Etiket: 24 haziran seçimleri

  • KESK Eş Başkanı Bozgeyik: AKP baskıcı politikalarından vazgeçmeli-VİDEO

    KESK Eş Başkanı Bozgeyik: AKP baskıcı politikalarından vazgeçmeli-VİDEO

    PİRHA – 24 Haziran seçimlerinden sonra yapılan rejim değişikliği ile Türkiye’nin tamamen otoriterleştiğini belirten KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, demokratik siyasetin tamamen etkisiz hale getirildiğini kaydetti.

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, 24 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye’nin değişen siyasi atmosferini değerlendirdi.

    Bozgeyik, özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile birlikte çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle kamu emekçilerine, emek ve meslek örgütlerine yapılan baskılara dikkat çekti.

    “OHAL KALICI HALE GETİRİLDİ”

    24 Haziran erken seçimlerinin ardından yapılan rejim değişikliğiyle Türkiye’nin tamamen otoriterleştiğini, demokratik siyasetin tamamen etkisiz hale getirildiğini kaydeden Bozgeyik, şöyle devam etti:

    “Yeni rejimle birlikte Cumhurbaşkanlığı sistemi üzerinden birçok KHK yayınlandı. Onlardan birisi iki yıldır devam eden OHAL’in kaldırılması kararnamesiydi. Ancak çıkartılan bu OHAL kararnamesine baktığımızda bunun bir aldatmacadan ibaret olduğu, o günden bu yana devam eden uygulamalarla açıkça ortaya çıktı. Aslında Türkiye’de OHAL kaldırılmadı, kalıcı hale getirildi. 12 Eylül döneminde uygulanan sıkıyönetim yasaları yine Türkiye’nin güvenlikli politikalarından kaynaklı uzun süre maruz kaldığımız OHAL bölge valilik uygulamaları 81 ile yayılmış oldu. Doğal olarak bu yeni uygulama ile birlikte valilere aşırı yetki verilerek hem toplantı ve gösteri haklarına yönelik açıktan müdahale, yine şehirlere giriş çıkışlarda valilerin yetkileri artırılarak istedikleri bireyi kurum temsilcisini, siyasetçisini, o ilin sınırları içerisine almama, uzaklaştırma gibi çok aşırı yetkilerle donatıldı. Bu yeni KHK anayasadaki ifade, düşünce özgürlüğüne yine 2911 sayılı toplantı ve gösteriye katılma hakkına yönelik özgürlüğümüze yine Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası ILO sözleşmelerinin 30, 35 ve 87 nolu maddelerine aykırı bir şekilde yürürlüğe konuldu.”

    ORTAK MÜCADELE VURGUSU

    Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krize de değinen Bozgeyik, krizin bedelini sol ve sosyalist kesimler, emekçiler ve mazlum halk yerine siyasi iktidarlar ve kriz sürecinden nemalanan spekülatörlerin ve uluslararası sermaye ile işbirlikçilerin ödemesi gerektiğine vurgu yaptı. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin çözülebilmesi için yeniden demokratik ve hukuksal normlara dönülmesi gerektiğine işaret eden Bozgeyik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “AKP’nin uygulamış olduğu baskıcı, otoriter, faşizan politikalarından bir an önce vazgeçmesi ve bu Cumhurbaşkanın kararnamesinde OHAL’in kalıcı hale getirilmesine ilişkin düzenlemelerin de ortadan kaldırılmasına yönelik somut adımlar atması gerekiyor. Ancak AKP şunu çok iyi biliyor; demokratik bir ortamda, demokrasinin gelişmiş olduğu bir ortamda hem bu yeni rejimi inşa edemeyeceğini, hem de bu kriz sürecini yönetemeyeceğini bildiği için bu baskı politikalarını sürekli ve kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Biz KESK olarak Türkiye’deki emek ve demokrasi güçleriyle birlikte yine demokratik siyasetten yana tutum alan; barıştan, özgürlüklerden, seküler yaşamdan yana olan tüm kesimlerle birlikte yeni dönemde bu baskı politikalarına karışı antidemokratik, totaliter, uygulamalara karşı ortak bir mücadelenin şart olduğunu buradan bir kez daha işaret ediyoruz. Tüm yasakçı zihniyete, bu uygulamalara karşı da asla geri adım atmayacağımızı bir kez daha buradan kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • TSİP Genel Başkanı Koçak: İnsanlığın yegane kurtuluşu sosyalizmdir-VİDEO

    TSİP Genel Başkanı Koçak: İnsanlığın yegane kurtuluşu sosyalizmdir-VİDEO

    PİRHA- 24 Haziran seçimlerini değerlendiren Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) Genel Başkanı  Turgut Koçak, “Faşizme karşı bütün demokrasi güçlerinin birlikte davranması gerektiğini savunduk, çabalarımız oldu ama bu da gerçekleşmedi” dedi. Koçak ayrıca insanlığın yegane kurtuluşunun sosyalizm olduğunu vurguladı. 

    24 Haziran seçimleri ve sonrasında yaşananları Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) Genel Başkanı Turgut Koçak değerlendirdi.

    “DEMOKRASİ GÜÇLERİNİN BİRLİKTE MÜCADELESİNİ SAVUNDUK” 

    “24 Haziran seçimlerini Türkiye sosyalist hareketinin temsil edildiği bir seçim olarak görmüyoruz” diye konuşan Koçak şunları söyledi:

    “TSİP olacak biz 24 Haziran seçimlerini Türkiye sosyalist hareketini temsil edildiği bir seçim olarak görmüyoruz. Bazı sol ve sosyalist olduğunu söyleyen partiler bazı yerlerde kendilerini temsil etme şansını elde ettiler. Ancak biz bunu farklı düşünüyorduk. Biz tüm sosyalistlerin ortak davranışı ile kendi güçlerini ortaya koymalarını yönünde düşüncemiz vardı. Bu gerçekleştirilemedi. Ayrıca biz yine Faşizme karşı bütün demokrasi güçlerinin birlikte davranması gerektiğini savunduk bu konuda çabalarımız oldu, bu da gerçekleşmedi. Dolayısıyla bir yanda sol diye düşünebileceğimiz HDP seçimlere girdi diğer tarafta CHP millet ittifakını oluşturarak seçimlere girdi. Millet ittifakı içerisinde CHP sosyal demokrat olarak sayalım sol bir anlayış söz konusu olmadı. Dolayısıyla 24 Haziran seçimlerinde bütün bunlara karşın TSİP olarak biz CHP’yi destekledik. Desteklemekteki amacımız faşist diktatörlük olarak düşündüğümüz iktidarın iş başından gönderilmesi idi. Bunun başaramayışımızın en önemli nedeni de CHP’nin kendi soluna yüzünü dönmemesi olarak görüyoruz. ”

    “CHP SAĞ İTTİFAK İLE BAŞARI ELDE EDEMEDİ”

    CHP’nin 24 Haziran seçimlerinde sağ ile yapmış olduğu ittifakta istediğini elde edemediğini belirten Koçak şunları vurguladı:

    “CHP’nin kayıpları olduğunu bütün Türkiye biliyor. Bu yüzden de iddaa ediyorum. Kendi solundaki güçlerle seçim işbirliği yapmış olsa idi 24 Haziran seçimlerinde partinin aldığı %22 oy oranı belki %30’lara tırmanabilirdi. Bu bir kere kaçırılmış çok önemli bir fırsattır diye değerlendiriyorum. Toplum açısından 24 Haziran seçimlerinin kaybedilmiş olması toplumda önemli sayabileceğimiz bir yılgınlığa neden oldu. Bunu biz görüyoruz. Şöyle yılgınlığa neden oldu: Artık bundan sonra gönül rahatlığı ile sandığa giden pek çok yurttaş sandığa da götürülemeyebilir. Önümüzde yerel seçimler var. Bu yerel seçimlerde CHP’nin işinin salt bu nedenden dolayı oldukça zor olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de artık 16 yıldır AKP ve saray iktidarına tahammül eden acı çeken işinden, aşından, özgürlüğünden olan milyonlarca insan var. Bu insanların bir zafere gereksinimi, bir morale gereksinimi vardı. Zaferde kazanamadı, moral de kazanamadı.”

    “YAŞAMIN TÜM ALANINDA MÜCADELE ÖRGÜTLENMELİ” 

    Sosyalistler ile birlikte yaşamın tüm alanında mücadelenin örgütlenmesi gerektiği çağrısında bulunan şunları belirtti:

    “Bu toplumsal yükseliş açısından çok önemli bir problem olarak şu anda önümüzde duruyor. TSİP olarak biz seçimlerde de işin içinde olmak koşuluyla sokakta, fabrikada, tarlada yani yaşamın tüm alanlarında hep yeni mücadeleler örgütlemek gerektiğini, bu mücadelede demokrasi savunulacaksa eğer bu demokrasinin militan bir şekilde savunulması gerektiğini söylüyoruz. Ve burada sokağın önemine işaret etmiş oluyoruz. Bunları gerçekleştirirken TSİP kendi dışındaki sol ve sosyalist yapıları kendi dostları olarak görüyor, bunları onlarla birlikte başaracağımızı buradan söylemek isterim. Ve ben inanıyorum İnsanlığın yegane kurtuluşu sosyalizmdir. Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin varlık nedeni de budur.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • SEP Başkanı Gümüş: Hiçbir ülkenin kaderi seçim sandıklarında belirlenmemiştir

    SEP Başkanı Gümüş: Hiçbir ülkenin kaderi seçim sandıklarında belirlenmemiştir

    PİRHA – Sosyalist Emekçiler Partisi(SEP) Genel Başkanı Güneş Gümüş, 24 Haziran seçimlerinin sonuçlarına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Güneş, açıklamasında, “Biz kendi haklarımıza, yaşamımıza, geleceğimize sahip çıktığımız sürece tek adam rejiminin dayatmalarını aşacağız” ifadelerini kullandı.

    SEP Genel Başkanı Güneş Gümüş, 24 Haziran seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Gümüş, “24 Haziran seçimleri öncesinde AKP iktidarından kurtulma umudu yükselmiş, en azından seçimlerin 2. tura kalacağı beklentisi artmıştı. Sonuç beklentilerin dışında olunca bir umutsuzluk halinin geliştiğini gözlemliyoruz.
    Öncelikle belirteyim asıl umutsuzluğa kapılmak bütün gücü, yetkiyi AKP’ye, Erdoğan’a teslim etmek anlamına gelecektir. Milyonlarız, elimizi taşın altına koymaktan çekinmeyip iktidarın dayatmalarına karşı mücadele ettiğimiz sürece yaşamıza, emeğimize, geleceğimize yönelik saldırıları durdurabiliriz” ifadelerini kullandı.

    “HİÇBİR ÜLKENİN KADERİ SEÇİM SANDIKLARINDA BELİRLENMEMİŞTİR”

    “Hiçbir ülkenin kaderi seçim sandıklarında belirlenmemiştir. Otoriter bir tek adam rejiminden bahsediyoruz; 5 dk. oy kullanayım, bir günde oylarımı koruyayım sonra hayatın zevklerine bakayımla bu iktidar değişmez” diye konuşan Gümüş, şöyle devam etti:

    “Seçim sonuçlarından da umutsuzluğa kapılmanın doğru olmadığını görüyoruz. Şovenist bir abluka altında, OHAL koşullarında gerçekleşen bir seçimde AKP ve MHP oy oranının 1 Kasım 2015 seçimlerine göre %61’den %52’ye gerilediği görülüyor. Dünyanın herhangi bir yerinde bu tür bir ortam aşırı sağı güçlendirir, Türkiye’de ise hiç de öyle olmadı. Üstten bir dille itham edilen yoksul emekçi halkta hoşnutsuzluk olduğu görülüyor.”

    “TEK ADAM REJİMİNİN DAYATMALARINI AŞACAĞIZ”

    Gümüş, “Seçimler, Türkiye’yi hayat pahalılığıyla, iflaslarla, işsizlikle vuracak bir krizin etkileri hissedilmeden gerçekleştirilmek istenmişti. Dolayısıyla enflasyonun şimdiden 15’i aştığı, ekonomik daralmanın sonbaharda şiddetleneceği düşünülürse emekçi halkta hoşnutsuzluk ve tepkilerin artacağına emin olabiliriz. Ancak bu durumun, AKP’yi sarsması için örgütlü bir güce ihtiyaç var. Bu örgütlü gücün AKP’yi güçlendiren kimlik ve yaşam tarzları kutuplaşmasına değil patronları ve patron düzeninin başındaki AKP’yi hedef tahtasına koyan bir emek siyasetine dayanması gerekiyor” dedi.

    Gümüş, “Unutmayalım özgürlük dünyanın hiçbir yerinde emek, özveri ve mücadele olmadan kazanılmadı, Türkiye’de farklı olmayacak. Biz kendi haklarımıza, yaşamımıza, geleceğimize sahip çıktığımız sürece tek adam rejiminin dayatmalarını aşacağız” diyerek sözlerini tamamladı.
    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • DAD Eşbaşkanı Kulu: Aleviler ve diğer inançların ortaklaşması sorumluluktur

    DAD Eşbaşkanı Kulu: Aleviler ve diğer inançların ortaklaşması sorumluluktur

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği (DAD) Genel Merkezi Eş Başkanı Musa Kulu, “Alevi halklar ile birlikte, diğer inançlar ve kimliklerin kendilerini yaşayabilmesi için yeni bir yol açarak ortaklaşması bir sorumluluktur” dedi. 

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Genel Merkezi Eş Başkanı Musa Kulu, 24 Haziran seçim sonuçlarına ve  2 Temmuz Sivas Katliamı’na dair PİRHA’ya konuştu.

    24 Haziran seçimleri ile belirsizliğin yaşandığı bir dönemde Aleviler birlikte, diğer inançlar ve kimliklerin kendilerini yaşayabilmesi için yeni bir yol açarak ortaklaşmalarının hayati bir görev olduğuna dikkat çeken Kulu, 2 Temmuz Sivas anmasının sahiplenilmesi çağrısında bulundu.

    “İKTİDARIN İNANÇLARA VE KİMLİKLERE BİR TAAHHÜDÜ YOK”

    Ortadoğu başta olma üzere ülkedeki tüm farklı kesimleri ayrıştıran, ötekileştiren bir iktidarın ekonomik ve siyasi olarak ülke geleceğine bir faydası olamayacağının altını çizen Kulu şöyle konuştu:

    “24 Haziran gibi bir süreci geçirdik ve herkes bunun ne getireceğinin hesabını yapıyor. Alevilerin de bir bakış açısı var. Bugün iktidarı ele geçiren Türk-İslam sentezinin yaşamdaki karşılığı şudur: Alevisi, Kürt’ü, Arap’ı, Şafisi, Çerkes’i ve diğerlerine Türk ve İslam olmaktan başka bir şansın bulunmadığı bir süreci yaşıyoruz. Farklı ve onlar gibi olmayanları kabul etmeyen bir zihniyet umarım ki Ortadoğu ve Anadolu’yu kana bulayan Enver Paşa- Talat Paşa sürecini tekrardan başlatmaz. Demokratik olmayan bir ortamda seçim yaşadık. Dünyada herkes ile kavgalı, küskün ve Ortadoğu coğrafyasında her tarafı düşman etmiş bir ülke yönetimi ekonomik ve siyasi anlamda ne kadar gelecek verebilir, kestirmek zor.  24 Haziran’da yaşanan seçimlerde devletin ne azınlıklara, ne kimliklere ne de inançlara dair bir yaklaşımı ve taahhütü olmadı. Tamamen yok sayan bir noktadan baktıkları için oldukça düşündürücü ve bizi nelerin beklediğini tahmin etmek zor. Bu seçimler ülkede yeni bir süreç ile birlikte bir belirsizliği de başlattı. Bütün bunları gören bir noktadan demokrat, aydın, yurtsever, solcu ve tüm etnik kesimlerin şapkalarını önüne koyarak bu gidişata karşı nasıl bir araya gelineceğinin tartışılması lazım. Tüm örneklerinde böyledir. Bir çıkmazda ya bir yol bulacak ya da bir yol açacak. Mevcut iktidar AKP sistemi Türk-İslam sentezini iktidar yaptı ve görünen o ki kilit parti olan MHP bütün isteklerini bu sisteme yaptıracak. Katillerin cezaevinden çıkması ile ilgili af başta olmak üzere bu ülke halklarına katkı sunmayacak taleplerin iktidara dikte edilmesi ile ülke daha çıkılmaz bir noktaya gelecek.”

    “ALEVİLER VE DİĞER İNANÇLAR SORUMLULUK ALARAK ORTAKLAŞMALI”

    “Alevi halklar ile birlikte, diğer inançlar ve kimliklerin kendilerini yaşayabilmesi için yeni bir yol açarak ortaklaşması bir sorumluluktur” diye dikkat çeken Kulu, şunları vurguladı:

    “Alevi halklar ve diğer halkların geleceği ile ilgili bu kaygıyı nasıl bir yaşama dönüştüreceği ile ilgili yeni bir çabanın üretimi içinde olması gerekiyor. 2 Temmuz’da Sivas Katliamı lanetlenecek. CHP’nin eski ismi ile SHP’nin ve Doğru Yol Partisi’nin iktidar olduğu bir süreçte Sivas’ta bir katliam yaşandı. Aydın, vicdanlı ve bu ülkenin sesi olan 33 canı yakmak gibi bir zulüm yaşandı. Bunun öncesinde onlarca tekrarı var. Devletin yapması gerekenleri yapmaması gibi bunun hesabını sormakta mümkün olmadı. Alevilerin görevi iktidara yamanmak veya bir partiye vekil taşımak değildir. Alevilerin görevi yaşamın başlangıcından bu yana kendi birikimi ile, doğal yaşamı ile varlığını bugüne kadar sürdüren bu inancın toplumuna karşı bir sorumluluğudur. Alevi halklar ve diğer inançlar kendilerini yaşamak istiyorlarsa hayata yön açmak için bir çaba içerisinde olmanın, ortaklaşmanın önlerinde bir görev olduğu sorumluluğunu bilmesi gerekiyor.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Taş: 24 Haziran seçimleri ile AKP ve MHP ittifakı resmileşti-VİDEO

    Taş: 24 Haziran seçimleri ile AKP ve MHP ittifakı resmileşti-VİDEO

    PİRHA – 24 Haziran seçimlerini PİRHA’ya değerlendiren ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, “Bizim de gözlemimiz sokaktaki hareketliliğin sandığa yansımadığı doğrultusundadır. Çünkü sokakta canlı olan, coşkulu olan, heyecanlı, kitlesel olan muhalefet ve muhalefetin çeşitli bileşenleriydi” diye konuştu. 

    ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş 24 Haziran seçimlerine ilişkin Pir Haber Ajansına konuştu.

    Taş, “AKP-MHP koalisyonu 7 Haziran 2015’ten beri zaten var. Ülke bu koalisyonla yönetiliyor ve 10 Ağustos 2014’ten itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle beraber zaten fiili bir başkanlık rejimi de söz konusuydu. Yapılan 24 Haziran seçimleriyle bu fiili koalisyon resmileşti artık” dedi.

    “SOKAKTAKİ HAREKETLİLİK SANDIĞA YANSIMADI”

    Bizim de gözlemimiz sokaktaki hareketliliğin sandığa yansımadığı doğrultusunda. Çünkü sokakta canlı olan, coşkulu olan, heyecanlı ve kitlesel olan muhalefetti. Ve muhalefetin çeşitli bileşenleriydi. Sokakta zayıf olan, etkisiz olan, coşkusuz olan AKP-MHP bloku dediğimiz Cumhur ittifakıydı. Gerek HDP gerekse İnce özellikle HDP Kürt bölgelerinde, İnce de İstanbul, Ankara, İzmir gibi Anadolu’nun değişik yerlerinde gerçekten çok kitlesel, coşkulu mitingler gerçekleştirdiler. Fakat sahaya yansıyan bu tablo sandıkta çıkmadı. Bu bizi şaşırttı. Bizim çok olumlu bulduğumuz, çok olumlu yaklaştığımız sahadaki hava bizim aleyhimize işledi gibime geliyor” diyen Taş şöyle devam etti:

    “İnce, AKP’nin en iyi olduğu dönemlerde bile Erdoğan’ın yapamadığı mitingleri yaptı. Mesela İstanbul ve Ankara’da böyle bir mitingi Erdoğan yapmamıştı. Bu düzeyde bir miting yapmasının ve bu mitingde oluşan havanın çözülmekte olan AKP tabanını konsolüde etme konusunda özellikle AKP yanlısı medya ve AKP’li yöneticiler tarafından iyi kullanıldığını düşünüyorum. Yani çok büyük bir güçle geliyorlar, bütün kazanımlarımızı elimizden alacaklar, bizi eskiye döndürecekler. Bu açıdan reisin etrafında kenetlenme vaktidir. Çelişkileri, eleştirileri bir yana koyma vaktidir diye bir propagandanın çok etkili olduğunu düşünüyorum. Bu çerçevede çözülen AKP oyları bu korkuyla konsolüde edildi ve dindar, muhafazakar, milliyetçi kesimlerin oyları Erdoğan üzerinde yeniden konsolüde edildi. Bu tür korkular onların yan yana gelmesini zorunlu kıldı. Bunun bir nedeni onlardan oy alabilecek Saadet Partisi ve İYİ Parti’nin medyada devre dışı bırakılması ve kavganın, mücadelenin, sahnenin AKP ile CHP arasında bir sahne olarak kurgulanması bu geleneksel sağ sol ekseninde eskiden beri bir tarafta Alevileri komünistler, bölücüler diğer tarafta da milliyetçi, mukaddesatçı, dindar kesimler gibi o eskilerden beri kurulmuş olan algının bir kez daha kamuoyu nezdinde algılatılması bu algıdan hareketle ‘Şer güçleri’ karşısında Erdoğan’ın etrafında kenetlenme siyasetinin çok belirleyici olduğunu düşünüyorum.”

    “MİLLİYETÇİLİK BU SEÇİMDE BELİRLEYİCİ BİR FAKTÖRDÜ”

    Milliyetçiliğin bu seçimde belirleyici bir faktör olduğunu belirten Taş, “HDP’nin Millet İttifakı’na alınmaması çeşitli boyutları tartışıldı ama şunu söylemek gerekiyor: Millet İttifakı HDP ile sanki gizli bir koalisyon kurmuş gibi de görüldü, algılandı. Bunu da AKP-MHP  milliyetçilikte kullandı. Bu Millet İttifakı HDP ile ortaklık geliştiriyor noktasından hareketle bu milliyetçi kesimin oylarının İYİ Parti’de, Saadet’te veya CHP’de toplanmasına değil AKP ve MHP’de yoğunlaşmasına yol açtı” diye konuştu.

    “HDP HİÇBİR ZAMAN SEÇİME RAHAT GİRMEDİ”

    “HDP’nin faaliyetik propaganda dönemi  HDP açısından her zaman dezavantajlı oldu hiçbir zaman seçime rahat girmedi” diyen Taş şunları ifade etti:

    “HDP bu kez daha dezavantajlı bir konumdaydı ama doğrusunu söylemek gerekirse boş bir kampanya yaparak  politik olarak çok etkili bir propaganda süreci yaratmadı. Mesela 7 Hazirandaki gibi kitlede ideolojik bir etki hegemonya yaratan faaliyet yürütemedi. HDP bütünüyle kendisinin barajın altında kalmasını yaratacağı sonuçlara odaklanan bu tehlikeye işaret eden bir noktadan hareketle bir seçim kampanyası yürüttü. Bunda da başarılı oldu sonuç itibariyle de barajı aştı. Yani HDP’nin barajı aşması elbette ki olumludur, kazanımdır. En azından Kürt sorununun demokratik, parlamento içerisinde çözümü açısından yine de bir kapının açık tutulması manasında önemlidir. Ama HDP’nin barajı aşmasının da var olan tabloyu değiştirmediğini de görmemiz gerekiyor. O yüzden HDP’nin barajı aşması iyi ama HDP’nin kampanyasının çok etkili bir politik kampanya olduğunu söyleme durumumuz olmadığını belirtmek isterim.”

    “24 HAZİRAN SEÇİMLERİ İLE AKP VE MHP KOALİSYONU RESMİLEŞTİ”

    Alper Taş, “AKP-MHP koalisyonu 7 Haziran 2015’ten beri zaten var. Ülke bu koalisyonla yönetiliyor ve 10 Ağustos 2014’ten itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle beraber zaten fiili bir başkanlık rejimi de söz konusuydu. Yapılan 24 Haziran seçimleriyle bu fiili koalisyon resmileşti artık. Bugün AKP-MHP koalisyonu ve bir faşizm bloku var. Bu resmileşti, Türkiye’yi bunlar yönetecek. Burada garip bir tablo ortaya çıktı. AKP referandumda yaptığı propagandalarda başkanlık sistemi koalisyona izin vermeyecek, istikrar sağlayacak diyordu. Ancak 16 Nisan referandumuyla resmi bir koalisyon ortaya çıktı. Şimdi bir koalisyon Türkiye’yi yönetecek ve bu koalisyon da Bahçeli’ye bağımlı bir Erdoğan var. Yani bu önemli bir nokta. Sonuçta tek başına yönetme olanağını yitiren ve bunu Bahçeli’yle paylaşmak zorunda kalan bir Erdoğan var. Böyle de bir çelişki ortaya çıktı. Bunu da görmek ve not etmek gerekiyor. Bunlarında Türkiye’yi yönetebilme kabiliyeti zayıf” ifadelerini kullandı.

    “AKP-MHP İTTİFAKI SORUNLARI BARINDIRIYOR”

    AKP-MHP ittifakı çelişkili olduğunu vurgulayan Taş, “AKP ve MHP ittifakı kendi içinde çeşitli sorunları barındırıyor. Önümüzdeki süreç özellikle ekonomik krizin derinleşeceği bir süreçte idam, OHAL ve af konularında kendi içlerinde çelişkileri barındıracaklar. Önümüzdeki dönem ise ekonomik krizin yaratacağı yıkımın sonuçlarını göğüslemek zorunda kalacaklar ve bunu emekçi, yoksul ve AKP’yi destekleyen ona oy veren toplumsal kesimlerinde içinde yer aldığı büyük yıkıcı sonuçların doğacağı bir sürece doğru gidiyoruz” diye konuştu.

    “GEZİ’DEN BU YANA TOPLUMSAL BİR DİRENİŞ VAR”

    “Bizim artık 24 Haziran noktasındaki tabloyu değerlendirmenin ötesine geçip özellikle ulaşamadığımız AKP’ye oy veren yurttaşlarımızla ekonomik krizin derinleştireceği ve bütün yıkım süreçlerinin üzerine yükleneceği bir süreçte daha kalıcı ilişkiler, bağlantılar politikalar geliştirmemiz gerekiyor” diyen ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş son olarak şunları kaydetti:

    “Bunu bir bitiş olarak asla görmememiz gerekiyor, Gezi’den bu yana ortaya çıkmış olan bir toplumsal direnç var. Bu direnç hala daha kendisini koruyor, kendisini ifade ediyor yani 7 Haziran’da 2015’te korudu, 16 Nisan referandumunda korudu, Adalet Yürüyüşü’nde korudu. Bugün ise ‘Tamam’ sloganı etrafında korudu. Bu direnci güçlendirmek ve büyütmek lazım. AKP’nin etkilediği toplumsal kesimleri etkileyebilecek bir siyasete doğru bu direnci geliştirmemiz lazım. Özellikle gençlik ve kadınlar burada çok belirleyici. O yüzden yeniden uzun dönemi kapsayacak bir yerden planlı programlı hedefli kendi içimize seslenen değil kendi dışımızdakilerle buluşmayı ve onları kapsamayı, kazanmayı içeren yeni bir siyaset tarzına ihtiyacımız olduğu açık.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Ali Haydar Kurt Dede: Seçim öncesi verilen vaadler yerine getirilsin

    Ali Haydar Kurt Dede: Seçim öncesi verilen vaadler yerine getirilsin

    PİRHA- 24 Haziran erken seçim sonuçlarına ilişkin konuşan Pir Ali Haydar Kurt, “Biz direnmeye devam edeceğiz, hak mücadelemizi vermeye devam edeceğiz. Hükümetler değişir, kişiler gelir gider ama yol bakidir, inanç bakidir” dedi. 

    Baba Mansur Ocağı mensubu Pir Ali Haydar Kurt, 24 Haziran seçim sonuçlarını değerlendirdi. PİRHA’ya konuşan Ali Haydar Kurt, bu seçimlerin 16 yıldan beri Türkiye tarihinde ilk kez bir umut, yeniden bir doğuş olacağını söyledi.

    Kurt, “Ancak siyasi çıkarlar ve menfaatler uğruna iktidarın siyaset dışı yapmış olduğu oyunlarıyla alışılagelmiş bir düzeye geldi. 16 yıldır kendisinden olmayanı beğenmeyen, sadece bana taraf olursan yaşayabilirsin edasıyla insanları belli olmayan yerlere sürükleyen bir hükümet var. Beğenmeyen, ‘sadece bana taraf olursan yaşayabilirsin’ edasıyla insanları belli olmayan yerlere sürükleyen bir hükümet var” dedi.

    “DİRENMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Muhalefetin seçim kampanyası sürecinde çeşitli öneriler sunduğunu ancak yeterli olmadığını ifade eden Kurt sözlerine şöyle ifade etti:

    “Nasıl olabilirdi, yöntemi nasıldı veya ne şekilde düzelebilirdi onu bilemiyoruz. Türkiye’nin gelecekteki 5 yılda daha iyi yerlere gitmesini umut ediyorum. Özellikle Alevi toplumu için hak mücadelesi verenlere, seçim öncesi verilen sözlerin tutulması en büyük isteğimiz olacaktır. Çünkü statü bir lütuf değildir. 16 yıldır her seçim arifesinde Alevilere çeşitli vaatler sunuluyor bunların yerine getirilmesi gerekir. Biz Aleviler siyasetimizi Pir Sultan gibi, İmam Hüseyin gibi yaparken, Pir Sultan’ın karşısına çıkan Hınzır Paşalar, İmam Hüseyin karşısına çıkan Yezitler maalesef ki şu zamanda da biz Alevi toplumunun karşısına çıkıyor. Onun için biz Hüseyin olmalıyız, Pir Sultan olmalıyız, biz direnen, umut besleyen Aleviler olmalıyız. Alevi toplumu için 24 Haziran seçimleri alışılagelmişin üstünde olur mu bilmiyorum. Daha mı kötü olur? Artık bundan daha kötüsü var mı diye düşünüyorum. Onun için bütün inançlara, halklara, kavimler topluluklarına, Türkiye’de yaşayan tüm insanlara bu seçimin adil olmadığını, bu seçimin baskın bir seçim olduğunu bağıra bağıra söylemenin de gereği olduğunu düşünmüyorum. Aleviler yine dik durup duruşlarını bozmamalı, ne vaat verilirse verilsin ne söylenirse söylensin yolun, erkanın, inancın emrettiği gibi bir yaşam sürmeli. Aleviler Kerbela’dan beri yok sayılıyor, çeşitli kıyamlara katliamlara uğratılıyoruz. Artık bu saatten sonra da bir kıyım bir katliam olur mu, olursa da hiç şaşırmayız çünkü her şeyi yapabilecek potansiyelde bir hegemonya var ülkede. O yüzden biz direnmeye devam edeceğiz, hak mücadelemizi vermeye devam edeceğiz. Hükümetler değişir, kişiler gelir gider ama yol bakidir, inanç bakidir.” (HABER MERKEZİ)

  • 24 Haziran seçim sonuçlarını Karaköy ve Beşiktaş’ta halka sorduk-VİDEO

    24 Haziran seçim sonuçlarını Karaköy ve Beşiktaş’ta halka sorduk-VİDEO

    PİRHA- 24 Haziran cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçim sonuçlarını PİRHA sokaktaki yurttaşa sordu. Bazıları sonuçların istedikleri gibi gittiğini, bazılarıysa bundan sonra neler olacağını kestiremediklerini söyledi.

    24 Haziran seçim sonuçlarını İstanbul’da Karaköy ve Beşiktaş’ta sokakta yurttaşa sorduk. Yurttaşların kimileri sonuçlardan memnun kimileriyse şaşkın. Ama herkeste ekonomik gidişattaki belirsizlik endişesi söz konusu.

    PORTAKAL SUYUNU SADECE TURİSTLER İÇİYORMUŞ

    Karaköy’de portakal suyu satan bir yurttaş seçim sonuçlarından memnun olduğunu ekonominin de iyiye gideceğini söyledi. Kendi işlerinin iyi olmadığını belirten yurttaş portakal suyunu sadece turistlerin içtiğini de ekledi.

    “DOYAMADIK BİR TÜRLÜ SEÇMEYE”

    Seçim sonuçlarının her zaman olduğu gibi bu seçimde de şaşırtıcı bulan bir kadın yurttaş, seçim çalışmalarının sürdüğü dönemdeki tahminlerin sonuçlarla uyuşmadığını söyleyerek, “Herhalde en kısa zamanda bir seçim kararı daha alınır. Doyamadık bir türlü seçmeye” dedi. Ekonomik gidişata da değinen yurttaş, sabit bir gelirle yaşamaya çalıştığını bundan sonra da dikkat ede ede yaşamaya çalışacağını kaydetti.

    Başka bir kadın yurttaş da seçim sonuçlarını güzel bulduğunu söyleyerek, “Ben başarılı bir insan buluyorum cumhurbaşkanımızı. Daldan dala koşuyor, bizim için her şeyi yapıyor” dedi.

    “HER ŞEY BU KADAR ORTADAYKEN YİNE DE SEÇİYORUZ”

    Genç bir yurttaş da insanların önünde iki yol olduğunu, bir yolun hak, hukuk ve adalet; diğerininse kıraathane olduğunu ancak halkın kıraathaneyi ve bedava keki seçtiğini belirtti. Ekonomik koşulların sürekli kötüye gittiğini kaydeden genç, eğitim durumuna da değindi. Eğitim durumunun sözde, Amerika’dan çok çok üstün olduğunun söylendiğini ifade eden genç, “Sürekli bir manipülasyon, sürekli bir kandırma işlemleri var. Zaten basın medya hep ellerinde olduğu için insanlar bilgi sahibi de olamıyorlar. Zaten sosyal medyadan takip ediyoruz çoğu bilgiyi. Takip etmeyenler de mecburen televizyonu takip ettiği için inanmak zorunda kalıyor. Halbuki baktığında çökmüş bir durumdayız. Gazeteciler içeride, eğitim durumumuz ortada, üniversitelerin durumu ortada, işsizlik ortada, enflasyon ortada. Her şey bu kadar ortadayken yine de seçiyoruz yani.

    “ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇTİ”

    Bir kadın yurttaş da “Atı alan Üsküdar’ı geçmişi ne desek boş. Görünen köy bir şey istemiyor” diyor.

    “TÜRKİYE İLERİYE GİTMİYOR”

    Diğer bir genç yurttaş ise ekonominin kötü gidişatına değinerek televizyon kanallarını eleştirdi. Havuz meydanın Türkiye’nin çok ileriye gittiğini söylediğini belirten genç yurttaş şunları belirtti:

    “Aslında Türkiye ileriye gitmiyor. Türkiye olduğu yerde sayıyor. Hatta daha da kötüye gideceğini düşünüyorum patates soğan fiyatlarından, ev kiralarından, bankaların işlemiş olduğu kredilerden, faizlerden belli. Tarım ülkesiyken tarımı bitirdiler. Sonuç ortada. Ama görüyorsunuz milyonlar da sokakta alkış tutuyorlar. Buna alkış tutan adamın aldığı maaş belli bin lira, taşeron işçi, sigortası yok. Adamlar insanların hakkı yenmesin diye sandık başında nöbet tuttular. Niye? Sırf o taşeron işçinin sigortası yatsın diye. Bin lira almasın da iki bin iki yüze maaşı yükselsin diye. Adamın karısı hamile. Çocuğu var iki tane, bakamıyor. Ama hala gelmiş üç çocuk derdinde. Evin kira kardeşim. Sekiz yüz lira bin lira kira ödüyorsun, sigortan yok, karın doğum yapacak hastaneye gidecek paran yok muayene ücreti alacaklar. En basit örneği ilaçta bile var. Bazı ilaçları reçetesiz almaya başladık artık. Reçeteli aldığınızda 40 liraya bir ilaç reçetesiz aldığında 20 liraya bulabiliyorsun. Bundan sonraki süreçte bakalım patates fiyatı düşecek mi? Maaşlar yükselecek mi, taşeron işçilik bitecek mi, ev kiraları düşecek mi, benzin fiyatları düşecek mi, vergilerle yaptıkları yollardan aldıkları paralar düşecek mi?”

    Sevim KAHRAMAN/Suay ABAK
    İSTANBUL

  • Ayten Gürsoy: Seçimlerde bir oy bile çalınmış olsa bunun peşine düşülmeliydi

    Ayten Gürsoy: Seçimlerde bir oy bile çalınmış olsa bunun peşine düşülmeliydi

    PİRHA- Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu önceki dönem başkanı Ayten Gürsoy 24 haziran seçim sonuçlarını PİRHA’ya değerlendirdi. Gürsoy, seçimde çok büyük oranda bir hile olduğuna dikkat çekti. Gürsoy, bu seçimde katılımın çok yüksek olduğunu ancak önümüzdeki seçimlerde bu kadar katılımın olmayacağını da iddia etti. 

    Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu önceki dönem başkanı Ayten Gürsoy, 24 haziran seçim sonuçlarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    Gürsoy, “Seçimlerde bir oy bile çalınmış olsa bunun peşine düşülmeliydi” diyerek, onlarca video ve şaibeli haberler yapılarak yıllardır halkın ümitlerinin kırıldığını belirtti.

    Gürsoy, halkın bir dahaki seçimlerde sandıkların başına kolay kolay gitmeyeceğini savunarak, daha iyi bir şekilde hazırlanıp sandıklara daya iyi sahip çıkılsaydı sonuçların daha farklı olacağını kaydetti.

    “İNCE’NİN AÇIKLAMALARI DOYURUCU DEĞİLDİ”

    İnce’nin açıklamalarını çok doyurucu bulmadığını ifade eden Gürsoy, insanlara İnce sayesinde yeniden bir güven geldiğini ancak bunun da kaybettirildiğini söyledi.

    Erdoğan’ın 7’den 70’e bütün insan hayatını kötüye götürdüğünü ancak halkın bu kötülükleri kabul edemeyeceğini de belirten Gürsoy, seçim sırasında çıkan çatışmalarda insanların hayatını kaybettiğini ve hiçbir seçimin bir insan hayatından önemli olmadığını vurguladı. Ayten Gürsoy, yasal zeminin her geçen gün kaybedildiğini ve bunun da mücadelelerini olumsuz yönde etkilediğini ancak mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerini kaydetti.

    “ALEVİLERİ ZORLU BİR YAŞAM BEKLİYOR”

    Alevileri zorlu bir hayatın beklediğini söyleyen Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu önceki dönem Başkanı Gürsoy, bütün Alevi kurumlarının kendilerini sorgulamaları gerektiğini, bunun birkaç kişi tarafından değil tüm Aleviler tarafından dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

    Alevi derneklerinin, kurumlarının doğru çalışmadığını gözlemleyen Gürsoy, Alevilerin örgütlenip biraraya gelmeleri ve doğru çalışmalar yapmaları gerektiğini kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Adana AKD Başkanı: Alevi vekillerin meclise girmesi çok sevindirici

    Adana AKD Başkanı: Alevi vekillerin meclise girmesi çok sevindirici

    PİRHA-Seçim sonuçlarını PİRHA’ya değerlendiren Alevi Kültür Derneği Adana Şube Başkanı Murtaza Moroğlu, seçimlerde herkesin muhalif bir görüş savunduğunu ancak açılan sandıkların yarısından fazlasının yine iktidar lehine olduğuna bir anlam veremediğini açıkladı.

    24 Haziran cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin ardından değerlendirmelerde gelmeye devam ediyor. Adana Alevi Kültür Derneği Başkanı Murtaza Moroğlu, seçimlerin Aleviler açısından çok umutlu geçmediğini söyledi.

    “TEK SEVİNDİRİCİ YANI ALEVİ VEKİLLERİN MECLİSE GİRMESİ”

    Seçimlere çok fazla inanmadığını kaydeden Moroğlu, sokakta sorulduğunda halkın çoğu muhalif bir görüşe sahip iken sonuçlarda büyük oranda bir terslik olduğunu ancak bunu kabullenmek gerektiğini savundu.

    Moroğlu, seçimlerin Aleviler açısından tek sevindirici yanının, Alevi milletvekillerinin meclise girmesi ve HDP’nin barajı geçmesi sayesinde Alevileri temsilen mecliste söz almalarını sağlamaları olduğunu ifade etti.

    Moroğlu, milletvekili olan 3 Alevi adayın Alevi kurumlarını destekleyecek olmasının da umut veren bir şey olduğunu söyledi. Bunlar dışında karamsarlıklarının devam ettiğini söyleyen Moroğlu, bu ülkede hangi şartlarda ve nasıl yaşanılacağını bilemediğini belirtti. Moroğlu, “Dün beni arayıp yurt dışına gitmek istediklerini söyleyen aile dostlarım ve arkadaşlarım oldu” diyen Moroğlu, bunların geleceğe dair tedirginliğin göstergesi olduğuna işaret etti.   

    PİRHA/ADANA 

  • FEDA: AKP-MHP faşizminin ötekileri yok sayan iradesini tanımıyoruz

    FEDA: AKP-MHP faşizminin ötekileri yok sayan iradesini tanımıyoruz

    PİRHA- FEDA seçim sonrası yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki zorlu süreci aşabilmenin tek yolu ortak mücadele için örgütlenmektir” vurgusu yaparak, bütün Alevileri  tek adam rejimine karşı örgütlenmeye çağırdı. 

    Demokratik Alevi Federasyonu seçimlerin ardından yaptığı açıklamada, “Başından bu yana 24 Haziran seçimlerinin baskın bir seçim olduğunu ve meşru olmadığını söyledik” dedi. Açıklamada seçimlere dair FEDA olarak nasıl bir tavır aldıkları ise şöyle belirtildi:

    “Bizler Hak ve Hakikat diyenlerden, Hak’tan ve Hakikatten yana mücadele edenlerden olduk. Seçime giden süreçte tavrımızı ve duruşumuzu net bir şekilde ortaya koymaya çalıştık. Nerede duracağımızı kimden yana olacağımızı kadim inancımızın desturlarına göre belirledik. Sazımızla, nefeslerimizle, semahlarımızla zulme karşı direniş dedik. Zulme, zalime karşı ancak direnişle cevap verebileceğimizi bir kez daha dosta da, düşmana da gösterdik. Bundan sonrada inancımızın tarihsel köklerinden bugüne gelen direnişçi kimliğimizle zalimlere karşı mücadelemiz devam edecektir.”

    “ZALİMLERE KARŞI DİRENMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    “24 Haziran seçimleri; halkların ortak mücadelesinin, zulme karşı direnişinden doğan örgütlülüğün her koşul altında nasıl kazanacağını bir kez daha ortaya çıkardı” denilen açıklamada, “Biz FEDA olarak başta; Alevi halk inanç toplulukları, Kürtler, sosyalistler, kadınlar ve gençler, kısacası tekçi nahak zihniyet karşısında biat etmeyen tüm ötekileri bu Hak ve Hakikat yolundaki direnişlerinden, özgür yarınlara dair kararlı duruşlarından dolayı kutluyor ve zalimlere karşı direnmeye devam edeceğimizi bir daha belirtmek istiyoruz” diye belirtildi.

    “ÖTEKİLERİ YOK SAYANLARI TANIMIYORUZ”

    “HDP’nin 24 Haziran seçiminde tüm Türkiye’den oy aldığını gözardı etmemek gerekir. Bu durum demokratik ve özgür Türkiye’nin gerçek muhalefetinin, sol partisinin ve umudunun HDP olduğunu ispatlamaktadır” vurgusu yapılan açıklamada, “Biz Aleviler AKP-MHP faşizminin ötekileri yok sayan iradesini tanımıyoruz” ifadelerine yer verildi.

    Açıklamanın sonunda şu çağrı yapıldı:

    “Önümüzdeki zorlu süreci aşabilmenin tek yolu ortak mücadele için örgütlenmektir. Başta Alevi yol sürekleri olmak üzere tüm halkları ve inancları kendi tarihsel kökleri ile, direnişçi gelenekleri ile, kısacası zulme boyun eğmeyen hakikatleri ile bütünleşerek tek adam rejimine karşı örgütlenmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/KÖLN

  • HDP’den milletvekili seçilen Bülbül: Hızır Paşa varsa Pir Sultan da olacaktır-VİDEO

    HDP’den milletvekili seçilen Bülbül: Hızır Paşa varsa Pir Sultan da olacaktır-VİDEO

    PİRHA-HDP’nin Alevi milletvekillerinden Kemal Bülbül, tüm zorluklara rağmen Antalya’dan bir milletvekili çıkarmanın kazanım olduğunu, ancak devam eden toplumsal sorunların ciddi anlamda mücadele ve demokratik bilinç gerektirdiğini vurguladı. 

    24 Haziran cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin ardından Antalya’dan HDP milletvekili seçilen Kemal Bülbül meclise gidecek. Bülbül, mecliste sadece Alevilerin değil tüm ezilenlerin, ötekileştirilenlerin sesi olacak.

    Seçim sonuçlarının henüz açıklandığı ve Anadolu Ajansı’nın manipülasyonları devam ederken HDP Antalya il örgütü basın açıklaması yaparak halka manipülasyona gelmemeleri konusunda uyarılarda bulundu.

    HDP Antalya İl Eş Başkanı Songül Şarklı, Anadolu Ajansı’nın yaydığı verilerin güvenilir olmadığını ve manipüle edilmiş sonuçlar olduğunu kaydetti.

    “NEREDE BİR HIZIR PAŞA VARSA ORADA BİR PİR SULTAN OLACAKTIR”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ise Antalya’dan bir vekil almanın büyük bir başarı olduğunu ifade ederek, kendisine destek verenlere teşekkür etti.

    Seçim sonuçlarına göre işlerinin hala çok zor olduğunu vurgulayan Bülbül, toplumsal sorunların çözümü hala ciddi anlamda mücadele ve demokratik bilinç gerektiren sorunlar olarak devam ettiğini söyledi. Bundan sonra daha fala mücadele edecelerini kaydeden Bülbül, “Bizim tarihimizde örnekler var. Nerede bir Dehak varsa orada bir Kawa olacaktır. Nerede bir Nemrut varsa orada bir İbrahim olacaktır. Nerede bir firavun varsa orada bir Musa olacaktır. Nerede bir Yezit varsa orada bir Hüseyin olacaktır. Nerede bir Hızır Paşa varsa orada bir Pir Sultan, nerede bir Kemalist sistem varsa orada bir Seyit Rıza ve Alişer olacaktır. Biz bunlardan ve bu süreci yaratan şehitlerimizden aldık bu kültürü ve bunu yaşatmaya devam edeceğiz.” dedi.

    İsmet SEFER/ANTALYA

  • Demirtaş’tan son seçim mesajı: Oyunuz asla boşa gitmeyecek; HDP desteğinize layık olacak

    Demirtaş’tan son seçim mesajı: Oyunuz asla boşa gitmeyecek; HDP desteğinize layık olacak

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş sosyal medya aracılığı ile bugün son mesajını yayınladı. Demirtaş “HDP’ye vereceğiniz her oy birlikte yaşama, barışa ve demokrasiye verilmiş olacak. Oyunuz asla boşa gitmeyecek. HDP, sizin bu desteğinize layık olacak bir duruş sergileyecektir”dedi.

    Halkların Demokratik Partisi’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş sosyal medya aracılığı ile bugün son mesajını yayınladı.

    Demirtaş’ın mesajları şöyle:

    – Seçim kampanyasında son günümüz artık. Herkes YSK’nin tanıdığı sınırlar çerçevesinde, son saate kadar çalışmalarını mutlaka sürdürmelidir. Sandığa gitmekte kararsız olan yurttaşlarımız, siyasi tarihimizin bu en önemli seçiminde sorumluluk almaktan geri durmasın lütfen.

    – Tıkanmış olan demokrasinin önünü açacak olan şey sizin oyunuzdur. Oylarınızla siyasete yön verin, ülkenin tek adama değil halka ait olduğu gösterin. Yarın sandığa atacağınız oylarla, çocuklarımızın özgür ve mutlu geleceklerini güvence altına alalım.

    – İlk defa oy kullanacak genç arkadaşlarım; bu seçimin kaderini en çok da siz belirleyeceksiniz. Geleceğin demokratik Türkiye’si inşa edildiğinde “İşte bu günlere gelinmesinde benim de oyumun payı var” diyebilmek için tercihinizi diktatörlükten değil demokrasiden yana kullanın.

    – Hepiniz çok emek verdiniz. Büyük fedakarlıklarla, çalışmayı iyi bir noktaya getirdiniz. Yarın da, sandıklara ve oylara sahip çıkarak görevinizi eksiksiz tamamlamanızı diliyorum. Sandıklar açıldığında, uzun zamandır beklediğiniz rahat nefesi alacağınızdan kuşkum yoktur.

    – HDP, sizin desteğinizle barajı aşmayı başarmışsa artık huzurlu bir Türkiye’ye uyanmış olacağız. HDP’ye vereceğiniz her oy birlikte yaşama, barışa ve demokrasiye verilmiş olacaksınız. Oyunuz asla boşa gitmeyecek. HDP, sizin bu desteğinize layık olacak bir duruş sergileyecektir.

    – Seçimler şimdiden hepimize hayırlı olsun. Sakin, olaysız, gerilimden uzak bir seçim günü diliyorum. Sandığa giderken de oylar sayılırken de, diğer partilerin seçmenleriyle kardeşçe bir dayanışma içinde, demokratik olgunluğa yaraşır bir tutumla hareket edeceğinize inanıyorum.

    – Bu akşam saat 17:50’de TRT Haber ekranlarından sizlere son defa sesleniyor olacağım. Fırsat yaratır izlerseniz sevinirim. HDP’ye ve bana oy vermeniz için en az bir neden bulacağınızdan kuşkum yok. Hepinize tekrardan teşekkürlerimi, selamlarımı iletiyorum. Akşam görüşürüz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kamu Emekçileri 24 Haziran’da “Tamam” diyecek-VİDEO

    Kamu Emekçileri 24 Haziran’da “Tamam” diyecek-VİDEO

    PİRHA-  24 Haziran seçimlerinde yaklaşık 3 buçuk milyona yaklaşan kamu emekçilerinin oy davranışını Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Serpil Akpınar PİRHA’ya değerlendirdi. Akpınar, kamu emekçilerinin 7 Haziran 2015 Genel Seçimi’ndeki ve 16 Nisan 2017  Referandumu’ndaki tavrının değişmediğini söyledi.

    Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Serpil Akpınar 24 Haziran seçimlerine yönelik düşüncelerini PİRHA’ya anlattı. İşsizlik ve yoksulluk oranının arttığına dikkat çeken Akpınar, “2002 yılında maaş alan bir kamu emekçisi, maaşıyla 16 tane çeyrek altın alırken, şu anki maaşıyla sadece 8 çeyrek altın alması, AKP iktidarı boyunca emekçilerin sürekli yoksullaştığını göstermektedir. Şu anda insanlar işsizlikten ve yoksulluktan intihar ediyor, inanılmaz bir şekilde işsizlik ve yoksullukla karşı karşıyayız” dedi.

    “KAZANILMIŞ HAKLAR  ALINDI “

    AKP’nin uyguladığı neo- liberal politikalardan dolayı en fazla hak kaybına uğrayan kesimin kamu emekçileri olduğunu söyleyen Akpınar, “AKP sağlıkta ve eğitimde dönüşüm adı altında emekçilerin mücadeleleriyle kazanmış olduğu hakları, kazanımları bir bir elimizden alınıyor. Daha önce kurum içerisinde, kurum tabiplikleri vardı, şu anda bu tabiplikler yok. 2008 yılına kadar sadece Bağ-kur, SSK ve Emekli Sandığı’na bağlı 8 tane kamu kreşi var iken, şimdi binlerce emekçinin çalıştığı SGK’ya bağlı sadece 1 kreş bulunmaktadır” diye konuştu.

    Başbakan Binali Yıldırım’ın “devlet memurlarını sözleşmeli hale getireceğiz” sözlerini hatırlatan Akpınar, kamu çalışanlarının 4B, 4C ve taşeron olarak nitelendirilen sistemlerin örgütlenmesinin engellenmeye çalışıldığına dikkat çekti.

    “HUKUKSUZCA İŞİNDEN OLANLAR SEÇİMDE HESABINI SORACAK”

    15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra kamu emekçilerinin iş güvencesinin kalmadığını belirten Akpınar, resmi kaynaklara göre soruşturma ve sorgu geçirmeden işinden atılan 116 bin kamu emekçisinin olduğu bilgisini vererek , “İşten atılmanın ne kadar tehlikeli ve siyasal iktidar tarafından ne kadar hoyratça kullanıldığını gördük. Bunun hesabı sandıkta sorulacaktır”  yorumunu yaptı.

    Kamu emekçilerinin ülke vergi gelirlerinde önemli bir paya sahip olduğuna işaret eden Akpınar, “Bu elde edilen bütçenin kamu emekçilerine bu ülke halklarına parasız, laik, ana dilde eğitim, parasız sağlık ,parasız kamu hizmeti olarak dönmesi gerekirken bizlere daha çok sömürü, daha çok savaş, daha çok ölüm ve daha çok katliam olarak karşımıza çıkmaktadır.  7 Haziranda, 16 Nisan referandumunda ve her şeyden önce Gezi’de bunu gösterdi isek, bütün kamu emekçileri  24 Haziran’da daha demokratik, daha adil ve barış içerisinde yaşayan bir Türkiye’nin inşası için kamu emekçileri tamam diyecek.” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KHK ile ihraç edilen Sinan Ok’tan’AKP’ye oy vermeyiniz’ kampanyası

    KHK ile ihraç edilen Sinan Ok’tan’AKP’ye oy vermeyiniz’ kampanyası

    PİRHA-Ankara’da SGK uzmanı olarak çalışırken KHK ile görevinden ihraç edilen Sinan Ok, bir kampanya başlatarak “AKP’ye oy vermeyiniz” çağrısında bulundu.

    Ankara’da SGK uzmanı olarak çalışan Sinan Ok, 6 Ocak 2017’de Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden ihraç edildi. Ok, yapmış olduğu kişisel bir kampanya ile KHK ile hukuksuz yere ihraç edilen 120 bin kişinin sesi oldu.

    “BU HAKSIZLIĞI YAPANLARDAN HESAP SORUNUZ”

    İşten atılmasının üzerinden 18 ay geçen Ok, hakkında herhangi bir suçlama ve soruşturma açılmadığını belirtti. Yaptığı kişisel kampanya ile “AKP’ye oy vermeyiniz” çağrısından bulunan Ok, paylaşımında şunları belirtti:

    “Arkadaş, akraba, tanıdık, dost… Her kim varsa selam verdiğim… birlikte su içtiğim… 24 Haziran’da bana bu haksızlığı yapanlardan hesap sorunuz. AKP’ye oy vermeyiniz.”

    SİNAN OK HAKKINDA

    Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunu. Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nda “Erkeklik Krizi ve İşsizlik” bitirme teziyle yüksek lisans yaptı. TODAİE kapsamında “Devşirme Milliyetçilik: Yurttaşlığı Değiştirilen Sporcular” master tezi ve Ankara Üniversitesi Siyaset Anabilim Dalı’nda “Ulus, Devlet ve Din İlişkileri” doktora tezine devam ediyor. İŞKUR Genel Müdürlüğü’nde İstihdam Uzmanı olarak 11 yıl görev yaptı. 6 Ocak 2017 tarihli, 679 Sayılı OHAL KHK’si kapsamında “iş bulma kurumu tarafından işsiz bırakıldı.” KESK’e Bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) iş yeri temsilcisiydi.  (HABER MERKEZİ)

     

  • EMEP’li Aslan: Afrin, AKP’nin seçim yelkenini dolduramadı-VİDEO

    EMEP’li Aslan: Afrin, AKP’nin seçim yelkenini dolduramadı-VİDEO

    PİRHA-EMEP Ankara İl Başkanı Fikret Aslan, 24 Haziran seçimlerinden beklentilerini ve neden HDP ile işbirliğine gittiklerini PİRHa’ya anlattı. AKP’nin baskın seçimle OHAL ile sandıktan iktidar olarak çıkma hesabını yaptığını söyleyen Aslan, “Ben Büro Emekçileri Sendikası’ndan geliyorum, kamu emekçilerinden Ak Parti bu seçimde oy beklemesin” dedi.

    24 Haziran seçimlerine Siyasi Partiler Yasası nedeniyle parti olarak katılamayan Emek Partisi (EMEP) Halkların Demokratisi Partisi (HDP) ile dayanışıyor. Seçimin kaderinde önemli etkiye sahip Ankara’da EMEP İl Başkanı Fikret Aslan seçim sürecini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “AFRİN AKP’NİN SEÇİM YELKENİNİ DOLDURAMADI”

    Afrin Operasyonu’nun AKP’nin seçim yelkenini dolduramadığını söyleyen Aslan, iktidarın erken seçim kararının Türkiye’nin iç ve dış siyasal gelişmelerinin getirdiği bir zorunluluk olarak değerlendirdi. Arslan AKP’nin OHAL olanaklarını kullanarak sandıktan çıkmayı planladığını söyleyerek, “AKP hükümetinin topluma vaat edeceği yeni bir hikâyesi yok. Siyaseten bitmiş, tükenmiş durumda. Ülkemizin başta Kürt sorunu olmak üzere barış sorununu, işçilerin, emekçilerin iş ve aş sorununu çözecek durumda değil.” yorumunu yaptı.

    “İKTİDAR KAMU EMEKÇİLERİNİ BU SEÇİMDE HESAP ETMEDİ”

    Uzun süredir Büro Emekçileri Sendikası’nda görev aldığını söyleyen Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “15 Temmuz sonrasında emekçiler haksız ve hukuksuz bir şekilde işlerinden ihraç edildiler. Yüz binlerce kamu emekçisi hiç bir gerekçe gösterilmeden işlerinden oldular. Bu nedenle bu seçimlerde kamu emekçilerinin ve toplumun genel durumlarını da hesap etmeleri gerekiyor.

    “CUMHUR VE MİLLET İTTİFAKLARININ PROGRAMLARI HDP’NİN ÇOK GERİSİNDE”

    Bu sürece giderken sıfır baraj ittifaklarla bir tarafta cumhur, diğer tarafta millet ittifakı ile birlikte barajın getirilip HDP’nin önüne konması ve 6-7 milyon oy almış olan bir parti olan HDP’nin dışlandığını söyleyebiliriz. Partimizde böylesi bir süreç içerisinde siyasi partiler yasasından kaynaklı olarak emek partisi seçimlere katılamadığı için Emek Partisi olarak HDP ve Demirtaş’a destek çağrılarını açıklamıştır. HDP’nin Mecliste olması demokrasi mücadelesi açısından, Kürt halkının temsiliyeti açısından çok önemlidir. Gerek Cumhur, gerekse de Millet ittifaklarının programlarına bakıldığında HDP’nin programının eksikliklerine rağmen ülkenin geleceğine ve emekçilerin ve halkların temel sorunlarına cevap verir yerde bulunuyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Bingöl Gözeler Köyü’nde en büyük sorun: İşsizlik

    Bingöl Gözeler Köyü’nde en büyük sorun: İşsizlik

    PİRHA-Bingöl’ün Gözeler (İbrayman) Köyü’nde yaşayan Dilek Keser ve Gamze Morsümbül köydeki yaşamlarını, sorunlarını ve seçimden beklentilerini PİRHA’ya anlattı. Köyde en başta gelen sorunlardan birinin işsizlik olduğunu belirten Dilek Keser, seçimlerden sonra işsizliğin biraz olsun azalmasını umduğunu söyledi.

    Gözeler Köyü Bingöl merkeze bağlı bir Alevi köyü. Köyde yaşayan gençler iş olanağı bulamadıklarından yakınıyorlar. OHAL sürecinde halkın tepki verememesinden kaynaklı köyde bir HES projesi başlatılmış ve köylüler de evlerine ekmek götürebilmek için orada çalışmak zorunda bırakılmış.

    Köyde yaşayan Dilek Keser ve Gamze Morsümbül, yaşadıkları sıkıntıları ve seçimden beklentilerini anlattı.

    “KİMLİĞİMDEN VE DÜŞÜNCELERİMDEN DOLAYI DEVLET MEMURU OLAMIYORUM”

    24 yaşındaki Dilek Keser, Bingöl’ün Gözeler Köyü’nde yaşıyor. 2016 yılında Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nden mezun olan Keser, şu anda işsiz. Hükümetin Aleviler üzerindeki baskısından dolayı iş imkanı bulamadığını söyleyen Keser, “Devlet memuru olamıyorum kimliğimden ve düşüncelerimden kaynaklı olsa gerek. Devlet bizi beğenmiyor ne yazık ki” diye konuştu. Masalları psikoloji ile harmanlamak istediğini söyleyen Keser, “Değerlerimiz üzerine bir şeyler yapmak istiyorum. Masallar bizim kültürümüz sonuçta. Ama şu an için biraz zamanı var hazır hissetmiyorum kendimi süreçten kaynaklı olsa gerek” diyor. Köyünde ortaokul ve lise bulunmaması sebebiyle öğrencilerin şehir merkezlerindeki yurtlarda kalmak zorunda kaldıklarını ifade eden Keser, aile bağlarının sıkı olması nedeniyle orta okul ve liseyi okurken çok zorlandıklarını da ekledi.

    Bulundukları yerde etnik ve inanç konularında farklılık olduğu için zorlandıklarını kaydeden Keser, bir kadın olarak çok rahat hareket edemediğini, inanç yönünde üzerlerinde baskılar olduğunu belirtti.

    SEÇİMDEN BEKLENTİLER

    Seçim öncesi beklentilerini de dile getiren Keser, şöyle konuştu: “Düşüncelerimizden dolayı yargılanmak istemiyoruz, sahip olduğumuz düşünceler doğrultusunda işsiz kalmak istemiyoruz. Düşünce özgürlüğü var deniliyor ama biz sahip olduğumuz düşünceler nedeniyle işsiz kalıyoruz, diplomalı işsizler olarak kalıyoruz. İş imkanlarının arttırılmasını istiyoruz. Bakınca da Bingöl’de pek iş olanağı yok zaten. Okulda bize ithamlarda bulunurlardı Aleviyiz diye, Sünni Alevi ayrımı vardı. Seçimden tek umudumuz iş olanaklarının arttırılması, düşünce özgürlüğünün getirilmesi, ayrımların yapılmaması.”

    “DÜŞÜNCELERİMİZİ İFADE ETMEKTEN KORKAR OLDUK”

    OHAL ilan edildiğinden beri köylerinde HES projesinin başladığını ve köylülerin OHAL’den kaynaklı bir tepki veremediklerini kaydeden Keser, işsizlikten dolayı köy halkının gidip orada çalışmak zorunda kaldığını belirterek şöyle devam etti: “Böyle bir talanın katliamın bence iş olanağı olarak görülmesi saçmalık ben bu doğanın talan edilmesini istemem ama OHAL çerçevesi içerisinde böyle bir şeyin talep edilmesi bile mümkün değil. Çok fazla haksızlıklar oluyor mesela yetkili bir merciye başvuruyorsun ama dönüş olmuyor. OHAL’de insanlar çok tedirgin yolda rahat yürüyemiyorsun, her iki adımda bir polislerle karşılaşıyorsun. Her yerde silahlı polisler görüyorsun korkar olduk artık. Şuan da yaptığımız konuşmalardan bile tedirgin oluyoruz yarın bir gün bizi de alırlar mı diye düşüncelerimizi ifade etmekten korkar olduk.”

    “OYLARIMIZA SAHİP ÇIKAMAYACAĞIZ”

    Keser, tüm bu olumsuz koşullara rağmen oyunu istediği gibi kullanacağını ifade ederek “Biz düşüncemizden vazgeçmiyoruz ama mührü bastıktan sonra gerisi sanki onlara kalıyormuş gibi. Ne çıkacağını bilmiyoruz. Yani bunu referandumda da gördük İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde Hayır oranı yüksekken bir baktık ki Evet oyu çoğunluktaydı” dedi. Bölge illerinde seçim sandıklarının taşınmasına da değinen Keser, “Oylarımıza sahip çıkamayacağız, tanımadığımız bilmediğimiz kişiler oylarımıza sahip çıkacak nasıl güvenebiliriz. Bu OHAL koşullarında pek güvenilir değil yani” şeklinde ifade etti. 

    “SUSTURULUYORUZ, BASTIRILIYORUZ”

    Gözeler Köyü’nde yaşayan Gamze Morsümbül de Erzincan’da Sosyal Hizmetler Bölümü okumuş. 2 yıl boyunca Tercan’a gidip gelmiş. Tercan’da çok sıkıntılar yaşadığını söyleyen Morsümbül, çektiği sıkıntılardan bazılarını şöyle anlatıyor: “İlk gittiğim sene terörist diye şikayet ettiler. Hoca tarafından derslerden bırakıldık, dönemimiz uzadı. Kürt arkadaşlar dövüldü, yerlerinden edildi. Devlet ellerinde olduğu için normal bakılıyor, bir şey diyemiyoruz susturuluyoruz, bastırılıyoruz.”

    “İŞ OLANAĞI YOK”

    Bingöl’de var olan Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nde sosyal hizmet uzmanlarının olması gerektiğini ancak sadece sosyologların olduğunu belirten Morsümbül, zaten Bingöl’de kendi alanında iş olanağı olmadığını ve bu yüzden atanmayı düşünmediğini de ekledi.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Yazar Erdoğan Aydın: 24 Haziran’da yeniden hayal kurmanın eşiğindeyiz-VİDEO

    Yazar Erdoğan Aydın: 24 Haziran’da yeniden hayal kurmanın eşiğindeyiz-VİDEO

    PİRHA- Tarihçi yazar Erdoğan Aydın  Alevi seçmenler açısından 24 Haziran seçimlerini Pirha’ya değerlendirdi. Türkiye’nin tarihsel bir eşikte olduğunun altını çizen Aydın,  “Herhangi bir seçimden bahsetmiyorum. Bir başka seçimde Alevi toplumunda da sınıfsal farklılıklar var. Herkes kendi partisini destekleyebilir ama bu seçim böyle bir seçim değil ben Alevi toplumumun bu feraseti göstereceğini düşünüyorum” dedi. 

    Tarihçi Yazar Erdoğan Aydın, Alevi seçmenler açısından 24 Haziran seçimlerini PPİRHA’ya değerlendirdi. Türkiye’nin tarihsel bir eşikte olduğunun altını çizen Aydın, Alevi toplumunda sınıf farklılıkları nedeniyle farklı partilere oy verildiğini ancak bu seçimde HDP’ye oy vermenin Alevice duruş açısından önemine değindi.

    Aydın, “Herhangi bir seçimden bahsetmiyorum. Bir başka seçimde Alevi toplumunda da sınıfsal farklılıklar var, herkes kendi partisini destekleyebilir ama bu seçim böyle bir seçim değil ben Alevi toplumumun bu feraseti göstereceğini düşünüyorum” dedi.

    İşte Yazar Erdoğan Aydın’ın seçimlere yönelik değerlendirmesi…

    Seçime birkaç gün kaldı, siz mevcut atmosferi nasıl görüyorsunuz, bir durum değerlendirmesi yapar mısınız?

    Erdoğan Aydın: Türkiye çok uzun zamandır ilk defa çok umutvar bir seçimin eşiğinde. Çok umutvar diyorum çünkü son yıllar gerçekten Türkiye tarihinin 12 Eylül, Dersim günleri, 90’lı yıllarla kıyaslanacak denli hak ve özgürlüklerimizin ihlal edildiği bir dönemi ifade ediyor. Bu açıdan bugünlerdeki umutvarlık ayrıca önem taşıyor. Şunun altını özellikle çizeyim, 24 Haziran seçimi Türkiye’nin yaşadığı en önemli seçimlerden biri. Türkiye’yi mevcut hak ve özgürlüklerden yoksun atmosferin çok daha gerisine taşımaya çalışan bir sistemin çözülme, devre dışı bırakılması olasılığı karşısındayız. Bu olasılığı ben moral olsun diye söylemiyorum, gerçekten bu seçimde Türkiye’nin demokrasiden yana tüm güçleri, tüm mağdurları açısından durumun radikal bir şekilde değiştirmenin ihtimalinin eşiğinde duruyoruz.

    “İLK DEFA İKTİDAR SÜRECİ KONTROL EDEBİLME  ŞANSINI KAYBETTİ”

    İlk defa iktidar, süreci, tartışma konularını, toplumun vicdanlarını, toplumun eğilimlerini kontrol edebilme şansını kaybetmiş durumda. Bu çok önemli. İkincisi, ilk defa Türkiye’nin İslamcı, milliyetçi, ulusalcı, kemalist, sosyal demokrat, sosyalist ve Kürtlerin, Alevilerin birlikte en azından bir uzlaşı bilincine eriştiği bir dönemi yaşıyoruz. Türkiye tarihinin hiç bir döneminde böyle bir yan yana durma sorumluluğu yaşanmamıştı.

    “ÇOK İYİ BİR ZEMİN YAKINLAŞTI”

    Türkiye’nin en gerici, en hukuk dışı projesinin çözülmesi olasılığı, diğer tarafta bunun yerine memleketin yaralarını iyileştirme ve normal bir hatta demokratikleşme imkanına geçebilmek için çok iyi bir zemin yakınlaştı. Büyük olasılıkla 24 Haziran gecesi, Cumhurbaşkanının seçilemediği, ikinci tura kaldığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde muhalefetin iktidar blokuna karşı çoğunluk sağladığı bir tablo ile karşılaşacağız. Bu küçümsenmemelidir, küçük çaplı bir devrimdir. Bu ilerisi için umut üretebilme, yeniden bir yol temizliği yapmanın imkanını sağlayacaktır.

    “24 HAZİRAN SONRASI HAYAL KURABİLMENİN EŞİĞİNDEYİZ”

    Meclis’te muhalefetin çoğunluk sağlamasının şu avantajı vardır: İkinci turda Tayyip Erdoğan’ın kazanma ihtimalini tümü ile ortadan kaldırma sonucu olacaktır. İlk defa iktidarın yenildiği gerçeğinin görülmesi ile mecburiyetten köy gibi az denetlenir yerlerde yaşamaktan, çaresizlikten dolayı AKP’ye oy verme refleksinde olan vatandaşlar, bunların oranı yüzde onlara varabilcek bir orandır, özgürleşecek, umut duyduğu kişilere oy verecektir. Bu da muhalefet adayları içinde en çok oy alan kişi olacaktır. Bütün bunlar bir düzelmenin, bir rahatlamanın, bir hayal kurabilmenin eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. Tek sorun sandıkları denetleyebilecek miyiz, denetleyemeyecek miyiz sorusu. Sandıkların denetlenebilmesi,  firelerin en aza indirilmesi çünkü ne kadar denetlersek denetleyelim ne yazık ki Türkiye’de zaten son dönemlerde yapamamıştık. Gerçek anlamda adil seçim yapma imkanınından yoksunuz ama en azından fireleri düşürmemiz halinde 24 Haziran sonrası hayal kurabileceğimiz bir döneme geçmenin eşiğinde olduğunu düşünüyorum.

    “HDP BARAJI AŞINCA İKİNCİ TURDA İNSANLAR ÖZGÜRLEŞEREK OY VERECEK”

    Tüm değerlendirme yapanlar, şunu söylüyor: Hükümet tüm stratejisini HDP’yi baraj altında bırakma üzerine kurdu. HDP baraj altında kalırsa ne olur, kalmazsa ne olur?

    Erdoğan Aydın: Bu seçimin en kritik sorusu bu. HDP baraj altı kalacak mı, kalmayacak mı. Normal koşullarda adil seçim olduğunda HDP’nin baraj sorunu yok. Asgari yüzde 11 oy HDP’nin doğal seçmen tabanı. Şu an girdiğimiz seçim iktidarın 1930’larla kıyaslanmayacak kadar merkezileşmiş bir iktidar karşısındayız. Kamuoyuna  yansıyan ve yansımayan tüm demeçlerde HDP’nin baraj altına düşmesini kendisine  temel hedef seçmiş durumda. HDP’nin baraj altı kalması en az 60 vekilin AKP sırasında oturması demek. HDP baraj altında düşürülmesi durumunda en az 60 ki, bunların 80 ve üstünde vekil muhalefet sıralarında oturacak. Bu ne demek? Bu muhalefetin mecliste çoğunluk sağlaması, bu AKP’nin iktidar inisiyatifini kaybetmesi demek, bu ikinci turda insanların özgürleşerek oy vermesi demek.

    “AKP TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİN KARARTILMASINI HEDEFLİYOR”

    Bunun ötesinde de bir şeyler söylemek lazım. Genel seçmen profilinden çıkıp Türkiye’nin stratejik sorunlarının çözümü açısından eklemek isterim ki HDP’nin Meclis’te güçlü temsili sadece bugünü kurtarmak açısından değil, aynı zamanda Türkiye’nin en kadim sorunlarının Alevi sorunun, kadın sorununun, Kürt sorununun, emek sorununun çözümü için orada söz söyleyebilecek, direnebilecek, öneri  üretebilecek bir güçlü grubun Meclis’te kurumsallaşması anlamına gelecektir. Türkiye için HDP tüm komisyon ve tartışmalarda bir pusula, sorunlarımızdan kurtulabileceğimiz bir vizyon ifade edecektir. Sadece kısa ve orta vadeli değil, uzun vadeli bakış açısından da HDP’nin Meclis’te yer almasının ayrı bir önemi var. AK Parti  iktidarı HDP’yi baraj altına düşürmeye çalışırken aslında hem günü kurtarmaya çalışıyor, başkanlık sistemini Türkiye’nin kafasına geçirmeye çalışıyor ama aynı zamanda bir adım ötesi Türkiye’nin geleceğinin de karartılması, ciddi karartılması, Türkiye’nin seçeneklerinin daraltılmasını hedefliyor.

    “HDP’YE OY VERİLMESİ GEREKTİĞİNİN ANLATILMASI GEREKİYOR”

    Türkiye’de HDP’li olmayan seçmene bu seçimde HDP’ye oy vermesi gerektiğini anlatmak gerekiyor. HDP’li olmadan da kendi geleceği için hayal kurmanın da HDP’nin barajı geçmesine bağlı olduğunu görmesi lazım. Bugün sosyalizm iddiası ile HDP’ye karşı tutum alan, oy anlamında azınlıkta niteliği yüksek bu kesimin de şunu kavraması gerekiyor: Sosyalizm için de bir sıçrama noktası. HDP’nin yetersiz, geri olduğu iddiasında olan çevreler açısından da HDP’ye oy vermenin onların boyun borcu olduğunu, bugün HDP’ye şu veya bu gerekçe ile üretilmiş zoraki mazeretlerle oy vermeyerek sosyalist olma ahlakı ve vicdanını yakalamak mümkün değildir. Böyle çevreler de umarım sandığa gittiklerinde çocukça bir solculuk gibi yaklaşımdan uzak durup HDP’ye oy verirler. Aynı şeyi bir başka camiaya da söylemek lazım. HDP programının yeterince Kürt olmadığı gerekçesi ile, Kürdistanı vurguları yeterince yapmadığı için HDP’ye mesafe koyan Kürt milliyetçi kesimler var. Kürt halkının anasının ak sütü gibi hakları için mesafe alınabilecek bir zemin için öncelikle atmaları gereken ilk adımın HDP’ye oy vermek, HDP’nin tutttuğu yerin önemini teslim etmeleri gerekiyor. 24 Haziran gecesi Türkiye’nin her kesimi ile en sosyalist, en Alevi sağcı ulusalcı herkes açısından bilincinde olsun olmasın çok umutvar bir döneme geçeceğimizi umuyorum

    “ALEVİLER, EZİLMENİN ACISINI EN İYİ BİLEN TOPLULUKTUR”

    Alevi toplumunun nasıl yaklaştığını gözlemliyorsunuz, onlara dönük var mı sözünüz?

    Erdoğan Aydın: Türkiye’de yüreği solda atan, Türkiye’nin özgürlüğü, demokrasisi için enerji harcayan, heyecanlanan, vicdanı olan herkes açısından teslim edilmesi gerekiyor ki Türkiye’nin aslında en kadim sorunudur Alevilik sorunu. Kürt sorunu aslında Osmanlı’nın merkezileşme dönemi ile başlayan Cumhuriyetin Türkleşme politikası ile giderek kangren olmuş bir sorun ama Alevi sorunu güncelde Kürt sorunu gibi geniş bir toplumsal kesimi ilgilendiren bir kimlik sorunu, en ağır  kimlik mağduriyeti yaşayan insanları Kürtlerle beraber Aleviler oluşturuyor hem de Aleviler tarihsel olarak Selçuklu, Osmanlı Abbasi iktidarının kurumsallaşma döneminden itibaren Türkiye’de milyonlarca insanın acı çekmesine, korkmasına, kaygı duymasına neden olan bir sorun. Alevilerin bu seçimde sergileyecekleri tavır az önce söylediklerimden farklı olamaz. Ezilmenin acısını en iyi bilen topluluktur Aleviliktir. Bir inanç sistemidir, bir düşünsel sistemidir ve 72 millete bir nazarla bakmayanın kırk yıl müderris bile olsa hakikatte yoldan çıkmış olduğunu kendine ayet edinmiş bir inanç bir hayat karşısında duruşu ifade eder. Kendisi ezilenin başkasının ezilme sorunlarına karşı bigane (ilgisiz) kalması mümkün değildir. Alevi tarihi aslında hak mücadeleleri ile şekillenmiştir.

    “YÜREĞİMİN BİR PARÇASI HEP ALEVİ TOPLUMUNUN İÇİNDE”

    Son dönemde Alevilerin uğratıldığı ağır asimilasyon sonucunda Alevi toplumunun önemli bir kesiminin devletin iktidar rejiminin daha sol bir dil kullanan kesimlerine razı olma şeklinde eğilimi var. Bugün kimse eğilimini değiştirmesin ama eğilimini değiştirmeden bu sandıkta kritik oyun ne olduğunun bilincinde davransın. Alevi toplumunda bu seçimde HDP’ye vereceği desteğin Alevice duruş açısından önemli olduğunu, herhangi bir seçimden bahsetmiyorum. Bir başka seçimde Alevi toplumunda da sınıfsal farklılıklar var, herkes kendi partisini destekleyebilir ama bu seçim böyle bir seçim değil ben Alevi toplumumun bu feraseti göstereceğini düşünüyorum. Alevi toplumunun da günceli ile yakından ilişkiliyim. Yüreğimin bir parçası hep bu toplumun içinde. Tarihi, teolojisi üzerine çalışmış biriyim. Bu toplumun nasıl bir aydınlık cevhere sahip olduğunu çok yakından çok doğrudan biliyorum. Mazlumiyetini çok iyi biliyorum. Bu seçimde mutlaka Alevi toplumumun her zamankinden farklı olarak, her zamankinden fazla olarak HDP’yi desteklemesi gerektiğine inanıyorum ve bunun böyle olacağına inanıyorum.

    PİRHA/İSTANBUL

  • YSK, örnek oy pusulalarını paylaştı

    YSK, örnek oy pusulalarını paylaştı

    PİRHA – Yüksek Seçim Kurulu, 24 Haziran seçiminde oy pusulalarına mührün nasıl basılması gerektiğine ilişkin görseller paylaştı. YSK’nın paylaştığı görsellerde, oyların hangi durumda geçerli, geçersiz veya ittifaka sayılacağı belirtildi.

    Yüksek Seçim Kurulu, 24 Haziran seçimlerinde oy pusulalarına mührün nasıl basılması gerektiğine ilişkin görseller paylaştı.

    YSK’nın paylaştığı görsellerde ittifaka sayılacak oylar, geçerli ve geçersiz oylar gösterildi.

    Paylaşılan görseller şöyle:

    GEÇERSİZLER 

    GEÇERLİ VE İTTİFAKA SAYILACAK OYLAR

  • Karahalil: Biz Aleviler, bu bozuk düzenin çarkları içinde erimeyeceğiz-VİDEO

    Karahalil: Biz Aleviler, bu bozuk düzenin çarkları içinde erimeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) önceki Genel Sekreteri Seyit Karahali, Alevilerin 24 Haziran seçimlerinde nasıl bir tavır alması gerektiğini anlattı. Karahalil, “Aleviler hep zulmün karşısında mazlumun yanında durdu. Bu ilkesinden asla vazgeçmedi, vazgeçmeyecek” dedi.  

    24 Haziran seçimlerine sayılı günler kala değerlendirmeler devam ediyor. Alevilerin sandıktaki tavırlarının ne olması gerektiğini değerlendiren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) önceki Genel Sekreteri Seyit Karahalil, Alevilerin her zaman mazlumun yanında, zalimin karşısında yer aldığını ve bunun değişmeyeceğinin altını çizdi.

    “SAĞ PARTİLERE OY VERMEMİZ SÖZ KONUSU OLAMAZ”

    Partilerin seçim vaatlerine kısaca değinen Karahalil, “Ne yazık ki yüreğimizi hafifletecek, yüzümüzü güldürecek hiçbir vaatleri yok. Hele hele sağ partiler bize asla şirin gözükmüyorlar. Yıllardan beri bizleri öylesine ittiler, öylesine kaktılar ki bizim onlara oy vermemiz asla söz konusu olamaz.” dedi.

    “BOZUK DÜZENİN ÇARKLARI İÇİNDE KİMSE BİZİ ERİTEMEYECEK”

    “Demokrasiden yana laiklikten yana, eşitlikten ve insan haklarından yana kim doğru duruş gösteriyorsa, kim gerçekten bu söylemlerinde samimi ise Aleviler sandık başına gittiklerinde o yönde tercihlerini kullanacaklardır.” ifadelerini kullanan Karahalil, şöyle devam etti:

    “Bu bozuk düzende sağlam çark olmayı bizler yıllarca becerdik ve becermeye devam edeceğiz. Hiç kimse bizleri bu bozuk düzenin çarkları içerisinde yok edip eritemeyecektir.”

    “PARLAMENTER SİSTEME DÖNMEK ZORUNDAYIZ”

    Karahalil, Alevilere şöyle seslendi:

    “Aklınızı başınıza devşirin. Tek adam diktatörlüğünden bu ülkeyi kurtarmamız gerekmektedir. Bu tek adam diktatörlüğü ortadan kalkmadıkça bize ne özgürlük, ne laiklik, ne de insan hakları gelecektir. Mutlak suretle parlamenter sisteme dönmek zorundayız. Bu ülke ancak parlamenter sistemle yönetilir. O zaman hukukun kuralları işler, o zaman eğitim bilimsel ve parasız olur. İşte o zaman insanlar insan gibi yaşamaya çalışırlar.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • HDP Ankara adayı Kiraz: İlk işimiz demokrasi ve adalet getirmek-VİDEO

    HDP Ankara adayı Kiraz: İlk işimiz demokrasi ve adalet getirmek-VİDEO

    PİRHA- HDP Ankara Milletvekili adayı Eşref Kiraz, HDP olarak parlamentoya girdiklerinde ilk işlerinin ülkeye demokrasi, hukuk ve adalet getirmek olacağını kaydetti. 

    1955 yılında Ankara’nın Haymana ilçesinde doğmuş Eşref Kiraz. Gazi Üniversitesi Eğitim Enstitüsü mezunu olan Kiraz, 29 yıl öğretmenlik yapmış. Öğretmenlik yaptığı yıllar boyunca Eğitim-Sen ve KESK temsilciliği yapan Kiraz’ın,  İnsan Hakları Derneği yöneticiliği ile başlayan mücadelesi HDP’de devam ediyor.

    “HEDEFİMİZ HDP’Yİ GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE PARLAMENTOYA SOKMAK”

    2014’te HDP’den Haymana Belediye Başkanı olarak seçilen Kiraz, o günden bu yana da HDP’nin Ankara il yönetiminde görev almış. Seçimlere sayılı günler kala değerlendirmelerde bulunan Kiraz, hedeflerinin 25 Haziran sabahı uyandıklarında HDP’nin güçlü bir şekilde parlamentoya girmesini sağlamak olduğunu vurguladı.

    HDP olarak parlamentoya girdiklerinde ülkeye hukuk, adalet, demokrasiyi ve halkların kardeşliğini getireceklerini ifade eden Kiraz, “Yoksa bu ülkede yaşanacak durum kalmamış zaten. Bunu sağlamak için geliyoruz. İlk işimiz bu olacak” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA