Yazar: Devrim

  • Alevi kurumları: Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz; sebebi demokrasi ile ilgili vaadleri

    Alevi kurumları: Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz; sebebi demokrasi ile ilgili vaadleri

    PİRHA – Alevi kurumları “evet açıkça söylüyoruz ki, bu inanç kimliğinin evladı olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanındayız ve onu destekliyoruz. Ancak, bunun sebebi sadece kimliği değil, nitelikleridir. Uzlaştırıcı kişiliğidir. Dürüstlüğü ve tek adam rejimine karşı demokrasi ile ilgili vaadleridir” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu(ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı(HBVAKV), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu(AABK), Alevi Kültür Dernekleri(AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu(AABF), Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğini açıkladığı videoya ilişkin ortak yazılı bir açıklama yayınladı.

    13.Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” başlığıyla yayınladığı videonun Alevileri ve Alevi kurumlarını memnun etmekle birlikte bir o kadar da endişeye ve üzüntüye sevk ettiği belirtildi.

    “Kimliklerimiz onurumuzdur, eşit yurttaşlık ve laik-demokratik cumhuriyet temel taleplerimizdir” başlığıyla yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

    “KİMLİĞİNİ AÇIKLAMAYA ZORLAMA İNSAN HAKKI İHLALİ”

    “13.Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu, kimliğini açıklamasına zorlayan yaklaşım, bu ülkede hala ayrımcılığın, inkarcı ve asimilasyoncu politikaların hangi boyutta olduğunun göstergesidir.

    Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylıkta adı geçtiği günden beri nasıl bir linç kampanyası ile karşı karşıya kaldığı ortadadır. Alevi kimliği üzerinden, insanlık dışı, ırkçı ve orta çağ kalıntısı bir zorbalıkla karşılaşan sayın Kılıçdaroğlu’nun dün yayınlanan ve kimliğini deklere ettiği videosu, biz Alevileri ve Alevi kurumlarını memnun etmekle birlikte bir o kadar da endişeye ve üzüntüye sevk etmiştir.

    Memnun olduk çünkü; bu ülkede yıllarca Alevi olduğunu söyleyemeyen bizler eğer bugün sokakta, okulda, işyerinde ve siyasette evet ben Aleviyim diyebiliyorsak bunu ödediğimiz ağır bedellere ve kurumlarımızın kararlılıkla sürdürdüğü eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesine borçluyuz. Bu güne bu mücadele sayesinde geldik. Endişelendik ve üzüldük çünkü, hiçbir demokratik ülkede insanlar kimliklerini açıklamaya zorlanamazlar. Böyle bir zorlama insan hakkı ihlalidir.

    “AYRIMCILIKTAN VE HAKSIZLIKLARDAN KURTULAMADIK”

    Kimlikler üzerinden siyaset yapmak ne yazık ki bizim gibi demokrasiden ve laiklikten nasiplenmemiş ülkelere aittir.

    Aleviler ve Alevi kurumları olarak biz hiçbir zaman insanları ırkları, inançları, dilleri ve milliyetleri üzerinden yargılamadık ve ayrımcılığa tabi tutmadık. Ancak, buna rağmen ayrımcılıktan ve haksızlıklardan kurtulamadık.

    Bugüne kadar oy verdiğimiz adayların kimliklerini sorgulamadık ama bizler her alanda kimliğimiz üzerinden dışlandık ve ayrımcılığa uğradık. Bunun bütün sebebi yukarıda da belirttiğimiz üzere laik ve demokratik Cumhuriyetten mahrum oluşumuzdur.

    Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da ifade ettiği gibi, esas olanın dürüstlük, çağdaşlık, liyakat olduğunu göremeyen ve duyguları ile hareket eden hiçbir toplum ilerleyemez. Ortadoğu devletlerine benzemekten de kurtulamaz. Alevi kurumlarının yegane çabası ve mücadelesinin temeli budur.

    Aklın ve bilimin ışığında ilerleyebilmemizin, kültürel yönden zenginleşebilmemizin, eşit yurttaşlar olarak, barış içinde ve kardeşçe birlikte yaşayabilmemizin yolu laik ve demokratik Cumhuriyettir.

    Sevgili Canlar,
    Evet biz Aleviler Hak, Muhammed, Ali inancına sahibiz, insan-ı kamil olmaktır gayemiz, insanın gül cemalidir kabemiz. 72 millete aynı nazarda bakmayanı kendimizden saymayız. Tabiattaki canlı cansız bütün varlıkları Hakk’ın bir zerresi sayar ona göre davranırız. Bir canlıya kıymayı Hakk’a kıymak olarak görürüz. Çalana, şiddet uygulayana, zulmedene, kul hakkı yiyene iyi gözle bakmayız. İncinsek de incitmeyiz. Zulme seyirci kalmayız, zalimi alkışlamayız.

    “KILIÇDAROĞLU’NUN YANINDAYIZ”

    Evet açıkça söylüyoruz ki, bu inanç kimliğinin evladı olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanındayız ve onu destekliyoruz. Ancak, bunun sebebi sadece kimliği değil, nitelikleridir. Uzlaştırıcı kişiliğidir. Dürüstlüğü ve tek adam rejimine karşı demokrasi ile ilgili vaadleridir. Bu desteğimiz körü körüne bir destek değildir. Kimsenin şüphesi olmasın ki, seçilmesinden sonra taleplerimiz karşısında duyarsız kalması ve topluma verdiği sözleri unutması halinde en büyük muhalefeti yapacak olan da biz oluruz.

    Sevgili Canlar;
    Yoksulluk, yolsuzluklar, haksızlıklar, açlık, sefalet, ayrımcılık, bunca cahillik ve bunca ölümler kaderimiz olamaz. Tek adam rejimini hak etmiyoruz. Gelin hep birlikte bu ülkeyi özgürleştirelim. Kimliklerimiz hepimizin onurudur. Kimlikler üzerinden siyaset yapanlara fırsat vermeyelim. Laik ve demokratik Cumhuriyeti birlikte inşaa edelim.

    Başka Türkiye yok canlar. Kardeşçe ve barış içerisinde birlikte yaşayacağız. Acıyı da, kederi de, sevinci de birlikte duyumsayacağız.
    Binbir renkte açan çiçekler misali bu ülkede yaşayan farklı kültür ve inançlardan 85 milyonun ihtiyacı barıştır, huzurdur, iştir, ekmektir ve tabi ki özgürlüklerdir.

    Farklılıklarımız, zenginliğimizdir. O halde ayrımcılığa ve adaletsizliklere karşı Türkiye halklarına açık çağrımızdır:

    GELİN CANLAR BİR OLALIM..”

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

  • Uçar: Alevilerin yürüttüğü mücadeleyi kendi mücadelemiz olarak görüyoruz-VİDEO

    Uçar: Alevilerin yürüttüğü mücadeleyi kendi mücadelemiz olarak görüyoruz-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan iki cemevini ziyaret eden Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Alevilerin yürüttüğü mücadeleyi kendi mücadelemiz olarak görüyoruz” dedi. Uçar, “Bizler açısından bu seçimin asıl belirleyeni, Kürtlerin yürüttüğü özgürlük ve demokrasi; Alevilerin yürüttüğü eşitlik, kadınların yürüttüğü eşitlik ve özgürlük, gençlerin gelecek mücadelesidir” dedi.

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ile beraberindeki partililer bugün İstanbul’un Sultangazi ilçesinde bulunan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi ile Gazi Cemevi’ni ziyaret etti. Uçar‘a ziyareti sırasında Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı Öztürk Türkdoğan da eşlik etti.

    Uçar‘ın ilk durağı AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi olurken, cemevi yönetimi ve emekçileri ile bir araya geldi. Cemevi başkanı Zeynal Odabaş ziyaret sırasında “Demokrasi mücadelesini birlikte kazanacağımızı düşünüyoruz. Tutsak canlarımız var. Bu adaletsizlik bir gün mutlaka sona erecek. Yezid zihniyetli iktidarın davalarını, yargılamalarını meşru bulmuyoruz. Bizleri yargılasalar da demokrasiden, hoşgörüden, barıştan, bir arada yaşamaktan asla vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN MÜCADELESİNİ KENDİ MÜCADELEMİZ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Odabaş‘ın ardından söz alan Uçar ise 14 Mayıs seçimlerinin önümüzdeki yüzyılı etkileyecek bir niteliğe sahip olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

    “Mücadele geleneğini devraldığımız Halkların Demokratik Partisi ile Yeşil Sol Parti, Türkiye’de kadın milletvekillerinin parlamentoda en çok olmasını sağlayan, eşit başkanlık sistemi ile eşit temsiliyeti sağlayan bir gelenek. Çok kritik bir seçim süreci ile karşı karşıyayız. Bu seçimin mevcut iktidar ile toplumun iktidara karşı olan mücadelesi arasında geçeceğini düşünüyoruz. Haftalardır alanları geziyoruz. Halkların çok büyük bir teveccühü var. Mevcut tek adam rejiminin Alevi halkına, Kürt halkına ve bütün demokratik mücadele alanlarına uygulamış olduğu baskı politikalarının sonuna gelmiş durumdayız. Alevilerin yürüttüğü mücadeleyi kendi mücadelemiz olarak görüyoruz. Kadim bir mücadele var. Bu mücadele temelinin Türkiye’de yaşayan bütün halklar açısından bir öncü rol oynadığının farkındayız. Biz de sizin mücadelenizin bir parçasıyız ve büyütmek için elimizden geleni yapacağız. Devletin ve mevcut iktidarın kodlarında kendi Alevisini ve kendi Kürdünü yaratma projesi hiç bitmedi. Son olarak kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile devletin kodlarının iktidar ile birlikte hala değişmediğinin, aynı inkar ve asimilasyonun devam ettiğinin göstergesidir. Bütün mücadele alanlarında yükselen direniş aslında bir değişimi gösteriyor. Yüzyılın mimarı olacak bir seçim ile karşı karşıyayız.

    “ŞİDDET DIŞINDA YÖNETME MEKANİZMALARI YOK”

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar  ve partililerin ikinci durağı Gazi Cemevi olurken, Uçar burada da şunları dile getirdi:

    “Bu ülkenin coğrafyası çok kimlikli, çok kültürlü. Uzun bir süredir aslında bu kimliklerin inkarı üzerinden inşa edilmeye çalışılan ve bugün geldiğimiz aşamada da şiddet dışında hiçbir yönetme mekanizması bulunmayan bir tek adam rejimi ile karşı karşıyayız. 22 yıllık bu süre zarfında AKP-MHP iktidarı bürokrasi, şiddet biriktirdi ama başta Aleviler, kadınlar, Kürtler, demokratik muhalefeti yürüten bütün kesimler de çok büyük deneyim ve tecrübe biriktirdi. Bizler açısından bu deneyim, 14 Mayıs’ta demokratik bir Türkiye’ye evrilmesi gereken bir süreci ifade ediyor. Alevi mücadelesinden feyz alan bir parti çalışması sürdürüyoruz. Bizler açısından bu seçimin asıl belirleyeni, Kürtlerin yürüttüğü özgürlük ve demokrasi; Alevilerin yürüttüğü eşitlik, kadınların yürüttüğü eşitlik ve özgürlük, gençlerin gelecek mücadelesidir.

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • FEDA’nın ‘Rıza Şehri Akademi Konferans Etkinliği’ 22-23 Nisan’da

    FEDA’nın ‘Rıza Şehri Akademi Konferans Etkinliği’ 22-23 Nisan’da

    PİRHA -Demokratik Alevi Federasyonu, Dortmund kentinde ‘Rıza Şehri Akademi Konferans Etkinliği’ düzenliyor. 22-23 Nisan’da yapılacak konferans 10 oturum şeklinde olacak. 

    Almanya’nın Dortmund kentinde Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)’nun düzenlediği ‘Rıza Şehri Akademi Konferans Etkinliği’ 22-23 Nisan’da yapılacak.

    22 Nisan Cumartesi günü saat 10.00’da kayıt işlemlerinin ardından başlayacak olan etkinliğe 19 katılımcının bazıları çeşitli ülkelerden, bazıları da Zoom üzerinden katılacak. İki gün sürecek olan etkinlik toplamda 10 oturum olarak yapılacak.

    ETKİNLİK KATILIMCILARI

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)’nun düzenlediği ‘Rıza Şehri Akademi Konferans Etkinliği’ne Dilşah Deniz Zoom üzerinden, Engin Sustam Zoom üzerinden, Zeynep Türkyılmaz Zoom üzerinden, Kenan Engin Berlin’den, Şükrü Aslan Türkiye’den, Çetin Gürer 23 Nisan Pazar günü Bremen’den, Hakan Mertcan Hamburg‘tan, Zana Kibar Almanya‘dan, Selim Çakmaklı Zoom üzerinden, Heval Bozbey, Erdoğan Yalgın Hagen’den, Yektan Türkyılmaz Viyana’dan, Erdal Gezik Hollanda’dan, Alihıdır Eren Köln’den, Ahmet Kerim Gültekin, Alihüseyin Kerimoğlu Romanya’dan, Muzaffer Kaya Berlin’den, Neşe Özen, Yılmaz Kahraman Köln’den gelerek katılacaklar.

    RIZA ŞEHRİ AKADEMİ KONFERANS ETKİNLİĞİ PROGRAMI

    İki gün sürecek olan etkinlik 22 Nisan’da kayıt işlemlerinin ardından 5 oturum, 23 Nisan’da da 5 oturum olmak üzere toplamda 10 oturum şeklinde yapılacak. Etkinliğin konu başlıkları şu şekilde:

    22.04.2023 – Cumartesi

    1. Oturum

    11:00 -11:45 Alevi çalışmalarında Akademiden beklentimiz konulu sunum

    11:45 – 12:00 Kahve Arası

    2. Oturum

    12:00 -12:45Özerk Akademi Faaliyetimiz Nasıl Olmalıdır? Mali Özerklik Açısından?

    12:45 – 13:00 Kahve Arası

    3. Oturum

    13:00-13:45 Mali Özerkliğe Devam

    13:45 – 14:45 Yemek arası

    4. Oturum

    14:45-15:30 İdari Özerklik Nasıl Olmalı?
    15:30 – 15:45 Kahve Arası

    5. Oturum

    15:45 – 16:30 Akademik Özerkliğin İşleyişinde; Alevilik tarihi, teolojisi, coğrafyası, mitolojisi, sanat ve edebiyatının araştırılması, incelenmesinin metodu ve yöntemi(Bilgi Üretimi) nasıl olmalı?
    16:30 – 16:45 Kahve Arası

    16:45 -17:30 Alevilik araştırma ve inceleme gündemine devam

    23.04.2023- Pazar

    1. Oturum

    10:00-10:45 Alevi araştırma incelemelerin izlenmesi, desteklenmesi, arşivlenmesi, kütüphane vb.(Bilginin Birikimi ve korunması)
    10:45 – 11:00 Kahve Arası

    2. Oturum

    11:00-11:45 Alevi araştırma ve incelemelerin izlenmesi, arşivlenmesi ve korunması gündemine devam
    11:45-12:00 Kahve Arası

    3. Oturum

    12:00-12:45 Açığa çıkan Alevi İnanç değerleri, kavram ve kuramlarının (Alevilik’in Akademik İnşası) uluslararası literatüre aktarılmasının yolu ve yöntemi ne olmalıdır?
    12:45 13:45 Yemek Arası

    4. Oturum

    13:45-14:30 Aleviliğin Akademik İnşaası gündemine devam

    14:30 14:45 Kahve Arası

    5. Oturum

    14:45 – 16:00 Konferans Sonuç Bildirgesi. Çalışma ekibi ve yol haritasının belirlenmesi

    ve Kapanış.

    PİRHA/ALMANYA

  • Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Uçar: Seçim güvenliğini sağlayacağız, müsterih olun-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Uçar: Seçim güvenliğini sağlayacağız, müsterih olun-VİDEO

    PİRHA – Adıyaman’da seçim büro açılışına katılan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Mevcut iktidarın 20 yıllık yürüttüğü politikalar karşısında en çok bedel ödeyenin Kürtler ve Aleviler olduğunu söyledi. Depremle beraber depremin acısını da en derin yaşayanların kadınlar olduğunu belirten Uçar, seçim güvenliğine de değinerek “Biz önlemimizi aldık. Halkımız müsterih olsun, kazandık” dedi.

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Adıyaman’da seçim bürosu açılışında PİRHA‘ya konuştu.

    “EN ÇOK BEDEL ÖDEYEN KÜRTLER VE ALEVİLER”

    Deprem, kadın mücadelesi ve seçim güvenliğine değinen Uçar, “Deprem bölgesinde yas ve acı çok taze. Ama bu yas ve acının bir isyana ve öfkeye dönüştüğü de kesin. Bugün büro açılışında gördüğümüz kalabalık da bunun göstergesidir. Mevcut iktidarın 20 yıllık yürüttüğü politikalar karşısında en çok bedel ödeyen Kürtler ve Aleviler. Biz de bir Kürt ve Alevi şehrindeyiz. Dolayısıyla bu politikalar karşısında bugüne kadar yürütülen bu mücadele belli ki bugün 14 Mayıs seçimlerinde başka bir merhaleye dönüşecek. Bu da tek adam rejiminin aslında bugüne kadar yürüttüğü politikalarla mahkum edilip değiştirilmesi ve dönüştürülmesi yönünde gözüküyor” dedi.

    “DEPREMİN ACISINI DAHA ÇOK KADINLAR YAŞIYOR”

    Depremin acısını belki de en derin yaşayanların kadınlar olduğunu belirten Uçar şöyle devam etti:

    “Depremde yaşadıkları kayıplar hem deprem sonrası üstlenmek zorunda kaldığı bakım yükümlülüğü hem zaten kadına yönelik şiddetin tavan yaptığı ülke koşullarında çadır kentlerde olmak ya da dışarıda kalma meselesinin yarattığı şiddet, bunların hepsi aslında kadınların yaşamış olduğu toplumsal cinsiyet eşitsizliği depremle birlikte daha çok açığa çıktı. Buna müteakip sadece kadınlar açısından değil, deprem bölgesinde yaşayan bütün insanların seçime dönük mutlaka bir tepkisi olacak. Burada göç çok yaşandı. Bizler Yeşil Sol Parti olarak göç edenlerin ve burada kalanların kullanacağı her oyun çok kıymetli olduğunu biliyoruz. Ve yurttaşların sandığa gitmesi için elimizden geleni yapma konusunda bir hazırlığımız var.”

    “KADIN MÜCADELESİ, YEŞİL SOL PARTİ İLE HAYAT BULACAK”

    Uçar, AKP-MHP iktidarının 20 yıllık varlığını kadın düşmanlığı üzerine kurduğunu söyleyerek mevcuttaki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı hakkında şunları söyledi:

    “Kadınlar açısından ise mevcut AKP-MHP iktidarı 20 yıllık varlığını en çok kadın düşmanlığı üzerine kurmuş oldu. Kadın cinayetlerinin, kadına yönelik şiddetin tavan yaptığı bu süreçte kadınların refleksi de aslında kendisine düşmanlık eden politikalar karşısında yeniyi, kadın mücadelesini, özgürlüğünü savunan, haktan olacaktır. Hem İstanbul Sözleşmesi’ni 6284’ü seçim pazarlığı olarak yapma bence Türkiye’deki bütün kadınlar açısından çok iyi bir referans. “İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlüğe koyup tek adam rejimini yürürlükten kaldıracağız” sloganıyla da hayat bulacak bir süreç gibi duruyor. Beyannamemizde kadın bakanlığı var. Mevcutta bir Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı var ama kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesine dair geliştirici, kapsayıcı, sahiplenici hiçbir tutumu yok. Tam tersine konumlandığı yer hem erkek egemenliği hem de erkek devlet şiddetini koruyan ve onun sınırlarında kalan bir pozisyonda. Bizim açımızdan bütün kadınların taleplerinin dile getirilebildiği, bu taleplerin hayata geçirilebildiği bir bakanlık çok kıymetli. Kadın mücadelesinin aslında yükselttiği bir talep bu. Umuyoruz ki Yeşil Sol Parti ile de hayat bulacak.”

    “HALKIMIZ MÜSTERİH OLSUN”

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Hazırlıklı bir sürecimiz var” diyerek seçim güvenliği konusunda da, “Seçim güvenliği bizim açımızdan ilk aşama olarak herkesin sandığa gidip oyunu kullanması. İkincisi oyuna sahip çıkması. Üçüncüsü biz Yeşil Sol Parti olarak ilk defa seçime girdiğimiz için resmi olarak sandık görevlisi veremiyoruz. Ama müşahit arkadaşlarımızla seçim güvenliğini sağlayacağız. Seçim güvenliği ile ilgili çalışma yürüten sivil toplum kuruluşları var. Onlarla iletişim halindeyiz. Ama toplamında değiştirmek istediğimiz bu tek adam rejimi karşısında muhalefette yer alan bütün partilerle de seçim güvenliği konusunda yan yana gelebilme esnekliğimiz var. Dolayısıyla hazırlıklı bir sürecimiz var. Bizim alacağımız seçim sonucu bence en kıymetli seçim güvenliği olacak. Seçimlerin iptal edilmesi, seçim sonuçlarının kabul edilmemesine bile cüret edemeyecek bir sonuçla çıkacağımızdan eminiz. O yüzden biz önlemimizi aldık. Halkımız da müsterih olsun, kazandık.”

    Rohat EMEKÇİ- Murat Kamil DEMİR/ADIYAMAN

  • Sanatçı Ali Baran: İfade özgürlüğü yok, adaleti savunduğum için ceza aldım-VİDEO

    Sanatçı Ali Baran: İfade özgürlüğü yok, adaleti savunduğum için ceza aldım-VİDEO

    PİRHA – Sanatçı Ali Baran, aldığı hapis cezası hakkında İstanbul’daki Dersim Araştırmaları Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Açıklama Ali Baran ve avukatı Mehmet Mustafa Alptekin tarafından yapıldı. Baran, “Adaleti savunduğum için ceza aldım. Ben milyoner değilim. Bir sazım bir de sesim var. ‘Bu parayı nereden bulayım?’ dedim, dinleyen olmadı. Kapılar yüzüme kapandı” dedi. 

    Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Sanatçı Ali Baran hakkında soruşturma açılmıştı. Yapılan yargılama sonunda Ali Baran’ın farklı tarihlerdeki paylaşımlarında terör örgütü propagandası yaptığı gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Dersim Araştırmaları Merkezi’nde yapılan basın açıklamasına Yeşil Sol Parti ikinci bölge milletvekili adayları Öztürk Türkdoğan, Erdal Doğan, üçüncü bölge milletvekili adayı Edip Aslan, Halkların Demokratik Kongresi Halkla İnançlar Meclisi, Demokratik Alevi Dernekleri’nden Saime Topçu, Ali Şeker, HDP Beyoğlu İlçe Örgütü, Mezopotamya Kültür Derneği, Kürdistan Sosyalist Partisi Merkezi Yönetim Üyesi Bahattin Turan, DEDEF’ten  Ali Rıza Bilir, Pertek Derneği’nden Ahmet Doğru katıldı.

    Ali Baran, aldığı ceza nedeniyle bugün bir basın toplantısı yaparak, “Bu düzenin böyle devam etmesini istiyorsanız, AKP’ye oy vermeye devam edin. Barış ve hukuk içinde yaşamak istiyorsanız bu düzeni değiştirmeniz lazım. Benim gibi bir paylaşımdan dolayı siz de iki buçuk yıl ceza yiyebilirsiniz” dedi.

    ADALETİ SAVUNDUĞUM İÇİN BU CEZAYI ALDIM

    “Yaşım 70’e dayandı. Ben hapis yatamam. Bu kadar yeter” diyen Baran, yaptığı basın açıklamasında şunları dile getirdi:

    “Hepinizin bildiği gibi sosyal medya paylaşımlarımdan dolayı yargılanıyorum. Benim Türk Devletiyle sorunlarım yeni değil. Dersimli Kürt ve Alevi olmam; 1938’de ailemizden 24 kişinin diri diri yakılmasından beri maalesef aile olarak sürekli baskı gördük. 1978’de Kürtçe şarkılar söylediğimden dolayı birkaç kez tutuklandım. Yurt dışına çıkmak zorunda kaldım. 1982 vatandaşlıktan atıldım. 1990’larda Alman vatandaşlığına geçtim. 1992’de Cem Karaca ile birlikte 300 kişinin geri alındığını 2002’de duymuş oldum. 2013’te Van konserinden sonra Dersim’de soykırım olmuş dediğim için bir yıl ceza aldım. Cezam beş yıl ertelendi. Denetimin bitmesine beş ay kala paylaşımımdan dolayı bana iki buçuk yıl ceza verildi. Türkiye halklarına çağrım şudur: Bu düzenin böyle devam etmesini istiyorsanız, AKP’ye oy vermeye devam edin. Barış ve hukuk içinde yaşamak istiyorsanız bu düzeni değiştirmeniz lazım. Benim gibi bir paylaşımdan dolayı siz de iki buçuk yıl ceza yiyebilirsiniz. Sanatçı olmamdan dolayı savaşa karşı olmam doğal karşılanmıyor. Hiç kimsenin ölmesini istemiyorum. Millet, irk, din benim için önemli değildir. Savaşa hayır dediğim için, barış olsun, insanlar bir arada yaşasın, hukuku, adaleti savunduğum için bu cezayı aldım. Almanya’da yaşayan vatandaşlara ise çağrım şudur: Türkiye’de ifade özgürlüğü yok. ‘Kürtler dilini konuşsun, Aleviler inançlarını rahatça yaşasın, savaş dursun, insanlar barış içinde yaşasın’ demeyin hemen örgüt propagandası derler. ‘Ben ülkemi seviyorum. Mahkemeye gelirim, kaçmam. Konserlerime gideyim, deprem bölgesine yardım edeyim’ dedim yine de yurtdışı yasağı aldım. Teminat için 1,5 milyon para yatır dediler. Ben milyoner değilim. Bir sazım bir de sesim var. ‘Bu parayı nereden bulayım?’ dedim, dinleyen olmadı. Kapılar yüzüme kapandı.”

    AVUKAT ALPTEKİN: BU KARARIN BİZİM NEZDİMİZDE HİÇBİR HÜKMÜ YOKTUR

    Sanatçı Ali Baran’ın avukatı Mehmet Mustafa Alptekin de, yapılan paylaşımlarda örgüt propagandası sayılabilecek hiçbir şeyin olmadığını belirtti.

    Verilen kararı istinafa taşıyacaklarını söyleyen Alptekin, sanat camiasına ve kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunarak şunları kaydetti:

    “Müvekkilimiz Ali Baran, hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma üzerine yapılan yargılamada farklı tarihteki paylaşımları nedeniyle kendisine iki kez 1 yıl 3 er ay olmak üzere toplam 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Paylaşımlarında suç unsuru olan, örgüt propagandası sayılabilecek herhangi bir ifade bulunmamaktadır. Bütün paylaşımları ifade özgürlüğü kapsamında kalan ifadelerdir. Biz biliyoruz ki kendisine ceza verilmesinin tek nedeni Kürt ve Alevi bir sanatçı olarak kendisinin yıllardır değişmeyen duruşudur. Daha önce de kendisine yargı tacizi olmuştur. Kendisi Almanya’da yaşamasına rağmen yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle Almanya’ya, ailesinin yanına gidememektedir. Yargılama bitmesine ve kendisinin katılması gereken herhangi bir yargılama safhası kalmamasına rağmen bu yasak kaldırılmamaktadır. Müvekkil bu şekilde de ayrıca ve farklı bir şekilde cezalandırılmaktadır. Bu kararın bizim nezdimizde hiçbir hükmü bulunmamaktadır. Bu kararı ne vicdanen ne de hukuken kabul etmemiz mümkün değildir. Kararı istinafa taşıyacağız. Sanat camiasına ve kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunuyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Yeşil Sol Parti Maraş Milletvekili Adayı Demiroğlu : Başaracağımıza inanıyorum – VİDEO

    Yeşil Sol Parti Maraş Milletvekili Adayı Demiroğlu : Başaracağımıza inanıyorum – VİDEO

    PİRHA –  Yeşil Sol Parti Maraş Milletvekili Adayı Ayşe Demiroğlu, deprem sonrasında Pazarcık’ta gençlerin kalmadığına dikkat çekerek; gençleri, kadınları, toplumun her kesimini seçimlerde birlikte olmaya, iktidarı değiştirmeye çağırdı.

    14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi’ne sayılı günler kalırken, milletvekili adayları da çalışmalarına başladı.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli depremler sonrasında yaralar da sarılmaya çalışılırken, kimi depremzedeler göç başka illere göç etti, kimileri de yaşadıkları yerleri terk etmediler.

    Pazarcık’ta kalıp iktidarın zorla göç ettirme politikasına direnmeyi öngördüğünü söyleyen Yeşil Sol Parti Maraş Milletvekili Adayı Ayşe Demiroğlu, memleketlerinin Pazarcık olduğunu ve gidecek başka yerin olmadığını belirterek “Ezilenler biziz. Korkmamamız gerekiyor, baskılara sessiz kalmamamız gerekiyor” dedi.

    “HEM KÜRT HEM KADIN OLARAK SESİMİZİ BASTIRMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Seçim sonrasına dair seslerini gürleşeceğini, özellikle kadınların ön planda olması gerektiğini dile getiren Demiroğlu, CAN TV mikrofonuna şöyle konuştu:

    “Aslında Pazarcık’ta gençlik kalmadı. Gittiğiniz yerlerde de görebilirsiniz hep yaşlılar kalmış durumda. Gençlerin hepsi yurt dışına gidiyor. Bir çözüm olarak görüyorlar. Burada kalanlar olarak sayımız çok az. Açıkçası burada kalmayı, direnmeyi öngörüyorum. Çünkü bizim kalacak yerimiz, memleketimiz, coğrafyamız burası. İstiyorum ki sesimiz gür çıksın. Pazarcık’ı yaşatalım. Başımıza çok büyük bir felaket geldi. Burada kalıp, direnip, memleketimizi terk etmememiz gerektiğini düşünüyorum. Zaten gençlik sayımız çok az. Ben kadınların daha ön planda olmasını istiyorum. Pazarcık özellikle kadınlara iş veren bir yapıya sahip değil. En başta kadınların var olmasını kabul etmeleri gerekiyor. Sesimizin çıkmasından korkuluyor, Maraş böyle bir toplum yapısına sahip.”

    “Bizim hem Kürt hem kadın olarak sesimizi bastırmaya çalışıyorlar” diyen Demiroğlu, “Bizi yok sayıyorlar ama varız, kabullenemiyorlar. Gençleri, kadınları, toplumun her kesimini hep birlikte olmaya çağırıyorum. Ezilenler biziz. Korkmamamız gerekiyor, baskılara sessiz kalmamamız gerekiyor. Hep birlikte var olmaya çağırıyorum. Çünkü biz buyuz. Sesimizin gürleşeceğine inanıyorum. Gelecek biziz ama gelecek kalmamış. Benim bir genç olarak yaşadığımı hissetmeye ihtiyacım var. İktidar değişsin istiyorum. Onlara bunu yaşatalım istiyorum. Genç bir aday olduğum için bana oy vereceklerini söylüyorlar. Çünkü meclis yaşlılarla dolmuş. Gençlere yer verilmesini herkes istiyor. Başaracağımıza da inanıyorum. Bizi asimile etmek istiyorlar. Bizi buralardan uzaklaştırmak istiyorlar. Bizi bu rezil hallere sokarak yıldırıp göndermek istiyorlar. Burayı yalnızlaştırmak istiyorlar. İnsanlar burayı bırakıp gitmek istemiyorlar, direniyorlar” şeklinde konuştu.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/MARAŞ

  • Pazarcık’ta AKD yöneticisi Eteş: Umarım iktidar değişir, gençlerin konuşma özgürlüğü olur-VİDEO

    Pazarcık’ta AKD yöneticisi Eteş: Umarım iktidar değişir, gençlerin konuşma özgürlüğü olur-VİDEO

    PİRHA -Alevi Kültür Dernekleri Pazarcık Şube Yönetim Kurulu üyesi Mahmut Eteş, depremden sonra Pazarcık’tan çok sayıda gencin ayrıldığını belirterek, HDP’nin seçim bölgesinde iyi çalıştığını söyledi. Eteş, “Ben gençlerden bir oyun Yeşil Sol Parti’ye bir oyun da Kılıçdaroğlu’na gideceğini görüyorum” dedi.  

    Alevi Kültür Dernekleri Pazarcık Şube Yönetim Kurulu üyesi Mahmut Eteş, depremin ilk gününden bu yana HDP’nin bölgede çalışıp insanlara maddi manevi umut olduğunu belirtti.

    Seçimlere dair iktidarın değişmesi açısından umutlu olduğunu, gençlerden bir oyun Yeşil Sol Parti’ye bir oyun da Kılıçdaroğlu’na gideceğini belirten Eteş, “A, B Partisi ayırt etmeden çalıştıklarından dolayı insanların sıcak bir şekilde onlara gideceğini düşünüyorum” dedi.

    “YENİ YÜZLERE İHTİYACIMIZ VAR”

    Depremden sonra Pazarcık’tan daha fazla gencin gittiğini söyleyen Eteş, bu durumun Pazarcık için acı bir durum olduğunu dile getirdi. Eteş, seçime dair “Umarım iktidara güzel bir kişilik gelir” diyerek şunları kaydetti:

    “İktidarı değiştirebilirsek güzel olacak diye düşünüyorum. Depremin ilk gününden bu yana HDP’nin milletvekilleri Pazarcık’taydı. Hasan Koca’larda bir koordinasyon merkezi oluşturdular. Tek tek köyleri dolaştılar. Çünkü şehir merkezine yardımlar bir şekilde ulaşıyordu. Biz de cemevinden elimizden geldiğince köylere ve Pazarcık’a bir şeyler yaptık. Ama onlar kendileri ev ev dolaştırdılar, gezdiler. Ben gençlerden bir oyun Yeşil Sol Parti’ye bir oyun da Kılıçdaroğlu’na gideceğini görüyorum. A, B Partisi ayırt etmeden çalıştıklarından dolayı insanların sıcak bir şekilde onlara gideceğini düşünüyorum. Gerek maddi gerek manevi insanlara o umudu verdiler. Tüm milletvekilleriyle birlikte deprem esnasında burada olmaları halka umut oldu. Yeni yüzlere, kişilere, iktidara ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. Maraş Katliamı’ndan bu yana sürekli göçler veriyoruz. Bu son dönemler daha fazla arttı. Depremden sonra daha fazla gencimiz gitti. Bu Pazarcık için gerçekten çok acı bir durum. Bu topraklardan ben gidersem başkası giderse kim gelecek, kim yerleşecek, ne olacak? Bunları bilmiyoruz. İktidar umarım değişir. Umarım iktidara güzel bir kişilik gelir, milletvekillerimiz güzel olur, gençlerin iş imkanları olur, gençlerin konuşma özgürlüğü olur, basının özgürlüğü olur. Bu pahalılık biter ve gençlerimiz tekrar ülkesine döner.”

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/MARAŞ

  • Samandağlı depremzedeler: Sesimizi duyurmak istedik, hepiniz kulağınızı tıkadınız-VİDEO

    Samandağlı depremzedeler: Sesimizi duyurmak istedik, hepiniz kulağınızı tıkadınız-VİDEO

    PİRHA – Hala enkazlardan cansız bedenler çıkarıldığını ifade eden Samandağ Atatürk Mahallesi’ndeki depremzedeler, “Cumhurbaşkanı iki ay sonra geldi buraya. Neden geldin sen? Milletin tek ihtiyacı oyuncak mı? Bu kadar temel ihtiyaç varken şu an bizim istediğimiz şey oyuncak mı? Ben A partisi, B partisi kime oy vereceğim bilmiyorum ama AK Parti’ye kesinlikle oy vermeyeceğimi biliyoruz” dedi. Depremzedeler Cumhurbaşkanı’na haklarını helal etmediklerini de dile getirdiler.

    Hatay’ın Samandağ ilçesi Atatürk Mahallesi’nde bulunan depremzedeler, depremden bu yana belediye, devlet ve siyasetçiler tarafından çadır, hijyen gibi konularda yalnız bırakıldıklarını belirtti. Siyasetçilerin her birinin seçimlerde Cumhurbaşkanı olabilme derdine düşüp depremin yarattığı tahribatları görmek istemediklerini söyledi. Depremden bu yana çadır, hijyen gibi temel ihtiyaç sorunlarını gerek kendileri gerekse gönüllülerin çözmeye çalıştıklarını dile getiren depremzedeler, mahallelerinden gitmeyeceklerini ifade etti. Depremzedeler, deprem sürecinde ihtiyaç varken gelmeyip seçim sürecinde oy istemek için gelecek olan siyasetçileri de bulundukları yerlerden kovacaklarını söyledi.

    HİJYEN AÇISINDAN ÇOK EKSİĞİMİZ VAR”

    Hijyen ve su sıkıntısı çektiklerinden, ve belediyenin, yetkililerin hiçbir şey yapmadığını dile getiren Samandağlı depremzedeler, temizlenmek için hasarlı da olsa binalara girip risk aldıklarını söyledi

    CAN TV mikrofonuna konuşan yurttaşlar, şunları ifade etti:

    “Televizyondan izlendiği gibi değil hiçbir şey. Burada hijyen açısından çok eksiğimiz var. Yaz mevsimi geldiği gibi haşeretler, yılanlar vesaire onlar ortaya çıkmaya başlayacak. Burada ilaçlandırma adına hiçbir şey yapılmadı. Mesela hijyen açısından çok eksiğimiz var. Kuruluşumuz yok. Benim anneannemin evi ağır hasarlı. Ona rağmen temizlenmek için yine o deprem riskini alıyoruz. Çünkü buna mecburuz ve burada duşakabinler falan yapılmadı. Çadır kentlerde evet bunlar yapıldı ama burada maalesef yok. burada su sıkıntısı çok çektik. Çünkü bu belediyeye ait iki tuvalet ve zabıta kulübesi var. Orada önce yaşlıları yatırdık. Şu an mesela tuvaletler kullanılmayacak durumdaydı ama el birliğiyle bir şekilde depo yapıldı.Yoksa belediye kesinlikle buraya gelip de depoyu kurmadı. Yani belediye adına hiçbir şey yok. Yetkili kimse yok.

    BURAYA OY İÇİN KESİNLİKLE GELMEYİN”

    Zamanı gelip de siyasetçiler buraya oy talebinde bulunduğu zaman biz buradan kovacağız. Biz buradan size söylüyoruz. Yetkililere sesleniyoruz. Buraya oy için kesinlikle gelmeyin. Biz size sesimizi duyurmak istediğimiz zaman hepiniz kulaklarınızı tıkadınız. Sağır rolünü oynadınız. Biz şimdi artık kör gibi sizleri görmüyoruz. Görmek de istemiyoruz. Bunu onlara bildirelim. Yani buradan seslenmek istiyorum çünkü biz bağırdığımızda deprem anında da kimse bizi duymak istemedi. Döndüysek biz neden hala çadırdayız? Biz neden duş sıkıntısı yaşıyoruz? Bunu da onlara söylemek istiyorum. Eğer cumhurbaşkanı iki ay sonra gelip sadece gövde gösterisi yapıyorsa demek ki gerçekten görevini yerine getirmemiş. Ben de öylesine giderim çadırlara, ben de öylesine gövde gösterisi yaparım. Sadece görünmek için görünürüm. Ben de demek ki görevimi layığıyla yapmış görünürüm. Bu mu yani? Bu mu yardım? Bu değil. Kusura bakmasın kimse.”

    BİZİM HAKKIMIZ VARSA HELAL ETMİYORUZ”

    Cumhurbaşkanının 2 ay sonra gelip onca temel ihtiyacın arasında oyuncak dağıttığını ve helallik istediğini belirten Samandağ Atatürk Mahallesi’ndeki depremzedeler, haklarını helal etmediklerini ve seçimde AKP’ye kesinlikle oy vermeyeceklerini şu sözlerle dile getirdi:

    “Şu an hala enkazların altından ceset çıkarılıyor. Neden peki AFAD üç dört gün sonra görev yerine girdi? Ve sonra helallik istiyorlar. Bizim hakkımız varsa helal etmiyoruz. Allah’ın yanında da hakkı varsa eminim helal olmayacaktır. Benim geçen gün arkadaşımın kayınbabasının cesedi molozların altından çıktı. Madem görevi layıkıyla yerine getirildi, neden hala molozların altından ceset çıkıyor? Bunun sorusunun cevabı verilsin. Veya benim komşularım gözümün önünde feryat ederek öldü. Bunun cevabını bize verebilir mi? Veriyorsa eğer, diyecek bir şey bulamıyorum. Demek ki biz yanlış duyduk, bizim duyduğumuz şeyler halüsinasyondu. Kimsenin gelmesini istemiyorum evet. Dediğim gibi Cumhurbaşkanı iki ay sonra geldi buraya. Neden geldin sen? Milletin tek ihtiyacı oyuncak mı? Bu kadar temel ihtiyaç varken şu an bizim istediğimiz şey oyuncak mı? Ben A partisi, B partisi kime oy vereceğim bilmiyorum ama AK Parti’ye kesinlikle oy vermeyeceğimi biliyorum. Yani bu kadar ilgisizlik olmaması gerekiyor. Buraya gelen yardımların çoğu yerel halk Türkiye halkından gelen gönüllü ekipler ama ülke olarak halk olmasa yetkililerden gelen yok. Yani en büyük sorunumuz duş ve tuvaletin sağlanmaması gördüğünüz gibi her taraf kirli. Belediye de burayı sürekli temizleyip dezenfekte etmiyor. İçme suyu da tükeniyor biliyorsunuz. Şebeke suyu da içilmez. Bu suyu sağlamak için hiç kimse burayı görmüyor.”

    İKTİDAR BİZİM YARINIMIZI BELİRLEYEMİYOR”

    “Yarından umudumuz yok” diyen depremzedeler şunları anlattı:

    “Yeterli sayıda insanlar var. Hatırı sayılır insanlar var. Hepsinin mahallesi burada. Evleri burada. Çünkü biz burada kendi imkanlarımızla hemen hemen bir çadır kent yaptık. Devleti de hiç kimseyi yormadan biz bunları yaptık. Bize lazım olan tek şey bize gereken desteğin sağlanması. Yirmi yıldır görüyoruz neyin ne olduğunu. Biz halkız. Taraftar değiliz. Bizi yönetecek, bizi gerçekten iyi yönetecek insanları seçmeye gayret ediyoruz. Şu an seçim geliyor. iktidar da bize yarınımızı belirleyemiyor. Bizim yarınımız nedir bilemiyoruz. Ama şu anda yarından umudumuz yok. Seçimlere kadar sadece sabrediyoruz. Yarın ne olacak diye hükümetimizin açıklaması gerekiyor. Yarın bize ne olacak? Yarın gözlerimizi açtığımızda önümüzde ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Yarın bize ev verecekler. Sözde bana ev verecek TOKİ’de. 1,5 milyon TL. Diyelim ki bunun 700 binini kendisi ödedi. 700 binini de bu çadırlardan hangisi ödeyebilir ki?”

    HEPSİ ‘BEN CUMHURBAŞKANI OLACAĞIM’ DERDİNE DÜŞTÜLER”

    Devlet 45  bin ölü diyor. 75-80 bin ölü yoksa gelsin buradan beni alsın. Ben Atatürk Mahallesi semt pazarında oturuyorum. Kimse yalan haber yapmasın. Kimse gelip derdini anlatmaz. Ankara’da oturuyorlar. Şimdi seçim derdindeler. Hepsi “ben cumhurbaşkanı olacağım” derdine düştüler. Kim olursa olsun umurumda değil. Ha Kılıçdaroğlu oldu, ha öbürü oldu. Ha Erdoğan oldu, ha Muharrem İnce oldu. Hepsini gördük. Gitsinler. Ankara’da her şey oturuyor. Evlerinde oturuyor. Çocuklarını sarıyor. Kimse depremin arkasında durmuyor. Bir şey istemiyoruz. Ama burada bir sürü çocuk var. Bir sürü kadın var. Bir sürü kız çocuğu var. Yani bunların temel ihtiyaçları var. Kadınlar için hijyen önemli. Burada millet aç. Biz memlekette dilenci olduk. Onlardan bir şey istemiyoruz. Onlara kalsın. Ankaralı olarak kalsın, İstanbullulara kalsın. Allah razı olsun. Kürtler devamlı geliyor. Onlardan Allah razı olsun. Yarın kalkacaklar. Bu 600 milletvekili konuşmasını bilir. Bizim burada Hatay’da 11 milletvekili neredeler?”

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/SAMANDAĞ

  • Almanya’ya dönemiyor; Mahkeme Sanatçı Ali Baran’dan 1.5 Milyon TL teminat istedi

    Almanya’ya dönemiyor; Mahkeme Sanatçı Ali Baran’dan 1.5 Milyon TL teminat istedi

    PİRHA -Almanya’da yaşayan ve albüm çalışması için Türkiye’ye gelen sanatçı Ali Baran’a sosyal medya paylaşımlarında “örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Mahkeme, yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması için de 1.5 Milyon TL teminat istedi.

    Almanya’da yaşayan ve albüm çalışması için geldiği İstanbul’da, 8 Mart günü Sabiha Gökçen Havaalanı’nda gözaltına alınan ve yurt dışı yasağıyla serbest bırakılan sanatçı Ali Baran’a sosyal medya paylaşımlarında “örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle yargılandığı İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruşmada 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

    TUTUKLAMA KARARI

    Ali Baran 2022 yazında başladığı albümü tamamlamak amacıyla 8 Mart’ta geldiği İstanbul’dan kendisine yurt dışı yasağı getirildiği için ayrılamıyor. Elazığ Cumhuriyet Savcılığı ise Baran hakkında tutuklama kararı çıkardı. Baran Almanya’da yaşamasına rağmen evine dönemiyor, konserlerini gerçekleştiremiyor.

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Sanatçı Ali Baran, “Ben 8 Mart’ta albüm için Türkiye’ye gelmiştim. Sınırda beni yakaladılar. Elazığ Cumhuriyet Savcılığı hakkımda tutuklama kararı çıkarmış. Ben 1982’de vatandaşlıktan atıldım. Alman vatandaşı oldum. Ben kendimi Alman vatandaşı olarak biliyordum. Burada tekrar Türk vatandaşlığım canlandırıldığı için bir Türk olarak yargılanıyorum. Almanlar da bir şey yapamıyor” dedi.

    Alman Konsolosluğu’ndan iki kişinin sadece gözetleyici olarak geldiğini söyleyen Baran şunları kaydetti:

    “Ben de yurtdışı yasağımı kaldırın öyle mahkemeye geleyim. Kaldıramıyorsanız da teminat vereyim dedim. İstedikleri teminat 1.5 milyon TL. Ben iki hafta içinde 1.5 TL’yi nereden bulayım? Ben burada kaldım yurtdışına da gidemiyorum. Müzikle geçinen bir insanım, nasıl bu parayı bulacağım? Konser yapamadım ki parayı vereyim. Adamlar anlamıyorlar. Param yok. Bu mahkemeye itiraz hakkımız var ancak mahkeme 2 sene de sürebilir. Ben 2 sene boyunca burada mı kalayım? Benim evim, yaşantım orada ben bir sanatçıyım. Kanada, Rusya, Amerika’ya gitmiş, konser yapmış tanınan bir sanatçıyım. Buradaki kafe ve barlarda çalamam. Ben hayatımı nasıl sürdüreceğim? Ailem Almanya’da, kızımın 19 Mayıs’ta düğünü var. Hayatımızı bize zindan ettiler. Ben devlet sanatçısı değilim, milyoner de değilim. Albüm de yarım kaldı, çıkaramadım.”

    Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Meral Danış Beştaş trafik kazası geçirdi

    Meral Danış Beştaş trafik kazası geçirdi

    PİRHA – HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, seçim çalışmaları için gittiği Erzurum’da trafik kazası geçirdi. Hastaneye kaldırılan Beştaş’ın hayati tehlikesinin bulunmadığı kaydedildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, şoförü Mehmet Vefa ve ismi öğrenilemeyen parti yöneticisi, seçim çalışmaları kapsamında gittikleri Erzurum’un Karayazı ilçesinde kaza yaptı.

    Beştaş, Vefa ve parti yöneticisi, olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin çalışmaları sonucu araçtan çıkarıldı ve ambulansla Karayazı Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Müşahade altına alınan Beştaş’ın hayati tehlikesinin bulunmadığı ve bilincinin açık olduğu öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Oy ve Ötesi: En az 100 bin gönüllümüz ile sahada görev almayı hedefliyoruz

    Oy ve Ötesi: En az 100 bin gönüllümüz ile sahada görev almayı hedefliyoruz

    PİRHA – Oy ve Ötesi Derneği’nden Ahu Sun, 14 Mayıs seçimlerine ilişkin “Her seçim dönemine artan tecrübemizle hazırlanıyoruz. Bu yıl 9’ncusunu yaşayacağımız seçim çalışmalarımız için aylar öncesinden başlayarak ve yenilenerek hazırlandık” dedi.

    Oy ve Ötesi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Genel Sekreteri Ahu Sun, 14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleri için yapılan hazırlık süreci, sandık görevlileri ve müşahitlerin dikkat etmesi gerekenler hakkında PİRHA’ya konuştu.

    3 BAŞLIK ALTINDA SEÇİME HAZIRLIK

    Oy ve Ötesi Derneği adına konuşan Ahu Sun, seçime dair hazırlık sürecini üç başlıkta ele aldıklarını söyleyerek, şunları kaydetti:

    Eğitimler. Siyasi söylemlerden uzak ve hukuk temelinde hazırlanan eğitim programlarımız tüm Türkiye’de yapılıyor. Herkese açık olarak düzenliyoruz, dileyen her vatandaş, ister parti üyesi olsun, ister sandık kurulu üyesi ya da kamu çalışanı, herhangi bir kayda gerek duymadan katılabilir. Amacımız sadece sandık müşahitlerini değil, oy verme hakkına sahip her vatandaşı bilinçlendirmek. Eğitimlerimizin içeriğinde erken saatlerden başlayarak tutanakların yazımına kadar devam eden seçim günü akışını, gün içerisinde yaşanabilecek durumların örneklerini veriyor, ihtiyaç duyulacak yasal dayanakları anlatıyoruz. Ayrıca çok önem verdiğimiz bir içeriğimiz de tecrübemizle tespit ettiğimiz barışçıl tavsiyelerimiz, pratik önerilerimizden oluşuyor. Herkesin ilgisini çekebileceğini düşünüyoruz ve mümkün olan en sade dille ve anlaşılır şekilde paylaşmaya özen gösteriyoruz. Gönüllü olmak isteyen kişilerin ise bu eğitimi mutlaka almasını istiyoruz.

    Sandık günü müşahit olarak görev almak isteyen kişileri yasal çerçeveler içerisinde organize ve koordine ediyoruz.

    www.oyveotesi.org /kayit bağlantısından bize başvuran, gönüllü olmak isteyen kişilerin 18 yaşından büyük ve seçme hakkına sahip olmaları yeterli. Kayıtlarını oluşturdukları bölge, il, ilçe ekiplerimiz kendileriyle seçim gününden önce iletişime geçiyor ve gerekli yönlendirme ve desteği sağlıyorlar. Seçim günü sandık başında olan gönüllülerimize yine gönüllü avukatlarımız bulundukları yerlerde destek veriyor. Ayrıca Türkiye genelinden herkesin ulaşabileceği bir telefon danışma hattı açıyoruz. Bu numaradan gelen sorular hukukçularımız ve tecrübeli merkez ekiplerimiz tarafından cevaplanıyor, gerekli olan durumlarda yetkililere yönlendirmeleri yapıyoruz.

    Gün sonunda da herkesin kolaylıkla kullanabileceği yazılımımızla tüm ülke genelinden tutanak sonuçlarını topluyoruz

    Herkes bulunduğu yerdeki sonuç tutanaklarını fotoğraflayarak sistemimize yükleyebilir. Gelen verilerin gerçekliğini hem tutanakların üzerinde bulunan QR kodunu okuyan bilişim altyapımızla, hem gönderen kişinin sistemde oluşturduğu kaydı sayesinde doğrulayabiliyoruz. Bu seçimde ilk kez kullanacağımız “optik karakter tanıma ( OCR )” teknolojisi sayesinde elle yazılan tutanaklardaki bilgileri çok kısa sürede dijital veri haline getirme imkânımız var. Böylece gönderilen tutanak fotoğraflarıyla oluşacak verinin ilan edilen yasal sonuçlara referans oluşturmasını sağlayacağız. Olası uyumsuzluk hallerini kısa itiraz süreci henüz devam ederken yetkili kurumlara ulaştırabileceğiz. Bu konuda destek olmak isteyen her vatandaş, gün içerisinde sandık başında olmasalar dahi, gün sonunda sistemde hızlıca bir kayıt oluşturarak fotoğraflarını çekecekleri tutanakları bize gönderebilirler. Bize ulaşan verileri önce bütün siyasi partilerle daha sonra ilerleyen süreçte kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bu sayede sürece şeffaflık kazandırmak konusunda destek sağlıyoruz.”

    EN AZ 100 BİN GÖNÜLLÜ

    Ahu Sun, “Biz en az 100 bin gönüllümüz ile sahada görev almayı hedefliyoruz. Sonradan şüphe yaşamamak için her vatandaşı gönüllü olmaya, sürece katılmaya davet ediyoruz” diyen Sun, sandık görevlileri ve müşahitlerin seçimde dikkat etmesi gereken hususları şu şekilde ifade etti:

    “Kendilerine sabahın erken saatlerinde sandık kurullarının oluşturulduğu süreçte mutlaka görev alacakları yerde olmalarını hatırlatıyoruz. Sabah sandıkların yasal tanımlara göre ve titizlikle hazırlanması hem günün akışını güvenli hale getiriyor, hem herkesin yorgun ve gergin olabileceği gün sonu tutanak hazırlanması aşamasının şeffaf ve sorunsuz yaşanmasını sağlıyor. Örneğin sabah pusula ve zarfların mühürlenmesi akşam o sandıktan çıkacak pusulaların şaibeye yer vermeyecek şekilde kayda alınması için en önemli etken olacaktır. Ya da usule uygun olarak yemin etmiş ve yerleştirilmiş sandık kurul üyeleri gün içerisinde alınması gereken kararların demokratik ve adil bir şekilde uygulanmasının güvenini sağlayacaktır. Genel anlamda bakıldığında, seçim süreci yasada son derece detaylı olarak, büyük oranda kesin çizgiler ile ve hataya yer bırakmayacak şekilde tanımlanmış. Burada önemli olan sürece hâkim olmak. Eğer bilinçli ve konuya dair eğitimliyseniz zaten bulunduğunuz yerde her şey usulüne uygun yürüyecektir. Bu nedenle biz de en az 100 bin gönüllümüz ile sahada görev almayı hedefliyoruz. Sonradan şüphe yaşamamak için her vatandaşı gönüllü olmaya, sürece katılmaya davet ediyoruz.”

    “Ne kadar çok kişiye ulaşır, doğru bilgilerle donatırsak o kadar güvenli ve şeffaf bir sandık süreci sağlayabiliriz” ifadesini kullanan Ahu Sun, derneğin çalışmalarına dair bilgilere ve duyurularına www.oyveotesi.org adresinden ya da sosyal medya hesaplarından ulaşılabileceğini de belirtti.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Diyanet yurttaşların parasına el koydu: Camiler için 320 milyon TL harcanacak

    Diyanet yurttaşların parasına el koydu: Camiler için 320 milyon TL harcanacak

    PİRHA – Depremlerin ardından yurttaştan bağış toplayan ve gelirlerinin büyük bölümü yine bağışlardan oluşan Diyanet Vakfı, 2022’de iki cami için 22 milyon TL harcadı. İnşası devam eden camiler için ise 320 milyon TL harcanacak.

    BirGün gazetesinde yayınlanan Mustafa Bildircin’in haberine göre, Harcama ve uygulamaları ile yurttaşların tepkisine yol açan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın faaliyetlerine destek olmak amacıyla kurulan Diyanet Vakfı’nın 2022 yılı harcamaları ortaya çıktı. Vakfın 2022 yılına yönelik mali raporları, bütçesi büyük oranda yurttaşların bağışlarından oluşan vakfın cami ve Kuran kursları için milyonlarca lira harcadığını ortaya koydu.

    Türkiye Diyanet Vakfı’nın mali bilgileri de kapsayan, “Yurtiçi İnşaat İşleri” isimli raporunda, inşası tamamlanan ya da henüz devam eden camilerin ayrıntılarına yer verildi. Rapora göre, Ankara’daki ODTÜ Camii tamamlanırken Muğla Bodrum Camii ve Külliyesi’ne yönelik çalışmalarda sona gelindi. Öte yandan Ankara’nın kalbi olarak nitelendirilen Kızılay’ın Kumrular bölgesinde inşa edilmesi planlanan Kızılay 15 Temmuz Şehitler Camii’ne yönelik ihale çalışmaları da başladı. Vakıf, Iğdır’da inşasına devam edilen yatılı Kuran kursu çalışmalarının da tamamlanmak üzere olduğunu bildirdi.

    Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde 3 bin 700 metrekare büyüklüğündeki alanda yapımına devam edilen ve 2 bin kişilik olduğu belirtilen cami ve külliye için 2022 yılı sonu itibarıyla 11 milyon 400 bin TL harcandı. Cami ve külliye tamamlandığında ortaya çıkacak toplam maliyet ise 60 milyon TL olarak hesaplandı. 2022’nin eylül ayında tamamlanan Ankara ODTÜ Camii için harcanan para da TDV’nin mali raporlarına yansıdı. Buna göre, bin 610 metrekare kapalı alana sahip olan ve 2 bin 300 kişinin aynı anda ibadet edebilmesine olanak sağlayan cami için 11 milyon TL’lik kaynak kullanıldı. Iğdır Merkez’de yapılacak Kuran kursunun da maliyet hesabı çıkarıldı. Toplam dört kat olarak inşa edilmesi planlanan 115 kişilik yatılı kuran kursunun 20 milyon TL’ye mal olacağı belirtildi. Kızılay 15 Temmuz Şehirler Camii için çıkarılan maliyet hesabı ise dudak uçuklattı. Vakıf, ihale sürecinde olunan camiinin yaklaşık maliyetini 250 milyon TL olarak duyurdu.

    Diyanet Vakfı, “Çeşitli konularda yardım talep eden” şubelerin maddi ihtiyaçlarının da karşılandığını ifade etti. Bu kapsamda yapılan harcamalar, mali raporlarda şöyle paylaşıldı:

    •Cami ve Mescitlere:
    620 bin 997 TL

    •Kuran Kurslarına:
    2 milyon 680 bin 327 TL

    •Diğer gelirler: 503 bin 52 TL

    ***

    2021’DE REKOR GELİR ELDE ETTİ

    2021 yılındaki geliri kayıtlara, 2 milyar 104 milyon 780 bin TL olarak geçen Diyanet Vakfı’nın gelirinin kalemleri ise şöyle sıralandı:

    •Bağış ve yardımlar: 1 milyar 591 milyon 758 bin TL

    •Finansal gelirler: 63 milyon 702 bin TL

    •Diğer gelirler: 449 milyon 319 bin TL

    (HABER MERKEZİ)