PİRHA- Çorum’un Dağsaray Köyü’nde yeniden inşaa edilen cemevinin açılışı için hazırlıklar sürüyor. Cemevine ilişkin konuşan Şimşek, “Biz burayı sadece cemevi olarak değil, bir kütüphane, bilim merkezi olarak yaptık” dedi.
Çorum ilinin Dağsaray Köyü’nde Kurban Bayramı’nın üçüncü günü açılması planlanan cemevi, köylülerin ve Raşit Şimşek Dede’nin katkıları ile yapılıyor.
CAN TV mikrofonuna konuşan Raşit Şimşek Dede” Biz burayı sadece Cemevi olarak değil, genç kuşaklara, bilime ve sevgiye hizmet etmesi için yapıyoruz. Bugünkü dönemlerde üniversitelerin kapısına kilit vuruyorlar. Bize bilim, üniversite, gençlik ve kültür merkezi lazım. Bizler burayı dernek başkanımız Süleyman Yılmaz’ın katkıları, halkın lokması, emeği ve sevgisi ile yapıyoruz. Toplumun birliği, saygısı, sevgisi olmayan yerde hiçbir şey olmaz”dedi.
“SANDIĞI ÖZGÜR BIRAKALIM”
14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri dair de konuşan Dede Şimşek, şu ifadelere yer verdi:
“Ben insanlığa hizmet ederim. Tüm cumhuriyetimiz için güzel bir seçim yapalım. Sandığı özgür bırakalım. Bu seçimde gelecek kuşaklar için herkesi seçime davet ediyorum. Meclise ne kadar güzel düşünce girerse meclis o kadar zenginleşir.”
PİRHA- 21. Ayşenur Zarakolu düşünce ve ifade özgürlüğü ödülleri İHD İstanbul Şubesinde düzenlenen tören ile sahiplerine verildi.
https://www.youtube.com/watch?v=fh180Q3NH6Y
Ayşe Zarakolu düşünce ifade özgürlüğü ödülleri ölümünün ardından 2003 yılından beri İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube tarafından veriliyor. Bu yıl 21.si düzenlenen Ayşe Zarakolu ödülleri Agos Gazetesi yazarı Paprat Estukyan, gazeteci Tuğrul Eryılmaz ve tutuklu özgür basın emekçileri adına Esra Solin Dal’a verildi.
İlk olarak ödül Tuğrul Eryılmaz’a verildi. Eryılmaz’a ödülünü tiyatro oyuncusu Jülide Kural verdi. Ödülünü alan Tuğrul Eryılmaz, insan hakları mücadelesi yürüttüğünü belirterek aldığı ödülden onur duyduğunu aktardı. Özgür Basın Emekçileri’ne ithafen verilen ödülü Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Esra Solin Dal aldı. Dal’a ödülü Zeynep Kuray verdi. Ödülünü Cumartesi Anneleri’nden alan Gazeteci-Yazar Pakrat Estukyan da, ödülün kendisi için çok anlamlı olduğunu ifade etti.
Törene katılanlar arasında İHD eş genel başkanı Eren Keskin, Yeşil Sol Parti İstanbul milletvekili adayı Dersim Dağ çok sayıda basın emekçisi, insan hakları savunucuları ve cumartesi anneleri vardı. Tören ödüllerin verilmesi ve konuşmaların yapılmasının ardından son buldu.
PİRHA- Bakırköy semt pazarındaki esnaf çok dertli. Geçen yıla kıyasla ürünlerine en az yüzde 200 zam geldiğini, pazara gelenlerin eli boş döndüğünü belirten esnaf, geçinemediklerini, iktidarın değişmesi gerektiğini kaydetti.
14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne bir haftadan az bir zaman kalmışken, halkın nabzını tutmaya devam ediyoruz.
İstanbul’un Bakırköy ilçesinde PİRHA mikrofonuna konuşan esnaf, “Geçinemiyoruz, bu iktidar değişirse bir şeyler değişir diye ümit ediyoruz” dedi.
Esnafın büyük çoğunluğu, mevcut iktidarın yarattığı ekonomik sıkıntıya, yaşam zorluklarına dikkat çekti ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde değişim taleplerini dile getirdi.
PİRHA-Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder, iktidar cephesinden gelen “İmralı ile görüşüyoruz” iddialarına ilişkin PİRHA’nın sorularını yanıtladı. Önder “Bu tutum kabul edilemez. Bu spekülasyonlara son vermenin en kestirme yolu avukatları ve ailesi ile görüştürülmesidir” dedi.
Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder, iktidar cephesinden gelen “İmralı ile görüşüyoruz” iddiaları hakkında PİRHA’ya konuştu.
Bu iddiaların seçime günler kala spekülasyonlara yol açtığının altını çizen Önder, “Önce vahim bir duruma işaret ederek başlamak istiyorum. İmralı’da mutlak bir haber alamama durumu söz konusu. Önce bu yasal olmayan durumu sorgulayarak, buna itiraz ederek, içinden gelemiyorsa dikkat çekerek başlaması gerekiyor. Çünkü yasaların aynı statüdeki herkese tanıdığı hak orada kullandırılmıyor. Bu hak gasp edilmiş durumda” dedi.
“BU SPEKÜLASYONLAR OLUMSUZ SONUÇLAR ÜRETMEYE ADAYDIR”
Hem hükümetin hem de muhalefetin İmralı’yı araçsallaştırdığını ifade eden Sırrı Süreyya Önder, sözlerine şöyle devam etti:
“Hükümet ne zaman sıkışsa böyle bir söylemi piyasaya sürüyor. Muhalefet ne zaman iktidarı Kürt meselesi üzerinden sıkıştırmak istese repertuvarından bu plağı çıkarıp dinletmeye çalışıyor. Bu, İmralı’nın araçsallaştırılması anlamına geliyor. Bu tutum kabul edilemez. Bu spekülasyonlara son vermenin en kestirme yolu avukatları ve ailesi ile görüştürmektir. Eğer bir barış iradesi ortaya konulacaksa seçilmiş heyetlerle, şeffaf, kamuoyuna açık tamamen bilgisi dahilinde yürüyen bir sürecin başlatılmasıdır. Bu tarz spekülasyonlar son derece olumsuz sonuçlar üretmeye adaydır.”
“OYUN ÇETELESİNİ DOĞRU TUTUP ISLAK İMZALI TUTANAK ALINMALI”
Önder, kamuoyuna yansıyan İmralı açıklamalarının seçim güvenliğini tehlikeye atabileceği yönündeki yorumlara karşılık olarak ise, “Seçim güvenliği ayrı bir konu. Ben konuları seçim güvenliğini tehdit eder başlığı altında ele almayı doğru bulmuyorum. Bu korku ve kaygının yeniden üretilmesine yol açar” dedi.
Sırrı Süreyya Önder sözlerini şöyle sürdürdü:
“Seçim güvenliği önce sandığa gitmektir. Sonrasında sandığa giren oyla çıkan oyun çetelesini doğru tutup ıslak imzalı tutanağı almamızdır. Bunu yaptığımızda yeryüzünde hiçbir güç seçim güvenliğini tehlikeye atamaz.”
PİRHA-Feminist Aktivist Beyhan Demir, “Bu seçim LGBTİ+’lar ve kadınlar için özel bir anlam taşıyor. Karşımızdaki ittifak parti programlarını kadınlar ve LGBTİ+’lar üzerine kurdu. Biz aileye hapsedilmek istemeyen bir noktada duruyoruz” dedi. Demir, Meclisteki erkek egemen yapıyı ters düz etmek gerektiğini vurguladı.
14 mayıs seçimlerine az bir zaman kaldı. Bu seçim kadınlar açısından tarihi bir önem taşıyor. Cumhur İttifakı bileşenlerinin 6284 sayılı kanuna saldırıları sürerken seçimin kadınlar için önemi giderek artıyor.
Kadın mücadelesinin tanınan isimlerinden Feminist Aktivist Beyhan Demir, 14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kala seçim sürecini ve sonrasını PİRHA‘ya değerlendirdi.
Seçimi kadınların perspektifinden yorumlayan Demir, “Türkiye’de kritik olmayan bir seçim yaşamadık. Bu defa işin içinde 21 yıllık AKP hükümetinin insanların hayatına, canına, suyuna, doğasına, toprağına, evine son depremle varlığına kast ettiği acayip bir dönem yaşıyoruz ve seçimler tam da bunun devamında önümüze geldi. Bu seçim LGBTİ+’lar ve kadınlar için özel bir anlam taşıyor. Karşımızdaki ittifak parti programlarını kadınlar ve LGBTİ+’lar üzerine kurdu. Bunun da önüne güya aile savunuculuğu koyarak bizi de o ailenin içine hapsetmeyi hedeflediklerini açık açık ilan ederek bir seçim kampanyası yürütüyorlar” dedi.
“BİZ AİLEYE HAPSEDİLMEK İSTEMEYEN BİR NOKTADA DURUYORUZ”
“Biz aileye hapsedilmek istemeyen bir noktada duruyoruz” diyen Beyhan Demir sözlerine şöyle devam etti:
“Aileyle değil kendi kimliğimizle, özgürlük arayışımızla, var olma biçimimizle hedef tahtasına konmuş kazanımlarımızı koruyarak, elimizden alınmış İstanbul Sözleşmesi gibi haklarımızı geri alma mücadelesi vererek ve seçim sonrası oluşturulacak her şeyin içinde kadınların sözünün dinlenmesi gerektiğini düşünüp bizden oy isteyen muhalefet partilerine diyoruz ki; karşımızda bizi eve hapsetmek isteyip nasıl daha az ücretle çalıştıracağını, onların istediği gibi makbul kadınlar olmazsak kamusal alana çıkamayacağımızı söyleyen, kılığımızı, kıyafetimizi belirleyecek, bir şeyleri koymaya ilişkin niyet beyanında bulunan bir parti ile karşı karşıyayız. Biz muhalefete, ‘bizle ilgili geleceği sizlerle beraber kurgulamak istiyoruz’ deme şansı bulduğumuz bir seçim arefesindeyiz.”
“15 MAYISTA DA MÜCADELEMİZDE HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEYECEK”
Feminist Aktivist Beyhan Demir, LGBTİ+ adayların seçilebilir yerlerden aday gösterilmesi konusunda bütün muhalefet partilerinin sınıfta kaldığını ifade ederek, seçim sonrasındaki süreçte mücadeleyi sürdürecekleri vurgusunu yaptı.
Demir, “Bugün neye muhalefet ediyorsak yarın da seçimden sonra da bizimle ilgili olan her şeyin bir parçası olacağımızı muhalefet partilerine bugünden söylemek isterim. Biz oyumuzu verip geriye çekilip izlemeyeceğiz. Meclisteki erkek egemen yapıyı ters düz etmek gerektiğini hep söylüyoruz. Seçim bizim için bir nokta değil. 15 Mayısta da mücadelemizde hiçbir şey değişmeyecek. Gönül ister ki o meclisteki herkesle birlikte kadınlar için, bu ülkenin ezilenleri için birlikte aynı talepleri vurgulayalım birlikte bir şeyler yapalım. Ama böyle olmazsa meclisi de takip edeceğiz, oraya ilişkin duruşumuzu yine gerçekleştireceğiz” diye konuştu.
PİRHA- KAYY-DER tarafından İstanbul’un Ümraniye ilçesinde düzenlenen Yeşil Sol Parti aday tanıtım etkinliğine çok sayıda yöre derneği yöneticisi, Bingöl Milletvekili Adayı Cemile Turhallı Balsak katıldı. Etkinliğe halk yoğun katıldı.
1990 yılında kurulan ve sosyal-kültürel çalışmalarıyla dikkat çeken Kiğı, Karakoçan, Adaklı, Yayladere, Yedisu ilçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KAYY-DER) İstanbul Ümraniye’de Bingöllü Yeşil Sol Parti milletvekili adayları için tanıtım etkinliği düzenledi.
Açılış konuşmasını KAYY-DER Eş Başkanı Ahmet Tüzün, İdris Baluken’in mesajını okuyarak yaptı.
Baluken mesajında, “KAYY-Der ve yöre derneklerinin çağrısıyla organize edilen bugünkü anlamlı buluşmada fiziksel olarak bir arada olamamanın burukluğunu taşıyoruz. Bununla birlikte aramızdaki ruhsal birliktelik ile gönül birliğine hiçbir hukuki engelin kar edemeyeceğini çok İyi biliyoruz. Bu bilinç ve yürek gücü sayesinde bugüne dek sayısız zulüm ve haksızlıkların üstesinden geldik. Bundan sonra da aynı dayanışma ruhu sayesinde her türden zorluk ve güçlüğü aşmakta kararlıyız. Toplumu nefessiz bırakan kutuplaştırıcı siyasete karş İstanbul ve Çewlig’deki halkımızın öncü rolünü oynayacağına olan inancımla başta genç arkadaşlar, kadın yoldaşlar ve barış anaları olmak üzere hepinizi en içten duygularımla selamlar, bu onurlu mücadelede üstün başarılar dilerim” dedi.
Buluşmada İstanbul 1. Bölge Milletvekili Adayı Tuncay Gökçe, Hüsnü Alkan, Bekir Kırcı, Kastamonu Milletvekili Adayı Berrin Selbus, Isparta milletvekili adayı Nurten Karagöz, Bingöl Milletvekili Adayı Cemile Turhallı Balsak, seçmenlere tanıtıldı.
Aday tanıtımında seçmenlerle buluşan Bingöl Milletvekili Adayı Cemile Turhallı Balsak, konuşmasını Zazaca ve Kürtçe yaptı.
“TARİHİ BİR SEÇİM OLACAK”
Turhallı Balsak, konuşmasında şunları söyledi:
“Dilimizi sadece evlerde konuşarak değil, her yerde anadilimizde konuşarak yaşatabiliriz. Biz uzun yıllardır anadilimizde konuşma konusunda ısrar edince diğer partililer de seçim meydanlarında Kürtçe konuşmaya başladı. Köylerimizi insansızlaştıran sisteme karşı yapabileceklerimiz var. Dünyanın en güzel coğrafyasını insansızlaştırdılar. Tarımı hayvancılığı bitirdiler. Ekonomiyi bitirdiler, Bizler yoksullaştırıldık. Bingöl Türkiye’deki en yoksul 5 ilden biri. Bu yoksulluk iktidar politikaları yüzündedir.”
“İktidarın Alevi ve Kürtlere yönelik kırım politikalarını eleştiren Turhallı Balsak, konuşmasının devamında, “Alevilerin üstüne gaz dökün yakın diyen sisteme karşı Alevilerin Alevi,Kürtlerin Kürt olduğu bir seçim olacak. O yüzden tarihi bir seçim diyoruz. Bu seçim tüm ötekilerin; kadınların, Kürtlerin, Alevilerin seçimi olacak. Bu tarihi siz yazacaksınız. Çünkü Bingöl ilk kez bir kadın milletvekili çıkaracak” ifadelerine yer verdi.
“YEŞİL SOL PARTİ HALKIN GÖNLÜNE TAHTINI KURDU”
“Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı Tuncay Gökçe ise “Kürtlerin ve ezilenlerin önünü kesmeye çalışanlar duysun Yeşil Sol Parti halkın gönlüne tahtını kurdu. Müzakere yolunu kapatan, halkımızı siyaset dışına iten AKP iktidarına sesleniyoruz, çökmedik yine çökmeyeceğiz. Bu ülkede insanları siyaseten ayrıştan, toplumu mezhepler üzerinden ayrıştıran bu iktidara Bingöllü hemşerilerim cevabı verecektir. 14 Mayıs seçimlerinde bu bayramı halkımıza hediye edeceğiz” dedi.
PİRHA- 14 Mayıs seçimleri yaklaşırken, İstanbul’un Nurtepe ilçesinde sokağın nabzını tuttuk. Yurttaşlar, 21 yıllık AKP iktidarının artık gitmesi gerektiği konusunda kararlı. Türkiye’nin Afganistan olmasını istemediklerini belirten yurttaşların ağırlıklı olarak tercihi Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu.
14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi’ne sayılı dünler kalırken, sokağın nabzını tutmayı sürdürüyoruz.
İstanbul’un Nurtepe ilçesinde PİRHA mikrofonuna konuşan yurttaşlar, “21 yıllık AKP iktidarına yeter. Değişim şart. Adalet istiyoruz” dedi.
Halkın büyük çoğunluğu, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tercihini Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yana kullanacağını ifade ederken, mevcut iktidarın yarattığı ekonomik sıkıntıya, yaşam zorluklarına dikkat çektiler.
Bazı yurttaşlar Yeşil Sol Parti derken bazıları da CHP’yi desteklediğini dile getirdiler.
PİRHA- Bu sabah saatlerinde Diyarbakır merkezli operasyonla çok sayıda hak savunucusu, sanatçı ve gazeteci gözaltına alındı. Operasyona ilişkin açıklama yayımlayan HDP, “Bu operasyon sandıkları ve halkın iradesini çalma operasyonudur” dedi.
Halkların Demokratik Partisi Merkez Yürütme Kurulu tarafından bu sabah gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin bir açıklama yayımlandı.
Açıklamada, “Tarihinin en büyük seçim yenilgisinin arifesinde olan AKP-MHP iktidarı, yaşadığı panik ve korkuyla partimize, sivil toplum örgütlerine, toplumsal dinamiklere ve muhalefete saldırmaya devam ediyor. Sabah saatlerinde Diyarbakır merkezli 21 ilde yargı eliyle gerçekleştirilen saldırıda aralarında Eş Genel Başkan Yardımcımız Özlem Gündüz, MYK üyemiz Mahfuz Güleryüz, üyelerimiz, gazeteciler, hukukçular ve sanatçıların da bulunduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı” dedi.
GÖZADAĞI VE TEHDİT
“AKP iktidarı ve güdümündeki yargının gerçekleştirdiği bu saldırının nedenini toplum da biz de gayet iyi biliyoruz” denilen açıklamaya şöyle devam edildi:
“2015’ten bu yana siyasi darbeler, katliamlar, kara propaganda, özel savaş yöntemleri, tehdit, şantaj ve her türlü saldırıyla ömrünü uzatmaya çalışan iktidar, bu sabah gerçekleştirdiği gözaltı furyasıyla da 14 Mayıs seçimlerine yönelik yeni bir darbe sürecini başlatmıştır. Bu operasyon sandıkları ve halkın iradesini çalma operasyonudur. Bu operasyon topluma ve onun siyasi tercihlerine açık bir gözdağı ve tehdittir.
Seçim sandıklarını koruyacak, hukuksuzluklarla mücadele edecek olan avukatların, kamuoyunu bilgilendirecek gazetecilerin, AKP ile sahada mücadele eden siyasetçilerimizin eş zamanlı olarak hedeflenmiş olması tesadüf değildir. İktidar ilk önce besleyip büyüttüğü çeteleri ve mafyayı sahaya sürerek onlara IŞİD diliyle toplumu tehdit ettirdi, şimdi de polis ve yargı marifetiyle doğrudan seçimlere müdahale ediyor. Sokaklarda açık açık “kafa kesme” tehditleri savuran, seçmenlerimizi çocuklarıyla tehdit eden çetelere dokunmayan yargı ve kolluk AKPve MHP seçim kampanyasına dahil olmuştur.
“BU SALDIRILAR AKP’NİN SON ÇIRPINIŞLARI”
Kaybettikçe saldırganlaşan, saldırganlaştıkça kaybeden AKP-MHP iktidarı asla kendisini bekleyen akıbetten kurtulamayacaktır. Bu saldırılar AKP’nin son çırpınışlarıdır ve asla sonuç vermeyecek beyhude çabalardır. Bu saldırılara en büyük cevabı da halkımız ve iradesi tehdit edilen toplumsal kesimlerin tamamı sandıklarda verecektir. AKP, Diyarbakır merkezli operasyon ile tarihin akışını tersine çeviremeyecektir, aksine Diyarbakır merkezli halk iradesiyle bir daha geri gelmemek üzere siyasi sahneden silinecektir.
Bu tehdit ve şantaj düzeninin sona ermesini isteyen, yıllardır uygulanan hukuksuzluklarla hesaplaşma iradesi gösteren herkesi bu saldırılara karşı açık tutum almaya çağırıyoruz. Gözaltına alınan her bir kişinin yerine binleri, on binleri sorumluluk üstlenerek seçim çalışmalarına katılmaya, sandıklara sahip çıkmaya ve darbeye karşı aktif mücadeleye çağırıyoruz. Biz buradayız ve mutlaka kazanacağız! “
PİRHA- İnsan Hakları Derneği Irkçılığa ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu’nun 2005 yılından beri İstanbul’da Sultanahmet’te yaptığı 24 Nisan Ermeni Soykırımı protesto açıklaması, bu yıl Beyoğlu’nda İHD’nin bulunduğu sokakta yapılmak istendi, ancak polis izin vermedi. İHD binasında yapılan açıklamada, “İnkâr en kapsamlı, en etkili, en kalıcı, en yaygın insan hakları ihlalidir, çünkü çarpan etkisiyle çoğalan sayısız insan hakları ihlaline kaynaklık eder, teşvik eder, cesaretlendirir” denildi.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde Ermeni Soykırımı’nın 108. yılında basın açıklaması yapıldı. Açıklamanın İHD İstanbul Şubesi önünde yapılması polisler tarafından engellendi. Basın açıklaması şube içerisinde gerçekleştirildi.
İHD Eş Başkanı Eren Keskin’in hazırlanan basın açıklamasını okudu.
Keskin, “1915’te başlayan Soykırım ve sonrasında, hatta Cumhuriyet dönemindeki politikalar sonucunda yerleşim yerlerinden geriye hiçbiri kalmadı. Devlet Ermenileri imha etmekle kalmadı. İzlerini de sildi. Bugün Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde onlardan iz bulamazsınız. Soykırım yalnızca tüyler ürperten katliamlardan, nehirlerden cesetlerin akmasından, vadilerin parçalanmış insan bedenleriyle dolmasından ibaret değil. Soykırım ölümün tercih edildiği ölümün kurtuluş olduğu, insanın insanlıktan çıkarıldığı korkunç sürgünden, yollarda saldırıya uğrama, açlık, hastalık ve tecavüzden, kuşaktan kuşağa aktarılan derin bir yaradan tarif edilemez, telafi edilemez, bağışlanamaz bir zulümden ibaret de değil. Soykırım aynı zamanda soygun, talan, yağma, muazzam bir hırsızlık. Hırsızlık soykırım kurbanlarının değeri hesaplanamayacak boyutlardaki taşınmaz mallarıyla, işlikler, bağlar, bahçeler, tarlalar, konaklar, evler, hastaneler, manastır ve kilise arazileriyle de sınırlı değil” dedi.
“ERMENİ SOYKIRIMI 108 YILDIR İNKAR EDİLİYOR”
Keskin, “Ermeni Soykırımı 108 yıldır inkar ediliyor. İnkarın insanlığa karşı işlenmiş bu akla hayale sığmaz suçun gizlenmesinde bu büyük hırsızlığın da payı var. Bugünkü hırsızlık ve yolsuzluk düzeninin dibinde soykırımın büyük yağması yatıyor. İnkar sadece ‘ben yapmadım’ demek değil. İnkar ‘yaptık çünkü hak etmişlerdi’ demek. Biz, insan hakları savunucuları diyoruz ki, soykırım bir politika, bir diplomasi, bir uluslararası ilişkiler konusuna indirgenemez. Soykırım her şeyden ama her şeyden önce devlet eliyle gerçekleştirilen en kitlesel insan hakları ihlali olduğu unutulamaz” ifadelerini kullandı.
“SOYKIRIM, TANI, AF DİLE, TAZMİN ET”
Açıklamada son olarak şunlar kaydedildi:
“İnkar en kapsamlı, en etkili, en kalıcı, en yaygın insan hakları ihlalidir, çünkü çarpan etkisiyle çoğalan sayısız insan hakları ihlaline kaynaklık eder, teşvik eder, cesaretlendirir. Bu yüzden yıllardır bir çağrı yapıyoruz: Soykırım, Tanı, Af Dile, Tazmin Et.”
MIHÇI: DEVLET DİLİNDE BİZLER HER ZAMAN YOK SAYILDIK, YOK EDİLMEYE ÇALIŞILDIK
Basın açıklamasında konuşan Murad Mıhçı ise, “Hepiniz medyada az da olsa bizi görüyorsunuz. Bu duyduklarınızla acının ne kadar büyük olduğunu görüyorsunuz. Esas olan toprağın altında sözlerini kuramayacak insanlar. Bizler şanslı Ermenileriz 1915’te coğrafyanın beşte biriydik. Bugün baktığınız zaman sayımız kırk bin söyleniyor ama ben kırk bin olduğuna da inanmıyorum. Devlet dilinde bizler her zaman yok sayıldık ve yok edilmeye çalışıldık. Ama bugün baktığımızda inatla bizle beraber ses çıkaran arkadaşlarımızı da cezalandırıyorlar. 24 Nisan anma sürecinden bile korkan bir toplum haline dönüştük” dedi.
Açıklamaya, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, Cumartesi Annesi Hanife Yıldız, hak savunucusu Leman Yurtsever, avukatlar ve hak savunucularının da olduğu çok sayıda kişi de katıldı.
PİRHA- Yeşil Sol Parti İstanbul 1. Bölge Milletvekili Adayı Hakan Öztürk, bayramın üçüncü gününde Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu temsilcileri ve öldürülen kadınların aileleri ile buluştu.
Öztürk; “ Kadın örgütlerinin sözü parlamentoda yer alsaydı İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmaz, 6284 tartışılmazdı” dedi. Ve sözlerine şu ifadeleri ekledi; “Mecliste kadınlarla ilgili bir yasa görüşülecekse bütün kadın örgütleri güncel olarak görüşmelerde yer almalı. Kadınların sözü mecliste ancak böyle yükselir, meclis ancak tüm toplumsal muhalefetin parlamentoda olmasıyla güçlü olur”
Buluşmaya, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri temsilcileri Fidan Ataselim, Dilber Sünnetçioğlu ve Şirin Yalıncakoğlu, Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım, Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken katıldı.
“EŞİTLİKÇİ ADAYLARIN MECLİSTE YER ALMASI ÇOK ÖNEMLİ”
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, önümüzdeki dönemde eşit temsilden uzak bir meclisle karşı karşıya bulunulduğunu söyledi. Ataselim “Karşımızda kadın düşmanı bir ittifak var. Yürüttüğümüz mücadelenin mecliste kendini fikirsel olarak temsil etmesini ve eşitlikçi adayların mecliste çokça yer almasını çok önemli görüyoruz.” dedi.
“KADIN VE EŞİTLİK BAKANLIĞI KURULMALI”
Ataselim, kadınların sorunlarıyla bizzat ilgilenecek bir bakanlığın kurulması gerektiğini söyleyerek “2011 yılında kadınlarla ilgili çalışmalar yapan Kadın ve Aile Bakanlığı vardı. Sonra ismi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı oldu, sonra Çalışma Bakanlığıyla birleştirildi. Kadının ismi komple bakanlıklardan kalkmış durumda. Bu düzeyde kadın cinayetlerinin işlendiği ve kadın haklarının örselendiği bir Türkiye’de bu konularla bizzat ilgilenen bir ‘Kadın ve Eşitlik Bakanlığı’ kurulmalı.” sözlerini kaydetti.
“ŞU ANKİ HÜKÜMET KADINLARIN HİÇİBR ZAMAN YANINDA OLMADI”
8 Şubat 2018’de öldürülen Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım “Şu anki hükümet kadınların hiçbir zaman yanında olmadı. İstanbul Sözleşmesi feshedildi. 6284’e gözlerini diktiler. Suçlu hep kadın, haksız hep kadın. Kadınlar kendi mücadelelerini verirken hep haksız konuma düşürüldü. Biz sizlerden adalet bekledik, kadın haklarını tanımanızı istedik, eşitlik bekledik. Ama onlar hep kadını eve kapatmak istedi. Oysa kadınlar bu ülkenin gücüdür” dedi.
“SİZ 6284’E GÖZ DİKERSENİZ BİZ DE İKTİDARINIZA GÖZ DİKERİZ”
13 Ekim 2017 tarihinde öldürülen Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken, 6284’ü tartışma konusu haline getiren Cumhur İttifakı’na seslenerek “Siz 6284’e göz dikerseniz biz de sizin iktidarınıza göz dikeriz. Ezilenin, işçinin ve özellikle kadınların gücüyle sizin iktidarınızı alırız. Hiç kimse şüphe duymasın 6284’ü de İstanbul Sözleşmesi’ni de geri alacağız. ” dedi. Palandöken, Öztürk’e dönerek “Bizim çok önemli bir sözümüz var. Asla yalnız yürümeyeceksin. Bizler de sizinle yürüyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“KADIN DÜŞMANLARINA OY YOK”
Buluşmaya katılan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri Temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu seçime yönelik tutumlarını “Kadın düşmanlarına oy yok. Kadın haklarını, eşit temsiliyete hassasiyet göstermeyen, mevcut hakları da kadınların ellerinden almak isteyen hiçbir fraksiyona, partiye, düşünceye oy yok. Biz kadınları yok sayanları hep yok saydık, yine yok sayacağız. Karşılarında sonsuz bir mücadele göstereceğiz ve başaracağız.” dedi.
“KADINLARIN EMEKÇİLERİN ÇIĞLIĞI O MECLİSTE OLMALI”
“Bütün sistem kadınların, emekçilerin çığlığı o mecliste duyulmasın diye kurulmuş” diyen Öztürk “O çığlık duyulmadığı müddetçe utanç verici bir ülkede yaşıyoruz. Bizim vatandaşlarımızın çoğunun açlık sınırı altında ücret alması ne demek? Bütün haksızlığa uğramış toplumsal kesimlerin çığlığını birleştirmeliyiz. Tek yumruk olup, bu iktidarı göndereceğiz” dedi.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan provakasyonlar karşısında Kılıçdaroğlu’nun yanında olduklarını belirterek, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” kimliği milyonlarca yurttaşın kimliğidir. Bu kimlik için mücadele edilmiş, bedeller ödenmiştir. Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik tertiplenen planlı linç girişimini kınıyoruz ve yanında olduğumuzu belirtiriz” dedi.
Millet İttifakının cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, bayram nedeniyle gittiği Adıyaman ziyaretinde ardı ardına saldırı girişimi oldu.
Kılıçdaroğlu, sağduyu çağrısı yaparken, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) saldırılara dair yazılı açıklama yaptı.
“Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi olduğunu dile getirerek yayınladığı videodan sonra kendisine yönelik birtakım provokasyonlar gerçekleştirildi. Kılıçdaroğlu şahsında Alevi kimliğine yapılan bu saldırılara karşı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanındayız” diyen DAD açıklamasında şu ifadelere yer verildi; :
“Türkiye 14 Mayıs’ta 13. Cumhurbaşkanlığı ve 28. dönem parlamento seçimlerini yapacaktır. Bu seçimler aynı zamanda Cumhuriyetin birinci yüzyılından ikinci yüzyılına geçiş seçimleri olacaktır. Bu yönüyle de bir manası vardır. Dileriz ki, ikinci yüzyıl “ötekiler” için katliam yüzyılı olmasın. Hak, adalet, barış ve demokrasinin yaşam bulacağı bir yüzyıl olsun. Ve 13. cumhurbaşkanı adayı sayın Kemal Kılıçdaroğlu geçikmişte olsa “Aleviyim” dedi. Aleviler cumhuriyetin birinci yüzyılında “makbul vatandaş” olarak kabul edilmediler. Egemen devlet aklı sosyo – politik kültür içerisinde devamlılık gösteren ögelerden biri toplumu dikey olarak bölen hakim millet anlayışı oldu. Bu anlayış Türk – İslam bloku dışında kalan tüm kesimleri “öteki” kabul etti.
“ALEVİLER VAR OLDULAR VE VAR OLMAYA DEVAM EDECEKLER”
Aleviler sürekli katliamlara, asimilasyon politikalarına maruz kaldılar. Büyük acılar, mağduriyetler ve büyük bedeller ödediler. Hak ve hakikat yolundan giden Aleviler ülkenin ve dünyanın dört bir yanına savrulsa da “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” düsturu ile gittikleri her yerde örgütlendiler, mücadele ettiler, var oldular ve var olmaya da devam edecekler. Alevilerin en küçük talebi toplum hassasiyeti duvarına çarptı! Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu da Alevi kimliği nedeniyle seçilemeyeceği öne sürülerek kendi politik çeperi de dahil adaylığı tartışıldı. Kürt ve Alevi bir kimliğe sahip olmanın hala “sakıncalı” manasına geldiğinin ifadesiydi. Kimliği üzerinden mağdur edilen Sayın Kılıçdaroğlu’nun yanında olduğumuz bilinmelidir.
Sayın Kılıçdaroğlu, Alevi kimliği üzerinden aşağılanıp, horlanma düzeyine varan, lince ve zorbalığa maruz kaldı. Hakim millet anlayışının farklılıklara rıza göstermediğinin somut ifadesidir. Toplumun etnik aidiyet ve kimlik aidiyeti üzerinden karşıtlaştırıldığı bir seçim arifesinde Sayın Kılıçdaroğlu ben “Aleviyim”dedi. Yüzyıldır inkar edilen kendi kimliğini sahiplenmesi hem kendisini hem de Alevi toplumunu rahatlattı. Türkiye Cumhuriyeti insan hakları ile ilgili uluslararası sözleşmelere imza atmıştır. İnanç kimliği de o kimliği yaşayanların evrensel hakkıdır. Gelinen aşamada bir eşiğin aşılmış olduğunu ve önümüzdeki sürecin demokrasi, adalet, eşitlik, özgürlüklerin yeşereceği bir döneme girmesinin tüm toplumun beklentisi olduğunu belirterek, sayın Kılıçdaroğlu’ndan beklentimiz çizdiği profilden taviz vermemesidir. Bu söylem iktidar blokunun inanç kimliği üzerinden toplumu ayrıştırma sının da önüne geçecektir. Kimliğin sahiplenilmesi bir ayrıştırma ve ayrıcalık elde etme değil, farklılıkların birliğinin esas alınmasıdır. Bu yönüyle demokrasi kültürüne olumlu bir katkıdır.
Bu toplumun aydınlık yüzü olan biz Aleviler; Hak ve hakikat yolcusuyuz. Cümle can ile ikrarlı yaşam barış anlayışımızdır ve inancımızın gereğidir. 72 millete aynı nazardan bakar, binbir çiçekte açarız. Mücadelemiz; doğduğumuz dünyada olduğumuz gibi yaşamak içindir. Hiç bir inancın ve etnik kimliğin diğerlerine karşı üstün kılınmadığı, imtiyazlı hale getirilmediği bir yaşamı inşa etmektir amacımız. Tüm toplum kesimlerinden beklentimiz; etnik kimliğimiz ve inancımızın sorgulanmadığı, eşit yurttaşlık talebimizin karşılanacağı bir tutum sergileyerek Cumhurbaşkanı seçmek. Hak ve hakikat arayışçısı bir parlamento oluşturmak. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında; demokratik ve kurucu bir anayasa, kurucu meclis ve kurucu yurttaş taleplerimizin karşılanması farklılıkların ikrarlı birliğine yol açacaktır. Demokratik bir ittifak mevcut sorunların çözümüne yol açacaktır.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” kimliği milyonlarca yurttaşın kimliğidir. Bu kimlik için mücadele edilmiş, bedeller ödenmiştir. Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik tertiplenen planlı linç girişimini kınıyoruz ve yanında olduğumuzu belirtiriz. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir. Hak aynamız,Xızır yardımcımızdır.”
Pirha- Üniversite öğrencisi Şule Çet, bir plazanın 20’nci katından şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybetmişti. Şule Çet’in katilinin avukatı Paşa Büyükkayaer, Zafer Partisi Çorum milletvekili adayı oldu.
29 Mayıs 2018’de Gazi Üniversitesi öğrencisi Şule Çet’in, bir plazanın 20’nci katından şüpheli şekilde düşerek yaşamını yitirmesiyle ilgili davada 18 yıl 9 ay hapis cezası verilen Berk Akand ile müebbet ve 12 yıl 6 ay hapis cezası verilen Çağatay Aksu’nun avukatlığını yapan Paşa Büyükkayaer, Zafer Partisi’nden Çorum 1’inci sıra milletvekili adayı oldu.
Büyükkayaer adaylığını, “2023 Genel Seçimleri Türk Milliyetçileri ve Atatürkçüler için tarihi bir varoluş referandumu niteliğindedir” ifadeleri ile duyurdu.
PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda yapmak istedikleri açıklamaya polis müdahale ederek, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.
941 haftadır kayıplarının nerede olduğunu soran Cumartesi Anneleri, bu cumartesi de failler yargılansın taleplerini dile getirmek için Galatasaray Meydanı’nda eylem yapmak istedi.
Cumartesi Anneleri Twitter hesaplarında “AYM kararına uyun, Galatasaray’daki ablukayı derhal kaldırın” notu ile kendilerine müdahale edilen anları paylaştı.
Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları, polis ablukasına rağmen açıklamada bulundu. Ancak açıklamanın ortasında anneleri engelleyen polis, daha gözaltı için etraflarını sardı. Bu esnada sık sık AYM’nin kararını hatırlatan anneler ve insan hakları savunucuları daha sonra gözaltına alındı.
Aralarında İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ve Cumartesi Anneleri’nin de bulunduğu en az 15 kişi gözaltına alındı.
Gözaltına alınanlardan isimleri öğrenilenler şöyle: Avukat Eren Keskin, avukat Gülseren Yoleri, Hanife Yıldız, Maside Ocak, İrfan Bilgin, Mikail Kırbayır, Leman Yurtsever, Ayşe Tepe, Sebla Arcan, İkbal Eren, Besna Tosun.”
Galatasaray Meydanı’ndaki polis ablukası sürüyor.
PİRHA- Muğla’nın Deştin Köyü’nde kurulması planlanan çimento fabrikasına karşı direnen 11 köylü gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan ikisi 18 yaşından küçük oldukları gerekçesiyle serbest bırakıldı. Köylülerin direnişi devam ediyor.
Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Deştin Köyü’nde ‘Muğla Çimento’ tarafından kurulmak istenen çimento fabrikasına karşı köylülerin direnişi devam ediyor. Köy halkı, inşaat alanına giden yolu kapatarak inşaat kazanın geçişini engellemeye çalışmıştı. Köylülerin nöber eylemine sabaha karşı jandarma müdahele etti. Müdahele esnasında 11 kişi darbedilerek gözaltına alındı.
“BİZİM ÖNÜMÜZDE SÜRÜNMESİ GEREKEN İNSANLAR SÜRÜNSÜN”
Darbedilerek gözaltına alınan, daha sonra serbest bırakılan 16 yaşındaki gencin annesi “Benim 16 yaşındaki çocuğum çadır nöbetinde yerlerde süründü. Jandarma kafasına bastı. Niye bize sahip çıkmıyorlar? Neden benim çocuğum yerlerde sürükleniyor. Bir insanın kafasına basmak nedir?” diyerek tepki gösterdi.
“BİZİ ZEHİRLEMEK İSTİYORLAR”
Direniş nöbetimde gelini gözaltına alınan Kevgire Şener “ Hani şiddet yoktu. Gösterin bize. Gelimi burada 10 kişi bekliyor. Biz burada şiddeti de gördük tekmeyi de gördük. Şirketin derdi bizleri zehirlemek. Topraklarımıza çimento fabrikası yapmak istiyorlar. Meydan onların oldu” diyerek, eyleme devam edeceklerini söyledi.