Yazar: ferhat

  • TTB 70. büyük kongresine çağrı yaptı

    TTB 70. büyük kongresine çağrı yaptı

    TTB’nin 70’inci büyük kongresi öncesi katılım çağrısı yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, kongrenin barış talep eden seçilmiş bir meslek örgütünün yöneticilerinin haklarının tanınmadığı bir dönemde yapıldığına vurgu yaparak, “adalet” talebi olan tüm kesimleri kongreye davet etti.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), Genel Merkez binasında 22 Haziran’da 65 tabip odasından gelecek delegelerle gerçekleştirecekleri “Tababet İçin Adalet” temalı 70’inci Büyük Kongre gündemi ve ayrıntılarıyla ilgili basın toplantısı düzenledi. TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, TTB Merkez Konseyi üyeleri Prof. Dr. Gülriz Erişgen ve Dr. Selma Güngör ile Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Vedat Bulut’un katıldığı basın toplantısında, açıklamayı Sinan Adıyaman okudu.

    Kongreye, 2016-2018 dönemi TTB Merkez Konseyi üyelerinin “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” açıklamasını yaptıkları için hapis cezasına çarptırıldığı bir dönemde yapıldığına vurgu yapan Adıyaman, “Bu ceza verilirken evrensel tüm hekimlik değerlerinin ve hukuk kurallarının altüst edildiği, barış talep eden seçilmiş bir meslek örgütünün yöneticilerinin haklarının tanınmadığı, iyi hekimlik değerlerini savunan meslektaşlarımıza gözdağı verilmek istenen bir dönemde yapılıyor” diye belirtti.

    “ELEŞTİRİLMEYEN SİYASAL ORTAM SAĞLIKTA EŞİTSİZLİKLERİN YAŞANMASI DEMEKTİR”

    Kongreye giderken artık ülkede adaletten söz etmenin olanağının kalmadığını ifade eden Adıyaman, “AKP iktidarına muhalif meslek örgütleri, sendikalar, siyasal partiler, toplumun örgütlü kesimleri cezalarla yıldırılmaya ve yok edilmeye çalışılmaktadır. Adaletin olmadığı bir ülkede toplumun yaşam hakkından söz edilemeyeceği gibi, sağlık hakkından da söz etmek mümkün değildir. Çünkü artık eleştirmek hatta önermek dahi yasaktır. Eleştirilmeyen ve dayatmalarla yürütülen bir siyasal ortamın sağlıkta eşitsizliklerin yaşanması, kızamık salgınlarının ve sağlıkta bölgesel farklılıkların giderek artması demektir. Halkın sınırlı kaynaklarının Şehir Hastaneleri adıyla özel şirketlere aktarılması gibi ülkenin sağlık alanındaki ihtiyaçlarının gözetilmesi yerine israf yapılması demektir.”

    “KARANLIĞIN KISA SÜREDE YOK OLACAĞI UMUDUYLA”

    Kongrenin Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden geçtiği bir dönemde yapıldığını vurgulayan Adıyaman, TTB, tabip odaları ve Türkiye’nin dört bir tarafından gelecek hekimler olarak bu karanlığın en kısa sürede yok olacağına olan umutla kongreyi gerçekleştireceklerini söyledi. Adıyaman, “Kongremizi yaşamdaki tüm adaletsizliklere ‘Tababet İçin Adalet’ talebiyle karşı duracağımızı haykıracağız” diyerek, tababet için adaletin, sağlıklı toplum, kadınlar, sanatçılar, Gezi direnişçileri, gazeteciler, barış akademisyenleri, öğrenciler için adalet anlamına geldiğini ifade etti.

    “ADALET TALEBİ OLAN TÜM KESİMLERİ DAVET EDİYORUZ”

    TTB’nin, eşitlikten, özgürlükten, demokrasiden, barıştan yana mücadelesini uzun yıllardır verdiğini dile getiren Adıyaman, Türkiye’de, “adalet” talebi olan tüm kesimleri, davet ederek, “Birlikteliğimizi, dayanışmamızı ve adaletsizliklere olan tepkimizi birlikte haykırmayı diliyoruz” dedi.

  • Nuriye Gülmen’in kardeşi: Ablam çok zayıflamış, cildi dökülüyor, denge problemi var-VİDEO

    Nuriye Gülmen’in kardeşi: Ablam çok zayıflamış, cildi dökülüyor, denge problemi var-VİDEO

    PİRHA- KHK ile ihraç edildiği işine dönmek için öğretmen Semih Özakça ile 168 gündür açlık grevinde olan Akademisyen Nuriye Gülmen’in durumuna ilişkin kardeşi Beyza Gülmen PİRHA’ya bilgi verdi. Doktorların haftada bir kez kaldıkları hastaneye geldiğini, avukatların ise her gün görüştüğünü belirten Beyza Gülmen, “Ablam tabi dışarıyı merak ediyor. Çok zayıflamış. Biraz ağzında yaralar vardı. Cildi dökülüyor. Onun dışında denge problemi yaşıyor ayağa kalktığında. Ama morali çok iyi” dedi. 

    Haberin videosu

    Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile atıldıkları işlerine iade talebiyle başladıkları açlık grevi cezaevinde devam ediyor.

    168 gündür ihraç edildiği işine dönmek için açlık grevinde olan Akademisyen Nuriye Gülmen’in kız kardeşi Beyza Gülmen ablasının durumunu PİRHA’ya anlattı.

    Ablasına refakatçilik ettiğini belirten Beyza Gülmen, AİHM’nin onayıyla Gülmen ile en son Ankara Tabip Odası’nın doktorlarının görüştüğünü söyledi. Doktorların haftada bir kez gelebileceklerini söylediklerini ancak kendilerinin her gün gelmeleri için zorlayacaklarını kaydetti.

    AVUKATLAR HER GÜN GÖRÜŞÜYOR

    Avukatların her gün geldiğini söyleyen Beyza Gülmen, şu bilgileri aktardı:

    “Avukatlar gelişmeleri aktarıyorlar. Ablam tabi dışarıyı merak ediyor. Çok zayıflamış. Yanına gittiğimde çok uzun zamandır görmediğim için zayıflığı gözüme çok baskın geldi. Biraz ağzında yaralar vardı. Cildi dökülüyor. Onun dışında denge problemi yaşıyor ayağa kalktığında. Ama morali çok iyi. Gelen mektupları okumayı çok seviyor. Sevinçle açıp onları okuyor. Sonra cevap yazmayı da çok seviyor. Küçük hediyeler yolluyor, ayraç, defter gibi. Gününü genellikle böyle geçiriyor. Gazete, kitap okuyor. Sağlığıyla ilgili son söyleyeceklerim bunlar.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Pir Mehmet Yüksel: Şeriata dayalı bir eğitim sisteminin yapı taşları döşeniyor-VİDEO

    Pir Mehmet Yüksel: Şeriata dayalı bir eğitim sisteminin yapı taşları döşeniyor-VİDEO

    PİRHA – Sinemilli Ocağı’na mensup Pir Mehmet Yüksel uzun yıllardır Alevi çocuklarına AİHM kararlarına rağmen zorla öğretilen din dersini ve hükümetin eğitim müfredatına ilişkin yeni girişimlerini değerlendirdi. Yüksel “Günümüzde şeriata dayalı bir eğitim sisteminin, yapı taşları döşeniyor” dedi.

    Yeni bir eğitim öğretim yılına girmemize haftalar kaldı. Tekçi eğitim sisteminin yarattığı toplumsal sorunlar her geçen gün biraz daha derinleşiyor. Bu toplumsal kesimlerden biri de onyıllardır inancını özgürce yaşamayan ve çocuklarına inancını öğretemeyen Alevilerdir. Asimilasyonun daha çabuk sonuç alması için dayatılan zorunlu din dersi Alevi toplumunun bütün itirazlarına ve AİHM kararlarına rağmen devam ediyor.

    “ÇOK TEHLİKELİ BİR DÖNEMEÇTEYİZ”

    Aynı zamanda bir akademisyen olan Pir Mehmet Yüksel “Günümüzde şeriata dönük yeni uygulamaları baz aldığımızda çok tehlikeli bir dönemece girdiğimiz anlaşılıyor. Bu sürecin arka planına, daha önceden yaşanan tarihsel geçmişe baktığımızda aslında çok kökleşerek gelen bir gericileşme vardır eğitim sisteminde” diyerek şunlara dikkat çekti.

    İmam Hatip okullarının aşama aşama geliştirilmesi, İlahiyat Fakültelerinin çok etkili yerler haline getirilmesi, Diyanet üzerinden üniversitelere hakimiyet, cemaatler eliyle vakıfların kurulması, Kur’an kursları üzerinden çocukların, bütün toplumun bu sürece tabi tutulması, şehirlerde okuyan özellikle Anadolu’dan gelen hali vakti yerinde olmayan insanlarımızın, canlarımızın, gençlerimizin bunlar -içerisinde büyük oranda Alevi çocukları da var- gerek kaldıkları yurtlarda gerekse okudukları okullarda dinci bir eğitime, dinci bir ortama ve atmosfere zaten uzun bir zamandır maruz kaldıklarını biliyoruz. Bu günümüzdekinin belki de zaten son 10-15 yıllık AKP öncesine baktığımızda ANAP zamanından bu yana gelen 12 Eylül uygulamalarında da açığa çıkmıştı.

    “BÜTÜN OKULLAR AŞAMA AŞAMA İMAM HATİPLERE ÇEVRİLDİ”

    Darwin’in evrim teorisinin müfredattan çıkarılması tartışmalarının geçmiş hükümetler döneminde de yaşandığını belirten Pir yüksel “din eğitiminin zorunlu hale getirilmesi üzerine kurgulanmış olan bir dini referansın ANAP iktidarları döneminde de hatırlıyoruz. Bütün bunları üst üste koyduğumuzda aslında bir sürecin son halkasından bahsediyoruz. Bunun bir önceki en önemli aşaması da 4+4+4 eğitim sistemiyle o dönemeç dönülmüş ve bugünlerin, bu dönemin zemini yaratılmıştı. O zaman zaten özellikle Alevi çocuklarının başta olmak üzere bütün memleketteki çocukların temel zorunlu olan eğitiminin 4 yıllığa sınırlandırılması ve 4 yılın hemen arefesinde zaten ondan hemen önce de dikkat ederseniz okula başlama yaşı çok küçük tutulmuştu, 5-6 yaşlarında….  Ve daha inanç kimlikleri oluşmamış, asimilasyona çok açık olan çocuklara peygamberin hayatı adı altında verilen birtakım din dersiyle özellikle Alevi çocuklarının kafaları bulandırılacak. Çünkü sistem ilk dörtten sonraki 2. dörtte bütün okulları aşama aşama imam hatiplere çevirdi. Gerici bir müfredat dayatıldı. Onun akabinde de başta Alevi çocuklar olmak üzere herkes aslında bu sistemde belki birer çırak olabilecek” dedi.

    “ALEVİ TOPLUMU GÜÇSÜZ BİR TOPLUM DEĞİL FAKAT ÖRGÜTSÜZ”

    Pir Yüksel adım adım geliştirilen bu politikalara karşı ne yapılabilir sorusunun cevabını ise şöyle veriyor:

    Günümüzde yapılan bu son uygulamayla da artık bence ismi kondu, artık tamamen şeriata dayalı bir eğitim sisteminin yapı taşları döşeniyor. Ne yapılabilir, ne edilebilir? İşte Dersim ormanlarımızın yakılması üzerine bazı faaliyetlerimizde aslında daha önceki bütün başımıza gelen felaketleri saydığımızda kaderine sahip çıkmaktan başlıyor bütün mesele. Bir kere Alevi toplumu güçsüz bir toplum değil, ama dağınık bir toplum. Kendi kaderini, kendi geleceğini, kendi eğitimini, kendi eğitim kurumlarını oluşturmadan olup bitene seyirci kaldığı müddetçe biz bununla karşı karşıya geleceğiz. Yani bunların alternatifleri yapılmalı. Aleviler özellikle gerek yurtiçinde gerek yurtdışında son derece varsıl durumda olan Alevi iş-adamları, Alevi kesimlerinin eğitime el atmasının bir şekilde ortamı yaratılmalı ya da insanı bu konuda ikna etmelidirler diye düşünüyorum. Bütün demokratik muhalefetle birlikte bir güç birliği oluşturarak başta eğitim meselesi onun da öncesinde Türkiye’de hukuk ve demokrasi mücadelesi, ve Türkiye’deki bütün kimliklerin baskı ve tehditle sindirilme meselesinde mücadelenin bir güç birliği zemini yaratılarak bu uygulamalara karşı çıkmaktan geçtiğini düşünüyorum. Aksi takdirde şu anda tek başına zaten bir karşı çıkış mümkün görünmüyor. İşte akademik kadroya yapılanları görüyoruz, başta üniversiteler olmak üzere bütün kurumların bilimsel anlamda içini boşalttılar. Bu kurumlardan bu saaten sonra başta hukuk ve demokrasi alanında ve eğitim alanında herhangi bir şeyin çıkmayacağı aşikar.

    Elif TABAK/ İNGİLTERE

  • İsrafil Erbil: Britanya’da yaşayan Aleviler olarak Türkiye’deki cihatçı din eğitiminden kaygılıyız-VİDEO

    İsrafil Erbil: Britanya’da yaşayan Aleviler olarak Türkiye’deki cihatçı din eğitiminden kaygılıyız-VİDEO

    PİRHA-Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil, Türkiye ile Britanya’daki inanç derslerini karşılaştırdı. Erbil, Britanya’da Alevilik derslerinin pilot olarak dört okulda verilmeye başladığını yeni dönemde ise tüm okullarda verilmesini talep edeceklerini belirtti. 

    HABERİN VİDEOSU

    Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, yeni eğitim öğretim dönemini PİRHA’ya değerlendirdi. Britanya’da dört okulda pilot bölge olarak Alevilik derslerinin verilmeye başlandığını söyleyen Erbil, Britanya’daki tüm okullarda diğer bütün inançlar gibi Alevilik derslerinin de verilmesini talep edeceklerini kaydetti.

    Britanya’daki inanç derslerinin Türkiye’dekinden farklı olduğuna değinen Erbil, “Buradaki inanç dersleri bütün farklı inançların sınıfta bulunan tüm çocuklara genel kültür kapsamında veriliyor ve inanç nasıl yaşanıyorsa aynı şekilde anlatılıyor. Fakat Türkiye’de zaten 80 darbesiyle birlikte anayasanın 24. maddesi aracılığıyla zorunlu olarak bizim hayatımıza girmiş. Bugüne kadar da birçok insanı kendi ailesinden uzaklaştırmış, asimile etmiş, asimile etmeye de devam ediyor” dedi.

    Türkiye’de zorunlu din dersinin AKP eliyle cihat ve şeriat dersine dönüştürüldüğüne vurgu yapan Erbil, sadece bununla da kalmayıp diğer derslerin de din derslerine dönüştürüldüğü bir eğitim sistemiyle karşı karşıya olduklarını ifade etti.

    “CİHATÇI EĞİTİM SİSTEMİYLE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Erbil, Britanya’daki inanç derslerine ilişkin şu bilgileri verdi:

    “Britanya’da genel kültür kapsamlı verilen inanç dersleri Türkiye’deki zorunlu din derslerinden farklı. Burada okullarda Alevi olsun ya da olmasın okula giden tüm öğrencilerin öğrenebileceği şekilde anlatılıyor. Aleviler vardır, onların inançları budur, ibadetleri bu şekildedir, ibadet yeri cemevidir. Cemi dede yürütür, Ana yürütür, zakirleri vardır. 12 hizmetleri vardır kapsamında çok temel bilgilerin verildiği bir dersten ibarettir.”

    Türkiye’de din derslerinin sadece Sünnilik olarak verildiğini söyleyen Erbil “Neredeyse Ortadoğu’yu kasıp kavuran radikal, IŞİD geleneği olan cihadın da derslerin kapsamında veriliyor olması Britanya’da yaşayan Aleviler olarak bizi de endişelendiriyor, kaygılandırıyor” şeklinde konuştu.

    Erbil, Brtitanya’da örgütlü Aleviler olarak musahip kurumlarla birlikte Türkiye’de başlatılmış olan anti-demokratik, şeriatçı, cihatçı eğitim sistemiyle de mücadele edeceklerini kaydetti.

    Elif Tabak/LONDRA

     

  • Maltepe Gülsuyu Cemevi yönetimi: Cem Vakfı’nın cemevimizle bir ilgisi yok-VİDEO

    Maltepe Gülsuyu Cemevi yönetimi: Cem Vakfı’nın cemevimizle bir ilgisi yok-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Maltepe Gülsuyu Cemevi yönetimi, 20 yıldır yapımı devam eden cemevi üzerinden spekülasyonlar olduğunu, Alevi toplumunun cemevi yönetimi dışında olan oluşumlara dikkat etmemelerini istedi. PİRHA’ya konuşan Kadife Çakmak ve Kalender Maden, Maltepe Cemevi’nin yapımında asıl muhatabın Maltepe Cemevi Derneği olduğunu belirttiler. 

    Haberin Videosu

    Devlet tarafından, mahkeme kararları ve Alevi toplumunun talebi olmasına karşın tanınmayan Alevilik ve Alevilerin inanç merkezleri olan cemevleri için Aleviler kendi çabalarıyla çalışmalarını sürdürüyorlar.

    Yapımı devam eden cemevlerinden biri de İstanbul Maltepe Gülsuyu’nda. Son günlerde ise cemevine dönük spekülatif yaklaşımlar olduğunu belirten Maltepe Cemevi yöneticisi Kadife Çakmak ve Kalender Maden PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Maltepe Cemevi’nin yapımında asıl muhatabın Maltepe Cemevi Derneği olduğunu ifade eden Kadife Çakmak, şunları söyledi;

    “Maltepe’de son dönemlerde bir oluşum sözkonusu. Bu oluşum cemevimizle hiçbir ilgisi kalmayan CEM Vakfı’dır. Masa üzerinde oluşturulan bir yönetimle ve oluşturulan bu yönetimi meşrulaştırmak için de cemevimizin adı kullanılarak, kahvaltı etkinliği organize edilip halka katılım çağrısı yapılıyor. Bu yapılan kahvaltı cemevimizin organizasyonu değil, cemevimizi de temsil etmiyor.”

    “CEM VAKFI HAYALİ BİR ÇALIŞMA İÇİNDE”

    Yapılmakta olan cemevinin yıllardır tamamlanmadığını belirten Kadife Çakmak, “Maltepe Belediyesi çalışmalarına devam ederken, hafriyat çalışmasında zemin çürüklüğü nedeniyle mevcut kullandığımız cemevimizin yıkım kararı gündeme gelmiştir. Bu yıkımdan sonra Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı bu olayı bir malzeme olarak kullanarak cemevi üzerinden bir takım oluşumlarla hayali bir çalışma içerisindedir. Tamamıyla bu hayalidir, cemevini temsil etmemektedir” dedi.

    “YAŞANANLARDAN RAHATSIZLIK DUYUYORUZ”

    Maltepe Gülsuyu Cemevi Yönetim Kurulu üyesi olan Kalender Maden ise “Yaşananlardan rahatsızlık duymaktayız” diyerek şunları ifade etti:

    “Gülsuyu Cemevi’nde asıl sorun, 20 senedir inşaat halinde beklemesidir. Gelinen aşama, sadece kaba inşaatı bitmiştir. Maltepe Belediye Başkanıyla yapılan görüşmeler sonucunda başkan cemevini bitireceğine dair söz verdi. Bugün o söz bir anlamda yerine gelmiştir, bir adım atılmıştır. Bu aslında iyi bir gelişmedir.”

    Ali ÇİFTÇİ/İSTANBUL

     

  • Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer: Dergahlarımız geri verilsin-VİDEO

    Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer: Dergahlarımız geri verilsin-VİDEO

    PİRHA- Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer, dergâhların Alevilere verilmesini istedi.  Hacıbektaş’tan seslenen Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Yönetim Kurulu Üyesi Erdoğan Sezer Dede, dün Hacıbektaş’ta cem olduklarını belirterek, “Dergâhlarımızdan ellerin çekilmesini haykırdık” dedi. 

    Haberin Videosu

    Sivas ve Çorum katliamlarını yerinde protesto etmek ve yaşamını yitirenleri anmak için Sivas’a ve Çorum’a giden oradan da Hacıbektaş’a giderek Cem tutan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer, PİRHA’ya konuştu.

    Erdoğan Sezer Dede, dergâhların Alevilere verilmesini istedi.  Hacıbektaş’tan seslenen Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Yönetim Kurulu Üyesi Erdoğan Sezer Dede, dün Hacıbektaş’ta cem olduklarını belirterek, “Dergâhlarımızdan ellerin çekilmesini haykırdık” dedi.

    Devletin kendi Alevisini yaratmasına karşı çıktıklarını hatırlatan Sezer, şunları kaydetti:

    “Dergâhlarımızın bize geri verilmesini, devletin kendisine göre Alevilik yaratmasına karşı olduğumuzu ve direneceğimizi açıklıyoruz. Bütün canlar da bunu bilsin ki eğer biz bir olursak, diri olursak, beraber olursak, hep bir ağızdan konuşursak dergâhlarımızın bize geri teslim edileceğine inanıyorum.”

    Eskiden cemevlerine kültür yeri deniliyordu” diyen Sezer, “Şimdi cemevlerimize suyu soruyorlar, elektriği soruyorlar, bazen araba veriyorlar. Bizleri bunlarla avutmasınlar. Biz avutulacak çocuk değiliz” dedi.   (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • CHP’li Necati Yılmaz: Bardağın dolduğu, sözün bittiği yerdeyiz-VİDEO

    CHP’li Necati Yılmaz: Bardağın dolduğu, sözün bittiği yerdeyiz-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından, 25. ve 26. Dönem CHP Ankara Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Necati Yılmaz, Adalet Yürüyüşü’nü PİRHA’ya değerlendirdi. Toplumsal değerlerin, hukuk değerlerinin ve kavramlarının içinin boşaltıldığı, çürütüldüğü bir süreçten geçildiğine dikkat çeken Yılmaz, “Bardağın dolduğu, sözün bittiği yerdeyiz” dedi. “İstanbul’da bizi milyonlar karşılayacak” diyen Yılmaz, Sivas ve diğer katliam davalarında adaletin arandığına vurgu yaptı.

    Haberin Videosu

    25. ve 26. Dönem CHP Ankara Milletvekili seçilen, halen Parti Meclisi üyesi ve T.B.M.M. Adalet Komisyonu üyesi olan Necati Yılmaz Adalet yürüyüşüne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Adalet kavramının  içinde öncelikle hak kavramını, hukuk kavramlarını barındırdığına vurgu yapan Yılmaz, “Gerçekten adaletsiz bir süreci yaşıyoruz. Adaletsizlik toplumun tamamına, yaşamın tamamına hakim olmuş durumda. Böyle baktığımızda bu kavrama emeklilerin de ihtiyacı var, işsizlerin çok ihtiyacı var, gazetecilerin ihtiyacı var. Görevini yapmak isteyen, haklarını kullanmak isteyen, yaşamını sürdürmek isteyen, toplumun tüm kesiminden tüm farklı sosyolojik gruplardan insanların, cinsiyetten insanların, bu kavrama ihtiyacı var” şeklinde konuştu.

    “HUKUK DEĞERLERİNİN İÇİNİN BOŞALTILDIĞI SÜREÇTEN GEÇİYORUZ”

    Toplumsal değerlerin, hukuk değerlerinin ve kavramlarının içinin boşaltıldığı, çürütüldüğü bir süreçten geçildiğine dikkat çeken Yılmaz, şunları dile getirdi:

    “Böyle baktığımızda tüm bu sorunları birlikte kavrayacak, birlikte kucaklayacak bir kavramı yakalamış durumdayız, adı “adalet.” Adalet arıyoruz ve adaleti ararken toplumda bütün dengesizlikleri, eşitsizlikleri gelir dağılımındaki bozuklukları, yaşam hakkını ve diğer alanlardaki eksikleri birlikte barındıran bir kavramı takip ediyoruz. Adım adım onu ülkenin her bir coğrafyasında, her bir yolunda, bir sokağında, yaylasında, ovasında yağan yağmurun dolunun altında, bizi kavuran güneşin altında bu kavramın peşinden gidiyoruz. Buna ihtiyacımız var.”

    “BARDAĞIN DOLDUĞU, SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ”

    “Aslında bakarsanız artık bardağın dolduğu, sözün bittiği yerdeyiz” diyerek  yeniden başlanması gerektiğini dile getiren Yılmaz, ” O başlayacağımız sözün adı adalet. O kavram adalet. Genel başkanımız bize bunu söyledi. Elimde bir döviz olacak. Sadece adalet yazacak dedi. Bizler dedik ki; “Biz bunun neresinde olalım. Türkiye bunun neresinde olsun.” “Ben yürüyorum” dedi. “Ben yürüyorum” derken bu kavrama, bu çabaya, bu yürüyüşe katkı vermek isteyen destek vermek isteyen ve sahiplenen herkesin gelebileceğini söyledi. Özel bir çağrı yapmadı. Görüyoruz ki 19 günlük yürüyüşte on binler, kimi zaman yüz binler bu yürüyüşe destek verdiler” ifadelerini kullandı.

    “MİLYONLAR BİZİ KARŞILAYACAK”

    Adalet yürüyüşüne katılım çağrısı yapan Yılmaz, “Arayanların çoğuna şunu söylüyorum; buraya gelmeyin, buraya gelmekle çok olumlu bir şey yaparsınız ama çok da daha tarihi bir göreviniz var. İstanbul’a gelin ama İstanbul’a da yalnız gelmeyin. Çoluk çocuğunuzla tüm sevdiklerinizle birlikte gelin diyorum. İnanıyorum ki, İstanbul’da milyonlar bizi karşılayacak. O zaman Türkiye başka bir Türkiye’ye adım atmış olacak” diye konuştu.

    “HAYIR BİLEŞENLERİ BİRBİRİNİ DAHA FAZLA TANIYACAK”

    Referandum sürecinde ciddi bir blok ve beraberlik yarattıklarını ifade eden Yılmaz, ” Beraber ne yapabiliriz dedik, 2. adımı attık. Bu bir çizgidir, bu 2019’a uzanan bir hattır. Bu hattı, bu eylemlilikler üzerinde kalınlaştıracağız ve Hayır bileşenlerinin her biri, birbirini daha fazla tanıyacak. Onlarda ayrı ayrı gelip destek verdiler. Çeşitli meslek örgütleri, siyasi partiler, köy dernekleri, toplumun çeşitli duyarlıları bizim yanımızda, bizim içimizde kendilerini ifade ettiler. Buna çok fazla ihtiyacımız vardı. O ihtiyaç karşılanmış durumda. Daha büyük şekilde de bunu İstanbul’daki milyonlarla beraber taçlandıracağımızı düşünüyorum” dedi.

    “ADALET YÜRÜYÜŞÜNÜN SİYASİ ALANDA ETKİSİ OLACAK”

    Yol boyunca zorluklar yaşadıklarına da dikkat çeken Yılmaz şunları söyledi:

    “Yani yol boyunca yaşadığımız zorluklar vardı, biliyorsunuz gübre dökmekten taş atmaya laf atmaya, söz atmaya, fiili saldırıya varıncaya kadar saldırılara maruz kaldık. Onlar şiddetin ayrıştırmanın birini kullanıyorlar. Bizler o saldırılar karşısında onları adalet sesleriyle yanıtladık ve alkışlarımızla karşıladık. Böylelikle bu tarz üzerinden her günümüzü örmeye devam ediyoruz. Orada, son günün finalin biteceği şekli, biraz da o güne saklıyoruz. Çünkü her bir gelişmeyi içinde barındıran bir hassasiyetle götürmek istiyoruz. Ama inanıyorum ki bu tarihi yaratan, bu tarihi yazan bu büyük etkinliğe, bu siyasi etkinliğe, bu toplumsal etkinliğe ilişkin ilerde çok şey söylenecek, çok şey yapılacak. Belki sanat yapılacak, tiyatro yapılacak. Belki bunun filmi çekilecek. İnanıyorum buna. Edebiyatımıza girecek. Ama siyaset sürecinde siyasal alanda da etkisi ve düzlemi olacak. Bunu en iyi şekilde ifade edecek bir finalle kutlamak istiyoruz, tabi ki sonraki etkinliklere başlamış olmak üzere.”

    “HALA ADALETLE YANITINI BULAMAMIŞ SİVAS DAVASI VAR”

    Önceki dönemlerde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanlığı da yapan CHP’li Necati Yılmaz, 2 Temmuz’da Sivas anmasına gidemediğini ancak yüreğinin orada olduğunu ifade etti. Yılmaz, 2 Temmuz’da katliam sırasında Sivas’ta olduğunu söyleyen Yılmaz, “Dönüp baktığımızda 24 yıl sonrasında hâlâ adaletle yanıtını bulamamış bir Sivas davası ve katliamı otelde duruyor. Tabi ki bu anlamda bu adalet kavramı, yaşanmış katliamları ve inkârları da içeriyor. Kürtlerin de Alevilerin de, dini istismar edilen inançlı yurttaşların da, inançsız yurttaşlarımızın da, Kürt’ün, Türk’ün, Ermeni’nin de hepsinin adalete ihtiyacı var. Dolayısıyla biz kendimize değil, herkes için adalet istiyoruz. Adaletli bir Türkiye’yi kurmaya çalışıyoruz.  Bunu söylerken sadece Sivas Katliamı’nı değil, daha dün yaşanmış, acısı yüreğimizde duran Ankara Katliamı’nın, Suruç  Katliamı’nın, diğer katliamlarda yaşamını yitirmiş bütün canlarımızın, yoldaşlarımızın onların da adalete ihtiyacı var” diye konuştu.

  • Prof. Dr. Ali Yaman: Alevi Kitap Fuarı kimliğimiz için gerekli-VİDEO

    Prof. Dr. Ali Yaman: Alevi Kitap Fuarı kimliğimiz için gerekli-VİDEO

    PİRHA – Şahkulu Dergâhı’nda yapılan 2. Alevi Kitap Fuarı’na katılan Prof. Dr. Ali Yaman Pir Haber Ajansı’na konuştu. Yaman, kentleşmenin bir gereği olarak Aleviliğin yazılması, çizilmesi, konuşulmasının da giderek geliştiğinin altını çizdi. 

    Haberin Videosu

    Şahkulu Dergâhı’nda yapılan 2. Alevi Kitap Fuarı’na katılan Prof. Dr. Ali Yaman’a fuara katılım gerekçelerinin yanı sıra Alevilik üzerine araştırmaları olan bir eğitimci olarak Alevi Kitap Fuarını nasıl değerlendirdiğini sorduk.

    Geçen yıl birincisi yapılan fuara da katılan Yaman’ın Şahkulu Dergahı ile ilişkisi uzun yıllara dayanıyor. “Öncelikle, 20 yıl önce burada bu Dergahta çok hizmetlerimiz oldu. Bugün açılışı yapılan bu kütüphanenin kuruluşunun temelinde” diyerek fuarla aynı gün açılışı yapılan Şahkulu Kütüphanesine vurgu yapıyor.

    “KİTAP ALEVİLER İÇİN GÖRÜNME ARACIDIR”

    “Geçen yıl ilk defa başladı ve gerçekten giderek de oturuyor bu fuar. Çünkü kitap olmadan hiçbir şey olmuyor. Kitap insan hayatının bütün detaylarını içeriyor” değerlendirmesinde bulunan Prof. Dr. Yaman  şunları söyledi:

    “Dışlanmış bir toplumdan söz ediyoruz. Onun için kitap bambaşka bir anlam ifade ediyor. Yani kitap onun için bilinmek, görünmek, kendisini ifade etmek, kimliğini ortaya koymak gibi bir şey. Daha çok kırsal alanda yaşadığı için Alevi toplumu, dışlandığı için, merkezden yazılı kaynakları da sınırlı bir toplum. Giderek kentleşmenin bir gereği olarak Aleviliğin yazılması, çizilmesi, konuşulmasının da giderek geliştiğini görüyoruz. Bu fuar da bunun bir göstergesidir, açık bir göstergesidir.”

    Yaman, “Biz de Kızılbaş Alevi aileden gelen bir insan olarak bu geleneğin sürmesi için üzerimize düşen neyse yapmak zorundayız. Ben derslerimde de sürekli Alevilik üzerine, Aleviliğin sorunları üzerine konuşuyorum, öğrencilerimle paylaşıyorum. Hepimizin üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor. Aleviliğin giderek en azından kitap alanında bile kendisini göstermesi bu toplumu memnun ediyor” ifadesini kullandı.

    “YAKLAŞIK 500 DEDEYLE GÖRÜŞTÜM”

    Prof. Dr. Ali Yaman bu alandaki çalışmalarının evveliyatını da şöyle anlattı:

    “Benim çalışma alanım ilk etapta şöyle oldu: Alevi geleneğini tespit. Biz bugün kentte yaşıyoruz. Fakat acaba bizim bu konuştuklarımız, yaşantımız ne kadar Aleviliği yansıtıyor? Yani ne kadar geleneksel Aleviliği yansıtıyor sorusunun cevabını aradım. Yaşı büyük olan yaşlı dedelerle, yaklaşık 500 dedeyle görüştüm. Master ve doktora tezim 7 yıl sürdü. Köyü anlatacak dedeler. Onlara 18 sayfalık bir soru cetveli uyguladım. Dedeler bıyıklı mıdır sakallı mıdır’dan tutun bütün detaylar… Keman mı var, saz mı var gibi… Bütün onları bitiştirerek doktora tezim ortaya çıktı. Alevilikte oruç mu var, Hızır mı var? Bütün bunları biz ancak köye giderek, onların çocukluğuna giderek öğrenebiliriz.”

    “DEDELERİ BİR YIL BOYUNCA KAMERAYLA İZLEDİM”

    İstediği sonuçlara ulaşabilmek için cemevine kamera koyup bir yıl boyunca yerinde incelemelerde bulunmuş.

    Yaman, “Cemevine girdim nasıl bir düzen vardı. Oturma düzeni nasıl. Bütün bunları anlamaya çalıştım. Bunları anlarken de daha çok geleneği yaşatan, sürdüren insanlar üzerinden, ağırlıklı olarak dedeler ve talipler üzerinden anlamaya çalıştım. Çünkü buraya dedeler, her yerden insanlar geliyor. Buraya kamera koydum. Dedeleri bir yıl boyunca kaydettim. Ondan sonra onları dinleyerek yazıya geçirdik” deiye konuştu.

    Yaman bütün bu süreci tamamladıktan sonra sonra güncel problemlerle yani zorunlu din derslerini, cemevlerinin problemlerini ve Diyanet meselesi gibi meselelere eğildiğini belirtiyor. (HABER MERKEZİ)

  • 04 HAZİRAN 2017 PAZAR-GÜNDEM

    04 HAZİRAN 2017 PAZAR-GÜNDEM

    -Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği Yöneticisi Selver Kaya, Kıbrıs’ta yaşayan Alevilerin sorunlarını değerlendirip dernekte, inanç boyutunu ön plana çıkarmak gerektiğini vurguladı. GÖRÜNTÜLÜ

    -Alibeyköy Cemevi ‘Yola revan oluyoruz’ şiarıyla cem oldu. Bugün de eğitim katının açılışı gerçekleşecek.

    -Yüksel Caddesi’nde İnsan hakları anıtının abluka altına alınmasına Ankaralı yurttaşlar PİRHA mikrofonundan tepki gösterdi. GÖRÜNTÜLÜ

    -Bulam-Der hizmet binası düzenlenen törenle açıldı.

    Ankara Valiliği’nin IŞİD tehdidine karşı cemevlerine güvenlik önlemi alma kararına tepki gösteren Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk bu kararın “Aleviliğinizi açık yaşamayın dercesine bir tehdit” dedi.  GÖRÜNTÜLÜ

  • Alevi pirlerinden Özakça ve Gülmen için ‘Omuz ver, ses ver’ çağrısı/VİDEO

    Alevi pirlerinden Özakça ve Gülmen için ‘Omuz ver, ses ver’ çağrısı/VİDEO

    PİRHA- OHAL koşullarında Kanun Hükmünde Kararname ile işlerinden çıkarılan Öğretmen Semih Özakça ve Akademisyen Nuriye Gülmen, “İşimizi geri istiyoruz” diyerek başlattıkları açlık grevi 65 gününde Alevi Pirler de hazırladıkları video ile destek çağrısında bulundu.

     

    Eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın başlattığı açlık grevlerinin 65. gününde Alevi pirleri de yayınladıkları video ile destek mesajı verdiler. Alevi pirlerinden, İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat, Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım, Güvenç Abdal Ocağı Dedesi Sefa Öztürk, Baba Mansur Ocağı Piri Gökmen Savak, Derviş Cemal Ocağı Piri Hasan Hayri Şanlı ve Hüseyin Abdal Ocağı Piri Hüseyin Gazi Metin yayınladıkları videoyla destek çağrısında bulundu.

    Yaşamın kutsal olduğuna dikkat çeken pirler, işleri için mücadele eden eğitimcilere, herkesin ses vermesi, mücadeleye ortak olma çağrısında bulundu.

    Alevi Pirleri, “İnancımız gereği, bu ölüme sessiz kalmayız. Değerli hocalarımız ölmesin, sakat kalmasın. Yolumuzun ışığıdır onlar” ifadelerini kullandı

    Öte yandan yazılı bir mesaj yayınlayarak hükumete seslenen, Hüseyin Abdal Ocağı Piri Hüseyin Gazi Metin Dede, “Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Ermeni, Süryani, Ezidi, Sendika Örgütleri ve Demokratik kitle örgütleri, halkların kardeşliğini savunan, iki akademisyen iki aydır işi, aşı için açlık grevindeler. Neden bu canların ölümlerini bekliyorsunuz. Bizi yönetenler, neden sesimizi duymuyorsunuz, çare aramıyorsunuz? sorusunu sorarak tepki gösterdi. Destek verenlere teşekkür ederim, seyirci kalanları kınıyorum. Alevi kanaat önderi olarak iki canımızı destekliyorum” dedi.

    CHP vekilleri 1 günlük açlık grevi yaparak sanatçı ve aydınlar da hazırladıkları video ile hükumete çağrıda bulunarak destek vermişti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ise bugün Gülmen ve Özakça’ya destek olma amacıyla 1 günlük açlık grevi kararı aldı. PSAKD bu akşam saat:18.00’de  tüm şubeleriyle bir günlük açlık grevine girecek.

    NE OLMUŞTU?

    Akademisyen Nuriye Gülmen, FETÖ’ iddiasıyla açılan soruşturma gerekçesiyle Selçuk Üniversitesi’ndeki görevinden uzaklaştırılmış, 6 Ocak’ta yayınlanan 679 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle ihraç edilmişti. Semih Özakça da Mardin Mazıdağı Cumhuriyet İlkokulu’ndaki sınıf öğretmenliği görevinden 675 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle ihraç edilmişti. Gülmen ve Özakça, 10 Mart’ta Ankara’da açlık grevine başlamıştı. Gülmen ve Özakça eylem esnasında birçok kez gözaltına alındılar. (HABER MERKEZİ)