Etiket: zmo

  • Ziraat Mühendisleri Odası: Tarım arazilerini beton mezarlığı yapanlar yargılansın

    Ziraat Mühendisleri Odası: Tarım arazilerini beton mezarlığı yapanlar yargılansın

    PİRHA – Ziraat Mühendisleri Odası yaptığı basın açıklaması ile deprem nedeniyle gıda krizinin artacağına dikkat çekerek, “Tarım arazilerini beton mezarlığı yapanlar yargılansın” denildi.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli iki büyük depremin depremin ardından resmi açıklamalara göre en az 31 bin kişi yaşamını yitirdi, 80 binden fazla yurttaş ise yaralandı.

    Depremin yarattığı acı tabloya dikkat çeken Ziraat Mühendisleri Odası, yaptığı basın açıklamasında “Üst örgütümüz TMMOB ile birlikte ilk anlardan beri ülke düzeyinde gerekli çalışmaları yürütmekteyiz” denildi.

    “BETONLAŞMASININ AĞIR FATURASI”

    Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, yaptığı açıklamada “Deprem kuşağında yaşayan ülkeler her an depreme hazırlıklı olmak zorundadırlar” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Deprem, insanlığın geleceğine ilişkin çok ciddi bir uyarıdır. Tarım toprakları ile depremlerin verdikleri zararlar arasında doğrusal bir ilişki vardır. Tarım yapılan topraklar, özellikle alüvyal ovalar, yumuşak zemine sahip oldukları için inşaata uygun olmayıp yapılaşmaya açılmamalıdır. Kahramanmaraş depremleri tarım alanlarının rant ve çıkar uğruna betonlaşmasının ağır faturasının ciddi can ve mal kayıpları olduğunu bir kez daha göstermiştir.

    Depremin her alandaki yıkıcı etkileri ülkemizin tarımsal hammadde ve gıda ürünleri tedariğini sağlayan tarım sektörünü de etkilemiştir. Kırsal alanlarda yaşayan vatandaşlarımız bir yandan depremin yıkıcı etkileriyle uğraşırken bir yandan da hayvanlarının hayatlarını kurtarma çabası içindedirler. İçinde bulunduğumuz koşullar altında depremin kırsal alanları nasıl ve ne şekilde etkilediği henüz tam anlamı ile belirlenememiştir.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2022 yılı verilerine göre depremden doğrudan etkilenen 10 ilin nüfusu yaklaşık 13.5 milyon olup toplam ülke nüfusun %15.7`sini kapsamaktadır. Kırsal alan tanımının belirsizliğini koruduğu günümüzde Büyükşehir Yasası sonrası deprem bölgesindeki 4923 mahalle/kırsal mahalle/köy/belde nüfusu yaklaşık 2.6 milyondur. Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Şanlıurfa ve Kilis illerimiz Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında, son derece verimli tarım arazilerine ve önemli tarımsal üretim potansiyeline sahip illerimizdir. TÜİK 2022 yılı verilerine göre depremden etkilenen 10 ilde 2 milyondan fazla büyükbaş ve 9 milyondan fazla küçükbaş hayvan bulunmakta olup bu sayılar Türkiye’deki toplam hayvan varlığının %15`ine denk gelmektedir. Deprem bölgesindeki tarım arazisi miktarı yaklaşık 3.7 milyon hektar, kayıtlı çiftçi sayısı yaklaşık 270 bindir.

    Kırsal alanda depremin yarattığı en önemli etki, bitkisel üretime yönelik makine ve ekipman hasarları dışında, ağırlıklı olarak hayvancılık alanında görülmektedir. Hayvan barınaklarının, kümeslerin ve canlı hayvanların depremden nasıl etkilendiğinin belirlenmesi önümüzdeki günler için gıda güvenliği ve güvencesi açısından son derece önemlidir.”

    “TARIM ARAZİLERİ İNSANI DOYURUR, ÖLDÜRMEZ”

    Baki Remzi Suiçmez, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çadır ve yem ihtiyacına yönelik tespitler yaptığını belirterek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Süt toplama ve kesilmesi gereken hayvanların satın alınması işlemlerinin Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından koordine edildiği, bölgeyi terk etmek zorunda kalan depremzedelere ait olan veya bakacak kimsesi olmaması sebebiyle ortada kalan büyükbaş ve küçükbaş hayvanların, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından korumaya alındığını ve bunların her türlü ihtiyaçlarının karşılandığını belirtilmektedir. Bu çalışmaları önemsiyoruz. ODA olarak gönüllü üyelerimizle bölgedeki çalışmalara destek olmaya hazır olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.

    Tarım sektörü için depremin yıkıcı etkilerinin azaltılması amacıyla, Mart ayıyla birlikte bitkisel üretim faaliyetlerinin yoğunlaşacağı gerçeği karşısında, önümüzdeki günlerde ivedilikle yapılması gereken aşağıdaki önerilerimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz.

    Kentler yanında kırsal alanda yaşayan depremzedelerin barınma, ısınma, beslenme gereksinimleri hızla karşılanmalıdır.

    Hayvan kayıpları ile yıkılan ahır, ağıl ve kümeslerin tespitlerine hızla devam edilmelidir. Hayvanların barınabilmesi için uygun nitelikli yeterli çadır ihtiyacı hızla karşılanmalıdır. Hayvan yemi ihtiyacının karşılanması çalışmaları artarak devam etmelidir. Yaralı hayvanların tedavilerine öncelik verilmelidir. Kurtarılan hayvanların elden çıkarılmasında fırsatçılığa izin verilmemesi için sıkı tedbirler alınmalıdır. Süt hayvanlarından toplanan sütlerin değerlendirilmesine yönelik tedbirlere devam edilmelidir.

    Bitkisel ve hayvansal üretimin devam edilebilmesi için ek bütçe ile halen yetersiz olan toplam tarımsal destekleme bütçesi artırılmalı ve bölgedeki üreticilere gerekli maddi destek bir an önce sağlanmalıdır. Bitkisel üretim için gübre, mazot, ilaç, tohum dahil somut girdi desteği verilmelidir. Çiftçilerin elektrik ve sulama borçları ertelenmelidir. T.C. Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve özel bankalardan kredi kullanan çiftçilerimizin kredi borçları faizsiz yapılandırılmalıdır. Üreticilerimizin Bağkur ve SSK prim ve ödemeleri ötelenmelidir.

    Bölgedeki salgın riskine karşı gerekli önlemler hızla alınmalıdır.

    Yıkılan kent ve köylerin yeniden inşasında arazi kullanım planlaması çerçevesinde uygun yer seçimi ilkelerine uyulmalı, tarım alanları üzerinde yeni yapılaşmalara izin verilmemelidir.

    Kırdan kente, kentten kıra göç süreci iyi planlanmalı, kırsal alanların yaşam koşulları iyileştirilerek tekrar cazibe merkezleri olmaları sağlanmalıdır.

    Bölgedeki baraj ve göletlerin sağlamlığı sürekli ve düzenli olarak kontrol edilmeli, hasar gören sulama kanalları onarılmalıdır.

    Ranta yönelik yeni yatırımlar yerine gerekli mali kaynak ve kurumsal altyapı ile GAP Projesi hızla tamamlanmalı, tarımsal üretim ile gıda sanayi bütünleşmesi sağlanmalıdır.

    “DEPREM DEĞİL İHMAL ÖLDÜRMÜŞTÜR”

    TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak; gerek yetkili kurum ve kuruluşlara gerekse kamuoyuna seslenmek istiyoruz: Ülkemizde geçmişten geleceğe depremler coğrafyasında yaşıyoruz, çok acılar çektik. Bilimsel uyarıları önemsemedik. Bilime uygun politikalara ve uygulamalara kulak verilmemesi nedeniyle deprem değil, ihmal öldürmüştür. Tarım arazileri insanı ve insanlığı doyurur, öldürmez. Tarım arazilerimizi öldürerek geleceğimiz yok etmeyelim, aç kalmayalım, göz göre göre depremlerde ölmeyelim. Israrla sürdürülen kişisel ve çıkarcı yanlış politikalarla daha çok acılar yaşamaya gebeyiz. Mutluluk, beton yığınları arasında yaşamakla değil, doğaya dönüş ve toprağa saygı ile mümkün.

    Ülkemizde yıllardır uygulanan yanlı ve yanlış tarım politikaları, derinleşen ekonomik kriz, girdi ve ürünlerde dışa bağımlılık, yaşanan iklim olaylarının tarımsal üretime olumsuz etkileri nedenleriyle yaşanan gıda krizi ve yüksek gıda enflasyonuna depremin etkilerinin eklenmemesi somut kamucu tarım ve kırsal kalkınma politikalarıyla aşılabilir.

    Çaresiz değiliz. Çare biziz. Gün, dayanışma günüdür. Hep birlikte dayanışma ile yaşadığımız ağır acıları aşma umuduyla…”

    PİRHA/ANKARA

  • ZMO Başkanı Necmi Birim: Betona değil tarıma kaynak ayırmalı-VİDEO

    ZMO Başkanı Necmi Birim: Betona değil tarıma kaynak ayırmalı-VİDEO

    PİRHA-Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Mersin Şube Başkanı Necmi Birim, tarım krizinin kapıda olduğunu belirtip, “Betona değil tarıma kaynak ayır” dedi. Birim, dışa bağımlılıktan acilen kurtulmak gerektiğini de kaydetti. 

    Dünyada ve Türkiye’de gıda krizi derinleşiyor. Artan maliyetler nedeniyle çiftçi ekemez duruma gelirken, yurttaşın da mutfağında her geçen gün yangın artıyor. Yaşanan ekonomik kriz ve yüzde 150’lere dayanan gıda enflasyon karşısında yurttaşlar sağlıklı gıdaya erişmekte zorlanırken, ekmek kuyrukları uzadıkça uzuyor. Çiftçi ise tarım krizine karşı feryat ederken, her yıl ekim alanı ya sürmüyor yada azaltıyor.

    Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Mersin Şube Başkanı Necmi Birim ile, tarım krizini ve krizin çiftçiye ve yurttaşa yansımalarını konuştuk.

    Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Necmi Birim, dünya nüfusunun arttığını belirterek, “Nüfus sekiz milyara geçti. Bunun bir milyarı aç, bir milyarı da obez. Obez deyince zengin hastalığı gibi görülmesin. Obez aynı zamanda yoksulluğun ve kötü beslenmenin sonucudur. Öyle bir coğrafya üzerindeyiz ki Anadolu coğrafyasında 13 bin bitki çeşidi var. Bunun dört bini endemik. 40 küsur ülkeden oluşan Avrupa’da 13 bin bitki ancak vardır. Yani biz bir gen bankası üzerine bir gen kaynakları üzerinde oturuyoruz” dedi.

    “ZMO OLARAK OLAYLARA GERÇEKÇİ BİR PERSPEKTİFLE BAKARIZ”

    1980’lerden bugüne uygulanan yanlış tarım politikalarının Türkiye tarımını bugünkü noktaya getirdiğini vurgulayan Birim, “Sadece bugünkü hükümetlere değil daha önceki hükümetlere de Ziraat Mühendisleri Odası gereken uyarıyı yapmıştır. Ancak hükümetler palyatif çözümlerle günlük kurtarma adına önlemler alınıyor. Fakat radikal, planlı, projeler bir türlü hayata geçirilemiyor. Oysa ki ZMO’nun beş yılda bir yaptığı bir teknik kongre var. Aslında bir ev ödevi niteliğindedir. Yani bakanlığımız dahil birçok kurumun içerisinden alabileceği çok şeyler vardı. Çözüm önerilerimiz içerisindedir. ZMO olarak olaylara ne iyimser, ne kötümser açıdan tamamen gerçekçi bir perspektifle bakarız. Bu perspektiften baktığımız zaman da gerçekleri söylemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “ÇİFTÇİNİN KUTLANACAK BİR GÜNÜ KALMADI”

    Geçtiğimiz 14 Mayıs’ın Çiftçiler Bayramı olduğunu hatırlatan Birim, çiftçinin kutlanacak bir gününün kalmadığının altını çizerek, şunları dile getirdi:

    “Dünya çiftçileri gününü kutluyor ama ülkemizde çiftçimiz maalesef ümitsiz, umutsuz ve mutsuz. Bugün çiftçinin ürettiği ürünün desteği bir yıl geç alınıyor. Çiftçi ürettiği ürünün alım fiyatını bilmiyor. Üreticilerimiz ürettikleri ürünlerin alım garantisini bilemiyorlar, taban fiyatını bilemiyorlar. Dolayısıyla bu sürdürülebilir bir şey değil. 5 Nisan 1994 kararları, Kemal Derviş kararları, tütün yasası, şeker yasası gibi uygulamalar tarımı maalesef olumsuz bir noktaya kadar taşımıştır.

    “ÇİFTÇİLERİMİZ KOOPERATİFLEŞMEDEN DE SOĞUTULDU”

    Çiftçilerimiz aynı zamanda kooperatifleşmeden de soğutuldu. Yani geçmişte et balık kurumları, süt endüstrisi, Tariş gibi, Çukobirlik gibi kooperatiflerimiz vardı. Şu anda bunların hiçbiri yok. Yani çiftçi bir yerde örgütlenmenin dışına atıldı gibi bir yapı söz konusu. Peki çiftçi ne istiyor? Yani ben bana zam vermeyin, fiyatımı yükseltmeyin. Maliyetlerimi düşürün diyor. Çiftçi maliyetlerin düşmesini bekliyor. Maliyet düşmezse siz ucuz üretemediğiniz bir ürünü ucuza satamazsınız. Bu kadar basit.”

    “ÇİFTÇİ NEDEN ÜRETEMİYOR?”

    “Çiftçinin neden üretemiyor?” diye soran Birim, “Çünkü çiftçinin parametreleri, kullandığı tarımsal girdiler çok yüksek maliyetli. Birçok konuda birçok parametrede biz dışa bağımlıyız. Mazot, ilaç, tohum, gübre, şu anda almış başını gidiyor. Ve çiftçi bu fiyatlarla üretim yapabilme yeteneğine sahip değil. Muktedir değil. Dolayısıyla şu anda Türkiye’de bu tarımsal girdi fiyatları aşağı çekilemediğinden yaklaşık üç buçuk- dört milyon hektar alan tarım dışına çıkmış vaziyettedir. Ve tarımı terk eden, alanı terk eden çiftçinin geri döndürülmesi çok zordur” diye aktardı.

    Necmi Birim, kırsal kalkınmanın gelişebilmesi için kamu eliyle bir takım projelerin hayata geçmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Ara eleman, tekniker, ziraat mühendisi, veteriner gibi meslek sahipleri insanların köylerde daha çok istihdam edilmesi gerekiyor” diye belirtti.

    “BELİRSİZLİK İÇERİSİNDE ÇİFTÇİ ÜRETİM YAPABİLİR Mİ?”

    Yasalarda ve anayasada toprakları koruyacak maddelerin bulunmasına rağmen, birtakım yönetmeliklerle bazı alanlar, meralar ve zeytinliklerin madenciliğe, enerji sahasına açıldığına işaret eden Birim, şunları aktardı:

    “Bu kadar gıdanın önemli olduğu bir süreçte biz gözümüz gibi korumamız gereken birinci sınıf mutlak tarım arazilerini, başka sektörlere peşkeş çekerek büyük hata yapıyoruz. Bunu yapmamamız ve geri adım atmamamız lazım. Yani sıkıntılar bugünden değil. Geçmişten geliyor. Bugün ciddi borçları var. Çiftçinin Tarım krediye borcu var, Ziraat Bankası’na borcu var, Hal esnafına borcu var ve bu borçların acilen faizlerinin silinmesi, ana parayı da yeniden yapılandırmak gerekiyor. Tohum, mazot ve ilaç desteğinin acilen verilmesi gerekiyor. Çiftçinin tekrar arazisine dönüp üretim yapabilmesi için girdi maliyetlerini aşağıya çekmemiz gerekiyor. Birinci şart bu. İkinci şartımız hasada yakın tarihte yurt dışından ithalat yapmamamız gerekiyor. Bakın Çukurova’da yakın bir zamanda buğday hasadına girilecek. Çiftçimiz şu anda tavan fiyatı bilmiyor. Alım garantisi olup olmayacağını bilmiyor. Dolayısıyla böyle bir belirsizlik içerisinde çiftçi üretim yapabilir mi? Yani en azından bunları bilmemizde fayda var. Destekler yetersiz ve bir yıl sonra ödeniyor. Oysa enflasyonu yüzde yetmiş, gıda enflasyonu yüzde doksan olduğu yerlerde üretici üreteceği ürünün desteğini kendi yılında almalı. Hasat eder etmez almalı. Ve alım garantisi olduğunda taban fiyatının ne olacağını alım garantisi vererek alım fiyatının da ne olacağını bilmesi gerekiyor.”

    “DIŞA BAĞIMLILIKTAN ACİLEN KURTULMALIYIZ”

    Dışa bağımlılıktan acilen kurtulma çağrısında bulunan Birim, “Şu anda bu ülkede ayçiçeği mi yetişmez? Bu ülkede buğday mı yetişmez? Bu ülkede çeltik mi yetişmez, arpa mı yetişmez? Yem sanayinde şu anda sıkıntılarımız var. Dolayısıyla hayvancılığımız kötüye doğru gidiyor. Biz yemde dışarıya bağımlıyız. Acilen boşa çıkmış alanlarımızı, ekilmeyen alanlarımızı dışa bağımlı olduğumuz stratejik ürünlerle doldurmamız gerekiyor. Bunu bir planlama çerçevesinde beş yıllık ve on yıllık orta vadeli ve uzun vadeli projelerle ve planlarla yapmamız gerekiyor. Yani kamunun üzerine düşen görev budur şu anda. Acilen bir eylem planı içerisinde olmalı ve üretim seferberliği ilan etmeli. Kamu şu anda acilen bir üretim seferberliği ilan etmeli ama planlı bir şekilde yapması lazım. Yani palyatif bir çözümle, günübirlik bir kararla değil” ifadelerine yer verdi.

    “BU HAYAL”

    “Bir şeyin maliyetini ucuza indirmeden siz ucuza satamazsınız” diyen Birim, “Biz gübre sektörünün dışa bağımlılığından ve fiyatların yüzde üç yüz artmasından, tohum fiyatının dışa bağımlılığından ve fiyatların yüzde 300-400 artmasından, ilaç fiyatlarının keza öyle. Enerji fiyatlarımız yüzde 160 artmış ve siz çiftçinin ucuz ürün üretmesini bekliyorsunuz. Bu hayal. Hiçbir şeyin maliyetini aşağı çekmeden siz daha ucuza mal edemezsiniz ve ucuza satamazsınız. Tarım Kanunu 20. Maddesi der ki; gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’i tarıma aktarılmalıdır. Bu kanunen yazılmıştır. Ama gelin görün ki bugüne kadar binde 5’ten yukarı çıkmamıştır” diyerek yanlış politikaları eleştirdi.

    “İKTİDAR BETONU FİNANSE EDİYOR”

    İktidarın betona para yatırdığını ve beton finanse ettiğini vurgulayan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Mersin Şube Başkanı Necmi Birim, şöyle devam etti:

    ” Oysa ki tam tersi tarımın finanse edilmesi, tarıma destek verilmesi lazım. En son otuz milyar liralık bir paket açıklandı. Bu otuz milyarlık paket tarımda birçok çiftçimize nefes kredisi olabilir, ihtiyaçlarını karşılayabilir. Yani betona değil tarıma yatırım yapılmasını arzu ediyoruz, talep ediyoruz ve olması gereken de bu. Ekolojimizi, doğamızı, çevremizi korumak adına ziraat mühendislerine kulak verilmesi gerekiyor. Ve artık söylem zamanı değil, eylem zamanı diyorum. hepimiz bu gemideyiz. Bu geminin içerisinde olan insanlar olarak bu sıkıntının içerisinden birlikte çıkmanın yollarına bakmalıyız.”

    Diren KESER/MERSİN