe uygun hazırlanmadığı iddialarına yer verildi.

    Bu gerekçelerle köy sakinleri tarafından Sivas İdare Mahkemesi’nde dava açılarak “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması talep edildi.

    MAHKEME DAVAYI REDDETTİ

    Sivas İdare Mahkemesi’nin 3 Nisan 2026 tarihli kararıyla davanın reddedildiği belirtilen önergede, davacıların kararı temyize taşıdığı ifade edildi. Temyiz başvurusunda bilirkişi raporlarının çelişkili ve eksik incelemeye dayandığı, akarsu, göl, heyelan alanı, mera kullanımı ile arıcılık ve hayvancılık faaliyetlerinin yeterince değerlendirilmediği kaydedildi.

    Ayrıca pasa alanına ilişkin teknik incelemelerin yapılmadığı ve proje tanıtım dosyasında yaşamsal öneme sahip su kaynaklarının gösterilmediği vurgulandı.

    BAKANLIĞA 6 KRİTİK SORU

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Bakan Murat Kurum’a şu soruları yöneltti:

    -Su kaynakları, göller, heyelan riski, mera ve yayla kullanımı ile arıcılık ve hayvancılık faaliyetlerinin neden kapsamlı biçimde incelenmediği,

    -Daimi akarsuyun proje tanıtım dosyasında yer almamasının neden göz ardı edildiği,

    -Heyelan ve içme suyu riski taşıyan pasa alanı için neden ayrı teknik değerlendirme yapılmadığı,

    -Toz bastırma amacıyla kullanılacak suyun hangi kaynaktan sağlanacağının neden açıklanmadığı,

    -Proje alanının gerçekte olduğundan küçük gösterilip gösterilmediğinin neden araştırılmadığı,

    -Deprem ve heyelan riski bulunan bölgenin neden madencilik faaliyetlerine açıldığı.

    “PROJE DURDURULACAK MI?”

    Önergede son olarak, Anayasa’da güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkı hatırlatılarak, telafisi imkansız çevresel zararlar doğurma riski taşıyan proje hakkında yeniden inceleme, denetim ve iptal süreçlerinin başlatılıp başlatılmayacağı ile projenin durdurulup durdurulmayacağı soruldu.

    HABER MERKEZİ

     

  • Sivas İdare Mahkemesi, ‘ÇED gerekli değildir’ kararını iptal etti!

    Sivas İdare Mahkemesi, ‘ÇED gerekli değildir’ kararını iptal etti!

    PİRHA- Sivas İdare Mahkemesi, Bolucan Köyü yakınlarında bulunan kömür ocağı için verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararını iptal etti. 

    Sivas Zara Bolucan ve Söğütözü köyleri Yanık mevkiinde ortak yerleşim yerleri içerisinde yer alan Kömür Ocağı Projesi’nde “ÇED Gerekli Değildir” kararı mahkemeye taşındı.

    Sivas İdare Mahkemesi, Sivas’ın Zara ilçesi Bolucan ve Söğütözü köyleri Yanık mevkiinde HEMGRUP Madencilik İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından planlanan RN: 200801843 (ER: 3168164) Nolu Kömür Ocağı (Açık İşletme) Kapasite Artışı ile Açık İşletme ve Yeraltı İşletmesi Üretim Yöntemi Değişikliği (patlatmalı) projesi için Sivas Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 20.08.2024 tarih ve E-202426 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararını oybirliğiyle iptal etti.

    Mahkeme, projenin mevcut haliyle Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nin Ek-1 listesinde yer alan “ÇED uygulanacak projeler” kapsamında değerlendirilmesi ve ÇED raporu hazırlanması gerektiğine karar verdi. Karar, bilirkişi heyetinin yerinde tespitlerine dayandırıldı.

    Yurttaşlar, mahkemenin oybirliğiyle verdiği kararı olumlu karşılarken, mahkemenin anayasal çevre hakkı ve çevrenin korunması ilkelerine açıkça vurgu yaptığını belirtti.

    PİRHA/SİVAS

  • Sivas Kösedağ’da yapılmak istenen pomza maden ocağına tepki-VİDEO

    Sivas Kösedağ’da yapılmak istenen pomza maden ocağına tepki-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ın Zara ilçesinde bulunan Köse Dağı’nda yapılmak istenen pomza maden ocağına tepki gösterilerek açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada, “Pomza maden ocağı işletmelerinin Kösedağ eteklerinde yaratacağı zararların bilincinde olup “dur” demek zorundayız. Kösedağ yaşamdır, yaşamımızı savunmak zorundayız” denildi.

    Sivas’ın Zara ilçesinde bulunan Köse Dağı’nda yapılmak istenen pomza maden ocağına karşı Kösedağ Çevre Komitesi öncülüğünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, ‘Doğama dokunma, yok olmasına izin verme’ pankartı açıldı.

    “POMZA KUM OCAĞINA DUR DEMEK ZORUNDAYIZ”

    Yapılan açıklamada, “Pomza maden ocağı işletmelerinin Kösedağ eteklerinde yaratacağı zararların bilincinde olup “dur” demek zorundayız. Köylüler, muhtarlıklar öncülüğünde ortaklaşa bu karardan vaz geçilmesi için hukuki itirazlarını yaptılar. Ancak daha da önemlisi toplumsal duyarlılık. Madencilik doğaya ve canlı varlıklara en fazla zarar veren etkinliklerinden biridir” denildi.

    “YAŞAMIMIZI SAVUNMAK ZORUNDAYIZ”

    Kösedağ’ın birçok köyün ve binlerce insanın içme, sulama suyunu sağladığı vurgulanam açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Maden işletme projesi hayata geçirilirse ne köylüler temiz su kullanabilir ne de Tokat, Amasya ve Samsun üzerinde Karadeniz’e akan Yeşilırmak temiz tutulabilir. Gözenekli pomza tozu derelere karışırsa hem depolarımız bulanacak hem tarlalarımız tuzlanacaktır.

    Çıkacak toz, bitkisel toprağı kaplayacak, tarım veriminin düşmesi ve hayvanlarımızın mera alanları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Dünyada sadece Kösedağ’da yetiştiği bilinen bazı endemik bitki türü yok olacak, ekosisteme telafisi olmayan zararlar verilecektir.

    Projenin bütün çevre faktörlerine olan etkileri belirlenecek, değerlendirilecek, alınması gerekli önlemler ile bu önlemlerin etkinliği araştırılacak ve karar organlarına çevre sorunları açısından en doğru yol gösterilecektir. Eğer etkiyi azaltma imkânsız ise o bölgedeki madencilikten vazgeçilmesi gerekecektir. Kösedağ yaşamdır, yaşamımızı savunmak zorundayız.”

    PİRHA/SİVAS

  • Milletvekili Fırat, Zara’daki maden faciasına dair ‘sorumlular hakkında işlem başlatılacak mı?’ diye sordu!

    Milletvekili Fırat, Zara’daki maden faciasına dair ‘sorumlular hakkında işlem başlatılacak mı?’ diye sordu!

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, 26 Mayıs’ta Sivas’ta yaşanan maden faciasına dair Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a soru yöneltti. DEM Partili Fırat, “Bu devasa Maden Ocağında en son ne zaman denetim yapılmıştır? Denetim yapılmamışsa, bunun sorumluları hakkında herhangi bir işlem başlatılacak mıdır?” diye sordu.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Zara ilçesine bağlı Bolucan ve Söğütözü Köyleri bölgesindeki maden faciasının detaylarına işaret etti. Konuya dair soru önerge hazırlayıp Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunan Fırat, söz konusu maden ocağının, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinde ciddi eksiklikler ve usulsüzlükler olduğunu belirtti.

    “KAÇAK MADEN OCAĞINA GÖZ YUMULDU!”

    Celal Fırat, patlama sonucu bir yabancı işçinin hayatını kaybettiği, iki yabancı işçinin ise ağır yaralandığını belirterek şu açıklamada bulundu:

    “Yerel halkın yıllardır madenin çevreye ve hayvancılığa verdiği zarara karşı çıkmasına rağmen, faaliyetlerin devam ettiği; proje sınırlarının dışına çıkılarak kaçak üretim yapıldığı ve madenin kapalı gözükmesine rağmen üretimin sürdüğü yönündeki iddialar, ciddi bir kamu denetimi zaafına işaret etmektedir.

    Olayın ardından Sivas Valiliği tarafından yapılan açıklamada, söz konusu alanın ‘resmi olarak faaliyette olmayan’ bir maden sahası olduğu ifade edilmiş ancak kamuoyuna yansıyan belgeler ve tanık beyanları bunun böyle olmadığını göstermektedir. Söz konusu kaçak maden ocağına, kamu güvenliği ve çevre sağlığı açısından son derece tehlikeli olmasına rağmen göz yumulduğu, İran’dan gelen yabancı işçilerin izinsiz ve denetimsiz çalıştırıldığı, bunun sonucunda da böyle bir faciaya sebebiyet verildiği anlaşılmaktadır.”

    “BU MADEN OCAĞINDA EN SON NE ZAMAN DENETİM YAPILMIŞTIR?”

    DEM Partili Celal Fırat, yaşananlar ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un cevaplandırması talebiyle soru önergesi yöneltti. Milletvekili Fırat, Bakan Kurum’dan şu soruların cevabını talep etti:

    “Sivas/Zara ilçesinde patlama nedeniyle ölüm ve yaralıların yaşandığı yabancı işçilerle kaçak işletilen HEM Madencilik şirketine ait kömür ocağı için bugüne kadar hangi tarihlerde ‘ÇED Gereklidir veya ÇED Gerekli Değildir’ raporları verilmiştir? ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı verilmiş ise bunun hangi gerekçelerle verildiği kamuoyuna açıklanacak mıdır?

    Milyonlarca ton kömür rezervine sahip, termik santrallere yakıt tedarik eden bu devasa maden ocağında en son ne zaman denetim yapılmıştır? Denetim yapılmamışsa, bunun sorumluları hakkında herhangi bir işlem başlatılacak mıdır?

    Proje dosyasında ‘Van ili, Erciş ilçesi’ gibi başka bir ile ait bilgilerin yer almasına rağmen, dosyanın kabul edilmesinin ve ÇED sürecinin ilerletilmesinin sorumluları hakkında işlem yapılacak mıdır?

    Kazanın yaşandığı tarihte madenin resmî durumu nedir? Faaliyet izni askıya alınmış bir ocağın çalışmasına kim ya da hangi kurum göz yummuştur?

    Kaçak işçi çalıştırıldığı, dinamitli üretim yapıldığı ve hayvan ölümlerine sebep olan kimyasallar kullanıldığı iddiaları hakkında herhangi bir adli ya da idari soruşturma başlatılmış mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Zara’da kömür madeni faciası yaşandı, köylülerin telefonları toplatıldı!

    Zara’da kömür madeni faciası yaşandı, köylülerin telefonları toplatıldı!

    PİRHA – Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Bolucan ve Söğütözü köyü sınırları içerisindeki kömür madeninde patlama yaşandı. Yerel kaynaklar, çok sayıda ölü ve yaralı olduğu bilgisini paylaştı.

    Zara ilçesine bağlı Bolucan ve Söğütözü köyleri sınırları içerisindeki bir kömür madeninde şiddetli patlama yaşandı.

    Patlamanın, maden açmak için kullanılan dinamitlerden kaynaklı olduğu bilgisi verildi. Yerel kaynakların aktardığı bilgilere göre bir işçi yaşamını yitirdi, iki işçi ise ağır yaralandı. Madende çalıştırılan işçiler arasında kaçak çalıştırılan yabancı uyruklu işçilerin olduğu da ifade ediliyor.

    Yerel kaynaklar, görüntü kaydedilmemesi için köylülerin telefonlarının toplatıldığı bilgisini paylaşırken Sivas Valiliği ise olaya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Patlamanın 15:55 sularında yaşandığını belirten valilik açıklamasında şu cümlelere yer verildi:

    “İlk belirlemelere göre, resmi olarak faaliyette olmayan bir kömür ocağına ait açık işletme sahasında nedeni henüz belli olmayan bir patlama meydana geldiği, patlama sonucu yabancı uyruklu 1 şahsın vefat ettiği, 2 yabancı uyruklu şahsın da yaralandığı anlaşılmıştır. Yaralılar tedavi edilmek üzere Sivas il merkezinde bulunan hastanelere sevk edilmiştir. Yangın kontrol altına alınarak tamamen söndürülmüştür. Olay yerine ulaşan ekipler gerekli güvenlik tedbirlerini almış ve bölgede soğutma çalışmaları tamamlanmıştır. Söz konusu olayla ilgili gerekli inceleme ve soruşturma başlatılmıştır.”

    “BU BİR İŞ CİNAYETİDİR!”

    Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, patlamanın HemGrup A.Ş’ye ait kömür madeni ocağında usulsüz genişleme çalışmaları sırasında kaçak dinamit patlatılması sebebiyle yaşandığını belirtti.

    Madenin gayri resmi işletildiğini açıklayan sendika, “Şirkette sadece 2 işçi çalışıyormuş gibi bildirim yapılarak çoğu yabancı olan işçilerin kaçak çalıştırıldığını ve yapılan şikayetlerin yetkililerce sonuçsuz bırakıldığını öğrendik. Bu bir iş cinayetidir” notunu paylaştı.

    PİRHA/SİVAS

  • Sivas’ta maden şirketinin yapay göleti onlarca köyü tehdit ediyor-VİDEO

    Sivas’ta maden şirketinin yapay göleti onlarca köyü tehdit ediyor-VİDEO

    PİRHA-Sivas Karabel bölgesinde CK Gold Maden Şirketi tarafından çıkarılan krom madeninin yıkanması amacıyla yapılan yapay göletin her an patlayabileceği riski taşıdığı için köylüler endişe içinde. Maden şirketinin yaptığı yapay gölet herhangi bir deprem veya bir sel tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı için dere kenarında bulunan bazı köyleri suyun altında bırakabileceği belirtildi. Büyük Köyü Muhtarı Mehmet Canpolat, göletle ilgili olarak “Su tahliye edilecekti ama olmadı. Senelerdir canlı bomba gibi bekliyor” dedi.  

     

    Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Büyük köyü, Beypınar köyü ile birlikte 15’e yakın köyün yer aldığı Karabel bölgesinde CK Golda Maden Şirketi, krom madenini ayrıştırmak için yapay gölet yaptı. Bu göletin, herhangi bir deprem veya sel durumunda köyleri su altında bırakabileceği belirtiliyor.

    Büyük Köyü Muhtarı Mehmet Canpolat, 7-8 senedir açılan göletin ‘canlı bomba’ olarak durduğunu, herhangi bir patlama gerçekleştiği zaman çevrede bulunan birçok köyün sular altında kalacağını ifade etti.

    Gölette uzun zamandır bir çalışma yapılmadığı, olduğu şekilde terk edildiği belirtilirken, şirket yöneticilerinin konuyla ilgili hiçbir çalışma yapmadıkları da köylüler tarafından ifade edildi.

    “SU TAHLİYE EDİLMEDİ, SENELERDİR CANLI BOMBA GİBİ BEKLİYOR”

    Daha önce bilirkişi raporuna göre suyun tahliye edilmesi için karar çıktığı halde herhangi bir sürecin başlamadığını söyleyen Mehmet Canpolat, maden firmasıyla ilgili olarak, “Kaç kez söylememize rağmen ‘boşaltacağız, eski haline getireceğiz’ dedikleri halde hiçbir çalışma yapılmadı. Su kısım kısım tahliye edilecekti ama olmadı. Buralar senelerden beridir bir bomba gibi bekliyor” diye konuştu.

    “MADENLER YASAL ÇERÇEVE İÇERİSİNDE İŞLETİLMELİ”

    Karabel Dernekleri Federasyonu Yardımcısı Şükrü Keklik de, yapay göletin olabilecek zararlarıyla ilgili konuşarak, valilik ve bilirkişi heyetinin raporundan çıkan sonuca göre suyun boşaltılacağını söyledi.

    Yetkililerin sorunla ilgilenmesi gerektiğini söyleyen Keklik, şunları kaydetti:

    “Biz madenlere karşı değiliz. Madenler yasal çerçeve içeresinde işletildiği sürece çalıştırılmasında bir mahsur yok. Bir yıl önce buraya vali ve bilirkişiler gelerek buranın (yapay göletin) boşaltılmasını istediği halde konuyla ilgili herhangi bir yetkili kişi müdahale etmedi. Dolayısıyla bu şirketlerin burada ÇED raporu almaları bizim için bir soru işareti. Bizler kendi doğup büyüdüğümüz yerde yaşamak istiyoruz. Buradan sivil toplum örgütlerine sesleniyoruz. Özellikle Sivas Konfederasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Metin Yarım’ın buraya gelmesini, buradaki insanların sorunlarını, neler düşündüklerini görmesini istiyoruz.”

    Kamber YILDIZ-Hüseyin KELLECİ/ZARA-SİVAS

  • Zara’da maden ocağına tepki: Şirketler para kazanacak diye göçe zorlanıyoruz!-VİDEO

    Zara’da maden ocağına tepki: Şirketler para kazanacak diye göçe zorlanıyoruz!-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Karadere diğer adıyla Karabel bölgesinde çıkarılan krom madeninden dolayı içme suları kirlenecek olan Beypınar ve İğdir köylüleri duruma tepki göstererek, içme suyunun ve doğalarının yok edildiğini belirttiler. “Bizim buradan gitmemizi istiyorlar” diyen köylüler, maden çalışmasının durdurulmasını istediler.

    Sivas’a bağlı Zara ilçesinin Beypınar, İğdir (Karabel Yöresi) halkı, köylerine yakın bir mesafede çıkarılan krom madenin içme suyunu tehdit ettiğini belirterek, maden çalışmasının durdurulmasını istedi. Köylüler, Karadere dedikleri alanda yürütülen çalışmalarda kazılardan kaynaklı suyun kesilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

    Aynı bölgede ÇED raporuyla mermerin de çıkarılacağını belirten köylüler, hem doğalarının hem de çıkarılacak olan mermer madeninin içme suyunu kirleteceğini söyledi. Köy halkı doğup büyüdükleri dağlarda atalarının yaşadıklarını ve inançlarını temsil eden türbelerin de olduğunu aktardılar.

    “SU KESİLİRSE KÖYLÜLERİN BURADAN TAŞINIP GİTMESİ LAZIM”

    Karabel bölgesinde bulunan İğdir Köyü Muhtarı Süleyman Sarıtaş, madenlerle ilgili olarak rahatsızlık duyduklarını söyleyerek, “2019’dan beri muhtarım. Suyumuz 20 km’den geliyor, 3 tane köyü besliyor. Bir damla suyumuz, başka içecek suyumuz yok. Eğer bu su kesilirse köylülerin taşınıp gitmesi lazım. Maden sahasında yapılan çalışmalardan dolayı suyumuz kesildi. Arızalardan kaynaklı 15 gün boyunca su eve gelmiyor” şeklinde konuştu.

     “MADENLER DOĞAYA BÜYÜK ZARAR VERİYOR”

    Karabel Federasyonu Başkan Yardımcısı Şükrü Öztürk de, “Bu bölgede madenler büyük tahribatlar oluşturuyor, doğaya büyük zararlar veriyor, doğamızı tahrip ediyor. Bu bölgede yeşilliklerin yok olduğuna tanık oluyoruz, sularımız kirleniyor” dedi.

    “TOPRAKALRIMIZI TERK ETMEK ZORUNDA KALACAĞIZ”

    Madenlerin bulunduğu alanda yer alan Beypınar Köyü Muhtarı Ercan Keklik ise yapılan başvurulara rağmen sonuç alınmadığını dile getirerek şu ifadelerde bulundu:

    “Yakın zamanda dinamitle patlatmalar olacak, buna yönelik başvurularımızı yaptık. Ne yazık ki bir sonuç alamadık. Örgütlü olarak bu işe destek vermemiz lazım. Bir iki köy ile olabilecek bir şey değil bu. Yetkililer bizi ciddiye almıyor. Suyumuz kesildiği zaman topraklarımızı terk etmek zorunda kalacağız. Yöre halkı olarak madenlerden çok rahatsızız. Madenlerden dolayı hayvancılık yapamıyoruz, çünkü doğamızın hepsi tahrip oldu.”

    ÇOCUKLAR HASTA OLMA RİSKİ YAŞIYOR

    Mahmut Akbulut adlı köylü de maden ocağıyla ilgili olarak, “Madenlerden çıkarılan kirli su ırmaklarımızı kirletiyor. Çocuklarımız orada yüzerken hasta oluyorlar. Eskiden biraz su alabiliyorduk, bu madenlerden dolayı su da içemez duruma geldik. Yazın halkımız buraya geldiğinde su problemi yaşıyor. Bütün sivil toplum kuruluşlarından destek bekliyoruz” diye konuştu.

    “ŞİRKETLER PARA KAZANACAK DİYE BİZ GÖÇE ZORLANIYORUZ”

    Maden sahası kurulan yerlerde çocukluğunun geçtiğini, buralarda anılarının olduğunu belirten Süleyman Keklik ise şunları kaydetti:

    “Buralar benim çobanlık yaptığım yer. Buralara baktığımda içim kan ağlıyor. Suyumuz kesilirse her şeyimiz bitiyor. Şirket sahipleri para kazanacaklar diye biz de göçe zorlanıyoruz. Bu anlayışa karşı durup, örgütlenmemiz gerekiyor. Seçim sürecinde buraya gelen siyasi partilerden destek bekliyoruz.”

    Hüseyin KELLECİ-Kamber YILDIZ/SİVAS-ZARA

  • Zara’da kaya tuzu üreticisi Yılmaz: Mineral oranları çok yüksek, tansiyon hastaları tercih ediyor -VİDEO

    Zara’da kaya tuzu üreticisi Yılmaz: Mineral oranları çok yüksek, tansiyon hastaları tercih ediyor -VİDEO

    PİRHA-Sivas’ın Zara ilçesinde doğal tuz üretimi yapan Muharrem Yılmaz, rafine üretilmiş tuzların içerisindeki kimyasallar sebebiyle insan sağlığına olumsuz etkilerini anlattı. Yılmaz, Hargun Tuzlası’nda doğal bir şekilde ürettikleri tuzlarının ise kullanan kişilerde alışkanlık yaptığını söyledi.

     

    Sivas’ın Zara ilçesinde yaşayan Muharrem Yılmaz, Hargun Tuzlası’nda doğal tuz üretimi yapıyor.

    “YÜKSEK MİNERALLİ GERÇEK KAYA TUZU ÜRETİYORUZ”

    Yılmaz, güneş enerjisiyle doğal bir şekilde ürettikleri tuzun gerçek kaya tuzu olduğunu söyleyerek, “Tuzlarımızın mineral oranları çok yüksek. Özellikle tansiyon hastaları, tansiyonunu etkilemediği için tercih ediyor. İçinde kimyasal barındıran rafine tuzlar sağlık bakanlığınca denetlenmeli” dedi.

    Çankırı ve Tuz Gölü gibi bölgelerden çıkarılan tuzların farklı gösterildiğini ve hijyenik koşullardan uzak üretildiğini de sözlerine ekleyen Yılmaz, bu durumun insan sağlığı açısından çok tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini belirtti.

    “DEVLET ÜRETİCİYE SAHİP ÇIKMALI”

    2000 yılından itibaren tuz üretimi yaptıklarını belirten Yılmaz, şunları ifade etti:

    “İnternet aracılığıyla yurdun dört bir yanından sipariş alıyoruz, ancak satışlar üretim maliyetini karşılamıyor. Mevsimlik çalıştığımız için işçi sorunlarımız oluyor. Tuz üreticileri devlet tarafından desteklenmeli. Daha iyi koşullar altında çalışabilmemiz için devlet bizleri ekonomik olarak desteklemeli ve sahip çıkmalı.”

    Özgenur ÇİÇEK/SİVAS

     

  • Zara’da arıcılık yapan tek kadın üretici Naciye Erkan: Sahte bal nedeniyle ürünümüz satılmıyor-VİDEO

    Zara’da arıcılık yapan tek kadın üretici Naciye Erkan: Sahte bal nedeniyle ürünümüz satılmıyor-VİDEO

    PİRHA-20 kovanla arıcılık yapmaya başlayan Naciye Erkan, şu anda 400 kovana ulaşmış durumda. 30 Yıldır arıcılık yapan Erkan, piyasadaki sahte bal üretiminden dolayı bir hayli mağdur. Naciye Erkan, bölgedeki tek kadın bal üreticisi olduğunu da belirterek “Kadınlara örnek olmak, tecrübelerimi aktarmak için eşime ‘İşimi ayrı yapmak istiyorum’ dedim” sözlerini kullandı.

    Sivas’ın Zara ilçesinde 20 kovanla arıcılığa başlayan Naciye Erkan, şu anda 400 kovana ulaşmış durumda. Naciye Erkan, 25 sene boyunca eşiyle birlikte çalıştıktan sonra kendi kovanlarını oluşturma kararı aldı. İşini severek yaptığını belirten Erkan, bal üreticilerine sahip çıkılmadığını da dile getirdi.

    Bahardan bu yana 1500 ana arı üretimi yaptığını, bunları hem satıp hem de kendi arıları için kullandığını aktaran Erkan, yıl içinde üç defa arıları Mersin, Tokat ve Zara arasında taşıdığını ifade etti.

    “İŞİMİ AYRI YAPMAK İSTEDİĞİMDE EŞİM BANA DESTEK VERDİ”

    Naciye Erkan, eşiyle üretimlerini ayırdıktan sonra kendilerine “Neden işinizi ayrı yapıyorsunuz?’ şeklinde sorular geldiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti:

    “25 sene boyunca arıcılık yaptıktan sonra bir kadın olarak kadınlara örnek olmak, tecrübelerimi aktarmak için eşime ‘İşimi ayrı yapmak istiyorum’ dedim. Eşim de bana destek verdi. O bana destek vermeseydi yapamayacaktım. Kendi işimi kendim yapıyorum. Kendi aracımı kendim kullanıyor, alışverişimi kendim yapıyorum. Hiçbir işimi eşime bırakmıyorum.

    Zara’da bu işi yapan çok kadın var. Kadınlar arıcılığı eşleriyle birlikte yapıyor. Kardeşimin eşi de aynı işi yapıyor. Bu bölgede tek başına çalışan kadın benim.”

    “ARICILARIN SAHİBİ YOK”

    Arıcılar olarak kendilerine sahip çıkılmadığına dikkat çeken Erkan, yetkililere de şu sözlerle seslendi:

    “Bizim hiç sahibimiz yok. Arıcılar nasıl çalışıyor, ne yapıyor, nasıl geçimini sağlıyor? Biz elimizden geleni yapıyoruz fakat balı aldıktan sonra satamıyoruz. Sivas’ta bu işi yapan iki toptancı, kendi aralarında fiyatları belirliyor. Toptancılar gelip bizden 70 liraya bal almak istiyor. Arıcıların zor durumda olduğundan istifade ederek, ‘ne de olsa arıcılar masraf yapıyor’ diye bizden ucuza mal etmeye çalışıyor. İki senedir fiyatların düşük olmasından dolayı balımı satamadım.”

    “PİYASADAKİ SAHTE BALLAR İŞİMİZİ DÜŞÜRÜYOR”

    Arıcıların yaşadıkları mağduriyetin çözülebilmesi için sahte balların piyasadan kaldırılması gerektiğini dile getiren Erkan, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Raflarda bir sürü sahte bal satılıyor. Hiç arı yüzü görmeyen fabrikadan çıkan ballar var. Devletin buna el atıp, takip etmesi gerekiyor. Büyük marketlerin çoğunda sahte ballar satılıyor. Bunu devlet de biliyor, herkes de biliyor. Türkiye’de üretilen ballar, Türkiye nüfusuna yetmiyor fakat, piyasada bulunan sahte ballar yüzünden bizim de ürünümüz satılamıyor. Halk da ucuz bal aldığı için bizim balımız da elimizde kalıyor. Zara bölgesinde yetişen bal çok değerli. Bizim doğamızda çiçek türü fazla olduğu için bal da iyi çıkıyor. Doğamız çok zengin ondan dolayı Zara kendi balının patentini almış durumda.”

    Kamber YILDIZ/SİVAS

  • Koçgiri yöresine ait kıyafetleri elleriyle dikip oyuncak bebeklere giydiriyor-VİDEO

    Koçgiri yöresine ait kıyafetleri elleriyle dikip oyuncak bebeklere giydiriyor-VİDEO

    PİRHA-Zara’ya ait geleneksel kıyafetleri kendi kurduğu atölyede işleyen Nilgün Bozalioğlu, ürettiği oyuncak bebeklere giydiriyor. Satışları kendi sosyal medya hesabından yaptığını anlatan Bozalioğlu “Ben sadece bize ait olanı bize hatırlatmak istedim. Gündelik kıyafetleri zaten herkes biliyor. Ben ise bizim yöremizi ezberletmek istiyorum” dedi.

    Nilgün Bozalioğlu, Sivas’ın Zara ilçesinde hem ev hem atölye olarak kullandığı yerde Koçgiri aşireti ve Çerkezlere ait geleneksel kıyafetlerle birlikte oyuncak bebekler üretiyor. El işlemesi elbiseleri oyuncaklara giydiren Bozalioğlu, üretimlerini ise internet üzerinden yapıyor.

    Çocukluğunun Almanya’da geçtiğini anlatan Bozalioğlu, el işi ve nakış işlerini küçük yaşlarda annesi aracılığıyla öğrendiğini anlattı. İlerleyen yıllarda terzilik mesleğine yöneldiğini belirten Nilgün Bozalioğlu, kendi atölyesinde torunu için yaptığı oyuncak bebeklerin ilgi görmesi sonucu şu anki işi yapmaya karar verdiğini ifade etti.

    KOÇGİRİ KÜLTÜRÜNÜ OYUNCAKLARDA YAŞATIYOR!

    Nilgün Bozalioğlu, minyatür oyuncakları üretirken plastik kullanmayıp tümüyle kendi işlediği kumaşları işliyor. Yaklaşık 80 sene öncesinde Koçgiri bölgesinde giyinilen kıyafetlerin minyatürlerini ürettiğini söyleyen Nilgün Bozalioğlu, “8 sene boyunca hiç internetten çıkmadım. Sadece bez bebek araştırdım. Bu şekilde olacağını bilmiyordum. Benim mesleğim dikiş dikmekti. Pandemi sürecinin yaşandığı dönemde zamanı kendime fırsata çevirdim” dedi.

    “TORUNUM BİR DÖNÜM NOKTASI OLDU”

    Nilgün Bozalioğlu, bez bebek üretimine torununun olacağı haberini alması ardından başladığını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Torunumun doğacağını öğrendikten sonra bu işi yapmaya giriştim. Torunumun gelmesi benim için bir dönüm noktası oldu. Yaklaşık 20 sene boyunca eşimle birlikte köyleri gezerek, kadınların kıyafetlerini izleyip bilgiler topladım. İşe başladıktan sonra çevreden çok övgü aldım. Şimdi arayan, soranlar oluyor. Herkes kendinden bir şeyler katmak istiyor. Bu şekilde başka insanlarla da iletişim halinde oluyoruz. Ayrıca çok davet de alıyorum. Festivallere katılıyorum. Dışarı çıkmayı çok istemiyorum. özellikle Ankara, Sivas’ta açılan festivallere katılıyorum. Almanya’ya, Dubai’ye ve İngiltere’ye talep üzerine ürünler de gönderdim. İstanbul’da iş insanlarına toptan şekilde satış da yaptık.”

    “BAZI BEBEKLERİN YAPIMI 30-35 GÜNÜ BULUYOR”

    Talep çok olduğunda kızlarından yardım aldığını aktaran Bozalioğlu, “Bir bebeği hiç durmaksızın çalıştığımda yapma aşaması 30-35 günüme mal oluyor” diye konuştu.

    Nilgün Bozalioğlu, ürettikleri oyuncak bebeklerin ülkede kendisinden başka kimsenin yapamadığına vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Türkiye’de bu şekilde bebek üreten tek kadın benim. Yüzlere iğne darbesi vurarak mimikleri öne çıkarmaya çalışıyorum. Benim sloganım ‘hemen, herkes her işi yapabilir’. Ben sadece bize ait olanı bize hatırlatmak istedim. Gündelik kıyafetleri zaten herkes biliyor. Ben ise bizim yöremizi ezberletmek istiyorum.”

    Kamber YILDIZ/SİVAS

  • Koçgiri Katliamı’nda öldürülen Aleviler mezarları başında anıldı-VİDEO

    Koçgiri Katliamı’nda öldürülen Aleviler mezarları başında anıldı-VİDEO

     PİRHA- Koçgiri Kültür Derneği, 1921’de Koçgiri’de katledilenleri anarak lokmalarını pay etti. 3 günlük anma kapsamında Sivas Zara ve İmranlı’daki katledilen canların mezarlarını ziyaret ederek çerağlar uyandıran Koçgiri Kültür Derneği üyeleri ayrıca Pir Köçek ziyaretinde geleneksel Newroz ateşi yaktı.

    Koçgiri Kültür Derneği, Koçgiri Katliamı’nın 103. yılında katledilen canlar için Sivas’ın Zara ve İmranlı ilçelerinin köylerinde 3 gün süren anma düzenledi.

    Anma kapsamında Zara ilçesine bağlı Bağlama Köyü’nde katledilen Elif Ana ve İmran’lı ilçesine bağlı Becek Köyü’nde bulunan Ana Dakilıko, mezarları başında anıldılar, çerağlar uyandırıldı.

    Ayrıca Koçgiri Katliamı döneminde İmranlı ilçesi Kapıkaya köyünden alınarak katledilen İbrahim Ağa oğlu Ağa, Mille Kasım oğlu Heci, Mahmut Ağa oğlu Qaso, Heso oğlu Misto, Kiso oğlu Allo, Sile oğlu Hesso, Alişer oğlu Begigk, Mexso oğlu Kallo, Girre Ali isimli canlar için Arıx köyünde anma yapıldı.

    Anma programı yine Zara ilçesine bağlı Bağlama Köyü’nde bulunan Pir Köçek ziyaretinde geleneksel Newroz ateşinin yakılması sonrasında söylenen ağıt ve klamlarla son buldu.

    Koçgiri Kültür Derneği anma programına dair paylaştığı mesajda ise “Tekçi bir zihniyet kainatın hakikatine aykırı hastalıklı bir zihniyettir. Eğer bu zihniyet doğru olsaydı, bu kadar millet, bu kadar dil, bu kadar inanç olmazdı. Onun için dilinizi, itikadınızı koruyun. Toprağınıza sahip çıkın” çağrısında bulundu.

    “İNANCI, İTİKATİ, DİLİNDEN VAZGEÇMEDİKLERİ İÇİN KATLEDİLDİLER”

    Koçgiri Kültür Derneği’nin açıklaması şöyle:

    “103 yıl sonra Elif Ana’nın, Ana Dakılıko’nun ve katledilen Kapıkaya’lı canlarımızın mezarı başında toplanıyoruz. Bu mezarlarda yatan analarımız ve canlarımız ne yaptı da bizleri bir asır sonra mezarları başında toplayabiliyor? Bu sorunun cevabı çok basittir. Onlar kimsenin yaşadığı topraklara gitmediler, kimsenin toprağını gasp etmediler, kimsenin köyünü yakmadılar, kimsenin namusuna el uzatmadılar.

    Onlar sadece hapishanelerden boşaltılarak Koçgiri üzerine salınan, köylerimizi yakan, mal davarımızı çalan katil sürülerine karşı canlarını ortaya koyarak nefsi müdafaa yaptılar. Toprağımızı terk etmiyoruz, inancımız, itikadımız ve dilimizden vazgeçmiyoruz dediler. Onun için katledildiler.

    “103 YIL GEÇSE DE TEKÇİ ZİHMİYET HALA KOL GEZİYOR”

    Çetelerin arkasındaki bu katliam zihniyeti nereden kaynaklanıyor? Bu zihniyet, tek millet, tek mezhep zihniyetidir. Bu zihniyet Koçgiri’de tek bir kurşun atılmamışken altı bin Ermeni’yi Deyr-i Zor çöllerine süren yarısını yollarda soyup öldüren, mallarına el koyan zihniyettir.

    Bu zihniyet 1921’de on beş bin Rum’u katledip yüz bin Rum’u göçerten zihniyettir. 1921’de Bağlama köyünde Elif Ana’nın, Becek’te Ana Dakılıko’nun, Kapıkaya’da 9 canımızın, Koçgiri’de binlerce canımızın kapısına, toprağına çökmeye çalışan da bu zihniyettir.

    Katliamcıların komutanı Sakallı Nurettin ne diyordu? ‘Bunların sadece adı İslamdır, bu harekat Ovacık’a kadar gitmezse bunlar temizlenemez.’

    Değerli canlar katliamdan bu yana 103 yıl geçti. Ama bu tekçi ve katliamcı zihniyet aramızda kol geziyor. 103 yılda bizi dilimizden ettiler, kimliğimizden uzaklaştırmaya çalıştılar, itikadımıza da müdahaleleri devam ediyor. Bizi Kültür Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlayarak Sünnileştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

    “ONLARIN DİRENCİNİ DEMOKRATİK BİR ÜLKE MÜCADELESİNDE YAŞATACAĞIZ”

    İşte bu noktada Elif Ana, Ana Dakılıko ve katledilen tüm canlarımız bize yattıkları yerden sesleniyor ve diyorlar ki; ‘Ey kızlarım, oğullarım! Dilini, inancını, toprağını koruyamayan onurunu, namusunu da koruyamaz. Kendi inancıyla, kimliğiyle var olamayan egemen kimliğin ve inancın kötü bir kopyası olur.’

    Tekçi bir zihniyet kainatın hakikatine aykırı hastalıklı bir zihniyettir. Eğer bu zihniyet doğru olsaydı bu kadar millet, bu kadar dil, bu kadar inanç olmazdı. Onun için dilinizi, itikadınızı koruyun. Toprağınıza sahip çıkın!

    Biz bu çağrıyı duyuyoruz, içimizde hissediyoruz ve diyoruz ki; bu tekçi, ırkçı, şeriatçı zihniyete teslim olmayacağız. Elif Ana’nın, Da Kılko’nun Kapıkayalı dokuz canımızın ve katledilen binlerce insanımızın direncini, özgür, demokratik ve çoğulcu bir ülke yaratma mücadelesinde yaşatacağız. Bu mücadeleye destek veren, anmalarımıza katılan tüm canlarımıza aşk olsun diyoruz.”

    PİRHA/SİVAS

  • Aleviler topraklarının tahrip edilecek olmasına karşı eylem yaptı

    Aleviler topraklarının tahrip edilecek olmasına karşı eylem yaptı

    PİRHA- Sivas’ın Zara ilçesinde yapılmak istenen maden ocağına ÇED olumlu raporu verildi. Olaya ilişkin yapılan eylemde Karabel Cemevi, Aleviler için kutsal kabul edilen alanların yok edilmesine izin vermeyeceklerini dile getirdi.

    Sivas’ın Zara ilçesindeki Kuşkaya bölgesinde yapılmak istenen maden ocağına yurttaşlar tepki gösterdi. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu raporu verilmesi üzerine Karabel Yöresi Köy Dernekler Federasyonu, Karabel Cemevi yönetim kurulu ve yöre halkı “Kutsalımıza dokunma”, “Doğamızın tahrip edilmesini istemiyoruz” yazılı pankartlarla eylem yaptı.

    Yurttaşlar tahrip edilecek doğaya karşı birlik olmanın önemine vurgu yaptı. Karabel Cemevi yönetimi ise Alevilik inancında ziyaret olarak adlandırılan kutsal alanların yok edilmesine izin verilmeyeceğini söyleyerek destek çağrısında bulundu.

    PİRHA/ SİVAS

  • Sorhun Köyü muhtarı Öztürk: Tayyip Erdoğan’ın bundan sonra rakibi benim-VİDEO

    Sorhun Köyü muhtarı Öztürk: Tayyip Erdoğan’ın bundan sonra rakibi benim-VİDEO

    PİRHA-“Kadından muhtar olur mu?” diyerek karşı çıkanlara rağmen 2004 yılında ilk kez muhtar seçilen Sivas’ın Zara ilçesi Sorhun Köyü muhtarı Hünkar Öztürk yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı. Muhtar olmaya küçükken karar verdiğini belirten Öztürk’ün bundan sonraki hedefi ise büyük. Öztürk, “Bu sefer cumhurbaşkanlığı adayı veya belediye başkan adayı olacağım. Herkes yaparsa ben de yapabilirim. Tayyip Erdoğan’a bu sefer rakip ben olacağım” dedi.

    Sivas’ın Zara ilçesi Sorhun Köyü’nün kadın muhtarı Hünkar Öztürk muhtar olma süreci ile hedeflerini PİRHA‘ya anlattı. “Muhtarlığım 5 dakika içerisinde oldu” diyen Öztürk, muhtar olmaya küçükken karar verdiğini söyledi. Öztürk şunları söyledi:

    “TAYYİP ERDOĞAN’IN BUNDAN SONRA RAKİBİ BENİM”

    “‘Kezban Yenge’ isimli bir film vardı. Küçükken onu izlerken, en büyük hayalim muhtar olmaktı. İkinci hayalim ise motor kullanmaktı. Bu iki hayalimi gerçekleştirdim. 2004 yılında ilk kez muhtar oldum. Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemde ben muhtar oldum. Yalnız o ilerleyen süreçte cumhurbaşkanı oldu ama ben hala yerimde sayıyorum. Bundan sonra rakibi benim. Cumhurbaşkanlığına adaylığımı koyacağım. Çünkü bana haksızlık yapılıyor.”

    “KADINDAN MUHTAR OLUR MU?” DİYEREK KARŞI ÇIKANLAR OLDU”

    Öztürk, kendisine “”Kadından muhtar olur mu?” diyerek karşı çıkanların da olduğunu kaydetti. Kendi köyünde destek bulduğunu belirten Öztürk, “Özellikle yaşlılar, kadınlar ile gençler çok sevindi. İlk 5 yılım stresli geçti. Köyde doğup büyüdüğüm ve şehir hayatım çok olmadığı için biraz zorlandım” dedi. Muhtarı olduğu Sorhun Köyü’nün az nüfuslu olmasından dolayı yeterli hizmet alamadığını vurgulayan Öztürk, “Köyde su depoları, kapalı şebekeler yoktu. İki deponun yapılmasını istedim. Köyün nüfusu az olduğundan kabul edilmedi başta. Fakat sonra iki depo yapıldı” dedi.

    “KADINLAR, BELEDİYE BAŞKANI DA, MİLLETVEKİLİ DE OLABİLİR”

    Öztürk‘ün bundan sonraki hedefleri ise yüksek. “Cumhurbaşkanlığı adaylığı denilirse düşünürüm tabi ki” diyen Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Gözüm yükseklerde. Bu sefer cumhurbaşkanlığı adayı veya belediye başkan adayı olacağım. Herkes yaparsa ben de yapabilirim. Tayyip Erdoğan’a bu sefer rakip ben olacağım. Sadece muhtarlık değil, kadınlar belediye başkanlığı da, milletvekilliği de yapabilir. Kadınlar önceden hep geri plandaydı ama şimdi bana saygı duyuyorlar.”

    Rohat EMEKÇİ-İsmail SİVASLI-Barış KOP / SİVAS

  • Çit dergisi 25 yıl aradan sonra yeniden hayat buldu!-VİDEO

    Çit dergisi 25 yıl aradan sonra yeniden hayat buldu!-VİDEO

    PİRHA- İlk olarak 1993 yılında İmranlı Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından çıkarılan Çit dergisi, uzun bir aradan sonra yeniden yayın hayatına döndü. Derginin Yazı İşleri Müdürü Namık Kemal Kaya, “Kapitalist sistemin, toplumu asimilasyona uğrattığı süreçleri değerlendirdiğimizde sanat, kültür, tarih ve edebiyatla bir karşı duruş olmasını istedik” dedi.

    Ankara’da kurulan İmranlı Kültür ve Dayanışma Derneği’nin yayın organı Çit, ilk olarak 1993 yılında çıktı. İki yılda altı sayı basılan derginin ömrü pek ileriye götürülemedi. Dernek faaliyetleri de duraksayınca Çit dergisi tam 25 yıl raflarda kaldı. Derginin Yazı İşleri Müdürü Namık Kemal Kaya, ‘Çit’ isminin tarihsel bir isim olduğunun altını çizerek “Çit, Kızılırmak’ın doğduğu Kızıldağ’dan, yani İmranlı sınırından başlayıp Zara’ya kadar olan ırmak boyuna verilen addır. Çit ismi Osmanlı kaynaklarında da yer almaktadır” bilgisini verdi.

    25 YILIN ARDINDAN GELEN 7. SAYI!

    Çit dergisi 25 yıllık sessizliğin ardından yedinci sayısı ile yeniden okuyucusu ile buluştu. Aynı zamanda ülke genelindeki birçok cemevinin tasarımcısı da olan Mimar Namık Kemal Kaya, derginin yeniden yayın hayatına başlama serüveni hakkında şunları söyledi:

    “1993 yılında Ankara’da İmralı Kültür ve Dayanışma Derneği’ni (İMDER) kurduk. Özellikle kapitalist sistemin neo-liberal politikaları doğrultusunda toplumu asimilasyona uğrattığı süreçleri değerlendirdiğimizde sanat, kültür, tarih ve edebiyatla bir karşı duruş olmasını istediğimiz bir süreci örgütlemek istedik. İmranlı önemli bir coğrafyadır. acheter levitraÇit dergisi aslında Ankara’da kurulan İMDER’in yayın organı olarak çıktı. ÇİT’in beş adet normal sayı, 1 tane de özel sayı olmak üzere 1993’ten 1996’ya kadar toplamda 6 sayısı mevcut. Daha sonra hayat koşullarından ötürü biz bu çalışmayı sürdüremedik. Sonrasında nereye gidersek gidelim önümüze hep Çit çıktı. Çünkü o süreçte toplumu oldukça etkileyen bir dergi olmuştu. Bu süreçte de arkadaşlarımızla oturup yine dergiyi çıkartma yönünde bir karar aldık. Şu anda Ankara’daki İMDER örgütsel faaliyetlerini yürütmüyor ama biz Çit dergisini sürdürmeyi planlıyoruz. İkinci yayın hayatına başlarken 7. sayı bir anlamda ilk sayımız oldu. Yılda 2 sayı çıkartmayı planlıyoruz.”

    “AMACIMIZ, KİMLİĞİMİZE SAHİP ÇIKMAK YÖNÜNDE”

    Namık Kemal Kaya, dergi içeriği hakkında ise şu bilgileri paylaştı:

    “Bizim tamamen mevcut sistemle sorunumuz var. Yani kapitalist sistem özellikle neo-liberal politikalarla 1970 yılından sonra klasik liberal özgürlüklerden elini çekti. Dolayısıyla toplumu parçalayıp, bölüp yönetmek gibi kendisine bir hedef koymuş. Ve etnik kimlikler, inançlar üzerinden politikalar üretmeye başladı. Çünkü bu politikalarla toplumları daha rahat yönetebiliyor. Ki iktidarın bugün kullandığı ayrıştırıcı dil, tam da bahsettiğimiz dildir. Bizler, kimlik ve inanç üzerinden yapılan politikaların doğru olmadığını, bu topraklarda zengin kültürlerin yaşadığını, kadim bir Anadolu coğrafyasına sahip olduğumuzun özellikle altını çizme istiyoruz. Çit her ne kadar ki İMDER’den çıkmış olsa da sadece o bölgeye sahip çıkan bir dergi değil. Bizim çıkış amacımız, kendi kültürümüze, değerlerimize, inancımıza, kimliğimize sahip çıkmaktır. Onun için de derginin içerisinde farklı diller de mevcut. Dergi içeriğini tarih, kültür, sanat ve edebiyat olarak yazdık ama bunun haricinde doğaya ve sağlığa da yer veriyoruz. İçeriğini biraz daha da genişleteceğiz. İnsanlığa ve doğaya karşı yapılan bütün hukuksuzluklara karşı duruyoruz. Yani bu derginin dili, kimliği, duruşu ve politikası aslında bunun üzerine kurulu olacak.”

    “ÇİT, NE KADAR DEĞER VARSA HEPSİNE SAHİP ÇIKMAYA ADAYDIR”

    Namık Kemal Kaya, Çit dergisinin bölgeye has yaşanmışlıkları belgelerle okuyucuya aktaracağına da vurgu yaptı. Kaya, derginin ömrünün uzatılması konusunda okuyucunun da çaba sarf etmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

    “Her sayımızda önde gelen köylerimizi tanıtmayı amaçlıyoruz. O köye ait bütün değerlerin tarihsel dökümanlarla yazılı hale gelmesini istiyoruz. Bu sadece İmranlı ile sınırlı olmayacak. Zara’ya, Divriği’ye sonrasına Sivas’ın sınırlarının dışına çıkmaya başlayacağız. Ama bunu sağlayabilmemiz için toplumun bize tekrar Çit’i çıkarmamız için bir talepte olması gerekiyor. Çit dergisinin Türkiye’de yaşayan bütün kültürlerin sahip çıkması gereke bir dergi olmasını amaçlıyoruz. Evet, özünü İmranlı’dan almış ve oradaki değerlerle çıkmıştır. Ancak Çit dergisi, Türkiye’de ne kadar değer varsa hepsine sahip çıkmaya adaydır.”

    “SÖZLÜ EDEBİYATTAN ÇOKÇA FAYDALANDIK AMA…”

    Namık Kemal Kaya, dergide Alevi inancına dair de yazıların olacağını aktardı. “Aleviler bu dergide özellikle temeli olmayan iddialar değil de yazılı kaynaklara dayalı inançlarını göreceklerdir” diyerek şunları söyledi:

    “Birtakım araştırmalar yayınlayacağız. Yazılı kaynaklardan yola çıkarak yapılan araştırmaları belgeleri ile birlikte ortaya koyan, yazarları toplumla buluşturarak Aleviliğin kendi özüne sahip çıkılmasını istiyoruz. Tarih boyunca sözlü edebiyattan çokça faydalandık ama geldiğimiz çağda artık bunun yeterli olmadığını görüyoruz. Kente göçle birlikte çocuklarımıza inancımızı aktarmanın söz ile çok yeterli olmayacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla bilgileri yazılı kaynak haline getirmek gerekiyor. Bu kaynakların da herkesin evine girmesi gerekiyor. Bu yapılabilir, bilgiyi gençlerimize ulaştırabilirsek kendi özlerine sahip çıkma olanağını yakalamış olacaklardır.”

    Namık Kemal Kaya, son olarak Çit dergisine internet üzerinden ulaşılabileceğini söyleyerek şu bilgiyi paylaştı:

    “Okuyucu, Çit dergisine hem Avrupa’da hem de Türkiye’deki temsilciliklerimizden ulaşabilir. Bilginin çok hızlı tüketildiği bir süreçten geçiyoruz, elbette ki bir web sayfamız da var ve derginin bazı yazılarını da web sayfasına koyduk. Ama bundan sonraki süreçte derginin sayısı çıktıktan sonra makaleleri web sayfasına koyacağız. Çünkü önce derginin insanlara ulaşmasını istiyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Koçgiri Katliamı’nda yaşamını yitirenler için Ludwigsburg’da çerağ uyandırılacak

    Koçgiri Katliamı’nda yaşamını yitirenler için Ludwigsburg’da çerağ uyandırılacak

    PİRHA-Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi, 100. yılında Koçgiri Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için sosyal medya üzerinden çerağ uyandıracak.

    Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletine bağlı Ludwigsburg kentinde yaşayan Aleviler, Koçgiri Katliamı’nın 100. Yılında yaşamını yitirenleri anıyor.

    Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi öncülüğünde Facebook üzerinden canlı yayınlanacak anma Avrupa saati ile 19:00, Türkiye saati ile 21:00’de izlenebilecek.

    Nurşen Yılmaz moderatörlüğünde yapılacak sunumda Avukat Hatice Doğan, Araştırmacı Yazar Erdal Yıldırım ve Sanatçı Adem Üven de konuşmacı olacak.

    PİRHA/ ALMANYA

  • Zara Kızıldağ’da onlarca araç mahsur kaldı-VİDEO

    Zara Kızıldağ’da onlarca araç mahsur kaldı-VİDEO

    PİRHA- 2 gündür etkisini sürdüren kar yağışı bir köy yolunu ulaşıma kapatırken, Sivas’ın Zara ilçesinde bulunan Kızıldağ mevkiinde onlarca tır mahsur kaldı.

    Türkiye’de batıdan doğuya kar yağışı devam ediyor. Bir çok köyün ulaşım yolu kar yağışı nedeniyle kapanırken, iller arası ulaşımı sağlayan yollarda da araçlar mahsur kaldı.

    Kar yağışı ve tipi nedeni ile Sivas- Erzincan karayolunda bulunan Kızıldağ Geçidi dünden bu yana ulaşıma açılamadı.

    Ajansımızın ulaştığı tır şoförü yoğun kar yağışı nedeniyle yolda mahsur kaldıklarını 15 saat boyunca kimsenin kendilerine ulaşmadığını belirtti.

    Karayolları ekiplerinin yol açma çalışması devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sivas’ın Zara ilçesinde bir Alevi köyüne kütüphane açıldı

    Sivas’ın Zara ilçesinde bir Alevi köyüne kütüphane açıldı

    PİRHA-Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Aşağıçamözü köyüne muhtar Veli İdare ve halkın desteğiyle kültür merkezi ve kütüphane açıldı.

    Sivas Zara ilçesine bağlı Alevi köyü Aşağıçamözü’ne kültür merkezi ve kütüphane açıldı. Dayanışmayla açılan kütüphanenin açılışına Zara Ziraat Odası Başkanı Zeki Şimşek, Cumhuriyet Halk Partisi Zara İlçe Başkanı Arslan Karaman, Zara Gençlik Platformu sözcüsü Nusret Öztürk ve köy halkı katıldı.

    Zara Ziraat Odası ile Zara Gençlik Platformu tarafından da kitap bağışında bulunulan kütüphanenin, açılış töreninde konuşan köy Muhtarı Veli İdare, kütüphanenin köye hayırlı olmasını dileyerek, şunları söyledi:

    “Hayırsever bir köylümüz tarafından yapılan bağışla içerisinde geçmişte kullanılan, günümüzde kullanılmayan köy ve tarım aletleri, kilimlerden oluşan bir köşe kurduk, bir kısmında da raflar kurarak kütüphane ile kafe kısmı bulunan yarı açık bir yer inşa ettik. Kültür binamızın yanında kurduğumuz kütüphane kafe ile köylülerimiz burada vakit geçirerek kitap okuma imkanı bulacak, sohbet edebilecekler. Ayrıca büyük bir çardak kurarak burada da köylülerimiz açık havada kitap okuyarak, sohbet edebilecekler.”

    PİRHA/SİVAS

  • Kenanoğlu, komşu Alevi ve Sünni köyüne uygulanan çifte standartı Meclis’e taşıdı

    Kenanoğlu, komşu Alevi ve Sünni köyüne uygulanan çifte standartı Meclis’e taşıdı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sivas ili Zara ilçesine bağlı Alevilerin yaşadığı Atkıran köyünün yolunun asfaltlanmamasını, Sünni Bedirveren köy yolunun ise üç kez asfaltlanmasını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu. Kenanoğlu, Alevilerin yaşadığı köy yollarının asfaltlanmama nedeninin açıklanması istemiyle soru önergesi verdi.

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Alevi köyü Atkıran’ın yoluna dört yıldır söz verildiği halde asfalt dökülmemesini İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu.

    “KÖYÜN YOLU NE ZAMAN YAPILACAK”

    “Asfaltın bittiği yerden başlayan toprak yollar Alevi köylerine çıkar” sözünün Anadolu’da artık bir özdeyiş haline dönüştüğünü kaydeden Kenanoğlu, Sivas’ın Zara İlçesine bağlı Alevilerin yaşadığı Atkıran köyünün yollarının 21. Yüzyılda dahi hala toprak olduğunun altını çizdi.

    Atkıran Alevi köyünün yoluna dört yıldır söz verildiği halde asfalt dökülmediğini kaydeden Kenanoğlu, Atkıran köyünün hemen yanındaki Sünni Bedirveren köyünün yolu ise yıllardır asfalt olup, üçüncü kez asfalt döküldüğünün yöre sakinleri tarafından ileri sürüldüğüne dikkat çekti.

    Türkiye’nin birçok yerinde zaman zaman Alevi köylerinin yolunun toprak olduğu ve asfaltlanmadığı yılladır bilinen ve kamuoyuna da yansıyan bir gerçek olduğunu kaydeden Kenanoğlu, “Sivas Zara ilçesine bağlı Atkıran köyünün yolunun yılladır yapılmaması köy sakinlerinin ifadelerine göre; köylerinin Alevi köyü olması nedeniyle ayrımcılığa tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır. Atkıranlı yurttaşlar, seslerini kimlere nasıl duyuracaklarını bilmedikleri, bu ülkenin vatandaşı olduklarını, askerlik yapıp vergi ödediklerini, ancak karşılığında devletten hizmet alamadıklarını, köyün yolunun ne zaman yapılacağını merak ettiklerini ifade etmektedirler” dedi.

    Kenanoğlu, bu bağlamda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    • Alevi köyüne yapılan bu ayrımcılığın sebebi nedir?
    • Dört yıldır söz verilmesine rağmen köyün yolunun asfaltlanmasının bir gerekçesi var mıdır?
    • Alevilerin yaşadığı Atkıran köyünün yolunun hiç asfaltlanmaması ile hemen yanında yer alan ve Sünnilerin yaşadığı Bedirveren köyünün yolunun üçüncü kez asfaltlanması, ayrımcılığında ötesinde, bilinçli/kasıtlı bir cezalandırma yöntemi midir?
    • Atkıran köyünün yolu ne zaman asfaltlanacaktır?
    • Atkıran köyünün yapılmamasında sorumluluğu bulanan yetkili idare hakkında herhangi bir işlem yapılacak mıdır? PİRHA/ ANKARA