Etiket: zeynel şahin

  • Uğur Kurt davasında karara tepki: Sanık polis için her türlü imkan sağlanıyor- VİDEO

    Uğur Kurt davasında karara tepki: Sanık polis için her türlü imkan sağlanıyor- VİDEO

    PİRHA-Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davasının yeniden görülen duruşmasında sanık polis Sezgin Korkmaz’a 2 yıl 6 ay hapis cezası verilmesi tepki çekti. Karara tepki gösteren Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, polisin beraat etmesi için her türlü imkanın sağlandığını belirterek, hukuksuzluğa dikkat çektiler. 

    Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası yeniden Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Sanık polis Sezgin Korkmaz’a 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi.
    Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, mahkemenin sanık polis Sezgin Korkmaz’a verdiği 2 yıl 6 ay hapis cezası kararına tepki gösterdiler.

    “POLİSİN BERAAT ETMESİ İÇİN MAHKEME HER TÜRLÜ İMKANI SAĞLIYOR”

    Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “2 yıl 6 ay bir ceza verildi. Bu ceza da kesin bir ceza değil. İstinaftan tekrar itiraz davası açıyorlar ve orada da çıkacak karar belli değil. Uğur’un vurulması, hayatını kaybetmesi, çocuğunun babasız kalması, babasının dayanamayıp 2016’da ölmesi, annesinin şu an kanser olup da mahkemeye katılamamasını düşündüğümüzde gerçekten o kurşun sadece bir kişiyi öldürmedi. Bütün aileyi öldürdü ve bizleri de çok ağır bir şekilde yaraladı. Biz de çok üzülüyoruz. Polisin beraat etmesi için mahkeme her türlü imkanı sağlıyor. Ve onu da başardılar” dedi.

    “YARGININ İNSANLARIN VİCDANINI, DEĞERLERİNİ YOK SAYMASI İNANILMAZ BİR DURUM!”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de verilen kararın vicdanları rahatlatmadığını söyledi.

    Deniz, “Bir güvenlik görevlisinin hedef alarak bir cemevinde bir insanı öldürmesinin bedeli bu olmaması gerekiyor. Verilen ceza da çok komik bir ceza. Yani cemevinde insan öldürüp 2 buçuk yıl hapis yatabilirsiniz anlamına geliyor bu. Sorun hukuksal bir sorun, sorun zihniyet sorunu. Çünkü ötekileştirilmiş olan bir toplumun, bir bireyin canını almak onlar için değerli değil. Dolayısıyla verdiğimiz hukuksal mücadelenin de boşa gittiğini görebiliyoruz. Yargı sisteminin bu kadar insanların vicdanını yok sayması, insanların değerlerini yok sayması inanılmaz bir durum. Ülkenin geldiği noktayı gösteriyor” diye konuştu.

    “SABRIMIZ ZORLANIYOR”

    Sorunu, Alevi sorunu değil insanlık, demokrasi sorunu ve inanç özgürlüğüne yapılmış bir saldırı olarak gördüğünü de belirten Deniz, şunları ekledi:

    “Devlet yetkililerinin her zaman yaptığı gibi kendi kolluk güçlerini kollaması artık bu ülkede ciddi rahatsızlıklara neden oluyor. Ve halkın gerçekten bu konuda büyük bir rahatsızlığı var. Sabrımız zorlanıyor. Bu karar ‘inancınızı özgürce yaşayamazsınız’ kararı oldu. Yapacak bir şey yok, biz mücadelemize devam edeceğiz.”

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Uğur Kurt Davası’nda karar: Sanık polis Sezgin Korkmaz’a 2 yıl 6 ay hapis cezası -VİDEO
    -Uğur Kurt’u öldüren polise ödül gibi cezaya tepki: Hukuksuzlukla baş başa kaldık – VİDEO
    -ADFE: Ülkemizin adaletini sarsan bir karar, Uğur Kurt için adalet istiyoruz

  • Alevilerden saldırıya uğrayan kiliseye ziyaret; katledilen kişinin Alevi olduğu açıklandı-VİDEO

    Alevilerden saldırıya uğrayan kiliseye ziyaret; katledilen kişinin Alevi olduğu açıklandı-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da Alevi kurumlarının temsilcileri pazar ayini sırasında silahlı saldırı yapılan ve bir kişinin katledildiği Santa Maria Kilisesi’ni ziyaret etti. Alevi temsilciler, insanların inançlarını yerine getirirken saldırıya uğramasını kınadıklarını belirterek, Alevilerin de bu tarz saldırılara maruz kaldıklarını dile getirdiler. Kilisenin avukatı Afşin Hatipoğlu ise ziyaretten memnun olduklarını ifade ederek, saldırıda yaşamını yitiren Tuncer Cihan’ın Alevi olduğunu söyledi. 

    İstanbul Sarıyer’de bulunan Santa Maria İtalyan Kilisesi’nde Pazar ayini sırasında silahlı saldırı yapıldı. Kiliseye gelen kar maskeli iki kişi tarafından açılan ateş sonucunda ayine katılanlar arasında yer alan Tuncer Cihan hayatını kaybetti.

    Soruşturma kapsamında gözaltına alınanların sayısı 51’e yükseldi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, silahlı saldırının iki failinin de yakalandığını duyurdu. Yerlikaya, faillerin IŞİD’i olduklarını değerlendirdiklerini söyledi.

    Alevi kurumlarının temsilcileri pazar ayini esnasında silahlı saldırı düzenlenen Santa Maria Kilisesi’ni ziyaret etti.

    Ziyarete Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Parti İstanbul milletvekilleri Celal Fırat ve Çiçek Otlu, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, Gazi Cemevi Kültür Vakfı Başkanı Hıdır Karadaş, DEM Parti İstanbul İl Örgütü ve çok sayıda kişi katıldı.

    “SALDIRIYI KINIYORUZ”

    Türkiye’de kindar ve dindar bir nesil yetiştirmek istendiğini belirten DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Yüreğimiz yanıyor, bu haberi duyduğunuzda ürperdim, kiliseye yapılan saldırıyı, Aleviler olarak biz de yaşadık. Maalesef yaşanan durumun söz kurmanın anlamı yok, insanların inançlarını yerine getirirken saldırıya uğramasını kınıyoruz. Acınızı yüreğimizde hissediyoruz” dedi.

    “BU TÜR SALDIRILAR BİR DAHA YAŞANMASIN”

    Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Böyle bir olayın yaşanması bizim yüreğimizi parçaladı. Temennimiz bu tür saldırıların bir daha yaşanmaması” diye belirtti.

    “BİRLİKTE YAŞAMANIN ORTAMINI YARATMAMIZ LAZIM”

    Saldırıyı kınayan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya ise “Bu tarz olaylara en çok uğrayanlardan biri biz Alevileriz. Aleviler olarak Sivas’ta, Maraş’ta bu saldırılara uğradık. Birlikte yaşamanın ortamını yaratmamız lazım” diye ifade etti.

    “BU TÜR SALDIRILARLA BİRLİĞİMİZİ BOZAMAYACAKLAR”

    Provokasyonlara karşı bir arada olduklarını vurgulayan Gazi Cemevi Kültür Vakfı Başkanı Hıdır Karadaş da, “Bu tür saldırılar geçmişten günümüze kadar yaşandı. Bu tür saldırılara ortaklaşarak cevap vereceğiz. Birliğimiz olduğu sürece bu tür saldırılar bizim birliğimizi bozamayacak” diye konuştu.

    AV. HATİPOĞLU: ÇOK MASUM BİRİ, ÖĞRENDİK Kİ ALEVİYMİŞ! 

    Santa Maria İtalyan Kilisesi’nin Av. Afşin Hatipoğlu da, Alevilere teşekkür ederek başladığı konuşmasında, “Hiç kimse buraya saldırı olacağını tahmin edemezdi. Çok masum biri, hatta Hristiyan olmayan biri kilisede vefat etti. Daha sonra öğrendik ki bu yurttaşımız Alevi imiş. Bu Türkiye’nin de resmi aynı zamanda. Türkiye’de her tür unsura ait insanlar yaşıyor. Bu insanlar her yerde kardeşçe yaşayabiliyor aslında.

    “KARDEŞLİĞE KASTEDENLER VAR”

    Ama bu kardeşliğe kastedenler var. IŞİD’i işaret ediyor. Tacik ve Rusya vatandaşı iki teröristten bahsediyorlar. Bu kadar kolay bir şekilde terör eyleminin yapılamaması gerekirdi. Bizi memnun eden faillerin kısa sürede yakalanması ve soruşturmanın genişletilmesidir. Verdiğiniz destek buradaki ibadet insanlarının için rahatlatacaktır. Çünkü size ait bir can burada hayatını kaybetti” dedi.

    Alevi temsilciler, kiliseye saldırıda yaşamını yitiren Tuncer Cihan’ın Alevi olduğunu Av. Afşin Hatipoğlu‘nun konuşmasıyla öğrendiler.

    “SALDIRININ ARKASINDAKİ GÜÇLER AÇIĞA ÇIKARILSIN”

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, ise şunları dile getirdi:

    “Bu saldırılar hangi sebeple yapılırsa yapılsın dostluk ve dayanışma kültürünü bozamayacaklar. Bu saldırıyı gerçekleştirenlerin arkasındaki güçlerin açığa çıkması için bu sürecin takipçisi olacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Kiliseye silahlı saldırı soruşturmasında gözaltı sayısı 51’e yükseldi

  • 10 Aralık mitingi tertip komitesi, kadın örgütleriyle bir araya geldi-VİDEO

    10 Aralık mitingi tertip komitesi, kadın örgütleriyle bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA – 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye” mitingi tertip komitesi Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi’nde Kadın örgütleri ile bir araya geldi. Toplantıda konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Mitingin ses getirmesi lazım. Bu kanunları bir daha karşımıza çıkarmasınlar diye güçlü bir şekilde cevap vermemiz gerekiyor” dedi.

    10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye” mitingi tertip komitesi Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi’nde Kadın örgütleri ile bir araya geldi. Toplantıya Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Kadın Meclisleri, Kadın Hareketi, İlerici Kadınlar, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Mor Dayanışma, Kadın Zamanı Derneği, TİP’li Kadınlar, Kırkyama Kadın Dayanışması temsilcileri katıldı.

    “ÇOK SESLİ VE RENKLİ BİR MİTİNG YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Çok sesli ve renkli bir miting yapmayı düşündüklerini söyleyen Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu, “Türkiye’nin muhalefeti olarak da düşünüyoruz orayı” dedi. Yalıncakoğlu, eğitimin dincileşmesinin herkes için büyük bir tehdit olmaya başladığına vurgu yaparak gelinen noktada zorunlu din derslerinden çok daha büyük problem olduğunu ifade etti. Bu problemin ise İmam Hatip müfredatlarının bütün okullara uygulanması olduğuna dikkat çekti.

    “HAYATIN HER ALANINDA MÜCADELE EDİYORUZ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, mitinge çağrı yaparak, “Eğitim sürecini daha da gericileşmeye götüren bir süreç yaşıyoruz. Bugün laikliğin çok daha gerisine giden bir durum yaşıyoruz ve bu çok ciddi acil bir durum teşkil ediyor. Çocukları ve kadınları daha çok etkileyecek bir süreçtir. Zaten hayatın her alanında mücadele ediyoruz” dedi.

    “BU KANUNLARI BİR DAHA KARŞIMIZA ÇIKARMASINLAR DİYE GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE CEVAP VERMEMİZ GEREKİYOR”

    Miting çalışmalarının çok iyi gittiğini söyleyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Sadece Alevilerin değil çocuğunu seven, evindeki hayvanını dahi seven insanların o mitingde yer almasını istiyoruz. Mitingin ses getirmesi lazım. Bu kanunları bir daha karşımıza çıkarmasınlar diye güçlü bir şekilde cevap vermemiz gerekiyor” dedi.

    Toplantı kadın örgütlerinin mitinge dair görüş ve önerileriyle son buldu.

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL

  • ‘Kılıçdaroğlu kimliğini açıklayarak tabuları yıktı; toplum da değişti-VİDEO

    ‘Kılıçdaroğlu kimliğini açıklayarak tabuları yıktı; toplum da değişti-VİDEO

    PİRHAMillet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Alevi’ başlıklı videosuna ilişkin CAN TV mikrofonuna konuşan Okmeydanı Cemevi dedesi Eren Yıldırım, “Kılıçdaroğlu, tabuları yıktı. Kimse Kılıçdaroğlu’na adaletsiz, hırsız diyemiyor” dedi. Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin ise Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından dolayı mutlu olduklarını dile getirdi. 

    Okmeydanı Cemevi dedesi Eren Yıldırım, Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na kimsenin hırsız diyemediğini ancak Alevi kimliği nedeniyle tercih edilmemesi durumunun toplumda değiştiğini ifade etti.

    “KİMSE KILIÇDAROĞLU’NA HIRSIZ DİYEMİYOR”

    Yıldırım, “Bu açıklamanın yapılması bile ülkenin geldiği noktayı gösteriyor aslında. Kılıçdaroğlu, tabuları yıktı. Kılıçdaroğlu’nun Alevi olmasından kaynaklı oy vermeme durumlarının değiştiğini çok net bir şekilde görebiliyoruz. Kimse Kılıçdaroğlu’na hırsız, torpilci, beceriksiz demiyor. Kılıçdaroğlu’nu Alevi kimliği yüzünden tercih etmemeleri bizleri üzen bir durumdu. Liyakat sahibi, adaletli, hakkaniyetli, kimseyi inancından dolayı ötekileştirmeyen ve gerçekten hak sahibine hakkını verebilecek düzeyde bir aday profili var Kılıçdaroğlu’nun” dedi.

    KİMLİĞİNDEN KAYNAKLI ELEŞTİRİLERİN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN YAPTI

    Dede Yıldırım, Kılıçdaroğlu’nun ‘Alevi’ açıklamasını önyargıların ve eleştirilerin önüne geçmek için yaptığını söyledi.

    Yıldırım şöyle devam etti:

    “Alevi’ başlıklı video çekti. Alevilere pozitif ayrımcılık yapacağı anlamına da gelmiyor. Kimliğinden kaynaklı eleştirilerin önüne geçmek için yapıldı. Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı olduğunda Alevi, Sünni, Kürt, Türk farketmeksizin liyakat sahibi insanların hak ettikleri yere geleceklerine inanıyorum.”

    “HALKIN KAFASINDAKİ SORULARI GİDERDİ”

    Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin de Kılıçdaroğlu’nun ‘Alevi’ açıklaması için mutlu olduklarını belirtti.

    Şahin, “Kılıçdaroğlu’nun Alevi açıklaması çok güzel oldu. Biraz gecikmiş bir açıklama gibi düşündük ama yerine oturdu. Halkın kafasındaki soruları giderdi. Çok mutlu olduk” ifadelerini kullandı.

    Berfin YILDIZ/İSTANBUL

  • Okmeydanı Cemevi, İskenderun’daki depremzedelere 50 çadır daha götürüyor-VİDEO

    Okmeydanı Cemevi, İskenderun’daki depremzedelere 50 çadır daha götürüyor-VİDEO

    PİRHA-Okmeydanı Cemevi 50 tane çadırı Hatay’ın İskenderun ilçesindeki depremzedelere ulaştırmak üzere bu akşam yola çıkıyor. Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Geçen gittiğimizde 74 tane çadır götürdük. Bugün 50 tane çadır götüreceğiz. Bütün Alevi kurumları seferber olmuş vaziyette. Ayrım yapmadan, kimin ne ihtiyacı varsa eşit bir şekilde malzemeleri götürüp, dağıtıyoruz” şeklinde konuştu.

    Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Şubesi/Cemevi geçtiğimiz günlerde Hatay’ın Defne ilçesindeki depremzedelerin ihtiyaçları doğrultusunda bölgede çadırlar kurarken, yardım malzemelerini de deprem mağdurlarına ulaştırdı. Okmeydanı Cemevi bugün 50 çadırı daha deprem bölgesine götürmek üzere yola çıkacak. Hatay’ın İskenderun ilçesine götürülecek olan çadırlar, ihtiyaç sahipleri için kurulacak.

    Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin ve cemevi üyesi Hacı Dağ ile yapılan çalışmaları konuştuk.

    “BÜTÜN ALEVİ KURUMLARI SEFERBER OLMUŞ DURUMDA”

    Maraş merkezli depremler için “Ülkemiz tarifi mümkün olmayan çok zor bir dönemde” yorumunda bulundan Zeynel Şahin, cemevi olarak yaptıklarına değinerek, şöyle konuştu:

    “Alevi kurumlarının çalışması ön plana çıkmış durumda. Okmeydanı Cemevi olarak depremin ardından “Ne yapabiliriz?” diye düşündük. İkinci gün kampanya başlattık. Bölgeye gönderilecek yardımları cemevinde topladık. Gerçekten de ülkemizdeki insanların duyarlılığına söyleyecek hiçbir şey yok. Bir günde cemevi doldu, taştı. İkinci gün üç tane tır yükledik. Maraş Elbistan’a gittik. Malzemelerin bir kısmını oraya bıraktıktan sonra Hatay Defne’ye geçtik. Gittiğimizde gördük ki orada AFAD, kurtarma ekipleri, makinalar yok. Saatler süren bir yolculuğun ardından vardık. Elektrik yoktu. Yollar tıkalıydı. Yardım malzemelerini dağıttıktan sonra İstanbul’a döndük. Halkımızın desteğiyle tekrar bölgenin ihtiyaçlarını topladık. Üç tır daha götürdük bölgeye. Öncelikli ihtiyaç çadır ve sobaydı. İhtiyaç sahiplerine dağıttık.

    Şehir zaten dağılmış vaziyetteydi. İnsanlar terk etmiş orayı. Çünkü barınacak bir yerleri yok. Tuvalet, su yok. En büyük sorun tuvalet ve çadır. Bunlar olmayınca insanlar nasıl barınacak? Çocuklar perişan. Geçen gittiğimizde 74 tane çadır götürdük. Bugün 50 tane çadır götüreceğiz. İskenderun’daki cemevi hasar görmüştü. Dünkü depremde de etkilendi. İnsanlar cemevinin bahçesinde kalıyor. Yeni çadırlar götürüp bir yaşam alanı oluşturacağız. Bütün Alevi kurumları seferber olmuş vaziyette. Irk, din, mezhep ayrımı yapmadan, kimin ne ihtiyacı varsa eşit bir şekilde malzemeleri götürüp, dağıtıyoruz. Bizim yapmamız gereken, insanlığa yakışan da budur zaten.”

    “CEMEVLERİ AYRIM YAPMADAN HERKESE KOŞUYOR”

    Cemevi üyesi Hacı Dağ ise şunları söyledi:

    “İnanılmaz bir çalışma vardı burada. Yardımseverlik, candaşlık vardı. Ayrımcılık yapmadan kapımız herkese açık. İnsanlar gece, gündüz demeden burada çalıştı. Ellerinden gelenin fazlasını yaptılar. Kuru gıdasından, çocuk bezine kadar neye ihtiyaç varsa toplanıp, gönderildi. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Ayrımcılık olmadığında neler yapabileceğimizi fazlasıyla gösterdik. Cemevleri herkese koşuyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Okmeydanı Cemevi, Hatay Defne’ye çadır, battaniye, ısıtıcı, kuru gıda götürdü- VİDEO

  • ‘İmam hatipler kadar içinde cemevi olan okullara da karşıyız’-VİDEO

    ‘İmam hatipler kadar içinde cemevi olan okullara da karşıyız’-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Halkalı’da yapılan kamuoyunda da Alevi İmam Hatip Lisesi olarak adlandırılan Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Lisesine tepkiler büyüyor. İstanbul Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Devlet tarafından asimilasyon için baskılar yapıldı, farklı yollar denendi hiçbirisi başarılı olmadı. Ancak daha büyük, daha lüks okullar yaparak Alevi çocuklarını burada eğitip asimilasyonun yolunu açmayı düşünüyorlar” dedi.

    Birçok kişinin Alevi asimilasyon politikası olarak değerlendirdiği Dosteli Yardım Eğitim ve Kültür Vakfı ile Milli Eğitim Bakanlığının ortak projesi olan ve temeli 2015 yılında atılan Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Lisesi yeni eğitim öğretim dönemine hazır.

    Alevi kamuoyunda Alevi İmam Hatip Lisesi olarak da bilenen lise ile ilgili tartışmalar ve liseye tepkiler de devam ediyor. Konuya ilişkin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Diyanete ve İmam hatip okullarına karşı geldiklerini ancak Alevilerin de İmam Hatip benzeri okullar yapmaya başladıklarını belirten Şahin, “Bu sistemin bize dayattığı bir olaydır. Devlet tarafından asimilasyon için baskılar yapıldı, farklı yollar denendi hiçbirisi başarılı olamadı. Ancak daha büyük daha lüks okullar yapıp  Alevi çocuklarını burada eğitip asimilasyonun yolunu açmayı düşünüyorlar” diye konuştu.

    “OKULLAR DİN DERSLERİNE YÖNELMİŞ DURUMDA”

    Bu okulu yöneten yöneticilerinin niyeti iyide olsa dede yetiştirmek için kullanılan bu sistemin yanlış olduğunu ifade eden Şahin, yıllarca İmam Hatip okullarını istemedikleri gibi içinde cemevi olan bir okula da karşı olduklarını  belirterek şöyle devam etti:

    “Bizim okullarda fiziğe, matematiğe ve sosyal derslere ağırlık vermemiz gerekirken şimdi ağırlıklı din derslerine yönelinmiş durumda. Bu okulun içinde de cemevi var. Cemevi olduğu zamanda laik bir yaşama çok ters düşmüş olur. Çünkü hem okuyup hem cemevi yapmış oluyorsun. Diğer taraftan da imam hatipte okuyacak abdestini alacak ve namazın nasıl kılındığını öğretecek. Biz onlara laf söylediğimiz zaman kendimize de biraz iğneyi batırmamız lazım. Bu nedenle ben bu tür okullara karşıyım.”

    “DEDE SOYUNDAN GELMEYEN DEDELİK YAPAMAZ”

    Okulda dedelerin yetişecek olmasına tepki gösteren Şahin, şunları kaydetti:

    “Dede soyundan gelmeyen birisi dedelik yapamaz. Ancak el verirse ‘Babacı’ veya ‘Değnekçi’ olunur. Dede yetiştirilecekse ocakzade çocuklarından dedelik yapmak isteyenleri toplayıp ocaklarda yetiştirmek gerekir. Böyle okullarda harman çorman dede yetiştirilemez. Türkiye’nin birçok bölgesinde yoksul ailelerin çocukları gelip burada kalacak. Ama o çocuk kimdir ve kimin çocuğudur? Çocuk belki çok iyidir ve iyi bir yapıya sahiptir ama başka bir dalda, başka bir alanda daha başarılı olabilir. Çocuğu imkansızlıklar çerçevesinde getirip burada okutup burada imkanları daha güzel diye bu işte yetiştirmek o çocuğa ve aileye ayrı bir kötülük yapmaktır.”

    “CAMİ-CEMEVİ PROJESİNE KARŞI OLDUĞUMUZ GİBİ BU OKULA DA KARŞIYIZ”

    Daha önce de Alevileri asimile etmek için yapılan cami-cemevi projesini hatırlatan Şahin, şunları dile getirdi:

    “Cami-cemevi projesinin toplumun karşı çıkması ile yanlış olduğunu gördük. Ayrıca cami-cemevi projesini darbeci zihniyetle geçmişte birlikte yaptılar. Biz o zaman da karşısındaydık, bugün de karşısındayız. Ve bu projenin yanlış olduğunu söylüyoruz. Bu okullar daha farklı şekilde işletilse daha faydalı olur diye düşünüyorum.”

    Türkiye’de yoksul Alevi ailelerin çok olduğuna dikkat çeken Şahin, “Aleviler gittikçe yoksullaşıyor. Yoksul aileler çocuklarının hayatlarını daha iyi bir şekilde idame ettirmek için çocuklarını imkansızlıktan dolayı yollayabilirler. Ama öyle dedelerimiz ve Aleviliğine bağlı insanlarımız var ki o kadar yoksulluklarına rağmen Alevi inancını bugüne kadar buraya getirdiler ve bu insanların çocuklarını asla buraya göndereceklerini düşünmüyorum. Toplumu ve Aleviliği çok önemsemeyen aileler ancak çocuklarını gönderirse gönderirler.”

    “PROJE OKULA DESTEK VEREN ALEVİ CANLAR BİRAZ DAHA DÜŞÜNMELİ”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin son olarak Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Lisesine destek olan kurum ve dedelere şu çağrıda bulundu:

    “Aleviliği öğretmek ve dede yetiştirmek istiyorsanız farklı projeler üretilebilir. Lüks yaşamak bizim de hakkımız ama bu kadar lüks okullar asimile yoluna gider. Dede yetiştirilecekse türbelerimizin, ocaklarımızın en yoğun olduğu yerde bu kadar lüks olmayan ama bu tür bir mekanda 300-500 değil de 50-100 arası dede yetiştirilebilinir. Ve her yıl farklı yerlere gönderilseler o zaman ona dede deriz biz. Örfü, adet, gelenekleri ve görenekleri ile ocakta yetişen bir dede olursa toplum bundan çok daha verim alabilir. Yolumuzu buraya kadar getiren o dedelere ihtiyacımız var. Bu okulda yetişen öğrenciler hangi dededen ders alacak, hangi dede ne öğretecek bunlara? Ben onu da çok merak ediyorum. Hangi dede hangi hizmeti verecek belli değil bu okulda. Bu nedenle bu okula destek veren Alevi canlarımıza biraz daha düşünmelerini söylüyorum. Çünkü bu okulda halka dedelik yapacak bir öğrencinin yetişeceğini düşünmüyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt, 5. yılında anıldı-VİDEO

    Polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt, 5. yılında anıldı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Okmeydanı Cemevi’ndeki cenaze sırasında polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt anıldı. Kurt’un annesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek oğlunun katilinin cezalandırılmasını istedi. Açıklamalarda da, Aleviler’in yıllardır hedef hâlinde olduğu vurgulanarak, Uğur Kurt için adalet istendi.

    İstanbul Okmeydanı Cemevi’nin bahçesinde polis tarafından üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak katledilen Uğur Kurt, ölümünün 5. yılında Okmeydanı Cemevi’nde anıldı.

    Anmaya Kurt’un ailesinin yanı sıra Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve HDP Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Celal Fırat, Sarıgazi Cemevi Başkanı Erdal Sağır, Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, İstanbul Cemevi Başkanı Gazi Aslan, Hubyar Sultan Alevi Kültür Başkanı Dursun Önal, Demokratik Alevi Derneği Başkanı Bülent Çelikoğlu ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.

    “ALEVİLERE KARŞI NEFRET ÜRETİLİYOR”

    Anmada ilk sözü alan Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, 2014’te bir cenaze uğurladıkları sırada Uğur Kurt’un katledildiğini hatırlatarak, “Mahallede eylem vardı, eylemlere silahlı müdahale kabul edilemez. Polis cemevini taradı, Uğur da vuruldu. Uğur’a yardım etmeye çalışmamızı bile engellediler. Cemevi’nin içine gaz atıp, bizi gaza boğdular. Ambulans çağırdık ama ambulansı geciktirdiler. Provokasyon olarak Uğur’u cemevinde vurdular, bizi kurşun yağmuruna tuttular. Eli kanlı katiller doymuyorlar. Alevilere, ötekilere karşı nefret üretiyorlar sürekli. Katil polis ise 12 bin 100 lira ile mükafatlandırıldı. Bu şu demektir: ’12 bin lirayı cebinize koyun gelin, cemevinde birini vurabilirsiniz.’ Bu resmen ödüldür” dedi.

    “KATİLLER ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Celal Fırat ise şunları söyledi:

    “Bir devletin dili, dini adalet olmalı. Adaleti biz Aleviler hiç bulamadık. Bize karsı sürekli katliam politikası geliştiriliyor, biz bu ülkede sevginin egemen olmasını istiyoruz. Bunların tekrar yaşanmaması gerekiyor, ‘ben insanım’ diyen herkesin bu acıyı sahiplenmesi lazım. Bu vahşet son bulsun istiyoruz. Kimsenin katledilmediği bir ülke istiyoruz. Uğur’un katillerini ödüllendirdiler, bunu ilk kez görmüyoruz. Bunu kınıyoruz.”

    “ALEVİLER HÂLÂ HEDEFTE’

    HDK Eş Sözcüsü ve HDP Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de, Uğur Kurt’un bir Alevinin cenazeden sonra ilk kez vurulması olduğunu ama Aleviler’in inançlarından dolayı ilk kez katledilmediklerini söyledi. Katliamın bu ülkenin geleneği haline geldiğini vurgulayan Koçyiğit sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizden de bu yok sayan anlayışa uymamızı istiyorlar. Aleviler buna biat etmedikleri için her zaman hedef oldular. Hâlâ kapısına çarpı işareti konan bir inancın mensuplarıyız. Hâlâ bir cümle kurduğumuzda terörize edilmeye çalışıyoruz. Uğur Kurt’u katleden anlayışla Halfeti’de köylülere işkence yapan anlayış aynı. Bu bir Yezit anlayışıdır, yaşadığımız bütün coğrafyalardan Yezit anlayışını silinceye kadar mücadele edeceğiz. Eşit, özgür toplumu mutlaka kuracağız. Bu son olsun istiyoruz. Daha fazla yan yana gelmeliyiz” diye konuştu.

    “ADALETİ İNSANLARIN VİCDANLARINDA ARIYORUZ”

    DAD Eş Başkanı Selda Güneş ise, “Zor bir gün, Uğur hâlâ vurulduğu yerde yatıyor, Tahir Elçi, Taybet Ana gibi… Ne yazık ki adalet taleplerimiz görmezden geliniyor. Hakkın eşit kullarıyız biz. Katil kim olursa olsun katil olmalı” ifadelerini kullandı.

    Güneş’in ardından sözü Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez aldı. Geçmez, “Türkiye’de bir barış isteniyorsa toplumsal barışın şart olmasından dolayıdır. Uğur Kurt’un katili ceza almadıysa dilsizlikten dolayı olduğunu bilmeleri gerekiyor. Hakkın ve hakikatin yanında olacağız. Biz de tarihe yön vermek istiyoruz. Uğur canımız hala adalet arıyor. Onun için adalet aramaya devam edeceğiz. Adaleti insanların vicdanlarında arıyoruz” dedi.

    ANNE KURT: OĞLUMUN KANI NEREDE?

    Uğur Kurt’un Annesi Güllünaz Kurt ise şöyle konuştu:

    “Benim oğlumun kanı nerede? Ben oğlumun kanını istiyorum, katilini ödüllendirdiler. Katilin cezalandırılmasını istiyorum. Cezasız kalmasın.”

    Anma, özgürlük ve eşitlik mücadelesinde hayatını kaybedenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Uğur Kurt katledilişinin 5. yılında Okmeydanı Cemevi’nde anılacak

    Uğur Kurt katledilişinin 5. yılında Okmeydanı Cemevi’nde anılacak

    PİRHA- Uğur Kurt, Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’teki eylemde, cenaze için bulunduğu cemevinin bahçesindeyken üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybetti. Kurt, katledilişinin 5. yılında Okmeydanı Cemevi’nde anılacak. 

    22 Mayıs 2014 yılında Okmeydanı Cemevi’ne bir yakının cenaze için bulunduğu cemevinin bahçesinde üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybetmişti.

    Uğur Kurt, katledilişinin 5. yılında 22 Mayıs Çarşamba günü saat: 11.00’da Okmeydanı Cemevi’nde anılacak. Anmaya çağrıda bulunan Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Ülkemizde adaletsizce verilen kararların tekrarlanmaması için Okmeydanı Cemevi’nde buluşuyoruz. Tüm canları anmaya bekliyoruz.” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Uğur Kurt, Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’teki eylemde, cenaze için bulunduğu cemevinin bahçesindeyken üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybetti.

    Polis Sezgin K. hakkında önce “taksirle ölüme neden olma” suçundan 6 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.

    İddianamenin gönderildiği 85. Asliye Ceza Mahkemesi, şüpheli polisin “taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 ile 6 yıl arasında değişen hapis istemiyle değil “Olası kastla öldürme” suçundan 25 yıla kadar hapis istemiyle yargılanması gerektiğini ifade ederek dava dosyasını Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.

    Bu karara polis memurunun avukatı itiraz etti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 85. Asliye Ceza Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, itirazı reddetti.

    Polis Sezgin K.’ya “olası kastla insan öldürmeden” 20 yıldan 25 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

    Yapılan yargılamanın sonunda duruşma savcısı da sanık polis hakkında “olası kastla insan öldürme” suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar değişen oranda hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti.

    Ancak Kurt davasında sanık polis “taksirden ölüme sebebiyet vermek”ten suçlu bulundu. 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan polisin cezası 12 bin 10 TL adli para cezasına çevrildi. (HABER MERKEZİ)

  • ‘İmam Hatip okulları eğitim sistemini çökertti’-VİDEO

    ‘İmam Hatip okulları eğitim sistemini çökertti’-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin giderek yaygınlaşan İmam Hatip okullarının Türkiye’de eğitim sistemini çökerteceğine dikkat çekti.

    Türkiye eğitim sistemini değerlendiren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Ensar Vakfı ve diğer cemaatlerin eğitim sistemi içerisinde bulunmalarının eğitimi gerileteceğini belirtti. Ayrıca her yıl yeni bir eğitim kanununun çıkartılmasının eğitimde sürekliliği olumsuz etkilediğini ve eğitimin çöküntüye uğrayacağını kaydetti.

    “EĞİTİM SİSTEMİ YOK”

    Türkiye’de eğitim sisteminin olmadığını belirten Şahin: “Eğer Milli Eğitim Bakanı cemaatlerle ortak iş yapıyorsa oradan bir hayır gelmez” dedi. Çağdaş, aydın, eğitimci yetiştirecek bir okul kalmadığına vurgu yapan Şahin, günümüzdeki eğitimcilerin İmam Hatip mezunu olmalarını eleştirdi. İmam Hatip mezunu eğitimcilerin bilimsel bilgi konusunda yetersiz kaldıklarını kaydeden Şahin, “Teknoloji Bakanı İmam Hatipte okumuş bir adam. İmam Hatip okuyanlar teknolojiden, sağlıktan ne anlar” diye konuştu.

    CHP EĞİTİME EL ATAR MI?

    İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığını kazanan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) “İstanbul’daki okullarda bir iyileştirme yapar mı, yaparsa ne şekilde yapar?” gibi sorulara da dikkat çeken Şahin, biran önce eğitimin düzeltilmesi gerektiğinin de altını çizdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Okmeydanı Cemevi Başkanı: İyi bir adalet işletilirse her şey kendiliğinden yükselir -VİDEO

    Okmeydanı Cemevi Başkanı: İyi bir adalet işletilirse her şey kendiliğinden yükselir -VİDEO

    PİRHA- Alevi hak talep mücadelesi veren canların cezaevinde olmasına tepki gösteren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ((HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, tutukluların bir an önce serbest bırakılmasını talep etti.

    Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve programcı Veli Haydar Güleç bir yılı aşkın süredir, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım da 9 aydır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şube önceki dönem başkanı Songül Tunçdemir ise 2 aydır Elazığ Cezaevi’nde tutuklu.

    Tv10 yöneticileri Veli Büyükşahin ile Veli Haydar Güleç’in duruşmaları 17-18-19 Nisan tarihlerinde Silivri Cezaevi Kampüsü’nde bulunan 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Songül Tunçdemir’in duruşması ise 22 Nisan Pazartesi günü saat 09.30’da Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Henüz iddianamesi bile hazır olmayan Zeynep Yıldırım’ın ise ne zaman hakim karşısına çıkartılacağı bilinmiyor.

    Alevi hak talep mücadelesi veren canların cezaevinde olmasına tepki gösteren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ((HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, tutukluların bir an önce serbest bırakılmasını istedi.

    TÜRKİYE’DEKİ ADALET ALGISI

    Türkiye’deki adalet algısının kesimlere göre farklı işlediğine vurgu yapan Şahin, 22 Mayıs 2014 tarihinde Okmeydanı Cemevi bahçesinde polis kurşunuyla öldürülen Uğur Kurt davasını hatırlatarak “Vuran belli, nasıl vurulduğu belli her şey açık ama 12 bin 100 lirayla mahkeme serbest bıraktı.” dedi.

    İnsanların bir muhalif söylemlerinden, bir programa ya da mitinge katılmalarından veya bir slogan atmalarından dolayı aylarca ve yıllarca suçsuz yere cezaevinde yatırıldığını ifade eden Şahin, “Bu hak mıdır, adalet midir? Bunların düzelmesini istiyoruz” diye belirtti.

    “HEPSİ ZİNCİRLEME BİRBİRİNE BAĞLI”

    Adalet kavramının gerçek manada işletilmesiyle birlikte ekonominin de düzelebileceğine vurgu yapan Şahin, “Tencere yanıyorsa ekonomik biter, insanlar iş bulamıyorsa ekonomi biter, insanlar evine ekmek götüremiyorsa ekonomi biter, insanlar suçsuz yere cezaevindeyse ekonomi biter. İyi bir adalet işletilirse her şey yerini bulursa, işsizlik biterse, daha güzel eğitim verilirse her şey kendiliğinden yükselir. Hepsi zincirleme birbirine bağlıdır.” diye konuştu.

    DURUŞMALARA KATILIM ÇAĞRISI

    Şahin ayrıca 17-18-19 Nisan’da Silivri Cezaevi Kampüsü’nde görülecek olan Tv10 yöneticileri Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç’in duruşmaları ile 22 Nisan’da Malatya’da görülecek olan PSAKD Kartal Şubesi önceki dönem başkanı Songül Tunçdemir’in duruşmalarına katılım çağrısı yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • Okmeydanı Cemevi Başkanı Şahin: Seçim sonuçlarını hazmedemiyorlar-VİDEO

    Okmeydanı Cemevi Başkanı Şahin: Seçim sonuçlarını hazmedemiyorlar-VİDEO

    PİRHA- Gerçekleşen yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Neredeyse halkın iradesini yok sayıp yeniden bir seçime gitmeye çalışıyorlar. Bunlar ülkeyi böler, ülkede sıkıntılar, kaoslar olur. İnsanlar tatil günlerinde, hastasını bırakıp gidip oy kullanarak iradesini ortaya koyup emek vermiştir. Bu emeğe saygı duymaları lazım” dedi.

    Türkiye’de 31 Mart’ta yerel seçim yapıldı. AKP kalesi saydığı bir çok yeri kaybederken İstanbul’da ise hala diretiyor. Birçok yerde oyların yeniden sayılması yönünde itirazlar yapan AKP hükümeti İstanbul’da ise seçimin iptali için başvuru yaptı.

    Seçimin ardından bir çok kesimden de değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin de seçimlere ilişkin düşüncelerini PİRHA mikrofonuna anlattı.

    Seçim sonuçlarının sürpriz olduğunu kaydeden Şahin, “Dip dalgası gerçekten yüzeye yansıdı. Bizim açımızdan bu seçim gayet güzel. Çünkü 17 yıldır iktidarın elinde bulunan belediyelerin değişik yönetimlere geçmesi, değişikliklerin gelmesi halkı memnun eden bir seçim oldu. Halk, bundan sonraki seçimlerde seçimi alan kişilerin, belediyelerin ve belediye başkanlarının halka daha farklı bir hizmet vermesi gerektiğini düşünüyor. Bu nedenle bu seçimde böyle bir tercihte bulundu” dedi.

    “HALKIN TERCİHLERİNE SAYGI DUYULMASI GEREK”

    Halkın tercihlerinin doğru olduğunu ve bu tercihe saygı duyulması gerektiğini belirten Şahin, “Ne yazık ki ülkede demokrasi, hak ve hukuk var diyoruz ama bugüne kadar hala mazbataların verilmemesi ve seçimlere itiraz edilmesi kafalarda bazı soru işaretleri yaratıyor. Çünkü 2014’te yapılan belediye seçimlerinde çok az bir oy farkı ile kaybedilen yerlerde yapılan itirazları Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ciddiye almadı. Ama ne yazık ki YSK şimdi en ufak bir itirazı değerlendiriyor. Neredeyse halkın iradesini yok sayıp yeniden bir seçime gitmeye çalışıyorlar. Bunlar ülkeyi böler, ülkede sıkıntılar, kaoslar olur. İnsanlar tatil günlerinde, hastasını bırakıp gidip oy kullanarak iradesini ortaya koyup emek vermiştir. Bu emeğe saygı duymaları lazım” şeklinde konuştu.

    “BU SEÇİM HALKIN İRADESİ İLE KAZANILMIŞTIR”

    Türkiye’de partilerin genel başkanları ve MHP genel başkanı hiçbir yaklaşım göstermeden hala YSK’nın değil de devleti yöneten Cumhurbaşkanının sözleri ile hareket ettiğini bunun ülkeye zarar vereceğini dile getiren Şahin, “Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yapmış olduğu ittifaklar ile bu seçimleri almıştır. İttifakın birliğin bütünlüğün ne kadar önemli olduğunu burada bir daha göstermiştir” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün HDP’nin oyları iyi partinin oyları diğer sol ve sosyalist demokratların oyları ile demek ki yapılmayacak hiçbir şey yok. Bu bir seçimdir ve bu seçim halkın iradesi ile alınan bir seçimdir. Ancak hala hazmedilmemiş ve geciktirme çabaları var. Mazbataları verecekler ama geciktirmenin yollarını da arıyorlar. Bu geciktirmenin sebebinin altından neler çıkacağını bekleyip göreceğiz. Ancak bunlar ülkeye, demokrasiye zarar veren, halkı sindirmeye çalışan bir politikadır. Bu tavırdan vazgeçeceklerini düşünüyoruz.”

    “DEMOKRASİYİ İŞLETMİYORLAR”

    Yerel seçimler öncesi İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı ve diğer parti yetkililerinin tehditvari söylemlerde bulunduğunu ancak halkın sergilediği irade ile hakkın yerini bulduğunu vurgulayan Şahin, “Öbür tarafta olsa bu tarafta olsa kazanan halkın iradesi olacaktır. Yani halkın tercihlerine saygı duymak lazım. Çünkü demokrasi var ülkede. Ama demokrasiyi işletmiyorlar. Aradan kaç gün geçmesine rağmen hala mazbatalar verilmedi ve itirazlar devam ediyor. Bu demokrasi, hak, hukuk ve toplumun iradesine karşı gelmek adına hoş değil. Bunların olmamasını istiyoruz. Haklı kim ise adalet yerini bulacak diye düşünüyorum” dedi.

    “ALEVİLER AÇISINDAN ÜLKEDE HİÇBİR ŞEY KOLAY KOLAY DEĞİŞMEZ”

    Aleviler açısından bu ülkede kolay kolay hiçbir şeyin değişmeyeceğine dikkat çeken Şahin, “Bugün Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyükşehir belediyelerini CHP aldı diye Aleviler için bir şey değişmez. Çünkü biz Alevilerin burada bir beklentisi de yok. Aleviler bugün CHP ve Ekrem İmamoğlu’na oy vermiştir. Ancak Aleviler oy verdi diye bir beklenti içinde olmadılar. Alevilerin bu ülkede beklentisi birlik, barış ve demokrasidir. Zaten bunlar olduğunda ülkede Aleviler’in talepleri yerine gelmiş olur. Demokrasi olmadığı için Aleviler’in talepleri yerine gelmiyor. Bugün Okmeydanı Cemevi’nin yalnız kendi için bir talebi yok bütün cemevlerinin bir talebi var. Bunlar ortak taleplerdir” diye konuştu.

    “HALKA HİZMET ETMEK ZORUNDASINIZ”

    Aleviler’in birliğe, demokrasiye, barışa inandığı ve değer verdiği için bir değişim olacağına inandığını belirten Şahin, son olarak şunları kaydetti:

    “17 yıldır topluma ne verdiler diye bir düşünürseniz hiçbir şey vermediler. Yol yapmışlar, köprü yapmışlar, havaalanı yapmışlar yapmak mecburiyetindeler. Ben burada cemevi başkanıyım benim burada bazı görevlerim var. Ben bunu yaptım diye övünemem ki. Bana bir görev verilmiş ben bunu yapıyorum. Türkiye Cumhuriyet devleti de böyledir. Belediyeler ‘bunu yaptım şunu yaptım’ diyor. Halka hizmet etmek zorundasınız. Halkın geçim sıkıntılarını asgariye indirmelisiniz. Mesela elektrik faturaları yüksek geliyor, ulaşım çok yüksek, gençler okula gidemiyor, yurt yok, eğitim yok, kreşler yok, oyun alanları yok belediyeler bunları yapar. Belediyelerden Aleviler ve diğer toplumlar olarak beklentilerimiz bunlardır. Umarım bunlar olur.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Çalıştayda, Dünya Alevi Birliği oluşturulması önerildi – VİDEO

    Çalıştayda, Dünya Alevi Birliği oluşturulması önerildi – VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğün’de Edremit’te düzenlenen ‘Alevi çalıştayı taslak raporu’ toplantısı üçüncü gününde. Alevilerde Örgütlenme ve Birlik adıyla çalışma yapan masanın hazırladığı raporda, Alevi Birliği kurulması önerildi. Raporda, Ocak sisteminin Alevilerin geleneksel örgüt yapısı olduğunun altı çizildi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğün’de Edremit’te düzenlenen ‘Alevi çalıştayı taslak raporu’ toplantısı devam ediyor. Alevilerde Örgütlenme ve Birlik adıyla atölye çalışması yapan Turgut ÖKER, Ali KENANOĞLU, Gülizar TAŞBİLEK, Ali BALKIZ, Tekin ÖZDİL, Onur ŞAHİN, Mazlum ARI, İsmail ARSLAN, Efe ENGİN, Zeynel ŞAHİN tarafından hazırlanan taslak rapor Ali Kenanoğlu tarafından sunuldu.

    Taslak raporda, “Alevi örgütü dediğimizde aklımıza gelen yapılar; ocaklar, dernekler, Vakıflar, Alevi köy dernekleri, hiçbir dernek ya da vakıf yapılanması içerinde olmayan mahalle veya köy cemevleri, federasyonlar, konfederasyonlar ve bu amaçla bölgelerde kurulmuş platformlardan bahsettiğimizi bilmemiz gerekiyor. Örgütlü Alevi’nin bu kurumlardan en az birisiyle üyelik ya da geleneksel anlamda taliplik ilişkisi içerisinde bulunan kişidir” denildi.

    Masada mevcut dernek, vakıf, federasyon, konfederasyon şeklinde örgütlenmenin sendikal örgütlenme modeli olduğu ve bunun bir Alevi örgütlenme modeli olmadığı tespitinin yapıldığı raporda, ancak bu modelle kurulan ve Alevilerin onca kazanımını sağlayan günümüzde de bu kazanım ve mücadelesini sürdürerek var olan örgütlerin de yok sayılamayacağı gerçeğinin altı çizildi. Bu gerçeği de gözönüne alarak mevcut örgüt modellerini yok etmeden bunların geleneksel Alevi örgüt modelleriyle öze dönerek bir şekle kavuşturulması gerektiği vurgulandı.

    “ALEVİ DERNEK VE VAKIFLARI ÇEKİM MERKEZİ DEĞİL”

    Ocak sisteminin Alevilerin geleneksel örgüt yapısı olduğunun altı çizilen raporda şunlar belirtildi:

    *”Masada Alevi dernek ve vakıfların çekim merkezi olamadıkları tespiti yapıldı.

    *Cemevlerini yöneten ve hizmet veren kişilerin Alevilik ehli olmaması, Alevi inancı ve inancın öğretisiyle olan uzak ilişkisi buralara ailelerin soğuk bakmasına neden olduğu tespiti yapılmış, bunun da Alevileri cemevlerine kazandırmada olumsuz etkilediği vurgulandı.

    *Cemevlerinin bir çok yerde sadece cenaze evi olarak hizmet verdiği vurgulandı.

    *Cemevlerinde ve de bir bütün olarak Alevi örgütlenmesinde kadının neredeyse yok denecek kadar az olması olumsuz olarak yansıdığının altı çizildi.

    *Alevi örgütlenmelerinde yer alanların çoğunlukla yerel ya da genel siyasi hedefler gözetmesi ve pozisyonunu buna göre belirlemesinin örgütlenmeyi olumsuz etkilediği tespiti yapıldı.

    *Alevi kurumlarındaki ayrışmaların, restleşmelerin, bölünmelerin büyük oranda siyasi nedenlerle  olduğu vurgusu yapıldı.

    *Aleviler ve siyaset ilişkisinin çok çirkin kurulduğu, neredeyse bir çok şubenin kendi örgütünün şubesi değil bulunduğu ilçe ya da ildeki Belediye Başkanının şubesi konumunda hareket ettiği vurgulandı.

    *Alevi örgütlenmesinde şube yöneticisi bile olmayanların yani örgütün kimi kademelerinde hizmet vermeyenlerin doğrudan örgütlenmenin en tepesine getirilmesi, seçilmesinin doğru bir yöntem olmadığı yönetim ve taban ilişkisinde kopukluğa yol açtığına vurgu yapıldı.

    *Çok şubeli örgütlerde genel merkez şube ilişkisinin anti-demokratik olduğu, bu durumun da örgütlenmeyi olumsuz anlamda doğrudan etkilediği vurgusu yapıldı.

    *Genel Merkez yöneticilerinin çok delegesi bulunan şubeleri karşısına almamak adına bu şubelerin her türlü olumsuzluklarını görmemezlikten geldiğine dikkat çekildi.

    *Alevi örgütlerindeki denetim kurullarının görevinin fatura kontrol etmekten ibaret mi olduğu, o kurumdaki Aleviliğe uygun olmayan kimi uygulamaları denetlemeyeceği mi sorusu soruldu.

    *Bir iç savaş ihtimalinin konuşulduğu şu günlerde Alevilerin korunmasına yönelik örgütsel anlamda ne yapılmalı sorusu soruldu.

    *Örgütümüzün gençlik ayağının yeterli düzeyde olmadığının altı çizildi.

    *Alevilerin dilini, literatürünü yitirdiği bunun da özü yansıtmada ve asimilasyona karşı duruşta olumsuz etki gösterdiği tespiti yapıldı.

    *Alevilerin kentleşme ile birlikte göç ettiği kentlere neredeyse kapısının önündeki söğüt ağacının fidanını dahi taşıdığı ancak Pir’lerini taşımadığının bunun da geleneksel örgütlenmeyle büyük bir kopuşa ve bağlı olarak ta asimilasyona yol açtığı tespiti yapıldı.

    *Alevilerin geleneksel örgütlenme modeli olan Ocak sistemini kenara koymadan yeniden yapılanmayı ele alması gerektiği vurgulandı.

    *Cemevlerindeki hizmet veren pirlerin kimler tarafından belirleneceği masada tartışılmış bu konuda Avrupa örneği masaya sunulmuş ancak bu konunun ilgili masanın ana konusu olması nedeniyle bu soruya cevap bulunması için ilgili masaya not iletilmiştir.

    *Alevilerin merkezi ve bölgelere yayılan bir inanç kurulu olması gerektiği vurgulanıp bu inanç kurulunun da bir Diyanet’e dönüşmemesi için gerekli tedbirlerin alınmasına dikkat çekildi.

    *Alevilerin mutlaka öncelikle Türkiye olmak üzere tüm Coğrafyalarda bulunan somut ve somut olmayan kültürel varlıklarının envanterinin çıkartılması bunlara günümüzde yapılan Cemevlerinin de eklenmesiyle genel bir mal varlığı listelemesinin yapılmasının çalıştaya önerilmesine karar verildi.

    *Alevi örgüt yöneticilerinin herkesin izlemesine açık sosyal medyadan kavgaya varan tartışmalar içerisinde olmalarının hem örgütlü yapılara hem de genel olarak Alevi dünyasına zarar verdiğinin altı çizildi.

    Taslak raporda örgütlenme ile ilgili öneriler ise şöyle yer aldı:

    1. Geleneksel örgütlenmemiz olan Ocak sisteminin yeniden yapılanması ve kurumsallaşmasının sağlanması bunun için de;
    1. a) Ocakların dergahların tüm pirlerini toparlayıp inanç kurullarını oluşturmaları,

    b)Geleneksel erkannamelerini derleyip yazıya geçirmeleri ve bu erkanları güncellemeleri,

    1. c) Ocaklarına bağlı köylerin hatta ailelerin tespitlerinin yapılıp kayda alınması,
    2. d) Aleviliğin olmazsa olmaz kuralı olan yılda bir görgüden geçmenin ve talipleri görgüden geçirmenin tüm Ocaklar açısından hayata geçirilmesi.

    2- Günümüz örgütlenmeleri olan Dernek ve Vakıf örgütlenmesine giriş olan üyelik sisteminin geleneksel yapıya dönüştürülmesi bu anlamda bir Alevi kurumuna – Cemevine üyeliğe mana kazandırılması, bunun için;

    1. a) Kurumlara üyeliğin bir ritelle gerçekleşmesi, bunun için bir üye kabul töreni yapılması; mevcut üyelerin davet edildiği bir ortamda veya cemde üye olacakların lokmalarını getirip kuruma üyelikleriyle ilgili ikrar vermeleri ve mevcut üyelerin rızalığının alınması yöntemi uygulanmalıdır.
    2. b) Devletlerin koyduğu ve Dernekler Masası ya da Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün zorunlu kıldığı kurullar haricinde “dar kurulu”nun oluşturulması, bu kurulun genel kurulca üyeler arasındaki kamil insanlardan oluşması, bu dar kurulu; hem mevcut üyeler hem de yeni giren üyeler açısından bu üyelik ikrarına uyulup uyulmadığına yönelik başvuruları değerlendirip sonuçlandırması.

    3- Cemevlerinde inançsal işleyiş ile yönetsel işleyişin birbirinden ayrılması, inançsal hizmetlilerin özgün olması ve yönetim kurulunun inançsal alana müdahale etmemesi.

    “ALEVİ BİRLİĞİ OLUŞTURULMALI”

    Raporda Alevilerin birliğine ilişkin ise şu öneriler yer aldı:

    “Alevilerin örgütlü yapıları olarak saydığımız dernekler, vakıflar, federasyonlar, platformlar, cemevleri ve buna ilave olarak toplumu etkileyen aktörler olarak da Alevi medyası, Alevi siyasetçisi, Alevi muhtarlar, belediye başkanları, sanatçılar, yazarların bir örgütlü yapı içerinde olmasını sağlayabilmek, örgütlerin birliğini sağlama konusunda atılacak en önemli adımdır.

    Bu birlikteliği sağlamanın yolu ise hiçbirisinin örgütlü yapısını dağıtmadan, yok saymadan hatta onları daha da güçlü kılacak bir “Alevi Birliği” oluşturmaktır.

    Alevi Birliği; bütün bu kurum ve kişilerin içerisinde yer alacağı bir yapılanma olacaktır. Birliğin sınırı Türkiye değil; tüm Dünya’da yaşayan Aleviler ve örgütlerdir.

    Dünya Alevi Birliği;

    Dünya Aleviler Birliği; Alevi köy ve mahalle muhtarları, Alevi belediye başkanları, seçilmiş Alevi milletvekilleri her bir Alevi medyası, her bir Alevi köy veya bölge derneği, her bir Alevi örgütü, Cemevi, Alevi Vakfı, Federasyonu ve Ocak temsilci ya da belirlenecek sayıdaki temsilcileri Dünya Alevi Birliğinin doğal delegeleridir.

    Bunların haricinde kimi özgün yapılanmalarına göre alt birlikler yoluyla bu meclise delege gönderecek yapılandırmalar meydana getirilecektir. Özgün yapısına göre Alevi Sanatçılar Birliği, Alevi Hukukçular Birliği, Alevi İş İnsanları Birliği, Alevi Aydın – Yazarlar Birliği, Pirler Birliği, Alevi Aşıklar – Zakirler Birliği, Alevi Gençlik Birliği, Alevi Kadınlar Birliği, Dünya Alevi Birliği delegeleri; doğal delegeler yanı sıra bu özgün birliklerden belirlenecek sayıdaki temsilcilerin katılımıyla oluşacaktır.

    Dünya Alevi Birliği delegelerinin yarısının kadın olması inancımızın öğretisi gereğincedir.

    Dünya Alevi birliği yılda bir olağan olarak, gerek duyulduğunda da Olağanüstü toplanır. Dünya Alevi birliği, delegeleri kendi içlerinden 120 kişilik bir Genel Birlik Meclisi seçerler. Seçilecek Genel Birlik Meclisin temsiliyetleri yansıtması esas alınacaktır. Yani 120 kişilik genel mecliste özgün birliklerin temsiliyetleri, kurum temsiliyetleri vb sağlanmalıdır. Bunlara ilave olarak Genel Mecliste bölgelerin de temsiliyetlerine dikkat edilmelidir. Genel Birlik Meclisi’ninde yarısının kadın olması esastır.

    120 kişilik Genel Birlik Meclisi kendi içinde 40 kişiden oluşan bir Yürütme Meclisi seçer. Bu 40 kişinin de kurumsal temsiliyet ve özgün meclislerin temsiliyeti gibi hususları dikkate alarak oluşturulması ve yarısının da kadın olması esastır.

    40 Kişiden oluşan Yürütme Meclisi de yarısı kadın olmak esasıyla 12 kişiden bir Divan seçer. Bu Divan Yürütme Kurulu’nun sekreteryasını oluşturur. Kendi içinde bir kadın bir erkekten oluşmak üzere dönem sözcüsü belirlerler.

    Genel Meclis üç yılda bir seçimli kurultayda seçilir ve buna göre de tüm organlar yeniden belirlenir. Üç yıl boyunca yapılacak görev süresince sözcülük yıllık olarak dönüşümlü yürütülmelidir.

    Aleviliğin iç hukukuna uygun olarak disiplinlik olaylara Pirler Birliği bakar.

    Dünya Alevi birliğinin ülkeler bazında yapılanması olması gerektiği gibi bölgeler hatta ilçeler bazında dahi yapılması tavsiye edilmektedir.

    Bu anlamda ivedilikle Türkiye Aleviler Birliği kurulma çalışmalarına başlanmalıdır. Akabinde hatta eş zamanlı Dünya Aleviler Birliği çalışması yürütülmeli, bölgesel birliklerin oluşması konusunda da çağrıda bulunulmalıdır.

    Türkiye Alevi Birliği’nin oluşturulmasında, birlik oluşup organlar faliyete başlayana kadar Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Alevi Dernekler Federasyonu sekreteryayı yürütür.

    Eş zamanlı olarak Türkiye Alevi Birlikleri sekreteryası ile Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Dünya Aleviler Birliği sekreteryasını yürütür.

    Birlikler oluşup kendi kurulllarını seçtikten sonra bu sekreteryalar kendiliğinden fesh olur.”

     

     

  • Okmeydanı Cemevi başkanlığına Zeynel Şahin yeniden seçildi

    Okmeydanı Cemevi başkanlığına Zeynel Şahin yeniden seçildi

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi’nin 12. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Zeynel Şahin yeniden Okmeydanı Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi mevcut başkanı Zeynel Şahin’in tekrar aday olduğu 12.Olağan Genel Kurul’da, HBVAKV Genel Başkan Yardımcısı ( Okmeydanı Cemevi eski başkanı) Kamil Aykanat’ın listesi genel kurulda üyelerin karşısına çıktı.

    Üyelerin çoğunluğunun oyunu alarak güven tazeleyen Zeynel Şahin, yeniden Okmeydanı Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumlarından PİRHA’ya dayanışma ziyaretinde önemli mesajlar-VİDEO

    Alevi kurumlarından PİRHA’ya dayanışma ziyaretinde önemli mesajlar-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurum yöneticileri, temsilcileri ve dedeler, genelde basına, özelde ise Alevi medyasına yönelik baskılara karşı PİRHA’ya destek ziyaretinde bulundular. Ziyaret sırasında, dün gözaltına alınan KHK ile kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç’in serbest bırakılması istendi. 

    Haberin Videosu

    Alevi kurumlarının yöneticileri, temsilciler ve dedeler, Alevi medyasına ve çalışanlarına yönelik baskı ve gözaltıları kınamak ve dayanışmak amacıyla Pir Haber Ajansı’nı (PİRHA) ziyaret ettiler.

    Ziyaret sırasında dün gece yarısı evlerinden gözaltına alınan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç’in hukuksuzca gözaltına alınmasına da tepki gösterildi.

    “GÖZALTI VE BASKILAR KABUL EDİLEMEZ, DAYANIŞMALIYIZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Alevilerin sesi olan basın kuruluşlarına baskıların yapılan baskı ve yöneticilerin gözaltına alınmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Baskılara karşı birlik olunması gerektiğini söyleyen Yıldız, bir an önce Büyükşahin ve Güleç’in serbest bırakılmasını istedi. Yıldız, tüm Alevi kurumlarına, sivil toplum örgütlerine ve siyasi partilere Cumartesi günü saat 14.00’te Galatasaray Meydanı’nda yapılacak TV10 eylemi için katılım çağrısında bulundu.

    “GÖZALTILAR ALEVİLERE YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm ise, “Bu gözaltılar Alevilere yapılmış bir saldırıdır. Bu direnişi cumartesi günü yapılan TV10 eylemi sonrası büyütmek gerek. Bu saldırılar sonrası hiçbir ayrıma gitmeden ortak bir şekilde mücadeleyi büyütmek gerekir. Alevi toplumu bu ülkede demokrasinin bir parçasıdır. Ve kendisi ile birlikte diğer demokrasi güçleri ile birlikte hareket etmek zorundayız” dedi.

    “HER ZAMAN TV10’UN VE TUTUKLANAN ARKADAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ”

    İstanbul Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin de, “TV10 Aleviler’in sesi, gözü ve kulağıydı. 66 haftadır TV10’u geri açmak için yapılan eylemleri bitirmek ve Alevilerin sesini tamamen kesmek için yapılan bir operasyondur. Bu operasyonların devamı da olacaktır. Ancak bizler korkmuyoruz. Her zaman TV10 ve tutuklanan arkadaşlarımızın yanındayız.” ifadelerini kullandı.

    “BU MESELE TV10’DAN ÇIKMIŞTIR, TÜM MUHALEFET HEDEFTE”

    ABF Genel Yürütme Kurulu Üyesi Mustafa Can ise “Ortak bir cepheyi örmenin zamanı geldi ve geçiyor. Bu mesele TV10’dan çıkmıştır. Bu mesele Türkiye muhalefetinin bütününü hedef alan saldırının küçük bir parçasıdır. Bu saldırılara topyekün bir karşılık veremezsek önümüzdeki süreçte herkesi bulunduğu yerden alacaklar” şeklinde ifade etti.

    “SOKAKLARA ÇIKMANIN ZAMANI GELMİŞTİR”

    Siyasal iktidarın acelesinin olduğuna vurgu yapan Can, “Toplumsal muhalefeti susturmak için siyasal iktidar acele ediyor ve saldırıyı da genişleterek sürdürüyor. Artık buradan çıkıp sokaklara dökülmenin zamanı gelmiştir. Bu cepheyi bir an önce büyütelim.” dedi.

    “BU ALEVİLERE YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”

    PSAKD Demokratik Kitle Örgütleri Sekreteri Gülizar Taşbilek, “Bu yapılan saldırı Alevilere yapılmış bir saldırıdır. Mücadelemizi de bu şekilde vereceğiz zaten. Gerçekten kitlesel anlamda bir güç birliği yapmalıyız. Ve iktidar partisinin bize yaptıklarını görüp ona göre bir tavır almalıyız. OHAL’in derhal kaldırılması lazım. Çünkü iktidar partisinin amacı OHAL ile 2019 seçimlerine gitmektir. Herkes ayrı ayrı cılız sesler çıkarmaktadır. Bu sesleri birleştirip gür bir ses çıkarmalıyız ve artık alanlara çıkmamız gerekiyor. Gözaltına alınan arkadaşlarımızın her zaman arkasındayız. Onları alana kadar alanlarda olacağız” dedi.

    “2019 SEÇİMLERİ İÇİN YAPIYORLAR”

    Taşbilek’in arkasından söz alan Okmeydanı Cemevi Dedesi ve Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım da “Kendinden olmayan tüm farklılıklara ve gruplara karşı bu tür çeşitli spekülasyonlar yaratarak yapmadıkları şeylerle suçluyorlar. Bunu KHK ile işten atmalar ve tutuklamalar ile gördük. Bu sindirme, korku yaratma ve algı operasyonu imparatorluğu yaratmaktır. Bunu daha çok 2019 seçimleri için yapıyorlar. Ama buna biz ses çıkarmak zorundayız. İnanç Kurulu ve dedeler olarak Hz. Hüseyin’in yolunu sürdürmek istiyorsak haksızlıklara boyun eğmeden dik bir şekilde mücadelemizi sürmemiz gerekir” şeklinde konuştu.

    “KENDİ EVLATLARINI SAHİPLENEN CÜMLE HAKLARI DA SAHİPLENİR”

    Araştırmacı-tarihçi-yazar Bülent Felekoğlu, “Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ellerinden geldiği kadar bu topluma hizmet etmeye çalıştılar. Aslında burada bu topluma yapılan hizmet kültürü yok edilmek isteniyor. Bir anlayış tarafından terörize edilerek toplumun birbirinden kopması hedefleniyor. Bu toplum ancak bunu birbirine bağlı olarak aşabilir. İktidarın acelesi var, sıkışmış durumda, daralmış vaziyette ve tekleştikçe kendini yemeye başladı. Ancak bizim de bu konuda bir gayretimiz olmalı ve Türkiye halklarına bir umut olmalıdır. Hanemizde ve cemevlerimizde bu süreçleri güçlü sahiplenmeliyiz. Bu nedenle Aleviler kendi evlatlarını sahiplenmelidir. Kendi evlatlarını sahiplenen cümle halkları da sahiplenir” ifadelerine yer verdi.

    “GİTMEMEK İÇİN YAKABİLDİKLERİ KADAR CAN YAKTILAR”

    25. dönem HDP Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş ise, “AKP siyaseti sıkıştığı anda mutlaka içeride bir operasyon havası gelişiyor. Gene dışarıda çok sıkışmış  durumda. Fransa’da aldığı bir cevap var ve Almanya’da yürüttüğü görüşmeler var. Öyle bir noktaya geldi ki artık diyalog kurulmaz bir cumhurbaşkanı hikayesi var. Bu hikayeyi biz Aleviler şuradan biliyoruz: Ortadoğu coğrafyasında ne zaman İslamı rehber edindim yöneteceğim diyenler varsa birincisi ahlaksızlıkları çocuklara varana kadar aştı. İkincisi; evleri, hücreleri her yerleri para doldu ve en önemlisi de iktidara geldiklerinde de gitmemek için yakabildikleri kadar can yaktılar” dedi.

    “BÜYÜK BİR CENAHI GÖZALTINA ALIYORLAR”

    AKP’nin psikolojik danışmanlığını yapanlar ve akıl verenlerin toplumsal psikolojiyi iyi çözümlemiş kişiler olduğuna dikkat çeken Küçükkeleş, “Öyle yerlerde operasyonlar yapıyorlar ki doğru anlama süremiz bayağı gecikiyor. Ve anladıktan sonra şunu fark ediyoruz bir kişiyi gözaltına alarak aslında büyük bir cenahı gözaltına alıyorlar. Bugün belki Veli Büyükşahin’i aldılar ama Alevi toplumunda büyük bir yansıma oluşuyor” ifadelerini kullandı.

    TV10 Programcısı Hüseyin Kelleci de TV10’un lokmalarla kurulduğunu belirterek, çok emek verildiğini, Türkiye’nin her yerinde Alevilere ulaşmaya çalıştıklarını vurguladı. Kelleci, gözaltına alınan Veli Büyükşahin ile Veli Haydar Güleç’in ve tutuklu bulunan Kemal Demir’in serbest bırakılmasını istedi.

    “ALEVİ BASININA SAHİP ÇIKMAK GEREKİYOR”

    Alevinet Türkiye Temsilcisi İsmail Yıldırım ise, “TV10’un diğer kapatılan kanallardan farklı bir özelliği var. Bir şekilde basın mücadelesini çalışanları ve yöneticileri ile devam ettirdi. Ve bir şekilde Alevilerin sesinin kısılmasına engel olmaya çalıştı. Devleti de en çok korkutan bu. TV10 kameramanı Kemal’in alınmasından sonra Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç’in alınması demek, yarın başkalarının gözaltına alınmayacağı anlamına gelmiyor. Bu nedenle Alevi basınına sahip çıkmak gerekiyor” diye konuştu.

    “TEK KİŞİ KALSAK DAHİ GERÇEKLERİ HAYKIRMALIYIZ”

    Yıldırım’ın arkasından konuşan Zülfikar Dergisi çalışanı Cihangir Alim ise “Alevi yaşam felsefesine her zaman bir savaş açılmış, fermanlar verilmiş ve katliamlar yapılmıştır. Aleviler Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde her zaman bir katliamla karşı karşıya kalmıştır. Çünkü Alevi yaşam felsefesi iktidarcı devletin tek millet yaratma tek ırkı üstün görme anlayışı zuhur ettiği sürece bunun panzehiri Alevi yaşam felsefesinin özgürlükçü modeli, kadın modeli ve özgür doğa modelidir. Bunu TV10 başardığı için kapatma emri gelmiştir. Ve TV10 sahaya indiği için artık susturulması gerekmiştir. Biz bu saatten itibaren tek kişi dahi kalsak gerçekleri haykırmalıyız. Çünkü bu Hasan Sabbah, Nesimi ve Pir Sultan aklıdır” ifadelerini kullandı.

    “BASKILARI TEPEMİZDE HİSSEDİYORUZ”

    Son olarak konuşan TV10 haber spikeri ve Pir Haber Ajansı Editörü Nilgün Mete ise, “Alevilere gün geçtikçe baskılar artıyor. Bu baskıları artık tepemizde hissediyoruz. Basın ayağı Pir Haber Ajansı olarak yaptığımız haberlere dikkat ediyoruz kapatılmamak için. Ancak tüm bu baskılara rağmen bir mücadele içerisindeyiz. Biz aslında Alevi medyası olarak Alevilere hizmet için buradayız. Dayanışmanın gücü var. Tabi ki her zaman dayanışma içinde olmamız çok güzel bir şey” dedi. Mete, Alevi kurum temsilcilerine ziyaretten dolayı teşekkür etti. (HABER MERKEZİ)

  • Eleştirilere maruz kalan başkanlar ve dede: Aşure tenceresine Türk bayrağının resmedilmesini biz de doğru bulmadık-VİDEO

    Eleştirilere maruz kalan başkanlar ve dede: Aşure tenceresine Türk bayrağının resmedilmesini biz de doğru bulmadık-VİDEO

    PİRHA – İstanbul’da AKP’li Beyoğlu Belediyesi tarafından organize edilen Aşure lokmasına katılan Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Dedesi Eren Yıldırım ve PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba’ya yönelik sosyal medya üzerinden tepki gelmişti. PİRHA’ya konuşan Şahin, Yıldırım ve Baba, katıldıkları bu etkinlikte aşurenin üzerinde sadece bir milleti temsil eden böyle bir figür karşısında şaşkınlık yaşadıklarını söylediler. Kendilerinin asla bir yezitin sofrasına oturmadıklarını ifade eden kurum başkanları ve dede, AKP’nin birçok Alevi asimilasyoncu politikalarını eleştirdiklerini de belirttiler.  (daha&helliip;)

  • Okmeydanı Cemevi’nden Kartal Mitingi için ‘Sesimize ses, gücümüze güç katalım’ çağrısı-VİDEO

    Okmeydanı Cemevi’nden Kartal Mitingi için ‘Sesimize ses, gücümüze güç katalım’ çağrısı-VİDEO

    PİRHA – Eğitimde gericileşmeye karşı laik, bilimsel ve anadilde parasız bir eğitim için destek ve çağrılar büyüyor. Okmeydanı Cemevi 17 Eylül İstanbul Kartal Meyda’ında yapılacak olan mitingine duyarlı herkesin katılım için ‘sesimize ses, gücümüze güç katalım’ şiarıyla destek amaçlı video hazırladı.

    HABERİN VİDEOSU

    İstanbul Okmeydanı Cemevi’nin ‘Sesimize ses, gücümüze güç’ şiarıyla hazırladıkları videoda Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, gençler ve çocuklar 17 Eylül mitingine katılım çağrısı yapıyorlar.

    ABF ve Eğitim-Sen öncülüğünde yapılan ve tüm Alevi kurumları ile sivil toplum örgütlerinin katılacağı mitinge ilişkin hazırlık ve destekler sürüyor. Okmeydanı Cemevi’nin 17 Eylül’deki mitinge destek amaçlı hazırladığı ve çağrıda bulunduğu videoda:

    “Laik, bilimsel, kamusal, parasız ve anadilde eğitim için”, “cinsiyetçi eğitime karşı olmak için”, “çocuklara aydınlık bir gelecek bırakmak için”, “OHAL ve KHK karşı olmak için”, “Aleviler’in ve bütün inançların özgürlüğü için”, “tekçiliğe karşı durmak için”, “tarikat ve cemaat adı altındaki çetelere karşı olmak için” “17 Eylül’de Kartal Meydanı’nda sesimizi ve sözümüzü birlikte yükseltelim” ifadeleri kullanıldı.

     

  • Okmeydanı Cemevi Başkanı Şahin: Cihat eğitimiyle çocuklar gittikçe militanlaşır-VİDEO

    Okmeydanı Cemevi Başkanı Şahin: Cihat eğitimiyle çocuklar gittikçe militanlaşır-VİDEO

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı 2017-2018 Eğitim -Öğretim müfredatını tepki toplamaya devam ediyor. Yıllardır zorunlu din derslerine karşı mücadele yürüten Alevi kurum temsilcileri açıklanan yeni müfredata tepki gösterdi. “Yeni eğitim sistemiyle çocuklar gittikçe militanlaşıyor” diyen Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, birlikte mücadele çağrısı yaptı. 

    HABERİN VİDEOSU

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı yeni eğitim müfredatına tepkiler gelmeye devam ediyor. İstanbul Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin PİRHA’ya konuşarak tepki gösterdi.

    Türkiye’de her geçen gün eğitim müfredatının içeriğinin gittikçe ağırlaştırıldığına dikkat çeken Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, yıllar önce de bazı din derslerinde Alevileri uzaklaştırıp tamamen sünni müfredata geçtiklerini vurguladı.

    Daha ağır şartlarda cihattan bahsederek, küçük yaşlarda okullarda mescitler yapılmaya başlandığını ve namaz kılmayı, abdest almayı öğretmeye başladıklarını söyleyen Şahin, bütün bunların AKP hükümeti döneminde ağırlaştırılmaya başlandığını vurgulayarak bunların okullarda hatta ana okullarda da uygulanmaya başlandığına dikkat çekti.

    “ÇOCUKLAR GİTTİKÇE MİLİTANLAŞIYOR”

    “Çocuklar gittikçe militanlaşıyor” diyen Şahin, bugün cihat çağrısı yapıyorlar, cihat kavramının tehlikeli bir sözcük olduğu söyleyerek şunları ifade etti:

    “Bugün cihat çağrısı yapıyorlar ki cihat çok tehlikeli bir sözcük. Çünkü görüyoruz ki İŞİD’lilerin, aşırı dincilerin kullandığı bir cümledir. Yani demek ki Türkiye’de artık müslüman, dindar, dinine bağlı gençler yetiştirilmeyecek militan gençler yetiştirmek için mücadele ediliyor.”

    “ALEVİLER BUNLARA SESSİZ KALMAZ”

    Alevilerin bunlara sessiz kalmayacağını, Alevi inancında hiçbir ayrımın olmadığını kaydeden Zeynel Şahin, “Bütün herkesin dinine, inancına, ibadetine, kilisesine saygı duyarız. Bizim için kutsaldırlar. Onlar da bizim cemevimizi böyle görmeleri gerekir ama maalesef görmüyorlar” dedi.

    Şahin, Alevi çocuklarının yıllardır zorunlu din derslerine maruz kaldığını, bunu da tamamen sünni geleneğinin ibadetlerini öğrenmek için zorlandığını ve bu yüzden çocukların okullarda başarısız olduğunu o derslere zorla girdiklerini ifade etti.

    “Ama ne yazık ki şimdi daha büyük adımlar atarak ‘Şemsiyenin direği olmadan olmaz’, ‘direksiz çadır olmaz’ gibi benzetmeler yaparak cihat çalışmaları yapıyorlar” diyen Şahin, bunlara karşı mümkün olduğu kadarıyla Alevi kurumları olarak mücadele edeceklerini aktardı.

    “TÜRKİYE’DE YAŞAYAN HERKES MÜCADELE ETMELİ”

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları var ama Türkiye’de uygulanmıyor. Zorunlu din dersiyle ilgili kazandığımız birçok kararlar var. Avrupa bu kararları uyguluyor ama Türkiye uygulamıyor” diyen Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Bizim için önemli olan Türkiye’de bu kararlara uyulup, uygulanmasıdır” dedi.

    “SADECE ALEVİLERİN MESELESİ DEĞİL, GENÇLERİN GELECEĞİ KÖTÜYE GİDİYOR”

    Bunların sadece Alevilerin meselesi olmadığını, Türkiye’de yaşayan herkesin mücadele etmesi gerektiğini söyleyen Şahin, “Alevi ailelerin çocukları evlerde ve cemevlerinde bir şekilde yetişiyor. Ama ne yazık ki ülkede gençlerin geleceği kötüye gidiyor. Ülkedeki sünni inancına sahip gençler de kendi inancını tam öğrenmeden militanca yetiştirilmeye çalışılıyor. Bu bütün inançlara zarar verir” dedi.

    Yeni eğitim müfredatını kabul etmediklerini dile getiren Zeynel Şahin, Bu sadece Alevilerin mücadelesi olmamalı, aydın, demokrat, bütün inançlara sahip insanların ortak mücadele etmesi gerekir” diye konuştu.

    HABER MERKEZİ