Yazar: Cihan Berk

  • Dersim’de Alevi Kadın Buluşması gerçekleştirilecek

    Dersim’de Alevi Kadın Buluşması gerçekleştirilecek

    PİRHA-HDP Dersim Kadın Meclisi, 25 Kasım etkinlikleri kapsamında “Renklerimizle mücadeledeyiz” şiarıyla Alevi Kadın Buluşması gerçekleştirecek.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Kadın Meclisi, 5 Kasım Perşembe günü saat 13.00’te Dikili Taş’ta Alevi Kadın Buluşması gerçekleştirecek.

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın katılımıyla gerçekleşecek buluşmaya, çevre illerden de kadınların katılması bekleniyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim HDP’den 4 Kasım protestosu: Her zamankinden daha güçlüyüz-VİDEO

    Dersim HDP’den 4 Kasım protestosu: Her zamankinden daha güçlüyüz-VİDEO

    PİRHA-HDP Dersim il örgütü, 4 yıl önce yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alınıp tutuklanan eş genel başkanları ve milletvekilleri için Dersim sanat sokağında basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bu haklı mücadeleden aldığımız güçle, moral kaynaklarımızla, ahlaki değerlerimizle her zamankinden daha güçlüyüz” denildi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerine yönelik 4 Kasım 2016’da düzenlenen operasyonunun dördüncü yılında, HDP Dersim İl Örgütü, sanat sokağında açıklama yaptı.

    “BUGÜN REHİN OLAN SEÇİLMİŞLERİMİZ DEĞİL, HALK İRADESİNİN KENDİSİDİR”

    Basın metnini okuyan HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “2015’te yürürlüğe konulan ve 4 Kasım 2016 tarihinde bir üst aşamaya geçirilen siyasi darbenin üzerinden 4 yıl geçti. Önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere onlarca milletvekillerimizin tutuklanmasıyla başlayan darbe kapsamında bugüne kadar yüzlerce seçilmişimiz tutuklandı. Halk iradesi gasp, belediyeler işgal edildi; Meclis iradesi hiçe sayıldı. Anayasal rejim tümüyle askıya alınarak, ülkeye tek partinin kutuplaştırıcı, dışlayıcı, savaşçı anlayışı dayatıldı. 4 yıl önce başlatılan bu darbe pratiği, partimiz ve partimize oy veren milyonların iradesi üzerinden demokratik siyaset alanını hedef almıştır. Bugün rehin olan sadece seçilmişlerimiz değil; halk iradesinin kendisidir” ifadelerini kullandı.

    HDP’ye yönelik başlatılan saldırının sadece toplumun bir kesimiyle sınırlı kalmadığını belirten Yeşil şöyle devam etti:

    “4 Kasım sürecinin başbakanı azledilmiş, 4 Kasım darbesi için kalkan eller daha sonra cezalandırılmıştır. Çünkü darbe mekaniği halk iradesine düşmandır, siyaset zeminini çürütmektedir. Meşruiyetini halk iradesinden ve demokratik siyasetten alan her çevre amasız, fakatsız bu durumun karşısında tavır almak durumundadır. Bugün tecrübeyle sabittir ki, Anayasa bir kez delindi mi, “nasıl olsa bize dokunmuyor” denilerek Anayasal aykırılığa bir kez onay verildi mi, bu saldırılar görmezden gelindi mi, geriye ne Anayasa kalır, ne Anayasa Mahkemesi’nin kararları dikkate alınır ve ne de Meclis iradesi bir anlam ifade eder. AKP’nin bu darbe pratiğiyle zaman zaman uzlaşan, onunla çıkar ilişkileri içerisinde evrensel ve demokratik değerleri pazarlık haline getiren dünya güçleri de bugün darbeyle uzlaşılmayacağını ve demokratik değerlerin pazarlık haline getirilmeyeceğini görmek durumundadır.”

    “GELECEK HALK İRADESİNİ ESAS ALAN DEMOKRATİK GÜÇLERİNİNDİR”

    Nurşat Yeşil, “Bu darbe mekaniğinin bütün azgınlığıyla yürürlükte olmasına ve demokratik siyasetin bütün yönlerine amansız bir saldırı devrede olmasına rağmen, ne demokratik siyaset yenilmiştir ne de darbeciler başarılı olmuştur” dedi.

    Yeşil, “Demokratik siyaset halktan aldığı güç ve meşruiyet kaynaklarıyla bütün saldırılara rağmen her zamankinden daha güçlüdür ve bütün engellere rağmen inançla, dirençle yoluna devam etmektedir. Darbe mekaniğiyle var olmaya çalışanlar; saldırıdan, düşmanlıktan, ötekini yok etmekten başka bir çıkar yol düşünmeyenler her zamankinden daha çaresizdir ve yenilmeye mahkumdur. İçeride halk ve toplum desteğini yitiren; zor ve baskıyla ayakta kalmaya çalışan bu darbeci zihniyet tarihinde olmadığı kadar yalnızlaşmış ve meşruiyetini yitirmiştir. Bu zihniyet artık dünyanın her tarafında zorba ve faşist bir rejim olarak tanınmaktadır. Dünyadaki anti demokratik ve darbeci güçler bile AKP-MHP rejimine açık destek vermekten çekinir hale gelmiştir. Bu anlayış sadece Türkiye toplumu için değil bütün dünya için büyük bir tehdittir” diye konuştu.

    “YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ”

    HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “4 yıl önce rehin alınan önceki dönem eş genel başkanlarımız ve seçilmişlerimizin de ifade ettiği gibi darbeye karşı direnmenin haklılığıyla yolumuza devam ediyoruz. Bu haklı mücadeleden aldığımız güçle, moral kaynaklarımızla, ahlaki değerlerimizle her zamankinden daha güçlüyüz. 4 Kasım darbesinde tutsak alınanlar başta olmak üzere tüm siyasi tutsaklar özgürleşinceye kadar mücadelemiz devam edecek. Gelecek bizimdir, gelecek halk iradesini esas alan demokratik güçlerinindir” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • İşverenin yakınından, kadın çalışana cinsel taciz

    İşverenin yakınından, kadın çalışana cinsel taciz

    PİRHA-Dersim’de çalıştığı iş yerinde tacize maruz bırakılan H.K., işletme sahipleri tarafından tacizin üzerinin örtülmeye çalışıldığını söyledi. H.K., “Peşini bırakmayacağım, kesinlikle tacizcinin cezalandırması için elimden geleni yapacağım. Kadınların da benim yanımda bulunmasını istiyorum” dedi.

    İddialara göre, Dersim’in Atatürk Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir kebap ve künefe salonunda bulaşıkçı olarak çalışan H.K. (19), 27 Ekim’de usta olarak çalışan ve işletme sahiplerinin yakını olan Hüseyin Polat tarafından cinsel tacize maruz bırakıldı.

    H.K., işletme sahiplerinin tacizin üzerini örtmeye çalışmaları üzerine 2 Kasım’da Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık, Hüseyin Polat için uzaklaştırma kararı verdi. H.K.’nin Tunceli Emniyeti Müdürlüğü’nde ifadesi alınırken, Hüseyin Polat ve işletme sahiplerinin ifadesi iş yerlerinde alındı.

    “DAHA ÖNCE BİRÇOK KADINI TACİZ ETMİŞ”

    H.K., yaşadıklarını anlattı. Kebap ve künefe salonunda 2 aydır çalıştığını belirten H.K., Polat’ın daha önce de çalışan birçok kadını taciz ettiğini ifade etti.

    Polat’ın kendisine sürekli “beni seviyor musun” gibi sorular yönelttiğini vurgulayan H.K. “Saçıma dokundu ve kendimi geri çektiğimde ‘rahatsız mı oluyorsun’ dedi. Rahatsız olduğumu, hiç kimsenin benimle temasa geçmesinden hoşlanmadığımı söyledim. Dikkat edeceğini söylese de yine çalıştığım bir anda yanıma yaklaşıp alnımdan öptü. O şokla tepki veremedim. Bulunduğum yerde hiçbir kamera yok, mutfak kısmını da kamera görmüyor” dedi.

    İşletme sahibi D.D.’ye yaşadıklarını anlattığını belirten H.K, “Yaşadıklarımdan dolayı işi bırakacağımı söyledim. D.D. bana kendisinin bu tür yönelimleri olduğunu, birçok elemanı taciz ettiğini, bu yüzden kendi nişanlısını Hüseyin Polat ile aynı ortama getirmediğini söyledi. Ben D.D.’ye ‘Nişanlınızı aynı ortama koymak istemiyorsunuz ama beni neden mutfakta çalıştırdınız, kamera yok daha felaket olabilirdi’ dedim. Bunun üzerine ağabeyi S.D.’ye durumu anlatacağını, gereğini yapacağını söylese de bir şey yapmadı. Ağabeyi S.D.’yi arayıp durumu anlattığımda, ‘Hüseyin Polat’ı arayacağım, böyle bir şey varsa kendini belli ettirir, çok rahatsız oluyorsan işten çıkabilirsin’ dedi. ‘Onu işten çıkaracağım’ gibi bir şey söylemedi. İşletme sahipleri ve benim işe girmeme aracı olan M.T., Hüseyin Polat ile konuştuğunda yaptıklarını bağırarak reddetti. İşten çıktım. İşten çıkan diğer elamanlara ulaştığımda kendileri de aynı tacizle karşılaştığını söylediler” diye belirtti.

    “TACİZDE BULUNDUĞUNU KABUL ETTİ”

    H.K. şikayet girişiminde bulunduğunda D.D.’nin Hüseyin Polat ile ilgili söylediği sözleri inkar ettiğini aktardı. El birliğiyle olayın üzerini örtmeye çalıştıklarını vurgulayan H.K., şöyle konuştu:

    “Bu kişiler ‘iş yerlerini kötülemek için yaptığımı’ söylemeye başladı. Eğer şikâyetçi olacaksam da işletme elemanı olarak değil, Hüseyin Polat şahsını şikâyet etmem gerektiğini söylediler. Hüseyin Polat, daha sonra M.T.’ye bana tacizde bulunduğunu kabul etmiş. Fakat M.T., olaya karışmayacağını söyledi. Arkadaşımla birlikte S.D., M.T. ve yanlarında getirdikleri arkadaşları uzman polis ile kafede görüştük. Hüseyin Polat’ı çıkardıklarını, olayın üzerinin örtülmesini ve kendi isimlerinin geçmemesi gerektiğini söyleyerek, gözümü korkutan sözler sarf ettiler. Tunceli Başsavcılığı, Hüseyin Polat’a uzaklaştırma cezası verdi. Emniyette 3 polis tarafından, 5 saat ifadem sürerken, onların ifadesi iş yerlerinde alınmıştı. Baya baskıcı bir ortamdı. Sürekli aynı soruları yönettiler. ”

    “TEK AMACIM KADINLARIN TACİZE GÖZ YUMMAMASIDIR”

    “Susmaya devam etseydim bu kişi işten çıkarılmayacaktı” diyen H.K., en başta bu tacizin önüne geçmek için şikayetçi olduğunu dile getirdi. H.K., “Tek amacım kadınların tacize göz yummamasıdır. Kesinlikle kimse bizim babamız, abimiz veya kardeşimiz değildir. Burada okuyorum, kendi emeğimle geçinmeye çalışırken böyle bir durumla karşılaştım. Peşini bırakmayacağım, kesinlikle tacizcinin cezalandırması için elimden geleni yapacağım. Kadınların da benim yanımda bulunmasını istiyorum” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Alevi kadınlar: Dersim’in ziyaretleri, kültürü, doğası tehlike altında, sahip çıkalım

    Alevi kadınlar: Dersim’in ziyaretleri, kültürü, doğası tehlike altında, sahip çıkalım

    PİRHA-Alevi Kadınlar, Munzur Gözelerinde yapımı devam eden peyzaj projesine yönelik açıklama yaptı. Açıklamada, “38’de Dersim’e tankla, tüfekle, bombayla gelenler; şimdi ağır iş makinalarıyla, rekreasyon projesi adı altında, doğayla birlikte kültürel ve inançsal kıyım yapıyorlar” denildi.

    Alevi Kadınlar Munzur Gözeleri’nde yapımı devam eden peyzaj projesine yönelik yazılı bir açıklama yaparak, Munzur’da yaşananın talancı ve yok edici kültürün uzantısı olduğu belirtildi.

    “Munzur’da yaşayan her canlının hakkı vardır Munzur’da” denilen açıklamada, “Sadece insanın rızalığına bakılamaz. Alevilik bir yol yürüyüşüdür, bu yolun tek talibi de insan değildir. Bizce bu evrendeki her şey canlıdır, canlı olan her şey birlikte yol yürür. Yürürken bir birinin varlığı ile ikrarlaşır. Munzur da bu evrenle ikrarlaştığımız mekanlarımızdan biridir. Orada ikrar veririz birbirimize, orada ikrarlaşırız kurtla, kuşla, havayla suyla ve nice yol arkadaşımızla” ifadeleri yer aldı.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Kapitalizmin doğa sana baksın desturuna itirazımızı ifade ettiğimiz, bizim doğaya baktığımız yerdir Munzur. Toroslar ’da, Kaz dağlarında, Amanoslar da, Tekeli dağında, Nurhak’ta, Bakırtepe’de, Munzur dağlarında ve daha bir çok alanda bu mekanlara yüzümüzü döndüğümüz, sahibi değil yol talibi saydığımız için inancımız bu günlere gelebilmiştir. Bu nedenle bu mekânlar hem tarihimizdir hem de inancımızın yaşandığının delilidir. Bu mekânlara ayağımız her değdiğinde bir delil yakarak ikrarımızı tazeleriz.

    “İKRARLAŞTIRDIĞIMIZ MEKANLARIMIZA MÜDAHALE EDİLMESİNE İZİN VERMEYELİM”

    İkrarımızı tazelediğimiz her alan ya maden aramaları, ya baraj ve HES projeleri ya da peyzaj uygulamaları adı altında yok edilmeye çalışılıyor. Alevi Toplumu, tarih boyunca bu coğrafyalarda yaşama ısrarından dolayı büyük bedeller ödedi.  Kırım ve göç ettirme politikalarının sonucunda son kalanlarımız da mekansız bırakılmaya çalışılıyor. Mekanları ile varlığını sürdüren Reya/Raa Haq /Hakikat yolcusu toplumları doğadan uzaklaştırıp kendileri gibi betondan ibaret mekanlara talip kılmaya çalışıyorlar. Bugün Munzur gözelerinde yapılmaya çalışılan tam da budur.

    “ÖNCE KENDİMİZ BOZMAKTAN, BETONLAŞTIRMAKTAN VAZGEÇELİM”

    Alevi Kadınlar olarak tüm toplumumuza çağrımızdır. Ziyaretlerimizi kendi ellerimizle yaptığımız birçok onarma vb. işlemleri ile özünden uzaklaştırdık. Birçok ziyaretimizin sınırlarına yaptığımız cemevi vb. inşaatlarla kendimiz betonlaştırdık. Pirlerimizin toprakla hizası bir olan bu dünyayla eşitlenen mezarlarını söküp yüksek mermer mezarlar diktik. Kendi ellerimizle bozduğumuz birçok ziyaretimizi devam eden hayata doğru teslim etmedik. Çağrımız odur ki önce kendimiz bozmaktan, betonlaştırmaktan vazgeçelim. Yalnız bizim rızamız bu hakkı bize vermez. Nerede olursa olsun ikrarlaştığımız mekanlarımıza sahip çıkıp müdahale edilmesine izin vermeyelim.

    “BİRLİĞİMİZİ BOZMAYA ÇALIŞANLARA KARŞI BİR OLALIM”

    Munzur gözeleri başta olmak üzere yok edilmeye çalışılan tüm mekanlarımıza sahip çıkalım. Kendi “sit alanıdır” kararlarını bile yok sayanlar elbetteki inancımızı da yok saydıkları için bu talan projelerini inşa etmek istiyorlar. Ama biz unutmayalım Xızır’ın  balıkları Munzur’da yok olursa, Düzgün Baba’nın keçileri o dağlarda dolaşmazsa, Dersim, Dersim olamaz. Birliğimiz de olamaz. Birliğimiz olmadan Aleviliğimiz de olamaz. Birliğimizi bozmaya çalışanlara karşı tüm canları bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya çağırıyoruz.

    PİRHA/DERSİM

  • HBVAKV, depremzedelere yardımları ulaştırıyor

    HBVAKV, depremzedelere yardımları ulaştırıyor

    PİRHA-Alevi kurumları, İzmir depreminden etkilenen depremzedelere yardım konusunda seferber olmuş durumda. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Bornova Şubesi, toplanan yardım paketlerini depremzedelere ulaştırıyor. 

    Ege Denizi’nde 30 Ekim Cuma günü merkez üssü İzmir’in Seferihisar ilçesi açıkları olan 6,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. AFAD, İzmir’deki depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 107’ye yükseldiğini, 144 kişinin de tedavisinin sürdüğünü açıkladı.

    Türkiye’nin dört bir yanındaki yardım kuruluşları, vakıflar, dernekler ve gönüllü insanlar İzmir’de depremden zarar gören yurttaşlara toplanan yardımları ulaştırmaya çalışıyor. İzmir’e gönderilen yardım malzemeleri, depremzedelere ulaştırılıyor.

    Alevi kurumları da yardım konusunda seferber olmuş durumda. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı kendilerine gönderilen yardım paketleri depremzedeler için hazırlandı. Aleviler canla başla depremzedelere yardımları ulaştırıyor.

    Depremzedelerin, kişisel bakım malzemeleri, giyecek, battaniye, yatak ve çocuk bezi gibi ihtiyaçları karşılanırken, farklı illerden bölgeye ulaşan belediye ekipleri ile dernekler de çay, çorba, pilav, lokma, döner, meyve suyu, süt, ayran ve simit gibi yiyecek-içecek ikramında bulunuyor.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • HDP’li Özen: Can kayıplarında sorumluluğu olan makamlar araştırılsın

    HDP’li Özen: Can kayıplarında sorumluluğu olan makamlar araştırılsın

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, TBMM’ye depremdeki can kayıplarında sorumluluğu olan makamların araştırılması amacıyla teklif sundu.

    Ege Denizi’nde 30 Ekim Cuma günü merkez üssü İzmir’in Seferihisar ilçesi açıkları olan 6,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.  İzmir’de 30 Ekim Cuma günü meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki can kaybının 107 olduğunu, 144 kişinin tedavisi sürüyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen TBMM başkanlığına bir meclis araştırması açılmasını teklif etti.

    Zeynel Özen yaptığı açıklamada şunları söyledi: “30 Ekim Cuma günü İzmir’de gerçekleşen deprem ve can kayıplarının ardından bölgedeki tektonik hareketliliğin incelenmesi, buna göre detaylı risk haritasının çıkarılması, daha büyük şiddetlerdeki yıkıcı deprem ihtimallerine karşın alınacak önlemlerin belirlenmesi ve şu ana kadar bunları gerçekleştirmeyip depremdeki can kayıplarında sorumluluğu olan makamların araştırılması amacıyla Anayasanın 98, TBMM içtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Önceki depremlerde çatlamalar oldu ancak gerekli önlemler alınmadı’-VİDEO

    ‘Önceki depremlerde çatlamalar oldu ancak gerekli önlemler alınmadı’-VİDEO

    PİRHA-İzmir depreminden etkilenen binalardan biri olan Deniz apartmanı sakinleri bugün toplantı yaptı. Apartmanı sakinleri apartmanının zemininin balçık olduğu dolayısıyla 99 depremi öncesi yapılmasından dolayı sıkıntılar olduğunu ancak herkes aynı fikirde olmadığı için aksaklıklar yaşandığı için şu anki tabloyu yaşadıklarını belirterek, bir an önce etüt çalışması yapılması çağrısında bulundu.

    Haberin videosu;

    Ege Denizi’nde 30 Ekim Cuma günü merkez üssü İzmir’in Seferihisar ilçesi açıkları olan 6,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.  Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), İzmir’de 30 Ekim Cuma günü meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki can kaybının 107 olduğunu, 144 kişinin tedavisinin sürdüğünü açıkladı.

    İzmir depreminden etkilenen binalardan biri olan Deniz apartmanında yaşayan Ayçil Arıkan ve Mehmet Tortuk yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattı.

     “MAĞDURİYETİMİZ BÜYÜK GERÇEKTEN”

    Deniz apartmanı sakinlerinden Ayçil Arıkan, “Deniz apartmanında evim var ama maalesef giremiyorum. Ağır hasarlı emniyet şeritleri çekildi. Eşyalarımız, dosyalarımız içeride mağduriyetimiz büyük gerçekten. Deprem anında adliye yakınında bir binadaydım, döndüğümde apartmanın durumundan haberdar oldum telefonlar çalışmıyordu o sırada. Bayraklı da benim bulunduğum Deniz apartmanının zemininin balçık olduğu dolayısıyla 99 depremi öncesi yapılmasından dolayı sıkıntılar olduğunu biliyorduk. Kat sahipleri olarak bu noktada binanın durumu konusunda bir raporlama yapalım dedik. Raporlamada bina sağlam ama bir destekleme alınırsa daha iyi olabilir zemin konusunda afetler var apartman yönetimi olarak bir rapor almıştık. Ama riskli bir tespit ve ya boşaltılması gereken bir bina olmadı. Ancak muhtelif binalar var adada ondan kaynaklı birlikte hareket etme konusunda zafiyet yaşandı. Sahaya ve zemine uygun yapılandırmalarda ki boşluklar maalesef bugünkü durumlara getirdi bizi. Şuan aciliyet arz eden konu bina içindeki değerli eşyalarımıza ulaşmamız” dedi.

    “ASIL SIKINTI ZEMİN VE YÜKSEK BİNA YAPILAŞMASI”

    Deniz apartmanı sakini Mehmet Tortuk ise, “Öncelikle İzmir’de ki bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun. Bizim bina için daha öncede toplantılarda bu binanın yenilenmesi veya desteklenmesi açısından bazı kararlar almaya ve uyarılarda bulunmaya çalıştık ancak herkes aynı fikirde olmadığı için aksaklıklar oldu. Asıl sıkıntı zemin ve yüksek bina yapılaşması. Onun dışında burada ciddi anlamda etüt çalışması yapılması gerekirdi. Önceki depremlerde de burada çatlamalar oldu o zamanda gerekli önlemler yeteri kadar alınmadı” dedi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Dersim’de bir köy daha karantinaya alındı

    Dersim’de bir köy daha karantinaya alındı

    PİRHA-Ovacık ilçesine bağlı Güneykonak köyü koronavirüsü vakalarının artış göstermesi nedeniyle İlçe Hıfzıssıhha Kurulu kararınca 14 gün karantinaya alındı.

    Ovacık’a bağlı yaklaşık 100 kişilik nüfusa sahip Güneykonak köyünde 5 kişinin koronavirüs testinin pozitif çıkması üzerine İlçe Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla salgının yayılmasını önlemek amacıyla köy karantinaya alındı. Köyün giriş çıkışları jandarma tarafından kontrol altına alınırken, sağlık ekipleri ise köyde filyasyon çalışması başlattı.

    Ovacık Kaymakamlığı’ndan yapılan açıklamada, “İlçemiz Güneykonak Köyünde artan vaka sayısı nedeniyle 01/11/2020 tarihi itibariyle 14 gün karantinaya alınmıştır” denildi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Kobane direnişiyle IŞİD barbarlığının dünyaya yayılması engellendi’-VİDEO

    ‘Kobane direnişiyle IŞİD barbarlığının dünyaya yayılması engellendi’-VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Örgütü, 1 Kasım Dünya Kobane Günü’ne ilişkin HDP Dersim il binasında panel düzenledi. Panelde, “Kobane’nin düşmemesi bütün dünyaya bir umut oldu. IŞİD gibi bir barbarlığın dünyaya yayılması engellendi. Bu halklara bir umut oldu. Birlikte mücadele edersek hiçbir gücün önümüzde duramayacağını bize gösterdi” ifadeleri kullanıldı.

    Haberin videosu;

    IŞİD 2014 yılında Kobane kentine saldırdı. 133 günlük direnişin ardından IŞİD Kobane’deki direniş karşısında yenildi. IŞİD çetelerine karşı direnişi büyütmek ve sahiplenmek adına 1 Kasım tarihi Dünya Kobane Günü ilan edilmişti.

    HDP Dersim İl Örgütü, 1 Kasım Dünya Kobane Günü’ne ilişkin panel düzenledi. IŞİD çetelerine karşı savaşırken yaşamını yitiren insanlar için bir dakikalık saygı duruşunun ardından HDP Dersim Eş Başkanı Nurşat Yeşil ile HDP Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş konuşma gerçekleştirdi.

    “KOBANE’NİN DÜŞMEMESİ BÜTÜN DÜNYAYA BİR UMUT OLDU”

    HDP Dersim il Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “2014 yılında IŞİD Kobane’ye saldırdı. Bunun Türkiye’de ki yankılarını da biliyorsunuz işte 5-6 Ekim olayları o dönemde oldu. Aslında Kobane’nin düşmemesi bütün dünyaya bir umut oldu. IŞİD gibi bir barbarlığın dünyaya yayılması bu şekilde engellendi. Bu halklara bir umut oldu birlikte mücadele edersek hiçbir gücün önümüzde duramayacağını bize gösterdi. Kobane direnişi aslında bu anlamda çok önemli” dedi.

    “KÜRTLERİ VE DİĞER HALKLARI YOK ETME PLANLARI 100 YILDIR DEVAM EDİYOR”

    HDP Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş, “Kürtleri ve diğer halkları yok etme planlarının 100 yıldır devam ediyor. İktidarımızı sağlamlaştırırsak, Sünni bir İslam’ı yaygınlaştırırsak Ortadoğu’da yine Osmanlıyı hâkim kılabiliriz düşüncesi hâkimdi. Kürtler böyle bir şeyi kabul etmedi. Tekrar insanı insan yapma devrim başladığı için devlet saldırısını bu yüzden büyüttü. Kadın kurtuluş ideolojisi doğrultusunda büyüyen ve büyüyecek olan bir devrim vardır. Bu yüzden Kobane’ye acımasızca saldırılıyor. 3’üncü yol dediğimiz mesele budur. Kimlik, inanç, kadın ve erkek eşitliği. Erkeği geriye çekerek demokratikleştirerek, kadını klasik olmaktan çıkararak özgürleştirerek demokratik bir toplum kurmak istiyoruz. Bunun mücadelesi her gün büyüyerek devam ediyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim, sonbaharda bir başka güzel-VİDEO

    Dersim, sonbaharda bir başka güzel-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Salördek köyü, Türkiye’de sonbahar manzaralarının en iyi yaşandığı yerlerden biri. Meşe, kavak, çınar ağaçlarının yaprakları, sonbaharın etkileyici renklerine bürünmesiyle kartpostallık görüntüler ortaya çıkıyor.

    Haberin videosu;

    Sonbaharla birlikte sarı, yeşil ve kızıl rengin harmanlandığı Salördek ormanları, il dışından gelen doğaseverlerin de ilgisini çekiyor. Meşe, kavak, çınar ağaçlarının yaprakları, sonbaharın etkileyici renklerine bürünmesiyle kartpostallık görüntüler ortaya çıkıyor.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Salördek köyü, Türkiye’de sonbahar manzaralarının en iyi yaşandığı yerlerden biri olarak biliniyor. Renk cümbüşüne bürünen Salördek ormanları, kent merkezi ve ilçelerin yanı sıra il dışından gelen ziyaretçilerin doğa yürüyüşüne ev sahipliği yapıyor. Havanın güzelliğini fırsat bilen ziyaretçiler, önce uzak tepelerden ormanlık alandaki renk çeşitliliğini izliyor daha sonra ağaçlar arasında yürüyüş yaparak doğanın keyfini çıkartıyor.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Aleviler sistematik politikalar sonucu yok sayıldı’-VİDEO

    ‘Aleviler sistematik politikalar sonucu yok sayıldı’-VİDEO

    PİRHA-Alevilerin, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) kararlarına rağmen kaldırılmayan zorunlu din derslerine karşı tepkileri sürüyor. Avukat Cafer Koluman, “ Yıllardır eşit yurttaşlık talebinde bulunuyoruz. Barış içerisinde yaşayarak insanların kendi kimliği adına yasal bir teminat oluşması için bunu talep ediyoruz. ” dedi.

    Zorunlu din derslerinin kaldırılması için yıllardır mücadele eden Alevi kurumları AİHM kararlarını uygulanmasını bekliyor.

    Avukat Cafer Koluman, eşit yurttaşlığın çok anlamlı bir kavram olduğunu söyleyerek “Neden eşit yurttaşlık talebinde bulunuyoruz az önce saydığım unsurları bertaraf edip barış içerisinde bir arada insanların kendi kimliği adına yasal bir teminat oluşması için bunu talep ediyoruz. Aleviler yıllardır eşit yurttaş şeklinde yaşamadıkları için bu konuda çok mücadele vermişlerdir. Yıllardır sloganımızdır eşit yurttaşlık hakkımızı istiyoruz” dedi.

    “ALEVİLER SİSTEMATİK POLİTİKALAR SONUCU YOK SAYLDI”

    Koluman, sözlerine şöyle devam etti:

    “Alevilik haktır ama Alevice yaşayamama gibi bir sorun vardır. Nasıl yaşanır öncelikle Alevilerin kimliğini, inancını tanımak lazım. Devletin yapması gereken bir kişi nasıl yaşamak istiyorsa onu hukuki teminat altına almalıdır. Yoksa asimilasyon politikası uygulayarak yok saymak değildir ama maalesef cumhuriyetin kurulduğu günden beri Aleviler sistematik politikalar sonucu yok sayıldı. Katliamlara maruz kaldı, ibadethaneleri tanınmıyor ve bu da yetmezmiş gibi bir işkenceye dönüşen 12 Eylül anayasasından sonra zorunlu din dersi uygulaması en çokta aleviler açısından asimilasyon politikasına hizmet eden siyasi bir yaklaşımla karşı karşıya kaldı.”

    “ZORUNLU DİN DERSİ ALEVİLER İÇİN BİR AYRIMCILIKTIR”

    Alevi kurumları olarak temel taleplerinin Alevi çocukları için işkence haline dönüşen zorunlu din dersi uygulamasına derhal son verilmesi olduğunu vurgulayan Koluman, şunları söyledi:

    “En son 2007 yılında AİHM verilen kararlar var. Zorunlu din dersi Aleviler için bir ayrımcılıktır. Ayrımcılık yasağı ihlal edildiğinden dolayı Türkiye’ye uyarı vermesine rağmen herhangi bir müfredat değişikliğine gidilmedi. Bu eğitim sistemi kime hizmet ediyor diye soracak olursak Türkiye’nin %90’nına hizmet etmeyen bir eğitim sistemiyle karşı karşıya olduğumuzu, bunun ciddi bir tehlike olduğunu ve bu tehlikenin bertaraf edilmesi hususunda farklı kesimlerin güç birliğiyle hareket etmesi gerektiğini belirtmek istiyorum. Bu eğitim sistemi sadece Alevilerin sorunu değil evet en çok aleviler mağdur ediliyor ama eğitim sistemi yüzünden asimilasyona uğrayan birçok kesimi rahatsız eden uygulama var. Eğitim sistemini değiştirilmesi adına eşit yurttaşlık adına mağdur olan tüm kesimlerin bir platformda ortaklaşmadan başka ve çözüm arayışı bulmak dışında bir çareleri yoktur” dedi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Munzur Özgür Aksın Meclisi: Munzur torbaya sığmaz– VİDEO

    Munzur Özgür Aksın Meclisi: Munzur torbaya sığmaz– VİDEO

    PİRHA-Munzur Özgür Aksın Meclisi, Dersim Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, meclise sunulan Elektrik Piyasası Kanunu’nun “Sermaye gruplarının doğayı Dersim’i, Kazdağları’nı, Ege’yi, Aydın’ı bütün bölgeleri ve coğrafyamızın her yerini talan etmesinin önünü açan bir yol temizliği” olduğu belirtildi.

    Haberin videosu;

    Munzur Özgür Aksın Meclisi, Dersim Sanat Sokağı’nda açıklama yaparak torba yasa teklifine tepki gösterdi. Açıklamada, “Bir kez daha yineliyoruz, kanun teklifinde halk yok, enerji demokrasisi yok, enerji tasarrufu yok, enerji verimliliği yok, enerji kooperatiflerine teşvik yok, çevreyle ilgili duyarlılık yok” denildi.

    “ÇEVRE, DOĞA, YAŞAM HAKKI; MUNZUR TORBAYA SIĞMAZ”

    Munzur Özgür Aksın Meclisi adına açıklamayı okuyan Hıdır Demir, “Geçtiğimiz nisan ayında ağır pandemi döneminde hazırlanmaya başlandığı ve bugüne kadar gizlice hazırlıklarının sürdürüldüğü anlaşılan Elektrik Enerjisi Kanunu ve Bazı Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Sanayi Komisyonu’nda jet hızıyla görüşüldü. Ekoloji Birliği ve diğer çevrebilim örgütlerinin görüşmelere katılımı ise pandemi gerekçesi ile engellendiğini” belirtti.

    “DEMOKRASİ İLE EKOLOJİ MÜCADELESİ VEREN GÜÇLER BİRLİKTE HAREKET ETMELİDİR”

    Demir, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Toplam 46 maddelik torba yasa tasarısı ile KDV Kanunu, Maden Kanunu, Doğal Gaz Piyasası Kanunu, Kamu İhale Kanunu, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun, Elektrik Piyasası Kanunu ve Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu olmak üzere 7 kanunda değişiklik öngörülüyor. Ekoloji Birliği ve diğer çevrebilim örgütlerinin katılımı ise pandemi gerekçesi ile engellendi. Kanun teklifi, torba yasa mantığı ile hazırlanan ancak aslında enerji piyasasını yeniden düzenleyen temel bir kanun niteliğindedir. Teklif ile 21 dağıtım şirketine, YEKDEM’den faydalanan 881 enerji üretim tesisi sahibine, 1722 enerji üretim tesisine ve çok sayıda maden şirketine avantaj sağlanmaktadır. Enerji yatırımlarında ciddi bir planlamaya ihtiyaç vardır. Adil dönüşümle fosil yakıtlardan kurtulmayı öngören, ekolojik sistemi gözeten,  halkın gerçek ihtiyacına uygun ve enerji kooperatiflerinin yer aldığı bilimsel bir enerji politikasına ihtiyaç vardır. Bu nedenle yasa teklifinin geri çektirilmesi için emek, demokrasi mücadele güçleri ile ekoloji mücadelesi veren güçler birlikte hareket etmesi zorunluluktur.”

    “HALK ONLAR İÇİN SÖMÜRÜ ARAÇLARIDIR”

    HDP Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş de, “Elektrik enerjisiyle ilgili bir torba yasa getiriliyor, bu AKP’nin klasiği. Yani hukuk çerçevesinde bakıldığında her kanunun özgün olarak ele alınması gerekirken, birden çok konuyu ilgilendiren torba yasası haline getirilerek hem toplumun kafası karıştırılıyor. Faşizmin hâkim olduğu yerde hukuk yoktur. Demokratik kitle örgütlerinin, kadınların, çevrecilerin ve halkın düşüncesini almak yoktur halk onlar için sömürü araçlarıdır” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Emek Partisi Dersim il kongresi yapıldı-VİDEO

    Emek Partisi Dersim il kongresi yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Emek Partisi Dersim İl Örgütü 9. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi.

    Haberin videosu;

    Emek Partisi’nin 9. olağan il kongreleri devam ediyor. Emek Partisi Dersim İl Örgütü 9. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. Dersim Belediyesi binasındaki konferans salonunda yapılan kongreye siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri de katıldı.

    Yapılan seçimler sonucu il başkanlığına mevcut başkan Ergin Tekin yeniden seçildi. Yönetim kurulu üyeliklerine, Orhan Kurul, Mustafa Taşkale, Elif Özer, Çağla Yolaşan, Aydın Keser, Serpil Argın, Kemal Çetin; yedek üye olarak da Kadir Ulaş seçildi.

    “ELBET BİR GÜN BU DÜZEN DEĞİŞECEK”

    Kongrede konuşan EMEP Dersim İl Başkanı Tekin, “2020’de çok sıkıntılar yaşadık. Hem ekonomik hem doğal afetler açısından yaşandığı halkın birçok acı çektiği bir dönemden geçtik ama dün İzmir’de yaşanan olaydan sonra çoğu vatandaşımız hayatını kaybetti. Buradan hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yakınlarına baş sağlığı diliyoruz. Sizin de bildiğiniz gibi kentsel dönüşümle başlayan, imar yasalarıyla halkın sağlığından ve yaşamından çok daha çok karı ve rantı düşünen bir anlayışla hareket eden sermayenin getirdiği bir durumla karşı karşıyayız. Pandemi dolayısıyla kongremizi sınırlı bir şekilde yapalım dedik. Sonuçta salgın sürecinde bütün sorumluluğu halka yüklediği bir dönemden geçiyoruz. Emekçiler bu sömürüden kurtulacak ama bu zamana kadar bu ortak mücadeleyi büyüterek bunu gerçekleştirmemiz lazım. Elbet bir gün üretici tarlasını keyifle ekip biçecek. Elbet bu düzen bir gün değişecek ve bu düzenin değişeceğini daha gür söylemek gerekiyor. ” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Erdinç Yılmaz: Alevi kimlikli belediye başkanının cemevimize yönelmesi içimizi acıtıyor-VİDEO

    Erdinç Yılmaz: Alevi kimlikli belediye başkanının cemevimize yönelmesi içimizi acıtıyor-VİDEO

    PİRHA- Maltepe Cemevi Derneği ile Maltepe Belediyesi arasında yaşanan cemevi sorunu devam ediyor. Maltepe Cemevi Derneği Başkanı Erdinç Yılmaz, “Belediyelerin artık cemevlerinden ellerini çekmesini istiyoruz, çünkü hiçbir belediyenin cemevini yönetmeye hakkı yok” dedi.

    Maltepe Cemevi ve Maltepe Belediyesi arasında yaşanan cemevi sorunu devam ediyor. Maltepe Cemevi yönetimi, Maltepe Belediyesi ile yaşadığı sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “ALEVİ BİR BAŞKAN ALEVİ TOPLUMUNA ZULÜM YAPIYOR BUNU ŞİDDETLE KINIYORUZ”

    Maltepe Cemevi Derneği Başkanı Erdinç Yılmaz, “Maltepe Cemevi Derneği olarak tüm hizmetleri bizler yapıyoruz. O dönem Ali Kılıç yeni belediye başkanı olmuştu, gelir gelmez, bu cemevi çok büyük üst katını yıkıp yeni bir proje yapmayı düşünüyordu. O dönemde Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde halkla buluştu, burayı yıkacağını söyledi ama halk buna karşı çıktı. Ali Kılıç burayı yıkamadı, daha sonra 2016 yılında Muharrem ayında cemevine gelerek yedi kat kaba inşaatına varana kadar bitirmişsiniz, bırakın ince işini de ben yapayım ve bir yıl sonra burayı size teslim edeyim. Ama 1 yıl dediği cemevimizi 2019 yılına kadar bitirmedi” dedi.

    Maltepe Belediyesi’nin savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ifade eden Yılmaz, “MATAŞ’ın yerini Maltepe Cemevi işgal etti” iddiası nedeniyle geçen yine savcılığa ifade verdim. Bizim oy verdiğimiz Alevi kimlikli bir belediye başkanı içimizi acıtıyor. Belediye ekipleri geliyor kapımızı kırıyor ve afişlerimizi götürüyor. Bu inanç merkezimize bir saldırıdır, şiddetle kınıyorum. Belediyelerin artık cemevlerinden ellerini çekmesini istiyoruz. Çünkü hiçbir belediyenin cemevini yönetmeye hakkı yok. Alevi bir başkan, Alevi toplumuna zulüm yapıyor bunu şiddetle kınıyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN İBADETHANELERİNDEN ELLERİNİZİ ÇEKİN”

    Maltepe Cemevi Derneği üyesi Abidin Sarı ise şunları söyledi:

    “Cemevimiz 92’lerde başladı. Cemevi 7 kat ve çatısı bitmiş Alevilerin ve Alevi dostlarının bağış ve yardımlarıyla yapıldı. Üç tane belediye başkanı geçirdik ve bu üç belediye başkanına teşekkür ediyorum. Niye? Çünkü hiçbir zaman bu cemevini belediyenin mülkiyetine geçirme çabası içinde olmadılar. Ellerinden geldiğince yardımcı oldular. Ama Ali Kılıç yedi katlı çatısı bitmiş cemevini yıkıp yeniden yapmak istedi. Ali Kılıç burayı yıkma mücadelesine girdikten sonra Alevi toplumu cemevinin yıkılmasına razılık vermedi ve sonuçta bu işi başaramadı. Başaramayınca Ali Kılıç’ın bu cemevine husumeti ve düşmanlığı başladı.  Kısa ve net olarak şunu söylüyorum; Alevilerin ibadethanelerinden ellerinizi çekin.”

    2008  yılından beri cemevinde inşaat sorumlusu olan Mehmet Matur ise, geçmiş dönemlerdeki belediye başkanlarının yardımcı olduklarını ancak Ali Kılıç’ın bir gün cemevinin kapısını açmadığını  belirterek, “22 yıldır hala inşaat halinde olan bir yer niye bu kadar sürdü? Çünkü bağışlarla yapılan bir iştir, o yüzden inşaat ağır gitti. Ali Kılıç geldi buranın ince inşaatını yaptı ve 35 milyar fatura çıkarmış. “35 milyar harcama yaptım diyor” ben bir inşaatçı olarak senin harcadığın para 13 milyarı geçmez diyorum. Neyin peşindesin sen” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

  • 29 EKİM 2020 PERŞEMBE-GÜNDEM

    29 EKİM 2020 PERŞEMBE-GÜNDEM

    -Batıkent Adnan Kahveci Dayanışma Platformu üyesi. Nilgün Karababa Ankara Yenimahalle Batıkent’te 33 bin dönümlük bir alanda bulunan Adnan Kahveci parkının Yenimahalle Belediyesi tarafından yap, işlet, devret modeliyle ticarethaneye dönüştürülmesini PİRHA’ya değerlendirdi. Karababa, “Platform içerisinde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür derneği Yenimahalle Şube, Divriği Kültür Derneği ve Halkevleri bu alanın ranta açılması noktasında belediye ile aynı noktada olması anlaşılamaz. Batıkent halkıyla yüzleşmesi gerekir” dedi. GÖRÜNTÜLÜ

    – İstanbul Maltepe Belediyesi tarafından uygulanmak istenen ‘kentsel dönüşüm’ projesine karşı ‘yerinde dönüşümü’ savunan Gülsuyu ve Gülensu mahallelerini temsilen eski muhtarlar ve sivil toplum kuruluşlarının Bölge İdare Mahkemesi’nde açtığı dava dün görüldü. Duruşmada planın bütününe yönelik yürütmenin durdurulması ve planın iptal edilmesi talep edildi. Mahallelinin davayı kaybetmesi durumunda, pek çok hak kaybı yaşanmasından endişe ediliyor. FOTO

    -Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, korona virüsün artış gösterdiği duruma dikkat çekmek için basın metni yayınladı. Yapılan açıklamada, “Pandemi koşullarının yaşandığı bu dönemde sağlık ve sosyal hizmet alanında yaşanan personel eksikliği çok daha fazla görünür olmaya başladığı aynı zamanda bu dönemde sağlık hakkının ne kadar yaşamsal olduğunu ve bu hakkı yerine getirecek sağlık emekçilerine ne kadar ihtiyaç olduğu da açığa çıkmıştır” denildi-FOTO

  • Fransa, evlere kapanıyor

    Fransa, evlere kapanıyor

    PİRHA-Fransa Cumhurbaşkanı Macron, koronavirüs salgını nedeniyle genel karantina ilan ederek, “ikinci Covid-19 dalgası ilkinden çok daha ölümcül olacak” dedi.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ulusa sesleniş konuşmasında 30 Ekim Cuma gününden itibaren ülke genelinde karantina uygulanacağını söyleyerek, karantinanın 1 Aralık’a kadar uygulanacağını kaydetti. Vatandaşların evlerinden yalnızca iş, market alışverişi veya sağlıkla ilgili nedenlerle çıkmalarına izin verilecek, okullar ve kreşler ise açık kalacak.

    Fransa’daki son durum:

    Ülkede son 24 saatte 523 kişinin daha yaşamını yitirmesiyle can kaybı 35 bin 541’e ulaştı. Bu rakamla son 6 ayın en yüksek günlük ölü sayısı kaydedilmiş oldu. Ülkede virüs bulaşan kişi sayısı son 24 saatte 33 bin 417 artışla 1 milyon 198 bin 695’e yükseldi. Hastanelerde 2 bin 918’i yoğun bakımda olmak üzere 18 bin 978 kişinin tedavisi sürerken, iyileşenlerin sayısı 1369 artışla 112 bin 716’ya çıktı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de eylem ve etkinlikler 15 gün boyunca yasaklandı

    Dersim’de eylem ve etkinlikler 15 gün boyunca yasaklandı

    PİRHA- Dersim’de eylem ve etkinlikler koronavirüs gerekçe gösterilerek 15 gün boyunca yasaklandı.

    Tunceli Valiliği tarafından yapılan açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Umumi Hıfzıssıhha Kanunu hükümleri ile İl Hıfzıssıhha Meclisi’nce alınan kararlar doğrultusunda, valilik ve kaymakamlık makamının uygun göreceği etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği, resmi bayram, resmi anma günleri, resmi tören ve kutlamalar ile bu kurumların gelenek ve göreneklere göre yapacakları programlar, spor faaliyetleri ile bilimsel, ticari ve ekonomik amaçlarla yapılan etkinlik ve toplantılar ile asgari düzeyde katılım, maske kullanarak ve sosyal mesafe kurallarına riayet edilerek yapılacak basın açıklamaları hariç olmak üzere il sınırlarımız içerisinde düzenlenecek her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşü, miting, açık hava toplantısı, protesto eylemi, oturma eylemi, açlık grevi, stant açmak, imza kampanyası, konser, şenlik, el ilanı, bildiri, broşür dağıtmak, afiş, poster açmak, meşale yakma ve taşıma, konferans ve benzeri tüm etkinlikler 15 gün süreyle yasaklanmıştır.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Bakan Koca: Son 24 saatte 77 kişi hayatını kaybetti

    Bakan Koca: Son 24 saatte 77 kişi hayatını kaybetti

    PİRHA- Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, Türkiye’de son 24 saatte 2 bin 305 hasta tespit edildi. 77 kişi hayatını kaybetti, toplam can kaybının 10 bin 27’ye yükseldiğini açıkladı.

    Sağlık Bakanlığının Covid-19 bilgilendirme sayfasında Türkiye’nin güncel koronavirüs tablosu kamuoyuyla paylaşıldı.

    Tabloya göre son 24 saatte 77 kişi koronavirüsten hayatını kaybetti, toplam can kaybı 10 bin 27’ye yükseldi.

    Bugün toplam 128 bin 312 test yapılırken, 2 bin 305 yeni hasta tanısı konuldu.

    Toplam hasta sayısı 368 bin 513 oldu. Bugün iyileşen bin 662 kişiyle birlikte toplam iyileşen toplam hasta sayısı 319 bin 181’e yükseldi. Toplam hastalarda zatürre oranının yüzde 5,0, toplam ağır hasta sayısının ise bin 836 olduğu açıklandı.

     (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Bülbül: Bize bu kadar değeri bahşeden toprağın kıymetini bilelim-VİDEO

    HDP’li Bülbül: Bize bu kadar değeri bahşeden toprağın kıymetini bilelim-VİDEO

    PİRHA-TBMM Genel Kurulu’nda Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifi yasalaştı. HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, yasayı eleştirerek, “Tarım sahalarına yapılan barajlar, maden sahaları ve çarpık kentleşmeyle tarım alanları yok edildi” dedi.

    Haberin videosu;

    TBMM Genel Kurulu’nda Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifi yasalaştı. HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül Genel Kurul’da yaptığı konuşmada “Tabi kapsam oldukça geniş ve sadece çiftçiyi değil Türkiye’nin hemen her bireyini çok yakından ilgilendiren yaşamsal bir konu. Fakat tarımla ilgili Türkiye’de maalesef edinilmiş bir çaresizlik var o da tarımın son derece sıradan bir şey olduğunu ve tarımla, çiftçilikle ilgili yapılan küçümsemelerin giderek arttığını” söyledi.

    “MODERN AKILLA, BİLİMLE BİZ BUNU YAPAMIYORUZ”  

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, konuşmasında şunları söyledi:

    “Mesela ben size antik zamanlardan örnekler vereyim. Urartu uygarlığını biliyorsunuz mutlaka olduğu yere gidin kentini tepeye hinterlandına hâkim bir yere kurmuşlar ve tarım arazisine asla dokunmamışlar. Malatya Aslantepe’de de öyle, bu sistematik bir şekilde yok edilen Hasankeyf’te de böyle. Burdur-Antalya yolu üzerinde Sagalassos Antik Kenti’ne gidin kent nasıl kurulur, tarım alanı nasıl korunur ve tarım alanından nasıl faydalanılır dünyaya örnek olabilecek bir şey. Modern akılla, bilimle biz bunu yapamıyoruz. O kadar uygarlık içerisinde bu kadar berbatlığı nasıl yapıyoruz bende anlamış değilim.” dedi.

    “DAĞLARIMDAN YAĞ, OVALARIMDAN BAL AKAN ÜLKE DİYORDU NEREDE O YAĞ VE BAL”

    Bülbül, “Antalya’ya gidin. Ne kadar portakal bahçesi varsa katledilip konut yapılmış. Adıyaman’a gidin, dümdüz araziye şehir kurulmuş ve tarım arazisi yok edilmiş. Böyle bir yerde nasıl tarım yapılacak. Hani Herodot Ege için diyordu, dağlarımdan yağ, ovalarımdan bal akan ülke diyordu. Nerede o yağ ve bal, Sayın Aydın milletvekilimiz Süleyman Bülbül. Verimli hilal Mezopotamya. Ergene ovasından en batıdaki Ergene ve Gediz ovasından en doğudaki Iğdır ve Muş ovasına kadar inceleyin. En kuzeydeki Çarşamba ve Bafra ovasından en güneydeki Amik ovasına kadar inceleyin. Göreceksiniz bir toprak katliamı, bir su katliamı, bir tarım alanı katliamı ve giderek tarımın çiftçiliğin yok edildiği bir şey. Cumhuriyet’in ilk kuruluş yıllarında nüfusun yüzde 80’i köylerde yüzde 20’si kentlerde değil miydi? Şimdi köylerde insan kalmamış. İnsanlar kredi almak, çeşitli tarım ve hayvancılıkla uğraşmak istiyor ama yok. Tarım hayvancılık ilişkisi, tarım su ilişkisi, tarım iklim ilişkisi, tarım insan ilişkisi kesinlikle kurulamıyor. Ayıptır, günahtır, yazıktır. Gelin bu sadık yârimize ihanet etmeyelim, bizi bağrına basacak olan, bize bu kadar değeri bahşeden toprağın ve toprağın bağlaşıklarının toprağın paydaşlarının kıymetini bilelim” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Balıkesir Alevi Güç Birliği yürütmesi 2. kez toplandı

    Balıkesir Alevi Güç Birliği yürütmesi 2. kez toplandı

    PİRHA- ‘Birliğimiz Dirliğimizdir’ şiarı ile Balıkesir Alevi Güç Birliği yürütmesi 2. kez toplanarak, yeni görev dağılımını gerçekleştirdi.

    Pandemi nedeniyle fiziksel mesafeye uyan Balıkesir Alevi Güç Birliği yürütmesi 2. kez toplandı.

    Bu yıl içinde Hakk’a yürüyen Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Altınoluk Şube Başkanı Abdullah Karaağaç, AKD Küçükkuyu Şube Başkanı Cafer Temizel ve Cem Vakfı Güre cemevi yöneticisi Paşa Bozbey nezdinde demokrasi ve özgürlük için bedel ödemiş canlar adına saygı duruşu yapılarak toplantıya başlandı.

    Gündem maddelerinin görüşülmesi sonrasında yeni görev dağılımı yapıldı. Yürütmenin tamamına 2 yıl, yürütmenin içinde oluşturulan sekretaryaya ise dönüşümlü olarak 1 yıl rızalık verildi.

    Daha iyi hizmet verebilmek,  gelişecek olan güncel olaylara anında tepki gösterip çözüm üretmek için 7 bölgeye sorumlu olarak rızalık verilenler şu şekilde:

    Hüseyin Haydar Altay (Altınkum Bölgesi), Mehmet Şaylı (Altınoluk), Nazım Karaman ( Küçükkuyu), Mülkinaz Şahin (Güre), Muharrem Keskün (Burhaniye), Akay Şahin ( Balıkesir), Sevim Dektaş (Bandırma Bölge Sorumlusu).

    Toplantı sonucunda yeni yürütme listesi ise şöyle oluşturuldu:

    1-Hüseyin Haydar Altay  (PSAKD Edremit Şube Başkanı)

    2-Mehmet Şaylı (AKD Altınoluk Şube Başkanı)

    3-Muharrem Keskün (AKD Burhaniye Şube Başkanı)

    4-Eylem Aydoğdu (AKD Burhaniye Şube Yöneticisi)

    5-Mülkinaz Şahin (Güre Cem Vakfı Güre Cemevi Başkanı)

    6-İsmail Kaya (Güre Cem Vakfı Güre Cemevi Yöneticisi)

    7-Perihan Demirel (AKD Altınoluk Şube Yöneticisi)

    8-Hüseyin Simliova (PSAKD Edremit Üst Kurul Delegesi)

    9- Yusuf Özkan (AKD Küçükkuyu Şube Yöneticisi)

    10- Sevim Dektaş (AKD Bandırma Şubesi Başkanı)

    11- Vahap Zengin ( AKD Bandırma Şube Yöneticisi)

    12-Sevim Kılıç (AKD Erdek Şube Başkanı)

    13-  Erol Ablak (İMKO Cem Vakfı Cemevi 2. Başkanı)

    14- Akay Şahin (Hacı Bektaş Veli Kültürü Tanıtma ve Yaşatma Derneği Balıkesir Başkanı)

    15-Mehmet Ali Daban (Hacı Bektaş Veli Kültürü Tanıtma ve Yaşatma Derneği Yöneticisi)

    16-Hakverdi Buğutekin (Armutlu Dernek Başkanı)

    17-Nurullah Uslu (Karaman Dernek Başkanı)

    PİRHA/BALIKESİR