Etiket: zeytinköy

  • Murtaza Molla Dede Türbesi’nin yerinde kalması için Alevi kurumlarına çağrı-VİDEO

    Murtaza Molla Dede Türbesi’nin yerinde kalması için Alevi kurumlarına çağrı-VİDEO

    PİRHA- Kara Yağmurlu Ocağı evlatlarından Ali Cengiz Gazi, Antalya’nın Zeytinköy Mahallesi’nde bulunan Murtaza Molla Dedenin Ziyaretgahı’na ilişkin bilgiler verdi. Gazi, “Molla Murtaza Dede Türbesi 7 kuşaktır Alevi Bektaşilerce ziyaret edilen, çerağ uyarılan ve lokmaların pay edildiği yerlerden biridir” dedi.

    Kara Yağmurlu Ocağı’nın evladı Ali Cengiz Gazi, Molla Murtaza Dede Ziyaretgahı olarak bilinen türbeye ilişkin bilgiler verdi. Gazi, Zeytinköyde bulunan türbenin gecekonduların yıkılması ile birlikte kaldırılma durumu ile karşı karşıya olduğunu belirtti.

    Alevi kurumlarına çağrıda bulunan Ali Cengiz Gazi, türbenin yerinde kalması için yardım etmelerini istedi.

    “MURTAZA DEDE 5 KARDEŞİ İLE BİRLİKTE HORASAN’DAN GELMİŞ” 

    Antalya’nın Zeytinköy Mahallesi’nde bulunan Molla Murtaza Dedenin, 7 kuşak öncesi Horasan’dan geldiğini söyleyen Gazi, “Bu ziyarete ait merhumun 5 tane kardeşi varmış. 5 kardeş de bulunduğumuz yere, mekâna gelmişler. Merhum Horasan diyarından geldiğinde halifeymiş, o zaman halifelik varmış. Babası da halifeymiş. Hacıbektaş’ta dedelik icazeti veriyorlarmış icazeti oradan almış” dedi.

    “HAKK’A YÜRÜDÜĞÜNDE SAĞ ELİNİN YEŞİLE DÖNDÜĞÜ SÖYLENİR”

    Molla Murtaza Dedenin, Hakk’a yürüdüğü zaman elinin yeşile dönüştüğü bilgisini aktaran Gazi, “Merhum buradan göçtüğü zaman sağ eli yeşil olmuş. Ben atalarımızdan hep bunu duydum, hep de söylenir. Herkes de buna inanıyor ben de inanıyorum” dedi.

    Dedesinin icazetli olduğunu da belirten Gazi, “Ben küçüktüm, ilkokulu yeni bitirmiştim. Dedem beni Hacıbektaş’a götürdü. Hacı Bektaş Veli Dergâhında o dönemde sorumlu Feyzullah Efendi vardı. Dedeme halifelik icazetini o yazdı” diye ifade etti.

    “ESKİDEN CEM YAPMAK YASAKTI”

    Bir Abdal Ocağı olan Kara Yağmurlu Ocağı talipleri olarak geçmişte cem yürüttüklerini ancak cemin yasak olduğunu aktaran Gazi, şunları kaydetti:

    “Eskiden cemler gizli oluyordu. Buraya Jandarma bakıyordu, insanlar kapıyı pencereyi kapatıyorlardı. Kapıda bir kişi bekliyordu. Jandarma veya herhangi bir yabancı geldiğinde hemen haber verirdi. O zaman öyleydi. Şimdi cemler yapılıyor çok rahat. Kimse rahatsız etmiyor, yolumuzu, erkanımızı yürütüyoruz.”

    Mürteza Dede Ziyaretgahının tarihinin tam olarak bilinmediğini  belirten Gazi, Türbenin olduğu yer için tam tarih veremem ama 7 kuşak geçmiş aradan. Merhumun ölüm tarihi var, doğum tarihi yok” dedi.

     “MÜSAHİPLİK GELENEĞİMİZ DEVAM EDİYOR”

    Kara Yağmurlu Ocağı’nda musahipliğin her zaman tutulduğunu belirten Gazi, “Ben musahibim, benim oğlum da musahip. Musahiplik pandemiye kadar tutuluyordu. Pandemiden (korona) dolayı insanlar bir araya gelemedi, cem erkanı da olmadı. İnsanlar sağlığına kavuştuktan ve pandemi ortadan kalktıktan sonra musahiplik geleneğimiz devam ediyor” diye konuştu.

    “TÜRBENİN YERİNDE KALMASI İÇİN ALEVİ KURUMLARINDAN YARDIM BEKLİYORUZ”

    Zeytinköyde gecekonduların yıkılıp yerine beton binaların yapılması ile birlikte ziyaretgahın yerinden kaldırılma durumunun ortaya çıktığını belirten Gazi, “Bu ziyaretgah yıllardan beri burada kendi toprağı, kendi yeri, kendi yurdu. Benim burada yerim yok. Yerim olsa burada kalması için bağış yapacağım” ifadelerini kullandı.

    Ziyaretgâhın yerinde kalmasını herkesin istediğini ifade eden Ali Cengiz Gazi, “Biz bu türbenin burada kalmasını istiyoruz, türbenin başka yere gitmemesini istiyoruz. Alevi kurumlarına, derneklerine, vakıflarına çağrıda bulunmak istiyorum. Ne olur yardım etsinler, türbe burada kalsın” dedi.

    PİR MURTAZA MOLLA DEDE TÜRBESİ ÇOK KERAMETLİ BİR YER”

    Ali Cengiz Gazi’nin eşi İnci Gazi ise çocuğu olmayan bir ailenin türbeye gelmesiyle ve rüyalarında Murtaza Molla Dedeyi görmeleri üzerine 3 erkek çocuğunun dünyaya geldiğini ve türbede adaklar adadığını ifade etti.

    “SIK SIK ZİYARETÇİLER GELİYOR”

    Uzak ve yakın yerlerden Pir Murtaza Molla Dedenin ziyaretgahına çok sık ziyaretlerin olduğu bilgisini de veren İnci Gazi, “Uzaktan yakından mübareğe (Molla Mürtaza Dedeye)ziyarete gelen çok oluyor. Burası bilinen çok kerametli bir türbe. Türbemizin burada kalmasını istiyoruz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Fatma Hakikat: Cemevimizde depremzedelere her türlü desteği veriyoruz-VİDEO

    Fatma Hakikat: Cemevimizde depremzedelere her türlü desteği veriyoruz-VİDEO

    PİRHA-Antalya Zeytinköy Mahallesi’nde yaşayanların dayanışmasıyla bölgeye yerleşen depremzedelerin ihtiyaçlarını karşıladıklarını belirten Zeytinköy Anadolu Aleviliği Kültürünü Yaşatma ve Geliştirme Derneği Başkanı Fatma Hakikat, “Beşinci gün iki dernek olarak cem erkan salonumuzu yatakhaneye çevirdik. Cem salonumuz 24 saat açık. Hala giyimden, gıdaya kadar bütün ihtiyaçlarını karşılıyoruz” dedi.

    Antalya Zeytinköy Anadolu Aleviliği Kültürünü Yaşatma ve Geliştirme Derneği Başkanı Fatma Hakikat, büyük can kaybı ve yıkımın yaşandığı deprem sonrasında yapılan çalışmaları PİRHA‘ya anlattı.

    “ZEYTİNKÖY HALKININ DAYANIŞMASIYLA İHTİYAÇLARI KARŞILIYORUZ”

    Maraş merkezli ve sonrasında yaşanan depremler için “Türkiye büyük bir doğal afet yaşadı” yorumunda bulunan Hakikat, deprem sürecini ilk günden itibaren yakından takip ettiklerini söyledi.

    Zeytinköylülerin dayanışmasına dikkat çeken Hakikat, şunları ifade etti:

    “Mahalle halkının bize göndermiş olduğu destekleri, maddi manevi bütün katkıları derneğimiz bünyesinde biriktirdik. Biz bu binada Alevi Kültür Şubesi olarak hizmet veren iki derneğiz. Dört gün gelişmeleri izledikten sonra hiçbir malzemeyi şehir dışına deprem bölgesine göndermedik. Çünkü Türkiye’de tüm belediyeler ve halkımızın oraya her şeyi göndereceğini biliyorduk. Daha önce yaşadığımız birçok afetlerde de bunu gördük. Zeytinköy halkı buraya yatak, yorgan, halı, perde, yiyecek, içecek, çocuk mamasından bezine kadar her şeyi buraya gönderdi. Zeytinköy Derneği olarak bunları burada biriktirdik ve beşinci gün iki dernek olarak cem erkan salonumuzu yatakhaneye çevirdik. Yatakhanemizde elimizde yeteri kadar battaniye, çarşaf, sünger, yataklarımız bulunmaktaydı. Biz de bunları değerlendirip hem salonumuzu yatakhaneye çevirdik hem de o bölgelerden bize gelen, yolda kalan, gece yarısı Antalya’ya giriş yapan, kendi arabalarıyla buraya gelenler cemevimizde bunların yatılı olarak kalmasını sağladık.”

    “CEM SALONUMUZ 24 SAAT AÇIK”

    Fatma Hakikat, depremzedelerin beslenme ihtiyaçlarını da karşıladıklarını kaydederken, AFAD koordinasyonunda yurt ve otellere yerleşenlerin de olduğunu aktardı.

    Hali hazırda üç ailenin cemevinde konakladığını belirten Hakikat, “Çok canımız buraya geldi, çıktı gitti. Biz burayı bir dergâh haline getirdik. Cem salonumuz 24 saat açık. Hala giyimden, gıdaya kadar bütün imkanlarını karşılıyoruz. Kızılarık, Yeşildere, Gebizli, Doğu Yaka, Mehmetçik olmak üzere bu bölgenin 5 mahallesine destek oluyoruz. Bölgemizde şu anda 30’a yakın aile evlerde kalıyor. Ayrıca mahallenin yakın bir bölgesinde çadırlar kuruldu. Orada yaşayan depremzede ailelere her gün buradan erzak, giyim gıda, çocuk bezinden her şeyini karşılıyoruz. Her gün gelip burada yemek yiyorlar” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Kaymakamlık aradı; ancak giderlerimizin Bakanlıkça karşılanmasını istemiyoruz’-VİDEO

    ‘Kaymakamlık aradı; ancak giderlerimizin Bakanlıkça karşılanmasını istemiyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Antalya Anadolu Aleviliğini Yaşatma ve Güçlendirme Derneği Başkanı Fatma Hakikat, elektrik ve su gibi giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından karşılanacağına dair Muratpaşa Kaymakamlığı’ndan arandıklarını ancak bu teklifi reddettiklerini söyledi. Hakikat, “6 yıldır belediyenin yerinde hizmet veriyoruz. Bundan sonrada öyle yapmaya devam edeceğiz” dedi.

    Antalya Anadolu Aleviliğini Yaşatma ve Güçlendirme Derneği Başkanı Fatma Hakikat, Antalya Valiliğinin talimatıyla Muratpaşa Kaymakamlığı tarafından arandıklarını, elektrik ve su giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığınca ödeneceğinin kendilerine bildirildiğini söyledi. Kaymakamlık, aboneliklerini belediyeden alıp üzerlerine mesken olarak geçirmelerini de istedi.

    “KAYMAKAMLIK GİDERLERİMİZİ KÜLTÜR BAKANLIĞI’NIN ÖDEYECEĞİNİ SÖYLEDİ”

    Hakikat yaşadıkları durumu şöyle anlattı:

    “Antalya Muratpaşa ilçesi Zeytinköy Mahallesi’nde Antalya Anadolu Aleviliğini Yaşatma ve Güçlendirme Derneği Zeytinköy Derneği olarak bu sınırlar içerisinde hizmet vermekteyiz. Muratpaşa Belediyesi’ne ait bir kültür merkezini kullanıyoruz. 6 yıldır kendi inanç ve yolumuzu, kültürümüzü yaşatabilmek adına faaliyet yürütüyoruz. Bu binada elektrik ve su aboneliklerimiz Muratpaşa Belediyesi’ne ait olup tüm ödemeler belediyemiz tarafından karşılanmaktadır. Geçtiğimiz bir hafta süre içerisinde Kaymakamlık aracılığıyla arandık. Su ve elektrik abonelerinin derneğimizin üzerine alınmasını ve mesken olarak geçirilmesini, Kültür Bakanlığı’nın giderlerimizi karşılayacağını söylediler.

    “6 YILDIR BURADA HİZMET VERİYORUZ”

    Biz de elektrik ve su abonelimizi Muratpaşa Belediyesinin karşıladığını, 6 yıldır bu binada dernek olarak hizmet verdiğimizi kendilerine yazılı olarak ilettik. Bizim aboneliğimiz Muratpaşa Belediyesi üzerindedir diye de belirttik ve yazıyı bu hafta gönderdik. Herhangi bir cevap ya da bir iletişime geçilmedi henüz.”

    Muratpaşa sınırları içerisinde Konuksever Mahallesi’ndeki HBVAKV’nin de arandığını belirten Fatma Hakikat, “Nurettin Başkanla da görüştük. Aynı fikirleri paylaşıyoruz. Onların elektrik, su abonelikleri üzerlerinde. Onlar kendilerinin ödemeye devam edeceğine istinaden bir yazı gönderdiler. Bizim zaten üzerimizde değil, belediyemize ait. Biz belediyemiz üzerinden elektrik ve su giderlerini şu ana kadar kullanıyoruz. Herhangi bir işlem yapmadık, bir girişimde bulunmadık. Bunu da yazılı olarak kaymakamlığa gönderdik” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Mustafa Sazcı serbest bırakıldı

    Mustafa Sazcı serbest bırakıldı

    PİRHA- “Alevi Mahallesi Antalya Zeytinköy’deki Uyuşturucu Politikası” başlıklı yazısı nedeniyle gözaltına alınan Mustafa Sazcı serbest bırakıldı. 

    Kızıldeli Ocağı yol hizmetkârı gençlerinden Mustafa Sazcı, dün akşam saatlerinde Antalya’da gözaltına alınmıştı.

    PİRHA‘da yayınlanan “Alevi Mahallesi Antalya Zeytinköy’deki Uyuşturucu Politikası” başlıklı yazısı nedeniyle gözaltına alınan Sazcı, çıkarıldığı Antalya Adliyesi’nde ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

    Sazcı, yazısında Antalya Zeytinköy’de uyuşturucunun bilinçli şekilde yaygınlaştırıldığını vurgulamıştı.

    PİRHA/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    > Mustafa Sazcı gözaltına alındı

  • Mustafa Sazcı gözaltına alındı

    Mustafa Sazcı gözaltına alındı

    PİRHA- “Alevi Mahallesi Antalya Zeytinköy’deki Uyuşturucu Politikası” başlıklı yazısı nedeniyle Alevi genç Mustafa Sazcı gözaltına alındı. 

    Kızıldeli Ocağı yol hizmetkârı gençlerinden Mustafa Sazcı, dün akşam saatlerinde Antalya’da gözaltına alındı.

    Sazcı’nın PİRHA‘da yayınlanan “Alevi Mahallesi Antalya Zeytinköy’deki Uyuşturucu Politikası” başlıklı yazısı nedeniyle gözaltına alındığı belirtildi.

    Antalya Adliyesine çıkarılan Mustafa Sazcı ifade veriyor.

    Sazcı, yazısında Antalya Zeytinköy’de uyuşturucunun bilinçli şekilde yaygınlaştırıldığını vurgulamıştı.

    PİRHA/ ANTALYA

  • Mustafa Sazcı: Zeytinköy’de Abdalların feryadına kulak vermek hepimizin boyun borcu

    Mustafa Sazcı: Zeytinköy’de Abdalların feryadına kulak vermek hepimizin boyun borcu

    PİRHA-Antalya Zeytinköy’de uyuşturucunun bilinçli şekilde yaygınlaştırıldığını belirten Mustafa Sazcı, “Alevi Mahallesi Antalya Zeytinköy’deki Uyuşturucu Politikası” başlığıyla bir yazı kaleme aldı. 

    Kızıldeli Ocağı yol hizmetkârı gençlerinden Mustafa Sazcı, Antalya Zeytinköy’de yaygın olan uyuşturucu ile ilgili PİRHA‘ya bir yazı gönderdi.

    Sazcı, uyuşturucu ve fuhuşun Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları mahallelerde tarih boyunca bilinçli olarak yayıldığını öne sürdü.

    GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ZEYTİNKÖY

    “Geçmiş; her zaman geçmişte kalması gereken kötü şeyler değil, özlenen ve gözlenen şeyleri de içinde barındırır” diyen Sazcı, “Öyle ki yaşı kemalete ermiş bir Kızılbaş iseniz köyden kente göçle dağılan ve yıkıma uğrayan inancınızı yaşayamama sizi iyisiyle, kötüsüyle geçmişe özlem duymaya sevk eder. Hakeza kentsel dönüşümden öncesini aklı kesen bir erişkin veya genç Kızılbaş iseniz gecekondularda yaşadığınız yoğun asimilasyona maruz kalmış ancak samimi ve itikatlı insanların yürüttüğü yol-erkân “keşke” ile başlayan cümleler kurmamıza vesile oluyor” diye belirtti.

    “AKRANLARIMA NAZARAN AVANTAJLIYDIM”

    Mustafa Sazcı çocukluğunda inancı nasıl öğrendiğini ve Yola ilgisini şöyle ifade etti:

    “Ben birçok noktada akranlarıma nazaran avantajlı bir çocuk oldum. Birçok Pir’in muhabbetine nail oldum, sohbetlerinden gıdalandım. Ama en önemlisi de neydi biliyor musunuz itikatı bütün ve samimi talibanın, muhibanın yaşadığı döneme eriştim.

    Hanemizin, Kızıldeli Sultan Ocağı’nın dede ailelerinden birisi olması hasebiyle Adana, Adıyaman, Osmaniye, Malatya dahil birçok mihmanın uğrak noktası oluyordu. Kimisi talip ailelerden kimilerinde farklı ocakların talip ve Ocak zadelerinden. Bu geniş skalada farklı süreklerden canların hanemize mihman olması elbette beni çok etkiledi, her süreğinin söylemlerine kulaktan aşina olmuştum. O küçük yaşlarda artık kendimi bu yolun bir hizmetkarı olarak görüyordum. Tabii burada o büyüklerimin sadece bana özel torpil geçmelerini es geçmemeliyim. O yüzden hepsine müteşekkirim.

    “HER PERŞEMBEYİ İPLE ÇEKERDİM”

    Evimizin bir başka özelliği de dedemin Şah-ı Merdan, Şir-i Yezdan’ı, Bozatlı Hızır’ı ve Kızıldeli Sultan’ın cemalini görmesi üzerine bir ziyaret olan yaşlı incir ağacının yanına yaptırdığı halk tarafından “Çırağhana” olarak bilinen nişangâhdır. Her Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece diğer ocaktan insanlar elinde mumu ile gelir, dedem gülbengini verir, canlar niyaz eder, gönül kabesini ısıtacak delilini uyarırdı. Lokması olan lokmasını dağıtır, kimisi kurban tığlardı. Her perşembeyi iple çekerdim o güzel insanların “Sıdk ile kara daşa bağlanmasını” görmek, dedemin okuduğu gülbengi tekrar tekrar dinlemek için.

    “ZEYTİNKÖY’ÜN TAMAMI ALEVİLERDEN OLUŞUYORDU”

    Mustafa Sazcı, Zeytinköy’de yaşanan olumsuzlukları şöyle anlattı:

    “Antalya Zeytinköy geçmişte tamamı Kızılbaş Aleviler’den oluşan bir nüfusa sahipti. Çoğunluğu Himmetçi Ali Baba Evlatlarından Karayağmurlu Ocağının talipleridir ancak bunun yanı sıra 30-40 hane civarında aslen Malatya- Tencili Kızıldeli Ocağı evlatları (Sazcı’lar) ve talipleride vardır. Aslında yazının genel amacı olan Zeytinköy’ün tarihsel süreçteki evrimini incelemek için iki dönemde ele alacağım.

    Zeytinköy, uyuşturucu satıcılığı, fuhuş ile bilinen bir Alevi mahallesi. O bölge ıslah edilmek için çeşitli projeler geliştiriliyor. Birçoğu da son 2 yılda hayata geçirildi. Peki asıl amaç; yoksulluğun azaltılması ve uyuşturucu ile mücadele mi? O halde cevabı öğrenmek için yazıya geçelim.

    1985  VE ÖNCESİ ZEYTİNKÖY 

    Antalya şehir merkezine sadece 3 kilometre uzaklıkta bulunan Zeytinköy (Yeşildere), şehrin en köklü yerleşim yerlerinden biridir. Bilinen 600 küsur yıllık bir geçmişe sahip olan Zeytinköy tamamı Alevi inancına mensuptur. 70’lerin sonuna kadar inançlarını dışarıya kapalı da olsa sürdüren Zeytinköylüler, 1980 faşist askeri darbe ile tüm Alevi- Kürt yerleşim yerleri gibi büyük bir yıkıma, inançsal ve kültürel dejenerasyona maruz kalmıştır. Zeytinköy’de artan siyasi hareketlenmenin farkına varan iktidar, halka zulüm üstüne zulüm yaşatmıştır. Alevi oldukları için büyük bir psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalan Zeytinköy halkının inançsal faaliyetleri o yıllarda sekteye uğramış, inançsal ve kültürel kopuşun ilki bu dönemde gerçekleşmiştir.

    Kısacası 85 öncesi Zeytinköy’deki durum 80 darbesine kadar, merkezde olmasına rağmen inançsal faaliyetlerini yapan ek olarak tarla işçiliği, çelenkçilik ve çalgıcılık yapan geleneksel bir Kızılbaş/Abdal yerleşim alanıydı. Fakat darbeden sonra büyük bir yıkıma sürüklenecekleri bir sürecin içerisine gireceklerdi.

    1985 SONRASI ZEYTİNKÖY

    1980’de yaşanan büyük hezimetin ardından Zeytinköy halkı yeniden bir toparlanma içerisine giriyordu ki Antalya’nın merkezinde genel tablonun dışında geleneksel inanç ve kültürünü yaşatan insanların varlığının rahatsız ettiği siyasiler, Zeytinköylü Kızılbaşlar üzerindeki yeni oyunlarını devreye soktu.

    Neydi bu oyunlar? Elbette ki birçoğunuzun aşina olduğu üzere uyuşturucu, fuhuş ve tarikatlar.

    1990’ların başı Zeytinköy’e normalde hiç olmadığı kadar polis girmekte ve gençlerin birkaçında uyuşturucu kullanımı tespit edilmektedir. 90’ların sonlarına doğru gelindiğinde Zeytinköy’ün büyük bir nüfusunu oluşturan bir ailenin uyuşturucu ticaretine başlamasıyla birlikte gençlerde uyuşturucu kullanımı artmış ve bunun yanında mahalleye dışarıdan da insanların girmesi ile kozmopolitan bir uyuşturucu merkezi hâline gelmiştir. Dışarıdan getirilen uyuşturucu taciri ailelerle birlikte, Zeytinköylü birkaç ailenin de uyuşturucu satıcılığına başlaması Zeytinköy’ün, Zehirköy (!) olma sürecinde büyük bir ivme kazandırdı. Uyuşturucunun getirdiği kültürel ve inançsal erozyon, fuhuşu da beraberinde getirdi. Mahalle gündüzleri uyuşturucunun merkezi, geceleri ise fuhuşun merkezi haline gelmişti. İnançsal faaliyetler durma noktasına gelmiş, Abdal kültürü ise dejenere olmuştur.

    Uyuşturucular mahalleye sokulurken, 2005’ten sonra artık bu süreç daha da hızlandı. Halkın bir kesimi çoktan bu kervana katılmışken, içlerinden bir kesimde gençlerini, inançlarını ve kültürlerini korumak adına çok çabalıyordu. 2010’lu yıllara geldiğimizde ise bütün bu çabaların boşuna olduğunu görüyoruz. Uyuşturucu ticaretine devletin gizli-kapaklı destekleri ile teşvik ediliyordu, bu yüzden kolayca sökülüp atılmayacaktı.

    “2010’DAN SONRA TARİKATLAR ÇALIŞMALARA BAŞLADI”

    Zeytinköy’de uyuşturucu ve fuhuş sorunu devam ederken 2010’lu yıllardan sonra tarikatlar da daha sonradan faaliyetlerinde kullanacakları yerel işbirlikçileri yetiştirmek için çalışmalara başladı. İlk önce mahallenin büyük ailelerinden kişileri toplayıp “Din sohbetlerine” çağırdılar. Her birinin evinden farklı günlerde sohbetler düzenlediler. Mahallede önceden merdiven altı daha sonra resmi Kur’an kursları açtılar. O mahalle içerisinde sivrilen tarikat üyelerini de “Hac ve Umre” ile ödüllendirdiler. Burada çalışma yürüten tarikat, Nakşibendi tarikatına bağlı İsmailağa Cemaati’dir.

    2014 yılında F.A. tarafından başlatılan semah, cem ve THM koro çalışmaları, bu grup için büyük bir tehdit oluşturdu. Çocuklar müteşerri İslam’ın öğretileri ve ritüelleri ile değil; sazla, semahla, cemle vakitlerini geçiriyor kendilerini geliştiriyorlardı. Bu tehdide karşı harekete geçen cemaat, farklı söylenceler ve iftiralar çıkardılar. Bunlardan başlıcaları:

    “Cemevinde şeytanlar ibadet eder.”, “Cem uydurmadır.”, “Başınızı açarsanız yanarsınız.”, “Onlar Alevi değil, Hz. Ali namaz kılardı.”, “Çocuklarınıza Allahsızlığı (ateizmi) anlatıyorlar.”, “Bunların uçkuru düşük, imanı zayıftır.”

    Bunun üzerine birçok aile çocuklarını geri çekti. Bazı öğrenciler ile birebir görüşmeler alan tarikatçılar küçük yaşlarını fırsat bilerek onları cehennemle korkuttular. İslam’a yönelmelerini eğer yönelmezlerse helak olacaklarını, dönerler ise ileri ki dönemlerde Umre’ye göndereceklerini, Allah’ın ise onları cennetle ödüllendireceğini söylediler. Eninde sonunda bu faaliyette bununla beraber birçok nedenden dolayı sönümlendi.

    “ZEYTİNKÖY’Ü RANTA AÇTILAR”

    Devlet 2012’den itibaren bir başka yüzünü daha gösterdi, uyuşturucu ile mücadele ve toplumsal refahın ikame edilmesi için “Kentsel Dönüşüm” adı altında Zeytinköy’ü ranta açtı. 2010 öncesine kadar sıkıntılı birçok yönü de olsa inancını ve kültürünü yaşamak isteyen gecekondu sakinlerini hem inançsal ve kültürel dejenerasyona uğratmak ve onları merkezden taşralara sürmek asıl hedefti. Merkezi bir konumda Kızılbaş Abdalların bulunması elbette ki hoşlandıkları bir durum değildi.

    Peki tüm bunlar bize mahalleye uyuşturucunun bilinçli bir şekilde sokulduğunu kanıtlamaya yeterli mi?

    Ben yeterli olmayacağını düşündüğümden dolayı alanda yaptığım çalışmada şu bilgilere de eriştim. Zeytinköylülerden M.H. ile yaptığımız röportajda bize şu bilgiyi verdi:

    “97-98 yıllarında köye bir grup yetkili geldi ve köyü boşaltmamız karşılığında bizlere maddi destekle birlikte kurulu bir ev vereceklerini söylediler. Halkın tepkisinin üzerine, gittiler. Ne şaşırtıcı ki onlar gittikten 1-2 yıl sonra uyuşturucu satıcıları yerleştirilmeye, gençlerimizi tuzaklarına düşürmeye başladılar. Ardından fuhuş ve dinci örgütlerde beraberinde girdi.”

    Tıpkı İstanbul Gülsuyu ve Gazi Mahallesi gibi, Antalya’daki hedefte Zeytinköy’dü. Nitekim başarılı olduklarını söyleyebiliriz.

    ZEYTİNKÖY’DE SON DURUM NE?

    Geçmişte Alevi inancının samimi bir şekilde yaşandığı otantik bir Abdal yerleşim yeri olan Zeytinköy, günümüzde; uyuşturucunun, fuhuşun merkezi ve çocuk evliliğinin, aile içi istismarın olduğu kısacası kültürel ve inançsal dejenerasyonun sonucunu yaşayan bir mahalle haline geldi. İnançsal ve kültürel yapısı değişirken Romanların gelmesi ile birlikte demografik açıdan da değişime uğradı.

    Eski Zeytinköy’den geriye kalan egemenlerin rant uğruna yaptıklarının bedelini ağır ödeyen ve ödemeye devam eden bir halk. Köyün yaşlılarının dediği gibi “Eskiden polis bile giremezdi. Herkes birbirine saygı duyar, korur, kollar, gözetirdik; ne zaman devlet girdi uyuşturucu bizi bitirdi, şimdi canını kimseye güvenemiyorsun.

    “Gazetelerde hep diyorlar, Zeytinköylüler uyuşturucu satıyor, fuhuş yapıyor. Hayır kardeşim, hayır. Zeytinköy’ü bu duruma düşüren sizin iktidarlarınız, bizi ötekileştiren, mücadelemize destek vermeyen halkınızdır tüm bunlara sebep olanlardır.

    TEKZİP

    “Yazının içeriği ve amacı Türkiye Cumhuriyeti’ni düşman görmek, ayrıştırmak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılamak değil, aksine kültürel değerlere sahip çıkılarak toplumun sağlıklı gelişiminin sağlanması yönünde sorumluluk alınması, tarih bilinciyle geleceğin şekillendirilmesinde ihtiyatlı davranılmasıdır. Bu hususta rivayetlerin aktarımı ve yorumlanmasında hata ile devlet terimi yanlış kullanılmış olup bu yanlışın yayılarak çoğalmasının önüne geçmek adına bu tekzip metni yayınlanması zarureti hasıl olmuştur. Kamuoyunun bilgisine sunulur.”

    PİRHA /ANTALYA