Etiket: zonguldak

  • 34 yıl geçti, Kozlu’nun karanlığı hâlâ dağılmadı!

    34 yıl geçti, Kozlu’nun karanlığı hâlâ dağılmadı!

    PİRHA- Türkiye işçi sınıfı tarihinin en karanlık günlerinden biri olan 3 Mart 1992’nin üzerinden 34 yıl geçti. Zonguldak’ın Kozlu ilçesinde, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessesesi’nde meydana gelen grizu patlamasında 263 madenci yaşamını yitirdi. O gün yalnızca yerin yüzlerce metre altı değil, bir kentin, bir sınıfın yüreği de çöktü.

    FACİAYA GİDEN YOL: UYARILAR, İHMALLER, TAŞERONLAŞMA

    1990’lı yıllar, kamu madenciliğinde üretim baskısının arttığı, maliyet düşürme politikalarının devreye sokulduğu bir dönemdi. İş güvenliği yatırımları yetersizdi, teknik denetimler tartışmalıydı, metan gazı riski biliniyordu. Madencilerin anlatımlarına göre ocakta gaz birikimine ilişkin uyarılar yapılmış, ancak üretim baskısı geri adım attırmamıştı.

    3 Mart 1992 akşamı yerin yaklaşık 500 metre altında başlayan grizu patlaması, zincirleme infilaklara dönüştü. Patlamanın şiddeti galerileri yıktı, havalandırma sistemlerini devre dışı bıraktı. Zehirli gaz ve yangın nedeniyle birçok işçi kurtarma ekipleri ulaşamadan hayatını kaybetti. Resmî kayıtlara göre 263 madenci yaşamını yitirdi ancak ailelerin hafızasında sayıdan çok, karanlıkta kalan gerçekler yer etti.

    Kurtarma çalışmaları günlerce sürdü. Bazı işçilerin cenazelerine aylar sonra ulaşılabildi. Kozlu’da siren sesleri susarken, Türkiye’de “iş kazası mı, iş cinayeti mi?” tartışması büyüdü.

    YARGI SÜRECİ VE CEZASIZLIK TARTIŞMALARI

    Facianın ardından açılan davalar kamuoyunda “gerçek sorumlular yargılanmadı” eleştirilerine neden oldu. Teknik raporlar havalandırma eksikliklerine, gaz izleme sistemlerindeki yetersizliklere ve organizasyonel ihmallere işaret etti. Ancak işçi aileleri, sistemsel sorumluluğun üstünün örtüldüğünü savundu.

    Kozlu, Türkiye’de madenlerdeki yapısal sorunların sembolü haline geldi: Üretim baskısı, yetersiz denetim, sendikal baskılar ve kamu kaynaklarının kısıtlanması.

    KOZLU’DAN SONRA NE DEĞİŞTİ?

    Aradan geçen yıllar, “ders alındı mı?” sorusunu sürekli gündemde tuttu. Ancak tablo ağırlaştı.

    2014’te Soma’da 301 madenci hayatını kaybetti. Türkiye tarihinin en büyük maden katliamı olarak kayda geçen bu facia, özelleştirme ve taşeronlaşma politikalarının sonuçlarını yeniden tartışmaya açtı. Aynı yıl Ermenek’te su baskını nedeniyle 18 işçi yaşamını yitirdi.

    2022’de Amasra’da meydana gelen patlamada 43 madenci öldü. Resmî açıklamalar yine “metan gazı patlaması” dedi; aileler ve sendikalar ise ihmali işaret etti.

    Kozlu’dan Soma’ya, Ermenek’ten Amasra’ya değişmeyen başlıklar dikkat çekti: Yetersiz denetim, riskli üretim baskısı, kâr odaklı işletmecilik ve cezasızlık algısı.

    MADENCİLİKTE YAPISAL SORUNLAR

    Türkiye’de yeraltı kömür madenciliği yüksek risk barındırıyor. Metan gazı, göçük, su baskını ve yangın başlıca tehlikeler arasında. Uzmanlara göre etkin havalandırma, sürekli gaz izleme, acil tahliye planları ve bağımsız denetim mekanizmaları hayati önemde. Ancak sendikalar, uygulamada bu standartların çoğu zaman kâğıt üzerinde kaldığını savunuyor.

    Kozlu faciası sonrası çeşitli mevzuat düzenlemeleri yapıldı. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yürürlüğe girdi. Ancak iş cinayetleri istatistikleri sorunun yalnızca yasal metinlerle çözülemediğini gösteriyor.

    “KADER” DEĞİL POLİTİKA

    Her facianın ardından benzer cümleler kuruldu: “Kader”, “fıtrat”, “kaçınılmaz risk.” Oysa madencilik literatürü, grizu patlamalarının teknik önlemlerle büyük ölçüde önlenebilir olduğunu ortaya koyuyor. Uluslararası örnekler, sıkı denetim ve sendikal güvencenin olduğu ülkelerde ölüm oranlarının dramatik biçimde düştüğünü gösteriyor.

    Kozlu’da toprağa verilen 263 madencinin ardından geçen 34 yıl, Türkiye’ye ağır bir bilanço bıraktı. Resmî kayıtlara göre binlerce işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi; önemli bir bölümü maden sektöründe.

    KOZLU’NUN MİRASI

    3 Mart, yalnızca bir anma günü değil; işçi sağlığı ve güvenliği mücadelesinin sembolü olarak görülüyor. Zonguldak’ta her yıl düzenlenen anmalarda madenciler ve aileler aynı cümleyi yineliyor: “Unutmadık, unutturmayacağız.”

    Kozlu, Türkiye’de emek mücadelesinin hafızasında bir dönüm noktası olarak duruyor. Soru hâlâ geçerliliğini koruyor: Üretim mi önce gelir, insan hayatı mı?

    Yeraltında 263 canın sustuğu o günün üzerinden 34 yıl geçti. Ancak madenciler için karanlık hâlâ tam olarak dağılmış değil.

    HABER MERKEZİ

  • Zonguldak’ta liseli öğrenciler, görevden alınan öğretmenleri için eylem yaptı-VİDEO

    Zonguldak’ta liseli öğrenciler, görevden alınan öğretmenleri için eylem yaptı-VİDEO

    PİRHA-Zonguldak’ta Mehmet Çelikel ve İMKB Anadolu Öğretmen Lisesi öğrencileri, öğretmenlerinin görevden almasını protesto etti.

    Proje okulları olarak bilinen Türkiye’nin en başarılı bazı liselerinde öğretmen atamalarına karşı protestolar devam ediyor.

    Zonguldak’ta Mehmet Çelikel ve İMKB Anadolu Öğretmen Lisesi öğrencileri, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından  proje okullarında görevli olan öğretmenleri görevden alıp yerine yeni öğretmen ataması kararı ardından liseli öğrenciler duruma tepki göstererek eylem yaptı.

    Eylemde öğrenciler hep bir ağızdan, “Özgür insan, özgür eğitim’ sloganı atarak, duruma tepkilerini gösterdi.

    GÖREVLENDİRME ŞEFFAF LİYAKATE UYGUN YAPILMALI

    Okul’un önünde yapılan eylemde basın açıklaması düzenleyen öğrenciler, öğretmenlerinin görevlerine iade edilmesi hususunda şu ifadelere yer verdi:

    “Zonguldak’ta bulunan İMKB Anadolu Öğretmen Lisesi ve Mehmet Çelikel Lisesi, Milli Eğitim Bakanlığı’na proje okulları arasında yer almakta olup bu statüde bulunan öğretmenlerin atama görevlendirme süreçlerinin şeffaf liyakate dayalı objektif kriterlerle yürütülmesi gerekmektedir, ancak son dönemde yapılan bazı öğretmen yönetici ve öğretmen atamaları kamuoyunda soru işaretlerine yol açmıştır. Bu atamaların eğitimde fırsat eşitliği ve kurumsal liyakat ilkeleri ile ne ölçüde örtüştüğü tartışma konusu olmuştur. Eğitim Kurumları toplumsal adaletin ve eşitliğin teminatı olmak zorundadır. Nitelikli eğitimin temeli görevini özveriyle sürdüren öğrenci merkezli ve çağdaş değerleri esas alan öğretmen kadrolarıdır. Bununla birlikte bazı kıymetli ve okulun simgesi haline gelmiş öğretmenlerimizin demokratik ifade özgürlüğü kapsamında paylaştıkları düşünceler nedeniyle görevlerinden uzaklaştırıldığı yönünde haberler bizleri derinden üzmüştür.

    ÖĞRETMENLERİN CEZALANDIRILMAK DEĞİL TEŞVİK EDİLMESİ GEREKİYOR

    Anayasanın 26. ve 27. maddeleri güvence altına alan ifade özgürlüğü kamu görevleri içinde geçerlidir. Öğretmenlerimizin eğitimci kimlikleriyle ülkenin ortak değerlerine bağlı kalarak toplumsal gelişime katkı sunmaları cezalandırılması değil, teşvik edilmesi gereken bir tutumdur Bizler yıllardır okullarımızda emek veren öğretmenlerimizin görevlerine bir an önce iade edilmelerini talep ediyoruz. Eğitim ortamlarımızın politik kaygılardan uzak adaletli ve huzurlu yapılar olarak korunması gerektiğine inanıyoruz. Öğretmenler atama ve yönetici görevlendirme süreçlerinin liyakat esaslı hale getirilmesi yalnızca bireylerin değil ülkemizin eğitim güvencesi açısından da hayati öneme sahiptir. Eğitimde adaletin şeffaflığın ve fırsat eşitliğinin hakim olması için çabamızı sürdüreceğiz, öğretmenlerimizin görevlerine dönmemesi halinde demokratik haklarımız çerçevesinde, sürece barışçıl yollarla tepkimizi göstermeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ruhsatsız maden ocağında göçük: Ayhan Yılmaz adlı işçi yaşamını yitirdi

    Ruhsatsız maden ocağında göçük: Ayhan Yılmaz adlı işçi yaşamını yitirdi

    PİRHA- Kilimli ilçesinde bulunan maden ocağında meydana gelen göçükte mahsur kalan işçi Ayhan Yılmaz hayatını kaybetti.

    Zonguldak’ın Kilimli ilçesi Bölüm Mahallesi Mustafa Özkaynak Sokak’ta ruhsatsız bir şekilde işletilen maden ocağında göçük oluştu.

    Göçüğün nedeni henüz belirlenemezken maden ocağında mahsur kalan 54 yaşındaki işçi Ayhan Yılmaz hayatını kaybetti. Göçüğün ardından ihbar üzerine bölgeye sevk edilen ekipler Yılmaz’ın cansız bedenini göçükten çıkardı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Zonguldak’ta maden ocağında göçükte 1 işçi yaşamını yitirdi

    Zonguldak’ta maden ocağında göçükte 1 işçi yaşamını yitirdi

    PİRHA- Zonguldak’ta özel bir maden şirketi tarafından işletilen maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi yaşamını yitirdi, 1 işçi de sağ çıkartıldı. 

    Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde Gelik beldesi Ayiçi mevkisinde faaliyet gösteren özel bir maden ocağında göçük meydana geldi.

    Göçükte mahsur kalan işçiler Murat Çetinkaya (45) ve Erdem Y’nin bağırması üzerine mesai arkadaşları tarafından kurtarma çalışması başlatıldı.

    Göçükten çıkarılan ve durumunun iyi olduğu öğrenilen işçilerden Erdem Y, ilk müdahalenin ardından Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

    Vali Osman Hacıbektaşoğlu, gazetecilere, saat 21.00 sıralarında özel maden işletmesinde 35 kişinin olduğu vardiyada, 2 işçinin çalıştığı ayakta göçük meydana geldiğini duyurmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • KYK yurdunda 34 öğrenci zehirlendi

    KYK yurdunda 34 öğrenci zehirlendi

     Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde KYK yurdunda kalan 34 öğrenci kahvaltıda zehirlendi. 

    Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) Alaplı Meslek Yüksekokulu’ndaki KYK Yurdu’nda kalan öğrenciler zehirlendi.

    Yurtta kalan öğrenciler sabah kahvaltısında reçel, beyaz peynir, zeytin ve patates kavurması yedi. Bir süre sonra mide bulantısı ve kusma şikayeti görülen 34 öğrenci, farklı zamanlarda Alaplı Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Gıda zehirlenmesi şüphesiyle tedavilerine başlanan öğrencilerden 11’i hastanede yer kalmadığı gerekçesiyle tedbiren Ereğli ilçesindeki çeşitli hastanelere sevk edildi.

    Tedavisi devam eden öğrencilerin durumlarının iyi olduğu belirtilirken, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri gıdalardan numune aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Zonguldak’ta maden ocağında göçük: 1 madenci hayatını kaybetti

    Zonguldak’ta maden ocağında göçük: 1 madenci hayatını kaybetti

    PİRHA- Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde  TTK’ya bağlı Armutçuk Müessesi’ne ait maden ocağında göçük meydana geldi. 1 madenci hayatını kaybetti, 4 madenci yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.

    Zonguldak Ereğli’de bulunan Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK)’na bağlı Armutçuk Müessesi’ne ait madende göçük meydana geldi. Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu tarafından konu hakkında “İçeride 280 kişi var, 4 kişi etkilendi. Biri canlı olarak kurtarıldı. 1 kişi ağır yaralı. 2 kişiden canlı ses alınabiliyor.  75 kişilik ekiple müdahale başladı”açıklaması yapıldı.

    Edinilen bilgiye göre ağır yaralı madenci Ramazan Yıldırım hayatını kaybetti, 4 maden işçisi de yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Arama kurtarma çalışmalarının tamamlandığı duyuruldu.

  • 11 yaşındaki çocuğunu istismardan tutuklanan Murat V.’ye iyi hal indirimi!

    11 yaşındaki çocuğunu istismardan tutuklanan Murat V.’ye iyi hal indirimi!

    Zonguldak’ta 11 yaşındaki kızına cinsel istismarda bulunmaktan yargılanan Murat V. adlı erkek iyi hal indirimi uygulanarak 28 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

    Zonguldak’ta, 11 yaşındaki kızı E.V.’ye 14 kez cinsel istismarda bulunmaktan yargılanan Murat V. (41), “iyi hal indirimi uygulanarak 28 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

    Geçen yıl E.V., annesi F.V.’ye, babası Murat V.’nin kendisine cinsel istismarda bulunduğunu söyledi. Bunun üzerine F.V., karakola giderek şikayetçi oldu. Murat V., çalıştığı maden ocağında yakalanarak gözaltına alındı. Kızına 14 kez cinsel istismarda bulunduğu belirtilen Murat V., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Murat V. hakkında Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Önceki duruşmada mütalaasını veren savcı, sanığın 47 yıla kadar hapis ile cezalandırılmasını istedi.

    Davanın karar duruşmasına tutuklu sanık Murat V. SEGBİS ile katılırken, taraf avukatları ise salonda hazır bulundu. Mahkeme savcısı, mütalaasını tekrar edip sanık hakkında 47 yıla kadar hapis istedi. Sanık ise mütalaaya karşı, “Ben suçsuzum. Ben yapmadım hepsi iftira. Beni olay günü ocaktan getirdiler. Beni iş yerinden getirirken jandarmalar bana demediklerini bırakmadılar. Bana küfrettiler. Ben suçsuzum, hepsi iftira” şeklinde savunma yaptı.

    Mahkeme başkanı, daha önce jandarmada, savcılıkta ve sorgu hakimliğindeki ifadelerinde suçunu itiraf ettiğini hatırlatarak ‘Niye daha önce kabul ettin’ diye sordu. Sanık ise “Ben ilk defa böyle şeyler yaşadım. Jandarmaları da görünce elim ayağım tutuldu. Savcıya da ifade verirken iddiaları kabul etmiştim. Daha önce suçlamaları kabul etmiş olsam da şimdi etmiyorum. İddialar doğru değil, hepsi iftira” diye cevap verdi.

    Sanık avukatı ise mağdur kız çocuğunun verdiği ifadelerde çelişki olduğunu adli tıp kurumu raporunun da kesin bir delil içermediğini söyledi. Avukat, sanığın eşi F.V.’nin, kendisine cinsel istismar olayını dayanak göstererek boşanma davası açtığını, bu suçlamanın boşanma gerekçesi olarak kullanılmak için uydurulduğunu öne sürerek müvekkilinin beraatini istedi. Karardan önce son sözü sorulan sanık, “Borcum var. Çalışmadan borcumu ödeyemiyorum, biriktikçe birikiyor. Suçsuzum, tutuklu kalmam mağduriyetime sebep olacaktır” diye konuştu.

    Mahkeme heyeti Murat V.’ye kendi kızına cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle 27 yıl, suçun zincirleme şekilde işlendiği gerekçesiyle artırım uygulayarak 33 yıl 9 ay hapis cezasına hükmetti. Heyet, sanığın yargılama sırasındaki tutum ve davranışları gerekçesiyle “iyi hal” indirimi uygulayarak cezayı 28 yıl 1 ay 15 güne düşürdü. Sanığın cezasını tutuklu olarak çekmesine karar verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ve Bahçeli’ye: Hangi yabancı askeri davet edeceksin?-VİDEO

    Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ve Bahçeli’ye: Hangi yabancı askeri davet edeceksin?-VİDEO

    PİRHA- CHP lideri ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu Zonguldak’ta emekçilere seslenerek, “Bu düzeni değiştireceğiz” dedi. TBMM’de ‘Hayır’ oyu verdikleri Suriye tezkeresine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “Ben kendi ülkemde hiçbir zaman yabancı asker postalı istemiyorum” ifadelerini kullandı. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, 1 Mayıs’ta ‘Millet Buluşmaları’ kapsamında Zonguldak’ta yurttaşlarla bir araya geldi.

    “Zonguldak emekliler kentine dönüştü” diyen Kılıçdaroğlu, Zonguldak’ın işçilerle özdeşleşen bir kent olduğunu vurgulayarak, emeklilerin ve esnafın yaşam koşullarına değindi. ‘Esnaf Bakanlığı’ kuracaklarını belirten Kılıçdaroğlu, kırsal kesimde yaşayan insanların sorunlarını da bildiğini savundu.

    “BU DÜZENİ DEĞİŞTİRECEĞİZ”

    “Türkiye’nin değişime ihtiyacı var” diyen Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Her şeyi dışarıdan getiriyorsun. Biz dışarıya mı çalışacağız? Rahmetli Ecevit buranın milletvekiliydi, ‘Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen’ diyordu. Bu düzeni getireceğiz.”

    “Hak, hukuk, adalet” sloganlarının bitmesi ile konuşmasına devam eden Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

    “Sözüm söz. Asgari ücret kadar ramazan ve kurban bayramlarında emekliye ikramiye vereceğiz. Bay Kemal’in sözü. 418 milyar doları dışarıya götürenler, götürdüğünüz paranın tamamını getirip bu millete vereceğim. Devlet adalet üzerine inşa edilir. Bir değişim olsun artık 22 yıl yeter. Memleketi ne hale getirdiler. Soğan alamaz hale geldik.”

    SURİYE TEZKERESİ VURGUSU

    Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

    ” Suriye tezkeresinde ne vardı? Yabancı askerleri Türkiye’ye davet etme hakkı vardı. Ben, kendi ülkemde yabancı asker postalı istemiyorum. Kimleri davet edeceksiniz? Terörle mücadelede bizim güvenlik güçlerimiz tarih yazmışlardı. Bay Kemal yabancı askerlere ‘Evet’ der mi ya?”

    Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan satırlar şu şekilde:

    * Zonguldak’a geldiğimde hep içinde burukluk hissederim. Kara elmasın kenti diye düşünürüm. Madenciler için dünya kadar şiirler, romanlar yazıldı. Hayatını kaybedenler için hep beraber gözyaşı döktük. Emekçilerin Ankara’ya yürüyüşünü asla unutmadım. Zonguldak bir emekli kentine dönüştü. Kömürü Güney Amerika’dan getiriyorlar, dışarında getiriyorlar, dünyanın parasını ödüyorlar. Aşamalı olarak 5 bin işçi alacağım.

    * Türkiye’nin değişime, huzura ihtiyacı var. Türkiye’nin birlikte olmaya, birlikte çalışmaya ihtiyaç var. Birlikte yaşamaya ihtiyacımız var. Bu zor günler geçecek, güzel günler gelecek. Hiç endişe etmeyin, sizin hakkınızı ve hukukunuzu her ortamda sağlayacağım. Hiç endişe etmeyin. Batan kim ? Esnaf. Esnaf da ter etti Zonguldak’ı. Kazanan yok… E alışveriş yapacak insan da kalmadı. 6 liderin sözü var. Bütün köy okullarını yeniden açacağız, 100 bin öğretmen atayacağız. Köyde öğretmen, ziraat mühendisi, veteriner olsun. Gencecik üniversiteyi bitirmiş insanlar işsiz. Köyde çalışsınlar, üretsinler. Bu işin kimseye zararı yok.

    * Çiftçi kazansın, herkes kazansın. Eti, canlı hayvanı, buğdayı, arpayı, yulafı dışarıdan getir. Milyar dolarları dışarıya öde, olmaz. Bu düzeni ters yüz edeceğiz. İnsanca hakça bir düzeni getireceğiz, kimsenin endişesi olmasın Rahmetli Ecevit, Zonguldak milletvekiliydi. Ne diyordu: ‘Ne ezen, ne ezilen; insanca, hakça bir düzen.’ İnsanca, hakça bir düzeni getireceğiz!

    * En geç 2 yıl içinde bütün Suriyeli kardeşlerimizi memleketlerine uğrayacağız. Yabancıları göndermek isteyen kim, vatanını seven kim? Bay Kemal. Yabancılardan medet uman kim? Onlar. Yeter artık, 22 yıldır memleketi ne hale getirdiler. Milleti bir kuru soğana muhtaç ettiler. Mutfaklarda yangın var. ‘Filyos Limanı’nı CHP gelince yapmayacak’mış. Sizin mi orası, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait. Yapacağız, daha güzelini yapacağız.

    * Emekliler de geçinemiyor. ‘Emeklilere birer maaş ikramiye verin’ dedim. Sözüm söz, asgari ücret kadar Ramazan ve Kurban Bayramı’nda birer ikramiye vereceğiz. 15 bin liralık ikramiyesini görecek emekli kardeşim.

    “KENDİ ÜLKEMDE YABANCI ASKER POSTALI İSTEMIYORUM”

    * 27,5 yılımı devlete harcadım. Bütçe nasıl yapılır, nasıl tasarruf yapılır gayet iyi bilirim. Emekliye para verilecek derseniz ödeneği koyarsınız. Sözüm söz, 418 milyar doları dışarıya götürenler size de sözüm söz, götürdüğünüz paranın tamamını getireceğim ve bu millete vereceğim. Sanıyorlar ki Bay Kemal devleti tanımaz. Devleti parti devletine dönüştürdüler. Devlet yine liyakatli insanların yöneteceği devlet olacak. Her şeyi adalet üzerine inşa etmeye çalışıyorum.

    * Bir Suriye tezkeresi var, ‘Kılıçdaroğlu niye hayır dedi?’. Terör örgütleri için yabancı askerleri Türkiye’ye davet etme hakkı vardı. Ben kendi ülkemde hiçbir zaman yabancı asker postalı istemiyorum. Bahçeli’ye, Erdoğan’a sordum, ‘Kimi davet edeceksiniz?’ Sen kalkıyorsun terörle mücadelede yabancı askerleri davet ediyorsun.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Zonguldak’taki maden ocağında patlama: 4 işçi yaralandı

    Zonguldak’taki maden ocağında patlama: 4 işçi yaralandı

    PİRHA-Amasra’da 42 madencinin öldüğü maden katliamının üzerinden bir ay geçmeden, bu kez Zonguldak’ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre 4 madenci yaralandı.

    Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde faaliyet gösteren ve özel bir şirkete ait olduğu belirtilen maden ocağında gece saatlerinde patlama meydana geldi. Henüz belirlenemeyen nedenle meydana gelen patlamada Ersoy Mankır, Ramazan Kamilçelebi, İlyas Kabuk ve Ali Gezer yaralandı.

    İşçilerin vücutlarında yanıklar oluştuğu belirtilirken, İlyas Kabuk ve Ali Gezer Ankara Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.  Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait tahlisiye ekipleri maden ocağındaki patlamanın sebebiyle ilgili inceleme başlattı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • BTS ve Haber-Sen sürgünlere karşı Ankara’ya yürüyecek!

    BTS ve Haber-Sen sürgünlere karşı Ankara’ya yürüyecek!

    PİRHA-Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS), üye ve yöneticilerinin görev yerlerinin değiştirilmesinin ardından “Sürgünler Geri Alınsın, Baskılar Son Bulsun!” sloganı ile birçok ilden Ankara’ya yürüyecek.

    TCDD Genel Müdürlüğü ve TCDD Taşımacılık A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından BTS üye ve yöneticilerine dönük baskı politikaları karşı çalışanlar harekete geçiyor.

    Sürgün ve ihraç kararlarının geri alınması talebiyle BTS ve Haber-Sen, İzmir, Diyarbakır ve Malatya’dan 2 Şubat 2021’de, İstanbul ve Zonguldak illerinden ise 3 Şubat’ta yapılacak basın açıklamalarının ardından 4 Şubat’ta TCDD Ankara Gar önünde “Sürgünler Geri Alınsın, Baskılar Son Bulsun!” adı altında yürüyüş gerçekleştirecek.

    NE OLMUŞTU?

    BTS Genel Sekreteri makinist İsmail Özdemir ile sendikanın Hukuk Sekreteri makinist Aziz Mustafa Şimşek, trenlerdeki görevlerinden alınarak depo görevi verilmişti. Sonraki süreçte Sendika Genel Sekreteri Ankara’dan Sivas’a sürgün edilmiş, kısa bir süre geçmeden de daha önce sürgün edilmesinin ardından mahkeme kararıyla geri dönen sendika İzmir işyeri temsilcisi Ünal Karadağ aynı kurumda çalışmakta olan eşi İzmir Şubesi Kadın Sekreteri Nurhan Karadağ’la birlikte Malatya’ya sürgüne gönderilmişti. Yine BTS Merkez Yürütme Kurulu üyeliği ile İzmir Şube Başkanlığı görevlerini yapmış işyeri temsilcisi Bülent Çuhadar, Malatya’ya, sendikanın İzmir Şube Sekreterliği görevini yürütmekte olan Muhdi Seyhan ise Kars’a sürgün edilmişti.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Pandemi tedbirleri arttırılsın’ dedi Urfa’ya sürgün edildi!-VİDEO

    ‘Pandemi tedbirleri arttırılsın’ dedi Urfa’ya sürgün edildi!-VİDEO

    PİRHA- Haber-Sen genel Sekreteri İbrahim Damatoğlu’nun Zonguldak’tan Urfa’ya sürgün edilmesini protesto etmek isteyen sendika üyelerine polis izin vermedi. Haber-Sen üyeleri yaptığı açıklamada, “PTT’deki çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve pandemiye karşı tedbirlerin hayata geçirilmesini talep eden emekçilerin sürgünü insanlık suçudur” dedi.

    Pandemi nedeniyle iş yerlerinde önlem alınmadığını ifade eden PTT emekçileri hakkında soruşturma açılırken Haber-Sen Genel Sekreteri İbrahim Damatoğlu ise Zonguldak’tan Urfa’ya sürgün edildi.

    Durumu protesto etmek isteyen sendika yöneticileri ile üyelerin, Ankara’da PTT Genel Merkezi önünde yapmak istediği basın açıklamasına da izin verilmedi. Emniyet güçleri, zor kullanarak, aralarında KESK Eş Genel Başkanlarının da olduğu grubu bölgeden uzaklaştırdı.

    Haber-Sen üyeleri, basın açıklamasını okumak için Genel Merkez önünde bir araya geldi. Haber-Sen Genel Başkanı Mesut Balcan, korona sebebiyle 6 PTT çalışanının yaşamını yitirdiğini hatırlatarak şu açıklamayı yaptı:

    “PTT, SENDİKAMIZI SUSTURMA ÇABASI İÇİNE GİRMİŞTİR”

    “PTT Emekçileri, sağlık emekçilerinden sonra sahada en aktif çalışan ve bu süreçten etkilenen emekçilerdir.

    Posta Emekçilerine enfeksiyon riskiyle ilgili bilgilendirmenin yapılması, gerekli ve yeterli ekipmanın sağlanması, tüm işyerlerinin ve araçların düzenli aralıklarla dezenfekte edilmesi, tüm çalışma alanlarının sosyal mesafe kurallarına göre yeniden düzenlenmesi ve tüm dağıtım süreçlerinin riski en aza indirecek biçimde yeniden tasarlanması zorunluluk iken yetersiz tedbirlerle gerek PTT çalışanlarının ve gerekse de yurttaşların sağlığı tehlikeye atılmaktadır.

    Sendikamızın gerçekleri dile getirmesinden rahatsız olan PTT yönetimi şimdi de Haber-Sen Genel Sekreteri İbrahim Damatoğlu’nu Zonguldak’tan Şanlıurfa Akçakale’ye sürgün ederek yasalara aykırı, hukuksuz işlem yapmıştır.

    Sendikal hakların, sendika üye ve yöneticilerinin Anayasa, yasa ve uluslararası sözleşmelerle korunduğunu, sendika yöneticisinin görev yerinin değiştirilmesinin yasalara aykırı olduğunu çok iyi bilen PTT yönetimi Genel Sekreterimizi sürgün ederek sendikamızı susturma çabası içine girmiştir.

    Çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve pandemiye karşı tedbirlerin hayata geçirilmesini talep eden emekçilerin sürgünü insanlık suçudur. Sendikal örgütlenmeye ve demokratik hak mücadelesine vurulmak istenen bir darbedir, bu asla kabul edilemez!

    Sendikamız Merkez Yönetim Kurulunun aldığı karar gereği, Genel Sekreterimiz İbrahim Damatoğlu nun sürgünü geri alınana kadar eylem ve etkinliklerimiz devam edecektir.”

    “YAPILAN BÜYÜK VEFASIZLIKTIR”

    KESK Eş Başkanı Aysun Gezen de polis müdahalesini eleştirerek, “PTT yönetimi ‘önlem alın’ taleplerinden neden rahatsız oluyor?” diye sordu. Gezen, emekçilerin güvencesiz çalıştırılma koşullarına karşı çıkacaklarını söyleyerek “Tüm emekçilerin sağlığı için kapanma istemeye ve bu kapanmanın da sosyal koruma ile birlikte, herkese gelir güvencesi sağlanmasıyla birlikte yapılmasını, işten atmaların yasaklanmasını savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    Eyleme destek veren CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuz Yılmaz ise “PTT bir yandan soyuluyor bir yandan da emekçileri sömürüyor” diyerek şunları söyledi:

    “Şanlıurfa’da nasıl bir ihtiyaç var ki ve bu ihtiyacı sadece İbrahim Damatoğlu nasıl karşılayacak ki tüm Türkiye geçildi ve Zonguldak’tan Urfa’ya sürüldü. Bu büyük bir haksızlıktır. Bu pandemi koşullarında sağlık emekçilerinden sonra en fazla emek harcayanların başında, kapı kapı dolaşan PTT emekçileri vardır. Yapılan büyük bir vefasızlıktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • 800 işçinin çalıştığı fabrikada 11 işçinin koronavirüs testi pozitif çıktı

    800 işçinin çalıştığı fabrikada 11 işçinin koronavirüs testi pozitif çıktı

    Zonguldak’ta faaliyet gösteren bir iplik fabrikasında, koronavirüs testi pozitif çıkan 11 işçinin tedavisi devam ediyor.

    Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde faaliyet gösteren iplik fabrikasında, koronavirüs (Covid-19) testi pozitif çıkan 11 işçinin tedavisi devam ediyor. Alaplı Belediye Başkanı Nuri Tekin, işçilerin sağlık durumlarının iyi olduğunu söyledi.

    Alaplı’da bulunan iplik fabrikasında 21 Mayıs’ta 3 işçinin Covid-19 testi pozitif çıktı. Fabrikada üretime 1 Haziran’a kadar ara verilirken İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri de filyasyon çalışmasına başladı.

    800 işçinin çalıştığı fabrikada işçilerin temasta bulunduğu tespit edilen 96 kişiye de test yapıldı. Testlerde 8 işçi ve bir işçinin ailesinden 2 kişide koronavirüs tespit edildi. Toplam 13 kişi Ereğli Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı. İşçilerin tedavisinin sürdüğü, ekiplerin de filyasyon çalışmasına devam ettiği bildirildi.

  • Zonguldak Gümeli Cemevine saldıran 5 şahıs yakalandı

    Zonguldak Gümeli Cemevine saldıran 5 şahıs yakalandı

    PİRHA- Zonguldak Alaplı’da Gümeli Cemevine saldıran 5 şahıs yakalandı. Gözaltına alınan 25-30 yaşlarındaki saldırganlar Alaplı emniyetinde ifade verdikten sonra serbest bırakıldı. PİRHA’ya konuşan Alevi Kültür Dernekleri Karadeniz Ereğlisi Şube Başkanı Mehmet Taştan, “Alaplı’da herkes bu saldırıyı kınadı. Saldırganlar hakkında soruşturma açıldı” dedi.

    Zonguldak Alaplı’da Gümeli Cemevi ve Kültür Derneği’nin binasına 01 Şubat gecesi saat 22.30 sıralarında saldırı yapıldı. Cemevinin camları kırılırken, saldırganlar kaçmıştı. Kamera kayıtlarının incelenmesi sonucu saldırganların yaklaşık 25-30 yaşlarında 5 kişi oldukları tespit edildi.

    ALEVİLER ŞİKAYETÇİ OLDU, SORUŞTURMA AÇILDI

    PİRHA’ya bilgi veren Alevi Kültür Dernekleri Karadeniz Ereğlisi Şube Başkanı Mehmet Taştan, saldırıyı duyar duymaz Avukat Adil Ateş ile birlikte Alaplı ilçesine gittiklerini söyledi. Polisin güvenlik kamera kayıtlarını aldığını belirterek, “Şikayetçi olduk, soruşturma açıldı” dedi. Saldırganların 5 kişi olduğunu ve yakalandıklarını belirten Taştan, “Saldırganların sarhoş olduğu belirtiliyor. Ancak bilinç altlarında bir nefret olduğu görülüyor. Cemevine taş atıyorlar. Biri engellemeye çalışıyor ama başaramıyor. Çevrede başka binalar da var ama cemevine taş atıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Alaplı’da Sünni yurttaşların da saldırıya tepki gösterdiklerini söyleyen Taştan, “Artık kim cemevinin önünden geçerse selam verip geçecekler” dedi.

    PİRHA/ALAPLI-ZONGULDAK 

     

     

  • Bülbül, Zonguldak Alaplı’da yaşanacak çevre felaketini Çevre Bakanı’na sordu

    Bülbül, Zonguldak Alaplı’da yaşanacak çevre felaketini Çevre Bakanı’na sordu

    PİRHA – HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Zonguldak’ta ağaç katliamına yol açacak altın projesine ilişkin soru önergesi verdi. Bülbül, “Çevre katliamının yol açtığı halk sağlığı sorunlarının çözümü için herhangi bir çalışma yapılmakta mıdır?” sorusuna yer verdi. 

    Kanadalı bir şirket tarafından dünyanın en yaşlı ağaçlarının bulunduğu Zonguldak Alaplı ormanlarında altın arandığı, şirketin işletme ruhsatı aldığı takdirde yapacağı ağaç katliamına yol açacağına dair beyanlar dikkat çekiyor. Haberin ayrıntılarında Zonguldak Valiliği’nden aldığı “ÇED Gerekli Değildir” belgesi ile sondaj çalışmalarını sürdüren şirket, işletme ruhsatı alırsa, büyük bir ağaç katliamının yanı sıra milyonlarca orman canlısının yaşamını kaybetmesine neden olacağı gündemde. 

    Halkların Demokratik Partisi Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, konuya ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlaması istemiyle Meclise soru önergesi verdi.

    Bülbül, önergede Bakan Kurum’a şu soruları yöneltti:

    • Çevre katliamının yol açtığı halk sağlığı sorunlarının çözümü için herhangi bir çalışma yapılmakta mıdır? Yapıldı ise ne tür önlemler öngörülmektedir?
    • Kanadalı altın madeni firması Centerra Gold’un yanı sıra Maden Tetkik Arama’nın (MTA) Türk Petrolleri A.Ş.’ye bölgedeki dört köyde altın arama izni verdiğine ilişkin kaygılarının giderilmesine yönelik ne tür somut önlemler alınmaktadır?
    • Bahse konu bölgelerde ÇED raporuna hangi saiklerle gerek duyulmamaktadır? (HABER MERKEZİ)
  • Zonduldak’ta Gümeli Cemevine saldırı

    Zonduldak’ta Gümeli Cemevine saldırı

    PİRHA- Zonguldak Alaplı’da Gümeli Cemevi ve Kültür Derneği’nin binasına gece saatlerinde saldırı yapıldı. Cemevinin camlarını kıran saldırgan ya da saldırganların kimliği henüz belirlenemedi. 

    Alaplı Gümeli Beldesi Yardımlaşma ve Cemevinin bulunduğu kültür merkezine 01 Şubat gecesi saat 22.30 sıralarında çirkin bir saldırı gerçekleşti. Cemevinin camları kırılırken, saldırgan ya da saldırganlar henüz bulunamadı.

    Yazılı bir açıklamayla saldırıyı duyuran Alaplı Gümeli Beldesi Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı Şenol Bozkurt, yıllardır bölgede kardeşçe yaşandığını belirterek, “Cemevine saldırıyı şiddetle kınıyoruz” dedi.

    Cemevinin ve Kültür Merkezinin yapımında tüm Alaplı halkının maddi ve manevi katkısı olduğunu hatırlatan Bozkurt, saldırganların bulunmasını istedi.

    PİRHA/ZONGULDAK

     

  • HDP’li Kenanoğlu: Kaçak maden ocakları kapatılsın!

    HDP’li Kenanoğlu: Kaçak maden ocakları kapatılsın!

    PİRHA – Zonguldak ve Şırnak’ta kaçak maden ocaklarında yaşanan işçi ölümlerini meclis gündemine getiren HDP’li Ali Kenanoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e ‘İhbar üzerine kapatılmış olan “kaçak ocakların” tekrar açılması neden engellenememektedir?’ sorusunu sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 25 Aralık 2019 tarihinde Zonguldak ve Şırnak’ta bulunan kaçak maden ocaklarında yaşanan ve 3 işçinin ölümüne sebep olan kazalarla ilgili olarak yanıtlanması istemiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e soru önergesi verdi.

    Kenanoğlu, konuya ilişkin yetkililerin yaptığı açıklamayı paylaştı;

    “Zonguldak Kilimli’de ruhsat hukuku Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) uhdesinde bulunan ve rödovans yöntemiyle işletilen sahada “kaçak ocak” olarak adlandırılan bir ocakta meydana gelen grizu patlaması sonucu iki maden emekçisi yaşamını kaybetmiş, bir emekçi de ağır şekilde yaralanmıştır.

    Şırnak’ta ruhsat hukuku Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) uhdesinde bulunan ve rödovans yöntemiyle işletilen sahada “kaçak ocak” olarak adlandırılan bir ocakta meydana gelen göçük sonucu 1 maden emekçisi hayatını kaybetmiştir.”

    “YETKİLİLER KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ”

    Zonguldak ve Şırnak’ta meydana gelen bu ölümlerden 13 ay ve 23 ay önce de Zonguldak’ta yine aynı biçimde ölümlerin yaşandığına dikkat çeken Kenanoğlu, yöntemlerin aynı olduğunu yaşananların kaza değil cinayet olduğunu belirtti.

    Meydana gelen son iki olayda, 3 kişinin “kaçak ocak” olarak tanımlanan yeraltı kömür ocağında hayatını kaybettiğini belirten Kenanoğlu, “Bugüne kadar bu ocaklarda onlarca insanımız yaşamını yitirmiştir. Kadın ve çocuk işçiler, hiçbir iş güvenliği önlemi olmayan bu ilkel ocaklarda yıllardır kömür üretmekte ve buralarda üretilen kömürler devletin resmi kayıtlarına işlenerek pazarlanmaktadır. Bu ocaklara elektrik hattı çekilmekte, maden makineleri monte edilmekte ve çalıştırılmaktadır. Kaza olana kadar yasal görülen bu ocaklar, iş kazası olduğunda hemen “kaçak ocak” olarak adlandırılmaktadır. Bütün bu olup bitenler hakkında yetkililer kör, sağır, dilsiz olmaktadır” dedi.

    “SORUMLULAR YARGILANMALI”

    Madenlerin Maden Kanunu hükümleri doğrultusunda işletilmekte olduğunun altını çizen Ali Kenanoğlu, “Maden Kanunu’nda kaçak ocak “ruhsatsız maden üretimi” olarak adlandırılmaktadır ve yaptırımı bulunmaktadır. Kaçak ocakların işletilmesinin, işlettirilmesinin engellenmesi başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Zonguldak ve Şırnak Valilikleri olmak üzere ruhsat sahipleri olan TTK ve TKİ ile sahada bulunan işletmecilerin sorumluluğundadır” dedi.

    Kenanoğlu, Bu konuda sorumlu olan tüm kesimlerin sorumluluklarını kabul etmeleri gerektiğini ve bu cinayetlerde sorumlukları bulunanların yargı önüne çıkarılmasını istedi.

    Bu bağlamda Fatih Dönmez’e şu soruları yöneltti;

    • Yıllardır yetkililerce bilinen ve basında da sıklıkla yer alan “kaçak ocak” tanımı ne anlama gelmektedir?
    • Son 10 yılda benzer olaylarda kaç vatandaşımız yaşamını yitirmiştir? Kaç vatandaşımız yaralanmıştır?
    • Bu olumsuz durumu düzeltmek için hangi idari önlemler alınmıştır?
    • Ruhsat alınmadan maden ocağı işletilmesi, Maden Kanunu`nun 12. maddesine göre devlet ve mülki idare tarafından engellenmesi gerekirken, bu konuda neden hiçbir çalışma yapılmamaktadır?
    • İhbar üzerine kapatılmış olan “kaçak ocakların” tekrar açılması neden engellenememektedir? (HABER MERKEZİ)
  • Zonguldak’ta altın sondajına başlandı; 10 bin ağaç kesildi

    Zonguldak’ta altın sondajına başlandı; 10 bin ağaç kesildi

    Kaz Dağları’nda Alamos Gold adlı Kanadalı şirketin altın arama faaliyetlerini izin verilmesinden sonra Zonguldak’ta da Centerra Gold adlı bir başka Kanadalı şirkete, bölgede çalıştığı taşeron firmalar aracılığıyla altın arama izni verildiği, altın arama faaliyetleri ve sondajının, şirketin proje tanıtım dosyasındaki alanların dışına taşıp, doğal alanları tahrip edip ağaçları yok ederek sürdüğü bildirildi.

    Kuzey Ormanları Savunması’nın (KOS) haberine göre, Kanadalı Centerra Gold isimli şirket Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde altın aramak için sondaj çalışmalarına başladı. Proje dosyasında belirtilen alanların dışındaki ormanlarda birkaç aydır devam eden çalışmalar geniş bir bölgeyi talan ediyor.

    Haberde, Kayseri’nin Develi ilçesinde Öksüt Madencilik aracılığıyla altın madeni projesine devam eden Kanada merkezli Centerra Gold şirketinin, Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde de taşeron firmalarla altın aradığı belirtildi.

    KOS, haberini ‘Yaşanabilir Bir Karadeniz Ereğli Platformu’üyelerinin, çevreye verilen zararı gözlemlediği raporuna dayandırdı. Habere göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2017’de ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verdiği proje çerçevesinde Aşağıdağ Köyü Çanakçı Dere mevkiinde arama yapılacağı söylenmesine rağmen sondaj, köyün dışında ve Orman İşletmesi sınırlarındaki ormanlarda yapılıyor. Anıt ağaçlara çok yakın bir avlakta çalışıldığını gözlemleyen üyeler, sondaj alanlarına ulaşmak için ağaçlar kesilerek yeni yollar açıldığını anlattı. Şu ana kadar kesilen ağaç sayısının ise 10 bin dolayında olduğu bildirildi.

    Rapora göre sondaj faaliyetlerinin dört ayrı yerde beş makineyle devam ettiğini tespit edildiği, çalışmaların ise proje tanıtım dosyasında yazılanlardan daha geniş olduğu gözlemlendi. Platform üyeleri, şirketin tepkileri önlemek için civar köylerin bütçelerine yüksek miktarda bağış yaptığını da iddia etti.

    Sondaj bölgesinin barındırdığı ağaçlar ve yaban hayvanlarıyla biyoçeşitlilik açısından Karadeniz’in en zengin bölgelerinden biri olduğunu söyleyen platform üyeleri, alanda bir o kadar da bilinmeyen canlı türü bulunduğunu ve şirketin alandaki yaban hayatını korumakla ilgili hiçbir çalışma yapmadığını ifade etti.

    Bölgede Alaplı’nın su ihtiyacını karşılayan kaynakların da bulunması nedeniyle yöre halkı bu kaynaklara altın çıkarma döneminde siyanür sızmasından endişe ediyor.

    Altın arama çalışmalarının, 4115 yaşındaki dünyanın en yaşlı porsuk ağacına üç kilometre uzaklıkta yapıldığı belirtiliyor.  (Diken)

     

    Fotoğraf: Pusula Gazetesi
    Fotoğraf: Karadeniz Ereğli Haber

     

  • ‘Evde elektrik çarptı’ denilen işçinin kaçak maden ocağında öldüğü ortaya çıktı

    ‘Evde elektrik çarptı’ denilen işçinin kaçak maden ocağında öldüğü ortaya çıktı

    Zonguldak’ta, evinde elektrik çarptığı iddiasıyla hastaneye götürülen Mustafa Eser’in, kaçak kömür ocağında öldüğü ortaya çıktı. Yaşanan iş cinayetiyle ilgili gözaltına alınan iki kişi tutuklandı.

    Zonguldak’ta evinde elektrik akımına kapıldığı iddiasıyla hastaneye götürülen Mustafa Eser’in (28), kaçak kömür ocağında hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Yaşanan iş cinayetiyle ilgili gözaltına alınan 2 kişi, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. İSİG Meclisinden İbrahim Sarıkaya, “Devletin kaçak ocaklara göz yummasının nedenlerinden birisi, piyasaya daha ucuz kömür sürülmesi” derken, işsizliğin madencileri kaçak ocaklara sürüklediğini belirten GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil ise TTK’ye işçi alımı çağrısı yaptı.

    Zonguldak’taki olay önceki gün akşam saatlerinde Dilaver Mahallesi’nde meydana geldi. Kaçak kömür ocağında çalışan Mustafa Eser, ağır yaralı olarak araçla Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesine götürüldü. Doktorların müdahalede bulunduğu Mustafa Eser, yaşamını yitirdi. Mustafa Eser’i hastaneye götüren araçtakiler, iddiaya göre doktorlara evde çalışırken elektrik akımına kapıldığını söyleyip hastaneden ayrıldı. Hastane polisi, durumu asayiş ekiplerine bildirdi. Yapılan araştırmada, Mustafa Eser’in kaçak kömür ocağındaki iş cinayetinde hayatını kaybettiği tespit edildi.

    İŞ CİNAYETİYLE İLGİLİ İKİ KİŞİ TUTUKLANDI

    Polis ekipleri, olayın meydana geldiği ocakta incelemede bulunurken maden işçisinin ilk belirlemelere göre göçükte kalarak öldüğünün değerlendirdiği öğrenildi. Olayla ilgili gözaltına alınan E.D. ve T.D, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Savcılıkta ifade veren E.D. ile T.D, nöbetçi mahkemece tutuklandı.

    BÖLGENİN KANAYAN YARASI

    Kaçak ocakların bölgenin kanayan yarası olduğunu dile getiren Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, “Hastaneye bırakıp ortadan kaybolmuşlar. Maalesef bu bölgenin derdi, kanayan yana. İnsanlar çaresizlik içinde kaçak ocaklarda, iş güvenliği olmayan bir ortamda çalışmak zorunda kalıyorlar. Sıkıntılı bir durum” dedi.

    SERMAYE VE DEVLETİN DANIŞIKLI DÖVÜŞÜ İLE AYAKTA DURUYOR

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi Üyesi ve Boğaziçi Doktora Öğrencisi İbrahim Sarıkaya, “Kaçak ocaklar sermaye ve devletin danışıklı dövüşü ile ayakta duruyor” diyerek şunlara dikkat çekti:

    “Kaçak ocakları, nerede ne kadar üretim yapıldığını hemen hemen herkes biliyor. Tespit edilmesi de çok kolay. Buna rağmen devamlılığının bir mantığı var. Birincisi Rödovanslı sahaların kendi içinde kaçak ocaklar var. Bunlar kayıtsız işçi ile üretim yaparak üretim maliyetini düşürüyorlar. Çünkü Rödovanslı şirketlerin devlete taahhüt ettiği bir üretim var. Örneğin Rödovanslı şirket, ‘ben sana bu ay bin ton kömür vereceğim’ diyor. Bu bin tonun 600 tonunu kendi kayıtlı işçisi ile üretiyor, geriye kalan 400 tonunu kendi ocağının içerisinde arkadan kapı yaparak yaptığı kaçak ocaktan çıkarıyor. İkincisi de Zonguldak’ta işsiz kalan gençlerin kömür işini bilen bazı ustabaşılarını yanlarına alarak evlerinin arkasına kurdukları kaçak ocaklar var. Bunlar da piyasaya Türkiye Taş Kömürü’nden daha ucuz kömür sunarak geçinmeye çalışıyor. Devletin buna göz yummasının nedenlerinden birisi, piyasaya daha ucuz kömür sürülmesi. Çünkü bu onun da işine geliyor. Böyle yaptıkları için piyasada ucuz kömür bulabiliyorsunuz deniliyor. İkincisi ise işsizliği bir süre gölgeleyebiliyor. Böyle yaparak kayıtsız, hiçbir güvenlik önlemi olmadan insanlar bu ocaklarda heba oluyor.”

    19. YÜZYIL KOŞULLARINDA ÇALIŞIYORLAR

    Zonguldak’taki madenleri gezen, kaçak ocaklar üzerine incelemeler de yapan Sarıkaya, işin teknik boyutuna ilişkin de şunları söyledi: “Bu ocakların içinde ısınmak için soba yandığını da gördük. Aydınlatma için hiçbir güvenlik önlemi alınmadan ampul takıldığını da gördük. Dolayısıyla bu insanlar 19. yüzyıl koşullarında, ki ondan bile geri olabilir, çalışıyorlar. Kaçak ocak ölen kişinin deyip hemen patlatıyorlar. Çünkü kaçak ocak açmanın bir cezası var. Bu cezadan kaçmak için ‘ölen kişi tek başına çalışıyordu, kaçak ocak da onundu’ denilerek cezai yaptırımdan da kurtuluyorlar” diye konuştu.

    KAÇAK OCAKLARIN ÖNÜNE TTK’YE İŞÇİ ALINARAK GEÇİLİR

    Kaçak ocakların Zonguldak’ın bir gerçeği ve kanayan yarası olduğuna dikkat çeken Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Hakan Yeşil, “Her fırsatta bunların çözülmesi için çeşitli beyanatlarda bulunuyoruz. Vali beyle de görüştük. Bunların çözülmesi için de bir an önce çözüm bekliyoruz” diye konuştu.

    “Zonguldak’ın gerçeği kömür” diyen Yeşil şöyle konuştu: “Bu ölen arkadaşlarımız işsizlikten kaynaklı yaşadıkları ekonomik zorluklar yüzünden buralarda çalışıyorlar zaten. Tabi yetkililere her fırsatta söylediğimiz gibi kömür çıkarma işleminin kurum üzerinden yürütülmesi gerekiyor. Kuruma işçi alınması için biz bastırıyoruz. Bu kaçak ocaklarda çalışan insanların bizim kurumuzda çalışması hem bizim sorunumuzu çözecek, hem Türkiye ekonomisine katkısı olacak, istihdamı artıracak hem de kaçak ocaklarda çalışmanın önüne geçilmiş olacak. Yerin altında bir cevher yatıyor. Yerli üretim, yerli kaynaklar deniliyor ama bunun hayata geçmesi anlamında özellikle Zonguldak’ta son alınan 1500 işçi dışında yapılan bir şey yok. Bu rakam yeterli değil. 7. ayda emekli olacak işçi sayısı çok fazla. TTK bu 3. dalga emeklilikleri kaldırabilecek düzeyde değil. İşçi açığı had safhada. Yer altında açıklarımız çok fazla. Bunun kontrolü bu kadar işçiyle mümkün değil.”

    3 YILDA 840 KAÇAK OCAK

    Sayıştay’ın TTK için hazırladığı 2017 denetim raporunda, 3 yılda 840 kaçak ocağın tespit edildiği ve 1992-2017 yılları arasında 129 işçinin kaçak ocaklarda yaşamını yitirdiği açıklandı. Kaçak ocakların 1980’lerde günlük kömür ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla ortaya çıktığı ifade edilen raporda, “Ardından hesabı tam olarak yapılamayan, kontrol edilemeyen ticari bir faaliyet şekline dönerek üzerinden rant sağlanan organize bir yapı haline gelmiştir” denildi. Raporda, Zonguldak’ta 2015 yılında özel şirketlere ait maden ocağında 6, kaçak ocaklarda 7, 2016 yılında kaçak ocakta 2, özelde 1, 2017 yılında ise kaçak ocaklarda 3, özel sektörde 4 ölümlü iş kazası meydana geldiği hatırlatıldı. 1992-2017 yılları arasında rödovanslı sahalarda meydana gelen kazalarda 137 işçinin, kaçak ocaklarda meydana gelen kazalarda 129, toplamda 266 işçinin öldüğü ifade edilen raporda, yaralanma ile sonuçlanan kazalara ilişkin olarak da “Kaza ve yaralı sayısının tam olarak tespit edilemediği görülmüştür” dendi.

    Kaynak: Evrensel

  • Sefa Öztürk Dede Ereğli’de cemevinde konuştu: Cemevlerine ibadethane statüsü verilmeli

    Sefa Öztürk Dede Ereğli’de cemevinde konuştu: Cemevlerine ibadethane statüsü verilmeli

    PİRHA- Zonguldak’ın Ereğli ilçesi Alevi Kültür Derneği Şubesi’nce aşure dağıtıldı. 

    Muharrem ayının 12’nci günü nedeniyle, Kavaklık Mahallesi’ndeki Cemevi bahçesinde aşure dağıtıldı. Burada bir konuşma yapan Alevi Kültür Dernekleri Ereğli Şube Başkanı Mehmet Taştan, pişirilen aşureyi farklı düşüncedeki insan guruplarına benzeterek, “ayrılar ayrı gelir bir kazanda kaynayarak aynılaşır. Şu anda bizler de ayrı ayrı geldik bu meydanda aynı kazandayız. Bir nevi Aşureyiz” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkan Yardımcısı Adil Ateş de, eğitim sistemindeki kaosu işaret etti, bilim ve ilime önem verilmesi gerektiğini belirtti.
    Alevi Dedesi Mustafa Dedekargınoğlu da aşure ayının ne demek olduğunu, Alevi kesimin bunu nasıl algılaması gerektiğini anlattı. Dedekarınoğlu, hoşgörü çağrısı yaptı.

    Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk ise Aşure duası öncesi konuşmasında, oruç tuttukları günlerde hiçbir kişinin sigara içtiği ve yemek yediği için şiddete maruz kalmadığını söyledi. Alevi vatandaşların, devlet işlerinde ise oy kullanmaktan öteye gidemediğini, Alevi vatandaşlara önemli devlet kademelerinde yer verilmediğini ifade etti. Öztürk, inanç özgürlüğüne dikkat çekerek, hoşgörü vurgusu yaptı ve Cemevlerinin ibadethane sayılması gerektiğinin kaydetti.

    Konuşmaların ardından deyişler ve mersiyeler seslendirildi. Sonrasında ise aşure dağıtıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • TOKİ inşaatında çalışan işçilerin eylemi sonuç verdi

    TOKİ inşaatında çalışan işçilerin eylemi sonuç verdi

    Zonguldak’ta TOKİ konutları inşaatında çalışan taşeron işçiler, bayram öncesi iki aylık ücretleri ödenmediğini belirterek iş bırakıp vincin kulesine çıkarak eylem başlatmıştı. Patron eylem sonrası işçilerin alacaklarını ödeme sözü verdi.

    Zonguldak’ta bir inşaatta çalışan taşeron firma işçileri, maaşlarını alamadıklarını belirterek çıktıkları vinçten yaklaşık 9 saat sonra inerek eylemlerini bitirdiler

    Vince çıkan işçiler, taşeron firmadan aldıkları söz üzerine vinçten inerek eylemi bitirdi. Vince çıkan işçilerden Faysal Bekmez, işçiler olarak toplam alacaklarının yaklaşık 160 bin lira olduğunu, yüklenici firmanın bu parayı ödeyeceği sözünü verdiğini söyledi. Bekmez, “Yüklenici firmanın bu durumda bir suçu yok. Biz taşerondan paramızı alamadık. Yüklenici devreye girdi. Yaptığı iş karşılığında taşerona vereceği paradan bizim ücretimizi ödeyecek” dedi.

    Polis, 8 işçiyi ifadelerini almak üzere karakola götürdü.