Yazar: Abidin Çetin

  • Ermeni Devrimci Paramaz’ı anlatan RED’in Avrupa galası Basel’de yapıldı

    Ermeni Devrimci Paramaz’ı anlatan RED’in Avrupa galası Basel’de yapıldı

    PİRHA- Ermeni Devrimci Paramaz kitabının yazarı Kadir Akın’ın RED isimli belgeselinin Avrupa galası İsviçre’nin Basel kentinde yapıldı. Belgesel’e yoğun ilgi vardı. 

    Ermeni Devrimci Paramaz kitabının yazarı Kadir Akın’ın RED isimli belgeselinin Avrupa galası İsviçre’nin Basel kentinde yapıldı.
    Yapımcı ve yönetmenliğini Kadir Akın’ın üstlendiği Red filminin gösterimine İsviçreli ve Türkiyelilerin yoğun ilgisi olduğu gözlendi.

    19 arkadaşı ile birlikte, İstanbul’un Beyazıt Meydanı’nda 1915 yılında idam edilen Hınçak Partisi yöneticilerinden Paramaz Matteos’un yaşamı, siyasi düşüncesi ve mücadelesinin anlatıldığı belgesel, İstanbul, Beyrut, Cenevre, Basel ve Samandağ’da çekildi.

    Belgesel ile ilgili sorularımızı cevaplayan Akın, “Artık çağımız görsellik çağı, daha önce yazmış olduğum kitapta anlattım Paramaz’ın yaşam öyküsü ve mücadelesini. Bugün çağımızın görsellik çağı olması itibariyle film ve bir belgesel üzerinden anlatmak istedim. Zira kitaba nazaran filmin daha çok kitle ile buluşma potansiyelinin olması önemli bir etken oldu. Ayrıca ben HDP ve SYKP’nin de kurucu üyesiyim. Bununla, bir anlamda da Sosyalist hareketin yeniden kuruluşunun, Sosyalist hareketin tarihinin de yeniden ele alınması ile gerçekleşeceğine inanıyorum. Bundan dolayı, bu yönlü çalışmalarım ve araştırmalarım da devam edecek” dedi.

    Gala, film gösterimi sonrası yapılan söyleşi ve verilen bir kokteyl ile son buldu.

    Abidin ÇETİN/ZÜRİH

  • Hochtaunus Alevi Kültür Merkezi bünyesinde morg inşa edilecek

    Hochtaunus Alevi Kültür Merkezi bünyesinde morg inşa edilecek

    PİRHA-Frankfurt/Hochtaunus Alevi Kültür Merkezi’nin Cemevi bünyesinde ‘Morg yapımı’ müsadesi için Oberursel Belediyesi ile yapmış olduğu görüşmeleri tamamlandı.

    Almanya’da Frankfurt/Hochtaunus Alevi Kültür Merkezi’nin Cemevi bünyesinde ‘Morg yapımı’ müsadesi için Oberursel Belediyesi ile yapmış olduğu görüşmeleri tamamlandı. Yasal izin alınması sonucu gerekli çalışmalar başlatıldı.

    Hochtaunus AKM tarafından yapılan açıklamada, “Hak’tan geliyor ve hakka yürüyoruz. Alevi canlarımız ve üyelerimiz başta olmak üzere bölgemizde yaşayan (farklı inançlar dahil) canların toprağa verilip sırlamak için son yolculuklarında hizmetlerimizi kendi cemevlerimizde yapmak, rızalık vererek yerine getirmek istiyoruz. Bunun için uzun zamandır planlamış olduğumuz ve Belediye ile gerçekleştirmiş olduğumuz görüşmeler sonuçlandı ve morg inşaatına başlamamız için önümüzde bir engel kalmadı” denildi.

    Morg çalışmaları için oluşturulan komisyon ise “morg için alt yapı çalışmalarımıza hem üyelerimizin, hem de bölgemizde yaşayan Alevilerin desteğine ihtiyacımız var. Alevi canlarımızın hanelerine misafir olacağız ve katkılarını gönüllü rızalık temelinde bir lokma talep edeceğiz” diyerek destek çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP Milletvekili adayı Öker: Alevilerin gelişmelere kayıtsız kalma lüksü yoktur

    HDP Milletvekili adayı Öker: Alevilerin gelişmelere kayıtsız kalma lüksü yoktur

    PİRHA- AABK Onursal Başkanı Turgut Öker, 24 Haziran’da yapılacak seçimlerde HDP’ye destek vermenin önemine vurgu yaparak, “Avrupa’da ya da Türkiye’de bulunan herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor. Özellikle de Alevilerin  bu Yezit düzenin alaşağı edilmesinde bütün gücünü ve enerjisini ortaya koyacağını düşünüyorum ve inanıyorum buna” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu  (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, 7 Haziran 2015’te seçimlerinde HDP’den milletvekili seçilmişti. Daha sonra patlayan bombalar, baskınlar ve baskılar ortamında gidilen 1 Kasım seçimlerinde HDP’nin 80 olan milletvekili sayısı 59’a düşmüştü. 1 Kasım seçimlerinde  parlamentoya giremeyen milletvekillerinden biri de Öker olmuştu.

    24 Haziran’da yapılacak milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’den aday olan Öker PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    Öker, Alevilerin artık bir hak arama mücadelesinden çok, can güvenliğiyle ilgili yaşamsal sorunları olduğunun altını çiziyor ve ekliyor: Aleviler olarak eğer bu zorba düzeni, baskı düzeninin değiştiremezsek, bu Türkiye’de yaşayan kardeşlerimizi, dostlarımızı ciddi bir baskı ortamınının beklediğini söyleyebiliriz.

    “ALEVİLERİN CAN GÜVENLİĞİ SORUNU VAR”

    Sayın Öker Türkiye 24 Haziran’da AKP-MHP iktidarının almış olduğu ani bir kararla baskın bir seçime gidiyor. Bu seçimin Aleviler açısından önemi nedir?

    Tabii herkes kendi bulunduğu pozisyona göre ve içinde bulunduğu politik hareketin ilkelerine göre yaklaşır. Bu süreci biz de kendi bünyemizde, baskın seçim olması dolayısıyla, konfederasyona bağlı bütün Alevi Kültür Merkezleri‘nin başkanlarıyla katılımcılığı esas alarak, 5 Mayıs’ta Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak içinde bulunduğumuz süreci değerlendirdik. Bu süreçte Alevilerin özlem duyduğu ve yıllarca uğruna mücadele ettiği taleplerinin hayata geçmesinin ötesinde, bir can güvenliği sorununun olduğunu saptadık. 16 yıldır uygulanan politikaların bu seçim sonucunda da başarıyla sonuçlanması durumunda, Alevilerin yaşamsal bir tehditle karşı karşıya kalacağı sonucuna vardık. Aleviler olarak eğer bu zorba düzeni, baskı düzenini değiştiremezsek, bu Türkiye’de yaşayan kardeşlerimizi, dostlarımızı ciddi bir baskı ortamınının beklediğini söyleyebiliriz.

    AKP-MHP ittifakının seçim sonrası bu konumunu korumaları veya daha güçlenerek gelmelerinin, Aleviler ve diğer muhalif kesimler için büyük bir tehlike olduğunu söylüyorsunuz.

    Bu süreçte AKP’nin MHP ile yan yana gelişinde başka kesimler nasıl bir mesaj alır bilemem ama bizler, 1978’de Çorum ve Maraş katliamlarında ve diğer birçok katliamda MHP’nin rolünü biliyoruz. Sadece Aleviler de değil, ilerici devrimci güçlere karşı da sokak infazlarını biliyoruz. Bu anlamda çok açık bir şekilde İslamcı faşist bir ittifak kurulmuştur. Biz de bu süreçte devreye girmeyi ve toplumsal sorumluluk almayı bir görev biliyoruz.

    “ALEVİLERİN KARŞI KARŞIYA KALDIĞI TEHLİKELİ ORTAMDA SESSİZ KALAMAYIZ”

    Bütün Alevi kurumları ve yöneticileri bunun farkında mı  sizce ve sizinle aynı kaygıları taşıyorlar mı?

    Bazı insanlar Alevilerin bu pozisyonunu algılayamıyorlar ve bütün sorunları çözülmüş, inanç özgürlüğüne kavuşmuş, kurumsallaşmış başka topluluklarla Alevileri kıyaslıyorlar. Deniliyor ki: “Aleviler inanç örgütü olarak bu süreçte bu kadar görev almamalı ve taraf olmamalıdır. Bu süreci üyelerinin vicdanına bırakmalıdır.” Bunlar, Alevilere yönelik olan tehditin farkında olmayanlar ve aymazlık içinde olanlardır. Bugün Alevi toplumunun var olma ve yok olma pozisyonu ile karşı karşıya bulunduğu bir dönemde, bunu söylemek sorumluluk almamak ve seyirci kalmak anlamına gelir. Bizler Alevi toplumunun bugün karşı karşıya kaldığı tehlikeli ortamda sessiz kalamayız. Bizim hem tarihsel çizgimizi hem de bugün Alevi toplumunun her alanda canını ve malını koruma gibi bir sorumluluğumuz var. Tarihten bu yana Alevi önderleri Alevi toplumunu kendi kaderiyle baş başa bırakmamıştır. Yani Kerbela’da Hazreti Hüseyin Yezid karşısında kendi insanlarına, “ne haliniz varsa görün” dememiştir, kılıcını kuşanmıştır, zalime karşı direnilmiştir, savaşmıştır ve bedel ödemiştir. Mansur böyle yapmıştır, Pir Sultan böyle yapmıştır ve Alevi toplumunun tarihsel bütün önderleri, “biz sadece inanç örgütüyüz” deyip Alevi toplumunu kaderiyle baş başa bırakmamıştır.

    Avrupa’da, yani diasporada bulunan Alevilerin ve Alevi örgütlerinin bu konudaki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Diasporanın en önemli özelliği vicdanı ile hareket etmesidir. Diaspora anayurtta olduğu gibi çıkar ilişkileri üzerinden yürütmez bu tür çalışmalarını, vicdanı ile hareket eder. Ancak bugün Alevilerin herhangi bir siyasi parti içerisinde pozisyon almalarını eleştiren kesimler de var. Avrupa’da birçok siyasi kazanımlar elde etmiş bir örgütlenme olmamız hasebiyle; eğer herhangi bir siyasi yelpazede konumlanırsak elde ettiğimiz bütün bu kazanımları kaybedebiliriz gibi görüşler dillendiriyorlar. Oysa Aleviler bütün bu hakları direne direne kazandılar. Bu seçimlerde Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tarafsız kalması ve kendi üyelerine gerçekleri aktarmaması halinde kitle kuyrukçusu bir politika izlemiş olurlar ve yöneticileri de bu topluma iyi bir önderlik yapmamış ve Alevi toplumunu bekleyen tehditler karşısında da tarihsel sorumluluğunu yerine getirmemiş olur.

    “HDP TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YÖN VEREBİLECEK BİR POTANSİYELE SAHİP”

    HDP’den milletvekili adayı oldunuz, neden?

    HDP bugün Türkiye’nin geleceğine yön verebilecek bir potansiyele ve konuma sahip. HDP’nin barajı geçmesi durumunda bugün iktidarda olan Türkçü İslamcı ittifak fazladan HDP’nin alabileceği 70-80 milletvekilini alacak. Sivas’tan öte yana bütün milletvekillerine el koyacak ve bu Alevilerin sonunu getirecek. Bu nedenden dolayı 7 Haziran seçimlerinde nasıl stratejik davrandıysa, bugün de böyle davranmak zorundadır.
    Alevilerin ve HDP’nin ütopyası ortaklaştığı için bugün Aleviler ve HDP yan yana durmaktadır. Biz de çok uluslu, çok kültürlü bir Türkiye’den yanayız, biz de inançlar ve kültürler özgür olsun ve 95 yıldır yürütülen Türk İslam sentezi politikalarına son verilerek, herkes eşit haklara sahip olsun istiyoruz.

    Cumhur ittifakı ve Millet ittifakı adı altında iki seçim bloku oluştu. Bu iki seçim ittifakına bakarak HDP’nin konumlanışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bugün bütün siyasi partilerin programlarına baksınlar hangisinde Alevilerin uğruna yıllarca mücadele ettikleri idealleri içeren programları var. Biz her fırsatta dediğimiz gibi bizim yolumuz ve öğretimiz kutsaldır, dolayısıyla bizim öğretimizi ve mücadelemizi hayata geçirebilecek seçenek neyse ondan yanayız. Bu anlamda HDP ile bizim ütopyamız örtüşmekte ve HDP Alevi hareketine diğer düzen partilerinden farklı yaklaşmaktadır. Dolayısıyla parlamenter mücadeleyi Alevi hareketinin 30 yıldır verdiği mücadelenin siyasi alandaki yansıması olarak görüyoruz. Bizim açımızdan siyaset kişisel istikbal ve kurtuluş yeri değildir.

    “ALEVİLERİN GELİŞMELERE KAYITSIZ KALMA GİBİ BİR LÜKSÜ YOKTUR”

    Daha önce yapılan seçimlerde ve referandum oylamasında Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiyelilerin kullandıkları oyların kritik bir öneme sahip olduğunu gözlemledik. Bu anlamda diasporada yaşayan Türkiyelilere ve özelde de Alevilere yönelik çağırınız olacak mı?

    Normal koşullarda HDP’nin bir baraj sorunu yoktur, ancak 7 Haziran’da yenilen bu iktidar, bunun rövanşını almak için 3 yıl içerisinde bombalamadığı şehir bırakmadı. İçeri atmadığı insan bırakmadı. Eşbaşkanlarımız, belediye başkanlarımız tutsak edilmiş durumda. Bu anlamda bugün sandıkta çıkacak iradeye de saygı duymayacaklardır. O yüzden sandıklara müdahale ve manipüle etme oranının kestiremeyiz. Bu seçim sadece sıradan bir eğilimin yansıtılması olayı değil, Türkiye 24 Haziran’dan sonra ya demokratik özgürlükçü bir kulvara yöneleceği başlangıç olacak ya da tamamıyla kaybettiğimiz bir yörüngeye girecek. Bundan dolayı Avrupa’da ya da Türkiye’de bulunan herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor. Özellikle de Aleviler  bu Yezit düzenin alaşağı edilmesinde bütün gücünü ve enerjisini ortaya koyacağını düşünüyorum ve inanıyorum buna.

    “ALEVİLERİN GELİŞMELERE KAYITSIZ KALMA LÜKSÜ YOKTUR”

    Avrupa’da ve Türkiye’de bulunan diğer Alevi kurumları ve yönetimlerine bir çağrınız olacak mı?

    Alevi dünyasında bazı yöneticilerde biz bir inanç kurumuyuz ve inanç kurumu siyasette olmasın gerekçesiyle, sorumsuzluk ve kayıtsızlık adeta ideolojik bir temele dayandırılmaya çalışılıyor. Eğer biz Aleviler ve Alevi kurumları, bütün sorunlarımızı çözmüş olsaydık, bu söylenenlere hak verebilirdik. Ancak bugünkü şartlarda Alevilerin gelişmelere kayıtsız kalması gibi bir lüksü yoktur. Bir ülkenin kaderinden ve bu ülkede yaşayan Alevilerin can güvenliğinden bahsediyoruz. Bu tür tehlikeleri bertaraf edilebilmesi için Alevilerin tek ses, tek yürek olmaları gerekiyor. 7 Haziran seçimlerinde HDP’ye Avrupa’dan 3 bin oy daha fazla gitmiş olması durumunda biz beş arkadaş mecliste olacaktık. Bizim konfederasyonumuza bağlı 300’e yakın dernek var ve yöneticilerimizin gerçekleri görmesi ve buna uygun davranmasından mutluyum ve gururluyum.

    Avrupa’daki seçim çalışmalarımızla ilgili olarak biraz bilgi verir misiniz, nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?

    Avrupa’daki seçim çalışmalarımıza Avusturya’dan başladık. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu‘na bağlı 7 farklı Alevi Kültür Merkezi’nde toplantılar düzenledik. Bundan sonra da; Almanya’nın Berlin, Hamburg, Bremen, Hannover, Wuppertal ve Münih gibi önemli kentleri başta olmak üzere birçok kentte toplantılar ve mitingler düzenleyeceğiz. Bu çalışmalarımız İsviçre, Hollanda ve Fransa gibi AB ülkelerinde devam edecek.

    Abidin ÇETİN/ZÜRİH

     

  • Semah Dergisi’nin Mayıs/Haziran sayısı çıktı

    Semah Dergisi’nin Mayıs/Haziran sayısı çıktı

    PİRHA – Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) tarafından her iki ayda bir yayımlanan ‘Semah Dergisi’ nin Mayıs-Haziran aylarını kapsayan 39. Sayısı ‘AFRİN-ÇİYAYE KURMANC‘ manşeti ile okuyucusu ile buluştu.

    6 Yıldır düzenli olarak yayımlanan ve Erdoğan Yalgın’ın Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı ‘Semah Dergisi’nin yayın kurulunda ise Ayten Şimşir, Ali Köylüce, İrfan Dayıoğlu, Hüsnü Çavuş, Jinda Deniz, Demir Çelik ve Şahin Polat yer almakta.

    Almanya başta olmak üzere, Fransa, Avusturya, İngiltere ve İsviçre gibi Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları merkezlerde ‘Temsilcilikleri’ ve Dergahları aracılığı ile dağıtımı yapılan ‘Semah Dergisi’ne Almanya’nın bir çok kentinde ulaşmak mümkün.

    Semah Dergisi bu sayısında; ‘Rojava’da yaşayan Aleviler, Dersim ve Koçgiri’den Afrin’e zorunlu göçler, Afrin işgali sırasında Alevi köylerine karşı girişilen Katliamlar gibi güncel konuların yanı sıra, Nuri Dersimi, Hallac-ı Mansur, Yaresan Alevileri vb makale, haber, fotoğraf ve Alevilerin gündemine ilşkin aktiviteler bulunmakta.

    ‘Semah Dergisi’ 39. Sayısında birbirinden ilginç önemli makaleler, FEDA bünyesinde hizmet veren dergahlar ve (ülke ve diaspora dahil) bir bütün olarak Alevilerin gündemi, sorunları, çözüm önerileri, üzerindeki baskılar, asimilasyon politikaları ile diğer ‘Musayip’ dergahların faaliyetleri çerçevesinde ele alınan ‘Semah Panorama’ bulunuyor.

    Kapağına, Afrin’in Mabeta kasabasında yaşayan Dersimden göç eden Kürt Alevileri taşıyan ‘Semah Dergisi‘ ikinci sayfasına ise ’10. Avrupa Dersim Kültür Festivali’nin afişini taşımış. Arka kapağında ise Kürdistanlı Alevilerin yaşadığı bir fotoğrafa yer veren dergi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde, genç yaşta evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hakka yürüyen ve Dersim’de toprağa sırlanan Nadire YOSLUN için Anmaya ayırmış.

    • * * *
    Araştıma vb yazılarında yer aldığı Semah Dergisi’nin 39. sayısına ise yazıları, yorum ve haberleri ile katkı sunanlar şunlar;

    Erdoğan YALGIN; Rojava’dan Dersim’e Etnolojik ve İnançsal Mobilizasyon

    M.Ali ÇABUK; Tarihsel Süreçte Kürt Halkı ve Suriye Coğrafyası

    Hasan Hayri ATEŞ; Ortaklaşa Kötülük ve Efrin’in İşgali

    Erdal YILDIRIM; Koçgiri‘den Efrin’e Tarihten Ders Almak

    Hüseyin YILDIZ; Efrin Maskeleri Düşürdü

    İrfan DAYIOĞLU & Dr Mustafa GÖKPINAR; Lek Kürtleri-Yaresan-Alevilik-Rojava Alevileri

    Ali KÖYLÜCE; Dağın Filozofları-Yakın Dönem Alevi Felsevecileri-Hakikatlılar

    Zeynep SEVİNÇ; Hallaç ve Kalp İlmi

    Hafız Ahmet TURHALLI; Din ve İktidar

    Ali Hüsein KERİM; Alevilikte ‘HAYDAR‘ ve ‘ŞAHI ERDAN‘ Deyimlerinin Kökeni

    Hüsnü ÇAVUŞ; Efrin, Alevilere Operasyonlar ve CHP

    Zeynep KIZILIRMAK; Mabet’ten Mabeta’ya Efrin’de Alevi Kadınlar Anlatıyor

    Hakan ADAY; Akılla Dünyayı Çeviren Adam; Nuri DERSİMİ

    Semah Panaroma / Can KASAPOĞLU

    • * * *

    Derginin Yazışma ve isteme Adresi ise şöyle;

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Semah Dergisi
    Overfeldweg 34a
    51371 LEVERKUSEN / Almanya

    Can Kasapoğlu/ AVRUPA

  • Can Kasapoğlu: Alevi kimliğini taşıyabilecek olanlar meydanlara çıkmalı

    Can Kasapoğlu: Alevi kimliğini taşıyabilecek olanlar meydanlara çıkmalı

    PİRHA- Gazeteci Yazar Can Kasapoğlu, 24 Haziran seçimlerinde Alevi kimliğini taşıyabilecek olanların meydanlara çıkması gerektiğini vurgulayarak, “Aday adaylarının Alevi inancını tanıması elzemdir” dedi. 

    Gazeteci Yazar Can Kasapoğlu  “Alevi aday adayları ve seçim komisyonları üzerine bir analiz” başlıklı yazısında 24 Haziran seçimlerini, Alevi adaylarının niteliklerini ve Aleviliğin mecliste temsilinin nasıl olması gerektiğini değerlendiriyor. 

    Kasapoğlu, yazısında her seçim döneminde olduğu üzere siyasal partilerin dikkatlerinin Aleviler üzerinde yoğunlaştığını ve Alevilerin seçimlerde alacağı tavrın Alevilerin geleceği açısından büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etti. 

    “CUMHURİYET, ALEVİLERİN VE KÜRTLERİN TASFİYESİ ÜZERİNE ŞEKİLLENMİŞ”  

    Seçimde, Alevi kimliğini taşıyabilecek olanların meydanlara çıkması gerektiğini vurgulayan Gazeteci-Yazar Can Kasapoğlu, şöyle yazdı:

    “Özellikle cumhuriyetle birlikte Alevilerin ‘sözde laik’ TC’yi sahiplenmesi sağlanmış ancak hiçte laik olmayan, başta Aleviler olmak üzere Mezopotamya-Anadolu’da Kürtlere, Alevilere ve diğer kadim azınlık halklar ile inançlarına adeta ‘kan kusturan’ bu sistem, ne Alevileri ne de diğer halkları ve inançlarını sahiplenmemiştir.

    Zaten genel olarak Kürtlerin ve özel olarakta Alevilerin tasfiyesi üzerine şekillenmiş cumhuriyetin siyasal parti ya da partileri, ne zamanki seçimler zamanı gelmiş, işte o zaman mevcut sistem ve onun düzen partileri Alevilere ‘şirin’ görünmek adına tekrardan sinsi, çıkarcı, asimilasyoncu ve diğerini ‘öcü’ gösterip kendini ise ‘şefkatli’ gösteren sahte ve yalancı siyaseti ile Alevilerin karşısına çıkmaktan utanmamıştır.

    Giderek su yüzüne çıkan bu siyasetleri ve deşifre olmalarından ötürü cumhuriyetin ‘köklü’ partileri ise başından beri olduğu üzere son dönemlerde ‘yine Alevi Aday’ adı altında ikinci bir kuşatmaya yöneldikleri gözlemlenmektedir.”

    “ADAY ADAYLARININ ALEVİ İNANCINI TANIMASI ELZEMDİR”   

    Can Kasapoğlu yazısında bu noktada aday adaylarının kriterleri ve bu adayların başvurularını değerlendiren ‘komisyonlar’ da görev alanlarında ‘Alevilik ve Aleviler’ olmak üzere genel olarak ‘Alevi inancını’ tanımasının elzem olduğunu ifade ediyor:

    “Elbette başvuru şartları bulunan her Alevi kişinin başvuru hakkı vardır ve ‘aday-adaylığı’ süreci yaşanacaktır. Başvuru sonrasında ise komisyonlar tarafından demokratik bir şekilde değerlendirilen ‘aday-adaylarının’ durumu netleşecek ve yarış başlayacaktır. Burada önemle üzerinde durulması gerektiğine inandığımız bir-iki başlığa dikkat çekmekte yarar var.

    Bunlar;

    Bürokratik vb sorunları olmayan aday-adaylarının başvurularını değerlendiren ‘komisyonların’ adaylardaki Alevilerle ilgili hangi kriterleri gözönüne alıp-almadığıdır. Bu anlamda ‘komisyon’da görev alanlarında başta ‘Alevilik ve Aleviler’ olmak üzere genel olarak ‘inançlarımızı’ ne kadar tanıyıp-tanımadığı elzemdir. Bazı durumlara ‘özgün’ yaklaşmak önemlidir.

    Diğer bir deyimle herhangi bir kurum ya  da federasyon-konfederasyon tarafından ‘önerilen’ adaylar önemli olduğu kadar bu tek başına yeterli olmayabilir. Esas belirleyici olanın ise adayın olduğu kadar ‘aday-adaylığı’ başvurusu yapan ya da önerilen kişinin yukarıda adı geçen ana başlıklara nasıl yaklaştığı, bu anlamda birikimi, deneyimi vb. yetenekleri, çözüm önerileri var mıdır, yok mudur meselesidir.”

    “HDP 7 HAZİRAN 2015 SEÇİMLERİNDE FARKLI BİR DURUŞ GÖSTERMİŞTİR”   

    Can Kasapoğlu yazısında, 7 Haziran 2015 seçimlerinde Halkların Demokrasi Partisi’nin (HDP) mevcut ve partilerden farklı bir duruş sergilediğini bizzat Alevilere, Alevi federasyon veya şahsiyetlerine, ‘gelin kendinizi temsil edin, kendi adınıza siyaset yapın’  diyerek yeni bir yaklaşım gösterdiğini belirtiyor.

    Kasapoğlu şöyle devam etti:

    “Kaldı ki HDP içerisinde zaten oldukça önemli sayıda Alevi inançlı milletvekilleri var iken HDP bunu yapmıştı ancak bunlar daha çok ‘genel’ anlamda bir siyaset yapıyorlardı. Yani bir bakıma HDP, Alevilere ‘Kontejan’ vererek bir kapı açmıştı.

    “ALEVİ KİMLİĞİNİ TAŞIYABİLECEK OLANLAR MEYDANLARA ÇIKMALI”    

    Can Kasapoğlu yazısını Alevi kimliğini taşıyabilecek, sahiplenecek  ve de hesap sorabilecek adayların meydanlara çıkması gerektiğini ifade ederek şunları vurguluyor:

    “Başka bir deyimle salt ‘Alevidir’ yerine, Aleviler içinde veya yapılan ‘Aday-Adayları’ başvuruları arasında yukarıda belirttiğimiz sıfatlara, birikime sahip, bu anlamda bedel de ödemiş ya da ödemeyi göze almış, gerek ülkede ve gerekse diasporada Alevi kurumlarında hizmet veren akademisyen canlarımızın olduğuna inanıyorum.

    Sonuç olarak bir bütün olarak bu değerlerimiz, devletin resmi dini statüsündeki İslamiyetin hem tesiri ve hemde esiri altındadır!

    24 Haziran 2018 seçimlerinde hem Alevilerin ve hem de Aleviliğin kendi temsiliyetini meclise taşıyacak, Aleviliğin tarihsel onurlu duruşunu sahiplenerek zalimlerden hesap soracak olanlar çıkmalı ‘hak meydanına.”   (HABER MERKEZİ)

     

  • Avrupa’da 1. Alevi Festivali hazırlıkları tamamlandı

    Avrupa’da 1. Alevi Festivali hazırlıkları tamamlandı

    PİRHA-Almanya, İsviçre ve Fransa Alevi Birlikleri Federasyonlarına bağlı Alevi Kültür Merkezleri’nin ortaklaşa organize ettikleri 1. Alevi Festivali, 2 ve 3 Haziran’da Almanya’nın Weil am Rhein kasabasında yapılacak.

    Basel AKM (İsviçre), Weil am Rhein AKM, Reinfelden AKM (Almanya), St. Louis AKM (Fransa) ve Müllheim AKM (Fransa)’nin gençlik ve kadın kollarının çalışmaları sonucu organize edilen Alevi Festivali  iki gün sürecek.
    Festivale Türkiye ve Avrupa’dan konuşmacı olarak; Turgut Öker, Hüseyin Mat, Müslüm Doğan, Sezgin Tanrıkulu, Cem Bitnel ve daha bir çok yazar, aydın, gazeteci ve siyasetçi katılacak.
    Festivalin kültürel bölümünde ise; Dertli Divani, Cihan Çelik, Hasan Ali ve Pınar Aydınlar ve daha bir çok sanatçı yer alacak.
    Üç dilde yazılmış, “1. Alevi Festivali / 1. Trinationales alevitisches Festival / 1er festival trinational des Alevis” mottosu altında organize edilen festival, Almanya, İsviçre ve Fransa sınırlarının birleştiği bir noktada bulunan Weil am Rhein kasabasında bulunan Büklü Rollsporthalle’de yapılacak.

    Abidin ÇETİN / İSVİÇRE

  • Mermer heykele çarşaf giydirdiler

    Mermer heykele çarşaf giydirdiler

    PİRHA- İslam Toplumu adlı bir kuruluş, İtalya’nın Savona kentine bağlı Cairo Montenotte kasabasında, ilgili belediyenin tahsis ettiği bir salonda “Dinlerarası diyalog” başlığı altında düzenlenen konferans sırasında mermer heykele çarşaf giydirilmesi tepki çekti. 

    İslam Toplumu adlı bir kuruluş, İtalya’nın Savona kentine bağlı Cairo Montenotte kasabasında, ilgili belediyenin tahsis ettiği bir salonda “Dinlerarası diyalog” başlığı altında bir konferans düzenledi.

    Etkinliğin mottosu, “Dinlerarası diyalog” olsa da, Ligurya Tiyatro salonunun bulunduğu binada sergilenen resim ve heykellerin, İslami anlayışa uymadığını söyleyen İslam Toplumu yöneticileri, çıplak bir kadın resmini kaldırdılar ve Antik Yunanistan döneminin komutanlarından Epaminondas’un mermerden yontulmuş çıplak heykelini de çarşafla kapattırdılar.

    Dinler arası diyalog” adı altında yapılan bir toplantıda oldu bunlar

    Epaminondos heykelini yapan sanatçı Mario Capelli Steccolini, İslam Toplumu yöneticilerinin binada sergilenen resim ve heykellerin kaldırılmasını kendisinden talep ettiklerini söyledi.

    Bu duruma tepki gösteren sanatçı Mario Capelli Steccolini heykelin örtülmüş fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı.

    TEPKİLER ÇIĞ GİBİ

    Olayın duyulmasının ardından tepkiler de gelmeye başladı. İtalyan siyaset, basın ve sanat çevresinden bir çok isim, bunun sanata yönelik bir sansür olduğunu ve kabul edilemez olduğunu belirttiler.

    Gelen tepkiler üzerine konuyla ilgili açıklama yapan İslam Toplumu yöneticisi Chamseddine Lahcen ise; heykelin üstünün sadece bir kaç saatliğine örtüldüğünü ve kendilerinin Avrupa’ya uyumlu bir toplum olduklarını savundu.

    2016 yılında İran Devlet Başkanı Hasan Rohani’nin resmi bir ziyareti için bulunduğu İtalya’da, Capitoline Müzesi’ni ziyaret etmiş ve bu ziyaret sırasında bir çok heykel çarşafla kapatılmıştı. Bundan dolayı İtalya hükümet yetkilileri çok sert eleştiri almışlardı.

    Abidin ÇETİN

  • Kayseri Hacı Bektaş-i Veli Derneği, piknik düzenliyor

    Kayseri Hacı Bektaş-i Veli Derneği, piknik düzenliyor

    PİRHA – Kayseri Hacı Bektaş-i Veli Derneği, birlik ve beraberlik pikniği düzenliyor. Piknik, 29 Nisan günü Sarımsaklı Barajı Gölet Alanı’nda gerçekleşecek.

    Kayseri Hacı Bektaş-i Derneği, piknik şöleni düzenliyor. 29 Nisan Pazar günü Sarımsaklı Barajı Gölet Alanı’nda düzenlenecek olan piknik için derneğin önünden araçlar kaldırılacağı duyuruldu.

    Pikniğin programı şöyle: Piknik özel menü, ip atlama, halat, voleybol yarışları, sınırsız müzik, davul zurna.

  • Katalonyalılar Zürih’te eylem yaptı

    Katalonyalılar Zürih’te eylem yaptı

    İsviçre’de yaşayan Katalonyalılar Zürih ve Cenevre’de eylem yaptılar.

    Sürgünde bulunan Katalon lider Carles Puigdemont’un 23 Mart’ta Almanya üzeri Belçika’ya giderken tutuklanması, bir çok politikacının İspanya tarafından hapsedilmesi ve insan hakları ihlallerini protesto etmek amacıyla ANC National Catalan Assembly tarafında organize edilen eylemlere Katalonyalı bir çok sol örgüt de destek verdi.

    Katalonya’da 1 Ekim 2017 tarihinde bağımsızlık referandumu yapılması sonrası İspanya Devleti, referandumdan çıkan bağımsızlık kararını tanımamış ve boşa çıkartmak için çok sert tedbirler almıştı.
    Katalonya özerk yönetimini feshedilmiş, Katalan politikacılar ve yöneticiler tutuklanmış ya da sürgüne gitmek zorunda kalmışlardı.

    Abidin ÇETİN/Zürih

  • Aşık Veysel ölümünün 45. yılında Nürnberg AKM’de anıldı

    Aşık Veysel ölümünün 45. yılında Nürnberg AKM’de anıldı

    PİRHA-Halk ozanı Aşık Veysel ölümünün 45. yılında Nürnberg Alevi Kültür Merkezi’nde yapılan basın açıklamasıyla anıldı. 

    Nürnberg Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleşen basın açıklamasında halk ozanı Aşık Veysel anılarak Anadolu’nun hümanist çehresine vurgu yapıldı.

    Yapılan konuşmalarda Anadolu’nun hümanist geleneği Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlana’nın ortak hamurundan çıkan türküler, sözler ve şiirler ölümsüzleştirilerek insanlığa tanıtılmaya çalışıldı. (HABER MERKEZİ)

     

  • İsviçreli Federal milletvekillerinden Türkiye’ye yönelik silah ambargaso talebi

    İsviçreli Federal milletvekillerinden Türkiye’ye yönelik silah ambargaso talebi

    PİRHA – Türk diplomatların, İsviçre’li bir işadamını Zürih Kantonu‘ndan kaçırmaya teşebbüslerinden sonra, Bern ile Ankara arasında gerginlik giderek derinleşiyor.

    İsviçre Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey diplomatlarından Pascale Baeriswyl, Türk Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ümit Yalçın ile telefonda görüşerek İsviçre’de Türk diplomat ve ajanlarının bir iş adamını kaçırma girişimlerine karşı Türk Hükümeti’ni resmi düzlemde protesto ederek, İsviçre’nin egemenlik haklarının ihlaline tahammül edemeyeceklerini belirtti.

    İsviçre Dışişleri Departmanı’ndan yapılan açıklamaya göre; Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis’in, tarihi henüz kesinleşmemiş olsa da, bir süre sonra yapacağı Türkiye ziyaretinde bu konunun muhataplarıyla ele alınacağını açıkladı. Cassis’in ziyaretinin bir diğer önemli konusunun da; Türk Devleti’nin uluslararası hukuka aykırı olarak Suriye’ye yönelik askeri saldırısı olacağı belirtildi.

    İsviçre Hükümeti‘ne, Türkiye’ye karşı tutumunu sertleştirmesine yönelik baskılar da yoğunlaşıyor. BDP Federal Milletvekili Bernhard Guhl, Türkiye’ye karşı silah ambargosu çağrısında bulundu. Farklı partilerden 22 federal milletvekilinin bu çağrıyı imzaladığı belirtildi.
    FDP Ulusal Meclis Üyesi Christa Markwalder, “İsviçre’nin Suriye’de silah ihracatının artmasına katkıda bulunmasının kabul edilemez” dedi.
    Abidin ÇETİN/ZÜRİH

    Bundesrat Ignazio Cassis ist seit 100 Tagen im Amt. (Archiv)

    Christa Markwalder

  •  Devrimci Kızılbaşlar Hareketi: Saldırılara karşı Hüseynice direneceğiz

     Devrimci Kızılbaşlar Hareketi: Saldırılara karşı Hüseynice direneceğiz

    PİRHA- Devrimci Kızılbaşlar Hareketi, 23 yıl önce gerçekleştirilen Gazi ve Ümraniye katliamlarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, her türlü katliam ve asimilasyon politikalarına karşı Hüseynice direneceklerini dile getirdi. 

    Devrimci Kızılbaşlar Hareketi, 23 yıl önce İstanbul’da yapılan Gazi ve Ümraniye katliamlarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    “Kerbela’dan Gazi’ye bu isyan bizim” başlığıyla yapılan açıklamada, “Kerbela’da İmam Hüseyin ve yoldaşlarının katledilmesinden bu yana yüzyıllardır Alevi Kızılbaş inancı egemenlerin zulmünden, katliamlarından kendi paylarına düşen ne varsa fazlası ile aldılar” denildi.

    Gazi katliamının ardından halkın sokaklara döküldüğünün belirtildiği açıklamada şu hatırlatmalarda bulunuldu:

    “Saldırıyı haber alan emekçi Gazi halkı binler olup sokaklara döküldü. Katillerin bu saldırı ile amaçladığı Alevi -Sünni çatışması devrimcilerin müdahalesi sonucu boşa çıkartılmıştı. Katiller camide değil karakoldaydı ve amaçları belli idi. Gazi halkının sokağa dökülmesinden sonra devlet Gazi Mahallesi’nde sokağa çıkma yasağı ilan etti. Bu sırada mahalleli tarafından kurulan bir komite, 4 maddeden oluşan isteklerini sıralamıştı. Bunlar; cenazelerin teslim edilmesi, sokağa çıkma yasağının kaldırılması, gözaltına alınanların serbest bırakılması, asker ve polisin mahalleden çekilmesiydi. Talepler reddedilince yine şiddetli çatışmalar yaşandı. Kitlenin üzerine açılan ateş sonucu 16 mahalleli katledildi. Onlarca can yaralandı. Katiller belli idi.
    Gazi mahallesinde yaşanan katliamını protesto etmek için birçok emekçi semtte kitle gösterileri yapıldı. Bunlardan biri de Alevi Kızılbaş halkının yoğun olarak yaşadığı 1 Mayıs mahallesi idi. Burada yürüyüşe geçen mahalle halkına polis tarafından 30 Ağustos İlköğretim okulunun içerisinden açılan ateş sonucu 5 mahalleli şehit düştü. 22 canın katledilmesinden sonra devletin öfkesi henüz bitmiş değildi. Ayaklanmaya öncülük edenlerden Hasan Ocak 21 Mart 1995’te kaçırıldı. Ailesi yoldaşları ve demokratik kamuoyunun mücadelesi sonucu işkence yapılmış cansız bedeni kimseler mezarlığından alınarak Gazi Mezarlığı’na defnedildi.

    “HUKUKİ SÜREÇ SÜRÜNCEMEDE BIRAKILDI”

    Katliamdan bir süre sonra başlayan hukuki süreç devlet tarafından sürüncemede bırakıldı. Dava sözde güvenlik gerekçesi ile Trabzon’a alındı. Aileler mahkemeye gidip gelirken otobüsleri taşlandı, linç edilmek istendiler. Birkaç polis aldığı ufak tefek cezalar ile adeta ödüllendirildi.”

    “HÜSEYNİCE DİRENECEĞİZ”

    Devrimci Kızılbaşlar Hareketi, “Kerbela’dan Gazi ye nasıl direndik teslim olmadıksa, bugünde direneceğiz teslim olmayacağız” diyerek, Kızılbaş Aleviler’e dönük her türlü saldırı imha ve asimilasyon politikalarının önünde Hüseynice direnecekleri mesajını verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Akademisi bu hafta başlıyor

    Alevi Akademisi bu hafta başlıyor

    PİRHA-Şahkulu Alevi Akademisi 5. Dönem “Alevilik Temel Eğitim Dersleri” 10 Mart Cumartesi günü saat 11:00’de başlıyor.

    Alevi öğretisinin temellerinin, inanç, felsefe, tarih ve sosyoloji gibi başlıklarda öğretilmesi ve öğrenilmesine zemin oluşturmak amacıyla kurulan Şahkulu Alevi Akademisi’nde dört dönem geride kaldı. Bu Cumartesi başlayacak beşinci dönemde 10 Cumartesi toplam 60 saat ders yapılacak.

    70’e yakın ön kayıt başvurusu alınan Şahkulu Alevi Akademisi’nde Prof. Bülent Bilmez, Dr. Cemal Dindar, Prof. Fuat Bozkurt, Doç. Mehmet Ertan, Doç. Şükrü Aslan ve Dr. Zeynep Oktay Uslu, araştırmacı ve yazarlar Aydın Tonga, Aynur Haşhaş, Ertan Aksoy, İbrahim Bahadır, Mahir Polat, Mehmet Çamur, Mustafa Cemil Kılıç, Naz Atmaca, Necdet Saraç, Süleyman Zaman ve Yaşar Seyman ders verecek. Şahkulu Alevi Akademisi’nde iki Alevi Dedesi, Hüseyin Elmas ve Sefa Öztürk “Ocak Sistemi”, “Cem ve 12 Hizmet” konularında da ders verecekler…

    10 Mart’ta başlayıp 12 Mayıs 2018 Cumartesi günü sona erecek ve derslere düzenli katılanlara “Şahkulu Alevi Akademisi Katılım Belgesi”nin verileceği  Şahkulu Alevi Akademisi 10 haftalık ders programı şöyle:

    10 Mart 2018, Cumartesi
    11:00 – 13:30 Dinler Tarihi, Prof. Fuat Bozkurt
    14:30 – 17:15 Alevi öğretisinde temel kavramlar ve Buyruk

    17 Mart 2018, Cumartesi
    11:00 – 13:30 Alevi öğretisinin düşünce dünyası, Süleyman Zaman
    14:30 – 17:15 Alevi öğretisinde ocak sistemi ve hiyerarşi, Hüseyin Elmas Dede

    24 Mart 2018, Cumartesi
    11:00 – 13:30 Alevilikte Cem ve 12 Hizmet, Sefa Öztürk Dede
    14:30 – 17:15 Kentelere göçle değişen Cem ve 12 Hizmet, Naz Atmaca

    31 Mart 2018, Cumartesi
    11:00 – 13:30 Türkiye’de ve Balkanlarda Bektaşilik, Prof. Bülent Bilmez
    14:30 – 17:15 Alevilikte deyimler, Mehmet Çamur

    7 Nisan 2018, Cumartesi
    11:00 – 13:30 Alevilik müzik ve nefesler, Aynur Haşhaş
    14:30 – 17:15 Alevilik ve muhalif müzik, Aynur Haşhaş

    14 Nisan 2018, Cumartesi
    11:00 – 13:30 Erken İslam Döneminde İktidar Kavgaları, Aydın Tonga
    14:30 – 17:15 Selçuklu-Osmanlı dönemlerinde Aleviler, Necdet Saraç

    21 Nisan 2018, Cumartesi
    11:00 – 13:30 Türkiye siyasal tarihinde Aleviler, Doç. Mehmet Ertan
    14:30 – 17:15 Kentsel kimlikler ve Alevi sosyolojisi, Doç. Şükrü Aslan

    28 Nisan 2018, Cumartesi
    11:00 – 13:30 Alevilikte felsefe ve şiir, Dr. Zeynep Oktay Uslu
    14:30 – 17:15 Alevilik ve Mimari, Kültür Tarihçisi Mahir Polat

    5 Mayıs 2018, Cumartesi
    11:00 – 12:45 Kamuoyunda Alevi algısı, Ertan Aksoy
    13:30 – 15:15 Sünni, Şii ve Alevi teolojisinde İbadethane, Mustafa Cemil Kılıç
    15:30 – 17:15 Toplumsal bellek ve Alevilik, Dr. Cemal Dindar

    12 Mayıs 2018, Cumartesi
    11:00 – 12:45 Alevilikte yol, erkan ve kadın, Aynur Haşhaş
    13:30 – 15:15 Toplumsal cinsiyet ve kadın, Yaşar Seyman
    15:30 – 17:15 Kadın dervişler, İbrahim Bahadır

     

  • Zürih Anadolu Aleviliği Kültür Merkezi yeni binasında

    Zürih Anadolu Aleviliği Kültür Merkezi yeni binasında

    PİRHA-Zürih Anadolu Aleviliği Kültür Merkezi yeni binasına taşındı. Yeni binanın açılışı için ise bir etkinlik düzenlendi.

    Daha önce Zürih’in Schlieren semtinde bulunan Zürih Anadolu Aleviliği Kültür Merkezi (ZAAKM), Oberengstringen semtinde bulunan Zürcherstrasse 110 numaralı adreste bulunan yeni  yerine taşındı.

    Yeni binanın açılışı için ise bir etkinlik düzenlendi.

    Açılış etkinliğine bir çok demokratik kurum ve kuruluşun yanı sıra kalabalık bir kitle de katıldı.

    Yapılan konuşmalarda bu tür derneklerin ve cemevlerinin Alevi örgütlenmesindeki önemine vurgu yapılarak, herkesin bu tür kurumların yaşatılması ve daha da verimli hale getirilebilmesi için destek vermeleri ve çalışmalarda yer almaları gerektiğine değinildi.

    “EVLERE ÇARPI İŞARETİNİ MARAŞ’TAN BİLİYORUZ”

    Zürih Anadolu Aleviliği Kültür Merkezi Başkanı Savaş Aslan yaptığı konuşmada, emeği geçen herkese teşekkür ederek, ”Bizler örgütlü olduğumuz sürece saldırılara karşı göğüs gerebileceğiz. Bugünlerde geçmişte olduğu gibi Alevi evlerine kırmızı çarpı işaretleri konmaktadır. Biz bunu Maraş’tan biliyoruz, yine 90’lı yıllardan Kürdistan’dan biliyoruz. Evlerinin önünde beyaz Toros marka arabalar park edilip, kapısına işaret konulan Kürt aydınları, yazarları ve gazetecilerin başına gelenleri biliyoruz. Bütün bu tehditler bizi yıldıramayacaktır. Bizler korkmadan yılmadan çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

    Konuşmaların ardından  müzisyen Kawa Urmiye ve Akın Oğul deyiş ve klamlarını seslendirdi. 

    Abidin ÇETİN/ZÜRİH

     

  • İsviçre Winterthur Alevi Kültür Merkezi’nde Aşure lokması

    İsviçre Winterthur Alevi Kültür Merkezi’nde Aşure lokması

    PİRHA- İsviçre’nin Winterthur kentinde yapımı devam eden Winterthur Kültür Merkezi’nde (WAKM) aşure lokmaları dağıtıldı.

    Winterthur ve çevresinde yaşayan Alevilerin katıldığı aşure dağıtımı, WAKM’nin yapımı devam eden dernek ve cem  evi inşaatı önünde yapıldı.

    Arsası işveren ve dernek başkanı Zeynal Demir tarafından bağışlanan inşaat, halktan toplanan bağışlar ve işverenlerin maddi katkısıyla yapılıyor.

    Yapımı devam eden dernek ve cemevi binasında morg, sohbet odası, kafeterya, sosyal etkinlikler için ayrılmış bir salon ve kütüphane yer alıyor.Binanın üst katı hafta içi günlerde kreş olarak kullanılacak. Kaba inşaatının tamamlandığı dernek ve cemevi binasının ince işlerinin yapımı devam ediyor. Ayrıca Winterthur Alevi Kültür Merkezi inşaat giderlerinin karşılanması için gece ve benzeri etkinlikler organize edilecek. Cemevi ve dernek binasının yıl sonuna kadar bitirilmesi öngörülüyor.

    Dernek Başkanı Zeynal Demir ve yöneticileri dernek üyesi olan ya da olmayan herkesin maddi yardımlarını beklediklerini belirterek, Avrupa Alevi hareketinin bu tür merkezlere ihtiyacı olduğunu, bunun halk tarafından yaptırılıyor olmasının ise onur verici bir durum olduğunu kaydetti. 

    Abidin ÇETİN/ Winterthur

  • İsviçre’de burkalı eylem: İslamileşmenin yaygınlaşması artık tehlikeli hal aldı

    İsviçre’de burkalı eylem: İslamileşmenin yaygınlaşması artık tehlikeli hal aldı

    PİRHA- İsviçre’nin Uri Kantonu’na bağlı Altdorf Kasabası’nda burkalı eylem yapıldı.

    Uri Kantonu’nda bulunan ve tüm dünyaca bilinen İsviçreli efsanevi bir figür olan Wilhelm Tell’in heykeline burka örttüler. Eylemi yapan ultra milliyetçi İsviçre Ulusal Partisi PNOS’un sözcüsü Dominic Lüthard; islamileşmenin yaygınlaşmasının artık tehlikeli bir hal aldığını ve buna dikkat çekmek istediklerini belirterek, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)’in birçok dünya kültürel değerini nasıl yok ettiğinin üzerinden çok zaman geçmediğini söyledi.

    Eylemi 35 kişi ile gerçekleştirdiklerini belirten Lüthard çevredekilerin önce korktuklarını, ancak amaçlarının sadece protesto etmek olduğunu öğrendikten sonra ise kendi aralarında tartışmaya başladıklarını belirtti.

    Uri Kanton polisi yetkilileri izinsiz eylem yapıldığı gerekçesiyle soruşturma başlattı.

    Abidin Çetin / İSVİÇRE

     

     

  • IŞİD’ın canlı bombacısının eşi İsviçre’de yakalandı

    IŞİD’ın canlı bombacısının eşi İsviçre’de yakalandı

    PİRHA- İsviçre’nin Thurgau Kantonu’nda yaşayan 49 yaşındaki M. IŞİD terör örgütüne cihatçı yetiştirmek ve örgütlemek suçlamasıyla Federal Savcılık tarafından gözaltına alındı.

    M.’nin ikinci eşi olduğu bildirilen Suriyeli 28 yaşındaki Fatimah A.’nın Lübnan’ın Arsal Kenti’nde canlı bomba eylemi yapma aşamasındayken yakalanması sonucu gözaltına alınan M. uzun yıllardır İsviçre’de sosyal yardım alarak yaşıyor ve hakkında defalarca şikayette bulunulmuş olmasına rağmen polisin hiç bir girişimde bulunmamış olması ise eleştiri konusu oldu. 

    İsviçre Sonntagszeitung’un haberine göre daha önce Wil kentinde bulunan Es Selam Cami’sinde IŞİD yanlısı çalışma yürüten M. gelen şikayetler üzerine, Winterthur’da bulunan An’Nur Camisi’nde IŞİD yanlısı faaliyetlere başladı. Daha önceki eşine şiddet uyguladığı ve ölümle tehdit ettiği için hakkında açılmış bir dava bulunan M.’in, kaçakçılık suçundan da ceza aldığı bildirildi.

    An’Nur Camisi daha önce defalarca IŞİD propagandasının yapıldığı ve buradan IŞİD’e eleman devşirildiği yer olarak biliniyor.

    Ayrıca bu caminin bazı yöneticileri IŞİD’e eleman kazandırmak, vaazlarda çocuk yaşta evliliği teşvik etmek gibi suçlardan tutuklanmışlardı. Caminin Emiri olarak bilinen Sandro V. ise bir çok dolandırıcılık suçundan ceza almış ve hakkında Suriye’ye gidenlere yardımcı olmak suçlamasıyla soruşturma açılmıştı. 

    Abidin ÇETİN / ZÜRİH

     

  • Zürih’te Sivas katliamında yaşamını yitirenler anıldı

    Zürih’te Sivas katliamında yaşamını yitirenler anıldı

    PİRHA- Madımak Katliamı’nın 24. yıl dönümü nedeniyle Zürih’te çeşitli anma etkinlikleri yapıldı.

    İlk anma etkinliği Birleşik Devrimci Parti tarafından düzenlenen bir seminer ile Mozaik Kütüphane ve Buluşma Yeri’nde yapıldı. Seminere FEDA temsilcisi Songül Çelik konuşmacı olarak katıldı. Çelik yaptığı konuşmada “Bizim yolumuzun adı Reya Haq’tır. Yani haklıdan, ezilenden yana olmaktır. Ancak Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’ten bugüne Alevileri yolundan çıkartmak için her türlü baskı ve katliam denendi. Alevileri İslam içine alma çabaları geçmişte Alevi Dedelerine secere dağıtmak ve onları sisteme, dolayısıyla İslam içine alma ve entegre etmek şeklinde idi. Bunu yapamadıkları yerlerde ise açıktan fiziki bir saldırı ile katliama maruz bıraktılar” dedi. Aleviliğin devletleşmediğini ve bir din formasyonuna dönüşmediğini dolayısıyla da hiyerarşik bir yapısının olmadığını söyleyen Çelik, “Alevilerin potansiyel bir katliam tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını ve Alevilerin örnek alması gerekenin, Çorum’da 1980’de yapılmak istenen katliama karşı bir öz savunma ve direnişin geliştirilmiş olmasıdır. Çünkü bu direniş çok büyük bir çapta yapılmak istenen katliamı engellemiştir” dedi.

    Bir diğer etkinlik ise Zürih’te bulunan Eğitim Kültür Merkezi EKM’de yapıldı. Katliamla ilgili konuşmaların yapıldığı anmada Menekşe’den Önce belgeselinin gösterimi yapıldı. Barış Anneleri’nden Döndü Ergin’in yaptığı konuşma ise duygusal anlar yaşattı.

    Son etkinlik ise, 2 Temmuz akşamı Zürih’in önemli kent merkezlerinden olan Rathaus Meydanı’nda yapıldı. HDK-A Zürih örgütünün düzenlediği etkinlikte katliamın unutturulmayacağını ve katillerden hesap soruluncaya değin mücadelenin süreceğine vurgu yapıldı. Daha sonra katliamda yaşamını yiritirenler anısına mum yakıldı.

    Abidin Çetin / Zürih

     

  • 4. Sakine Cansız Festivali İsviçre’de yapıldı

    4. Sakine Cansız Festivali İsviçre’de yapıldı

    PİRHA-Fransa’nın Başkenti Paris’te 9 Ocak 2013‘te katledilen Kürt siyasetçi Sakine Cansız adına yapılan Kadın ve Kültür Festivali’nin 4’ncüsü İsviçre’nin Zürih kentinde gerçekleştirildi.

    Bir açık hava meydanı olan Kasernareal’da düzenlenen festivale, İsviçre Kürt Kadın Hareketi, Kasama, Labyranthplatz, Mor Verein, Sosyalist Parti, Al Alternative Liste, Dünya Kadın Konferansı, Frauen Cafe, Kampus Cadıları, Medico İnternational, Basta, Grüne (Yeşiller Partisi), SKB, Yeni Kadın, Solifonds, WILPF Schweiz International Womens, Tev Çand-Kadın, Kongra Star, Free Nekane gibi çeşitli partiler, kurumlar destek verdi.

    Festival ‘kadın ve öz savunma’ konulu bir panel ile başladı. Panele konuşmacı olarak Kürt Kadın Hareketi adına Rojda Yıldırım, Sosyalist Kadın Birliği adına Leyla Şahin, Yeni Kadın adına Zeynep Çalışkan, Amed-Zürih Kardeşlik Köprüsü Temsilcisi Maya Hess ve Kasama adlı İsviçreli kadın örgütü adına Suzanne Schöfe katıldı.

    Panelde yapılan konuşmalarda dünyada bir dakikada bir kadının öldürüldüğü veya taciz ve tecavüze maruz kaldığına vurgu yapılarak, “Özgürlük ailede, özgürlük iki eş arasında, özgürlük çalıştığımız iş yerinde ve özgürlük sokakta başlar. Artık her kadın, gördüğü şiddete karşı mücadele etmeli. Dünya, kadınların hep birlikte geliştireceği mücadele ile erkek egemenlikçi ve sömürgeci zihniyetlerin üstesinden  gelebilir”  mesajı verildi.

    Festival programı çerçevesinde yapılan konuşmalarda, Sakine Cansız’ın yaşamı ve siyasi çalışmaları anlatılarak onun sadece Kürt ve Türk kadınlarına örnek olmadığı, Afrika’dan Avrupa ve Amerika’ya kadar bir çok kültürden kadına örnek olduğununa vurgu yapıldı.

    Sakine Cansız’ın kardeşi Metin Cansız ise yaptığı konuşmada Fransa’da görülen davanın üstünün  kapatıldığını söyledi. Cansız, “Kim ne yaparsa yapsın Sakine ve yoldaşlarının verdikleri mücadelenin önüne geçemeyecek. Sakine bugün her yerde bütün kadınların mücadelesindedir” dedi.

    Festivalde farklı dillerden etkinlik ve konuşmalar yapıldı. 

    Sanatçılar Berivan Arin ve Eylem Aktaş ise seslendirdiği ezgilerle alandaki kadınlara coşkulu anlar yaşattı.

    Abidin ÇETİN/ZÜRİH

    [su_slider source=”media: 68633,68634,68635,68636,68637,68638″ link=”post” width=”960″ height=”540″]Ülkenin muhaliflerine karşı uygulanan bu düşman hukuku rejimine bir son verilmelidir[/su_slider]

  • Yazar Haydar Işık’ın 80. yaş gününe özel gece düzenlenecek

    Yazar Haydar Işık’ın 80. yaş gününe özel gece düzenlenecek

    PİRHA-Almanya’nın Münih kentinde yaşayan Araştırmacı-Yazar Haydar Işık’ın 80. yaş günü vesilesiyle onur gecesi düzenlenecek. Geceye Türkiyeli ve Alman yazarlar, barış aktivistleri, sendikacı ve sanatçılar da destek verecek.

    Haydar Işık’ın 80. yaş onur gecesi 1 Ekim 2017 tarihinde Münih’te yapılacak. Gecede Haydar Işık’ın yaşamı ile ilgili kısa bir film gösterimi de yapılacak. Konuşmaların yanı sıra, Haydar Işık’ın yazdığı kitaplardan bölümler okunacak. Gecede Ferhat Tunç, Erdoğan Emir, Ali İhsan, Ozan Serdar ve Ali Baran gibi bir çok sanatçı sahne alacak.