Yazar: A Admin

  • Halit Akçatepe yaşamını yitirdi

    Halit Akçatepe yaşamını yitirdi

    Yeşilçam’ın usta ismi oyuncu Halit Akçatepe 79 yaşında İstanbul’da yaşamını yitirdi.

    Geçtiğimiz yıl fenalaşıp hastaneye kaldırılan oyuncunun beyin damarlarının tıkanması nedeniyle sağ tarafında kısmi felç meydana gelmişti.

    Halit Akçatepe kimdir?

    1 Ocak 1938’de Üsküdar’da doğan Akçatepe, ilkokulu Refik Halit Karay Mektebi’nde okur. Babası Sıtkı Akçatepe’dir. Konservatuvar eğitimi hiç almamıştır (kendisi konservatuvar eğitimiyle uzaktan yakından bir alakası olmadığını belirtmiştir).

    Zamanın film yönetmenlerinden birinin, babasına “bize bir çocuk oyuncu lazım” dediği zaman, babası tülüatçı Sıtkı Bey oğlu Halit’i oynatmıştır. İlk filmini 1943’te 5 yaşındayken çekti. Daha sonra ilkokul sıralarında ders görmeye başladı.

    Saint Benoit Fransız Lisesi’nden mezun oldu. 1959’da Anıtkabir’de 1,5 yıl askerlik görevini yaptı. 1972’te Tatlı Dillim filmiyle şöhreti yakaladı. 1963’te Yasak, Gündoğarken, Semaya Baktım Seni Gördüm filmlerini çekti. 1975’te Hababam Sınıfı adlı filmindeki Güdük Necmi tiplemesiyle Türk sinemasına adını yazdırmıştır.

    Usta oyuncunun babası Sıtkı Akçatepe ve annesi Leman Akçatepe de Türk Sineması’nda birçok yapımda rol almış oyunculardır. Özellikle babası Sıtkı Akçatepe, Hababam Sınıfı film serisinde oynadığı Paşa Nuri tiplemesiyle tanınmaktadır. Babası Sıtkı Akçatepe annesi tarafından Osmanlı İmparatorluğu’nun Lale Devri Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın torunudur.

    Yeşilçamın usta oyuncusu hafızalara Hababam Sınıfı’nda “Güdük Necmi” olarak kazınmıştı.

    https://www.youtube.com/watch?v=maIbfMkbBDc

    Halit Akçatepe’nin yaşamı boyunca rol aldığı filmler:

    Babam Sınıfta Kaldı (2013)

    Krem (dizi) (2012)

    Kral Çıplak (2012)

    Leyla ile Mecnun (dizi) (2011)

    Geniş Aile (2009)

    Aile Reisi (2009)

    7 Kocalı Hürmüz (2009)

    Orada Neler Oluyor? (2009)

    Vurgun (2008)

    Genco (2007)

    Yalan Dünya (2007)

    Hakkını Helal Et (2007)

    Sesler Yüzler Mekanlar (2007)

    İki Aile (2006 – 2008)

    Sevda Çiçeği (2006)

    Hababam Sınıfı Üç Buçuk (2005)

    İki Arada Aşk (2005)

    Cumbadan Rumpaya (2005)

    Beşinci Boyut (2005)

    Müyim Olan Aşkımız (2005)

    Hababam Sınıfı Askerde (2004)

    Büyük Buluşma (2004)

    Canım Annem (2004)

    Avrupa Yakası (2004)

    Yeşilçam Denizi (2003)

    Şapkadan Babam Çıktı (2003)

    Hababam Sınıfı Merhaba (2003)

    Vaka-i Zaptiye (2002)

    En Son Babalar Duyar (2002)

    Çılgın Bediş (2001)

    Siyah Cennet (2000)

    Tersine Dünya (2000)

    Konu Komşu (1999)

    Eltiler (1997)

    Hayvanlara Dokunduk (1997)

    Hoşçakal İstanbul (1996)

    Şaban İle Şirin (1995)

    Çatı (1995)

    Kaygısızlar (1994)

    Hayri Beyin Son Aşkı (1993)

    Oyun İçinde Oyun (1993)

    Şaban Askerde (1993)

    Yazlıkçılar (1993)

    Anasının Kızı (1992)

    Sürgün (1992)

    İnsanlar Yaşadıkça (1989)

    Bizimkiler (1989)

    Kötü Kader (1987)

    Büyük Koşu (1987)

    Karımın Gölgesi (1987)

    Keko Aptallar Çetesi (1986)

    Keriz (1985)

    Şaban Papucu Yarım (1985)

    Şen Dul Şaban (1985)

    Adile Teyze (1982)

    Umut Dilencisi (1982)

    Buyurun Cümbüşe (1982)

    Talih Kuşu (1982)

    Dört Geline Dört Damat (1981)

    Renkli Dünyalar (1980)

    Dokunmayın Şabanıma (1979)

    Evlidir Ne Yapsa Yeridir (1978)

    Şabanoğlu Şaban (1977)

    Gülen Gözler (1977)

    Bülbül Ailesi (1976)

    Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976)

    Süt Kardeşler (1976)

    Tantana Kardeşler (1976)

    Şoför Mehmet (1976)

    Lüküs Hayat (1976)

    Bizim Aile (1975)

    Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975)

    Merhaba (1975)

    Ah Nerede (1975)

    Üç Ahbap Çavuşlar (1975)

    Şaşkın (1974)

    Hababam Sınıfı (1974)

    Köyden İndim Şehire (1974)

    Salak Milyoner (1974)

    Evet mi Hayır mı? (1974)

    Kanlı Deniz (1974)

    Mavi Boncuk (1974)

    Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (1974)

    Canım Kardeşim (1973)

    Tarkan: Güçlü Kahraman (1973)

    Yalancı Yarim (1973)

    Oh Olsun (1973)

    Ömer Hayyam (1973)

    Umut Dünyası (1973)

    Sevilmek İstiyorum (1973)

    İyi Döverim Kötü Severim (1972)

    Tarkan: Altın Madalyon (1972)

    Üç Sevgili (1972)

    Sev Kardeşim (1972)

    O Ağacın Altında (1972)

    Tatlı Dillim (1972)

    Feryat (1972)

    Bir Varmış Bir Yokmuş (1971)

    Üç Arkadaş (1971)

    Beyoğlu Güzeli (1971)

    Mahallenin Namusu (1953)

    Köprüaltı Çocukları (1953)

    Hayat Acıları (1951)

    Güldağlı Cemile (1951)

    İstiklal Madalyası (1948)

    Bir Dağ Masalı (1947)

    Karanlık Yollar (1947)

    Senede Bir Gün (1946)

    Günahsızlar (1944)

    Nasreddin Hoca Düğün’de (1943)

    Dertli Pınar (1943)

  • Horasan yollarında – II

    Horasan yollarında – II

    Şîrvan’a dönerken, geç bir gece, bir dünyanın ıssız bir göğü altında beni buraya kadar getiren edebiyatın nasıl güçlü bir şey olduğunu düşünüyordum. Köklerini bulmuş bir ağaç gibi mutluydum.

    Hakkâri’ye varınca şehirde dolaşan yüksek sesli fısıltıyla karşılaştım. Çıkan olaylarda yaralanan dört yüz kişiden yarısı hastanelerde yarısı ise evlerde tedavi ediliyordu. Düzenlediğimiz Kürdoloji Kongresi, büyük bir rahatsızlık yaratmıştı. Bize yakıştıramıyorlardı. Doğrusu zor bir durumdu. Ne düşüneceğimi bilemiyordum.

    Horasan’dan gelen beş altı kişilik arkadaş grubuyla hasret giderdik. Çok heyecanlıydılar. Her şeyin fotoğrafını çekiyorlardı. Gördükleri her insanla konuşmaya çalışıyor, kaybedilmiş akrabalarını bulmuş gibi herkese sokuluyorlardı.

    Kongre başladığında salon ağzına kadar doluydu. Ama daha sahnede ilk cümle söylenirken “Burası Horasan Değil Kürdistan” yazılı bir pankart açıldı! Bir dövizde ise “Size yumurta atacaktık, ama değmezsiniz” diye yazıyordu. Gençler tuhaf sözcükleri art arda dizerek dünyanın dört yanından gelmiş, Kürdolog olmanın bedelini ağır şekilde ödemiş isimleri protesto edip gürültüyle çıktılar. Kürt siyasî öznesi gençliğini böyle yüksek bir eğitimle donatmıştı işte! Meğer bu “tepki” beklenen bir şeymiş! Düzenleme Kurulu’nda yer alıyor olmaktan kaynaklı olarak, doğrudan bir sorumluluğum olmasa bile, yerin dibine geçtim. Ama daha kötüsü, ne olup bittiğini anlamayan Horasanlı arkadaşların şaşkınlığıydı. Durumu anlatınca, yaşadıkları şok tahmin edilebilir. Sonradan Kuzey Horasan eyaletinin başkenti Bocnûrd’da olayı anlatıp anlatıp güldüler neyse ki!

    Saçma bir mantıkla beş gün süren kongre boyunca kendimiz çalıp kendimiz dinledik! Neyse ki büyük alimler Celîlê Celîl ve Mehmet Bayrak’ı Horasanlı arkadaşlarla tanıştırdım. Mamoste Celîl Horasan’a kadar gidip bin yedi yüz bir tane “sêxiştî” (üç dizelik geleneksel şiirler) derledi sevgili arkadaşım Gulê Şadkam’la. Mehmet abi ise “Kürt ve Alevi Tarihinde Horasan” adlı kitabı hazırladı. Bu çalışmalara vesile olmaktan dolayı kendimle gurur duyuyorum.

    Elî abi, bir ara söz isteyip sahneye çıktı ve “duyduğuma göre Selim Temo’ya bir Kürtçe metin veren cennete vizesiz gidiyormuş” diyerek kâğıt çıktı ve CD olarak getirdiği Kürtçe elyazmaları bana takdim etti. Şimdi bu metinleri transkribe etmek ve Celîl ile Mehmet abilerin arasında bir yere yerleşecek kitabı hazırlamak zorundaydım. Ama araya bir sürü çalışma girdi. İki bin on beş oldu, sonbahar geldi. O sırada İran’da olan sevgili dostum Semih Gezer’e, ev arkadaşımın akıllı telefonundan geliyorum diye haber saldım. Mardin’den İstanbul’a geçip Tahran uçağını beklemeye başladım. Uçağın kalkmasına kırk beş dakika kalmıştı. Köyden aradılar. Yeğenim Mazlûm’un Şengal’de toprağa düştüğünü haber verdiler. Ağladım. Teskin edecek kimse yoktu.

    Gece yarısı Tahran’a inince, ancak başka bir metinde anlatabileceğim bir serüvenin içine girdim. Zaten benim hayatım hep böyle! Şu kadarını söyleyeyim; Kürtlerde daha çok sol cenahın sürgün hayatını biliriz. Ben epey sağ cenahtan bir sürgünün dünyasına girdim. Belki sonra yazarım.

    Sabah tozlu bir güneş Tahran’ın üstünde dolaşırken derste tahtaya hiç kimsenin anlayamadığı haritalar çizen cânım öğrencim Hanne’yi yurttan alıp büyük bir parka gittik. Orada Ortadoğu’daki kamusal alanların büyük parklar ve trafik olduğunu düşündüm. Evet, trafik de kamusal alan. Kamunun bir araya gelebileceği her alan gasp edildiği için insanlar trafiğe çıkıyor ve bir kamusal alanda yaşanabilecek her şey trafikte gerçekleşiyor. Bu bilimsel tespitimi dileyen kullanabilir!

    Ne yazık ki çok istememe karşın İhsan Nuri Paşa’nın Beheştî Zehra’daki mezarını ziyaret edemedim. Gelecek sefere diye avuttum kendimi. Akşama doğru bir otobüse binerek Bocnûrd’a doğru yola çıktık, Semih’le. Sanki Dersim, Cihanbeyli ya da Semsûr (Adıyaman) otobüsündeydim!

    Sabahın ilk ışıklarıyla vardığımız Bocnurd’da bizi karşılayan Amir oldu. Îzolî aşiretinden. Kapıda ise kızı Zîlan karşıladı bizi. Onun evinde geçen üç günü ayrıca anlatmak lazım.

    Kitapçılarda, evlerde, bexşî (halk ozanı) makamlarında, bağ evlerinde aradığımız elyazmaları, kitaplar, sözlüklerle geçen on gün. Her ay bir günlüğüne mezara girip nefsinden arınan Siyaweşê Mehro’yu unutamam. Onunla birlikte evine gittiğimiz Sohrabê Muhemmedî, Muharrem yası olmasına karşın “lo” (stran, halk ezgisi) okudu bize: “Navê bire te Remezan / Deçirîne yazde pezan.” Siyaweş ise, ustasından el ve izin alarak “Xecê” diye bir lo okuyor ki ışıklar yağıyor geceye.

    Bir gece, çok uzun bir geceydi, oradaki iki milyona yakın Kürdün manevî lideri Kelîmullah Tewehodî Kanîmal’in bir tür etnografya müzesine benzeyen evine gittik. O da lo okudu bize. Herkes lo okudu zaten. Herkes dutar çalıyordu. “Telli Kur’an” diyordu onlar da. Kanîmal’in evinden Şîrvan’a dönerken, geç bir gece, bir dünyanın ıssız bir göğü altında beni buraya kadar getiren edebiyatın nasıl güçlü bir şey olduğunu düşünüyordum. Köklerini bulmuş bir ağaç gibi mutluydum. Beni bu göğe, bu geceye, bu toprağa bağlayan bir şey kımıldıyordu kalbimde.

    Selim Temo
    (29.03.2017)
    (Bu yazı gazeteduvar.com.tr sitesinde yayımlanmıştır.)

  • Balkanlar’da Yaşayan Alevilik Bektaşilik: Bulgaristan

    Balkanlar’da Yaşayan Alevilik Bektaşilik: Bulgaristan

    Alevilerin haber ve iletişim dünyasında yeni mecra daha yayına başladı.  Alevi Haber Ajansı’ ( http://www.alevihaberajansi.net ).  Geniş coğrafyalara yayılan çok renkli alevi toplumunu tanımamıza yardımcı olacağını düşündüğümüz ”Balkanlar’da Yaşayan Alevilik Bektaşilik‘ başlıklı yayınlanan bir yazı dizisi; araştırmacı yazar Ayhan Aydın’nı gezi notlarından oluşuyor.  Çalışmanın ilk bölümünü okuyucularımızla paylaşıyoruz.

    Balkanlar’da Yaşayan Alevilik Bektaşilik: Bulgaristan  / Ayhan Aydın, (Araştırmacı-Yazar)

    Balkanlar’da; Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Kosova, Romanya’da gerçekleştirdiğim gezilerde elde ettiğim notların izinde şu anda Balkanlar’da yaşayan Alevilik Bektaşilik, bu inanç ve kültüre ait türbe-dergah-ocak yapılarının durumu ve şu andaki halleriyle ilgili bir gazeteci olarak notlarımın ve bunları bir sempozyumda bilim insanlarıyla paylaşmanın, buradaki inanç ve kültüre ait şu andaki bilgiler birinci elden ulaşılmış olması bakımından oldukça önemli olduğuna inanıyorum.
    Bulgaristan’a bire bir altı kez gittim. Genel Balkan turları ve ziyaretleriyle de iki kez daha bu ülkede bulunma şansına ulaştım. Bunlar elbette bu ülkeyi ve buradaki Türk varlığını, Alevi Bektaşi kimliğini anlamak için yeterli değildir. Fakat buna rağmen bu gezilerle; bu ülkede Alevilerin Bektaşilerin yoğun olarak yaşadıkları illeri, köyleri, en önemli Alevi Bektaşi inanç önderlerinin türbelerini ve dergahlarından geriye kalanları görme şansına ulaştım. Alevilerin Bektaşilerin en önemli ziyaret mekânlarına geziler yaptım, bu ülkede Alevi Bektaşi inanç önderleriyle söyleşiler yaptım, halkla görüştüm. Tüm bu geziler ve söyleşiler inanç bazlıydı ve hiçbir siyasi boyutu yoktu.
    Yunanistan’da Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) sevgisi beni bu ülkeye altı kez götürttü. Bu ziyaretlerde Seyyid Ali Sultan çevresinde gerçekleşen Kasım Kurbanı, Seçek Güreş Etkinlikleri, Muharrem Etkinlikleri yanında bir de bir düğüne katılma şansına ulaştım.
    Makedonya’daki Harabati Baba (Sersem Ali Dedebaba) Dergâhı sevgisi ve burada yaşanan dramlar yine bu ülkeye altı kez gitme şansına beni ulaştırdı.
    İki kez de Balkanlar’a yapılan turlarla bu üç ülkeyi ikişer kez baştanbaşa geçme şansına ulaşmam ve bu arada Arnavutluk, Bosna Hersek ve Kosova’yı da çok kısa süreliğine de olsa görmek şansına eriştim.
    En son geçtiğimiz Eylül ayında da Arnavutluk’ta yapılan bir bilgi şöleni vesilesiyle bu ülkede de üç günlük gözlemlerim oldu.
    Yine aynı şekilde Kosova’da da altı günlük ziyaretim olmuştu.
    Buradaki gezi notlarının ve onları destekleyen söyleşilerin Balkanlar’da (Rumeli) yaşayan Alevilerin Bektaşilerin bugünü ile ilgili okuyucuyu bilgilendiren notlar olduğu kanısındayım…
    Bugün
    Bu kadar uzun bir girişten sonra kendi konuma ancak gelebildim.
    1877/78 Türk Rus Savaşı Balkan Savaşları; Birinci, İkinci Dünya Savaşları son yüz elli yılda önemli oranda Balkan topraklarını şekillendiren dahası buradaki devlet rejimlerini, halkları biçimlendiren savaşlar olmuştur.
    Cumhuriyet’in 90. yılında Türkiye Balkan ülkeleriyle inişli – çıkışlı ilişkiler içinde olmuş ama sonuçta söylenebilen tek şey Balkanlar’da kaybeden yegâne tarafın Türk tarafı olduğu görülmüştür.
    Balkan ülkelerinin Türklere baskıları devam etmiş, Türkleri tümden asimile etme, son kalan Osmanlı Torunlarını da yok edip, yine bildik yöntem olan göçlerle bu topraklardan atma yarışı hiç ara vermeden devam etmiştir ve de etmektedir.
    Bu konuda Türk Devleti tarih önünde suçludur. Bazı çıkışlar dışında Türkiye Cumhuriyeti Devleti dünyanın hiçbir ülkesinin göstermediği bir aymazlıkla buradaki soydaşlarından kopmuş, onların hak ihlallerini duymamış, uluslararası platformlara taşıyamamıştır. Bazen ise Menderes Dönemi’nde olduğu gibi, Özal Dönemi’nde olduğu gibi “gelin, gelin burada size her türlü imkânı vereceğiz” denilerek, Türkiye’ye gelen yüz binlerce soydaşımız burada rezil edilmiş, onlara sahip çıkılmamış, birçoğu bu dönüşten pişmanlık duymuş hatta onbinlerce soydaş geri dönmenin yollarını aramışlardır. Tüm bu hengâme içinde elbette Aleviler Bektaşiler de vardı.
    İşte o ailelerden birisinin mensubu olan büyük bir saygı, sevgi ve muhabbetle andığım 1950’lili yıllarda yurdumuza Bulgaristan Razgart Yankovo (Yunus Abdal) Köyü’nden göçen Yazar Ahmet Hezarfen bana Balkanlar’ın kapısını açtı. Daha önce de ilgi duyduğum Balkanlar onun sayesinde benim ayrılmaz bir parçam, kimliğimin olmazsa olmazı oldu. O bir Rumeli insanı olarak beni büyüledi. Anlattıkları, yazdıkları, çevirileri, gayretleri beni kendisine hayran bıraktı. O benim manevi dedem oldu. Rahmetli Ahmet Zemci Aydın dedemden sonra o benim öz dedem gibi sevdiğim bir değerim oldu ve bana Balkanlar’ı anlattı ve oraları çok sevdirdi. Bu konuda ona çok şey borçluyum…

    Bulgaristan
    Yunanistan’la birlikte yaklaşık 500 yıl Osmanlı ve dolayısıyla Türk yönetimi altında kalan Bulgaristan’da, Aleviler Bektaşiler her zaman varlıklarını koruyabilmişlerdir. Zaman zaman yoğun göç dalgaları içinde bu inanç mensupları da, Anadolu’ya gelmiş olsalar da, özellikle Kuzdeydoğu, batı ve Güney Bulgaristan’da yaşamlarını sürdürmüşler bugün de aynı şekilde inançlarıyla kültürleriyle varlıkları devam etmektedir. Bugün en yoğun Alevi Bektaşi varlığı Razgrat, Silistre, Kotel (Yablonova), Kırcaali ve Haskova’dadır. Alevi Bektaşi toplulukları arasında farklı isimlendirme olsa da, daha çok burada inanç önderleri olarak Akyazılı Sultan’ın, Demir Baba’nın, Musa Baba’nın, Hüseyin Baba’nın, Yunus Abdal’ın, Elmalı Baba’nın, Odman Baba’nın, Süceattin Veli’nin, Seyyid Ali Sultan’ın, Hacı Bektaş’ın manevi etkileri tüm canlılıklarıyla yaşamaktadır.
    İbadetler çok genel olarak sonbaharda başlayıp, ilk baharda nihayetlenmektedir. Harman Tavuğu, Güz Dönümü cemlerin başlama tarihidir. Yani açıkça mevsimsel geçiş ibadetleri içinde belirgin bir başlama noktasıdır. İnsanların tarım hayvancılık işleriyle yoğun bir şekilde ilgilenmeleri nedeniyle, bu işlerin halledilmesi ibadetlere de yansımaktadır. Nihayetinde 21 mart nevruz, gün dönümünde ise, yine çok önemli ibadetler yapılıp insanlar inanç önderi, dede, babalar tarafından serbest bırakılmakta, herkes kendi işine gücene bakmakta, tarım ve hayvancılık yaşamı bunda etken olmaktadır. Yazın ise yine adak kurbanları nedeniyle ibadetler devam edebilmektedir. İnanç önderi olan babalar eşleriyle birlikte ve onların çevresinde bulunan bazı canlarla Perşembe akşamları çerağlarını uyarmaktadırlar. Yani cemler yürümese de inanç önderinin bulunduğu evlerde dualar eşliğinde çerağlar her zaman yakılmaktadır. Bu da ne olursa olsun, duanın, ibadetin tümüyle ara vermeden sürdürülmesi gerektiği imajını vermektedir.
    Muharrem orucu tutulmakta, Ramazan orucu tutulmamaktadır. Cemler yapılmakta, namaz kılınmamaktadır. Türbeler, kutsal mekânlar ziyaret edilmekte, bez bağlama, mum yakma, kurban kesme, dua etme, buralardan medet dileme her yerde sürmektedir. Bazılarının söylediğinin aksine, Bulgaristan Alevi Bektaşi toplumunda bir Sünnileşme ve asimilasyon asla yoktur. Dış baskılarla ve planlarla yapılmaya çalışılan eylemler boşa çıkmakta, insanlar her halükarda inançlarını yaşatmaktadırlar.
    Alevi Bektaşi inanç ve kültürünün en önemli sembol merkezlerinde ilk defa Hak ve Özgürlükler Partisi’nin de büyük destekleriyle çok uzun yıllar sonrasında tamiratlar, tadilatlar ve ilave bölümler yapılarak yeniden onarımlar olmaktadır. Modern manada ise Alevi –Bektaşi dernekleri kurulmakta, Türkiye’deki gibi cemevi temelleri atılmaktadır.
    İnanç önderlerinin en büyük şikayeti ise gençlerin cemlere ilgisizliği, yolun, inancın yaşayıp yaşayamayağı konusundaki endişeleridir.
    Bulgaristan’daki Alevi Bektaşi nüfusu bölgede yaşayan Türkler gibi Türkiye’yi en büyük güvence olarak görmeye devam etmektedirler. Türkiye’de ve artık yaşam koşulları nedeniyle Batı’da bir akrabası olmayan, çocuğu olmayan bir aile yoktur. Böylece tarihsel olarak korunmuş sıkı geleneksel yapı tümüyle yok olmuş, dışa açık, etkileşime açık bir yapı meydana gelmiştir. Bunun seyri ve olumlu olumsuz yanları ayrı bir yazı konusudur.
    Türkiye’deki inanç yapısı bakımından en önemli bağlantı merkezlerinin başında Eskişehir Seyitgazi İlçesi, Arslanbeyli (eski ismi Süca) Köyü gelmektedir. Burada Bulgaristan Haskova’daki Otman Baba ile aynı devirde yaşamış ve onun müsahibi olduğuna inanılan Seyyid Sultan Süceattin Veli’nin türbesi ve makamı vardır. Burası bir ocak, hem de bir dergah merkezidir. Anadolu’da büyük bir coğrafi alanda etkili olan Sultan Süceatten Veli’nin ve dolayısıyla onun yolundan, soyundan geldiğine inanılan bugün ki Demirtaş ailesinin Bulgaristan’da özellikle Silistre-Razgrat bölgesinde önemli etkisi vardır. Daha doğrusu Bulgaristan’da somut olarak elli civarında “baba” Sultan Süceattin Veli Dergahı’nın (Ocağı)’ndan bugün Mehmet Demirtaş Dede’ye bağlı olarak hizmetlerini yürütmektedirler. Bu da bu ocağın oralardaki etkisini göstermektedir.
    Bunun dışında Kırçaali Bölgesi’nde Seyyid Ali Sultan (Yunanistan) Dergahı’na bağlı topluluklar ve babalar (dedeler) vardır. Bu yörelerdeki ilişkileri yine aynı yöreden olan ve şu anda Yunanistan’daki Seyyid Ali Sultan Dergâhı Yönetimiyle sağlam bağları kurup, hem Yunanistan, hem Bulgaristan, hem de Türkiye’deki Seyyid Ali (Kızıldeli) Sultan Ocağı dede, baba, talipleriyle ilişkileri sürdüren kişi ise Mustafa Çetin Baba’dır (Dede). Kendisi Edirne’de yaşamakta, buradaki Seyyid Ali Sultan erkânlarını da yürütmektedir.
    Orta Bulgaristan dediğimiz İslimye (Sliven) ili, Kotel İlçesi Yablonovo (Alvanlar) ise yine çok büyük bir Alevi Bektaşi süreği (yol, erkân) olan Ali Koçlulara ev sahipliği yapmaktadır. Niğbolu (Nikopol) Savaşı’nda büyük yararlılıklar gösterip şehit olduğuna inanılan Ali Koç Baba (Dede)’nin evlatları bugünkü Alvanlar’a gelmişler, burada yerleşmişler, burada inanç ve kültürlerini yaşatmaya devam etmektedirler. Aynı şekilde bunlar da Türkiye’yle yoğun bağlantıları olan bir inanç yapısıdır. Trakya’da Çorlu Sağlık Mahallesi, İstanbul ve Eskişehir Kırka Büyük Yayla Köyü başta olmak üzere Türkiye’de de aynı inançtan insanlar ve inanç önderleri yaşamlarını sürdürmekte, karşılıklı ziyaretler olmakta, etkinlikler yapılmaktadır.
    Farklı inanç kümeleri de varlıklarını sürdürse ve oradaki erenlerin isimleri yaşasa, Demir Baba, Yeşil Abdal, Akyazılı Sultan gibi, temelde şu anda Bulgaristan’da Sultan Süceattin Veli Ocağı (Dergâhı)’na bağlı olarak süren bir sürek (yol, erkân); Seyyid Ali Sultan (Kızılıdeli) Ocağı’na (Dergâhı’na) bağlı olarak sürene bir sürek; Yablonovo (Alvanlar) Merkezli Ali Koç Baba (Dede) merkezine bağlı olarak süren bir sürek somut olarak varlığını tüm canlılığıyla sürdürmektedir, yaşamaktadır.

    Bulgaristan’daki Alevi Bektaşi Türbe ve Ziyaretleri, Köyleri

    Varna:
    Akyazılı Sultan: Varna – Obroçişte Obrocishte. Eskiden yakın bölgelerden öküz arabalarıyla konaklamak üzere ziyaret edilen ve kurbanlar kesilen Dergâhtaki konak evleri yıkılmış, son zamanlarda kurban kesimi için gelenlerin sayısı çok azalmış.
    Kurt Baba Ziyareti: Varna – Obroçişte Obrocishte (Yöreden bir kadın biz bu Akyazılı’yı çok ulu biliriz. Her zaman, hatta şimdi de çok insan gelip onu ziyaret ederler. Ama ben artık oraya gitmiyorum. Artık orası Türk ziyareti olmaktan çıktı. Kilise mi yapmışlar, ne. Ben niye oraya gideyim? Eskiden büyük kazanlar vardı. Onlarda kurbanlar kesilirdi. Mutlaka gelenler bizi bilirlerdi ve kurbana, lokmaya çağırırlardı)
    Sarı Saltuk Ziyareti: Kaliakra (Kaligra) Kale içinde olduğu söylenen türbe ve ziyaret yerlerini bulamadık. 1900’lü yıllarda olan bir depremde denize uçtuğu tahmin ediliyor.
    Musa Baba Türbesi: Tekke Kolçası Köyü. Dulovo vd. bölgelerden zaman zaman gelip kurban kesme olayı oluyor.
    Gübürlü Baba Türbesi: Tekke Kolçası Köyü. Bu da fazla bilinmemesine rağmen önemli ziyaretlerden birisidir.
    Kumluca’ndaki (Pyasaçnik) Saçlı Koçlu Baba’nın Türbesi
    Hamza Baba Türbesi: Harmanlı

    Razgrat:
    Horasanlı Kemal Baba: Razgrat, Kemaller (İsperih). İlçeye ismini veren bu zatın türbesinin olup olmadığını bilmiyoruz.
    Musa Baba Türbesi: Razgrat, Kemaller (İsperih), Işıklar Köyü
    Hüseyin Baba Türbesi ve Meydanevi Razgrat (Hezergrat)’a bağlı Adaköy (Ostrovo)’de Voden Milli Parkı içendeki türbe yörenin en ünlü dedesi ve iş adamlarından olan Süleyman Selman Dede tarafından onarılmıştır.
    Niğbolu (Nikopol); Ali Koç Baba Türbesi

    Razgrat:
    Yunus Abdal Türbesi: Razgrat, Yonkovo, Yunus Abdal Köyü. (Tarihçi yazar Ahmet Hezarfen’in de köyü olan bu köyde birçok tarihi mezar taşı var. Yunus Abdal’ın Demir
    Baba’nın kardeşi olduğuna inanılıyor.)
    Demir Baba: Razgrat, Kemaller (İsperih) İlçesi, Mumcular (Sveştari) Köyü
    Hekim Ali Baba Türbesi: Razgrat, Denizler (Varnentsi)
    Haydar Baba: Razgrat, Denizler (Varnentsi). Hekim Ali Baba Türbesi’nin içinde bulanan Haydar Baba çağımızda yaşamış en ünlü Bektaşi Babası olan Ozan Haydar Cemil Baba’dır.
    Kızana Türbesi: Eski Cuma, Momino. Bulgaristan’da kadın evliya olarak ünlenen Kızana Türbesi’nin yakınlarında da bir türbe olması gerekiyor. Ayrıca yakınlarda bir Türk mezarlığı var.

    Kırcaali
    Elmalı Baba Türbesi: Kırcaali’ye (Kurdzhali)’ye bağlı Mestanlı’daki (Momçilgrad)
    Kırcaali Baba: Kırcaali, Kırcaali Şehri’nin ilk kurucusu olan bu babanın eskiden ziyaret edilen bir büyük tekkesi varmış. Yol çalışmaları nedeniyle kaldırılıp bir camiinin avlusuna konulmuş.
    Nalbant Türbesi: Kırcaali, Mestanlı, Çalköy (Vryalo)
    İbrahim Baba Türbesi: Kırcaali, Mestanlı, Raven, Kedikçal ((Raven)
    Güner Baba Türbesi: Bu türbedeki Elbalı Baba’nın oğlu Güner Baba’nın mezarı sökülüp Sofya’ya götürülmüş? (Halkın İfadesi)
    Kazer Baba Türbesi: Kırcaali, Mestanlı, Kazerler (Gaziler(?)) (Mahalle Gısok),

    Haskova:
    Otman Baba, Haskova: Her yıl Sonbahar’da “Maye Yapma” Ğeleneği Bu Dergah Çevresinde Oluyor.
    Hıdır Baba Türbesi: Haskova: Karalar (Gorna Krepost (Kale)) (Fazla bilinmemesine rağmen Rumeli’deki En eski ve önemli Türbelerden birisidir.
    Kıdemli Baba: Yeni Zağra Pıdarevo (Padarevo), Demir Baba Velayetnamesi’nde de hayatı hakkında bilgiler bulunan en önemli erenlerden birisi. Eskiden çok fazla ziyaret edilirken son zamanlarda bu ziyaret çok azalmış. Türbe tahrip edilmiş.
    Hamza Baba Türbesi: Haskova, Harmanlı’da büyük 8 köşeli türbe.
    Abdülmümin Baba: Haskova, Eski Zağra Tekke Köy’de
    Demir Hanlı Ali Baba: Haskova, Alan Mahalle’de
    Ali Baba: Haskova, Kavak Mahallesi’nde
    Karaman Baba: Haskova, Karamanlar Köyü’nde
    Kurt Baba: Haskova, Öksüz Köyü’nde

    Alvanlar (Yablonovo)
    Ali Koç Baba (Dede)’nin oğlu olduğunu bildiğimiz Hüseyin Baba’nın soyuyla birlikte Gerlova (Burada eskiden Girlevo kasabası varmış) Bölgesi, Eski Zağra (Stara Zagora) İli, İslimye (Sliven) ilçesi, Kotel’e (Kazan) bağlı Y(J)ablanovo (Elvanlar (Alvanlar))’da yaşayan köklü bir geleneği var.
    Bir ilçe merkezi büyüklüğü kadar olan Alvanlar’la beraber bölgede Veletler (Mogilets) ve Küçükler (Molkoselo)’da birçok türbe var.
    Alvanlar’daki Türbeler:
    Gül Baba

    Arslan Baba
    Koçlu Baba (Makam ziyareti. Aslı Nikopol (Niğbolu)’da)
    Ali Koç (Koçlu) Baba’nın Çocukları Hasan, Hüseyin Babalar
    Hüseyin Baba
    Hasan Baba
    Topuz Baba
    Ali Baba
    Hızır Nezir Baba
    Baba Hasan
    Alvan Baba

    Dede Evi, Cemevi
    Daha sonra hep birlikte uzun süredir köyün dedelerinin yaşayıp cemlerini yürüttükleri, büyük dede evine, cemevine gidiyoruz.
    Çok gür otların ve ağaçların içindeki bu eve aslında “Tekke” deniyormuş. Her ne kadar dedeler bir başka evde yaşasalar da, asıl tarihi bina burasıymış. Oldukça bakımsız olsa da, tümüyle ahşap olan bu evin ilk önce alt katında cemler yapılıyormuş. Bu cemevi çok büyük bir salondan ve giriş odasından oluşuyor. Şimdi burasının temeli su aldığı için üst katta, dedelerin yaşadıkları evde cemler yapılıyormuş. Cemaat kalabalık olduğu zaman odaların tüm kapıları çıkarılarak büyük bir cemevi elde edilen evin içinde şamdanlar, küçük bir bağlama, bastonlar, eski eşyalar dikkati çekiyor.
    Razgrat, Adaköy, Ostrovo’da Bir türbe var.

    Tutrakan
    Sabri Baba Türbesi: Softa Baba olarak bilinen türbe. (Şevki Koca’nın ifadesine göre Sofi Baba (Sofyan Baba) olması ihtimali de yüksek). Burada Sabriye Ana’yı buluyoruz. Kendi ifadesine göre kendi soyları da Sabri Baba’dan geliyormuş. Kendi sıralamasına göre soyları şöyle geliyormuş: Sabri Baba oğlu Murat, oğlu Hüdai (Hatta Türbede şu anda sakallı bir resmi var.) kızı Cemile, onun oğlu Talip, Cemile’nin bir oğlu Galip, Talip’in kızı Sabriye (söyleşi yaptığımız ana) ıonun çocukları Tezgül, Seyrani, Tezirin, Tezgül’ün oğlu Savaş Muharrem, Tezirin’in kızı Duygu.

    Bulgaristan’da Alevi Köyleri
    Bulgaristan Deliorman denilen bölgede; Silistre‘ye bağlı Baltacı Yeniköy (Bradvari), Söğütçük (Vodno), İlçe Merkezi: Akkadınlar (Dulovo) hemen yanında Karalar (Çernik), Razgrat’a bağlı Kemaller (İsperih) İlçesi, Balpınar (Kubrat) İlçesi arasında Demir Baba Türbesi: Mumcular (Sveştari) Köyü. Yine Razgrat’a bağlı Kazcılar (Bisertsi), Mesim Mahallesi (Mıdrevo), Caferler (Sevar), Yeniceköy (Preslavstsi).
    Varna Bölgesi’nde Balçık Akyazılı Türbesi yakınlarında Kumluca (Pyasaçnik, Saçlı/Koçlu Baba türbeleri varmış.), Keçideresi (Dobric Kasabası- Poruçik Kırcıevo, Ali Dede Türbesi varmış) köyleri.

    Gerlevo Bölgesi, İslimye (Sliven) İli Kazan (Kotel) İlçesi’ne bağlı: Alvanlar (Elvanlar) (Y(J) ablanovo), Veletler (Mogilets), Küçükler (Malko selo) köyleri.
    Haskovo (Haskov) Ve Kırcali Bölgesi’nde: Otman Baba çevresindeki köyler: Tekke, Karalar, Paşaköy, Beyköy, Alanmahalle, Babalar, Pındıcak, Koşukavak, Kocakışla, Güveçler, Koçaşlı, Rahmanlar, Yenişarköy, Elmalı, Sürmenler, Karamanlar, Balolar… gibi.
    Bektaşi Köyleri
    Raven, Bayramlar (Mahallavız)
    Raven, Ağaçouluk (Tatul)
    Raven, Kedikçal ((Raven) İbrahim Baba Türbesi)
    Raven, Durgutlar (Gornaçobanka)
    Mestanlı’ya bağlı toplu bir köy olan Mandacılar (Bivolyane)’ye bağlı bu köyler.

    Bivol manda anlamındaymış. Kendisi köy olmakla birlikte, zamanla diğer dört köyün de toplanmasıyla bu ortak isim kullanılmaya başlanmış.
    1965 sayımlarında buranın 1200 kişilik nüfusu varmış. 2001’de, 346 kişi kalmış. Şu anda nüfus bu görünmekle birlikte, bir kısmı Türkiye’ye gittiği halde, kayıtlı resmi nüfusta göründüğü için köylerde 200 kişi kalmış. Yani toplam beş köyün nüfusu 200 kişiymiş.
    Kazerler (Gaziler(?)) (Mahalle Gısok), Kazer Baba Türbesi var.
    Kedicek (Dolnaçbanka)
    Galeçköy (Mahallasırnets)
    Sazlıköy (Mahallaperlovets)
    Gusköy (Mominasılza)
    Uzuncular (Devinsi)
    Tekkeköy (Ahat Baba Türbesi var. Köy boşalmış. Bektaşi (?))

    Bölgedeki köylerden Nalbantçı Köyü’nün Müsahipli köy olduğunu söylüyor. Baba daha çok Bektaşi köylerini önemsiyor ve isimlerini biliyor.
    Bölgedeki köyler şunlar:
    Şaveli (Şaveli/Şahveli (?)),
    Çiçekköy,
    Uğurlar,
    Umrollar, (son iki köyde şu anda insan yaşamıyor),
    Edirnehanı (derviş mezar taşları varmış),
    Tozlar (insan yok),
    İncikler (Gurgulitsa),
    Çalköy (Ziyaret ettiğimiz, Nalbant Türbesi’ne yakın köy. Vryalo)
    Kışla Köyü’nde bir şifalı su varmış. Özellikle Hıdırellez gecesi yani 5 mayısı 6 mayısa bağlıyan gece bir taştan akan suyu içenler şifa buluyorlarmış. Burası her zaman ziyaret edilirmiş. Ayrıca buradaki su o kadar güzel, o kadar güzelmiş ki, buradan damacalarla Türkiye’ye bile su götürülüyormuş.

    Haskova’daki Alevi Köyleri

    Şu anda kendilerinin baş dedelerinin Koçişli’deki Süleyman Dede olduğunu söyleyen Hasan Asarlı, bölgedeki Alevi köylerini bilebildiği kadarıyla şöyle sıralıyor:
    Koçişli, Güveçler, Alan Mahalle, Karalar, Babalar, Karaman, Paşaköy.
    Alevi Köyleri, Bektaşi Babaları
    Bektaşi Babalar
    Beyköy’de (Golemantsi) Hasan Dede
    Beyköy’de (Golemantsi) Muharrem Rıza Yusuf
    Beyköy’de (Golemantsi) Sadullah Sadık
    Tekke Köyü’nde Hüseyin Mehmet
    Haskova’da Ahmet Ali Osman Hamza Dede
    Babai Babalar
    Paşaköy’de Muhittin Salim Bekir Dede
    Güveçler’de İbrahim Dede
    Haskova’da Nizamettin Dede
    Haskova’da Hasan Asarlı Baba
    Karamanlar’da (Karamantsi) Hasan Dede
    Kırcaali (Koçişli) Süleyman Dede (Başdede)
    Karalar Köyü’nde Hasan Dede
    Babalar Köyü’nde Halil İbrahim Baba
    Müsahipli Babalar
    Ellesce (Trakiests)’de Ali Osman Dede
    Ellesce (Trakiests)’de Ahmet Davulcu Ded
    Ellesce (Trakiests)’de Hüseyin Mustafa Çelik Ded
    Bölgeye Yakın Türbeler
    Yeni Zağra (Padarevo)’da Kademli (Kıdımli) Baba.
    Harmanlı’da büyük 8 köşeli Hamza Baba Türbesi.
    Eski Zağra Tekke Köy’de Abdülmümin Baba.
    Haskova Alan Mahalle’de Demir Hanlı Ali Baba.
    Haskova Kavak Mahallesi’nde Ali Baba.
    Karamanlar Köyü’nde Karaman Baba.
    Öksüz Köyü’nde Kurt Baba.

    yazının linki

  • NEŞET ERTAŞ

    NEŞET ERTAŞ

    Neşet Ertaş, (d. 1938[1], Çiçekdağı, Kırşehir, Türkiye – ö. 25 Eylül 2012, İzmir, Türkiye), Türk halk ozanı ve halk müziği şarkıcısı. Abdallık geleneğinin son büyük temsilcisi. Yaşar Kemal, Ertaş’ı “Bozkırın Tezenesi” olarak adlandırmıştır.

    Babası bağlama ustası Muharrem Ertaş, annesi Döne Ertaş’tır. 8 yaşına kadar doğduğu köy olan Kırtıllar Köyü’nde yaşamış, sonrasında ailesi ile birlikte İbikli Köyü’ne yerleşmişlerdir. 12 yaşındayken annesi Döne’yi kaybetmiştir. Babası Muharrem Ertaş, Yozgat’ın Kırıksoku Köyünden Arzu isminde bir kadınla evlenince bir süre bu köyde yaşadıktan sonra Yozgat’ın Yerköy ilçesine yerleşmişlerdir.

    Ertaş, ilkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile çalıp sesi ile türküler söylemeye başladı. Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu söyler. Bu durumu şu şekilde ifade eder; “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.”[2].

    Neşet Ertaş, Kırşehir ve ardından 2 yıl da Kırıkkale’de bulunduktan sonra 1957 yılının sonunda İstanbul’a gelerek Şen Çalar Plak’ta ilk plağını Neden Garip Garip Ötersin Bülbül adı ile babası Muharrem Ertaş’a ait bir türküyle çıkarır. Halk tarafından çok beğenilen bu plağı diğer plak, kaset ve halk konserleri takip eder. 2 yıl İstanbul’da çalıştıktan sonra Neşet Ertaş Ankara’ya yerleşir ve sahne hayatına burada devam eder. 1962’de İzmir Narlıdere’de askerliğini yapar. Askerliğini yaptıktan sonra Ankara’da çalıştığı gazinoda Leyla isminde bir kızla tanışır ve hemen evlenir. Babası Muharrem Ertaş, Neşet’in bu evliliğine şiddetle karşı çıkar. Bu olaylardan sonra Neşet Ertaş ve Muharrem Ertaş uzun yıllar konuşmazlar. Neşet Ertaş ve Leyla Ertaş’ın bu evlilikten Döne, Canan adında iki kız ve Hüseyin adında bir erkek çocukları olur. 7 yıl evli kaldıktan sonra 1970’lerin başlarında ayrılırlar. 1978 yılında alkol ve sigara kullanımından dolayı parmaklarından felç geçirir ve işsiz kalır. Kardeşinin daveti üzerine Almanya’ya gider. Tedavi olur. Çocuklarının eğitimi ve sanatsal çalışmalarından dolayı uzun bir süre Almanya’da kalan sanatçı, 2000 yılında İstanbul’da verdiği konserle sahne hayatına geri dönmüştür.

    Demirel zamanında kendisine sunulan ‘devlet sanatçılığı’ unvanını; “O dönem Süleyman Demirel cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, ‘hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor’ diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım.” diyerek geri çevirmiştir.[3] Halk bu tavra destek vermiş ve Neşet Ertaş âdeta yaşayan bir efsane olmuştur. Unesco Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında yapılan ulusal envanterlerden Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanterine alınarak yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet konservatuvarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görülmüş, bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuvarlarda ders olarak okutulmuştur. Hayatı ve eserleri Doç. Dr. Erol Parlak tarafından iki ciltlik bir kitap hâlinde yayımlanmıştır.

    25 Eylül 2012 tarihinde İzmir’de tedavi gördüğü hastanede ileri evrede prostat kanseri nedeniyle yaşamını yitirmiştir.[4] Cenazesi Kırşehir Bağbaşı Mezarlığında toprağa verilmiştir.

    Mezarı ise babası Muharrem Ertaş’ın yanındadır. Mezar taşında ise ”Sakin ol ha, insanoğlu. İncitme canı, her can bir kalp, Hakk’a bağlı. İncitme canı, incitme.” yazılıdır.

    Neşet Ertaş’ın adı Kırşehir’deki caddelerde, okullarda bulunmaktadır, ayrıca babası Muharrem Ertaş’la birlikte bir de anıtı bulunuyor.

    Dünyada robot heykeli yapılmış ilk saz sanatçısıdır. Android heykeli dünyaca ünlü heykel sanatçısı Adil Çelik tarafından yapılmış, Kırşehir Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi’nde yerini almıştır.[5]

    Tek parçalar[değiştir | kaynağı değiştir]
    1957 – Neden Garip Garip Ötersin Bülbül
    Çoban
    1957-1979 Yılları arasında Kendisinin bile bilmediği birçok plak albüm yapmıştır. Bazıları şunlardır;
    Hareli Gelin
    Diloylu Halay Havası
    Varıp Bir Kız On Yaşına Değince
    Şeytanın Atına Binip Yeldirme
    Bir Leyla Misali
    Yardan Tatlısı Bulunmaz
    Engeller Koymuyor Yar Sana Varsam
    Ceylan
    Vefasız Yar Aşkına (vay bana vah bana)
    Kıbrıs Destanı (Kıbrıs Barış Harekatından Sonra Yazmış Olduğu Türküsü)
    Giyindim Kuşandım Gittim Düğüne
    Aşk Elinden Ağlayan
    Sar Leyla Leyla(ayrıldığı karısına yazmıştır)
    Hasta Düştüm
    Tor Şahin Misali
    Uyma Sakın
    Albümleri[değiştir | kaynağı değiştir]
    1957 – Neden Garip Garip Ötersin Bülbül
    1960 – Gitme Leylam
    1979 – Türküler Yolcu
    1985 – Sazlı Oyun Havaları
    1987 – Türkülerle Yaşayan Efsane Deyişler Bozlaklar Türküler
    1988 – Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde
    1988 – Kendim Ettim Kendim Buldum
    1988 – Kibar Kız
    1989 – Hapishanelere Güneş Doğmuyor
    1989 – Sazlı Sözlü Oyun Havaları
    1990 – Gel Gayri Gel
    1992 – Şirin Kırşehir
    1993 – Kova Kova İndirdiler Yazıya
    1995 – Seçmeler 2
    1995 – Seçmeler 3
    1995 – Seher Vakti
    1995 – Altın Ezgiler 3
    1995 – Benim Yurdum
    1997 – Nostalji 1
    1998 – Ölmeyen Türküler 2
    1999 – Ölmeyen Türküler 3
    1998 – Gönül Yarası
    Neşet Ertaş Külliyatı (15 serilik)[değiştir | kaynağı değiştir]
    1999 – Zülüf Dökülmüş Yüze 1 Kayıt tarihi:1969-1974
    1999 – Gönül Dağı 2 Kayıt tarihi: 1969-1974
    1999 – Mühür Gözlüm 3 Kayıt tarihi: 1969-1974
    1999 – Zahidem 4
    1999 – Neredesin Sen
    2000 – Garibin Dünyada Yüzü Gülemez 5 Kayıt tarihi: 1969-1974
    2000 – Niye Çattın Kaşlarını 6 Kayıt tarihi: 1969-1974
    2000 – Çiçekdağı 7 Kayıt tarihi: 1969-1974
    2000 – Ayaş Yolları 8
    2000 – Sevsem Öldürürler 9 Kayıt tarihi: 1974-1986
    2000 – Ağla Sazım 10 Kayıt tarihi: 1974-1986
    2000 – Hata Benim 11
    2001 – Dostlara Selam 12
    2001 – Sabreyle Gönül 13
    2002 – Yar Gönlünü Bilenlere 14
    2002 – Vay Vay Dünya 15
    2003 – Gurban Olduğum
    2008 – Neşet Ertaş 2008

  • Hollanda’ya uyuşturucu götürmeye çalışan zehir tacirlerine darbe

    Hollanda’ya uyuşturucu götürmeye çalışan zehir tacirlerine darbe

    İran’dan Hollanda’ya gitmek üzere İran vatandaşı A.D.A.’nın sevk ve idaresinde Pendik Limanı Ro-Ro sahasına gelen transit eşya taşıyan tır, şüpheli görülerek arama hangarına yönlendirildi. Gümrük muhafaza ekiplerinin araç üzerinde incelemeleri esnasında narkotik dedektör köpeği Akira’nın aracın dizel katkı maddesi deposunun bulunduğu kısma tepki vermesi üzerine deponun sökülmesine karar verildi. Deponun şamandıra kapağının sökülmesinin ardından depo içerisinde bulunan sıvı maddeden numune alındı. Dünyada sayılı ülke tarafından kullanılan, geleneksel uyuşturucuların yanında yeni nesil uyuşturucuları da tespit edebilen ve toplam 16 bin madde tanımlayabilen uyuşturucu test kiti ile yapılan analizde maddenin likit eroin olduğu belirlendi. Depodan boşaltılan söz konusu maddenin toplam ağırlığının 210 kilo olduğu tespit edildi. Yapılan laboratuvar analizinde de maddenin likit eroin olduğu teyit edildi. Söz konusu uyuşturucu maddenin piyasa değerinin yaklaşık 42 milyon TL olduğu anlaşıldı.

    Aracın şoförü hakkında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Şahıs, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. 

  • PFDK kararları açıklandı!

    PFDK kararları açıklandı!

    TFF’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

    “1- TRABZONSPOR A.Ş.’nin, 18.03.2017 tarihinde oynanan TRABZONSPOR A.Ş. – GALATASARAY A.Ş. Spor Toto Süper Lig Turgay Şeren Sezonu müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 30.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

    2- KARDEMİR KARABÜKSPOR Kulübünün, 19.03.2017 tarihinde oynanan MEDİPOL BAŞAKŞEHİR FK – KARDEMİR KARABÜKSPOR Spor Toto Süper Lig Turgay Şeren Sezonu müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada ilk kez gerçekleştirilmesinden dolayı İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. Ve 53/4. Maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan GÜNEY KALE ARKASI ÜST A bloklara giriş yapan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

    3- BURSASPOR Kulübünün, 19.03.2017 tarihinde oynanan BURSASPOR – AYTEMİZ ALANYASPOR Spor Toto Süper Lig Turgay Şeren Sezonu müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 15.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

    4- ANTALYASPOR A.Ş.’nin, 19.03.2017 tarihinde oynanan ANTALYASPOR A.Ş. – BEŞİKTAŞ A.Ş. Spor Toto Süper Lig Turgay Şeren Sezonu müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde ev sahibi kulüp olduğu müsabakada ilk kez gerçekleştirilmesinden dolayı İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. Ve 53/4. Maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan GÜNEY KALE ARKASI C1 bloka giriş yapan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

    Aynı müsabakada ANTALYASPOR A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 15.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

    Aynı müsabakada ANTALYASPOR A.Ş.’nin, stadyuma biletsiz seyirci alınmasından dolayı takdiren 100.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

    Aynı müsabakada ANTALYASPOR A.Ş.’nin, merdiven boşluklarının boş bırakılmamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle takdiren 15.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

    5- BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, 19.03.2017 tarihinde oynanan ANTALYASPOR A.Ş. – BEŞİKTAŞ A.Ş. Spor Toto Süper Lig Turgay Şeren Sezonu müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 3. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 45.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. Ve 53/4. Maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan GÜNEY MİSAFİR TRİBÜN ALT TRİBÜNE giriş yapan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

    Aynı müsabakada BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 45.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

    Aynı müsabakada BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, taraftarlarınca merdiven boşluklarının boş bırakılmaması nedeniyle 35.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

  • Galatasaray kulislerinde seçim konuşuluyor

    Galatasaray kulislerinde seçim konuşuluyor

    Ali Fatinoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kulübün mevcut yönetimine yönelik eleştirilerin arttığı bir dönemde mali genel kurulun yapılacağını aktararak, “Galatasaray kulislerinde seçim konuşuluyor. Ancak erken seçime gidilecek ise en geç 15 Nisan’da olmalıydı.” dedi.

    Mayıs ayında gerçekleşecek olası bir seçimin planlamada sorunlara neden olacağını savunan Fatinoğlu, “Nisan ayından sonra yapılacak seçimle yönetime gelecek ekibin, yeni dönemin transfer çalışmalarını yapmak için yeterli zamanı olmayacak. Oyuncu kadrosu ve teknik ekip belirlenmesi için şu an başlanması gerekirdi.” diye konuştu.

    Fatinoğlu, Podolski’nin dahi gelecek sezon için transferini bitirdiğini hatırlatırken, şunları kaydetti:

    “Dünyanın her yerinde futbolcular ve teknik ekipler şubat-mart aylarında kendi geleceklerini belirler. Gelecek sezon şampiyonluğa oynayacak kadroyu oluşturmamız lazımdı. Şu an baktığımızda, ortada böyle bir kadronun oluşturulduğuna dair hiçbir emare yok. Bir de mayıs ayı için erken seçim iddiaları dolaşıyor. Olası bir seçimde göreve gelecek yönetimin eli kolu bağlanıyor.”

    Galatasaray taraftarlarının kadroda yıldız isimler görmek istediğine de dikkati çeken Fatinoğlu, “Taraftarlar artık takımda Zlatan Ibrahimovic, Karim Benzema gibi bizi şampiyonluğa taşıyacak futbolcular bekliyor. Bunun için önce bütçe hazırlanmalı ama böylesine önemli futbolcuların transfer sözleşmeleri bugünlerde yapılıyor. Mayıs ayında para bulsak bile bu seviyede futbolcuları alamayacağız, çünkü transferleri bitmiş olacak.” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Burak Yılmaz’dan transfer açıklaması

    Burak Yılmaz’dan transfer açıklaması

    Çin Ligi ekiplerinden Beijing Sinobo Guoan takımında forma giyen milli futbolcumuz Burak Yılmaz, gündemdeki transfer iddialarına açıklık getirdi.

  • Drogba: Galatasaray’ı unutamadım

    Drogba: Galatasaray’ı unutamadım

    Drogba, şu an için sarı-kırmızılı kulüple transfer görüşmesi yapmadığını belirterek, “Hiç kimse aramadı. Ben kendimi Galatasaraylı hissediyorum.

    İlerde bir fırsat olursa oynarım. Futbolun içinde ileride olacakları bilmiyorum ama benim Türkiye’ye gelmem için teklif gelmesi lazım. Türkiye’de futbol oynamak isterim ama sadece Galatasaray’da oynamak isterim. İstanbul ve Türkiye hala kalbimde. Orada sevdiğim insanlar var” diye konuştu.

    Galatasaray’da en unutamadığı maçların Real Madrid ve sahalarında eledikleri Juventus karşılaşmaları olduğunu belirten, tecrübeli golcü, “Çok önemli bir kariyerim var. Gelecek güzel olsun, tek beklentim bu. Galatasaray’da Tudor görevini yapıyor. Taraftarı heyecanlandırdı” açıklamalarında bulundu.

    Lyon – Beşiktaş eşleşmesiyle ilgili olarak da Drogba, “Çok güzel bir eşleşme olacak. İki takım da çok iyi durumda” dedi.

    Fildişi Sahilli yıldız, Chedjou ile hala görüştüğünü ifade ederken, Elmander ve Burak’tan da haber aldığını sözlerine ekledi.

  • Ersun Yanal’a çılgın teklif

    Ersun Yanal’a çılgın teklif

    Sözleşmesi sona eren genç oyuncularla bir bir mukavele yenileyen Trabzonspor Başkanı Muharrem Usta, Ersun Yanal’la da uzun vadeli bir anlaşma için çalışma yapıyor. 2 yıllık sözleşmesi bulunan Yanal’la ilgili fikrini Usta yönetimle paylaştı. Tecrübeli teknik adamla da temasa geçildi.

    BAŞKAN USTA’YA VEFA DUYUYOR

    Ersun Yanal’ın da Trabzon’da uzun yıllar kalmaya ve çalışmaya sıcak baktığı belirtiliyor. Yanal, kötü sonuçlara rağmen arkasında duran Başkan Usta’ya vefasını göstermek istiyor. Tecrübeli hoca, Trabzon’dan ev alarak kalıcı olduğunu göstermişti.

    (Akşam)

  • Avrupa’nın 23 yaş altı en iyi 50 futbolcusu

    Avrupa’nın 23 yaş altı en iyi 50 futbolcusu

    İşte Avrupa futboluna genç yaşlarına rağmen damga vuran isimler:

  • UEFA Başkanı Ceferin’den değişiklik sinyali

    UEFA Başkanı Ceferin’den değişiklik sinyali

    Ceferin, UEFA tarafından Portekiz’in başkenti Lizbon’da düzenlenen konferansta açıklamalarda bulundu.

    49 yaşındaki Sloven futbol adamı, küçük bütçeli kulüplerin, büyüklerin arasında kaybolmasına izin vermemeleri gerektiğini belirterek, “Yetenekli isimlerin bir takımda toplanmasının önüne geçebilmek için kadro kısıtlaması, transfer kuralları ve yüksek vergi gibi kavramları yeniden ele almak zorundayız. Bu konularda, değişiklik yapmaktan korkmamalıyız.” dedi.

    Yapılması düşünülen değişiklikler hakkında çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Ceferin, FIFA ile işbirliği yapılabileceğini de ifade etti.

    Futbol kamuoyunun büyük kulüplere odaklandığını anlatan UEFA Başkanı, “Tüm kulüplere değer veren bir politikaya sahibiz. Büyük ve küçük kulüpler arasındaki farkın dengesizleşeceği tehdidi altındayız. Eğer, buna izin verirsek fırsatları ihmal etmiş oluruz. Potansiyel eğilimleri değerlendirmeliyiz. UEFA, sadece elitleri değil futbolun tümünü korumakla görevli. Yakında bununla mücadele edecek insan gücümüz de olacak.” şeklinde görüş belirtti.

  • Galatasaray’da temizlik var!

    Galatasaray’da temizlik var!

    Bu sezon hem Süper Lig hem de Türkiye Kupası’nda büyük hayal kırıklığı yaşayan Galatasaray yeni sezonda sil baştan yapmaya hazırlanıyor… Saha sonuçlarına bakmaksızın Igor Tudor’la yola devam edecek olan Sarı-Kırmızılılar kadroda büyük bir revizyona gidecek.

  • Konyaspor’dan bir açıklama daha!

    Konyaspor’dan bir açıklama daha!

    Şan, yaptığı açıklamada, Fenerbahçe ile Aykut Kocaman’ın adının anılmasının “doğal” olduğunu belirterek, “Hocamız, Fenerbahçe’de gol kralı olmuş, şampiyonluk yaşamış birisi. Normaldir ancak biz de Konyaspor olarak hocamızı bırakmak istemiyoruz. Çok özel nedenleri var belki. Onları zamanı geldiğinde konuşacağız. Eğer vazgeçilemeyecek bir durum olursa, bize en büyük başarıyı yaşatmış olan hocamızı en iyi şekilde uğurlamak isteriz.” dedi.

    Fenerbahçe’den kendilerine bir teklif gelmediğini vurgulayan yeşil-beyazlı kulübün başkanı, “Herhangi bir girişim olmadı. Hocamızın bir yıl daha sözleşmesi var. İki yıl da uzatmak için teklifte bulunmuştuk ama zannedersem o şu anda gerçekleşmez.” diye konuştu.

    Şan, Kocaman’ın adının Fenerbahçe ile anılmasının futbolcuları ve taraftarları olumsuz etkilediğine değinerek, “Futbolcuların da motivasyonunu bozabilir. Oyuncularımızın etkilenmemeleri mümkün değil. Taraftarlarımız da huzursuz oluyor. Biz, medeni insanlar olarak bunun kararını veririz ama bunun her gün haber yapılması, haliyle futbolcuyu ve taraftarı etkiliyor.” açıklamasında bulundu.

    “Sezonun zor geçeceği belliydi”

    Şan, Spor Toto Süper Lig’de ve Türkiye Kupası’nda hedefleri doğrultusunda mücadele ettiklerini, taraftarların müsterih olması gerektiğini kaydetti.

    Çeyrek finalde mücadele ettikleri Ziraat Türkiye Kupası’nda iddialı olduklarını aktaran Şan, “Bu sene 3 kulvarda yarışmamız nedeniyle sezonun zor geçeceği belliydi. UEFA Avrupa Ligi’nde ilk senemiz olmasına rağmen bir tecrübe kazandık. Ligde üçüncülüğü yakalama imkanımız gözükmüyor ancak ilk 6’da olma gayreti içindeyiz. Ziraat Türkiye Kupası’nda iddiamız var. Kısmet olursa final oynamak istiyoruz.” şeklinde görüş belirtti.

    Yeşil-beyazlı kulüp için bundan sonraki başarı kriterinin Avrupa kupalarına katılma olduğunu vurgulayan Şan, “Geçen hafta olağan genel kurulumuzu yaptık. Orada, ‘Bundan sonra Konyaspor başkanlarının hedefi, en azından UEFA Avrupa Ligi’ne katılmaktır. Eğer bunu başaramıyorsa o başkan bir daha aday olmasın.’ dedim ve kendimi de bağlayan bir öneri ortaya attım.” ifadelerini kullandı.

    “Milli maçlar, Konya’daki futbol taraftarlığını değiştirdi”

    A Milli Futbol Takımı’nın 2016 Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde Konya’da 4 maç yaptığını hatırlatan Ahmet Şan, milli maçların taraftar profilini de olumlu yönde değiştirdiğini aktardı.

    Şan, şöyle devam etti:

    “Konya Büyükşehir Belediye Stadı, Konyamızın çehresini değiştirmiştir. Milli takımımızı 4 kez ağırladık. 2016 Avrupa Şampiyonası’na giderken milli duyguların sahaya yansıdığını görmek bizleri mutlu etti. Çok umutsuz görünen bir başarıyı hep beraber yaşadık. Aynı zamanda o milli maçlar, Konya’daki futbol taraftarlığını da değiştirdi. İki senedir olumsuz tezahürat, küfür yok. Bunu başardık. İnşallah diğer statlarımızda da bunlar gerçekleşir. Diğer taraftan 30 bin kombinesi, 100 bini aşkın passoligi bulunan bir taraftar grubuna sahip olduk. Bu başarıyı devam ettirmek istiyoruz.”

    “Yerli futbolcunun yetişmesini ihmal etmemek lazım”

    Konyaspor Kulübü Başkanı Şan, Türk futbolunun sürekli yabancı oyuncu transferiyle gelişemeyeceğini belirterek, yerli futbolcu yetiştirmenin önemine değindi.

    Konya Anadolu Selçukspor ile pilot takım uygulamasını hayata geçirdiklerini aktaran Ahmet Şan, şöyle konuştu:

    “Yerli futbolcunun yetişmesini ihmal etmemek lazım. Sürekli yurt dışından futbolcu getirerek Türk futbolu gelişmez. Konyaspor olarak 3-4 senedir pilot takım uygulaması içindeyiz. Konya Anadolu Selçukspor ile altyapımızdan yetişen veya dışarıdan bulduğumuz genç futbolcuların profesyonel hayata geçişini kolaylaştıran bir yapı içindeyiz. Bugün A takımımızda 3-4 futbolcumuz, o takımdan geliyor. Kendi açımızdan bir nebze olsun katkıda bulunuyoruz ama bunun yaygınlaşması lazım. Diğer türlü Türk futbolu ilerleyemez.”

    Türkiye’deki tesis yatırımına vurgu yapan Şan, “Ülkemiz, çağ atlamıştır. İnşallah Türkiye’de Avrupa Şampiyonası ve olimpiyatlar gibi büyük organizasyonlar gerçekleşir. Bu tesisler, artık böyle organizasyonlar için yeterli. Ülkemizde çok daha modern bir futbol ve spor dünyasını yaşıyoruz. Futbolun bireyleri olarak biz de üzerimize düşeni yapmakla mükellefiz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Spor Toto Süper Lig’de şampiyonluk yarışının Beşiktaş ile Medipol Başakşehir arasında geçeceğini belirten Ahmet Şan, “İki takım kaldı. Bu saatten sonra hangisi hak ediyorsa onun başarmasını temenni ediyorum. Beşiktaş daha tecrübeli ama Başakşehir neden olmasın. İki takıma da bu yolda başarılar diliyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Federasyondan Messi’ye ‘gecikmeli’ ceza

    Federasyondan Messi’ye ‘gecikmeli’ ceza

    İspanya Futbol Federasyonu Disiplin Komitesi, İspanya Birinci Futbol Ligi’nin (La Liga) 28. haftası için açıkladığı cezalı oyuncular listesinde, Barcelona’nın Arjantinli yıldızı Lionel Messi’ye yer vermeyi unuttu.

    Komitenin açıkladığı ilk listede, Valencia karşısında bu sezon gördüğü 5. sarı kart dolayısıyla Messi’ye verilmesi gereken bir maç oynamama cezası yer almadı. Daha sonra federasyondan yapılan açıklamada, idari bir hata yaşandığı belirtilerek, Messi’nin 2 Nisan’da deplasmanda oynanacak Granada maçında cezalı durumda olduğu duyuruldu.

    Pique’ye 3 bin avro para cezası

    Öte yandan Barcelonalı futbolcu Gerard Pique’ye hakemlere yönelik sözlerinden dolayı 3 bin avro para cezası verildiği bildirildi.

  • Korkunç ‘Musul’ iddiası! 200 kişi öldü

    Korkunç ‘Musul’ iddiası! 200 kişi öldü

    Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’den yayın yapan ve Bölgesel Yönetim Başkanı Mesut Barzani’ye yakınlığı ile bilinen Rudaw televizyonunun haberine göre, koalisyon güçlerine ait savaş uçaklarının Musul’un batı yakasında bulunan El Cedide Mahallesi’ne düzenlediği hava operasyonunda atılan bombalar, sivil yerleşim yerlerine düştü.

     

    FOTO: DHA

    Dün meydana gelen hava bombardımanı sonucu 200’den fazla kişinin hayatını kaybettiği iddia edilirken, ölenlerin bir bölümünün bir evin bodrum katına saklanan siviller olduğu ifade edildi. Savaş uçaklarının aynı mahellede bulunan iki evi daha hedef aldığına dikkat çekilirken, hayatını kaybedenlerin çoğunun çatışmalardan dolayı evlerin bodrum katına saklanan kadın ve çocuklar olduğu belirtildi. Yerel kaynaklar, bölgeye gelen sivil savunma ekiplerinin yıkılan evlerin enkazı altından cesetleri çıkarmaya çalıştığını belirtirken, sivillerin ölmesi nedeniyle operasyona ara verildiği öğrenildi.  DHA

    İLGİLİ HABERIŞİD'den geri alınan Musul Başkonsolosluğu'nun son haliIŞİD’den geri alınan Musul Başkonsolosluğu’nun son hali

     

    İLGİLİ HABERMusul'da IŞİD'e peş peşe ağır darbelerMusul’da IŞİD’e peş peşe ağır darbeler

  • Rusya’dan ‘Maslahatgüzar’ açıklaması

    Rusya’dan ‘Maslahatgüzar’ açıklaması

    Zaharova haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Ankara’daki geçici Rus Maslahatgüzarı Sergey Panov’un Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na Suriye’deki hala kolay olmayan durumu görüşmek üzere çağrıldığını söyleyebilirim.

    Bilindiği üzere Türkiye, Suriye’deki barış sürecindeki başlıca partnerlerimizden birisidir; görüşmede de bu konular değerlendirildi. Askeri konuları ilgilendiren her sorunun ise direkt olarak Rusya Savunma Bakanlığı’na aktarılması gerektiğini hatırlatmak isterim.”

    DHA

  • Çiftçinin ahırda bulduğu 4 yavru kedi büyüyünce gerçek ortaya çıktı!

    Çiftçinin ahırda bulduğu 4 yavru kedi büyüyünce gerçek ortaya çıktı!

    Rus çiftçi bir gün ahıra girdiğinde onu bekleyen sürprizle karşılaştı. Karşısında dört tane kedi yavrusu gören çiftçi büyük şaşkınlık yaşadı.

    Çiftçi, annenin yavrularının yanına dönmesini günlerce bekledi ancak anne hiçbir zaman geri dönmedi. Yavrular tuhaf bir şekilde anneleri tarafından terk edilmişti. Çiftçi de sorumluluğu üzerine alarak yavru kedilere bakmaya karar verdi. Tüylü ve pofuduk kedilerin bir süre sonra sokak kedisi olmadığını fark etti çiftçi. Kedilerin türünü öğrenebilmek için kedi besleyen arkadaşlarıyla konuşsa da onlar da kedilerin türünü çözemediler. Ancak en sonunda kedilerin türünü öğrendi ve hemen harekete geçti. Bir gün uyandığında ahırında yavru kediler bulan çiftçi şaşırmamıştı. Çünkü kediler sık sık onun ahırına doğuruyorlardı. Çiftçi kedilerin cinsinin gizemini çözemediğinden hemen uzmanlarla irtibata geçti. Meğerse kediler, Orta Asya’da yaşadığı bilinen küçük yaban kedileri olan Pallas kedileriymiş.

    Pallas kedileri tıpkı evcil kedilerinde boyutlarındalar. Tüyleri çok uzun olsa da kiloları sıradan kedilerle aşağı yukarı aynı. Kuyrukları ise neredeyse vücutlarıyla aynı kalınlıkta. Kuyruklarında ve alınlarında ise siyah desenler var. Dört yavru kedi son olarak Daursky doğa koruma alanına getirildi. Burada yetişkin iki dişi Pallas kedisiyle beraber yaşamaya başladılar. Lovemeow’da belitilenlere göre ise de buradaki yetişkin kediler ise yavrulara tıpkı kendi yavrularıymış gibi bakıyorlarmış. Bu kedi türleri vahşi yaşama ait olduğundan, doğa koruma alanında bir süre gözlemlendikten sonra doğaya geri salındı.


    Koruma alanı yetkilileri, doğaya salındıktan sonra dört yavrusu izlemeye devam ettiler ve durumlarının gayet iyi olduğunu aktardılar.

  • Belçika’da alarm… O kente polis ve askerler gönderiliyor

    Belçika’da alarm… O kente polis ve askerler gönderiliyor

    Antwerp kentinde çeşitli mağazaların bulunduğu Meir Caddesi’nde yaya kaldırımında aracını süren zanlı, Antwerp polisi tarafından yakalandı. Yerel saatle 11 sıralarında gerçekleşen olayda, zanlı sağ olarak yakalandı ve gözaltına alındı. Olay yerine polis ve askeri personel gönderildi.

     

    Emniyet birimlerinin açıklamasına göre, otomobilin içinde silahlar ve diğer yasadışı gereçler bulunmasının ardından, aracın durdurulduğu otopark alanı güvenlik kordonuna alındı.

    ASKERİ KAMUFLAJLI ŞAHIS GÖZALTINDA

    Fransız plakalı aracın kırmızı ışıkta geçmesi üzerine, bir süre polis tarafından kovalandığı öğrenildi. Polis sözcüsü basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Fransız plakalı bir araç, yüksek hızla Meir Caddesi’ne dalmaya çalıştı. Askeri kamuflaj giyen bir erkek şahıs gözaltına alındı,” ifadesinde bulundu.

    LİMAN BÖLGESİNE KAÇARKEN YAKALANDI

    Kaldırımdaki yayalar, kırmızı, station wagon model bir arabayı üzerlerine süren saldırgandan kurtulmak için yana atlamak zorunda kaldı. Kalabalık çarşı bölgesinde insanları ezme çabası başarısız olan şahıs, olay yerinden liman bölgesine doğru kaçtı. Saldırı teşebbüsünün gerçekleştiği yerden bir kilometre kadar uzaktaki St Michielskaai’de, bir otoparkta aracıyla birlikte yakalanan şahsın, yerel medyaya göre Kuzey Afrika kökenli olduğu iddia edildi. Güvenlik birimlerinin olay yeri incelemesinin ardından, araç otoparktan çekildi.

    BAŞBAKAN GÜVENLİK BİRİMLERİNİ ÖVDÜ

    Olayla ilgili ilk açıklamayı yapan Belçika Başbakanı Charles Michel, halen teyakkuz halinde olduklarını belirterek, polis ve askeri birimlerin harika bir iş çıkardığını söyledi.

    Belçika’da dün, 22 Mart 2016’da Brüksel’de düzenlenen terör saldırılarının kurbanları, olayın birinci yıldönümünde anılmıştı.

    DHA

    İLGİLİ HABERSon dakika… Londra saldırısını IŞİD üstlendi

     

    İLGİLİ HABERDünyayı şoke eden saldırıda sıcak gelişme

     

    İLGİLİ HABERKan donduran fotoğraftaki kadın Türk çıktı

  • Alman hükümeti Türkiye’ye tank savuma sistemleri satılmasını yasaklıyor

    Alman hükümeti Türkiye’ye tank savuma sistemleri satılmasını yasaklıyor

    Rheinmetall CEO’su Armin Papperger bugün gazetecilere yaptığı açıklamada, “Alman hükümeti halen bazı ihracat sözleşmelerimize onay vermiyor” dedi.

    Reuters’ın haberine göre Papperger, Türkiye’nin İslam Devleti militanlarıyla mücadelede 10 adet Leopard savaş tankının tahrip olmasının ardından, elindeki bu tanklar için savunma sistemleri almak istediğini ve Rheinmetall’in bu sözleşme ile ilgili olarak Türkiye ile temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

    ETHEM SANCAK’IN ORTAĞI

    Rheinmetall şirketi yakın zaman önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığıyla tanınan Etem Sancak ile savunma sanayi projeleri için ortaklık kurmuştu.

    SİLAH SATIŞINI DA REDDETTİ

    Alman basınında önceki gün çıkan haberlerde Alman hükümetinin NATO müttefiki Türkiye’ye silah ihracatını onlarca kez onaylamayı reddettiğini yazmıştı.

    2016 yılı başından beri ambargo koyan Almanya’nın hafif silahlar, cephanelik ve diğer silahlanma malzemelerine ilişkin Türkiye’den gelen başvuruların geri çevrildiği belirtildi.

    ALMAN CUMHURBAŞKANI İLK KONUŞMASINDA ERDOĞAN’A YÜKLENDİ

    Almanya’nın yeni Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier dün yaptığı ilk konuşmasında çok sert ifadelerle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklendi. Erdoğan’ı, ülkenin yıllardır edindiği kazanımları tehlikeye atmakla suçlayan Steinmeier, Nazi benzetmelerine sert tepki verdi.

    Pazar günü Cumhurbaşkanlığı görevini devralan Steinmeier, Türkiye ile ilgili olarak, “On yıllardır elde edilen her şeyin yıkılışını endişe ile izliyoruz.” dedi. Durumu düzeltmek için atılacak adımların hoş karşılanacağını da belirten Steinmeier sözlerine şöyle devam etti: “Ancak ağza alınmayacak Nazi benzetmelerinin bitirin! Türkiye ile partnerlik yapmak isteyen insanlarla bağınızı koparmayın! Hukuka, medyanın ve gazetecilerin özgürlüğüne saygı duyun. Ve Deniz Yücel’i serbest bırakın”