Etiket: 1 eylül dünya barış günü

  • Cumartesi Anneleri: Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız!-VİDEO

    PİRHA – 649. haftada Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen Cumartesi Anneleri, “Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız!” dediler. 

    1 Eylül Dünya Barış Günü ertesinde ve Kurban Bayramı’nın 2. gününde bir araya gelen kayıp yakınları adına konuşan Serpil Taşkaya, “Her sevincin eksik ve buruk yaşandığı mezarsız ölüler coğrafyasında bizi mezarsızlığa değil, bayramsızlığa mahkum ettiler” dedi.

    Cumartesi Anneleri’nin 649. hafta oturumuna kayıp yakınlarının yanı sıra CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve yazar Aslı Erdoğan da katıldı. Kayıpların avukatı ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, meydandaki kayıp yakınlarının bayram kutlayamadıklarını söyledi. Tanrıkulu, “Her gün bir yerlerden ölüm ve kayıp haberleri alıyoruz. Anayasanın olmadığı OHAL’in sürekli olduğu, yargının değil bağımsız, hiç olmadığı bir dönemdeyiz. Kayıplarımızın akıbetini öğrenene kadar bu meydanda adalet arayışımızı sürdüreceğiz” dedi.

    “UN ÇUVALLARINA SARIP GÖMMÜŞLER”

    1996’da katledilen ve cenazesi kaybedilen Ahmet Kaya’nın kızı Emine Kaya Erbek 20 senedir aradığı babasının kemiklerini 25 Ağustos Cuma günü Şırnak Güçlükonak’a bağlı Taşkonak köyündeki toplu mezarda bulmuştu. Akrabalarının da yardımıyla kendi imkanlarıyla kazdıkları mezarda 10 akrabasının un çuvallarına ve battaniyelere sarılmış cesetlerini çıkarıp 3 tabut içerisinde Yatağankaya’ya gömdüklerini söyleyen Erbek, “Hangi kapıya gitsem kimse yardımcı olmadı. Kendi imkanlarımla babamın kemiklerine sahip çıktım. Kendi çabamla babamın mezarını yaptım” dedi.

    “SOKAKTAKİ KÖPEĞİN BİLE YARGIYA İNANCI KALMADI”

    1993’te gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya ise babalarının bulunması için yaptıkları bütün başvuruların sonuçsuz kaldığını belirterek, “Dilekçelerimiz çöpe atıldı. Devlet nezdinde yalan da olsa ‘araştırıyoruz’ denmedi. Sanki biz bu devletin vatandaşı değildik. Biz uzaydan mı geldik anlamadık. Yargı adalet o kadar yozlaşmıştı ki hak arayana cezalar veriliyordu. Bu da bir kirlenmeyi ve kutuplaşmayı beraberinde getirdi. Kimsenin, sokaktaki köpeğin bile yargıya inancı kalmadı. Ektiğini biçti bu devlet. Bizi yedi ama kendisini de sokaktaki insanı da yiyecek. Biz burda tatil amaçlı değil kayıplarımızı aramak için duruyoruz. Tek isteğimiz adalet. Sorumlular yargılansın kemikleri verilsin bizden özür dilensin” diye konuştu.

     “ADALET VARSA 22 YILDIR NEDEN BURADAYIZ”

    1995’te kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız ise şöyle konuştu: “İki cephe var. Biri muhalefet biri ülkeyi yönetiyor. Ülkeyi yönetenler ‘adalet var’ diyor. Ben de soruyorum adalet varsa 22 yıldır neden buradayız. Dün barış günüydü sadece biz dillendirdik barış talebini. Ülkeyi yönetenlerden barış sözü duymadık. Hep savaş konuşuluyor. Savaş kimseye bir şey kazandırmadı, kazandırmayacak. Sırf koltuk sevdası sizi oraya bağlamış aman koltuk gitmesin kim giderse gitsin. Evlatsız bırakılan bir anne olarak evlatlarını kaybeden annelerin acılarını paylaşıyorum.”

    BU BAYRAMA DA ÇİÇEK BIRAKACAĞIMIZ BİR MEZAR DÜŞÜMÜZÜ GERÇEKLEŞTİREMEDEN GİRDİK”

    649. haftanın basın açıklamasını Kayıp Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya okudu. “Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız!” denilen açıklamada “Bugün bayram ve bu bayrama da ‘çiçek bırakacağımız bir mezar’ düşümüzü gerçekleştiremeden girdik. Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız” denildi.

    Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız! başlığı altında yapılan açıklamada “Birleşmiş Milletler 21 Aralık 2010 gün ve 65/209 sayılı kararıyla 2011’den sonra 30 Ağustos’u Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü ilan etti. 649. haftamızda bir kez daha hükümete sesleniyoruz:

    İnsanlığa karşı işlenen bu suçu ortadan kaldırmak için Birleşmiş Milletler’e imzalanacağı taahhüdü verilmesine rağmen bu güne kadar adım atılmayan “Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşme” derhal imzalansın!” denildi.

    “BARIŞ, MEZARSIZ BIRAKILANLARIMIZ İÇİN BİR ARMAĞAN OLACAKTIR”

    Açıklamada 1 Eylül Dünya Barış Gününe de vurgu yapılarak “Zorla kaybedilme pratiği tek bir bölge ile sınırlı olmayan bir insan hakkı ihlalidir. Savaşların, silahlı çatışmaların ve ihtilafların giderek arttığı bir dünyada yaşıyoruz. İşte bu yüzden 1 Eylül Dünya Barış Günü ertesinde tekrar ediyoruz: barış insan onuruna yaraşır bir yaşamın temel unsurudur. Barış hakkı, bireyler açısından da bir insan hakkıdır. Barış, bu meydanda fotoğraflarını taşıdığımız mezarsız bırakılanlarımız için bir armağan olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

    “BAYRAMLAR HUZUR VE SEVİNÇ GÜNLERİ OLMAKTAN ÇIKARILDI”

    Bugün bayram ve bu bayrama da “çiçek bırakacağımız bir mezar” düşümüzü gerçekleştiremeden girdik. Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız, vurgusuyla devam eden açıklama “Çünkü her sevincin eksik ve buruk yaşandığı mezarsız ölüler coğrafyasında bizi mezarsız lığa değil; bayramsızlığa mahkûm ettiler. Bayramları, huzur ve sevinç günleri olmaktan çıkartıp; bize yaşatılan haksızlığa, hukuksuzluğa ve bize yaşatılan derin acılara isyan günlerine çevirdiler.

    Bayram vesilesiyle bir kez daha hatırlatıyoruz: Bizi mezarsız bırakan, evlatlarımızı kaybedenleri cezasızlıkla koruyan politikalar yalnız bizi etkilemekle kalmıyor; Türkiye’nin demokratikleşmesini de engelliyor” denildi.

    “YALANA KARŞI HAKİKATİ KORUMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Bayram vesilesiyle devleti yönetenlere bir kez daha seslenen Cumartesi annelerinin açıklamasında “Adaletin gerçekleştirilmesi; her insana istisnasız ve eşit olarak insan haklarının sağlanması ile mümkündür. Herkes için huzur ve barış, herkes için bayram sevinci yaşanabilmesi için Türkiye’nin önce insan haklarına ve adalete ihtiyacı var. Yurttaşların hak ve özgürlüklerini esas alan adil bir yönetime ihtiyacı var. Bunu gerçekleştirmeden, bunun için çaba harcamadan bayramdan, huzur ve barıştan söz etmek hakikati öldürmektir. Ülkeyi hakikatten koparmaktır. Toplumu yalanlarla yaşatmaktır.

    Biz topluma dayatılan yalana karşı hakikati savunmak için, toplumsal hafızayı bu yalanlara karşı korumak için Galatasaray’dayız. Bu bayramda da dileğimiz toplumsal barışın sağlanması, bu topraklarda yaşayan herkesin hak ve özgürlükleriyle onurlu bir hayat sürmesidir. Bu dileğimizin gerçekleşmesinin tek koşulu insanlık onurumuza saygı gösteren bir yönetim anlayışının egemen olmasıdır. Hak ve özgürlükleri saldırı altında olan bir toplumun bayramı olmaz” denilerek bir kez daha hakikate dikkat çekildi.

    “ÇABAMIZ GERÇEK BAYRAMLARA ULAŞMA ÇABASIDIR” 

    Açıklama “Yönetenlerin toplumun taleplerine karşılık vermediği koşullarda huzur ve güvenden söz edilemez.
    Gerçek sevinçlere ve gerçek bayramlara ulaşabilmemiz için toplumu hak ve özgürlüklerini sahip çıkmaya çağırıyoruz. Devleti yönetenleri baskı ve şiddet uygulamalarına son vererek demokrasinin ve hukukun sınırlarına çekilmeye çağırıyoruz.
    Kayıplarımızı istiyoruz! Faillerin cezalandırılmasını istiyoruz! Barış istiyoruz!” ifadeleriyle son buldu.

    HABER MERKEZİ

  • PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Koluman: Barışa ihtiyaç duyuyoruz, herkes sahip çıkmalı-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Koluman: Barışa ihtiyaç duyuyoruz, herkes sahip çıkmalı-VİDEO

    PİRHA-1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle PİRHA’ya açıklama yapan PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman,”Barışa, adalete ve demokrasiye en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. O nedenle herkesin barışa sahip çıkması gerekiyor” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    1 Eylül Dünya Barış günü vesilesiyle toplumun bir çok kesimi tarafından barış mesajları verilirken PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman da 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “Barışa, adalete ve demokrasiye en çok ihtiyaç duyduğumuzu belirtmek isterim” diyen Koluman şöyle konuştu:

    “Bugün ülkemize baktığımızda hukuk devletinin esamesi okunmamaktadır. Yargı bağımsızlığı, hukuk eşitliği deniliyor ama eşit olduğunu söyleyemeyiz. Bir kanun devletinde olması gereken kanunda herkesin eşit olması gerekir. Ama bırakın zaten kanun devletini anayasa devletini şu an türkiye cumhuriyeti devleti KHK lerle yönetiliyor. Tek kişinin iradesi ile idare ediliyor.”

    Koluman ayrıca, “Tümden iktidara tabi bir yargı, bir ordu ve 81 il valisi vardır. Bunların iktidardan bağımsız olduğunu söyleyebilir misiniz? Dolayısıyla bu süreçte barışın ne kadar önemli olduğu gerçekliğini hepimiz görmekteyiz. Herkesin barışa sahip çıkması gerekiyor” diye belirtti.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • PSAKD ve HBVAKV genel başkanlarından barış ve kardeşlik mesajı – VİDEO

    PSAKD ve HBVAKV genel başkanlarından barış ve kardeşlik mesajı – VİDEO

    PİRHA- 1 Eylül Dünya Barış Gününü vesilesiyle PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ve HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Kaplan ve Baş, Türkiye başta olmak üzere bütün dünyaya barışın ve kardeşliğin hakim olması temennisinde bulundular. 

    HABERİN VİDEOSU

    Bu yılki 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün bayrama denk gelmesi nedeniyle bu güne dahada anlam kazandırıyor. PSAKD ve HBVAKV Genel Başkanları 1 Eylül’e ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundular.

    “İNSANALRIN EŞİT YAŞADIĞI BİR DÜNYA DİLEĞİYLE…”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, “Özelikle coğrafyamızda ve Ortadoğu coğrafyasında yıllardır süren bir savaş var. Son dönmelerde OHAL birlikte ülkemizde sorunların arttığı ve ekonominin kötüye gittiği bir süreci yaşıyoruz. KHK’larla binlerce kişi işlerinden edildi. Ülkemiz başta olmak üzere bütün dünyada insanların eşit bir şekilde yaşadığı, özgürlüklerin ve demokrasinin hakim olması dileğiyle 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü kutluyorum” dedi.

    “BÜTÜN DÜNYADA BARIŞIN HAKİM OLMASINI DİLİYORUM”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş da, “Birleşmiş Milletler bu günü Dünya Barış Günü ilan ederek yeryüzünde savaşların son bulması ve insanların felakete sürüklenmemesi için bu günü ilan etmiştir” dedi.

    Ortadoğu başta olmak üzere bir çok yerde savaşların devam ettiğini, insanların öldüğünü hatırlatan Baş, “Bu yıl ki Dünya Barış Günü’nün bayrama denk gelmesi de bu günü dahada anlamlı kılmıştır. Bu nedenle bütün dünyada barışın hakim olması dileğiyle 1 Eylül Dünya Barış günü kutluyorum” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDK ve HDP’den 1 Eylül mesajı: Miting alanlarında barışın sesini yükseltelim

    HDK ve HDP’den 1 Eylül mesajı: Miting alanlarında barışın sesini yükseltelim

    PİRHA-1 Eylül Dünya Barış Günü’yle ilgili HDP ve HDK yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada barış mücadelesinin ortaklaştırılması çağrısında bulundular. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) yaptığı yazılı açıklamada, bu yıl Kurban Bayramı’nın birinci gününün, 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne denk geldiğini hatırlatarak, “Bu güzel tesadüf son derece anlamlı oldu. Çünkü bayramların da özü barış ve kardeşliğe dayanır. Çünkü bayramlarda düşmanlıkların yerini dostluk, dayanışma ve kucaklaşma alır, acı çekenlerin acısına ortak olunur” dedi.

    HDP: BARIŞ MÜCADELESİ BAŞARIYA ULAŞSIN

    Ancak bu bayramın da adaletsiz ve eşitsizliklerin yaşandığı, demokratik hak ve özgürlüklerin, temel insan haklarının ve hukuk ilkelerinin hükümet tarafından çiğnendiği bir ortamda karşılandığı vurgulanan açıklamada ülkede, bölgede ve tüm dünyadaki katliam ve savaşların, insan hakları ihlallerinin bir an önce son bulması dileklerinde bulundu. HDP, “Demokrasi, eşitlik, özgürlük, adalet ve barış mücadelesinin başarıya ulaşması hedefi ve özlemiyle halklarımızın, Ortadoğu halklarının ve tüm İslam aleminin Kurban Bayramını en içten duygularımızla kutluyoruz” ifadelerine yer verdi.

    HDK: SAVAŞ SÜRSÜN DİYE SOFRAMIZDAKİ EKMEK AZALMAKTADIR

    Halkların Demokratik Kongresi de, yaptığı yazılı açıklamada, “Bu yıl da 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü, Ortadoğu’da şiddetlenen çatışma ve katliamların, Türkiye’de yeniden kışkırtılan çatışma ortamında yaşanan ölümlerin, baskı, şiddet ve fiili sıkıyönetim, OHAL uygulamalarının yaşandığı bir dönemde kutlayacağız” dedi.

    İktidarın 20 Temmuz 2016 tarihinden sonra içte ve dışta savaşı ve şiddeti tırmandırdığını söyleyen HDK, şöyle devam etti.

    “Savaş politikalarına son verilmesi, barış isteği talebi ‘terörizm’le eş değer görülerek bastırılmaya çalışılıyor. Saray iktidarı, Ortadoğu’da sürdürdüğü savaşı içeriye taşıma politikası izliyor. Savaşın bedelini halklarımız ödemektedir. Silahlanmaya, gizli ve örtülü ödeneklere ayrılan pay artmaktadır. Eğitimden, sağlığa, benzinden mazota yapılan zamlarla yoksullaşmaktadır. Daha fazla silahlanmak, daha çok militarist personel beslemek için vergi soygunları devam etmektedir. Savaş sürsün diye soframızdaki ekmek azalmaktadır. Ücretlerimiz düşmekte, grev ve sendikalaşma haklarımız savaş bahanesiyle gasp edilmektedir. Savaş, olağanüstü hal uygulamalarının süreklileşmesi ve olağanlaşmasıdır.”

    Savaşa karşı barış, adalet ve özgürlük için birleşme çağrısı yapan HDK, “Halklarımızı 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde faşizme ve savaşa karşı sokaklarda, meydanlarda, miting alanlarında barışın sesini yükseltmeye çağırıyoruz” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul Emek Demokrasi Koordinasyonu 10 Eylül Barış mitingine katılım çağrısı yaptı-VİDEO

    İstanbul Emek Demokrasi Koordinasyonu 10 Eylül Barış mitingine katılım çağrısı yaptı-VİDEO

    PİRHA -İstanbul Emek ve Demokrasi Koordinasyonu Dünya Barış Günü’nü Bakırköy’de kutlayacak. Koordinasyon 1 Eylül Dünya Barış Günü için yaptığı basın açıklamasında 10 Eylül’de Bakırköy’de yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı. 

    Haberin Videosu

    İstanbul Emek Demokrasi Koordinasyonu 1 Eylül Dünya Barış Günü ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Toplantıda 10 Eylül’de saat 15:00’te İstanbul/Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda yapılacak barış mitingine katılım çağrısı yaptı.

    10 EYLÜL BARIŞ MİTİNGİNE ÇAĞRI

    İHD’de düzenlenen basın toplantısında önce kısa konuşmalar yapıldı. İlk olarak konuşan EHP İl Başkanı Özge Akman, bu süreçte herkesin bir araya gelmesinin önemine vurgu yaparak 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü kutlamaktan çok barışı inşa etmek için çabaladıklarını, halkların kardeşliğini savunmak için 10 Eylül barış mitinginde olmanın önemli olduğunu söyledi.

    Halkevleri adına konuşan İstanbul Halkevi Başkanı Cihan Uyanık, iktidarların katliamları iktidarlarını sürdürme aracı olarak kullandıklarını ifade ederek barışı istemek için faşizme ve savaşa karşı mücadele etmek gerektiğini belirtti. Cihat kavramının ders kitaplarına konulmasını eleştiren Uyanık, eğitimin dinselleştirilmesine karşı mücadele etmek için 10 Eylül’de yapılacak Barış Mitingi’nin önemli olduğunu vurguladı.

    Uyanık’ın ardından konuşan EMEP İstanbul İl Yöneticisi Sinan Ceviz de, çocukların, gençlerin ve kadınların öldürüldüğü bir dönemde barışın yüksek perdeden haykırılması gerektiğinin altını çizerek, tüm işçi ve emekçileri barış mitingine katılmaya çağırdı.

    HDP İstanbul İl Örgütü Örgütlenme Eş Sözcüsü Xunav Altun, her zamankinden daha fazla mücadele edilmesi gereken bir dönemde olunduğuna dikkat çekerek “10 Eylül’de tüm halklarımızı alanlara çağırıyoruz” dedi.

    “EZİLENLER SAVAŞ TEHDİDİ ALTINDA YAŞAMAK ZORUNDA BIRAKILIYOR” 

    Basın metninin tüm kurumlar adına Eğitim-Sen İstanbul 7 Nolu Şube Başkanı ve KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Özlem Tolu okudu.

    Tolu, savaşın insanlığa olan faturasının ölüm, sürgün, acı ve gözyaşı olduğunu söyledi. 1939’da Hitler’in Polonya’yı işgal ettiği gün olan 1 Eylül’ün ezilenler tarafından Dünya Barış Günü ilan edildiğini kaydetti. Ezilenlerin bugün de yeryüzünün değişik yerlerinde savaş ya da savaş tehdidi altında yaşamak zorunda bırakıldıklarını söyleyen Tolu, “Petrolü, doğal gaz ve madenleri, nüfuz alanlarını ele geçirmek veya halkların özgürlük çığlığını boğmak için devletler silah fabrikalarını tam kapasite çalıştırıyor; o silahları ateşliyor, her yere üsler kuruyor, kendileri adına savaşacak çetelere milyon dolarları akıtıp sırtlarını sıvazlıyorlar” ifadelerini kullandı.

    “SAVAŞ SADECE KOMŞUMUZ DEĞİL”

    Ortadoğu’nun durumuna dikkat çeken Tolu “Savaş bizim sadece komşumuz değil. Halkın buyuk bir kesiminin ‘bitsin’ istediği bir savaş, müzakere masaları devrilerek alevlendirildi. Bunun bedeli de yüzlerce insanın ölümü, seçilmiş milletvekillerinin ve siyasetçilerin tutuklanması, Kürt illerinde halkın iradesiyle seçilmiş belediye eş başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyım atanması oldu” dedi.

    “İKTİDAR SAVAŞ ZEMİNİNİ İYİ KULLANDI”

    Ülkenin bir yerinde savaş sürerken diğer bölgelerde yaşayanların barış içinde yaşamasının mümkün olmadığını belirten Tolu, savaşın bir ülkede itaatkar yurttaşlar yaratmak için elverişli zemini hazırladığını, iktidarın da bu zemini iyi kullandığını vurguladı. İktidarın içeride ve dışarıda savaş politikalarını sürdürmeye devam ettiğini ifade eden Tolu şunları belirtti:

    “Bir diktatörlük tesis edilirken savaş ve çatışmadan güç almayan, iç ve dış düşmanlarını çoğaltmayan hiçbir rejim yoktur. Devletin, ortadaki pastayı paylaşamayan kesimlerinin çatışmasından çıkan toz duman arasında inşa edilen tek adam-tek parti rejimi de kendisine bu düşmanlardan bol miktarda yaratmıştır. 15 Temmuz darbe girişimini bir lütuf olarak gören hükümet, hemen ilan ettiği OHAL sayesinde kurtulmak istediği her kesimi terör etiketi yapıştırarak düşman ilan etmiş ve bunları etkisizleştirmek için her yolu denemektedir. Kalıcılaştırılmaya çalışılan OHAL; hukukun bertaraf edilmesi, ülkenin kaderinin bir tek kişinin ağzından çıkacak söze bağlı kalması, her türlü itirazın baskıyla sindirilmesi demek.”

    “ÇOCUKLARIMIZI BU SUNAĞA KURBAN ETMEYECEĞİZ”

    “Düşmanlaştırma politikalarına, icat edilen düşmanlar sayesinde şovenizmin kışkırtılmasına sessiz kalmayacağız” diyen Tolu, “Ana okullarından başlayarak savaş oyunlarında şehit olmaya veya şehidin arkasından gözyaşı dökmeye alıştırılan çocuklarımızı böyle bir sunağa kurban etmeyeceğiz; onların kindar bir nesil haline gelmesine izin vermeyeceğiz. Düşmanlarla çevrili bir ülkede değil, içeride ve dışarıda barış ve huzur içinde yaşamak, özgür bir ülke inşa etmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Sokaklarında TANK/TOMA sesleri değil, çocuk çığlıklarının yükseldiği bir ülkede yaşamak için, barış mücadelesini daha da yükselteceğiz. Bu ülkenin emekçileri, halkları, kadınları ve gençleri olarak hiçbir faturayı can pahasına ödemeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)