Etiket: zülfikar erden

  • Avukat Zülfikar Erden Ovacık’ta toprağa sırlandı -VİDEO

    Avukat Zülfikar Erden Ovacık’ta toprağa sırlandı -VİDEO

    PİRHA- Geçirdiği kalp krizi sonucu Antalya’da Hakk’a yürüyen hak savunucusu Avukat Zülfikar Erden, memleketi Dersim Ovacık’ta toprağa sırlandı. Gazeteci Veli Haydar Güleç, “Yaşamı hep büyük bir mücadeleyle geçti. Kendi toplumuna genel anlamda da Türkiye’deki yaşanan bu sürece sırtını dönmemiş, kendi yaşamını öncelememiş birisiydi” dedi.

    Spor salonundan çıktıktan sonra geçirdiği kalp krizi sonucu 44 yaşında Hakk’a yürüyen hak savunucusu, Avukat Zülfikar Erden Ovacık’ta toprağa sırlandı.

    Evli ve bir kız ve bir erkek çocuğu babası olan Erden, pandemi döneminde İstanbul’dan Antalya’ya göç etmişti. Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi eski üyesi Erden, TV10’un kapatılması, Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Gönül Erden ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin yargılanması ve ÖHD’li dokuz avukat hakkında açılan davada avukatlık yapmıştı.

    Erden’in cenazesi yapılan otopsi işleminin ardından memleketi Dersim’e doğru yola çıkarıldı. Ovacık Cemevinde düzenlenen cenaze erkanına meslektaşları, SES yöneticileri, yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, Dersim Milletvekili Ayten Kordu, PSAKD Dersim Şubesi yöneticileri, PİRHA yöneticileri, siyasetten sivil topluma kalabalık bir kitle katıldı.Erden’in dayısı Zeynel Örnek’in sunumuyla yapılan konuşmaların ardından cenaze erkanını Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nda (FUAF) yol erkan hizmetlerini yürüten Firaz Ana Kırmancki ve Türkçe olarak yürüttü.

    “TOPLUMSAL DUYARLILIĞINI KİMLİĞİYLE BÜTÜNLEŞTİREN BİRİYDİ”

    Zülfikar Erden’i en çok toplumcu kimliğiyle tanıdıklarını ifade eden Gazeteci Veli Haydar Güleç, “Toplumsal duyarlılığını kimliğiyle bütünleştiren birisiydi. Her türlü haksızlığa, hukuksuza karşı, haksızlıklara uğrayan insanların yanında oldu. Onların arkasında durdu. Hiçbir maddi çıkar gözetmeden bu işleri yaptı.  Aynı zamanda Türkiye’deki sorunlara da kayıtsız değildi. Zaten müvekkillerinin çoğu bu ülkenin sorunlarıyla özdeşleşmiş insanlardı, Kürt sorunuyla Alevi sorunuyla.. Kendisini bu sorunların bir parçası gibi görüyordu ve o şekilde yaklaşıyordu. Yaşamı hep büyük bir mücadeleyle geçti. Haksızlık karşısında her zaman sesini çıkarmasını bilen isimlerden bir tanesiydi. Kendi toplumuna genel anlamda yani Türkiye’deki yaşanan bu sürece sırtını dönmemiş, kendi yaşamını öncelememiş birisiydi” dedi.

    “ÜZERİMİZDE EMEĞİ ÇOK OLAN BİRİYDİ”

    Çok genç yaşta hayatını kaybetmesinin beklenmeyen bir şey olduğunu belirten Güleç, “En acısı da bu süreçte kız kardeşinin cezaevinde olmasıydı. O da yine toplumsal duyarlılığın bir parçası olarak cezaevine düştü. HDP’nin Dersim il eş başkanıydı. Sonuçta bu ülkede siyaset yapmanın, hele hele Kürtler adına siyaset yapmanın ortaya çıkardığı sonuçlardan bir tanesiydi. Cenazede de ne kadar sıkıntılı bir durum yarattıklarını, çekim yaptırtmamalarını, fotoğraf çektirtmemelerini, bir şekilde orayı ablukaya almalarını, bir anlamda o kimliğe bir düşmanlık olarak algılamak, görmek lazım” değerlendirmesini yaptı ve şunları ekledi:

    “ALEVİ TOPLUMU AÇISINDAN ÖRNEK BİR CENAZE ERKANI YAPILDI”

    “Bizim de yakın bir arkadaşımızdı, dostumuzdu. Davamızın avukatıydı. Aylarca davamızın peşinde koşturdu, savunmalarımıza katıldı. Bu anlamda üzerimizde emeği olan birisiydi. Biz de çok üzüldük. Sonsuzluğa uğurlanırken cenaze erkanı da çok önemliydi. Bir cenazenin nasıl kaldırılması gerektiğine de bugün tanık olduk. Bir Kadın Ana’nın, cenaze erkanını yürütmesi bence çok anlamlıydı, çok değerliydi. Alevi toplumu açısından belki de örnek oluşturacak bir davranıştı. Bunun görülmesi ve değerlendirilmesi lazım.”

    PİRHA/DERSİM

  • Avukatlarından Tv10 yöneticilerinin duruşmasına katılım çağrısı-VİDEO

    Avukatlarından Tv10 yöneticilerinin duruşmasına katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Tutuklu Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve programcı Veli Haydar Güleç’in duruşmaları 17-18-19 Nisan’da Silivri Cezaevi Kampüsü’de bulunan 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Büyükşahin ve Güleç’in avukatları Seyit Demir ile Zülfikar Erden, iddianamede suç unsuru teşkil edebilecek herhangi bir şey bulunmadığını belirterek Alevi kamuoyuna duruşmaya katılım çağrısı yaptı. 

    KHK ile kapatılan Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve programcı Veli Haydar Güleç, 10 Ocak 2018 tarihinde evlerine yapılan baskınla gözaltına alınmış, 18 Ocak ‘2018 tarihinde ise tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti.

    Bir yıllık tutukluluğun ardından iddianameleri hazırlanan Büyükşahin ve Güleç’in ilk duruşmaları 17-18-19 Nisan tarihlerinde Silivri Cezaevi Kampüsü’nde bulunan 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Büyükşahin ve Güleç’in yargılandıkları Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) siyaset akademilerine yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 43 kişi yargılanıyor. 43 kişiden 16’sının tutuklu olduğu dosya kapsamında 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği tensip kararıyla 9 kişi tahliye edilirken 7 kişi ise hala tutuklu yargılanıyor.

    Büyükşahin ve Güleç’in iddianamelerini değerlerinden avukatları Seyit Demir ile Zülfikar Erden, toplamda 60 klasör ve 1200 sayfa civarında bulunan iddianamede suç unsuru teşkil edebilecek herhangi bir şey bulunmadığını belirtti.

    “YARGITAY KARARLARI BERTARAF EDİLİYOR”

    Tutuklu olarak yargılanan Büyükşahin ve Güleç için henüz herhangi bir yargılamadan bahsedilemeyeceğini kaydeden avukat Seyit Demir, yapılan soruşturmanın 2001 yılında FETÖ’cü  cemaatçi polislerin açtıkları dosyadan ibaret olduğu ve o dönemde bile herhangi bir suç teşkil etmediği için tozlu raflara kaldırıldığını ifade etti. Cemaatçi polislerin bugünün cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan’ı, ailesini, bakanları dinlediklerini hatırlatan Demir, Yargıtay’ın cemaatin yapmış olduğu teknik takiplerin hukuka aykırı olduğu ve bunlarla herhangi bir hüküm kurulamayacağı yönünde sayısız kararlar verdiğini ekledi. Demir, ancak söz konusu Alevi muhalefeti ve Alevi basını olunca tüm bu kararların bertaraf edildiğine vurgu yaptı.

    İRONİK DAVALAR

    Demir, “Bu soruşturmanın olduğu dönemde bugünün cumhurbaşkanının açıklamaları var; ‘Analar ağlamasın’ diyerek geliştirdiği bir süreç var. O dönemde Pensilvanya’da bulunan Fethullah Gülen de ‘Ocaklarını söndürün, ocaklarına ateş salın’ diyor. Burada iktidar içinde iktidarın iki farklı kanadı arasında bir çatışma var ve aslında bu çatışmanın bir tezahürü. O dönemde yapılan teknik takipler zaten KCK yargılamalarına dönüştü, binlerce kişi gözaltına alındı, binlerce kişi suçsuz yere yıllarca tutuklu olarak yargılandı. O dönemde bile cemaatin polisleri bu dosyalarda dava açabilecek bir delil bulamamış ki bunları tozlu raflara terk etmiş. Ama çok ironik ki bugün bunlar dava olarak karşımıza çıktı.” dedi.

    BAZI ABSÜRD SUÇLAMALAR

    İddianamede Büyükşahin ve Güleç’in aleyhine delil kabul edilebilecek hiçbir husus olmadığını söyleyen Demir, dosyada yer alan absürd suçlamalardan şu örnekleri verdi:

    “Müvekkillerimiz ekolojik toplumdan bahsediyor, ekolojik toplumla ilgili kolluk görevlisi müvekkilimize ‘bu örgüt söylemi’ diyor. Bu mahkemede de sorgu hakimliğinde de ‘Bu örgüt söylemi değil mi?’ şeklinde soruluyor. Oysa ekolojik toplumu yasa dışı bir örgüt söylemi kabul edersek yeşiller hareketinin tüm dünyadaki üyelerinin cezaevlerinde olması gerekir, yargılanması gerekir. Müvekkilimiz yaptığı bir toplantıda kadın haklarından bahsediyor, toplantı da teknik takibe takılmış ve dinlenmiş, bu da örgüt söylemi olarak kabul ediliyor. Oysaki kadın hareketi geçmişi, tarihi çok köklü olan bir hareket. Feminist hareketler hala daha faal. Bunları yasa dışı örgüt söylemi kabul etmek en basit ifadeyle akla zarar beyanlar.”

    Şu anki hükümetin en küçük bir muhalif sese bile tahammülü olmadığına dikkat çeken Demir, “İktidar sadece sessizlik istemiyor tam bir sessizlik istiyor. En ufak bir aykırı sese de tahammül göstermiyor. Bütün bu dosya içeriği de bize bunu anlatıyor” dedi.

    “MUHALİFLERE KARŞI TOPYEKUN BİR DEVLET BASKISI VAR”

    Avukat Zülfikar Erden ise bu davanın Tv10’un kapatılması gibi hukuksal alt yapısı olmayan tamamen siyasi gerekçelerle açılmış bir dava olduğunu belirtti.

    Dosyanın 2011-2012 yılında cemaatçi polislerin yaptığı telefon ve ortam dinlemelerinden ibaret olduğunu hatırlatan Erden, bu ortam dinlemelerinde konuşulan konuların kadın sorunu, Alevi sorunu, Kürt sorunu gibi toplumsal sorunlarla ilgili olduğunu ifade etti.

    Üzerinden 7-8 yıl geçtikten sonra bu dosyanın davaya dönüştürülmesinin ne kadar siyasi bir karar olduğunu gösterdiğini dile getiren Erden, “Söz konusu dosyaların şimdi terör örgütü olarak lanse edilen, zamanında devletle, iktidarla kol kola olan FETÖ üyelerinin, cemaatin hazırladığı dosyalar olması ve buna rağmen bu dosyalar üzerinden siyasal iktidarın da muhaliflere karşı bir dava, soruşturma, baskı yoluna başvurması aslında zımnen de olsa hala cemaat ve iktidarın ne kadar kol kola, ortak hareket ettiğinin göstergesi. Çünkü bunun aslında bir hukuksal alt yapısı olmadığı için muhaliflere karşı topyekun bir devlet politikası, baskısı olduğunu görüyoruz” şeklinde ifade etti.

    ALEVİ KAMUOYUNA ÇAĞRI

    “Bütün bir toplumsal baskıyla ilgili olduğu için bu dosyanın bütün demokratik kamuoyu tarafından, toplum tarafından sahiplenilmesi çok önemli” diyen Erden, Alevi kamuoyuna, kurumlarına, derneklerine, demokratik kitle örgütlerine, sivil toplum örgütlerine, siyasi partilere ve demokratik kamuoyuna Büyükşahin ve Güleç’in duruşmalarını sahiplenme ve duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

    NE OLMUŞTU?

    Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) siyaset akademilerine yönelik 2014 yılında başlatılan soruşturma kapsamında 15 kişi ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla 18 Ocak 2018’de tutuklanmıştı. Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ile TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç de bahsi geçen soruşturma kapsamında tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti.

    Bir yılı aşkın bir tutukluluğun ardından iddianameleri hazırlanan Büyükşahin ve Güleç’in duruşmaları 17-18-19 Nisan tarihlerinde Silivri Cezaevi Kampüsü’nde bulunan 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Büyükşahin ve Güleç, sık sık cezaevinde inançlarını sürdürebilmek için Alevi dedesiyle görüşme talepleriyle gündeme gelmişti. Ancak cezaevi yönetimi tarafından bu talepleri sürekli reddedilmişti. Büyükşahin, Alevi dedesiyle görüşme talepleriyle ilgili Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na da dilekçe göndermişti. Meclis İnsan Hakları Komisyonu da gönderilen dilekçeyi Adalet Bakanlığı’na ileterek inceleme yapılmasını talep etmişti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Avukat Erden: TV10’un kapatılması akıl dışı ve siyasi bir karardır-VİDEO

    Avukat Erden: TV10’un kapatılması akıl dışı ve siyasi bir karardır-VİDEO

    PİRHA – TV10’un kapatılması sonucu yürütmenin durdurulması talebi ile açılan iptal davasına ilişkin Ankara 8. Bölge İdare Mahkemesi red kararı verdi. Karara ilişkin PİRHA’ya konuşan kanalın avukatlarından Zülfikar Erden, “Bu akıl dışı ve siyasi bir karardır” dedi.

    Aleviler’in sesi TV10, 27 Eylül 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılmış, 04 Ekim 2016 tarihinde mühürlenmiş ve mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılıp satılmıştı.

    TV10 Yönetim Kurulu, yürütmenin durdurulması talebiyle Danıştay’da dava açmıştı. Ankara 8. İdare Mahkemesi tarafından davaya red kararı verildi. Davaya ilişkin ajansımıza bilgi veren Tv10’un avukatlarından Zülfikar Erden, bu kararın “akıl dışı” olduğunu söyledi.

    28 Eylül 2016 tarihinde 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. Maddesi dayanak gösterilerek bu doğrultuda  kurulan komisyon tarafından TV10’un kapatıldığını belirten Erden, “TV10 kanalının kapatılmasının ardından TV10’un kurucu şirketi olan Anadolu Medya İletişim Hizmetleri Ticaret ve Anonim Şirketi adına yürütmenin durdurulması talebi ile iptal davası açtık. Bu davada öncelikle İdare Mahkemesi yaklaşık bir yıl boyunca dava dilekçemize cevap bile vermeden sessiz kalmıştı. Ardından Ankara 8. İdare Mahkemesi davayı karara bağladı ve “Davanın açıldığı tarihte Anadolu Medya İletişim Hizmetleri Ticaret ve Anonim Şirketi’nin kapatılmasını da gerekçe göstererek o tarihte böyle bir şirket bulunmadığı ve tüzel kişiliği haiz olmadığı için bu davayı açamayacağını, bu davaya taraf olamayacağını, dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davayı reddetti” dedi.

    “AKIL DIŞI BİR KARAR”

    Ankara 8. İdare Mahkemesi’nin red kararına karşın Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz ettiklerini dile getiren Erden şöyle devam etti:

    “İstinaf kanun yoluna başvurup Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf talebinde bulunduk. Ama maalesef yakın zamanda Ankara Bölge İdare Mahkemesinde Ankara 8. İdare Mahkemesi’nin kararını onaylayan bir karar elimize ulaştı. Şimdi bu kararı hukuksal olarak değerlendirebiliriz. Ama hukuktan da öte biraz bu karar akıl dışı bir karar. Çünkü söz konusu TV10’un kapatılması süreci ile ilgili davayı açabilecek bu konuda TV10’un haklarını koruyabilecek tek bir tüzel kişilik var o da Anadolu Medya İletişim.

    “BİZ SİZİ KAPATTIK, GİDİN DERDİNİZİ KİME ANLATIRSANIZ ANLATIN”

    Şimdi siz mahkeme olarak eğer Anadolu Medya iletişimin dava tarihinde bir tüzel kişilik ehliyeti bulunmadığı sebebi ile dava açamayacağından bahsederseniz bu şu demektir: ‘Biz sizi kapattık ve sizin haklarınızı arayabilecek herhangi bir merci, herhangi bir kurum, herhangi bir mahkeme yok.’ Çünkü mahkemenin konusu Anadolu Medya Hizmetleri Ticaret A.Ş’nin kapatılması. Yanlış olan bu şirketin kapatılması. Biz idari anlamda yanlışlığının iptalini istiyoruz. Siz kalkmış kapatılmış bir şirkete sen dava tarihinde kapatıldığın için böyle bir dava açamazsın dersen bu şu demektir: ‘Biz sizi kapattık gidin derdinizi kime anlatırsanız anlatın.’ Şimdi bunun tercümesi çok akıl dışı bir durum. Ama burada şöyle bir sonuç öngörmek gerekiyor. Devletin muhalif kesimlere, Alevi kanalına verdiği bir mesaj olarak algılamak lazım. Çünkü işin hukuksal boyutu ile açıklayabileceğimiz, izah edebileceğimiz hiçbir şey yok.”

    “HUKUKUN BİTTİĞİ NOKTADAYIZ”

    Erden, “Hukukun gerçekten bittiği noktadayız. O zaman şunu sormak lazım: Yapılan TV kapatma idari işlemine karşı hangi hukuksal yola başvuracağız? Bu bir idari işlem olduğuna göre ve anayasamıza göre bütün idari işlemlerin de hukuksal denetime tabi olması gerekir. Buna rağmen TV10’a söylenen ‘siz bu davayı açamazsınız.’ Bundan sonraki süreç ile ilgili olarak da kısaca bahsedecek olursak. Danıştay’a Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin verdiği onama kararına istinaf red kararını Danıştay nezdine taşıyacağız ve Danıştay’da temyiz yoluna gideceğiz. Danıştay’dan bu hukuksuz karar geri alınmazsa önce Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapacağız. Anayasa Mahkemesi’nden de bir sonuç alınmazsa uluslar arası hukuktan kaynaklı haklarımızdan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne hem kapatma kararını hem de mahkemeler sürecinde verilen usulsüzlükleri mecburen taşıyacağız” diye konuştu.

    “BU SİYASİ BİR KARAR”

    TV10’un kapatılma gerekçesinin  söz konusu Kanun Hükmünde Kararnameye dayanak gösterildiğini ve komisyonun verdiği gerekçelerin hukuksal dayanağının olmadığını vurgulayan Erden, “Bu siyasi bir karar. Aslında hukuki bir karar olmadığını biliyoruz. Ve TV10’un özellikle Aleviler nezdinde çok geniş kitlelere yayılma durumu söz konusuydu. Özelde Aleviler daha genelde bütün muhalifler, sol ve Kürt halkı tarafından da izlenme oranı yüksek olduğundan ve bu devirde de maalesef devlet kendisine karşı olabilecek muhalif ses istemediği için böyle bir kapatma süreci ile karşı karşıyayız. Hukuksal olarak yapılan başvurulara bu aşamada beklediğimiz gibi red ile karşılaşıyoruz. Ama sonuna kadar da hem ulusal hem de uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm haklarımızı kullanmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL