PİRHA-Alevilerin Sesi Dergisi’nin 296. sayısı okuyucuyla buluştu. Yeni sayıda, ‘Dosya: Zini Gediği ve Sene-i Devriyesinde Turan Eser’i Özlüyoruz’ başlıkları kapağa taşındı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) 1994 yılından bu yana aylık olarak yayınlanan yayın organı Alevilerin Sesi Dergisi’nin 296. sayısı, ‘Dosya: Zini Gediği ve Sene-i Devriyesinde Turan Eser’i Özlüyoruz’ başlığıyla okuyucu ile buluştu.
Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Kırmanca/Zazaca yayınlanan bu sayının yazı başlıkları şöyle:
Alevilerin Sesi Dergisi’nin 296. sayısında yer alan bazı başlıklar :
PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Zini Gediği Katliamı ile ilgili Meclis Araştırma Komisyonu’nun kurulmasını istedi. Kordu, “Kürt Alevi halkı, yüzyıllardır devam eden soykırım ve asimilasyon politikasının son bulması, kendi ulusal, inanç ve kültürel kimliklerini özgürce yaşamak adına devletin geçmişte yaptıklarıyla yüzleşmesini talep etmektedir” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 8 Ağustos 1938’de Alevi toplumuna yönelik katliamlardan biri olan Zini Gediği Katliamı’yla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu’nun kurulmasını istedi.
“DEVLETİN YAPTIKLARIYLA YÜZLEŞMESİNİ TALEP EDİYORUZ”
1938 yılında 97 Alevinin Zini Gediği’nde topluca kurşuna dizildiğini belirten Ayten Kordu, “Kürt Alevi halkı, yüzyıllardır devam eden soykırım ve asimilasyon politikasının son bulması, kendi ulusal, inanç ve kültürel kimliklerini özgürce yaşamak adına devletin geçmişte yaptıklarıyla yüzleşmesini talep etmektedir. Bu katliamın ardından Zini Gediği’nin de dahil olduğu bu alan yasak bölge ilan edilerek, görgü tanıklarınca katledilen yurttaşların cesetlerinin kurda-kuşa yem edildiği ifade edilmiştir. Bu kişilere bir mezar yeri ve kefen dahi fazla görülmüştür. Katliamdan geriye kalanlar ise Türkiye’nin batı illerine sürgüne gönderilmiş ve gittikleri yerlerde, sürekli olarak aşağılanmalara maruz kalarak sağ kalanlara nazaran ölümden de beter ızdıraplar yaşamışlardır” dedi.
“KÜRT ALEVİLERE UYGULANAN SOYKIRIM POLİTİKALARI SON BULSUN”
Kordu, sözlerinin devamında şunları dile getirdi:
“Toplumları var eden, toplumlara kişilik veren üç öge vardır; ulusal kimliği, inanç kimliği ve kültürel kimliğidir. Bunlardan biri eksik olursa toplum olma vasfı eksik kalır. Kürt Alevi halkı, yüzyıllardır devam eden soykırım ve asimilasyon politikasının son bulması, kendi ulusal, inanç ve kültürel kimliklerini özgürce yaşamak adına devletin geçmişte yaptıklarıyla yüzleşmesi, Zini Gediği Katliamı’nı gerçekleştiren kamu görevlilerin açığa çıkarılması amacıyla Meclis Araştırılması Komisyonu’nun kurulmasını talep ediyorum.”
PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Zini Gediği Katliamı’nın yıldönümü sebebiyle Alevi kamuoyuna çağrı yaptı. Erçe, Zini Gediği’nde yapılan katliamın, devlet tarafından özellikle gizlendiğini söyleyerek “Gerçeklerin açığa çıkması açısından Zini’yi çok önemsiyoruz ve 8 Ağustos’ta orada olacağız” ifadelerini kullandı.
Zini Gediği İnisiyatifi, 1938 yılında Erzincan’da yapılan katliamda yaşamını yitirenler için her yıl olduğu gibi8 Ağustos’ta anma yapacak. Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde yapılacak anma saat 16.00’da başlayacak.
8 Ağustos 1938’de Erzincan’ın Zini Gediği bölgesinde, Surbahan ve çevre köylerden toplanan 97 köylü, “yasak bölge” ilan edilen Zini Gediği’nde kurşuna dizilerek katledilmişti.
“ALEVİLER ÜZERİNDEKİ TARİHİ KİNİN SONUCU”
Zini Gediği İnisiyatifi, 86. yılında yitirdiklerini anmak üzere çağrı yaparken PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’den de yapılan katliama ilişkin açıklama geldi. Zini Gediği için “Tarihin karanlığında gizlenmiş bir katliam” diyen Erçe, şu ifadeleri kullandı:
“Göreve geldiğimden beri her yıl dernek olarak anamaya katılım konusunda çağrımızı yapıyoruz. Tabi bir anma komitesi var ve biz de o komitenin çağrısına dahil oluyoruz. PSAKD Genel Merkez olarak bizler de anma programına katılacağız.
Açıkçası tarihin karanlığında bırakılmış, özellikle de gizlenmiş bir katliam Zini Gediği. Zini Gediği, Dersim Katliamından bağımsız değil, bir parçası, Koçgiri’nin devamı. Cumhuriyet tarihinin içerisinde yer alan bir katliam. Alevi dünyası bile ne yazık ki bu katliamı çok fazla bilmiyor. 100’ün üzerinde canın, dağda kurşuna dizilerek kurda, kuşa yem edilmesi ve onlarca yıl sonra kemikleri bulunup mezar yapılmasına dahi izin verilmemesi durumu var. Kemikler üzerinde DNA testlerinin yapılması taleplerinin reddedilmesi, bütün bunlar Aleviler üzerindeki tarihi kinin sonucudur. Bu kin günümüzde de devam ediyor. Eğer o kin devam etmemiş olsaydı en azından tarihle yüzleşen bir cumhuriyet olurdu. Yüzleşseydi eğer demokrasiye kavuşan bir ülke olurdu. Ama ne Zini’de ne Dersim’de ne Koçgiri’de ne de devamında gelen Maraş, Çorum, Sivas, Gazi, 10 Ekim, Roboski, daha aklınıza gelecek bütün katliamlarla yüzleşmeyen, ısrarla bunda da inat eden yaklaşım biçimi ile de ülke her gün demokrasiden uzaklaşıyor. Demokrasiden uzaklaşınca da eşitlikten uzaklaşıyor ve dolayısıyla yoksullukla da boy ölçüşen bir ülke haline geldi. Bu yönüyle düşünüldüğünde yapılacak anma etkinliğini çok değerli buluyoruz. Tarihin gerçeklerinin açığa çıkması açısından Zini’yi çok önemsiyoruz ve orada olacağız.”
PİRHA-Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Zini gediği Katliamı ile ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Fırat, “Zini Gediği Katliamı emrini verenlerin; katliama katılan komutanlar ve askerlerin üzerindeki sis perdesini aralamak için o dönem 9. Kolordu ve 3. Tümen ve bağlı birliklerde görev yapan komutanların isimlerini açıklamayı düşünüyor musunuz?” diye sordu.
Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 8 Ağustos 1938’de Alevi toplumuna yönelik katliamlardan biri olan Zini Gediği Katliamı’nı meclise taşıdı. Katliamın açığa çıkarılması, katliamla yüzleşilmesi ve ailelerin tüm meşru taleplerinin yerine getirilmesi için İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması için soru önergesi verdi.
“SİZ KIZILBAŞSINIZ” DENEREK ZİNİ GEDİĞİ’NE KADAR YÜRÜTÜLDÜLER”
Fiziki ve kültürel imhanın bütün yönleriyle açığa çıkarılması, katliamla yüzleşilmesi ve ailelerin tüm meşru taleplerinin istisnasız yerine getirilmesinin elzem olduğuna vurgu yapan Celal Fırat, soru önergesinin gerekçesinde şunları hatırlattı:
“Zini Gediği Katliamı’nın 8 Ağustos 1938 sabahı askerler, o zaman Dersim sınırları içerisinde olan (bugün Erzincan sınırları içerisinde) Surbahan ve çevre köylere gelirler. Albay Reşat Hallı’nın Genelkurmay Başkanlığı belgelerine dayanarak yazdığı ‘Türkiye Cumhuriyeti’nde Ayaklanmalar’ adlı kitabında belirtildiğine göre o gün (8 Ağustos 1938) 9. Kolordu Karargahı ve bağlı birlikler Surbahan’da; 3. Tümen ve bağlı birlikler de Zeyni (Zini) Gediği’ndedirler. (s.450) Görevli askerler 100 kadar Alevi erkeği, devrilen bir kamyonu kurtarma bahanesi ile toplarlar. Köylüler üç gün bir ahırda tutulurlar. Aralarında şehir esnafından kişiler olduğu gibi ortaokul öğrencileri, muhtarlar, çeşitli mesleklerden insanlar da vardır. 3 gün sonra yaşları 17 ile 80 arasında değişen 100’e yakın köylü iplerle birbirlerine bağlanırlar. Köylülerin yakınları, çoluk çocuk, kadın herkes bağrış çağrış feryat içindedirler.
“Siz Kızılbaşsınız” denerek yürütülürler, ta ki Ovacık sınırında olan 3200 metredeki Zini Gediği’ne kadar. Burada kurşuna dizilirler. 3 kişi kaçabilir. İkisi yakalanır, başları taşla ezilir. 1 kişi ise kaçabilir ama bağırsakları dışarıdadır, bir müddet sonra ölür. Katledilen köylülerin cesetleri öylece bırakılır ortada. Yasak bölge olduğu için yıllarca kimse gidemez Zini Gediği’ne. 1950’li yılların başında ancak insanlar gidebilirler. Ve orada üst üste yığılmış kemikleri görürler.
Ne öldürülenler ne de yakınları hiçbir zaman bu kişilerin neden toplanıp öldürüldüğünü öğrenemezler. Katledilen köylülerin aileleri Balıkesir ve Edirne başta olmak üzere hiç bilmedikleri, tanımadıkları batı illerine 10 yıl geri dönmemek şartı ile sürgüne gönderildiler.
Erzincan’ın Surbahan, Mağaçur, Kismikor, Balıbey, Brastik, Mollaköy ve Girlevik’ten birbirlerine iplerle bağlanarak başlayan ve 3200 metre yükseklikte ıssız bir dağ başından Ovacık’a bakan Zini Gediği’nde kurşuna dizilen Alevi köylerinden toplanan 100’e yakın erkeğin DNA tetkiklerinin yapılması ve naaşların ailelere teslim edilmesini talepleri, yapılan başvurular neticesinde Türk yargı sisteminde takipsizlik kararı ile kapatılmıştır. Dava, 2012 yılından beri AİHM’de sürmektedir.”
Katledilenlerin çocuklarının 8 Temmuz 2014 tarihinde demir ve çimento kullanılmadan ve tamamen oradaki doğal taşlardan bir anma mekânı yaptıklarını belirten Fırat, “Ancak taşlarla yapılan anma mekanı bile 2020 Ağustos ayında kimliği belirsiz kişilerce saldırıya uğramış ve anıtın içinde bulunan kemikler etrafa saçılmıştır. 1. Dünya savaşı diye anılan emperyalist paylaşım savaşlarında Anzaklar, 1915 yılında Çanakkale’de işgal kuvvetleri adına savaşa katılmış ve her yıl savaşta kaybettikleri askerleri adına 25 Nisan’da anma törenleri düzenlemektedir.
Osmanlı topraklarını işgal etmeye gelenlerin ata dedelerini ziyaret etmelerine, anma günü düzenlemelerine saygı gösterilmekte, ancak, kendi coğrafyamızda bizlere ait ata dedelerimizin mezar yerlerine, onların kemiklerine işkence edilmekte, anma yapılmasının önüne engel çıkarılmaktadır. Doğal anıt mezarları tahrip edilmektedir” diye belirtti.
Millet Vekili Celal Fırat İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:
1- 1938 yılında Erzincan Zini Gediğinde Alevi köylerinden toplanan yüze yakın yurttaşımızın kurşuna dizilmesi vakasının araştırılması için bir ilk adım olarak TBMM Dilekçe Komisyonu bünyesinde toplanan Dersim Arşivini kamuoyuna açmayı düşünüyor musunuz?
2- Zini Gediği Katliamı emrini verenlerin; katliama katılan komutanlar ve askerlerin üzerindeki sis perdesini aralamak için o dönem 9. Kolordu ve 3. Tümen ve bağlı birliklerde görev yapan komutanların isimlerini açıklamayı düşünüyor musunuz?
3- Zini Gediği Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin ailelerinin, atalarını anma ve onlar için mezar yapma çabalarına çıkarılan engellerin aşılması için bir adım atmayı düşünüyor musunuz?
PİRHA- 8 Ağustos 1938’de Erzincan’ın Kılıçkaya köyünden Zini Gediği’ne götürülerek kurşuna dizilen 97 Alevi anılıyor. Kılıçkaya köyünde ‘Zini Gediği Anma Mekanı’ ve ‘Ateş Çemberi’ olarak inşa edilen yerde katledilenler anısına deyişler okunup semah dönüldü.
Dersim Katliamı’nın yapıldığı dönemde 8 Ağustos 1938’de, herhangi bir sebep belirtilmeden köylerinden askerler tarafından toplanan 97 Alevi yurttaş, iple birbirine bağlı olarak götürüldükleri Zini Gediği’nde topluca kurşuna dizilerek katledildiler.
97 Alevinin sebepsiz yere katledilmelerinin acısı dinmiyor. Katliamda yakınlarını kaybedenlerin oluşturduğu Zini Gediği İnisiyatifi öncülüğünde 97 can için, 7 Ağustos’ta Zini Gediği’ne kilometrelerce yürüyüş yapılarak, katledildikleri yerde gülbenkler okunup ağıtlar yakıldı, 8 Ağustos’ta ise Kılıçkaya köyünde bir panel düzenlenerek, katledilenler anıldı, kayıp yakınlarının talepleri dile getirildi.
Zini Gediği İnisiyatifi, 97 Alevinin anısına 8 Temmuz 2014’te, ‘Zini Gediği Anma Mekanı’ ve ‘Ateş Çemberi’ inşa etmişti.
Dün de ‘Ateş Çemberi’nde yakılan ateşle ve deyişler eşliğinde dönülen semahla katledilen canlar anıldı.
Kılıçkaya Sema Kaygusuz’un “Yüzünde Bir Yer” romanından şu alıntıyı da paylaştı:
“Bundan yetmiş küsur yıl önce, henüz bir kıvılcım, ateşin dibindeki kızgın taş, yanmaya başlar başlamaz çıtırdayan kuru dallar denli yalın bir niteliğin vardı. Bir dağ yamacındaki gümüşkırı kayaçların gözüyle bakıyordun olan bitene. Bir mekândın orada. Mekâna yayılan tinsellik sen içre kalıcı bir ruh haliydi. O gün hem kendini yanan alev, hem de ateşte ısınan insandın.”
PİRHA- Zini Gediği’nde katledilen 97 can katliamın 85. yılında Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde anıldı. Kürt ve Alevi coğrafyasında katliamın insansızlaştırma, demografik değişim ve asimilasyon ile devam ettiği vurgusu yapılan anmada devletin katliamlarla yüzleşmesi çağrısında bulunuldu.
1938’de Erzincan Kılıçkaya ve çevre köylerinden toplanarak Zini Gediği’nde katledilen 97 can anıldı. Anma programına Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Sekreteri Erdal Kılıçkaya, Zini Gediği İnisiyatifi, Yeşil Sol Parti Milletvekilleri Ayten Kordu ve Celal Fırat, Sosyolog Prof. Dr. Şükrü Aslan ve Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Başkanı Özkan Tacer’in yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
Zini Katliamı’nda katledilenler 85. yılındaki anma programında ‘Zini Katliamını unutmadık’ ve ‘Zini Gediği’nde katledilen canlarımızı anıyoruz’ pankartları açıldı. Pir Mehmet Gazi’nin verdiği gülbenklerle katledilenler anılarak çerağlar uyandırıldı. Katliamda yaşamını yitirenler anısına gerçekleşen 1 dakikalık saygı duruşu sonrasında program başladı.
Zini Katliamında yaşamını yitirenlerin isminin okunduğu anmada katılımcılar hep bir ağızdan ‘burada’ dediği anma etkinliğinde Kırmanci ağıtlar okundu.
KILIÇKAYA: SÖZ KONUSU FİZİKİ BE KÜLTÜREL İMHAYDI
Zini Gediği İnisiyatifi Sorumlusu/Sözcüsü Erdal Kılıçkaya, Zini Gediği Katliamı’nda katledilenler için inşa edilen iki anıtın saldırıya uğradığını ve köy içinde yapılan ateş çemberinin dereye atıldığını belirterek, “Yıllarca yasaklı bölge ilan edildiği için insanlar yakınlarının kemiklerini yıllar sonra buldular. Kurda kuşa yem olmuşlardı. Aileleri zorunlu sürgüne gönderildi. Söz konusu olan fiziki ve kültürel imhaydı. Bu kırımı hatırlatmak, Türkiye’yi iktidarıyla, toplumuyla ve geçmişi ile yüzleşmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.
ŞÜKRÜ ASLAN: HAFIZAYI OLUŞTURMALIYIZ
Anmada söz alan Sosyolog Prof. Dr. Şükrü Aslan, katliamı belgelemenin dışında mekan ve hafıza oluşturmanın ihtiyaç olduğuna işaret ederek, “Zini Katliamını yerinde gördüğümüzde amacımız bir hafıza mekanı kurmaktı. Kılıçkaya köyü ve katliamın olduğu yerde iki hafıza merkezi tasarladık. Katliamda yaşamını yitirenler için doğal taşlardan bir yapı oluşturduk ve beton kullanmadık. Bütün kemikleri toplayıp içerisine koyduk. Yüzleşmek o kadar önemli ama ona müsaade edilmedi. Arşivlerin açık olduğu, dilekçeye cevap alınabilen bir ülke olsa katliamda yer alan askerlerin ismini dahi öğrenebiliriz. Onların çocuklarını yüzleşmeye davet etmek gerekir. Yasak mıntıkanın en önemli özelliği; toplu katliamların tamamı yasak mıntıkada yapılıyor. Yasak olduğu için kimse giremiyor ve cenazeler kurda kuşa yem oluyor. Bu ülke bu katliamı bir sorun görmeye devam ettikçe nasıl ileriye gidecek? Bizim mezar taşlarımızın hikayesi artık anadilinde yazılıyor. Hafızamızı orada görünür kılıyoruz. Onların artık hikayeleri ve mezar taşları var. Ama bu yeterli değil, daha fazlası yapmamız gerekiyor. Katliamı sadece belgelemek dışında mekan ve hafızayı topluma götürmemiz gerekiyor. Bizler belki göremeyeceğiz ama bu ülke katliamlarla yüzleşecektir” diye konuştu.
AYTEN KORDU:ALEVİLER VE KÜRTLERİ BEKLEYEN TEHLİKELER VAR
Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, faşizmin Aleviler ve Kürtlere yeni katliamlar yaşatmak istediğini belirterek, “Dersim’de soykırımda yaşamını yitirenleri anıyoruz. Biz buna tertele ve soykırım dedik. Zini Gediği’de 38’in bir kırımıdır. Mezarı olmayan çok insanlarımız var, çok azı açığa çıkarıldı. Faşist zihniyetin katliamın üstünü örtme çabaları bizleri şaşırtmıyor. Katliam ve asimilasyon projesinin devamı olarak bunlar devam ediyor. Faşizm devam ettikçe biz Kürtleri- Alevileri bekleyen tehlikeler olacaktır. Mücadeleyi hep birlikte yürüteceğiz. Dersim ve Kürt coğrafyasında soykırımlar gerçekliği var” dedi.
CELAL FIRAT: CUMHURİYETİN İLK YÜZYILI ALEVİLERE ÇOKÇA KATLİAM GETİRDİ
Cumhuriyetin ilk yüzyılında Alevilerin çoklu soykırımlara maruz kaldığını söyleyen Yeşil Sol Parti Milletvekili Celal Fırat, “Cumhuriyetin birinci yüzyılında katliamlara maruz kaldık. Halkları düşmanlaştırdılar. Katliamlarla karşı karşıya gelen halkaların bir arada olması lazım. Bu coğrafyada ziyaretlerimiz, inancımız farklık imliklere büründürülmek isteniyor. Erdoğan bu arşivleri açmak ile mükelleftir. Katledilenler için bir taş koymamıza dahi karşı olan bir Yezit zihniyet var. Savaş politikalarıyla insanları katlederek, coğrafyamızı yakarak büyük devlet olunmaz” ifadelerini kulandı.
MAÇOĞLU: TOPLUM HAFIZAYI UNUTMAZ!
“38 öncesi ve sonrası Mezopotamya toprakları çokça katliamların gören topraklardır” diyen Dersim Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu ise, “38 öncesi ve sonrası Mezopotamya toprakları çokça katliamların gören topraklardır. Türkiye halkları birlikte yaşamayı seçti. Katliamları görüldüğü her alanda birbiri ile buluşması, acılarını paylaşması ve bir hafıza oluşturması lazım. Sistem kendisi gibi düşünmeyene yöneliyor. Çıban başı demesinin de sebebi budur. Emin olabiliriz; gelecekte bu katliamla yüzleşip özür dileyecekler. Bu toplum o hafızayı unutmaz, o hafızayı dirileştirir. Karşımıza geçip yüzüme, gözümüzün içine bakacaklar. Katliamlar gören toplumlarla ortaklaşmamız lazım. Toplumun vicdanı kurumadan onların vicdanı kuruyacak” şeklinde konuştu.
MUSTAFA ASLAN: İKTİDAR, ALEVİLİĞE ALENİ SALDIRIYOR
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, AKP iktidarının Aleviliğe yönelik saldırıların aleni ve asimilasyon hedefli olduğunu dile getirerek, “Bu ülkede gözyaşı ve kan döküldü. Devleti yönetenleri biz Alevilerin iyi tanıması gerekiyor. Alevileri katlettiler, yeniden döndüler. Alevilerin yaşam alanlarını, ormanlarını ve inancını yok etmeye çalışıyorlar. O günün işbirlikçileri ile bugünün işbirlikçileri değişmiyor. AKP iktidarının diğer iktidarlardan farkı ise saldırılarını aleni yapıyor ve Alevilere Aleviliği katletmek için kullanıyor. Alevilerin köyleri taş ocakları ile nefes almada bile zorlanıyor. Dergahlarımıza, ocaklarımıza ve yolumuza sahip çıkmak gerekiyor. Akbelen katlediliyor, Cudi yok ediliyor. Acıları ayrıştırmaya değil, birleştirmeye ihtiyacımız var” diye belirtti.
CUMA ERÇE: YA YÜZLEŞECEĞİZ YA ÇÜRÜYECEĞİZ
Tarihle yüzleşmenin ancak bilmekle mümkün olacağına vurgu yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Cuma Erçe, “Tarihle yüzleşmek ancak bilmekte geçiyor. Coğrafyanın her yerinde kan var. Bütün acılar arasında bir köprü kurmak zorundayız. Akbelen’le Cudi, Madımak ile Zini Gediği arasında köprü kurmak durumundayız. Ya çürüyeceğiz yada yüzleşeceğiz. Katliamcılar yaptıklarını haklı görüyorlar, arkasındalar ve savunuyorlar. Hiçbir katliamı yanlışlıkla yapmış değiller, hepsi planlı. Biz bu katliamları ülke sınırlarının dışına taşımalıyız” dedi.
MUSA KULU: ALEVİ VE KÜRT COĞRAFYASI HEDEFLENDİ
Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu da, coğrafyadan Raa Haq inancının ve toplumsal hafızasının yok edilmesinin planlandığını ifade ederek, “Zini Gediği’nde talipten pire, çocuktan kadına herkes katledildi. Bu topraklardan Alevilerden, Kürtlerden ve toplumsal hafızadan silinmek istendi. Kürt ve Alevi coğrafyasını devlet eli geçirdi. Çetin bir ceviz vardı, Raa Haq coğrafyası idi. Ondan eser bırakmayacaklardı. Bunun üzerine soykırımı kurguladılar. Coğrafyası insansızlaştırıp inancını asimilasyona tabi tuttular. Ama toplum artık hafızasına, inancına, coğrafyasına sahip çıkıyor” diye konuştu.
ÇANKAYA: DİRENEREK KAZANABİLİRİZ
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya ise “Bu coğrafyayı Alevisizleştirdiler. Alevisizleştirerek, Kürtleri sürgün etmenin projeleri tuttu. Geçmişte Erzincan denilince Aleviler akla gelirdi. 85 yıldır yaşlılarımız inancını gizlice yaşadılar. Yalnız sözlerle bu sorun çözülmez. Kurduğumuz mekanları devlet başka bir inanç merkezlerine benzetmek istiyor. Bizim görevimiz direnerek kazanmaktır” diyerek mücadele çağrısında bulundu.
KAYIP YAKINALRININ TALEPLERİ
Anmada kayıp yakınlarının talepleri şöyle sıralandı:
– Dereye yuvarlatılan Ateş Çember’i derhal yerine konmalıdır.
– Kılıçkaya Köyü’nde, Zini İnisiyatifi tarafından “Anıt Mekanı” olarak projelendirilen yer için bütçe temin edilmelidir.
– Devlet, kollektif travmalardaki sorumluluğunu açıkça üstlenmelidir.
– Devlet kollektif travmaları tanıdığını, tören, anıt, müze vb. projelerle somutlaştırmalıdır.
– Zini Gediği ve diğer kayıplarla ilgili arşivler mutlaka açılmalı ve bu konu siyasi hesaplar için istismar edilmemelidir.
– Mal ve can kaybı olanların, yerinden edilmişlerin maddi kayıpları , gerçek kayba orantılı bir şekilde tazmin edilmelidir.
– Zini Gediği ve diğer kayıpların ve yakınlarının onurları, itibarları ve haklarını iade eden resmi bir açıklama yapılmalıdır.
– 38 süreci ve sonrasında meydana gelen olaylarla ilgili sorumlulukların kabülünü ve gerçeklerin tanınmasını içerecek şekilde, kamuoyundan özür dilenmelidir.
– Meydana gelen ihlâllerin doğru bir anlatımı, uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk eğitimi ve çalışmalarına yönelik dokümanlara dahil edilmelidir.
– Ve en önemlisi ihlâllerin bir daha tekrar etmeyeceğine dair kamuoyuna garanti verilmelidir.
– Taleplerimiz kabul edilmediği sürece, ne kayıp canlarımızın ne de biz kayıp yakınlarının ruhu huzur bulmayacaktır.
– Acımıza ortak olan ve bu anmaya katkı sunan herkese selam ve hürmetle.
Anma Sanatçı Erdoğan Emir’in söyledi eserler sonrasında lokmaların paylaşılmasıyla son buldu.
PİRHA- 85 yıl önce Zini Gediği Katliamı’nda yaşamını yitiren 97 can, Zini Gediği’nde yapılan anıt mezar başında anıldı. Pir Mehmet Gazi, burada gülbeng okuyup ve ağıt yaktı.
8 Ağustos 1938’de Erzincan’ın Munzur’a bakan bir dağ köyünde, Surbahan ve çevre köylerden toplanan 97 Kürt Alevi yurttaş, saatlerce aç, susuz yürütülerek “yasak bölge” ilan edilen Erzincan Zini Gediği’nde kurşuna dizildiler.
Uzun yıllar boyunca Zini Gediği bölgesine gidilmesi yasaklandı, geride kalanlar yakınlarının kemiklerine sahip çıkamadı, yas hep devam etti. Geride kalan aileler köyleri boşaltmak zorunda bırakıldı; Balıkesir ve Edirne başta olmak üzere hiç bilmedikleri, tanımadıkları illere 10 yıl geri dönmemek şartı ile sürgüne gönderildiler.
1938’de Zini Gediği’nde 85 yıl önce katledilenler için bugün Zini Gediği İnisiyatifi öncülüğünde, Kılıçkaya köyünden Zini Gediği’nde yürüyüş yapıldı. 10 km boyunca Zini Gediği toplu mezarına yürüyen Aleviler, katledilenleri andı. Mezar başında konuşan Pir Mehmet Gazi, “Hepinizin bildiği gibi 85 sene önce hunharca ve haksızca katledilenler için buraya toplanmış bulunmaktayız. Değerli dostlar uzun bir yolculuktan sonra buraya gelebildik. Bugünki erkana el uzatan, gönül veren cümle canlara teşekkür ediyorum” dedi. Ardından Pir Mehmet Gazi gülbeng okuyup, ağıt yaktı.
PİRHA-1938’de gerçekleştirilen Zini Gediği Katliamı’nın 83. Yılında PİRHA’ya konuşan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Sekreteri Erdal Kılıçkaya, “Artık katliamlarla yüzleşilmesini, DNA testi yapılarak cesetlerin kayıp yakınlarına teslim edilmesini ve kayıp yakınları olarak devletten Zini Gediği’nde katledilen 100 kişi için özür bekliyoruz” dedi.
8 Ağustos 1938’de Erzincan’ın Munzur’a bakan dağlık bir köyünde, Surbahan ve çevre köylerden toplanan yaklaşık 100 köylü, saatlerce aç susuz yürütülerek “yasak bölge” ilan edilen Erzincan Zini Gediği’nde kurşuna dizildiler. Mezarları hiç olmadı; kurda kuşa yem olmak üzere o dağ başında toz ve toprak içerisinde öylece bırakıldılar.
Uzun yıllar boyunca Zini Gediği bölgesine gidilmesi yasaklandı, geride kalanlar yakınlarının kemiklerine sahip çıkamadı, yas hep devam etti. Geride kalan aileler köyleri boşaltmak zorunda bırakıldı; Balıkesir ve Edremit başta olmak üzere hiç bilmedikleri, tanımadıkları illere 10 yıl geri dönmemek şartı ile sürgüne gönderildiler.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Sekreteri Erdal Kılıçkaya, 8 Ağustos 1938’de gerçekleştirilen Zini Gediği Katliamının 83. Yıldönümüne ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“ZİNİ GEDİĞİ’NDE KATLEDİLENLERİN ÜZERLERİNE TOPRAK BİLE ATILMALARI FAZLA GÖRÜLMÜŞ”
Anadolu’da hangi taşı kaldırırsanız kaldırın altından insan kemiğinin çıktığını vurgulayan Kılıçkaya, “İnsanlar Alevi, Kürt, Ezidi ve Ermeni kemikleriyle dolu bir coğrafya üzerinde yaşamak zorunda bırakılmış. Tam da bu eksende 1938’de Erzincan’ın Kılıçkaya köyü ve diğer civar köylerden toplanan 100 kişi Zini Gediği’nde toplanarak silahlarla katledilmiş. Bölge yasak bölge ilan edildiği için geride kalanlar katledilenlerin cesetlerine dahi sahip çıkamamışlar. Bu da yetmezmiş gibi acıya maruz bırakılan ailelere bir ceza daha kesilerek geride kalan aileler Edremit, Çanakkale, Susurluk gibi yerlere sürgüne gönderilmiş. Kayıp yakınları yaklaşık 9 yıl geriye dönüş yasağı olduğu için köylerine dönüp cesetlerine dahi sahip çıkamamışlardır. Zini Gediği’nde 100’e yakın insanın cesedi kurda, kuşa yem olsun diye öylece bırakılmış ve üzerlerine bir kürek toprak bile atılmaları fazla görülmüş. Açıkta duran kemikler bu kadar yıl geçmesine rağmen orada duruyor” dedi.
“KEMİKLERİN DNA TESTİ YAPILMASI TALEBİ MAHKEMELERCE REDDEDİLDİ”
Yaklaşık 10 yıl önce Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’na kayıp yakınları olarak başvurduklarını belirten Kılıçkaya, “Bu kemiklerin DNA testi yapılarak kayıp yakınlarına teslim edilmesini ve böylece de kayıp yakınlarının istedikleri yere defin ederek en azından kayıplarını ziyaret edebilecekleri bir mezar yerleri olması gerektiği yönünde başvuru yaptık. Yaptığımız başvuru Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ışık hızıyla konunun araştırılmasına gerek yok diye cevap vererek talebimizi reddettiler, üst mahkemeye taşıdık oradan da ret kararı gelince konuyu AİHM’e taşıdık ama halen konuyla ilgili yanıt bekliyoruz” şeklinde konuştu.
“ARTIK KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMESİ GEREKİYOR”
Artık katliamlarla yüzleşilmesini, DNA testi yapılarak cesetlerin kayıp yakınlarına teslim edilmesini ve kayıp yakınları olarak devletten Zini Gediği Katliamı’nda katledilen 100 kişi için özür beklediklerini belirten Erdal Kılıçkaya konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Bütün bu çalışmaları yürütürken de düzenli olarak her 8 Ağustos’ta Zini Gediği Katliamı’nda kaybettiklerimizi Erzincan’ın Kılıçkaya köyünde anıyoruz. Bütün duyarlı insanları 8 Ağustos’ta ki Zini Gediği anmamıza bekliyoruz en azından unutmamak, unutturmamak ve bir daha böyle acıların yaşanmaması adına anma programımızda kendimizi yalnız hissetmek istemiyoruz. Biz hem Kılıçkaya köyüne hem de Zini Gediği’ne anıt mezar inşa etmek istedik kendi imkânlarımızla yaptığımız bu anıtı devletin kurumları yıktırdılar yani katlettikleri insanlara bir mum yakıp koyabileceğimiz yeri bile fazla gördüler.”
PİRHA- Zini Gediği İnisiyatifi, Canpolat Yakar’ın Hakk’a yürümesine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, katliamın aydınlatılması konusunda verdiği mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti. Açıklamada, Canpolat Yakar’ın çok acılar çektiği belirtilirken, Yakar’ın Zini Gediği Katliamı’nı resmi kayıtlara geçirdiğine de dikkat çekildi.
8 Ağustos 1938’de Erzincan’ın Munzur’a bakan dağlık bir köyü olan Surbahan (Kılıçkaya) ve çevre köylerden toplananların katledildiği Zini Gediği Katliamı‘nda babasını kaybeden Canpolat Yakar, yakalandığı Covid-19’dan kaynaklı dün Hakk’a yürüdü.
Zini Gediği İnisiyatifi, Canpolat Yakar’ın Hakk’a yürümesine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, “Koca yürekli Canpolat Yakar (Polat) Amca, Zini’de katledilen babasına kavuştu! Zini Gediği’nde ateş düştüğü yeri yaktı. Polat Amca, babasını yitirdiği bu katliamla yaşıttı. 83 yıl, dayanılması çok zor olan bu ağır yükü üzerinde taşıdı. Ve yüreği daha fazla bu yükü taşıyamadı” dedi.
Açıklama şöyle devam etti:
“Polat Amca dün Hakk’a yürüdü. Bilge kişiliği, misafirperverliği, muhabbeti ve mertliğiyle örnek bir insandı. Zini Gediği Katliamı’nda öldürülen Babası Nuri Yakar ve diğer katledilenlerin hakları için cesurca, yürekli bir şekilde, hep mücadele etti.
Polat Amca daha üç aylıkken, 19 yaşındaki babası Nuri Yakar Zini’de katledildikten sonra annesi ve iki kardeşiyle birlikte Balıkesir Susurluk İlçesi Mana Köyü’ne sürgün edildiler. Açlık ve hastalığa yakalandılar. Önce ağabeyi Hasan öldü. Sonra annesi Sümbül, ortanca oğlu Mustafa ile kaçak şekilde Erzincan’a döndü ama Mustafa da hastalığa yenildi. Sümbül Hanım yakalanınca Balıkesir’e geri gönderildi. Sürgün 1946’da bitti. Anne-oğul köye vardıklarında mülklerine el konduğunu gördüler. 1951’de, 30 yaşındaki Sümbül Hanım da öldü. Canpolat öksüz kaldığında henüz 13 yaşındaydı.
“ZİNİ GEDİĞİ KATLİAMI’NI KAYITLARA GEÇİRDİ”
Katliam tarihinden 73 yıl sonra, Zini kayıp yakınlarıyla birlikte, 9 Eylül 2011’de, Erzincan Cumhuriyet Savcılığı’na şikâyet dilekçesi verdi.
“Bu gece rahat uyuyacağım. 73 yıl sonra da olsa, onlar için bir şey yapabilmiş olmanın huzurunu yaşıyorum” dedi.
“Bunlar haksız yere öldürüldü. Niçin öldürüldüler? Babamızın suçunu bilelim. Toprak ona da aittir. Mezarı yok bu adamın! Sade onun değil, 97 kişinin mezarı yoktur. Haklarının iadesini istiyoruz. Biz de gururumuzla yaşayalım” cümlelerini ve Zini Gediği Katliamı’nı resmi kayıtlara geçirdi.
“SAYESİNDE ZİNİ GEDİĞİ KATLİAMI AİHM’YE TAŞINDI”
“Polat Amca’nın başlattığı hak arama mücadelesi sayesinde Zini Gediği Katliamı meselesi sadece Türkiye’nin değil, artık Avrupa’nın da meselesi oldu.
Onun kararlı duruşu sayesinde, Zini Katliamı davası Avrupa İnsan Hakları Mshkemesi’ne taşındı.
“Rüyamda, Babamın kemiklerinin üstümde dolandığını görüyorum” diyen Polat Akdağ, Zini Gediği’nde babasının kemiklerinin gerçekten de orta yerde durduğunu ve bunun bir rüya olmadığını bizzat yaşayarak gördü.
“ZİNİ ANMALARINA İLK GELEN OLURDU”
Her yıl 8 Ağustos’ta Erzincan’ın Kılıçkaya köyünde yapılan Zini anmalarına ilk gelen olur ve inatla, dirençle Babası Nuri Ağa’nın ve diğer kayıpların haklarının iade edilmesi, orta yerde duran kemiklerin DNA testlerinin yapılarak kayıp yakınlarına teslim edilmesi, babasının da bir mezar yerinin olması gerektiğini talep eden konuşmalar yapardı.
Ne yazık ki Zini Katliamı’nın son canlı tanıklarından birisi daha Hakk’a yürüdü.
“SENİ HEP ÖZLEYECEĞİZ, MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Polat Amca, seni hep özleyeceğiz. En az senin iraden ve kararlılığın ile mücadeleye devam edip, Zini davasını sonuçlandıracağız. Baban Nuri Ağa’ya ve Zini’de yitirdiğimiz 97 cana selamlarımızı götür. Devrin daim olsun koca yürek. Işıklar içinde uyu.. Ailesinin, sevenlerinin ve hepimizin başı sağ olsun.
PİRHA – HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Zini Gediği Anma Mekanı’nı tahrip edilmesine tepki göstererek, saldırganların bulunması için yetkilileri göreve çağırdı.
8 Ağustos 1938’de Zini Gediği’nde topluca kurşuna dizilen 100’e yakın Alevinin anıldığı Zini Gediği Anma Mekanı’nın tahrip edilmesine tepki gösteren Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda bir konuşma yaptı. Zini Gediği Anma Mekanı’nın yakılmasını kınayan Kenanoğlu, yetkilileri göreve çağırdı.
Kenanoğlu, Zini Gediği Katliamı’na ilişkin şu bilgilere yer verdi:
“8 Ağustos 1938’de herhangi bir suç isnadına, sorgulama ve/veya yargılamaya muhatap olmadıkları halde köylerinden, tarlalarından, evlerinden alınan 100 dolayında suçsuz/günahsız insan, aç-susuz saatlerce yürütülerek, Erzincan-Ovacık (Dersim) sınırında 2700 rakımlı Zini Gediğinde topluca kurşuna dizildiler. Erzincan’ın Kılıçkaya (eski adı Surbahan), Galolar, Magaçur, Brastik, Balibey, Kismikör köylerinden olan bu masumların ortak özelliği Alevi olmalarıydı. Bu katliamın olduğu dönemlerde Zini Gediği’nin de dahil olduğu bu alan ‘yasak bölge’ ilan edildi. Böylece katledilen masumların cesetleri kurda, kuşa, yılanlara yem edildi. Kendilerine bir mezar yeri ve kefen dahi fazla görüldü.”
Zini Katliamı’nda katledilenleri anmak için 8 Temmuz 2014 yılında bir anma mekanının yapıldığını hatırlatan Kenanoğlu, “Katledilenlerin çocukları 8 temmuz 2014 tarihinde oradaki taşları toplayarak bir anma mekanı yaptılar. Şimdi bu mekana bir saldırı oldu. Burası yıkıldı ve bu saldırıyı kim yaptı bilinmiyormuş. Bu saldırıyı kınıyor ve sorumlularını açıklamaya davet ediyorum. Yetkilileri bu konuda göreve çağırıyorum” ifadelerini kullandı.
PİRHA – HDP Milletvekili Zeynel Özen, 8 Ağustos 1938’de Zini Gediği’nde topluca kurşuna dizilen 100’e yakın Alevinin anıldığı Zini Gediği Anma Mekanı’nın tahrip edilmesini İçişleri Bakanı Soylu’ya sordu. Özen, bunu yapanların hukuk önünde hesap vermelerini istedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP)İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Zini Gediği Anma Mekanı’nın tahrip edilmesini İçişleri Bakanı Soylu’ya sordu.
Geçtiğimiz günlerde Zini Gediği’ndeki söz konusu Anma Mekanı’nın bilinmeyen kişilerce yıkılıp, yerle bir edilerek içindeki kemiklerin yeniden ortalığa dağıtıldığını belirten Özen, “Zini Gediği Anma Mekanı’nı yıkan ve yıktıranlarından dayandığı ırkçılık ve vandalizm, gelecek kuşakların barış arayışına da ciddi bir tehdittir. Bu nedenle Zini Gediği Anma Mekanı’mıza yapılan vahşetin sorumluları kimler ise derhal bulunup, hukuk önünde hesap vermelilerdir” dedi.
Özen, Soylu’nun yanıtlaması için verdiği önergede şunlara dikkat çekti:
“Dersim Katliamı sürecinde 8 Ağustos 1938’de herhangi bir sorgulama ve yargılama olmadan köylerinden, tarlalarından, evlerinden toplanan 100 civarında insan, aç ve susuz bir halde saatlerce yürütülerek, Erzincan-Ovacık (Dersim) sınırında 2700 rakımlı Zini Gediği’nde topluca kurşuna dizildiler. Erzincan’ın Kılıçkaya (Surbahan), Galolar, Magaçur, Brastik, Balibey, Kismikör köylerinden olan bu masumların hepsinin ortak özelliği Alevi olmalarıydı. Bu katliamın olduğu dönemlerde Zini Gediği’nin de dahil olduğu bu alan yasak bölge ilan edildi. Böylece katledilen masumların cesetleri kurda, kuşa, yılanlara yem edildi. Kendilerine bir mezar yeri ve kefen dahi fazla görüldü. 1950’li yıllarda “yasak bölge” uygulaması bittiğinde Zini Gediğine giden köylüler ortalığa saçılmış kemikleri gördüler.
Katledilenlerin çocukları ve torunları olan o bölgedeki Alevi canlar, “Zini Gediği İnisiyatifi” olarak atalarının anısına, ulaşımı oldukça zor olan ve kemiklerin hala orta yerde duran Zini Gediğinde 8 Temmuz 2014 tarihinde oradaki taşları toplayarak, kemikleri içinde topladıkları ve mum yakabilecekleri sade bir Anma Mekanı yaptılar. O günden bu yana her yıl 8 Ağustos günü bir kaç saat yürümeyi gerektiren bu Anma Mekanı’nda toplanarak atalarını anmakta; anılarına mumlar yakıp, gülbenkler okumaktaydılar.”
Bu bağlamda HDP’li Özen, Bakan Soylu’ya şu soruları yöneltti:
Zini Gediği’ndeki anıt mezarlar kimler tarafından bu saldırılara maruz kalmıştır?
Zini Gediği’ndeki Anma Mekanı’ndaki anıt mezarlara gerçekleştirilen bu insanlık dışı saldırıya dair bakanlığına bağlı birimlerin herhangi bir soruşturması mevcut mudur?
Bu saldırıya dair bir soruşturma mevcut ise kamuoyuna soruşturmanın içeriği hakkında şeffaf ve doyurucu bir açıklamada bulunulacak mıdır?
Bu saldırıyla ilgili gözaltına alınan kimse var mıdır?
Türkiye’deki Alevi ibadethane ve mezarlıklarına yönelik devam eden benzeri saldırıların önlenmesi için herhangi bir çalışmanız var mıdır? PİRHA/ ANKARA
PİRHA – Erzincan’da 1938 yılında Zini Gediği’nde topluca kurşuna dizilenlerin anısına 8 Temmuz 2014 tarihinde inşa edilen Zini Gediği Anma-Hatırlama Mekanı henüz kimliği belirlenemeyen kişilerce yıkıldı. Yazılı bir açıklamayla tepki gösteren Zini Gediği İnsiyatifi, “Anma Mekanı’mıza yapılan vahşetin sorumluları kimler ise derhal bulunmasını ve hukuk önünde hesap sorulmasını talep ediyoruz” dedi.
Zini Gediği İnsiyatifi tarafından yapılan açıklamaya göre, Erzincan’da 1938 yılında Zini Gediği’nde topluca kurşuna dizilenlerin anısına 8 Temmuz 2014 tarihinde inşa edilen Zini Gediği Anma-Hatırlama Mekanı bilinmeyen kişilerce yıkıldı.
“Bu barbarlığı yapanları affetmiyoruz/affetmeyeceğiz” denilen açıklamada, “1938 Dersim tertelesi günlerinde Erzincan/Ovacık sınırındaki Zini Gediği’nde topluca kurşuna dizilen atalarımız anısına 8 Temmuz 2014 tarihinde inşa ettiğimiz Zini Gediği Anma-Hatırlama Mekanı “bilinmeyen” kişilerce yıkıldı. Kısa bir süre önce gerçekleştirilen bu barbarlığa kamuoyunun ve ilgililerin dikkatini çekmek istiyoruz” denildi.
Zini Gediği’nde Ne Olmuştu ?
8 Ağustos 1938’de herhangi bir suç isnadına, sorgulama ve/veya yargılamaya muhatap olmadıkları halde köylerinden, tarlalarından, evlerinden alınan 100 dolayında suçsuz/günahsız insan, aç-susuz saatlerce yürütülerek, Erzincan-Ovacık (Dersim) sınırında 2700 rakımlı Zini Gediğinde topluca kurşuna dizildiler. Erzincan’ın Kılıçkaya (eski adı Surbahan), Galolar, Magaçur, Brastik, Balibey, Kismikör köylerinden olan bu masumların ortak özelliği Alevi olmalarıydı.
Bu katliamın olduğu dönemlerde Zini Gediği’nin de dahil olduğu bu alan ‘yasak bölge’ ilan edildi. Böylece katledilen masumların cesetleri kurda, kuşa, yılanlara yem edildi. Kendilerine bir mezar yeri ve kefen dahi fazla görüldü.
Bu masumların geride kalan akrabaları ise kadın, çocuk, yaşlı demeden ülkenin batısındaki vilayetlerin köylerine ve birbirlerini on yıl süreyle görmeleri bile yasaklanarak sürgün edildiler. Yıllar böyle geçti. Sorgu sual bile edilemedi bu vahşet. 1950’li yıllarda “yasak bölge” uygulaması bittiğinde Zini Gediğine giden köylüler ortalığa saçılmış kemikleri gördüler. En zalimlerin vicdanını bile yaralayacak bu vahşete konu olan katliamın öyküsü kulaklara fısıldandı, yeni kuşaklara aktarıldı.
Nihayet katledilenlerin çocukları ve torunları olarak bizler atalarımızın anısına, ulaşımı oldukça çetin olan ve kemiklerin hala orta yerde olduğu Zini Gediği’nde 8 Temmuz 2014 tarihinde oradaki taşları toplayarak kemikleri içinde topladığımız ve mum yakabileceğimiz bir sade Anma Mekanı yaptık. O günden bu yana her yıl 8 Ağustos günü bir kaç saat yürümeyi gerektiren bu Anma Mekanı’nda toplanarak atalarımızı anmakta; anılarına mumlar yakıp, gülbenkler okumaktayız.
Bu Anma Mekanı sadece katledilenlerin torunları olarak bizlerin değil, insanlık adına bu vahşetten rahatsız olan herkesin ziyaret edebileceği ve ölülerimiz ile kalanlarımız arasındaki somut tek kültürel mekan oldu.
Geçtiğimiz günlerde Zini Gediği’ndeki sözkonusu Anma Mekanımız bilinmeyen kişilerce yıkılıp, yerle bir edildi. Demir ve çimento kullanılmadan ve tamamen oradaki doğal taşlardan yapılmış bu masumların mekanı ve içindeki kemikler yeniden ortalığa dağıtıldı. Ölülerimize saygı göstermeyenler, onların anısına da ve en temel insani hakkımız olan ölülerimizi anmamıza da tahammül edemedi.
Elbette bizler atalarımızı daha büyük bir özlemle, daha derin bir bağlılıkla anmaya devam edeceğiz. Elbette onların aziz hatırasını yaşatacağız ve bunun bir parçası olarak Anma Mekanımızın olduğu yerde her zamanki gibi yeniden ve daha güçlü toplanacağız. Elbetteki onların hatırasını yaşatacak mekanları inşa etmeye devam edeceğiz. Bunu, ilgili kamuoyunun bilmesini isteriz.
Fakat Zini Gediği Anma Mekanı’nı yıkan veya yıktıranları ve bunun arkaplanında yer alan düşünsel iklimi şiddetle lanetliyoruz. Bu vandalizmin, gelecek kuşakların barış arayışına da ciddi bir tehdit olduğunun altını çizmek istiyoruz. Bu nedenle Anma Mekanı’mıza yapılan vahşetin sorumluları kimler ise derhal bulunmasını ve hukuk önünde hesap sorulmasını talep ediyoruz.