Etiket: ziraat muhendisler odası

  • Ziraat Mühendisleri Odası “Dünya çiftçiler günü kutlu olsun, tarımsal seferberlik ilan edilsin”

    Ziraat Mühendisleri Odası “Dünya çiftçiler günü kutlu olsun, tarımsal seferberlik ilan edilsin”

    PİRHA – TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Remzi Suiçmez, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Mesajında çiftçilerin karşılaştığı sorunlara değinen Suiçmez, “Ülke ve bölgeler düzeyinde büyük ova koruma alanları başta olmak üzere korunan ve sulanan tarım arazilerimizde üretim miktarı artışı, ürün çeşitliliği, üretim sürekliliğini sağlayacak ve Tarım Kanunu`na göre belirlenen zamanında ödenecek somut desteklerle yönlendirilecek “Tarımsal Üretim Planlaması”na geçilmelidir” dedi.

    14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Remzi Suiçmez imzası ile yayınlanan mesajda Türkiye’nin tarım politikasının güçlendirilmesi adına yeni ve somut politikaların devreye sokulması için hükümete çağrı yapıldı. Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Remzi Suiçmez “Açlığın, kıtlığın, gıda savaşlarının yaşanmadığı bir dünyada gıda egemenliği, gıda güvenliği ve gıda güvencesinin sağlanarak üreticilerimizle ve türketicilerimizle birlikte tüm yurttaşlarımızın sağlıklı bir çevrede refah içerisinde mutlu yaşaması temel amacımızdır” dedi.

    “SÖZLEŞMELİ ÜRETİM MODELİ İLE ÇİFTÇİLER SÖMÜRÜLÜYOR”

    TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Remzi Suiçmez açıklamasına Covid-19 salgını sonrasında hükümetin kendi çiftçilerini desteklemek yerine yurtdışından satın almaya gitmesi eleştirildi. Suiçmez açıklamasına; “Ülkemizin tarımsal üretiminde yaşanan yapısal sorunlara kalıcı çözümler bulunmadan, Covid-19 salgınıyla beraber bunlara her geçen gün yenilerinin eklenmesi, sorunları dışalımcı politikalarla çözmeye yönelik kolaycı yaklaşımların hız kesmeden devam etmesi, girdi fiyatlarının yüksekliği nedeni ile kâr elde edemeyen çiftçilerimizin üretmekten vazgeçmesi ve üretim alanını terk etmesi, örgütlü mücadelenin yaygınlaşmaması nedeniyle üretenlerin “sözleşmeli üretim” modeliyle sömürülmesi, tüketicilerin ucuz ve güvenilir gıdaya ulaşmakta zorluklar yaşaması ülkemizin yaşanan gerçekleridir” diyerek başladı.

    “BİR AN ÖNCE ÜRETİM ODAKLI KAMUCU TARIM POLİTİKASI UYGULANMALIDIR”

    Hükümetin yerli üretimi desteklemek yerine uluslararası ticaret seçeneğini kullanarak dışarıdan tarım ürünleri ithal etmesinin tarihsel sürecinden de bahseden Başkan Remzi Suiçmez, kamucu tarım politikasının bir anca önce uygulamaya konulmasını gerektiğini belirterek açıklamasına şöyle devam etti: “Ülkemizde 1980’li yıllardan beri uygulanmakta olan neoliberal tarım politikaları sonucunda tarım sektörümüz ve çiftçilerimiz çok ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Covid-19 salgını sürecinde ülkeler sınırları kapatmakta, üretim azalmakta, dış ticaret hacmi daralmakta ve korumacılık önlemleri artmaktadır. Dünya ölçeğinde yeniden gündeme gelen korumacı tercihlerden ders çıkararak, ülkemizdeki dışa bağımlı neoliberal politikalar yerine bir an önce üretim odaklı ulusal çıkarlara yönelik “kamucu tarım politikası” değişikliğine gidilmelidir”

    “TARIMSAL ÜRETİM SEFERBERLİĞİ İLAN EDİN, MALİYETLERİ DÜŞÜRÜN”

    Koronavirüs salgını karşısında çiftçilerin süreçe katkı sunabilmesi adına devlet eliyle güçlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği açıklamada “Öncelikle tarım arazilerimizi koruyacak şekilde ülke düzeyinde “Arazi Kullanım Planlaması” yapılmalıdır. Ülke ve bölgeler düzeyinde büyük ova koruma alanları başta olmak üzere korunan ve sulanan tarım arazilerimizde üretim miktarı artışı, ürün çeşitliliği, üretim sürekliliğini sağlayacak ve Tarım Kanunu`na göre belirlenen zamanında ödenecek somut desteklerle yönlendirilecek “Tarımsal Üretim Planlaması”na geçilmelidir. “Tarımsal Üretim Seferberliği” ilan edilmeli, girdi maliyetleri düşürülmeli, ucuz kredi olanakları oluşturulmalı, artırılacak ürün ve girdi destekleri üretime ve üretene verilmelidir. Ar-Ge çalışmalarına ciddi yatırım yapılarak yerli girdi ve teknoloji üretimine yönelik çalışmalar hızlandırılmalıdır. Tarımsal hammadde ve ürün dışalımı kısıtlanmalı, dışsatım olanakları artırılmalıdır. Kooperatifçilik desteklenmeli, gıda tedarik zincirinin tüm aşamaları yeniden düzenlenmelidir. Kırsal alanları geliştirecek, ülkemiz gerçeği olan küçük aile işletmeciliğini destekleyecek, çiftçilerimizin refah düzeyini artırma kadar sosyal hayatın daha fazla içinde yer almasını sağlayacak önlemler alınmalıdır. Belki de en önemlisi tüm tüketicileri fedakarca doyurmasına karşın önünü görmekte zorlanan üreticilerimize hak ettiği değer verilmeli, çiftçilerimizin morali yükseltilmeli ve kamu yönetimine olan güveni tazelenmelidir” denildi.

    “14 MAYIS DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN”

    TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Remzi Suiçmez açıklamasını “Bilimi çiftçi ve toprak ile buluşturan, tarımsal üretimin her aşamasında çiftçilerimizle birlikte olan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak, çiftçilerimizin alın terinin ve emeğinin en yüce değer olarak görüleceği günler dileğiyle, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kutlu olsun” diyerek sonlandırdı.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • ZMO: Ziraat Mühendisliği mesleği dışlanarak ülkemizde tarım ve gıda sorunları çözülemez

    ZMO: Ziraat Mühendisliği mesleği dışlanarak ülkemizde tarım ve gıda sorunları çözülemez

    PİRHA-TMOOB Ziraat Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisliği mesleği dışlanarak ülkemizde tarım ve gıda sorunları çözülemez şiarıyla basın açıklaması yaptı. Oda, yaptığı açıklamada, “Tarım ve Orman Bakanlığı COVID-19 Komisyonu” içerinde Ziraat Mühendisliği mesleğimizin ve meslektaşlarımızın dışlanmasını şiddetle kınıyoruz” dedi. 

    TMOOB Ziraat Mühendisleri Odası merkez binasında basın açıklaması yaptı.

    Ziraat Mühendisliği mesleğinin dışlandığını belirten Ziraat Mühendisleri Odası açıklaması şöyle:

    “Ülkemiz tarım sektöründeki kronik sorunların çözümü, öncelikle “tarım/ziraat” tanımında uzlaşmakla başlar. Ülkemizde “tarım/ziraat” tanımı, çoğu kez, yanlış biçimde “tarım ve hayvancılık” olarak kullanılmaktadır. Bu ayrım, “mesleki taassup”la kasıtlı olarak gündeme getirilme dışında, yanlıştır.

    Tarım, “bitkisel ve hayvansal üretimi” birlikte kapsayan bir faaliyettir. Tarım, hayvancılık faaliyetlerini de kapsayan bir çerçeve tanımdır. Türk Dil Kurumu`na göre, Tarım; “Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda korunması, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanması, ziraat” olarak tanımlanmıştır.

    “Tarım ve hayvancılık” yanlış ayrımı, bazen ilgili Bakanlık adında bile yer alabilmiştir. Ülkemiz kamu yönetimi yapısı içerisinde Tarım Bakanlığı`nın kurumsal adı, sırasıyla; Ziraat Vekâleti (Tarım Bakanlığı)/Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı/ Tarım ve Orman Bakanlığı/ Tarım Orman ve Köy işleri Bakanlığı/ Tarım ve Köy işleri Bakanlığı/ Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı/ Tarım ve Orman Bakanlığı şeklinde olmuştur.

    “BAKANLIĞIN ADI ‘TARIM BAKANLIĞI’ OLMALI”

    TMMOB ZMO olarak geçmişten bugüne önerimiz, Bakanlığın adının  “Tarım Bakanlığı” olmasıdır.

    Tarım sektörümüzün en önemli sorunlarından bir diğeri, Tarım Bakanlığı yapan kişilerin büyük çoğunluğunun mesleğin içinden gelmemesi nedeniyle sektöre yönelik gerçekçi ve sağlıklı politikalar oluşturulamamasıdır.

    “UYARIMIZI YİNELİYORUZ”

    TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak; ülkeyi yönetenlerin özellikle bu dönemde dışlayıcı değil, tarım ve gıda sektörünün tüm bileşenlerini sürece katarak bilimsel önlemlerle krizi yönetmeleri gerektiğini belirtmiştik. Uyarımızı yineliyoruz.

    Salgın nedeniyle tarım sektörü açısından alınması gereken önlemlerin görüşüleceği ve bir çeşit Bilim Kurulu niteliğinde kurulan komisyonda, 1 adet bile Ziraat Mühendisi, Ziraat Mühendisi Öğretim Üyesinin olmaması, sorunların çözümü için görüşlerimize önem verilmemesi, mesleğimizin ve meslektaşlarımızın dışlanması, en basit ifade ile vahimdir.

    Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki “meslek şovenizmi”ne dayalı, dar meslekçi eğilimleri güçlendiren bu anlayışı, mesleğimiz, meslektaşlarımız ve tarım sektörümüz adına kabul edilemez buluyoruz. Ülkeyi yönetenlerin tarım sektörüne yaklaşımlarını açıkça gösteren bu tercihten, bu yanlıştan bir an önce geri dönülmesini talep ediyoruz.

    “MESLEKTAŞLARIMIZIN DIŞLANMASINI ŞİDDETLE KINIYORUZ”

    Ziraat Mühendisliği mesleğinin insanlık tarihindeki önemi, Ziraat Mühendisliği eğitiminin ülkemizdeki köklü tarihi, Ziraat Mühendisleri olarak dünya ve ülke tarımımıza katkılarımız ortadadır.

    Kurulduğumuz günden bugüne, ülkemiz tarımı, mesleğimiz ve meslektaşlarımızın hak ve çıkarlarının korunması konusundaki onurlu ve dik duruşumuzdan, demokrasiden, halktan, bilimden ve emekten yana ilkeli tutumumuzdan 66 yıldır ödün vermeyen TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak;  Tarım ve Orman Bakanlığı COVID-19 Komisyonu” içerinde Ziraat Mühendisliği mesleğimizin ve meslektaşlarımızın dışlanmasını şiddetle kınıyoruz.

    PİRHA/ANKARA

  • Ziraat Mühendisleri Odası: Önlemlerde tarıma yer verilmemesi büyük eksikliktir

    Ziraat Mühendisleri Odası: Önlemlerde tarıma yer verilmemesi büyük eksikliktir

    PİRHA – TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, koronavirüs salgınına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Koronavirüs salgını, tarım sektörünün dünyadaki stratejik önemini bir kez daha göstermiştir ki ülkemiz tarım sektörü derhal desteklenmelidir” çağrısı yapıldı.

    Ziraat Mühendisleri Odası, koronavirüs salgınına ilişkin yaptığı açıklamada, gerekli önlemlerin alınması, hızlı bir şekilde, eksiksiz yürütülmesi gerektiği belirtildi.

    Açıklama şöyle:

    “Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi ilan ettiği koronavirüs (Covid-19) salgınının yarattığı risklere karşı ülkemizde resmi makamlarca aşamalı olarak alınan önlemler sürecinde, 18 Mart 2020 tarihli Koronavirüsle Mücadele Eşgüdüm Toplantısı`nın ardından, Cumhurbaşkanı tarafından, “Ekonomik İstikrar Kalkanı” adı ile devreye girecek 100 milyar TL tutarındaki 19 maddelik tedbirler paketi açıklandı.

    “ÖNLEMLERDE TARIM SEKTÖRÜNE YER VERİLMEMESİ ÇOK ÖNEMLİ BİR EKSİKLİK”

    En üst düzeyde alınan ve açıklanan önlemler arasında tarım sektörüne yer verilmemesi çok önemli bir eksikliktir. Her zamanki gibi tarım sektörünün yine üvey evlat muamelesi görmesi kabul edilemez.

    Tarım sektörü stratejik bir sektördür. Üreticilerin bir kez üretimden koptuktan sonra tekrar tarımsal üretime dönmeleri oldukça zordur ve hatta olanaksızdır. Gıda ve su, insanlar için en önemli ihtiyaç maddeleridir. Nedeni ne olursa olsun kriz dönemlerindeki toplumsal panik anlarında insanların marketlerde öncelikle gıda maddelerine yoğun ilgi göstermesi, sorunun çok boyutlu önlemlerle giderilmesini zorunlu kılmaktadır.

    ÇİFTÇİ KAYIT SİSTEMİ

    Tarım ve Orman Bakanı, 18 Mart 2020 tarihinde, üreticilerin tarımsal desteklere ilişkin başvurularını e-Çiftçi portalı üzerinden online yapabileceklerini bildirdi. Ayrıca, “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) stoklarında besici, yetiştirici, sanayici ve tüketicinin ihtiyacını karşılayacak yeterli miktarda ürün bulunduğu”na dair açıklamalar yaptı. 19 Mart 2020 tarihinde ise, bitkisel üretim desteklemeleri kapsamında yer alan fark ödemeleri, iyi tarım uygulamaları ve organik tarım desteklemelerinin son başvuru tarihlerinin uzatılmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Açıklamaya göre; “Kamu sağlığının korunması için alınan tedbirler nedeniyle, üreticilerimizin fark ödemesi desteğine başvuramaması ve neticesinde mağdur olmamaları amacıyla 2019 yılı ürünü olan; Yağlı Tohumlu Bitkiler ile Dane Zeytine yönelik fark ödemesi destekleri son başvuru tarihi 30 Nisan 2020‘ye; Hububat, Baklagil ve Dane Mısır fark ödemesi destekleri son başvuru tarihi 29 Mayıs 2020‘ye; İyi Tarım Uygulamaları ve Organik Tarım desteklemeleri son başvuru tarihi 30 Nisan 2020‘ye uzatılmıştır.

    Ayrıca Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) yapılan başvurular, 30 Haziran 2020‘ye kadar devam etmekle birlikte, çiftçilerimiz il/ilçe müdürlüklerine gelmeden ÇKS başvurularını (Çiftçi Kayıt Sistemi) e-devlet üzerinden de yapabileceklerdir.

    Odamız Tarım ve Orman Bakanının açıklamalarını olumlu bulmakla birlikte yeterli görmemektedir.

    TARIM SEKTÖRÜNE DAİR ÖNERİLER

    TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak; Covid-19 salgınının ülkemizde kamu sağlığı, insan yaşamı ve tarım sektörüne en az etkisi için önerilerimiz şunlardır:

    1. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanan üretici destekleme başvuru tarihleri, salgının etkilerinin şu an belirsizliği nedeniyle üreticilerin önünü görebilmesi açısından destekleme kapsamındaki diğer ürünler için de uygulanmalıdır. Bitkisel ve hayvansal ürünler destekleme kapsamı da genişletilmelidir.
    2. “Ekonomik İstikrar Kalkanı” ile esnaf ve sanatkarlara sağlanan kredi borcu ödeme kolaylığı, çiftçilerimizin bankalara ve Tarım Kredi Kooperatifine olan borçlarını da kapsayacak şekilde genişletilmelidir. İcralık çiftçiye, serbest çalışan icralık ziraat mühendisine borç yapılandırması getirilmeli; üretimde bulunan çiftçiye ve serbest çalışan ziraat mühendisine düşük faizli kredi tahsis edilmelidir.
    3. Dövizdeki artışa paralel artan girdi fiyatlarındaki kaçınılmaz yükselişi önlemek için girdilerde KDV indirimi dahil üreticiyi ve üretimi rahatlatıcı önlemler ivedilikle alınmalı, ek destekler açıklanmalıdır. Tarımsal girdilerin üretilmesi ve üreticiye ulaştırılması konusunda ülkemiz için farklı seçenekler aranmalı, öncelikle tarımsal ilaç ve gübre olmak üzere yerli girdi üretimine yönelik gerekli ar-ge çalışmaları hızlandırılmalı ve süreç koşulsuz desteklenmelidir.
    4. Gıda güvenliği ve gıda güvencesi ülke gündemindeki yerini almalı, olumlu resmi açıklamalara karşın, merdiven altı üretim, stokçuluk ve fahiş fiyatlar boyutu dahil uygulamaların doğru, etkin ve hızlı olmasına daha çok özen gösterilmelidir. Üreticiden tüketiciye kadar güven ortamına dayalı sağlıklı besin zinciri kurulmalıdır.
    5. Olabildiğince doğrudan temastan kaçınmak için tüm yurttaşlarımız ile birlikte, kamuda ve özel sektörde çalışan meslektaşlarımızın mesai saatleri, idari izin, uzaktan çalışma ve benzeri önlemlerle en temel hakları olan sağlıklı yaşama hakkına özel önem gösterilmelidir.
    6. Covid-19 salgınından ders çıkararak ülkemizde bir an önce tarım politikası değişikliğine gidilmelidir. Söylemler dışında somut olarak, tarım arazilerimizi koruyacak şekilde ülke düzeyinde arazi kullanım planlaması yapılmalı; korunan tarım arazilerimizde üretim miktarı artışı, ürün çeşitliliği ve üretim sürekliliğini sağlayan tarımsal üretim planlamasına geçilmeli; tarımsal ürün dış alımı kısıtlanmalı; girdi maliyetleri düşürülerek ürün desteklerinin artırılmasına yönelik çalışmalara derhal başlanmalıdır.
    7. Tarımsal ürünlerin dış alımında uygulanan koruyucu önlemler, özellikle salgının yaygın olarak görüldüğü ülkelerden (Çin, Amerika Birleşik Devletleri, İran, Avrupa Birliği, ve diğer…) gelen ürünler için yeniden gözden geçirilmeli, salgını sınırlarımızda engelleyecek şekilde gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
    8. Tarımsal üretimde önemli ve gerekli bir iş gücü konumunda bulunan geçici, gezici ve mevsimlik tarım işçilerin karşılaşacağı sorunlara yönelik kalıcı çözüm önerileri geliştirilmeli, salgın döneminde üretim sezonu öncesi gerekli önlemler ivedilikle yürürlüğe konulmalıdır.
    9. Ülkemizin her yerinde gerekli duyuruların ve uyarıların yapılmasının yanında, dezavantajlı kesim olan kırsal alanlarda yaşayan insanlarımıza yönelik olarak ek uyarıların yapılması ve yaygınlaştırılması, yaşanabilecek salgının önlenmesi açısından son derece önemlidir.

    Unutulmamalı ki, ülkemizin en büyük gücü, her türlü olumsuzluğa karşın, halâ, tarımsal üretim potansiyelimizdir.

    Ülkemizde uzun yıllardır ihmal edilen tarım sektörü ve kırsal kesim için, yaşanan salgın nedeniyle özellikle üretim miktarı ve çeşidi, üreticinin gelir düzeyi, dış alımın kısıtlanması, dış satımın istikrarı konularındaki sorunları daha da atmamalıdır.

    Virüs insanı öldürür, açlık insanlığı öldürür.

    Her koşulda üretmeye devam etmek, üretimi ve üretenleri desteklemek temel amacımız olmalıdır.

    Tarımsal desteklemelere kaynak yok dayatmasına ve aldatmacasına karşı, biliyoruz ki, Kanal İstanbul, Akkuyu Nükleer Santrali, Salda Gölü, Millet Bahçesi gibi halkımızın öncelikli ihtiyaçları yerine sermaye kesimlerine rant aktarmayı amaçlayan projeler salgın döneminde de yargı kararlarına karşın uygulanmak istenmektedir. Talebimiz, çılgın projelerin derhal durdurulması, kamu kaynaklarının üretimi artırmaya ve toplum yararına kullanılmasıdır.

    Yaşadığımız ekonomik, siyasal, yönetim ve de sağlık krizi ortamında tarım sektörümüzün tüm bileşenlerinin ortak mücadele etmesi bir zorunluluktur.

    “DERS NİTELİĞİNDE ÇIKARIMLAR YAPILMASI ZORUNLULUKTUR”

    Tarım sektöründeki sorunların köklü çözümü için; kısa, orta ve uzun vadede, ülkemizdeki ithalat kolaycılığına dayalı ekonomi politikaları yerine üretim ekonomisini, sermaye öncelikleri yerine kamusal çıkarları, lüks ve savurganlığa dayalı yönetim anlayışı yerine tasarrufları, gündelik politikalar yerine planlı kalkınmayı önceleyen anlayışın bir an önce yaşama geçirilmesi gerekmektedir. Kalıcı çözümler için konunun takipçisi olacağız.

    Dünyada bugün yaşanan koronavirüs gündemli bu belirsiz kriz koşullarında ülkemiz bu durumdan kendisine ders niteliğinde çıkarımlar yapmak zorundadır.

    Ülkemizin tarım sektöründe sahip olduğu potansiyeli en iyi biçimde değerlendirmesi, kendine yeterlilik konusunda daha etkin politikalar üretmesi ve yaşama geçirmesi, özellikle böyle kriz dönemlerinde gerekli bir çıkış noktası olmalıdır. Tarım ve gıda sektörlerinin önemini daha iyi anlamamız ve buna uygun şekilde üretim politikaları geliştirmemiz, üreticiden tüketiciye kadar hepimizin sorumluluğudur.

    Ülkeyi yönetenlerin, özellikle bu dönemde dışlayıcı değil, tarım ve gıda sektörünün tüm bileşenlerini sürece katarak, bilimsel önlemlerle bu krizi yönetmeleri gerekmektedir.”

    PİRHA/ANKARA