Etiket: zeytinköy cemevi

  • Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Akbaba: Kerbela’dan bugüne acılarımız bitmedi-VİDEO

    Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Akbaba: Kerbela’dan bugüne acılarımız bitmedi-VİDEO

    PİRHA- Muharrem ayında Yas-ı Kerbela orucunu sürdüren Aleviler, AKD Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi’nde bir araya gelerek lokmalarını paylaştı. Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Kenan Akbaba, sadece Kerbela’da yaşananlardan dolayı  ciğerlerinde ateş olmadığını belirterek,” Maraş’ta, Çorum’da, Madımak ’ta, Muğla Ortaca’da aynı acıyı ve ateşi yaşadık, yaşıyoruz” dedi.

    Muharrem ayında Yas-ı Kerbela orucunu tutan Aleviler, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi’nde bir araya gelerek oruçlarını açtı ve lokmalarını paylaştı.

    Lokmalar paylaşılmadan önce Zakir Ersin Genç’in seslendirdiği deyişler dinlendi.

    “KERBELA İNSANLIK TARİHİNİN UTANÇ SAYFALARINDAN BİRİ”

    Ardından Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Kenan Akbaba yaptığı konuşmada,  “680 yılında Hazreti Muhammed’in torunu, Hazreti Ali’nin oğlu Hazreti Hüseyin ve 72 can Kerbela’da hunharca katledildi. Bu olay dünya tarihine bir utanç vesikası ve gözyaşı duvarı olarak geçti” dedi.

    Kerbela’yı anmalarındaki amacın Hazreti Hüseyin’in simgelediği yiğitliği, dürüstlüğü ve hakikat mücadelesini yaşatmak olduğunu vurgulayan Akbaba, “Yezid’in temsil ettiği zulmü ve haksızlığı lanetliyoruz. O günden bugüne Kerbela bizim için ciğerimizde sönmeyen bir ateştir” ifadelerini kullandı.

    Sadece Kerbela’da yaşananların değil, sonraki dönemlerde yaşanan katliamların da aynı acıyı taşıdığını belirten Akbaba, “Biz Maraş’ta, Çorum’da, Sivas Madımak’ta ve Muğla Ortaca’da aynı ateşi yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz” dedi.

    “GERÇEĞİ SÖYLEYENLER HEP DIŞLANDI”

    Aleviler üzerinde yürütülen baskı ve katliamların tarih boyunca sürdüğünü ifade eden Akbaba, “Gerçeği söyleyenler, hakikatin yanında duranlar ve farklı halklar her dönem dışlanmış, yok edilmek istenmiştir. Bizler de onlardan biriyiz” diye konuştu.

    Alevilerin tarih boyunca özgürlüğe bağlı bir yaşamı tercih ettiğini belirten Akbaba, “Konar-göçer bir yaşam sürmüş, özgürlüğüne bağlı kalmış ve sürekli arayış içinde olmuşuzdur. Bu nedenle dışlanmış ve yok edilmek istenmişizdir. Acılarla yoldaş olduk ama kötülükle asla yoldaş olmadık, bundan sonra da olmayacağız” dedi.

    “KERBELA’NIN ATEŞİ HİÇBİR ZAMAN SÖNMEYECEK”

    Kerbela’dan bugüne yaşanan acıların ve yaraların hala canlı olduğunu vurgulayan Akbaba, “İçimizdeki yara da ateş de hiçbir zaman sönmeyecek. Ne Kerbela’nın ne de diğer katliamların acısı unutulacak. Bu acılar içimizde her zaman kor gibi yanmaya devam edecek” diyerek sözlerini tamamladı.

    Konuşmaların ardından lokma gülbengi okundu. Daha sonra lokmalar pay edilerek Muharrem oruçları açıldı.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

  • AKD Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    AKD Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Derneği Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde, Abdal Musa Cemi yürütüldü. Cemde Hzır’ın Aleviler için önemine dikkat çekilerek, “Hızır her zaman aramızda var olan ve bizleri aşkla besleyen bir arada tutandır. Bir dostun elini tuttuğumuzda, bir hastayı ziyarete gittiğimizde, bir fakire bir mazluma yardım ettiğimizde Hızır’ın elini tutmuş gibi oluruz” denildi.

    Alevi Kültür Derneği Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde yapılan Hızır Cemi yürütüldü. Cemi Üryan Hızır Ocağı evladı Kenan Akbaba, Derviş Cemal Ocağı evladı Kazım Uçarcan, Korkuteli Büyük Köy Babası Süleyman Kutlu yürüttü. Doğukan Korcu ve Efe Güldaş cemde zakirlik yaparken, ceme çok sayıda yurttaş katıldı.

    “HIZIR ALEVİLİK İNANCININ AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR”

    Yürütülen Hızır Cemi’nde Hızır’ın Alevi inancının ve geleneğinin bir parçası olduğunu belirten Üryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba, “Hızır her zaman aramızda var olan ve bizleri aşkla besleyen bir arada tutandır. Bir dostun elini tuttuğumuzda, bir hastayı ziyarete gittiğimizde, bir fakire bir mazluma yardım ettiğimizde Hızır’ın elini tutmuş gibi oluruz” dedi.

    SELÇUKLU, OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMLERİNDE HEP KATLİAMLARA TABİ TUTULDUK”

    Alevilerin Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde hep dışlandığını ve hep yok edilmek istendiğini vurgulayan Akbaba, “Bizler Maraş’ta, Sivas’ta, Malatya’da, Çorum’da, Roboski’de, Gezi’de, Ankara Gar’da katliamlara uğradık ama biz bir tane insan canına kıymadık. Her zaman ilim ile bilimle yürümeye ve aydın insanlar yetiştirmeye çalıştık. Çünkü aydınlar her zaman bu yolun bu kültürün ve geleneğin önderleri oldu. Bizlere o önderlerimizin gittiği ışıktan devam etmeye çalışıyoruz” diye belirtti.

    ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞININ KURULMASINA RIZALIK VERMEDİK VERMİYORUZ”

    Aleviler danışılmadan rızalığı alınmadan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruluğunu dile getiren Akbaba, “Türkiye genelinde bir oyun kurulmaya başlandı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlıyı Alevileri asimile edebilmek için elinden gelen zalimlikleri yapanlar bugün kendi kurdukları oyunlarının kendi dibinde düşmeye başladılar. Yeter ki biz gücümüzü birleştirelim, bir olalım, iri olalım, diri olalım” diye konuştu.

    “GÜNÜMÜZÜN NASIL Kİ YEZİD’İ  VE MUAVİYE’Sİ VARSA HÜSEYİNLERİ DE VAR”

    AKD Antalya Şube Başkanı, Derviş Cemal Ocağı mensubu Kazım Uçarcan da, “Maalesef tarih tekerrürden ibarettir. 1826 yılında Hacı Bektaş Veli Dergahına bir Kayyım atandı. Niye? Çünkü Aleviler o dönem doğru işler yapıyorlardı. Günümüzde de Aleviler yine doğru yerde duruyorlar. Nerede duruyorlar, masumun yanında duruyorlar ve kötülüklere karşı çıkıyorlar. Şu anda Muaviye de Yezit’te burada da tekerrür ediyor ve  günümüzün Muaviye’si de var Yezidi’de var. Ama bugün Hüseyin’ni de var” şeklinde konuştu.

    680 yılında yaşanan Hüseyin’in katliam karşısında duruşunu ve direnişini her zaman bilince çıkarmak gerektiğini belirten Uçarcan, “Özellikle böylesi günlerde bilince çıkarmak zorundayız. Neden? Çünkü̈ şu anda toplumumuza yaşamımıza aydınlarımıza gazetecilerimize ve akademisyenlerimize topyekûn bir saldırı var” ifadelerine yer verdi.

    “CUMA ERÇE BAŞKANIMIZA SORUŞTURMA AÇAN ZİHNİYETE HİZMET EDEN KURUM BAŞKANLARI VE DEDELER DE VAR”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’yi bu kurumun ihbarı üzerine soruşturma açıldığını aktaran Uçarcan, “Antalya’da da bu ihbarda bulunan kişiyle aynı saflarda olan kişiler, yolumuzu yozlaştırmaya çalışan dedeler var. Bunu size anlatmak benim tarihsel görevimdir. Ben itiraz ediyorum sizin de itiraz etmeniz gerekiyor. Sizden güç alırsam daha yüksek itiraz ederim” dedi.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Abdal Musa Ceminde önemli mesajlar: Aleviler katledildiler ama hiç katletmediler -VİDEO

    Abdal Musa Ceminde önemli mesajlar: Aleviler katledildiler ama hiç katletmediler -VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Derneği Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde, Abdal Musa Cemi yürütüldü. Cemde Alevi katliamlarına dikkat çeken Dede Kenan Akbaba, “Hepsinde acılar gördük ama hiçbir zaman Aleviler bu katliamların karşısında hiç bir katliam yapmadı. Bizler hiçbir zaman kötülüklerden yana olmadık” dedi.

    Alevi Kültür Derneği Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde yapılan Abdal Musa Cemini Üryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba, Korkuteli Büyük Köy Babası Süleyman Kutlu, Zakir Hasan Akbaba, Doğukan Korcu ve Efe Güldaş yürüttü.

    Cemde, Araştırmacı Yazar Ali Aksüt bir konuşma yaptı. “19 Aralık ile 29 Aralık arasında 1978 yılında Maraş’ta bir insanlık ayıbı yaşandı. Yüzlerce, belki binlerce konut bir o kadar iş yeri tahrip edildi ve çoğu ideolojik, ırkçı, gerici ve bağnaz saplantıları olan şartlandırılmış insanlar tarafından, tıpkı Osmanlı’nın yaptığı gibi Kızılbaş Alevileri bertaraf edilmek için katliam yapıldı? Resmi kayıtlara göre 117 -120 ancak açıklanmayan insan hakları ile ilgili kurumların verdiği bilgilere göre de 500’e yakın insan orada kesilerek, yakılarak, vahşice katledildiler” dedi.

    Özellikle yurt dışında yaşayan Alevi toplulukların asimile olmadıklarına dikkat çeken araştırmacı Yazar Aksüt, “Avrupa’da Aleviler çocuğun yaşı ve çağı geldiği zaman çocuğuna ikrar verdiriyor, Bektaşi ise nasip alma töreni yaptırıyor musahiplik kardeşliği tutturuyor” diye belirtti.

    İnsanın sadece küçük bir bedenden oluşmadığını belirten Üryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba ise, “Hazreti Ali şöyle diyor: İnsan, sen kendini küçük bir beden sanıyorsun oysa ki koskoca bir evren sende. Asıl sen okunacak bir kitap gibisin, sırlar senin içinde, derman sende. Ama senin haberi yok” dedi.

    “ALEVİLER KATLİAMLAR KARŞISINDA HİÇ KATLİAM YAPMADI”

    Alevilerin çağdaş, laik, demokrat ve evrensel düşüncelerinden dolayı sürekli arayışlar içerisinde olduğunu vurgulayan Akbaba, şunları kaydetti:

    “Aleviler cumhuriyetin yanında yer aldılar, cumhuriyetin kurulmasında da çok büyük emekler verdiler. Ama ne yazık ki tarih boyunca Aleviler katliamlarda zulümlerden bir türlü kurtulamadılar. Selçuklu’da, Osmanlı’da, Cumhuriyet döneminde Aleviler katledildiler, öldürüldüler, asıldılar, kesildiler. Maraş, Sivas, Çorum, Malatya, Gezi ve Ankara katliamları. Hepsinde acılar gördük ama hiçbir zaman Aleviler bu katliamların karşısında hiç bir katliam yapmadı. Çünkü biz kalemimizle, bilgimizle, sevgimizle, hoşgörümüzle insanları kucaklıyoruz. Bizler bu acılara karşı hiçbir zaman kötülüklerden yana olmadık olmayacağız da.”

    BAZI CEMLERDE HAREM SELAMLIK OTURMAYA TEPKİ

    Bazı cemlerde oturma düzeninde harem- selamlık yapılmaya başladığına dikkat çeken Akbaba, “Bu yolu asimile etmeye çalışıyorlar. Alevileri asimile edebilmek için Ankara’da Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı yarattılar. Kültür Bakanlığı şeriatçı bir kişiyi getirip cemlerin başına dede diye atamayacağını nereden bileceğiz. Alevi dedeleri olarak böyle bir kurumun içinde var olmak istemiyoruz” diyerek tepki gösterdi.

    Taliplerin verdiği rıza lokmaların kendilerine çok bile geldiğini belirten Akbaba, “Bu Yol yüzyıllardır sizin Rıza lokmalarınızla bugünlere gelindi” dedi.

    Cemde gülbenglerin okunmasın ardından söylenen nefes, deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Zeytinköy Cemevi Başkanı Kaya: Devlet depremzedelere mutlaka çözüm bulmalı-VİDEO

    Zeytinköy Cemevi Başkanı Kaya: Devlet depremzedelere mutlaka çözüm bulmalı-VİDEO

    PİRHA-AKD Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi Başkanı Dursun Kaya, cemevlerinde depremzedeler için 65 kişilik yatak hazırladıklarını ifade ederken, “Cemevimizin kapısını depremzedelere açtık. Halkımız bu konuda çok duyarlı. Acılarımızı hep beraber paylaşıyoruz” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi Dursun Kaya ile depremzedelere yönelik yürütülen çalışmalara ilişkin konuştuk.

    Maraş ve Hatay merkezli depremler için “Yaşanan büyük bir felaket” yorumunda bulunan Kaya, depremden etkilenen insanların sorunlarının hala devam ettiğini belirtti. Kaya, “Askeriye çok geç müdahale etti. Depremin olduğu günden itibaren askerler daha çok insanlar kurtarabilirdi. Hepimiz çok üzgünüz” dedi.

    “CEMEVİMİZDE 65 KİŞİLİK YATAK HAZIRLADIK”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı İsmet Kurt‘un depremin olduğu günden itibaren 10 ili ve bütün şubeleri gezdiğini söyleyen Kaya, şöyle konuştu:

    “Adıyaman’da şube başkanımız ve aynı zamanda genel başkan yardımımız Rıza Tanrıverdi ile eşi, babası, annesini kaybettik. Rıza Tanrıverdi 35 yıldır bizim can dostumuzdu. Acısını hala unutamadık. Şu anda Adıyaman’da onun adına bir çadır kent kurduk. Antalya bulunan şubelerimizden gıda, giyecek, ısıtma gibi malzemeleri Adıyaman’a götürdük.

    Antalya’ya; Adıyaman, Malatya, Maraş, Hatay’dan çok sayıda insan geldi. O günden beri cemevimizin kapısını depremzedelere açtık. Cemevimizde 65 kişilik yatak hazırladık. Şu ana kadar yaklaşık 360 kişi gelip kaldı. Kimi bir, kimi iki, üç gün kaldı. Bir hafta kalanlar da var. Elimizden gelen bütün imkanları kullandık. Her türlü ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Sabah kahvaltısından öğle ve akşam yemeğine kadar elimizden geldiğince karşılamaya çalışıyoruz. Çoğu insan işsiz, ev kiraları çok pahalı. Ev bulamıyoruz. Devlet buna mutlaka bir çözüm bulmalıdır. Bu insanları mutlaka bir yerlere yerleştirmemiz gerekiyor. Cemevlerimizi açıyoruz tabi ama nereye kadar gider onu da bilemiyoruz. Şu anda bütün görevlerimizi en iyi şekilde yapıyoruz.”

    “ONLARIN ACILARI BİZİM DE ACIMIZDIR”

    Dursun Kaya, Zeytinköy halkının da duyarlılığına dikkat çekerken, “Halkımız bu konuda çok duyarlı. Her şeyini paylaşıyor. 20 güne yakındır biz de evimize gitmiyoruz. Onlarla beraber oturuyoruz, sohbet ediyoruz. Çayımızı kahvemizi, yemeğimizi onlarla beraber yiyoruz. Çünkü onların acıları bizim de acımızdır. Acılarımızı hep beraber paylaşıyoruz. Onun için bizimle beraber bize katkı koyan, yardım eden bütün canlarımızın Hak lokmalarını kabul etsin. Hızır dergahına yazılsın” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Cemevine yerleşen Akman ailesi: Yardım gelmeyince Adıyaman’ı terk etmek zorunda kaldık VİDEO

    Cemevine yerleşen Akman ailesi: Yardım gelmeyince Adıyaman’ı terk etmek zorunda kaldık VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’daki depremden sonra Antalya’da bulunan AKD Zeytinköy Cemevine yerleşen Akman ailesi, “3 gün dışarıda kaldık, bizlere kimse el uzatmadı. Hiçbir yardım talebimize karşılık verilmedi” diyerek duruma isyan etti.

     

    Maraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen depremin vahim tablosu her dakikada yerini başka bir acıya bırakıyor. Depremde en fazla yıkımın meydana geldiği yerlerden Adıyaman’da depremin üzerinden geçen 22 güne rağmen, hasarın çok fazla olmasından kaynaklı arama kurtarma çalışmaları yerini enkaz kaldırmaya bırakmış durumda. Kentin yüzde 70’i yıkılırken, kalan binalar ise ağır hasarlı.

    Adıyaman’da depremi yaşayan ve Antalya’ya Zeytinköy Cemevine yerleşen Akman ailesi 3 gün boyunca sokakta kaldıklarını, kimsenin kendilerine ulaşmadığı için şehri terk etmek zorunda kaldıklarını kaydetti.

    “3 GÜN DIŞARIDA KALDIK, YARDIM GELMEDİ”

    Adıyamanlı Murat Akman, Antalya’da Zeytinköy Cemevine yerleşerek birçok ihtiyaçlarının burada karşılandığını söyledi. Akman, depremin ilk günlerinde gıda ve barınma gibi ihtiyaçlarının karşılanmadığını dile getirerek, “Adıyaman’dan buraya depremzede olarak geldim. Sağ olsun buradaki yöneticiler hepsi bize kol kanat gerdiler. Şimdilik buradayız. Gıda, barınma gibi ihtiyaçlar onlar tarafından karşılanıyor. Zeytinköy Cemevi bize destek sundular, yanımızda oldular. Adıyaman’dan 3 gün sonra çıktık. Bize orada kimse el uzatmadı. Deprem olduğu anda hepimiz uykudaydık, sokağa döküldük. Gün ağardıktan sonra baktığımızda aşırı derecede bir hasar vardı Adıyaman’ın  yüzde 60’ı yerle bir olmuştu. Köyümüze dönmek zorunda kaldık. Çadır, gıda gibi yardım gelmedi. Gölpınar, Ağaçkonak ve Karagöl köyü gibi üç köyde de yardım, hiçbir şey yoktu. Mecbur dışarıda kaldık” diye konuştu.

    “ÇOCUKLAR PSİKOLOJİK OLARAK ETKİLENDİ VE ANTALYA’YA GELDİK”

    Barınma, gıda gibi ihtiyaçlarının karşılanmamasından kaynaklı Antalya’ya gelmek zorunda kaldıklarını kaydeden Akman, “Adıyaman’a Cemevi üyesi olmamız  aracılığıyla bu cemevine yerleştik ve 15 gündür buradayız. Biz çıktığımız zaman AFAD yetkilileri daha gelmemişti. AFAD, kalmak için hiçbir şey göstermedi. Devlet bize hiçbir yardımda bulunmadı. Çocuklar psikolojik olarak etkilendikleri için gitmeyi istiyorlardı. Birçok kuruma başvurduk ama herhangi bir yardımda bulunmadılar” dedi.

    “KİRALAR ÇOK YÜKSEK EV TUTAMIYORUZ”

    Akman, şöyle devam etti:

    Bu cemevinde 3 öğün yemek geliyor ve kalacak sıcak bir yerimiz var. Ama bu böyle gitmez. Cemevinde erkan yapılıyor ve sürekli burada bulunamayız. Şu an bir işim yok ve bu konuda destek lazım. Kurulu bir düzenimiz vardı, oda kalmadı. Depremzedelere el uzatsınlar, destek vermiyorlar bize. Ev kiralamaya gittik ama kiralar çok yüksek olduğu için tutamıyoruz. Cebimizde beş kuruş para yok. Bizim çocuklarımız var; başımızı sokabileceğimiz bir yerimiz yok, mutlaka yetkililerden destek bekliyoruz.”

    “EV VE İŞE İHTİYACIMIZ VAR”

    Ailenin ilk çocuğu Zahide Akman ise, barınma ihtiyaçlarının karşılanması çağrısında bulunarak, “Deprem olduğunda hava çok soğuktu. Dışarıya çıktığımızda çok fazla yağmur yağıyordu. Sonra evleri bize yakın olan halamlara gittik, dışarıda hep birlikte ateş yakıp ısındık. 2 gün falan orada kaldık sonra annemin köyüne gittik. Arabada sıkışık bir şekilde kaldık; çünkü içeri gitmekten korkuyorduk her dakika artçı deprem oluyordu. Kimse yardım etmiyordu, çadır falan hiçbir şey yoktu. Soğukta bekliyorduk sonra Antalya’ya geldik. Şimdi de cemevinde kalıyoruz. Ev ve işe ihtiyacımız var, destek bekliyoruz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Özde Canlar Semah Erkanı, ozan Muhlis Akarsu’yu andı-VİDEO

    Özde Canlar Semah Erkanı, ozan Muhlis Akarsu’yu andı-VİDEO

    PİRHA- Özde Canlar Semah Erkanı, ozan Muhlis Akarsu’yu andı. Anmada yapılan konuşmalarda, “Halk ozanı Muhlis Akarsu ozan, şair, zakir, baba, eş en önemlisi de sevgi dolu bir insan. Küçük yaşlardan itibaren nefesler ve değişler yazmaya başlayan Akarsu, Alevi Bektaşi cemlerinde zakirlik yapmaya başladı. Sadece saz çalıp şiir söylemekle kalmayan Muhlis Akarsu aynı zamanda önemli bir türkü derlemecisiydi” denildi.

    Özde Canlar Semah Erkanı, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi’nde, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren ozan Muhlis Akarsu’yu andı.

    Özde Canlar Semah Erkanı üyesi Rahmi Tanrıverdi’nin rızalık alarak başlattığı anma çerağ uyandırılmasıyla devam etti.

    “SEMAHÇILARIMIZLA BİRÇOK ETKİNLİĞE KATILDIK”

    İlk sözü Fatma Çetinkaya alarak konuşma yaptı. Çetinkaya, “Biz Özge Canlar Semah Erkan’ı olarak yaklaşık 5 yıl önce Konyaaltı Cemevi’nde en küçüğümüz 8 yaşında Ayşin’inimizle birlikte çeşitli yaş grubundaki canlarla bir araya geldik. Eğitmenimiz Fahrettin Aksünger sayesinde semah ekibimizi oluşturarak burada yapılan cemlerde, aşure dağıtımlarında görevler aldık. İlk etkinliğimizi 23 Kasım 2019’da ‘Hasret Gültekin Türküleri ve Ateşe Semaha Duranlar “adlı programımızla gerçekleştirdik. Bu etkinliğimizi Zeytinköy Semah ekibi ve Karatepe Semah ekibinden oluşan canlılarla birlikte gerçekleştirdik. 27 Şubat 2020’de ‘Hızırı arama Hızır Ol’ 27 Ocak 2021’de ‘Pir Sultan nefesleri ile uğurlara selam olsun’ programını gerçekleştirdik. 2022 Haziran başında Hıdırellez bayramını Karatepe Köyü’nde kalabalık bir katılımla birlikte kutladık. Elmalı Tekke Köyü’nde ‘Hıdırellez ve Abdal Musa’yı anma’ etkinliklerine katılarak sahnede semah döndük. 30 Haziran 2022’de ‘Madımak’ı Anlamak’ programı düzenleyerek 2 Temmuz şehitlerini andık. Ekim ayı içeresinde Hacı Bektaş Veli Türbesi’ni ziyaret ederek pirin huzurunda semaha durduk. Dersim gezisine katılarak Düzgün Baba’yı ziyaret ettik, Munzur gözelerinde semaha durduk. Büyük bir aşkla oluşturduğumuz bu güzel beraberliğimizin uzun sürmesi için canla başla çalışmalara devam etmekteyiz” dedi.

    “MUHLİS AKARSU SEVGİ DOLU BİR İNSANDI”

    Ardından söz alan Sevgi Avcı Aydın ise şunları dile getirdi:

    “Halk ozanı Muhlis Akarsu ozan, şair, zakir, baba, eş en önemlisi de sevgi dolu bir insan. 1948 yılında Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Minarekaya Köyü’nde doğdu. İlkokulu köyde okudu. Bu dönemde Alevi Bektaşi cemlerinde saz çalıp deyiş söylemeye başladı. Kangal ve Minarekaya Köyü’nün cemevlerinde saz çalıp söyleyen Alevi Bektaşi ozanlar, Muhlis Akarsu’nun ilk öğretmenleri oldu. Cemlerde Alevi Bektaşi kültürü ile aşıklık geleneğini yürüten aşıklar sayesinde kendini geliştirdi. Ailesi daha sonra Malatya’ya taşındı. Ortaokula Malatya’da gitti. Ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle ikinci sınıfta okuldan ayrıldı. Küçük yaşlardan itibaren nefesler ve değişler yazmaya başlayan Muhlis Akarsu, Alevi Bektaşi cemlerinde zakirlik yapmaya başladı. Sadece saz çalıp şiir söylemekle kalmayan Muhlis Akarsu aynı zamanda önemli bir türkü derlemecisiydi.

    “ÇAĞIN SORUNLARINA DEĞİNMEKTEN KAÇMAYAN BİR OZANDI”

    Sözleri aşık Meftuni’ye ait olan ‘Ne sevdiğin belli ne sevmediğin’ adlı türkü derlemesiyle tanınmaya başladı. Aşık İhsani, Ali İzzet, Hüseyin Çırakman, Nesimi Çimen gibi aşklarla yöreleri dolaşarak dört yüze kadar türküyü halk müziği repertuarına kazandırdı. Çağının sorunlarına değinmekten kaçınmayan şairin şiirlerini şikâyet, aşk, Bektaşi ve Alevi inancına dair konular oluşturuyordu. Repertuarlarının büyük bölümünde de aşk ve sevda deyişlerine yer verir. Muhlis Akarsu’nun tezenesinde Davut Sulari, Mahsuni Şerif ve kısa saplı Bektaşi Alevi saz şairlerinin bağlama çalma metotlarının izleri ve etkileri vardır. Şairliğini belirleyen testlerin başında Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Kul Himmet, Davut Sülari ve Mahsuni Şerif gelir. 2 Temmuz 93 yılındaki kanlı Sivas’ta büyük ozanımızla birlikte aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Metin Altıok ve Hasret Gültekin’in olduğu çok kıymetli insanlarla beraber kaybettik. Devirleri daim olsun.”

    Akarsu’nun biyografisinin okunmasının ardından  Özde canlar Halk Müziği korosu Semah Erkanı , Ayşin Tanrıverdi  misafir sanatçı Cemal Bay ve semah eğitmeni Zakir Fahrettin Aksünger’in  ozan Muhlis Akarsu’ya ait nefesleri ve deyişleri hep birlikte söylendi. Ardından semahlar dönüldü.Çerağın sırlanmasıyla birlikte de anma tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Hakk’a yürüyen Kızıldeli Ocağı evlatlarından Muhammet Sazcı toprağa sırlandı-VİDEO

    Hakk’a yürüyen Kızıldeli Ocağı evlatlarından Muhammet Sazcı toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- Kızıldeli Ocağı evlatlarından yol yürütücüsü Muhammet Sazcı Hakk’a yürüdü. Sazcı, Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi Zeytinköy Cemevinde yürütülen erkandan sonra toprağa sırlandı. 

    Antalya Kepez’e bağlı Habibler mahallesinde oturduğu evde Hakk’a yürüyen Sazcı, Şeker, tansiyon ve kalp hastasıydı.

    Sazcı için Hacı  Bektaş Veli Kültür Merkezi Zeytinköy Cemevinde Hakk’a uğurlama erkanı düzenlendi. Kenan Akbaba Dede tarafından yürütülen erkan sonrasında Zeytinköy Mezarlığı’nda toprağa sırlanan Sazcı’nın mezarı başında Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir ve Kızıldeli ocağı yol yürütücüsü Mustafa Sazcı nefesler okudu. Sazcı, gülbenkler ile toprağa sırlandı.

    Kızıldeli Ocağı evlatlarından Muhammet Sazcı,  Malatya Yazıhan’a bağlı Yukarı Tencili köyünden Seyyid Aşık Ali Dede’nin oğlu olarak dünyaya geldi. Sazcı, Malatya ve Adıyaman’da hizmet yürüten Seyyid Mamo Temiz (Seyit Meftuni), Pir Ali Baba, Hamo Dede, Kara Dede, Koç Baba gibi erenlerin dizin dibinde büyüyerek cemlerine katıldı.

    Musahibi olmadığından dolayı cemlerde posta oturmayan Muhammet Sazcı, Zakir hizmeti yürütüyordu. Çevresinde evine gelen mihmanlara ve çocuk dahi olsa  hizmette bulunan biri olarak tanınan Sazcı, eskiden şehirlerde Aleviliğin gizli yürütüldüğü zamanlarda deyiş kaseti açarak evinde semah tuttuğu biliniyordu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Kurumlar benliği bırakıp Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap olmalı’- VİDEO

    ‘Kurumlar benliği bırakıp Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap olmalı’- VİDEO

    PİRHA- Antalya Zeytinköy Anadolu Alevi Kültürünü Yaşatma, Geliştirme Derneği ve Cemevi Başkanı Yılmaz Çarıklıoğlu, Alevi toplumuna büyük bir müdahale olduğunu belirterek, Alevi kurumlarının buna dair bir araya gelerek ortam tutum ile mücadele etmesi gerektiğini belirtti.

    Zeytinköy Cemevi Başkanı Yılmaz Çarıklıoğlu, Alevi toplumu var olan haklarının kazanımı için ortak bir akıl ile yol belirlenmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap olabilme noktasında tutum geliştirmeliyiz” dedi.

    “ARAŞTIRMANIN YANINDA, ALEVİLİĞİ DE YAŞAMALIYIZ”

    “Araştırmanın yanında Alevilikte bazı şeyleri de yaşamak gerekiyor, canlı görmediğimiz bir şeyi yaşamak çok zor” diye konuşan Çarıklıoğlu şunları söyledi:

    “Uzun yıllardır buradaki cemevimiz yok iken halkımız evlerinde cemlerini yapıyorlardı. Cemevi olmazsa olmazlarımızdan bir tanesiydi. Bir dernek kurduk ve derneğimizin amacı Aleviliği doya doya yaşayabilmek ve bunu yaşatabilmekti. Önce bir dükkanı cemevine dönüştürdük. Bölgede yaklaşık on bin Alevi yaşıyor ve bu yeterli gelmiyordu. Buradaki canlarımız ile bir cemevi yapılmasına dair bir imza kampanyası düzenledik. Buna belediyemiz duyarsız kalmadı bize bu cemevini kazandırdı. Tabi bu cemevini kazandırma ile sıkıntılarımız bitmiyor. Zeytinköy’de yaşayan abdallarımızın çok büyük sıkıntıları oluyor. Zeytinköy denildiği zaman biz Alevi canları baya dışlıyorlar. Alevilikte sen, ben, o değil biz var. Birlik olmak zorundayız. Aleviler üzerine büyük oyunlar oynanıyor. Buradaki en büyük sebep ise Aleviliğin, Alevilere bir türlü anlatılamaması. Dedelerimize çok büyük görev düşüyor. Dedelerimiz bu konu üzerine eğilip çocuklarımıza Aleviliği öğretmeleri gerekiyor. Bundan baya bir yoksunuz. Araştırmanın yanında bazı şeyleri de yaşamak gerekiyor. Canlı görmediğimiz bir şeyi yaşamak çok zor.”

    “VAR OLAN HAKLARIMIZ İÇİN ORTAK SES İLE TAVIR KOYMALIYIZ”

    Yakın zamanda cemevinin kurulması ile cenaze erkanlarını kendi geleneklerini göre yapmaya çalıştıklarını dile getiren Çarıklıoğlu, hali hazırda var olan haklar için Alevi kurumlarının benliği bırakıp ihtiyaçlara cevap olma noktasında ortak tutum geliştirmesi çabası içinde olmasını belirterek şunları vurguladı:

    “Burada dışlanmaya dair somut şeyler oldukça zor. Zeytinköylüyüm dediğiniz an her ne olursa olsun kapılar suratınıza kapanıyor. Buradaki gençler diğer yerlerde olduğu gibi özgürce dolaşabilsin.  Bu cemevi buradaki toplumumuza hitap edebilecek bir yer. 6-15 yaş arası 300 gencimize semah dersleri, koro eğitimi verdik. Cenaze erkânlarımız belediye araçlarında veya cenaze yerlerinde yapıyorduk. Ama bu cemevimizin kurulması ile cenaze erkânlarımızı kendi örf ve adetlerimize göre yapıyoruz. Diğer zamanlarda çoğu cenaze erkanı Sünni adetlere göre yapılmak zorunda kalıyordu. Cenazeleri dedelerimiz ile birlikte daha güçlü bir şekilde kendi örf ve adetlerimize göre defnediyoruz.  Kadınlar ve gençlerde daha büyük ilgi var. Bu asimileye karşı bir tavır var. Bütün eleştirilere açığız ve eleştirinin olduğu yerde başarı da vardır. Bu eleştirilere cevap olmaya çalışıyoruz. Daha çok yapmamız gereken hizmetler var.”

    Çarıklıoğlu, Alevi kurumlarına daha çok mücadele etme çağrısında bulunarak, “Alevilere çok büyük müdahale var. Antalya’da yaklaşık 16 Alevi kurumu ve çok bir araya gelemiyoruz. Eskilerde Alevilerde çok daha büyük bir aşk vardı. Yol çok daha yaşanıyordu, çok değerliydi. Ortak bir ses, tavır konulamıyor. İçimizdeki benliği atmamız gerekiyor. Benliği bırakıp, bize dönmeliyiz. Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap olabilme noktasında tutum geliştirmeliyiz. Var olan haklarımızı alabilmek için daha çok alanda olmalı, mücadele etmeliyiz” diye konuştu.

    Ersin ÖZGÜL/ANTALYA