Etiket: 1 eylül dünya barış günü

  • DBP ve HDK: Barış için eşit temsiliyet ve yüzleşme şart!

    DBP ve HDK: Barış için eşit temsiliyet ve yüzleşme şart!

    PİRHA- HDK ve DBP Eş Başkanları, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yayımladıkları mesajlarda halkların eşit temsiliyeti, kimlik ve inançların özgürce yaşaması, toplumsal yüzleşme ve demokratik barış ihtiyacına dikkat çekti.

    1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla açıklama yapan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) eş başkanları, savaşın, şiddetin ve çatışmanın gölgesinde karşılanan bu günde, halkların kendi kimlikleriyle eşit ve özgür yaşama hakkına vurgu yaptı. Yapılan açıklamalarda, sadece silahların susması değil; toplumsal adaletin, yüzleşmenin ve hakikatin açığa çıkarıldığı onarıcı bir barış ihtiyacının altı çizildi.

    “BARIŞ HER YERDE İNŞA EDİLMELİ”

    HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, barışın halkların eşitlik, inanç ve kimlik haklarıyla var olabileceği bir toplumsal düzenini yaratacağını söyleyerek, “Barış yalnızca çatışmasızlık değildir; barış, halkların eşit ve özgür bir biçimde, kimlikleriyle, inançlarıyla, kültürleriyle var olabilmesinin adıdır. Barış, toplumsal adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün ortak zeminde buluşmasıdır. Bu nedenle barışın inşası için yalnızca politika üretmek yetmez. Her mahallede, her sokakta, her evde halkın sesini duymak, talepleri örgütlemek ve yaşamın her alanında barışı savunmak gerekir” dedi.

    “BARIŞ ORTADOĞU HALKLARININ GELECEĞİDİR”

    DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Ortadoğu’da halklar ve inançların ortak geleceği açısından barış ve demokrasinin her geçen gün daha fazla önem kazandığını belirtti. Uçar, “Ortadoğu’da savaş, şiddet, çatışma ve katliamların hiç eksik olmadığı bir dönemden geçiyoruz. Halklar ve inançların ortak geleceği açısından kalıcı bir barış ve demokrasinin inşası her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Barış ve demokrasi yürüyüşümüz Sayın Öcalan’ın 27 Şubat tarihli çağrısıyla birlikte büyümeye devam etmektedir. Yürüyüşümüz sürdükçe savaşların olmadığı, kadınların katledilmediği, çocuklar ve gençlerin ölmediği, kimsenin yurdundan göç etmek zorunda kalmadığı bir yaşama ulaşmak mümkün olacaktır. Kürt halkının şahsında tüm Ortadoğu halklarının verdiği barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesi, savaştan nemalanan mihrakların hevesini boşa çıkaracaktır. Bu tarihi mücadelenin sonucunda mutlaka barış dolu bir dünya inşa edilecektir. 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

    “YÜZLEŞME OLMADAN BARIŞ KURULAMAZ”

    DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ise şu ifadeleri kullandı:

    “Ortadoğu’dan Afrika’ya, Latin Amerika’dan Asya’ya kadar halklar, hegemonik çıkarların, otoriter rejimlerin ve militarist siyasetlerin yıkıcı sonuçlarına maruz kalıyor. Savaş politikaları; sadece kentleri değil, insan onurunu, hafızamızı, doğayı ve geleceğimizi de yerle bir ediyor. Bu yıkıma karşı en büyük cevabımız; #barışın inşasıdır! Ancak bizler, barışı yalnızca silahların susması olarak değil, aynı zamanda adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve halkların kendi kaderini tayin hakkının güvence altına alındığı ‘demokratik bir toplum düzeni’ olarak tanımlıyoruz. Bugün her zamankinden daha fazla, halkların iradesini esas alan, çoğulculuğu benimseyen, hakikati açığa çıkaran ve yüzleşmeyi esas alan bir barışa ihtiyacımız var. Çünkü biliyoruz ki; ihtiyaç duyulan ‘toplumsal dönüşümü’ gerçekleştirecek olan barışın onarıcı gücüdür.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • İHD Mersin’den coşkulu Barış Konseri: Barışı savunmaya devam edeceğiz-VİDEO

    İHD Mersin’den coşkulu Barış Konseri: Barışı savunmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi’nin düzenlediği ‘Barış Konseri’nde Seyidxan Sevinç sahne aldı. Konserde yapılan konuşmalarda her koşulda barışın savunulma gerekliliği ön plana çıkarıldı.

    İHD Mersin Şubesinin geleneksel hale getirdiği ‘Barış Konseri’, MBB Kongre ve Sergi Sarayında düzenlendi. Konsere İHD yöneticileri ile üyeler, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Barış Anneleri, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Etkinlik, saygı duruşu ve İHD’nin 39. yıldönümü için hazırladığı ‘HAKsız mıyız’ sinevizyonu ile başladı. Konuşma yapan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Kaya, “Türkiye’de barışın inşasına giden yolda insan haklarının temeli olan insan onuru, eşitlik, özgürlük ve adaleti asla unutmamamız gerekir. Bizler barışı, emekçilerin birliğini, halkların kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    Konuşmanın ardından Seyidxan Sevinç sahneye çıkarak sevilen şarkıları barış için seslendirdi.

    Konser, halaylarla sona erdi.

    MERSİN/ PİRHA

  • Dersim’de, ‘Barışa türküler söylüyoruz’ şiarıyla müzik dinletisi gerçekleştirildi-VİDEO

    Dersim’de, ‘Barışa türküler söylüyoruz’ şiarıyla müzik dinletisi gerçekleştirildi-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle Seyit Rıza Meydanı’nda müzik dinletisi gerçekleştirdi. Etkinlikte Erdoğan Emir, Işık Berfin ve Raber Diler sahne aldı. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle ‘Barışa türküler söylüyoruz’ şiarıyla Seyit Rıza Meydanı’nda müzik dinletisi gerçekleştirdi.

    Müzik dinletisi öncesinde İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Özgür Ateş ve 41 gündür direnen Peri Tekstil işçileri kısa bir konuşma yaptı.

    Konuşmaların ardından Erdoğan Emir, Işık Berfin ve Raber Diler sahne aldı. Müzik dinletisinin ardından çekilen halaylarla etkinlik sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • GÜNCELLENDİ/Dersim’de 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yürüyüş yapıldı-VİDEO

    GÜNCELLENDİ/Dersim’de 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yürüyüş yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapıldı. Kitle yürüyüşte sık sık, ‘Savaşa hayır, barış hemen şimdi’ sloganını attı.

    Dersim’de 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde, Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapıldı. Kitle yürüyüşte sık sık, ‘Savaşa hayır, barış hemen şimdi’ sloganını attı.

    Yürüyüşün ardından Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yapıldı. Açıklamayı DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş okudu. Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan ile Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı. Açıklamada, ‘Demokratik ve eşit bir yaşam için barışa ses ver’ pankartı açıldı.

    “TOPLUMSAL BARIŞ SAĞLANMADAN SAĞLIKLI GELECEK KURULAMAZ”

    1 Eylül Dünya Barış Günü’ne savaşların, yoksulluğun ve soykırımın gölgesinde girdiklerini belirten Özcan Ateş, “Ukrayna Rusya savaşı ve İsrail’in Gazze kıyımının sürdüğü bu günlerde barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Barış sadece çatışmaların, şiddetin sona erdirilmesi için değil toplumun eşit özgür birlikteliği içinde gereklidir, toplumsal barış sağlanmadan sağlıklı gelecek kurulamaz. Yaşanılan karamsar tabloya rağmen değiştirmek ve eşit özgür barışçıl bir dünyayı yaratmak mücadele ile mümkün olacaktır. Savaşsız, sömürüsüz, demokratik ve eşit bir yaşamın inşa edildiği bir dünya bizim ellerinde, dayanışma ve mücadele ile kurulacaktır” dedi.

    “BARIŞI, DEMOKRASİ KÜLTÜRÜNDEN BAĞIMSIZ ELE ALMIYORUZ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Türkiye’de çok uzun zamandan beri coğrafyamızda barışın tesis edilmesi için uzun yıllardır topraklarımızda verilen bir mücadele var. Biz savaşın neler getirdiğini, kendi yaşadığımız coğrafyadan, 1938 katliamından biliyoruz. Bugün bütün halkların ve inançların artık kendi varlığını inşa edebileceği yeni bir süreç başladı. Artık hepimizin omuzlarında çok büyük bir sorumluluk var. Biz coğrafyamızda barışı sağlarken demokrasi kültüründen bağımsız ele almıyoruz. Bu ülkede ancak demokratik kültür inşa edilebilirse gerçek anlamda bir barış bu topraklarda tesis edilecek.”

    PİRHA/DERSİM

  • Antakya’dan çağrı: Alevilere yönelik katliamlar durdurulsun!-VİDEO

    Antakya’dan çağrı: Alevilere yönelik katliamlar durdurulsun!-VİDEO

    PİRHA- Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yaptığı açıklamada Suriye’de Alevilere yönelik sistematik katliamların, zorla yerinden etmelerin ve savaş suçlarının derhal durdurulmasını talep etti.

    Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü sebebiyle Yayladağı Gümrük kapısında basın açıklaması yaptı. “Suriye’ye İnsani Yardım Koridoru Açılsın, Savaş ve Katliamlar Durdurulsun” pankartının açıldığı eyleme Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, DEM Parti Milletvekili Ali Bozan, KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, HDK MYK Üyesi Harun Çakmak ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunun temsilcileri katıldı.

    Basın açıklamasını platform adına dönem sözcüsü Mehmet Çelik okudu. Çelik, özellikle Suriye’de Alevilere ve diğer farklı kimliklere yönelik sürdürülen mezhep temelli katliamların, zorla yerinden etmelerin ve insanlığa karşı işlenen suçların uluslararası raporlarla da belgelenmiş durumda olduğunu vurguladı.

    “ALEVİLERE SİSTEMATİK SALDIRILAR VAR”

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin Temmuz’da, Birleşmiş Milletler’in ise ağustos ayında yayımladığı raporlarda Alevilere yönelik saldırılar, toplu katliamlar ve savaş suçlarının açıkça yer aldığına dikkat çeken Çelik, “Yanı başımızda Suriye’de ormanlar yakılıyor, köyler zorla boşalttırılıyor, kadınlar kaçırılıyor, toplu mezarlar açılıyor, yetim çocukların sayısı her gün artıyor. Açlık ve yoksulluk kol geziyor. Dağlar inliyor, dereler kan akıyor ama bunu durduran yok. Suriye’de yapılan tüm sistematik saldırılara, katliamlara ve işlenen savaş suçlarına ek olarak özellikle Aleviler olmak üzere düşman saydıkları kesimlerin çalışmalarına izin verilmiyor, gıdaya, hijyene, sağlık hizmetlerine erişimleri engelleniyor. Bu toplumlara mensup kadınlar kaçırılıyor, onlara işkence ediliyor, kendileri ve çocukları kaybettiriliyor” dedi.

    İNSANİ YARDIM KORİDORU VE ULUSLARARASI MÜDAHALE ÇAĞRISI

    Çelik, Suriye’de özellikle Lazkiye başta olmak üzere sahil kentlerine insani yardım ulaştırılması için güvenli koridorlar açılması gerektiğini dile getirdi. Yardımların devlet değil, halkın örgütlü yapıları aracılığıyla ulaştırılmasının önemine vurgu yapan Çelik, Türkiye hükümetine ve uluslararası topluma şu çağrıyı yaptı:

    “-Alevilere ve saldırı altındaki tüm Suriye halklarına yönelik mezhep temelli katliamlar derhal durdurulmalı.
    -Yayladağı Gümrük Kapısı üzerinden insani yardım koridoru açılmalı.
    -Suriye’de barışçıl, eşit temsile dayalı bir yönetim oluşturulmalı.
    -Emperyalist savaş politikalarına son verilmeli.

    BARIŞ BİZİMLE MÜMKÜNDÜR

    Bizler, bu topraklarda barış içinde, kardeşçe yaşamak istiyoruz. Bugün Yayladağı’ndan yükselttiğimiz bu ses, sadece Antakya’dan değil, Türkiye’den ve dünyanın tüm ülkelerinden duyulsun istiyoruz. Gelin, barış için birleşelim. Çünkü biliyoruz: Barış bizimle mümkündür.”

    PİRHA/ HATAY

  • Ali Bozan: Barış süreci Aleviler de dahil tüm topluluklar için bir fırsat- VİDEO

    Ali Bozan: Barış süreci Aleviler de dahil tüm topluluklar için bir fırsat- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Milletvekili Ali Bozan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin yalnızca Kürtlerin değil, Aleviler başta olmak üzere Türkiye’deki tüm inanç ve etnik toplulukların haklarını güvence altına alacak şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Bozan, somut adımların atılması ve iktidarın samimi tutumunun sürecin kalıcı barışa dönüşmesinde kritik rol oynayacağını söyledi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, sorularımızı yanıtladı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni değerlendiren Bozan, sürecin yalnızca Kürtlerin değil, Aleviler başta olmak üzere Türkiye’deki tüm inanç ve etnik toplulukların haklarını güvence altına alacak şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Bozan, kalıcı barışın sağlanabilmesi için iktidarın samimi ve kararlı adımlar atmasının, cezaevlerindeki siyasi tutukluların durumunun çözülmesinin ve toplumun farklı kesimlerinin haklarına saygının hayati önem taşıdığını belirtti.

    “İKTİDARIN TUTUMU BELİRLEYİCİ OLACAK”

    -‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu süreç gerçek bir toplumsal barışa evrilebilir mi?

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci esasen Kürtlerin, DEM Parti’nin ve dostlarının yıllardır hem mücadelesini verdiği hem özlemini duyduğu bir süreç. Çünkü DEM Parti ve aynı gelenekten gelen siyasi partiler yıllardır diyor ki; Kürt meselesi ancak diyalog ve müzakere ile çözülebilir. Mücadelesini verdiğimiz bir süreci yaşarken Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kalıcı bir barışa evrilip evrilmeyeceğini elbette içerisinden geçtiğimiz zaman gösterecek.

    Tam da bu noktada meselenin muhataplarından birisi olan DEM Parti ve dostları bugüne kadar hem Meclis’te hem sokakta hem sahada gösterdikleri tutum ile sürecin yanında olduklarını gösterdiler. Bu noktada bundan sonraki dönemi belirleyecek olan elbette iktidarın tutumu olacak. AKP’nin bu süreçle ilgili olarak göstereceği kararlı ve samimi tutum, süreci kalıcı bir barışla taçlandıracaktır. Yaşanan sürece bu ülkede yaşayan halklar, bu ülkede yaşayan toplum evet demediği sürece bir ayağı sürekli olarak sakat kalacak, bir ayağı eksik kalacak. O bir ayağın eksik kalmaması için özellikle iktidara çok önemli sorumluluklar ve görevler düşüyor. İktidarın en temel görevi ve sorumluluğu öncelikle bu dönemin ruhuna uygun bir dil ve söylem geliştirmesi ama aynı zamanda dönemin ruhuna uygun somut pratik adımların atılması çünkü toplumun farklı kesimleri artık bunu bekliyor.

    “SOMUT VE PRATİK ADIMLAR ATILMALI”

    -Bu sürecin ivme kazanması adına ne gibi adımlar atılmalı?

    Bu meseleye dair Meclis’te yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir komisyon kuruldu. Bu oldukça kıymetli ve anlamlı ama yeterli değil. Çünkü elli yıldır Kürt sorununun çözümüne dair söylenecek söz kalmadı. Birçok kişi ve kurum onlarca rapor düzenledi, onlarca araştırma yaptı, on binlerce sayfalık söz söylendi, cümle kuruldu. Artık meselenin çözüm noktası belli. O da somut, pratik adımlar atılması. Aynı zamanda bu somut ve pratik atılacak adımlar barışın toplumsallaşması açısından da önemlidir. Çünkü meselenin çözümü dair ne kadar soyut, teorik tartışmalar yapılırsa yapılsın, yurttaş bunun kendi yaşamına yansımasını görmek istiyor. Örneğin bir Kürt yurttaş artık dilini özgürce konuşup konuşmayacağını, dilinin yasal ve siyasal zeminde güvence altına alınıp alınmadığını görmek istiyor.

    Yine en acil ihtiyaçlardan bir tanesi şu cezaevindeki siyasi tutsakların yaşadıkları… Cezaevlerinde ya da idare gözlem kurulları hala bizim çocuklarımızla ilgili tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılıyor. Bu nedenle bu noktada acil ivedi yapılması gereken işlerden bir tanesi somut, pratik yurttaşların yaşamına dokunan adımların atılmasıdır. Bu binlerce tutsağın hem kendisi hem ailesi şunu söylüyor: Bu mesele en üst düzeyde tartışılıyor ama cezaevleri ya da idare gözlem kurulları hala bizim çocuklarımızla ilgili tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılıyor. Bu nedenle bu noktada acil yapılması gereken işlerden bir tanesi somut, pratik, yurttaşların yaşamına dokunan adımların atılmasıdır.

    “YEPYENİ BİR DÖNEMİ İNŞA EDİYORUZ”

    -Süreci kriminalize eden, çözümü ‘terörize’ eden söylemler hala çok yaygın. Bu söylemlerle nasıl mücadele edilmeli?

    Sürecin herhangi bir şekilde sekteye uğramaması, herhangi bir şekilde provokasyona uğramaması açısından özellikle iktidar cenahının hem kararlılığını hem de samimiyetini ortaya koyması açısından kullanacağı dil önemlidir. ‘Terörsüz Türkiye’ kavramı bu ülkede yaşayan Kürtleri rahatsız ediyor. Bu nedenle bu söylemden vazgeçilmesi gerekiyor. Bu dil, bu söylem sürece, barışa ve çözüme hizmet eden bir süreç değildir. Yepyeni bir dönemi inşa ediyoruz. Hep birlikte herkesin kendi diliyle, kimliğiyle, inancıyla özgü bir şekilde yaşadığı bir Türkiye’den bahsediyoruz. Ama bunu söylerken 86 milyonun içerisinde 10 milyonları bulan Kürtlere hala “Terörsüz Türkiye’ kavramıyla gittiğinizde maalesef samimi görünmezsiniz.

    “DEMOKRATİK TOPLUMUN İNŞASI 86 MİLYON YURTTAŞIN YARARINA OLACAK”

    -Sizce Kürt halkının talepleri etrafında şekillenecek bir barış süreci, Türkiye’deki tüm ezilen halklar, inançlar ve sınıflar için nasıl bir fırsat olabilir?

    Şu anda müzakere masasında elbette ön planda olan Kürtlerin yıllardır inkar edilen dilleri, varlıkları ve kimlikleridir. Ama son tahlilde bu coğrafyada Kürtlerle ilgili bir hak elde edilecekse bu 86 milyon yurttaş için olacak, sadece Kürtler için değil. Demokratik toplumun içerisinde sadece Kürtler yok. Türkler var, Araplar var, Lazlar var, Çerkezler var. Yıllardır dillerini özgür bir şekilde konuşamayan, dillerinde özgür bir şekilde eğitim göremeyen bütün etnik gruplar var. Bu nedenle biz demokratik toplumun inşasının bu coğrafyada yaşayan 86 milyon yurttaşın yararına olacağını düşünüyoruz.

    “ALEVİLERİN HALEN 21. YÜZYILDA İNANÇLARI KABUL EDİLMİYOR”

    -Bu süreçte farklı inanç topluluklarına, özellikle de Alevilere dair bir perspektif görebiliyor musunuz?

    Bu ülkede yıllardır inancı, kimliği, ibadethanesi yok sayılan çok geniş bir kesim var. Bu ülkede yaşayan milyonlarca Alevi var. Kürtlerin nasıl dilleri yasak ise Alevilerin de maalesef inançları yasak. Alevilerin halen 21. yüzyılda inançları kabul edilmiyor. İbadet merkezleri olan cemevleri ibadethane olarak kabul edilmiyor. Elbette demokratik toplum süreci Alevilerin inançlarının, Alevilerin ibadethanelerinin güvence altına alınmasını da kapsıyor.

    “DEMOKRATİK TOPLUM VE BARIŞ İÇİN MÜCADELE EDELİM”

    -Son olarak, barış ve demokratik toplum adına tüm halklara, inançlara ve devlete çağrınız nedir?

    Bu seneki 1 Eylül Dünya Barış Günü öncekilerden çok daha farklı. Çünkü bu yıl demokratik toplumu, çözümü ve barışı konuştuğumuz, tartıştığımız 1 Eylül’deyiz. İşte tam da 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün ruhuna ve anlamına uygun adımlar atılması gerekiyor. Bu adımları atması gereken de iktidardır. Aynı zamanda 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne giderken bizim bu ülkede yaşayan bütün toplumsal kesimlerin bütün inanç kesimlerine çağrımız; gelin hep birlikte demokratik toplum ve barış sürecini demokratik toplum ve barış sürecine sahip çıkalım. Bundan sonra atılacak pratik adımlar da bundan sonra hep birlikte verilecek mücadele sayesinde olacak. Hep birlikte demokratik toplum ve barış için mücadele edelim.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Hatimoğulları: O barış gemisi limana varacak-VİDEO

    Hatimoğulları: O barış gemisi limana varacak-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin düzenlediği 1 Eylül mitinginde Ortadoğu’da yaşanan katliamlara dikkat çekildi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, konuşmasında “Barış, sadece silahların susması değildir. Barış, adalettir, özgürlüktür, eşitliktir. Hiç kimse bize barışı altın tepside sunmayacaktır. Barış, toplumsullaşırsa; işçinin, emekçinin, Alevilerin sahiplenmesiyle barışı tesis edebiliriz. O barış gemisi limana varacak” dedi.

     

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda “Demokratik toplum için barışa ses ver” mitingi düzenledi.

    Binlerce yurttaşın katıldığı mitingte İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin ortak basın metnini Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’ndan (KESK) Zeynep Yıldırım okudu. Yıldırım, açıklamasına Sırrı Süreyya Önder’i anarak başladı.

    “SAVAŞA VE İŞGALE SON, FiLİSTİN’E ÖZGÜRLÜK”

    Ortak metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Yok edilen yaşam alanları, binlerce can kaybı, öldürülen çocuklar, düşmanlık, nefret, ırkçılık ve cinsiyetçilik suçları da dahil olmak üzere savaşın yarattığı bütün felaketlere yaşadığımız bölgede şahit oluyoruz. Bu savaş halinin getirdiği yıkımların son örneği Filistin’de yaşanıyor.

    Aylardır kuşatma altındaki Gazze’de, savaş ve soykırım suçu işleniyor ABD’nin ve Batılı devletlerin açık desteğiyle İsrail tarafından hastaneler, okullar, mülteci kampları, ibadet merkezleri, pazar yerleri bombalanıyor.

    Soykırım, dünyanın gözleri önünde, açıkça ilan edilerek yapılıyor. Çıkarlarına uygun olduğunda demokrasiyi ağızlarından düşürmeyen uluslararası kuruluşlar katliama engel olacak etkili bir tutum ortaya koymuyor, hatta katliama destek veriyor.

    DÜRZİLER VE AEVİLERE YÖNELİK SOYKIRIM 

    Açıklamanın devamında Suriye’de Dürzi ve Alevilere yönelik soykırıma da vurgu yapılarak şöyle devam edildi:

    “Tüm bunlar bölgemizde halkların ne kadar zor koşullar altında var olmaya çalıştığının kanıtıdır. Emperyalizmin savaşlarına karşı tarafımız halkların tarafıdır. Bölgemizde katliamları durdurmanın tek yolu halkların eşit, adil ve barış içinde bir dünya için verecekleri mücadeledir.

    Ülkemizde Kürt meselesine yönelik inkar ve imha politikalarının sonucunda on yıllardır süren çatışmalı bir dönemi yaşadık. Bugün ise halkların bir arada ve barış içinde yaşamak için verdiği mücadelenin ilerleyebilmesi için tarihsel bir imkanın doğduğu bir andayız. Bu imkan, bu coğrafyada yıllardır bedel ödeyen, tavizsiz şekilde demokrasi ve barış hedefinden geri durmayan başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların mücadelesinin sonucudur.

    Ancak diğer yandan, ülkemizde halen belediye başkanları, sendikacılar ve siyasetçiler basta olmak üzere, politik saiklerle gerçekleştirilen operasyonlarla tutuklamalar; gazeteci, aydın, öğrenci ve akademisyenlere dönük baskılar devam etmektedir. Süren bu baskılar Kürt halkının verdiği demokrasi mücadelesinin demokratikleşme gündeminin ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

    Siyasi iktidarın amaci, barış mücadelesinin geldiği noktaya rağmen siyasetçilerin tutuklandığı, kayyım uygulamalarının sürdüğü, yargının  siyasetin sopası olarak kullanıldığı, muhalif tüm toplumsal kesimlerin  özgürlüklerinin tehdit altında olduğu bir ortamı normalleştirmektir. Bir yandan da başta Suriye’de olmak üzere dışarıda savaş ve çatışma politikaları devam ettirilmeye çalışılmaktadır, içeride hukuksuzlukların ve baskının, dışarıda savaş politikalarının  sürdüğü bu çelişkili atmosferde barış hedefleyen bir sürecin hakkıyla ilerlemesi mümkün değildir.

    Kalıcı ve onurlu bir barış tüm kesimlerin katılımına dayalı bir süreçle demokratik bir şekilde inşa edilebilir. Barış halkların ortak iradesinin ve  tarihsel vicdanının ürünü olmalidır. Farklı inançların, kültürlerin,  kimliklerin eşitlik, özgürlük ve adalet içinde yaşayabilmesi hedefine ancak demokratik bir sürecin yürütülmesiyle ulaşılabilir.

    Başta Kürt halkı olmak üzere halklar, Aleviler başta olmak üzere inanç kesimleri, açlık ve yoksulluk dayatılan işçi emekçiler, özgürlükleri ellerinden alınmak istenen, şiddetle tehdit edilen kadınlar ve LGBTi+’lar,  geleceksizliğe mahkum edilmek istenen gençler… Bu toprakların tüm ezilenleri, kalıcı bir barışın hem paydaşı hem de garantisidir.”

    “ALEVİLER İÇİN ACİL İNSANİ KORİDOR OLUŞTURULSUN”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise yaptığı konuşmada ortadoğudaki savaşlara değinerek “Böyle bir dönemde daha fazla barış demeye ihtiyaç var. Biz bu mitingi gerçekleştirirken İsrail, Filistin’i bombalıyor. Buradan zılgıtlarımızla Filistin halkının yanında olduğumuzu gösterelim. Aynı şekilde Suriye’de de sular durulmuyor. Halen Alevilere bir insani yardım koridoru açılamadı. Bizler de buradan onların sesine ses oluyoruz. Acilen bir koridor oluşturulsun” dedi.

    “BARIŞIN KIYMETİNİ EN ÇOK KADINLAR BİLMİŞTİR”

    Suriye’de biran önce barışın tesis edilmesi gerektiğini söyleyen Hatimoğulları şu konuşmayı yaptı:

    “Selam olsun mücadele yürütenlere. Bu seneki 1 Eylül’ün şöyle bir özelliği var; 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın bir çağrısı oldu. Türkiye, tarihi bir fırsat yakaladı. Tarihte böylesi fırsatlar önümüze az gelir. Ama daha hızlı adımlar atılmalı. Oluşturulan komisyon evet çok kıymetli. Ancak iyi niyet mesajlarıyla, ‘şu günde geçsin, bakacağız’ deyip ipe un sermek kabul edilemez. Yasal düzenlemeler yapılmalı. Özellikle infazı yakılanlar, hasta tutsaklarla ilgili adımlar çok önemli. AİHM kararları hayata geçmeli, siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalı.

    Başmüzakereci olarak ilan ediken sayın Abdullah Öcalan’ın özgür yaşayabileceği bir ortamın acilen sağlanması gerekir. Sadece komisyon değil, devlet, muhalefet şu bilinci ortaya çıkartmalı; korkmaya gerek yok. Cesur ve samimi olun, adın atın.

    Bir yandan ‘barış’ diyeceksiniz diğer yandan muhalefete baskı yapacaksınız! Bunu kabul etmek mümkün değil. Seçilmiş belediye başkanları acilen serbest bırakılmalı, irade iade edilmelidir. Barışı müzakere ve mücadeleyle el ele vererek inşa edeceğiz.

    Barışın kıymetini en çok kadınlar bilmiş, mücadele vermiştir. En büyük bedeli Cumartesi ve Barış Anneleri ödedi. Onların önünde saygıyla eğiliyor ve mücadelelerini selamlıyorum.

    Başta Suriye olmak üzere Kürt kadın hareketi, bütün dünyaya mücadele örneği oldu.

    Barış, sadece silahların susması değildir. Barış, adalettir, özgürlüktür, eşitliktir. Bu süreç dahil olmak üzere hiç kinse, bize barışı altın tepside sunmayacaktır. Barış, toplumsallaşırsa, işçinin, emekçinin, Alevilerin sahiplenmesiyle barışı tesis edebiliriz. O barış gemisi limana varacak. Serkeftin.”

    SIRRI SÜREYYA ÖNDER’İN SİNEVİZYONU İZLETİLDİ

    Mitingin sonraki bölümünde Sırrı Süreyya Önder’in barışa dair konuşmalarının yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Mitingte ayrıca Abdullah Öcalan’ın 1 Eylül mesajı da okundu.

    Barış Anneleri Meclisi de katılımcıları selamlayarak “Çocuklarımız terörist değil. Artık bu söylemi bırakın. Televizyonlardaki bu ifadelere son verilsin. Son damla kanımıza kadar bizler barışı talep edeceğiz. Barış Anneleri olarak Meclise gittik ve dilimiz yasaklandı. Artık yeter! Yaşasın barış” siye belirtti.

    Miting, Babetna ile Özlem Bağlayan’ın müzik dinletisiyle devam etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 1 Eylül Dünya Barış Günü sebebiyle İstanbul’da on binlerin katılımıyla yürüyüş-VİDEO

    1 Eylül Dünya Barış Günü sebebiyle İstanbul’da on binlerin katılımıyla yürüyüş-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin gerçekleştirdiği 1 Eylül mitingi öncesinde yürüyüş düzenlendi.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda “Demokratik toplum için barışa ses ver” mitingi düzenledi.

    Miting öncesi Söğütlüçeşme’de bir araya gelen onbiblerce kişi, yürüyüş düzenledi.

    Kortejler eşliğinde miting alanına yürüyen yurttaşlar, “İnfaz yakmalara son! Tutsaklara özgürlük”, “Demokratik toplum için barışa ses ver” yazılı dövizler taşıdı.

    Yaklaşık kırk dakika süren yürüyüşte Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da yer aldı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • DEM Parti Mersin,1 Eylül Dünya Barış Günü’nü şölenle kutlayacak- VİDEO

    DEM Parti Mersin,1 Eylül Dünya Barış Günü’nü şölenle kutlayacak- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Mersin İl Örgütü, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında düzenleyeceği halk şöleni öncesi basın toplantısı düzenledi. İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, “Barışsız bir demokratik toplum mümkün değildir” diyerek Öcalan’ın çağrısına dikkat çekti, somut adımlar atılması çağrısında bulundu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin İl Örgütü, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla il binasında basın toplantısı düzenledi. Etkinliğe Çukurova TUAYDER, MEYADER, Barış Anneleri, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, il ve ilçe yöneticileri ile Akdeniz Belediye Meclis üyeleri katıldı.

    “BARIŞSIZ BİR DEMOKRATİK TOPLUM MÜMKÜN DEĞİL”

    DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş tarafından okunan basın metninde, barış ve demokratik çözüm sürecine duyulan ihtiyaç vurgulandı. Bedriye Kuş; savaşların, çatışmaların ve tecrit politikalarının halklara ağır bedeller ödettiğini ifade ederek, “Bizler DEM Parti olarak Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümünü savunuyoruz. Çünkü barışsız bir demokratik toplum mümkün değildir” dedi.

    Basın açıklamasında, PKK’nin silahlı mücadeleye son verdiğini ilan ettiği süreçte, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çözüm çağrısının altını çizen Bedriye Kuş, bu çağrının Türkiye ve Ortadoğu halklarında yeni bir umut yarattığını belirtti. “Kalıcı barışın tesisi için Sayın Öcalan’ın özgür çalışma koşullarının sağlanması, İmralı tecridinin kaldırılması, kayyım politikalarının son bulması ve siyasi tutsakların serbest bırakılması elzemdir” diyen Bedriye Kuş, iktidara ve muhalefete barıştan yana tutum alma çağrısı yaptı.

    1 EYLÜL’DE AKDENİZ’DE HALK ŞÖLENİ

    DEM Parti, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında Akdeniz ilçesindeki Şevket Sümer Parkı’nda saat 19.30’da halk şöleni düzenleyecek. Etkinliğe DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da katılacak. Bedriye Kuş, barış şölenine tüm halkları katılmaya davet ederek, “Ölüm değil yaşamı, savaş değil barışı konuşalım. Barışa ses, umuda güç olalım” çağrısında bulundu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nden 1 Eylül çağrısı: En acil ihtiyaç barış ve demokrasi!

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nden 1 Eylül çağrısı: En acil ihtiyaç barış ve demokrasi!

    PİRHA- Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne dair yaptığı açıklamada Türkiye’nin en acil ihtiyacının demokrasi ve eşitlik olduğunu belirterek, “Adil, onurlu ve demokratik bir barış için hiç kimse suskun kalmamalı; aksine herkes bu mücadelenin tam kalbinde yerini almalıdır” dedi.

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), yaklaşan 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne  dair yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, dünya devletlerinin hırsla silahlanarak üçüncü dünya savaşının eşiğinde insanlığa ve doğayı hiçe saydığı bu zamanda ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısının insanlık için bir çıkış yolu olduğu kaydedildi.

    Açıklamının devamında HTŞ’ye başlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin de desteklediği SMO tarafından Suriye’de Alevi ve Dürzi kadınlara yönelik sistematik kaçırma, işkence, cinsel istismar ve infazlar bir savaş suçu işlendiği hatırlatılarak, “Kadınların özgürlüğü olmadan barış, barış olmadan da kadınların özgürlüğü mümkün değildir” denildi.

    “DEVLETİN BARIŞ ÇAĞRISINI AĞIRDAN ALMASI, SÜRECE OLAN GÜVENİ ZEDELEMEKTE”

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği‘nin açıklaması şöyle:

    “Bu çağrı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Kürt milletvekilleriyle el sıkışmasının ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a kamuoyu önünde “PKK’nin feshedilmesi” çağrısı yapmasının ardından gelmiştir. Bu cesur adım, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün ruhuna yaraşır umut ve beklenti dolu bir atılımdır. Ancak devletin bu barış çağrısını ağırdan alması, sürece olan güveni zedelemektedir. Bir yandan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adı altında toplantılar düzenlenirken, diğer yandan toplantıda konuşmak isteyen Barış Anneleri’nin Kürtçe konuşmaları engellenmiş, tercüman dahi kabul edilmemiştir. Bu yaklaşım yalnızca analara değil, aynı zamanda dillere ve kültürlere karşı da büyük bir saygısızlıktır.

    ALEVİ VE DÜRZİ KADINLARA YÖNELİK SİSTEMATİK SALDIRILAR

    Bugün Ortadoğu’da kadınların yaşadığı acılar bizlere barışın aciliyetini daha da güçlü hatırlatmaktadır. Suriye’de cihatçı çeteler, Arap Alevi ve Dürzi kadınlarını kaçırmış, tecavüz ve ağır işkencelerle insanlık dışı saldırılarda bulunmuştur. Kadın bedeni savaşın silahı haline getirilmiş, kadın onuru ayaklar altına alınmıştır. Oysa kadınların onuru insanlığın onurudur. Kadınlara yönelen her saldırı, aslında tüm insanlığa yönelmiş bir saldırıdır. Bu nedenle kadınların özgürlüğü olmadan barış, barış olmadan da kadınların özgürlüğü mümkün değildir. Yine, İran’ın hiçbir topluma ve çağımıza yakışmayan idam sistemi insan  vicdanında derin yaralar açmaktadır.

    HERKES BU MÜCADELENİN TAM KALBİNDE YER ALMALI

    1 Eylül Dünya Barış Günü, bizlere barışın insanlık için taşıdığı eşsiz değeri bir kez daha hatırlatıyor. Tüm halkların ortak özlemi; savaşa, şiddete ve sömürüye karşı eşit, özgür ve barış içinde bir yaşamdır. Bugün Türkiye’nin en acil ihtiyacı da budur: barış, demokrasi ve eşitlik.1 Eylül vesilesiyle bir kez daha yineliyoruz: Barış, demokrasi ve eşitlik için mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Çünkü halkların kardeşliği, inançların özgürlüğü ve kadınların özgür iradesi olmadan gerçek bir barış mümkün değildir.  1 Eylül, savaşlara, ayrımcılığa ve baskıya karşı ‘rızalık, eşitlik ve barış”’  çağrısının en gür sesle yükseldiği gündür. Buradan gençlik, kadın ve ekoloji örgütlerine; Avrupa İnsan Haklarına, demokrasiden yana olan akademisyenlere, sanatçılara, basına sesleniyoruz. Adil, onurlu ve demokratik bir barış için hiç kimse suskun kalmamalı; aksine herkes bu mücadelenin tam kalbinde yerini almalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Savaş rüzgarlarının estiği dünyada, Dersimliler ‘barış’ istedi -VİDEO

    Savaş rüzgarlarının estiği dünyada, Dersimliler ‘barış’ istedi -VİDEO

    PİRHA-  Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada barış talebini yineledi. Ortadoğu’da yaşanan çatışmalı sürece dikkat çekilen açıklamada savaş rüzgarlarının estiği dünyada Dersim halkı barış istedi. Dersim’deki Barış Günü etkinliğine Ovacık’ta yaşanan olaylar damgasını vurdu.

    Dersim Emek ve Barış Platformu, Dersim’deki kurumlarla birlikte 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinliği düzenledi. Etkinlik için Sanat Sokağı’nda toplanan kitle, ‘Barış, halkların vicdanı, iradesi ve umududur. Barış hemen şimdi’ pankartının arkasında toplanarak Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü ve burada platform adına hazırlanan basın açıklaması okundu ve ardından Dersim Milletvekili Ayten Kordu bir konuşma yaptı.

    OVACIK’TA YAŞANANLAR BARIŞ GÜNÜNE DAMGASINI VURDU

    Ovacık’ta özel harekat polislerinin bir kafeyi basıp zorla gözaltı yapmaları ve gözaltına karşı koyan halka karşı saldırması, şiddet kullanarak havaya ateş açması; Dersim’deki Dünya Barış Günü etkinliğine damgasını vurdu. Sık sık ‘Ovacık halkı yalnız değildir’ sloganlarının atıldığı etkinlikte bu konu konuşmacılar tarafından da dile getirildi.

    Seyit Rıza Meydanı’nda Dersim Emek ve Barış Platformu’nun hazırladığı bildiriyi platform adına İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz okudu.

    Ortak basın açıklamasından önce, Ovacık’ta yaşananların münferit bir olay olarak kayda geçirileceğini çünkü cezasızlık politikasının devrede olduğunu belirten Solmaz, bu konunun takipçisi olacaklarını vurguladı.

    Barış Hakkı İnsan Hakkıdır!

    “DÜNYANIN BİRÇOK YERİNDE SAVAŞ VE ÇATIŞMALAR DEVAM EDİYOR”

    Barış gününü kutladığımız bugün Dünyanın birçok yerinde bölgesel ve yerel savaşlar ile çatışmaların devam ettiğinin altını çizen Solmaz, “İsrail-Filistin savaşı, Rusya’nın Ukrayna işgali ile devam eden savaş, Sudan, Myanmar, Burkina Faso, Mali, Libya’da süren savaşlar/çatışmalı ortam ve Suriye iç savaşı ile Rojava’ya yönelik İşgal Saldırıları binlerce sivil ölüme neden olmuştur. Birleşmiş Milletler raporlarında ağır silah kullanımının giderek arttığı, ayrım gözetmeyen orantısız saldırılar sonucunda sivil ölümlerinin beşte birinin kadın ölümleri olduğu belirtilmektedir” dedi.

    “EN TEMEL İNSAN HAKLARI SÜREKLİ İHLAL EDİLMİŞTİR”

    Savaş ve yıkımların neden olduğu zorunlu göçlerin, yaşadığımız çoklu krizler çağında temel haklara erişim sorunlarına ve ağır yaşam hakkı ihlallerine neden olduğunu belirten Solmaz, “Türkiye, Kürt meselesini aşırı güvenlikçi politikalarla çözme ısrarını 1990’lardaki köy boşaltma ve yakmaları yerine günümüzde güvenlik politikaları adı altında sınır duvarları, güvenlik barajları, kalekol ve karakol inşaatları, ekonomik ve ekolojik talanın savaş aracı olarak kullanılması ile devam ettirmektedir. 40 yıldır devam eden çatışmalı süreçte başta yaşam hakkı olmak üzere en temel insan hakları sürekli ve sistematik olarak ihlal edilmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

    “FARKLI ETNİK, DİNİ VE CİNSİYET GRUPLARI DIŞLANMIŞTIR”

    İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz açıklamalarını şöyle sürdürdü:

    Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu tarihten bu yana geçen bir asırlık süre zarfında başta Kürtler olmak üzere toplumun tüm farklı etnik, dini ve cinsiyet gruplarını dışlayıcı politikalar izlemektedir. Bu politikalar sonucu ne yazık ki toplumsal barışını tesis edememiş bir ülke olmayı sürdürmektedir.

    Dersim Emek Ve Demokrasi Platformu olarak son yıllarda herkesin yaşamını doğrudan etkileyen çatışma ortamına karşı barışçıl çözümler üretmemize ve taleplerde bulunmamıza rağmen, siyasi iktidar çözümsüzlükteki tavrını devam ettirmektedir. Maalesef ki devletin sürekli öne sürdüğü çatışma, çözümsüzlük ve savaş ortamı toplum üzerindeki baskıyı da beraberinde getirmiştir. Örgütlenme özgürlüğü ve ifade özgürlüğü büyük baskı altındadır. İnsanlar sadece fikirlerini açıkladıkları için devletin yargı ve zor mekanizmalarıyla sindirilmeye çalışılmaktadır.

    “BARIŞ ANCAK HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLERLE SAĞLANABİLİR”

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak benimsediğimiz temel yaklaşım, barışın, insan hakları ve özgürlüklere dayalı oluşudur. İnsanlar arasındaki her türden eşitsizlik, hakların ve özgürlüklerin tanınmayışı, savaşların ve çatışmaların temel sebebidir. Bu nedenle platform olarak her şart altında coğrafyamızda ve dünyanın neresinde olursa olsun barışın, ha(l)klara ve özgürlüklere dayalı olarak sağlanabileceğini düşünmekteyiz.

    “TOPLUMSAL İLİŞKİLERDE HİYERARŞİ VE BİAT KÜLTÜRÜ DAYATILMAKTADIR”

    Türkiye’de yerleşik otoriter rejimin ayrımcı ve ötekileştirici dili, toplumsal ilişkilerde de hiyerarşi ve biat kültürü dayatmaktadır. Nefret söylemini beslemektedir, bu durumun da toplumun giderek daha da militarize olmasına, ırkçılık ve milliyetçiliğin yükselmesine yol açtığını görmekteyiz. İktidarın kullandığı bu dil, başta kadınlar, LGBTİ+lar, sığınmacılar, çocuklar ve hayvanlar olmak üzere ötekileştirilen gruplara, canlılara şiddet olarak geri dönmektedir. Ayrımcı uygulamalar ile şiddet politikalarının ürettiği sınırsız-sayısız ihlal gerçeğinin çözümü ve tek seçeneği barışa dayalı politikalardır.

    “NEFRET DİLİ SON BULMALIDIR”

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle bir kez daha barış isteğimizi yüksek sesle dile getiriyoruz. Topluma dayatılan tekçilik, ırkçılık, milliyetçilik, ötekileştirmenin ve nefret dilinin son bulması için iktidarı insan haklarına dayalı barışçıl politikaları uygulamaya ve Türkiye’nin toplumsal barışına engel teşkil eden tecrit politikasından vazgeçmeye çağırıyoruz. Platform olarak barışın tesis edileceği ana kadar mücadele etmeye devam edeceğimizi tüm kamuoyuna duyuruyoruz.”

    Ardından söz alan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’da Ovacık’taki olayları ve Gülistan Doku’yu hatırlatarak barışın önemine vurgu yaptı.

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin’de denize karanfiller barış için bırakıldı- VİDEO

    Mersin’de denize karanfiller barış için bırakıldı- VİDEO

    PİRHA-İHD Mersin Şubesi ile Emek ve Demokrasi Platformu’nun 1 Eylül Barış Günü sebebiyle yaptığı etkinlikte sürdürülen savaş politikalarına karşı barış vurgusu yapıldı. Denize karanfiller barış dileğiyle bırakıldı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi ile Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü sebebiyle etkinlik düzenledi. Özgecan Aslan Meydanında yapılan etkinliğe Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanları Nuriye Arslan ile Hoşyar Sarıyıldız, çok sayıda parti ve kurum temsilcileri katıldı.

    Etkinlik “Barış hakkı insan hakkıdır” yazılı pankartın açıldığı basın açıklamasıyla başladı. Açıklamayı İHD Mersin Şube yöneticileri Bekir Sıtkı Keçeci ile Şükran Aktaş Kürtçe ve Türkçe okudu.

    “SAVAŞ POLİTİKALARI ISRARLA SÜRDÜRÜLÜYOR”

    Barış gününün dünyanın birçok yerindeki savaş ve çatışmaların gölgesinde kutlandığına işaret eden Bekir Sıtkı Keçeci; İsrail-Filistin savaşına, Rusya’nın Ukrayna işgali ile devam eden savaşa, Sudan, Myanmar, Burkina Faso, Mali, Libya’da süren savaşlar/çatışmalı ortama ve Suriye iç savaşı ile Rojava’daki çatışmalı ortama değindi.

    Türkiye’nin Kürt meselesini aşırı güvenlikçi ve çatışmalı politikalarla çözme ısrarını aradan geçen 40 yıla rağmen devam ettiğine dikkatleri çeken Keçeci, şu ifadelere yer verdi:

    “Savaş ve yıkımların neden olduğu zorunlu göçler, yaşadığımız çoklu krizler çağında temel haklara erişim sorunlarına ve ağır yaşam hakkı ihlallerine neden olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu tarihten bu yana başta Kürtler olmak üzere toplumun tüm farklı etnik, dini ve cinsiyet gruplarını dışlayıcı politikalar izlemektedir. Kürt sivil siyasetçiler, insan hakları savunucuları, gazeteciler, sanatçılar birçok insan sadece devletten farklı düşündükleri için hapishanelerde tutulmakta veya iltica etmek zorunda kalmaktadır.Türkiye’de yerleşik otoriter rejimin ayrımcı ve ötekileştirici dili, nefret söylemini beslemektedir. İktidarın kullandığı bu dil, başta kadınlar, LGBTİ+lar, sığınmacılar, çocuklar ve hayvanlar olmak üzere ötekileştirilen gruplara, canlılara şiddet olarak geri dönmektedir.”

    “BARIŞ MÜCADELEMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Şükran Aktaş ise Kürtçe okuduğu metinde, “İnsan Hakları Derneği 1 Eylül Dünya Barış gününü de iktidara kez daha haykırıyoruz barışçıl politikalarını geliştirip tekçilik ırkçılık nefret diline son versin ve yine iktidara sesleniyoruz toplumsal barışın önünde engel olan tecrite son versin kamuoyuna duyuruyoruz barış inşa edilene kadar barış mücadelemizi sürdüreceğiz” sözlerini kullandı.

    Açıklamadan sonra serbest kürsü etkinliğinde kurum temsilcileri günün anlam ve önemine dair konuşmalar yaptı. Ardından denize karanfiller bırakıldı.

    Etkinlik, barış türküleri eşliğinde çekilen halaylarla sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

     

     

  • DEM Parti’den 1 Eylül mesajı: Barışı inşa etmekten başka şansımız yok

    DEM Parti’den 1 Eylül mesajı: Barışı inşa etmekten başka şansımız yok

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları, 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Herkesin kendi dili, dini ve rengiyle özgürce ve eşit yaşadığı bir dünya yaratmak mümkündür. Savaşa, tecride, ırkçılığa, darbelere ve hukuksuzluğa karşı 1 Eylül’de milyonların barış talebini ve sesini yükseltmeye devam edeceğiz” denildi.

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, 1 Eylül Dünya Barış Günü sebebiyle yazılı açıklama yaptı.

    “YAPILACAK EN ANLAMLI ŞEY BARIŞ MÜCADELESİNİ YÜKSELTMEKTİR”

    Açıklamada, dünyanın pek çok yerinde çatışmalar artarken, yapılacak en anlamlı şeyin barış mücadelesini her zamankinden çok yükseltmek olduğunun altı çizilirken, “Ortadoğu’da başta Filistinliler ve Kürtler olmak üzere halklar ağır saldırı altındayken, Ukrayna-Rusya arasındaki savaş derinleşerek devam ederken, dünyanın pek çok yerinde çatışmalar artarken, şimdi yapılacak en anlamlı şey barış mücadelesini her zamankinden çok yükseltmektir.

    Kendi geleceklerini çocukların, kadınların, milyonların sömürülmesine bağlayanlara en güzel cevap, eşit olarak barış ve kardeşlik içinde yaşanacak yeni bir dünya yaratmaktır. İçinde bulunduğumuz karanlık tabloya rağmen insanlık bunu yapabilir” denildi.

    “HERKESİN EŞİT YAŞADIĞI BİR DÜNYA YARATMAK MÜMKÜN”

    ‘Savaşa Karşı Barışı, Tecride Karşı Özgürlüğü Haykıralım’ şiarıyla alanlarda olacaklarını belirten Eş Genel Başkanlar, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    Herkesin kendi dili, dini ve rengiyle özgürce ve eşit yaşadığı bir dünya yaratmak mümkündür. Çıkar çevreleri, çatışmalardan beslenen odaklar faşizmi körüklüyor ve savaş tamtamları çalıyorken; milyonların sessiz çığlığında barış ve kardeşlik var, eşitlik ve özgürlük var. Bugüne kadar çok bedel ödendi, çok acı çekildi. Artık barışı inşa etmekten başka şansımız yok. Buna gücümüz de var, inancımız da. Savaşa, tecride, ırkçılığa, darbelere ve hukuksuzluğa karşı 1 Eylül’de milyonların barış talebini ve sesini yükseltmeye devam edeceğiz.

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Mersin İl Örgütü: Savaşa karşı barışı savunacağız- VİDEO

    DEM Parti Mersin İl Örgütü: Savaşa karşı barışı savunacağız- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Mersin İl Örgütü’nün, 1 Eylül Dünya Barış Günü sebebiyle basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Eşit ve özgür yaşamda ısrarcıyız. Kapitalizmin ve ulus-devletlerin savaşlarına karşıyız. Savaşa karşı barışı savunmaya devam edeceğiz” denildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin İl Örgütü, 1 Eylül Dünya Barış Günü sebebiyle il binasında basın açıklaması yaptı. Kürtçe ve Türkçe “Savaşlara karşıyız” pankartının açıldığı açıklamada metni İl Eşbaşkanı Bedriye Kuş okudu.

    Dünyanın dört bir yanında savaşların olduğuna değinen Bedriye Kuş, bu savaşların bedellerinin halka ödetildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Savaşın tarafı olan hükümetler demokrasiyi askıya alır, kemer sıkma politikaları ile karşımıza çıkar, kadınların kazanımlarına saldırır. Dış politikasında büyüttüğü savaşı kendi ülkesinde de kadınlara, farklı kimlik ve inançlara, halklara, emekçilere ve gençlere karşı sürdürür. İşte bu tablo AKP-MHP faşizminin kadınlara, doğaya ve topluma karşı savaşının bir anlatısıdır. Bu anlatı derinleşen tecrit rejimiyle yayılır. İmralı tecrit sistemi savaş politikalarında ısrarın bir sonucu değil, başlangıcıdır. Mücadele eden başta kadınları ve halkları, barış talep edenleri cezaevlerine gönderen faşizm, hapishanelerde her türlü hak gaspıyla halklar üzerindeki baskıyı arttırmaktadır.

    Bizler savaşa karşı en geniş halk ittifakını , dayanışmayı büyütmek için Türkiye ve Kürdistan başta olmak üzere Ortadoğu ve dünyada halklarla yan yana geleceğiz. Savaşa karşı barışı savunmaya devam edeceğiz.”

    Bedriye Kuş, sözlerini bugün saat 18.00’de Özgecan Aslan Meydanında yapılacak 1 Eylül etkinliğine çağrıda bulunarak sonlandırdı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • İstanbul’da 1 Eylül kutlaması: Çatışma ve savaş değil eşitlik ve barış istiyoruz-VİDEO

    İstanbul’da 1 Eylül kutlaması: Çatışma ve savaş değil eşitlik ve barış istiyoruz-VİDEO

    Halklar, Kadıköy İskele Meydanı’nda barış için seslerini yükseltti. Eylemde savaş ve tecrit politikalarının barışın önündeki en büyük engel olduğuna dikkat çekildi. 

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Kadıköy’de bulunan İskele Meydanı’nda, “Toplumsal Barış İçin Eşit ve Özgür Yaşam” şiarıyla kitlesel eylem gerçekleştirdi.

    Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, Emek güçleri, işçiler, siyasetçiler, kadın örgütü temsilcileri, hukukçular, hak savunucuları, kadınlar, gençler ve çok sayıda kişinin katıldığı eylemde, “1 Eylül Dünya Barış Günü barış ve eşitlik istiyoruz” yazılı pankart açılırken kitle ellerinde “Barış için anadilde eğitim”, “Barış için ekolojik kırıma hayır”, “Barış için kayyuma hayır”, “Barış için tecride hayır”, “Kürtlere özgürlük Ortadoğu’ya barış”, “Barış için hasta tutsaklar serbest bırakılsın”, “Barış halkların eliyle gelecek” yazılı dövizler taşındı.

    TECRİT YAZILI PANKARTA GÜVENLİK ENGELİ

    Eylem öncesi Yeşil ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekillerinin ellerinde “Barış için tecride hayır” yazılı dövizleri ile alana girmek istemesine karşı polis, diğer dövizleri almasına rağmen güvenlik gerekçesiyle “tecrit” yazılı dövizleri alana alınamayacağını iddia etti. Milletvekillerinin bunun hukuksuz olduğunu ve bu uygulamayı kabul etmediğini söyleyerek dövizi alana almakta ısrar etmesi üzerine dövizlere alana alındı.

    “ONURLU BARIŞI GETİRECEĞİZ”

    Mitingde bir dakikalık saygı duruşu ardından Barış Annesi Bedia Gökguz, konuşma gerçekleştirdi. İktidarın yürüttüğü politikaların sonucunda Kürt kentlerinde yaşanan ölümleri kınayarak konuşmasına başlayan Gökguz, “Biz Barış Anneleri var olduğumuz sürece yaşamının yitirenlerin mücadelelerini yürüttüğü onurlu barışı getirene kadar mücadeleden etmekten vazgeçmeyeceğimizi söylüyoruz” dedi. Bedia, son olarak tecrit ve savaş  politikalarının son bulması çağrısında bulundu.

    “3’ÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI TEHDİDİ ARTARAK DEVAM EDİYOR”

    Barış Annesi’nin ardından Eğitim-Sen 3 No’lu Başkanı Ayfer Koçak, basın metnini okudu. Halkların barış ve özgürlük istediğini söyleyen Koçak, 1982 yılından bu yana 1 Eylül’ün barış şiarıyla kutlandığına ama yıllardır her alanda savaşın devam ettiğine dikkat çekerek, “Hiç bitmeyen savaş ve çatışma halleri asker, sivil, kadın, erkek, çocuk insanların yanı sıra doğayı da öldürüyor. Genel silahlanma artışının yanı sıra ABD’nin İran’a dönük politikalarının da parçası olan nükleer silah edinme ve kullanıma hazır nükleer silah sayısında da korkunç bir artış yaşanıyor Dolayısıyla zamana yayılmış 3’üncü Dünya Savaşı tehdidi artarak devam ediyor. Savaşların öncesinde eşitsizlikler, sömürü, hak gaspları, milliyetçilik, kamplaşma ve silahlanma artırılıyor. Halklar ve emekçiler arası düşmanlıklar geliştiriliyor” dedi.

    “İKTİDARDA KALMANIN ARGÜMANI ‘ÇATIŞMA’ “

    Halkların demokratik taleplerinin bastırılmaya çalışıldığını dile getiren Koçak, halkları örgütsüz hale getirmeye çalışan iktidarların kendi hegemonyalarını büyütmeyi amaç edindiklerini söyledi. Koçak, “Ülkemizde de AKP-MHP iktidar bloğu, iktidarda kalmanın stratejisini süreklileşen bir kutuplaştırma, gerginlik, çatışma ve ,’düşman iç ve dış güçler’ argümanları üzerine kurmuş durumdadır. Ortadoğu’da girilen kirli ilişkiler de aynı politikaların sonucudur. AKP-MHP iktidar bloğu içeride ve dışarıda milliyetçi, şoven, ayrımcı, tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi siyasetin dozunu her gün biraz daha artırıyor. Kürt halkının en temel hak taleplerine kulak kapatarak, güvenlikçi politikaları öne çıkartıp sınır içi ve sınır ötesi operasyonlarla çözümsüzlükte ısrar ediyor. Ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikalarının bedelini ne sermaye gurupları ne de ittifak bloğu ve etrafında kümelenmiş” diye kaydetti.

    “BARIŞ İHTİYACI TÜM YAKICILIĞI İLE KENDİNİ HİSSETTİRİYOR”

    İktidarların yarattığı savaşların sonucunda topraklarını terk etmek zorunda kalan mültecilerin sürekli hedef haline getirildiğine dikkat çeken Koçak, iktidarın savaş politikalarını destekleyen muhalefet partisinin mülteciler konusunda da milliyetçilik üzerinden destek verdiğini ifade ederek, “Yaşadığımız yoksullaşma, açlık, sermaye ve iktidarlarının rant ve savaş politikalarıdır” dedi. AKP-MHP iktidarının insanlık onuruyla bağdaşmayan politikalarının yaşamın bir parçası haline getirmeye çalıştığının altını çizen Ayfer, “Cumartesi Annelerinin/İnsanlarının Anayasa Mahkemesi kararına rağmen her hafta işkenceyle gözaltına alınmaları bu politikanın bir parçasıdır. Gelinen aşamada ülkemizin en temel sorun alanlarının başında emek, barış ve demokrasi karşıtı milliyetçi, şoven, faşizan politika ve uygulamalar gelmektedir. Dolaysıyla ülkemizde, bölgemizde ve dünyada barışa olan ihtiyaç tüm yakıcılığı ile her geçen gün kendini daha fazla hissettiriyor” sözlerine yer verdi.

    Açıklamanın ardından eylem, alkış ve sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İzmir’de Dünya Barış Günü için insan zinciri eylemi

    İzmir’de Dünya Barış Günü için insan zinciri eylemi

    PİRHA- İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Gününü Kıbrıs Şehitler Caddesinde yaptıkları insan zinciri ile kutladı. Cadde boyu bir erkek bir kadın el ele tutuşarak yarım saat boyunca insan zinciri oluşturuldu.

    İnsan zincirinin ardından basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Yeşil Sol Parti İzmir ve Muş Milletvekilleri Burcugül Çubuk, Gülistan Kılıç Koçyiğit katıldı. Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı yapan İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Eş Başkanı Ali Aydın, olumsuzluklardan kurtulmanın ülke ve dünya barışın sağlanması ile mümkün olacağını kaydetti.

    Kürt sorununda inkar politikalarından vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen Aydın, “Başta İmralı Hapishanesi olmak üzere yürütülen ağır tecrit koşulları tüm hapishaneleri sarmış durumdadır. Mahpusların izolasyonuna son verilmeli, aileleri ve avukatları ile görüşmeleri sağlanmalı, kanuni hakları engellenmemelidir. Hapishanelerdeki tüm siyasi mahpuslar serbest bırakılmalı. ‘Mahpus, suç’ ayrımı yapan, hukukilikten uzak ve ayrımcı kanun ve uygulamalardan vazgeçilmeli, keyfi infaz yakma ve disiplin cezalarına son verilmelidir” diye konuştu. Emek ve Demokrasi güçleri olarak Türkiye başta olmak üzere bütün dünyada barışın sağlamak için mücadelelerini sürdürmeye devam edeceklerini dile getiren Aydın, “Savaşsız, sömürüsüz bir Dünya için hep birlikte Barış diyelim. Savaşsız, sömürüsüz bir Dünya için hep birlikte aşiti diyelim”  dedi.

    Açıklama,  Praksis grubu ve sanatçı Kasım Taşdoğan’ın ezgileriyle son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri: Barış mücadelemizi yükselteceğiz-VİDEO

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri: Barış mücadelemizi yükselteceğiz-VİDEO

    PİRHA- 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında basın açıklaması yapan Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, tüm saldırı ve dayatmalara karşı barışı savunmaya devam edeceklerini söyledi.

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle kapsamında basın açıklaması yaptı. Attalos Meydanı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasında, “Emperyalizme, gericiliğe, savaş politikalarına karşı eşitlik, özgürlük, emek ve barış mücadelemizi yükselteceğiz” pankartı açıldı. Basın açıklamasını Antalya Emek Demokrasi Güçleri adına Antalya Halkevi Şube Başkanı Kadriye Tuğcu okudu.

    3. DÜNYA SAVAŞI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ’

    Stockholm Uluslararası Barış Enstitüsü (SIPRI) kısa süre önce “İnsanlık tarihinin en tehlikeli dönemlerinden birine sürükleniyoruz” açıklamasına dikkat çeken Tuğcu, “Çünkü devasa genel silahlanma artışı yanı sıra nükleer silah edinme ve kullanıma hazır nükleer silah sayısında korkunç bir artış yaşanıyor. Dolayısıyla zamana yayılmış ve adı konmamış 3. Dünya Savaşı ile karşı karşıyayız. Savaşlarda da en çok çocuklar ve kadınlar ölüyor. Sadece ölmüyor tecavüze, işkenceye maruz kalıyor, bulaşıcı hastalıklara yakalanıyorlar. Göç yollarında tarifsiz acılar yaşıyor, sığındıkları ülkelerde insanlık dışı şartlar nedeniyle yaşayan ölüler haline geliyorlar!” diye konuştu.

    Savaşların öncesinde eşitsizlikler, sömürü, hak gaspları, aşırı kar hırsı, milliyetçilik, kamplaşma ve silahlanmanın arttığına işaret eden Tuğcu,  “Halklar ve emekçiler arası düşmanlıklar geliştiriliyor. Bu şekilde ekonomik ve siyasi zemin yaratıldıktan sonra kapitalistler yapısal krizlerini aşmak ve hegemonyalarını genişletmek için yeni savaşların, çatışmaların startını veriyorlar” dedi.

    Tuğcu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “AKP+MHP iktidar bloğu içeride ve dışarıda milliyetçi, şoven, ayrımcı, tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi siyasetin dozu her gün biraz daha artırıyor. Kürt sorununda; ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikalarda ısrarın bedelini egemenler, ittifak bloğu etrafında kümelenmiş kirli çıkar odakları değil emekçiler ve ezilenler olarak ülkenin %99’u ödüyor. Ekmeğimize, geleceğimize, aşımıza, ormanımıza, suyumuza göz dikenler, halkların bir arada yaşama iradesini de iktidarları için en büyük tehdit olarak görüyorlar.

    Gözaltılar ve tutuklamalar, işten çıkarmalar, iş güvencesinin ortadan kaldırılması, kadına yönelik ayrımcı politikalar ve şiddet, homofobiden beslenen şiddet ve nefret cinayetleri, Alevilere yönelik mezhepçi dayatmalar, ÇEDES gibi laiklik karşıtı gerici politikalarda kaygı verici artış, çocuk istismarı, en son Akbelen’de, Cudi’de, depremde yıkılan Hatay Dikmece’de zeytinliklerin istimlak edilmesi örneklerinde olduğu gibi doğamızın talan edilmesi, iş cinayetleri ve daha nice insanlık onuruyla bağdaşmayan politika ve uygulamalar gündelik yaşamın parçası haline geldi.”

    Barış ve demokrasi talebi ekmek ve su kadar temel ihtiyaç haline geldiğinin altını çizen Tuğcu, “Emekçiler, kadınlar, ezilen halklar için barış; emeğinin karşılığını alabilmektir. Halkların eşit ve özgür birlikteliğinin sağlandığı, başta Kürt sorunu olmak üzere temel sorunların barış ve diyalogla çözüldüğü, demokratik taleplerinin karşılandığı bir toplumsal mutabakattır. Kadına yönelik şiddetin son bulması, bunun için başta İstanbul Sözleşmesi feshinin iptal edilmesi, ILO’nun 190 sayılı sözleşmesinin imzalanması başta olmak üzere toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik politikaların esas alınmasıdır” ifadelerine yer verdi.

    Tuğcu, son olarak şunları söyledi:

    “Çocuğun da hakları var diyebilmektir. Çocuk istismarı ve kadın cinayetlerinde cezasızlık politikalarına son verilmesidir. Doğamızın, suyunuzun, ormanlarımızın rant uğruna talan edilmemesi, sadece bugünü değil geleceği de savunan ekolojik bir yaşamı hakim kılmaktır. Ötekileştirme ve kutuplaştırma politikalarına karşı eşit yurttaşlık temelinde yaşamdır. Mülteciliğe yol açan politikalara son vermek, göçmenleri düşman görmemek, dayanışmayı büyütmektir.

    1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle; savaşlarda, çatışmalarda yitirilen milyonlarca sivil insanın anısı önünde saygıyla eğiliyor, emekçilerin ve ezilen halkların kendi hakları için yürüttükleri mücadelenin en temel başlığının Barış olduğunun altını bir kez daha çiziyoruz.

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri olarak; tüm saldırılara, savaş ve kutuplaştırma, tek tip yaşam tarzı dayatmalarına karşın ısrarla ve örgütlü, kararlı bir mücadele ile dünyada, Ortadoğu coğrafyasında ve ülkemizde, barışı savunmaya devam edeceğiz.

    Adaletin, eşitliğin, kardeşliğin, laikliğin, paylaşımın, yardımlaşmanın, dayanışmanın, insanca bir yaşamın kalıcı hale getirildiği bir dünya ve ülke kuruncaya kadar barış mücadelesinden bir an olsun vazgeçmeyeceğiz. Yaşasın barış! Biji aşiti!”

    PİRHA/ANTALYA

  • Dersim’de 1 Eylül yürüyüşü: Kürt sorunu sadece Kürtlerin sorunu değildir!-VİDEO

    Dersim’de 1 Eylül yürüyüşü: Kürt sorunu sadece Kürtlerin sorunu değildir!-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Uzun zamandır Türkiye ve Kürdistan’da savaş ortamının olduğunu vurgulayan Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Türkiye’de yaşayan bütün halklara karşı bir savaş politikası yürütülüyor. Barışın olabilmesi için Kürt sorununun çözülmesi gerekiyor. Eğer Kürt sorunu çözülmezse Türkiye’de barış ortamının sağlanması mümkün değildir” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Özgecan Aslan Barış Meydanında bir araya gelerek eylem yaptı.
    “Çocuğun gördüğü düştür barış” yazılı pankartın açıldığı açıklamaya Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, platform bileşenleri ve çok sayıda hak savunucusu katıldı. Platform adına basın açıklamasını Raife Yılmaz okudu.

    “DÜNYANIN BİRÇOK YERİNDE ÇATIŞMALAR SÜRÜYOR”

    1 Eylül Dünya Barış Günü’nde dünyanın birçok yerinde çatışmaların sürdüğünü ifade eden Raife Yılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu tarihten bu yana geçen bir asırlık süre zarfında başta Kürtler olmak üzere toplumun tüm farklı etnik, dini ve cinsiyet gruplarını dışlayıcı politikalar izlemiş, toplumsal barışını tesis edememiştir. Özelikle Kürt meselesinin demokratik yol ve yöntemler ile çözülememesinin bir sonucu olarak yaklaşık 40 yıldır devam eden çatışmalı süreçte başta yaşam hakkı olmak üzere en temel insan hakları sürekli ve sistematik olarak ihlal edilmiştir. Devlet, toplumdan gelen temel hak ve özgürlüklerin tanınması talebine karşı aşırı güvenlikçi politikalarla cevap vererek meselenin çözümünden uzaklaşmış, bu durum Türkiye toplumunun kutuplaşmasına neden olmuştur” diye belirtti.

    “BARIŞIN SAĞLANMASI İÇİN KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜLMESİ GEREKİYOR”

    Uzun zamandır Türkiye ve Kürdistan’da savaş ortamının olduğunu vurgulayan Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Türkiye’de yaşayan bütün halklara karşı bir savaş politikası yürütülüyor. Kürt sorunu sadece Kürtlerin sorunu değildir, bütün halkların sorunudur. Bugün insanlar hak arayışındaysa çünkü kaynakların hepsi savaş politikasını aktarılıyor. Barışın olabilmesi için Kürt sorununun çözülmesi gerekiyor eğer Kürt sorunu çözülmezse Türkiye’de barış ortamının sağlanması mümkün değildir” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri: Barışın değerini hep birlikte korumalıyız-VİDEO

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri: Barışın değerini hep birlikte korumalıyız-VİDEO

    PİRHA-Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nin, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Ankara İnsan Hakları Derneği önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasında, “Barışın ve insan haklarının değerini hep birlikte korumalıyız. Savaşın yarattığı acıları unutmamalı, daha iyi bir gelecek için savaşa karşı barışı savunmaya hep birlikte çalışmalıyız” mesajı verildi.

    Emek ve Demokrasi Güçleri, Türkiye genelinde, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle basın açıklamaları gerçekleştiriyor. Ankara’da İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Genel Merkezi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında basın metnini İHD Ankara Şube Eş Başkanı Ömer Faruk Yazmacı okudu.

    “KAPİTALİST SİSTEM SAVAŞIN VE ÇATIŞMALARIN KAYNAĞI OLMUŞTUR”

    Barış hakkının bir insan hakkı olduğunu dile getiren İHD Ankara Şube Eş Genel Başkanı Ömer Faruk Yazmacı, şunları ifade etti:

    “Dünyada bölgesel, yerel savaşlar ve çatışmalar devam etmekte ve insanlık için trajik sonuçlar doğmaktadır. Çatışma ve savaş ortamı devlet şiddetinin öne çıkmasına, nefret dilinin yayılmasına ve halkların yaşam haklarının ihlal edilmesine yol açmaktadır. Savaş ve çatışma koşullarından en fazla kadınlar ve çocuklar zarar görüyor. Suriye iç savaşında binlerce insan yerlerinden edildi, Ezidi kadınlar ve çocuklar kaçırıldı, hala binlercesi bulunabilmiş değil. Savaşlardan kaynaklı olarak göç etmek zorunda kalan binlerce insan göç yollarında yaşamlarını kaybediyor. Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye, Irak ve Libya’da yaşanan çatışmalar nedeniyle yüz yüzbinlerce insan, evlerini terk etmek zorunda kaldı ve mülteci krizi dünyanın en büyük sorunlarından biri haline geldi. Suriye iç savaşından kaynaklı olarak Türkiye’ye gelen mültecilere dönük ırkçı ve nefret söylemleri ırkçı siyasetçiler aracılığıyla mültecilere yönelik saldırılara dönüşmektedir. Oysa ‘yaşam hakkı bir insan hakkıdır ve tüm insanlığın bu hakkı koruma altındadır ve devletlerin bu hakkı korumak için yükümlülükleri bulunmaktadır.’ Mülteci krizi, sadece acil bir insani yardım gereksinimi değil, aynı zamanda insan haklarının ve onurlarının korunması gerektiğini göstermektedir. Kapitalist sistem, çoğu zaman savaşın ve çatışmaların kaynağı olmuştur. Emperyalist güçler savaşları beslerken, masum insanların yaşamlarını yok etmeye devam ediyor.”

    “TECRİT TOPLUMSAL BARIŞIN VE BÖLGESEL BARIŞIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELDİR”

    İHD Ankara Şube Eş Genel Başkanı Ömer Faruk Yazmacı, yoksulluğun artışı ve derinleşmesinin, savaş politikalarının ekonomiye etkilerinin göstergesi olduğunun altını çizdi. Yazmacı, açıklamada şunlara değindi:

    “AKP-MHP iktidarının savaşa yönelik politikalarının, ekonomik eşitsizlikleri daha da derinleştirdiği açıktır. Bir kurşunun kaç lira olduğunu sorarak hem militarist politikalarını meşrulaştırmak hem de çatışmanın maliyetini ve yükünü yoksul halkların sırtına yükleme amacındadır. Ülkemizde ve bölgemizde barışın sağlanması hayati öneme sahiptir. Kültürel, etnik ve inanç çeşitliliğimiz zenginliğimizdir. Tekçi politikalara karşı eşitliği, özgürlüğü, barışı ve adaleti savunmak, bu çeşitliliği kabullenmekten geçer. Kürt meselesi başta olmak üzere, tüm etnik ve kültürel grupların haklarının korunması, eşit bir şekilde temsil edilmesi için gereken yasal ve anayasal değişiklikler bir an önce yapılmalıdır. Kürt sorununda çözümsüzlük, Türkiye’de otoriter bir rejim anlayışı yaratmış ve sürekli bir baskı ortamı oluşturmuştur. Bunun sonucu olarak binlerce Kürt siyasetçi tutuklanmış, çözümsüzlük ve savaş genel bir politika haline getirilmiştir. Kürt karşıtlığı üzerinden geliştirilen bu politika ile Kürtlere yönelik nefret söylemi ve saldırılar giderek artmaktadır.

    Başta İmralı daki tecrit olmak üzere toplumun küm kesimleri genel bir tecrit altına alınarak nefessiz ve hareketsiz bırakılmıştır. Tecrit ülkemizde ve bölgemizde toplumsal barışın ve bölgesel barışın önündeki en büyük engeldir. Tecritin bir an önce kaldırılması hem ekonomik hem sosyal sorunların çözümünün önünü açacaktır.”

    “TOPLUMSAL MUHALEFET BARIŞIN TESİS EDİLMESİ İÇİN MÜCADELE ETMELİDİR”

    1 Eylül Dünya Barış Günü’nün sadece savaş karşıtlığını değil, aynı zamanda insan haklarına dayalı bir dünya için mücadele etme sorumluluğunu hatırlatmakta olduğunun altını çizen Yazmacı, “Savaşın ve çatışmaların sona ermesi, her birimizin daha adil bir dünya için çabalamasıyla mümkündür. Barış, sadece savaşın sona ermesi değil, aynı zamanda insan haklarının korunması, yoksulluğun azaltılması, eşitsizliklerin giderilmesi anlamına da gelir. Bugün, geçmiş yıllarda yaşadığımız acı olayların ve hükümet politikalarının yarattığı derin etkileri anlamak ve bu gerçeklerle yüzleşmek zorundayız’” dedi.

    10 EKİM ANKARA KATLİAMI VE SURUÇ KATLİAMI ANILDI

    10 Ekim Ankara Katliamının üzerinden 8 yıldan fazla zaman geçtiğini hatırlatan Yazmacı, “Emek, barış ve demokrasi talebini yok etmeyi amaçlayan bu katliam, amacına ulaşamadı ama arkasında büyük bir acı bıraktı. Emekçiler, barış isteyenler, demokrasi isteyenler, adalet arayanlar hala buradayız. İnsan hakları, emek, barış ve demokrasi savunucuları olarak; katliamda kaybettiklerimizi sevgi ve saygıyla anıyoruz. Ve bir kez daha verdiğimiz sözü yineliyoruz; ‘İnsan hakları, emek, barış ve demokrasi için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz!’

    20 Temmuz 2015 günü, Urfa’nın Suruç ilçesi Amara Kültür Merkezi’nde SGDF’ye üye 300 civarı sosyalist genç bir araya gelmiş, basın açıklaması yaptıkları sırada canlı bomba saldırısına uğradılar. Otuz üç düş yolcusu, yaşamını yitirdi, onlarcası yaralandı. Suruç’ta enternasyonalist dayanışma örneği göstererek Rojava kantonuna yardım etmek ve oradaki çocuklara oyuncak götürmek isteyen sosyalist gençlere yönelik IŞİD tarafından yapılan bu vahşice saldırının insanlığa karşı bir suç olduğu şüphesizdir. Türkiye’nin bu politikası maalesef IŞİD’in insanlık dışı saldırılarına sürekli zemin hazırlamıştır” diye ekledi.

    “SAVAŞ VE ÇATIŞMALARIN SONUCUNDAN EN ÇOK ETKİLENEN KADINLARDIR”

    “Tekçi zihniyetin kullandığı militarist bakış açısı başta LGTİ + lar olmak üzere toplumdaki tüm ötekileştirilenlere yönelik cinsiyetçi ve homofobik saldırılarına hız kesmeden devam etmektedir. Barış, aynı zamanda kadınların güvenliği ve eşit haklara sahip olması anlamına gelmelidir” diyen Yazmacı, şunları ekledi:

    “Savaşın, çatışmaların, sömürünün, yoksulluğun arttığı bu dönemde eril anlayış, hayatın her alanında daha da derinleşerek sürmektedir. Savaş ve çatışmaların sonucundan en çok etkilenen kadınlardır. Savaşları ve çatışmaları durdurabilecek en önemli güç kadınların evrensel barış mücadelesidir. AKP-MHP ittifakı döneminde kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, yaşam biçimine ve kılık kıyafetine müdahale ve tarihsel kazanımlarına yönelik saldırılar son hızla devam etmektedir. AKP-MHP zihniyetine karşı direnen, siyasetçisiyle, sanatçısıyla bütün kadınlar susturulmak istenmektedir. Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere yüzyıllardır elde ettiği kazanımlardan da mücadelesinden de vazgeçmeyecektir.”

    “AKP-MHP İTTİFAKI HER CANLIYA KARŞI SUÇ DÜZENİ OLUŞTURMUŞTUR”

    Açıklamada savaşın, aynı zamanda doğa talanının da önünü açtığını belirten Yazmacı, açıklamayı şu sözlerle bitirdi:

    “AKP-MHP ittifakı insanlığa, doğaya, topluma, her canlıya karşı suç düzeni oluşturmuştur. İktidarın ve destekçisi büyük şirketlerin yağma, talan ve rant politikalarına doğamızı kurban etmeyeceğiz. Şırnak’tan Muğla’ya, Cudi’den Akbelen’e kadar ağacımıza, toprağımıza, suyumuza birlikte sahip çıkacağız, barışımıza, kardeşliğimize onları da dahil edeceğiz.

    Ülkemiz başta olmak üzere tüm dünyada onurlu bir barışın tesis edilmesi için barış mücadelemizde ısrar etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Fadime Sertkaya: Bir anne olarak, savaş bitsin barış gelsin istiyorum-VİDEO

    Fadime Sertkaya: Bir anne olarak, savaş bitsin barış gelsin istiyorum-VİDEO

    PİRHA-Çatışmaya ve zulme karşı olduğunu söyleyen Baba Mansur Ocağı evladı Fadime Sertkaya, “Bir anne olarak istediğim savaş bitsin, kan dökülmesin” dedi.

    İnsanlık tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan 2. Dünya Savaşı nedeniyle milyonlarca insan katledildi, soykırıma uğradı ve yok edildi. Bu acıların bir daha yaşanmaması için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1 Eylül tarihi 1981 yılında Dünya Barış Günü olarak ilan edildi.

    Baba Mansur Ocağı evladı Fadime Sertkaya, 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “KAN DÖKÜLMESİN”

    Her zaman için barış istediğini söyleyen Fadime Sertkaya, “Biz çatışmaya ve zulme karşıyız. Ülkemize barış gelsin, gençlerimiz kurtulsun. Bir anne olarak istediğim savaş bitsin, kan dökülmesin ve herkes birlik beraberlik içerisinde olsun” dedi.

    Cihan BERK/PİRHA