Kategori: EMEK-EKONOMİ

  • Emekliler bayramda  seslendi: Emekliye 20 bin TL seyyanen zam istiyoruz!

    Emekliler bayramda seslendi: Emekliye 20 bin TL seyyanen zam istiyoruz!

    PİRHA –  Tüm Emeklilerin Sendikası İzmir Şubeler Platformu üyeleri bayramda Konak YKM önünden iktidara seslendi. Üyeler, emekliye seyyanen 20 Bin TL zam yapılması çağrı yaptı. 

    Tüm Emeklilerin Sendikası İzmir Şubeler Platformu, Konak YKM önünde 18. oturma eylemini gerçekleştirdi. “Emekliler için Kurban Bayramı yok” çağrısıyla bir araya gelen üyeler iktidara çağrıda bulundu.  Basın metnini Tüm Emeklilerin Sendikası 2017 Torbalı Temsilcisi İsmet Dalmış okudu.

    AKP-MHP ittifakının emeklinin taleplerini görmezden geldiğini belirten Dalmış, her emeklinin maaşına 20 Bin TL seyyanen zaman yapılmasını istedi.

    “HER EMEKLİNİN YAŞAMINDAN AKP-MHP SORUMLUDUR”

    İnsanca bir yaşam için taleplerinin yerine getirilmesi gerektiğini aksi halde eylemliklerine devam edeceklerini belirten Dalmış,  sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tüm emeklilerin ayrım yapmaksızın insanca yaşayabilecekleri bir artış zaman geçirmeden yapılmalıdır. Geçen yıl bütçeden emekliler için ayrılan paydan kırparak tasarruf edilerek emeklilere ödemediğiniz 282 milyar lirayı da ekleyerek, emekli aylıklarına yansıtın. Çalışma ve sosyal güvenlik bakanı hiç utanmadan gözümüzün içine baka baka SGK’yi 2025 yılında kara geçirdik deme cüretini göstermiştir. Böylece her emeklinin aylığına 20 000 lira seyyanen zam yapın. İktidar ve iktidar destekçisi milletvekillerine bir kez daha hatırlatıyoruz: Bıçak kemikte. Bundan sonra; çalışırken kazaya kurban giden, soğukta kaybedilen, tedavi edilemeyen, beslenemeyen, barınamayan her emeklinin yaşamından sizler sorumlusunuz.”

    “20 BİN TL SEYYANEN ZAM İSTİYORUZ”

    Dalmış, emeklilerin taleplerini şöyle sıraladı:

    “- Memurlara verilen seyyanen ödeme ayrımsız bütün emeklilere güncellenerek en az olmak üzere 20.000 lira verilmelidir!

    – AKP, 2008 yılında 5510 sayılı yasayı çıkarmasaydı, bugün en düşük emekli aylığı 56 000 lira olacaktı. 5510 sayılı yasa kaldırılmalıdır!

    -En düşük emekli aylığı, en düşük memur maaşına eşitlenerek kademelendirilmelidir!

    -İntibak yasası çıkarılmalıdır! 5. 3600 ek gösterge bütün memur emeklilerine verilmelidir!

    – Bayram ikramiyesi yılda 4 kez olmalı ve asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir!

    -Sağlık hizmetlerine kolay, erişilebilir ve ücretsiz olmalı, sağlıkta soyguna son verilmelidir! Emeklilerin sendikalaşmaları önündeki engeller kaldırılmalıdır!

    -Toplu sözleşme masalarına emekliler dâhil edilmelidir!10. Amaca uygun yaşlı bakımevleri-huzurevleri sayısı yeterince arttırılmalı, yeterli ve donanımlı personel istihdam edilmelidir!”
    PİRHA/İZMİR

     

  • 30 yıllık çaydanlık tamircisi: Kullan at dönemine son verin! – VİDEO

    30 yıllık çaydanlık tamircisi: Kullan at dönemine son verin! – VİDEO

    PİRHA –  40 yıldır severek tamircilik işiyle uğraşan Ekrem Bingöl, unutulmaya yüz tutan mesleğin son temsilcilerinden. Gençlerin ‘bu iş tozlu’ diyerek yapmak istemediğini üzülerek söyleyen Bingöl, halka da ‘kullan at devrine son verin” çağrısında bulunuyor. 

    Ağırlıklı olarak gelir düzeyi düşük insanların yaşadığı İzmir’İn Çiğili ilçesine bağlı Şirintepe Mahallesi’nde küçük bir dükkan… Dükkanın kapısında asılı tabelada ‘Her türlü krom mutfak eşyaları tamiratı, parlatma ve kaynak işleri yapılır” yazıyor. Yılların izlerini taşıyan dükkanda ağır bir metal kokusu, her yer siyah tozlarla kaplanmış. Tamir için sıra bekleyen çaydanlık, tencere, bıçaklar varken, raflar ise yılların izni taşıyor.

    Ekrem Bingöl 1983 yılında Varto’dan İzmir’e göç ettikten sonra bu işi yapmaya başlamış. ‘Okul mu tamircilik mi?’ diye iki seçenek arasından o günün koşullarında ekonomik kaygısı ağır basmış ve tamirciliği seçmiş. İlk olarak fabrikada işe başlayan Bingöl, önce çıraklık sonra da ustalık belgesini almış. Yaklaşık 40 yıldır tamircilik işiyle uğraşan Ekrem Bingöl, 30 yıldır aynı dükkanda çaydanlık, tencere ve mutfak eşyası tamiri yapıyor.

    “MALZEME FİYATLARI ÇOK ARTTI”

    Halka hizmet etmek için dükkanı açtığını belirten Bingöl, “çaydanlık, tencere, tamir, bakım, onarım, yedek parça temin üzerine bu atölyeyi açtım” dedi.

    Piyasadaki çelik olmayan ürünlere karşı yurttaşlara uyarıda bulunan Ekrem Bingöl, “Piyasada o kadar çok çelik olmayan, çelik diye satılan ürün var ki halk bunu bilmiyor. Mağazaya gittiği zaman çelik diye alıp eve getiriyor ama oysa ki sağlığa zararlı ürünler. Ben müşterimi hep uyarıyorum. Altında 18/10 krom-nikel yazmayan ürünü almayın” uyarısında bulundu.

    Zaman zaman fabrikasyon ürünlerin tamirini de yapan Bingöl, yaptığı işin güzel taraflarından birinin de geri dönüşüm malzemelerine yeniden hayat vermek olarak özetliyor.

    Ülkedeki ekonomik koşulların giderek zorlaştığını belirten Bingöl, ekonomik koşullar nedeniyle tamire ilginin arttığını söylüyor ve malzeme fiyatlarının atmasına da isyan ediyor.

    “İŞ TOZLU DİYE GENÇLER İLGİ GÖSTERMİYOR”

    Bu işi yapmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Bingöl, müşterilerine “kullan at devrine son verin” çağrısında bulunuyor. Bingöl devamında şunları söylüyor:

    “Bu ömürlüktür. Kaynağı kopar getirir kaynağını yaparsın. Kulpu kırılır getirir, kulpunu takarsın. Onarımını yaparsın. Sağlıklı ürün alın ve ömür boyu kullanın. Ekonominize de katkıda bulunun.”

    Ekrem Bingöl, mesleğini geleceğe taşımadaki sıkıntılara dikkat çekerek, yeni çıraklar yetiştirmek istediğini ancak gençlerin bu işe ilgisinin olmadığını söyledi.

    Semra ACAR – İZMİR

     

     

  • İskenderun’da emeklilerden AYM’ye çağrı: Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz! – VİDEO

    İskenderun’da emeklilerden AYM’ye çağrı: Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz! – VİDEO

    PİRHA- 2021 Tüm Emekli-Sen İskenderun Şubesi, emeklilerin derinleşen ekonomik kriz karşısında yaşadığı yoksulluğa ve hak gasplarına karşı Güvercinli Park’ta yan yana geldi. “İnsanca yaşayacak ücret” talebinin öne çıktığı açıklamayı şube başkanı Mustafa Çankaya okudu.

    “GERÇEK ENFLASYON MUTFAKTADIR”

    İktidarın ekonomi politikaları nedeniyle emeklilerin pazar alışverişinde dahi tane hesabına mahkum edildiğini belirten Çankaya, TÜİK verilerinin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Bayram ikramiyelerinin eridiğine dikkat çeken Çankaya, şu sözlerle tepki gösterdi:

    “Emekliler olarak artık yaşamıyor, hayatta kalma mücadelesi veriyoruz! Bayram yaklaşırken emeklilere reva görülen ikramiye ise bu utancı daha da büyütmektedir. Yıllarca ‘bayram ikramiyesi’ diye propaganda yapılan ödemeler bugün bırakın bir kurban hissesini, 5 kilo ete bile yetmemektedir! Bir ülkede emekliler kurban kesmeyi değil, mutfağına kıyma koyabilmeyi hesaplıyorsa orada büyük bir sosyal çöküş vardır.”

    “SADAKA DEĞİL, ALIN TERİMİZİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ”

    Mevcut tablonun emeklilere “ölmeden yaşayın” demek olduğunu ifade eden Çankaya, sadaka değil yıllarca ödenen primlerin karşılığını istediklerini dile getirdi. Çankaya, acil talepleri şu şekilde sıraladı:

    “Bizler sadaka istemiyoruz! Bizler lütuf istemiyoruz! Bizler yıllarca ödediğimiz primlerin, verdiğimiz emeğin, alın terinin karşılığını istiyoruz! İnsanca yaşayacak bir ücret istiyoruz! Emekli maaşlarına derhal insanca yaşayacağımız bir ara zam yapılmalıdır! En düşük emekli maaşı yoksulluk sınırına uygun hale getirilmelidir!”

    ANAYASA MAHKEMESİNE ‘SEYYANEN ZAM’ ÇAĞRISI

    Çalışan memurlara verilen seyyanen zammın memur emeklilerinden gasp edildiğini ve konunun yargıya taşındığını hatırlatan Çankaya, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) seslendi:

    “Memur emeklilerine verilmesi gereken seyyanen zam hakkı gasp edilmiştir. Bu hukuksuzluğa karşı açılan dava halen Anayasa Mahkemesi’nde bekletilmektedir. Buradan Anayasa Mahkemesi’ne çağrıda bulunuyoruz: Memur emeklilerinin seyyanen zam davası daha fazla geciktirilmeden bir an önce görüşülmeli ve adil bir karar verilmelidir!”

    Açıklama, Türkiye genelinde başlatılan “1 milyon dilekçe kampanyası”na katılım ve ortak mücadele çağrısıyla son buldu.

    PİRHA/İSKENDERUN

  •  Peri Tekstil direnişinde ilk mahkeme kararları: İşçiler haklı bulundu

     Peri Tekstil direnişinde ilk mahkeme kararları: İşçiler haklı bulundu

    PİRHA- Peri Tekstil işçilerinin aylardır sürdürdüğü direnişte ilk mahkeme kararları çıktı. İşe iade davalarının ilk altısında mahkeme, işçilerin “haklı ve geçerli neden olmadan” işten çıkarıldığına hükmederek işe iadelerine karar verdi. Kararlarda, işverenin devamsızlık iddialarını kanıtlayamadığı vurgulandı.

    2025 yılı Ağustos ayında Peri Hazır Giyim Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi bünyesinde çalışan 17 işçi, haksız ve geçersiz şekilde işten çıkarılmış, bunun üzerine işçiler fabrika önünde çadır kurarak yaklaşık iki ay süren bir direniş başlatmıştı. İşçiler işe geri dönmek için mücadele ederken, süreç boyunca yaşananlar kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.

    “FABRİKAYI KAPATIP ONLARCA İŞÇİYİ İŞSİZ BIRAKTILAR”

    Direniş sürecinde Peri Tekstil işvereni, direnişçi işçileri işe geri almamak pahasına fabrikayı kapattı. Bu durum yalnızca direnişteki işçilerin değil, fabrikada çalışan onlarca emekçinin daha işsiz kalmasına neden oldu. Üretim yapılan markanın, Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası üyesi işçilerin işe geri alınmamasını sendikal nedenle gerçekleştirilen bir tasfiye olarak değerlendirdiği ve bu nedenle Peri Tekstil’e sipariş vermeyi durdurduğu öğrenildi.

    Süreç boyunca birçok basın kuruluşunda direniş ve fabrikanın kapanmasına ilişkin haberler yayımlandı. Ancak bazı yayınlarda fabrikanın kapanması ve işçilerin işsiz bırakılması sendikanın sorumluluğundaymış gibi gösterildi.

    “İLK 6 DAVADA İŞÇİLER LEHİNE KARAR”

    Bugün gelinen aşamada ise direnişçi işçiler adına Birtek-Sen vekilleri tarafından açılan işe iade davalarının ilk altısında karar çıktı. Mahkeme, işçilerin iş sözleşmelerinin haklı ve geçerli bir nedene dayanmadan feshedildiğine hükmederek işçilerin işe iadelerine ve parasal haklarının ödenmesine karar verdi.

    Tunceli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen gerekçeli kararda, işverenin ileri sürdüğü devamsızlık iddialarının somut delillerle kanıtlanamadığı belirtildi. Mahkeme, işverenin sunduğu kamera kayıtları ve belgelerin yetersiz olduğunu, devamsızlık tutanaklarının bulunmadığını ve fesih işleminin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirildiğini tespit etti.

    “YILLIK İZİN DİYE BİR ŞEY YOK”

    Dava dosyasında işçilerin çalışma koşullarına ilişkin iddialar da yer aldı. İşçiler, yıllık izin haklarının kullandırılmadığını, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini ve maaşların çoğu zaman gecikmeli yatırıldığını anlattı. Dosyada yer alan beyanlara göre işçilere yıllık izin taleplerine karşı “Burada yıllık izin diye bir şey yok” denildiği ifade edildi.

    “İŞÇİLER İŞE DÖNMEK İSTEDİ AMA ALINMADI”

    Mahkemede dinlenen tanıklar da işçilerin ertesi gün işe dönmek istediklerini ancak işveren tarafından içeri alınmadıklarını anlattı. Tanık beyanlarında işçilerin fabrika önünde çadır kurarak işe geri alınmayı bekledikleri ifade edildi.

    104 BİN TL TAZMİNAT KARARI

    Mahkeme, işçinin işe başlatılmaması halinde 4 aylık brüt ücret tutarında tazminat ödenmesine hükmetti. Kararda ayrıca boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer hakların da işçiye ödenmesi gerektiği belirtildi.

    Birtek-Sen vekilleri, tüm dosyalarda gerekçelerin aynı olduğunu belirterek, direniş süreci boyunca işçilerin mücadelesine destek veren basın emekçilerine teşekkür etti.

    HABER MERKEZİ

  • Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şubesi’nden çağrı: İhraçlar göreve iade edilsin – VİDEO

    Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şubesi’nden çağrı: İhraçlar göreve iade edilsin – VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şubesi, KHK ihraçlarına karşı yaptığı eylem 371. haftasında devam etti. Eylemde açıklamayı okuyan Şifa Ada Demirbilek, KHK’leri siyasi bir tasfiye operasyonu olarak nitelendirerek, ihraç edilenlerin görevine iade edilene kadar mücadele edeceklerini belirti. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesi’nin, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işten çıkarılmaları protesto etmek amacıyla her çarşamba düzenlediği oturma eylemi 371’inci haftasında da Karşıyaka çarşı girişinde devam etti.

    Açıklamada “İhraç tecrittir. Tecrit insan hakları ihlalidir. Hak ihlallerine hayır. İşimize geri döneceğiz” pankartı açıldı. Basın metnini Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Eğitim Sekreteri Şifa Ada Demirbilek okudu. 

    “SİYASİ OPERSYON SON BULSUN” 

    Hukuksuz KHK ihraçlarına karşı seslerini yükseltmek, adalet talebini yenilemek ve dayanışmayı büyütmek için bir araya geldiklerini kaydeden Demirbilek,  OHAL döneminde KHK’lerle işten çıkarılan on binlerce kamu emekçisinin somut delil ortaya konulmadan işlerinden edildiğini hatırlattı. Bu süreci siyasi bir tasfiye operasyonu olarak nitelendiren Demirbilek, KHK’lerin emekçilerin iş güvencesini ortadan kaldırdığını belirterek, “OHAL resmen sona ermiş olsa da KHK rejimi fiilen devam etmektedir” dedi.
    İhraç edilen emekçilerin görevlerine iade edilmediğini, yargı süreçlerinin uzatıldığını belirten Şifa Ada Demirbilek, bu durumu “fiili OHAL” uygulaması olarak belirtti.  KHK’lerin yaşam hakkına yönelik saldırı olduğunu belirten Demirbilek,  ihraçların önemli bir kısmının sendikal faaliyetler gerekçe gösterilerek yapıldığını,  bunun örgütlenme hakkına yönelik açık bir saldırı olduğunun altını çizdi.

    “MÜLAKAT UYGULAMASIYLA EMEK GASP EDİLİYOR”

    Eğitim alanında ve kamuda yaşanan güncel gelişmeler de değinen Demirbilek, eğitim sisteminin bilimsel ve laik temellerden uzaklaştırıldığını ve mülakat uygulamalarıyla emeğin gasp edildiğini kaydetti. Demirbilek, ihraçların göreve iade edilene kadar mücadele edeceklerini belirterek şu çağrıda bulundu;

    “KHK’ler derhal ve koşulsuz olarak iptal edilmelidir! İhraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilmelidir! İade süreci tüm özlük ve ekonomik hakları kapsamalıdır! Sendikal faaliyetler üzerindeki baskılara son verilmelidir! Eğitim sistemi bilimsel, laik ve kamusal bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır!”

    PİRHA/İZMİR

  • Emeklilerden net talep: Sadaka değil, 20 bin TL seyyanen zam istiyoruz! – VİDEO

    Emeklilerden net talep: Sadaka değil, 20 bin TL seyyanen zam istiyoruz! – VİDEO

    PİRHA – Tüm Emeklilerin Sendikası (Tüm Emekli-Sen) 2017, “Emekliye bayram değil, yoksulluk dayatılıyor” diyerek alanlara çıktı. İskenderun ve Antep’te yapılan açıklamada, emeklilerin açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiğini vurgulandı.

    Tüm Emeklilerin Sendikası, Türkiye genelinde eş zamanlı olarak meydanlara inerek hükümete seslendi. Antep’te gerçekleştirilen eylemde, 12 Nisan’da yapılan mitinglerin ardından mücadelenin kararlılıkla süreceği mesajı verildi.

    “BU ÜLKENİN GERÇEK SAHİPLERİ MİLYONLARDIR”

    Basın metnini okuyan Kıyan Akçadağ, meydanlarda yükselen sesin ortak bir itiraz olduğunu belirterek, “Emekliler olarak bir kez daha göstermiş bulunuyoruz ki; bu ülkenin gerçek sahipleri, yıllarca üreten, çalışan ve alın teri döken milyonlardır. Bugün milyonlarca emekli açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Emekli aylıkları eridikçe erimiş, temel yaşam giderleri karşılanamaz hale gelmiştir. Elektrik, doğalgaz, kira, ulaşım ve gıda fiyatları karşısında emekliler nefes alamaz durumdadır” dedi.

    “20 BİN TL SEYYANEN ZAM DERHAL YAPILMALIDIR”

    Yüzdelik zamların düşük maaşları daha da kalıcı hale getirdiğini ifade eden Akçadağ, acil taleplerini şu sözlerle dile getirdi:

    “Bugün yapılması gereken açıktır: Her emekli aylığına, hiçbir ayrım yapılmaksızın derhal 20.000 TL seyyanen zam yapılmalıdır. Seyyanen zam; maaşı düşük olan emeklilerin nefes alabilmesi için zorunludur. Bu talep yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve toplumsal bir taleptir.”

    “BAYRAM İKRAMİYESİ GERÇEKLİĞİ GİZLEYEMEMEKTEDİR”

    Verilen bayram ikramiyelerinin alım gücünü kaybettiğini belirten Akçadağ, “Bayram ikramiyesi adı altında verilen 4.000 TL ise emeklilerin yaşadığı gerçekliği gizleyememektedir. Verilen bayram ikramiyesi bugün bir haftalık pazar parası bile değildir. 2018 yılında seçim sürecinde 1.000 TL olarak başlatılan bayram ikramiyesi, o günün ekonomik koşullarında emekliler açısından kısmen de olsa nefes aldıran bir ödeme niteliğindeydi. Bugün ise 4.000 TL’ye çıkarılmış görünse de, asgari ücret karşısında ciddi biçimde erimiş durumdadır. Eğer aynı oran korunsaydı bugün bayram ikramiyesinin en az 17.500 TL olması gerekirdi” ifadelerini kullandı.

    “SADAKA DEĞİL, HAKKIMIZI İSTİYORUZ”

    Kaynakların sermayeye aktarıldığını söyleyen Akçadağ, konuşmasını şöyle noktaladı:

    “Emeklilere kaynak yok denilirken; sermayeye vergi afları çıkarılmakta, şirket borçları silinmekte, kamu kaynakları bir avuç ayrıcalıklı çevreye aktarılmaktadır. Bu adaletsizliği kabul etmiyoruz. Bizler sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. Çünkü bu ülkenin bütün değerlerini bizler ürettik. Fabrikalarda, tarlalarda, okullarda, hastanelerde, atölyelerde, kamu kurumlarında yıllarımızı verdik. Bugün bize reva görülen sefalet düzenini kabul etmiyoruz.”

    İSKENDERUN’DA EMEKLİLER SOKAKTA

    Şehit Pamir Caddesi’nde bulunan, Havuzlu Çarşı’da yapılan açıklamayı okuyan Tüm Emekliler Sendikası-2017 İskenderun Temsilcisi Medine Yayman, seyyanen zam istediklerini belirterek, “Maaşı düşük olan emeklilerin nefes alabilmesi için zorunludur. Bu talep yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve toplumsal bir taleptir” dedi.

    Cevahir FINDIK/ANTEP-İSKENDERUN

  • ‘Soma Katliamı’nı unutmayacak, unutturmayacağız, hesabını soracağız!’-VİDEO

    ‘Soma Katliamı’nı unutmayacak, unutturmayacağız, hesabını soracağız!’-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da, Soma Maden Katliamı’nın yıldönümünde yapılan açıklamada, Soma’nın bir kaza değil; göz göre göre gelen bir katliam olduğu vurgulanarak, “Soma’da adalet, ancak işçiler birleşip bu düzeni değiştirdiğinde gelecektir. Bizler; kaybettiğimiz her bir canın hesabını sorana dek, meydanlarda ve adliye koridorlarında olmaya devam edeceğiz” denildi.

    Türkiye’nin en büyük iş cinayeti olan Soma Maden Katliamı’nın üzerinden tam 12 yıl geçti. 13 Mayıs 2014’te yerin yüzlerce metre altında başlayan yangın sadece 301 madenci yaşamını yitirdi.

    Soma Maden Katliamı’nın yıldönümünde Antalya’da DİSK ve KESK öncülüğünde basın açıklaması yapıldı. Attalos Heykeli önünde yapılan basın açıklamasını DİSK Antalya Bölge Temsilcisi Vedat Küçük okudu.

    “Bugün, yüreğimizdeki kor ateşin sönmediği, adalet arayışımızın dinmediği o kara günün; Soma Katliamı’nın 12. yılındayız” diyen Küçük, 12 yıl önce bugün, 301 maden işçisinin, yerin yüzlerce metre altında, kar hırsının ve denetimsizliğin kurbanı olduğunu belirtti.

    “SOMA BİR KAZA DEĞİLDİ, BİR KATLİAMDI!”

    Öfkeli olduklarını vurgulayan Küçük, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çünkü biliyoruz ki Soma bir kaza değildi; göz göre göre gelen bir katliamdı. 301 madenci, bir ton kömürü işçinin canından daha değerli gören bu çarpık düzenin çarkları arasında can verdi. Daha fazla kömür, daha fazla kâr uğruna evlatlar babasız, analar evlatsız bırakıldı.

    Neden hala öfkeliyiz?

    Öfkeliyiz; çünkü Soma’dan sonra gerekli önlemler alınmadı. Ermenek’te, Amasra’da, İliç’te katliamlar devam etti.

    Öfkeliyiz; çünkü sorumlular hak ettikleri cezaları almadı. Dosyalar kapatılmak, suçlular ödül gibi cezalarla kurtarılmak istendi.

    Öfkeliyiz; çünkü Soma Katliamı davası Soma’dan kaçırıldı ve kamu görevlileriyle ilgili dava, 29 Nisan 2025’te zamanaşımıyla düşürülerek adalet bir kez daha yerin altına gömüldü.”

    “ADALET BİR “MALİYET” DEĞİLDİR!”

    İktidarın, bu katliamları “kader” ve “fıtrat” diyerek aklamaya çalıştığını belirten Küçük, “İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini bir maliyet kalemi olarak gören sermaye düzeni, bugün adaleti de bir “maliyet” olarak görmekte ve cezasızlığı kural haline getirmektedir. Uluslararası sözleşmeleri (ILO) yok sayanlar, sendikal hakları tahrip edenler ve denetimi sadece kağıt üzerinde bırakanlar bu katliamın asıl sorumlularıdır. Bu cezasızlık zırhı, yeni katliamlara davetiye çıkarmaktan başka bir işe yaramamaktadır” dedi.

    “SOMA’YI UNUTMAK, YENİ KATLİAMLARA DAVETİYE ÇIKARMAKTIR!”

    Soma Katliamı’nı unutmamak ve unutturmamak sadece kendilerinin değil, tüm toplumun vicdan borcu olduğuna dikkat çeken Küçük, “İş cinayetlerinin son bulması, insan onuruna yakışır çalışma koşullarının yaratılması için birleşik ve kararlı mücadelemizi sürdüreceğiz. Soma’da adalet, ancak işçiler birleşip bu düzeni değiştirdiğinde gelecektir. Bizler; kaybettiğimiz her bir canın hesabını sorana dek, meydanlarda ve adliye koridorlarında olmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANTALYA

  • 12 yıldır dinmeyen sızı: Soma’da adalet öldü, sistem izledi!

    12 yıldır dinmeyen sızı: Soma’da adalet öldü, sistem izledi!

    PİRHA- Soma Maden Katliamı’nın 12. yıl dönümünde Türkiye, 301 canın yasını tutarken acı bir gerçeği tartışıyor: Geçen on iki yılda madencinin maaşı arttı, yasalar sertleşti, teknoloji geldi ancak Amasra’dan Ermenek’e uzanan yeni facialar, sistemin özündeki “üretim baskısı” ve “denetim zafiyetinin” değişmediğini kanıtladı.

    Türkiye’nin en büyük iş cinayeti olan Soma Maden Katliamı’nın üzerinden tam 12 yıl geçti. 13 Mayıs 2014’te yerin yüzlerce metre altında başlayan yangın sadece 301 madenciyi hayattan koparmakla kalmadı, Türkiye’nin çalışma hayatını kökten sarsan bir milat oldu. Bugün gelinen noktada, kağıt üzerindeki iyileştirmelerin sahadaki gerçeklerle ne kadar örtüştüğü büyük bir soru işareti olarak duruyor.

    MAAŞLARDA ARTIŞ, GÜVENLİKTE SORU İŞARETİ

    Soma faciasının ardından çıkarılan yasalarla maden işçilerine en az iki asgari ücret ödenmesi zorunlu kılındı ve çalışma saatleri haftalık 37,5 saate düşürüldü. Ancak bu ekonomik iyileştirmeler, beraberinde tehlikeli bir süreci de getirdi. İşletme maliyetlerinin artması, bazı özel ocaklarda “daha çok kömür, daha hızlı üretim” baskısını (hadi-hadi kültürü) tetikledi. Uzmanlar, madencinin cebine giren paranın artmasına rağmen, can güvenliğinin hala bu maliyet dengesinin içinde bir “risk kalemi” olarak görüldüğüne dikkat çekiyor.

    TEKNOLOJİ ÇARE OLMADI: AMASRA GERÇEĞİ

    12 yılda madenlere anlık gaz izleme sistemleri, konum belirleme çipleri ve modern havalandırma üniteleri yerleştirildi. Ancak teknolojinin tek başına yetmediği, 2022 yılındaki Amasra Maden Faciası ile bir kez daha tescillendi. Soma’dan sonra geçen 12 yılın en büyük dersi; sensörler uyarı verse bile, üretimi durduracak liyakatli bir yönetim ve bağımsız bir denetim mekanizması olmadığı sürece teknolojinin hayat kurtarmaya yetmediği oldu.

    HUKUKTA ADALET ARAYIŞI 12 YILDIR SÜRÜYOR

    Facianın ardından başlayan yargı süreci, 12 yıllık periyodun en sancılı kısmını oluşturdu. “Olası kast” ve “bilinçli taksir” tartışmaları arasında gidip gelen davalar, Yargıtay’ın bozma kararları ve yapılan infaz düzenlemeleri, kamuoyu vicdanında derin yaralar açtı. Sorumluların bir kısmının serbest kalması, ailelerin “gerçek adalet” talebinin bugün hala Soma Şehitliği’nden yükselmesine neden oluyor.

    SİSTEMİN ÇIKMAZI: RÖDOVANS VE DENETİM

    Geçen 12 yıla rağmen sistemin temelindeki iki ana sorun hala çözülmeyi bekliyor:

    Rödovans Sistemi: Madenlerin kiralama usulüyle işletilmesi, işletmeciyi kısa sürede maksimum kar elde etmeye iterek iş güvenliği yatırımlarını ikinci plana itiyor.

    Denetim Zafiyeti: Denetçilerin teknik imkanları artsa da, denetimlerin niteliği ve bağımsızlığı hala tartışma konusu.

    Soma’nın 12. yılında Türkiye, madenciliği sadece bir ekonomi başlığı olarak değil, bir “yaşam hakkı” mücadelesi olarak görmeye devam ediyor. Unutulan her önlem, kağıt üstünde kalan her yasa, yerin altındaki o karanlığın biraz daha büyümesine neden oluyor.

    HABER MERKEZİ

     

  • İskenderun’da emeklilerden AYM’ye çağrı: İnsanca yaşam mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    İskenderun’da emeklilerden AYM’ye çağrı: İnsanca yaşam mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA – 2021 Tüm Emekliler Sendikası İskenderun Şubesi, seyyanen zam talebiyle İskenderun Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı Mustafa Çankaya, “Emeklilerin toplam kaybı yaklaşık 800 bin TL seviyesine çıkmıştır” diyerek hukuksuzluğun giderilmesini istedi.

     

    2021 Tüm Emekliler Sendikası İskenderun Şubesi, memur emeklilerine verilmeyen seyyanen zam ve Anayasa Mahkemesi’nde süren dava sürecine dikkat çekmek amacıyla İskenderun Adalet Sarayı önünde bir araya geldi. “Söz Artık Emeklinin!” şiarıyla yapılan basın açıklamasını Şube Başkanı Mustafa Çankaya okudu.

    “BU HUKUKSUZLUK DERHAL SON BULMALI”

    Açıklamada, emekli Yargıtay Hâkimi Seyfettin Çilesiz tarafından açılan davanın Anayasa Mahkemesi’nde inceleme aşamasında olduğu hatırlatılarak sürecin hızlandırılması talep edildi. Çankaya, emeklilerin yaşadığı mağduriyetin artık tahammül sınırlarını aştığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Emekliler olarak bu hukuksuzluğun bir an önce sona ermesini, dosyanın öncelikli olarak ele alınıp karara bağlanmasını istiyoruz. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’ne yönelik başlatılan ‘Bir Milyon Dilekçe’ kampanyasına katılıyoruz. Herkes emeklinin gücünü ve haklı mücadelesini görmelidir.”

    “EMEKLİNİN KAYBI 800 BİN TL’YE DAYANDI”

    Çankaya, 2023 yılında görevdeki memurlara verilen seyyanen zammın memur emeklilerine uygulanmamasının açık bir eşitsizlik yarattığını vurguladı. Aynı yasal düzenlemeye tabi olunmasına rağmen emeklilerin kapsam dışı bırakıldığını belirten Çankaya, bunun Anayasa’nın eşitlik, sosyal hukuk devleti ve ayrımcılık yasağı ilkelerinin ihlali anlamına geldiğini söyledi.

    Çankaya devamında şunları belirtti:

    “Yaklaşık üç yıldır süren bu adaletsizlik nedeniyle emekliler ciddi bir gelir kaybına uğramıştır. İlk verildiğinde 8.077 TL olan seyyanen zam, katsayı artışlarıyla bugün aylık yaklaşık 23 bin TL’ye ulaşmıştır. Emeklilerin toplam kaybı ise 800 bin TL seviyesine dayanmıştır.”

    “YARGI SÜRECİ DEVAM EDİYOR”

    Sosyal medyada dolaşan yanlış bilgilere karşı uyarıda bulunan Çankaya, hukuki sürecin henüz tamamlanmadığını ifade etti. Ankara 9. İdare Mahkemesi’ne yapılan başvurunun reddedildiğini, ancak kararın istinafa taşındığını hatırlattı.

    İstinaf incelemesinde heyet başkanının, memur emeklilerine seyyanen zam verilmemesinin eşitlik ve ayrımcılık yasağına aykırı olduğu yönünde görüş bildirdiğini aktaran Çankaya, bu durumun davanın seyrine dair önemli bir işaret olduğunu dile getirdi.

    “İNSANCA YAŞAM MÜCADELESİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Açıklamanın sonunda tüm emeklilere çağrı yapan Çankaya, “Bir Milyon Dilekçe” kampanyasına katılımın büyütülmesi gerektiğini vurguladı:

    “Sayın Seyfettin Çilesiz’in başlattığı bu kampanya ile İskenderun’dan emeklilerin sesi olacağız. Dilekçelerimizi ilgili kurumlara ulaştırarak sürecin takipçisi olacağız. Haklarımızdan, emeğimizden ve insanca yaşam talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/İSKENDERUN

  • Dev Emekli-Sen Osmaniye Şubesi: Emeklinin sabrı tükendi, bu sefalet düzenini reddediyoruz! – VİDEO

    Dev Emekli-Sen Osmaniye Şubesi: Emeklinin sabrı tükendi, bu sefalet düzenini reddediyoruz! – VİDEO

    PİRHA – DİSK Dev Emekli-Sen Osmaniye Şubesi, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara ve sağlık sistemindeki aksaklıklara ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamanın yapıldığı alana “Emekliyi ölmeden tabuta koydular” yazılı bir tabut maketi getirilerek, yaşanan yoksulluk protesto edildi.

    DİSK Devrimci Emekliler Sendikası (Dev Emekli-Sen) Osmaniye Şubesi, emekli maaşlarının yetersizliği, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar ve hayat pahalılığına karşı eylem yaptı.

    Karaoğlanoğlu Parkı’nda gerçekleştirilen açıklamada, emeklilerin içinde bulunduğu durumu simgelemek amacıyla üzerine “Emekliyi ölmeden tabuta koydular” yazılı bir tabut maketi taşındı. Kitle adına basın metnini Dev Emekli-Sen Osmaniye Şube Başkanı Metin Önal okudu.

    “EMEKLİLER YÜK DEĞİL, BU ÜLKENİN EMEKÇİ HAFIZASIDIR”

    Önal, emeklilerin “devlete yük” olarak gösterilmesine sert tepki göstererek şunları söyledi:

    “Bu ülkenin her karışında alın teri olan bizler, bugün iktidarın gözünde bir yük olarak görülüyoruz. Oysa bizler yıllarca üretmiş, değer yaratmış insanlarız. Türkiye’de emeklilik artık huzurlu bir yaşam dönemi değil, acımasız bir hayatta kalma mücadelesidir. Uygulanan politikalarla emekliler bilinçli biçimde yoksulluğa itiliyor.”

    “SAĞLIĞA ERİŞİM LÜKS HALİNE GELDİ”

    Sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çeken Önal, randevu krizinin emekliler için hayati bir soruna dönüştüğünü vurguladı:

    “Bir doktora ulaşmak artık milli piyangodan büyük ikramiye kazanmak kadar zor. Göz, kardiyoloji, nöroloji gibi kritik branşlarda aylar sonrasına randevu veriliyor. O süreyi bekleyecek gücümüz olup olmadığı kimsenin umurunda değil. Üstelik katkı payları ve ilaç farkları maaşlarımızı daha elimize geçmeden eritiyor.”

    “TATİL DEĞİL, YAŞAM ALANI DARALTILIYOR”

    Artan hayat pahalılığına dikkat çeken Önal, emeklilerin temel gıdaya dahi erişemediğini belirtti:

    “Bugün açlık sınırı 30 bin TL’yi aşmış durumda. Emekliler ise 20 bin TL civarında maaşlarla yaşamaya zorlanıyor. Soframızdan et, peynir silindi. Avrupa’da emekliler dünyayı gezerken, bizim ‘tatil rotamız’ mutfak ile oturma odası arasına sıkıştırıldı. Bu tablo bir tercih değil, dayatılan bir yoksulluk düzenidir.”

    EMEKLİLERİN ACİL TALEPLERİ

    Dev Emekli-Sen Osmaniye Şubesi, taleplerini şu başlıklarla açıkladı:

    -En düşük emekli maaşı insanca yaşam düzeyine yükseltilmeli

    -Sağlıkta tüm katkı payları kaldırılmalı

    -Emeklilere ücretsiz, öncelikli ve kamusal sağlık hizmeti sağlanmalı

    -Bayram ikramiyeleri en az bir asgari ücret düzeyine çıkarılmalı

    -Sendikal haklar üzerindeki baskılar kaldırılmalı, Dev Emekli-Sen toplu sözleşme sürecinde meşru taraf olarak tanınmalı

    Eylem, “Evlerimize hapsedilmeyeceğiz! Gasp edilen haklarımızı alana dek alanlardayız, sokaklardayız, omuz omuzayız!” sloganlarıyla sona erdi.

    Cevahir FINDIK/OSMANİYE

  • İşçilerin grevi sonuç verdi; ücretleri yüzde 70 arttı!

    İşçilerin grevi sonuç verdi; ücretleri yüzde 70 arttı!

    PİRHA- Mersin’de ev taşımacılığı yapan işçilerin düşük yevmiye ücretlerine karşı başlattığı grev, anlaşmayla sonuçlandı. Anlaşmaya göre işçilerin günlük ücreti yüzde 70 artı.

    Mersin’de, evden eve taşımacılık sektöründe çalışan işçilerin başlattığı grev üçüncü gününde anlaşmayla sonuçlandı. Güvencesiz İşçiler Derneği (GİŞ-DER) ile işveren temsilcileri yapılan üçüncü toplantının ardından işçilerin talepleri kabul edildi. Bunu üzerine işçiler grevini sonlandırma kararı aldı. Anlaşmaya göre işçilerin günlük ücreti yüzde 70 artı.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Mersin’de nakliyat işçilerinden süresiz grev kararı: Geçinemiyoruz!-

    Mersin’de nakliyat işçilerinden süresiz grev kararı: Geçinemiyoruz!-

    PİRHA- Mersin’de Evden Eve Nakliyat Sektörü’nde güvencesiz koşullarda çalışan işçiler, yevmiye ücretlerinin düşüklüğü nedeniyle işverenle yaptıkları toplantıdan sonuç çıkmaması üzerine süresiz iş bırakma grevine gitme kararı aldı.

    TOPLANTIDAN UZLAŞI ÇIKMADI

    Güvencesiz koşullarda çalışan işçiler, ücret konusunu görüşmek üzere Akdeniz ilçesinde bulunan Güvencesiz İşçiler Derneği’nde (GİŞ-DER) işveren temsilcileriyle bir araya geldi. Yapılan görüşmelerde ortak bir noktada buluşulamaması üzerine işçiler, dernek binası önünde yaptıkları açıklama ile grev kararını kamuoyuna duyurdu.

    GİŞ-DER Mersin Şube Başkanı Nurettin Özdemir, yaptığı açıklamada işçilerin ağır çalışma koşullarına dikkat çekti. Özdemir, evden eve taşıma işinde çalışan işçilerin 50-60 kilogram ağırlığındaki eşyaları 10-11. katlara taşıdığını belirterek süreci şöyle özetledi:

    “İşçilerin düşük ücretlerinden dolayı daha önce 164 işveren firmayı anlaşma için aradık, bu firmalardan 36 kişi katıldı. 15-20 gün önce gerek bu 36 firma gerekse işçilerle yaptıkları görüşmelerde taban fiyatta anlaştık. Bazı firmalar ‘bu fiyat yüksektir’ dediler. Peki, biz toplantı için size mesaj attığımızda siz neredeydiniz? Toplantıya gelen firmalar bizi burada oylamaya zorluyorlar. Oylama yaptığımız gün siz neredeydiniz?”

    “AMACIMIZ ÜZÜM YEMEK BAĞCIYI DÖVMEK DEĞİL”

    Dernek olarak tarafsız bir noktada durduklarını ve çözüm istediklerini ifade eden Özdemir, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Biz burada hiçbir firmanın yanında değiliz. Amacımız ‘Üzüm yemek, bağcıyı dövmek değildir.’ Biz güvencesiz işçileriz. İşverenle işçilerin ortak noktada buluşup imza atmasını isteyen bir derneğiz. 1 Mayıs’ta imza atıldı ve ‘1 Mayıs Protokolü’ olsun dedik. Bugün ne oldu da itirazda bulundunuz? Greve gidiyoruz. Şimdiden gelin uzlaşalım. Yarın olabilecek bir taşkınlıkta sorumlu biz değiliz. Sorumluluk imza atmayanlardadır.”

    Ekonomik şartların işçileri zorladığını vurgulayan Özdemir, işverenlere son bir çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı:

    “Gelin bu imzayı atalım. Ülkedeki ekonomik durum ortadadır. Bir kira olmuş 35 bin TL’dir. İşçilerin çocukları var, aileleri var. Nasıl geçinecekler? Biz yine de işverenlere diyoruz; gelin anlaşalım.”

    Toplantı devam ederken yapılan bu çağrıların ardından, işçiler talepleri karşılanana kadar grev kararlılığını sürdüreceklerini belirttiler.

    PİRHA/MERSİN

  • Amcor işçileri 30 Mayıs’ta greve gidiyor!

    Amcor işçileri 30 Mayıs’ta greve gidiyor!

    PİRHA – Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan, Basın İş İzmir Şubesi’nin örgütlü olduğu Amcor’da sendika grev kararı aldı. Grev tarihi 30 Mayıs olarak belirlendi. 

    Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan, Basın İş İzmir Şubesi’nin örgütlü olduğu Amcor’da tıkanan TİS görüşmeleri nedeniyle asılan grev kararının ardından grev oylaması yapıldı.166 işçi evet derken 118’i hayır oyu kullandı. İşçiler 30 Mayıs Cumartesi günü greve başlayacak.

    Sendika yönetimi ise işverene kapıyı kapatmayıp görüşmelere açık olduğunu belirtti.

    NE OLMUŞTU?

    40’tan fazla ülkede faaliyet gösteren Amcor Şirketi, işçilerle Aralık ayında başlayan TİS görüşmelerinde sendikanın yüzde 45 zam talebine karşılık patron yüzde 38 teklif etmişti. Ancak işçiler bunu yetersiz bulup grev kararını asmıştı.

    Fabrikada asıl olarak kapsam dışı çalışan sayısının artması, taşeronlaştırma, görev tanımlarının belirsizliği gibi sorunların yanı sıra mavi yaka sayısı azaltılırken, üretimde ise artma mevcut ve işçiler belirsiz görev tanımları ile çalışmaya zorlanıyor.

    Sendika yönetimi konu ile ilgili, TİS’in 6 aylık yapılması ile ilgili sundukları teklifin ardından patronun “Kapsam dışı çalışana zam verdik, beklentiye sokmak istemiyoruz o yüzden sözleşmeyi yıllık yapmak istiyoruz” dediğini belirterek, kapsamdışı çalışanlara yapılan zam oranının yüzde 27-28 dolayında olduğunu belirtti.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • İSİG Meclisi Nisan ayı raporunu açıkladı: Nisan’da 189, yılın ilk dört ayında 622 iş cinayeti!

    İSİG Meclisi Nisan ayı raporunu açıkladı: Nisan’da 189, yılın ilk dört ayında 622 iş cinayeti!

    PİRHA- İSİG Meclisi verilerine göre Nisan ayında en az 189 işçi yaşamını yitirdi. İnşaat ve tarım işkollarındaki can kayıpları zirve yaparken, yılın ilk dört ayındaki toplam kayıp 622’ye ulaştı.

    İş Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 2026 yılı Nisan ayı iş cinayetleri raporunu kamuoyuyla paylaştı. Rapora göre, çalışma hayatındaki güvencesizlik, denetimsizlik ve aşırı çalışma koşulları Nisan ayında da can almaya devam etti. Nisan ayında hayatını kaybeden 189 işçiyle birlikte, 2026’nın ilk dört ayında hayatını kaybedenlerin sayısı en az 622 olarak kayıtlara geçti.

    İNŞAAT VE TARIMDA KORKUTAN ARTIŞ

    Nisan ayında iş cinayetlerinin merkez üssü yine inşaat ve tarım sektörleri oldu.

    İnşaat Sektörü: 48 ölümle listenin başında yer aldı. Ölümlerin yüzde 69’u yüksekten düşme sonucu gerçekleşti.

    Havaların ısınmasıyla hareketliliğin arttığı tarımda ölümler bir önceki aya göre iki katına çıkarak 41’e ulaştı. Raporda, özellikle eski ve güvenlik donanımı (ROPS) eksik traktörlerin devrilmesi ve tarım işçilerinin güvencesiz ulaşım koşulları ölümlerin temel nedeni olarak gösterildi.

    MÜHENDİSLER DE GÜVENCESİZLİĞİN KURBANI

    İşçi sağlığı ve iş güvenliği sorunu artık beyaz yakalı çalışanları da sarmış durumda. Nisan ayında 5 mühendis çalışırken hayatını kaybetti. İstanbul Küçükçekmece’de servis beklerken kamyonet çarpan Görkem Selvitop, şantiyede fotoğraf çekerken çatıdan düşen Levent Acar ve staj yaptığı gemide maruz kaldığı mobbing sonrası intihar eden 25 yaşındaki mühendislik öğrencisi Mehet Derda Işık, iş cinayetlerinin değişen çehresini gözler önüne serdi.

    DENETİMSİZLİK ÖLÜME DAVETİYE ÇIKARIYOR

    Kocaeli Dilovası’ndaki Çolakoğlu Metalurji fabrikasında 20 metre yükseklikten düşerek can veren üç işçinin durumu, raporda “denetim mekanizmalarının çalışmaması” olarak nitelendirildi. İSİG Meclisi, bu fabrikanın son yirmi yılında kronikleşen ölüm ve yaralanma vakalarına dikkat çekerek işyerlerinin işçiler için birer “ölüm mekanı” haline geldiğini vurguladı.

    İSTATİSTİKLERLE NİSAN AYI TABLOSU

    Ölüm Nedenleri: İlk sırada trafik/servis kazaları (41), ikinci sırada ezilme/göçük (37) ve üçüncü sırada aşırı çalışmaya bağlı kalp krizi/beyin kanamaları (32) yer aldı.

    Çocuk ve Göçmen İşçiler: Nisan ayında 14 yaş altı 3 çocuk işçi ve 3 göçmen işçi hayatını kaybetti.

    Kadın İşçiler: Hayatını kaybeden 14 kadın işçinin 8’i tarım sektöründe çalışıyordu.

    Sendikasızlık: Ölen işçilerin yüzde 93’ünün sendikasız olması, örgütlenmenin hayati önemini bir kez daha ortaya koydu.

    ŞEHİRLERE GÖRE DAĞILIM

    Türkiye’nin 59 şehrinde iş cinayeti yaşanırken, en çok kayıp sanayi ve inşaatın merkezi olan İstanbul (20), Bursa (9) ve Ankara, Antalya, Burdur, Manisa (7’şer) illerinde gerçekleşti.

    İSİG Meclisi’nden Çağrı: “Bu ay sendikalı işçi ölümlerindeki gözle görülür artış, sendikal hareketin işçi sağlığı ve iş güvenliği politikalarını gözden geçirmesi için acil bir uyarıdır. İş cinayetlerine karşı mücadeleyi yükseltelim.”

    HABER MERKEZİ


  • İstanbul’da gözaltına alınanlar serbest bırakıldı!

    İstanbul’da gözaltına alınanlar serbest bırakıldı!

    PİRHA- Taksim Meydanı’na çıkmak isteyenlere müdahale sırasında gözaltına alınan 576 yurttaş, emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. 

    İstanbul’da 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı Taksim Meydanı’nda kutlamak isteyenlere polis sert müdahalede bulunmuş 576 yurttaş gözaltına alınmıştı.

    İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen yurttaşlar, gece geç saatlere kadar süren emniyetteki işlemlerin arından serbest bırakıldı. Öte yandan Kadıköy’de gözaltına alınan 5 kişinin de serbest bırakıldığı öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mersin’de binler hakları için yürüdü: Direne direne kazanacağız!-VİDEO

    Mersin’de binler hakları için yürüdü: Direne direne kazanacağız!-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de alanları dolduran emekçiler, emekliler, ekolojistler, kadınlar ve gençler taleplerini dile getirdi; “Bizler her zaman barışı savunmaya, daha da önemlisi barışı birlikte inşa etmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Direne direne kazanacağız!”

    Mersin’de 1 Mayıs İşçi Bayramı düzenlenen yürüyüşle başladı. Binlerce kamu emekçisi, ekolojist, kadın, genç, emekli ve yurttaşlar yürüyüş boyunca hakları için mücadele edeceklerini vurgularken, iktidara uyarıda bulundu. Yürüyüşe HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu’nun yanı sıra DEM Parti ve CHP’li milletvekilleri ve belediye başkanları da katıldı.

    Yürüyüşün ardında Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen kitleye seslenen Tüm-Tis Şube Başkanı Savaş Gürkan ve KESK ve Mersin Kadın Platformu adına SES Şube Eş Başkanı Sevgi Başkavak, emekçiler olarak çalıştıklarını ve ürettiklerini ancak emeklerinin karşılığını alamadıklarını söyledi.

    “BARIŞI SAVUNACAĞIZ”

    Mevcut düzende çocukların, kadınların ve LGBTİ+ bireylerin can güvenliği olmadığının vurgulandığı açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Okullarda artan şiddet ve cinayetler çocuklarımızın canını alıyor. Çeteler okul önlerinde, kısa yoldan para kazanma vadiyle çocukları topluyor. LGBTİ’leri hedef haline getiren AKP iktidarı uyguladığı politikalarla LGBTİ düşmanlığını körükleyerek işte, evde, sokakta can güvenliğini, çalışma ve yaşama hakkını yok ediyor. Gülistan Doku, Rojin Kabaiş, Rojvelat Kızmaz, Bahar Taş ve akıbeti şüpheli şekilde karanlıkta bırakılan tüm kadınlar için gerçekler ortaya çıkana, sorumlular yargılanana ve adalet tesis edilene kadar mücadele etmeye, takipçisi olmaya ve söz kurmaya devam edeceğiz.

    Şiddetsiz bir yaşam istiyoruz! Güvenceli bir gelecek istiyoruz! İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa etkin şekilde uygulanana kadar susmayacağız! Bugün 1 Mayıs’ta bir kez daha söylüyoruz: Emeğimiz, bedenimiz ve geleceğimiz bizimdir! Yaşasın kadın dayanışması! Yaşasın örgütlü mücadelemiz.

    Sendikacılar, belediye başkanları, siyasetçiler, gazeteciler, gençler, kadınlar; itiraz eden kim varsa hapishanelere dolduruluyor. Sendikalaşma ve grev hakkı gasp ediliyor.

    Barış ve kardeşlik; en fazla biz işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, kadınların, gençlerin ihtiyacıdır. Bizler her zaman barışı savunmaya, daha da önemlisi barışı birlikte inşa etmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    “İNSAN ONURUNA YARAŞIR ÜCRET İSTİYORUZ”

    Yapılan açıklamada talepler ise şu şekilde sıralandı:

    “-İşçilerin, kamu emekçilerinin ve emeklilerin ücretlerinin insan onuruna yaraşır şekilde yükseltilmesini istiyoruz,

    -İşsizliğin önlenmesini istiyoruz,

    -Kiralık işçilik düzenlemesinden vazgeçilmesini istiyoruz,

    -Kıdem tazminatı hakkımıza dokunulmamasını istiyoruz,

    -Güvenli okullar istiyoruz,

    -İşsizlik Sigortası Fonu’nundan yararlanma kolaylaştırılsın, işçiler dışında kullanılmamasını istiyoruz,

    -Vergi adaletsizliğinin giderilmesini az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını istiyoruz,

    -Sağlık ve sigorta haklarımızdaki mağduriyetin giderilmesini istiyoruz,

    -Asgari ücretin insan onuruna yakışır olmasını istiyoruz,

    -İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin artırılmasını istiyoruz,

    -Anti demokratik yasaların değiştirilmesini istiyoruz,

    -Örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz,

    -Taşeronlaşma ve kayıt dışı ekonominin engellenmesini istiyoruz,

    -Özelleştirmelerin durdurulmasını, sosyal devletin daha etkin olmasını istiyoruz.

    -Halk iradesinin önündeki engellerin kaldırılmasını, Kayyum politikalarına son verilmesini istiyoruz.”

    Konuşmalar ardından sanatçı Ali Altay’ın söylediği şarkılarla kutlama son buldu.

    PİRHA/MERSİN

  • Antalya’da 1 Mayıs: Emekçilerden “Geçim krizi ve adaletli çalışma” çağrısı- VİDEO

    Antalya’da 1 Mayıs: Emekçilerden “Geçim krizi ve adaletli çalışma” çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Antalya’da yapılan açıklamada artan hayat pahalılığı, düşen alım gücü ve emekçilerin güvenceli, adil çalışma talebi öne çıktı.

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Antalya’da büyük bir coşku ve geniş katılımla kutlandı. Yürüyüş öncesi emniyet güçleri tarafından geniş güvenlik önlemleri alındı. Öğlen saatlerinde Aydın Kanza parkı önünde bir araya gelen işçi sendikaları, sivil toplum örgütleri ve çeşitli siyasi partiler kutlamaların yapılacağı alana yürümek üzere toplandı. Alana giren vatandaşlar polis memurları tarafından tek tek aramadan geçirildi. Çeşitli siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve sendikalar, sloganlar ve marşlar eşliğinde Güllük Caddesi üzerinden Cumhuriyet Meydanına yürüyüşe geçti.

    Yürüyüşün ardından miting alanı olan Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı Açıklamayı, Genel-İş Antalya Bölge Temsilcisi Cemil Ünal okudu.

    ” GELİR DAĞILIMINDAKİ ADALETSİZLİK BÜYÜYOR”

    Bildiride, emekçilerin giderek ağırlaşan yaşam koşullarına dikkat çekilerek, artan hayat pahalılığı ve düşen alım gücünün çalışanları derin bir geçim krizine sürüklediği vurgulandı. Ücretlerin enflasyon karşısında eridiği, çalışanların da yoksullukla mücadele eder hale geldiği ifade edildi.

    Gelir dağılımındaki adaletsizliğin büyüdüğüne işaret edilen açıklamada, vergi yükünün emekçilerin omuzlarına yüklendiği, buna karşın yüksek gelir gruplarının avantajlı konumunu koruduğu belirtildi.

    Bildiride ayrıca sendikal örgütlenme önündeki engeller, işyerlerinde yaşanan baskı, mobbing ve güvencesiz çalışma koşulları eleştirilirken, taşeron işçilerin durumu, genç işsizliği ve çocuk işçiliği gibi sorunlara da dikkat çekildi.

    Kadınların görünmeyen emeği, emeklilerin geçim sıkıntısı ve iş kazalarında yaşanan can kayıpları da bildirinin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Açıklamada, savaşların emek üzerindeki yıkıcı etkisine değinilerek barış vurgusu yapıldı.

    Bildiride, emeğin korunması, adil gelir dağılımı, güvenceli ve insan onuruna yakışır çalışma koşullarının sağlanması çağrısı yapılarak, “Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın emek, dayanışma ve örgütlü mücadelemiz” denildi.

    Açıklamanın ardından miting müzik dinletisi ile devam etti.

    PİRHA/ANTALYA

  • İzmir’de 1 Mayıs’ta Alevi örgütlerinden katliam ve ekolojik yıkım tepkisi -VİDEO

    İzmir’de 1 Mayıs’ta Alevi örgütlerinden katliam ve ekolojik yıkım tepkisi -VİDEO

    PİRHA- İzmir’de 1 Mayıs kutlamaları dört koldan yürüyüşlerle başlarken, Alevi örgütleri Suriye’deki katliamlara ve Alevi yaşam alanlarına yönelik ekolojik tahribata pankart ve dövizlerle tepki gösterdi.

    İzmir’de 1 Mayıs kutlamaları 4 koldan yapılan yürüyüşlerle başladı. Alanda yerini alan Alevi örgütleri, Suriye’deki Alevi katliamını, Alevi yaşam alanlarına yönelik ekojik kırımı kınayan döviz ve pankartlarla yürüdü.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) İzmir’de ortak kutlamayı kararlaştırdığı 1 Mayıs İşçi Bayramı, kitle örgütlerinin toplanması ile başladı.

    İşçiler ve emekçiler sabah saatlerinden itibaren çalışma alanlarından yola çıkmaya başladı. Belediye işçileri belediye binaları önünde toplanırken, halaylarla meydana akmak için hazırlıklarını yaparak, araçlarla toplanma meydanlarına geldi.

    ALEVİ ÖRGÜTLERİ VE YÖRE DERNEKLERİ ALANDA

    Yine kutlamalarda Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İzmir bileşenleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İzmir Şubeleri, bağımsız cemevleri ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, kendi pankartlarıyla yürüyüş kortejinde yerini aldı.

    Bu yıl ki kutlamalarda yine JES ve HES projelerinin hedefinde olan Dersim, Varto ve Karlıova ilçelerine dair çalışmalar yürüten İzmir Dersim Dernekleri, Varto Ekoloji Platformu, Karlıova-Yedisu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ de projelere karşı yürüdü.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi “Özgürlük Semahıyla Nehak Zulmünü Yıkalım, Emeğin Hakikatiyle Rıza Şehrini Kuralım’ pankartı açarken, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İzmir şubeleri de 1 Mayıs kutlamalarına ‘Sivas’ın Katilleri Serbest Bırakıldı’ pankartı ile katıldı.

    Alevi örgütleri eşit yurttaşlık talebi ve Suriye’de Alevi katliamına yönelik tepkileri içeren dövizler ve pankartlarla yürüdü.

    Kutlamalar Gündoğdu Meydanı’nda sona erecek yürüyüşlerin ardından yapılacak konuşmalarla devam edecek.

    PİRHA/İZMİR

  • İstanbul’da 1 Mayıs öncesi yürüyüş-VİDEO

    İstanbul’da 1 Mayıs öncesi yürüyüş-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da gerçekleştirilecek 1 Mayıs mitingi öncesi yürüyüş devam ediyor. 

     

    İstanbul’da kitle, 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla Kadıköy ilçesinde bulunan Rıhtım Meydanı’nda gerçekleştirilecek miting için yürümeye devam ediyor. Miting Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) öncülüğünde “Emek, adalet, barış ve demokrasi için birleşelim değiştirelim” şiarıyla gerçekleştiriliyor.

     

    Miting için Söğütlüçeşme Durağı ile Haydarpaşa Numune Hastanesi önü toplanma alanları olarak belirlendi. İki ayrı noktada toplanan on binlerce kişi, daha sonra meydana doğru yürüyüşe geçti.

    Miting alanına yürüyüş devam ediyor.

     

    PİRHA/İSTANBUL
  • İstanbul’da 1 Mayıs kutlaması için onbinler bir araya geldi-VİDEO

    İstanbul’da 1 Mayıs kutlaması için onbinler bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA-1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü vesilesiyle İstanbul Kadıköy’de yapılacak miting için onbinler yürüyüşe geçti.

    İşçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs, bugün ülkenin dört bir yanında kutlanıyor. Yüz binlerce işçi ve emekçi İstanbul’da Haydarpaşa ve Söğütlüçeşme ‘de Kadıköy’e yürümek için toplanmaya başladı.

    Ajansımıza konuşan işçi temsilcileri ve yurttaşlar, 1 Mayıs’ın işçinin, emekçinin, emeklinin hakkını aldığı bir güne vesile olmasını istedi.

    PİRHA/İSTANBUL