Etiket: Zeynel Polat

  • Adıyaman’da 1 Mayıs çoşkulu bir şekilde kutlandı

    Adıyaman’da 1 Mayıs çoşkulu bir şekilde kutlandı

    PİRHA-Adıyaman’da 1 Mayıs, TJA, DBP ve DEM Parti Adıyaman il ve ilçe örgütleri, DEM Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Adıyaman Tabip Odası, Adıyaman Barosu, Türk Mimar ve Mühendisler Odası Birliği (TMMOB) Adıyaman Şubesi, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şubesi, DAD, PSAKD Adıyaman Şubeleri ve binlerce kişinin katılımıyla yürüyüş ve mitingle kutlandı.

    Miting öncesi kent merkezinde bulunan Koşu Park’ta bir araya gelen kitle, kortejler halinde Mimar Sinan Mahallesi’nde bulunan miting alanına “Bijî 1’ê Gulanê/ Yaşasın 1 Mayıs”, “Emek bizim, söz bizim” ve “KHK’lar gidecek biz kalacağız” sloganları ve zılgıtlarla yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte katılımcıların kendi kurumlarına ait pankartlarının yanı sıra DEM Parti’li Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in fotoğrafı ve “Geçmiş olsun Heval Sırrı” yazılı pankartı taşındı.

    Sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin selamlaması ile başlayan mitingde konuşan DEM Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar, “Ülke olarak toplumsal barışın eşiğindeyiz. Bu sürecin sorumluluğu hepimizin boynunadır. Sürece gereken desteği ve üstümüze düşen sorumluluğu yerine getirelim. Bijî 1 Gûlan” dedi.

    Polat, yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

    “Bugün işçi sınıfının, emekçilerin, ezilenlerin, yok sayılanların en şanlı günü, Bugün birlik, dayanışma ve mücadele günümüz 1 Mayıs. Kapitalist barbarlık, kanla, savaşla, sefaletle hüküm sürmeye devam ediyor. Ancak bu böyle gitmez. Yeter artık! Bu sömürü düzenine boyun eğmeyeceğiz. 1 Mayıs; üreten ama ürettiğinden payını alamayan, emeği sömürülen, toplum için değil sermaye için üretmeye mecbur bırakılan işçilerin mücadele günüdür.

    DEPREMDE EN BÜYÜK YÜKÜ EMEKÇİLER TAŞIDI

    Depremin ardından en büyük yükü yine emekçiler taşıdı. Enkaz başında günlerce bekleyen işçiler, kendi elleriyle sevdiklerini toprağa veren emekçiler, konteynerde yaşayıp sabah şantiyeye giden inşaat işçileri, tarlasını yitiren köylüler, işini kaybeden kadınlar… Bu acının ve mücadelenin adı ‘emek’tir.

    Şimdi soruyoruz:

    Nerede eşit barınma hakkı? Nerede güvenli konutlar? Nerede adil bir yeniden inşa süreci?

    Bizler, sadece evlerimizi değil, adaleti, eşitliği ve geleceğimizi yeniden inşa etmek istiyoruz

    1 Mayıs; toplumun ihtiyacı olan tüm kamusal hizmetleri veren, halk için üreten ama emeği yok sayılan, yoksulluk dayatılan tüm kamu emekçilerinin mücadele günüdür.

    1 Mayıs; haksız ve hukuksuz bir şekilde bir gecede işleri ellerinden alınarak kamusal alandan koparılmaya çalışılan KHK’li yoldaşlarımızın mücadele ve dayanışma günüdür.

    1 Mayıs; uzun yıllar emeği sömürülerek çalıştırılan, ücretlerinden kesintiler yapılan ama bugün açlık sınırının altında yaşamaya mecbur bırakılan emeklilerin, insanca yaşamaya yetecek bir aylık için taleplerini yükselttiği mücadele günüdür.

    1 Mayıs; sadece ücretli emek üretenlerin değil, toplumun ürettiklerinden payını alamayan, emek süreçlerinden koparılan işsizlerin mücadele günüdür.

    1 Mayıs; emeğin ilk sahiplerinin, emeği sömürülerek toplumun bozulmaya uğratıldığı ilk sınıfın, aleyhine oluşan eşitsizliğin kendinden sonraki tüm eşitsizliklere kaynaklık ettiği, kendisi özgürleşmeden toplumun özgürleşmeyeceği kadınların günüdür. Bugün, “Jin Jiyan Azadî” sloganlarıyla tüm dünyadaki direnişlerin öncüsü olan emekçi kadınların günüdür.

    1 Mayıs; geleceksizleştirilmeye çalışılan, bu düzenin özel savaş yöntemleriyle yozlaştırılmaya, bireycileştirilmeye, toplumsallıktan uzaklaştırılmaya, yalnızlaştırılmaya çalışılan gençlerin “Biz de varız” dediği direniş günüdür.

    1 Mayıs; yaşam alanları katledilen, ağacı, toprağı, suyu talan edilen, bu sömürüye tepki göstermek isteyince sermaye ve onun muhafızları tarafından saldırıya uğrayan köylülerin günüdür. Doğa, kapitalizmin kâr alanı değil, yaşam alanımızdır diyen ekoloji aktivistlerinin günüdür.

    1 Mayıs; demokrasinin adının olduğu ama ruhunun olmadığı bu temsili demokraside bile seçtiği belediye yönetimlerine kayyum atanan, seçtiği milletvekilleri cezaevlerine atılan, iradesi gasp edilen yurttaşların iradesine sahip çıkma günüdür.

    1 Mayıs; toplum karşıtı bu düzenin, topluma ait olan inançları ele geçirmeye çalışarak kendine hizmet eden bir istismar aracına dönüştürmesine karşı, inanç özgürlüğü ve toplumun inançlarını özgürleştirme mücadelesinin günüdür.

    1 Mayıs; kendi toprağında, kendi kimliği, dili ve kültürüyle eşit ve özgür bir şekilde yaşamak isteyen halkların mücadele günüdür.

    Ve biz dünden bugüne tüm halkların, demokrasi mücadelesinde elini taşın altına koyan her bir yurttaşımızın, baskılara rağmen bugün Türkiye’nin dört bir yanında alanları dolduran halkların sesi olmaya geldik.”

    Biji Yek Gulan, Yaşasın 1 Mayıs

    Sanatçı Mehmet Atlı’nın seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla miting son buldu.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Eğitim Sen Adıyaman Şubesi: 2025’te yapılan atamalar liyakat ilkesini hiçe saymıştır-VİDEO

    Eğitim Sen Adıyaman Şubesi: 2025’te yapılan atamalar liyakat ilkesini hiçe saymıştır-VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen Adıyaman Şubesi, ‘Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme’ sonuçlarına yönelik basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı Zeynel Polat, “2025 atamaları tıpkı geçmiş yıllarda olduğu gibi şeffaflıktan uzak ve liyakat ilkesini hiçe sayan bir anlayışla gerçekleştirmiştir” diye konuştu.

    Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme sonuçları açıklandı.

    Atamalara tepki gösteren Eğitim Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Zeynel Polat, 2025 yılı atamalarının geçmiş yıllarda olduğu gibi yine şeffaflıktan uzak ve liyakat ilkesini hiçe sayan bir anlayışla gerçekleştirildiğini belirterek, “Proje okullarına yapılan atamalarda süreç; somut, ölçülebilir ve nesnel hiçbir kritere dayanmamakta; tamamen siyasi ve idari takdirle şekillenmektedir” dedi.

    “Bakanlık; herhangi bir kriter ilanı yapmadan, kıdem, hizmet puanı ya da mesleki yeterlilik gibi objektif göstergelere bakmadan, istediği öğretmeni ya da eğitim yöneticisini proje okullarına atayabilmektedir” diyen Polat, bu uygulamanın yıllardır eğitimde adalet ve hakkaniyet duygusunu ciddi anlamda zedelediğini; emek, birikim ve mesleki yetkinliğin yok sayıldığını ifade etti.

    “EĞİTİM KURUMLARI İKTİDARIN ARKA BAHÇESİ DEĞİLDİR”

    Öğretmen atamalarının ve yönetici görevlendirme süreçlerinin şeffaf, denetlenebilir ve liyakat esaslı hale getirilmesinin, kamusal eğitimin geleceği açısından hayati önemde olduğuna işaret eden Polat, şunları söyledi:

    “Eğitim kurumlarını, siyasal iktidarın arka bahçesine dönüştürmeyi hedefleyen atama politikalarından derhal vazgeçilmelidir. Eğitimde eşitlik, adalet ve bilimsellik esas alınmalıdır. Bunun için atılması gereken adımlar bellidir.

    Öncelikli olarak proje okullarının statüsü keyfiyetten kurtarılmalıdır. Hangi okulların proje okulu olacağı, illerde kurulacak bağımsız ve liyakat temelli komisyonlarca belirlenmelidir. Öğretmen atamaları, yönetici atama ve görev uzatma kriterleri liyakata dayalı olmalıdır. Görevlendirmeler, somut ölçütlere bağlanmalı; mesleki deneyim, hizmet puanı gibi kriterler esas alınmalıdır. Proje okullarına yapılacak atamalarda tüm yetkinin Bakan’a bırakılmasının, eğitim sisteminde eşitsizliği ve adaletsizliği derinleştirdiği açıktır. Milli Eğitim Bakanı’na tanınan ve keyfiyete neden olan bu yetkiler sınırlandırılmalıdır. Proje okullarına atanan öğretmenlerin yer değiştirme hakları sadece proje okulları ile sınırlandırılmamalı, genel tayin sistemi içinde değerlendirilmelidir.”

    MÜCADELE ÇAĞRISI

    Eğitim kurumlarının, iktidarın siyaseten müdahale ettiği birer arka bahçe haline getirilmesine seyirci kalmanın mümkün olmadığını ifade eden Polat, “Eğitim Sen olarak bu adaletsizliğe karşı hukuki süreci sonuna kadar sürdüreceğimiz bilinmelidir. Tüm eğitim emekçilerini bu haksız ve hukuksuz uygulamaya karşı birlikte mücadeleye davet ediyoruz” çağrısı yaptı.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Eğitim-Sen Adıyaman Şubesi kuruluşunun 30. yılını kutladı-VİDEO

    Eğitim-Sen Adıyaman Şubesi kuruluşunun 30. yılını kutladı-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Adıyaman Şubesi, kuruluşunun 30’uncu dayanışma gecesi düzenledi. Çok sayıda kişi ve kurumun katıldığı gecede konuşan Şube Başkanı Zeynel Polat, “Eğitim Sen sadece sendika değil, eğitim ve bilim emekçilerinin haksızlıklara karşı haykıran sesi, baskılara ve yasaklara karşı direnerek mücadele edenlerin birleşme adresidir” dedi.

    Eğitim-Sen Adıyaman Şubesi, kuruluşunun 30. yılında dayanışma konseri düzenledi. Geceye çok sayıda eğitim emekçisi ve sendika üyesi katıldı. Dayanışma gecesinde konuşa Adıyaman Eğitim Sen Şube Başkanı Zeynal Polat, sendikanın tarihsel ve yaptığı faaliyetler hakkında konuştu.

    Saygı duruşuyla başlayan programın devamında sırasıyla sinevizyon gösterimi, plaket takdimi yapıldı. Gecenin sonunda ise sanatçı Olgun Eren, Kürtçe ve Türkçe şarkılar seslendirdi.

    “EĞİTİM SEN SADECE BİR SENDİKADAN İBARET DEĞİLDİR”

    Düzenlenen gecede konuşan Eğitim Sen Şubesi Başkanı Zeynel Polat, “Eğitim Sen, üniversiteyi üniversite yapan ilke ve değerler tümüyle ortadan kaldırılmaya çalışılırken üniversitelerin evrensel değerlere, akademik özgürlüğe, demokratik, özgür, eşit bir çalışma ve öğrenme iklimine kavuşması, insan doğa ve toplum yararına bir üniversite fikrinin hayata geçmesinde mücadele eden bir sendikadır. Toplumun özgür ve demokratik gelişimi önündeki engellerin ortadan kaldırılması için yürütülen her mücadelenin en önünde Eğitim Sen’i görmek mümkündür. Eğitim Sen geçtiğiminiz 30 yıl içinde sadece sendikal ve demokratik halkların değil aynı zamanda emek, demokrasi barış mücadelesini öznesi olmuş; her türlü anti demokratik uygulamaların, baskıların ve ayrımcılığının karşında dimdik ayakta durmuştur. Eğitim Sen sadece sendika değil, eğitim ve bilim emekçilerinin haksızlıklara karşı haykıran sesi, baskılara ve yasaklara karşı direnerek mücadele edenlerin birleşme adresidir” diye konuştu.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı: Çocuklar hala depremin sorunlarını yaşıyor

    Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı: Çocuklar hala depremin sorunlarını yaşıyor

    PİRHA-20 Kasım Dünya Çocuklar Günü’nde açıklama yapan Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynel Polat, “Deprem sonrası çocuklara yönelik yeteri kadar çalışma yapılmadı. Deprem sonrası ebeveyn kaybı yaşayan çocuklar, kaybolan çocuklar, koruma altına alınan çocuklara dair sıkıntı ve sorunlar devam etmektedir” dedi.

    14 Aralık 1954’te Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ‘Dünya Çocuk Hakları’ gününde açıklama yapan Adıyaman Eğitim-Sen Şube Başkanı Zeynel Polat, “Türkiye, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni onaylamakla birlikte 17. 29. ve 30. maddelerine çekince koymuştur. Genel olarak bu çekincelerin azınlık çocuklarının dil, eğitim, kültür alanındaki haklarına ilişkindir. Birçok etnik kültürü barındıran ülkemizin, taraf devlet olarak bu çekinceleri halen kaldırmamış olması, özellikle anadili farklı olan çocukların eğitim sistemine uyumunu güçleştirmekte, öğrenme güçlüğü, okula uyum sorunu ve okul terki gibi temel sorunların sürmesine neden olmaktadır” dedi.

    “ANADİLDE EĞİTİMİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI”

    Çocukların anadildeki eğitimine yönelik konuşan Polat, “Milyonlarca çocuk kendi anadilini kullanamadığı, anadilinde eğitim göremediği için başta eğitim süreçleri olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında mağduriyet yaşamaktadır. Kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde anlayışının ayrılmaz bir parçası olan farklı ana dilleri üzerinde ki sınırlamalara son verilmeli, her bireyin kendi anadilini öğrenmesi ve bu dilde eğitim almasının önündeki engeller kaldırılmalıdır” çağrısında bulundu.

    DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE ÇOCUKLARA VE HAKLARINA YÖNELİK TEHDİTLER ARTIYOR”

    Adıyaman Eğitim-Sen Şube Başkanı Zeynel Polat, şöyle devam etti:

    “7 Ekimde İsrail in Filistin’e  saldırmasıyla başlayan savaşta çocuklar  olmak üzere  Dünyada ve Türkiye’de yaşayan çocukların uygun yaşam standartlarında insanca yaşama hakkı başta olmak üzere, eğitim ve sağlık hakkına yönelik ihlaller sürmekte, çocuklara yönelik hak ihlalleri artarak devam etmektedir. Çocuklar sağlıklı gıdaya, suya, eğitime erişememekte, çocuk yaşta zorla evlendirilmekte, istismara uğramakta ve tutuklanmaktadır.

    Ülkemizde yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunlar en çok çocuklar üzerinde etkili olmakta, çocuklar ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerin ortasında çocukluklarını yaşamak zorunda bırakılmaktadır. Savaş ve çatışma bölgelerinde en büyük mağduriyeti çocuklar yaşamaktadır. Barışın olmadığı bir dünyada çocuklar, eğitim ve sağlık gibi temel haklarından mahrum kalmaktadır.

    DEPREM BÖLGELERİNDE ÇOCUK HAKLARI

    6 şubat depremlerinin üzerinden 21 ay geçmesine rağmen deprem bölgelerinde ki çocukların, beslenme, barınma, sağlıklı ve temiz suya ulaşma konusunda ciddi sorunlar yaşamaya devam ediyor. Deprem bölgelerinde çocukların kamusal hizmetler ulaşma noktasında ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Çocuklar ve aileler hala sağlıksız yaşam koşullarında yaşamaya devam etmektedirler. Özellikle sağlıklı beslenme noktasında ciddi eksiklikler yaşanıyor. Deprem sonrası çocuklara yönelik yeteri kadar çalışma yapılmadı. Deprem sonrası ebeveyn kaybı yaşayan çocuklar, kaybolan çocuklar, koruma altına alınan çocuklara dair sıkıntı ve sorunlar devam etmektedir.

    “ÇOCUK EMEĞİ SÖMÜRÜSÜ ARTIYOR: 2024’TE 42 ÇOCUK HAYATINI KAYBETTİ”

    “Türkiye’de çocuk işçiliği ve buna bağlı iş cinayetlerinde tablo, her geçen yıl daha da ürkütücü boyutlara ulaşıyor. 2024’te 42 çocuk işçi hayatını kaybetti. İktidarın benimsediği piyasa ve sermaye merkezli ekonomi politikalarının kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkan işsizliğin, yoksulluğun ve sömürünün yaş ayrımı olmadığı gibi, bu politikalardan en çok etkilenenler çocuklar ve çocuk işçiler olmaktadır. TÜİK’e göre çocuk yaşta iş gücüne katılanların oranı en az yüzde 22’dir. Türkiye’de 2 milyonu aşkın çocuk işçi olduğu tahmin edilmektedir. Özellikle mesleki eğitim ya da beceri eğitimi üzerinden ‘çırak’ ve ‘stajyer’ adı altında milyonlarca çocuk zorunlu olarak çalıştırılarak yoğun emek sömürüsüne maruz bırakılmaktadır.

    “MESLEKİ EĞİTİM ADI ALTINDA 9 ÇOCUK YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Mesleki eğitim adı altında çalıştırılan çocuklar, ailelerinin ekonomik yükünü hafifletmek için küçük yaşlardan itibaren çalışmaya zorlanmaktadır. Ancak bu, kısa vadeli bir çözüm gibi görünse de, uzun vadede yoksulluk döngüsünü derinleştirmektedir. Eğitimden uzaklaşan çocuklar, düşük nitelikli işlerde çalışarak yaşamları boyunca düşük gelir seviyesine mahkûm edilmekte ve yoksulluk bir nesilden diğerine aktarılmaktadır.
    Mesem’ de bir yılda en az 9 çocuk işçi yaşamını yitirdi.

    MEVSİMLİK TARIM İŞÇİSİ ÇOCUKLAR RİSK ALTINDA” 

    Özellikle mevsimlik işçi göçlerinin yoğun olarak yaşandığı yaz aylarında çocuk işçi ölümlerinde ciddi artış olduğu gözleniyor. Mevsimlik tarım işçisi ailelerinin çocukları Eğitim, Sağlık başta olmak üzere Kamusal hizmetlerden yoksun kalıyorlar.

    ÇOCUKLARIN SERMAYENİN İHTİYAÇLARINA GÖRE ŞEKİLLENDİRİLMESİNE SON VERİLMELİ”

    Mesleki Eğitim Merkezleri ve mesleki ortaokullar mevcut haliyle çocuk emeğinin sömürülmesine zemin hazırlamaktadır. Çocukların eğitimi ve gelişimi için ayrılması gereken kaynaklar, sermaye gruplarına ucuz iş gücü sağlamak için kullanılmaktadır. Bu uygulamalara karşı, kamusal eğitimin güçlendirilmesi ve çocuk emeği sömürüsüne son verilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Çocukların ve öğrencilerin geleceğinin, sermayenin/patronların ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesine son verilmelidir.

    Çocuk Hakları Sözleşmesi temelinde demokratik, eşit ve özgürlükçü politikalar üretilmeli ve çocuk Hakları Sözleşmesine konulan çekinceli maddeler kaldırılmalıdır. Tüm çocukların parasız, nitelikli, laik, bilimsel, cinsiyet eşitlikçi ve kendi anadilinde kamusal eğitim alması için gereken adımlar atılmalıdır.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • İki defa az hasarlı kararı çıkan binanın 1 ay içerisinde boşaltılması kararı çıktı-VİDEO

    İki defa az hasarlı kararı çıkan binanın 1 ay içerisinde boşaltılması kararı çıktı-VİDEO

    PİRHA-Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü tarafından iki defa az hasarlı kaydı yapılan Adıyaman KESK binası, yıkılmayacağı söylenmesine rağmen 1 ay içerisinde boşaltılması istendi. Adıyaman Eğitim-Sen Şubesi Başkanı Zeynel Polat, 1 milyon TL civarında tadilat yaptıkları binalarının yıkılmak istenmesine ‘masraflarını kim ödeyecek’ diyerek tepki gösterdi.

     

    6 Şubat Maraş Pazarcık merkezli depremden sonra Adıyaman Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü tarafından gönderilen görevlilerin kontrol ettiği, az hasarlı kaydı raporu verdikleri Eğitim-Sen binası, 21 Ekim’de gelen tebligat ile 1 ay içerisinde boşaltılması istendi. Yapılan denetimlerde iki defa az hasarlı kaydı aldıklarını ve Çevre Şehircilik Müdürlüğü’nden bilgi aldıktan sonra tadilat ettiklerini söyleyen Adıyaman Eğitim-Sen Şubesi Başkanı Zeynel Polat, ‘İki defa az hasarlı çıkmasına rağmen neden bize bildirilmedi. 1 Milyon TL civarında yaptığımız masraf ne şekilde ödenecek” ifadesinde bulundu.

    Daire sahipleri tadilat edilen binaya harcama yapıldığını, fatura kesmedikleri için çevre şehircilik müdürlüğünün yapılan faturalara göre para verileceğini söyledi. Bina sahipleri ikinci defa mağdur durumuna düştüklerini belirtti.

    “2 DEFA AZ HASARLI RAPORU VERİLMESİNE RAĞMEN 1 AY İÇİNDE BOŞALTILMASI İSTENİYOR”

    Tadilatı yapılan bina hakkında konuşan Polat, müdürlüğün aldığı kararla birlikte mağdur olduklarını söyleyerek sorunun çözülmesi yönünde yazılı bir açıklama yapılmadığın ifade etti. Polat konuyla ilgili şunları söyledi:

    “Depremden sonra Mart ve Temmuz ayında 2 defa az hasarlı diye rapor çıkarıldı. Biz Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği ve emlak konutuna buraya yönelik bir tasarrufunuz var mı diye bilgi aldık? Onlar da herhangi bir yapılanma olmayacak denildi. 1 milyon 100 bin lira civarında bir para harcayıp binamızın tadilatını yaptık. Eğer şehrin merkezi yenilecekse neden iki defa az hasarlı kaydı verildi? İkinci kez karar verildiğinde biz neden 1 milyon 100 bin lira para ödedik? Şehrin yenilenmesi yönünde bir itirazımız yok, eğer yeni yapılacaksa da dahi burada çalışan, kiracı olan, mülkü olan insanların da mağdur edilmemesi lazım. 14 Ekim’le birlikte süreç başladı. ‘1 ay içerisinde binayı boşaltın’ diye bir kağıt asmışlar binanın önüne. KESK’e bağlı 11 sendika kurumu var. Biz 1 ay içerisinde nerede bina bulacağız, nasıl yerleşeceğiz. İkincisi biz ne kadar fiyata bina bulacağız ne kadar kira yardımı yapılacak? Bununla ilgili yazılı bir doküman yok, her şey sözlü bir şekilde söyleniyor” ifadesinde bulundu.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • Adıyaman Eğitim Sen Şubesi: Depremin ardından hiçbir okulun temeli atılmadı-VİDEO

    Adıyaman Eğitim Sen Şubesi: Depremin ardından hiçbir okulun temeli atılmadı-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman Eğitim Sen Şubesi depremin ardından yaşanan aksaklıklarla ilgili rapor yayınladı. Yayınlanan raporda eğitimde yaşanan sorunlarla ilgili bilgiler verildi. Zeynel Polat, “İlimiz genelinde yaşanan depremden kaynaklı bir yıl boyunca hiçbir okulun temeli atılmamış ve herhangi bir inşaat  temel atma faaliyeti yapılmamıştır” dedi.

    Maraş Pazarcık Merkezli depremin üzerinden 1 yıldan fazla bir süre geçti. Depremden sonra birçok okul ağır hasarlı ve kullanılamayacak duruma geldi.  Adıyaman’da depremden dolayı il genelinde 103 okulun yıkık, ağır hasarlı, orta hasarlı ve az hasarlı olduğu belirtildi. Adıyaman Eğitim Sen Şubesi Başkanı Zeynel Polat, eğitimin ilk gününde depremin etkilediği şehirde okullardaki eksikleri, ihmalleri sıralayan bir rapor yayınladı.
    Polat, yaptığı açıklamada taleplerinin yerine getirilmesi çağrısında bulundu.

    “MEB GÜNDEMİNDE TARİKAT VE CEMAATLERE OLANAK SAĞLAMA ANLAYIŞI DEVAM ETMİŞTİR”

    Adıyaman genelinde yaşanan depremden kaynaklı bir yıl boyunca hiçbir okulun temelinin atılmadığını ve herhangi bir inşaat, temel atma faaliyeti yapılmadığını söyleyen Polat, deprem öncesi temelleri atılan iki okulun eğitim ve öğretime kısmi anlamda hazır hale getirildiğini değindi.

    Polat, “Konteyner kentlerin bulunduğu yaşam alanlarına prefabrik okulları hayırsever vatandaşların çabası ile oluşturulmuştur. MEB gündeminde ise tarikat ve cemaatlere  nasıl olanak sağlarım anlayışı devam etmiştir. İnşa edilen bu okulların çoğunda ücretli öğretmenler çalıştırılmıştır. Yeterli düzeyde eğitim öğretim koşulları oluşturulmamıştır. Adıyaman genelinde 103 okul yıkık, ağır hasarlı, orta hasarlı ve az hasarlıdır. Bunlardan orta hasarlı ve güçlendirmesi yapılan Güzel sanatlar Lisesi, Spor Lisesi, Süleymanşah Ortaokul 2023-2024 eğitim öğretim yılında güçlendirilmesi yapılarak 20 milyonun üzerinde para harcanmıştır. Geldiğimiz süreçte ise yeniden hasar kontrolden geçen bu okullar tekrar güçlendirilmeye alınarak öğrencileri farklı okullara gönderilmiştir. Bu da bize halkın parasının bazılarına peşkeş çekilerek devleti ve halkı zarara uğratıldığını düşündürmektedir” diye ifade etti.

    “OKULLARIN UZAKLIĞINDAN DOLAYI ÇOCUKLAR YÜRÜMEK ZORUNDA BIRAKILIYOR”

    6 Şubat depreminden sonra hasarlı ve yıkılan binalarda eğitim ve öğretim faaliyeti gerçekleştirilemeyeceğinden dolayı geriye kalan okullara öğrenciler nakledildiğini, bu durumda 26 okulda ikili eğitim şeklinde iki okul aynı binada bir arada eğitim görmektedir diyen Polat, şöyle devam etti:

    “İl Milli Eğitim Müdürlüğü bir ihata duvarına milyon lira aktarırken tasarruf tedbirleri halk ve öğrenciler üzerinde uygulanmaktadır. Bunu açmak gerekirse il genelinde kırsal kesimde ve eğitime uzak yerlerde ikamet eden lise öğrencilerimizin taşımalı eğitimleri kaldırılıp zorunlu olarak ailesinden uzak yurt ve pansiyonlara kayıtları yapılmıştır. Velilerin bu duruma tepkisi ise çocuklarının can güvenliği ve sağlık koşullarını gerekçe göstererek çocuklarını örgün eğitimden çekeceklerini okula göndermeyeceklerini beyan ettiler. Şehir merkezinde bulunan resmi ve özel servisler gerekli denetim yapılmadan öğrencilerimizi taşımaktadır. Okulların yaşam alanlarına uzak olmasından kaynaklı özellikle okul öncesi ve ilkokul çağındaki öğrencilerimiz yürüyerek okullarına ulaşmaktadırlar. Veliler bu durumdan kaynaklı zorunlu olarak özel servis tutmaktadırlar. Buda ekonomik olarak aileyi çok zorlamaktadır.

    “BARINMA NEDENİYLE ÖĞRETMENLER TAYİN İSTEMİŞTİR”

    Öğretmenlerin barındıkları evler depremde ya yıkıldı ya da ağır hasar alarak oturulamaz hale gelmiştir. Bu nedenlerden kaynaklı konteyner alanlarında veya yüksek fiyatlar ile sağlam kalan evlerde oturmak zorunda kalmışlardır. Ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon nedeni ile kira ödeyemeyecek duruma gelmişlerdir. Bütün kurumlar kendi çalışanlarına yaşam alanları tesis ederken İl Milli Eğitim Müdürlüğü böyle bir sorumluluğu yokmuşçasına yaşam alanı oluşturmamıştır. Bunun için bir çaba içerisine dahi girmemiştir. Barınma ve güvenlik sorunu nedeni ile çok fazla öğretmen tayin isteyip başka illere gitmek zorunda bırakılmıştır. Sorunun devam etmesi nedeni ile gelmek isteyenler de gelememektedir.

    “EĞİTİM GÖRMESİ GEREKEN ÖĞRENCİLER TARIMDA ÇALIŞTIRILMAKTADIR”

    İlimizin tarım yoğunluklu bir şehir olmasından kaynaklı eğitim ve öğretimin başında ve sonunda öğrencilerimiz okullarından uzak kalmaktadırlar. Genel olarak çevre illere mevsimlik işçi olarak geçici göç etmektedirler. Gittikleri yerlerde temel eğitim ve sağlık haklarından mahrum kalmaktadırlar. Gittikleri yerler Karadeniz bölgesi (fındık işçiliği), Malatya bölgesi (kayısı işçiliği) ve Adana bölgesi (pamuk vb. işçiliği) bu yerlerde eğitim görmesi gereken öğrenciler çocuk işçi olarak tarımda çalıştırılmaktadır. Geri döndüklerinde ise eğitimden mahrum kalmış bir şekilde dönüyorlar.”

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Polat: Bilimsel, demokratik, laik olmayan bu eğitim sistemini kabul etmiyoruz-VİDEO

    Polat: Bilimsel, demokratik, laik olmayan bu eğitim sistemini kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynel Polat, “Eğitim sistemi daha çok ideolojik. İstedikleri bir insan modeli yetiştirme üzerine kurulmuş gibi” dedi. Polat, yeni eğitim modelinin tek mezhebe, tek dile dayandığını ifade ederek, “Bilimsel olmayan, demokratik, laik olmayan bu eğitim sistemini kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı. 

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, tepki çeken “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” müfredatını onayladı. Eğitim sendikaları ‘dinselleştirmenin’ önünü açacağı ve laik, bilimsel eğitime karşı olduğu için müfredata karşı çıkmıştı.

    Adıyaman Eğitim Sen Şube Başkanı Zeynel Polat, yeni eğitim modelinin tek mezhebe, tek dile dayandığını ifade ederek, “Bilimsel olmayan, demokratik, laik olmayan bu eğitim sistemini kabul etmiyoruz” dedi.

    “10 YILDIR HAZIRLIK YAPILDIĞI SÖYLENİYOR AMA EĞİTİMCİLERİN HABERİ YOK”

    AKP iktidarının ilk olarak 2004 yılında müfredat değişikliği yaptığını, 2018’de de bir eğitim müfredatı değişimine gittiğini söyleyen Polat, “Bu son Türkiye Eğitim Yüzyılı müfredatı ciddi bir köklü değişikliği içeriyor. Bir defa bu hazırlanan müfredat hiçbir yönüyle demokratik değil. Hükümet kendince 10 yıldır hazırlığını yaptığını söylüyor. 10 yıldır hazırlık yapıyorsunuz ama eğitimcilerin, bilim insanlarının, eğitim emekçilerinin görüşlerini almıyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI KENDİSİNE YAKIN KURUMLARDAN GÖRÜŞ ALMIŞ”

    Polat, Milli eğitim Bakanlığı’nın kendisine yakın gördüğü sivil toplum kuruluşlarıyla, derneklerle, tarikatlarla ve cemaatlerle işbirliği yaptığını belirterek şöyle devam etti:

    “Eğitimcilerin görüşünü aldık, diyor. Hiçbir eğitim sendikasının bu müfredat hakkında bilgisi yoktu. 1 ay önce tanıtım yapıldı ve çok kısa süre zarfında öğretmenlerden görüş alınması talep edildi. Biz şunun farkındayız: Müfredat uzun soluklu bir çalışma. Müfredat bir bütün olarak tüm ülkede eğitim kademelerinde okutulacak derslerin içeriğini, derslerin amacını belirleyen bir taslak. Bu ülke aslında çok dilli, çok kültürlü, çok kimlikli ve çok renkli bir ülke. Onun için yeni müfredatın da buna göre hazırlanması lazımdı. Yeni eğitim modeli daha çok tek mezhep, tek dil, tek din üzerinden yürüyor. Buna karşı biz Eğitim Sen olarak diyoruz ki ana dilinde çok dilli eğitim. Bu yeni müfredatta farklı inançlara dair hiçbir şey yok.
    Bu bahsedilen eğitim sisteminin örtük tarafına bakmak lazım. Gizli tarafı dediğimiz kısmı görmemiz lazım. Burada amaçlanan Türk-İslam sentezine yakın bir kişilik modeli ortaya çıkarmak. Bu eğitim modelinde liyakat yok, sadakat var.”

    İdeolojik bir müfredat olduğuna dikkat çeken Polat, “Bu onaylanan eğitim modeli daha çok özel okul sahibi sermayedarların işine geldi. ÇEDES projeleriyle ilgili yaşanan sorunlar hala devam ediyor. Buna dair herhangi bir açıklama yok. Bilimsel olmayan, laik olmayan, demokratik olmayan bu eğitim modelini kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN