Yazar: Semra ACAR

  • AKD Foça Bağarası Cemevi’nde Aşure lokması: Barışa vesile olsun – VİDEO

    AKD Foça Bağarası Cemevi’nde Aşure lokması: Barışa vesile olsun – VİDEO

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Foça Bağarası Cemevi’nde Aşure lokması paylaşıldı. Bağarası Cemevi Başkanı İlhan Karaca, Kerbela’nın Dersim, Maraş, Çorum, Muğla, Ortaca ve Suriye’de devam ettiğini belirterek, Aşure lokmasının barışa vesile olmasını temenni etti. 

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Foça Bağarası Cemevi’nde aşure lokması paylaşıldı. Aşure lokmasına ABF Ege Bölgesi Sorumlusu Mehmet Bozkurt, CHP Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, Foça Kaymakamı İhsan Emre Aydın, AKD Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal, PSAKD Helvacı Cemevi Başkanı Süleyman Laçin’in yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    “AŞURELER BARIŞA VESİLE OLSUN”

    AKD Foça Bağarası Cemevi Başkanı İlhan Karaca 12 gün boyunca cemevinde lokma verdiklerini belirterek, yaşamımızda zulmün olduğu her yerin Kerbela olduğunu söyledi. Bugün Dersim’de Muğla Ortaca’da Maraş, Çorum, Sivas, Gazi ve bugün Suriye’de yaşananların bir Kerbela olduğunun altını çizdi.  paylaşılan Aşure’nin barışa ve sevgiye vesile olmasını istedi.

    “ALEVİLERİN TALEPLERİ YERİNE GETİRİLMELİ”

    ABF Ege Bölgesi sorumlusu Mehmet Bozkurt,1445 yıl önce yaşanan Kerbela’nın olayının anlaşılmadığını belirterek, bugün hala Dersim, Sivas, Çorum, Gazi, Roboski, gezi yaşanmazdı.

    Alevilerin taleplerini bir kez daha hatırlatan Bozkurt, eşit yurttaşlık, cemevlerinin ibadethane olması gerektiğini söyledi. Alevilerle ilgili muhatabın örgütlü gücümüz olan ABF olduğunu onun dışındaki Alevi Bektaşi Cemevi Kültür Başkanlığı tanımadıkalarını belirtti.

    “AŞURE LOKMASI ANADULU DEMEKTİR”

    Foça Kaymakamı İhsan Emre Aydın ise Kerbela şehitlerini anarak başladı. Aşurenin en büyük simgelerinden biri olduğunu söyleyen Aydın, “Her bir malzeme kendi rengini kendi tadını muhafaza ederek birleşerek aynı kazan içinde bam başka bir lezzet ortaya çıkar. İşte Anadolu bu demektir.  Anadolu bir çok milleti bir çok bakışı ve farklı inanışı, dini, rengin buluştuğu bir yerdir” dedi.

    Konuşmaların ardından Baba Mansur Ocağı Piri Ali Tekin lokma gülbenginin ardından Aşureler pay edildi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • Çadır nöbetini Alibeyköy Cemevi ziyaret etti: Davanızdan asla vazgeçmeyin – VİDEO

    Çadır nöbetini Alibeyköy Cemevi ziyaret etti: Davanızdan asla vazgeçmeyin – VİDEO

    PİRHA – Varto Çalıdere Köyü’nde devam eden çadır nöbetini ziyaret eden Alibeyköy Cemevi Başkanı Hüseyin Güzelgül, yaşam alanları ve ziyaretlerin yok edilmeye çalışıldığını belirterek, “Davanızdan vazgeçmeyin” dedi.

    Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere köyünde, ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş., tarafından planlanan Jeotermal Enerji Santraline (JES) projesine karşı, Varto Ekoloji Platformu Gençlik Meclisi’nin başlattığı nöbet eylemi devam ediyor.

    62’inci gününe giren çadır nöbetini İstanbul  Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi ziyaret etti.

    “ASLA DAVANIZDAN VAZGEÇMEYİN”

    Alibey Cemevi Başkanı Hüseyin Güzelgül, önce Sivas anmasına katıldıklarını ardından Varto’da bulunan Seyit Nesimi’nin mezarını ziyaret ettiklerini söyledi.

    İki aydır süren Çadır nöbetini selamlayan Güzelgül, “Biz Kerbela’dan cesaret aldık. Nerde biz zalimlik varsa ona karşıyız” dedi.

    Çadır nöbetinde güzel bir ikrar ve mücadele yürütüldüğünü kaydeden Güzelgül, “yaşam alanlarımıza, ziyaretlerimize ve ulularımıza dil uzattıkları gibi yok etmeye çalışıyorlar. Asla davanızdan vazgeçmeyin” dedi.

    Çadır nöbetini 62’inci gününde Hemûg (Çayçatı) ve Çaxlek (Çağlek) köyü sakinleri devraldı.

    PİRHA/VARTO

     

  • Aliağa’da Sivas’ta katledilen 33 can için denize 33 karanfil bırakıldı- VİDEO

    Aliağa’da Sivas’ta katledilen 33 can için denize 33 karanfil bırakıldı- VİDEO

    PİRHA – İzmir’in Aliağa ilçesinde Sivas Madımak Katliamı’nın 33.yılı vesilesiyle 33 can için denize 33 karanfil bırakıldı.

    İzmir’in Aliağa ilçesinde, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla anma etkinliği düzenlendi. Aliağa Alevi Kültür Derneği ile Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu bileşenlerinin öncülüğünde gerçekleştirilen anmada, katliamda yaşamını yitiren 33 kişi denize bırakılan 33 karanfille anıldı.

    Anma programı kapsamında ilk olarak Aliağa Cemevi önünde toplanan yurttaşlar, sloganlar eşliğinde Demokrasi Meydanı’na yürüdü. Yürüyüşe çok sayıda yurttaş ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.

    “KATLİAMI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasını gruplar adına Alevi Kültür Dernekleri Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal okudu. Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen acının ilk günkü gibi taze olduğunu vurgulayan Çiçekdal, insanlığa karşı işlenen bu suçun cezasız bırakılmasının toplumsal vicdanda derin yaralar açtığını söyledi.

    Çiçekdal, “33 canımızı yitirdiğimiz 2 Temmuz 1993 Sivas/Madımak Katliamı’nın 33. yılında içimizdeki ateş yanmaya devam ediyor. İnsanlık suçunun yargı tarafından cezasız bırakılması acımızı büyütüyor. Katliamı unutmadık, unutturmayacağız. Gerek ülke olarak gerekse küresel ölçekte zorlu bir süreçten geçiyoruz. Haklı taleplerimizi kazanıma dönüştürebilmek için eskisinden çok daha fazla çabaya ihtiyaç var” dedi.

    “MADIMAK UTANÇ MÜZESİ OLSUN”

    Madımak Katliamı’nın 33. yılında taleplerini bir kez daha dile getiren Çiçekdal, Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesini, adaletin sağlanmasını, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını ve laik, bilimsel eğitim modelinin esas alınmasını istedi.

    33 CAN İÇİN 33 KARANFİL DENİZE BIRAKILDI

    Basın açıklamasının ardından katılımcılar deniz kenarına geçti. Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 kişinin isimleri tek tek okunurken, her bir can için denize bir karanfil bırakıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Katledilen İHD Başkanı Avukat Ali Aydın’ın adı parkta yaşatılacak – VİDEO

    Katledilen İHD Başkanı Avukat Ali Aydın’ın adı parkta yaşatılacak – VİDEO

    PİRHA – İzmir’de yürüyüş yaptığı sırada katledilen eski İHD Başkanı Avukat Ali Aydın anısına park açıldı. Açılışta konuşan eşi Kızbes Aydın, adaletin yerini bulması için mahkemenin adil bir şekilde yargılama yapacağına inandığını söyledi.

    İzmir’in Çiğli ilçesinde, yürüyüş yaptığı güzergahta katledilmiş halde bulunan Avukat Ali Aydın’ın adının verildiği parkın açılışı gerçekleştirildi.

    Evka-2 Pazar Yeri önünde inşa edilen parkın açılışına Ali Aydın’ın eşi Kızbes Aydın, siyasetçi ve insan hakları aktivisti Akın Birdal, CHP Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Ege Bölge Sorumlusu Mehmet Bozkurt, Ali Aydın’ın dostları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “MAHKEMENİN ADİL BİR ŞEKİLDE YARGILAMA YAPMASINI BEKLİYORUZ”

    Parkın yapımında emeği geçen herkese teşekkür ederek konuşmasına başlayan Ali Aydın’ın eşi Kızbes Aydın, ne kendilerinin ne de Ali Aydın’ın kişisel hiçbir düşmanının olmadığını belirterek, yaşamları boyunca insan hakları, hak, hukuk ve adalet mücadelesi verdiklerini söyledi.

    Aydın, “Bu ölümün arkasında sadece bir müptezelin olduğuna hala inanamıyorum. Müptezel olsa bile, bu müptezelleri yaratan baronlar sisteminin karanlığı vardır arkasında” dedi.

    Adaletin yerini bulmasını istediklerini ifade eden Aydın, mahkemenin adil bir yargılama yürüteceğine inandığını söyledi.

    “ALİ AYDIN HER ZAMAN ÇOK İYİ BİR HAK SAVUNUCUSUYDU”

    İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, Ali Aydın’ın ocak ayında katledildiğini hatırlatarak, onun bir hak savunucusu, eğitimci ve aktivist olduğunu söyledi.

    Ocak ayının kendileri açısından kara bir ay olduğunu belirten Yılmaz, birçok hak savunucusunun, aktivistin, yurtseverin, devrimcinin ve sosyalistin bu ayda katledildiğini ifade etti.

    Ali Aydın’ın, bu ülkede yaşanan karanlıkların, adaletsizliklerin, hukuksuzlukların ve yargısız infazların karşısında duran bir yol arkadaşı olduğunu belirten Yılmaz, onun mücadeleleriyle yaşamaya devam edeceğini söyledi.

    İzmir Barosu üyesi Veysi Çetin ise Çanakkale’de katıldığı bir etkinlik sırasında gözaltına alındığını hatırlatarak, “Ali bugün hayatta olsaydı kesinlikle Çanakkale’deydi. Orada gözaltına alınan gençler ve yurtseverler için koşa koşa giderdi” dedi ve parkın yapımında emeği geçen herkese teşekkür etti.

    “İKTİDARIN YARATTIĞI MÜPTEZELLERDEN BİRİ ALİ AYDIN’I ARAMIZDAN AYIRDI”

    CHP Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, Ali Aydın’ın arkasında güzel bir iz bıraktığını, her zaman ezilenlerin, adaletin ve özgürlüğün yanında yer aldığını söyledi.

    Yıldız, “Bu ülkede 25 yıldır iktidarda olan anlayışın yarattığı karanlıktan beslenen müptezellerden biri, Ali Aydın’ı aramızdan kopardı” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından parkın açılışı gerçekleştirildi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • 03 TEMMUZ 2026 CUMA – GÜNDEM

    03 TEMMUZ 2026 CUMA – GÜNDEM

    – Çorum Katliamı’nın 46. yılında Çorum’da yürüyüş yapılacak.GÖRÜNTÜLÜ

    -İzmir’de katledilen eski İHD başkanı Av. Ali Aydın anısına adının verildiği parkın açılışı saat: 11.00’da Evka2 Pazar önünde gerçekleştirilecek. GÖRÜNTÜLÜ

  • Sivas için İzmir’den seslendiler: Acımız da mücadele ruhumuzda ilk günkü tazeliğini koruyor – VİDEO

    Sivas için İzmir’den seslendiler: Acımız da mücadele ruhumuzda ilk günkü tazeliğini koruyor – VİDEO

    PİRHA – Alevi kurumları, 2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak Oteli’nde katledilen 33 can için 33’üncü yılında İzmir’den seslendi. Sivas davasında zaman aşımı kararına tepki gösteren Alevi kurumları, Madımak Oteli bir “Utanç Müzesi” olana dek, bu katliamın arkasındaki derin yapılar açığa çıkıp yargılanıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında ‘Unutmadık, unutturmayacağız’ şiarıyla alanlarda basın açıklama yaptı. İzmir Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamaya çok sayda yurttaş katıldı. Saygı duruşuyla başlayan açıklamada sık sık “Sivas’ı unutma unutturma” “Madımak’ı yakanlar AKP’yi kuranlar” “Sivas’ın hesabı sorulacak” sloganları atıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Ege Sorumlusu Mehmet Bozkurt kısa bir değerlendirme yaptı. Bozkurt, Sivas davasında etkin bir soruşturmanın yapılmadığını belirterek, davada zaman aşımının kabul edilmediğini belirtti.

    Basın açıklamasını PSAKD Genel Merkez GYK Üyesi Kenan Yaşatürk okudu.

    2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde gerici güçler tarafından 33 aydının katledildiğini belirten Yaşatürk, aradan geçen 33 yıla rağmen o acının ilk günkü tazeliğini koruduğunu söyledi.

    Madımak Oteli’nde işlenen insanlık suçuna verilen zaman aşımı kararını kabul etmediklerini söyleyen Yaşatürk “Madımak’ın eli kanlı katillerinin tek tek, sudan bahanelerle sırtları sıvazlanarak, cumhurbaşkanının iki dudağı arasından çıkan “affettim” sözüyle serbest bırakılmasını, tahliye edilmesini asla kabul etmiyoruz. Bizler biliyoruz ki bu katliamlar sadece gelip geçici iktidarların değil, faşist sistemlerin bir sorunudur” diye konuştu.

    “CEMEVLERİ DOĞRUDAN ANAYASADA İBADETHANE OLARAK TANIMLANMALI”

    Yaşatürk, AKP-MHP bloğunun ses çıkaran herkesi abluka altına almaya çalışan, milyonların iradesini, tek adam rejiminin anti demokratik uygulamaları ile “Mutlak Butlan” kararları ve kayyum darbeleriyle meşrulaştırmaya çalışan sisteme karşı mücadele çağrısı yaptı.

    Alevi inancını asimile etmenin çeşitli yollarını denediklerini belirten Yaşatürk,  Cemevlerinin imar mevzuatında “kültürel tesis” olarak tanımlamasına tepki göstererek, “İbadetimizi yok saymaya, cami, kilise, havra gibi diğer ibadethaneler ile eşit statüye getirmekten kaçarak, anayasal haklarımızı ihlal etmeye yelteniyorlar. Cemevleri yönetmeliklerle geçiştirilemez, doğrudan Anayasa’da ibadethane olarak tanımlanmalıdır. Bizler asla devletin Alevisi olmayacağız!” ifadelerini kullandı. 

    “NATO’YU ANKARA’DA İSTEMİYORUZ”

    NATO zirvesinin Ankara’da yapılmasının coğrafyanın yeni savaş senaryolarının merkezi haline getirme çabası olduğuna dikkat çeken Kenan Yaşatürk, bu savaş örgütünün ve zirvesini istemediklerini belirterek, Suriye’deki Alevilerin cihadist barbarlar eliyle katledilmesi de bu emperyalist projelerin bir sonucu olduğunu söyledi. Yaşatürk, başka Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta olmak üzere Alevilere yönelik katliamlarını sistematik bir soykırıma dönüştüğünü ifade etti.

    “MADIMAK OTELİ UTANÇ MÜZESİ OLUNCAYA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Madımak Katliamı’nın adalet mücadelesini ve eşit yurttaşlık talebini “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla yıl boyunca devam edeceklerini belirterek, Madımak Oteli bir “Utanç Müzesi” olana dek, bu katliamın arkasındaki derin yapılar açığa çıkıp yargılanıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

    2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu ve insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmayacağını belirten Yaşatürk, “Sivas davası bir insanlık davasıdır. Bu dava, biz bitti demeden bitmez. Hesabını soracağız…Unutmadık, Unutturmayacağız!” diyerek konuşmasını tamamladı.

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • 02 TEMMUZ 2026 PERŞEMBE – GÜNDEM

    02 TEMMUZ 2026 PERŞEMBE – GÜNDEM

    -Alevi kurumları öncülüğünde Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Sivas’ta anma gerçekleştirilecek. GÖRÜNTÜLÜ 

    -Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi ve demokratik kitle örgütleri, İzmir Alsancak’ta ’33 Can 33 Yıl’ şiarıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde saat 19.00’da açıklama yapacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Sivas Madımak Katliamı’nın 33 yılında saat:18.00’de Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yapacak.  GÖRÜNTÜLÜ

    -Mersin’de Sivas Madımak Katliamı’nın 33 yılına ilişkin saat 17.30’da anma yapılacak.GÖRÜNTÜLÜ

  • PSAKD Samsun Şubesi: İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz – VİDEO

    PSAKD Samsun Şubesi: İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Samsun Şubesi Sivas Madımak Katliamının 33. yıldönümünde açıklama yaparak, “2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz. Sivas davası bir insanlık davasıdır” denildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şubesi, 2 Temmuz 1993’te yapılan Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıldönümünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş okudu.

    Ermiş, 2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak, aradan geçen 33 yıla rağmen acıların dinmediği ve adalet arayışının devam edeceğini söyledi.

    “MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Sivas Madımak’ta işlenen insanlık suçuna verilen zaman aşımı kararını kabul etmediklerini belirten Ermiş, katliamı gerçekleştirenlerin affedilmesi yada tahliye edilmesini asla kabul etmediklerini belirterek şunları söyledi;

    Bizler biliyoruz ki bu katliamlar sadece gelip geçici iktidarların değil, faşist sistemlerin bir sorunudur. Kendinden görmediği inançlara, işçiye, köylüye, kadına, doğaya ve hayata dair hiçbir saygısı olmayan mevcut AKP-MHP faşist bloku da bu uygulamaları en etkili silah olarak kullanmaktadır. Ses çıkaran herkesi abluka altına almaya çalışan, milyonların iradesini, tek adam rejiminin anti demokratik müdahaleleri ile, “Mutlak Butlan” kararlarıyla, kayyum darbeleriyle hiçe sayan bu düzene karşı mücadele etmek bizler için artık bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluktur.”

    “ASLA DEVLETİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ”

    Cemevlerinin imar mevzuatında “kültürel tesis” olarak tanımlanmasına tepki gösteren Sultan, “İbadetimizi yok saymaya, cami, kilise, havra gibi diğer ibadethaneler ile eşit statüye getirmekten kaçarak anayasal haklarımızı ihlal etmeye yelteniyorlar. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Cemevleri yönetmeliklerle geçiştirilemez, doğrudan Anayasa’da ibadethane olarak tanımlanmalıdır. Bizler asla devletin Alevisi olmayacağız!” diye konuştu.

    “SURİYE’DE ALEVİLERE YÖNELİK KATLİAMLAR SOYKIRIMA DÖNÜŞTÜ”

    NATO zirvesinin Ankara’da yapılmasına karşı çıkan Ermiş, coğrafyamızı yeni savaş senaryolarının merkezi haline getirme çabası olduğunu, halkların boğazlanmasını hedefleyen bu savaş örgütünü ve zirvesini istemediklerini söyledi. Sultan, Suriye’deki Alevilerin katledilmesinin de bu emperyalist projelerin bir sonucu olduğunu belirterek şunları ifade etti;

    “Geçtiğimiz aylarda HTŞ denilen eli kanlı selefi çetenin yönetimi ele geçirmesiyle başlayan barbarlık; başta Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta olmak üzere Alevilere yönelik katliamlarını sistematik bir soykırıma dönüştürdü. Bu barbarların liderleri ülkemizde kırmızı halılarla karşılanırken, meclis kürsülerinden “Şimdi mi Aleviler için ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz” deme pervasızlığını gösterdiler. Bu sözler ve bu tavırlar, bizler için direnmekten, yan yana gelmekten ve örgütlenmekten başka bir seçenek olmadığının en açık kanıtıdır.”

    “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla başta Türkiye olmak üzere pek çok ülkede de adalet ve eşit yurttaşlık taleplerinin yıl boyunca devam edeceğini belirten Ermiş, Madımak Oteli ‘Utanç Müzesi’ olana kadar ve katliamın arkasındaki derin yapılar yargılanıncaya kadar mücadelelerinin süreceğinin altını çizdi.  Ermiş, “2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı, İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz. Sivas davası bir insanlık davasıdır” dedi.

    HABER MERKEZİ

     

  • DAD’tan Sivas Madımak Katliamı açıklaması: Adalet mücadelemiz sürecek

    DAD’tan Sivas Madımak Katliamı açıklaması: Adalet mücadelemiz sürecek

    PİRHA – Demokratik Alevi Denekleri (DAD) Genel Merkezi, Sivas Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılına dair yaptığı yazılı açıklamada, Sivas Katliamı’nın planlı olarak yapıldığına dikkat çekerek, adalet ve yüzleşme çağrısı mücadelesinin süreceği kaydedildi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi Sivas Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında yazılı açıklama yaparak hayatını kaybedenleri andı.

    “SİVAS KATLİAMI PLANLI BİR ŞEKİLDE YAPILDI”

    Alevilerin tarihinin sayısız katliamlara dolu olduğu belirtilen açıklamada, soykırım politikalarının sonucu olarak gerçekleştirilen bu sistematik kırımlardan birinin Sivas Katliamı olduğu belirtildi.

    Aleviliğin cümle insan ve varlıkla rızalık üzerinden ilişkilenmeyi esas alıp mazlum ve masum çizgiden birini temsil ettiği kaydedilen açıklamada, Sivas Madımak Katliamı’nın planlı olarak yapıldığına dikkat çekildi.

    Alevilerin fiziki ve kültürel soykırım saldırılarıyla hedeflendiği belirtilen açıklamada, “12 Eylül askeri faşist darbesiyle bir kez daha topyekûn biçimde hedefe konmuş; devrimci-demokratik güçlerle beraber Çorum, Maraş, Malatya gibi Aleviler üzerinde yoğunlaşan bir dizi planlı katliamla 12 Eylül faşist darbesine zemin yaratmışlardı. Halkımızın üzerine çöken 12 Eylül karanlığıyla kıyım, asimilasyon ve tarihsel yaşam alanlarımızdan göçertme politikaları bir kez daha tavan yapmış, halkımız dünyanın dört bir yanına savrulmuş, toplumsal bütünlüğümüz parçalanmış, adeta mülteci bir yaşama mahkûm edilmişti. Kadim zamanlardan süzülerek gelen yolumuz, toplumsal kurumlaşma ve varoluş biçimimiz ciddi biçimde darbelenmiş ve toplumsal bir kriz durumu ortaya çıkmıştı” ifadelerine yer verildi.

    “ALEVİLERİ VE TÜM FARKLI TOPLUMSAL KESİMLERİ TASFİYE ETMEK İÇİN İNSANLIK SUÇUNA BAŞVURDU”

    Açıklamada, tüm bu baskıcı politikalar ve uygulamalar karşısında, toplumsal varlığı koruma, bağları güçlendirme ve tarihsel değerlerle buluşma arayışları giderek güçlendiği, bu arayışların bir sonucu olarak, kadim yurtlarımızdan Sivas’ta, Yol ulularından Pir Sultan Abdal anma etkinliği düzenlendiği, sanatçıların, aydınların ve halkın, bu etkinlikte bir araya geldiği belirtildi.  Açıklamada, İttihatçı faşizmin farklı versiyonlarını temsil eden iktidarların, azami tahakküm hedefiyle tek tip bir iktidar alanı yaratmaya çalıştığı, bunun için homojen bir toplum dayattığı ve Alevileri ile tüm farklı toplumsal kimlikleri tasfiye etmek için insanlık suçlarına başvurduğu belirtildi.

    “BÖLGEYİ KÜRT VE ALEVİLERDEN ARINDIRMAK HEDEFLENDİ”

    Sivas Madımak Katliamı’nın12 Eylül karanlığını sürdürmek için halkların, emekçi ve kadınların, farklı toplumsal kesimlerin ve Alevilerin yükselen hak mücadelesini bastırmak için devletin derin odaklarınca planlanarak bir insanlık suçu işlendiğine dikkat çekilen açıklamada,  “Aleviler ve Kürt halk gerçekliğini bastırma, özelde Kürt Alevilerinin, genelde Alevi halkların o dönem Koçgiriye kadar uzanan Kürt direnişiyle buluşmasını engellemek, Alevilere gözdağı vermek, bölgeyi Kürt ve Alevilerden arındırmak ise en temel gerekçeydi. Bu vahşeti laik-anti laik ikilemi üzerinden tartıştırmak ise algı yaratmaya, faili görünmez kılmaya yönelik bir politika olmuştur” denildi.

    “KATİLLER ETKİN BİÇİMDE SORUŞTURULMADI”

    Fail ve katillerin etkin biçimde soruşturulmadığına, özel aflarla serbest bırakılıp birçoğunun ise aranır durumdayken normal yaşamlarını sürdürdüğü belirtilen açıklamada, “Bu katilleri savunanların pek çoğu çeşitli makam ve mevkilerle ödüllendirilmiştir. Dahası, insanlık suçları zaman aşımına uğrayamazken Madımak davası zaman aşımı iddiasıyla kapatılabilmiştir. Bu süreç ve tutum ise gerçek failleri bir kez daha ifşa etmiştir” ifadeleri kullanıldı.

    “ADALET MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Açıklamada adalet ve yüzleşme çağrısı mücadelesinin süreceği belirtilerek, “Tekçi, ittihatçı faşizmin beyaz ya da yeşil versiyonları halklarımıza sadece zulüm getirmiştir. İnanç ve etnik farklılıklarıyla, rıza hukukunun tecelli ettiği demokratik bir ülke gerek biz Alevi halklar gerekse tüm mazlumlar için bir zorunluluktur. Tam da bu gerçeklikten hareketle “Barış ve Demokratik Toplum Sürecine” sahip çıkmak Aleviler açısından da yaşamsal önem arz etmektedir” denildi.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıldönümünde adalet talebi yenilenen açıklamada, katliamda hayatını kaybedenler anılarak, adalet mücadelesinin süreceği vurgulandı.

    HABER MERKEZİ

  • Varto’da JES eylemi ikinci ayına girdi!- VİDEO

    Varto’da JES eylemi ikinci ayına girdi!- VİDEO

    PİRHA – Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere köyünde, tarım arazilerini ve yaşam alanlarını tehdit eden JES projesine karşı başlatılan direniş nöbeti ikinci ayına girdi. 

    Muş’un Varto ilçesinde planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi, bölgede tarım arazilerini, meraları ve su kaynaklarını tehdit ettiği gerekçesiyle yerel halkın ve çevre örgütlerinin büyük tepkisini çekiyor. Projeye karşı yerel halk Çalıdere Köyü’nde çadır nöbeti eylemini kararlılıkla devam ediyor. İkinci ayına giren nöbet eylemini Şeman ve Xaşxaş Köyü devraldı. Nöbete çevre illerden destek ziyaretleri ise devam ediyor.

    “BİZ BU TOPRAKLARDA BÖYLE YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Nöbete katılan Şeman köylüleri, JES projesini kendi toprağımızda istemiyoruz diyerek, “kimseyi bizim topraklarda istemiyoruz. JES istemiyoruz. Topraklarımız olduğu gibi kalsın ve biz topraklarımızda bu şekilde yaşamak istiyoruz. Herkesin de bunu böyle bilmesi gerekiyor” diye konuştu.

    DEPREM RİSKİ

    IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından yürütülmesi planlan proje Varto’ya bağlı 16 köy ve Bingöl Karlıova’ya bağlı 6 köy olmak üzere toplam 22 yerleşim yerini etkilemektedir.

    Projenin yapılmak istendiği alan aktif Karlıova fay hattı üzerinde yer alması sebebiyle de uzmanlar, sondaj ve yüksek basınçlı akışkan enjeksiyonu işlemlerinin sismik hareketliliği tetikleyebileceği uyarısında bulunmakta.

    TARIM ARAZİLERİNE ZARARI

    Bölgenin temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığı, yer altı sularının kirlenmesi ve meraların yok edilmesiyle zarar göreceği ön görülüyor.

    Öte yandan endemik bitkiler belirli bir bölgeye özgü oldukları için yeraltı sularının sıcaklık değişimi bitkilerin gelişimini ve yayılımını olumsuz etkileyebilir. Bu sebeple halk, projenin yapılmasına tepki gösteriyor. Bölge halkı JES projesinin büyük bir göçe de sebep vereceğini ön görerek, bölgede ziyaret ve mezarlık gibi kutsal mekanlarında tehdit altında olduğuna dikkat çekiyor.

    PİRHA/VARTO

     

     

  • 01 TEMMUZ 2026 ÇARŞAMBA – GÜNDEM

    01 TEMMUZ 2026 ÇARŞAMBA – GÜNDEM

    -Şair Yoldaş Güneş ‘Sevda Yeli’ adlı ilk şiir kitabını çıkardı. Sevdanın yalnızca iki insan aslında yaşanan bir duygu olmadığını vurgulayan Güneş, “Bazen bir toprağa, bir dile, bir kente ya da özgür bir geleceğe duyulan derin bir bağlılıktır” dedi. GÖRÜNTÜLÜ

  • Bornova Cemevi’nde halkın lokmalarıyla Aşure paylaşıldı – VİDEO

    Bornova Cemevi’nde halkın lokmalarıyla Aşure paylaşıldı – VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Cemevi’nde halkın lokmasıyla yapılan Aşure paylaşıldı. Kerbela’da yaşananların insanlık vicdanında kanayan bir yara olduğunu belirten Bornova Cemevi Başkanı Çelik, “Kerbela’da Yezid’in zulmüne karşı direnen Hüseyin neyi temsil ediyorsa, Madımak’ta karanlığa karşı aydınlığı savunan canlarımız da aynı hakikat çizgisini temsil etmektedir” diye konuştu. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) İzmir Bornova Cemevi’nde Aşure paylaşıldı. Paylaşım ve birlikteliğin sembolü olan Aşure lokması her cemevinde olduğu gibi burada da halkın lokmalarıyla yapıldı. Aşure etkinliğine ABF Ege Sorumlusu Mehmet Bozkurt, Bağımsız İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP Meclis üyeleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. ‘

    Etkinlik Zakir Deniz Polat ve Derya Sezer’in deyişleriyle başladı.

    “KERBELA HERHESİN YOLUNU AYDINLATAN BİR MEŞALEDİR”

    PSAKD Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, Muharrem ayı lokmaların paylaşması ve ortak hafızanın diri tutulması anlamına geldiğini kaydetti.

    Kerbela’da yaşananların insanlık vicdanında kanayan bir yara olduğunu belirten Çelik, şunları söyledi;

    “İmam Hüseyin, iktidarın ve zulmün karşısında boyun eğmeyerek bizlere büyük bir miras bırakmıştır. O, canını kurtarmayı değil, insanlığın onurunu korumayı seçmiştir. Kerbela’da susuz bırakılan çocukların, mazlumların, kadınların çığlığı bugün hâlâ dünyanın dört bir yanında yankılanmaktadır. Şah Hüseyin’in duruşu bize şunu öğretir: Zulüm karşısında sessiz kalmak, zulmün ortağı olmaktır. Hakikatin yanında durmak ise bedel gerektirse de insan olmanın gereğidir. Bu nedenle Kerbela yalnızca geçmişte yaşanmış bir acı değil, bugün de adalet arayan herkesin yolunu aydınlatan bir meşaledir.”

    “MAZLUMLARIN HAKİKAT MÜCADELESİ DEVM EDİYOR”

    Sivas Katliamı’nın da Kerbela’nın devamı olduğunu belirten Çelik, “Sivas’ta otuz üç aydınımız, sanatçımız, ozanımız ve göz göre göre yakılarak katledildi. Madımak’ta yanan yalnızca insanlar değildi; kardeşlik, demokrasi, eşit yurttaşlık ve insanlık değerleri de ateşe verildi” diye konuştu.

    Aradan geçen 33 yıla rağmen adaletin sağlanmadığına dikkat çeken Çelik, “Kerbela’da Yezid’in zulmüne karşı direnen Hüseyin neyi temsil ediyorsa, Madımak’ta karanlığa karşı aydınlığı savunan canlarımız da aynı hakikat çizgisini temsil etmektedir. Kerbela ile Sivas arasında yüzyıllar vardır; ancak zulmün dili değişmemiştir. Değişmeyen bir başka şey ise mazlumların direnişi ve hakikat mücadelesidir” ifadelerini kullandı.

    Aşure’nin paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin simgesi olduğunu belirten Barış Çelik, “Ayrımcılığa karşı eşitliği, savaşa karşı barışı, nefrete karşı sevgiyi, zulme karşı adaleti savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    “AŞUREDE İYİLİĞİ ARIYORUZ”

    Daha sonra Bağımsız İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay konuştu. 1450 yıl önce yaşanan Kerbela’nın acısını biraz susuz kalarak biraz aç kalarak biraz yası içimizde yaşamaya çalıştığını belirten Tugay, Aşure lokmasında da iyiliği aradıklarını söyledi. Tugay, Hacı Bektaş Veli’nin ‘Dost kapılarını arıyoruz” sözünü hatırlatarak, doğruluktan dost kapılarını aradıklarını söyledi.

    Konuşmaların ardından Pir’lerin lokma gülbengiyle Aşure pay edildi. Etkinlik Zakir Öznur Korkmaz’ın deyişleri ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • DAD üyelerinden Barış ve Demokratik Toplum Süreci için çağrı : Devlet sorumluluk almalı – VİDEO

    DAD üyelerinden Barış ve Demokratik Toplum Süreci için çağrı : Devlet sorumluluk almalı – VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi üyeleri, bütün toplumu kucaklayan barış sürecini yakından takip ettiklerini belirtti. Devletin barış sürecinde sorumluluk alması gerektiğine dikkat çekerek, yasal düzenlemelerin biran önce hayata geçirilmesini istedi. Üyeler, Alevilerin eşit yurttaşlık ve cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesi gerektiğine de vurgu yaptı. 

     

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci, “çerçeve yasa” tartışmalarıyla kritik bir aşamaya ulaştı. Kürt Özgürlük Hareketi’nin Silah Yakma Töreni’nin birinci yıl dönümü yaklaşırken, sürecin kalıcı barış ve demokratikleşmeyle ilerleyebilmesi için gerekli görülen yasal düzenlemeler yeniden Meclis gündeminde yer alıyor. Daha önce komisyonlarda ele alınıp raporlaştırılan öneriler ise bir kez daha tartışılıyor.Aleviler ise  eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve demokratik hakları güvence altına alacak kapsamlı düzenlemeler talep ediyor.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) İzmir Şubesi üyeleri ve yöneticileri, Barış ve Demokratik Toplum sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “BARIŞ SÜRECİ OLURSA KADINLAR DA HAKLARINA KAVUŞUR”

    DAD yöneticisi Sakine Koğu, barış sürecini yakından takip ettiğini belirterek, kalıcı barışın sağlanması için mücadele ettiklerinin altını çizdi. Koğu, barış sürecinde devletin daha istikrarlı davranması gerektiğine vurgu yaparak, meclisin tatile girmeden bu yasal düzenlemelerin netleşmesi gerektiğini söyledi.

    Barış sürecinin tüm haklar için önemli olduğu kadar kadınlar içinde önemli olduğuna dikkat çeken Koğu, kadınların her gün katledildiğini, çocukların uyuşturucu bataklığında kaybolup gittiğini belirterek, bunların bir an önce durdurulasını istedi. Kadınların kazanılmış haklarının hedef alınarak, ellerinden alındığını belirten Koğu, barış sürecinin başarılı olması kadınların da kazanımlarına ulaşmasını kolaylaştıracağını söyledi.

    “CEMEVLERİMİZİN STATÜSÜ VERİLSİN”

    Bu süreçte Alevilerin de barışa ihtiyacının olduğunu belirten Koğu, Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamlarla yüzleşilmesi çağrısı yaptı. Koğu, Alevilerin barış sürecinden en büyük beklentisinin cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesi ve Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması olduğunu söyledi.

    “SAVAŞA CİDDİ BÜTÇE AYRILIYOR”

    “Barış en çok istediğimiz şeydir” diyerek konuşmasına başlayan Muhteber Akbulak, barışın tüm dünyayı kucaklayacağını belirtti.

    Savaşa büyük bütçelerin ayrıldığını belirten Akbulak, “Savaş için silah, bombalar, özel güvenlik gibi çok fazla savaşa bütçe ayrılıyor” diyerek savaşa giden bütçenin halkın ihtiyaçları için kullanılabileceğini ifade etti.

    Akbulak, çatışmaların bittiği bir süreçle ikinci bir Türkiye’nin yaratılabileceğini söyledi.

    “HERKES ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ YERİNE GETİRMELİ”

    DAD İzmir Şube yöneticisi Zeynel Bozkurt ise iki yüz yıllık bir Kürt sorununun olduğunu, 50 yıllık ise çatışmalı bir sürecin yaşandığını belirterek, toplumsal barış sürecinin önemli olduğuna vurgu yaptı.

    Çatışmalı süreçlerde her taraftan da kayıpların yaşandığına dikkat çeken Bozkurt, bir yıldır devam eden barış sürecinde ölümlerin yaşanmamasının önemli olduğuna vurgu yaparak, herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Bozkurt, “Dileriz bu süreç olumlu sonuçlanır” dedi.

    “DEVLET SORUMLULUK ALMALI”

    Alevilerin sorunlarının da Kürtlerden farklı bir noktada olmadığını belirten Bozkurt, “Çünkü Aleviler de sürekli kırımlardan geçirilmiş. Dersim, Koçgiri, Maraş, Sivas, Gazi ve Rojava’da,  tam bu sürecin başladığı zamanlarda Suriye’deki Aleviler de, diğer halklardan insanlar da kırımdan geçildi. Dolayısıyla biz Aleviler için cumhuriyetin gerçekten de demokratikleştirilmesi  önemli bir aşamayı içeriyor” ifadelerini kullandı.

    Barış sürecinin ağır işlediğini kaydeden Bozkurt, PKK’nin silah bırakarak, demokratik bir çözümden yana olduğunu gösterdiğini söyleyerek, devletin de sorumluluk olması gerektiğine vurgu yaptı.

    Bozkurt, Alevi kurumlarının da, bireylerin de bu süreçte elinden gelen çabayı göstermesi gerektiğini söyledi.

    “BARIŞ SÜRECİ BİR AN ÖNCE SONUÇLANMALI”

    İktidara ve muhalefete çağrıda bulunan Sakine Dervişoğlu, “Barışa destek verin. Ülkede artık kan dökülmesin. Biz seçilenleri meclise gönderdik. Bizim beklentilerimiz bu süreci, barışı, mecliste tamamlamalarını istiyoruz” dedi. Alevilerin Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde çok acı çektiğini, çok kayıp verdiğini belirten Dervişoğlu, demokratik bir anayasanın inşa edilmesi gerektiğini belirterek, Alevilerin de Kürt halkının da bu anayasa içinde mutlaka olmasını istedi.

    Dervişoğlu, Türkiye halklarının barışa destek vermesi çağrısı yaparak barış sürecinin biran önce sonuçlanmasını istedi.

    Semra ACAR/İZMİR

     

  • 30 HAZİRAN 2026 SALI – GÜNDEM

    30 HAZİRAN 2026 SALI – GÜNDEM

    -Sivas Madımak Katliamı Davası AYM tarafından sürüncemede bırakılması, katliamın zaman aşımına mı uğratılmak isteniyor sorusunu gündeme getirdi. AYM’nin 12 yılda verdiği ve vermediği kararları inceledik.GÖRÜNTÜLÜ

    -Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) İzmir Şubesi üyeleri, bütün toplumu kucaklayan barış sürecini yakından takip ettiklerini belirtti. Devletin barış sürecinde sorumluluk alması gerektiğini belirterek yasal düzenlemelerin biran önce hayata geçirilmesini istedi. Üyeler, Alevilerin de eşit yurttaşlık ve cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesi gerektiğine vurgu yaptı. GÖRÜNTÜLÜ

    -Pir Abdal Musa Sultan Dergahı postnişini Hüseyin Eriş, Tunceli Valiliği ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ortaklaşa düzenlediği ‘Dedeler Zirvesi’ne ilişkin PİRHA’ya açıklamada bulundu.GÖRÜNTÜLÜ

    -Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) İzmir Bornova Cemevi Aşure lokmasını paylaşacak. GÖRÜNTÜLÜ

  • Helvacı Cemevi’nde aşure lokması: Kardeşçe yaşama vesile olsun! – VİDEO

    Helvacı Cemevi’nde aşure lokması: Kardeşçe yaşama vesile olsun! – VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Helvacı Cemevi’nde aşure lokması pay edildi. Etkinlikte konuşan Helvacı Cemevi Başkanı Süleyman Laçin, “Nasıl ki aşure birbirinden farklı malzemelerin uyumuyla güzelleşiyorsa, insanlık da farklı inançların, kimliklerin ve kültürlerin bir arada, barış içinde yaşamasıyla anlam kazanır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Helvacı Cemevi’nde aşure lokması paylaşıldı. Kadınları emeği ile ortaya çıkan Aşure lokmasına çok sayıda yurttaşın katılımıyla paylaşıldı. Açılış konuşması yapan PSAKD Helvacı Cemevi Başkanı Süleyman Laçin, “Kerbela; hak ile zulmün, adalet ile baskının, vicdan ile iktidar hırsının karşı karşıya geldiği büyük bir insanlık sınavıdır” dedi.

    Kerbela’nın nerde haksızlık varsa karşısında durma, nerede mazlum varsa yanında olma sorumluluğu yüklediğini belirten Laçin, “Sessizlik bazen zulmün en büyük destekçisi olabilir” diye konuştu.

    “HİÇBİR ANNENİN GÖZYAŞI DÖKMEDİĞİ BİR ÜLKE ÖZLEMİ ÇEKİYORUZ”

    Aşurenin paylaşmanın, bereketi büyütmenin, birliğin ve farklılıkların aynı kazanda kardeşçe buluşması anlamına geldiğini kaydeden Laçin, şunları söyledi:

    “Nasıl ki aşure birbirinden farklı malzemelerin uyumuyla güzelleşiyorsa, insanlık da farklı inançların, kimliklerin ve kültürlerin bir arada, barış içinde yaşamasıyla anlam kazanır. Biz Alevi-Bektaşi öğretisinde ‘Yetmiş iki millete bir nazarla bakmayı’ düstur edinmiş bir Yol’un yolcularıyız. Hiç kimseyi ötekileştirmeyen bir anlayışın temsilcileriyiz. Bizler hiçbir annenin gözyaşı dökmediği, hiçbir çocuğun aç kalmadığı, hiç kimsenin inancından ve kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramadığı bir ülke özlemi çekiyoruz. Hak’tan, hukuktan, adaletten, eşit yurttaşlıktan, laik ve demokratik bir yaşamdan yana olmaya da devam edeceğiz.”

    Konuşmanın ardından Baba Mansur Ocağı’ndan Göksel Savak’ın lokma duasından sonra aşureler paylaşıldı. Kadınlar doğanın korunması ve dünyanın güzelleşmesi için çerağ yaktı. Aşure lokmasının ardından Muharrem cem erkanı yürütüldü.

    PİRHA/İZMİR

  • 29 HAZİRAN 2026 PAZARTESİ – GÜNDEM

    29 HAZİRAN 2026 PAZARTESİ – GÜNDEM

    -Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Helvacı Cemevi’nde Aşure lokması paylaşılacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Amasya Merzifon Kayadüzü Kültür ve Yardımlaşma Derneğinde Aşure lokması paylaşıldı.GÖRÜNTÜLÜ

    -Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından Köln’de düzenlenen Yaz Şenliği, yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. GÖRÜNTÜLÜ

    -Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şubesi Aşure lokması paylaşılacak. GÖRÜNTÜLÜ

  • Gomılgana Ziyareti’nde Muharrem Cemi yürütüldü-VİDEO

    Gomılgana Ziyareti’nde Muharrem Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri ile Pertek Alevi kurumları ve köyleri, Gömülgen (Gomılgana) Ziyareti’nde Muharrem Cemi yürüttü. Cem erkanında konuşan Şıx Çoban Ocağı Piri Zeynel Kete, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumlarına atanmış bir “kayyım” olduğunu belirterek, Alevi kurumlarının her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile Pertek Alevi kurumları ve köyleri tarafından Gömülgen (Gomılgana) Ziyareti’nde, “Yolda birlik inancıyla cem oluyor, Hüseyni duruş ile ikrarlaşıyoruz” şiarıyla Muharrem Cemi gerçekleştirildi. Çok sayıda talibin katıldığı cem erkanı öncesinde getirilen lokmalar pişirilerek pay edildi.

    Cem erkanını Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete, Şıx Delil Berxecan Ocağı’ndan Ahmet Doğan, Axuçan Ocağı’ndan İnanç Dolu, Kureyşan Ocağı’ndan Fethiye Yıldırım, Şıx Delil Berxecan Ocağı’ndan Sultan Haydaroğlu ve Şıx Çoban Ocağı’ndan Sultan Korkmaz yürüttü. Zakirliği ise Hasan Yavuz yaptı.

    “ZİYARETLERİMİZ ÜZERİNDE KARAKOLLAR YAPILIYOR”

    Şıx Çoban Ocağı Piri Zeynel Kete, Gömülgen (Gomılgana) Ziyareti‘nin binlerce yıllık geçmişine dikkat çekerek, Zeycan Ziyareti üzerine karakol yapılmasına tepki gösterdi.

    Reya Heq Yol’unun kadim bir inanç olduğunu vurgulayan Kete, “Bizim Yol ulularımız, pirlerimiz, analarımız ve dervişlerimiz inancımızı anlatırken ‘Biz Reya Heq evladıyız’ derlerdi” dedi.

    Kete, “Düzgün Baba, Gömülgen (Gomılgana) gibi kutsal mekanlarımız binlerce yıldır evrensel düzeyde doğayla, havayla, suyla, ateşle ve toprakla ikrarlaşan bir inancın merkezleridir. Ne yazık ki bugün inancımız, birçok yürütücüsü de dahil olmak üzere hak ettiği yerde değildir. Bizler binlerce yıldır bu kutsal mekanlarda bir araya geliyoruz. Bizi buraya çeken kutsalın kendisidir. Bu inancın yürütücüleri hiçbir zaman arsızın, hırsızın, pirsizin kapısına gitmedi. Bugün burada pay edilen lokma hepimizin helal lokmasıdır. Hepiniz emek verdiniz, ikrarınızla buraya geldiniz. Bu emek ve aşka saygı duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK TEMELİNDE TALEPLERİ VAR”

    Birçok Alevi dergahının bu yoldan gelenler eliyle peşkeş çekildiğini söyleyen Kete, buna izin vermeyeceklerini belirtti.

    “Bugüne kadar pirlerimiz, analarımız ve yol ulularımız taliplerini kadılara götürmedi. Talip de pirini devlet kapısına götürüp maaş istemedi” diyen Kete, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumlarına atanmış bir kayyım olduğunu ifade etti.

    Pirlerin ve mürşitlerin yüzyıllardır taliplerinden hakullah aldığını hatırlatan Kete, Alevi kurumlarının bugün her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi.

    Kete, “Biz Alevi toplumu olarak eşitlik ve özgürlük temelinde taleplerimizi dile getiriyoruz. Kutsal mekanlarımızdan ellerinizi çekin. Bu mekanlar bu Yol’un yürütücülerine aittir. Biz hiçbir zaman başka bir inancın kutsal mekanlarını işgal etmedik. Bugün birçok kutsal mekanımız Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı. Kendi dergahlarımıza adeta bilet keserek giriyoruz” dedi.

    “ALEVİ İNANCI KİŞİSEL ÇIKARLARA ALET EDİLİYOR”

    Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete de yaptığı kısa konuşmada Reya Heq Yol’unun bir edep ve erkan Yol’u olduğunu belirterek, “Hakk birdir diyerek yolunu yürüten pirler vardır. Bu yol paylaşımcı, eşitlikçi, özgürlükçü ve hakikatçi bir yoldur” dedi.

    Alevi inancının kişisel çıkarlara alet edildiğini söyleyen Kete, “Biz kendi pirimizden, mürşidimizden, rayberimizden ve müsahibimizden uzaklaştırılmış bir Alevilikle karşı karşıyayız. Aleviler neden özüne benzemekten kaçıyor?” diye sordu.

    Reya Heq Yol erkanının bugünlere pirlerin sazı ve sözüyle ulaştığını vurgulayan Kete’nin konuşmasının ardından cem erkanı yürütüldü. Zakir Hasan Yavuz’un gülbengleri eşliğinde semah dönüldü.

    PİRHA/DERSİM

     

  • DAD İzmir Şubesi Aşure lokmalarını barış için paylaştı-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi Aşure lokmalarını barış için paylaştı-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Çiğli Şubesi’de kadınların erken saatlerde bir araya gelerek hazırladığı Aşure lokması paylaşıldı. Lokma duasının ardından konuşan eş başkan Fadime Dapaklı, Aşure lokmasının tüm halkları eşit, özgür ve barış içinde yaşamasına vesile olmasını temennisinde bulundu. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Çiğli Şubesi, paylaşımın simgesi olan Aşure lokmasını canlarla paylaştı. Sabahın erken saatlerinde dernekte bir araya gelen kadınlar hazırlıklarını tamamlayıp Aşurelerini ateşe koydu.

    Uzun bir sürede pişirilen ve 12 farklı gıdanın bir arada kaynaması ile oluşan Aşure lokması, halklar için bir arada yaşamanın da simgesi haline geliyor.

    Hak yolunda Hakk’a yürüyenler için saygı duruşu ile başlayan Aşure lokmasının gülbengini Baba Mansur Ocağından Fidan Yıldız verdi.

    “AŞURE LOKMASI BARIŞA VESİLE OLSUN”

    Aşure lokmasının eşitliğin, özgürlüğün, adaletin ve barışın hüküm sürdüğü bir yaşamı dileyerek konuşmasına başlayan Dapaklı, Alevi inancının yüz yıllardır yaşattığı rızalık, paylaşım ve hakikatten yana olan duruşunun, birlikte yaşamayı büyüteceğini söyledi.

    Dapaklı, “Farklılıklarımızla bir arada yaşamanın yolunu bize gösteren bu kadim yolun ışığında eşitsizliğe baskıya nefret diline ve ötekileştirmeye karşı demokratik, çoğulcu ve özgür yaşamı savunuyoruz” diyerek, Aşure lokmasının tüm halkları eşit, özgür ve barış içinde yaşamasına vesile olması istendi.

    “ALEVİLERİN BİRLİK OLMASI GEREKİYOR”

    DAD Yöneticisi Güler Karagöz ise Muharrem ayında Alevilerin sadece bir yasın değil aynı zamanda binlerce yıllık hakikat ve özgür yaşamdan gelen bir halk olduğuna dikkat çekti.  Herkesin yaşanan barış sürecine katkı sunması gerektiğini kaydeden Karagöz, Alevilerin de içinde bulunduğu süreçte birlik olmasını istedi.

    “HAK MÜCADELESİ YÜRÜTTÜK”

    Daha sonra 30 yıllık tutsaklığın ardından özgürlüğüne kavuşan Aygül Kapçak da kısa bir selamlama yaptı. Cezaevinde bulunan bütün tutsakların selamlarını ileterek konuşmasına başlayan Kapçak, hak yolunda bir mücadele yürüttüklerini belirtti. Kapçak, Alevi kimliğiyle Aşure lokmasında bir arada olmanın mutluluğunu yaşadığını belirti.

    Konuşmaların ardından Aşure canlarla paylaşıldı.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

  • İzmir’deki cemevlerinde aşure lokmaları pay edildi: Aşure kardeşliğin simgesidir-VİDEO

    İzmir’deki cemevlerinde aşure lokmaları pay edildi: Aşure kardeşliğin simgesidir-VİDEO

    PİRHA- Muharrem orucunun tamamlanmasının ardından İzmir’deki çok sayıda cemevinde birlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi olan aşure lokmaları yurttaşlarla pay edildi. Narlıdere Cemevi Başkanı Elvan Özdemir, Kerbela’nın acısının bugün de farklı coğrafyalarda sürdüğünü belirterek, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların son bulması çağrısında bulundu.

    Muharrem ayında tutulan 12 günlük yas-ı matem orucunun sona ermesiyle birlikte İzmir’deki cemevlerinde aşure lokmaları pay edildi. Yas günleri boyunca eğlence ve şenlikten uzak duran Aleviler, matem orucunun ardından birlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi olan aşure lokmalarını yurttaşlarla buluşturdu.

    NARLIDERE CEMEVİ’NDE LOKMALAR PAY EDİLDİ

    İzmir’deki birçok Alevi kurumunda gerçekleştirilen aşure etkinliklerinden biri de Narlıdere Cemevi’nde yapıldı. Baba Mansur Ocağı Piri Ali Tekin’in okuduğu lokma duasının ardından aşureler yurttaşlara dağıtıldı.

    Etkinlikte konuşan Narlıdere Cemevi Başkanı Elvan Özdemir, Kerbela’nın yalnızca tarihte yaşanmış bir olay olmadığını, günümüzde de benzer acıların yaşandığını söyledi. Özdemir, Suriye’de yaşayan Alevilere yönelik saldırıların devam ettiğine dikkat çekerek, bu saldırıların bir an önce son bulması çağrısında bulundu.

    “AŞURE AYNI KAZANDA PİŞEN KARDEŞLİĞİN SİMGESİDİR”

    Aşurenin farklı tatların aynı kazanda buluşmasıyla oluşan birlik, kardeşlik ve paylaşmanın simgesi olduğunu belirten Özdemir, rızalık lokmasının toplumsal barışa ve birlikte yaşama katkı sunmasını temenni etti.

    Konuşmaların ardından hazırlanan aşure lokmaları yurttaşlarla paylaşıldı.

    AKD URLA ŞUBESİ’NDE AŞURE PAYLAŞILDI

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Urla Zeytinalan Cemevi’nde de çok sayıda yurttaşın katılımıyla Aşure lokması paylaşıldı. Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Urla Zeytinalan Cemevi Şube Başkanı Hasan Tatar, Muharrem ayı direncin ve paylaşmanın yeniden hatırlandığı kutsal zamanlar olduğunu belirterek, Kerbela’nın büyük bir hakikat mücadelesi olduğunu söyledi.

    Aşurenin birlik ve beraberliğin en güzel simgesi olduğunu söyleyen Tatar, konuşmasını şöyle tamamladı;

    “Nasıl ki aşurenin içindeki hiçbir malzeme diğerlerinden üstün değilse insanlık fertleri de birbirinden üstün değildir. Dinimiz, inancımız, kimliğimizle, düşüncelerimiz farklı olabilir ancak bizm içini saygı ve insanlık değerleridir. Bugün her zamankinden daha fazla kardeşliğe, dayanışmaya ve birliğimizi anlamaya ihtiyacımız vardır. Bizler de bu anlayışla barışın, kardeşliğin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal dayanışmanın güçlenmesi için çalışmaya devam edeceğiz. Herkesin inancını özgürce yaşayabildiği, düşüncesini korkmadan ifade edebildiği, çocuklarımızın umutla geleceğe baktığı bir ülke özlemini taşıyoruz. Kaynayan aşuremiz çocuğumuza barış hanemize bereket, gönüllerimiz muhabbet getirsin.”

    Tatar’ın konuşmasının ardından semah dönüldü, deyişler söylendi ve Aşureler paylaşıldı.

    AKD ALİAĞA ŞUBESİ’NDE AŞURELER PAYLAŞILDI

    Alevi Kültür Denekleri(AKD) Aliağa Cemevi’nde de Aşure lokması paylaşıldı. AKD Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal, Aşure lokmasıyla dayanışma, kardeşlik ve ortak değerleri paylaştıklarını kaydetti.  Çiçekdal, “Aynı kazanda kaynayan Aşure nasıl faklı tatları bir araya getirip berekete dönüşüyorsa bizler de farklılıklarımızla bir araya gelerek gönüllerimizi birliyoruz.  Aşure birliğin ve paylaşımın en güzel örneğidir” dedi.

    Konuşmaların ardından Aşure lokması paylaşıldı.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

  • 28 HAZİRAN 2024 PAZAR – GÜNDEM

    28 HAZİRAN 2024 PAZAR – GÜNDEM

    -Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Çiğli Şubesi, dernek binasında Aşure lokmasını paylaşacak. GÖRÜNTÜLÜ

    – Yası Kerbela orucunun ardından bir çok kentte aşure lokmaları paylaşılacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Cem Erkanı Gömülgen ziyareti Pertek-GÖRÜNTÜLÜ