Etiket: zeynep altıok

  • Zeynep Altıok: Sivas’ta gerçek sorumlular hiçbir zaman yargılanmadı-VİDEO

    Zeynep Altıok: Sivas’ta gerçek sorumlular hiçbir zaman yargılanmadı-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok, katliamın 33. yılında PİRHA’ya konuştu. Sivas davasının başından itibaren gerçek sorumluların yargılanmadığını belirten Altıok, cezasızlık politikalarının sistemli şekilde işletildiğini söyledi. İç hukukta yaşanan usulsüzlükleri anlatan Altıok, Anayasa Mahkemesi’nin ailelerin başvurusunu yıllarca gündeme almadığını, buna karşın sanıkların başvurularını hızla değerlendirdiğini belirtti.

    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin yakılması sonucu çoğunluğu Alevi 33 aydın ve sanatçı ile 2 otel çalışanı yaşamını yitirdi. Katliamda babası şair Metin Altıok’u kaybeden Zeynep Altıok, katliamın 33. yılında dava sürecini, yaşanan ihmalleri ve adalet mücadelesini PİRHA’ya anlattı.

    “SİVAS KATLİAMI’NDA SUÇU OLANLAR GERÇEKTEN SORGULANMADI”

    Sivas Katliamı’nın 33 yıllık dava sürecini değerlendiren Zeynep Altıok, gerçek sorumluların hiçbir zaman yargılanmadığını belirterek şöyle konuştu:

    “Davanın da otuz üç yıllık bir geçmişi var. Ana dava yıllar sürdükten sonra firari sanıklar üzerinden iki ayrı davanın sürecini otuz üç yıl boyunca bugünlere kadar taşıdık. Ancak o sürecin içerisinde zaten tüm yargılama sürecinin en başından itibaren gerçek suçluların, sorumluların, örgütleyenlerin, planlayanların, dahil olanların, katliam sırasında müdahale etmeyen polisin, kolluk kuvvetinin, itfaiyenin, sağlıkçının, yöneticilerinin, sorumlularının, emir verenlerinin dahil olduğu gerçekten bu suçta payı olan hiç kimsenin sorgulanmadığı, sadece eylemciler arasından rastgele yakalanmış bir avuç insanın yargılandığı o ana davanın firarileri üzerinden sürdürmeye gayret ettiğimiz bir dava sürecimiz vardı.”

    “ANAYASA MAHKEMESİ, SİVAS AİLELERİNİN İTİRAZ DİLEKÇESİNİN KAPAĞINI BİLE AÇMADI”

    Firari sanıklar hakkındaki ilk davanın 2012 yılında zaman aşımına uğratıldığını, ikinci davanın da benzer şekilde sonuçlandığını söyleyen Altıok, ailelerin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun yıllarca bekletildiğini ifade etti.

    “Bu sonuçtan bir iki yıl evvelde de yine hatırlayacaksınız yaşı dolayısıyla aslında elinde benzin bidonuyla insanları tutuşturduğu delillerle, belgelerle sabit olan bir katilin vahşi bir barbarın Cumhurbaşkanı tarafından kişiye özel affıyla karşı karşıya kalmıştık. Ardından ertesi yıl bir kişinin daha salınmasıyla karşı karşıya kalmıştık. Ancak bu yıl ne yazık ki artık tüm hükümlülerin, insanlık suçu işlemiş olan tüm katillerin göstermelik bir hukuk kararıyla serbest bırakılmasıyla karşı karşıya kaldık.

    Burada şöyle çarpıcı bir mesele var. 2012’deki zaman aşımı kararının arkasından biz aileler olarak avukatlarımız aracılığıyla Anayasa Mahkemesi’ne itiraz dilekçemizi vermiştik ve bizim itiraz dilekçemiz bunca senedir hiçbir şekilde gündeme alınmamış, kapağı bile kaldırılmamışken geçtiğimiz yıl aynı Anayasa Mahkemesi’ne serbest bırakılan bu sanıklardan birinin dilekçesi ivedilikle derhal görüşmeye alınarak işte bu tümünün serbest kalmasını sağlayan kararla gündeme geldi. Bunlar iç hukukun son aşamadaki usulsüzlükleri ve hakikaten olmaz denilecek insanlık suçu, zaman aşımı, devlet sırrı gibi kavramların nasıl ideolojik erk lehine eğilip büküldüğünü bize gösteren somut veriler olarak karşımızda duruyor.”

    “AİHM BAŞVURUSUYLA TÜRKİYE’DEKİ ÇARPIKLIĞI DİLE GETİRDİK”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru sürecini anlatan Zeynep Altıok, Türkiye’de iç hukuk yollarının fiilen tüketilmediğini belirterek şunları söyledi:

    “Bu nedenle bir süredir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi iç hukuk yolları tükenmeden Türkiye’den dosya almamaya başlamıştı. Bizim 2012 yılında verdiğimiz dilekçenin gündeme alınmamasının bir sebebi zaman aşımını ikinci dava lehine yineleyebilmek, o emsali değerlendirebilmek ama daha önemli bir sebebi de iç hukuk yolunu ila nihai tüketmemek ve dolayısıyla da AİHM yolunu bize kapalı tutmak. Ancak geldiğimiz son noktada yaptığımız değerlendirmeler ve çalışmalar, uluslararası emsaller, hatta Türkiye’deki benzer başvurular incelenerek biz de aslında buradaki yanlışlığı, çarpıklığı da dile getirebileceğimiz, iç hukuk yollarının da özellikle tüketilmediğinin, sonuçlandırılmadığının kanıtını gözler önüne sermek istediğimiz bir başvuru çalışması yürüttük ve dilekçemizi avukatımız Günal Kurşun aracılığıyla verdik.”

    “33 YILLIK YARGI SÜRECİNDE SANIKLAR KORUNDU”

    Sivas dosyasında yaşananları bilinçli bir cezasızlık politikası olarak değerlendiren Altıok, katliamın planlı ve örgütlü bir saldırı olduğunu belirterek, 33 yıllık yargı süreci boyunca sanıkların korunduğunu söyledi.

    “Otuz üç yıllık yargı sürecinde sanıkların, hüküm giymeden önce sanık olanların, hüküm giydikten sonra cezalarını çekmek için hapishaneye gönderilmiş olan hükümlülerin korunup kollandığı, onların mağdur olarak iktidar basın organları ya da iktidarın en üst mertebesindeki temsilcileri, milletvekilleri, bakan tarafından korundukları, kayırıldıkları, mağduriyetle bir arada anıldıkları bir söylemle o süreç yönetildi.”

    “BU KATLİAMIN FİKİR BABALARI ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Altıok, katliamın yalnızca sanıkların korunmasıyla sınırlı kalmadığını, sürecin sorumlularının da ödüllendirildiğini belirterek şöyle konuştu:

    “Elbette bu süreç de tıpkı iç hukuk yolunun tüketilmemesini düşünen aklın mahareti gibi aynı maharetle sürüncemede bırakıldı. Buna mukabil sanıkların avukatlarının içinden bir değil; bakanlar, milletvekilleri, baro başkanları, HSK’ya atananlar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başkanlığına atananlar, birçok iktidar partisinin üst düzey yöneticiliğine getirilenler oldu.

    Hiçbir zaman soruşturulmayan, yargılanmayan ama bu işin müsebbibi olan, en başında örgütçüsü, fikir sahibi ve gizli temsilcisi olan insanlar da bu ödüllendirmelerden, bu mertebelerden, bu makamlardan faydalandırıldılar. Dolayısıyla elbette tamamına baktığımızda yıllar geçtikçe odalar dolusu dosyayla daha da açmaza sürüklenen, ilgilenilmesi ve yeniden ele alınması güçleştirilen büyük bir kalabalığa terk edilen ama o yıllar içerisinde de bütün o kalabalığın üzerine kalın tozlar yerleştirilen bir süreçle karşı karşıya bırakıldık.”

    “YÜZLEŞME GÖSTERMELİK MEKÂNLARLA GERÇEKLEŞMİYOR”

    Sivas Katliamı’yla yüzleşmenin her şeyden önce adalet mekanizmasının işletilmesi ve sorumluların cezalandırılmasıyla mümkün olacağını belirten Altıok, katliamın arkasındaki siyasal anlayışın iktidarda olmasının gerçek bir yüzleşmenin önünü kapattığını söyledi.

    Katliamın aydınlatılması için yıllardır mücadele eden aileler, Alevi kurumları ve sivil toplum örgütlerinin engellemelerle karşılaştığını ifade eden Altıok, 2 Temmuz anmalarında da tehdit, polis müdahalesi, gaz ve provokasyonlarla karşı karşıya kaldıklarını belirtti.

    Madımak Oteli’nde oluşturulan anı köşesinin gerçek bir yüzleşme örneği olmadığını söyleyen Altıok, şunları kaydetti:

    “Orada katliamı unutturmamak için kurdukları bir kültür merkezi olarak adlandırdıkları yerin anı köşesinde katillerin ismiyle mağdurların ismini yan yana koydular. Buna yaptığımız müdahaleyi, itirazı, hukuk yoluyla açtığımız davayı da hükümsüz bıraktılar. Otuz üç yılın sonunda bir iki yıl evvel sessiz sedasız bir şekilde kaldırdılar. Yüzleşme göstermelik mekânlarla gerçekleşmiyor. Bir ülkede en vahşi suçu işleyen insanlar Cumhurbaşkanı tarafından bizzat meşrulaştırılarak serbest bırakılıyor ve özellikle korunuyorsa o yüzleşme zaten mümkün değildir.”

    “AABF’NİN SANAL MÜZE PROJESİ ÖNEMLİ BİR YÜZLEŞME ÖRNEĞİ”

    Madımak Oteli’nin yerinde gerçek bir anı merkezinin bulunmasının önemli olduğunu vurgulayan Altıok, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun 30. yıl kapsamında hazırladığı sanal müze çalışmasının önemli bir yüzleşme örneği olduğunu belirtti.

    “Otuzuncu yıl sürecinde Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından yürütülen, Madımak Oteli’nin sanal müze olarak kurgulandığı proje çok iyi bir yüzleşme örneğidir. Sözlü tarihle tüm belgelerin kayıt altına alındığı, arşivle, yapılan röportajlarla ve sanal müzenin kendisiyle birlikte koca bir projenin ortaya çıktığı bu çalışma yüzleşme projelerinin en doğru örneğidir.”

    “SİVAS’A PİR SULTAN ABDAL HEYKELİ DİKİLMELİ”

    Altıok, katliamın başladığı noktaya yeniden Pir Sultan Abdal heykelinin dikilmesinin de yüzleşmenin önemli adımlarından biri olacağını söyledi.

    “Yoksa Alevilere tanınan kendi köyleri, kendi ilçeleri, kendi bölgesiyle kısıtlanan bir hayat… Pir Sultan Abdal heykelinin yeniden oraya dikilmek yerine Banaz’a gönderilmesi bile bu işin aslında ne kadar yapılmadığını, yapılmak istenmediğini ve yapılmayacağının göstergesi gibidir.”

    O ACIYI HAYATIMIZIN HER GÜNÜ YAŞIYORUZ”

    Katliamın acısının yalnızca 2 Temmuz’da hissedilen bir acı olmadığını dile getiren Altıok, şöyle konuştu:

    “Belki de benim açımdan kimliğim haline gelen, belki de Zeynep Altıok başka biri olacaktı ama bugün bundan ayrı bir hayatı olmayan bir insana dönüşmemi sağlayan belirleyici bir gün. Senede bir kez yaşamadığımız bir acı. Hiç tahmin edilmeyen en sıradan günlük bir anda bile sizi bırakmayan bir belirleyici ya da işte o adalet mücadelesini yürütürken onu hayatımızın içine yedi yirmi dört tüm yaşamınıza sirayet etmiş bir öncelikli gaye olarak her gün yaşadığımız bir süreç.”

    “YILLARA YAYILDIKÇA MÜCADELE HATTINDAN FİRE VERİLDİ”

    Bu mücadelenin yaşamlarının merkezine yerleştiğini söyleyen Altıok, kendisini en çok yaralayan şeyin katliamı gerçekleştirenler değil, yıllar içinde mücadele hattının zayıflaması olduğunu ifade etti.

    “Yıllara yayıldıkça bir bir eksilen, giderek zayıf mücadele hattının omuzdaşlarından verilen fire olduğunu söylemeliyim.”

    2012 yılında verilen zaman aşımı kararının ardından güçlü bir toplumsal tepki oluştuğunu, ancak son davada verilen zaman aşımı kararından sonra bu duyarlılığın ciddi biçimde azaldığını belirten Altıok, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Ana muhalefet partisi, kendi partimin de dahil olduğu tüm muhalif kesimlerin bu konuya duyarsızlığı, bir açıklama yapmaktan, bir tweet atmaktan dahi imtina eder oluşu, bugün AİHM başvurusunu yürüttüğümüz süreçte bunu kendi görünürlüğü için konu etmek isteyen kişilerle karşı karşıya kalmış olmak gibi alt alta koyduğumda, mücadele hattında beraber olduğumuzu düşündüğümüz birçok kişinin aslında hiç de orada olmadığını tekrar tekrar deneyimlemiş olmama rağmen en şiddetli tokadı yediğim yıl olarak duygusal anlamda bu yılın benim için bir milat, başka bir bilinç ayrımına varmak için benzersiz bir deneyim sunduğunu üzülerek belirtmek zorundayım.”

    Semra ACAR / İZMİR

     

     

     

  • İzmir Barış Forumu: Kalıcı ve onurlu bir barış istiyoruz-VİDEO

    İzmir Barış Forumu: Kalıcı ve onurlu bir barış istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- İzmir Barış Forumu tarafından düzenlenen forumda barışın önemine vurgu yapıldı.

    İzmir Barış Forumu, “Barış istiyoruz, barışı konuşmak istiyoruz” şiarıyla forum düzenledi. Mustafa Necati Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen forumda salona “Barış istiyoruz, barışı konuşmak istiyoruz” yazılı pankart asıldı. Foruma Barış Anneleri İnisiyatifi, İzmir Barış Forumu imzacıları, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütü temsilcileri ve yurttaş katıldı.
    Düzenlenen forumda divana Vezan Karabulut, Kelemet Çiğdem Türk, Fatma Demir ve Coşkun Üsterci seçildi. Forumda açılış konuşmalarını, Akın Birdal ve Tunç Soyer yaptı.

    “EMEK VE EYLEM OLMADAN BARIŞ OLMAZ”

    Zeynep Altıok, “Barışı konuşmaya bir zemin yaratılması son derece kıymetli. Umut inanç ve direniş olmadan emek ve eylem olmadan barış zaten olmaz. O yüzden en zoru konuşmak da bize yükümlülüktür” dedi.

    Daha sonra Madımak Katliamı’nda katledilen Behçet Aysan’ın bir şiirini okuyan Zeynep Altıok, “Barışı konuşuyorsak eğer tankları, tüfekleri, aç yatan çocukları da konuşacağız. Bütüncül bir barış arayışı ve kavramsal tanımlamalar olmaksızın konuştuğumuz her şey bir yanıyla eksik kalacaktır. Demokrasi, özgürlük, barış gibi kavramları yeniden, doğru bir şekilde tanımlamalıyız. Barışı isteyenler, sahici demokrasinin tanımını yapmakla yükümlüdürler. İlkelerimizden ödün vermeksizin evrensel temelli çerçevelere sadık kalarak bu süreci olabildiğince doğru bir şekilde yürütmeye inancım var” diye konuştu.

    “BEDELİ NE OLURSA OLSUN, BİZ BARIŞ DEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Açılış konuşmalarının ardından foruma katılanlara söz verildi.

    Söz alan Barış Annesi Behiye Yalçın da “26 senedir barışı haykırdık kimse sesimizi duymadı. Sadece Kürt halkı duydu. 27 Şubat’ta bir çağrı geldi barışa el uzatıldı barışın mimarına yüzlerce kez selam olsun. Kim barışı istiyorsa biz onun yanındayız. Sakine anne ölene kadar barış dedi ama göremeden gitti. Berfo Ana, çocuğunun kemiklerini bulamadan öldü. Halise annenin çocuğunun kemikleri kargoyla geldi ama yine barış istediğini söyledi. Kürt halkı yılladır barış istiyor, barış anneler sadece barış istiyor ama annelere soruşturmalar açılıyor. Bedeli ne olursa olsun, biz barış demekten vazgeçmeyeceğiz. Barış bu ülkeye gelmedikçe barış demeyi bırakmayacağız. Silahlar patlamasın, çiçekler açsın. Hiçbir anne çocukları için ağlamasın, tüm anneler çocukları için el ele versin. Biz çocuklarımızın cenazesini almak istemiyoruz. Biz kalıcı bir barış istiyoruz, onurlu bir barış istiyoruz. Biz hazırız barış için, barış elini kuvvetlendirmemiz gerekiyor, biz de varız dememiz gerekiyor. Biz buradayız, mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “BARIŞ OLMADAN KİMLİKLER BİR ARADA YAŞAYAMAZ”

    Eski savaş pilotu Bahadır Altan, Hava Kuvvetlerinde olduğu yıllarda PKK’li olan ve daha sonra tutuklanan, 30 yıl da cezaevinde kalan ve tahliye olan Gürsel Karaaslan ile kucaklaştı. Bahadır Altan “Biz kucaklaşıyorsak buna barış diyemeyenler utansın” dedi.
    Gürsel Karaaslan ise “30 yılın ardından gelip burada barışı savunuyorsam bu bizim ne kadar samimi olduğumuzu ve barışın da ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Barış bizim yaşam biçimimiz olmalı. Barış olmadan kimlikler bir arada yaşayamaz. Canımızı feda edecek kadar barışı seviyoruz ve barışı hep savunacağız” dedi.

    Forum, katılımcıların konuşmalarıyla devam etti.

    PİRHA/İZMİR

  • Sivas Katliamı davasında tahliyeye tepki: AYM barbarları sokağa saldı!

    Sivas Katliamı davasında tahliyeye tepki: AYM barbarları sokağa saldı!

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Behçet Aysan, Metin Altıok ile Zeynep Altıok ve Nesimi Çimen’in çocukları, katliamın hükümlülerinin tahliye edilmesine tepki göstererek, “Zamanaşımı kararına itirazımızı 12 yıldır gündeme almayan AYM bir katilin başvurusunu hızla gündeme alıp barbarları sokağa salabiliyor” dedi.

    2 Temmuz 1993’te 33 aydın, sanatçı ve yazarı Madımak Otelinde yakara 17 hükümlünün, geçtiğimiz hafta Anayasa Mahkemesi (AYM) kararıyla tahliye edilmesine karşı tepkiler artarak devam ediyor. Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren şair Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan, şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok ile halk ozanı Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen, ortak bir açıklama yayımlayarak karara tepki gösterdi.

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Siyasi cinayetlerde ‘cezasızlık’ olgusunun yerine gerçek anlamıyla yargılama sağlanabilseydi ezber ettiğimiz hikâyenin içine gömülmezdik. Her duruşma başka bir skandal yaratmasıyla sınav oldu bize. Yıllardır aranan sanıkların evlerinde, karakola metrelik mesafelerde yaşadığını öğrendik. Ölümü dahi bizden saklanan azılı sanığın, bu katliamın arkasındaki gerçeklerin açığa çıkması için kilit isim olan en karanlık adamın kimlik tespiti için karısından DNA alındığına tanık olduk. İnsanlık suçlarında emsal niteliği de taşıyan Sivas katliamı davası, zamanaşımına uğratıldığından beri AYM’de dosyası bekletilirken, bu ülkenin aydınlarının, sivil toplumun, muhalefet partilerinin bile kanıksamışlığı yüzümüze bir tokat gibi indi. Bunu haykırıyoruz ama sesimiz ıssız kuyularda bile çınlamıyor. Zamanaşımı kararına itirazımızı 12 yıldır gündeme almayan AYM bir katilin başvurusunu hızla gündeme alıp barbarları sokağa salabiliyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Zeynep Altıok: 27 yıllık adalet arayışında akıl almaz usulsüzlüklere tanık olduk

    Zeynep Altıok: 27 yıllık adalet arayışında akıl almaz usulsüzlüklere tanık olduk

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Şair Metin Altıok’un kızı, Zeynep Altıok, Sivas Katliamı’nın firari sanıklarının interpol kırmızı bülteni ile arandığını hatırlatarak, 27 yıllık adalet arayışlarında kara mizah düzeyinde akıl almaz usulsüzlüklere tanıklık ettiklerini söyledi. Altıok, “Demokratik hukuk sistemine, kuvvetler ayrılığına, evrensel insan haklarına saygılı yeni bir iktidar olmadıkça 27 yıllık cevapsız çağrılardan bir yenisi daha havada asılı kalacak” dedi. 

    Sivas Katliamı davasında yargılanan 3 firari sanığın terör arananlar listesine alınması için İçişleri Bakanlığı’na yapılan başvuruyu Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok değerlendirdi.

    Altıok, kağıt üstünde firari sanıkların interpol kırmızı bülteni ile arandığını hatırlatarak, geçmişte bu sanıklardan Polonya sınırında tespit edilerek yakalananların da olduğunu ancak iade işlemi için gerekli bürokratik aşamaların hükümet tarafından doğru ve zamanında yürütülmediği için sanığın 50 bin Euro ile kefalet bedelini nakit ödemek suretiyle serbest kaldığını söyledi.

    “İKTİDARIN SİVAS FİRARİLERİNİ YAKALAMAK GİBİ BİR GAYESİ YOK”

    Diğer sanıkların bir çoğunun adresinin belli olduğu halde hükümetin iade talebinin evrensel protesto hakkı ve özgürlüğü kapsamında kalan suç tarifiyle yapması nedeniyle iadesinin gerçekleşmediğine dikkat çeken Altıok, “Oysa talebin insanlık suçu kapsamında yapılması gerekli. Kırmızı bültenle aranan sanıkların Türkiye sınırları dahilinde aranırken ehliyet aldığını askerlik yaptığını biliyoruz. Elinde benzin bidonu ile katliamın ele başılığı kanıtlarla sabit hükümlüleri “mağdur” olarak tanımlayan mevcut hükümetin Sivas Katliamı firari sanıklarını yakalamak gibi bir gayesi olmadığı açık. Zaten meclise sunduğum faili meçhul cinayetler ve katliamların aydınlatılmasına yönelik tekliflerin ve soruların karşılıksız kalışı bu tutumun somut örneği” ifadelerini kullandı.

    “BU BAŞVURUDAN SONUÇ BEKLEMİYORUM”

    Bugüne kadar farklı siyasi partiler tarafından verilen araştırma komisyonu teklifleri ve adalet talebinin 28 kez AKP oylarıyla ret edildiğini belirten Zeynep Altıok, 27 yıllık adalet arayışı sürecinde kara mizah düzeyinde akıl almaz usulsüzlüklere tanıklık ettiğini dile getirdi.

    Altıok, şunları kaydetti:

    “Sanıkların, suçu yargıyla sabit hükümlülerin korunup kollandığını, açık ihmali ve azmettirici rolü olan kişilerin hiç soruşturulmadığını hatta korunup kollandığını, sanık avukatlarının neredeyse tamamının iktidar partisinin üst kademelerinde görevlerle ödüllendirildiğini gördük. Bu tabloya bakıldığında bu hükümete bu içerikte bir yapılan başvurudan sonuç beklemek safdillik olur.”

    “DAVALARIN ZAMAN AŞIMINA UĞRATILMASI İÇİN ERTELENİYOR”

    Zaman aşımına uğratılmış, insanlık suçu tanımı dahi yapılmamış firariler üzerinden süren davanın Anayasa Mahkemesi’nde 7 yıldır bekletildiğini hatırlatan Altıok, diğer davanın da aynı akıbete uğraması için duruşmaların saçma gerekçelerle sündürülerek ertelendiğini belirtti.

    “İçişleri Bakanlığı’na hiçbir çağrım yok” diyen Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok, “Demokratik hukuk sistemine, kuvvetler ayrılığına, evrensel insan haklarına saygılı yeni bir iktidar olmadıkça 27 yıllık cevapsız çağrılardan bir yenisi daha havada asılı kalacak” dedi.

    Altıok,  Sivas davasını emsal kabul ederek anayasada kapsamlı ve geriye dönük işlerliği olan insanlık suçlarında zaman aşımı ve devlet sırrı uygulamalarının kaldırılmasına yönelik düzenlemeler yapılması talebini sürdüreceğini belirtti.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Zeynep Altıok: O gün insanları yakan canavar hiç ölmedi, hiç kaybolmadı-VİDEO

    Zeynep Altıok: O gün insanları yakan canavar hiç ölmedi, hiç kaybolmadı-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Şair Metin Altıok’un kızı, Zeynep Altıok, katliam hükümlüsünün affedilmesine tepki gösterdi. Altıok, “Şaşırmadık o gün orada insanları yakan canavar hiç ölmedi, hiç kaybolmadı” dedi.

    Haberin videosu

    Sivas’ta Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993 yılında ikisi otel çalışanı olmak üzere 35 insanı yakarak öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan ve 27 yıldır Sivas E Tipi Kapalı Cezaevi’nde yatan Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından sağlık sorunları gerekçesiyle affedilmesine tepkiler yükseliyor.

    Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Şair Metin Altıok’un kızı, TBMM 25 ve 26. Dönem İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, katliam hükümlüsünün affedilmesine yönelik eleştirilerini PİRHA’ ya anlattı. Altıok, “Şaşırmadık o gün orada insanları yakan canavar hiç ölmedi, hiç kaybolmadı” dedi.

    “KORUYUP KOLLAMA HEP DEVAM ETTİ”

    Katliamın gerçekleştiği günden bugüne devletin, çeşitli imkânlarını kullanarak katliamcıları koruduğunu belirten Altıok, “Sanıklar koruyup kollandı, sanık avukatlarına çeşitli kolaylıklar sağlanmıştı. Koruyup kollamak çeşit çeşit kademelerde devam etti. Yargı işletilmedi, dönemin Adalet Bakanının, hapishaneleri ziyaret ederek sanıkları kollamasından bugüne, sanıkları savunan tüm avukatların neredeyse tamamen milletvekili hatta bakan olarak ödüllendirilmesi ile alışık olduğumuz bir durum oldu” dedi.

    “HAYIRLI OLSUN MESAJI YAYINLANMIŞTI”

    Hukuksal mücadelenin devam edeceğini belirten Altıok, “Mücadelemiz devam ediyor, bir davamız zaman aşımına uğratılmıştı. Dönemin Başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı ‘hayırlı olsun’ dedi. Sanıkları, katilleri, hükümlülüleri mağdur ilan eden bir hayırlı olsun mesajıydı. Aynı aksak sürecin bir devamı olarak bugün katilin salıverilmesi bizleri sadece üzdü ama şaşırtmadı” dedi.

    “SAYISIZ HASTA TUTSAK VARKEN NİYE BU?”

    Cezaevlerinde yüzlerce hasta tutuklu ve hükümlüyü hatırlatan Altıok, şöyle devam etti:

    “Sayısız mahpusun durumunun kritik olduğunu belirten Altıok, “Parlamentoda olduğum zamanda sayısız araştırma, sayısız görüşme gerçekleştirdik. Cezaevlerinde ölümün eşiğinde olan binlerce tutsak var. Ama Cumhurbaşkanı kişiye özel af yetkisini neden bunda kullandı? İnsanlık onurunu inciten, bizleri üzen bir durumdur.”

    “SUÇU SABİTTİ, GÖZ GÖRE GÖRE YAPTILAR”

    Ahmet Turan Kılıç’ın suçunun sabit olduğunu belirten Altıok “Suçuna onca delil, onca tanık, onca kayıt varken affettiler. Göz göre göre yaptılar ve bizi ne kadar önemsediklerini aslında gösterdiler. İncitmeye çalışıyorlar” diye konuştu.

    “KATLİAMIN AFFI DA OLMAZ, ZAMAN AŞIMI DA”

    Zeynep Altıok, 27 yıldır katliamın unutulmaması ve suçluların hesap vermesi için verilen hukuksal mücadelenin devam edeceğini belirterek, “Ne olursa olsun, ne yaparlarsa yapsınlar. Onlar katliamı yok saysalar bile bizler o katliamın küllerini üzerimizden silkelemeyeceğiz. Din kardeşliği üzerinden başka ülkelerin katliamlarına el uzatanların anlayışına karşı olacağız. Acıların zaman aşımı olmaz ve bu af vicdanlarda iz bırakmaz, aksine yara açmıştır. Hatta yaranmak istedikleri cenaplarında dahi yara açmıştır” ifadelerini kullandı.

    Düzgün BULUT – Rohat EMEKÇİ / İSTANBUL

  • Zeynep Altıok Akatlı’dan tepki: Kişiye özel af mı söz konusu?

    Zeynep Altıok Akatlı’dan tepki: Kişiye özel af mı söz konusu?

    PİRHA – Sivas Hükümlüsü’nün Erdoğan tarafından affedilmesine Zeynep Altıok Akatlı tepki gösterdi. Akatlı, “Hapishanede hasta ve yaşlı bir tek bu kişi mi kalmıştır da “kişiye özel af” söz konusu oluyor?” dedi.  

    Sivas’ta katledilen aydınlardan Şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı, Cumhurbaşkanı’nın Sivas Katliamı Hükümlüsü Ahmet Taner Kılıç’ı affetmesine tepki gösterdi. Akatlı’nın sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şöyle:

    “Sivas Katliamı’nın zaman aşımını “hayırlı” bularak hüküm giymiş katilleri “mağdur” ilan etmişti. Bu adamı hasta ve yaşlı diyerek salıvermek hukuken başarılamayınca adli tıp hekimlerine soruşturma açılmıştı. Şimdi Cumhurbaşkanlığı yetkisiyle “affetmiş” HAYIRLI OLSUN!

    “Aldandık” dedikleri süreçte hastalığına rağmen ölüme terkedilen Kuddusi Okkır gibi, hayati tehlikesine rağmen sevkine izin verilmeyen Selahattin Demirtaş gibi onca hasta, yaşlı ve mağdur tutuklu için çalışmayan sistem kimilerini “koruyup kolluyor” Ömrü vefa ederse MV de olur!

    Bir sorum olacak? Hapishanede hasta ve yaşlı bir tek bu kişi mi kalmıştır da “kişiye özel af” söz konusu oluyor? Kime ne yazdığını bile bilmeyecek kadar zır cahil yobazların ve trollerin sevindiği tahliye…”

  • ‘Sivas Katliamı’nın gerçek sorumluları yargılanmadı’-VİDEO

    ‘Sivas Katliamı’nın gerçek sorumluları yargılanmadı’-VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenler için İzmir’de anma etkinliği düzenlendi. Anmaya katılan katliamda hayatını kaybeden Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı, Sivas davasının emsal nitelikte olduğunu, gerçek faiilerinin yargılanmadığını belirterek, “Biz Sivas Katliamı davası bitti demeden o dava bitmez” dedi.

    İzmir’de Yol Erenleri, Sivas Katliamı’nın 26. yılında anma etkinliği düzenledi. Anmanın düzenlendiği salona “Cemevlerine yasal statü istiyoruz”, “Eşit yurttaşlık için demokratik anayasa!”, “Sevdanın güzelliğinde canın cana hasretinde inançlı yürekleriyle kavganın ateşlerinde yananlara selam olsun” yazılı dövizler asıldı.

    Sivas şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan etkinlik daha sonra Menemen Dersimliler Derneği’nin hazırladığı Sivas Katliamı’nı anlatan kısa tiyatro gösterimi ile devam etti.

    Tiyatro gösteriminden sonra 1993 yılında Sivas Katliamı’ında hayatını kaybeden şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok konuşmasını yaptı. Sivas Katliamı’ında neler yaşandığını herkesin bildiğini ancak hatırlamak için diğer kuşaklara aktarılmasının önemine vurgu yapan Altıok, anmaların ve paylaşımın önemli olduğunu söyledi.

    Türkiye’de yaşananları anlatarak 1993 yılında yaşananların nasıl olduğunu anlatan Altıok, Türkiye’de kötü günlerin ve çok acıların yaşandığı, ağır bedellerin ödendiği bir dönemden geçildiğini kaydetti.

    Gezi’de hayatını kaybedenlerinin çoğunluğunun Alevi olmasının tesadüf olmadığını ifade eden Zeynep Altıok, 1993 yılında babasını kaybettiğini, bunun yaşamayı hiç istemediği bir acı olduğunu belirterek, “Hiç pişman değilim eğer bu yoldaysa verilecek can bugün de o canı verecek olan yine biziz” dedi.

    Altıok, Canan Kaftancıoğlu’nun 17 yılla yargılandığını 28 Haziran’da duruşmasının olduğunu, 24-25 Haziran’da Gezi duruşması, “Çocuklar ölmesin” diyen Ayşe öğretmenin de yeniden yargılanmasının 26 Haziran’da olduğunu hatırlattı.

    Türkiye’de karanlık bir dönem yaşandığını belirten Altıok, “17 yıllık blok siyasal İslam iktidarı, o siyasal İslam iktidarının nasıl oluştuğunu eğer anlamazsak, o rejimin nasıl dönüştürüldüğünü, anayasanın neye kurban edildiğini neden buna ihtiyaç duyulduğunu, nasıl bir dayatma ile değiştirildiğini, demokrasinin nasıl yok edildiğini hatırlamazsak belki daha çok süreceğimiz acılarımız olacak. Ama 2 Temmuz’dayız. Belki o izi oradan aldık”dedi.

    “SİVAS’TA BİRÇOK ŞEY HEDEF ALINDI”

    2 Temmuz’un sadece öldürülmüş canları anmak olmadığının altını çizen Zeynep Altıok, Sivas Madımak’da birçok şeyin hedef alındığını söyledi.

    Altıok, konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Geçmişte de daima aydınlanmanın izinde olan, daima insandan yana olan, bir düşünce ve felsefeyle inancını harmanlayan, bağnazlıkla bir inanç üzerinden güdümlenmiş, körüklenmiş nefretle hareket etmeyen Alevi insanlar o gün orada Sivas’ta yobazlar tarafından hedef alındılar. Hedef alınırken onlarla birlikte hedef alınan bir Cumhuriyet vardı. Alevilerin hedef alınmasının sebeplerinden biri Cumuhuriyetin yılmaz savunucuları olmalarıydı.”

    “SİVAS KATLİAMI DAVASININ HİÇBİR GERÇEK SANIĞI YARGILANMADI”

    Sivas Katliamı davasında bir arpa boyu yol gidilmediğini belirten Altıok, “Biz Sivas Katliamı davası bitti demeden o dava bitmez” dedi.

    Sivas Katliamı davasının emsal nitelikte olduğunun altını çizen Zeynep Altıok, “Süren en uzun siyasi cinayet katliamı davası olduğunu ana dava bittiği halde iki firari sanık üzerinden iki dava halinde devam etmektedir. O firari sanıklar üzerinden devam eden davalardan bir tanesi zaman aşımına uğratıldı. Ve diğeri de aynı akıbeti bekliyor. Zaman aşımına uğrayan dava üst mahkemede ve 5 yıllık bir süreç geçti. O üst mahkeme alıştığımız şekilde görevini yapmıyor ve o orada atıl bekliyor. Diğer davada hukuki olarak yasal süreci henüz dolmadığı için zaman aşımına uğrayamadığı için devam ediyor. Bir avuç eylemci yargıya taşındı. Sahici, perde arkasındaki örgütçüler, devlet içinden emir verenler, o askerin ve polisin müdahale etmemesi talimatını verenler sorgulanmadılar. Kamu yöneticilerinin hiçbiri sorgulanmadı, azmettirici belediye başkanı sorgulanmadı.”

    “SİVAS KATLİAMI POLİTİK BİR MESELEDİR”

    Daha sonra Yol Ereneleri adına kısa bir konuşma yapan Elif Kavil, Sivas Katliamı’nın bir tesadüf olmadığını planlı bir komplo olduğunu söyledi. Kavil, 1980 sonrası köylerden kentlere göçlerin artmasıyla kentlerde inançlarını var etmek isteyen Alevilere karşılarında olan gücün izin vermediğini belirtti.

    Siavas Katliamı’nın politik bir mesele olduğunu söyleyen Kavil, ‘Sivas’tan bu yana baktığımızda biz Alevilere düşen ne?’ diye bakılması gerektiğinin altını çizdi.

    Kavil, Alevilerin yüz yıllar boyunca ezilenlerden yana olduklarını bir kimlik mücadelesi verdiklerini kaydetti.

    Anma Özgecan Aslan Kadın Korusu’nun türkülerini seslendirmesiyle son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Yol Erenleri, 21 Haziran’da 33 canı anacak

    Yol Erenleri, 21 Haziran’da 33 canı anacak

    PİRHA –  Yol Erenleri, 2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anmak için 21 Haziran’da anma programı yapacak. 

    Yol Erenleri,  İzmir’de Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenler için anma programı yapacak. 21 Haziran Cuma günü yapılacak  söyleşiye Zeynep Altıok Akatlı katılacak. Öte yandan Menemen Dersimliler Derneği’nin hazırladığı skeç gösterimi yapılacak, ardından Özgecan Kadın Korosu’nın müzik dinletisi olacak. Saat 19.00’da başlayacak program Çiğli Belediyesi Konferans solonunda yapılacak.

    (HABER MERKEZİ)

    rneleri

  • Erdoğan, Almanya’dan Sivas Katliamı sanığını istememiş!

    Erdoğan, Almanya’dan Sivas Katliamı sanığını istememiş!

    Erdoğan’ın Almanya ziyareti öncesi MİT’in ülkeye ulaştırdığı 69 kişilik iade listesinde Sivas Katliamı sanığının olmadığı ortaya çıktı.

    BirGün’den Uğur Şahin’in haberine göre; AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Almanya Başbakanı Merkel’le yaptığı görüşme öncesinde MİT’in ulaştırdığı 69 kişilik listede, 33 aydını katleden Madımak Otel sanığının olmadığı iddia edildi. Erdoğan’ın Merkel’le yaptığı görüşme öncesinde 69 kişinin ‘istendiği’ gündeme gelmişti. Bu kişiler arasında; Adil Öksüz, Şerif Ali Tekalan, Can Dündar, eski savcı Zekeriya Öz ve 15 Temmuz Darbe Girişimi öncesinde Almanya’ya gidenlerin olduğu ifade ediliyor.

    “İADE TALEBİ YOK”

    Almanya’da yaşayan gazeteci Süheyla Kaplan, 69 kişilik listede, Sivas Katliamı’nın baş sanığı Murat Sonkur‘un yer almadığını belirten belgeleri yayımladı. Gazeteci Kaplan’ın sosyal medyadaki mesajında, “Kanıt: Alman Coburg Eyalet Savcılığı’nın avukat Mahmut Erdem’e gönderdiği yanıt: ‘Türkiye’den iade talebi gelmemiştir” ifadeleri yer aldı.

    “ŞAŞIRMADIM”

    BirGün’e konuşan Sivas Katliamı’nda ölen Metin Altıok’un kızı ve eski CHP Milletvekili Zeynep Altıok, “25 yıllık Sivas Katliamı Davası’nın 17 yılı AKP döneminde geçti. Sivas Katliamı Davası insanlığa karşı işlenmiş büyük bir suçun davasıdır. Böylesi bir suçun cezasız kalmasını ve zaman aşımına uğratılmasını ‘hayırlı olsun’ diyen Erdoğan iktidarının Murat Sonkur’un Almanya’dan istememesi ve Erdoğan’ın son ziyareti öncesi iktidarın Almanya’dan istediği 69 kişilik listede de yer almaması şaşırtıcı değildir. Çünkü Erdoğan zaten katliam sanıklarını ‘mağdur’ olarak görmektedir” dedi.
    Altıok, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Asıl, ‘Laiklik yeni Anayasada olmamalıdır’ diyen ve katliamın sanık avukatlarının neredeyse tümünü çeşitli kademelerinde üst düzey yönetici, bakan, milletvekili, il başkanı yapmış bir partinin, katliam sanığını istemesine şaşırırdım. Bugüne kadar hem faili meçhullerin araştırılması, insanlık suçlarının cezasız kalmaması amacıyla verilen tüm önergeler salt AKP oylarıyla 27 kere reddedildi.”

    “HALEN CEZAEVLERİNDE SİVAS DAVASINDAN HÜKÜM GİYMİŞ KAÇ KİŞİ VAR?”

    Altıok, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Sivas Davası sanıklarıyla ilgili BİMER’e 3, Adalet Bakanlığı’na 3 soru önergeme yanıt verilmedi. Meclis Başkanlığı önergemi ‘kişisel’ bularak tarafıma iade etmişti. Ben de Sivas’ın 25. yılında yeniden soruyorum: Halen cezaevlerinde Sivas davasında hüküm giymiş kaç kişi var? İnfazı tamamlanıp serbest kalan hükümlü sayısı kaç? Firari sanıklardan yurtdışında olduğu tespit edilen sayısı kaçtır? Bunlar nerelerdedir ve neden istenmemektedir?”

  • Alevi Bektaşi İnanç Derneği İzmir’de Madımak anması gerçekleştirdi

    Alevi Bektaşi İnanç Derneği İzmir’de Madımak anması gerçekleştirdi

    PİRHA- İzmir’de bulunan Alevi Bektaşi İnanç Derneği Madımak Katliamı’nın 25. yıl dönümünde kitlesel olarak anma gerçekleştirdi.

    Alevi Bektaşi İnanç Derneği öncülüğünde Buca’da gerçekleştirilen ve ‘Divan kurulacak, hesap sorulacak,  Madımak unutulmayacak’ pankartının asıldığı anmaya CHP geçmiş dönem milletvekili Zeynep Altıok, siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum örgütleri yanında birçok yurttaş katıldı.

    Madımak ve Çorum katliamlarında yaşamlarını yitirenler başta olmak üzere tüm demokrasi şehitleri adına bir dakikalık saygı duruşundan ardından CHP geçmiş dönem milletvekili ve Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok kısa bir konuşma gerçkleştirdi.

    Semah ritüeli ve konuşmalar ardından anma son buldu.

    /HABER MERKEZİ/ 

     

     

     

  • Ankara’da Sivas paneli: Yezid’e bin sene daha mı boyun eğeceğiz-VİDEO

    Ankara’da Sivas paneli: Yezid’e bin sene daha mı boyun eğeceğiz-VİDEO

    PİRHA – 2 Temmuz Sivas Katliamı’na ilişkin ‘Devlet, katliam, kimlik ve yüzleşme’ başlıklı panel gerçekleştirildi. Filiz Kerestecioğlu, Zeynep Altıok, Turan Eser ve Ali Murat İrat’ın konuşmacı olarak katıldığı panele kurum temsilcileri ve şehit aileleri katıldılar.

    PSAKD Genel merkezi tarafından 2 Temmuz şehitleri adına HBVAKV Genel Merkezi’nde, ‘Devlet, katliam kimlik ve yüzleşme’ başlıklı panel gerçekleştirildi. Filiz Kerestecioğlu, Zeynep Altıok, Turan Eser ve Ali Murat İrat’ın panelist olarak katıldığı panele kurum temsilcileri ve şehit aileleri katıldılar.

    Panelde konuşan Zeynep Altıok, “25 yıl dile kolay, genel de konuşma güçlüğü çekmeyen birisiyim, ama önce ailelerimizle göz göze konuşmak çok zor. 25 yıldır bozuk plak gibi kendini tekrar etmek çok zor. Zor bir zamandayız. Ne yazık ki bu zor zamanı içinde bulunduğumuz karanlığı iliklerine kadar duyumsayanlar da, hissedenler de en çok biziz. Çünkü bu karanlığın neler getirebildiğini neler götürebildiğini, nelere mal olabildiğini en iyi deneyimleyenlerdeniz” diye konuştu.

    “BU TOPRAKLARDA BESLENEN GERİCİ FAŞİST ZİHNİYET YENİ DEĞİL”

    “2 Temmuz takvimde yerini aldığında, en fazla bir gün öncedir 2 gün önce değil, bütün gazetelerin aradığı, ne hissediyorsunuz diye sorduğu, sizden hep aynı şeyi anlatmanızı beklerler ve sadece o gün ilgilenirler” ifadelerini kullanan Altıok, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Menekşeden önce bir belgesel hazırlandı ve yayınlandı. Menekşeden önce ben Soner Yalçın tutukluyken yarım kalan belgeselin tamamlanması sürecinde anlatmam istendiğinde belgeseli önce kopuk kopuk sonra avukatlar aracılığı ile tekrar tekrar defalarca izledim. İzlerken ilk defa ailelerin ağzından o yaşanan acıyı orada dinlemiş oldum. Neden? Biz bir birimize uzak olduğumuz için mi? Birbirimizin acılarına duyarsız kaldığımız için mi? Kulak tıkadığımız için mi? Aynı acıyı daima yan yana hissettik. Ama sessiz bir kabul vardır, sormazsanız, sormazlar. Birbirimizden sakınırız birbirimizi.

    25 yılın gerisinden bugüne bakmak lazım. Bugün ülkenin içerisinde bulunduğu seçim atmosferinde bize dayatılanın ne olduğunu, buradan 25 yıl önceye bakarak en iyi anlayabileceğimizi düşünüyoruz. Elbette bu tarih daha önce 100 yıl öncesine gidiyor. Bu topraklarda beslenen gerici, faşist zihniyet yeni değil. Sivas Katliamı’na gelene kadar birçok can aldı, almaya da devam etti. Bizler son olsun dedik, son olmadı. Birbirimizin de adaletine beraber düştük, bunu da sürdüreceğiz.”

    “İKTİDAR YÜZLEŞMEKTEN KAÇINIYOR”

    HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ise şunları kaydetti:

    “Öncelikle hepinizin acılarını selamlıyorum. Bütün kaybettiklerimizi sevgiyle anıyorum. Sadece İstanbul’da cenazelerinde bulunabildim. Sizler gibi onlarla yakın yaşama şansım olmadı. Bize toplum olarak kattıkları çok şey vardı. Hepsi ayrı ayrı özelliklere sahip insanlardı. O acıda bu ülkenin vicdanlı insanlarının kalbine yerleşti, bir daha çıkmamak üzere.

    Barış ve demokrasi mücadelesinin yükseldiği, baskıların da aynı oranda arttığı bir dönemden geçiyoruz. Barış sürecinde konuşulmaya başlanan yüzleşme gibi kavramlar bugün iktidar tarafından bugün zorla unutturulmaya çalışılıyor. Aslında iktidarın Dersim Katliamı için etkisiz bir komisyon kurmaya razı olduğu dönemde bile siyasi geleneğinin ortağı olduğu Malatya, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarından yüzleşmekten kaçındığını biliyoruz.”

    “MUTLAK BİR İNKAR POLİTİKASI İZLENİYOR”

    “Bugün ise mutlak bir inkar politikası izliyorlar. Türkiye’nin her zaman Sünnileştirme, Türkleştirme hedefi taşıdığını biliyoruz. Bu politikanın nedeni ulus devletin tek bir kimlik üzerinde inşa edilmesi, bir nedeni ise Alevi toplumunun eşitliği temel hedef alan yaşam biçiminin baskıcı iktidarlar tarafından engellenmek istenmesi” diye konuşan Kerestecioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her zaman Aleviler eşitlikçi ve özgürlükçü anlayışları nedeniyle bir tehdit unsuru olarak görüldü. Aleviler yalnızca farklı bir inancın mensubu oldukları için değil, biatı kabul etmeyen insanların eşit, özgür ve barış içinde yaşamalarını savunan bir toplumsal örgütlenmeye inandıkları için de hedef gösterildiler. Bir ülkenin işkence ile kayıplarla dolu mirası ile yüzleşmek sadece mağdurların değil, bütün toplumun ve her insanın sorunu olmalı.

    Bu ülkede bir taraftan Süryanilerin, Ermenilerin, bir tarafta Kürtlerin, yaşadıklarını biliyoruz. Aslında toplum olarakta baktığımızda ayrıştıramayacağımız bir şekilde ellerde epey kan var. Toplum olarak da bu yüzleşmeyi yeterince yapamıyoruz. Herkes kendi acısı ile yüzleşilmesini isterken bir başkasının acısını unutabiliyor. Bunları daha fazla ortaklaştırabildiğimizde daha çok adım atma şansına sahip olacağız ve daha demokratik bir ülke olabileceğiz.”

    “YEZİD’İ NE ZAMAN ALT EDECEĞİZ”

    Birgün Gazetesi Köşe Yazarı Ali Murat İrat ise,25. yıl35. Yıl, 55., 105. yılda konuşacaklarımız ya da 10. yılda konuşacaklarımızın benzeşmesi de aslında niye burada kimsenin olmadığının bir göstergesi. Olmaz çünkü aynı şeyleri duyacaklar. Burada iç ve dış suçlamayla sürekli olarak ilerlemeye çalışmamız yüzleşme dediğimiz şeyin kendi acısıyladır. Bırakın başkasının acısının hesabını sormayı kendi acısının hesabını sormayan insanlara bunla yüzleşin demenin komikliğiyle beraber bu toplantıları yapıyoruz. Adam Soma’da gömülüyor, kardeşi çoluğu çocuğu komşusu onun acısının, kendi acısının hesabını sormuyor ve biz kalkıyoruz bu insanlara diyoruz ki Sivas’ta 33 kişi yakıldı, 25. senesi bununla yüzleş. Kendimizle dalga geçiyoruz, ya da bunlarla dalga geçiyoruz. Yüzleşmenin ilk başlayacağı yer bence burasıdır. Bizim artık örgütlülüğümüzden dem vurmamız, bizim artık kendi dışımızda failleri aramamızın geçmiş olması gerektiğini düşünüyorum. Biz örgütsüz falan değiliz. Biz örgütlerimizi yönetemiyoruz. Akıllıca ve disiplinli bir şekilde çalışmıyoruz. Biz yattık şu 2018 Haziran seçimlerinde hangi Alevi örgütü hangi raporu hazırladı. Seçim geçti doğru dürüst ortada bir analiz yok. Yıllardır Yezid’e boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Tamam, Yezid’e boyun eğmede bu Yezid’i ne zaman alt edeceğiz. Bu Yezid’e 1000 sene daha mı boyun eğeceğiz. Bu Yezid ne zaman tarihe gömülecek. 1000 sene sonra da biz bundan mı şikâyet edeceğiz. Edeceğiz gibi çünkü çalışmıyoruz” diye konuştu.

    “DEVLETİN İÇİNDEKİ BİRİMLER BU KATLİAMLARA İHTİYAÇ DUYARLAR”

    Panelde son olarak konuşma yapan Turan Eser ise şunları belirtti:

    “Bu devlet, katliam kimlik ve yüzleşme sadece Sivas’a ilişkin değil Sivas katliamını anlamak bu ülkede dini ve etnik tahriklerle toplumsal galeyanı örgütleyip milli, dini tahriplerle çocuklarımızı nasıl öldürdüklerini ve niçin öldürdüklerine bir bakmak istiyoruz.

    Bu katliam tarihleri ilk değildir, son da olmayacak. Bundan sonrada katliamlar yaşayacağız. Bu sadece bir bölgeye, bir coğrafyaya özgü değil, katliamlar dünyanın her bir coğrafyasında farklı bir karakterle, farklı biçimlerle, farklı şekillerde yaşatılıyor. Özellikle son dönemlerde neden katliamlar daha çok kimliklere yönelir. Bunlar bizim Sivas katliamını anlamamız için cevap vermemiz gereken sorulardan da birisi. Her ne kadar kimlik eksenli katliamlar bir devlet politikası haline gelmişse 1915 Ermenilere yönelik soykırım 6-7 Eylül olayları, Dersim, Koçgiri, Maraş, Sivas, Çorum Malatya, Roboski, Gazi, Suruç, Ankara, Soma; Soma da bir katliamdır. Bir işçi katliamıdır. Siyasal bir iş cinayetidir.

    Çünkü bütün bunlar devletin gözü önünde, denetiminde, olan biten siyasi cinayetlerdir. Bu cinayetlerin arkasında bir ihtiyaç var. Dönem dönem devletin içindeki birimler bu katliamlara ihtiyaç duyarlar.

    Çünkü duymak içinde sebepleri vardır. Bir ülkede toplumsal sosyal bir kriz vardır, bunu yönetmek için devlet katliama başvurabilir. O ülkede siyasi ekonomik kriz vardır, yönetilemez hale gelmiştir toplumsal dikkati dağıtmak için yapılabilir. Güç ve siyasi erki elinde bulunduranlar toplumsal muhalefetin gücünü parçalamak korku ile sindirmek, yine ilgi odaklarını dağıtmak için katliamlara başvurabilir. Toplumsal muhalefetin biraraya gelmesini parçalamak için bu tür faaliyetlere girebilir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Zeynep Altıok’tan Karamollaoğlu’na Sivas katliamı tepkisi

    Zeynep Altıok’tan Karamollaoğlu’na Sivas katliamı tepkisi

    CHP’li Zeynep Altıok Akatlı, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımla Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu eleştirdi.

    Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu televizyon programında Sivas’da yaşananların katliam olmadığını ileri sürerek, “Pencereleri açmadıklarından dolayı insanlar ölmüş” demişti.

    Sivas katliamında babası şair Metin Altıok’ yitiren Zeynep Altıok Akatlı, Karamollaoğlu’nun sözlerine tepki göstererek şu paylaşımı yaptı:

    “Sussam olmuyor, susmasam olmaz! Ben günün koşularında geleceğimiz ve Türkiye için, partim zarar görmesin diye yutkundukça!!! Birileri kendini temize çekecek diye öldürülen canlarımız kullanılamaz… Kimse sabır taşı değil! #Sivas25Yıl”

    HABER MERKEZİ

  • CHP’li Altıok: Katilleri yakından tanıyoruz

    CHP’li Altıok: Katilleri yakından tanıyoruz

    Maraş Katliamı’nın yıldönümünde CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok’tan açıklama geldi. Altıok “Ezilen, ötekileştirilen, sömürülen, muhalif kesimlere yapılan örgütlü, destekli ve organize edilmiş gerici unsurların katliamları ve baskıları ile destekçilerini yakından tanınıyoruz” dedi

  • CHP’li Zeynep Altıok, sabah namazı davetini meclis gündemine taşıdı

    CHP’li Zeynep Altıok, sabah namazı davetini meclis gündemine taşıdı

    PİRHA- CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok İstanbul Fatih Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ilçedeki tüm resmi ve özel okullara gönderilmek üzere “Sabah namazı programı” başlıklı bir yazı göndermesini Meclis gündemine  taşıdı.

    Basında yer alan haberlere göre İstanbul Fatih Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen çağrı metniyle, tüm öğrencileri Cuma günü Pertevniyal Valide Sultan Cami’inde kılınacak sabah namazına davet etti.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok ise konuyu TBMM Gündemine taşıdı.

    Altıok, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede şu ifadeleri kullandı:

    “Laik, bilimsel ve ilerici eğitimin önemini her açıdan hissettiğimiz günlerde İstanbul’da yaşanan bu olay açıkça hem meydan okuma, ayrıştırma hem de toplumun din duygularını suistimal etmektir. Bu uygulama yüzünden öğrenciler arasında ‘Namaza gidenle namaza gitmeyen’ anlayışı oluşacak, ötekileştirme yaşanacaktır. Toplumun kutuplaştırıldığı yetmezmiş gibi şimdi de öğrenciler arasında din ve mezhep ayrışması yaratılmak isteniyor. Eğitim inançtan bağımsız ve tarafsızca sürdürülmelidir. Bu anlayış kabul edilemez.”

    “İDARECİLER AÇIKÇA DEVRİM KANUNLARINA KARŞI GELMİŞTİR”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Altıok, Laikliğin çağdaş ve bilimsel eğitim anlayışının olmazsa olmazı olduğunu kaydederek “Bunu yapan idareciler Anayasa’nın 2. Maddesi’ne ve devrim kanunlarına açıkça karşı gelmişlerdir. Haklarında gereken idari işlem ve soruşturmalar en hızlı şekilde açılmalı. Ülkemizin geleceği olan çocuklarımızı bu tip kafalardan uzak tutmak her yurttaşın her idarecinin ve her Milletvekilinin sorumluluğudur” dedi.

    Zeynep Altıok’un önergesinde yer alan sorular şöyle:

     – Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde böyle bir uygulama olmamasına karşın İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bu şekilde bir daveti hangi mevzuat ya da yönetmeliğe göre yapmıştır?

     – Böyle bir davet toplumun dini duygularını suistimal etmek demek değil midir?  Bu uygulama Anayasa’ya ve laik, bilimsel ve pedagojik eğitim anlayışına uygun mudur?

     – Böyle bir anlayışla çağdaş bir eğitim ve öğretim verilebileceğine inanıyor musunuz?

     – Fatih Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve diğer sorumlular hakkında; Laikliğe ve Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’ne aykırı davrandıklarından dolayı herhangi bir idari soruşturma açılmış mıdır? Açıldıysa soruşturma ne aşamadadır?

     – Konuyla ilgili olarak veli ve öğrencilerden gelen şikayet bulunmakta mıdır? Varsa bu şikayetler ne şekillerde değerlendirilmiştir?

     – Bu ve buna benzer bir uygulama başka okul ya da okullarda olmuş mudur?  Varsa bunlar hangileridir?

    (HABER MERKEZİ)

  • Zeynep Altıok:Artık yan yana gelemeyen kesimler ortak adalet talebini yükseltiyor-VİDEO

    Zeynep Altıok:Artık yan yana gelemeyen kesimler ortak adalet talebini yükseltiyor-VİDEO

    PİRHA- Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni üçüncü gününde ziyaret eden CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, “Bu süreç karşısında elbette ki bir o kadar farklı kesimin ortaklaşan bir adalet talebi, bugüne kadar yan yana gelemeyen kitlelerin dahi bıçağın kemiğe dayandığı ve adalet talebini yükselttiği dönemden geçiyoruz” diye konuştu

    Aralarında İzmir Milletvekili Zeynep Altıok’un da bulunduğu Cumhuriyet Halk Parti’li (CHP) bir heyet Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) İzmir Gündoğdu Meydanı’nda devam eden Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni ziyaret etti.

    “TÜM KİMLİKLER ÜZERİNDEN AYRIŞTIRMA YAŞANIYOR”

    Ziyaretin ardından PİRHA’ya açıklamalarda bulunan CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, adalet talebinin Aleviler, Kürtler, emekçiler, kadınlar ve toplumun diğer kesimleri tarafından artık ortak olarak yükseltildiğini kaydederek, ” Ülkemiz çok zor bir durumdan geçiyor, çok karanlık günlerden geçiyor. Toplumun her kesimi aidiyetleri üzerinden, düşünceleri üzerinden, inançları üzerinden sınıfsal pek çok bakımdan ayrıştırıldı. Birbirine düşman edilmeye çalışıldı. Bu süreç karşısında elbette ki bir o kadar farklı kesimin ortaklaşan bir adalet talebi bugüne kadar yan yana gelemeyen kitlelerin dahi bıçağın kemiğe dayandığı ve adalet talebini yükselttiği dönemden geçiyoruz. Taşeron işçilerden tutun emekçilere, tarımın ve üretimin yok edildiği çiftçilerden, kadınlardan, Alevilerden, Kürtlerden her zaman aidiyetler üzerinden de kimlik siyasetinin köpürtülerek iktadara hizmet eden bir ayrıştırma süreci yaşandığı bir ortamdayız” şeklinde konuştu.

    ADALET YÜRÜYÜŞÜ’NÜN ARDINDAN ADALET VE VİCDAN NÖBETİNE DAYANIŞMA ZİYARETİ

    “Direnme ve protesto hakkımız ile adalet talebimizi iletmek istiyoruz” diye çağrıda bulunan Altıok son olarak şunları vurguladı:

    “CHP olarak bir Adalet Yürüyüşü başlattık. Tutuklu milletvekillerinin, sanatçıların, emekçilerin,gazetecilerin ve KHK ile işinden edilen herkesin adalet çığlığını yükseltmek için çıkılmış bir yoldu. Bu yolun devamında da bugün İzmir’de Halkların HDP’nin Adalet ve Vicdan Nöbeti’ne bir dayanışma ziyareti gerçekleştiriyoruz. Çünkü adaletin ve bu talebin ortaklaşmasında genel başkanımız ve bizlerinde altını çizerek ifade ettiğimiz direnme hakkının, protesto hakkının meşru bir zeminde kullanıldığı bu yerden bir kere daha adalet isteğimizi herkese iletmek istiyoruz.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

  • Ölüm sınırındaki Özakça ve Gülmen 129 gündür açlık grevinde

    Ölüm sınırındaki Özakça ve Gülmen 129 gündür açlık grevinde

    PİRHA – KHK ile mesleklerinden ihraç edilen ve başlattıkları açlık grevi sürerken tutuklanan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi bugün 129. gününde. CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, Ölüm sınırında olan Gülmen ve Özakça için ‘acil insanlık’ çağrısı yaptı.

    Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile mesleklerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın tutuklandıktan sonra cezaevinde de devam ettikleri açlık grevi eylemi 129’ncı gününde devam ediyor.  Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumu gün geçtikçe daha da kötüye gidiyor.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, kanun hükmünde kararname ile ihraç edildikten sonra açık grevine başlayan ve tutuklu bulunan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın kritik eşiği aştığını ve her gün ölüme yaklaştığına dikkat çekerek, bir an önce kendi doktorları tarafından muayenesi edilme isteklerinin yerine getirilmesini istedi.

    Gülmen ve Özakça hakkındaki sürecin hızla sonuçlandırılması, görevlerine iade edilmelerini isteyen Altıok, “Yaptığımız bu çağrı siyasi bir çağrıdan öte evrensel insan hakları kriterlerince sabit bir hak ve acil bir insanlık çağrısıdır” dedi.

    Hükümete yaptıkları çağrılardan ve başvurulardan yanıt alamadıklarının da altını çizen Altıok, “Nuriye ve Semih’in avukatlarının yaptığı açıklama göre gardiyanlar Nuriye Gülmen’i gece uykusundan uyandırıp ‘öldün mü, yaşıyor musun’ diye kontrol ediyorlar. Kontrol edilmesi gereken tek şey iktidar sahiplerinin vicdanlarının yerinde olup olmadığıdır” diye tepki gösterdi.

     

  • Altıok’un Sivas’a ilişkin soru önergesi işleme alınmadı: Uzun sormuşum demek

    Altıok’un Sivas’a ilişkin soru önergesi işleme alınmadı: Uzun sormuşum demek

    PİRHA-CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok Akatlı’nın, Sivas’ta 33 aydının yakılarak öldürüldüğü Madımak katliamı sanıklarının akıbeti hakkında verdiği soru önergesi işleme alınmadı.

    Önerge ve işleme alınmadığına dair TBMM Başkanı İsmail Kahraman imzalı yanıtı Twitter hesabından paylaşan Altıok,“Sivas Katliamı benim özel yaşamım olduğu için! Uzun sormuşum demek. Pardon! Şimdiye kadar soru seçerek önerge yanıtlayanlardan yanıt geldi” dedi.

    Katliamda babası şair Metin Altıok’u kaybeden Altıok’un önergesinde, uzun yıllar süren yargılama sonucunda ceza alan 38 sanıktan 13’ünün 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereği salıverildiği hatırlatılıyor.

    Mahkeme daha sonra bu kararı geri alsa da salıverilen sanıklardan yedisinin yakalanamadığı ve bu sanıkların yargılandığı ek davada zaman aşımı kararı verildiğine dikkat çekilen önergede, adalet arayışının sürmesine karşın kamuoyunun ve ailelerin yeterince bilgilendirilmediği savunuluyor.

    BOZDAĞ’A YANITLAMASI İSTEMİYLE YEDİ SORU SORDU

    Önergede, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istenen yedi soru şöyle:

    • Halen cezaevinde bulunan hükümlülerin sayısı kaçtır? Bu hükümlülerin isimleri nelerdir?
    • İnfazı tamamlanıp serbest kalan hükümlü sayısı kaçtır? Bu hükümlülerin isimleri nelerdir? Bu hükümlüler ne kdar süre cezaevinde kalmıştır?
    • Hakkında arama ve yakalama kararı olan sanık sayısı kaçtır? Bu sanıkların isimleri nelerdir?
    • Firari sanıkların yurt dışından olduğu tespit edilen sayısı kaçtır? Bu sanıkların isimleri nelerdir? Bu sanıkların hangi ülkelerde olduğu tespit edilmiştir?
    • Hakkında yakalama kararı bulunana sanıkların yakalanması için ne gibi çalılmalar yürütülmektedir? Firari oldukları ülkelere talep yazıları gönderilmiş midir? Gönderilmişse ne zaman gönderilmiştir?
    • Kırmızı bültenle aranan sanık var mıdır? Varsa sayısı kaçtır? İsimleri nelerdir?
    • Son dönemde yazılı ve görsel medyada Sivas Katliamı hükümlülerinin cezaevinden gönderdiği mektuplarla ‘masum olduklarına’ ilişkin yaygın bir algı operasyonu yürütüldüğüne tanıklık etmekteyiz. Ayrıca Temmuz 2014 tarihli Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurumu raporunda da sanıkların sorumluluğu perdelenmiş ve tüm kusur kamu yönetimine yüklenmek istenmiştir. Bu çerçevede bakanlığınız Sivas Katliamı hükümlülerinin daha önce başka katliamların sanıklarının, suikastların katillerinin sessizce torba yasalarla serbest bırakıldığı gibi serbest bırakılmasına dair bir çalışma mı yürütmektedir? Bu algı operasyonlarıyla kamuoyu buna mı alıştırılmak istenmektedir?”

    ‘KISA VE GEÇERSİZ’ OLMALIYMIŞ

    TBMM Başkanı İsmail Kahraman imzalı yanıtta, meclis iç tüzüğünün 96’ncı maddesine göre önergedeki soruların ‘kısa, gerekçesiz ve kişisel görüş ileri sürülmeksizin; kişilik ve özel yaşama ilişkin konuları içermemesi’ gerektiği belirtildi.

    Yine 97’nci maddeye göre istişare amaçlı konular içeren soruların kabul edilmeyeceği dile getirilen yazıda, yedinci sorunun bu nitelikleri taşımaması nedeniyle önergenin işleme alınmadığı ifade edildi. (HABER MERKEZİ)