Etiket: zilan katliamı

  • Zilan Katliamı’nın 95. Yıldönümü: ‘Hakikati inkâr eden bir sistemin barış üretmesi mümkün değildir’

    Zilan Katliamı’nın 95. Yıldönümü: ‘Hakikati inkâr eden bir sistemin barış üretmesi mümkün değildir’

    PİRHA – DEM Parti, Zilan Katliamı’nın 95. Yıldönümü sebebiyle yazılı açıklama paylaştı. “Yüzleşme çağrımızı yineliyoruz” denilen açıklamada Zilan Katliamı’nın resmi olarak tanınması gerektiği vurgusu da yapıldı.

    Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eşsözcüsü Yüksel Mutlu, Zilan Katliamı’nın 95. yıldönümünde yazılı açıklama yaptı.

    YÜZLEŞME ÇAĞRIMIZI YİNELİYORUZ”

    Zilan Katliamı’nın, Kürt halkına yönelik sistematik imha ve inkâr politikasının bir örneği olduğunu belirten Yüksel Mutlu, şu ifadelere yer verdi:

    Zilan Katliamının 95. Yılında hatırlıyoruz, yüzleşme çağrımızı yineliyoruz

    13 Temmuz 1930’da, Zilan Vadisi’nde binlerce insan katledildi. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, bombalarla, makineli tüfeklerle yok edildiler. Evler yakıldı, köyler haritadan silindi, hayatta kalanlar sürgüne zorlandı. Zilan Katliamı, Kürt halkına yönelik sistematik imha ve inkâr politikasının en ağır örneklerinden biridir.

    Bugün üzerinden 95 yıl geçmiş olmasına rağmen, katliamla ilgili hiçbir resmî yüzleşme yapılmamış, devlet katliamın adını dahi anmamıştır. Katliamın gerçekleştiği coğrafyada ne bir hafıza taşı, ne bir özür, ne de adaletin izi vardır. Ancak halklarımız, tüm yok sayma politikalarına rağmen bu hakikati belleğinde taşımaya devam etmektedir.

    DEM Parti olarak, yürüttüğümüz Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin temel yapı taşlarından birinin geçmişle yüzleşmek olduğunu vurguluyoruz. Zilan, sadece Kürt halkının değil, bu topraklarda eşit ve özgür bir yaşam isteyen herkesin ortak hafızasında yer alan büyük bir yara ve aynı zamanda ortak bir sorumluluktur.

    Bu bağlamda;

    – Zilan Katliamı, Türkiye Cumhuriyeti tarafından resmî olarak tanınmalı ve halktan açık bir özür dilenmelidir.

    – Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bağımsız ve kapsayıcı bir Araştırma Komisyonu kurulmalıdır.

    – Zilan Vadisi, bir hafıza ve yüzleşme mekânı olarak korunmalı; imha edilen köylerin, yok sayılan yaşamların izleri onarıcı bir yaklaşımla görünür kılınmalıdır.

    Hakikati inkâr eden bir sistemin barış üretmesi mümkün değildir. Adalet, unutarak değil; yüzleşerek inşa edilir. Zilan’ı unutmadık.”

    PİRHA/ANKARA

  • Zilan Katliamı’nın 91. yılı; ‘inkar ve imha politikaları AKP tarafından sürdürülmekte’

    Zilan Katliamı’nın 91. yılı; ‘inkar ve imha politikaları AKP tarafından sürdürülmekte’

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Zilan Katliamı’nın 91. yılı sebebiyle açıklama yaparak “Zilan’da katliama yol açan inkar ve imha politikaları bugün de AKP tarafından farklı yol ve yöntemlerle sürdürülmektedir” ifadelerini kullandı.

    Van’da 1930 yılında yapılan ve binlerce sivilin katledildiği Zilan Katliamı’nın üzerinden 91 yıl geçti. Erciş ve Patnos ilçelerinde onlarca köyün yakılıp binlerce insanın ise sürgüne gönderilmesinin ardından tek bir sorumlu dahi ceza almadı.

    “ACILARLA BİR AN ÖNCE YÜZLEŞİLMELİDİR”

    HDP Merkez Yürütme Kurulu, Zilan Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak “Yüzleşme çağrısı yapıyoruz” dedi. Yazılı yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana süregelen, Kürt halkına karşı yürütülen inkar politikaları, taleplerine karşı uygulanan şiddet, baskı ve zor yöntemlerinin sonuçlarından biri olan Zilan Katliamı’nın üzerinden 91 yıl geçti. Kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan on binlerce kişinin hayatını kaybettiği bu büyük katliam Kürt halkının hafızasında ilk günkü tazeliğiyle acı bir şekilde yerini koruyor. 44 köyün yakıldığı ve Zilan deresinin günlerce kan aktığı bu katliamın ardından hayatta kalabilenler zorunlu göçe tabi tutuldu, mal ve mülklerine el konuldu.

    Dönemin iktidarı, bu büyük insanlık trajedisinin asker, korucu, milis ve sivil faillerinin bu suçlardan ceza almasını önlemek için kanunlar çıkarmış ve sonraki yıllarda yaşanan katliamların yolunu açmıştır. Zilan’da katliama yol açan inkar ve imha politikaları bugün de AKP tarafından farklı yol ve yöntemlerle sürdürülmektedir. Kürtlerin seçimlerde yaptığı irade beyanı hiçe sayılarak belediyelerine kayyımlar atanmakta, milletvekilleri ve seçilmişler düşman hukuku uygulanarak cezaevine atılmakta ve kurumları kapatılmaktadır. Partimize yönelik kapatma davasında gördüğümüz zihniyet, bu politikaların vücut bulmuş halidir.

    Halklarımızın demokratik ve aydınlık geleceğinin inşa edilebilmesi için Zilan Katliamı başta olmak üzere geçmişte yaşanan acılarla bir an önce yüzleşilmelidir. Katliamda yitirdiğimiz kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan on binlerce kişiyi saygıyla yad ediyoruz, unutmuyoruz. Bu topraklarda yaşanan bütün katliamlar ve acılar demokratik ve özgür bir ülke yaratma mücadelemizin gerekçesidir. Katliamın karar vericileri ve sorumlularının tarih önünde mahkum edilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara DAD’dan Zîlan Katliamı açıklaması: Bedel ödeyen canlar için özümüz dardadır

    Ankara DAD’dan Zîlan Katliamı açıklaması: Bedel ödeyen canlar için özümüz dardadır

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi Zîlan Katliamı’nın yıldönümünde açıklama yaparak “Dünden bugüne; dili, inancı, Hakk ve hakikati uğruna bedel ödeyen canlar için özümüz dardadır” dedi.

    1930 yılının Temmuz ayında Ağrı İsyanları sırasında Erciş ilçesinde yer alan Zilan Deresi’ne sığınan Kürtlere yönelik gerçekleştirilen katliamın üzerinden 90 yıl geçti. DAD Ankara Şubesi de Zîlan Katliamı’nda yaşamını yitiren 15 bin canı hatırlatarak yazılı bir açıklama yaptı.

    “Dünden bugüne; dili, inancı, Hakk ve hakikati uğruna bedel ödeyen canlar için özümüz dardadır” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bundan 90 yıl önce 12-13 Temmuz 1930’da Van’ın Erciş ilçesi sınırları içerisinde bulunan Zilan Deresi’nde gerçekleşen katliamda binlerce insan katledildi. Gelîyé Zîlan’da yapılan kitlesel katliam, yani Kürdün kanı ile yazılan Roja Reş, zamanın gazetelerinde ‘Zilan harekâtında imha edilen eşkıya miktarı, 15 binden fazladır… Zilan deresi cesetlerle dolmuştur’ diye yazıyordu.

    ‘Eşkıya’ dedikleri ise köylü halktı. Öyle azgın bir öfke ve öyle çılgın bir düşmanlıktı ki, anne karnındaki bebekler bile süngülerle delik deşik edildi.

    Devirleri daim olsun.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘1937’de Dersim’de yapılan soykırım harekatıdır’ – VİDEO

    ‘1937’de Dersim’de yapılan soykırım harekatıdır’ – VİDEO

    PİRHA – Yazar Mehmet Bayrak, 1937’de yapılan Dersim Katliamı’na ilişkin konuştu. Yapılanın katliamdan da öte olduğunu söyleyen Bayrak, “Dersim için ‘soykırım’ diyorum. Yaşananlar insanlık suçudur” ifadelerini kullandı.

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu imzası ile başlatılan harekat sonrası binlerce Kürt-Alevi yurttaş, Dersim’de katledildi. Katliamının üzerinden 82 yıl geçmesine rağmen henüz sorumluluğu olan tek bir isim dahi yargılanmadı.

    “DERSİM İÇİN SOYKIRIM DİYORUM”

    Yaşananların hiçbir zaman unutulmayacağını vurgulayan Yazar Mehmet Bayrak, Alevi ve Kürt katliamları üzerinde hep bir giz perdesi olduğunu söyleyerek “Yapılan araştırmalar ve elde edilen bulgular karşısında bu perde yeniden aydınlanmaya başlandı. Dersim için ‘soykırım’ diyorum. Yaşananlara bu çerçevede müdahale edip, ele almak lazım” yorumunu yaptı.

    “BİR TÜR İNSANLIK SUÇU OLDUĞU ORTADADIR”

    Dersim Katliamı sürecinde kullanılan zehirli gazların Almanya’dan alındığına dair belgeler hakkında da konuşan Bayrak şöyle devam etti:

    “Elde ettiğimiz belgelere göre; Türk devleti ilk defa 1925 Kürt harekatında 16 uçaklık filo ile görev aldı. 16 uçaklık savaş gücü ile o hareket bastırılmaya çalışıldı. O aşamada da yine zehirli gaz kullanıldığına dair bugün elimizde bulgular var. Fakat bu gazların Almanya mı yoksa İngiltere tarafından mı verildiğine ilişkin de farklı görüşler mevcut. Evet gaz kullanıldığı biliniyor. Savaş hava kuvvetlerinin ilk defa kullanıldığı da biliniyor. 1928-1929 Ağrı Zilan Katliamı’nda belirgin olarak bunlar yapıldı. Dersim soykırımında ise bu daha da belirginleşti. Yani hem uçak filoları hem zehirli gaz kullanıldı. Kim yaparsa yapsın bunun bir insanlık suçu olduğu ortadadır. Katledilen insan sayısı konusunda da değişik görüşler mevcut. Devlet, 13 bin küsür olarak açıkladı. Bu rakam geçmişten bu yana elimizde zaten vardı. Ama benim değerlendirmelerime göre kesin olmamakla birlikte 40 ile 50 bin arasında katledilen insan var. Ayrıca 14 bin kişinin de sürgüne gönderildiği yönünde resmi belge var. Dersim, cumhuriyet döneminin en büyük Alevi-Kürt soykırımıdır. Tamamen planlı, programlı bir soykırım harekatıdır. Dersim Harekatı toplumu yeniden dizayn etme bağlamında başvurulmuş bir harekettir. Çünkü Türk-İslam ekseninde bir devlet-toplum yapılanması öngörüldü. Her iki kimlikle de bu amaca ters düşen Dersim ve diğer unsurlar üzerinde katliam ve soykırımlar uygulandı.”

    Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN / ANKARA