Yazar: sevim kahraman

  • ‘Yeter bu kadar acı! Yeter! Kahroluyoruz!’

    ‘Yeter bu kadar acı! Yeter! Kahroluyoruz!’

    Sanatçılar Kayseri’deki bombalı saldırıdan sonra tepki mesajları paylaştı. Saldırıyı kınayan sanatçılar bir yıl içinde yaşanan onlarca bombalı saldırıya karşı ‘artık yeter’ dedi.

    Deniz Türkali: Farkında değiliz ama galiba biz öldük ve cehennemdeyiz.
    Nazan Kesal: Ne yazsak boş.Yine ölüm yine acı reva görülen..Neden? Daha kaç masum ölecek? Neden?
    C. Hakkı Zariç: Her ile bir şehitlik, her meydana bir şehit adı #Kayseri acının yeni adresi. İstifa edecek kimse var mı?
    Hüseyin Turan: Ülkemizde bu terör ortamını yaratan, fayda sağlayan ve kaosu hayatımıza sokanlara bin kere lanet olsun.
    Şebnem Sönmez: Damla kalmadı göz yaşımızı akıtacak hangi “büyük” aktörler oynuyor bu kanlı oyunları? gözlerimiz de kanımız da kurudu artık kuruttunuz !!!
    Ayşenil Şamlıoğlu: İnşallah siz de şehit olun! Bu temenni nasıl çıkar ağızdan! Göreviniz bu çocukların ölümünü engellemek!
    Cigdem Toker: Kaç yoksul eve ateş düştü yine. Çekecek ne çok acısı varmış bu ülkenin.  Kelimelerimiz ne kadar az.

    “YETER BUKADAR ACI! YETER! KAHROLUYORUZ”

    Alican Yucesoy: Teröre de, ülkede huzuru güvenliği sağlayamayanlara da, bizi bizden uzak eden birbirimize düşürenlere de lanet olsun!
    Bülent Emrah Parlak: Yapmayın. Ne olur yapmayın. Bu ülkenin insalarına yazık günah. Onlar yoksul halk çocukları, onlar öğrenci, onlar emekçi. Neolur yapmayın.
    Mert Fırat: Ölenler hep işinde gücünde, geçim derdinde, ana, yar hasretinde. Vebali terörü alet eden, semirtenlerin boynuna.
    Sıla Gençoğlu: Bitmeyen,uzun, lanetli bir gece yaşananlar…
    Eren Aysan: Öyle mutsuz ve yaralıyım ki herşey birgün biter umuduyla bi köşeye çekilip uyumak istiyorum! Uyanınca dünya belki güzel olur diye!
    Demet Akbağ: Yeni yıl mesajı falan istemeyin artık. Dileyecek, sadece can sağlığı kaldı…
    Barış Atay: Ne söylense boş… Sinirlensek, köpürsek, üzülsek… Birilerinin hedefleri arasında sıkıştı ülke, ölüyor… Yeter, lanet olsun!
    Yekta Kopan: Acıyı, öfkeyi anlatacak yeni bir söz kalmadı. Lanet olsun demek üzüntüyü azaltmıyor.
    Mabel Matiz: Yeter bu kadar acı! Yeter! Kahroluyoruz.

  • Tv10 eyleminde Odabaş’ın serbest bırakılması istendi

    Tv10 eyleminde Odabaş’ın serbest bırakılması istendi

    OHAL ilanının ardından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile 28 Eylül günü karartılan ve ardından 4 Ekimde binası mühürlenen Tv10’un yeniden açılması için çalışanların başlattığı cumartesi eylemleri devam ediyor.

    11. haftasında yapılan eyleme, Cumartesi Anneleri,  Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi yönetim kurulu, Alevi Bektaşi Federasyonu, Örnektepe Pir Sultan Abdal Cemevi, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği,  Emekçi Hareket Partisi’nin İl Başkanı ile gözaltına alınan Zeynal Odabaş’ın kızı Dilek Odabaş ve ozanlar katılarak destek verdi.

    “GÖZALTILAR ALEVİLERE YÖNELİK BİR TEHDİT”

    Bu haftanın basın açıklamasında ilk konuşmayı Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin yaptı. “Bugün birçok gazeteciyi ve sivil toplum örgütünü üyelerini tutukladılar” diyen Şahin, bununla da yetinmeyip Alevi Bektaş-i Federasyonun örgütlenmeden sorumlu aynı zamanda Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ının da gözaltına alındığını hatırlattı. Büyükşahin, tüm bunların Alevi toplumuna yönelmiş bir tehdit mesajı olarak algıladıklarını söyledi. Alevi toplumunun sevgi ve barışı her zaman öne çıkardığını söyleyen Büyükşahin, “İnsanların inançlarına yaşam biçimlerine müdahale edilmesin her zaman bunu talep ettik bunu istedik. Alevi toplumunun temel bakış açısı budur. Bize yönelik olan bu tehdit ve karartmayı Alevi toplumuna Türkiye toplumuna yönelik olarak görüyoruz. Lokmalarımız ile kurmuş olduğumuz cemevleri ve televizyonlarımıza bu müdahaleyi Alevi toplumuna bir tehdit olarak görüyoruz. Zeynal Odabaş’ı da Alevi toplumunun sorunlarını sıkıntılarını sona erdirmek için çaba harcayan bir canımızdır” diye konuştu. Büyükşahin, 5 gündür gözaltında olan Odabaş’ın derhal serbest bırakılmasını talep etti.

    “ODABAŞ’IN MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu yönetim kurulu üyelerinden Aydın Deniz, darbe sürecinin ardından ilan edilen OHAL ile birlikte olağanüstü durumlara gebe kaldıklarını söyleyerek, “Öncelikle sesimiz olan, kendimizi ifade ettiğimiz Tv10’u kapattılar ardından da 5 gün önce Alevi hak talebinde bulunan Zeynal Odabaş’ı gözaltına aldılar” dedi. Odabaş’ın gözaltı gerekçesinin hala belirsizliğini koruduğunu söyleyen Deniz, kendisine açılmış davalara katılan, kaçma şüphesi olmayan, demokratik mücadelesini veren bir Alevi kurum başkanına yapılan bu müdahalenin hukuksuz olduğunu söyledi. Alevi Bektaşi Federasyonu olarak Odabaş’ın yanında olduklarını söyleyen Deniz, “Odabaş’ın mücadelesinin yanındayız. Mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. Odabaş bir an önce serbest bırakılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    DİLEK ODABAŞ: ALEVİ HAREKETİNE BİR SALDIRIDIR

    Zeynal Odabaş’ın kızı Dilek Odabaş da, özel harekât polislerinin evlerin hukuksuzca arayıp babasını gözaltına aldığını söyleyerek, “Zeynal Odabaş hayatını Alevi hak mücadelesine adamıştır. Her zaman barış, adalet ve özgürlükten bahsetmiştir. Kaçma şüphesi dahi olmayan Odabaş buna rağmen bir gece yarısı çocuklarının gözü önünde çocukları korkutularak gözaltına alındı. Bunu Alevi hareketine topyekûn bir saldırı olarak değerlendiriyoruz. Aleviler her zaman bu ülkede barışın temel savunucuları olmuşlardır. Böyle bir inancı yok etmeye çalışmak asla kabul edilemez. Ailesi olarak babamızın sonuna kadar yanındayız. Zeynal Odabaş’ın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Bu bir baskı ve sindirme politikasıdır. Pirlerimiz, analarımızı, ulularımızın yolundan giderek bu baskılara Alevi mücadelesinin yok edilmesine karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” dedi.  Zeynal Odabaş’dan 5 gündür haber alamadıklarını ve avukatları ile görüştürülmediklerini söyleyen Odabaş, Sultangazi Pir Sultan Abdal cemevinde başlattıkları özgürlük nöbetine herkesi davet etti. (İ.S)

  • ‘Cezasızlık son bulsun, hakikat açıklansın’

    ‘Cezasızlık son bulsun, hakikat açıklansın’

    Cumartesi Anneleri, kayıp yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması için 612’nci haftada bir kez daha Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Eylemde, üzerine kımızı karanfiller ile “barışı” simgeleyen beyaz tülbendin bırakıldığı, “Failler belli kayıplar nerede” pankartı açıldı.

    Bu haftaki eylemde 24 Ekim 2016 tarihinde polisler tarafından Ankara Batıkent’te gözaltına alındığı iddia edilen Müjgan Ekin, 1991 yılında Şırnak’ta gözaltında kaybedilen Agit Akipa ve İbrahim Demir’in akıbeti soruldu. Geçtiğimiz hafta Beşiktaş’ta ve bugün Kayseri’de gerçekleşen  bombalı saldırılar da kınandı.

    Gözaltında kaybedilen Agit Akipa’nın oğlu  Fehmi Akipa 26 yıldır babalarını aradıklarını belirterek şunları söyledi: “Bundan 26 yıl önce babam ve İbrahim Demir faili meçhul cinayete kurban gitti. Acımızı çektik. Bundan sonra tek umudumuz ülkeye barışın ve huzurun gelmesi. İnsanca ve birlikte yaşamak için bugünden sonra faili meçhul cinayetlerin olmaması için barış gelmeli.”

    “TEK UMUDUMUZ BARIŞTIR”

    İbrahim Demir’in kızı Deniz Demir ise barış söylemini yineledi. Demir, “Yıllarca barış umudu ile yaşadık. Bir dönem çok umutlandık. Ama sürece bakıyoruz, bize daha ağır şeyler yaşatıyorlar. Bu ağır şeyleri artık yaşamak istemiyoruz. Artık yeter diyoruz. Babam kaybedildiğinde 10 yaşındaydım. Babamdan sonra çok acı çektik. Başka çocukların bu acıyı çekmesini istemiyoruz. Yaşadığımız acılara rağmen barış diyoruz. Tek umudumuz barıştır” dedi.

    “BARIŞA BİR YOL AÇIN”

    HDP Milletvekili Hüda Kaya’da son günlerde yaşanan bombalı saldırılara da değinerek barışa bir yol açılmasını gerektiğine vurgu yaptı. Kaya, “Yıllardır ülkemizde kara bulutların dağılmasını isterken her geçen gün, her sabah yeni kara bulutlarla uyanıyoruz. Biz artık ülkemizdeki bütün halkların  endişe ile yaşamamasını istiyoruz. Bizlere bu mücadelenin karşısında hâlâ kan, şiddet, savaş dayatılıyor” diye konuştu.  Sabah saatlerinde Kayseri’de yaşanan bombalı saldırıya değinen Kaya, “Giden bizim kanımız, giden bizim canımız. Bu ülke ve insanımız kaybediyor. Şiddet şiddeti doğuruyor. Gücü elinde bulunduranlar, ülkeyi yönetenler, emniyeti, yargıyı ve medyayı elinde bulunduranlar bu ülkeye savaşı dayatmayın. Güç elinizde bir yol açın, barışa bir yol açın. Acının önüne geçebilecek her şey elinizde bir adım atın. İnsanlar bir mezar taşına hasret, mücadele ediyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor” dedi. Müjgan Ekin’in 55 gündür kayıp olduğunu söyleyen Kaya, “Biz kaos ülkesi istemiyoruz. Biz insanların kaybedildiği kaçırıldığı bir ülke istemiyoruz. Devlet yöneticileri çıksınlar bir açıklama yapsınlar. 90’lardan daha kötüye getirdiğiniz bir ülkede bir kadın kaçırılıyor. Ve siz bir açıklama yapmıyorsunuz. Şiddetin durması gerekiyor. Artık kanı kanla yıkamayalım” dedi.

    ‘YÜREĞİM ACINI KALDIRMAYACAK KADAR YAŞLANDI’

    Oturma eylemine katılamayan İbrahim Demir’in annesi Sare Demir’in yolladığı mektubu ise Cumartesi İnsanlarından Nimet Tanrıkulu okudu. Demir mektubunda şu ifadelere yer verdi. “Zaman her şeyin ilacı olsa da acının ilacı değildir. Zaman yüreğindeki yarayı iyileştirmiyor, her gün biraz daha artıyor, her gün biraz daha kanıyor.Aradan 26 yıl geçti. 26 yıl önce  bugün seni benden  alıp kopardılar. Biliyor musun 26 yıl önce gençtim, saçlarıma aklar düşmeyip yüreğimi acılar  sarmamıştı. Ve ben yaşladım. Yüreğim  acını kaldırmayacak  kadar yaşlandı. Ama sen hala gözümde o küçük çocuksun” dedi.

    “ADALET SAĞLANSIN”

    Haftanın basın açıklamasını okuyan Cumartesi İnsanlarından Leyla Havva Kaya, 55 gün önce kendini polis olarak tanıtan kişilerce kaçırıldığı iddia edilen Müjgan Ekin’in nerede olduğunu sordu. Kaya “Bugün Ekin ailesinin sesi olarak da buradayız. 55 gündür tanıklara rağmen, kaçırılmasını  gerçekleştiren organize yapının kamera görüntüleri açığa çıkmasına rağmen, Müjgan Ekin’in akıbeti hakkında resmi makamlar susuyor” diye konuştu. 612. haftada kayıt dışı gözaltına alınan ve gözaltına alındıkları 25 yıl inkar edilen İbrahım Demir ve Agit Akipa’yı unutmadıklarını dile getiren Kaya, “ Ibrahım Demir ve Agit Akipa dosyasındaki cezasızlık son bulsun.  Hakikat açıklansın, adalet sağlansın” dedi. (S.K)

  • Kayseri’de EMEP, HDP binaları ile CHP’lilere saldırı

    Kayseri’de EMEP, HDP binaları ile CHP’lilere saldırı

    Kayseri’de 13 askerin yaşamını yitirdiği bombalı saldırı sonrası bozkurt ve rabia işareti yaparak yürüyüş yapan bir grup, bazı parti binalarını hedef aldı.

    Valilik önünde toplanan grup önce, ‘İdam isteriz’ sloganları attı ve daha sonra HDP binasına yürüdü.Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan HDP binasına girmek isteyen grubu polis engellemeye çalıştı. Grup daha sonra binayı taşladı.Olay yerine gelen itfaiye aracının merdivenine zorla çıkan kişiler, parti tabelasını söküp indirdi. Binaya giren bazı kişiler ise televizyon, bilgisayar, koltuk, partiye ait broşürler ve flamaları aşağıya attı. Camları kıran grup daha sonra HDP binasında Türk Bayrağı açtı, bazı kişiler de üç hilalli MHP flaması salladı. Binaya giren grubun aşağıya atılan eşyalar, yerde bulunanlar tarafından ateşe verildi. Dumanlar yükselirken, polis sık sık kalabalığa sakin olmaları ve dağılmaları yönünde çağrı yaptı. Aynı grup daha sonra Emek Partisi (EMEP) Kayseri İl Örgütü’nün kapısını kırarak içeri girdi. Saldırı anında parti bürosunda kimsenin bulunmadığı açıklandı.

    Cumhuriyet Meydanı’nda CHP Kocasinan Gençlik Kolları Başkanı Cemre Doğan ve yanındaki partililer de bozkurt işareti yapan grubun saldırısına uğradı. Saldırganlara engel olmakta zorlanan polis, havaya ateş açarak kalabalığı dağıtmak istedi. Ancak kalabalık dağılmayınca olay yerine çağrılan Çevik Kuvvet güvenlik koridoru oluşturdu.

  • Cenevre’de Aleviler Maraş anmasında buluşuyor

    Cenevre’de Aleviler Maraş anmasında buluşuyor

    Cenevre Alevi Kültür Merkezi’nin bu akşam düzenlediği birlik dayanışma ve Maraş Katliamı’nı anma gecesinde sanatçı Gani Pekşen, Pınar Aydınlar, Hilal Nesin, Mazlum Ali, Selin Öztürk, Cem Özdemir Grup Ayaz sahneye çıkacak.

    Gecenin sunuculuğunu Sultan Dentin ve Ozan Çağdaş yapacağı etkinlikte İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Cem Bitnel ile Cenevre Alevi Kültür Merkezi adına Behzat Nergiz konuşmacı olarak katılacak.

    Gecede ayrıca saat: 14.00-16.30 arasında Gani Pekşen ve Pınar Aydınlar’ın katılımıyla “Alevilik, Deyişler, Bağlama” konulu bir de panel gerçekleşecek. (S.K)

     

  • Fırat Anlı’ya iki kez müebbet istendi

    Fırat Anlı’ya iki kez müebbet istendi

    Diyarbakır’da Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında ‘örgüt üyesi’ olduğu iddiasıyla gözaltına alınarak 30 Ekim günü tutuklanan ve daha sonra görevden alınan Büyükşehir Belediyesi Eş başkanı Fırat Anlı hakkında 2 kez ağırlaştırılmış ömür boyu ve 121 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

    Anlı’nın da aralarında bulunduğu 7’si tutuklu 51 kişi hakkındaki iddianame hazırlandı. 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede, Fırat Anlı hakkında ‘Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma’, ‘Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme’, ‘Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs’, ‘Sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermilerin satın alınması, taşınması, bulundurulması’, ‘Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçlarına yardım etme’, ‘Örgüt üyesi olmak’ ve 9 kez ‘Örgüt propagandası yapmak’ iddiaları sıralandı.

    Dosyadaki diğer 50 kişi hakkında da 5 yıldan ağırlaştırılmış ömür boyuna kadar değişik oranlarda hapis cezaları talep edildi. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Zeynal Odabaş serbest bırakılsın’

    ‘Zeynal Odabaş serbest bırakılsın’

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İzmir Şubeleri, geçtiğimiz günlerde evi özel harekat polislerince basılan Alevi Kültür Derneği Sultangazi Şube ve cemevi Başkanı Zeynel Odabaş’ın gözaltına alınmasını protesto etti.

    Konak Eski Sümerbank önünde bir araya gelen dernek üyeleri ‘Gözaltılar, Tutuklamalar, Baskılar Bizi Yıldırımaz’ yazılı pankart açarak kurumlarına yönelik operasyonların son bulmasını istedi.

    Basın metnini okuyan derneğin genel merkez yöneticisi Hüseyin Görer, Zeynel Odabaş’ın hayatını Alevi hak mücadelesine adamış olduğunu vurgulayarak “Türkiye ve dünya kamuoyu şunu bilmelidir ki; Aleviler ülkenin içinden geçen bu şiddet ve korku ortamının asla tarafı değil, mağdurudur. Aleviler; yolu erkanı gereği her zaman barış ve özgürlükten yana tavır almış ve bu uğurda mücadele etmiştir. Biz Alevileri Zeynel Odabaş nezdinde bu şiddet ve kaos ortamının bir parçası olarak gösteremezsiniz. Hükümete açık uyarımızdır; Bu Alevi toplumuna ve Alevi kurumlarına yapılmış bir saldırıdır” dedi.

    “ŞİDDET POLİTİKASINA SON VERİLSİN” 

    Alevileri yok sayan, iftiralar atan, tehdit eden bu zihniyeti iyi tanıdıklarını ve asla bunun karşısında hak mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Görer şunları söyledi “Alevi örgütleri olarak derhal Zeynel Odabaş’ın serbest bırakılmasını ve bu korku, şiddet, hukuksuzluk politikalarınıza son verilmesini istiyoruz.” (S.K)

     

  • Aleviler Adana Valisi ile IŞİD tehdidini konuştu

    Aleviler Adana Valisi ile IŞİD tehdidini konuştu

    Görüşmeye ilişkin PİRHA’ya bilgi veren Adana Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Murtaza Moroğlu, valiye,  Alevi inancındaki vatandaşlara yönelik IŞİD saldırısı olabileceğine dair uyarı yapıldığını aktardıklarını, endişelerini dile getirdiklerini söyledi.

    Vali Demirtaş’ın da kendilerine, “Müfettiş görevlendirdiklerini, tedirgin olmaya gerek olmadığını söylediğini ifade etti.

    Adana Alevi Platformu,  dün düzenledikleri basın toplantısında, bazı mahalle ve köy muhtarlarına Alevi inancındaki vatandaşlara yönelik terör saldırısı olabileceği uyarısında bulunulduğunu belirterek, “Devletimizin uyarı yerine tedbir almasını istiyoruz” demişti.

    “MÜFETTİŞ GÖREVLENDİRİLDİ”

    Bu arada, Adana Valiliği’nden  bugün konuyla ilgili olarak yazılı açıklama yapıldı. Olaya ilişkin inceleme başlatıldığı, vatandaşları endişeye sevk edecek bir durumun olmadığı bildirilen açıklamada, şöyle denildi:

    “Terör örgütlerinin gerçekleştirebileceği muhtemel eylemler hakkında dönem dönem istihbarat bilgileri gelmekte ve bu bilgiler gerekli birimlerle duyarlı olmaları hususunda paylaşılmaktadır. Güvenlik kuvvetlerimiz tarafından terör örgütlerinin faaliyetlerinin önlenmesi ve vatandaşlarımız ile olan sıhhatli bilgi alışverişinin sağlanmasına yönelik bilgilendirilme faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Ancak bu bilgilendirilmenin usul farklılığından dolayı, kamuoyunda yanlış algıya sebebiyet vereceği anlaşıldığından konuyla ilgili Bakanlığımız tarafından gerekli inceleme ve araştırma yapmak üzere Mülkiye Müfettişi görevlendirilmiştir. Güvenlik kuvvetlerimiz, milletimizin huzurunu bozmayı amaçlayan odaklara karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir. Vatandaşlarımızı endişeye sevk edecek bir durum söz konusu değildir.” (S.K)

     

     

  • Alevilerin nöbet eylemi 3. gününde

    Alevilerin nöbet eylemi 3. gününde

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği  ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, gözaltına alınan ABF Örgütlenme Genel Sekreteri ve Sultangazi Pirsultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynel Odabaş’ın serbest bırakılması için başlatılan nöbet eylemi 3. gününde sürüyor.

    Lokmaların dağıtıldığı Sultangazi Pirsultan Cemevi’ndeki nöbet eylemine Alevi yurttaşlar, alevi dernekleri, demokratik kitle örgütleri, KHK ile kapatılan Tv10 destek veriyor.

    Bugün ise Grup Abdal üyeleri sazıyla sözüyle nöbet eylemdekilere saat 14.00’te  destek ziyaretinde bulunacak.

    Dün akşam ise sanatçı Pınar Aydınlar ile çok sayıda kişinin katılımıyla Muhabbet Cemi gerçekleştirildi. (S.K)

     

  • ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçunun iptal istemine ret

    ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçunun iptal istemine ret

    Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesi, baktığı bir davada uygulanan “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 299. maddesinin Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bularak, iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunmuştu.

    Anayasa Mahkemesine aynı yönde bir başvuru da İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesince yapılmıştı.

    İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi, ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçunun Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu belirterek, ilgili kanunun iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapmıştı.

    İki başvuruyu birleştirerek karara bağlayan Anayasa Mahkemesi, iptal istemlerini reddetti. TCK’nın 299. maddesi, “Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun alenen işlenmesi halinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır” hükmünü içeriyor.

  • Aleviler, tehditçi ‘akademisyeni’ affetmedi!

    Aleviler, tehditçi ‘akademisyeni’ affetmedi!

    Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür Ve Eğitim Vakfı, Halep’te cihatçıların temizlenmesinin ardından Aleviler için katliam çağrısında bulunan Abdülkadir Şen hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yapan Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Başkanı Murtaza Demir “Bu tür adamların kışkırtmalarına gelmeyeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Alevileri Malazgirt’te olduğu gibi katledeceklerini söyleyerek tehdit etmiştir. Gerekçe olarak da Halep’teki rejim güçleriyle El Kaide’ci ve IŞİD’ci çeteler arasında süren savaş bahane etmiş, oradaki cihatçılara sahip çıkarak, onların Halep’ten temizlenmesi bağlamında bunun suçunu Türkiye’deki Aleviler’e yıkmak isteyerek Aleviler’den öç alınması gerektiğini söylemiştir. Aleviler’i hedef göstermiştir. Bunu söyleyen insan üniversitede okutman. Yüksek tahsil yapan, çocuklarımızı yetiştirmesi gereken, vatana millete hayırlı çocuklar yetiştirmesi gereken bir öğretim görevlisi.

    Güya bu insan Aleviler’i kışkırtarak Alevi – Sünni kavgası çıkarmak istemektedir. Biz şöyle biliriz: Biz hiçbir biçimde şiddetle bir yere varılamayacağını biliriz. Dolayısıyla bu tür adamların kışkırtmasıyla sokağa çıkıp hiçbir Sünni kardeşimize saldırmayı aklımızdan geçirmeyiz. Bakın biz bu ülkede onlarca kitlesel katliam yaşadık. Biz demokratik teamüller içerisinde kalmaya devam edeceğiz. Çare demokrasidir, barıştır, kardeşliktir.”

  • İhraçları protesto eden KESK’lilere gözaltı

    İhraçları protesto eden KESK’lilere gözaltı

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na  (KESK) bağlı Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası üyeleri, KHK kapsamında ihraç edilen emekçiler için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde bir araya gelmek istedi. Burada basın açıklaması yapmak isteyen kamu emekçilerine polis, “güvenlik” gerekçesiyle izin vermedi. Daha sonra emekçilere saldıran polis, 4 kişiyi darp ederek gözaltına aldı.

    Gözaltına alınan, Ömer Kök, Murat Çeşme, Volkan Yaramış ve Özkan Boğan adlı emekçilerin Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi.

  • HDP’nin ‘geçici’ yeni grup başkanvekilleri belli oldu

    HDP’nin ‘geçici’ yeni grup başkanvekilleri belli oldu

    HDP’nin iki grup başkanvekilinin tutuklanması üzerine Meclis çalışmalarının aksamaması için “geçici” görevlendirme yapıldı.

    Nergis Demirkaya’nın Gazete Duvar’da yer alan haberine göre, HDP grubunca alınan karara göre, HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ve HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım “geçici” olarak yeni grup başkanvekilleri olarak görev yapacak.

    2 GRUP BAŞKANVEKİLİ TUTUKLANDI

    4 Kasım günü HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile birlikte Grup Başkanvekili İdris Baluken de tutuklanmıştı. Diğer Grup Başkanvekili Çağlar Demirel de dün tutuklanınca HDP Meclis yönetiminde koltuklar boş kalmıştı.

    HDP’nin tutuklamalara tepki olarak grup başkanvekilliği için görevlendirme yapmayacağı iddia ediliyordu. Ancak pati yönetimi bu koltuklar ‘geçici’ görevlendirme yapmayı tercih etti.

    Fotoğraf krizine ara formül

    Bu arada Meclis Genel Kurulu’nda tartışmalara neden olan tutuklu milletvekili fotoğrafları için de ara formül bulundu. HDP grubu Genel Kurul salonda sıraların üzerine koyduğu tutuklu milletvekillerinin fotoğraflarını kaldırdı.

    Genel Kurul salonunda sadece tutuklu milletvekillerinin fotoğraflarının yer aldığı bir afiş kaldı. Bu afiş de tutuklu HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken’in oturduğu sıraya bırakıldı. Bu fotoğrafın da kürsü konuşmalarında kullanılmaması kararlaştırıldı.

  • Zirve sonrası ortak açıklama

    Zirve sonrası ortak açıklama

    İstanbul’da 44 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırının ardından Ankara’da liderler zirvesi yapıldı. Toplantıda hükümet kanadı, CHP ve MHP liderine Türkiye’nin yanısıra Suriye ve Irak’taki gelişmeler hakkında bilgi verdi.

    Zirvenin ardından yapılan ortak açıklamada ilk söz alan Başbakan Binali Yıldırım, “Terörle mücadelede genel başkanlar gerekli katkıyı sonuna kadar vereceklerini söylediler. Suriye’de ve Irak’ta devam eden terörle mücadele faaliyeti bir beka sorunudur. İçerde, dışarda kim ne derse desin bizim için bir anlamı yoktur. Bizim için önemli olan milletin kardeşliğinin zarar görmemesidir. Geniş kapsamlı değerlendirme yaptık, gerek yurtiçi gerekse de Irak ve Suriye’deki gelişmeler konusunda” dedi.

    CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu tüm siyasi partilerin ortak tavır takınması gerektiğini söyleyerek birlikte uzlaşması gerektiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu sözlerine şu sözlerle devam etti; “Teröre karşı 80 milyonun ortak tavır koyması gerek. Düşüncelerimizi, fikirlerimizi gayet net bir şekilde ifade ettik. Türkiye süratle normalleşmeli ve terör bitirilmelidir. Terör, hükümetin değil tüm partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ortak sorunudur. Herkesin bu konuda destek olmalıdır.”

    MHP Lideri Devlet Bahçeli de, “Toplantı, milletimizin beklentilerine cevap verebilecek bir olgunluk içinde gelişmiştir. Siyasi partiler terörle mücadelenin kesin ve acımasız bir şekilde sürdürülmesini istemedir” dedi.

  • Oda TV davasında tüm sanıklara beraat talebi

    Oda TV davasında tüm sanıklara beraat talebi

    Gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık, Soner Yalçın ile Yalçın Küçük ve eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın da aralarında bulunduğu 13 sanıklı Oda TV Davası’nda savcı, mütalaasını açıkladı. Savcı, tüm sanıkların, somut ve yeterli delil olmadığı gerekçesiyle beraatini talep etti. Ancak Ahmet Şık ve Yalçın Küçük, savunma hazırlamak için süre talebinde bulununca duruşma ertelendi.

    İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8. celsesi görülen duruşmaya, tutuksuz yargılanan Hanefi Avcı, Ahmet Şık, Yalçın Küçük, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Nedim Şener, Muhammet Sait Çakır, Şükrü Doğan Yurdakul ve Coşkun Musluk katıldı. Diğer sanıklar Soner Yalçın, İklim Kaleli, Mümtaz İdil ve Müesser Yıldız Uğur ise duruşmaya katılmadı.

    ‘SOMUT DELİLLER ORTAYA KONULAMADI’

    13 sanıklı Oda TV Davasında mütalaasını açıklayan savcı, sanık Soner Yalçın’ın yöneticiliğini yaptığı Oda TV internet sitesi hakkında yapılan ihbar ve duyumlar değerlendirilerek yürütülen soruşturmada 14 Şubat 2011’de gözaltı ve arama işlemi yapıldığını hatırlattı. Mütalaada, “sanıklardan Yalçın Küçük’ün örgüt lideri olarak tanımlandığı, Soner Yalçın’ın Küçük’ten aldığı talimatlarla diğer sanıkları örgütlediğinin iddia edildiği, sanıkların Ergenekon Terör Örgütü üyesi olmak, kaos ortamı oluşturmak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, gizli bilgileri temin ve yayınlama, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs, özel hayatın gizliliği yönünden ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme suçlarından cezalandırılmalarının talep edildiği” kaydedildi.

    “Mütalaada suçlama konusu yapılan yazı ve yorumların gazetecilik faaliyeti sınırını aşıp suç örgütü faaliyetine ulaştığına” dair somut deliller ortaya konulamadığı vurgulandı. Savcı şu gerekçelerle sanıkların beraatini talep etti: “Suçlamaya dayanak gösterilen dokümanların bir kısmının virüs yoluyla Oda TV bilgisayarının göndermiş olabileceğine ilişkin bilirkişi raporu bulunması, dokümanların sanıklar tarafından yazıldığı ya da Oda TV bilgisayarında açılıp okunduğuna dair somut bir kanıt bulunmadığının belirtilmesi, yazı ve yorumların ise mesleki açıdan siyasi duruşa göre eleştiri ve övgü konusu olabileceği ancak somut suç olgusunun tespit edilemediği, sanıkların üyesi oldukları iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü’nün varlığı konusunda somut bir tespit yapılamadığı ve Ergenekon davasının Yargıtay’da bozulduğu, Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararında Ergenekon isimli terör örgütünün varlığına ilişkin somut ve yeterli deliller bulunamadığının anlaşıldığı.

    “HAKSIZLIKLARIN TESPİT EDİLMESİ İÇİN UZUN SÜRE TALEP EDİYORUM”

    Mütalaaya karşı söz alan sanık Ahmet Şık, “Bu davayla ilgili olarak yaşadığımız olaylar ve yargılama süreciyle ilgili olarak basit bir hükümle bu işin kapatılmasını istemiyorum. Benim savunmamı üstlenen iki avukatım başka bir suçlama ve komplodan dolayı diğer sekiz gazeteci (Cumhuriyet soruşturması kapsamında) arkadaşımızla birlikte cezaevinde tutuklu bulunmaktadır. Ben tüm bu hususların açık bir şekilde ortaya konulması için süre istiyorum” dedi.

    Sanık Yalçın Küçük de “Hakkımızdaki iddianameyi polis çırakları hazırlamıştır. Bu çıraklar şu anda cezaevindedir. İlk yargılamaları yapan hakim ve savcılardan kimisi kaçak, kimisi cezaevindedir. Bu suçlamalarda benim ismim geçmektedir. Oda TV’nin sahibi ben değilim. Sahibi Soner Yalçın benden önce tahliye edilmiştir. Tazminat davası açacağım. Tüm bu süreçler boyunca yapılan haksızlıklar, hukuka aykırılıkların tespit edilmesi için uzun süre talep ediyorum” diye konuştu.

    DURUŞMA 15 ŞUBAT’A ERTELENDİ

    Mahkeme heyeti, sanıkların savunma haklarının kısıtlanmaması bakımından son savunmalarını yapmaları için süre verilmesine karar verdi. Duruşma 15 Şubat’a ertelendi.

  • Çilem Küçükkeleş: Aleviler olarak teslim olmayacağız

    Çilem Küçükkeleş: Aleviler olarak teslim olmayacağız

    Alevi Bektaşi Federasyonu Örgütleme Sekreteri Zeynel Odabaş’ın dün sabaha karşı gözaltına alınmasına tepkiler büyüyor. Konuya ilişkin PİRHA’ya açıklama yapan Halkların Demokratik Partisi Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Çilem Küçükkeleş, Zeynel Odabaş’ın uzun zamandır Gazi Cemevi’nde Aleviler için mücadele yürüten biri olduğunu belirterek, gözaltı kararını kınadı. Küçükkeleş, kısa bir süre önce de silahlı saldırıya uğrayan Odabaş’ın direnmeyi, üretmeyi bilen biri olduğunu belirterek, “OHAL yasalarının herkese dokunduğu bir noktada biz Alevilere de bu şekilde dokundu. Direnen bu cemevini ayakta tutmaya çalışan bizim inanç merkezimiz diyen bir başkanımız gözaltına alındı. Bizler teslim olmayacağız” diye konuştu.

    DAYANIŞMAYI BÜYÜTME ÇAĞRISI

    5 gün boyunca avukatlarıyla görüştürülmeyecek olan Odabaş’ın evinin hukuksuzca arandığını söyleyen Küçükkeleş, “Biz biliyoruz ki bütün bu çaba bütün bu gayret bir kişinin bu ülkenin başına tek söz sahibi edilmeye çalışılmasıdır. Buna en çok karşı çıkacak olan da bizleriz. Çünkü bizler asla aklımızı, vicdanımızı tek bir kişiye teslim etmemiş bir toplum olarak asla teslim olmayacağız” dedi. Küçükkeleş, ortak vicdan, ortak  akıl, ortak kimliklerle bu ülkede birlikte yaşamak istediklerini belirtti. Küçükkeleş “Biz Aleviler olarak yaşamaya böyle inanmaya, bu yaşamı kurmaya devam edeceğiz” diyerek bedelini ödeyen her kesimle de dayanışma çağrısı yaptı.

    Semra ACAR

  • ‘İdam paylaşımı’ yapan öğretmen açığa alındı

    ‘İdam paylaşımı’ yapan öğretmen açığa alındı

    İstanbul’daki TOKİ Başakşehir Osmangazi İlköğretim Okulu’nda görevli Aydın Erekmen isimli öğretmenin sosyal medya hesabından yaptığı ‘idam paylaşımı’ Meclis Genel Kurulu’nda gündeme geldi.

    Meclis Genel Kurulu’nda söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, hükümete, öğrencilerinin eline idam ilmeği atılmış ipler vererek fotoğraf çektiren öğretmen Erekmen’e soruşturma açılıp açılmayacağını sordu.

    ‘AKIL ALIR BİR ŞEY DEĞİL’

    Özel, şunları söyledi: “İstanbul Başakşehir’de Osmangazi İlköğretim Okulunda devlet memuru bir öğretmen, adı Aydın Erekmen. Öğrencilerine bir idam ipi dağıtıp, arabasına idam ipi asıp, 10-12 yaşında olduğu anlaşılan bir öğrencisinin eline silah verip öğrencisini eğittiğini söylüyor. Bunu da, 8 yaşındaki öğrencilerin elinde küçük idam ipleriyle fotoğraflarını paylaşıyor. Bu kabul edilebilir, akıl alır bir şey değil. Bu konuda hükûmetin aldığı bir tedbir, açılmış bir soruşturma var mıdır? Aynı zamanda, bu öğretmenin mensubu olduğu bir vakıfla Başakşehir Millî Eğitim Müdürlüğü’nün ortak yaptıkları bir sempozyum da söz konusu. Bu konuyla ilgili hükûmetin hızlı bir şekilde Meclisi bilgilendirmesi ve gerekli tedbiri alması için çağrıda bulunuyoruz” dedi.

    MÜEZZİNOĞLU: TASVİP ETMEK MÜMKÜN DEĞİL

    Özel’e yanıt veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu konuyu inceleyeceklerini ve Meclis’i yeniden bilgilendireceklerini kaydetti. Müezzinoğlu, şöyle dedi:
    “Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilimizin ifade ettiği, yanılmıyorsam İstanbul Başakşehir’deki bir okuldaki bir öğretmenin 10-12 yaşlarındaki çocuklara yaptığı uygulama eğer şayet doğruysa -biz bunu şu anda duyuyoruz- bunu tasvip etmek mümkün değil. Kesinlikle kınıyoruz ve bu anlamda gerekli incelemeleri başlatan Millî Eğitim Bakanımızdan ve yetkililerden de gerekli bilgiler alındıktan sonra Meclisimizi tekrar bilgilendiririz.”

  • ‘OHAL’e karşı kampanya’ başlatıldı

    ‘OHAL’e karşı kampanya’ başlatıldı

    Halkların Demokratik Kongresi “ SON VERELİM! “ şiarı ile “OHAL’e Karşı Kampanya”nın startını HDK Beyoğlu Büro’da verdi.

    OHAL kapsamında ihraç edilen, işten çıkarılan akademisyen, sağlık ve basın emekçisinin de söz aldığı toplantı da OHAL’in uzatılmadan bir an önce son bulması istendi.

    “TÜRKİYE HUKUKU KOKUŞMUŞTUR”

    Toplantıda konuşan HDK Eşsözcüsü Onur Hamzaoğlu, karanlık günlerden geçildiği bu dönemde bir araya gelme ihtiyacı duyduklarını söyledi. Hamzaoğlu, “İnanç gurupları ile sesimizi yükseltelim. Korku duvarını birlikte kıralım istiyoruz” dedi. 7 Haziran 2015’da seçimlerini hatırlatan Hamzaoğlu, “Türkiye’de sandıkta çıkan bir sonucun uygulanmadığına tanıklık ettik. Tek partiye son verecek bir sonuçtu. Bu sonuç, hükümetin kadrosu, dönemin Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmedi. Dayanışma içinde olan sol, sosyalist hareketlere karşı açıktan bir saldırı oldu. 10 Ekim Ankara katliamını da böyle görmek gerek” dedi. Hamzaoğlu, bu sözlerinin devamında ise şunları söyledi: “Güneydoğu’da insanların evine girdiler. Tarihlerini yok ettiler. Türkiye’de bu karanlığı, bu gerçekliği yaşıyoruz. Bu gerçeklik içinde gözaltıları yaşadık. 2016 Türkiye’sinde artık hukuk kokmuştur. Bunu yeniden inşa etmek bizlere düşüyor.”

    “OHAL İLE SOSYAL HAKLARIMIZ LAĞVEDİLDİ’

    Kocaeli Üniversitesi’nden 11 Ocak’ta savaş ortamına dur demek için başlatılan imza kampanyasına katılan ve 19 öğretim üyesi ile birlikte ihraç edilen Prof. Dr. Zelal Ekinci de, 12 Eylül’den daha kötü bir durumda olduklarını söyledi. Ekinci, “Akılla izah etmenin mümkünü yok. Darbenin ardından ilan edilen OHAL bizlere karşı da bir araç olarak kullanılıyor. Sosyal ölüm diye nitelendirdiğimiz sosyal haklarımızda lağvedildi” diye konuştu.

    OHAL’E KARŞI MÜCADELE ŞART

    Görevinden ihraç edilen Sağlık Emekçileri Sendikası üyesi Narin Duru da 9 yıldır kamuda çalışmış. Toplumda korku ve kaygı yaratılmaya çalışıldığını belirten Ürünlü, “Bu bir darbe fırsatçılığıdır. Özgürlükten, barıştan yana olan olan üyelere saldırı söz konusu. Muhalifleri susturmak istiyorlar. Dün sokaktaydık bugün de öyle olacak. Sağlık alanında mücadele edenlere yönelik bir tasfiye kalanlara ise gözdağı var. OHAL’i geri çevirmek için mücadele etmeliyiz”

    BÜYÜKŞAHİN: DEMOKRASİ İÇİN ORTAK MÜCADELE 

    KHK ile kapatılan basın-yayın organlarına dikkat çeken TV10 Yönetim Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin ise, “Kapatılmadan önce siyasetçileri, akademisyenleri, yazarları konuk ediyorduk, ne yazık ki şimdi tam tersi oldu” dedi. Alevilere, kadınlara, emekçilere yönelik saldırıları ekranlarına taşıdıklarını söyleyen Büyükşahin, “OHAL ile birlikte baskı ortaya çıktı. Alevileri yok etmek, sindirmek olarak görüyoruz bu kapatmaları. Birlikte yaşama iradesini ortadan kaldırmaya dönük tüm yaklaşımlara karşı biat etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.


    Birlikte yaşamanın tek yolunun, OHAL’in kaldırılması ve KHK ile yapılan hukuksuzlukların giderilmesi olduğunu ifade eden Büyükşahin, “Hukuk, demokrasi istiyorsak ortak bir mücadele yürütmeliyiz” diye vurguladı. Büyükşahin, öte yandan TV10’un her Cumartesi gerçekleşen eyleme herkesi davet ederek ortak mücadele çağrısında bulundu.

    MÜCADELEYİ YÜKSELTME ÇAĞRISI

    Konuşmaların ardından basın metnini HDK Yürütme Kurulu Üyesi Çiğdem Kılıçgün Uçar okudu. Uçar, 7 Haziran sonrası yaşanan baskı politikalarının iktidara muhalif olan tüm kesimlere karşı artarak sürdüğüne dikkat çekti. Tüm bu baskı ve saldırıların darbe sonrası OHAL uygulamaları ile bir üst boyuta sıçradığını söyleyen Uçar, OHAL’in kaldırılması ve diktatörlüğü dur demek için eşitlik, adalet ve özgürlük için mücadeleyi yükseltme çağrısı yaptı. (S.K)

  • Skandal: İHH’cı öğretmen, öğrencilerin eline idam ipi verdi

    Skandal: İHH’cı öğretmen, öğrencilerin eline idam ipi verdi

     

    Küçük çocukların eline idam ipi vererek çektirdiği fotoğrafı Facebook hesabından paylaşan Aydın Erekmen isimli ‘öğretmen’ bununla da yetinmeyip  “Ya devlet başa Ya kuzgun leşe… Başkaaaan…! Adalet istiyoruz” diye yazdı. Görüntüler sosyal medyada büyük tepki çekti.

    Öğretmenin MEB desteğiyle Suriye’de cihatçı çetelere yardım gönderen İHH adına okulda faaliyetlerde bulunduğu da yaptığı paylaşımlardan anlaşılıyor.

    Öğretmen önceki aylarda da benzer paylaşımlarda bulunmuş, Bir fotoğrafında öğrencileri ile toplu asker selamı veriyor, bir diğerinde arabasının içinden çektiği fotoğrafta da dikiz aynasına idam ipi astığı görülüyor.

  • ‘Alevi katliamlarını meşrulaştıran açıklamaları affetmeyiz’

    ‘Alevi katliamlarını meşrulaştıran açıklamaları affetmeyiz’

    Eski Kadıköy Belediye Başkanı CHP’li Selami Öztürk’ün katıldığı bir programda, Türkiye’deki Alevilerin gördükleri tüm zulmü ‘sineye çektiğini’ ve bunun da büyük bir ‘şans’ olduğunu söylemesi tepkilere neden oldu.

    Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat PİRHA’ya verdiği demeçte, söylenenleri talihsiz bir açıklama olarak değerlendirdi. Fırat, katliam ve baskılara maruz kalan Alevilerin birlikte mücadele etmesi gerektiğine vurgu yaparak, bu tür söylemlere karşı herkesin sesini yükseltmesi gerektiğini söyledi. Fırat, Alevilere karşı gerçekleştirilen katliamları meşrulaştıran bu tür açıklamaların affedilemez olduğunu ifade etti. Barıştan yana ve kimseyi incitmeyen bir tavır içinde olan Alevilere yönelik böyle bir algının yaratılmaya çalışılmasını yapacakları toplantıda gündem maddesi olarak ele alacaklarını ve tepkilerini yükselteceklerini söyledi.

    “ALEVİLERİ HEDEF TAHTASINA DA GETİREBİLİR”    

    Fırat sözlerine şöyle devam etti: Artık bir güç oluşturup karşı sesimizi her zaman yükseltmemiz lazım. Biz Aleviler hiçbir zaman kimseyi incitmedik, barıştan yana olduk. Bunun sessiz kaldığımız gibi algılanması doğru değildir. Bu söylem ayrıca ‘Alevilere her türlü zulmü baskıyı uygulayabilirsiniz’i de beraberinde getiriyor. Ne de olsa bunlar Allah eyvallah der. Böyle bir algı oluşmuş olabilir. Bu tür şeyler Alevileri hedef tahtasına da getirebilecek söylemlerdir.

    NE OLMUŞTU?

    CNN Türk ekranında Deniz Bayramoğlu’nun sunduğu Gündem Özel programına konuk olan eski Kadıköy Belediye Başkanı ve Avukat Selami Öztürk,  “Suriye’deki Irak’taki mezheplerle bizdeki mezhep ayrılığı çok farklı.Bizim Alevi kitlemiz, kendisine baskı yapılsa da yakılsa da öldürülse de buna karşılık vermeyen, tam tersine sineye çeken ama bunu farklı şekillerde anlatan bir yapıya sahip. Bu bizim için büyük bir şans” demişti.

    Pirha- Sevim KAHRAMAN