Yazar: Helin Yılmaz

  • 16 EKİM 2022 PAZAR-GÜNDEM

    16 EKİM 2022 PAZAR-GÜNDEM

    -Mersin Cemevi tarafından düzenlenen “Mersin Alevi Toplulukları Çalıştayı” devam edecek. GÖRÜNTÜLÜ

    -AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından duyurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepki gösteren Ağuçan Ocağı’ndan Aziz Güler Dede, “Alevilik bir kültür değildir. Alevilik bir inançtır. Bizi rahat bıraksınlar. Kendi inancımızı yaşayalım. Eşit yurttaşlık istiyoruz” dedi. GÖRÜNTÜLÜ

    -Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu (DABF) Başkanı Türel Meriç kurulacağı duyurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepki gösterdi. AKP iktidarının samimi olmadığını ve bu çalışmasının da olumlu sonuçlanmayacağını belirten Meriç, “Kimse kendisinin Alevisini yaratmasın” dedi. GÖRÜNTÜLÜ

    -İstanbul Kartal’daki “İşçi, Emekçi Mitingi” saat 14.00’te başlayacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevine yönelik ziyaretinde yaşananlara tepki gösteren Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı, “Binlerce insanın katledilmesine sebep olmuş cem evlerine cümbüş evi diyen, cemevlerini terör yuvası olarak tanımlayan, cemevinin bahçesinde Uğur Kurt’u, Oğuzhan Erkul ve Barış Kerem’i katleden kişileri aklayanları cemevine kabul  edenler hiçbir şekilde akla mantığa yola ve mekâna uygun davrandıklarını düşünmüyorum” dedi. GÖRÜNTÜLÜ

  • CHP, DEVA, Saadet Partili temsilciler: Cemevi ibadethanedir; AİHM kararları uygulanmalı

    CHP, DEVA, Saadet Partili temsilciler: Cemevi ibadethanedir; AİHM kararları uygulanmalı

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Dergahı’nda yaptığı açıklamalar muhalefetin de gündeminde. CHP, DEVA ve Saadet Partisi cemevlerine ibadethane statüsü verilmemesinin bir sorun olduğunu belirttiler. Her üç parti temsilcileri de cemevlerini Alevi toplumu nasıl tanımlıyorsa öyle tanımlanması gerektiğinin altını çizerek, AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini kaydettiler.  

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Ekim Cuma günü İstanbul’da 700 yıllık Şahkulu Dergahı’na gitti. Alevilerin sorunlarına ilişkin çözümlerini açıklayacağını müjdeleyen Erdoğan cemevlerinin Kültür Bakanlığına bağlı “Alevi Bektaşi kültür ve cemevi başkanlığı” altında faaliyet yürüten “kültür evi”, “dayanışma merkezi” olacağını belirtti.

    Başta Alevi kurumları olmak üzere pek çok kesimden de AKP’nin bu projesine tepki geldi. Henüz siyasi ittifaklar açıklama yapmasa da bileşenleri ayrı ayrı “cemevlerinin ibadethane statüsü teslim edilmelidir” vurgusunu yapıyor.

    ALİ ÖZTUNÇ: ERDOĞAN ALEVİLERİ TANIMIYOR, HİÇ BİR ALEVİ DEDESİ KENDİNİ SATMAZ

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç, “20 yıldır Alevi toplumunun taleplerini görmeyen Erdoğan anketleri gördükçe bu defa Alevi açılımı yaparak oy alma ve toplumu kandırma peşindedir” dedi.
    Cemevlerinin statüsünün ise tartışılamayacağını söyleyen Öztunç, partisinin meclisindeki kararın altını çizdi ve “Cemevi ibadethanedir. Nokta. Kültür merkezi deyip dedelere maaş bağlayıp dedeleri satın almak isteyecek. Hiçbir Alevi dedesi kendini satmaz, buradan belli ki o Alevileri de tanımıyor” şeklinde konuştu.
    Öztunç, Erdoğan’ın, çevresindeki kendisine Alevi diyenlere bakarak bu kararı almasının karşılıksız kalacağını düşünüyor.

    İDRİS ŞAHİN: ALEVİLERİN SORUNLARI ALEVİLERLE MUHATAP OLUNARAK ÇÖZÜLÜR

    Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkan Yardımcısı İdris Şahin ise, Erdoğan ve ekibinin Alevilerin ibadethane sorununu bir biçimi ile tanımasını kıymetli buluyor ancak sorunun çözüm yolunu onaylamıyor.
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının esas alınması gerektiğini ve doğuştan gelen hakların lütuf şeklinde tanınmasını doğru bulmayan Şahin, “Alevilerin sorunları Alevilerle muhatap olunarak çözülebilir. Onların olmadığı bir masada bu sorun çözülemez. Alevilerin olmadığı bir masada karar alınmış. Atılan adım, sorunun tanınması kıymetli ancak cemevini kültür merkezi olarak tanımak hadiseyi hafife almaktır. Kesinlikle ibadethanedir. Bu bizim vereceğimiz lütuf değil. Doğuştan insan hakkıdır. AİHM kararlarında da görülmektedir” dedi. Altılı masanın da partisinin de fikirlerinin bu yönde olduğunu belirtti.

    BİROL AYDIN: CEMEVLERİNİ ALEVİ TOPLUMU NASIL KABUL EDİYORSA ÖYLE TANIMLAMAK DURUMUNDAYIZ

    Saadet Partisi Parti Sözcüsü Birol Aydın da cemevinin ibadethane olduğunu “Toplumsal çevrelerle ilgili bir tanımlama yapmasını doğru bulmayız. Aleviler kendilerini nasıl tanımlıyorsa öyle kabul etmemiz gerekir” dedi.

    Hükümetin veya devletin cami ya da cemevi yapmış olmasını alkışlanacak bir durum olarak görmeyen Aydın, devletin yurttaşlarına kolaylık sağlamasının görevi olduğunu hatırlattı. Parti sözcüsü Aydın, son olarak “Cemevlerini Alevi toplumu nasıl kabul ediyorsa öyle tanımlamak durumundayız. Eşit yurttaşlık uygulamasında büyük aksaklıklar ve sorun var” dedi.

    HELİN YILMAZ -DİREN KESER/PİRHA

  • 10 EKİM 2022 PAZARTESİ – GÜNDEM

    10 EKİM 2022 PAZARTESİ – GÜNDEM

    -Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler 10 Ekim Aileleri öncülüğünde katliamın gerçekleştiği Ankara Gar’ı önünde saat 10:04’te anılacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Türkiye’nin birçok kentinde Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anılacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Ekim’de Şahkulu Dergahı’nda canlı yayınla açılışını yaptığı Kayseri’deki cemevinin köylüler tarafından yapıldığının açığa çıkmasıyla ilgili konuşan Kayseri Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Abbas Tan, “Gidip görenler oranın hala bitmediğini, inşaat halinde olduğunu, hala işçilerin çalıştığını söylediler. Oraya yapılan cemevinin tapusu hazineye ait. İnşaatı belediyenin yaptığı söyleniyor. Gelip açılışını yaptılar” dedi. –FOTO

  • Dersim Barosu’nun yeni başkanı Fatma Kalsen oldu

    Dersim Barosu’nun yeni başkanı Fatma Kalsen oldu

    PİRHA- Dersim Barosu, 12. Olağan Genel Kurulu’nu “Savunma susturulamaz, herkes için adalet” temasıyla gerçekleştirdi. Baronun yeni başkanı Fatma Kalsen olarak belirlendi.

    Dersim Barosu 12. Olağan Genel Kurulu’nu “Savunma susturulamaz herkes için adalet” temasıyla gerçekleştirdi.

    Dersim Barosu’na kayıtlı avukatların katıldığı baro seçimleri tek adayla gerçekleştirildi.

    Seçimlere geçilmeden önce baro başkanlığı yapan Kenan Çetin bir konuşma yaparak yeni yönetime ve yeni baro başkanı olan Fatma Kalsen‘e başarılar diledi.

    Çetin, avukatlara ve savunmaya yönelik yapılan saldırılara değinerek Dersim Barosu’nun bu saldırılara karşı duruşuna ve dayanışmanın önemine değindi.

    Faaliyet raporu okunduktan sonra tek adayla seçime giden Dersim Barosu‘nun yeni dönem başkanlığına Fatma Kalsen seçildi.

    Kalsen konuşmasında bir önceki yönetime emeklerinden dolayı teşekkür ederek, yeni yönetim kurulu ve baroya bağlı meslektaşlarla hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğini ifade ederek hukuk alanında yaşanan saldırılara karşı birlikte mücadele etmenin önemine vurgu yaptı.

     

    (HABER MERKEZİ)

  • Hakkari’de polis müdahalesi: HDP Milletvekilli Habip Eksik hastaneye kaldırıldı-VİDEO

    Hakkari’de polis müdahalesi: HDP Milletvekilli Habip Eksik hastaneye kaldırıldı-VİDEO

    PİRHA- Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde “Özgürlük yürüyüşü” düzenlenmek istendi. Yürüyüşe yönelik polisin sert müdahalesi sonrası, en az 20 kişi gözaltına alındı. Polisin sert müdahalesinde HDP milletvekilleri Habip Eksik ve Sait Dede, yerlerde sürüklenerek darp edilirken, Habip Eksik hastaneye kaldırıldı.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre polis, Hakkari‘nin Yüksekova ilçesinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri ve gazetecileri darp etti. Gözaltına alınanlar arasında Mezopotamya Ajansı muhabiri Mazlum Engindeniz, JINNEWS muhabiri Rabia Önver, HDP İlçe Eşbaşkanı Şoreş Diri de bulunuyor.

    Polisin sert müdahalesinde HDP milletvekilleri Habip Eksik ve Sait Dede, yerlerde sürüklenerek darp edildi. Eksik, çağrılan ambulansla hastaneye kaldırıldı. Sosyal medyada HDP’li Habip Eksik’in darp edildiği görüntüler paylaşılırken, İHD Hakkari Şubesi Twitter hesabından yaptığı açıklamada polis şiddetini kınadı. Açıklamada, “9 Ekim komplosuna karşı yapılmak istenen yürüyüşe karşı kolluk kuvvetlerinin uygulamış olduğu sert müdahaleler sonucu ÖHD Hakkâri Şube Başkanı Onur Düşünmez, HDP Yüksekova İlçe Başkanı Şoreş Diri göz altına alınmış, vekillere de şiddet uygulanmıştır. Kolluk şiddetinin sergilemiş olduğu hukuksuzluğa karşı gözaltına alınan HDP yöneticilerine ve milletvekillerine, ÖHD şube başkanına, HDP ilçe başkanına yapılan bu saldırıyı kınadığımızı ve olayın takipçisi kalacağımızı kamuoyu ve basına bildiriyoruz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İran’da kadın direnişinin 23. günü: Onları şenlik ateşlerine gönderirken sevinçle dans etmek için

    İran’da kadın direnişinin 23. günü: Onları şenlik ateşlerine gönderirken sevinçle dans etmek için

    PİRHA- İran’da kadınların sokaklara çıkarak Molla rejimini protesto etmelerinin 23 günü geride kaldı. İran devlet televizyonunda “Ali’nin Adaleti” isimli hacker grup tarafından sanal işgal yaşandı. 

    İran devlet televizyonunda “Ali’nin Adaleti” adlı hacker grubu tarafından siber saldırı gerçekleşmesinin ardından birkaç saniye boyunca ekranda “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganı atılırken, İran Dini Lideri Hamaney’in yüzünün hedef alındığı ve alevler içinde yanan fotoğrafı ve “Yalancı Çoban” yazılı olan görüntüler izletildi. Ekranda “Gençliğimizin kanı sizin elinizden damlıyor” yazılı sloganın altında Mahsa Amini ve protestolarda öldürülen üç genç kızın fotoğrafları görüldü.

    Tahran’da ise kadın öğrenciler, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’yi üniversitelerini ziyareti sırasında protesto ederek “kaybol” sloganları attı. Kürt asıllı İranlı Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesiyle patlak veren protestolar dördüncü haftasında da devam etti.

    Ülkenin çeşitli yerlerinde toplanan göstericiler hükümet ve rejim karşıtı sloganlar attı. İranlı insan hakları örgütü HENGAW, cumartesi günkü gösterilerde İran polisinin Kürtlerin ağırlıkta olduğu Sanandaj ve Sakız şehirlerinde protestoculara ateş açtığını duyurdu.

    Sanandaj şehrinde ana cadde üzerinde seyreden bir sürücünün yol kenarındaki polislere korna çalmasının ardından vurularak öldürüldüğü belirtildi. Korna çalmak göstericiler tarafından sivil itaatsizlik göstergesi olarak sıkça kullanılan bir yöntem haline gelmişti. Sosyal medyada dolaşan görüntülerde sürücünün direksiyona yığıldığı ve etraftakilerin yardım çağrısında bulunduğu görülüyor.

    Devrim muhafızlarına yakın yarı resmi Fars haber ajansı ise Kurdistan bölgesi Emniyet Müdürünün göstericiler üzerinde gerçek mermi kullanıldığı iddialarını yalanladığını aktardı.

    Belçika’daki İranlı kadınlar ise Mahsa Amini ile başlayan direniş ile dayanışmalarını imza kampanyası ile gösterdi. Yüzden fazla imzası bulunan feminist kadınlar, “Feminist ve insan hakları örgütleri olarak, Mahsa (Jina) Amini’nin gözaltında öldürülmesini barışçıl bir şekilde protesto etmek ve bedensel haklarını talep etmek için sokaklara çıkan İran’daki cesur kadınlarla dayanışma içindeyiz.Tüm feministleri ve kadın insan hakları savunucularını ve farklı ülkelerdeki ve özellikle MENA bölgesindeki örgütlerini, İranlı kadınlarla dayanışma içinde olmaya ve mümkün olan her şekilde seslerini yükseltmeye çağırıyoruz.” dedi.

    The Guardian’a yazan Kamin Mohammadi ise eylemlere ilişkin analizlerini paylaştı. Mohammadi, Kürt Jina’nın isminin bile Mahsa olarak kaydedilmesinin ayrımcılığın ne kadar derin olduğunu gösterdiğini belirtti. Yazar, “Kürtler, Kürdistan’da uzun süredir ayrımcılığa maruz kalıyor. Mahsa’nın gerçek adı – Jhina – Kürtçedir ve bu nedenle sadece Farsça ve bazı İslami isimler yasal olduğu için doğum belgesine kaydedilemez. Kürtçenin okullarda öğretilmesine karşı yasalar da var. Babamın memleketi Jhina Amini’nin geldiği şehir olduğu için Kürdistan’daki protestoları duyduğumda ailemin güvende olması için dua ettim” dedi.

    Mohammadi, 1979 devriminden bu yana ülke çapında gördüğü en büyük protestolara dönüşen Kürt özgürlük çığlığı “Kadın Yaşam Özgürlüğü” baskın sloganı olduğunu söylüyor. Yapılan protestolarda özellikle Z kuşağı kadınlarının nasıl öne çıktığını vurgulayan Mohammadi, “Onları (mollaları) şenlik ateşlerine gönderirken sevinçle dans etmek için kadınların öncülük ettiğini görüyoruz” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Venedik Komisyonu ‘dezenformasyon’ düzenlemesine “İfade özgürlüğüne engel” dedi

    Venedik Komisyonu ‘dezenformasyon’ düzenlemesine “İfade özgürlüğüne engel” dedi

    PİRHA-Avrupa Konseyi, basına müdahaleyi artıracak, maddeleri TBMM’de kabul edilen ‘dezenformasyon yasasının’ Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından güvence altına alınan ifade özgürlüğüne ‘engel’ teşkil ettiğini açıkladı. 

    Muhalefet tarafından ‘sansür yasası’ olarak eleştirilen ‘Dezenformasyonla Mücadele Yasası’nın birçok maddesi TBMM’de kabul edildi. Türkiye’de özellikle muhalefet tarafından eleştirilen düzenlemeye bir tepki de Avrupa Konseyi’nden geldi.

    Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerinin anayasa ve yasalarının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Konsey’in  ilkelerine uygun olup olmadığını denetlemekle hükümlü Venedik Komisyonu, cuma günü konuyla ilgili ‘acil bir görüş’ metnini yayınladı.

    DİĞER ÜLKELERLE KARŞILAŞTIRMALI ANALİZ

    Açıklamada, iktidar mensuplarının sık sık AB ve Avrupa örneklerinden hareketle böyle bir düzenlemeye gidildiğini savunduğuna dikkat çekilerek, başka ülkelerle Türkiye’deki düzenleme arasında karşılaştırmalı bir analiz yer aldı. Komisyon, Türkiye’deki düzenlemede Türk Ceza Yasası’na “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun eklendiğini, “endişe, korku veya panik yaratmaya” yönelik yayın yapanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörüldüğünü hatırlattı; ırkçılık, nefret suçu ve çocuk istismarı gibi alanlar için sosyal medya düzenlemeleri bulunan Almanya, Fransa ve İngiltere’de, ‘yanıltıcı veya sahte bilgi yayanlara’ hapis cezası verilmediğini vurguladı.

    Tasarı içerisinde ‘internet haber sitesi’, ‘İletişim Başkanı’, ‘İletişim Başkanlığı’, ‘Basın Kartı Komisyonu’, ‘medya mensubu’, ‘enformasyon görevlisi’ gibi ifadelerin tanımı da düzenleniyor.

    (HABER MERKEZİ)
  • 3 Ekim 2022 PAZARTESİ – GÜNDEM

    3 Ekim 2022 PAZARTESİ – GÜNDEM

    -HBVAKV Datça Şubesi Başkanı Murat Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Muharrem ayında Hüseyin Gazi Cemevi ziyaretinde postta oturması ve cem odasında yemek yenmesine tepki gösterdi. Yıldırım, cemevine elbette vali de gelir,  kaymakam da, cumhurbaşkanı da gelir, herkes gelebilir, “Gelen kişinin postta oturması, cemevinin içerisinde yemek yenmesi Alevi toplumuna yapılan en büyük ihanettir” dedi. GÖRÜNTÜLÜ

     

  • Dünya basını İran’ı konuşuyor

    Dünya basını İran’ı konuşuyor

    PİRHA- İran’da kadınların İslami giyim kanunlarına ve “ahlak” polislerine karşı başlattığı protestolar devam ediyor. Polisin gözaltına aldığı 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin karakolda ölümüyle başlayan bu protestolar 10. gününe girdi. Dünya basınının gözü ise İran’da. Yapılan yorumlarda, İran’daki söz konusu protestoların İslam Cumhuriyeti’nin 40 yıllık rejimini devirmesi beklenmiyor ancak bir çatlak oluşturduğu konusunda herkes hemfikir.

    İran’da 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin şeriat kurallarına göre başını örtmediği iddiasıyla gözaltında işkenceyle katledilmesinin ardından başlayan protestolar dünya geneline yayıldı. Fransa, İngiltere, Kanada, Irak ve Şili’de eylemler yapılırken, dünya basını da İran’daki gelişmeleri yakından takip ediyor.

    BBC News, İran’daki internet yasağını gündemine aldı. Shiona McCallum imzalı haber “İran karışıklığı: İran ve internet nereye gidiyor?” başlığıyla yayınlandı. İran’da yaşamını yitiren Kürt genç kadının ardından halkın öfkesini sosyal medyada yaşadığını belirtilirken internet izleme grubu NetBlocks, İran’ın genellikle izin verdiği Instagram ve WhatsApp’ın kısıtlandığını söyledi. NetBlocks, internetin perşembe gecesi kısmen yeniden bağlandığını, ancak Cuma günü yeniden “ulus çapında bir bağlantı kaybı” yaşadığını bildirdi.

    Haberin devamına göre, insanlar ayrıca bir VPN ve proxy kullanmaya çalışırken bile WhatsApp hesaplarına erişemediklerini bildirdi. Normalde, web sitesi erişimi devlet filtreleri tarafından büyük ölçüde kısıtlanır ve yalnızca VPN’leri olanlar denizaşırı web sitelerinden sansürsüz içeriğe erişebilir. Ama bu yasak farklı görünüyor.

    Peki gerçekten neler oluyor?

    İnternet kesintileri büyük ölçüde İran’ın en büyük cep telefonu operatörünün çevrimdışı olmasından kaynaklanıyor. İran Mobil İletişim Şirketi’nin 60 milyondan fazla müşterisi var.

    Haftanın başlarında, iletişim bakanı kesintiden güvenlik nedenlerini sorumlu tuttu. Ancak NetBlocks’tan Işık Mater BBC’ye şunları söyledi:

    “İnternet, sokaklarda huzursuzluk baş gösterdiğinde İranlı yetkililerin ellerindeki en büyük araçlardan biri.”

    Mater, İran’da özel bir yayın ağı olmadığı için internetin protestocuların seslerini paylaşabilecekleri “tek yer” olduğunu söylüyor.

    The Guardian ise “İranlı yürüyüşçüler hükümet karşıtı protestocuların idam edilmesini istedi” başlıklı haber ile İran’daki hükümet yanlılarının taleplerini yazdı. Gazete, İran’daki gösterilerin önlenmesi amacıyla birçok bölgede hükümet yanlısı mitinglerin ve yürüyüşlerin düzenlendiğini bildirdi.

    Yürüyüşçüler, hükümet karşıtı protestocuların idam edilmesi çağrısında bulunurken, ordu, İranlılara huzursuzluğun arkasındaki “düşmanlarla” yüzleşeceğini söyleyerek muhalefeti ezmeye hazır olduğunun sinyalini verdi. Haberin devamında ise, “Devlet televizyonunun canlı yayınına göre, göstericiler hükümet karşıtı protestocuları ‘İsrail’in askerleri’ olarak kınadı. Ayrıca, ülkenin din adamlarının, destek gösterilerinin kendiliğinden olduğunu iddia eden yetkililere destek vermeye çalışmak için kullandıkları ortak sloganlar olan ‘Amerika’ya ölüm’ ve ‘İsrail’e ölüm’ diye bağırdılar. Kalabalık, ‘Kur’an’ı çiğneyenler idam edilmeli’ sloganları attı.” bilgisi yer aldı.

    Cumhurbaşkanı Raisi Cuma günü bir televizyon programında konuştu. Raisi kendilerinin Amini’nin ölümünün araştırılacağını söylerken çubuğu göstericilerin arkasında olduğunu ima ettiği ABD’ye büktü. ABD’deki polis saldırılarını sorarak “Bütün bu ölümler araştırıldı mı?” dedi.

    “KENDİMDEN ÇOK UZAK BİR DÜNYA”

    Independent’ta Faiza Saqib’in yazdığı “Tahran’da polis tarafından durduruldum – başörtüsü takmak özgür bir seçim olmalı” başlıklı yazı ise öne çıkan haberlerden biri oldu. Yazının bir kısmı şu şekilde:

    “İran’ı ilk ziyaret ettiğim zamanı hatırlıyorum. Kendimden çok uzak bir dünya ve kültür gibi hissettim ve orada bulunduğum süre boyunca tamamen yanlış gidebilecek bir an yaşadım.

    Ailem ve ben Tahran’da bir pazar yerini ziyaret etmeye karar vermiştik. Gezimiz sırasında gideceğimiz yere ulaşmak için dini bir türbenin yanından geçmemiz gerekti. Şimdi, olayları perspektife koymak için, tamamen kaplandım. Başörtüsü takıyordum, tek bir saç teli bile göremiyordum ve ayrıca bir abaya (İslami elbise) giyiyordum – bu benim seçimimdi ve o zamanlar giymekten en rahat ettiğim şey buydu.

    Tapınağa girdiğimde polisin öfkeli bakışlarıyla karşılandım ve ailemle birlikte durdurulduk. Rahatsızlığım ve şaşkınlığım karşısında eğlenmiş görünen polis memuru, giydiğim şeyin başörtüsü değilmiş gibi hissettiğini ve türbenin önünden geçmeden önce çarşaf giymem gerektiğini ifade etti. Çarşaf, vücudu tamamen örtmek için giyilen uzun bir pelerindir.

    Bilgisizliği karşısında şoka uğrayarak cevap verdim: “Hayır… Tamamen örtündüm, neden daha fazla örtüneyim?” Memur gülümsedi. Korkudan ve kendiminkinden tamamen farklı bir dünyada olduğumu bilerek sessizce itaat ettim. Görevli sırıtmaya devam etti. Çarşaf giydim ve türbenin yanından geçtik ve yolumuza devam ettik.

    Bu hatıra beni hala şaşırtıyor. Tamamen örtülüydüm, saçlarım görünmüyordu ve figürümün ana hatları dünya için bir gizem olarak kaldı – ama bu yeterli değildi. Neden durduruldum ve neden başörtüm sorgulandı? Başörtüsü takmak ya da takmamak kadının tercihi, kadının özgürlüğüdür.

    Mahsa’nın hikayesini duyunca kalbimin kırılmasına engel olamadım. Hikayesi bana bir başkasını hatırlatıyor: Vahşice öldürülen ve işlemediği bir suçla suçlanan Afganistanlı bir kadın olan Farkhunda Malikzada’nın hikayesi. İşkence gördü, sokaklarda sürüklendi, utandı ve küçümsendi, birçokları izledi ve hiçbir şey yapmadı. Farkhunda Malikzada, Mahsa Amini, isimlerini söyleyin.

    Almanya’dan Müslüman bir kadın olan Marwa El Sherbini, 2009’da oğlunun gözleri önünde öldürüldü – iğrenç bir nefret suçu – hepsi Marwa’nın başörtüsü takmayı seçmesi yüzünden. Farkhunda Malikzada, Mahsa Amini, Marwa El Sherbini. Giyim seçimleri nedeniyle zulme uğrayan ve hakarete uğrayan kadınların listesi uzayıp gidiyor.

    DERLEYEN: Helin YILMAZ/PİRHA

     

  • DAD İstanbul şubesi aşure pay etti-VİDEO

    DAD İstanbul şubesi aşure pay etti-VİDEO

    PİRHA- DAD İstanbul şubesi Gazi Mahallesi’nde aşure pay etti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul şubesi Gazi Mahallesi’nde aşure pay etti.

    Derneğin aşure paylaşımına, Bingöl Karer Dernekleri, HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Baba Mansur Ocağı’ndan Pir Mehmet Karabulut, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan katıldı. DAD İstanbul Eş Başkanı Dilber Doğan giriş konuşmasını yaptı.

    yapılan konuşmaların ardından aşure lokması paylaşıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Can TV’nin sosyal medya hesabına engel

    Can TV’nin sosyal medya hesabına engel

    PİRHA- Can TV’nin sosyal medya hesabı kapandı. Kanal konuya ilişkin paylaşım yaparak yeni hesabı duyurdu.

     

    Facebook platformu Can TV’nin hesabını kapattı. Kanalın hesabının kapatılma sebebi olarak yayınlarına gelen şikayet gösterildi.

    “Alevilerin Sesi Can TV Susturulamaz” başlıklı kanalın açıklaması şu şekilde;

    “5 yıldır sayısız program ve haberi sizlere ulaştırdığımız Facebook sayfamız haksız yere kapatıldığı için bu sayfadan yeniden devam ediyoruz.

    Baskılar ve troll şikayetleri bizi susturamaz. Hakk’ın ve hakikatin sesi Can TV’yi takip edin!”

     

    Can TV, Alevilerin gündemi ve kültürüne ilişkin yayın yapıyor.

    Kanalın yeni hesabı ise; https://www.facebook.com/cantvface

     

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AKP’li Beykoz Belediyesi’nin yıkımına yurttaşlardan tepki: Bu zorbalık!-VİDEO

    AKP’li Beykoz Belediyesi’nin yıkımına yurttaşlardan tepki: Bu zorbalık!-VİDEO

    PİRHA- AKP’li Beykoz Belediyesi, İstanbul Beykoz’da Tokatköy Mahallesi’ndeki yurttaşları evlerinden zorla tahliye etmeye çalışırken, mahalleli barikatlarla direniyor. Mahalleliye sert müdahalede bulunan polis, görüntü almak isteyen gazetecileri de alandan çıkardı. Polis 15 kişiyi gözaltına aldı. Halk belediyeye tepkili.

    Beykoz’da AKP’li belediyenin ekipleri, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına rağmen evleri yıkıyor.

    Beykoz Belediyesi, Tokatköy Mahallesi’nde kentsel dönüşümün yapılması için sabah saatlerinde polis eşliğinde mahalleye girdi. Zorla evlerinden çıkarılmak istenen mahalleli yolları taşlarla kapattı, polisin önüne barikat kurdu. Yıkıma karşı çıkan mahalle sakinleri ise polisin biber gazlı müdahaleye maruz kaldı.  Mahalleliden bazıları evlerinin çatılarına çıktı. Özel mülk alanlarına giren polis, direnen ev sahiplerini gözaltına aldı. Mahalleli, yürütmeyi durdurma kararının olmasına rağmen Beykoz Belediyesi’nin sabah saatlerinde gelişine de ayrıca tepkiliydi.

    Kentsel dönüşüm kapsamında AKP’li belediyenin yaklaşık 238 binayı yıkacağı belirtilmişti. Bu binalardan yaklaşık 110’unun ise geçen aylarda yıkıldığı öğrenildi.

    “BİZİ SOKAKTA BIRAKIYORLAR”

    CAN TV mikrofonuna konuşan yurttaşlar, “Burada devlet yetkilisi yok, halk ile polis karşı karşıya getiriliyor. Bu zulümü hak ettiğimizi düşünmüyoruz. Zor, gerçekten çok zor. Lafın sözün bittiği yerdeyiz. Burada zorbalık görüyoruz. Evlerimizi yıkıyorlar, bizi sokakta bırakıyorlar. Evlerimizi alıyorlar. Biz haketmiyoruz. Neden bizimle konuşmak istemiyorlar. Zorbalık görüyoruz” ifadelerini kullandılar.

    Beykoz iskelesine iki kilometre mesafede bulunan ve yaklaşık 15 bin 367 kişinin yaşadığı Tokatköy Mahallesi’nde bir ‘dönüşüm’ projesi uygulanmak isteniyor.

    Boğaz’a nazır mahallede bir süre önce AKP’li Beykoz Belediyesi, Emlak Konut ortaklığıyla ‘dönüşüm projesi’ gerçekleştirileceğini duyurdu. Tanıtım dosyasına göre proje 9,1 hektarlık alanda gerçekleşecek.

    Bölgede 238 yapı yıkılıp, yerine 776 konut ile 47 işyeri inşa edilecek.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Enflasyon %80, işçiye zam %35

    Enflasyon %80, işçiye zam %35

    PİRHA- Resmi rakamlarla enflasyon %80’i bulmuşken, ŞOK market, işçilerine %35 zam verdi. Çalışma koşullarını kabul etmeyen Mağaza Market-Sen üyesi ŞOK işçileri, net 7500 TL maaş istiyor.

    TÜİK verilerine göre TÜFE’deki  değişim 2022 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre %2,37, bir önceki yılın aralık ayına göre %45,72, bir önceki yılın aynı ayına göre %79,60 ve on iki aylık ortalamalara göre %49,65 olarak gerçekleşti. Özet olarak, halkın alım gücü 1 yılda %80 azaldı.

    Alım gücünün bu denli azaldığı ekonomik krizde ŞOK Market zinciri işçilerine %35 zam yaptı. Mağaza Market-Sen’e üye Şok market işçileri, bu zammın karşılığı olmadığını söylüyor.  Mağaza Market-Sen Şok İşçileri Koordinasyonu’ndan yapılan açıklamada, “En düşük net ücret en az 7500 TL, günlük yemek ücreti en az net 55 TL, yol ücreti günlük en az net 25 TL olacak, primde adaletsizliğe son verilecek” denildi. 

    Mağaza Market-Sen Şok İşçileri Koordinasyonu tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

    “ŞOK market, çalışanlarına 1 Haziran’da %35 zam yapılacağını duyurmuştu. Zammı brüte yaptılar, hiçbir derdimize çare olmadı. Maaşlarımız asgari ücretin bile altında kaldı. Enflasyon %80’i aşıyor. Ücretlerimiz her dakika eriyor. Yapılan zam eksiye düşüyor. Az işçiyle çok iş politikası, zincir market patronlarının cebine milyar dolarları dolduruyor. “Az işçi” düzeni yüzünden günlerce full çekiyoruz. Fazla mesaiyle, 12 saat çalışmayla günler geçiyor. Biz bu çağın ücreti ödenen köleleri miyiz neyiz?

    ŞOK işçisi kol kola giriyor. Hedefimiz net, maaşımız net 7500 lira. Sendikamız Mağaza Market-Sen. Sen de üye değilsen, şimdi e-devlete girip üye olabilirsin.

    Biz üyeler olarak buluştuk değerlendirdik, dedik ki:

    1. Şok marketlerde en düşük NET ücret en az 7500 TL olacak.
    2. Personel, master, müdür konumunda çalışan işçilerin maaşlarına 7500 TL taban sayılarak zam yapılacak.
    3. Günlük 19 TL’lik yemek parası aç kal demektir. Günlük yemek ücreti en az NET 55 TL olacak.
    4. İşe alırken vereceğiz dedikleri, sonra kasa tazminatı adı altında gasp ettikleri yol ücretimizi alacağız. Yol ücretimiz günlük en az NET 25 TL olacak.
    5. Primde adaletsizliğe son verilecek. Mağazada görünen değil çalışan işçi sayısına göre primler ödenecek.

    ŞOK işçileri haydi kol kola, Mağaza Market-Sen’e üye olmaya.

    Önce sendika, sonra net maaş 7500 lira.

    Biz mağazamızı yarım gün açmasak, başımızdakiler tir tir titrer.

    ŞOK market işçisi gücünü göster.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Merkez Bankası faiz indirdi; Dolar/TL kuru 18,15’e yükseldi

    Merkez Bankası faiz indirdi; Dolar/TL kuru 18,15’e yükseldi

    PİRHA – Merkez Bankası, Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında 100 baz puanlık faiz indirimi yaptı. Karar öncesi 17,94 seviyesinde olan kuru 18,15’e kadar yükseldi.

    Merkez Bankası faizi yüzde 14’ten yüzde 13’e indirdi. Kararın ardından dolar kuru yılın en yüksek seviyesine çıktı. Karar öncesi 17,94 seviyesinde olan kuru 18,15’e kadar yükseldi. Konuya ilişkin bir duyuru yapan Merkez Bankası, jeopolitik risklerin dünya genelinde iktisadi faaliyet üzerindeki zayıflatıcı etkisinin artarak sürdüğü belirtti.

    Gelecek döneme ilişkin küresel büyüme tahminlerinin aşağı yönlü güncellenmeye devam ettiği ve resesyonun kaçınılmaz bir risk faktörü olduğu ifade eden Merkez Bankası şu açıklamayı yaptı:

    “Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın güçlendirilmesi için atılan ve kararlılıkla uygulanan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesiyle dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir. Bununla birlikte, üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler iktisadi faaliyette bir miktar ivme kaybına işaret etmektedir.”

    “Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen politika faiz düzeyinin yeterli olduğunu değerlendirmiştir.”

    İLK TEPKİ DOLAR VE EURO KURLARINDAN GELDİ

    Euro ise 18,43 liraya yükselirken, gün içinde 18,47 liraya kadar yükseldi. Diğer yandan Türkiye’nin risk primi de kararın ardından hızlı yükseldi. 5 yıllık kredi temerrüt takası kararın etkisiyle 777 baz puan seviyesini gördü.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kiğı halkı eylemde: Peri Vadisi’nde madene geçit verilmeyecek!

    Kiğı halkı eylemde: Peri Vadisi’nde madene geçit verilmeyecek!

    PİRHA-Bingöl Metal Madencilik’in yapmaya hazırlandığı projeye ÇED olumlu raporu verildi. Kiğı’da madencilik faaliyetlerine karşı halk protesto gerçekleştirdi.

    Peri Vadisi’nde yapılması planlanan ve Bingöl’ün Kiğı ile Adaklı ilçelerini etkileyen Kurşun-Çinko-Gümüş Kompleks Cevher Maden Ocağı projesine ÇED olumlu raporu verildi. Rapora tepki gösterilen eylemde projenin ve ÇED kararının hukuka aykırı olduğunu söyleyen kitle kararın iptalini istedi.

    Peri Vadisi Çevre Platformu öncülüğünde maden sahası yakınlarında yapılan eyleme TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, Bingöl Barosu, BİNÇEVDER, Genç İçin Bir Saat Derneği, HDP, CHP, Saadet Partisi ve çok sayıda yöre derneği de destek verdi.

    Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Avukat Barış Yıldırım, TMMBO Çevre Mühendisleri Başkanı Ahmet Karaman, ÇMO Diyarbakır Şube Başkanı Canfidal Boldaş, HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir ve CHP Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu‘nun da katıldığı maden protestosunda Eskikavak köyünde basın açıklaması yapılarak madencilik faaliyetlerine tepki gösterildi.

    Sivil toplum kuruluşları ve köylüler konvoy oluşturarak maden sahası yakınlarına giderek açıklama yaptı.

    Kiğı ilçe merkezi çıkışında jandarmanın kimlik kontrolü nedeniyle uzun kuyruklar oluştu.

    KAYYDER Eş Başkanı Ahmet Tüzün’ün katılımcıları selamlaması sonrası STK temsilcileri ve milletvekilleri birer konuşma yaparak maden projesini eleştirdi.

    Projeye ilişkin açılan davanın avukatlığını yapan Barış Yıldırım, Bingöl’de ilk defa böylesi bir etkinliğin yapıldığını belirterek açılan iptal ve yürütmeyi durdurma davası hakkında halkı bilgilendirdi.

    HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir ve CHP Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu da birer konuşma yaparak desteklerini ifade etti.

    ‘ŞİRKETLERİN GÜVENLİĞİ İÇİN BURADALAR’

    Eylemde Dersim Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu da bir konuşma yaparak halka teşekkür etti. Maçoğlu alandaki yoğun güvenlik tedbirlerini eleştirerek “Halkın güvenliğini sağlaması gerekenler şirketlerin güvenliği için burada. 1990’lı yıllarda köylerin boşaltılması bunların habercisiydi. Biz bunları söylediğimizde söylenenlerin her biri sırf karşıtlık politikası gereği söylenmiş gibi algılanıyordu” dedi. Maçoğlu madencilik faaliyetlerine tepki göstererek şunları söyledi: “Ben genelde dünya, özelde ülkemizde yaban yaşamı yok edilmeye çalışılan, dereleri kurutmaya çalışılan her alana her kesime karşı vicdani olunmasını düşünüyorum. Eğer biz Karadeniz’de yapılanlara karşı mücadele etseydik buraya sıra gelmeyecekti. Eğer biz Zaxo’da, Hakkâri’de Türkiye’nin farklı yerlerindekilere müdahale etseydik buraya sıra gelmeyecekti.”

    Maden protestosunda sık sık “Direne direne kazanacağız”, “Madene değil Periye sahip çık” sloganları atıldı.

    Basın açıklaması sonrası sorularımızı yanıtlayan Çevre Mühendisleri Odası Diyarbakır Şube Başkanı Canfidal Boldaş, Oda Eş Genel Başkanları Ahmet Dursun Kahraman ve Fatma Akgün ile birlikte madene karşı geliştirilen mücadeleye destek vermek için geldiklerini belirtti.

    ‘KAPİTALİZMİN KISKACINDAN KURTARACAĞIZ’

    Maden ocağı ile ilgili önceki yıllarda iptal kararı verildiğini hatırlatan Boldaş “Açık ocak işletmeciliğine ilişkin verilen iptal kararı sonrası bir proje revizyonu ile kapalı ocak işletmeciliğine geçiş yapılsa bile iptale sebep olan hususlar yer altı madenciliği için de geçerli olan hususlardır” diyerek hassasiyet gösterilmesi gerektiğini söyledi.

    Yeraltı madenciliği nedeniyle yeraltı su kaynaklarının kesilmesinin yine mevcut olduğunu belirten Boldaş açıklamasını şöyle sürdürdü: “Patlatmalar ile su yollarının değişmesi yine mevcuttur. Yer sarsıntıları ve depremsellik yine mevcuttur. Olası göçükler, göçmeler yine mevcuttur. Söz konusu alan aslında Türkiye’nin depremsellik yönünden en riskli alanıdır. Burada kullanılacak dinamitleri civar köylerde ciddi hasarlara davetiye olarak değerlendiriyoruz.”

    Canfidal Boldaş son olarak şunları söyledi: “Burada asıl yapılmak istenen dağımızı, taşımızı, suyumuzu, toprağımızı kapitalizmin kıskacından kurtarma girişimidir, eylemidir, direnişidir.”

    Yetkililere seslenen Boldaş, “Yol yakınken bu yanlıştan dönülmesini istiyoruz” diye konuştu.

    Protesto eylemi yapılan konuşmalar sonrası davul zurna eşliğinde çekilen halaylarla sona erdi.

     

    HABER MERKEZİ

  • Ölüm orucundaki Yıldırım’a ağır tecrit uygulanıyor!-VİDEO

    Ölüm orucundaki Yıldırım’a ağır tecrit uygulanıyor!-VİDEO

    PİRHA-Gökhan Yıldırım’ın  abisi Erkan Yıldırım, 230 gündür ölüm orucunda olan kardeşinin tek başına hastanede tutulduğunu ve yoğun bakıma avukatların dahi giremediğini söyledi. Yıldırım, kardeşinin infazının ertelenmesini talep etti.

    Tekirdağ 1 No’lu Cezaevi’nde adil yargılanma talebiyle 230 gündür ölüm orucunda olan Gökhan Yıldırım, ailesinin Adli Tıp Kurumu (ATK)’ye yaptığı başvuru sonucu Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne gönderildi. Kurula giren Yıldırım için 3 aylık infaz erteleme kararı çıktı. Sonrasında cezaevine gönderilen Yıldırım, “Cezaevinde kalamaz” raporu olduğundan Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı.

    AĞIR TECRİT UYGULANIYOR

    Yıldırım ağabeyi Erkan Yıldırım, kardeşi Yıldırım’ın tek başına hastanede kalmasına tepki gösterdi. Yıldırım’ın “Cezaevinde kalamaz” raporunun yanı sıra hastanelerin mahkum koğuşunda da kalamayacağı yönünde raporu olduğunu söyleyen ağabey Yıldırım, “Gökhan,  Tekirdağ Şehir Hastanesi’nin yoğun bakımda tek başına kalıyor. Yanına avukat da biz de giremiyoruz. Ağır tecrit uygulanıyor. Gökhan’ın şuan da refakatçıya ihtiyacı var. Bunun için başvurularda da bulunduk.” ifadelerini kullandı.

    ‘İHTİYAÇLARINI KARŞILAYAMAZ’

    ATK’den olumlu bir yanıt bekleyen Yıldırım, “Bugün ölüm orucu direnişinin 330’uncu gününde. Gökhan’ın biran önce ATK’ye sevk edilip infazının ertelenmesi gerekiyor. Bunun için biran önce Adalet Bakanlığı’nın ve ATK’nin bu konuda ellerini çabuk tutmalarını istiyoruz. Çünkü Gökhan’ın kendini tek başına idare edebilecek durumu kalmadı. Dün görüşüne gittiğimizde son derece bitkin görünüyordu. Refakatçısı yok, ihtiyaçları var. İhtiyaçlarını tek başına karşılayamaz” diyerek kardeşinin infazının ertelenmesini istedi.

    Helin YILMAZ/PİRHA

  • DAKME Alevilere yönelik saldırılara ilişkin açıklama yaptı

    DAKME Alevilere yönelik saldırılara ilişkin açıklama yaptı

    PİRHA- DAKME, ABBF’ye bağlı Düren Alevi Kültür Merkezi’ne ve Selami Sarıtaş’a yapılan saldırılara ilişkin açıklamada bulundu.

    Dortmund ve Çevresi Aleviler Kültür Merkezi (DAKME) Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na (AABF) bağlı Düren Alevi Kültür Merkezi’ne yapılan saldırıya ilişkin açıklama yaptı. DAKME, “AABF’ye bağlı Düren Alevi Kültür Merkezine 9.8.2022 sabah saatlerinde kimliği belirsiz kişi yada kişiler tarafından bir saldırı yapıldığını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Başta Düren Cemevi olmak üzere tüm Alevi canlara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Her ne kadar kimliği belirsiz denilsede biz bu zihniyeti çok iyi tanıyoruz.” dedi.

    DAKME Türkiye’deki saldırıları da gündemine aldı. Kültür Merkezi’nin açıklamasının tamamı şu şekilde:

    “Bu saldırının son dönemlerde Ankara Cemevlerine yapılan saldırı ile Kartal Cemevi başkanı Selami Sarıtaş’a yapılan saldırının devamı olduğunu düşünüyoruz. Son günlerde yaşananların planlı organizeli saldırılar olup devam edeceğini gösteren gelişmeler yaşanmaktadır. Bu nedenle bu nahak zihniyete karşı tüm Alevi canların ve dostlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini inanıyoruz.
    Düren Alevi Kültür Merkezine, Türkiye’de saldırıya uğrayan Cemevleri’ne, Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a çok geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, sürecin takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz. Bir kez daha en içten samimi duygularımızla dayanışacağımızı belirtiyor, kamuoyunu saldırılara karşı herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • FEDA’dan Alevilere çağrı: Hak, adalet, özgür ve ortak yaşam için birlikte mücadele edelim

    FEDA’dan Alevilere çağrı: Hak, adalet, özgür ve ortak yaşam için birlikte mücadele edelim

    PİRHA-FEDA Muharrem Yası’nın bitimine ilişkin açıklama yaparak Alevilerin gündemini değerlendirdi. Federasyon açıklamasında, “Her sürekten Alevileri Hz. Hüseyin’i ve zulme karşı mücadelede şehit düşen canları yaşatmaya, hak, adalet, özgür ve ortak yaşam için birlikte mücadeleye çağırıyoruz” dedi.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)Muharrem Yası’nın bitimine ilişkin açıklama yaparak Alevilerin gündemini değerlendirdi. FEDA her sürekten Alevilerin Kerbela direnişi adına Yası Muharrem Orucu tuttuğunu hatırlattı ve “Hz. Hüseyin’in Kerbela direnişini kendisine rehber edinip mazlumların yanında saf tutan tüm canları saygı ile selamlıyoruz.” dedi.
    FEDA açıklamasında şunları kaydetti:

    “Hz. Hüseyin ve yoldaşlarının Kerbela’da Yezit’e karşı geliştirdiği ve gösterdiği direniş, nahak zihniyetin farklı halklara ve inançlara yaşatılan zulüm ve baskıya karşı hak ve hakikat duruşu olduğundan, mazlumlar katında saygı ve hürmetle yad edilmekte ve sahiplenilmektedir. Hüseyin’ i duruş, insanlığın egemenlikçi sisteme karşı özgürlükçü ruhun tarihsel hakikati olarak insanlığın hafızasında ve vicdanında bu nedenle 1.400 yıldır yer almaktadır. Buna karşın insanlık onurunu ve özgürlük tutkusunu kana bulayan Yezit ve onun nahak zihniyeti ise 1.400 yıldır mazlumlar tarafından lanetlenmektedir. Bu lanetli zihniyet bugünde Alevilere ve hak mücadelesi veren toplum kesimlerine saldırmakta, yalan ve manipülasyon ile toplumu aldatmakta, dillerini, kimliklerini, inançlarını ve kültürlerini inkâr etmekte, Alevilere ve Kürtlere kültürel soykırımı dayatmaktadır. Nahak zihniyet halklara ve kadim inançlara savaş, katliam, doğanın talanı ve yıkımı üzerinden kendi varlığını sürdürürken biz mazlumlara yaşam hakkı tanımamakta, asimilasyonla başkalaşımı dayatmaktadır. Bu temelde dilimize, kimliğimize, inancımıza ve kültürümüze sahip çıkmak, Hüseyin’i duruşu sahiplenmek anlamına gelmektedir. Günümüzün firavunlarının soykırımına, savaşlarına, zulmüne karşı Hüseyin’i direnişi geliştirdiğimizde hak ettiğimiz özgür ve ortak yaşamı yaşamsal kılmış oluruz. Bu temelde demokrasi, özgürlük, hak ve adalet isteyen tüm halkların ve toplum kesimlerinin hak mücadelesini mücadelemiz biliriz. 72 milleti bir nazarda gören inancımızın dustürü gereğince Kürtlerin haklı mücadelesini günümüz Yezidlerine ve zalimlerine karşı geliştirilen Hüseyin’i duruş olarak görüyoruz.”

    ALEVİLER BASKI VE ZULÜM ALTINDA SOYKIRIMLA KARŞI KARŞIYALAR

    FEDA, Alevilerin Türkiye’de nahak iktidarın baskı ve zulmü altında soykırımla karşı karşıya olduklarını belirtti. Aynı zamanda Türkiye’nin Alevilerin coğrafyasında ormanların yakılmasına, doğası talan edilmesine, Alevi dergâhlarına saldırılmasına, göz yumduğunu ve böylelikle soykırım provası yapıldığını söyledi.

    Federasyon, AKP-MHP ortak iktidarını da açıklamasında hedef aldı, “Bu nedenle Alevilerin, Hüseyin’i duruşa layık olmalarının yolu; günümüz Yezitlerine karşı birlikte mücadeleden geçmektedir. Muharrem Orucu’nun tarihsel misyonu; AKP- MHP nahak zihniyetine karşı Aleviler olarak demokrasi güçleri ile birlikte ortak mücadele vermeyi emretmektedir. Bu temelde başta Aleviler olmak üzere özgürlük, hak ve adalet isteyen herkesi demokrasi mücadelesinde saf tutmaya çağırıyoruz.” dedi.

    Federasyon Alevilerin anti-demokratik sistemlere karşı nasıl mücadele etmeleri gerektiğini ise “Aşurenin binbir rengi, binbir tadı bir arada tutan hakikati gibi biz Alevilerde, özgür ve eşit yurttaşlık haklarını talep ederek demokrasi mücadelesinin rengi, düşünsel ve inançsal hakikatı olmayı başardığımızda kazanan demokrasi, kazanan insanlık olacaktır. Aleviler olarak bu gerçekliği görmek, bilince çıkarmak ve gereğini yerine getirmek durumundayız. Zalimlere fırsat vermeden mazlumun sesi, haldaşı ve yoldaşı olduğumuzda hep birlikte ortak yaşamı var edebiliriz. Alevi inkârı ve katliamlarının son bulması, Alevi inancının Anayasal güvenceye alınması, kutsal mekânlarımıza ve ibadethanelerimize statü verilmesi, jîyar û diyarlarımıza saygı duyulması, zorunlu din derslerinin kalkması ve eşit yurttaşlık hakkının elde edilmesi ancak ve ancak demokrasi bileşenleri ile hak ve hakikat mücadelesi ile mümkündür.” şeklinde ifade etti.

    Muharrem orucu ve aşure lokmalarının kabul olması dileklerini sunan FEDA, “Her sürekten Alevileri Hz. Hüseyin’i ve zulme karşı mücadelede şehit düşen canları yaşatmaya; hak, adalet, özgür ve ortak yaşam için birlikte mücadeleye çağırıyoruz.” diyerek açıklamasını bitirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP, “Çözüm Biziz, Savaşa ve Sömürüye Hayır” mitingini İstanbul Kartal’da gerçekleştirdi-VİDEO

    HDP, “Çözüm Biziz, Savaşa ve Sömürüye Hayır” mitingini İstanbul Kartal’da gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi (HDP) “Çözüm Biziz, Savaşa ve Sömürüye Hayır” şiarıyla İstanbul Kartal Meydanı’nda miting düzenledi. Mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Türkiye halkları bugün bu ülkede geçim derdi yaşarken, ülkeyi yönetenler kendi çıkarlarını sağlama alabilmek için savaş konseptini devreye sokmaktan geri durmuyorlar” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), “Çözüm Biziz, Savaşa ve Sömürüye Hayır” şiarıyla düzenlediği mitinglerin ikincisini İstanbul Kartal Meydanı’nda gerçekleştirdi. Mitinge CHP Maltepe ve Kartal ilçe yönetimi, Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Pir Sultan Alevi Kültür Derneği (PSAKD), Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Devrimci Parti, Mücadele Birliği ile KÖZ’ün de aralarında olduğu çok sayıda parti, kurum ve milletvekili katıldı. Ayrıca Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcıları İbrahim Karakaya ile Aydın Deniz de mitinge katılanlar arasında yer aldı.

    “BİRİLERİNİN İSTANBUL’DA BAŞLAYAN HİKAYESİNİ İSTANBUL’DA BİTİRMEYE HAZIRIZ”

    Demans hastalığına rağmen tahliye edilmeyen HDP eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk için “Aysel Tuğluk Serbest Bırakılsın” yazılı pankart da miting alanına asıldı. HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü’nün Kürtçe konuşmasından sonra söz alan eş başkan İlknur Birol şunları söyledi:

    “İktidarın büyük fotoğrafına baktığımızda mafyaları, tacizcileri, hırsızları, 5’li çeteyi, kadın katillerini görüyoruz. Bu alanda ise işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, Aleviler, Sünniler, inancına, inançsızlığına özgürlük isteyenler, Kürtler, devrimciler, sosyalistler var. Alandaki bu fotoğraf, savaşa, tecride, yalana, talana “hayır” diyor. Birilerinin İstanbul’da başlayan hikayesini İstanbul’da bitirmeye hazırız.”

    “BÜTÜN KİMLİKLERE SAVAŞ AÇMIŞ BİR İKTİDAR İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Birol’un ardından sahneye Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek çıktı. “Selam olsun faşizme karşı boyun eğmeyenlere. Selam olsun haramilerin saltanatını sarsan İstanbul’a” diyerek konuşmasına başlayan Çiçek, şu ifadeleri kullandı:

    “Yıllardır amasız, fakatsız savaşa “hayır” dedik. Kalıcı demokratik dönüşüm için binlerce bedel ödedik. Bugün birileri bizleri teröristlik ile suçluyor. AKP, MHP iktidarı yalanlar siyasetine devam ediyor. Kendi halkını açlık sınırlarında tutanlar halkçı olabilir mi? Cemal Kaşıkçı cinayetinde dosyayı kendi katillerine teslim edenlerden milli olabilir mi? Mezhepçi politikaları ile her gün Alevi toplumunu hedef tahtasına oturtmaktadırlar.

    Tek talebi insanca yaşamak olan emekçilerin önüne polis barikatlarını yığanlar, söz konusu kendi çocukları olduğunda o polisleri karşılarında sıraya diziyorlar. Bunlardan dost, ülkeye fayda gelir mi? Her yere beton dikenlerden doğa dostu olur mu? AKP, MHP iktidarı bir korsan, kumpas ve savaş iktidarıdır. Sadece kendi iktidarını ayakta tutmak için coğrafyanın bütün kimliklerine savaş açmış bir iktidar ile karşı karşıyayız.

    KPSS’de olduğu gibi bu iktidar her şeyimizi çalmak istiyor. Hırsızlık rejimi ile karşı karşıyayız. Saltanatınız ayakta dursun diye yoksul çocukları savaşa sürüklüyorlar. Savaşı zenginler çıkarır ama yoksullar ölür. Türkiye emekçi halkının, yoksul Kürt halkının bu savaşlarda ölmesini istemiyoruz. Biz tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Aysel Tuğluk’uz. Biz Deniz Poyraz’ız, Yılmaz Güney’iz, Ahmet Kaya’yız.”

    “İLK SANDIKTA SİZLERE GEREKEN DERSİ TÜRKİYE HALKLARI VERECEKTİR”

    Mitingde son olarak sahneye çıkan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise gündemdeki birçok konuya değinirken, şöyle konuştu:

    “Türkiye’nin her sorununa güçlü sözü ve çözüm gücü olan HDP bu ülkede mücadele eden bir partidir. Ülkede yaşanan bütün krizlere HDP’nin fikriyatının hayata geçmesiyle çözüm olacağını düşünüyoruz. HDP şu karanlık günlerde demokrasinin, gerçek ve onurlu barışın teminatıdır. Bizimle siyaseten baş edemeyenler, farklı kumpas davaları ve saldırılar ile yıldırmaya çalışıyorlar.

    Bizler saldırılar ile başa çıkmasını biliriz. Sizin önünüzde asla diz çökmeyiz, biat etmeyiz, boyun eğmeyiz. Kumpas ve siyasi soykırım davaları devam ederken, ülke açlık ile mücadele ediyor. Önümüze koyulan ilk sandıkta sizlere gereken dersi Türkiye halkları verecektir. Türkiye halkları bugün bu ülkede geçim derdi yaşarken, ülkeyi yönetenler kendi çıkarlarını sağlama alabilmek için savaş konseptini devreye sokmaktan geri durmuyorlar. Bu ülkede savaş kararını verenler bu ülkenin geleceğini, gençliğini düşünmüyor. Çünkü artık hiç kimse geleceğine umutla bakamıyor.

    “BU İKTİDAR ALEVİLER İLE DE SAVAŞ HALİNDEDİR”

    Halka sabredin derken de kendileri için yapmadıkları şeyi bırakmıyorlar. Yine çalıyorlar, talan ediyorlar, sömürüyorlar. Türkiye halkının geleceğini karartmak için bunu yapıyorlar. Türkiye halkları sizin savaş konseptinize asla onay vermeyecek. Halklar savaş değil barış istiyor. Kaybedeceklerini çok iyi biliyorlar. Bu ülkenin en büyük sorunu Kürt sorunudur. Bunu kimse inkar edemez. Diyalog ile çözülecek sorunu savaş ile çözmeye çalışanlar dün olduğu gibi bundan sonra da asla başarılı olamayacaktır. Bunlar barıştan, diyalogdan korkuyorlar. Bütün sorunların önünde tecrit kilidi vardır. Kilit kırıldığı andan itibaren sorunların çözüldüğünü herkes görecektir.

    Bunlar kadınlara düşmandır. Başta Aysel Tuğluk olmak üzere bütün hasta tutsaklara düşmanlar. Bu iktidar aynı zamanda Aleviler ile de savaş halindedir. Her gün bir cemevine veya cemevi başkanına bir saldırı yapılıyor. Saldırıları kınıyoruz. Camiler de olduğu gibi de cemevleri de dokunulmazdır. Herkesin inancına saygılı olmalıyız. Ülkenin gerçek ve onurlu barışa ihtiyacı var. Seçimler yaklaşınca Kürtleri hatırlayanlar biraz kendilerinden utanmalıdır. Kürtler sadece seçimlerde hatırlanacak bir halk değildir. Onurlu bir yüzleşme olmadan kimseye hakkını helal etmeyecektir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 07 AĞUSTOS 2022 PAZAR-GÜNDEM

    07 AĞUSTOS 2022 PAZAR-GÜNDEM

    -Baba Mansur Ocağı’ndan Hakan Erol dede ile yazar Leyla Akgül, AKP tarafından yapılacağı duyurulan Hacıbektaş Gençlik Kampı ve Kerbela gezisine tepki gösterdi. Hakan Erol dede, “Sizi tanımayan yapılarla birlikte hareket etmek de doğru değil” derken; yazar Leyla Akgül “Alevilik, iktidarın vereceği haram parayla yapılacak bir yol değil” diye konuştu. GÖRÜNTÜLÜ

    -HDP “Çözüm Bizde, Savaşlara ve Sömürüye Hayır” şiarıyla Kartal Meydanı’nda saat 17.00’de miting yapacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -PSAKD Diyarbakır şubesi ve cemevinde saat 19:30’da Muharrem Cemi yapılacak. GÖRÜNTÜLÜ