PİRHA-Büyükada Cemevi Başkanı Özcan Doğan, imar sorunundan kaynaklı 2 yıl 1 ay hapis cezası aldığını belirterek, “Bir gün de Maltepe Cezaevi’nde kaldım. Cemevlerimizin Türkiye’deki durumu bu. Hiçbir yasal statümüz yok. Bunun için bir çaba da yok” dedi. Yeşil Sol Parti İstanbul 1. Bölge Milletvekili Adayı Turgut Öker ise “Bu konunun Meclis’te sonuçlanması lazım” dedi.
İstanbul’un 39 ilçesinden biri de Adalar. Büyüklü küçüklü 9 ada ve kıyıya yakın iki kayalıktan oluşan Adalar’ın merkezi ise Büyükada. Büyükada’nın dışında Heybeliada, Burgazada, Kınalıada ve Sedefadası’nda yerleşim bulunurken, Sivriada, Yassıada, Kaşık Adası ile Tavşan Adası’nda ise sürekli ve düzenli bir yerleşim bulunmuyor.
“CEMEVİNE İKİ KEZ İMAR CEZASI KESİLDİ, HAPİS CEZASI VERİLDİ”
Alevilerin de yaşadığı Büyükada’da bir cemevi de bulunuyor. Cemevinin ise halihazırda imar sorunu devam ediyor. Sorundan kaynaklı çeşitli dönemlerde cezaların da kesildiği cemevinin başkanı Özcan Doğan hakkında 2 yıl 1 ay hapis cezası kararı verilmiş. Konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulunan Özcan Doğan, şunları söyledi:
“Cemevimizin bulunduğu alan Milli Emlak yeri. Türkiye’deki cemevlerinin birçoğu kaçak durumunda bulunuyor. Burası daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçti. Bu süre zarfında biz de cemevini tamamlamış olduk. Yine bu süreçte iki kez imar cezası kesildi. 2 yıl 1 ay hapis cezası aldım. Bir gün de Maltepe Cezaevi’nde kaldım. Cemevlerimizin Türkiye’deki durumu bu. Hiçbir yasal statümüz yok. Bunun için bir çaba da yok. Kemal Kılıçdaroğlu bu konuda bütün cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi için partiye bağlı bütün belediyelere talimat vermişti ama çoğu belediye meclisi bu işi yapmadı.”
Adada seçim çalışmalarını sürdüren ve cemevini ziyaret eden Yeşil Sol Parti İstanbul 1. Bölge Milletvekili Adayı Turgut Öker ise yaşananlara dair “Bu konunun Meclis’te sonuçlanması lazım. Sadece belediye başkanlarının insafına bırakılmaması gerekir” ifadelerini kullandı.
PİRHA-Seçim çalışmalarını sürdüren Yeşil Sol Parti İstanbul 1. bölge milletvekili adayı Turgut Öker bugün Burgazada Cemevi ile Büyükada Cemevi’ni ziyaret etti. Ada esnafı ile de sohbet eden Öker, “Bizler seçildikten sonra Alevi toplumunun sesi olmak, sorunlarını gündeme getirmek üzere adayız. O yüzden birinci oy Kılıçdaroğlu’na, ikinci oy da Yeşil Sol Parti’ye diyoruz” ifadelerini kullandı.
Yeşil Sol Parti İstanbul 1. bölge milletvekili adayı Turgut Öker bugün Burgazada Cemevi ile Büyükada Cemevi’ni ziyaret etti. Cemevlerinin yanı sıra ada esnafıyla da bir araya gelen Öker, sayılı günler kalan seçim için halktan destek istedi.
“ALEVİ TOPLUMUNUN SESİ OLMAK İÇİN ADAYIZ”
Seçmenlerle konuşan Öker, şunları kaydetti:
“Halkımızın vicdanı belirleyici olacak. 1. bölge açısından şöyle bir durum var. Bu bölgede yaşayan insanlarımız sandığa gittiklerinde ya ittifak uğruna dünyaları bizim dünya ile bağdaşmayan ve seçildikten sonra çekip, kendi partilerine gidecek olanlara oy verecekler. Üzülerek söylemek isterim ki bu kişiler arasında Ensar Vakfı’nın kurucularından birisi de var. Ya ona oy verecekler ya da bize oy verecekler. Cumhurbaşkanlığı seçiminde hepimizin ortak adayı Kemal Kılıçdaroğlu ama burada yaşayanlar parti olarak kendi vicdanlarıyla baş başa kaldığında Aleviliğin örgütlenmesi, Meclis’te sorunlarının çözülmesinde canla başla çalışacak bizlerden yana oy kullanacak.
Selahattin Demirtaş ve diğer tutsak arkadaşlarımızı cezaevinden çıkarmamız lazım. Bizler de seçildikten sonra Alevi toplumunun sesi olmak, sorunlarını gündeme getirmek üzere adayız. O yüzden birinci oy Kılıçdaroğlu’na, ikinci oy da Yeşil Sol Parti’ye diyoruz. Türkiye’de mevcut siyasi partiler arasında “Cem ibadetimiz, cemevleri ibadethanemizdir” diyen başka bir parti yok. Birinci önceliğimiz cemevlerini ibadethane statüsüne kavuşturmak. Bu çok zor bir şey değil. Meclis’teki tek oturumla çözülebilecek bir durum. Parlamentoya gittiğinde bu sorunları çözeceğini vaat edenlere Alevilerin oy vermesi gerekiyor.”
PİRHA-Bursa İnegöl Cemevi’nin Kadın Kolları Başkanı olan Sultan Şahin, cemevinin kuruluş sürecine değinirken, “Buraya 1997-1999 gibi geldiğimizde “Aleviyiz” diyemiyorduk, korkuyorduk. Daha sonra 5-10 kişi bir araya gelerek, derneğimizi kurduk. İnegöl’de cemevi kurmak büyük bir adımdı. Kadınlar bunu başardı” dedi.
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İnegöl Cemevi, 2000 yılında Hacı Bektaş Kültür Derneği olarak kuruldu. Türkiye’nin farklı illerinden bölgeye gelen Alevilerin bir araya gelmesiyle kurulan cemevi bölge insanının birçok ihtiyacını karşılamaya devam ediyor. Özellikle kadınların aktif olarak hizmet verdiği cemevinde çeşitli kurslar da veriliyor. Depremden sonra bölgenin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalara da katkı veren cemevinin şu anda bir servis bir de cenaze aracına ihtiyacı var.
Kadın Kolları Başkanı Sultan Şahin ile kadın kollarından Leyla Yıldırım, cemevinin kuruluşuna dair bilgiler verirken, yapılan faaliyetler ile sayılı günler kalan seçimlere ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundular.
“BURAYA İLK GELDİĞİMİZDE “ALEVİYİZ” DİYEMİYORDUK”
Cemevinin, Hacı Bektaş Kültür Derneği olarak kurulduğu 2000 yılından itibaren kadın kolları başkanı olan Sultan Şahin, şunları söyledi:
“Buraya 1997-1999 gibi geldiğimizde “Aleviyiz” diyemiyorduk, korkuyorduk. Daha sonra 5-10 kişi bir araya gelerek, derneğimizi kurduk. Her hafta kadınlar olarak bir araya geliyoruz. Dernek olarak neler yapabiliriz diye düşünüyoruz. Yeni gelenler ile tanışıyoruz. Kurslarımız devam ediyor. Diksiyon kursu açtık. Kadınlar için dikiş kursu var. İlk yardım kursuna da başladık. İnegöl’de cemevi kurmak büyük bir adımdı. Kadınlar başardı bunu. Bölgedeki diğer dernekler ile de beraber hareket ediyoruz. Alevi kadınlar platformumuz var. Her ay bir cemevinde buluşuyoruz. Birliğimiz için bu toplantıları çok önemli görüyorum.”
BİR SERVİS VE CENAZE ARACI İHTİYACI
Bir servis bir de cenaze aracı almayı düşündüklerini söyleyen Şahin, “Bunlara ihtiyacımız var. Türkiye’nin birçok yerinden İnegöl’e gelenler var. Cenazelerini herkes memleketine götürüyor. Cemevlerinin değerini depremden sonra anladım. Ülkemiz büyük bir deprem yaşadı. Canlarımızın getirdiği ihtiyaç malzemelerini deprem bölgelerine götürdük. Yardım malzemeleri cemevleri üzerinden insanlara dağıtıldı. Yardımlarımız Kayseri Cemevi üzerinden hala devam ediyor” diye konuştu.
Leyla Yıldırım ise cemevine dair “Kadın kollarında görev yapmaktayım. Dünyayı kadınlar kurtaracak. İnegöl gibi bir yerde cemevi yaptık. Bu bizim için çok önemli. Çünkü burada cemevi yapmak, “Aleviyim” demek çok zordu. Ama biz bunu başardık. Bütün hizmetlerimizi burada yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
Yıldırım, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı Adayı, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” videosuna da değinerek, şunları kaydetti:
“Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” videosundan dolayı gurur duyduk. Kılıçdaroğlu’nun daha önce “Aleviyim” demediğine yönelik baskılar çoktu. Açıklamasından sonra da bu kez Alevi olduğunu neden söylediği üzerinden tepki gösterdiler. Biz din, dil, ırk ayrımı gözetmeyiz. Herkesi bir tutarız. Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olmasından gurur duyarız. 15 Mayıs’ta mutlu olacağız.”
PİRHA-28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde Yeşil Sol Parti’den Bursa milletvekili adayları olan Selvi Kalır ile Cahit Kırkazak çalışmalarını anlattı. Kalır, “Standımızı, afişlerimizi parçalıyorlar. Bildirileri suratımıza atıyorlar. Arkamızdan küfürler ediyorlar. Buna rağmen çalışmalarımız hız kesmeden devam ediyor” dedi.
Marmara Bölgesi’nin güneyinde yer alan ve otomotiv, tekstil, makine ve gıda sanayi sektörü ile öne çıkan Bursa, 14 Mayıs günü gerçekleşecek olan seçimlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) 20 milletvekili gönderecek. Son nüfus sayımına göre 3 milyon 194 bin 720 kişi ile İstanbul, Ankara ve İzmir’in ardından Türkiye’nin en kalabalık dördüncü şehri olan Bursa, 2017 yılındaki değişiklik ile iki seçim bölgesine ayrıldı.
Halihazırdaki 20 vekilin 11’i AKP, 5’i CHP, 2’si İyi Parti, 2’si de MHP’li. Halkların Demokratik Partisi ise (HDP) 7 Haziran 2015 seçimlerinde bir vekili Ankara’ya göndermişti. 17 ilçenin bulunduğu Bursa’da yerel yönetimlerin çoğu da AKP’nin elinde. İlçe belediyelerinin 13’ü AKP, 3’ü CHP, 1’i de MHP’nin yönetiminde.
Milliyetçi, muhafazakar kimliğin ağır bastığı şehirde Yeşil Sol Parti ise en az bir vekil çıkarmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bursa 1. bölge milletvekili adayları Selvi Kalır ile Cahit Kırkazak seçimlere ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.
“CANINI DİŞİNE TAKARAK EN ÇOK MÜCADELE EDENLER KADINLAR”
Bursa 1. Bölge 5. Sıra Milletvekili Adayı Selvi Kalır, aslen Muşlu. Hakla İlişkiler mezunu olan Kalır, aynı zamanda Yeşil Sol Parti Meclisi üyesi. “Kadın mücadelesi ile burada tanıştım” diyen Kalır, “Neden Yeşil Sol Parti?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Yeşil Sol, kadın paradigması güçlü olan bir parti. Kadınlar ve gençler bu mücadeleye öncülük ettiği için kendimi burada daha rahat ifade edebildiğimi ve kazanımlarımı burada elde edebileceğimi düşündüğüm için bu partideyim. Mücadele alanı çok geniş. Eşit temsiliyeti sağlayan bir parti olduğu için Yeşil Sol’dayım. İktidarın koltuğu sallantıda. İktidarın en çok korktuğu kadınlardır. Kadınlar özgürleşirse onların sarayı başına yıkılacak. Savaş ve kirli politikalarını yürütemeyecekler. Yaklaşık bir ay önce yine kadınlar ile birlikte seçim çalışmalarına başlamıştık. Canını dişine takarak en çok mücadele edenler kadınlar.”
“ÇALIŞMALARIMIZA SALDIRIYORLAR AMA BU BİZİ YILDIRMIYOR”
Seçim çalışmalarına yönelik çeşitli saldırı ve engellemelerin yapıldığını da belirten Kalır, şöyle konuştu:
“Bursa çok sayıda faşistin olduğu bir kent. Çalışma yürütürken zorluklar yaşıyoruz ama bu bizi yıldırmıyor. Bir bildiri uzattığımda defalarca elime vurdular. Standımızı, afişlerimizi parçalıyorlar. Bildirileri suratımıza atıyorlar. Arkamızdan küfürler ediyorlar. Buna rağmen çalışmalarımız hız kesmeden devam ediyor. Mücadelemizin sonucunu alacağımızı düşünüyorum. Mevzu sadece tek adamın gitmesi değil bu zihniyetin bütünüyle yok olmasıdır. Parlamentoya güçlü bir şekilde girmeyi hedefliyoruz. Bursa’dan bir kadın vekili de Meclis’e göndermek istiyoruz. Temsiliyetimiz orada ne kadar çok olursa o kadar kazanımımız olacak. 15 Mayıs bizlerin, gençlerin, kadınların, işçilerin, emekçilerin zaferi olacak.”
“BURSA’NIN YEŞİL SOL’A İHTİYACI VAR”
Cahit Kırkazak ise Bursa 1. Bölge 2. Sıra Milletvekili Adayı. Avukat ve Sosyolog olan Kırkazak, Yeşil Sol Parti MYK üyesi. Yeşil Sol Parti’de mücadele etmenin kendisi açısından nedenlerine değinen Kırkazak, şunları söyledi:
“Türkiye toplumu, ideolojik olarak birbirinden çok farklı olmayan iki bloka mahkum edilmeye çalışılıyor. Bu iki bloğunda ortak özelliği merkeziyetçi bir iktidar, eril ve Türkiye toplumuna yüz yıldır çare olmayan tekçi bir devlet anlayışına sahip olmasıdır. Bu anlayış şimdiye kadar toplumsal sorunlara çözüm olmadığı gibi bundan sonra da çözüm olmayacak. Kadınların yok sayıldığı, doğanın talan edildiği pratikler var. Buna karşı kadın bakış açısıyla, doğa merkezci, demokratik bir cumhuriyeti inşa etmesi açısından en uygun mücadele alanı Yeşil Sol Parti’dir. Diğer ittifaklarda ya lider ya ideolojik külte ya da tekçi devlet anlayışına benzemek veya itaat etme anlayışı var.
Tekçi cumhuriyetin ikinci yüz yılında Kürtlerin ve Alevilerin 1921 ile 1923 yılları arasında maruz kaldıkları oyunlara, hilelere artık maruz kalmaması gerekiyor. Bu seçimi çok önemsiyoruz ama mücadele yürütenler açısından ölüm, kalım seçimi değil. İktidar rantını elinde bulunduranlar, suça bulaşanlar, topluma, doğaya ihanet edenler, kadınları katledenler, İstanbul Sözleşmesi’ni kaldıranlar açısından ölüm, kalım seçimidir. Seçimi kazanırsak eğer Türkiye toplumlarına önemli kazanımlar elde etmenin yollarını açmış olacağız. Onlar kaybederse bütün bu suçların hesabını verecekler. O nedenle saldırıyorlar. 7 Haziran ile 1 Kasım arasında yapılan hataları yapmayın. Alanlardan çekilmeyin ama provokasyonlara da gelmeyin. Mutlaka sandıkları koruyun. Artık tahammülümüz kalmadı ama olası bir aksi durumda mücadeleye devam edeceğiz. Bir yere gitmeyeceğiz. Türkiye’nin genelinde olduğu gibi Bursa’da da bir değişim arayışı var. Özellikle gençlerin ve kadınların Yeşil Sol’a önemli bir yönelimi var. Bursa’nın da Yeşil Sol’a ihtiyacı var. Bursa’da doğanın korunmasına ihtiyaç var.”
“15 MAYIS BİZİM İÇİN İKİ BAYRAM OLACAK”
Cahit Kırkazak, 15 Mayıs tarihinin ayrıca Kürt dil bayramı olarak kutlandığını hatırlatarak, şöyle konuştu:
“Türkiye 15 Mayıs sabahına Erdoğan’ın yenildiğini, Erdoğan’ın yenilmez biri olmadığının duygusu, özgüveni ve başarısıyla uyanacak. Erdoğan toplumu gerçekler ile değil algılar ile yönetiyor. Erdoğan’ın gitmesi önemli bir başarıdır. Otoriterliğe, hukuksuzluğa, keyfiliğe ‘Hayır’ demektir. Ama her şey bitmiş değildir. Ayrıca 15 Mayıs Kürt dil bayramıdır. Muhtemelen o günü daha özgür şekilde coşkuyla, halayla, stranlarımızla kutlayacağız. O gün bizim için iki bayram olacak.”
PİRHA-Bursa mitinginde konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Yeşil Sol Parti, yeni Türkiye’nin tek adresi olacak. Biz tek değiliz, o kadar çoğuz ki Kürt’üz, Laz’ız, Ermeni’yiz, Alevi’yiz, kadınız, genciz. Biz gerçek Türkiye’yiz. Yalan olan, gidecek olan sizsiniz” ifadelerini kullandı.
Yeşil Sol Parti binlerce kişinin katılımıyla Bursa Merinos Park’ta miting gerçekleştirdi. Mitinge Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, İstanbul milletvekili adayı Cengiz Çiçek, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel ile Başak Demirtaş da katıldı.
“HARAMİ SALTANATINI YIKACAĞIZ”
Mitingde ilk olarak konuşan milletvekili adayı Necdet İpekyüz, kitleyi Kürtçe ve Türkçe selamladı. Barış ve demokrasi için bir mutluluk hikayesini ilmek ilmek örmek için yola çıktıklarının mesajın veren İpekyüz, “Buradayız ve birlikte değiştireceğiz. Bir hayalimiz var, emeğin kutsandığı, hiç kimsenin kendisini öteki görmediği, kadınların katledilmediği, çocukların taciz, istismar edilmediği, yoksulluğun, açlığın kol gezmediği, umudun, hayalin coşkusunu yaşamak için burada karşınızdayız. Ve bu yolculuğumuzun tuzu, biberi, tadı sizsiniz” dedi.
14 Mayıs’ta, “harami saltanatını” göndereceklerini vurgulayan İpekyüz, “Gece gündüz bizi televizyonlarda konuşanlar, ‘siz kimsiniz’ diyenler baksınlar, buradayız.21 yıldır iktidardalar. Yaşadıklarımızın hepsi bitti. Hepimiz 14 Mayıs’ta hesap soracağız. Yıllardır bu harami saltanatını sürdürüyorlar. ‘Gidin’ diyenlere biz buradayız, em li virin diyoruz. Tutsak edilen bütün yoldaşlarımızı 15 Mayıs’ta özgür kılacağız. Tek tek bunları göndereceğiz. 14 Mayıs’ta oyumuz Yeşil Sol’a. Bize tecridi reva görenlere, tecridi kaldırıp özgürlüğü getireceğiz. Kazanacağız, mutlaka kazanacağız. Bu ‘beyaz toros’ ittifakına son vereceğiz” ifadelerini kullandı.
“BU İKTİDARI KADINLAR GÖNDERECEK”
Ardından konuşan milletvekili adayı Ceylan Erol Erdoğan, “Beklentimiz yüksek çünkü biz kadınlar cinsiyet eşitliği için çok mücadele verdik” diyerek, sözlerine başladı. Kadınların kazanımlarıyla yok edilmek istenen haklarını tek tek geri getireceklerinin altını çizen Erdoğan, “Biz kadınlar büyük emeklerle ilmek ilmek ördüğümüz ve bir gecede elimizden alınan İstanbul Sözleşmesi’ni geri getireceğiz. Eşit işe eşit ücret diyeceğiz. Yine biz kadınlar, kadın katliamlarının önünü açan bu zihniyete büyük kaybettireceğiz. Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak, Şule Çet, Deniz Poyraz, Hande Kader, Taybet ana için kazanmak zorundayız. Biz kadınlar türbanımızla, mini eteğimizle, ojeli tırnaklarımızla, nasırlı parmaklarımızla iktidara yürüyoruz” dedi.
“BİZLER BURSA’DA YEŞİL’İZ”
Ardından konuşan İstanbul milletvekilli adayı Cengiz Çiçek, “Selam olsun ‘jin jiyan azadî’ diyerek yüz yılımızı kadın yüz yılı yapan kadın yoldaşlara. Ve selam olsun günümüz nemrutlarına karşı direnen Kürt halkına” sözleriyle binleri selamladı. Bayraklarını sallayan kitleye seslenen Çiçek,“14 Mayıs’a kadar bayraklarımız inmeyecek” dedi. Demokratik dönüşüm, hakları ve özgürlükleri için yıllardır mücadele yürüttüklerini dile getiren Cengiz, “Onlar kim biliyor musunuz, domuz bağı katliamıyla insanları katleden 71 yaşındaki Hizbullahçıyı cezaevinden ‘sağlık gerekçesiyle’ salıverenler. Bizler kimiz biliyor musunuz,84 yaşında ağır hasta mahpus olan, hastalıklarına rağmen cezaevinde tutulan 84yaşındaki Mehmet Emin Özkan’ız. Onlar 5’li çete, bizler ise Hasankeyf’te sular altında kalan tarih, Bursa’da Yeşil’iz. Onlar spora, futbola ırkçılığı, milliyetçiliği bulaştıranlar. Bizler ise spor barıştır, kardeşliktir diyen Amedspor’uz. Onlar 14 Mayıs’ta fişi çekilecek ampul, bizler ise kökleri binyıllar öncesine dayanan ağacız, geleceği kuranlarız, bu ülkeyi özgürleştirecek olanlarız. Hepinize selam olsun, bu mücadele kutlu olsun” sözleriyle seslendi.
“SOYGUN DÜZENİ SANDIĞA GÖMECEĞİZ”
Çiçek, devamında “Bu ülkede kim tek dil, tek bayrak, tek din diyorsa, o teki kaldırın altından çok fazla pislik çıkar. Bu tekçi anlayışa karşı ikinci yüzyılda demokratik cumhuriyeti kuracağız. Çünkü zaman doğru zaman. Şimdiden Bursa’daki seçim sonuçlarını buradaki atmosfer gösteriyor. Onlar patates soğana yenilecek. Kürt sorununun demokratik çözümü için, kadın özgürlüğü için, yeşilin, doğanın hakkı için, emekçinin, işçinin hakkı için, özgür geleceğimiz için, ne diyoruz” diye sordu. Kitle ise soruya hep bir ağızdan “Disa em” cevabını verdi.
Daha sonra Başak Demirtaş kitleyi selamladı.HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Edirne’den selamlarını getirdiğini belirtti.
Cezaevlerindeki tüm tutsakların özgürlüğü için 14 Mayıs’ta herkesi Yeşil Sol Parti’ye oy vermeye çağıran Başak, Selahattin’in gönderdiği sesli mesajı dinletti. Selahattin’in mesajında, “Amacımız barış içinde yaşamaktır. Şimdi buna daha yakınız. İşte bunun için anahtar sizin elinizde. O anahtarla sandığa gidin oyunuzu kullanın. Seçim akşamı Anadolu Ajansı olmak üzere her yerde yalan haber yapabilirler. Daha önce yaptılar. Türkiye artık değişime karar vermiş durumda. Emin olun kazanacağız. Bir oy Yeşil Sol Parti’ye, bir oy Kemal Kılıçdaroğlu’na. Ben direnme gücümü sizden alıyorum. Ben buradayım ama kalbim orada, sizlerle. Sizlere güveniyorum, özgür günlerde görüşmek dileğiyle. Hepinizle hasretle kucaklıyorum” ifadeleri yer aldı. Başak, “Tez zamanda Selahattin ve tüm arkadaşlarımız özgürlüğüne kavuşacak. Serkeftin ya me ye. An serkeftin an serkeftin” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
“GİDEN BİRİ VARSA DEVLET BAHÇELİ’DİR”
Mitingde son olarak konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar ise şunları söyledi:
“Sadece saldırıyorlar, onlara kaybedenler korosu demek istiyorum. Bu sandıktan Yeşil Sol Parti ve özgürlük çıkacak. Seçimin kazananı kendileri olmazsa bu devletin elden gidebileceğini, sadece kendilerinin iktidar olabileceğini iddia ediyorlar. Giden biri var, o da Devlet Bahçeli’nin kendisi. Kaybedecekleri kesin. İş cinayetlerine kader dedikleri için gidecekler. Bunlar gidecek, biz geleceğiz. AYM’nin kararı var, Galatasaray Meydanı’nda yıllardır kayıplarını arayan Cumartesi Anneleri oturabilir diyor. Ama bu iktidar onları meydana sokmadığı gibi utanmadan gözaltına alıyor. AKP’nin iktidarlığı boyunca 7686 kadın katledildi. O yüzden gideceksiniz siz. AKP-MHP iktidarı kaybedecek.
Bu iktidar kadın düşmanı tarikatlara, 5’li çeteye, yabancı şirketlere söz verdi. Bu sözü tutmak için iktidarda kalmak istiyor. Özgürlük mücadelesini bugüne taşıyan kadınlara, herkese, ülkeyi terk etmek zorunda kalanlara, katledilen kadın arkadaşlarımıza, İpek Er’e, Gülistan Doku’ya, Nagihan Akarsel’e verdiğimiz sözümüz var. Cezaevlerindeki arkadaşlara, Cumartesi Anneleri’ne, Barış Anneleri’ne verdiğimiz söz var. Bu sözleri tutmak için Yeşil Sol Parti ile gümbür gümbür geliyoruz. Yeşil Sol Parti, yeni Türkiye’nin tek adresi olacak. Biz tek değiliz, o kadar çoğuz ki Kürt’üz, Laz’ız, Ermeni’yiz, Alevi’yiz, kadınız, genciz. Biz gerçek Türkiye’yiz. Yalan olan, gidecek olan sizsiniz.
Çiğdem’in konuşması sonrası Bursa vekil adayları sahneye çıkarak binleri selamladı. Ardından Grup Vardiya sahne aldı. Çiğdem ve vekil adayları ile birlikte kitle uzun süre coşkulu müzikler eşliğinde halaya durdu. Sık sık zılgıt ve alkışlar eşliğinde “Jin jiyan azadî” sloganı atan binler, tüm renkleriyle 14 Mayıs’ta Yeşil Sol Parti ile iktidarı göndereceklerinin mesajını verdi. Coşkulu halayların ardından miting son buldu.
PİRHA-İnegöl Cemevi’ni ziyaret eden Yeşil Sol Parti Bursa milletvekili adayı Necdet İpekyüz, “Yeni yüzyılda eğer geçmiş yüzyılda Kürtlerle, Alevilerle yaşadıklarını çözemezsen, tekçi anlayışı devam ettirmeye çalışırsan, önümüzdeki yüzyılda da silindir gibi üzerimizden geçerler. Şiddet, ayrımcılık, kutuplaştırma, nefret hakim olur” dedi.
14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine bir hafta kaldı. Partiler ve adaylar çalışmalarını son hız sürdürürken, Yeşil Sol Parti’nin Bursa 2. bölge 1. sıra milletvekili adayı Necdet İpekyüz de seçim çalışmaları kapsamında bugün Gürsu’daki halk pazarını ziyaret etti.
Ardından Bursa Kent Meydanı’ndaki Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan anmasına katılan İpekyüz, daha sonra İnegöl Cemevi’nde Aleviler ile bir araya geldi. Burada konuşan İpekyüz şunları söyledi:
“GÜN, YEŞİL BURSA’DA BAHARI YAŞATMA GÜNÜDÜR”
“Biz acının yaşandığı yerdeniz. Ateşin düştüğü yerin ne olduğunu biliyoruz. Yeni yüzyılda eğer geçmiş yüzyılda Kürtlerle, Alevilerle yaşadıklarını çözemezsen, tekçi anlayışı devam ettirmeye çalışırsan, önümüzdeki yüzyılda da silindir gibi üzerimizden geçerler. Şiddet, ayrımcılık, kutuplaştırma, nefret hakim olur. Sürgünler, katliamlar, köy yakmalar vs. her ne yaptıysanız bu sorunlar çözülmemiş. Tam tersine yara hep orada durmuş. Bununla hesaplaşılmadığı için yeni yüzyıla doğru hiçbir adım sağlıklı gidemez. Gün 14 Mayıs’ta yeşil Bursa’da Yeşil Sol ile baharı yaşatma günüdür. Bunun için canlardan destek istiyoruz.”
PİRHA-Aysel Tuğluk, Gültan Kışanak, Figen Yüksekdağ ve Sibel Yiğitalp’ın siyasi mücadelesini konu alan ‘Yıkılacak Duvarlar’ belgeselinin galası Köln’de gerçekleşti.
Yönetmenliğini Şerif Çiçek ve Hebûn Polat’ın yaptığı belgeselin yapımcılığını Onur Güler, Adil Demirci ve Yeşim Coşkun üstlendi. HDP’li Tuğluk, Kışanak, Yüksekdağ ve Yiğitalp’in doğdukları şehirlerden başlayarak, tutuklu bulundukları Kandıra hapishanesine uzanan yolculuk, aileleri, dostları ve mücadele arkadaşlarının anlatımlarının yer aldığı belgeselin galası Almanya’nın Köln kentindeki Filmhaus Sineması’nda düzenlendi.
Galaya eski HDP Milletvekilleri Sibel Yiğitalp ve Nursel Aydoğan, Eski Cizre Belediye Başkanı Leyla İmret, Kuzey Ren-Westfalya Eski Devlet Bakanı Anke Brunn, Yeşiller Partisinden eski Kuzey-Ren-Westfalya eyalet Milletvekilli Arif Ünal, film yapımcısı ve Gazeteci Osman Okkan ve Nezahat Gündoğan ve çok sayıda gazeteci ve kurum temsilcisi katıldı. Belgesel sonrası düzenlenen söyleşiye Sibel Yiğitalp, Leyla İmret, Nezahat Gündoğan, Osman Okkan, Şerif Çiçek ve Süleyman Demirtaş katıldı.
Belgesel sonrası söyleşide söz alan Yönetmen Şerif Çiçek, “Tutsakları ekrana yansıtmak hep zordur. Hem teknik açıdan zordur, hem de önemli bir siyasi sorunluluğu omuzlarımıza yükler. Umarız ki belgeselimiz ile mücadeleye sanat alanından bir katkı sunabilmişizdir” dedi.
Çok sayıda belgesel ile tanınan Osman Okkan ise “Bir gazeteci ve belgeselci olarak çok başarılı buldum. Tarihe not düşülmesi gereken şeylerin sinema eli ile de kitle ile buluşması çok değerli” ifadelerini kullandı.
“O DUVARLAR ELBET BİR GÜN YIKILACAK”
Belgeselde yer alan eski HDP Milletvekilli Sibel Yiğitalp de, belgeselde emeği geçen herkese teşekkür ederek, “Jin Jiyan Azadi“ bir slogan olmaktan çıkıp, kadın hareketinin merkezine yürüdüğünü belirtti. Yiğitalp, “Kadın tutsaklarımız da bu yürüyüşün en önündeler. Onları özgürleştirmek, halklarımızı özgürlüğe kavuşturmak bizlerin omuzlarındadır. O duvarlar elbet bir gün yıkılacak” diye belirtti.
Belgeselci Nezahat Gündoğan ise “Hem bir kadın, belgeselci, kürt ve tutsaklık yaşamış biri olarak birçok kimliğimi filmde buldum. Çok değerli bir emek verilmiş. Özellikle Aysel Tuğluk üzerinden devletin kuşaklar boyu kimliksizleştirme politikasına vurgular çok önemliydi“ diye konuştu.
“TUTSAKLARIMIZ ÖZGÜR BİR YAŞAM İÇİN BEDEL ÖDÜYOR”
HDP Almanya Temsilcisi Leyla İmret de şunları kaydetti:
“Tutsaklarımız özgür bir yaşam uğruna bedeller ödüyor. Bu film onlarla kurduğumuz bağı daha da güçlendirme ihtiyacını ortaya koydu. Film tam da özgür yarınlar için, bu seçim atmosferinin içinde tek adam rejimine daha güçlü karşı koyuşa çağrı yapıyor. 9 Mayıs’a kadar oy vermeye gidelim“ dedi. Gösterimde yoğun ilgi yaşandı, salona giremeyenler için yeniden bir gösterim planlanacağı açıklandı.”
PİRHA-Ümraniye Kazım Karabekir Cemevi Başkanı Erdal Ahi, kurumu ziyaret eden Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Celal Fırat için “Celal Dede ADFE’nin adayıdır, vekâleten bizi temsil edecek” dedi. Celal Fırat ise, Meclis’e gittiğimde en önceliğimiz olan cemevlerimizin yasal bir statüye kavuşması için ne gerekiyorsa ona gayret edeceğim” diye belirtti.
Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Celal Fırat seçim çalışmaları çerçevesinde İstanbul 1. Bölge’deki cemevlerini ziyaret etti. Cemevleri yönetimiyle ve Alevilerle bir araya gelen Fırat, Alevilerden milletvekili seçiminde Yeşil Sol Parti’ye, cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na oy istedi.
“CELAL DEDE, ADFE’NİN ADAYIDIR”
Ümraniye Kazım Karabekir Cemevi’nin düzenlediği kahvaltıya katılan Celal Fırat halkın yoğun ilgisiyle karşılandı. Cemevi yönetimi ve başkanı Erdal Ahi, Fırat’ı makamında misafir etti.
Erdal Ahi, burada yaptığı konuşmada, “Değerli canlar nasıl ki Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye’de Halil İbrahim Sofrası açtıysa; siyasi ve toplumsal alanda birlik için bir temel attıysa, Celal Fırat Dede de aynı temelde bir çalışma yürüttü. Biz de Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) olarak Alevilerin birliğini, bütünlüğünü burada sağladık. Celal Dede, ADFE Genel Başkanı olarak çok mücadele etti. Biz de Alevi kurumları olarak her zaman ona destek olduk.
İlkin şunu ifade etmek isterim ki, Yeşil Sol Parti’den teklif direkt Celal Fırat Dede’ye gelmedi. Çatı örgütümüz olan Alevi Dernekleri Federasyonu’na (ADFE) geldi. Biz de yönetim kurulu olarak kabul ettik. Yani anlayacağınız Celal Dede ADFE’nin adaydır. Vekâleten bizi temsil edecektir. Meclis’te Yeşil Sol Parti çatısı altında Alevi temsilcisi olarak görev yapacaktır. İşte bundan dolayı destekliyorum ve he zaman yanında olduğumuzu ilan ediyoruz” diye konuştu.
“YOLUMUZ NE ÖĞRETMİŞSE ÖYLE DAVRANACAĞIM”
Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Celal Fırat da, cemevi yönetimine ve üyelerine misafirperverlikleri için teşekkür ederek başladığı konuşmasına şöyle devam etti:
“Canlar ben Meclis’e bir Alevi Dedesi olarak gideceğim. Yolumuz erkanımız bize ne öğretmişse öyle davranacağım. Hakk Muhammed Ali yolundaki hizmetimi Meclis’te sürdüreceğim. Nasıl ki Kemal Kılıçdaroğlu hepimizin umudu olmuşsa, ben de o inançla mücadele edeceğim. Meclis’e gittiğimde en önceliğimiz olan cemevlerimizin yasal bir statüye kavuşması için ne gerekiyorsa ona gayret edeceğim. Hele hele sizlerin desteğiyle Yeşil Sol Parti’yi etkin bir şekilde Meclis’e gönderirseniz, elimiz daha da güçlenecektir. Bir Alevi Dedesi olarak hepinizden bir oy Kemal Kılıçdaroğlu’na, bir oy da Yeşil Sol Parti’ye vermenizi istiyorum.”
PİRHA-AKP’liler bozkurt işareti yaparak Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesinde seçim çalışması yürüten Yeşil Sol Parti standına ve afişlerine saldırdı. Yeşil Sol Parti Amasya Milletvekili Adayı Veli Bölük, “Gider ayak ülkede kargaşa yaratmaya çalışıyorlar. Tükenişlerinin göstergesidir bunlar. Seçimlerin demokratik bir ortamda yapılmasından yanayız” dedi.
14 Mayıs seçimlere 9 gün kaldı. Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesinde seçim çalışmalarını sürdüren Yeşil Sol Parti üyeleri AKP’lilerin saldırısına uğradı. Bozkurt işareti yaparak Yeşil Sol standına gelen kişiler, afişleri yırtmak istedi.
“ÜLKEDE KARGAŞA YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR”
Yeşil Sol Parti’nin Amasya 3. Sıra Milletvekili Adayı Veli Bölük ilçede yaşananları CAN TV mikrofonuna aktardı. Emek Partisi olarak Yeşil Sol listelerinden seçimlere katıldıklarını hatırlatan Bölük, şunları söyledi:
“İnsanların bu ülkede daha rahat ve huzurlu yaşamalarını istiyoruz. Tek adam yönetiminden insanlar bıktı. 22 yıldır iktidardalar. Ülkede ne varsa hepsini sattılar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz. Bugün afişlerimizi yırttılar. Uyardık kendilerini. Üzerimize yürüdüler. Polis geldi. Polisin uyarılarına rağmen polise de hakaret ettiler. Savcılığa suç duyurusunda bulunacağız. Gider ayak ülkede kargaşa yaratmaya çalışıyorlar. Tükenişlerinin göstergesidir bunlar. Seçimlerin demokratik bir ortamda yapılmasından yanayız.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gümüşhacıköy İlçe Başkanı Hasan Topal ise “AKP ve yandaşları seçimleri artık kaybedeceklerini anladıkları için saldırganlaştılar. Gümüşhacıköy’de pankartlarımızı yırttılar. Saygı ve barış içinde seçim çalışması yürütmek istiyoruz. Yeşil Sol Partili arkadaşlara her daim yardımcı olacağız. Kim saldırıya uğrarsa uğrasın, Gümüşhacıköy’de huzuru bozdurmayacağız” dedi.
PİRHA-Baba Mansur Ocağı dedelerinden Eren Yıldırım, Hıdırellez’e dair yayımladığı açıklamada, “Hıdırellez günü bir bahar bayramıdır, doğanın canlanış bayramıdır. Hızır ile İlyas’ın buluştuğu Hıdırellez gününden dileğimiz o dur ki, ülkemize baharın gelmesi” dedi.
Hıdırellez ve Nebî (Hızır-Nebî) bayramı… Hıdırellez, büyük bir çoğunlukla Anadolu ve Balkanlarda yaşamakta olan Aleviler arasında biliniyor. Eskiden Roze Xızır’de (Hızır günü) denilen Hıdırellez, halk arasındaki yaygın inanca göre, Hızır ile İlyas’ın bir araya geldikleri ya da buluştukları gündür. Hızır ile İlyas’ın buluştukları günün anısına iki ismin birleşmesinden doğan Hıdırellez kavramı da böyle ortaya çıkmıştır.
Baba Mansur Ocağı mensubu ve Okmeydanı Cemevi dedesi Eren Yıldırım da Hıdırellez’e ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Yıldırım açıklamasında “Hızır ile İlyas’ın buluştuğu Hıdırellez gününden dileğimiz o dur ki; ülkemize baharın gelmesi..” ifadelerini kullandı.
“HIDIRELLEZ BİR BAHAR BAYRAMIDIR”
“Hıdırellez, baharı getirsin” başlıklı açıklamanın tamamı şöyle:
“Sevincimde, kederimde
Yazgımda, kaderimde
Hayalimde, rüyamda
Özlemimde, sevdamda
Hikayemde, efsanemde
Sen varsın ya Hızır
Hıdırellez günü bir bahar bayramıdır, doğanın canlanış bayramıdır. Tüm ihtişamıyla, kış ayları gelince beyaz örtünün altına gizlenen tabiat ana, Hıdırellez günü ile birlikte canlanır, doğayı rengarenk kılarak, insanların gönlünde o birbirinden güzel renkleri ile bir umut ışığı yakar. İşte bu ve bir çok anlatılan olaylara sebep olan Hızır ile İlyas’ın buluşması olarak bilinir.
Karada insanlara yardım eden Bozatlı Hızır’ın, denizde deryada yetiş diye çağırdıklarında imdadına koşan Hızır İlyas diye bir kardeşi vardır. Bu iki kardeşin sene de bir gün, bir gül ağacının altında buluştukları 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan geceye iki kardeşin isminin birleştiği “Hıdırellez günü” denir. “Benli boza binmiş, ak donlu, altın kapaklı, altın sakallı, cebrail gibi börklü, gök renkli ay-koca, gökten indi, darda kalana yardım etti” diye, halk hikayelerimizde, efsane ve destanlarımızda sürekli insanlara yardım elini uzatan bir Hızır-İlyas vardır.
“ÜLKEMİZE BAHAR GELSİN”
Öyle ki, Anadolu’da bugün insanlar, Hızır gelecek diye sabah gün ağırmadan kalkarak evlerinin önü süpürür, yönünü güneşe çevirerek tüm tabiata, insanlığa, hanesine dualarını eder, lokmalar yapılır, kurbanlar kesilir, ziyaretlere gidilir, dileklerini kağıtlara yazarak bir gül ağacının altına umutlarını serpiştirir, kendi yörelerine uygun kutlamalar yaparlar, bayram ederlermiş.
Bugün yapılan dualar ile; dildeki dileklerin gerçekleşeceğine, hastaların iyileşeceğine, uğursuzlukların sona ereceğine, sorunların çözüm bulacağına, kısmetlerin açılacağına ve bereketin artacağına inanılan bir Hızır günüdür, Hızır bayramıdır. Doğayla beraber insanlar da canlanır bugün. Yeni umutlar, yeni sevinçler, yeni başlangıçlar, hayırlı kapılar ve bereketli hasatlar için bir umut meşalesidir bugün.
Bu güzel anlamlarıyla Hıdırellez gününün, bütün dileklerinizin kabul olduğu, yollarınızın sevgiye çıktığı, bereketli günlerin geldiği, güzel haberler aldığınız, şifa arayanlara Hızır İlyas’ın yetiştiği bir gün olması dileğiyle. Hızır ile İlyas’ın buluştuğu Hıdırellez gününden dileğimiz o dur ki; ülkemize baharın gelmesi. Dini dili ırkı ne olursa olsun, sevginin egemenliğinde, huzur içerisinde yaşamak, tüm insanların ve hatta tüm canlı cansız varlıkların barış içinde yaşayacağı bir ülke bizim özlemimiz. Hızır-İlyas kılavuzunuz, Hak Muhammed Ali yardımcınız olsun.”
PİRHA-Dersim Katliamı’nın 86. yılında İstanbul Kadıköy’de anma etkinliği düzenlendi. Anmada konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Alevilerin inançları, yaşadığı bütün mekanlar bizim açımızdan hak ve hakikate tekabül ediyor. Yok etmek istedikleri, bu hak ve hakikatin kendisiydi. Geldiğimiz aşamada başaramadıklarını söylemek gerekiyor” dedi.
Dersim Katliamı’nın 86. yılında hayatını kaybedenler İstanbul Kadıköy’de anıldı. Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi’nin (DAM) ortaklaşa düzenlediği anma etkinliğine Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ile İstanbul Milletvekili adayları Turgut Öker, Cemil Güngören, Hasan Cemal‘in yanı sıra Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Munzur Çevre Derneği (MÇD) de katıldı.
“DERSİMLİLERİN KARA GÜNÜ”
Kurumlar adına ortak basın açıklamasını DEDEF’ten Sebahat Babayiğit okudu. Açıklamanın tamamı şöyle:
“Xo vira meke! Unutma! 4 Mayıs Dersim 1937-1938 Tertelesi’nde hayatını kaybeden kendilerine bir kefen ve mezar yeri nasip olmayan on binlerce canımızı anma günüdür, Dersimlilerin kara günüdür.
Bildiğiniz üzere, Türkiye cumhuriyeti bakanlar kurulu 4 Mayıs’ta çıkardığı kanunun neticesinde 1937-1938 yıllarında Dersim’de tedip ve tenkil harekatı yapılmış, çoluk-çocuk, genç, yaşlı on binlerce masum sivil katledilmiş, yine on binlercesi ailelerinden koparılarak Anadolu’nun değişik illerine sürgün edilmiştir. Ayrıca, binlercesi de hapishanelerde, dağlarda ve mağaralarda ölüme terk edilmiş, küçük kızlar zorla alı konulmuş, inanç ve gelenekler yasaklanarak Dersim coğrafyası tarumar edilmiştir. Bu acıların üzerinden tam 86. yıl geçmiştir. Tüm bu yaşananlardan dolayı biz Dersim Halkı olarak 4 Mayıs’ları Tertele Dersim günü olarak anmaktayız.
1937-38 Dersim Tertelesi Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti, Dersim toplumunu sürekli bir biçimde bünyesi içinde yabancı bir varlık olarak görmüş Dersim’in kendine özgü yaşam tarzını, siyasi, sosyal ve kültürel kimliğini ortadan kaldırmak istemiş ve nihayetinde Tunceli tenkil harekatı ile bunu fiilen gerçekleştirmiştir.
“YALAN VE HİLEYLE ÖRTBAS EDİLMEK İSTENDİ”
”Dersim 37-38” resmi tarihin yazdığı ”birlik-beraberliğimizi nasıl kurduk” hikayesinin en kanlı sayfasıdır. Ve şimdi bu sayfada unutulmayan, unutturulamayan acı, bütün zamanların baskılarına, yasaklarına galebe çalmış bir gerçek olarak kendisini bize hatırlatıyor. Gerçek bir ”birlik ve beraberlik”, Dersim 37/38 acısı ile yüzleşmeden, bu yarayı onarmadan mümkün değildir.
Bu nedenle Dersim 37/38 sadece Dersimlilerin değil, ülkemizde ve dünyada yaşayan herkesin meselesi ve derdi olmalıdır. Bu sebeple Dersim’de devlet eliyle yaşatılan bu tertele, bugüne kadar yine yalan ve hileyle üstü örtbas edilmek istendi. Bu yalan perdesini yırtıp atmak Türkiye halklarının ortak çabasıyla ancak mümkündür.
Devletin olanaklarını elinde bulunduran bugünkü siyasilerin ”ileri demokrasi” adına yapacağı en büyük iyilik Dersim dosyasını siyasi malzeme olarak tutmadan tarihimizin en önemli kara kutusu olan dosyasının açılmasını sağlamasıdır. Bir kez daha sesleniyoruz, dünya devletleri ve insanlık ailesi de Dersimlilerin bu çığlığına kulak vermelidir. Dersim Tertelesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti devleti evvela hiçbir günahı ve suçu olmadığı halde buna maruz kalan Dersimlilerden, sonra Türkiye toplumundan ve insanlık ailesinden resmi olarak özür dilemelidir.
“HİÇBİR ŞEYİ UNUTMADIK”
Dünyada pek çok örneği vardır; bu sebeple kurumsal olarak TBMM geçmişte yaptığı bu büyük hatayı bir kanunla düzeltmeli ve çıkarılacak bu yeni kanunla aşağıdaki taleplerimizi yerine getirmelidir:
Biz Dersimliler, hiçbir şeyi unutmadık, hiçbir şeyi affetmedik. Arşivler açılsın. Dersim ismi iade edilsin. Dersim halkından resmi olarak özür dilensin. Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listeleri açıklasın. Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın. Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın. Dersim’de doğanın talanına yol açacak projeler iptal edilsin!”
“ALEVİLERİN İNANÇLARI HAK VE HAKİKATE TEKABÜL EDİYOR”
Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ise Zazaca olarak başladığı konuşmasının devamında “Alevilerin inançları, Alevilerin yaşadığı bütün mekanlar bizim açımızdan hak ve hakikate tekabül ediyor. Yok etmek istedikleri bu hak ve hakikatin kendisiydi. Geldiğimiz aşamada başaramadıklarını söylemek gerekiyor. Sizin mücadeleniz bugün bütün Türkiye toplumu tarafından sahipleniyor. Dersim’in hakkı ve hakikati yerini buluncaya kadar da bu devam edecek” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Yeşil Sol Parti adayları Bağcılar Cemevi’ni ziyaret etti. Ziyarette konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “İnkar karşısında her türlü direnişi sergileyen bir Alevi toplumu var. Biz Yeşil Sol Parti olarak Alevilerin yürüttüğü mücadelenin ortağıyız” dedi.
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ( Yeşil Sol Parti) İstanbul’da bulunan Bağcılar Cemevi’ni ziyaret etti. Ziyarete Yeşil Sol Parti Eş Sözcü’sü Çiğdem Kılıçgün Uçar, milletvekilli adayları Celal Fırat ve Cemil Güngören ile beraberindeki heyet katıldı.
Ziyarette konuşan Uçar, “Çok kritik bir seçime gidiyoruz. Bu seçime giderken Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni yüzyılının hangi dinamikler üzerine kurulacağı ve yakın geleceğimizde hangi iktidarın yöneteceğini seçme aşamasındayız. Alevi halkının mücadelesi çok kıymetli. Sadece Dersim Tertelesi değil, varlık gösterdiği günden bugüne inkar edilen bir mücadele. Bu inkar karşısında her türlü direnişi sergileyen bir Alevi toplumu var. Biz Yeşil Sol Parti olarak Alevilerin yürüttüğü mücadelenin ortağıyız” dedi.
“BU CEBERRÜT MANTIKTAN KURTULMAMIZ GEREK”
Alevilerin Türkiye’de ötekileştirildiğini söyleyen Celal Fırat ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün Dersim Tertelesi’nin yıl dönümü. Alevi toplumumun katliamlarla dolu bir tarihi var. Biz Türkiye’de her gün ötekileştiriliyoruz. Birkaç gün önce bu ülkenin cumhurbaşkanı tarafından bir türden geldiğimizi “bütün türlere saygı gösteriyorum” diyerek ifade edildi. 14 Mayıs günü tüm halkların el ele vererek bu ceberrut mantıktan kurtulması gerektiğine inanıyoruz. Hızır hepimizin yoldaşı olsun. Bu toprakları sevgiyle buluşturacağız.”
Cemil Güngören ise “Biz Pir Sultan geleneğinden geliyoruz. Yoksul halkların, ötekileştirilenlerin yanında olan, onların şarkılarını, türkülerini söyleyen bir gelenekten geliyoruz. Halkların kendi ülkelerinde özgürce yaşamalarını istiyoruz” dedi.
DERSİM TERTELESİ ANISINA SAYGI DURUŞU
Ziyarette, Dersim Tertelesi’nin 86. yılı nedeniyle katledilenlerin anısına saygı duruşunda bulunuldu.
Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç da, “1938’de resmi olmayan kaynaklara göre 50 bin insanımız öldürüldü. Canlarımızı saygı ile anıyorum” dedi. Türkiye’de yok sayılan herkes adına cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nu, tüm ezilmişler adına Yeşil Sol Parti’yi destekleyeceğiz” dedi.
PİRHA-Eskişehir merkezli 8 kentte düzenlenen operasyonda gözaltına alınan ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, Yeşil Sol Parti Eskişehir adayı Müslüm Koyun ve ETHA editörü Nadiye Gürbüz’ün de aralarında olduğu 7 kişi tutuklandı.
Eskişehir merkezli 8 kentte düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Nadiye Gürbüz, ile Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, ESP PM üyesi Selvinaz Göçmez, ESP üyeleri Sinem Çelebi, Adnan Özcan, Kalender Polat ve Yeşil Sol Parti adayı Müslüm Koyun tutuklandı. 7 kişiye ev hapsi kararı verilirken, 9 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Akdeniz Bölge sorumlusu Onur Yaman ve Deniz Şimşek gençlik meclisinin çalışmalarına ilişkin PİRHA’ya açıklamada bulundular. GÖRÜNTÜLÜ
-Eşit yurttaşlık hakkıyla cumhuriyetin ikinci yüzyılına girmeyi hedeflediklerini belirten DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Hangi siyasi parti taleplerimizi dile getirirse getirsin taleplerimizin karşılanması için Alevilerin kendi mücadelesini yükseltmesinden geçiyor” dedi. GÖRÜNTÜLÜ
-AKP hükümetinden kurtulmaları gerektiğini belirten Bingöllü yurttaşlar, “Ülkede adaletin olmasını istiyoruz. Adalet yok ama baskı ve şiddet var kim iktidara itiraz ediyorsa cezaevine atıyorlar. O yüzden bu hükümet artık gitmeli” dedi. GÖRÜNTÜLÜ
-‘Doğayı tahrip edip kimyasal ilaçlar kullanılarak yaşanılamaz bir hale getirmek istiyorlar’ diyen Yusuf Polat, “İlaçlama yapılırsa ürettiğimiz ürünlerde kalıntılar bırakacak ve ürünlerimizi alan insanlarımız da zehirlenecek. Biz ürettiğimiz ürünlerin zehirli hale getirilmesini istemiyoruz” dedi. GÖRÜNTÜLÜ
-Türk Tabipleri Birliği (TTB) saat: 12:30’da yapacağı basın toplantısı ile 14 Mayıs’a ilişkin seçim tutum beyannamesini açıklayacak. GÖRÜNTÜLÜ
-Feminist aktivist Beyhan Demir 14 Mayıs seçimlerini kadınlar için değerlendirdi-GÖRÜNTÜLÜ
PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, kültür-sanat ve yayın dünyasından isimlerle bir araya geldi. Sancar, konuşmada “Yaptıkları, bir tek kültürü egemen kılma projesidir” dedi.
Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ve Yeşil Sol Parti Ankara Milletvekili Adayı Emirali Türkmen, kültür-sanat ve yayın camiasından isimlerle bir araya geldi.
Mülkililer Birliği’nde yapılan toplantıya ilgi, bir hayli yoğun oldu.
Toplantının açılışında ANKA Dil Kültür Sanat Derneği, Mithat Sancar için çizilen resim çalışmasını takdim etti.
“BASINI VE SANATI HEDEF ALMALARI ŞAŞIRTICI DEĞİL”
Buluşmanın önemine ilişkin konuşma yapan Mithat Sancar, “Sanatın varolabilmesi için özgürlüklere ihtiyaç var. Otoriter yönetimlerin hedefi, sanata baskı yönündedir. Tabi baskılar arttıkça direniş de yükseliyor. Demokrasi için sanat üretenler de bu dönemde geri durmadılar, biz de kendileriyle hep yan yana durduk. Bu bütünlüğü sağlamadan demokrasiye ulaşmak mümkün değildir. Nefes borularından en önemli olan kültür sanat alanı üzerinde baskı kurmak istiyorlar. Bu iktidarın tekçi anlayışı, toplumun çeşitli kaynaklarını da kurutmayı önüne hedef koymuştur. Yaptıkları bir tek kültürü egemen kılma projesidir. Yaşam tarzlarına kadar varan tekçi anlayış, bu iktidarın temel politikası olmuştur. Son zamanlarda bu tekçi anlayış, farklı sesleri bastırma arayışını iyice yoğunlaştırdı. Çeşitli operasyonlar ile basın ile birlikte sanatçıları da gözaltına aldılar. Özgür basını ve sanatçıları hedef almaları bizim için şaşırtıcı değil. Sanatı olmayan bir toplum ile hedeflerine ulaşmış olacaklardır.”
Ekonomik krizin yayıncılık alanına büyük darbe indirdiğini biliyoruz. Demokrasinin yokluğu, tek adam rejimi, savaş politikaları, toplumu yoksullaştırıyor. Ülkenin önemli kaynakları savaş politijalarına aktarılıyor ve toplumu yoksullaştırıp özgürlüklerden mahrum bırakıyor. Biz Yeşil Sol Parti olarak politikalarımızı masabaşında değil, yerinde, diyalog ve istişare ile alıyoruz. Bu buluşmanın da temel amacı kültür-sanat ve yayıncılık alanında birlikte neler yapabileceğimizi konuşmaktır. Önümüzdeki seçim, hiçbir seçime benzemiyor. En geniş demokratik birlikteliği oluşturma sorumluluğumuz var. Sanat, yayın ve kültür dünyasından dostlarımızın bu konuda katkıları olacaktır. Bu soyguncu, talancı rejimi değiştirmek için birlikte mücadele etmeliyiz. Cumhuriyetin yeni yüzyılı, demokratik cumhuriyet yolunda olmalıdır. Bugün esas amacımız sizleri dinlemek ve eleştirilerinizi almaktır. Sadece seçimler değil, seçim sonrasında da hepimize görevler düşüyor.”
Toplantının geri kalan bölümü basına kapalı olarak yapıldı.
PİRHA-Ağrı ve Van’da yurttaşlar ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin insanlarına sözüm var bu ülkeye barışı getireceğim, bu ülkeye kardeşliği getireceğim. Bu ülkede kimse, inancından ve kimliğinden ötürü ötekileştirilmeyecek. Büyük haksızlıklar yapıldığını biliyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu seçim çalışmaları kapsamında bugün Ağrı ve Van’daydı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile iki ili ziyaret eden Kılıçdaroğlu, seçmenlere seslendi.
HDP’li belediyelere İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atanmasına değinen Kılıçdaroğlu, “Seçimle gelenlerin görevlerinden alındığını biliyorum. Bütün bunları çözeceğim. Kayyum denen garabet uygulamaları tümüyle bitireceğim. Yeter artık ya, huzur içinde yaşamak istiyoruz” dedi.
2019 yılında Van’da HDP’li Bedia Özgökçe Ertan belediye seçimlerini kazanmıştı. 19 Ağustos 2019 tarihinde Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım olarak Van Büyükşehir Belediyesi’ne atanmıştı.
“KİMSE İNANCINDAN, KİMLİĞİNDEN ÖTÜRÜ ÖTEKİLEŞTİRİLMEYECEK”
Kılıçdaroğlu‘nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Ben ilkokula Erciş’te başladım. Dünya kadar sorun var biliyorum, bütün sorunlarınızı biliyorum. Bu ülkenin insanlarına sözüm var bu ülkeye barışı getireceğim, bu ülkeye kardeşliği getireceğim. Bu ülkede kimse, inancından ve kimliğinden ötürü ötekileştirilmeyecek. Büyük haksızlıklar yapıldığını biliyorum. Seçimle gelenlerin görevlerinden alındığını biliyorum. Bütün bunları çözeceğim. Kayyum denen garabet uygulamaları tümüyle bitireceğim. Yeter artık ya, huzur içinde yaşamak istiyoruz. Ayrılık gayrılık bize hiçbir şey vermedi. Biz beraber olacağız.
Devletin dini adalettir adaletin olmadığı bir yerde huzur olmaz, bereket olmaz, kardeşlik olmaz, çocuklar yatağa aç girer. Milyonlar yoksul bir avuç varsıl olur. O varsıllara ben beşli çeteler diyorum. Sizden çalınan paraların tamamını bu ülkeye getireceğim. Endişeniz olmasın. Beşli çeteler diyorlar ki ‘acaba nasıl aday yaptırmayız.’ Onlar yandaşlarına, paralarına güveniyorlar, ben ise sadece ve sadece size, halka güveniyorum.
Öğretmenevinde çalışan emekçiler var, onlar aylıklarını doğru dürüst alamıyorlar. Memur da değil, taşeron işçi de değiller, bunlar Türkiye genelinde 20 bin. Hepsinin hakkını ve hukukunu teslim edeceğim. taşeron işçilerin tamamını kadroya alacağız. 100 bin öğretmen atayacağız. Sözlü sınavı kaldıracağım, kim kazandıysa atamasını yapacağız. Devlette liyakat ve adalet olmazsa olmaz.
“EMİNE ŞENYAŞAR İLE KUCAKLAŞTIM”
Bu kardeşiniz, bu ülkeye adalet gelinceye kadar mücadele edecek. Emine Şenyaşar’a, 8 savcı değişti, dava açmıyorlar, korkularından dava açmıyorlar Gittim, Emine Şenyaşar’la kucaklaştım, ondan sonra 8 savcı değişti 9. savcı davayı açtı. Adalet yerine gelinceye kadar izleyeceğim.
Ciddi bir yoksulluğun olduğunu biliyorum. Yatağa aç giren çocukları biliyorum. Bütün bunları biliyorum. Annelere sesleniyorum, çocuklarınızı okullara gönderirken beslenme çantası düşünmeyeceksiniz. Ayrıca, Van, bölge itibariyle, bu bölgenin kilit taşlarından birisidir. Dünyanın her tarafından insanlar Van’a gelmeli, sadece İranlılar değil. Bu yapılacak göreceksiniz, bütün bu ovalar bereketli ovalara dönüşecek. Bu bölge özel ekonomi bölgesi olarak ilan edilecek. Hepsini yapacağız. Onlar Beşli Çetelere hizmet ettiler ben size hizmet edeceğim.
Halktan birisi olarak yaşamaya devam edeceğim: Diyorlar ki, “Çalıyorlar ama iş yapıyorlar” Allah Allah, yaptığı iş nasıl çaldığını gösteriyor. Biz asla ve asla çaldırmayacağız. Van’dan sesleniyorum, kul hakkı yemeyeceğiz, kul hakkı yedirmeyeceğiz. Ben söylüyorum, onlar söyleyemiyorlar. Çünkü onların malı nasıl götürdüklerini biliyorum. Bir şeyden emin olmanızı isterim, bu ülkeye adalet ya gelecek ya gelecek. Hiç endişe etmeyin, Her şey çok güzel olacak. Ben saraylarda oturmaya alışkın birisi değilim. Saraya değil, Çankaya’ya oturacağım. Halktan birisiyim, halktan birisi olarak yaşamaya devam edeceğim.”
PİRHA-Dersim Katliamı’nın 86. yılında İstanbul Kadıköy ve Gazi Mahallesi’nde 4 Mayıs’ta saat: 19.37/38’de anma etkinlikleri düzenlenecek. Dersim dernekleri, tüm Dersimlileri ve Dersimlilerin dostlarını anmaya davet etti.
Dersim Katliamı’nın 86. yılında Türkiye ve dünyanın birçok yerinde anma programları düzenlenecek. İstanbul’daki anma etkinlikleri ise Kadıköy ve Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilecek.
Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) 4 Mayıs 2023 günü Kadıköy’e çağrı yaparken, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Gazi Cemevi önünde anma programı yapacağını duyurdu.
“KOCA BİR NESİL ANASIZ-BABASIZ BIRAKILDI”
DEDEF, ADEF ve DAM tarafından yapılan çağrı şöyle:
“Tunceli tenkil harekatı’ adıyla bilinen Dersim halkına yönelik soykırım, imha kararı 4 Mayıs 1937’de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında alınmıştır. Aynı gün Dersim toprakları bombalanarak; yüzlerce, kadın, erkek, yaşlı, genç, çoluk çocuk demeden halktan binlerce insan öldürülmüştür.
Askeri operasyon yaklaşık iki yıl sürmüş ve bu operasyonlarda on binlerce Dersimli katledilmiş, bir o kadarı da bilinmedik yerlere sürgün edilmiş, aileler parçalanarak, tek tek köylere, ilçe ve vilayetlere dağıtılmıştır. Zorla sürgün edilmişlerdir.
Dersim 38 Katliamı ile koca bir nesil anasız-babasız bırakıldı. Çok sayıda Dersimli yakın akrabasını tanıma olanağından mahrum edildiler. Çoğumuz dede, nene, hala, kardeş, amca, dayı, duygusundan yoksun büyüdüler.
Bir insanın annesiz, babasız, yakın akrabasız yaşamasının ne demek olduğunu belki de Dersimliler kadar kimse bilemez. Bu duyguyu ancak benzeri soykırımlara uğramış topluluklar bilir ve anlarlar.
Bu yaraların bir nebze iyileştirilmesi ve toplumsal barışın sağlanması için 4 Mayıs’ın (Roza Şae/ Kara Gün) Dersim 38 Tertelesi’nin anma günü olarak kabulu gerekmektedir.
Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Dersimde katledilen on binlerce masum insanı anmak ve başka 4 Mayısların yaşanmaması için 4 Mayıs 2023 (Saat: 19.37/38 ) Kadıköy Rıhtımda Buluşuyoruz. Anmaya (Roza Şae / Kara Gün ) tüm Dersimli ve Dersim Dostlarını bekliyoruz.”
PİRHA-Anadolu Yakasındaki yöre derneklerini ziyaret eden Yeşil Sol Parti İstanbul 1. bölge Milletvekili Adayı Turgut Öker, ” Alevilerin tarihsel duruşu özgürlükten yana olmak zorunda. Bütün arkadaşlarımız canla başla çalışıyor. İkinci yüzyıla girerken herkes artık eşit haklara sahip olsun. Siyasetten somut beklentilerimizin olduğunu her gittiğimiz yerde ifade ediyoruz” dedi.
14 Mayıs seçimlerine iki hafta kaldı. Yeşil Sol Parti’nin İstanbul 1. bölgeden 4. sıra milletvekili adayı Turgut Öker de gününü Maltepe ve Ataşehir’de bulunan yöre derneklerini ziyaret ederek geçirdi. Halk ile bir araya gelen Öker, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini belirtirken, parlamento seçimlerinde Yeşil Sol Parti’nin desteklenmesi çağrısında bulundu.
Öker ilk olarak Maltepe’de bulunan Tokat Killik Köyü Derneği’ni, ardından da Ataşehir’de yer alan Yıldızeli Doğanlı Köyü Derneği, Elbistan Köşk Köyü Derneği, Tokat Aydoğdu Köy Derneği, Gücük Köyü Derneği, Kürecikliler Derneği ve Uzun Pınar Köyü Derneği’ni ziyaret etti.
Yöre dernekleri temsilcileri ve halk ile sohbet eden Öker, “Bütün ömrüm bugüne kadar mücadele içerisinde geçti. Alevilerin tarihsel duruşu özgürlükten yana olmak zorunda. Bugün de Alevilerin tarihsel önderleri gibi geleceği gören adımlar atması lazım. Geçen dönem cop yemeyen milletvekilimiz var mı bizim? Eşit başkanlarımız cezaevinde. Yezitlere teslim olmadıkları için şu an tutsaklar. Bu süreçte hepimiz tarihsel sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz. Bütün arkadaşlarımız canla başla çalışıyor. İkinci yüzyıla girerken herkes artık eşit haklara sahip olsun. Siyasetten somut beklentilerimizin olduğunu her gittiğimiz yerde ifade ediyoruz” ifadelerini kullandı.
PİRHA-944. hafta buluşması için Galatasaray Meydanı’na çıkan Cumartesi Anneleri/İnsanları bu hafta bir kez daha gözaltına alındı.
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak, fail ve sorumluların cezalandırılması için adalet mücadelelerine devam eden Cumartesi Anneleri/İnsanları, 944. hafta buluşması için Galatasaray Meydanı’na giderken, 25 kişi gözaltına alındı.
Gözaltına alınan isimler şöyle:
Zübeyde Tepe, Hanife Yıldız, İrfan Bilgin, Mikail Kırbayır, İkbal Eren Yarıcı , Ali Ocak, Besna Tosun, Ayşe Tepe , Hasan Karakoç, Hüseyin Ocak, Ali Tosun , Gülseren Yoleri, Fırat Akdeniz , Arat Dink, Sevil Turgut, Ümit Efe, Coşkun Üsterci, Veli Saçılık, Nazım Dikbaş, Hatice Korkmaz, Hünkar Yurtsever, Arzu Eriş, Elçin Dayanır, Bilal Yıldız, Taylan Bekin.
“GALATASARAY’DA OLMAK ANAYASAL HAKKIMIZDIR”
Cumartesi Anneleri’nin okuyamadığı 944. hafta açıklaması ise şu şekilde:
“Galatasaray’da olmak anayasal hakkımızdır.
Cumartesi Anneleri’ne Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasını hak ihlali olarak değerlendiren Anayasa Mahkemesi kararına rağmen, Galatasaray’daki buluşmalarımız polis şiddeti ile engellenmeye devam ediyor. İstanbul Valiliği, Beyoğlu Kaymakamlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Anayasa Mahkemesi’nin kendilerini bağlayan kararını uygulamıyor. Dört haftadır hiçbir gerekçe gösterilmeden, hiçbir suç bildiriminde bulunulmadan Galatasaray’da basın açıklaması yapmamız engelleniyor, gözaltına alınarak özgürlüğümüzden yoksun bırakılıyoruz. 944.haftamızda da aynı hukuksuzluk devam etti. 25 kayıp yakını ve hak savunucusu gözaltına alındı. Bu sefer de gazetecilerin mesleklerini yapmaları zor kullanılarak engellendi.
Anayasa Mahkemesi kararları kesin niteliktedir. Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bu bağlayıcılık nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Anayasa Mahkemesi’ni etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul etmektedir. İstanbul Valiliği, Beyoğlu Kaymakamlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Anayasa Mahkemesi kararına uymayarak, mahkemenin etkili bir yargısal mekanizma olduğunu reddetmektedir.
944. haftamızda bir kez daha hatırlatıyoruz: Kamu gücünü kullanan tüm aktörler, kesin ve bağlayıcı nitelikteki Anayasa Mahkemesi kararlarına uymak zorundadır. Anayasal hükümlere uymamak, hukukun üstünlüğü ilkesinin ve bu ilkenin temel alındığı anayasal düzenin ağır bir biçimde ihlali demektir. Hiç şüphe yok ki bu durum ihlale neden olan ilgililer açısından cezai, idari ve hukuki sorumluluklar doğurmaktadır.
944. haftamızda bir kez daha haykırıyoruz: Galatasaray, varlığı inkâr edilen sevdiklerimizi zamana kaydettiğimiz hafıza mekanımızdır. Geçmişte yaşananları bugüne ve geleceğe aktarma çabamızın bir parçasıdır. Galatasaray’da olmak anayasal hakkımızdır. Bu hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz.”
PİRHA-Diyarbakır ve Ankara merkezli soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanan gazetecilere ilişkin basın açıklaması yapan DİSK Basın İş Sendikası, “Gazetecileri gözaltına almak, tutuklamak sandıklara müdahaledir! Bu tutuklamalar Kürt gazeteciler üzerindeki sistematik baskının devamıdır. Seçime giderken gazetecilere yapılan bu operasyonların habere, seçim güvenliğine ve doğrudan seçime bir müdahale olduğunu düşünüyoruz” ifadesini kullandı.
Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma kapsamında 25 Nisan günü 21 kentte yapılan operasyonda aralarında gazetecilerin de olduğu 134 kişi gözaltına alınmıştı. Gazeteciler Abdurahman Gök, Beritan Canözer, Mehmet Şah Oruç ve Remzi Akkaya, “örgüt üyesi” oldukları iddiasıyla tutuklandı.
Ayrıca Ankara merkezli bir başka soruşturma kapsamında da 15 kentte 49 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Sedat Yılmaz ve eşi Selma Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. DİSK Basın İş, gözaltı ve tutuklamalara ilişkin bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
“GAZETECİLERİ TUTUKLAMAK SANDIKLARA MÜDAHALEDİR”
Açıklamaya DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, gazeteciler Candan Yıldız ile Hüseyin Kalkan da katıldı. Sendika adına açıklamayı Candan Yıldız okurken, şu ifadeleri kullandı:
“Gazetecileri gözaltına almak, tutuklamak sandıklara müdahaledir! Gazeteciler olarak uğraşmamız, haber yapmamız gereken birçok şey varken, kendimizle uğraşmak, kendimizi haber yapmak zorunda kalıyoruz uzun zamandır.
Gazeteciler üzerinde, haber üzerinde büyük bir baskı var uzun süredir. Bu baskı en temel haklardan biri olan basın ve ifade özgürlüğünün neredeyse yok edilmesi seviyesine geldi. Bu durum, uluslararası kurumlar tarafından her yıl yapılan araştırmalarda da tespit ediliyor. Türkiye her yıl basın ve ifade özgürlüğü, temel hak ve özgürlükler alanında her yıl aşağılara yuvarlanıyor.
Ama şimdi istatistiklerden daha vahim bir durum var. Bizzat yaşadığımız bir durum var. Art arda gazeteciler tutuklanıyor. Hapishanelerdeki gazeteci sayısı yine vahim duruma ulaştı. Geçtiğimiz yıl Diyarbakır’da düzenlenen bir operasyonda 16, Ankara’daki bir operasyonda 9 meslektaşımız tutuklandı. Halen hapishanedeler.
Yine Diyarbakır merkezli bir operasyonda aralarında gazetecilerin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Dört meslektaşımız tutuklandı. Tutuklanan gazetecilerden Beritan Canözer sendikamızın üyesidir. Beritan ve tutuklanan diğer gazeteci arkadaşlarımız yaptıkları haberlerle, çektikleri fotoğraflarla, görüntülerle hakikati anlattılar. Bu sabah ise gazeteci arkadaşlarımız ve üyemiz Dicle Müftüoğlu ve Sedat Yılmaz ailesiyle birlikte gözaltına alındı.
Bu tutuklamalar Kürt gazeteciler üzerindeki sistematik baskının devamıdır. Seçime giderken gazetecilere yapılan bu operasyonların habere, seçim güvenliğine ve doğrudan seçime bir müdahale olduğunu düşünüyoruz. Tutuklanan gazeteci arkadaşlarımızın bulunduğu yerlerde haber yapma ve seçim güvenliği konusunda endişemiz daha da artmaktadır.
İki hafta sonra seçim var. Tüm partilere çağrımız şudur: Tutuklu arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın. Gazetecilerle ilgili geçmişteki yargılamalar ya yok sayılsın ya da yeniden gerçekten bağımsız mahkemelerde yargılansınlar. Basın ve ifade özgürlüğünü sınırlandıran tüm yasalar ya lağvedilsin ya yeniden yapılsın.”