Etiket: 2023

  • Dersim’de şiddet raporu: Mağdurları kadın ve çocukların olduğu 119 dava açıldı

    Dersim’de şiddet raporu: Mağdurları kadın ve çocukların olduğu 119 dava açıldı

    Dersim Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu 2023 yılı şiddet raporuna göre bir yılda mağdurları kadın ve çocukların olduğu 119 adet dava dosyası açıldı.

    Dersim Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu, 2023 yılı şiddet raporunu yayımladı. Dersim merkezi ve 5 ilçesinde 2023 yılı içerisinde ceza mahkemelerine yansıyan davalara ilişkin verilerin paylaşıldığı rapora göre, Dersim’de bir yılda 119 dava dosyası açıldı.

    “MÜCADELEDEN GERİ DURMAYACAĞIZ”

    Raporda, “İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının devamında Anayasa ve Medeni Kanun da kadınları ve çocukları şiddetten koruyacak, eşitliği sağlayacak kazanılmış hakların geriletilmesine ilişkin tartışmalar sürerken, bu veriler nüfus yoğunluğunun düşük olduğu ilimizde bile şiddet vakalarının çokluğu göz önüne alındığında vahamet göstermektedir. Bu vesileyle kadınları ve çocukların şiddetten koruyacak yasal düzenlemelerin artırılmasının ve mevcut mevzuatın titizlikle uygulanmasının gerekliliğine dikkat çekiyoruz. Kazanılmış yasal hakların geriletilmemesi için gerekli mücadelen geri durmayacağımızı kamuoyunun bilgisine sunuyoruz” ifadelerine yer verildi.

    HAKARET VE TEHDİT SUÇUNDAN 106 DOSYA

    İl genelinde 2023 yılı içerisinde hakaret suçu kapsamında 56 dava dosyasının açıldığı ifade edilen raporda, “Dava dosyalarının 2 tanesi Nazımiye’de, 5 tanesi Mazgirt’te, 36 tanesi Merkez’de, 4 tanesi Pülümür’de, 9 tanesi Hozat’ta açılmıştır. Mağdurların tümünün cinsiyeti kadındır. 2023 yılı içerisinde il genelinde tehdit suçu kapsamında 50 adet dava dosyası açılmıştır. Dava dosyalarının 3 tanesi Nazımiye’de, 8 tanesi Mazgirt’te, 34 tanesi Merkez’de, 5 tanesi Hozat’ta açılmıştır. 50 adet tehdit dosyasında 54 mağdur kadın taraf olmuştur” denildi.

    YARALAMA DAVALARININ HEPSİNDE MAĞDUR KADIN

    Yaralama suçu kapsamında 2023 yılı içerisinde 38 dava dosyasının açıldığı aktarılan raporda, “Dava dosyalarının 10 tanesi Nazımiye’de, 13 tanesi Mazgirt’te, 5 tanesi Merkez’de,1 tanesi Pülümür’de, 6 tanesi Hozat’ta, 3 tanesi Pertek’te açılmıştır. Mağdurların tümünün cinsiyeti kadındır. 2023 yılı içerisinde müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanma, çocukların kullanıldığı müstehcen yayınları ülkeye sokmak, çoğaltmak, satmak, çocuk, hayvan, ölmüş insan bedeniyle ilgili müstehcen yayınları yaymak suçlarından toplam 9 adet dava dosyası açılmıştır. Dava dosyalarının 8 tanesi Merkez’de, 1 tanesi Hozat’ta açılmıştır. 9 adet dosyanın mağdurlarından 4 tanesi kadın 5 tanesi çocuktur” bilgisi yer aldı.

    TACİZ VE İSTİSMAR SUÇUNDAN AÇILAN DAVALAR

    Raporun devamında şu ifadeler yer aldı: “2023 yılı içerisinde il genelinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamında 4 adet dava dosyası açılmıştır. Dava dosyalarının tümü Merkez’de açılırken mağdurların da tümü kadındır. 2023 yılı içerisinde il genelinde cinsel taciz suçu kapsamında 4 adet dava dosyası açılmıştır. Dava dosyalarının 2 tanesi Merkez’de, 2 tanesi Hozat’ta açılmıştır. Mağdurların tümünün cinsiyeti kadındır. 2023 yılı içerisinde il genelinde Nitelikli cinsel istismar, 12 yaşından küçük çocukların cinsel istismarı ve sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı da dahil olmak üzere, çocuğun cinsel istismarı suçundan toplam 13 dava dosyası açılmıştır. Dava dosyalarının tümü Merkez’de açılmıştır. Mağdurların 3’ü erkek çocuğu ve 10’u kız çocuğudur.”

    119 DOSYA KARARI ÇIKTI

    Söz konusu davalarda mağdurların en büyüğünün 76 en küçüğünün 9 yaşında olduğu ifade edilen raporda, “Sanıkların en büyüğü 70 yaşındayken en küçüğü 15 yaşındadır. Sanıkların eğitim durumu ilkokul mezunundan lisans mezununa varan bir yelpazede değişkenlik göstermektedir. Mağdurların eğitim durumu ilkokul mezunundan yüksek lisans mezununa varan bir yelpazede değişkenlik göstermektedir. Hakaret, tehdit ve yaralama suçu mağdurları ağırlıklı olarak ev hanımı; cinsel istismar mağdurları ise öğrencidir. Tüm dosyaların 119’u karara çıkmışken 55’i ise derdesttir” diye kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Ankara’dan yeni yıl mesajı: Her şeye rağmen umudumuzu büyüterek yeni yıla hazırlanacağız-VİDEO

    Ankara’dan yeni yıl mesajı: Her şeye rağmen umudumuzu büyüterek yeni yıla hazırlanacağız-VİDEO

    PİRHA- 2023 yılını geride bıraktığımız günlerde, Ankara’dan yeni yıl dilekleri gelmeye devam ediyor. Mesajlarda, Aleviler dönük katliamların son bulması, hayat pahallığının son bulması gibi temenniler yer alırken, tüm bu umutsuzluklara rağmen mücadelenin süreceği vurgulandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi Başkanı Fadime Türkyılmaz, DİSK eski Ankara Bölge Yöneticisi Muharrem Aslan ve CHP’den Selma Kurtul yeni yıla ilişkin mesajlarını PİRHA’ya paylaştı.

    “NOEL AĞACI SÜSLEMEK YASAKLANIRKEN, KIZ ÇOCUKLARI SÜSLENİP MOLLALARIN KOYNUNA SOKULUYOR”

    PSAKD Mamak Şubesi Başkanı Fadime Türkyılmaz, yeni yılda mücadele etmeye devam edeceklerini belirterek, “Yeryüzünde eşit yurttaşlığın olduğu, barışın olduğu bir ülke dilerken şöyle bir reel yaşamımıza baktığımızda ise Noel ağacının süslenmesinin yasak olduğu, ama on iki yaşında kız çocuklarımızı süslenerek gerdeğe, yetmiş yaşındaki kendi mollalarının koynuna sokulduğu bir anlayışın uygun görüldüğü bir ülkede yaşamak gerçekten zor geliyor artık. Ama her şeye rağmen, her şeye inat bizim ne gülüşlerimizi ne de mücadelemizi durduracağız. Ve önümüzdeki yılın derilerimizin yüzülmediği, katliamların olmadığı, Çorumların, Maraşların yaşanmadığı, Dersimlerin yaşanmadığı, Gezilerin, Roboskilerin, Gazilerin yaşanmadığı bir yıl olmasını istiyorum. Çünkü biz Aleviler anma yapmaktan kafamızı kaldıramaz hale gelmiş durumdayız. Ama her şeye inat biz yasta değil, isyandayız diyoruz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz diyoruz. Örgütlenmeye, mücadele etmeye, başımızdaki ceberutlardan kurtulmaya devam edeceğiz” dedi.

    “TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER MÜCADELESİNİN SESİNİ YÜKSELTECEĞİZ”

    DİSK eski Ankar Bölge Yöneticisi Muharrem Aslan ise, şunları ifade etti:

    “Geçirdiğimiz yıl ülkemiz açısından, emekçiler açısından, yoksullar açısından, öğrenciler açısından ve tüm halk katmanları açısından çok iç açıcı geçmedi. Ülkemizin içinden geçtiği hem siyasal hem de ekonomik olumsuzluklar, toplumumuzun bütün katmanlarını çok ciddi anlamda etkilemektedir. Yoksulluk, sefalet, zulüm, hayat pahalılığı, gazetecilerin tutuklanması, demokrasi değerlerimizin ortadan kaldırılması, fabrikalarımızın satılması, bugüne kadar cumhuriyet değerlerimizin tamamına saldırılar, gerici yobaz bir eğitimin dayatılması yani bu yılı ülkemiz açısından ve ülkemizdeki sosyal katmanların temel insan hak ve özgürlükleri açısından çok iyi geçirdiğini söylemeyiz. Ama her şeye rağmen umudumuzu büyüterek yeni yıla hazırlanacağız ve yeni yılda da ülkemizin, önce insani ve toplumsal olarak yeniden ayağa kaldırılması için sahada, alanda bütün toplumsal katmanlarla birlikte temel insan hak ve özgürlükler mücadelesinin sesini yükselterek yaşamımıza devam edeceğiz. Yeni yılın tüm dünyaya ülkemize ve tüm dünya emekçi halklarına barış, demokrasi, insan hakları getirmesini diliyor, temenni ediyorum.”

    CHP’li Selma Kurtul da yeni yılla ilgili şu mesajı verdi:

    “Mücadelenin tam içindeyim, bu bağlamda Mamak’ta kadınların sesi olma adına, ayrıştırmadan, sosyal belediyeciliğin işleyeceği, kadın haklarının, örgütlü mücadelenin tam verileceği, değerlerimize sahip çıkılacağı bir yaşam istiyorum. Barış ve özgürlüğün hakim olduğu, sosyal demokrasinin tam işlediği bir belediyecilik anlayışı istiyorum”

    PİRHA/ANKARA

  • 2023 yılı Türkiye ve Dünya için savaşın, yoksullaşmanın yılı oldu

    2023 yılı Türkiye ve Dünya için savaşın, yoksullaşmanın yılı oldu

    PİRHA- 2023 yılı Türkiye Orta Doğu ve dünyada savaşların, yoksulluğun ve göçün gölgesinde geçti.

    2023 yılı Türkiye, Orta Doğu ve dünyada savaşların, yoksulluğun ve göçün gölgesinde geçti. Türkiye Cumhuriyeti 100’üncü yılını geride bırakırken, temel sorunları ikinci yüzyıla taşındı. Aleviler, Kürtler ‘Demokratik Cumhuriyet’e dair mücadelesini 2024’e taşırken, yurttaşlar, ekonomik krizin derinleştiği ülked eher geçen gün daha da fakirleşti.

    CUMHURİYETİN 100. YILI VE DEĞİŞMEYENLER…

    24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile Türkiye-Suriye sınırı, Ankara Antlaşması’nda çizilen sınırlar olarak kabul edildi. Lozan’ın ardından 23 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. Türkiye, geride kalan 100 yılda “tek dil, tek din, tek kimlik” ile yönetildi.

    Özelde Aleviler için ise koca bir yüzyıl inkar, katliam ve asimilasyon politikalarına maruz kalarak geçerken, toplumsal talepleri sürekli kriminalize edilmek istendi.

    Alevi köylerine cami yapılmaya, çocuklarına zorunlu din dersi verilmeye devam edildi. Alevi sözcüğünün yasaklı olduğu 80 yıl boyunca Alevi toplumu, kendi varlığını korumak için yoğun bir çaba harcadı.

    Aleviler, ikinci yüzyıla eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. Dergahları, ziyaretgahları, kutsal mekanları işgal altında olan Alevi toplumu, son olarak Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle dağıtılmak istendi.

    6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE ONBİNLERCE İNSAN YAŞAMINI YİTİRDİ

    6 Şubat sabaha karşı Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde 9 saat arayla 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde iki korkunç deprem meydana geldi.

    Deprem, Adıyaman, Diyarbakır, Antep, Hatay, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Urfa olmak üzere 10 kenti etkiledi. 13,5 milyon insanın yaşadığı Macaristan topraklarından daha büyük bir alanı etkileyen depremde yüzbinler evsiz kaldı.

    6 Şubat depremlerinden 10 şehir etkilendi. Ancak yıkımların büyük kısmı Maraş, Malatya, Adıyaman ve Hatay’da yaşandı. Deprem bölgelerine kurtarma çalışmaları geç gittiği için onbinlerce insan eksi derecedeki soğuklarda enkaz altında donarak can verdi. Yıkılan binaların altında yardım isteyen insan çığlıkları bir ülkenin tarihine kara leke olarak geçti.

    Oldukça geniş bir coğrafyayı etkileyen depremlerde resmi açıklamalara göre 50 bin 783 kişinin hayatını kaybettiği, 107.204 kişinin ise yaralı olduğu belirtildi. Fakat rakamların şeffaf olayarak paylaşılmadığı, can kayıplarının yüzbinlerce olduğu yorumları da yapıldı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan felaketler sonrasında yaptığı, herşeyi kadere havale etme açıklamalarını bu depremde de sürdürdü.

    Bartın’ın Amasra ilçesindeki maden faciası için söylediği “kader planı” ifadesini bu kez Maraş depreminde tekrar etti. Maraş’ta ailesini, komşularını, evini kaybeden depremzedeleri ziyaret eden Erdoğan, “Bunlar kader planının içerisinde olan şeyler” dedi. Bu açıklaması büyük tepki çekti.

    Kurtarma çalışmalarında organize olamayan iktidar, yardım çalışmalarında da benzer politikalar izledi. Çoğu bölgeye 3-4 gün sonra ulaşan devlet görevlileri, bölgeye yardım götürmek isteyen siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve Alevi örgütlerini engellemeye çalıştı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum AFAD harici koordinasyona müsaade edilmeyeceğini açıkladı.

    Pazarcık’ta HDP ve yöre dernekleri tarafından bir dayanışma alanına dönüştürülen Hasankoca Cemevi’ne kayyum atandı.

    Yine deprem kentlerinde yardımların organizesi sırasında özellikle Alevi mahallelerine ayrımcılık yapıldığı da gündeme geldi. Birçok Alevi köyü ve mahallesine yardımlar gitmedi.

    Maraş merkezli meydana gelen depremlerin ardından kayıp çocuklar da gündeme gelmişti. Depremde refakatsiz kalan çocukların bazılarının tarikatlarin ellerine düştüğü, tarikatlere bağlı Kur‘an kurslarına götürüldüğü ortaya çıktı. Depremin ardından deprem bölgelerinden büyük bir göç yaşandı. Özellikle Alevilerin yaşadığı bölgelerin bilinçli olarak boşaltıldığı belirtildi.

    Gönüllüler topraklarının yeniden inşası için çağrılar yaptı. Maraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin ardından sorunlar çözülmedi. Ağır yıkım yaşanan 11 ilde depremzedelerin barınma, beslenme, sağlık gibi temel ihtiyaçları hala karşılanmış değil. Depremzedelerin çadır ve konteynerleri her sağanağın ardından sular altında kalıyor, ısınma sorunu da hala çözülemeyen sorunlar arasında yer alıyor.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mart ayında verdiği “650 bin yeni konut yaparak depremzedelere teslim edeceğiz” sözlerine karşın herhangi bir adım atılmadı.

    Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yasallaşması da tepkileri artırdı.

    Kanuna göre; her yer rezerv yapı alanı ilan edilebilecek. Dönüşüm kapsamında borcunu ödeyemeyenler mülkiyet hakkını kaybedecek.

    Evlerine kavuşmak için adeta gün sayan yurttaşlar, bu kanun ve kararnameyle şimdi de ‘rezerv alan’ denilerek rant uğruna mülkiyet hakkı kaybı yaşama riskiyle de karşı karşıya.

    Diğer taraftan kentlerin inşası için iktidara yakın şirketlerle imzalanan protokoller de gündeme geldi. Deprem bölgelerinin inşası iktidar yanlılarına teslim edildi.

    Yine deprem alanlarında enkazlar, tüm uyarılara rağmen kontrolsüzce tarım ve yaşam alanlarına döküldü ve  oluşan absest ciddi sağlık sorunlarına neden oldu. Maraş depremlerinden etkilenen illerde sorunlar altı aydır çözülmeyi beklerken Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve bağlı il müdürlükleri, bölgenin doğasını tehdit eden maden şirketleri için onay vermeye devam ediyor.

    Bakanlık depremden bu yana bölgede toplamda 350 projeyi onayladı. Ormanları, meraları ve binlerce insanın geçimini sağladığı tarım alanlarını tehdit eden 112 maden projesine ÇED onayı verildi.

    14-28 MAYIS SEÇİMLERİ

    14 ve 28 Mayıs’ta gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri cumhuriyet tarihinin en önemli seçimlerinden biri oldu.

    Seçimlere giderken AKP-MHP iktidarının cumhurbaşkanı adayı Recep Tayip Erdoğan iken, 6’lı masa olarak seçimlere giren bloğun aday belirleme süreci tartışmalı ve uzun sürdü.

    6’lı masada Cumhurbaşkanı adayı krizi İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in masadan kalkmasıyla derinleşirken, sancılı bir sürecin ardından 14 Mayıs seçimlerinde 6’lı masanın adayı Kemal Kılıçdaroğlu oldu.

    Aday göstermeyen ve destek açıklamaları yapmaktan kaçınan HDP ise isim vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediklerini açıkladı.

    14 Mayıs’ta sonuçlanmayan Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldı. 28 mayıs’ta yapılan ikinci turda ise seçimleri AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kazandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan her zamanki gibi Beştepe’de yaptığı balkon konuşmasında nefret dili kullanmaya devam etti, Selahattin Demirtaş’ı hedef aldı.

    Seçimlerin ardından Kılıçdaroğlu ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile imzalanan protokol tartışma konusu oldu. Özdağ, Kılıçdaroğlu ile ikinci tur öncesi yaptığı gizli protokolün belgelerini paylaştı. “Hükümetin Oluşturulması ve Görev Bölümü” başlıklı kısımda; İçişleri Bakanlığı ve iki bakanlığın daha Zafer Partisi’ne verilmesi, güvenlik, adalet ve ekonomi bürokrasisi öncelikli olmak üzere bazı bakan yardımcılıklarının Zafer Partisi’ne tahsis edilmesi konusunda anlaşıldığı görüldü.

    Parlamento seçimlerinde ise Yeşil Sol Parti Alevi kimliğini temsilen adaylara yer verdi. Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge’den milletvekili adayı olan Celal Fırat meclise girmeyi başardı. Dersim’de ise Ayten Kordu seçildi. 25 ve 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili olan Ali Kenanoğlu ise Yeşil Sol Parti’den Adıyaman’da seçimlere girdi ancak seçilmedi. Yeşil Sol Parti İstanbul 1. Bölge Milletvekili adayı Turgut Öker de meclise giremeyen bir başka isim oldu.

    PSAKD Eski Genel Başkanı Gani Kaplan da Yeşil Sol Parti listesinde Sivas’tan aday gösterilmişti. Kaplan da Meclis’e giremedi.

    CUMARTESİ ANNELERİ’NİN EYLEMİNE POLİS MÜDAHALE ETTİ, ANNELER DİRENDİ

    Türkiye’nin en uzun süredir devam eden sivil itaatsizlik eylemi olarak kabul edilen ve 27 Mayıs 1995’ten beri cumartesi günleri Galatasaray Meydanı’nda düzenlenen Cumartesi Anneleri eylemine yönelik yasaklamalar bu yıl da devam etti.

    Cumartesi Anneleri’nin, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen Galatasaray Meydanı’na çıkışına polis yine haftalarca izin vermedi. Birçok eylemde ters kelepçe ile gözaltılar yaşandı.

    Cumartesi Anneleri‘nin direnişi sonuç verdi. 8 Nisan’dan itibaren 30 hafta boyunca gözaltına alınan ve meydana karanfil bırakmaları engellenen Cumartesi Anneleri/ İnsanları eylemlerinin 972. haftasında abluka altında tutulmaya devam edilen Galatasaray Meydanı’na karanfillerini bıraktı. Eylem yalnızca 10 kişinin katılmasına izin verilirken, Cumartesi Anneleri adına konuşma yapan İkbal Eren, “Kayıplarımızı aramaktan, kaybedenlerin yargılanmasını talep etmekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    CAN ATALAY KARARI

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı Davası’nda, Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ile Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater Utku’ya verilen 18’er yıl hapis cezalarını onadı.

    Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ayşe Mücella Yapıcı hakkında verilen 18’er yıl hapis cezaları ise Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından bozuldu.

    Dairenin kararında, bu sanıkların eylemlerinin, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” kapsamında olmadığına işaret edildi. Daire, mahkumiyet hükümlerini bozduğu sanıklar Yapıcı ile Altınay’ın adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesini kararlaştırdı. Bunun yanında Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Can Atalay’a “hak ihlali” kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunarak yargıda bir skandala imza attı.

    AYM’nin “hak ihlali” kararını görüşen yargıtay, kararın uyulmamasına hükmetti. Yargıtay , Atalay’ın milletvekilliğinin de düşürülmesi için Meclis’e bildirimde bulundu.

    Yargıtay, Atalay hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanması ile hükümlü sıfatını kazandığını, anayasaya göre milletvekilliğinin düşmesi sebeplerinden biri olarak, “kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinin” düzenlenmiş olduğunu, Anayasa’nın 76. maddesinde sayılan milletvekilliği ile bağdaşmayan suçlardan kurulan mahkumiyet hükmünün milletvekilliğini düşüreceğini belirtti. Yargıtay, ayrıca AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Bu karar hukukçular tarafından “yargı darbesi” olarak değerlendirildi. AYM başvuru üzerine tekrardan hak ihlali kararı verirken, yerel mahkeme AYM’nin kararını tekrardan Yargıtay’a yolladı.

    Yerel mahkemenin kararına karşı başta İstanbul olmak üzere birçok kentte oturma eylemi başlatıldı.

    TTB’YE KAYYUM ATANMASINA KARAR VERİLDİ

    Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması talebiyle açılan davanın 7’nci duruşması 30 Kasım’da Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, TTB’nin Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ile Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına karar verdi. Buna göre mahkeme, yeni merkez konseyi seçimlerini tamamlamak üzere beş kişilik bir heyet görevlendirdi.

    Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin TTB Yönetim Kurulu’nu görevden alma kararı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kayyum kararlarıyla özdeştirildi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yıllardır TTB yöneticilerini hedef gösteriyordu.

    TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, kimyasal silahların çatışmalarda kullanıldığına dair uzman görüşlerini ve gözlemlerini aktarınca iktidar medyası tarafından hedef alınmış, Ankara Başsavcılığı da Fincancı hakkında soruşturma başlatmıştı.

    CHP KONGRESİNDE ‘DEĞİŞİM’ ÇIKTI, ÖZEL CHP GENEL BAŞKANI OLDU

    Seçimlerin ardından değişim sloganları ile yapılan CHP 38. Olağan Kurultayı’nda genel başkanlık seçimini Özgür Özel kazandı. Böylece CHP’de 13 yıllık Kemal Kılıçdaroğlu dönemi sonra erdi.

    Kılıçdaroğlu’nun kurultayda yaptığı, “Sırtımdaki hançerlerle seçime girmek zorunda kaldım. Beni asıl üzen, sırtımdaki yük değildi, sırtımdaki hançerlerdi” sözleri büyük tartışma yarattı.

    Kurultay‘ın ilk tur oylamasında Özel 682 oy, Kılıçdaroğlu ise 664 oy aldı. Çekilir mi, çekilmez mi tartışmaları sürerken, Kılıçdaroğlu ikinci tura da katıldı.

    Kılıçdaroğlu oy kullandıktan hemen sonra kurultay salonundan ayrılarak CHP Genel Merkezi’ne geçti. Oylamanın sonucuna göre Özel, delegelerden 812 oy alırken, Kılıçdaroğlu ise 536 oy aldı. Böylece Özgür Özel CHP’nin 8. Genel Başkanı oldu.

    HEDEP YARGITAY’A TAKILDI, DEM OLDU

    İktidar tarafından hedef alınan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılmasına yönelik Anayasa Mahkemesi’ndeki davası sürüyor.

    Anayasa Mahkemesi, HDP’nin “kapatma davasının seçim sonrasına bırakılması” başvurusunu reddetmiş, HDP ise 14 mayıs seçimlerini riske atmamak için seçimlere Yeşil Sol Parti ile girme kararı almıştı.

    Seçimlerin ardından Yeşil Sol Parti kısa adı HEDEP olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi olarak yoluna devam etti. “Özgürlük için yeniden” sloganıyla düzenlenen 4. Olağan Kongre’de eş genel başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları oldu.

    HEDEP ismi 13 Mart 2003 tarihinde AYM tarafından kapatılan HADEP’e benzerliği nedeniyle Yargıtay tarafından değiştirilmesi yönünde tebliğde bulunulan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, kısa adını DEM Parti olarak değiştirdi.

    VARTİNİS KATLİAMI ZAMAN AŞIMINA UĞRATILDI

    Muş’un Korkut ilçesine bağlı Vartinis beldesinde 3 Ekim 1993 tarihinde aynı aileden 9 kişinin evleri ateşe verilerek katledilmesiyle ilgili dava zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü.

    Vartinis kırsalında 2 Ekim 1993’te yaşanan çatışmada bir astsubay yaşamını yitirmişti. Çatışmadan sonra astsubayın cenazesini almaya gelen askerler, Vartinis’ten geçerken havaya ateş açmış ve, “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” diyerek bölgeden ayrılmıştı. Olaydan bir gün sonra, 3 Ekim’de beldeye gelen askerler “örgüte yardım ettikleri” iddiasıyla köyü ateşe vermişti.

    Evlerinin ateşe verilmesi sonucu Nasır ve Eşref Öğüt çifti, en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz 3 yaşında olan 7 çocukları ile birlikte can vermişti. Evden sağ kurtulan tek kişi olan Aysel Öğüt ise daha sonra olaya ilişkin suç duyurunda bulunmuştu.

    HİRANUR VAKFI DAVASI

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G. babasının kendisini altı yaşındayken, o dönem 29 yaşında olan Kadir İstekli ile imam nikahıyla ‘evlendirdiğini’ ve çocukluğu boyunca cinsel istismara uğradığını anlatarak şikâyetçi olması üzerine skandal ortaya çıktı.

    İddianame 30 Ekim 2022’de İstanbul Anadolu Başsavcılığı tarafından tamamlandı. İddianamede H.K.G.’nin ifadeleri de yer aldı. H.K.G. imam nikahı kıyıldıktan bir gün sonra, Kadir İstekli’nin cinsel istismarına maruz kaldığını anlatarak 13 yaşındayken nişan, 14 yaşına geldiğinde ise düğün yapıldığını ve düğünden sonra Kadir İstekli ile aynı evde yaşamak zorunda kaldığını belirtti. İddianamede Kadir İstekli, tarikat lideri baba Yusuf Ziya Gümüşel ile anne Fatma Gümüşel’in zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediklerini belirtildi.

    Davanın görülen ilk duruşmasında mahkeme heyeti, gizlilik kararı alarak yayın yasağı getirdi. Davanın 7’nci duruşmasında mahkeme heyeti, “zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan Kadir İstekli’ye 30 yıl, Yusuf Ziya Gümüşel’e 20 yıl, Fatıma Gümüşel’e ise 16 yıl 8 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, tutuklama kararıyla birlikte tutuksuz yargılanan Fatıma Gümüşel hakkında yakalama kararı çıkardı.

    İSRAİL-FİLİSTİN SAVAŞI

    2023 yılına, ulus devlet sisteminin yarattığı bir kriz olan İsrail-Filistin arasındaki savaş hali damga vurdu. “İslami Direniş Hareketi” olarak adlandırılan Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı ssaldırılarla İsrail-Filistin arasındaki savaş yeniden patlak verdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bu saldırıya karşı 1973 Yom Kippur Savaşı’ndan bu yana ilk kez savaş durumu ilan etti ve yaklaşık 300.000 yedek askeri askerlik hizmetine çağırdı. Ekim 2023’ün sonunda İsrail Savunma Kuvvetleri Gazze Şeridi’nin kuzeyinde kara saldırısı başlattı. Birleşmiş Milletler’e göre, çatışmalar başladığından bu yana Gazze nüfusunun %70’ten fazlası yerinden edildi.

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı’na göre savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık üçte ikisi kadın ve çocuk olmak üzere en az 19 bin 453 Filistinli hayatını kaybetti, 52 bin 286 kişi yaralandı. İsrail’in uyguladığı topyekûn kuşatma ve yoğun hava saldırıları nedeniyle Gazze’de su, elektrik, gıda ve ilaç sıkıntısı yaşanıyor. Abluka altındaki Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana süren yoğun bombardıman, dünyada büyük tartışmalar ve kitlesel yüzlerce protestoya neden oldu. İsrail’e dönük tepkiler artarak devam ederken, saldırıların başladığı dönem İsrail’e destek veren Avrupa ve ABD yönetimleri, gerek kendi ülkeleri gerekse dünyadan gelen eleştiriler karşısında insani söylemi artırmaya başladı.

    UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI

    24 Şubat 2022’de başlayan savaşta Rus ordusu ocak ayında 300 bin yedek askerle takviye edilen güçleriyle Ukrayna’nın doğusundaki Donbass bölgesinde yeniden saldırıya geçti.

    Moskova, mayıs ayındaki işgalinden bu yana en uzun ve en kanlı savaşta Bahmut’un ele geçirildiğini duyurdu. Kiev, Moskova’nın işgal ettiği toprakları geri almak amacıyla haziran ayında karşı saldırı başlattı; ancak sadece güney ve doğudaki birkaç köyü geri almayı başardı. 24 Haziran’da Wagner grubundan isyancı savaşçılar Moskova’ya doğru yürüyüşe geçti. Geri adım atan grubun lideri Yevgeny Prigozhin, iki ay sonra uçak kazasında öldü. Kiev, kasım ayı ortasında Rus ordusunu güneydeki Herson bölgesinde birkaç kilometre geri püskürttüğünü iddia etti. BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi Ukrayna’da savaşın başlangıcından bu yana 9 bin 900 sivilin öldürüldüğünü açıkladı. ABD istihbarat raporuna göre, Ukrayna’daki savaşta 315 bin Rus askeri öldü ya da yaralandı.

    Savaştan sonraki beş hafta içinde Rusya, 1917 Ekim Devrimi’nden  bu yana en büyük göçünü verdi. Savaş ayrıca küresel çapta gıda kıtlığına neden oldu.

    Ayrıca Rusya’da 15-17 Mart 2024 tarihleri arasında yapılacak devlet başkanlığı seçimlerinde, Ukrayna’da işgal edilen bölgelerde de sandık kurulacağı açıklandı. Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, düzenlenecek devlet başkanı seçiminde aday olacağını Merkez Seçim Komisyonu’na bildirdi.

    Elif SONZAMANCI-Diren KESER/PİRHA

     

  • 2023 yılında da ülkenin pek çok yerinde ekokırım yaşandı

    2023 yılında da ülkenin pek çok yerinde ekokırım yaşandı

    PİRHA-Geride bıraktığımız 2023 yılı, ekolojik talanın artarak devam ettiği bir yıl oldu. Ülkemizde 2023 yılı ekoloji alanında mücadele dolu bir yıl olarak geçti. Ülkenin dört bir yanından ekokırım yaşandı. 

    2023 yılında ekolojik talan devam etti ancak halkın ve çevrecilerin de mücadelesi sürdü.

    2023 yılında 6 Şubat Maraş merkezli deprem ile derin yaralar açıldı, bir yıl geçmesine rağmen yaraların hala sarılmadı. Yaşanan deprem büyüklüğü ile tarihi geçerken aynı zamanda yaşanan ihlaller ile de tarihe geçti.

    Hafızalarımızda, çevre ve insan sağlığını talan etmeye çalışan sermaye grupları ve iktidar iş birliğine karşı el ele “tek bir ağacımdan vazgeçmiyorum” diyen ve tüm müdahalelere karşı direnen kadınlar, aktivistler, çocuklar kalacak.

    2023 yılı boyunca kuraklık tehdidini hisseden Türkiye, son 22 yılın en düşük ocak ayı yağışını aldı. Mayısta 63 merkezde ekstrem sıcaklık rekoru kırıldı. Sermaye sahipleri, dünyanın gündeminden düşmeyen küresel ısınmaya rağmen maden faaliyetlerinde, orman kıyımlarında, beton kentler inşa etmekle başlattığı savaşı derinleştiriyor.

    İşte 2023 yılında ekoloji alanında yaşanan önemli olaylar…

    AVCILIK BİR SPOR OLARAK MASKELENMEKTE

    25 Aralık’ta bölgeye gelen Yeşilyurt Doğa Avcılar Derneği’nden 100 kişilik bir avcı grubuyla tarım ve hayvancılıkla uğraşan yöre halkı arasında yaşanan ve silahların ateşlenmesine kadar varan olaya karşı yöre halkı hayvan haklarını savundu.

    Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarının Korunması Sözleşmesi (BERN) ile Korunan ve Dünya Doğa Koruma Birliği’nce (IUCN) yayımlanan ‘Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’ndeki yaban keçisi, Dersim’in Pülümür ilçesinin Hasangazi Köyü yakınlarındaki Karor Deresi mevkiinde avcılar tarafından katledildi.

    Dersimliler, yaban hayvanlarını katletmek için Dersim’e gelen avcı grubunun kaldığı Atatürk Mahallesi’nde bulunan öğretmenevi önünde açıklama yaparak avcılara tepki gösterdi.
    Avcıların Dersim’de katlettikleri yaban domuzunu Dersim-Pülümür karayolunda arabanın arkasına bağlayarak yolda sürükledikleri ortaya çıktı.

    “DİKMECE HALKINI SİNDİRECEKLERİNİ SANDILAR”

    11 ili yerle bir eden 6 Şubat depremlerinde en büyük hasarı gören Antakya’da deprem konutları yapmak için seçilen bölgelerden biri de bir Alevi köyü olan Dikmece’ydi. Tarım arazilerinin, zeytinliklerin imara açılması nedeniyle Dikmeceliler aylardır direniyor.
    Antakya ilçesine bağlı Arap Alevi köyü Dikmece’de ormanlık alanların ve zeytinliklerin konut yapımı için imara açılmasına tepkiler sürerken, bölgede jandarma korumasında ölçüm yapıldı.
    Duruma tepki gösterip eylem yapan köylülere jandarma ve çevik kuvvet ekipleri biber gazı ve tazyikli su sıkarak müdahale etti. Biber gazından dolayı bölgede yangın çıktı. Yüz binlerce zeytin ağacının kesilmesine engel olmak için bir araya gelen yurttaşlar yürüyüş düzenledi.

    Hatay’da zeytinliklerin kesilmesine karşı Büyük Dikmece Buluşması gerçekleştirildi. Yapılan konuşmalarda “Dikmece halkını sindirebileceklerini sandılar. Biz Kerbela’dan bugüne zalimlerin karşısında asla diz çökmeyen bir halkın evlatlarıyız. Onlar bunu bilmiyor ama öğrenecekler” denildi.

    Dikmece köyünde ‘acil kamulaştırma’ gerekçesiyle tarım arazilerinin, ormanlık alanların ve zeytinliklerin imara açılmasına karşı köy halkı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve TOKİ’ye dava açmıştı. İstimlak kararına karşı Hatay 3. İdare Mahkemesi’nden yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştı. Hatay 3. İdare Mahkemesi ise alınan yürütmeyi durdurma kararını uygulamadı. Bunun üzerine Hatay Barosu Başkanı Cihat Açıkalın, Hatay’da Dikmeceli yurttaşlarla basın açıklaması gerçekleştirdi.

    EKOLOJİK FACİA: AKKUYU NÜKLEER GÜÇ SANTRALİ

    Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımına başlandığı günden bu yana birçok skandalla gündeme gelen, toplumun büyük bir kesiminin ekolojik facia olarak tanımladığı Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde vukuatlar son bulmuyor.

    2018 yılında temelleri atılan Akkuyu NGS inşaat sahasında iş kazaları, patlamalar, temelde çatlak ve zeminde su sızıntısı meydana gelmişti. Son olarak inşaatta çalışan en az bin 500 işçi verilen yemeklerden dolayı zehirlendi.

    İşçilerin zehirlenmesi ve Akkuyu Nükleer A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anastasia Zoteeva’nın nükleer santrale ilişkin açıklamalarının ardından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) şirketinin CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Anastasia Zoteeva’nın “Bu nükleer santral tamamen Rusya’ya aittir” sözlerini yalanladı.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) tarafından Doğu Akdeniz su sıcaklığının Akkuyu Nükleer Santralini soğutamayacak olması ve nükleer felaket riski nedeniyle, Çevre Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı’na inşaatın durdurulması ve sadece soğutma suyu açısından çevresel etki değerlendirmesi yapılması için dava açıldı.
    İnşaat sahasında çalışan Muharrem Çolak adlı işçi iskeleden düşerek hayatını kaybetmesi nükleer santrale karşı tepkileri alevlendirdi.

    DEPREM’İN YARALARI AYLAR GEÇMESİNE RAĞMEN SARILAMADI

    AFAD, Maraş’ın Pazarcık ilçesinde 6 Şubat saat 04.17’de, 7,7 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini bildirdi. İlk depremin ardından Maraş merkezli 7.6’lık bir deprem daha meydana geldi.

    Hatay, Antep, Urfa, Maraş başta olmak üzere 10 şehir depremden etkilendi. Deprem nedeniyle pek çok bina yıkıldı. Maraş, Antep, Urfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ illerinde toplam 36 bin 187 kişi hayatını kaybetti. 108 bin 68 kişi ise yaralandı. Deprem felaketinin üzerinden aylar geçmiş olmasına karşın sorunlar hala giderilmedi.

    Depremin ardından enkazlar, tüm uyarılara rağmen kontrolsüzce tarım ve yaşam alanlarına dökülürken, deprem bölgesinde toz bulutları oluştu.

    Türk Tabipleri Birliği ile Temiz Hava Hakkı Platformu, Hatay’daki hava kirliliğinin limit değerlerin çok üzerinde olduğu uyarısında bulundu.

    Yaşanan yıkıcı depremlerin ardından ülkenin ve dünyanın birçok yerinden Alevi kurumları, bölgedeki halkla dayanışmak için harekete geçti. Bölgedeki cemevleri de gelen yardımlarla halkın yaralarını sardı.
    İktidar ve AFAD’ın deprem sürecinde uyguladığı politikalar eleştirilirken, Kızılay’ın çadırları para karşılığı satması da büyük tepkilere neden oldu.
    Deprem bölgelerinde oluşan asbestler insan sağlığı açısından büyük risk oluşturuyor.

    İLİÇ ALTIN MADENİ, ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDE GERİ DÖNÜLMEZ TAHRİBATLAR YARATIYOR

    Erzincan’daki Altın Madeni canlı yaşamını tehdit ediyor. Siyanür bulunan atıklar, sağlık ve çevre sorunlarına neden oluyor. Madenle ilgili bilimsel raporlar da ‘felakete’ işaret ediyor.

    2001’de sondaj çalışmalarına başlanan maden işletmesinde 2010’da siyanürle altın üretimine geçildi. 2019’da sodyum siyanür 11 bin tona, sülfürik asit üretimi 122 bin tona çıkarıldı. 2021’de yayınlanan raporda ise 18 adet tehlikeli maddeye yer verildi. Bunlar arasında solunum yollarına, sudaki organizmalara, ciddi yanıklara, aşındırıcı etkilere, cilt ve gözde aşırı tahrişlere neden olan sodyum siyanür, nitrik asit, bakır sülfat, sodyum hidrosülfit gibi tehlikeli maddeler de bulunuyor.

    TMMOB, İliç’teki altın madeni işletmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2021 yılında verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istemiyle dava açılmıştı. Erzincan İdare Mahkemesi de hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermişti.
    Erzincan İdare Mahkemesi’nin kararına karşı Danıştay’a temyiz isteminde bulunan TMMOB’nin temyiz istemi kabul edilerek, idare mahkemesi kararı bozuldu.
    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından, İliç’te Anagold Madencilik tarafından işletilen altın madeninin kapasite artışı için verilen Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED) olumlu kararına karşı açılan davanın keşfi yapıldı. Erzincan İliç’te siyanür sızıntısına yol açan ancak ruhsatı iptal edilmeyen Anagold’un vergi borcunun silindiği, Kanadalı ortağının bilançosunda ortaya çıktı. Rakamın TL karşılığı 209 milyon TL.

    AKBELEN’DE BİNLERCE AĞAÇ KESİLDİ

    Muğla’nın Milas İlçesinde bulunan Akbelen Ormanı’nda Limak Holding’e ait Yeniköy Kemerköy Termik santralleri için şimdiye kadar binlerce ağaç kesildi.
    Alevi kurumlarından oluşan heyet İkizköylülerin başlattığı nöbete destek ziyaretinde bulundu.
    İkizköylüler ve ekoloji savunucuları haftalarca ormanı korumaya çalıştı. Bu esnada jandarmanın sert müdahalelerine maruz kaldı.
    Akbelen Ormanı’ndaki kesime karşı duran yurttaşlara dönük asker saldırısına dair yapılan suç duyurusu için “soruşturmaya yer olmadığı” kararı verildi.
    Bölge halkının yanı sıra birçok çevre aktivisti ve sivil toplum örgütü, ağaçların kesilmesine karşı doğa nöbeti yaptı.

    EKOLOJİ HAREKETLERİ KONFERANSI

    Türkiye’nin dört bir yanında mücadele eden doğa ve yaşam savunucusu 70 kurum, Ekoloji Hareketleri Konferansı’nda buluştu.

    DERSİM OVACIK’TA ÇOCUK BOSTANI EKİLDİ

    Behzat Firik Çocuk Korosu ve Ovacık Doğal Kooperatifi’nin öncülüğünde Ovacık’ta Çocuk Bostanı ekildi.

    ALEVİ KÖYÜ GÜNÇALI’DA MADEN FAALİYETİNE ÇED RAPORU ENGELİ

    Tokat’ta Alevi toplumu için önemli olan Çal Baba Ormanı’nda verilen altın madeni ruhsatına karşı köylüler nöbette. Dava süreci devam eden sondajlı arama faaliyeti için bir ÇED raporu ise bulunmuyor.

    DOĞA HARİKASI, KUTSAL ZİYARET YERİ BUYER DAĞI’NA YOL YAPILIYOR

    Dersim’in Pülümür ilçesinde yaklaşık 3 bin rakımlı Buyer Gölü hem yöre insanları tarafından kutsal sayılan ve kurban kesilmeye gidilen bir ziyaret yeri hem de kaynak suyu da olan doğa harikası bir buzul gölü. Buyer Gölü yol tehdidiyle karşı karşıya.

    MERSİN’DE LİMAN GENİŞLETME PROJESİ DOĞAL YAŞAM ALANLARINA ZARAR VERİYOR

    Uluslararası Mersin Liman İşletmesi’nin (MIP) liman sahasını kentin en önemli noktalarından biri olan Atatürk Parkı’na doğru genişletme projesi tepkilere neden oldu. Halkın mücadelesi sürüyor.

    ERZİN’DE PETROKİMYA TESİSLERİNE KARŞI MÜCADELE 

    Erzin’de yapılmak istenen polipropilen ve petrokimya tesislerine karşı tepkiler yükseliyor. Tesislerin planlama ve izin aşamasında bölgede yaşayan nesli tehlikede olan canlılar için “Saha çok geniş az öte gitsinler” söylemine karşı çevreciler, “Az öte gitmiyoruz. Gitmesi gerekenler doğayı katledenlerdir” dedi.

    Buse Nehir DEMİR/PİRHA

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Yurttaşların dilekleri ortak: Ekonominin düzeldiği, barışın olduğu bir yıl istiyoruz- VİDEO

    Yurttaşların dilekleri ortak: Ekonominin düzeldiği, barışın olduğu bir yıl istiyoruz- VİDEO

    PİRHA- 2023’ü geride bırakmaya sayılı günler kala Mersin’de yaşayan yurttaşlara yeni yıldan beklentilerini sorduk. Savaşların bitmesini, adaletin sağlanmasını, çocukların ölmemesini dileyen yurttaşların en büyük beklentisi ise ekonomin düzelmesi oldu.

    2023 yılı hem Türkiye hem de dünya açısından önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Rusya- Ukrayna savaşı, İsrail’in Gazze’ye olan yoğun saldırısı, Türkiye’nin Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik operasyonları 2023’ün savaş yılı olarak hafızalarda kalmasına neden oldu. Türkiye’de ise 6 Şubat depremlerinde yaşananlar, milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimi, Alevilere yönelik asimilasyon hamlelerinin artması, eğitimin dinselleştirilmesi gibi konular 2023’te en önemli gündemleri oluştururken; ülkenin tamamını etkileyen en önemli meselenin başında enflasyonun yükselmesi ve ekonomik olarak yoksullaşma geldi.

    Mersinli yurttaşlara mikron uzatıp yeni yıldan beklentilerini sorduk. Savaşların bitmesini, adaletin sağlanmasını, çocukların ölmemesini dileyen yurttaşların en büyük beklentisi ise geçim sıkıntısı yaşamamak oldu.

    EN ÖNCELİKLİ TALEP EKONOMİN DÜZELMESİ

    Asgari ücretin 17 bin 2 lira olarak belirlenmesi sokakta mikrofon uzattığımız her vatandaşın gündemindeydi. Yurttaşlar; fahiş kira fiyatları, her gün art arda gelen zamlar, yükselen enflasyon karşısında düşük gelirle yaşamanın zorluğuna dikkat çekti. Genç-yaşlı, çalışan-çalışmayan fark etmeksizin herkes 2024’te ekonominin düzelmesini diledi.

    ADALET VE BARIŞ DİLEĞİ

    Ekonomik krizden sonra halkın öncelediği talep ve dileklerin başında adalet ve savaşların son bulması oldu. İsrail’in Gazze’ye saldırılarının son bulmasını, daha fazla çocuğun ölmemesini dileyen yurttaşlar, adalet vurgusu da yaptı. Türkiye’de yaşanan hukuksuzlukların son bulması ve gerçek adaletin sağlanmasını isteyen Mersin halkı, barış ve huzur dolu bir yıl diledi.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • 2023 yılı, Alevilerin inkara, asimilasyona karşı direndiği yıl oldu

    2023 yılı, Alevilerin inkara, asimilasyona karşı direndiği yıl oldu

    PİRHA- Cumhuriyet’in yüz yaşına girdiği 2023 yılı da yüzyıllık inkar, imha ve asimilasyon politikalarının devam ettiği bir yıl oldu. AKP-MHP blokunun Alevileri ‘denetim’ altına alma planına karşı, Aleviler de daha örgütlü bir mücadele hattı örerek “Devletin Alevisi olmayacağız” mesajını güçlü bir şekilde verdi.

    Aleviler nezdinde 2023 yılı, AKP-MHP hükümetinin Alevilere karşı yürüttüğü kültürel ve inançsal asimilasyon saldırılarıyla devam etti.

    Cumhuriyetin ikinci yüzyılına dair yıl boyunca miting, panel, yürüyüş gibi eylem ve etkinlikler yapan Aleviler, ‘Demokratik Cumhuriyet’ talebini alanlarda daha gür seslendirerek, bir yüzyıl daha yok sayılmayı kabul etmeyeceklerini vurguladılar.
    Farklılıkları yok sayan Türkiye Cumhuriyeti, başta Alevileri olmak üzere, farklı inanç ve etnik kimlere dönük inkâr, imha ve asimilasyon politikalarını kesintiye uğratmadan yüz yıldır sürdürüyor. Topyekûn ortadan kaldıramadığı Alevileri kavim kırım politikaları ile kendi hak ve hakikatinden uzaklaştırmak isteyen devlete karşı Alevler de hakikatin izinden hiç ayrılmadılar.

    AKP-MHP hükümeti, Alevilere karşı yeni hamlesini Eylül 2022’de geliştirdi. Devlet ve iktidar sahipleri, Alevilerin meşru demokratik taleplerini karşılamak ve anayasal güvenceye almak yerine, inkarda ısrar ederek Kültür Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu.

    AKP/MHP iktidarı, uzun yıllardır dinselleştirmek için çabaladığı eğitim sistemine sonunda her okula imam atayacağı ÇEDES projesini ekledi.
    Aleviler ve örgütleri tüm bu hamlelere cevabını sokaklarda, meydanlarda, TBMM’nin önünde ve bulunduğu her yerde söyledi. 2023 yılını binlerin katıldığı mitingle uğurlayan Aleviler ikinci yüz yıla eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. 2024 yılı da tüm diğer yıllar gibi baskı politikalarının arttığı, zora, zorbalığa karşı mücadelenin büyütüleceği bir yıl olacak.

    İşte Aleviler açısından 2023 yılında yaşananlar:

    ALEVİLERİN ASİMİLASYONU İÇİN ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKALIĞI KURULDU

    AKP-MHP iktidarı, Alevi inkarını sürdürürken, asimilasyon politikalarına hız verdi. Ulusal ve Uluslararası mahkemelerin Alevi inancı ve toplumu hakkında verdiği kararları bu yıl da uygulamazken, asimilasyon ve inkarı kurumsallaştırıp Kültür Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu.
    Alevi toplumunun yoğun tepki gösterdiği Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Danışmanı Ali Arif Özzeybek getirildi. Kasım 2023’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gece yarısı kararnamesiyle Ali Arif Özzeybek’in başkanı olduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü olarak bilinen Ali Rıza Özdemir’i atadı.
    Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararnameyle Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlı dedelere maaş bağlanması yasalaştı. AKP hükümeti, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının çemberini genişletti. Kültür Bakanlığı tarafından görevlendirilen kişiler Alevi köylerine giderek, dedeleri maaşa bağlama teklifinde bulundu.

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ayrıca harem selamlık gençlik kampı düzenleyeceğini açıkladı. Alevi derneklerine gönderilen yazıda, Aydın ve Çanakkale’de iki ayrı tarihte yapılacak kampa katılmaları için 10 kız 10 erkek ismi istendi.

    Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği etkinlikte, Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylan kaldırıldı. Hükümet, yeni bir Hacı Bektaş Veli portresi yaparak “alternatif anma etkinliklerini” yeni bir boyuta taşıdı!

     

    ALEVİ TOPLUMU ÇEDESE KARŞI HEM MEYDANLARDA HEM DE HUKUKSAL ALANDA MÜCADELESİNİ SÜRDÜRDÜ

    Aleviler; ÇEDES ve zorunlu din derslerine karşı İzmir’de 16 Eylül’de miting yaptı. Mitinge katılan on binler, hep bir ağızdan “İktidar elini çocuklardan çek” dedi. İzmir’den seslenen Aleviler, “Eşitlik, adalet, özgürlük istiyoruz. Bir arada yaşamı kurmak için laik demokratik bir hukuk devleti istiyoruz” dedi.
    Alevi örgütlerinin öncülüğünde ve yoğun çalışmaları sonrasında Kadıköy’de düzenlediği “Demokratik Türkiye” mitinginde ise “Karanlığa teslim olmayacağız, er ya da geç kazanacağız” mesajı verildi.  “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” şiarıyla yapılan mitinge binlerce yurttaş katıldı.

    PSAKD Gaziosmanpaşa Şubesi Karayolları Cemevi’nin, İstanbul Valiliği’nin “haksız işgal tazminatı” talebine karşı açtığı davada mahkeme cemevi lehine karar vermişti. İstinafa giden kararda yeniden cemevi haklı bulundu, “Ecrimisil talep edilemez” denildi.

    Aleviler, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapılan 60. Ulusal 34. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında, Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yürüdü. Açıklamada, el konulan dergahların Alevi toplumuna iade edilmesi çağrısında bulunuldu.

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği 4’üncü kongresini Almanya’da bulunan Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. Delegeler sırasıyla söz alarak Alevilere yönelik uygulanan asimilasyon politikaları ve Alevi kadınların örgütlenme sorunları hakkında konuştu.

    Alevi Pirleri ve din alimleri, Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Genel Merkezi’nde savaş ve tecride ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada barış vurgusu yapılarak “Yol birdir sürek bindir düşüncesi ile yolumuzu barışa çerağ olmalıyız” denildi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) önderliğinde oluşturulan Madımak Hafıza Merkezi ‘Sanal Müzesi’ açıldı. Sivas Katliamı ile ilgili bugüne kadar yapılan çalışmalar, doktora tezleri, kitaplar, incelemeler ve dokümanlar bir web portalı üzerinde toplandı

    Alevi çatı örgütleri İsrail’in Filistin’e dönük saldırılarını kınayarak, işgalci güçlerin dayatmaya çalıştıkları her türlü savaş politikalarına karşı halkların kardeşliğinde ısrarcı olmak, barışı savunmak, her türlü savaş politikasını teşhir etmek, savaşın değil barışın tarafı olmanın tarihi bir insanlık görevi olduğu çağrısında bulundu.

    ALEVİ KURUMLARI DEPREM BÖLGESİNDEYDİ

    6 Şubat 2023 depremlerinin ilk gününden itibaren Aleviler depremden etkilenen bölgelere ulaştı. Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Dernekler Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği deprem bölgelerinde koordinasyon merkezleri oluşturarak çadırlar kurdu. Alevi kurum başkanları deprem bölgesinde ayrıca gözlemlerde bulundu.

    Alevi kurumları ve cemevleri, Maraş depreminde zarar gören yurttaşlara destek amaçlı başlattığı yardım kampanyasında topladığı gıda ve giyecek malzemelerini bölgeye ulaştırdı. Depremzedelerin, kişisel bakım malzemeleri, giyecek, battaniye, yatak ve çocuk bezi gibi ihtiyaçları karşılanırken, bölgede bulunan cemevleri ise depremzedeleri misafir ederek temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştı.

    ALEVİ KADINLAR, 8 MART’TA DEPREMZEDE KADINLARLA BULUŞTU

    Türkiye ve Avrupa Alevi hareketi deprem bölgelerinde sürdürdükleri dayanışma ve yardım çalışmalarını birlikte yürüttüler. Bölgedeki cemevleri üzerinden yürütülen çalışmalara Alevi kadınlar da aktif olarak katıldılar.
    Depremlerin ilk gününde depremzedelerin yardımına koşan ve bulundukları yerlerde topladıkları yardımları bölgeye gönderen kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadınlarla dayanışma amaçlı deprem bölgesine ulaşarak ihtiyaçları kadınlara ulaştırdı.

     

    ALEVİLER; MADIMAK, GAZİ, DERSİM, ÇORUM MARAŞ KATLİAMLARINDA YAŞAMINI YİTİRENLERİ ANDI

    GAZİ KATLİAMI YÜRÜYÜŞLE PROTESTO EDİLDİ

    İstanbul’da çoğunlukta Alevi yurttaşların yaşadığı Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde 22 kişinin yaşamını yitirdiği ve yüzlerce kişinin yaralandığı Gazi Katliamı’nın 28’inci yılında Alevi örgütleri yürüyüş sonrası basın açıklaması gerçekleştirdi. Binlerin katıldığı açıklamada, katliamın bir devlet organizasyonu olduğuna dikkat çekilerek, katliamın aydınlatılması ve faillerin cezalandırılması çağrısında bulunuldu.

    DERSİM’DE YAPILAN SOYKIRIM 86. YILINDA LANETLENDİ 

    Dersim Soykırımı’nın 86’ıncı yılında başta Dersim olmak üzere çeşitli kentlerde katledilenler için yapılan eylemlerde, soykırımın tarihte kalan süreç olmadığı belirtilerek, katliamla yüzleşilmesi çağrısı yapıldı.

    MADIMAK KATLİAMI’NDA YAŞAMINI YİTİREN 33 CAN ANILDI

    33 aydın, yazar ve sanatçının gerici faşistler tarafından yakılarak katledildiği Sivas Katliamı2nın 30. yılında katledilenlerin yakınları Madımak Oteli’nin önüne karanfil bıraktı. Otel önünde konuşan Murat Gündüz’ün babası Mustafa Gündüz, Alevilere birlik çağrısında bulunurken, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Madımak Oteli’nin “Utanç Müzesi” oluncaya kadar otelin içine girmeyeceklerini ifade etti.

    ÇORUM KATLİAMI’NIN YILDÖNÜMÜNDE KİTLESEL ANMA

    Çorum Katliamı’nda yaşamını yitirenler 43. yılında anıldı. Yapılan açıklamalarda katliam dosyasının yeniden açılması gerektiği vurgulanırken, yaşamını yitirenlerin anısına heykel dikilmesi talebi de dile getirildi.

    MARAŞ’TA KATLEDİLENLER ANILDI, YÜZLEŞME ÇAĞRISI YAPILDI

    Alevi kurum başkanları, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında katliamın yapıldığı Yörükselim Mahallesi’nde açıklama yaptı. Devletin Maraş Katliamıyla yüzleşmesi için çağrı yapan Aleviler, “Bu katliam da tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiştir. Aradan geçen bunca zamana karşın hiçbir şey değişmemiştir” dedi.

    HACIBEKTAŞ’TA SAVAŞA KARŞI BARIŞ AÇIKLAMASI

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun Genişletilmiş Danışma Kurulu Hacıbektaş’ta yapıldı. Genişletilmiş Danışma Kurulu öncesi Alevi kurumları, Hacı Bektaş Dergahı önünde savaşa karşı basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada “Orta Doğu bölgesinin barış ve huzurunu bozan her girişiminin karşısındayız. Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’ni öne sürüp barış isteyenler daha yakın süreçte Sihalar ile bombalama, savaş tezkeresi çıkartanlar ve ülkeye yabancı asker daveti yapanlar bu konudaki çelişkilerini ve samimiyetsizliğini gösteriyor” denildi.

    ALEVİ KURUMLARINDAN TİP GENEL BAŞKANI ERKAN BAŞ’IN ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜNE DESTEK

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş “Özgürlük Yürüyüşü”nün 20. gününde Ankara’da kendisini karşılayan Alevi kurum temsilcileriyle bir açıklama yaparak, “Bugün adımlarımızı Alevilerin özgürlük mücadelesi için atıyoruz” dedi. Alevi başkanlar ise özgürlük yürüyüşünü başından beri desteklediklerini vurguladılar.

    ALEVİLER; YIL BOYUNCA BASKI, TEHDİT, GÖZALTI VE TUTUKLAMAYLA KARŞI KARŞIYA KALDI

    PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün ve Şube Sekreteri Şimal Deniz’in duruşması sonrasında Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yapan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin de arasında olduğu yöneticiler ters kelepçe takılarak gözaltına alındı.

    İstanbul ve Kırklareli’nde polisin birçok eve eş zamanlı baskınlarda Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan gözaltına alındı. Doğan, gözaltı ve savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

    İstanbul Sarıgazi’de Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren canlar için yapılmak istenen anma polis tarafından engellendi. Kitleye müdahale eden polis birçok kişiyi gözaltına aldı.

    İstanbul Armutlu’da bulunan PSAKD Sarıyer Şubesi/Zeynep Yıldırım Cemevi’ne sabah saatlerinde polis operasyon başlattı. Cemevinin kapılarını kıran polis çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu bünyesinde yıllardır Alevi toplumuna hizmet eden Ali Rıza Yıldırım, İstanbul-Viyana uçuşu sırasında polis tarafından gözaltına alındı ancak bir süre sonra serbest bırakıldı.

    Cumartesi Annelerinin 955. hafta eylemini takip eden muhabirimiz Dilan Şimşek, polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı. Serbest bırakılan Şimşek, suç duyurusunda bulundu.

    Yazar Ayhan Aydın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifade verdi.

    10 Ocak Gazeteciler Günü’nde Karşımahalle muhabiri Sezgin Kartal, sabah saatlerinde evine yapılan operasyonla gözaltına alındı, tutuklanan Kartal 160 gün sonra özgürlüğüne kavuştu.

    PSAKD’nin önceki Genel Başkanı Gani Kaplan hakkında 18 Mayıs 2017 yılında İbrahim Kaypakkaya anmasında yaptığı konuşma ve sonrasında Ulaş Bardakçı ile KHK’li Nuriye Gülmen ve Semih Özakça paylaşımından dolayı dava açıldı.

    Sanatçı Ali Baran, Almanya’dan Türkiye’ye gelirken Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gözaltına alındı. Çağlayan Adliyesi’ne gidip savcılığa ifade veren Ali Baran hakkında “Terör” propagandası iddiasıyla dava açıldığı belirtildi.

    Alevi toplumu tarafından asimilasyonculukla suçlanan Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı Vakfı, özel bir sohbette Hz. Ali’ye yönelik sözleri nedeniyle Sanatçı Musa Eroğlu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dava ileri bir tarihe ertelendi.

    İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanında gözaltına alınan İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Yöneticisi Ali Ender Cemgil, yurt dışına çıkış yasağıyla serbest bırakıldı. Cemgil, yasağın kaldırılması sonrası İngiltere’ye döndü.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkan Yardımcısı görevini bir dönem yapan, Basel Cemevi 2. Başkanı İsmail Ataş, 5 Temmuz’da İstanbul Havalimanı’nda polis tarafından gözaltına alındı. Ataş, savcılık ifadesi sonrasında serbest bırakıldı.

    Katıldıkları bir düğünde gözaltına alınıp işkence ve ırkçı söylemlere maruz kalan Bayır ailesinin sanık olarak yargılandıkları davanın ilk duruşması görüldü. Aile, polislerin kendilerine, Romansınız, Alevisiniz, Allah’ınız, vatanınız yok’ dediğini aktardı.

    ALEVİLERE YÖNELİK AYRIMCI POLİTİKALAR BU YIL DA DEVAM ETTİ

    MADIMAK KATLİAMI DAVASI

    Anayasa Mahkemesi Sivas Madımak Katliamı’nda çakmağı çakarak yangını çıkaran sanık Yunus Karataş’a tahliye yolunu açan bir karar verdi. AYM kararında Madımak Katliamı’nın bir ‘terör suçu’ olmasına rağmen suçu işleyenlerin herhangi bir örgütle bağı kanıtlanamadığı için ‘terör suçlusu’ sayılmayacaklarını öne sürdü. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Sivas Madımak Oteli’nde 33 insanı yakarak katledenler arasında bulunan hükümlü Hayrettin Gül’ün cezasını hastalık gerekçesiyle kaldırdı.

    Sivas Madımak Katliamı zaman aşımına uğratıldı. 33 aydın, sanatçı ve yazarın yakılarak katledildiği Sivas Katliamına ilişkin firari üç sanık hakkında süren davanın duruşmasında savcı, zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etti. Mahkeme heyeti, davanın düşmesine hükmetti. Firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş yönünden zamanaşımı gerekçesiyle davanın düşürülmesine hükmetti.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen, büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı. Ketlere günlerce yardım gitmemesi on binlerce insanın ölümüne, yüz binlercesinin de yaralanmasına neden oldu. Deprem felaketi birinci yılına yaklaşırken yurttaşların temel ihtiyaçları giderilmedi. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar kaldırılmaya devam ediliyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, deprem felaketinin yaşandığı bölgede ayrımcı politikalar uygulanmaya devam ediyor.

    Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görüldü. 15 Aralık’a ertelenen ve bilirkişi inceleme talebinin reddedildiği duruşma sonrası Kurt’un eşi Narin Kurt, “Biz  dokuz yıldır adalet bekliyoruz” diyerek karara tepki gösterdi.

    HEDEP İstanbul Milletvekili Celal Fırat, İçişleri Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde Alevilere yönelik baskı, gözaltı ve ayrımcılık politikalarını dile getirdiği konuşmasında, İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan’ın “Cemevini terör örgütüne teslim ettiniz” şeklindeki saldırısına maruz kaldı. Fırat ve Alevi toplumu Arslan’a sert tepki gösterdi.

    Didim Cemevi binasının bulunduğu arsanın hazineye (Milli Emlak) ait olması sebebiyle Didim Vergi Dairesi, işgaliye borcunu gerekçe göstererek cemevinin banka hesabında bulunan 100 bin TL’ye bloke koydu.

    Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Yazılıtaş Köyü’nün yol sorunu yüz yıldır devam ediyor. Alevi olmalarından kaynaklı hizmet alamadıklarını belirten köy sakinleri, yol sorunlarının hala devam etmesine isyan etti. Güncel hali ile sorun hala devam ediyor.

    Depremde yıkıma uğrayan yapıların arasında Alevilerin kutsal mekanları var. Adıyaman Bulam’da Üryan Hızır Ocağı’na ait 150 yıllık ev de valilik kararıyla yıkıldı. Üryan Hızır Ocağı evlatları yıkıma tepki göstererek, yapılanın saygısızlık olduğunu belirttiler.

    Malatya’da depremden sonra oluşan enkazların molozu Battalgazi İlçesine bağlı Mamurek mahallesinde üç Kürt-Alevi köyünün yanı başına döküldü. Söğüt, Elmalı ve Balıklıdere köylerinden oluşan Mamurek’te yaklaşık 300 hane ve bin 500 nüfusu etkileyen moloz dökümüne karşı köylüler, “Hepimiz kanserden öleceğiz. Molozları dökecek başka bir yer mi yok?” diyerek isyan etti.

    Konya’nın Yeni Mahalle semtindeki kentsel dönüşüm nedeniyle arazilerinin kamulaştırıldığını belirten Abdal toplumu, Karatay Belediyesi tarafından göçe zorlandıklarını söylediler. Mahalleliler, AKP’li belediye, mafya gibi arazilerimize çöküp alıyor. Bizler Alevi ve solcuyuz. Bundan dolayı bu bölgeden gitmemizi istiyor” diyerek yaşadıkları mağduriyeti anlattı.

    Malatya Pütürge Hüsükuşağı Köyü yaylalarında bulunan Hızır Ziyareti (Gönçi Hızır) kimliği belirsiz kişiler tarafından tahrip edildi.
    Ankara’da cemevlerine saldırı davasının karar duruşması 7 Temmuz’da görüldü. Mahkeme, tutuklu saldırgan Ahmet Ozan Karaca’nın tahliyesine, iki tutuksuz sanık Baver Gül ile Çağdaş Can Bardakçı’nın ise beraatine karar verdi.

    Ordu’nun Gölköy ilçesinin tek Alevi mahallesi olan Kozören sakinleri, uzun yıllardır yapılmayan yol sebebiyle belediye binası önünde eylem düzenledi. Eylemde açıklama yapan köylüler, ayrımcılığa uğradıklarını belirterek, insanların etnik kimliğine bakılmadan, adaletle, ötekileştirilmeden hizmet verilen bir anlayış beklediklerini ifade ettiler.

    ALEVİ TOPLUMU GAĞAND, NEWROZ, RAS EL-SENİ, HEFTEMAL, HIDIRELLEZ’İ KUTLADI XIZIR VE YAS-I KERBELA ORUCU TUTTU, YIL BOYUNCA FESTİVALLER VE ETKİNLİKLER YAPILDI

    60. Ulusal, 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapıldı. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Devletin ve hükümetin asimilasyon çabaları her geçen gün daha da artmaktadır. Bütün itirazlarımıza rağmen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Bu başkanlığı kuranlara sesleniyoruz: Hem Cemevi Başkanlığı diyeceksiniz hem de cemevlerimizi ibadethane olarak tanımayacaksınız. Siz kimsiniz? Duymadıysanız bir kez daha buradan söyleyelim: Cem ibadetimiz Cemevleri ibadethanemizdir! Aleviler vardır Alevilik haktır” dedi.

    60. Ulusal 34. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında bu yıl 30’ncusu verilen Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü’nün sahibi Avukat Şenal Sarıhan oldu. 4. Hacı Bektaş Veli Onur Ödülü ise Prof. Dr. Sırrı Bektaş’a verildi.

    Aleviler için baharın gelişini müjdeleyen Newroz Bayramı, çeşitli cemevi ve derneklerin bahçesinde yakılan ateş etrafında söylenen deyişler eşliğinde semah dönülerek kutlandı. Kutlamalar için bir araya gelen yüzlerce kişi bir araya geldi.

    Arap Alevilerin yeni yıla merhaba dediği Ras el-Seni bayramı Antakya’da coşkuyla kutlandı.

    5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece Hıdırellez ateşi yakan Tahtacı Aleviler sazlı sözlü kutlamalar yaparak Hıdırellez’i karşıladı.

    Balkanlar’ın kırk ereninden birisi olarak kabul edilen, yaşadığı çağdan yüzyıllar sonra bile adına yapılan etkinlikle başta tüm Trakya bölgesi olmak üzere, insanları buluşturup, kaynaştırmayı başaran Topçu Baba, adına yapılan etkinlikle anıldı.

    39. Abdal Musa Anma Etkinlikleri kapsamında Antalya’ya gelen Alevi yurttaşlar dergahı ziyaret ederek lokmalarını paylaştı. Anmada, nefesler okundu, Alevi toplumu dergahına niyaz oldu.

    Sivas İmranlı’da 17’inci Cogi Baba Kültür Festivali, “Lokmanı Al Gel Bölüşelim, Bağlamanı Al Gel Söyleşelim” şiarıyla gerçekleşti. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından güvenlik gerekçesi bahane gösterilerek engellenen Cogi Baba Festivali ancak 2022 yılında yeniden yapılabildi.

    Samandağ Kalkındırma Derneği ve Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen 23’üncü geleneksel Evvel Temmuz Festivali büyük coşkuyla gerçekleşti.

    Erzincan Refahiye’ye bağlı Pusans köyünde 64 yıl sonra ilk kez cem tutuldu. 64 yıl aradan sonra bir araya gelen Aleviler, inançlarını, Yol’u gençlere, çocuklara aktarmak için gereken çabayı göstereceklerini kaydettiler.

    2-6 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşen 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali yoğun katılımla gerçekleşti. Festivalde, müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlik gerçekleşti.

    Muharrem orucunun sona ermesiyle birlikte Alevi toplumu birçok yerde aşure lokmalarını paylaştı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile Hızır Mekânı ve Doğa Koruma Derneği tarafından düzenlenen 2. Varto Doğa, İnanç ve Kültür Festivali yoğun katılımla gerçekleşti.

    Zini Gediği’nde katledilen 97 can, katliamın 84. Yılında Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde anıldı. Ülkenin her tarafında katliamların yaşandığını vurgulayan Alevi kurum başkanları, katliamlar yaşanmasının nedenin tekçi, ırkçı anlayış olduğunu vurguladılar.

    Alevi Kültür Dernekleri’nin 9-13 Ağustos tarihleri arasında düzenlediği 2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali yoğun katılımla gerçekleşti.

    Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yıl dönümü nedeniyle Sivas Emlek Ortaköy’de anıldı. Aşık Veysel’in mezarı başında konuşmalar yapılıp, Kara Toprak türküsü söylendi.

    Balıkesir’in Edremit ilçesinde geleneksel olarak yapılan Pir Sultan Abdal Anma Etkinliği’nin 11’ncisi yoğun katılımla gerçekleşti.

    7-8-9 Kasım’da Dersim’de gerçekleşen 3. Mehmet Çetin-Emirali Yağan Dersim Kültür ve Sanat Buluşması’na, Mehmet Çetin ile Emirali Yağan’ın ailesi, dostları, yazarlar, şairler, Dersim’deki siyasi parti, sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı.

    86 yıl önce idam edilen Dersim’in önde gelenleri Seyit Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê ülkenin birçok kentinde kitlesel olarak anılarak, katliamla yüzleşilmesi ve mezar yerlerinin açıklanması talebi bir kez daha dile getirildi.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nun her yıl düzenlediği 30. Abdal Musa Festivali yapıldı. Yoğun katılımın olduğu festivalde savaşların son bulması çağrısında bulunuldu.

    9 Mayıs 1993 yılında İngiltere’de kurulan İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi (İAKM) 30’uncu yıl dönümünü Londra’nın kuzeyinde Wood Green’deki Dominion Center’da “30 Yıl Semaha Durduk” adlı müzikalle kutladı. Geceye İAKM yöneticileri, üyeleri ve çok sayıda Alevi yurttaşı katıldı.

    ALEVİ KURUMLARINDAN CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNE DAİR TUTUM ALDI, “KILIÇDAROĞLU ADAYIMIZDIR” DEDİ

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Demokratik Alevi Denekleri (DAD) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) 28 Mayıs günü yapılacak olan ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada Kemal Kılıçdaroğlu’nun desteklendiği kaydedildi.

    2023 YILINDA BİR ÇOK ALEVİ DEDESİ/ANASI VE AYDINI HAKK’A YÜRÜDÜ

    Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı pirlerinden Adıgüzel Erbaş, sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü Çorum Erol Olçuk Eğitim ve Araştırması Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü. Adıgüzel Erbaş Dede, Çorum Alaca ilçesindeki Karatepe köyünde toprağa sırlandı.

    Alevi inanç sistemi, felsefesi ve öğretisi konusunda sayısız eser ve makalesi bulunan Araştırmacı-Yazar Esat Korkmaz, kanser hastalığı sebebiyle tedavi gördüğü hastanede 26 Temmuz’da Hakk’a yürüdü.

    Sivas Katliamı’nda kızı Nurcan Şahin’i yitiren Mahmut Şahin, Ankara’da Hakk’a yürüdü. Şahin, Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nden memleketi Sivas’a uğurlanarak toprağa sırlandı.

    Kırmancki’nin bülbülü sayılan Halk ozanı Hıdır Çelik Baş, Hakk’a yürüdü. Vartolu (Gımgım) halk ozanı Hıdır Çelik Baş, Kırmancki’nin (Zazaca) bülbülü kabul edilen, tüm kılamlarını Kırmancki söyleyen ve dile çok emeği geçen bir ozandı.

    ERSİN ÖZGÜL-Diren KESER/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER

    2022 yılı Alevilerin; nefret söylemlerine, hak gasplarına karşı direndiği bir yıl oldu

  • Maraş’ta faşist saldırılarda katledilen Aleviler anıldı; yüzleşme çağrısı yapıldı- VİDEO

    Maraş’ta faşist saldırılarda katledilen Aleviler anıldı; yüzleşme çağrısı yapıldı- VİDEO

    PİRHA- Alevi kurum başkanları, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında katliamın yapıldığı Yörükselim Mahallesi’nde açıklama yaptı. Devletin Maraş Katliamıyla yüzleşmesi için çağrı yapan Aleviler, “Bu katliam da tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiştir. Aradan geçen bunca zamana karşın hiçbir şey değişmemiştir” dedi. 

    Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında Alevi kurumları öncülüğünde Aleviler, katliamı lanetlemek için Maraş Yörükselim Mahallesi’nde toplandı.

    Maraş Valiliği’nin hemen her yıl ‘Kamu düzeni’ gerekçesiyle getirdiği yasağa rağmen toplanan yurttaşlar, katliamın gerçekleştiği Yörükselim Mahallesi’nden Erenler Cemevi’ne yürüyüş yaptı. Katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yer aldığı pankartın taşındığı yürüyüşte sık sık “Maraş’ı unutma unutturma”, “Aleviler vardır, Alevilik haktır”, “Maraş’ın hesabı sorulacak” sloganları atıldı.

    Yürüyüşün ardından Erenler Cemevinde yapılan anmada ülkücüler tarafından katledilen Aleviler için saygı duruşunda bulunuldu. Anmanın açılış gülbengini, Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı/Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz okudu.

    “45 YIL ÖNCE ALEVİLERE KARŞI İNSANLIK SUÇU İŞLENDİ”

    Alevi kurumları adına ortak açıklamayı okuyan Erenler Cemevi Başkanı Müslüm İbili, Alevilere karşı insanlık suçu işlendiğine vurgu yaparak, şu ifadelere yer verdi:

    “Bu katliam da tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiş, şehirdeki kolluk kuvvetleri herhangi bir müdahalede bulunmayarak katliama ortak olmuştur. Maraş’ta yaşlı, genç, çocuk yüzlerce insan sadece Alevi oldukları için hunharca katledildi. Evler yakılırken canını kurtarmaya çalışan insanlar baltalarla öldürüldü.

    Aradan geçen bunca zamana karşın hiçbir şey değişmemiş, tam tersi bu 45 yılın 21 yılında iktidar olan AKP de Alevi düşmanlığının odağı haline gelmiştir. Bugün ülkede bir tek bakan Alevi değilken, ordu komutanı yokken Alevi güzellemesi yapılması tam da AKP pişkinliği ve yüzsüzlüğüdür. Tarih boyunca Alevileri katledenler, bugün dedelere maaş, cemevlerine ise “kültür merkezi” gömleğini giydirerek Alevileri katletme ve asimile etme peşindeler. Bu vesileyle belirtelim ki, devletten maaş alan ya da alacak olan dedeler, Kerbela’da Ali Askeri, Maraş’ta Ali Traş’ı, Madımakta Koray Kaya’yı katledenlerle el sıkışmış sayılacaktır.

    “FAŞİZM İKTİDARINI KORUMAK İÇİN HER DÖNEM ALEVİLERİ HEDEF ALDI”

    Faşizm, iktidarını korumak için her dönemde Alevileri hedef almıştır. Çünkü tekçi, ırkçı ve siyasal İslamcıların korkulu rüyası 73 millete bir nazarla bakan Alevilerdir. Bu bağlamda Malatya, Maraş ve  Çorum’da Alevi katliamları yaparak 12 Eylül faşist darbesini gerçekleştirmiştir. Biz Aleviler, her türden tekçiliğe ve ırkçılığa karşı 73 millete bir nazarla bakmaya devam edeceğiz. Başta Alevi katliamları olmak üzere hiçbir katliamı unutmadık, unutturmayacağız.”

    “KATİLLERİ KORUYAN BİR ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan da, konuşmasına katliamda yaşamını yitirenleri anarak başladı. 45 yıl geçmesine rağmen Maraş Katliamı’nın faillerinin yargılanmadığına dikkat çeken Aslan, “45 yıl önce bu topraklarda katliamı yaşatanlar bugün bu ülkede hala iktidarlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Katilleri sürekli koruyan bir anlayışla karşı karşıyayız” dedi. Dinselleşen eğitime de değinen Aslan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in tarikat ve cemaatlerle eğitim alanında işbirliği yapma konusundaki açıklamalarına işaret ederek, “Bugün bu ülkenin Milli Eğitim Bakanı, tarikatlarla iş birliği yapacağını Meclis’te söyleyip meydan okuyor. Laik, bilimsel eğitime meydan okuyan o bakanın koltukta oturmaması için cevap vermemiz gerekiyor. Eğitimin tümü medreselere dönüştü. Bilin ki 45 yıl önce Maraş’ta katliam yapanlarla aynı zihniyeti taşıyorlar” diye konuştu. Aslan sözlerini, barış ve örgütlenme çağrısıyla sonlandırdı.

    ERCAN GEÇMEZ: DEVLET KATLİAMLARLA YÜZLEŞMELİ

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Türkiye’de çok sayıda katliamın yapıldığını ve devletin tüm bu katliamların üstünü örttüğünü belirtti.

    Alevi halkının en temel taleplerinden birinin katliamlarla yüzleşilmesi olduğunu söyleyen Geçmez, “Yaşanan tüm katliamlarla yüzleşmek gerekir. Anayasada böyle bir madde olsun. Bunları görmediğimiz sürece katliamlar, anmalar bitmeyecek. Birlikte yaşamak istiyorsak hepimizin çeşitliliğinin kıymetli olduğunu bilmeliyiz. Türkiye bir anmalar ülkesi noktasına geldi. Aleviler toplumsal yüzleşme talep ediyor” sözlerini kullandı.

    “BUNLARIN OYUNLARINA DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    Almanya Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, Maraş’ta yapılan katliam ve asimilasyonun uzantısının günümüzde devam ettiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Maraş’ta yapmak istediklerini yapamayanlar şimdi Alevilerin içine fesat koymaya çalışıyor. Alevi kurumlarını karşı karşıya getirmek için resmi devlet ideolojisi adım atmaya başladı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, devletin Aleviler üzerindeki operasyondur. Ancak biz devletin Alevisi olmayacağız. Bunların oyunlarına diz çökmeyeceğiz.”

    “TÜRKİYE’DE KATLİAMLAR SİLSİLESİ YAŞANIYOR”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Saliha Aydeniz ise Maraş Katliamı’nın Alevi ve Kürtlere yönelik bir soykırım olduğuna vurgu yaparak, “Maraş, Türkiye’deki katliamlar silsilesinin bir devamıdır. Koçgiri, Çorum, Maraş’tan sonraki katliamların hiçbiriyle yüzleşilmedi. Ancak burayı Alevisizleştirmek isteyenlere inat kendi topraklarımızda yaşamı yeniden inşa edelim. Bir araya gelerek, toplumsal örgütlülüğümüzü büyütelim” dedi.

    “GENELKURMAY ARŞİVLERİ AÇILMALI”

    CHP Maraş Milletvekili Ali Öztunç da, katliama ilişkin Genel Kurmay arşivlerinin açılmasını ve gerçek faillerin bulunmasını talep etti.

    “MARAŞ’TA İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLENDİ”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Maraş’ta insanlığa karşı suç işlendiğini kaydederek, “Devlet failleri ortaya çıkarmadı. Hatta faillerin bir kısmını alıp milletvekili yaptı. Bu zihniyet kendisine göre bir Alevi tarifi yapıp o çerçeve içerisine koymak istiyor. Buna karşı mücadele edip bütün sorunlarımızı demokrasi çerçevesinde çözmeliyiz” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından semah dönüldü, katliamda yaşamını yitiren Aleviler için karanfil bırakıldı.

    PİRHA/ MARAŞ

     

  • Tahir Elçi Diyarbakır’da katledildiği yerde anıldı-VİDEO

    Tahir Elçi Diyarbakır’da katledildiği yerde anıldı-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır Sur’da tarihi Dört Ayaklı Minare önünde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, katledilişinin 8’inci yılında anıldı. Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, “Her yıl bu minarenin altında insanlık, kardeşlik ve adalet için atanlara selam olsun. Bu ülkede vatandaş olmaktan, insan olmaktan kaynaklı hakkımızı ve adaleti sormaya geldik” dedi. 

    Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Dört Ayaklı Minare önünde açıklama yaparken 28 Kasım 2015’te katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, katledilişinin 8’inci yılında anıldı.

    Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen ve aralarında Elçi ailesi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu ve eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile milletvekilleri, baro başkanları ve insan hakları savunucularının bulunduğu çok sayıda kişi, “Em te ji bir nakin” yazılı pankartının arkasından Elçi’nin katledildiği Dört Ayaklı Minare’ye doğru yürüdü.

    “Şehîd namirin” ve “Tahir Elçi ölümsüzdür” sloganları atılan yürüyüş sonrası açıklama yapıldı. Ahmet Kaya’nın Diyarbakır Türküsü’nün çalındığı anma töreninde, Elçi’nin katledilmeden önceki sözleri dinletildi.

    Elçi’nin “(…) Diyarbakır ismiyle en çok anılan, en çok sembolize olunan Dört Ayaklı Minare’yi ne yazık ki iki gün önce şu an da gördüğünüz gibi ayağından vurdular. Arkadaşlarımızın elindeki lolipoplardan da gördüğünüz gibi şunu diyoruz; Tarihi Dört Ayaklı Mianre insanlara ‘beni ayağımdan vurdular, ne savaşlar ne felaketler gördüm ama böyle ihanet görmedim’ diyor bize…” sözlerinin dinletilmesinin ardından saygı duruşu yapıldı.

    “BİNLERCE İNSAN KATLEDİLİYOR”

    Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, “8 yıldır her 28 Kasım’da burada bir araya gelen kıymetli topluluk, savunduğu, mücadelesini verdiği ve yaşamına mal olan değerlerin ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir. Bu birliktelik her türlü saldırıya, yargı tacizine rağmen, yaşamı savunma cesareti gösterenlerin kararlığı ve eseridir. Üzgünüz; insan hakları rejiminin tesis edildiği, nefretin son bulduğu, Kürt meselesinin demokratik değerler ölçüsünde çözüldüğü bir ülke özlemini halen gerçekleştiremedik. Bölgemizde ve dünyada devam eden savaşlarda binlerce insan katlediliyor. Kültürü ve tarihi dokusuyla şehirler yok ediliyor” dedi.

    “TETİĞİ TUTAN EL KARANLIKTA BIRAKILDI”

    Eren, aradan geçen 8 yıla rağmen faillerin cezalandırılmadığı, adaletin yerini bulmadığı ve faillerin bulunacağı sözüne rağmen tetiği tutan elin karanlıkta bırakıldığını söyledi.

    Eren, şunları kaydetti:

    “Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı bir koyunun bile mesuliyetinin kendilerinde olduğunu söyleyenlerin bu sorumlulukla hareket etmediklerine hep birlikte bir kez daha tanıklık ettik. Tahir Elçi cinayeti 2015’te başlayan o karanlık sürecin yolunu döşemek isteyenlerin siyasi bir operasyonuydu. O sebeple Tahir Elçi suikastının tüm yönleriyle aydınlatılması etkin bir kamu ve siyasi iradenin ortaya konmasıyla mümkün olacaktır. Toplumun içine çekildiği o karanlık girdap ancak böyle bir iradeyle aydınlatabilir. Bu sebeple devletin aydınlatamadığı cinayet yoktur, devletin aydınlatmadığı cinayet vardır” diye konuştu.

    “ELÇİ BİZİM EN KIYMETLİMİZDİR”

    Verilen sözlere rağmen cinayetin aydınlatılmadığına dikkati çeken Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, “Bu hukuksuzluğa rağmen yetersiz bir iddianame ile kovuşturma süreci 5 yıl sonra başlatıldı. 29 Kasım’da davanın 9’uncu duruşması görülecektir. Maalesef 8 celse boyunca dava dosyasına önemli bir mesafe katledilmemiştir. Cinayet öncesi ve sonrasına yönelik taleplerimiz ısrarla reddedilmektedir. Buradan Tahir Elçi’nin dostları ve meslektaşları olarak tüm yetkililerle bu davanın siyasi ağırlığına ve Tahir Elçi’nin ismine, hatırasına yaraşır bir şekilde sürdürülmesi ve cinayetin aydınlatılması çağrısında bulunuyoruz” çağrısı yaptı.

    “Tahir Elçi bizim en kıymetlimizdir” diyen Eren, şöyle devam etti:

    “Siyasi irade nasıl bir tutum alırsa alsın, mahkeme kimin gözlerine bakarsa baksın, bizim cinayeti aydınlatma irademizde zerre eksilme yoktur ve olmayacaktır. Son nefesinde bile şiddete karşı barış ve demokrasi savunan ebedi başkanımızın aramızdan alınmasının 8’inci yılında bir kez daha anıyoruz. Barış, demokrasi, insan hakları mücadelesini sürdürme kararlığımızı yineliyoruz. Seni unutmayacağız.”

    TÜRKAN ELÇİ: MİNARENİN AYAKALRI ALTINDA BULUŞMALAR BİZİ GÜNDEN GÜNE ÇOĞALACAK

    Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi ise, “Kol saatimizin kırıldığı ve zamanın durduğu bir yerdeyiz” diyerek konuşmasına başladı.

    “Her yıl bu minarenin altında insanlık, kardeşlik ve adalet için atanlara selam olsun. Bu ülkede vatandaş olmaktan, insan olmaktan kaynaklı hakkımızı ve adaleti sormaya geldik” diyen Elçi, şunları kaydetti:

    “Zulme uğrayanların, bir ülkenin karanlığında ışığı aramanın ne demek olduğunu ne yazık ki bizlere bu sokak öğretti. Kadimlerin korunduğunu, saklandığını, dehlizlerin karanlık ve muhkem olduğunu bizlere bu sokak öğretti. Çocukluğumuzun ve gençliğimizin geçtiği, şehrimize ait kültürel, toplumsal ve binlerce yıllık tarihsel hafızamızın savaşın acımasız eliyle nasıl yakılıp, yok edildiğini bu sokak bize öğretti. Siz avlumuza incir ağacı dikenler, penceremizi ışıksız bırakanlar, bize yaşatılan zulmü unutturmak isteyenler, kötülüklerin mahcubiyetini hissetmeyenler biliniz ki aradan yıllar geçse de acımız halen ilk günkü gibi taze. Biliniz ki minarenin ayakları altında buluşmalar bizi günden güne çoğaltacak. Çünkü biz acılarda çoğalan, acılarda bir araya gelen ülkeye dönüştürüldük. Biz acıda buluşanların, yek vücut olanların, göz yaşlarının rengini, etnik kökeninin, dilinin, milliyetinin ve ırkının olmadığı bilinmelidir. Bizi balık gibi susturmak isteyenler biliniz ki; biz adalet arayanların, zulme uğrayanların, acı çekenlerin, gece gündüz demeden içinde yüzdüğümüz uçsuz bucaksız bir denizi var. Bu denizde özgür, huzurlu, kardeşçe, insan onuruna yaraşır, şiddetsiz bir dünya hayalimiz var.

    “YAŞAM HAKKI KUTSALDIR”

    Acıya, zulme, haksızlık ve hukuksuzluğa ‘dur’ diyebilmek için her yıl bu vakitlerde burada bir araya geldiğimizde, uzaklardan, çok uzaklardan bir ses bizi çağırır; ‘silah ve çatışma istemiyoruz’ diyen bir ses. Zalimleri rahatsız eden bir ses. Bizler bu sese milyonlarca sesle ‘kahrolsun savaş’ diyerek karşılık veriyoruz. ‘Yaşama hakkı kutsaldır, yaşam hakkı kutsaldır’ diyor ve demeye devam edeceğiz.”

    SAĞKAN: BİZ 8 SENEDİR BAŞKANIMIZIN YASINI TUTAMIYORUZ

    TBB Başkanı Erinç Sağkan da, 8 yıldır aynı sokakta bir araya geldiklerini hatırlatarak, şöyle konuştu:

    “8 yıldır buraya gelirken girdiğimiz şu sokağın başından itibaren bir utanç bütün benliğimi sarıyor benim. Ancak bu utanç bana ait olmamalı. Bu utanç gözlerin önünde, kameraların önündeki bir cinayeti bilerek, isteyerek aydınlatmayanların utancıdır. Benim utancım olmamalıdır. 8 senedir vicdan azabı çekiyorum. Acaba yeterince mücadele ettim mi diye? Acaba elimden gelen her şeyi yaptım mı diye? Bir baro başkanımız kameralar önünde katledildi. Her şeyi yaptım mı acaba diye? Bu vicdan azabı bana ait olmamalı. Bu vicdan azabı 5 yıldır yargılama yapıyormuş gibi tiyatro sergileyenlerin azabı olmalıdır. Biz 8 senedir başkanımızın yasını tutamıyoruz. Buraya anmaya gelemiyoruz. Anmak için gereği yapılmış olmalıdır, maddi gerçek ortaya çıkarılmalıdır. Kişiler en ağır cezalandırılmalıdır. Ancak o zaman anmaya gelebiliriz. Buraya, vazgeçmeyeceğimizi bilsinler diye geliyoruz. Yargılama görünümü adı altında süreci uzatmaya da çalışsalar vazgeçmeyeceğiz. 8 sene değil, 80 sene de geçse Tahir Elçi’nin sorumlularının tamamı ortaya çıkarılıp cezalandırılmadığı müddetçe bu mücadeleyi devam ettireceğiz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Antalya’da kadınlardan yürüyüş: Şiddete karşı mücadelemiz sürecek-VİDEO

    Antalya’da kadınlardan yürüyüş: Şiddete karşı mücadelemiz sürecek-VİDEO

    PİRHA- Antalya Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Aydın Kanza Parkı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Burada yapılan açıklamada, kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin süreceği vurgulandı.  

    Türkiye’nin birçok kentinde kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında alanlara çıktı. Yapılan eylem ve etkinliklerin ana şiarı ise, “jin, jiyan, azadî” oldu.

    Antalya Kadın Platformu, Aydın Kanza Parkı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Sağanak yağışa rağmen yapılan yürüyüşe HEDEP İstanbul Milletvekili Çicek Otlu ile çok sayıda kadın katıldı. Yürüyüş boyunca “jin, jiyan, azadî” sloganı atıldı.

    Açıklamanın Kürtçe’sini Derya Polat, Türkçesini ise Emine Nar Kaya okudu. Açıklamada kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin süreceği vurgulandı.

    HEDEP Milletvekili Otlu ise, iktidarın birçok kente 25 Kasım yürüyüşlerini yasakladığına işaret ederek, Şırnak’ta yapılan gözaltılara tepki gösterdi.

    Otlu, “Bizim hayatlarımız sizin kurmak istediğiniz aile yapısına sığmaz” diyerek, mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.

    PİRHA/ANTALYA

  • Kadınlar Ankara’dan seslendi: İktidar katilleri koruyor; itaat yok, isyan var-VİDEO

    Kadınlar Ankara’dan seslendi: İktidar katilleri koruyor; itaat yok, isyan var-VİDEO

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla Ankara Kadın Platformu öncülüğünde kadınlar basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “İktidar katilleri koruyor cezasızlık politikası uygulanıyor. Gülistan Doku’nun katili korunuyor. Bizler buradan burada kutsal ailenizi tanımıyoruz. İtaat yok isyan var demek için sokaktayız” dedi. 

    25 Kasım 1961’de Dominik Cumhuriyeti’nde bir uçurumun dibinde cesetleri bulunan Mirabel Kardeşler’in mücadelelerinden ilham alan Birleşmiş Milletler, bu tarihi Kadına Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi İçin Uluslararası Mücadele Günü ilan etti.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde Ankara’da kadınlar alanlardaydı.

    Kolej Meydanı’nda buluşan kadınlar Sakarya Meydanı’na yürüdü ve meydanda basın açıklaması yaptı. Açıklama Türkçe, Kürtçe, Arapça olarak okundu.

    “SADECE BU SENE  347 KADIN ERKEK ŞİDDETİYLE KATLEDİLDİ”

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri sendikası (SES) Dönem Eş Başkanı Mukaddes Anğay’ın Ankara Kadın Platformu adına okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İtaat yok, isyan var demek için sokaktayız. Bugün 25 Kasım ve Biz kadınlar, ‘Savaşa, Krize, Yoksulluğa Ve Erkek-Devlet Şiddetine Karşı Bir Aradayız!’ demek için sokaklardayız
    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde; Dominik’te Mirabel Kardeşleri katleden Trujillo diktatörlüğünün kadın düşmanı politikalarını aratmayan AKP-MHP ittifakı kadınların yaşam hakkını korumak bir yana kadın mücadelesinin kazanımlarına dönük saldırılarını arttırıyor.

    İstanbul Sözleşmesi’nden tek adamın kararıyla çekilmesinin ardından iktidarın ajandasında şimdi de Anayasa değişikliği, 6284 sayılı kadına yönelik şiddetle mücadele yasası, nafaka düzenlemesi ve aile arabuluculuğunu da içeren Medeni Kanun’da değişiklikler bulunuyor.

    Kadınlar olarak tırnaklarımızla kazıyarak elde ettiğimiz kazanılmış haklarımıza yönelik saldırılar karşısında bir araya geleceğiz, eşitlik kavgamızı büyüteceğiz.
    AKP-MHP ittifakı erkek şiddetine karşı önlem almadığı gibi cinsiyetçi, LGBTİ+ düşmanı ve kadınların yaşamına saldıran politikalarına her gün bir yenisini ekliyor. Kadına yönelik şiddeti önleme yükümlülüğü olan devlet; kadınlara yönelik işkenceye varan özel savaş uygulamalarıyla, yoksullaştırma politikalarıyla, erkek yargı mekanizmasıyla, hukuksuz uygulamalarıyla şiddeti yeniden üretiyor. Sadece bu sene 347 kadın erkek şiddetiyle katledildi. İktidar failleri koruyor ve cezasızlık politikalarıyla ödüllendirmeye devam ediyor.

    “TARİKATLARIN VE CEMAATLERİN KARANLIĞINA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Gülistan Doku’nun, Zeren’in, Dina’nın, Kübra’nın, Hande’nin, Ceren’in ve diğer bütün kız kardeşlerimizin faillerini de, failleri cezasızlıkla ödüllendirenleri de tanıyoruz!
    AKP iktidarı geldiği ilk günden bu yana kadın ve LGBTİ+ düşmanlığı üzerinden kendini var ediyor. Sözde kutsal aile yapılarını korumak için düzenledikleri nefret yürüyüşleri ile bizleri hedef haline getiriyorlar ve hayatlarımızı tehlike altına atarak kendi çizdikleri sınırlar içerisine hapsetmeye çalışıyorlar.

    Kadın ve LGBTİ+ düşmanlığına karşı bir araya geleceğiz, özgürlük talebini büyüteceğiz. Kadınları aileden ibaret gören politikalarıyla tüm kamusal alanları ve özellikle eğitimi siyasal islamcı politikalarla kuşatıyor. Tarikatların ve cemaatlerin karanlığına teslim olmayacağız demek için sokaklardayız!

    “BİZ KADINLAR DİRENİŞİN SESİ OLMAKTA ISRARCI OLACAĞIZ”

    Cinsiyete dayalı emek sömürüsü, bizleri işyerlerinde taciz, tecavüz ve mobbing olarak karşılıyor. Bir yandan mülteci kadınları sırf düşük maliyet sağlayabilmek için güvencesiz işlerde çalıştırdıklarını, ayrımcı politikalarla hedef haline getirildiklerini de biliyoruz Biz kadınlar yoksullaştırma ve güvencesizleştirme politikalarınızı kabul etmiyoruz! Bu umutsuzluğun karşısında bir araya geleceğiz, umudun sesini büyüteceğiz! İktidar İsrail’in Filistin işgaline ve soykırım girişimine karşı boş söylemlerini sürdürüyor. Bu büyük baskı, korku ve yıldırma politikalarına rağmen biz kadınlar barışın, adaletin ve direnişin sesi olmakta ısrarcı olacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kadınlar Mecidiyeköy’den haykırdı: Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!-VİDEO

    Kadınlar Mecidiyeköy’den haykırdı: Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Mecidiyeköy’de 25 Kasım Kadın Platformu öncülüğünde bir araya gelen kadınlar, “jin, jiyan, azadî” ve “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganlarıyla taleplerini haykırdı. Komite sorumlusu ve polis arasında yapılan müzakere konuşması sırasında bir kadın, polis şiddetine uğradı.

    İstanbul’da kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü dolayısıyla Mecidiyeköy Meydanı’nda buluştu. 25 Kasım Kadın Platformu öncülüğünde gerçekleşen buluşma, “Failler evde, mecliste, iş yerinde, okullarda; kadınlar erkek devlet şiddetine karşı sokaklarda” şiarıyla gerçekleştiriliyor.

    Eylem öncesi tüm yollar polis bariyerlerle kapatıldı ancak kadınlar, Mecidiyeköy’de buluştu. Kadınlar, “Rojava’daki mücadele kadınların mücadelesidir” pankartı açarak, “Bedeni 7 gün sokakta kalan anneler, Rojava’da katledilen çocuklar”, “Jin, jiyan, azadî”, “Sara, Rojbin, Ronahî”, “Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyoruz”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” ve “Kadınlar birlikte güçlü” sloganları atıyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile HEDEP Van Milletvekili Pervin Buldan ve HEDEP İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Özgül Saki de alana geldi.
    “ROJAVA’DAN FİLİSTİN’E SAVAŞA HAYIR”
    Savaş politikalarına dikkat çeken kadınlar, Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılar ile İsrail-Filistin savaşına karşı barışı savundu. Kadınlar, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi”, “Filistin’de direnen kadınlara bin selam”, “Filistin’e özgürlük, İsrail’e boykot”, “Savaşa karşı yaşasın kadın dayanışması”, “Rojava’dan Filistin’de direnen kadınlara bin selam”, “Rojava’dan Gazze’ye halklar direnişte” sloganlarını attı.
    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİZİM”
    Kadınlar, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı alınmasına karşı tepkilerini de dile getirdi. “İstanbul Sözleşmesi bizim” dövizlerini taşıyan kadınlar, sloganlarıyla iktidarın hedefinde olan 6284 sayılı yasaya sahip çıktı.
    “GECELER BİZİM, SOKAKLAR BİZİM, MEYDANLAR BİZİM”

    Kadınlar Cevahir AVM önünde yasakları protesto etmek için basın açıklaması yaptı. Platform açıklamayı Cemile Baklacı okudu. Açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Bugün biz kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için, öfkemiz ve isyanımızla geldiğimiz bu alanda bir kez daha devlet yasakları ve polis şiddetiyle günü bitiriyoruz. Bir araya gelişimizi engellemeye çalışanlara bir kez daha gösterdik: Kadınlar olarak bir aradayız, isyandayız! Barikatla kapattıkları yollardan, yasakladıkları meydanlardan, tenha ve karanlık sokaklardan, bize reva gördükleri güvenliksiz yurtlardan, bir hayat kurabilmek için üç kuruşa çalıştığımız güvencesiz işlerimizden, bizi ekonomik ve sosyal olarak mahkum ettiğiniz şiddet dolu evlerden, karşılığını hiçbir şekilde alamadığımız, üzerimize yıkılan bakım emeğiyle ayakta kalan AC ailelerinizden çıktık; kimliğimiz, bedenimiz, varoluşumuz ve özgürlüğümüz için bir araya geldik.

    Filistin’den Rojava’ya, İran’dan Afganistan’a direnen kadınların sesi olmak için, savaş politikalarına karşı durmak için bir araya geldik. Şiddet faillerine, failleri aklayan yargıya, cezasızlık politikalarına karşı, bir kişi daha eksilmemek için erkek-devlet şiddetine karşı bir araya geldik. Aile politikalarına karşı makbul kadınlar olmayacağız demeye, LGBTİ+fobiye izin vermeyeceğiz demeye geldik. Yarattığınız krizin bedelini ödemeyeceğiz, yoksulluğa mahkum edilmeyeceğiz demek için bir araya geldik. Erkek-devlet şiddetine, savaşa, sömürüye, yoksulluğa, çocuk istismarına, LGBTİ+fobiye, bizi mahkum etmeye çalıştığınız bu yaşama karşı direnişimizle bir aradayız, isyandayız!

    Birlikteyiz, çünkü bizim gücümüz ve umudumuz birbirimizde. Birlikteyiz, çünkü yan yana geldiğimizde; sokaklarında katledilmediğimiz, enkazlarında ölmediğimiz, yurtlarında istismar edilmediğimiz, iş yerlerinde ve ailelerde sömürülmediğimiz; eşit, özgür, şiddetsiz ve sömürüsüz bir dünyayı yaratabileceğimizi biliyoruz. Her birimiz için özgür bir yaşam kurana dek mücadelemiz bitmeyecek. Geceler bizim, sokaklar bizim, meydanlar bizim!”

    Açıklamanın ardından ara sokaklardan yürüyerek dağılmak isteyen kadınların önü yer yer polis tarafından kesildi. Dağılma kararı alan kitle Fulya’dan aşağı doğru inerken polis barikatı kuruldu. Komite sorumlusu ve polis arasında yapılan müzakere konuşması sırasında bir kadın yurttaş polis şiddetine uğradı.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • Muharrem Orucu bugün başladı

    Muharrem Orucu bugün başladı

    PİRHA-Aleviler, Muharrem Orucu’nu (Yas-ı Kerbela) bugün itibariye tutmaya başladı.

    Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 insan için tutulan Muharrem Orucu (Yası Kerbela) Orucu bugün başladı. 12 gün oruç süresince su içilmezken eğlenceden de uzak durulur. Oruç açma saatleri ise güneşin batışına denk gelir.

    Muhammed Mustafa’nın torunu Hz. Hüseyin ve akrabalarının da aralarında bulunduğu 72 kişi, Hicri takvime göre 10 Muharrem 61’de (10 Ekim 680) halifelikte hak iddia eden Yezid’in ordusu tarafından Kerbela Çölü’nde katledilmiş, kadın ve çocuklar ise esir alınmıştı.

    SAHUR YAPILMAZ, ORUÇ GÜNEŞE GÖRE AYARLANIR

    Alevilerde sahur olmadığı gibi oruç açarken belirlenmiş bir saat de yoktur. Ne yenirse gece yarısından önce yenir. Aleviler oruç açarken top sesi, ezan sesi gibi işaretler beklemezler, güneş batınca oruçlarını açarlar. Görkemli sofralar da kurulmaz.

    Oruç süresince de (12 gün boyunca) düğün, nişan, sünnet ve benzer törenler/etkinlikler yapılmaz, kurban kesilmez, et yenilmez. Kerbela Şehitleri’nin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez (Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay, kahve, meşrubat, meyve suyu, ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır.)

    Aleviler, Muharrem ayında kimi yörelerde 10, kimi yörelerde de 12 gün oruç tutarlar. Orucun ardından aşure paylaştırılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Türk-İş Heyet Başkanı: Asgari ücret hayat pahalılığına göre güncellenmeli

    Türk-İş Heyet Başkanı: Asgari ücret hayat pahalılığına göre güncellenmeli

    PİRHA- Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ara zammı belirlemek için yaptığı ilk toplantı sona erdi. Toplantı sonrası konuşan Türk-İş Heyet Başkanı Veli Solak, “Asgari ücretin ev kiralarına, hayat pahalılığına göre güncellenmesini istiyoruz” dedi.

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu, asgari ücrete yapılacak ara zam oranını görüşmek üzere ilk toplantısını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda gerçekleştirdi. Yaklaşık 1 saat süren toplantıda işçi, işveren ve hükümetten 5’er temsilci yer aldı. İşçi kesimini TÜRK-İŞ, işverenleri de Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu temsil etti.

    Toplantı sonrası açıklama yapan Türk-İş Heyet Başkanı Veli Solak toplantıda herhangi bir rakamın gündeme gelmediğini belirterek, “Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir rakam istiyoruz. Toplantı yarın olabilir, herhangi bir tarih yok. Bayramdan önce bir an önce bitmesini istiyoruz. Türk-İŞ olarak talebimiz bir an önce bu toplantının bitmesi. Ev kiralarına, hayat pahalılığına göre asgari ücretin güncellenmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Görüşmelerin ardından komisyondan çıkan karar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iletilecek. Ardından asgari ücret rakamı kamuoyuyla paylaşılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu: Bulunduğunuz yerlerden ayrılmayın, bu gece uyumayacağız

    Kılıçdaroğlu: Bulunduğunuz yerlerden ayrılmayın, bu gece uyumayacağız

    Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yüzde 60’lar ile başlayan kurgu şu anda 50’nin altına düştü. Sandık müşahitleri ve seçim kurullarındaki görevlilerimiz bulundukları yerden asla ayrılmasın” çağrısı yaptı.

    Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından açıklama yaptı.

    Kılıçdaroğlu, “Yüzde 60’lar ile başlayan kurgu şu anda 50’nin altına düştü. Sandık müşahitleri ve seçim kurullarındaki görevlilerimiz bulundukları yerden asla ayrılmasın. Bu gece uyumayacağız Halkım. YSK’yı uyarıyorum, illerdeki veri girişini sağlamak zorundasınız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF Genel Başkanı Aslan’dan çağrı: Oylara sahip çıkalım-VİDEO

    ABF Genel Başkanı Aslan’dan çağrı: Oylara sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de oyunu Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Ülkenin ikinci yüzyılına girerken cumhuriyeti demokrasi ve laiklik umuduyla karşılama umudunu taşıyoruz” dedi.

    Ülkede sabah 08.00 itibariyle başlayan oy kullanma işlemi kapsamında halk ve adaylar sandıklara giderek oylarını kullandı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için oyunu kullandı. İzmir’in Narlıdere ilçesindeki özel bir okulda oy kullanan Aslan, cumhuriyetin ikinci yüzyılında Alevilerin demokrasi ve eşit yurttaşlık umudu taşıdığını kaydederek, oylara sahip çıkma çağrısında bulundu.

    “DEMOKRASİ VE LAİKLİK UMUDUYLA KARŞILIYORUZ”

    Aslan, “Oyumuzu kullandık. Anneler günü dolayısıyla başta Cumartesi Anneleri olmak üzere; çocuklarını yatağa aç koyan, çocukları için göz yaşı döken, çocukları katledilen annelerin Anneler Günü kutlu olsun. Oyumuzu barış, kardeşlik, sevgi ve huzur için kullandık. Ülkenin ikinci yüzyılına girerken cumhuriyeti demokrasi ve laiklik umuduyla karşılama umudunu taşıyoruz. Tüm yurttaşlarımıza oyuna sahip çıkmaya ve sağduyuya davet ediyoruz. Ülkemiz için hayırlı, uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • Ali Kenanoğlu oyunu kullandı: Hızır yardımcımız olsun-VİDEO

    Ali Kenanoğlu oyunu kullandı: Hızır yardımcımız olsun-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Adıyaman Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu oyunu kullandı. Kenanoğlu, “Halklarımızın özgürlüğü, inançlarımızın eşitliği için hayırlısı olsun. Hızır yardımcımız olsun” dedi. 

    Depremde en çok yıkımın yaşandığı Adıyaman’da depremzedeler konteynerlerde kurulan sandıklarda oy kullanıyor.

    Kentte sabah 08.00 itibariyle başlayan oy kullanma işlemi kapsamında milletvekili adayları da sandıklara giderek oylarını kullandı.

    Türkiye genelinde sabah 08.00 itibariyle oy kullanma işlemi başladı. Adıyaman’da sabah saatleri itibariyle Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, merkeze bağlı Çokpınar ve Kındırali köylerinde kurulan ortak sandıkta oyunu kullandı.

    Kenanoğlu, “Halklarımızın özgürlüğü, inançlarımızın eşitliği için hayırlısı olsun. Hızır yardımcımız olsun” diye konuştu.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Uçar ve Akın oylarını kullandı-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Uçar ve Akın oylarını kullandı-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın İstanbul’da oyunu kullandı. Çiğdem Kılıçgün Uçar, Türkiye’de demokrasinin inşa edilmesi gerektiğine işaret ederek, seçim sonuçlarının yeni bir anayasa ve demokratik bir Cumhuriyete vesile olmasını istediklerini söyledi.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Gazi Mahallesi’nde bulunan Gazi İlköğretim Okullunda oyunu kullandı. Uçar, beraberindeki heyet ile oy kullanmaya geldiği sırada oy kullanmaya gelen yurttaşlar Uçar’ı alkışlarla karşıladı. Uçar, daha sonra 1359 No’lu sandıkta oy kullandı.

    DEMOKRATİK CUMHURİYET SÖZÜ 

    Oy kullanma işleminin ardından okul önünde açıklama yapan Uçar, “Uzun bir süredir Türkiye’de adaletsizliği, yoksulluğu, şiddeti, bizim ile ilgili olan bütün yaşam alanlarımızda, topluma yönelik iyi olmayan şeyleri konuştuk. Bu seçim sonuçları ile birlikte aslında demokratik bir ülkede refahın, kardeşliğin ve bir arada yaşamının sözünü verdik. Bunları konuşacağımız bir dönem olmasını istiyoruz. Bir yüzyılı geride bıraktık. Bu yüz yılın kalıcı sorunlarının yeni döneme devretmiş oldu. Yine bu seçim vesilesiyle Türkiye’de, Türkiye’nin bütün kalıcı sorunlarını gündemine alan ve çözüm üreten bir meclise vesile olmasını istiyoruz. Ülkede yaşayan bütün hakların, inançların, bütün kesimlerin kendisini içinde bulduğu, hakkını ve hukukunu koruyan bir anayasa vesile olmasını diliyoruz. Aynı şekilde bu ülkenin ihtiyaç duyduğu demokratik siyasetin de inşa edilmesini ve hayat bulmasını istiyoruz ve demokratik bir cumhuriyetin sözünü veriyoruz” dedi.

    ANNELERE YENİ YÜZYIL

    Uçar, 14 Mayıs’ın anneler günü de olduğunu hatırlatarak, Barış Anneleri, Cumartesi ve diğer bütün annelerin gününü kutladı. Uçar, “Cumartesi Annelerinin ve Barış Annelerinin yürüttüğünü hakikat ve barış mücadelesinin yeni yüzyılda bir kazanıma vesile olmasını diliyorum. Seçim sonuçları şimdiden herkese hayırlı olsun” diye konuştu.

    AKIN: DEMOKRASİ ZAFERİNİ KUTLAYACAĞIZ

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın da, İzmir’in Bornova ilçesine bağlı Erzene Mahallesi’nde bulunan Suphi Koyuncuoğlu Lisesi’nde ki 1182 nolu sandıkta oyunu kullandı. Akın’a milletvekili adayları, Yeşil Parti ilçe yöneticileri ve Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Cavit Uğur eşlik etti.

    Akın, oy kullandığı sırada “Tarihi bir seçim yaşıyoruz. Demokrasi, özgürlük ve barışa vesile olsun hayırlı olsun” diye belirtti.

    Oyunu kullandıktan sonra bir açıklamada bulunan Akın, halka oy kullanma çağrısında bulunarak, şöyle dedi:

    “Sandıkta ki görevli arkadaşlarımız sandıkları korusun. Bu seçim, demokrasiye, adalete ve barışa vesile olmasını diliyorum.  Hep beraber 15 Mayıs’ta demokrasinin zaferini kutlayacağız. Herkese hayırlı olsun. Bugün Anneler Günü bu vesileyle Anneler Günü’nü de kutluyorum.”

    Akın, oy kullandıktan sonra Yeşil Sol Parti Genel Merkezi’ne gitmek üzere Ankara’ya doğru yola çıktı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

     

  • Dersim Tertelesi’nin 86. yılı: Binlerce insan katledilip, binlercesi sürgün edildi

    Dersim Tertelesi’nin 86. yılı: Binlerce insan katledilip, binlercesi sürgün edildi

    PİRHA- Dersim Tertelesi’nin başlangıcı kabul edilen ve “Tunceli Tenkil Harekatı“ olarak bilinen 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu Kararı’nın üzerinden 86 yıl geçti.

    4 Mayıs 1937 tarihinde TBMM’de Bakanlar Kurulu “Dersim Tenkil Kararları” adında özel bir kararname çıkarır. Bu kararname Dersim Tertelesi’nin resmi başlangıç tarihi oldu. Bu karar Dersim Tertelesi’nin resmi belgesi olarak kabul ediliyor. Bu kararla birlikte Dersim’e yönelik Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “Sel Harekâtı” başlattı.

    Resmi verilere göre; 13 bin 160 kişinin öldürüldüğü, 11 bin 818 kişinin sürgün edildiği Dersim Katliamı 1938’in sonuna kadar sürdü. Binlerce sivilin hayatını kaybettiği, binlerce insanın sürgün edildiği, yüzlerce köyün boşaltılıp yakıldığı, yüzlerce kız çocuğunun kaybedildiği katliamın sonunda Seyit Rıza ve oğlunun da aralarında olduğu Dersim’in önde gelen aşiret liderleri idam edildi.

    Türkiye’nin ilk kadın pilotu ve Dersim Katliamı’nda kilit rol oynayan Mustafa Kemal’in manevi kızı Sabiha Gökçen, bir röportajında “Dersim’i acımasızca bombaladım” diyerek, “Çarpışma meydanında canlı hedef üzerine bomba atmak insana hiç bir acıma hissi vermiyor! İnsan yalnızca vazifesini görmek için aramayı, vurmayı düşünüyor” demişti.

    Katliamın üzerinden 86 yıl geçmesine rağmen devlet Dersimlilerin taleplerini hala karşılamadı.

    Dersimlilerin önemli talepleri şöyle:

    -4 Mayıs’ın Dersim 38 Tertelesi günü olarak kabul edilsin!

    -Arşivler Açılsın, devlet katliamla yüzleşsin!

    -Dersim ismi iade edilsin!

    -Dersim halkından özür dilensin!

    -Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın!

    -Anadilimiz Zazaca ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın!

    -Munzur’daki Baraj projeleri iptal edilsin.

    (HABER MERKEZİ)

  • Antalya Emek ve demokrasi Güçleri: Emek bizim gelecek te bizim-VİDEO

    Antalya Emek ve demokrasi Güçleri: Emek bizim gelecek te bizim-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da binlerce kişinin katıldığı 1 Mayıs yürüyüşü coşkulu geçti. Alanda okunan ortak basın metninde, “İşçilerin, kamu emekçilerinin, gençlerin, kadınların, emeklilerin, çocuklarımızın geleceği için tarihsel bir dönemde, 2023’ün 1 Mayıs’ında kol kola omuz omuzayız” denildi. 

    Antalya’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, sendikalar ve meslek odalarından binlerce kişinin katıldığı etkinliklerle kutlandı. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK- İŞ), Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu (Birleşik Kamu-İş), Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) şube başkanları ve sendika üyeleri Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı.

    Şehir merkezinde bulunan Aydın Kanza Parkı’nda toplanan kalabalık, kortej oluşturarak Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Yürüyüş güzergahındaki caddelerin ve Cumhuriyet Meydanı’nın dolduğu 1 Mayıs kutlamalarına, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Birleşik Kamu İş Konfederasyonu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, KESK ve Türk Tabipleri Birliği olmak üzere toplamda 6 konfederasyon katıldı.

    Emek ve demokrasi güçleri  meslek örgütleri adına ortak basın metnini DİSK Akdeniz Bölge Temsilcisi Disk Genel iş Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük okudu.

    Küçük, “İşçilerin, kamu emekçilerinin, gençlerin, kadınların, emeklilerin, çocuklarımızın geleceği için tarihsel bir dönemde, 2023’ün 1 Mayıs’ında kol kola omuz omuzayız. Yılın 365 günü ezilen, sömürülen, horlanan, yok sayılan milyonlar 1 Mayıs alanlarında bir aradayız” dedi.

    Küçük şöyle devam etti:

    “Tüm dünyada ücretli emek yaygınlaşırken, biz üretenlerin toplumsal zenginlikten aldığı pay azalıyor. Sermayeyi emek sömürüsü de doyurmuyor.
    Doğa, sermayenin sınırsız yağmasına açılıyor. Yetmiyor, savaşlarla milyonlar yerinden yurdundan ediliyor. Başta işçi sınıfı olmak üzere tüm insanlık sermaye düzeninin bu ağır tahribatına ses çıkarmasın diye baskıcı rejimler destekleniyor. Kapitalizm bugün dünya halklarına daha fazla sömürü, daha fazla eşitsizlik, daha fazla yağma, daha fazla yıkım vaat ediyor. Ve yarattıkları bu cehennemin bekçisi olarak otoriter rejimleri işçilerin, emekçilerin, halkların başına bela ediyorlar.
    Çok uzağa gitmeye gerek yok. Bu ülkede yaşadıklarımıza bakmak yeter. Sadece başkanlık rejimi boyunca 4 yılda 5,5 milyon işsize 3,5 milyon yeni işsiz daha eklendi. Ücretlilerin sayısı hızla artarken emeğin milli gelirden aldığı pay yüzde 38’den yüzde 25’e düştü; sermayenin payı yüzde 44’ten yüzde 57’ye yükseldi.
    İşçiden alıp patronlara verdiler; fakirden çalıp zenginin kasasını doldurdular; dar gelirliden alıp rantiyeye kaynak aktardılar; rant için kentleri ve doğayı betona boğdular; asırlık yardım kurumlarını bile depremde çadır satar hale getirdiler; doğal afetleri felakete çevirdiler: Memleketi bir şirket gibi yönettiler!
    Memlekette hak aramayı, sendikalı olmayı, grev yapmayı engellediler, üstelik bu yaptıklarıyla övündüler.

    “GÜVENCESİZ ÇALIŞMAYI HAKİM KILDILAR”

    Güvencesiz çalışmayı hemen her alanda hâkim hale getirdiler. Bizlerin işini ekmeğini, iktidarın ve patronların insafına terk etmeye çalıştılar. KHK’lar ile çalışma hakkını gasp ettiler, Anayasa’yı rafa kaldırdılar, mahkeme kararlarını uygulamadılar. Hak, hukuk tanımadılar.
    Şirket gibi yönettikleri ülkede salgında, depremde, ekonomik krizde en ağır bedelleri biz ödedik ama onların geliri de serveti de katbekat büyüdü.
    Memleketi şirket gibi yönetenler, bu memleketin tüm değerlerini üreten milyonları yoksullaştırdılar, güvencesizleştirdiler. Hepimizin sadece bugünün değil geleceğini de çaldılar.

    “AYRIMCILIĞI KIŞKIRTTILAR”

    Bizler bir olup karşılarına dikilmeyelim diye her alanda ayrımcılığı kışkırttılar. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirdiler. Eleştirenin, sorgulayanın, soru soranın, hak, hukuk, adalet isteyenin sesini kısmak için her yolu denediler.
    Ama yine de başaramadılar. İşçiler işine, aşına, ekmeğine sahip çıktı; gençler geleceklerine… Haklarını savunan kamu emekçileri; etik ilkeleri savunan iyi hekimlikten vazgeçmeyen hekimler; bilimi ve tekniği halkın çıkarları için kullanan mühendisler susmadı, susmayacak.
    Kadınların eşitlik ve özgürlük taleplerini, şiddete karşı mücadelemizi hiçbir şiddetle bastıramadılar; doğasına ve kentine sahip çıkanların önünü alamadılar. Adalet, barış, kardeşlik ve eşit yurttaşlık mücadeleleri dimdik ayakta.”

    PİRHA/ANTALYA

  • İstanbul’da emekçiler haykırdı: Bizim bu düzeni değiştirme gücümüz var-VİDEO

    İstanbul’da emekçiler haykırdı: Bizim bu düzeni değiştirme gücümüz var-VİDEO

    PİRHA- İstanbul 1 Mayıs’ı için “Emek Bizim, Gelecek Bizim” sloganıyla Maltepe’de miting alanını dolduran on binlerce emekçi, taleplerini haykırdı. Emekçiler adına yapılan ortak açıklamada, tüm sömürülenlerin bu düzeni değiştirme gücü olduğu vurgulandı. 

    İstanbul’da Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), Diş Hekimleri Birliği (TDB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) çağrısıyla, “Emek Bizim, Gelecek Bizim” sloganıyla gerçekleşen miting için Maltepe’de buluştu.

    Sabah saatlerinde Maltepe’de 1 Mayıs’ın kutlanacağı miting alanına giriş yerleri polis ekipleri tarafından kapatıldı. Alanda sendika ve partilerin hazırlıkları sürerken davul zurnalar ve pankartlarla kortejlerdeki yerini alan emekçiler talepleriyle alana giriş yapmaya başladı.

    Sendikaların, siyasi partilerin, kadın örgütlerinin ve on binlerce işçi ve emekçinin yan yana geldiği Maltepe Miting alanında, hakları için; düşük ücretlere, sendikalaşma önündeki engellere, yoksulluğa, grevlerin yasaklanmasına karşı, Ilo 190’nın kabul edilmesinden her işyerinde kreş hakkına kadar işçiler taleplerini dile getirdi.

    KAYPAKKAYA FLAMASINA GÖZALTI

    Maltepe’deki 1 Mayıs alanına giriş yapan Partizan ve Kaldıraç üyelerinin taşıdığı İbrahim Kaypakkaya flamaları alana alınmadı, kitle girmek isteyince polis müdahale etti. Gözaltına alınan en az 10 kişi miting alanından çıkarıldı. Gözaltı aracının alandan ayrılmasını engellemek isteyen kitleye polis gazlı müdahalede bulundu.

    Kitle üst aramasının ardından alana girerken, mitingi takip eden yüzlerce gazeteci de kontrol noktasında teknik malzemelerine kadar arandı. Yeni Yaşam ve Oksijen gazetelerine gerekçe gösterilmeden el konularak, alana sokulmadı. Kentin dört bir yanından gruplar ve kortejler halinde toplanma alanına akın eden işçi ve emekçiler, 1 Mayıs marşını hep bir ağızdan seslendirdi.

    “YOK EDECEĞİZ İNSANIN İNSANA KULLUĞUNU”

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yaptığı konuşmada, “1 Mayıs’ı son derece tarihsel bir süreçte kutluyoruz. Haramilerin saltanatını yıkacağız. Ekmeğimizi patronların insafına, haklarımızı tek kişinin keyfine bırakan düzeni yıkacağız. Eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin, barışın, emeğin ülkesini hep beraber kuracağız. 2023 1 Mayıs’ı Taksim’in yasaklı olduğu son 1 Mayıs olacak. Gelecek yıl and olsun ki Gezi Parkı’nda kol kola yürüyeceğiz. Yok edeceğiz insanın insana kulluğunu” dedi.

    “UMUDUMUZ VAR”

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil de, “6 Şubat depreminde yaşamını yitiren on binlerce canımızın anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Hala sorunların çözülmemesinin isyanı var bu meydanlarda. Savaşa ve militarizme karşı barışın öfkesi hakim bugün meydanlarda. En demokratik hakkımız olan mitinglere girerken bayraklarımıza müdahale etmelerinin öfkesi var. Bu öfkemizde mutlu bir geleceğin filizleneceğinin umudu da var aslında. Cinsiyet kimliği yok sayılan LGBTİ+lara yönelik nefret cinayetlerine karşı gökkuşağı renginin umudu var bugün meydanlarda. Ülke kaynaklarının sermayeye peşkeş çekilmesine karşı, “Bu böyle gitmez” diyenlerin umudu var. Hepinizi 15 Mayıs sabahında el ele çiçekli sabahlara uzanmanın umudu ve coşkusuyla selamlıyorum” diye konuştu.

     “KARANLIĞI AYDINLIĞA ÇEVİRECEĞİZ”

    TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz ise, “İktidarın baskısına, zorbalığına, şiddetine boyun eğmeyenlere selam olsun. Tarihsel bir eşikteyiz. 13 gün sonra tarihi bir seçim yapılacak. Bu seçimlerde cumhuriyetin geleceği ile tek adam diktatörlüğünü onaylayacağız. Gerici, bağnaz bir zihniyet ile laiklik arasında bir seçim yapacağız. Emek düşmanı, baskısı, doğa ve toplum düşmanı anlayış ile toplumcu, kamucu anlayış arasında seçim yapacağız. Bu seçimi mutlaka kazanacağız. Karanlığı aydınlığa çevireceğiz” ifadelerini kullandı.

    “YIKIMI DURDURMAK BİİZM ELİMİZDE”

    Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “Biz kararlıyız. Biz birlikte değiştireceğiz. Evet yastayız ama çok da öfkeliyiz. Yasımız, öfkemizle, memleketi enkaz altında bırakanlara inat mücadelemiz her zamankinden daha kararlı olmalı. Yarattıkları yıkımı durdurmak bizim ellerimizdedir. Bu kölelik düzenine bizi mahkum edenlerle karşılaşma zamanıdır. Emek bizim, gelecek, bizim söz bizim” dedi.

    “ALINTERİ EN YÜCE DEĞER”

    Türk Diş Hekimleri Birliği Başkanı Ahmet Tarık İşmen de, “Eşitlik, özgürlük mücadelesi verenlere selam olsun. Hukuk, hukuku çiğneyenlerin emrine girmiştir. Bu ülkenin tüm değerlerini üreten emekçiler yeni bir başlangıç için bugün irade gösteriyorlar. Alınterinin en yüce değer olduğunu kabul ediyoruz. Eşit, özgür, demokratik bir ülkede barış içinde bir arada yaşamak istiyoruz” diye belirtti.

    ORTAK AÇIKLAMA

    Konuşmaların ardından ortak açıklama yapıldı. Türkçe, Kürtçe, Arapça okunan açıklama şöyle:

    “DÜNYA İŞÇİ SINIFINA YÜZÜNÜ DÖNÜYOR”

    “1 Mayıs, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma günü bugün tüm dünyada, bu meydanda ve ülkenin her yerinde coşkuyla, umut ve heyecanla kutlanıyor.
    Yasaklara, baskılara rağmen umudu büyütüyoruz. Bu ülkedeki tüm yasakların simgesi olan Taksim 1 Mayıs alanının yasaklanmasını kabul etmediğimizi ve bu yasakçı düzene son vereceğimizi bugün bir kez daha buradan ifade ediyoruz.
    Yılın 365 günü ezilen, sömürülen, horlanan, yok sayılan milyonlar 1 Mayıs alanlarında dünyanın dört bir yanında taleplerimiz ve umutlarımız için omuz omuzayız. Bugün dünyanın dört bir yanında hakları için, adalet için, demokrasi için, barış için mücadele eden işçiler, emekçiler, gençler, kadınlar seslerini 1 Mayıs alanlarında buluşturuyor. 1 Mayıs alanlarında yüzümüzü birbirimize ve dünya işçi sınıfına yüzünü dönüyoruz.

    “BU DÜZEN ZULÜM VE KAN VAAT EDİYOR”

    Bugün işçi sınıfının, emekçilerin sesine, sözüne, gücüne ve birliğine hem dünyada hem de ülkemizde her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Tüm dünyada işçi sınıfı büyürken, biz üretenlerin toplumsal zenginlikten aldığı pay azalıyor. Bizim ekmeğimiz küçülürken sermaye emek sömürüsüyle büyüyor. Yetmiyor doğa, sermayenin sınırsız yağmasına açılıyor, ekolojik kriz ile dünya yok oluşa sürükleniyor. Yetmiyor, savaşlarla milyonlar yerinden yurdundan ediliyor. Başta işçi sınıfı olmak üzere tüm insanlık sermaye düzeninin bu ağır tahribatına ses çıkarmasın diye tüm dünyada baskıcı rejimler destekleniyor.
    Kapitalizm bugün dünya halklarına daha fazla sömürü, daha fazla eşitsizlik, daha fazla yağma, daha fazla yıkım vaat ediyor. Ve yarattıkları bu cehennemin bekçisi olarak daha fazla otoriter rejim dayatıyor.
    Çok uzağa gitmeye gerek yok. Bu ülkede yaşadıklarımıza bakmak yeter.
    Bu ülkede insanca çalışmamız ve insanca yaşamamız bir yana, hayatta kalmamızı bile sağlamaktan çok uzak bir düzen hepimizi tehdit ediyor. Bu düzen bize sadece daha fazla sömürü, daha fazla baskı, zulüm ve kan vaat ediyor.

    “EKMEĞİMİZ HER GEÇEN GÜN KÜÇÜLÜYOR”

    Yaşadıklarımızı biliyoruz.
    Ekmeğimiz her geçen gün küçülüyor. Biz ardı arkası kesilmeyen zamlarla yaşam mücadelesi verirken, bu ülkeyi yönetenler çakarlı jipleriyle hava atıyor.
    Sadece başkanlık rejimi boyunca 4 yılda 5,5 milyon işsize 3,5 milyon yeni işsiz daha eklendi. Biz emekçilerin milli gelirden aldığı pay yüzde 38’den yüzde 25’e düştü; sermayenin payı yüzde 44’ten yüzde 57’ye yükseldi.

    “İŞÇİDEN ALIP PATRONA VERDİLER”

    İşçiden alıp patronlara verdiler. Fakirden çalıp zenginin kasasını doldurdular. Dar gelirliden alıp rantiyeye kaynak aktardılar. Rant için kentleri ve doğayı betona boğdular. Asırlık yardım kurumlarını bile depremde çadır satar hale getirdiler; doğal afetleri felakete çevirdiler: Sözün özü memleketi bir şirket gibi yönettiler!
    Hak aramayı, sendikalı olmayı, grev yapmayı engellediler, üstelik bu yaptıklarıyla övündüler.
    Güvencesiz çalışmayı hemen her alanda hâkim hale getirdiler. Bizlerin işini ekmeğini, iktidarın ve patronların insafına terk etmeye çalıştılar. KHK’lar ile çalışma hakkını gasp ettiler, Anayasa’yı rafa kaldırdılar, mahkeme kararlarını uygulamadılar. Hak, hukuk tanımadılar.

    “ŞİRKET GİBİ YÖNETTİKLERİ ÜLKEDE EN AĞIR BEDELLERİ BİZ ÖDEDİK”

    Şirket gibi yönettikleri ülkede salgında, depremde, ekonomik krizde en ağır bedelleri biz ödedik ama onların geliri de serveti de katbekat büyüdü.
    Memleketi şirket gibi yönetenler, bu memleketin tüm değerlerini üreten milyonları yoksullaştırdılar, güvencesizleştirdiler, geleceksizleştirdiler.
    Bizler bir olup karşılarına dikilmeyelim diye her alanda ayrımcılığı kışkırttılar, baskıları arttırdılar. Eleştirenin, sorgulayanın, soru soranın, hak, hukuk, adalet isteyenin sesini kısmak için her yolu denediler. Konuşanın kapısına polis dayandı, seçme, seçilme hakkı yok sayıldı. Sürekli olarak iç ve dış düşman yaratarak şovenizm, cinsiyetçilik, ırkçılık, mezhepçilik ve savaş politikaları kışkırtıldı. Kürt sorununu çözümsüzlüğü ile toplumsal kutuplaşma yaratılmak istendi.
    Sınıfsal eşitsizliklerin yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitsizliği de derinleşti. Kadınların omuzlarına yıkılan hane içi iş ve bakım yükü artıyor. Kadına yönelik şiddet tırmanıyor. Kadınlar bir yandan işsizliğin, bir yandan esnek çalışma biçimlerinin ve güvencesizliğin hedefi haline geliyor. Bu ateşten günlerde kadınların güçlendirilmesi gerekirken, İstanbul Sözleşmesi gibi kazanımlar iktidarın hedefi oluyor. İktidarın tepesindekiler farklı cinsel yönelimleri hedef haline getiriyor, yaşam haklarını bile çok görüyorlar.

    “HAKİKATİN PEŞİNDEKİ GAZETECİLER TUTUKLANIYOR”

    Üniversiteler iktidarın arka bahçesine dönüştürülürken gençler barınamadıkları için okuyamama tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor. On binlerce akademisyen, bilim insanı ve genç akın akın yurt dışına göç ediyor. İktidar “giderlerse gitsinler” diyerek ülkenin en aydınlık beyinlerini ülkeden kovmaya, bu ülkeyi karanlığa mahkum etmeye çalışıyor.
    Tek sesli medyanın propaganda yayınlarıyla gerçekler perdelenmek isteniyor, hakikate dair çığlıklar, baskı, şiddet, sansür ve devlet zoru ile bastırılmak isteniyor. Hakikatin peşindeki gazeteciler işsiz kalıyor, tutuklanıyor.
    Ama ne yaparlarsa yapsınlar yine de başaramıyorlar. İşçiler işine, aşına, ekmeğine sahip çıkıyor; gençler geleceklerine… Haklarını savunan kamu emekçileri; etik ilkeleri savunan iyi hekimlikten vazgeçmeyen hekimler; bilimi ve tekniği halkın çıkarları için kullanan mühendisler susmadı, susmayacak. Kadınların eşitlik ve özgürlük taleplerini, şiddete karşı mücadelemizi hiçbir şiddetle bastıramadılar; doğasına ve kentine sahip çıkanların önünü alamıyorlar. Adalet, barış, kardeşlik ve eşit yurttaşlık mücadeleleri dimdik ayakta. Ve nihayet hep dediğimiz gibi gün geldi, devran döndü…

    Bugün artık bir karar anındayız. İşçilere, kamu emekçilerine, emeklilere, doğaya, kadınlara, gençlere, çocuklara, bugünümüze ve geleceğimize büyük zararlar veren; bu ülkeye, bu halka zararlı olan bu otoriter rejime son vermek için yan yana, omuz omuzayız.
    Bu adaletsiz düzene son vermeye ant içmek için bir aradayız. Yeni bir toplumsal düzen için yeni bir başlangıç için 1 Mayıs alanlarındayız. Bu ülkenin tüm değer ve güzelliklerini üreten biz işçilerin, emekçilerin yöneten olduğu bir düzen kurma irademizle 1 Mayıs alanlarındayız.
    1 Mayıs “Birlik”tir.
    1 Mayıs “Dayanışma”dır.
    1 Mayıs “Mücadele”dir.
    1 Mayıs gelecektir,
    2023 1 Mayıs’ı yeni bir başlangıçtır.
    Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hâkim olduğu, işsiz kalınmadığı, aç yatılmadığı bir dünya ve ülke için 1 Mayıs yeni bir başlangıç

    “1 MAYIS YENİ BİR BAŞLANGIÇ”

    Herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işinin olduğu,  ekonomik krizlerin, salgınların faturasının emekçilere yıkılmadığı, mültecilik statüsünün tanındığı bir gelecek için 1 Mayıs yeni bir başlangıç.

    Sendikal hak ve özgürlüklerin, hak arama yollarının önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı demokratik bir düzen için 1 Mayıs yeni bir başlangıç

    Düşüncenin, ifade özgürlüğünün cezalandırılmadığı, savaşların olmadığı, başta Kürt sorunu olmak üzere sorunların barış ve diyalogla çözüldüğü, cezaevleri yerine okulların yapıldığı, işkence ve kötü muamelenin yaşanmadığı bir ülke için 1 Mayıs yeni bir başlangıç

    Kadınlara yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün son bulduğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırıldığı, kimsenin cinsiyetinden, kimliğinden, inancından dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği bir ülke için 1 Mayıs yeni bir başlangıç.

    Çalışma hakkımızı ortadan kaldıran OHAL uygulamalarına karşı 1 Mayıs yeni bir başlangıç.

    Eşitliğin, özgürlüğün, barışın, kardeşliğin, emeğin egemen olduğu bir düzen için bugün yeni bir başlangıç.

    Biz tüm sömürülenler, yoksullaşanlar, ezilenler olarak bu düzeni değiştirme, 84 milyonun insanca yaşayacağı bir ülkeyi inşa etme gücümüz var.

    EMEK BİZİM, GELECEK BİZİM!

    YAŞASIN 1 MAYIS!

    BİJİ YEK GULAN!”

    PİRHA/İSTANBUL