Etiket: zeliha danyeli

  • KESK oturma eyleminde NATO’ya tepki: Halklara savaş politikaları dayatmaktadır

    KESK oturma eyleminde NATO’ya tepki: Halklara savaş politikaları dayatmaktadır

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesi’nin KHK oturma eylemi 375. Haftasında devam etti. Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ne karşı çıkan Danyeli, “NATO, halklara barış, demokrasi ve güvenlik değil; savaş, yıkım ve sömürü politikaları dayatmaktadır” dedi. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesi’nin, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işten çıkarılmaları protesto etmek amacıyla her Çarşamba günü düzenlediği oturma eylemi 374’üncü haftasında da Karşıyaka çarşı girişinde devam etti. Açıklamada “İhraç tecrittir. Tecrit insan hakları ihlalidir. Hak ihlallerine hayır. İşimize geri döneceğiz” pankartı açıldı.

    “ÖĞRETENLERİN TALEPLERİ KARŞILANMALI”

    Basın metnini Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli okudu. Danyeli, OHAL sürecinin sona erdiğini ancak yaşanan mağduriyetlerin giderilmediğini söyledi.

    Taban maaş ve mülakat mağduriyetlerin giderilmesi için mücadele eden öğretmenlere yönelik gerçekleştirilen polis müdahalesine tepki gösteren Danyeli, “Sendika binalarının abluka altına alınması, öğretmenlere yönelik su, biber gazı ve kimyasal içerikli müdahaleler, yaralanan ve baygınlık geçirenlere sağlık desteğinin engellenmesi kabul edilemez. Demokratik haklarını kullanan eğitim emekçilerine yönelik bu tutumu kınıyor; sorumlular hesap vermelidir ve talepleri bir an önce karşılanmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “NATO ÜSLERİ KAPATILMALI”

    Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ne karşı çıkan Danyeli, “NATO, halklara barış, demokrasi ve güvenlik değil; savaş, yıkım ve sömürü politikaları dayatmaktadır. Ülkemizin farklı bölgelerinde bulunan NATO üsleri kapatılmalıdır. Türkiye saldırganlık, işgal, sömürü ve talan amacı güden NATO’dan derhal çıkmalıdır” diye konuştu.

    NATO’nun yapılacağı zirve öncesi Ankara’da yapılan gözaltılara tepki gösteren Danyeli, “Sıkıyönetim dönemlerinden aşina olduğumuz toplu gözaltı ve baskılar  anayasal hakların askıya alınmasıdır. Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalı, hukuksuz uygulamalar, baskılar sona erdirilmelidir!” dedi.

    KESK oturma eylemine yaz ayı olması sebebiyle kısa bir ara verilecek. Eylem, KHK’lerle ihraç edilen emekçiler görevlerine iade edilinceye kadar sürecek.

    PİRHA – İZMİR

  • Eğitim Sen’den TÜGVA tepkisi: Okullar vakıf ve cemaatlerin faaliyet alanı olamaz

    Eğitim Sen’den TÜGVA tepkisi: Okullar vakıf ve cemaatlerin faaliyet alanı olamaz

    PİRHA – İzmir’de bazı okullarda, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) temsilcilerinin okul idarelerinin izniyle sınıflara girerek öğrencilere broşür dağıttığı ve yaz kampı faaliyetlerinin tanıtımını yaptığı ortaya çıktı. Duruma tepki gösteren Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli, okulların vakıf ve derneklerin propaganda alanına dönüştürülmesine karşı çıkarak, “Çocuklarımızı tarikat ve cemaatlerin etki alanına teslim etmeyeceğiz” dedi.

    Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) İzmir’de bazı okullarda okul yönetimlerinin izniyle sınıflara girerek öğrencilere broşür dağıttığı ve yaz kampı faaliyetlerinin tanıtımını yaptığı öğrenildi.

    Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli, uygulamaya tepki göstererek, eğitim kurumlarının herhangi bir vakıf, dernek ya da siyasi-ideolojik yapının propaganda ve örgütlenme alanı haline getirilemeyeceğini vurguladı.

    “SINIFLARIN VAKIFLARIN TANITIMINA AÇILMASI KAMU OKULLARININ TARAFSIZLIĞINA AYKIRIDIR”

    Eğitim yöneticilerinin temel görevinin öğrencileri belirli kurum ve yapılara yönlendirmek olmadığını belirten Danyeli, eğitim ortamlarının tarafsızlığını, güvenliğini ve bilimsel niteliğini korumakla yükümlü olduklarını ifade etti.

    Danyeli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Okulların herhangi bir vakıf, dernek ya da siyasi-ideolojik yapının propaganda ve örgütlenme alanı haline getirilmesi kabul edilemez. Eğitim yöneticilerinin temel görevi; öğrencileri belirli kurum ve yapılara yönlendirmek değil, eğitim ortamlarının tarafsızlığını, güvenliğini ve bilimsel niteliğini korumaktır. Sınıfların, ders saatlerinin ve okul ortamının vakıf ve derneklerin tanıtım faaliyetlerine açılması, kamu okullarının tarafsızlığı ilkesine açıkça aykırıdır. Ayrıca bu durum, öğrenciler ve veliler üzerinde dolaylı bir yönlendirme ve baskı oluşturma riski taşımaktadır.”

    “EĞİTİM DİNSELLEŞTİRİLİYOR”

    İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin başta TÜGVA olmak üzere çeşitli vakıf ve derneklerin yaz kampı ve yaz okulu faaliyetlerine destek vermesinin, eğitim alanında uzun yıllardır sürdürülen dinselleştirme politikalarının yeni bir halkasını oluşturduğunu ifade eden Danyeli, eğitimin siyasi iktidarların ideolojik hedeflerini gerçekleştireceği bir alan olmadığını vurguladı.

    Yaz kampı ve yaz okulu adı altında yürütülen faaliyetlerin pedagojik ve bilimsel temelden uzak olduğunu belirten Danyeli, eğitimin dini ve ideolojik içeriklerle şekillendirilmeye çalışıldığını söyledi. Kamusal eğitim olanaklarının dernek ve vakıflara aktarılmasının eğitim hizmetinin niteliğini zayıflattığını ifade eden Danyeli, bu uygulamaların eğitimin dinselleştirilmesine hizmet ettiğini kaydetti.

    “EĞİTİM KURUMLARI DİNİ YAPILARIN ETKİSİNE BIRAKILIYOR”

    Türkiye’de eğitim sisteminin uzun süredir laiklik ilkesinden uzaklaştırıldığını belirten Danyeli, ÇEDES başta olmak üzere çeşitli proje ve protokoller aracılığıyla eğitim kurumlarının dini yapıların etkisine açıldığını söyledi.

    TÜGVA ve benzeri yapılarla sürdürülen iş birliklerinin de bu sürecin bir parçası olduğuna dikkat çeken Danyeli, eğitim alanında yürütülen bu politikaların çocukların üstün yararı ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi.

    “EĞİTİM LAİKLİK TEMELİNDE GERÇEKLEŞTİRİLMELİ”

    Zeliha Danyeli, açıklamasının sonunda İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine çağrıda bulunarak şunları söyledi:

    “Çocukların eğitim hakkı hiçbir vakfa, derneğe, tarikata ya da cemaate devredilemez. Kamu okulları hiçbir vakıf, dernek veya dinî yapının faaliyet alanı haline getirilemez. Eğitim politikaları çocukların üstün yararı, bilimsel ilkeler ve laiklik temelinde şekillendirilmelidir. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğünü ve tüm eğitim yöneticilerini, kamu kurumlarının tarafsızlığı ilkesine uygun davranmaya; eğitim alanını vakıf, dernek ve cemaatlerin faaliyet alanına dönüştüren uygulamalardan vazgeçmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA / İZMİR

  • Eğitim Sen’li Danyeli: MESEM’ler çocuk işçiliğini meşrulaştırılıyor, kapatılsın! – VİDEO

    Eğitim Sen’li Danyeli: MESEM’ler çocuk işçiliğini meşrulaştırılıyor, kapatılsın! – VİDEO

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanlığı’nın MESEM’leri eğitim modeli olarak gösterdiğini ancak bunların çocuk işçiliğini meşrulaştırdığını kaydeden Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli, MESEM’lerde 19 çocuk işçinin hayatını kaybettiğini belirterek, MESEM’lerin kapatılmasını istedi.

    Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki Eğitim Merkezleri‘nde (MESEM) çocuk işçiler ölümle burun buruna. Ama şimdiye kadar onlarca öğrenci iş cinayetinde yaşamını yitirirken, onlarcası da yaralandı.

    Eski “çıraklık eğitimi” sisteminin modernize edilmiş hali olan bu model, çocuk işçiliğini meşrulaştırıyor ve çocukları örgün eğitimden uzaklaştırıyor.

    Aynı zamanda MESEM’lerdeki çocuklar ucuz iş gücü olarak kapitalist sistemin çarklarında eritilirken , iş güvenliği sorunu, erken yaşta çalışma hayatına geçiş ve akademik derslerde geri kalma gibi temel sorunları da beraberinde getiriyor.

    Birçok eğitim sendikası ve velilerden tepki gelse de MESEM’lerin sayısı her geçen gün artıyor. Sadece 2025’de 19 çocuk işçi hayatını kaybetmiş, ve istismara maruz kalan öğrencilerin haberleri de basına yansımıştı.

    “MESEM’LER UCUZ İŞÇİLİĞİ MEŞRULAŞTIRYOR”

    MESEM’lerin yaygınlaştırılması, eğitimde yarattığı fırsat eşitsizliği sorunlarını Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli ile konuştuk.

    Meslek Eğitim Merkezleri’nin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bir eğitim modeli olarak sunulduğunu ancak MESEM’lerin çocuk işçiliğini meşrulaştırdığına dikkat çeken Zeliha Danyeli, öğrencilerin 4 gün işletmelerde çalıştırıldığını sadece 1 gün okula gittiğini belirtti.

    Danyeli, “Bu süreç içerisinde dokuz, on, on birinci sınıflar çalıştıkları süre içerisinde asgari ücretin yüzde otuzu kadar ücret alıyorlar. On ikinci sınıflar ise yüzde ellisi kadar bir ücret alıyorlar” diyerek kapitalist üretim ilişkilerinde çocuk işçilerin ucuz iş gücü olarak görüldüğüne dikkat çekti. Danyeli, devletin sadece iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı sigorta yapmasını da eleştirdi.

    “İŞ KAZASI SONUCU 19 ÖĞRENCİ HAYATINI KAYBETTİ”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın sermayenin çıkarını düşünerek her geçen gün MESEM uygulamasını yaymaya çalıştığını kaydeden Danyeli, MESEM uygulamalarıyla öğrencilerin tehlike altında olduğunun altını çizerek, son iki yılda atölyelerde çalışarak iş kazası sonucu hayatını kaybeden 19 öğrencinin olduğuna dikkat çekti.

    Danyeli, iş kazalarına ve cinsel istismarlara da değindi. “Bunun yanında iş kazaları da söz konusu ve istismar olayları da söz konusu. Son olarak Edremit’te simit fırında çalışan öğrencimiz istismar olayıyla yine mecliste çalışan stajer öğrencilerin de istismar olayları basına yansıdı” dedi.

    Öte yandan fabrikalarda çalışan öğrencilerin hiyerarşik ilişkiden dolayı hem sosyal hem de fiziksel şiddete maruz kaldığını kaydeden Danyeli, her geçen gün artan ekonomik krizden dolayı yoksul ailelerinin çocuklarını MESEM’lere yönlendirdiğini belirterek, bunun zorunlu bir yönelim olduğuna işaret etti.

    “ÖĞRENCİLERİN ÜÇTE BİRİ OKULA AÇ GELİYOR”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘akademik başarısı olmayan’ öğrencileri meslek edinme yönlü bir önlü söz konusu olduğunu söyleyen Danyeli, “Burada başarısızlığın nedenlerini de çok iyi araştırmak ona yönelik çözüm üretmesi gereken bakanlık MESEM’e yöneliş gösterme hali söz konusu. Öğrencilerimizin üçte biri neredeyse okullara aç geliyor. Okula aç gelen öğrencilerimizin de hem fiziksel gelişimi engellediği gibi aynı zamanda öğrenme güçlüğü de çekebiliyor, algılama güçlüğü de çekebiliyor. Motive olamıyor. Bununla birlikte hem de eğitim materyallerine eşit erişim de söz konusu olmadığından dolayı böyle bir başarı başarısızlık ortaya çıkabiliyor” diye konuştu.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevinin öğrencileri MESEM’e yönlendirmek olmadığına dikkat çeken Danyeli, yapılması gerekenin tüm öğrencilerin eşit koşullarda eğitim görmesinin sağlamasıdır dedi.

    Eğitim Sen olarak kesinlikle MESEM’lerin bir an önce kapatılması gerektiğini söyleyen Zeliha Danyeli, “Ülkedeki tüm çocuklar için tabii ki kimliksel farklılıkları da gözeten yerden demokratik, laik, bilimsel, ana dilinde eğitim, sağlayabileceği, tüm materyalleri eşit koşullarda ulaşabileceği, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığı bir eğitim modelinin bir an önce oturtulması gerekiyor” diye konuştu.

    “ÇOCUKLAR OKULDAN KOPARILMADAN OKULDA ATÖLYELER KURULMALI”

    MESEM’ler yerine öğrencilerin örgün eğitimden koparılmadan okullarda kurulan meslek atölyelerinde öğretmenlerinin denetiminde eğitimin verilmesi önerisi de sunan Danyeli, MESEM’lerin her geçen gün sayısının attığına dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Her geçen gün MESEM’lerin sayısı ve MESEM adı altında oraya kayıtlı olan öğrencilerimizin sayısı da artıyor. Çünkü bakanlık tarafından il milli eğitimlere, il milli eğitimlerden, ilçe milli eğitimlere ve ilçe milli eğitimlerden okullara öğrencileri MESEM’lere yönlendirilmesi yönünde özel yazı gönderilmekte. Burada aslında şöyle bir gerçekle karşı karşıyayız. çocukların üstün yararını gözeten yerde eğitim modelleri oluşturmak, eğitim politikaları oluşturmak yerine tamamen sermayenin çıkarı doğrultusunda eğitim modellerinin oluşturulmaya çalışılması ciddi bir problem olarak önümüzde durmaktadır. Çocuk işçiliğinin arttığı bir yerde yoksullaşmanın boyutunun ne kadar arttığının da açık bir tablosu olarak da bunu görebiliriz.”

    Semra ACAR – İZMİR

     

     

  • İzmir’deki barış açıklaması saldırı tehdidi ve polis ablukasında gerçekleşti-VİDEO

    İzmir’deki barış açıklaması saldırı tehdidi ve polis ablukasında gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA- Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu, ırkçı saldırı ve polis ablukasında gerçekleştirdiği barış açıklamasında, “Biz, kalıcı bir barışın halkların doğrudan katılımı ve sürecin sadece parlamentoya sıkıştırılmayan, demokratik kitle ve emek-meslek örgütlerinin de sözünü kurabildiği bir demokratik işleyişle; toplumla birlikte açık ve şeffaf şekilde paylaşılarak ilerlemesini önemsiyoruz” diye belirtti.

    Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu, “Barış için buluşuyoruz” şiarıyla Karşıyaka İzban önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    IRKÇI GRUPLAR SALDIRI TEHDİDİYLE TOPLANDI

    Yürüyüş yapmak isteyen kitleye ırkçı grubun saldırı tehdidi üzerine, açıklama polis ablukasında gerçekleşti. “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa şimdi en güzel şiir barıştır” pankartının açıldığı açıklamada çok dilde “Barış” dövizleri taşındı. Sık sık “Bijî aşitî, yaşasın barış”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Demokratik toplum, demokratik çözüm” sloganlarının atıldığı açıklamaya çok sayıda STK temsilcisi ve yurttaş katıldı.

    ALEVİ VE DÜRZİ KATLİAMLARINA TEPKİ

    Kitle adına açıklama yapan Zeliha Danyeli, savaşın olduğu coğrafyalarda insanlığın tüm kazanımlarının yok edildiğini söyleyerek, halklara tarifsiz acıların yaşatıldığını belirtti. Bölge halklarının kendi kaderlerini tayin edebilmesi gerektiğini kaydeden Zeliha Danyeli, “Suriye’de demokrasi, barış, eşit yurttaşlık, laiklik, kadın ve çocuk hakları, ekoloji mücadelesi veren tüm toplumsal güçlerin reddini temsil eden bir rejimin uygulayıcısı olan HTŞ eliyle Alevilere, Dürzilere karşı gerçekleştirilen savaş suçlarına karşı da aynı kesimlerin ve ideolojik birliktelik yaşayanların ses çıkarmaması, katliamların kanıksanmasına ve duyarsızlaşmaya yol açmaktadır. Şundan eminiz ki, bu kanlı rejime ve katliamlarına dolaylı dolaysız destek veren, sessiz kalan tüm güçler tarih önünde hesap verecektir” dedi.

    “SAVAŞIN BEDELİNİ EZİLENLER ÖDÜYOR”

    Meclis’te gündeme gelen “tezkere”ye değinen Zeliha Danyeli, “Biz Karşıyaka Emek ve Demokrasi bileşenleri olarak tezkerenin uzatılmamasını, Suriye yönetiminin ihtiyaçları değil Suriye’de yaşayan halkların ihtiyaçlarının gözetilmesi gerektiğini savunuyoruz. Savaşa karşı barış ve demokrasi taleplerinin yükseltildiği bu günlerde; geldiğimiz siyasi ve ekonomik zeminde ülkemizde, ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş,şiddet odaklı bu politikalarda ısrarın bedelini emekçiler ve ezilenler olarak ülkenin yüzde 99’u ödemektedir” diye konuştu.

    “KALICI BİR BARIŞ SEFFAF İLERLEMELİ”

    Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu olarak savaşa karşı barışı savunmanın sorumluluğunu taşıdıklarını ifade eden Zelşha Danyeli, “Uzun bir süredir toplumun farklı kesimlerini dinleyen Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu beklentileri dikkate almalı, yeni yasama yılının açılması ile birlikte mecliste demokrasi ve barışa yönelik somut yasalar görüşülmeye başlanılmalıdır. Biz, kalıcı bir barışın halkların doğrudan katılımı ve sürecin sadece parlamentoya sıkıştırılmayan, demokratik kitle ve emek-meslek örgütlerinin de sözünü kurabildiği bir demokratik işleyişle; toplumla birlikte açık ve şeffaf şekilde paylaşılarak ilerlemesini önemsiyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ İZMİR

  • İzmir’deki barış yürüyüşünde ‘Barış Yasası’ çağrısı- VİDEO

    İzmir’deki barış yürüyüşünde ‘Barış Yasası’ çağrısı- VİDEO

    PİRHA- İzmir Karşıyaka’da yüzlerce kişinin katılımıyla bir barış yürüyüşü gerçekleştirildi. Yürüyüşte, Meclis’te kurulan komisyona; demokrasi ve barışa yönelik somut yasaların görüşülerek adım atılması çağrısında bulunuldu.

    Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu, Karşıyaka İzban önünden başlayarak Karşıyaka çarşı girişine kadar barış yürüyüşü gerçekleştirdi. “Dağlar, insanlar hatta ölüm bile yorulmuşsa şimdi en güzel şiir barıştır” pankartı açılan yürüyüşte, çok dilde barış dövizleri taşındı. Sık sık “Bijî biratîya gelan”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarının atıldığı açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili İbrahim Akın’ın yanı sıra çok sayıda STK temsilcisi ile yurttaş katıldı. Yürüyüşe kadınlar ayrıca erbane ile eşlik etti.

    “AKP-MHP’NİN BARIŞ PRATİKLERİ YETERİNCE SAĞLIKLI DEĞİL”

    Yürüyüşün ardından söz alan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Dünya’da ve Türkiye’de ciddi bir savaşın olduğu ve buna karşı barışı savunmanın, toplumsallaştırmanın önemine vurgu yaptı. Filistin halkına yönelik saldırılara değinen Akın, Filistin’e yardım etmeye çalışanların da katledildiğini belirtti.

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinen Akın, “Yaşadığımız süreç 1 yıldır bizim açımızdan eksikleriyle, yanlışlarıyla, savsaklamalarıyla tedirgin bir şekilde ama iyimserlikle takip ettiiğimiz bir süreçtir. Bu süreçten biz barışı inşa etmek istiyoruz. Bu süreçten biz demokrasiyi inşa etmek istiyoruz. Barışın toplumsallaşmasını istiyoruz. Aksi takdirde ne AKP’nin ne MHP’nin barış pratiklerinin yeterince sağlıklı olmadığını, bizim gibi herkes için eşitlik istediklerini düşünmüyoruz. Ancak sahip çıkmazsak onların istediği gerçekleşebilir” dedi.

    “BARIŞ EN TEMEL İHTİYAÇ HALİNE GELMİŞTİR”

    Ardından kitle adına basın açıklamasını yapan Zeliha Danyeli, savaşın olduğu coğrafyada insanların kazanımlarının yok edildiğini ifade ederek, en çok kadınlar ve çocukların zarar gördüğünü söyledi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını hatırlatan Zeliha Danyeli, uluslararası kamuoyunun buna sessiz kaldığını dile getirdi. Suriye’de de farklılıklara düşman olan HTŞ’ye işaret eden Zeliha Danyeli, “HTŞ eliyle Alevilere, Dürzilere karşı gerçekleştirilen savaş suçlarına karşı da aynı kesimlerin ve ideolojik birliktelik yaşayanların ses çıkarmaması katliamların kanıksanmasına ve duyarsızlaşmaya yol açmaktadır. Başta Ortadoğu olmak üzere, savaş ve militarizmin; emperyalizmin tüm yıkıcı işgaline karşı, ancak tüm ezilen halkların ve emekçilerin kendi özgür iradesini, taleplerini ifade edebileceği, güvence altına alınacağı demokratik düzenlerin, bu coğrafyalarda kalıcı barışı sağlayacağını biliyoruz. Dolayısıyla barış ve demokrasi talebi emek ve demokrasi güçleri için ekmek ve su kadar temel ihtiyacı haline gelmiştir” diye kaydetti.

    MECLİS KOMİSYONUNA YASA ÇAĞRISI

    Kürt meselesinin çözümüne dair mecliste kurulan komisyona demokrasi ve barışa yönelik somut yasaları görüşmeye başlaması çağrısında bulunan Danyeli, şöyle konuştu:

    “Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu olarak savaşa karşı, barışın ve demokrasinin örgütlü sesi olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bugün bu tarihsel kavşakta, Kürt meselesinin çözümsüzlüğünden kaynaklı yüreğimizde derin acılar bırakan çatışmalı dönemin tekrarlanmaması adına, devam eden sürecin emek, barış ve demokrasi lehine, halkların kardeşliğini ve bir arada yaşam zeminini güçlendirecek şekilde kalıcı barışla sonuçlanması için çaba göstermeye, süreci sahiplenmeye devam edeceğiz. Uzun bir süredir toplumun farklı kesimlerini dinleyen Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu beklentileri dikkate almalı, yeni yasama yılının açılması ile birlikte mecliste demokrasi ve barışa yönelik somut yasalar görüşülmeye başlanılmalıdır. Biz, kalıcı bir barışın halkların doğrudan katılımı ve sürecin sadece parlamentoya sıkıştırılmayan, demokratik kitle ve emek-meslek örgütlerinin de sözünü kurabildiği bir demokratik işleyişle; toplumla birlikte açık ve şeffaf şekilde paylaşılarak ilerlemesini önemsiyoruz.”

    “BARIŞ TALEBİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Ankara’da 10 yıl önce İŞİD saldırısı sonucu gerçekleşen 10 Ekim Gar Katliamını anımsatan Zeliha Danyeli, “Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz barış şehitlerimizi saygı ve özlemle anarken sözümüzü bir kez daha yineliyoruz. 10 Ekim katliamında rolü olan, görevini ihmal eden, katliama yol veren, hangi mevki ve makamda olursa olsun tüm sorumlular yargılanana ve hak ettikleri cezayı alana kadar adalet mücadelemizi hep birlikte sürdüreceğiz. Adaletin, eşitliğin, özgürlüğün, laikliğin, dayanışmanın, insanca bir yaşamın kalıcı hale getirildiği bir dünya ve ülke kuruncaya kadar barış mücadelesinden bir an olsun vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Basın açıklamasının ardından yürüyüş çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/ İZMİR

  • Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu kuruluşunu deklare etti- VİDEO

    Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu kuruluşunu deklare etti- VİDEO

    PİRHA- Yaptığı basın açıklamasıyla kuruluşunu deklare Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu, “İçinden geçtiğimiz sürecin işçiler, emekliler, gençler, emekçiler, kadınlar, Kürtler, Aleviler, çocuklar için son derece önemli olduğunun bilincinde bir sorumlulukla buluştuk ve Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformunu kurduk” dedi.

    https://youtu.be/Ut3xqgOI_B8

    İzmir’de oluşumunu 15 kurumla tamamlayan Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu, Karşıyaka İskele karşısında yaptığı basın açıklamasıyla kuruluşunu deklare etti.

    Açıklamada “Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu” pankartı açılırken, sık sık “Yaşasın 1 Mayıs, Bıji 1 Gulan”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı.

    Açıklamayı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) İzmir 2 No2lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli okudu.

    “SOKAKLAR HUKUK VE ADALET TALEBİYLE DOLMAYA DEVAM EDİYOR”

    Danyeli, emek ve demokrasi mücadelesi için önemli bir süreçten geçildiğini belirterek, “AKP-MHP iktidarının 19 Mart ile daha da büyüttüğü saldırısı ile karşı karşıya kaldık. Kürt halkının iradesine ve seçilmişlerine yapılan kayyumları devam ettiren iktidar bu sefer de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasını iptal etti ardından İmamoğlunu tutukladı. Bu saldırı karşısında sokağa dökülen binlerce insan 2013 yılında Gezi İsyanını iktidara hatırlatmış ve korkutmuş olacak ki gözaltı ve tutuklama saldırıları ile cevap verdi. Buna rağmen başta gençliğin aştığı korku duvarı ile sokaklar hak, hukuk ve adalet talepleri ile dolmaya devam ediyor” diye konuştu.

    “EMEK VE DEMOKRASİ MÜCADELESİNİ BÜYÜTME SORUMLULUĞU HİSSETTİK”

    Sermayenin, işçilere saldırısının sürdüğünü söyleyen Danyeli, ülkenin dört bir yanında işçi grevlerini hatırlatarak, “Yaşadığımız kentte dahi onlarca işçi direnişi var. Karşıyaka Belediyesi işçilerinden taşeron belediye işçilerinin direnişine, Digel tekstilden tütün işçilerine, Temel Contadan Lezitaya her yer bir direniş alanı olmaya devam ediyor. Bizler böylesi önemli ve emek ve demokrasi mücadelesi için kritik bir dönemde bir araya gelen siyasi partiler, emek örgütleri ve siyasi kitle örgütleri olarak Karşıyakada yan yana gelip emek ve demokrasi mücadelesini büyütme sorumluluğu hissettik. İçinden geçtiğimiz sürecin işçiler, emekliler, gençler, emekçiler, kadınlar, Kürtler, Aleviler, çocuklar için son derece önemli olduğunun bilincinde bir sorumlulukla buluştuk ve Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformunu kurduk” diye belirtti.

    1 MAYIS ÇAĞRISI

    Zeliha Danyeli, 1 Mayıs’a giderken yereli örgütleme noktasında platformun kuruluşunun önemine vurgu yaparak, 1 Mayıs’ta Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu olarak alanlarda olacaklarını vurguladı.

    Açıklamanın ardından kitle, çarşıda yürüyüş yaparak 1 Mayıs için bildiri dağıttı.

    PLATFORMUN BİLEŞENLERİ

    Kurulan platformun bileşenleri ise şöyle: Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) İzmir 2 Nolu Şube, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK Genel-İş) 2 ve 10 Nolu şubeler, Tüm Belediye ve yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) İzmir 2 Nolu Şube, Tüm Emekliler Sendikası, Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) 2 Nolu Şube, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emek Partisi(EMEP), Sol Parti, Yeşil Sol Parti (YSP), Halkevleri, , İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Türkiye İşçi Partisi(TİP)

    PİRHA/İZMİR