Yazar: Turabi Kişin

  • Kürt Alevilerin Kalo Gaxan etkinliği başladı

    Kürt Alevilerin Kalo Gaxan etkinliği başladı

    Kürt Alevilerin Kalo Gaxan (Gağan) diye bilinen yeni yıl etkinlikleri yılbaşına bir hafta kala başladı. Demokratik Alevi Dernekleri Tuzla Şubesi öncülüğünde gelişen Kalo Gaxan etkinlikleri Tuzla’nın Aydınlı mahallesinde başladı.

    Aydınlı mahallesindeki Alevi aileleri dolaşan Kalo Gaxan ekibine ilgi yoğundu. Renkli görüntüler ile ilgi odağı olan ekip lokma olarak topladıkları un, yağ, şeker, çay, badem çekirdeği, ceviz, kuru üzüm, kayısı kurusu, elbise gibi gıda maddeleri ve giysileri Perşembe akşamı DAD dernek binasında düzenleyecekleri Kalo Gaxan etkinliğinde ihtiyacı olanlara dağıtacaklarını dile getirdiler.


    Demokratik Alevi Derneği Tuzla Şubesi’nce yapılan açıklamada “Perşembe akşamı dernek binasında gerçekleşecek olan Kalo Gaxan etkinliğinde lokmalarımızı paylaşmaya herkes davetlidir” denildi.

    KÖKLERİ TARİHİN DERİNLİKLERİNE DAYANAN BİR GELENEK

    Kal yaşlı, Gaxan (Kahan) ise eskiyen yılın son ayını anlatıyor. Kalo Gaxan Aralık ayının üçüncü haftasında başlıyor ve Ocak ayının ilk haftasına kadar sürüyor. Yaşlı beyaz sakallı Kalo Gaxan burada eski yılı temsil ediyor. Özü itibarıyla eski yılı uğurlama yeni yılı karşılama anlamına gelen Kalo Gaxan etkinliğinde, eski yılı temsil eden yaşlılar ile yeni yılı temsil eden gençlerin ev ev dolaşarak bir dizi eylem gerçekleştirmesini anlatıyor.

    BİR TOPLUMSAL DAYANIŞMA ÖRNEĞİ

    Ev ev dolaşan Kalo Gaxan ekibi doğaçlama skeçler ve komik hareketlerle çevresindekileri eğlendiriyor. Bir tür yılbaşı etkinliği olan Kalo Gaxan ekibi lokma olarak topladıkları un, yağ, şeker, çay, badem çekirdeği, ceviz, kuru üzüm, kayısı kurusu, elbise gibi gıda maddeleri ve giysiler eylem sonrasında ihtiyacı olanlara dağıtılarak son buluyor.

    Bu aynı zamanda sert kış aylarına girerken ihtiyacı olan yoksullara kışı zorlanmadan geçirmeleri için yapılan toplumsal bir dayanışmayı da anlatıyor.

    Turabi KİŞİN

    HABERİN VİDEOSU

  • Cumartesi Annesi Fatma Morsümbül yaşamını yitirdi

    Cumartesi Annesi Fatma Morsümbül yaşamını yitirdi

    Uzun süredir kanser hastalığıyla boğuşan Cumartesi Annesi Fatma Morsümbül geçirdiği beyin kanaması sonucu dün yaşamını yitirdi.

    18 Eylül 1980’de Bingöl’de evinden alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Hüseyin Morsümbül’ün annesi Fatma Morsümbül yıllarca Cumartesi Annesi olarak Galatasaray Meydanı’nda oğlu ve diğer kayıplar için mücadele verdi.

    Fatma Morsümbül katıldığı bir cumartesi eyleminde kayıp oğlu için “Hüseyinimin kemiklerini bulsam, gömmeyeceğim. Bir torbaya koyup sırtımda gezdireceğim. Kokusunu özledim” demişti.

    12 Eylül darbesinden altı gün sonra, 18 Eylül 1980’de Bingöl’deki evi polisler ve Albay Durmuş Çoşkun Kıvrak komutasındaki askerler tarafından basılan ve annesine “ifadesini alıp bırakacağız” denilerek Bingöl Askeri Tugay Komutanlığı’na götürülen Morsümbül’den bir daha haber alınamamıştı.

    AİLE AĞIR BEDELLER ÖDEDİ

    Morsümbül gözaltına alındıktan bir gün sonra kendisinden ses çıkmaması üzerine annesi askeri karakola gitti. Burada görevli olan bir asker, “Hüseyin burada” diyerek annesinin getirdiği yiyecekleri aldı.

    Aynı gün kardeşi Cengiz, Hüseyin’e meyve götürdü. Bir asker çenesine sert bir yumruk atarak bu kez “Hüseyin firar etti” cevabını verdi.

    Bir sonraki gece Hüseyin’in babası Hanefi Morsümbül evine gelen timler tarafından gözleri bağlanarak götürüldü. Elektrik verildi, tuvalet borusuna asıldı. 24 saat bekletildikten sonra boş bir arazide gözleri açılarak bırakıldı. Askıdayken, polislerden birinin Hüseyin’i kastederek “O, buradan kaçtı” diğerinin de “Yok ya öldürüldü” dediğini duydu. Askerler, Hüseyin’i kaçmış gibi göstererek onun yerini göstermesi için baba Morsümbül’e işkence yapmışlardı.

    5-6 gün sonra anne Fatma ve baba Hanefi Morsümbül askeri savcılığa giderek ifade verdi. Olup bitenleri savcıya anlattılar. Sorumlular hakkında şikayetçi olduklarını söylediler.

    “HÜSEYİN İŞKENCE İLE ÖLDÜRÜLDÜ”

    Olaydan dört yıl geçtikten sonra evlerine telefon eden bir kişi, “Hüseyin’in işkencede öldürüldüğünü ve battaniyeye sarılarak karakoldan çıkarıldığını, Murat nehrine atıldığını” söyledi. Hüseyin’den bir daha haber alınamadı.

    Hüseyin’in kaybedilmesinde başrolü oynayan Albay Durmuş Kıvrak’ın, daha sonra JİTEM komutanı olarak görevini sürdürdüğü, görev yaptığı yerlerde failli meçhul cinayetlerle, gözaltında kayıplarla anıldığı, bu nedenle darbe komisyonuna ifade verdiği biliniyor.

    “EVLAT ACISINI BİLİYORUM, BARIŞ İSTİYORUM”

    Fatma Morsümbül, 27 Eylül 2014’te hastanede olduğu için gelemediği Galatasaray Meydanı’na gönderdiği mektupla şöyle seslenmişti.

    “Galatasaray’a sahip çıkmak Hüseyin’e sahip çıkmaktı. Ben hastanedeyim ama çocuklarım, torunlarım Galatasaray’da.”

    “Altı çocuklu, kendi halinde bir aileydik. Darbe sonrası askerler ve polisler basın yaptı. Lise öğrencisi oğlumun gözleri ve elleri bağlandı. ‘İfadesini alıp beş dakika sonra geri getireceğiz’ diye götürdüler. Bir daha göremedik.

    “Hüseyin en büyük oğlumdu. Aklım fikrim hep ondaydı, sonraki eş çocuğuma annelik yapamadım. Çocuklarım birbirini büyüttüler.

    “Ekin bu ortamda büyüdü, ağabeyinin adını alarak dağa gitti. Bir kaç yıl sonra çatışmada öldürüldü. Ölü bedenine işkence yaptılar.

    “İki oğlumu bu kirli rant savaşında kaybettim. Evlat acısını biliyorum. Bu acıyı başka anneler yaşamasın diye barış istiyorum.”

    DİRENİŞLE GEÇEN BİR ÖMÜR

    Ömrü direniş içinde geçen ve oğlu Hüseyin’in akıbetini öğrenemediği için Berfo Ana gibi gözleri açık giden Fatma Ana’nın cenazesi bugün Bingöl İbrahîman (Gözeler) köyünde özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren oğlu Ekin Morsümbül’ün yanında toprağa verilerek hakka uğurlanacak.

    Turabi KİŞİN

  • Çankaya Köşkü’nde Liderler zirvesi

    Çankaya Köşkü’nde Liderler zirvesi

    Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğluve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün Çankaya Köşkü’nde düzenlenecek terör zirvesinde bir araya geldi.

    İstanbul’da Beşiktaş’ta cumartesi akşamı gerçekleştirilen çifte bombalı saldırıda 37’si polis 44 kişi yaşamını yitirmişti.

    ORTAK BİLDİRİ

    AKP, CHP ve MHP saldırıya Meclis’te okunan ortak bildiriyle tepki göstermişti. CHP MYK toplantısının ardından yayımlanan bildiride, “Cumhuriyet Halk Partisi terörle mücadelede hükümete her türlü desteği vermeye hazırdır” ifadesi kullanılmıştı.

  • TGS: Basının yakasından düşün

    TGS: Basının yakasından düşün

     

    İstanbul’daki patlamaların ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sarf ettiği “Yarından tezi yok bu hesap görülecek” sözlerinin hemen ardından gece yarısı operasyonları başladı. Çok sayıda gözaltına alınan isimler arasında Gazeteci Kenan Kırkaya da bulunuyor.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şubesi, bu sabah Halkların Demokratik Partisi (HDP) yöneticilerine yönelik birçok kentte gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alınan kapatılan DİHA Ankara Temsilcisi Kenan Kırkaya’nın serbest bırakılmasını istedi. İstanbul’daki patlamaların ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sarf ettiği “Yarından tezi yok bu hesap görülecek” sözleri hatırlatılan açıklamada, üzerinden 24 saat geçmeden hesabın yine basından sorulduğu aktarıldı.

    Kırkaya’nın Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan DİHA’nın Ankara temsilcisi olduğu hatırlatılan açıklamada, “OHAL’in de terörle mücadelenin de yolu basını susturmaktan geçmez, geçemez. ‘Yarından tezi yok’ amaçlarınızı gerçekleştirmek için yakasına yapıştığınız basının peşini bırakın. ‘Yarından tezi yok’ basının yakasından düşün” denildi.

    Bu arada Kırkaya’nın gözaltına alınma gerekçesi öğrenilemedi. Ancak evinde arama yapan polisler, Kırkaya’yı “Hakkınız da ankesörlü telefondan yapılan bir ihbar var” diyerek gözaltına aldı.

    20 Kasım 2011 tarihinde yapılan “KCK” operasyonu kapsamında tutuklanan Kürt gazeteciler arasında yer alan Kırkaya, 2014 yılı Mart’ında yargılandığı dava kapsamında cezaevinden tahliye edilmişti.

    Kırkaya, OHAL sonrası pasaportu iptal edilen gazeteciler arasında yer alıyordu.

  • Bülent Ersoy: Artık ölüm yerine çözüm, çözüm, çözüm olsun

    Bülent Ersoy: Artık ölüm yerine çözüm, çözüm, çözüm olsun

     

    Önceki gün Beşiktaş’ta yaşanan bombalı saldırıyı kınayan Sanatçı Bülent Ersoy yayınladığı mesajda “Allah aşkınıza artık ölüm yerine çözüm, çözüm, çözüm olsun” dedi.

    Önceki gün Beşiktaş’ta yaşanan bombalı saldırıyı kınayan Sanatçı Bülent Ersoy yayınladığı mesajda “Allah aşkınıza artık ölüm yerine çözüm, çözüm, çözüm olsun. Ve bitsin bu azap ve ızdırap.” diyen Ersoy’un mesajı şöyle:

    “Muhterem Türk Milleti; Hepimizi derin bir teessür ve yasa boğan dün gece Beşiktaş’ta yaşanılan terör saldırısında yaşamlarını kaybeden gencecik kardeşlerimizi, evlatlarımızı yitirmenin derin acısını yüreğimde riyasız olarak hissetmekteyim…

    Yaşamlarını kaybeden şehit kardeşlerime Yüce Allahımdan rahmet ve mağfiret; geride kalan acılı ailelerine ecir ve sabır; yaralanan vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum Yüce Rabbimden. Bu ülkenin bir ferdi olarak dileğim o ki; Büyük Türkiyem ve Yüce Türk Milleti artık şehit cenazelerinin ardından ağlamasın, ağlamayalım.

    Her defasında “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diyor, ama aslan gibi kardeşlerimizi, evlatlarımızı, eşlerimizi, babalarımızı, analarımızı gözyaşlarımız ve yangın yerine dönmüş yüreklerimizle yine yine ve yine topraklara koyuyoruz. Allah aşkınıza artık ölüm yerine çözüm, çözüm, çözüm olsun. Ve bitsin bu azap ve ızdırap.

  • “Tv10 deredir, yayladır, sudur, Tv10 hayattır”

    “Tv10 deredir, yayladır, sudur, Tv10 hayattır”

    TV10’un OHAL sonrası Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılmasının ardından yeniden açılması talebiyle çalışanların başlattığı eylem 10. Haftada devam etti. Alevilerin yanısıra değişik çevrelerin sahiplendiği Tv10’u bu hafta Karadeniz ve İç Anadolu çevre dernekleri sahiplendi.

    PİRHA – OHAL ilanının ardından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile 28 Eylül günü karartılan ve ardından 4 Ekimde binası mühürlenen Tv10’un yeniden açılması için çalışanların başlattığı cumartesi eylemleri devam ediyor.

    10 Aralık insan hakları haftası gününe denk gelen ve 10. yapılan eyleme, Ayışığı Sanat merkezi temsilcileri, Yeşilırmak Cevre platformu, Çekerek ırmağı özgür akacak Platformu, Derelerin Kardeşliği Platformu, Tüm Tokatlılar Derneği, Artvin Şavşat Dernekler federasyonu, Yeşilırmak Tozanlı Platformu, Karadeniz İsyandadır Platformu, Sendikacı Hasan Güzel, HDP MYK üyesi Çilem Küçükkeleş, Barış İçin Kadın Girişiminden Nimet Tanrıkulu ve bir kısım Cumartesi İnsanı katıldı. Eyleme Katılan Çevreciler Alevilerin Sesi tv10 Susturulamaz pankartının yanısıra kendilerinin hazırladığı “Doğa dostu Tv10 Susturulamaz”, Özgür Basın varsa özgür Toplum özgür Doğa vardır”, “TV10 doğanın sesidir susmayacak” dövizleri taşındı.

    “İNSAN HAKLARI HAFTASINDA HAKKIMIZI ARIYORUZ”

    Bu haftanın basın açıklamasında ilk konuşmayı Tv10 Programcısı ve Adıyaman temsilcisi Mustafa  Yüksel yaptı. Yüksel “10 Aralık İnsan Hakları Haftasına hakkımızı arayarak giriyoruz. Maalesef Türkiye’de insan haklarının yok sayıldığı bir dönemden geçiyoruz. İçerisinde Tv10’un da bulunduğu çok sayıda basın kuruluşu Kanun Hükmünde Kararname ile  kapatıldı.

    Tv10 neden kapatıldı diye sorarsanız tv10 Dersim’de Adıyaman’da Maraş’ta başta Aleviler olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında yok sayılan bütün muhalif kesimlerin sesiydi. Bu sesten rahatsızlık duyanlar Tv10’un sesini kestiler.
    Bugüne kadar bir çok alevi kurumu, yöre derneği eylemimizi destekledi. Bu haftaki eylemimize Karadeniz ve iç Anadolu’daki çevre dernekleri destek için geldiler. Destek veren herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz” dedi.

    “TV10 BİZE EKRANLARINI AÇTI ÇEVREYE DUYARLI DAVRANDI”

    Yüksel’den sonra ilk konuşmayı “Derelerin Kardeşliği Platformu adına Ali Merdan Aymelek yaptı. Aymelek “Değerli arkadaşlar biz Derelerin Kardeşliği adına Ardahan Kuranin’den Edirne’nin Meriç nehrine kadar mücadele eden bir çevre platformu olarak ne zaman ihtiyaç duyduysak Tv 10 bize açtı. Her zaman bize mikrofon uzattı, dertlerimizi, sorunlarımızı dinledi ve çevre sorunlarına duyarlı davrandı.

    Sadece bizimle sınırlı kalmayan, Türkiye’nin bütün sorunlarına kulak veren, temsilcilerini ağırlayan, sorunları dile getiren Tv10 maalesef birkaç ay önce devlet tarafından kapatıldı. Gerek kadın şiddetine karşı, gerek çocuk istismarına, gerek sömürüye, gerek emek sömürüsüne karşı mücadele eden muhalif sesi kapattılar. Ben bu kanalın açılmasını talep ediyorum. Ve istiyorum çünkü bu bütün insanların hakkıdır. Televizyonu izlemek, haber almak, muhalif sesleri duymak, özgür düşüncelerimizi televizyonumuzda ifade etmek insan hakkıdır. Bu hakkın devlet tarafından verilmesi değil. bu hakkın bizim tarafından alınması gerekmektedir. Ne yapılması gerekiyorsa hep beraber yapacağız” dedi.

    “TV10 DEĞİŞİK İNANÇLARIN, KÜLTÜRLERİN, ÇEVRELERİN SESİYDİ”

    Aynı zamanda çevreci olan Tüm Belsen İstanbul 3 Nolu Şube Bakanı Hasan Güzel’de konuşmasında “Tv10’un susturulmasıyla gelişen karanlığın biran önce aydınlığa dönüşmesi için buradayız” dedi.
    Güzel “10 aralık insan hakları gününde insan haklarının çiğnendiği hak ihlallerin artığı KHK ve OHAL ile ülkeyi karanlığa sürükleyen bu anlayışa karşı bugün bizler haklarımızı elde etmek için Tv10’nun yanında yer aldık. Tv10 özgür basının bir sesidir. Tv10 değişik inançların kültürlerin değişik çevrelerin ve insanlar arasında herhangi bir fark gözetmeyen herkesin sesini duyurmaya çalışan bir kurumdur.  Televizyon kanalımız bizim çevremizde çevre hareketlerini doğaya suya toprağa hayvanların canlıların doğada özgürce yaşamasını ve özgürce düşüncelerini dile getirmesini için çaba harcayan bir kanaldır” dedi.

    “KARADENİZ’İN DAĞLARINDAN, OVALARINDAN, SU VE YAYLALARINDAN SELAM GETİRDİK”  
    Karadeniz”den sizlere selam gitirdik. Karadeniz’in dağlarından, ovalarından, HES yapılmak istenen derelerinden, yeşil yolla talan edilmek istenen yaylalarından, maden açılmak istenen Cerattepe’den, Hopa’dan, Kazım Koyuncu’dan ve Metin Lokumcu’dan selam getirdim. Sözleriyle başlayan Karadeniz İsyandır Platformu’ndan Eren Dağıstanlı “Ne yazık ki nasıl doğa talanıyla derelerimiz kapatılmak isteniyorsa, hapsedilmek isteniyorsa, yaylalarımız nasıl hapsedilmek isteniyorsa, Artvin nasıl hapsedilmek isteniyorsa, ne yazık ki bizlerin sesi olan ekoloji mücadelesinin sesi olan Artvin’de, Bartın’da, Yeşilırmak’ta direnenlerin, Türkiye’nin dört biryanında direnenlerin sesi olan kanallarımızda kapanıyor. Bizler bugün burdayız sizlerin yanındayız çünkü biz biliyoruz ki Tv10 da bir deredir, Tv10 bir yayladır, Tv10 da bizim yaşam alanımızdır, Tv10 da bizlerin evidir, yuvasıdır nasıl ki evlerimiz, yaylalarımız, derelerimiz yıkılmasın diye mücadele ediyorsak aynı şekilde bizlerin sesi olan kanallarımız da kapatılmasın diye mücadele edeceğiz . Onlar Tv10’u kapatsınlar biz yarın tv11’i açarız. Onuda kapatsınlar tv12’yi açarız” dedi.

    “TV10 TOPLUMSAL SORUNLARDA DA SESİMİZ SOLUĞUMUZDU”

    Aynı zamanda çevreci olan Tüm Tokder başkanı Hasan Bayrak ise yaptığı kısa konuşmada “Tv10 çevre sorunlarında olduğu gibi diğer toplumsal olaylarda da bizim sesimiz soluğumuzdu. Bu anlamda küçük bir iğne de olsa iğnenin batmasını istemediler. Siyasi iktidarlar kocaman bir balonu andıran yalanlarını söndürebileceklerini bildikleri için Tv10’nun, Hayat tv’nin İMC’nin ve diğer yayın organlarının sesini kestiler. Böyle yaparak aslında gerçekleri gizliye bileceklerini zannettiler. Ama yılmayacağız mücadeleye devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

    10. hafta eylemi Karadenizli sanatçılar Ümit Taşkıran’ın Kemençe, Fahrettin Bıçakçı’nın ise Tulum eşliğinde söylediği Karadeniz müzikleriyle son buldu.

    Turabi Kişin / Semra Acar

  • Cumartesi Anneleri “Müjgan Ekin ve Taşkın Yasak nerede?” dedi.

    Cumartesi Anneleri “Müjgan Ekin ve Taşkın Yasak nerede?” dedi.

    Cumartesi Anneleri Adalet arayışının 611. haftasındaki eylemlerinde Ankara ve Diyarbakır’da gözaltına alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan Müjgan Ekin ile Taşkın Yasak’ın akıbetini sordu. Müjgan Ekin’in babası Esat Ekin, “Güvercin kanatlı çocuklardan ne istiyorsunuz?” diye sordu. Cumartesi Anneleri, yaşamını yitiren Asiye Karakoç için de mücadeleyi sürdürme sözü verdi.

    Cumartesi Anneleri, kayıp yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması için 611’nci kez Galatasaray Lisesi önünde biraraya geldi. Üzerine kımızı karanfillerin bırakıldığı, “Failler belli kayıplar nerede” pankartı açılan eylemde, kayıpların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşındı. Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Cumartesi Annelerinden Asiye Karakoç’un anıldığı eylemde, Karakoç’un fotoğrafının bulunduğu “Unutmadın unutmayacağız” yazılı dövizler taşındı. Bu haftaki eylemde, 48 gün önce Ankara’da gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Müjgan Ekin ile ayın birinde Diyarbakır’da gözaltına alındıktan sonra kendisinden haber alınamayan Taşkın Yasak’ın akıbeti soruldu.

    OĞLUNUN KATİLLERİ İLE HESAPLAŞMADAN GİTTİ

    Eylemin yapıldığı alanın polislerce kuşatmaya alındığı rutinleşmiş bir uygulama iken, bu haftanın İnsan Hakları Haftası olması nedeniyle de eyleme Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, geçtiğimiz hafta cezaevinden çıkan 68 kuşağının tanınmış simalarından Sarp Kuray, sanatçı Nur Sürer çok sayıda insan hakları savunucusu katıldı.
    Eylemde ilk olarak 1995 yılında gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç konuştu. Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Cumartesi Annelerinden Asiye Karakoç’un bir diğer oğlu olan Hasan Karakoç, Asiye Karakoç’un oğlunun katilleri ile hesaplaşmadan yaşamını yitirdiğini söyleyerek, “Bu kayıpların akıbeti ortaya çıkana kadar adalet mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    İNSAN HAKLARI GASP EDİLMİŞ DURUMDA

    Ardından konuşan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da, Asiye Karakoç ile Galatasaray’da tanıştığını ve yine burada veda ettiğini söyledi. Bu haftanın İnsan Hakları Haftası olduğunu da hatırlatan Tanrıkulu, son bir yıl içerisinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekti. Tanrıkulu, “İnsan hakları bütün alanları ile hükümet tarafından gasp edilmiş durumda” diyerek tepki gösterdi.

    “GÜVERCİN KANATLI ÇOCUKLARDAN NE İSTİYORSUNUZ”

    Daha sonra söz alan ve gözleri dolarak 48 gündür kendisinden haber alınamayan kızı Müjgan Ekin’in akıbetini soran baba Esat Ekin, kızının nerede olduğuna dair tüm başvurulara rağmen haber alamadığını söyledi. Kendisine “Güvercin kanatlım” diyerek seslendiğini söyleyen baba Ekin, “Güvercin kanatlı çocuklardan ne istiyorsunuz? Bu çocukların derdi sevgiyi aşkı yaratmaktı. 90’lı yıllara mı döndük? Kayıplarımıza sahip çıkalım” diyerek seslendi.
    Eylemde ayrıca gözaltına alındıktan sonra kendisinden haber alınamayan Taşkın Yasak’ın eşi Burcu Yasak’ın gönderdiği mesaj da okundu. Eylemcilere, “Nerede, kim yaptı, canı yanıyor mu? Gencecik bir insan o. Sesim olun, sesime ses verin ki yeni Müjganlar, Taşkınlar olmasın. Tek bir annenin, eşin gözü yaşlı kalmasın” diye seslenen Yasak’ın mesajı duygu anlar yaşattı.
    Yapılan konuşmalar ardından bu haftaki basın açıklamasını Cumartesi İnsanlarından Mukaddes Şamiloğlu okudu.

    “68 YILDIR BU TOPRAKLARDA ÖZGÜRLÜKLER SALDIRI ALTINDA”

    Sözlerine İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 68 yıl önce kabul edilmesini hatırlatarak başlayan Şamiloğlu, “68 yıldır bu topraklarda başlayan insan hak ve özgürlükleri ağır saldırı altında. Bugün Dünya İnsan Hakları Günü ama biz derin bir endişe içinde kendilerinden haber alınamayan iki genç insanın akıbetini sormak için buluştuk. Müjgan Ekin ve Taşkın Yasak hakkında kayıp iddiası ile yaptığı başvurularda devletin ilgili kurumları dikkat çekici bir biçimde sessiz kalıyor” dedi.

    Cumhuriyet Savcısı tarafından “Zorla kaçırılma ihtimalinin bulunduğundan” dosyasının Terörle Mücadele Müdürlüğü’ne devredilmesi talimatı verilen Müjgan Ekin’in durumuna dikkat çeken Şamiloğlu, yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını söyledi.

    “EKİN VE YASAK NEREDE SORULARIMIZ CEVAPLANSIN”

    Diyarbakır’ın ilçesi Kocaköy’de maliye memuru olarak çalışan Taşkın Yasak’ın ailesinin İHD’ye başvurması ardından yapılan başvuruların da sonuçsuz kaldığını ve kendisinden 10 gündür haber alınamadığını belirten Şamiloğlu, “Hükümet derhal Müjgan Ekin ve Taşkın Yasak’ın nerede olduğunu açığa çıkarma yükümlülüğünü yerine getirsin. Ailelerin ve bizim ‘Müjgan Ekin, Taşkın Yasak nerede?’ sorularımızı cevaplandırsın” çağrısında bulundu.
    Eylem okunan basın açıklaması ardından bir sonraki hafta tekrar bir araya gelmek üzere alandan ayrıldı.

    “HABER ALINMAZSA MECLİS ÖNÜNDE OTURACAĞIZ” 

    Diyarbakır Barış Anneleri Meclisi üyeleri ve Müjgan Ekin’in ailesi de, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır şubesinde basın toplantısı düzenledi. Müjgan Ekin’in halası Emine Özbek, 24 Ekim’den bu yana Ankara’nın ortasında gözaltında alındığını ve bir daha haber alamadıklarını söyledi. Özbek, “Biz yaklaşık 48 gündür Müjgan’dan haber alamıyoruz. Devlet Ekin’in nerede olduğunu açıklamalı. Biz umut ediyoruz ki bir şey olmamıştır. Biz Müjgan’dan haber alana kadar akıbetini sormaya devam edeceğiz. Barış anneleri olarak bu olayı asla kabul etmiyoruz” dedi.
    Ekin’den haber alınmadığı taktirde barış anneleri olarak Ankara’ya gidip Meclis’in önünde oturacaklarını söyleyen Özbek, ne olursa olsun bu arayışlarından vaz geçmeyeceklerini dile getirdi.

  • Zarok TV yeniden yayın hayatına başladı

    Zarok TV yeniden yayın hayatına başladı

    Başbakanlık kararıyla 28 Eylül’de kapatılan Tv kanalları arasında bulunan Kürtçe çocuk kanalı Zarok TV, yeniden yayın hayatına başladı.

    Çıkarılan Kanun Hükmündeki Kararname (KHK) ile 28 Eylül’de kapatılan muhalif televizyon kanalları arasında gösterilen Türkiye’nin ilk Kürtçe çocuk kanalı Zarok TV, yeniden yayına başladı. Kanal, resmi Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada yeni yayın dönemine başlandığını duyurdu.

    Kanalın kapatılmasıyla birlikte gelen yoğun tepkiler üzerine geri adım atılarak TV’nin lisansının iptal edilmesinden vazgeçilmişti.

    Kanaldan yapılan açıklamada, Zarok TV’nin bugün saat 15.30 itibariyle aynı frekans üzerinden yayınına kaldığı yerden devam edeceği duyuruldu. Paylaşımda, Kürtçe, “Çocuklar televizyonunuz kutlu olsun” mesajına da yer verildi

  • AKP’nin Anayasa gerilimi!

    AKP’nin Anayasa gerilimi!

    AKP’nin, MHP ile üzerinde uzlaştığı belirtilen anayasa önerisini, bugün ya da hafta sonu TBMM’ye sunması bekleniyor. Ancak partide hem Meclis hem de referandum süreciyle ilgili endişeler yaşanıyor. Parti kulislerinde, MHP’nin en az 25 milletvekilinin anayasa önerisine “evet‘ diyeceği yönünde garanti verdiği belirtiliyor. AKP kulislerinde, “Gizli oylama yapılacak. 25 milletvekilinin en az 20’si evet oyu verse bile bizden de fire çıkabilir. Bu durumda 330 oya ulaşılması kritik bir hale gelebilir” görüşü dile getiriliyor. Anayasa önerisi Meclis’ten geçse bile referandum sürecinde tersine esecek bir rüzgârın anayasa önerisini yüzde 50’nin altına düşürebileceği kaygısı yaşanıyor. Öneride yer alması beklenen ‘yedek milletvekilliği’ ile seçilme yaşını 18’e düşeren düzenlemenin paketten düşeceği beklentisi dile getiriliyor.

    Başbakan Binali Yıldırım, MHP ile görüşmeleri sürdürülen anayasa değişikliği önerisini bu hafta sonuna kadar vereceklerini açıklamıştı. İki parti arasında pürüzlerin giderildiği, üzerinde uzlaşılan son metnin dün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye sunulduğu belirtildi. AKP, anayasa önerisi için tüm milletvekillerinden imza topladı.

    ÜZERİNDE DURULAN İHTİMALLER

    Ya Meclis’ten geçmezse: MHP’den en az 25 milletvekilinin öneriye ‘evet’ oyu vereceği şeklinde geliyor. Ancak oylama gizli, kimin ne oy vereceğini belirlemek mümkün değil, bunun bir garantisi yok. AKP’den de fireler olabilir. Eğer MHP’den 20 kadar milletvekilinden destek gelir, partiden de 5-6 fire olsa 330 rakamına ulaşmak çok riskli hale gelir. Öneri, 330’un 1-2 oy altında da kalabilir, 1-2 oy üstünde de çıkabilir. Bıçak sırtı bir tablo ortaya çıkar. Oylamaların seyrine bakılarak paketin son oylaması yapılmadan rafa kaldırılabilir. Böyle bir tablo, erken seçim olasılığını güçlendirir.

    Referandumda yüzde 50’nin altında kalırsa: Öneri, Meclis’te 330’un üzerinde oyla geçerse referandum süreci başlayacak. Referandumda, anayasa paketinin yüzde 50’nin altında kalması, hem parti hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı büyük sıkıntıya sokar. Anketlerde yüzde 50 bandında da gözükse rüzgâr ters esebilir. Halkın, referandumda ‘hayır’ dediği bir konu uzun bir süre gündeme getirilemez. Mevcut sistemdeki sistem krizi aşılamaz bir noktaya gelir. Bu durumda Cumhurbaşkanı’nın parlamenter sistem içine çekilmesi ve yetkilerinin daraltılması gibi konular gündeme getirilir.

    Yedek vekillik ve 18 yaş sıkıntısı: Anayasa paketine yedek vekillik ve milletvekili seçilme yaşının 18’e düşürülmesi yönünde maddeler konulması sıkıntı yaratır. Milletvekilleri, iki düzenlemeyi de istemiyor. Oylamalarda partide beklenmedik şekilde yüksek fire gelebilir. İki maddenin, iktidar milletvekillerinin firesiyle düşmesi durumunda partinin imajını zedeler. (HABER MERKEZİ)