Etiket: 24 haziran seçimleri

  • Kenanoğlu: Alevi toplumu vicdanının sesini dinleyerek HDP’yi sahipleniyor-VİDEO

    Kenanoğlu: Alevi toplumu vicdanının sesini dinleyerek HDP’yi sahipleniyor-VİDEO

    PİRHA- Seçimlere doğru yoğun çalışmalarıyla ilgili bilgi veren HDP’nin Alevi adaylarından Ali Kenanoğlu, medyada kendilerine karşı ciddi bir sansür ve yok sayma olduğunu vurguladı. Kenanoğlu, Alevilerin vicdanının sesini dinlediğini ve HDP’yi sahiplendiğini kaydetti. 

    24 Haziran seçimlerine sayılı günler kala milletvekili adaylarının çalışmaları hızla sürüyor. HDP’nin alevi adaylarından Alevi Kenanoğlu da oldukça yoğun bir tempoyla süren çalışmaları hakkında ajansımıza bilgi verdi. Kenanooğlu, medyada kendilerine yönelik ciddi bir sansür ve yok sayma olduğunu, kendilerinin de buna karşı halkla birebir temas ettiklerini kaydetti.

    “ALEVİ TOPLUMU HDP’Yİ SAHİPLENİYOR”

    Kenanoğlu, çalışmalarını şöyle anlattı:

    “Çalışmada görgümüz şu ki; özellikle Alevi toplumunda HDP’nin yaşadığı mağduriyet, gerek baraj sorunları, gerekse cumhurbaşkanı adayının tutuklu olması, birçok milletvekili adayının adaylıklarının düşürülmesi, birçok arkadaşımızın milletvekili iken içeride tutuklu vaziyette bulunması ve tekrar aday gösterememek gibi birçok sebepten dolayı oluşan mağduriyet karşısında Alevi toplumu yine vicdanının sesini dinleyerek, yine vicdanını ortaya koyarak HDP’yi ciddi bir şekilde sahipleniyor. Sahada gördüğümüz bu.”

    “SAVAŞ, SEÇİM SONUÇLARINI DEĞİŞTİRMEYE YÖNELİK BİR HAMLE”

    Sahada gördükleri olumlu tepkilerin 24 Haziran’a kadar devam etmesini umut ettiklerini belirten Kenanoğlu, “Burası Türkiye. Yarın neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Yeniden savaş tamtamları çalınmaya başladı. Anketlerde durumunun iyi olmadığını görenler tekrar savaş kartlarını çıkartabilirler” dedi. Savaşın bu ülkede yaşayan halkların menfaatine olmadığını söyleyen Kenanoğlu, savaşın sadece seçim sonuçlarını değiştirmeye yönelik bir hamle olduğuna işaret etti. Kenanoğlu, “Buna karşı dikkatli olursa halkımız, bu iktidarın sonu gelmiştir. Zulüm son bulacaktır ve 24 Haziran’da tek adam rejimine son verilip halkın istediği bir şekilde iktidar oluşacaktır.” dedi.

    “BU İKTİDARI DEVİRİN BİZİM İÇİN DÜĞÜN BAYRAMDIR”

    Yaptıkları çalışmalarda Alevi toplumunun ortak taleplerini, cemevleri, zorunlu din dersi, Diyanet sorunu ve asimilasyon gibi sorunlarını bir kenara bıraktıklarını, bu baskıcı iktidarın devrilmesinin bunlardan daha önemli olduğunu düşündüklerini vurguladı. Alevi toplumunun kendilerine, “Bu iktidarı devirin bizim için düğün bayramdır” dediğini belirten Kenanoğlu, sözlerini şöyle bitirdi:

    “Bizde bu kararlılıkla, azimle çalışarak halka şunu söylüyoruz: Siz bize destek olarak 24 Haziranda barajı geçmemizi sağlayın ondan sonrasını bize bırakın. Biz bu iktidarı devirmeye kararlıyız.”

    Cebrail ARSLAN

  • Gazi Cemevi’nde sevgi, barış ve umut için lokmalar pay edilecek

    Gazi Cemevi’nde sevgi, barış ve umut için lokmalar pay edilecek

    PİRHA-HDP’nin İstanbul 3. Bölge adayı Zeynel Özen, yarın (16 Haziran) 16:00 ve 18:00 saatleri arasında Gazi Cemevi’nde sevgi, barış ve umut için canlarla lokmalarını pay edecek.

    Seçimlere 10 günden az bir zaman kala milletvekili adaylarının çalışmaları da son hızıyla sürüyor. HDP’nin Alevi adayı Zeynel Özen, İstanbul Sultangazi’de bulunan Gazi Cemevinde canlarla lokmalarını pay edecek.

    Yarın (16 Haziran) saat 16:00 ile 18:00 arasında verilecek olan lokmalar sevgi, barış ve umut için pay edilecek. (HABER MERKEZİ)

  • Ferhat Tunç: AKP yıkmaya çalışsa da barışı biz getireceğiz-VİDEO

    Ferhat Tunç: AKP yıkmaya çalışsa da barışı biz getireceğiz-VİDEO

    PİRHA-HDP’nin Aydın milletvekili adayları Kuşadası’nda kitlesel ve coşkuyla karşılandı.

    HDP’nin Aydın milletvekili adayları Ayfer Demirel, Doğan Açığ, Mehmet Celal Gümüş, Bahaeddin Yağarcık, Şahin Koç, Semra Başaran, Özlem Tunç ve Ferhat Tunç Kuşadası mitinginde seçmenleriyle buluştu.

    Mitingde ilk sözü alan Ayfer Demirel, HDP’nin kadın partisi olduğunun ve kadınlarla kazanılacağının vurgusunu yaparken Bahattin Yağarcık ise “Şırnak’tan selam getirdim” diyerek sandıklara sahip çıkılmasını istedi.

    “BARIŞI BİZ GETİRECEĞİZ”

    Arkasından söz alan Ferhat Tunç da HDP’nin kazanması gerektiğini dile getirerek Erdoğan’ın savaş yanlısı olduğunu vurguladı. “Korkuyorlar. Korktukları için de dini, Kur’anı kullanıyorlar. Zamanında Hitler yapmıştı bunu. Hiçbir iktidar sonuna kadar yaşamaz” diyen Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu ülkede bir sanatçı olarak özgür olabilseydik keşke ama 35 yıldır siyasetin kıyısında geçtiğim işkenceleri anlattım albümlerimde. Ahmet Kaya, Yusuf Hayaloğlu ile birlikte sadece şarkı söylemedik, sözümüz vardı sözümüzü söyledik. AKP barış hayalimizi yıkmaya çalışsa da barışı biz getireceğiz. 24 Haziran’da sandığa giderek onları sandığa gömeceğiz. Oy kullanın ama sandıkları koruyun. AKP, sandıkta seçimi kazanırız diyor. Bu korkunç bir durum. İradenize sahip çıkın, namusunuza sahip çıkın. Birinci turda göreviniz HDP’yi parlamentoya göndermektir. Demokratik bir anayasaya ihtiyacımız var. Hepimizin görevidir. Ben inanıyorum ki ülkemiz için her şey güzel olacak.

    PİRHA/AYDIN

  • DİSK’in ilk kadın Başkanı Çerkezoğlu PİRHA’ya önemli açıklamalar yaptı-VİDEO

    DİSK’in ilk kadın Başkanı Çerkezoğlu PİRHA’ya önemli açıklamalar yaptı-VİDEO

    PİRHA-Arzu Çekezoğlu DİSK’in ilk kadın genel başkanı. Öğrencilik yıllarında öğrenci dernekleriyle başladığı emek ve demokrasi mücadelesini sırasıyla Tüm Sağlık-Sen, KESK’e bağlı Sağlık Emekçileri Sendikası ve DİSK’e bağlı Devrimci Sağlık İş sendikalarında sürdürdü. OHAL sürecinden DİSK’in de oldukça etkilendiğini söyleyen Çerkezoğlu, AKP’nin ülkeyi yönettiği 16 yıl içerisinde sendikal hakların kullanılamaz hale geldiğini vurguladı. 

    1969 Artin Şavşat doğumlu Arzu Çerkezoğlu. 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar Şavşat’ta yaşayan yaşayan Çerkezoğlu oradan göç ettikten sonra da bağlarını hiç koparmamış. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Çerkezoğlu, aynı zamanda patoloji uzmanı.

    Üniversitedeyken öğrenci derneklerinde emek ve demokrasi mücadelesine başlayan Çerkezoğlu, şimdi DİSK’in ilk kadın genel başkanı. Emek mücadelesine ve Türkiye gündemine ilişkin sorularımızı yanıtlayan Çerkezoğlu, tüm işçileri 24 Haziran seçimlerinde öncelikle demokrasiye sahip çıkmaya çağırdı.

    ÖĞRENCİ DERNEKLERİNDEN DİSK GENEL BAŞKANLIĞINA

    Emek mücadelesine nasıl başladınız?

    Gençlik yıllarımda üniversite öğrencisiyken öğrenci gençlik mücadelesi içerisinde yer aldım. O dönem bizim bir merkezi örgütümüz Öğrenci Dernekleri. İstanbul Öğrenci Dernekleri Federasyonu’nu kurmuştuk. Onun da ilk kurucu genel sekreterliğini yaptım.

    Çalışma yaşamına başladığım ilk gün Tüm Sağlık-Sen’e üye oldum. KESK daha kurulmamıştı. Sendikal mücadelem orada başladı. 2001’e kadar bugün ki KESK’e bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nda uzun yıllar bir mücadele süreci oldu. Üç dönem orada şube başkanlığı yaptım. 2001 yılından itibaren de DİSK’e bağlı Devrimci Sağlık İş çatısı altında mücadele yürütüyorum. İş yeri temsilciliğinden sendikanın genel başkanlığına oradan da DİSK’in genel başkanlığına kadar uzanan bir süreç var.

    DİSK’te kaç yıl genel sekreterlik yaptınız?

    Nisan 2013’teki kongrede genel sekreter olarak seçildim, 5 yıldır da genel sekreterlik görevini yürütüyordum.

    DİSK kurulduğundan beri ilk defa bir kadın genel başkanı oluyor. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

    Ne yazık ki öyle. 51 yıldır ilk kez bir kadın genel başkan oldu. Ben genel sekreter seçildiğimde de ilk kadın yönetici ilk kadın genel sekreter olarak görev aldım. Kadınların özellikle işçi sendikaları açısından sendikal örgütlenmede sendikal mekanizmalar içerisindeki yeri maalesef çok sınırlı. Bugün de diğer konfederasyonlar açısından bakıldığında da genel başkan görevini üstlenen ilk kadın olmuş oldum.

    Genel itibarıyla aslında sol örgütlenmelerde de kadınları sınırlı görüyoruz. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? 

    Evet genel olarak nerede bir mücadele var, direniş var, barikat var hep ön saflarda kadınlar var. Bu emek mücadelesi için de böyle, kent doğa mücadelesinde de böyle. Ama mekanizmalar içinde, örgütsel yapılanmalar içerisinde evet kadınların istenen düzeyde olmadığı çok açık.

    Neredeyse iki yıldır OHAL ile yönetiliyoruz ve bu OHAL sürecinde sayısız KHK’ler yayınlandı. Bu KHK’lerle onlarca medya kuruluşu kapatıldı gazete, televizyon, dergi vb. Binlerce kamu çalışanı görevlerinden ihraç edildi. DİSK’ten de ihraçlar yaşandı mı bu süreç içerisinde?

    Kuşkusuz 20 Temmuz 2016’dan bu yana Türkiye çok açıkça Olağanüstü Hal’in ilanıyla birlikte bütün demokratik mekanizmaların ortadan kaldırıldığı ve aslında 2013’ten bu yana devam eden baskıcı, otoriter bir rejimin OHAL ilanıyla birlikte daha da derinleştirildiğini görüyoruz. Açıkça Türkiye’nin adım adım tek adam rejimine, diktatörlüğe sürüklendiği bir süreç bu. 16 Nisan referandumu da bu sebeple yapıldı zaten. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ya da başkanlık sistemi adı altında Türkiye bir tek adam rejimine sürüklenmeye çalışılıyor ve OHAL döneminde çalışma hakkı başta olmak üzere en temel haklar ortadan kaldırıldı. 140 binin üzerinde kamu çalışanı ve işçi arkadaşlarımız sorgusuz sualsiz ihraç edildiler, işsiz kaldılar. Açlıkla baş başa bırakıldılar. Bizim de özellikle kayyum atanan belediyelerdeki Genel İş Sendikamızın yaklaşık iki binin üzerinde üyesi bu anlamda kayyum atanan belediyelerde KHK’lerle işten çıkartıldı ve bu mücadeleyi sürdürüyoruz.

    “HER TÜRLÜ HAK ARAMANIN BASKI ALTINA ALINDIĞI BİR İKLİM VAR”

    Az önce söylediğiniz gibi DİSK de OHAL sürecinden ve KHK’lerden etkilendi. Bu süreçte sizce DİSK yeterince mücadele verebildi mi? Veremediyse neden?

    Tabi Türkiye’de OHAL’in ilanıyla birlikte çok baskıcı ve otoriter bir rejim inşa edilmeye çalışılıyor. OHAL ile birlikte Türkiye’de yaratılan siyasal iklim aslında en basit bir dilekçenin altına imza atmaktan, bir basın açıklamasına katılmaktan alanlara çıkmaya kadar her türlü hak arama yönteminin baskı altına alındığı bir siyasi iklim var bugün Türkiye’de. En temel yasal hakların bile kullanılamadığı yasal ve anayasal bir hak olan grev hakkının çok açık bir biçimde cumhurbaşkanı tarafından defalarca ‘OHAL’den istifade grevleri yasaklıyoruz’ diye övünebildiği yani bir temel yasal ve anayasal hakkı bile bu şekilde açıkça gasp ettikleri bir süreci yaşıyor Türkiye. Dolaysıyla buna karşı mücadele, bütün bu sürece karşı mücadele yani demokrasi mücadelesi bir bütün. Kuşkusuz bu anlamda yani Olağanüstü Hal’in ilanıyla birlikte yaşanan hak kayıplarına karşı verilen mücadelenin Türkiye’de hem DİSK açısından hem daha genel olarak tüm muhalefet örgütleri açısından yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Bu anlamda çok parça parça bir dizi direnişler var, bütünlüklü olarak yürüttüğümüz mücadeleler var. Ama toplumsal muhalefetin bütün örgütleri açısından bu süreci tersine çevirmek noktasında kuşkusuz yetersizlikler var. Ama şu çok açık ki bugün Türkiye’de her türlü baskıya rağmen bütün basının, medyanın kuşatma altına alınmasına rağmen, bu siyasi iktidarı desteklemeyen ona muhalif olan hatta yeterince desteklemeyen herkesin baskı altına alınmasına rağmen bugün Türkiye halkı, işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler bir tek adam rejimine bir diktatörlüğe teslim olmuyor. Bu çok açık.

    “24 HAZİRAN SEÇİMLERİ DÖNÜM NOKTASI OLACAK”

    Önümüzdeki 24 Haziran seçimleri de bu açıdan önemli bir dönem olacak. Bu mücadeleyi hep birlikte sürdürüyoruz ve Türkiye’yi bu karanlıktan kurtaracak bir mücadelenin bu anlamda ortak birleşik emek örgütünden siyasi partisine, çeşitli meclislerden platformlardan kent doğa örgütlerine kadar bu süreçten rahatsız olan herkesin yani gerçek anlamda demokrasiye sahip çıkan herkesin vereceği ortak mücadeleyle bu karanlıktan çıkılacak. Buna inanıyoruz.

    “SEÇİM DEDİĞİMİZ ŞEY DEMOKRATİK MEKANİZMAYLA YAPILMALI”

    OHAL koşullarında seçime gidiyoruz. Seçime bir aydan az bir zaman kala adayların çalışmaları da sürüyor. Ancak HDP’nin adayı olan Demirtaş cezaevinde. Cezaevinden miting konuşması yapıyor. Ailesine ayırması gereken 10 dakikalık sürenin 7 dakikasında miting konuşması yapıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    OHAL koşullarında seçim olmaz her şeyden önce. Yani Olağanüstü Hal demek Türkiye ve dünyaki bütün ülkeler açısından böyle. Bizim anayasamızda da Olağanüstü Hal’in ilan edilmesinin ve onun usulleri belli anayasada, yasalarda. Olağanüstü Hal’i niye ilan ettiler? 15 Temmuz’da bir darbe girişimi yaşandı buna karşı ilan ettiler. Ama biz OHAL ilan edildikten bu yana yani 20 Temmuz 2016’dan bu yana Türkiye’ye yaşattıkları darbeyle darbecilerle ilgisi yok. Örneğin bizim taşeron yasası bile bir OHAL KHK’siyle çıkartıldı. Kadro veriyoruz diye çıkarttıkları yasa. Şimdi taşeron işçilerinin darbeyle, darbecilerle ne ilgisi var?

    “KABUL EDİLEBİLECEK BİR ŞEY DEĞİL”

    Bütün demokratik mekanizmaların meclis başta olmak üzere ortadan kaldırıldığı bir süreç ve OHAL koşullarında seçime gidiliyor. Bu hiç kabul edilebilecek bir şey değil. Sonuçta seçim dediğiniz şey bir demokratik mekanizmayla yapılmak zorundadır. 16 Nisan’da da bunu yaşadık. Örneğin devletin bütün kurumları, bütün medya, bütün kamusal araçlar her şey ama her şeyin iktidar partisinin kullanımına sunulduğu son derece eşitsiz bir referandum süreciydi 16 Nisan. Bugün bu 24 Haziran seçimleri sürecinde bu daha da açık bir biçimde ortaya çıktı. Zaten seçime yönelik özellikle siyasi iktidarın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin genel başkanı ve cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı her adım bu eşitsizliği daha da derinleştiren bir biçimde gerçekleşiyor. Örneğin bir ittifak yaptılar Cumhur İttifakı adı altında. Bu, seçimlere karşı kendi avantajını sağlamak ve MHP’yi baraj altı kalmaktan kurtaran bir süreçti.

    “HDP’YE BİR BÜTÜN OLARAK BASKILAR VAR”

    Cumhurbaşkanının HDP’yi çok açık bir biçimde hedefine alan ve Selahattin Demirtaş’ı hedefine alan söylemleri hala devam ediyor ve cumhurbaşkanı adaylarından biri bugün tutuklu ve tutukluluğuna yapılan itirazlar da reddedildi. Şimdi bu kabul edilebilir bir şey değil. Bunu zaten diğer cumhurbaşkanı adayları da söylüyorlar. Bunu Meral Akşener bunu Muharrem İnce de söylüyor. Dolayısıyla eğer seçimse bu adilce bir yarış olmalıdır ve bir cumhurbaşkanı adayının tutuklu olması asla kabul edilemez. Sadece Selahattin beyin tutuklu olması konusu da değil. HDP’ye bir bütün olarak zaten aylardır var olan baskılar var. Biz birçok HDP’li arkadaşımızın parti yönetimine girdiğini duyuyoruz üç gün sonra tutuklandığını duyuyoruz. Bütün kadrolarının, seçmenlerinin tutuklandığı, seçilmiş belediye başkanlarının, eski eş başkanlarının, milletvekillerinin hapiste olduğu bir siyasi partiden söz ediyoruz. Dolayısıyla yaptığı her faaliyetin kriminalize edilmeye çalışıldığı bir siyasi partiden söz ediyoruz. Bu siyasi parti bu ülkede en son seçimlerde altı buçuk milyon insanın oyunu almış bir siyasi parti ve meclisin üçüncü büyük siyasi partisi. Dolayısıyla zaten var olan bu eşitsiz durum OHAL koşullarında bugün hele de bir cumhurbaşkanlığı seçimi gibi kritik bir seçimde çok daha açık bir biçimde ortaya çıkmış durumda. Bu asla demokrasi kültürü açısından demokratik yarış açısından kabul edilebilecek bir durum değil.

    “16 YILDA İŞÇİLER, EMEKÇİLER AÇISINDAN NE OLDU?”

    Cumhur İttifakının ortak adayı olan Recep Tayyip Erdoğan meydanlarda çeşitli vaatlerde bulunuyor. İşçilerle emekçilerle ilgili vaatlerini nasıl buluyorsunuz, nasıl değerlendiriyorsunuz? Gerçekçi geliyor mu size?

    24 Haziran seçimlerine ilişkin geçtiğimiz hafta basın toplantısı yaptık ve basın toplantısında DİSK’in en önemli karar organı olan Başkanlar Kurulumuzun yaptığı tartışma ve aldığı kararlar ışığında DİSK’in 24 Haziran seçimlerine yönelik tutumunu ve tüm işçi sınıfına çağrısını anlattık. Bunu da araştırma dairemizin hazırladığı bir rapor eşliğinde yaptık. 16 Nisan referandumunda da benzer bir çalışma yapmıştık. Orada şunu sorduk: 16 yıldır bu ülkeyi AKP yönetiyor. Bu 16 yılda işçiler, emekçiler açısından ne oldu? Bu 16 yılda ileriye mi geriye mi gitti? Bu raporda işçi sınıfının ne kadar büyük şeyler kaybettiğini gördük. Bunu kamuoyu ile paylaştık. Bu 16 yıl aynı zamanda neoliberal politikaların o bütün güvencesiz politikaların AKP iktidarı eliyle hayata geçirildiği bir dönem oldu.

    “DEMOKRASİ İŞÇİNİN EKMEĞİDİR”

    16 yılda en başta demokrasi, en temel katılım mekanizmaları ortadan kalktı. DİSK olarak şunu söyledik: Demokrasi işçinin ekmeğidir. Demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakları olmaz. O nedenle demokrasiye sahip çıkmalıyız.

    “SENDİKAL HAKLAR KULLANILAMAZ HALE GELDİ”

    Çalışma ve yaşam koşulları çok büyük anlamda geriye gitti. Sendikal haklar ve grev hakları kullanılamaz hale geldi. Bugün Türkiye’de her 100 kişiden 10 tanesi sendikalı, 7’si toplu sözleşme kapsamında. Toplu sözleşme kapsamı özel sektörde yüzde 5’e kadar düşüyor. Özel sektörde çalışan her 100 kişiden 95’i sendikal korumadan yoksun Türkiye’de. Bunun doğal bir sonucu olarak, asgari ücret örneğin, sosyal devletin temel göstergelerinden bir tanesidir. Asgari ücret milli gelir karşısında reel olarak yüzde 30 değer kaybetti. Gelir dağılımı eşitsizliği daha da derinleşti. Bugün Türkiye’de en zengin yüzde 20, en yoksul yüzde 20’nin 8 kat daha fazla gelirine sahip. Vergi politikası bu yoksulluğu daha da derinleştiriyor. Dolaylı vergiler dediğimiz, asgari ücretle çalışanla, bir işverenin ya da çok zengin insanın aynı miktara ödediği ÖTV, KDV gibi vergiler, bugün toplam vergi gelirlerinin yüzde 65’i. Dünyanın hiçbir yerinde yok böyle bir şey.

    “HER 4 GENÇTEN BİRİ İŞSİZ”

    İşsizlik Türkiye’nin temel meselesi haline geldi. Artık Türkiye’de her evde bir işsiz var. Her 4 gençten 1’i işsiz. Bununla birlikte güvencesiz çalıştırma dediğimiz taşeron işçi çalıştırma başta olmak üzere bugün artık son derece yaygınlaştı. Bütün haklar ortadan kaldırıldı. Bugün artık her gün 4-5 işçi arkadaşımızı iş cinayetine kurban veriyoruz. Çalışma hakkı OHAL ile birlikte ortadan kalktı ve 140 bin insan işinden edildi. Emeklilikte yaş yükseltildiği için emeklilikte yaşa takılanlar diye bir mağduriyet oluşturuldu.

    “ZORUNLU ARABULUCULUK SİSTEMİ GETİRİLDİ”

    İşçilerin mahkemede hak aramasının önüne geçildi. Geçtiğimiz günlerde işveren örgütlerinden biri TOBB’un Başkanı, iş davalarının yüzde 99’unun işçiler lehine sonuçlandığını söyledi. ‘Bunu biz kabul edemeyiz. O nedenle hükümete söyledik. Zorunlu arabuluculuk sistemi getirdi’ dedi. Bu sistemle siz işten atılırsanız ve ücretinizi alamazsanız, doğrudan dava açamıyorsunuz. Zorunlu olarak bir arabulucuya gidip işverenle bir pazarlığa oturmak zorundasınız. Alacağınızın 5’te ya da 3’te birine razı edilmek isteniyorsunuz.

    “ÖZELLEŞTİRMENİN YÜZDE 88’İ AKP DÖNEMİNDE YAPILDI”

    Özelleştirme sürecini Özal başlattı. Özellikle neoliberalizmin ilk temelleri atıldı. Türkiye’deki özelleştirmenin yüzde 88’i AKP döneminde yapıldı. İşçilerin, emekçilerin, halkın yarattığı birikimlerin hepsi satıldı. Buradan elde edilen 47 milyar liralık bir gelir var. Bu da otoyollara, köprülere aktarıldı. 16 yılda işçiler son derece büyük hak kaybına uğradı.

    Buradan işçilere ve emekçilere bir çağrınız var mı?

    Tüm işçilerden 24 Haziran’da öncelikle demokrasiye sahip çıkmalarını, barışa, kardeşliğe, emeklerine sahip çıkmalarını istiyoruz. İşçileri, bizi kölece çalışma koşullarına mahkum eden politikalara dur demeye çağırıyoruz.

    Suay ABAK/Oktay ASLAN
    İSTANBUL

  • Vartolu yurttaşlar: Demokratik 25 Haziran sabahını düşlüyoruz-VİDEO

    Vartolu yurttaşlar: Demokratik 25 Haziran sabahını düşlüyoruz-VİDEO

    PİRHA – 24 Haziran seçimlerine ilişkin PİRHA’ya konuşan Varto halkı, demokratik özgür bir yaşamın olduğu 25 Haziran sabahı düşlediklerini ifade ettiler. 

    Alevilerin yoğun olarak yaşadığı ilçelerden olan Muş’un Varto ilçesinde halka mikrofon uzattık. OHAL’in en etkin biçimde yaşandığı Varto ilçesinde en çok baskı Halkların Demokratik Partisi üzerinde. Belediyesine kayyum atanan ilçede birçok HDP üyesi ve yöneticisi tutuklu bulunuyor. HDP, bölgede seçim çalışmalarına halkın desteğiyle devam ediyor. Korkunun yoğun olarak yaşandığı ilçede halk, HDP seçim bürosuna girerken bile tedirginlik yaşıyor.

    Varto sokaklarında her daim askeri zırhlı araçlar sabahtan akşama kadar geziyor. Böyle bir ortamda seçime gidilmesinin korku ve tedirginlik yarattığı halka seçimden beklentilerini sorduk. Düşüncelerini ifade etmenin bile kendisi için bir tehdit oluşturduğunu söyleyen yurttaşlar, bu baskının son bulmasını ve barışın gelmesini istediler.

    “BİRLİKTE ÖZGÜR YAŞAMI YAKALAMAK İSTİYORUZ”

    Yurttaşlar, “Türkiye’de toplumsal bir ayrışma var, bu kutuplaşma son safhaya kadar çıktı. 24 Haziran seçimleri, nasıl bir yol izleneceğinin seçimi olacak. Ya ayrışacağız düşünce, dil, din, ırk olarak ya da bütün bu mozaikler içerisinde çok demokratik bir yapıyı içinde barındıran 25 Haziran sabahını düşlüyoruz. Birlikte özgür yaşamı yakalamak istiyoruz” diye konuştular.

    Halk, tek adam rejimine dur demenin yolunun 24 Haziran seçimlerinde olduğunun altını çizerek oylarını barış, kardeşlik için vereceklerini dile getirdiler.

    VARTO/PİRHA

  • HDP adayı Karakurt: Katliamların hesabını sormak için 24 Haziran bir milat-VİDEO

    HDP adayı Karakurt: Katliamların hesabını sormak için 24 Haziran bir milat-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’nin genel durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan HDP Ankara Milletvekili adayı Nazım Karakurt, “Dikta bir rejim söz konusu. Tek adam sadece bizim geleceğimizi gasp etmiyor aynı zamanda ülkenin halklarını birbirine düşman ediyor” dedi. 

    Birleşik Taşımacılık Sendikası’nın önceki genel başkanlarından Nazım Karakurt, şimdi HDP’nin Ankara Milletvekili adayı. Yıllarca sendikalarda emek mücadelesi veren Karakurt, bu mücadelesini şimdi HDP’de sürdürmeye hazırlanıyor. Ülkenin genel durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karakurt, 7 Haziran’dan sonra yaşanan katliamlara dikkat çekti.

    Ankara Katliamı’nın ülkede yaşanan en kanlı saldırılardan biri olduğunu söyleyen Karakurt, IŞİD’in piyon olarak kullanıldığını vurguladı.

    Yakın zamanda Ankara Katliamı’nın 9’uncu duruşmasının görüleceğini hatırlatan Karakurt, “O gün Türkiye’nin her tarafından gelen on binlerce insan, barış taleplerini haykırmak ve artık bu ülkede çatışmanın bitirilmesi adına ortak, eşit, birbirimizi anlayabilmemiz, birbirimizi kucaklayabilmemiz, helalleşebilmemiz için bir irade ortaya koymuştu” dedi.

    Kendisinin de katliamda yaralananlar arasında olduğunu söyleyen Karakurt, 10 Ekim Ankara Katliamı’nda 14 demir yolu emekçisini kaybettiklerini  de ekledi.

    “DİKTA REJİMİ SÖZ KONUSU”

    Türkiye’de tek adam rejiminin olduğuna dikkat çeken Karakurt, “Dikta bir rejim söz konusu. Tek adam sadece bizim geleceğimizi gasp etmiyor aynı zamanda ülkenin halklarını birbirine düşman ediyor. Bir günde çıkardığı KHK’lerle on binlerce, yüz binlerce çalışanı işten atabiliyor. Ülkede huzur, barış ve güven kalmadı” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN GERÇEK İTTİFAKI HDP’DİR”

    HDP’nin bu ülkedeki huzur, güven ve barışın karşılığı olduğunu ifade eden Karakurt, “Bir tarafta kurulmuş olan faşist MHP ile yapılan Cumhur İttifakı, diğer tarafta buna karşı kurulmuş olan Millet İttifakı var. Ama Türkiye’nin gerçek partisi gerçek ittifakı HDP’dir” dedi. Karakurt son olarak şunlara değindi:

    “Taybet Anayı unutmayacağız, Gezi’de yaşamını yitiren gençleri unutmayacağız. İşte Ankara garda 9 yaşında barış için gelip yaşamını yitiren Veysel’i, Cizre’yi, Suruç’u, Nusaybin’i, Şırnak’ı ölüm çığlıklarını unutmayacağız. Tüm bunların hesabını sormak için 24 Haziran bizim için bir milat. Ben buna inanıyorum. Bu ülkenin Kürtleri, solcuları sosyalistleri, demokrat Müslümanları, HDP’yi meclise taşıyacaklardır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Sivil toplum örgütlerinden 24 Haziran çağrısı: Barış toplumuna bir adım var-VİDEO

    Sivil toplum örgütlerinden 24 Haziran çağrısı: Barış toplumuna bir adım var-VİDEO

    PİHRA- Demokrasi İçin Birlik, Diyalog Grubu, Yurttaş Girişimi ve Hak ve Adalet Platformu tarafından yapılan ortak açıklamada, “Çoğulcu demokratik hukuk devletinin temellerini sağlamlaştıracak, kuvvetler ayrımını yeniden tesis edecek, parlamenter sistemi güçlendirecek, yargı bağımsızlığını sağlayacak yeni bir Meclis’i ve bu iradeyle birlikte hareket edecek yeni bir Cumhurbaşkanı’nı seçmeye sadece bir adım mesafedeyiz” denildi. 

    Demokrasi İçin Birlik, Diyalog grubu, Yurttaş Girişimi ve Hak ve Adalet Platformu, 24 Haziran seçimleri yaklaşırken, seçim ve seçim güvenliği üzerine Taksim’deki Point Otel’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, yazar Ayşe Kulin, HDP milletvekili adayı Oya Ersoy, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç, ANAP kurucularından Nesrin Nas katıldı.

    “BARIŞ TOPLUMUNA YÜRÜMEK İSTİYORUZ”

    İlk olarak Nesrin Nas konuştu. Nas, yakında cumhuriyet tarihinin en önemli seçiminin yapılacağını belirterek, seçimin olağanüstü koşullar altında yapılacağını söyledi. Kutuplaşmanın arttığını belirten Nas, bu durumdan çıkarı olanların olduğunu vurguladı. Ölümün kutsandığını ve kitlelere ‘idam isteriz’ diye bağırtanların dünyanın her yerinde çıktığını belirten Nas, “Bizler yan yana bir arada bu seçimin ardından barış toplumuna yürümek istiyoruz” dedi.

    “SEÇİMDEN ZAFERLE ÇIKACAĞIMIZA İNANIYORUZ”

    Daha sonra “Barış toplumuna yürüyoruz” başlıklı çağrıyı oyuncu Ayşe Şamlıoğlu okudu. “24 Haziran seçiminin son dönemecinde, eşitsiz seçim ortamına rağmen, Türkiye’nin bu seçimden zaferle çıkacağına inanıyoruz” diyerek sözlerine başlayan Şamlıoğlu, “22 aydır süren OHAL altında, yakın tarihin gördüğü en adaletsiz koşullarda, ülkenin geleceğini belirleyecek kader seçimlerine gidiyoruz. Seçimde iktidarın belirlenmesinin ötesinde, A’dan Z’ye yeni bir rejim ve sistem değişikliği oylanacak” dedi.

    “YOL AYRIMINDAYIZ”

    “Bir yol ayrımındayız… Ya kendini milletin yalnızca temsilcisi değil, sahibi olarak gören tek adam egemenliğine evet diyeceğiz ya da egemenliği yeniden meclise vererek çoğulcu demokratik hukuk devletini kuracağız” diyerek sözlerine devam eden Şamlıoğlu şunları kaydetti:

    “Kendimize soralım; Çoğulculuk mu, tek parti otoritesi mi? Demokrasi ve özgürlükler mi, tek adam yönetimi ve OHAL rejiminin olağanlaşması mı? Barış ve huzur mu, kavga, kutuplaşma, çatışma mı? Temel haklara saygılı anayasal hukuk devleti mi, yoksa kendi yaptığı anayasayı dahi çiğneyen keyfilik mi? Temelleri sağlam, kurumsal yapısı güçlü, güvenli bir ekonomi mi, krizden krize sürüklenen bir ekonomi mi?  Çocuklarımızı geleceğe hazırlayan kaliteli bir eğitim mi, çocukları mesleksiz, geleceksiz bırakan bir eğitim mi?”

    “DEMOKRATİK BİR SEÇİM İSTİYORUZ”

    Oylarla  bu sorulara yanıt verileceğini belirten Şamlıoğlu, “Yani, 24 Haziran seçimlerinde Türkiye’nin geleceğini oylayacağız. Bu nedenle, toplumsal barıştan ekonomiye kadar, önümüze konan acı ilacı içmeyeceğiz! 24 Haziran’da hepimizin eşit yurttaşlar olarak oy kullandığı, hiç kimsenin temsil hakkının engellenmediği demokratik bir seçim istiyoruz!” dedi.

    “HDP YENİLİRSE TÜM MUHALEFET YENİLECEK”

    “HDP’nin sistem dışına itilmesini  halkın verdiği temsil yetkisinin gasp edilmesi girişiminden başka bir şey değildir” diyen Şamlıoğlu, “HDP yenilirse, tüm muhalefet yenilecek, sistem AK Parti’ye 60’ın üzerinde milletvekili hediye etmiş olacaktır” şeklinde ifade etti.

    İktidar partisinin, meclis çoğunluğunu ele geçirebilmek için sergilediği bu kirli oyunu bozacak olanın  da, hiç kuşkusuz halkın iradesi olacağını belirten Şamlıoğlu, şöyle devam etti:

    “Ezberleri bozarak ittifak kurmayı başaran muhalefet partilerine ve HDP’ye büyük bir toplumsal sorumluluk düştüğünü biliyoruz. Haziran 2015 seçiminde yaşananların bir daha tekrarlanmaması için, sivil toplum ve muhalefet partileri, bu kez daha örgütlü ve kararlı. Dört muhalefet partisi Adil Seçim Platformu’nu kurarak eş güdüm içinde çalıştıklarını açıkladılar. Seçim öncesi kurulan işbirliğini, seçim sonrasında mecliste devam ettirecekleri, olağan rejime geçiş ve normalleşme koşullarını birlikte sağlayacakları güvencesini topluma vermeleri, seçmende karşılığını bulacak, değişimi oluşturacak gücün dinamosu olacaktır.”

    “YENİ BİR CUMHURBAŞKANI SEÇMEYE SADECE BİR ADIM MESAFEDEYİZ”

    Çoğulcu demokratik hukuk devletinin temellerini sağlamlaştıracak, kuvvetler ayrımını yeniden tesis edecek, parlamenter sistemi güçlendirecek, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alacak, yargı bağımsızlığını sağlayacak, anayasal ve yasal düzenlemeleri yapacak yeni bir Meclis’i ve bu iradeyle birlikte hareket edecek yeni bir cumhurbaşkanını seçmeye sadece bir adım mesafede olunduğunu söyleyen Şamlıoğlu, “Tüm muhalefet partileri bu sorumlulukla hareket ettiklerinde, içinde bulunduğumuz ağır toplumsal ve ekonomik krizi en az hasarla atlatarak, yeni bir Türkiye hikayesi yazmak mümkün olacaktır” dedi.

    Şamlıoğlu, şu çağrıyı yaptı:

    “24 Haziran’da, birarada yaşama ve demokrasi için, daha büyük bir uzlaşmanın kapılarını açalım ve hep birlikte barış toplumuna yürüyelim…”

    “GÜCÜMÜZÜN FARKINDA DEĞİLİZ”

    Daha sonra konuşan araştırmacı Bekir Ağırdır, seçim güvenliğine dikkat çekti ve “Seçimler adil değil. Ama ben yine de Türkiye toplumunun adil seçim için elinden geleni yapacağını düşünüyorum. İçimizdeki korkulardan kurtulmamız lazım. Bunu yapabiliriz. İçimizde bu duygular var. Sadece bunun farkında değiliz. Kendi gücümüzün farkında değiliz” dedi.

    “İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİNE ÇOK YAKINIZ”

    Anayasa Profesörü Rıza Türmen de, seçimin bir kader seçimi olduğunu belirterek, “Bu seçimin diğer seçimlerden iki farkı var. Biri bu statüko devam ederse  bir rejim değişikliği olacak. Demokrasi ile yakından uzaktan ilgisi olmayan otoriter yapıyı bir anayasa zeminine kavuşturan karanlık bir dönemin başlangıcı olacak. İkincisi farkı da hiçbir seçimde iktidar değişikliğine bu kadar yaklaşmadık” dedi. Muhalefetteki 4 siyasi partinin de ortak açıklama yaparak bu iş birliğinin seçimden sonra da devam edeceği yönünde halkı bilgilendirmesi gerektiğini belirten Türmen, “Bunun için de acilen bir açıklama yapmaları gerek” vurgusu yaptı.

    “HDP’NİN BARAJI GEÇMESİ ŞART”

    Daha sonra Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Binnaz Toprak söz aldı. Toprak, mecliste iktidar partisinin çoğunluğu kaybedeceğini düşündüğünü belirterek, “İlkeler etrafında uzlaşıyı muhalefet partilerinin hem ikinci tura hem de seçim sonrasına taşımak gerek. Ancak bu şekilde bir çoğunluk kazanılabilir. Seçimler kazanılsa da kaybedilse de bu ilkeler etrafında birleşmek gerek. Önerge vermek kısıtlandı, sözlü soru kısıtlandı. Ama yasamayı TBMM’ye verdiler. Temel yasa yetkisi TMBB’de. Bu son derece önemli bir denetim işlemi.” dedi. HDP’nin barajı geçmesinin şart olduğunu belirten Toprak, “Kemal Kılıçdaroğlu da bu mesajı iletti. Bu önemli. Büyük ihtimal HDP meclise taşınacak. Bu da ikinci tura kim kalacaksa ona desteğini açıklayacak. HDP’ye verilen destek gerçekleşirse ikinci turda da başka destekler olabilir” dedi.

    “HER YENİLGİ GÜÇLENMEYE NEDEN OLDU”

    Hak ve Adalet Platformu’ndan Nurten Ertuğrul da şunları söyledi:

    “Bundan sonraki seçimler yenilgi ile gerçekleşti. Her şerden bir hayır doğar sözüne inanıyorum. Her yenilgi sivil tolum örgütlerinin ve muhalefet partilerinin güçlenmesine neden oldu. Bu güçlenme ile bu sefer başaracaklar. Seçim iş birliği koordinasyonu kurulması çok önemli. Kimse inanmadığı bir yöneticiye teslim edilmemeli.”

    “HAVADA MİS GİBİ DEĞİŞİM KOKUSU VAR”

    Adil Seçim Platformu’ndan Gazeteci ve halklar ilişkiler uzmanı, araştırmacı Nesteran  Davutoğlu ise, “Toplumu anlamaya çalışıyoruz. Havada mis gibi bir değişim korkusu var. Yurttaşlar da bir endişe de var. Seçmen iradesi seçim sonuçlarına farklı yansırsa gibi bir endişe var. Bu endişeyi gidermek için işbirliği yapıldı. Muhalefetin ortaklaşması için kamuoyu itekledi. İnce teller üzerinden ilerlendi. Adil Seçim Platformu da bu konuda çalışıyor. Bu büyük bir fırsat büyük bir şans diye düşünüyorum” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Sandık Peşine oluşumu tarafından hazırlanan seçim güvenliğine dair videolar gösterildi.

  • Sürgünden milletvekili adaylığına: Alevilerin tek başına kurtuluşu yok-VİDEO

    Sürgünden milletvekili adaylığına: Alevilerin tek başına kurtuluşu yok-VİDEO

    PİRHA-Maraş’tan cezaevine oradan da Balıkesir’e zorunlu sürgüne, sürgünden Avrupa’ya uzanan bir hayat hikayesi var Zeynel Özen’in. Özen, Avrupa’da başladığı Alevi hak mücadelesini şimdi HDP’den milletvekili seçilerek meclise taşımayı amaçlıyor. Özen, “Tek adam rejimi aşağı çekilmezse Alevilerin can derdi başlar” diyor.

    Zeynel Özen, HDP’nin İstanbul 3’üncü bölge 1’inci sıra milletvekili adayı. Maraş’ın Afşin ilçesinde doğan Özen’in ailesi Göksun’a göç ettiği için Özen, ilkokulu Göksun’da, ortaokulu Maraş merkezde, öğretmen okulunu ise Konya Akşehir’de okumuş. 1975 yılında öğretmen okulundan mezun olan Özen, öğretmenliği ancak 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar sürdürebilmiş.

    Maraş Katliamı’nın da tanıklarından ve mağdurlarından olan Özen, Maraş Katliamı davasından dolayı 7 buçuk yıl cezaevinde yatmış. Cezaevinden çıktıktan sonra Balıkesir’e sürgün olarak gönderilen Özen, burada yaşamanın olanağı bulamadığından yurt dışına gitmek zorunda kalır.

    Yurtdışında Alevi hak mücadelesine giren Özen, İsveç Alevi Federasyonu’nun ve Yol Tv’nin de kurucularından. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun birkaç dönemdir yönetim kurulu üyesi olan Özen, şimdi Alevilerin sesini meclise taşımak için mücadelesini HDP’de sürdürüyor.

    Zeynel Özen, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun Onursal Başkanı Turgut Öker’in adaylığının YSK tarafından iptal edilmesi üzerine Avrupa’daki Alevilerin kararıyla HDP Millevekili adayı oldu.

    Özen, Avrupa’daki mücadelesini ve neden HDP’den aday olduğunu PİRHA’ya anlattı.

    Maraş Katliamı’nın hem mağdurusunuz hem de sanığısınız. 7 buçuk yıl hapis yattınız, sonra sürgüne gönderildiniz, ardından Avrupa’ya gittiniz. O yıllarınızı biraz anlatabilir misiniz?

    Sosyalist bir gelenekten gelen birisi olduğum için 12 Eylül faşist darbesinden ben de nasibimi aldım. O Yıllarda devam eden bir Maraş Katliamı davası vardı. Ben Maraş Katliamı’nın mağduru olduğum halde 7 buçuk yıl hapis yattım ve o davalar bizlerin üzerine yıkılmaya çalışıldı ancak davalar çöktü.

    “İTİRAZ HAKKINIZI KULLANIRSANIZ ÇIKAMIYORSUNUZ”

    Normalde 7 buçuk yıl ceza alan bir insanın 4 yıl yatması gerekiyor. O zaman dava bitmedi ve Yargıtay’a gitti. Eğer itiraz hakkınızı kullanırsanız çıkamıyorsunuz. Biz de cezaevi döneminde tek tip elbise dayatması, işkencelerin yoğunlaşması nedeniyle açlık grevine başladık. Ardından ölüm orucuna başladık. Bunlardan dolayı da ceza almaya başladım ve o davalar devam ediyordu. Baktım çıkma şansım yok. Yargıtay’da cezamın bozulmasının hiçbir anlamı yok zaten o cezanın iki katını yatmışım. Yargıtay’dan itirazımı geri çektim çıkmak için. Çıktım fakat bana ömür boyu kamu hizmetlerinden men ve 5 yıl Balıkesir’e zorunlu ikamet yani sürgün verildi.

    Ondan sonra ben yurt dışına çıkmak zorunda kaldım ve İsveç’e gittim. İsveç’te ticaretle uğraştım. Orada da başardım yani. İsveç çapında değil de İsveç’te yabancılar arasında sayılır iş adamlarından biri konumuna geldim.

    Alevi hak mücadelesine nasıl başladınız?

    İsveç’te başladım Alevi hak mücadelesine. Sol gelenekten geliyorum. Annem babam Aleviydi ama ben Aleviliği tam bilmediğim için soğuk bakıyordum. Her şeyi sol sosyalist gözlükle değerlendiriyordum. O süreçte araştırma, öğrenme, yeni insanlarla tanışma başladı. 2000 yıllarının başında Alevi hareketi içerisine girdim. İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu’nun kurucularındanım. Yol TV’nin kurucularındanım, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun da birkaç dönemdir yönetim kurulu üyesiyim.

    5 YILLIK ÖĞRETMENLİKTE 6 İL

    Bir devrimci mücadele geçmişiniz de var. Bundan biraz bahsedebilir misiniz?

    Ben 5 yıl öğretmenlik yaptım 6 tane il dolaştım. 6 ilin içinde bir de ilçelerini dolaştım. Çok maceralı bir dönemdi. O dönemdeki örgütlü yapının içinde olmaktan gurur duyuyorum. Çünkü bugün Alevi hareketinin içindeki bu başarım bir örgütlü geçmişim olmasından kaynaklanıyor. Yani o birikim o yaşanmışlıklar gerçekten bana çok şey kazandırdı.

    “AVRUPA’DA ÖRGÜTLENME TABANDAN BAŞLAR”

    Buradan baktığınızda Avrupa’daki Alevi örgütlenmesiyle Türkiye’deki Alevi örgütlenmesi arsında ne gibi farklar görüyorsunuz?

    Çok büyük fark var. Biz Avrupa’da gerçekten Alevilerin bölünüp parçalanmasının, farklı yönlere çekilmesinin önünü kestik, engelledik. Yani bizde tek bir örgütlenme vardır tabandan başlar o da Alevi kültür merkezleridir. İsimlerimizin hepsi öyledir. Yani buradaki Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yok, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı, Demokratik Alevi Kültür Dernekleri diye bir şey yok. Bizde Alevi kültür merkezleri var. Alevi kültür merkezleri bir iki ülkede var, bölgelere bölmüşüz. Mesela Almanya beş bölge ve o beş bölgenin temsilcilikleri var. O temsilcilikler de direk federasyona, federasyonlar da konfederasyona bağlı. 14 ülkede biz örgütlüyüz, 9’unda federasyonumuz var. Federasyon olabilmek için en az üç derneğin olması gerekiyor. Daha beş ülkede federasyon haline gelmedi. Onun dışındakiler federasyon. Yalnızca Avusturya’da bir sorundan dolayı resmi olarak tanınmadık. İslam Alevi Birliği adında bir grup bizim tüzüğümüzü çalarak başvuruyorlar, onlar bizden önce verdiği için resmi olarak tanındılar. Şu anda mahkemedeyiz onlarla. Böyle bir engelden dolayı tanınmadık Avursturya’da. Ama onun dışında Avrupa’da tüm ülkelerde biz resmi inanç olarak kabul edildik. Yani devlet tarafından Hıristiyanlar ne derece muhatap alınıyorsa Aleviler de öyle. Bunun en güzel örneği Almanya’da cumhurbaşkanı bizim cemimize katılır. Bu yılki festivalimize de konuşmacı olarak katılmıştı.

    “ALEVİLİĞİN ÖNÜNE-ARKASINA KONACAK HİÇBİR SIFATI KABUL ETMİYORUZ”

    Avrupa’da bu kadar güçlü bir Alevi örgütlenmesi nasıl başarıldı?

    Bu çizgiden kaynaklı. Özellikle ilk başlayan arkadaşlarımızın başarısı. Bizim oturmuş bir çizgimiz var. Biz Aleviliği kendine özgü bir inanç olarak görüyoruz. Aleviliğin önüne arkasına konulacak hiçbir sıfatı kabul etmiyoruz. Yani Kürt Alevisiymiş, Arap Alevisiymiş, Türkmen Alevisiymiş. Alevi Alevidir. Arap Alevisi olabilir, hakikatçi olabilir, Ehl-i hakçı olabilir, Bektaşi olabilir, tahtacı olabilir. Bunlar bizim zenginliklerimiz. Biz Avrupa’da bunu başardık. ‘Yol bir, sürek bin bir diyoruz’ ya o yolda birleştik biz.

    “ÇOK PARÇALI BİR YAPILANMA VAR”

    Avrupa’dan baktığınızda Türkiye’deki Alevi örgütlenmesini nasıl buluyorsunuz? Başarılı buluyor musunuz? 

    Başarılı bulmuyoruz. Çok parçalı bir yapılanma var. Ama bunlar da süreç meselesi. Türkiye’deki Alevi hareketi de değişim ve dönüşüm içinde. Bir de hedeflediğimiz Dünya Aleviler Birliği var. Edremit Alevi Çalıştayında alınan bir karar bu. Bu anlamda ben gelecekte Alevi örgütlenmesinin daha sağlıklı daha demokratik bir yapıya kavuşacağına inanıyorum.

    “ALEVİLİĞİ PARÇALAMA BİR DEVLET POLİTİKASI”

    Türkiye ve dünyada Alevilere yönelik asimilasyon sürüyor. Bunun haricinde Alevilerin içinde de kendi yol düşkünleri içten asimile etmek isteyenler var. Bunlara karşı Aleviler ne yapmalı, nasıl bir tavır takınmalı?

    Türkiye’de maalesef devlet politikası Aleviliği bölme, parçalama. Devletin kendi Alevisini yaratma gibi bir çabası var. Alevilikte bir yere biat etmek yok. Öğretimizle ters düşen bir şey. Burada cumhuriyetin kuruluşundan beri tek din, tek ırk, tek devlet, tek dil; bu tekçilik Alevileri büyük oranda da asimile etmiş. Yani 1913’te yapılan sayıma göre bugün 25, 30 milyon Alevi olması gerekiyor Türkiye’de. Oysa gerçekliğimiz o değil. Şu an 10 milyonu geçeceğini tahmin etmiyorum. Bu asimilasyon olmasaydı bizim bugün Türkiye’nin üçte birinden fazla nüfusumuz olması gerekirdi.

    “ALEVİLİKTE EMEKLİLİK YOKTUR”

    Kaç yıldır yurt dışındasınız?

    88’den beri yani 30 yıldır yurtdışındayım, İsveç’teyim. Ama son bir yıldan beri işlerin bazılarını çocuklara devrettim bazılarını sattım bir kısmını kardeşime devrettim. Bir yıl önce kendi kendimi emekli etmiştim. Yine Alevi hareketi içindeki faaliyetlerimi sürdürüyorum fakat dedim ‘İş olarak artık çalışmayacağım. Biraz hayatımı yaşayayım, kendimi emekli edeyim’. Ama şu doğru ki ne devrimcilikte ne de Alevilikte emeklilik yoktur. Milletvekili adaylığı da hiç aklımda yoktu. Turgut Öker’in adaylığının Yüksek Seçim Kurulu tarafından veto edilmesinin ardından konfederasyon rızalıkla beni aday olarak gösterdi. Örgütün verdiği bir karardan da kaçmak olmaz.

    “ALEVİLERİN TEK BAŞINA KURTULUŞU YOK”

    Şu an Turgut Öker’in adaylığının veto edilmesinin ardından konfederasyon kararıyla aday gösterildiniz. Konfederasyon neden HDP’yi tercih etti?

    Biz öğretimiz gereği mazlumun yanında yer alırız, emekçinin yanında yer alırız, haksıza karşı dururuz. Öğretimizin gereği budur. Bugün Türkiye cumhuriyetinde Kürtlerin, ötekilerin, emekçilerin, sosyalistlerin, farklı kültürlerin yaşama şansı yok. Çok büyük baskı altında. Yani Alevilerin tarihi bir katliam tarihi ama bunu öbürleri de yaşamış. Yani Ermenileri bitirmişiz bu ülkede. Öbürlerini de bugün hala baskı altında tutuyoruz. İnsanlar kendi inançlarını yaşayamıyorlar. Devlet tek bir inancı Sünni ve Hanefi inancını destekliyor. Onun için biz diyoruz ki Alevilerin tek başına kurtuluşu yok, Kürtlerin de yok, ötekilerin de yok. O zaman ne yapmalıyız bu ötekiler bir araya gelmeli birlikte mücadele etmeliyiz. HDP projesi bunun kendisi. Geçmiş sol anlayışta şöyle bir şey vardır: ‘Biz çoğuz buyurun bize dahil olun, bizim gibi olun, birlikte mücadele edelim’. Ama HDP projesi öyle bir proje değil. HDP’de herkes kendi özgün varlığını devam ettirerek, kendi kimliğinin vaat ettiği ortak paydalarda mücadele ediyor. Şunu biliyoruz yani eğer demokratik bir cumhuriyet kuramazsak ne ülkeyi değiştirip dönüştürme şansımız var ne de bu ülkede barış ve kardeşliği inşa etme şansımız var.

    “BARIŞ VE KARDEŞLİK YOKSA EKONOMİ GELİŞMEZ”

    Bir ülkede barış ve kardeşlik yoksa o ülkede ekonomi de gelişmez. Çünkü sermaye çok durgun liman ister. Yani hukuk devletini ister, hukuki güvenceler ister. Bugün Türkiye ekonomisi iflasın eşiğinde. Çünkü ülkede demokrasi yok, hukuk ayaklar altında, her şey bir insanın iki dudağı arasında. Tüm kuvvetler tek elde toplanmış, kuvvetler ayrılığı diye bir şey yok. Böyle olunca o ülkede ne tarımın, ne sanayinin, ne de endüstrinin gelişme şansı yok. Özellikle de köy yakmalar, zorunlu göç ettirmeler, kırsal alandaki yasaklar bugün bizi bu hale getirdi. Bugün görüyoruz ki biz samana muhtacız, ete muhtacız. Dünyanın en pahalı etini Türkiye’deki halklar yiyor. Daha doğrusu yiyemiyor. İnsanın içi parçalanıyor. Gidiyorsun bir kasaba geliyor 200 gram kıyma istiyor ve o kıymayı da etin en kalitesiz kısmından istiyor. Gerçekten insanlar böyle duruma gelmiş.

    “SON ŞANSIMIZ”

    Bunlardan daha önemlisi ben şu an gittiğim yerlerde ne ekonomiden bahsediyorum ne Alevilerin temel hak ve taleplerinden. Çünkü insanın temel hakkı olan yaşam hakkı tehlikede. Onun için biz şunun bilincindeyiz; 24 Haziran’da ötekiler dediğimiz tüm kimlikler, tüm kültürler, inançlar birlikte hareket edip bu tek adam rejimini aşağı çekmemiz için son şansımız. Onun için biz HDP ile birlikte hareket ediyoruz. HDP ile birlikte mücadele ediyoruz.

    “BU SÜRECİ 7 HAZİRAN’DAN DAHA İYİ GÖRÜYORUM”

    Seçim çalışmalarına devam ediyorsunuz. Çalışmalarınız nasıl gidiyor, izlenimleriniz nelerdir?

    Ben seçim konusunda biraz tecrübe de kazandım. 2011’de onursal başkanımız Turgut Öker bağımsız aday olarak girdi. 2015 Haziran’ında ben o seçim kampanyasına katıldım. 1 Kasım’da da katıldım. Yani en başarılı olduğumuz bu adamı yendiğimiz seçim 7 Haziran’dı. Bu süreci 7 Haziran’dan daha iyi görüyorum. Çünkü 7 Haziran’da HDP ile ittifak yapmıştık. İttifakı sorgulayacak birçok soru vardı. Yani bizim işte ‘Kürtler nereye kadar sizinle birlikte yürür?’ Ama bugün o sorularla karşılaşmıyoruz. Yani bu üç yıllık bir süreçte tüm savaş dayatmalarına, katliamlara; Suriye’de, Kobani’de, Afrin’de bu kadar Kürtlere savaşı dayattılar. Türkiye’nin içinde Suruç’taki katliam, Ankara’daki katliam ve bugün eş başkanları içerde, milletvekilleri, belediye başkanları içerde, binlerce kadrosu içerde HDP’nin. Buna rağmen HDP söylediklerinden geri adım atmadı. Bu da gelecekte HDP’nin ne yapacağının teminatıdır. Bu anlamda özellikle Alevi kesimi HDP’yi sorgulamıyor. Büyük bir yönelim var.

    “BIÇAK SIRTINDAYIZ”

    Demokratik bir seçim olsa bizim baraj sorunumuz yok. Ama şunu da biliyoruz bunlar baskın seçim kararı aldıklarında seçim yasaları yoktu. Baskın seçim kararı aldılar ondan sonra yapabilecekleri hilelere uygun seçim yasaları yaptılar. Ama biz bu seçimde halkımızın bize verdiği oyları sonuna kadar ne pahasına olursa olsun koruyacağız. Ama halkımız şunu da bilsin ki hırsız hırsızdır. Hırsızın ne dini var ne imanı var ne vicdanı var. Biz diyoruz ki bıçak sırtındayız. Bizim baraj sorunumuz yok ama yine de diyoruz ki onun çaldığından bir fazla oy artıracağız ve barajı aşacağız.

    ALEVİLERE ÇAĞRI

    Peki özellikle Alevilere bir çağrınız var mı?

    Alevilerin gerçekten son şansı bu. Bu adamı aşağı çektik çektik çekemedik bir daha seçim de olmaz. Sıra Alevilerde. Şu anda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin yönetici ve üyeleri içeride. Yer yer Alevileri alıyorlar, bırakıyorlar, gözdağı veriyorlar. Ama 25 Haziran’dan sonra eğer biz bu adamı aşağı çekemezsek sıra bizde. Yani Alevilerin Türkiye’de yaşam hakkı tehlikede, can derdi başlayacak. Bu da Aleviler için bir felakettir.

    Suay ABAK/İSTANBUL

  • Seçim yasakları yarın başlıyor

    Seçim yasakları yarın başlıyor

    24 Haziran’da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için propaganda serbestliği ve bir kısım seçim yasakları yarın başlayacak.

    24 Haziran’da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için propaganda serbestliği ve bir kısım seçim yasakları yarın başlayacak. Yarından itibaren açılış ve temel atma gibi törenler düzenlenmesi, nutuklar söylenmesi, demeçler verilmesi ve bunlar hakkında her türlü vasıtayla yayınlarda bulunulması yasak.

    Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçimler için belirlediği takvim uyarınca propaganda, oy verme gününden önceki onuncu gün, yani yarın sabah başlayacak ve oy verme gününden önceki gün saat 18.00’de sona erecek.

    Seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar, yazılı basında ilan ve reklam yoluyla veya internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilecek.

    Yurttaşların, elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlarla, taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamayacak. Ancak, siyasi partiler kendi üyelerine her zaman sesli, görüntülü veya yazılı mesaj gönderebilecek.

    Oy verme gününden önceki 10 günlük sürede, yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde veya yurttaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması ve herhangi bir surette dağıtımı yasak olacak.

    “Resmi hizmete mahsus araçlar kullanılamayacak”
    Bu sürenin dışında yapılacak yayınlar tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine uygun olacak. Kamuoyu araştırmaları ve anketlerin yayınlanması sırasında, araştırmanın hangi kuruluş tarafından yapıldığının, denek sayısının, araştırmanın kim tarafından finanse edildiğinin açıklanması zorunlu olacak. Bu madde hükümlerine göre yapılacak propagandaların ve yayınların ilkeleri Yüksek Seçim Kurulu’nca belirlenecek.

    Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde, devlet, katma bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyeler ile bunlara bağlı daire ve müesseseler, iktisadi devlet teşekkülleri ve bunların kurdukları müesseseler ve ortaklıkları ile diğer kamu tüzel kişilikleri ve Bankalar Kanunu’na tabi teşekküllere ait kaynaklardan yapılan iş ve hizmetler dolayısıyla (açılış ve temel atma dahil) törenler düzenlenmesi, nutuklar söylenmesi, demeçler verilmesi ve bunlar hakkında her türlü vasıtayla yayınlarda bulunulması yasak olacak.

    Memurlar adayların gezilerine katılamayacak
    Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde Başbakan ve bakanlarla, milletvekilleri, yurt içinde yapacakları seçim propagandası ile ilgili gezileri makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapamayacak. Bu maksatla yapacakları gezilerde, protokol icabı olan karşılama ve uğurlamalarla törenler yapılamayacak ve resmi ziyafet verilemeyecek.

    Bu süre içinde Başbakan ve Bakanlar seçimle ilgili faaliyetlerinde ve konuşmalarında 298 sayılı Kanun hükümleriyle bağlı olacak. Ayrıca, seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar geçen süre içinde Başbakan, bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası ile ilgili olarak yapacakları gezilere hiçbir memur katılamayacak.

  • ‘Diktatörlüğe karşı Aleviler mutlaka sandığa gitmeli’-VİDEO

    ‘Diktatörlüğe karşı Aleviler mutlaka sandığa gitmeli’-VİDEO

    PİRHA – 24 Haziran seçimlerine ilişkin PİRHA’ya konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Gülseven, Alevilerin demokrasi ve parlamenter sistemin sürmesi için sandığa gidip oy vermelerinin gerektiğini söyledi.

    HBVAKV Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Gülseven, 24 Haziran seçimlerine ilişkin PİRHA’ya konuştu. Varto Taşçı Köyü’nde oy kullanacağını söyleyen Gülseven, seçimlerin tüm ezilen halklar için hayırlı olmasını diledi.

    “YA DİKTATÖRLÜK YA GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM”

    24 Haziran seçimlerinin Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimi olduğunu belirten Gülseven, “Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana hem yerel hem genel seçimler atlattı. Ama bu seçim; Türkiye’nin ya bir diktatörlük ile yönetileceği ya da gerçek anlamda güçlendirilmiş bir parlamenter sisteme dönüşeceği bir seçim sürecidir” dedi.

    Gülseven, “Bu seçim, ülkemizde yaşayanlar, hatta komşu ülkelerimiz açısından da çok anlamlıdır. Bizim ülkemizde emekçilerin hakları elinden alındı. Bir kişinin iki dudağı arasında olan bir dönemden geçerken bu seçimler bizim için bıçak sırtıdır” ifadelerini kullandı.

    “EMEK VE DEMOKRASİ KAZANSIN, DİKTATÖRLÜK ORTADAN KALDIRILSIN”

    Varto’daki seçim atmosferinden söz eden Gülseven, “Bu kadar baskın bir seçim ve OHAL’e rağmen seçim çalışmaları ve mücadele süreci devam ediyor” dedi.

    Gülseven, “Bizim dileğimiz; emek ve demokrasi kazansın. Diktatörlük ortadan kaldırılsın. Herkes inancını ve yaşayış biçimini daha da demokratikleştirsin. Biz Aleviler, eşit yurttaşlık temelinde hakkımızı talep ediyoruz. Yurttaşlık görevlerimizi yerine getiriyoruz ancak bu ülkenin gayrı safi milli hasılasından gerçek anlamda yararlanamıyoruz. Bu ülkede inancımızı yaşayamıyoruz. Cemevlerimizi cümbüş evi olarak görüyorlar” diyerek “Bu diktatörlüğe karşı Alevilerin 24 Haziran’da kesinlikle sandığa gitmeleri lazım” çağrısı yaptı.

    VARTO/PİRHA

  • İHD Malatya şubesi 13’ncü olağan kongresini yaptı

    İHD Malatya şubesi 13’ncü olağan kongresini yaptı

    PİRHA-İHD Malatya şube 13’ncü olağan kongresini gerçekleştirdi. Kongrede konuşan İHD Malatya şube başkanı Gönül Öztürkoğlu, “Seçimin eşit koşullarda ve demokratik bir ortamda yürütülebilmesi için tüm engellerin ortadan kaldırılması gerekiyor. Seçim güvenliğinin sağlanmasını ve Cumhurbaşkanı adaylarından Selahattin Demirtaş’ın derhal tahliye edilmesini talep ediyoruz” dedi.

    İHD Malatya şube 13’ncü olağan kongresini Dilan salonda gerçekleştirdi. Kongreye, İHD genel başkanı Öztürk Türkdoğan, CHP Malatya milletvekili Veli Ağbaba, HDP, CHP milletvekili adayları ve STK temsilcileri katıldı.

    “OHAL REJİMİ NEDENİ İLE HAK İHLALLERİ YAŞANDI”

    Kongremizin demokrasiye, kardeşliğe ve özgürlüğe vesile olmasını temenni ediyoruz ifadelerini kullanarak konuşmasına başlayan İHD Malatya şube başkanı Gönül Öztürkoğlu şunları ifade etti:

    “Değerli insan hakları savunucuları, büyük hak ihlallerin olduğu bir süreçten geçiyoruz. Biz 4 Haziran 2016 tarihinde görevi devraldıktan sonra 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte başlayan süreçte Türkiye’de en büyük hak ihlallerini  yaşadık.Son 2 yıldır yoğunlaşan çatışmalı süreç ve 22 aydır devam eden OHAL rejimi nedeniyle ağır insan hak ihlalleri yaşandı. İnsan haklarının ağır yara aldığını belirtmem gerekiyor. OHAL sürecinde çok sayıda KHK çıktı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası asıl darbe KHK  ile kamu emekçilerine, gazetecilere, derneklere, radyolara, televizyonlara, HDP eş başkanlarına ve milletvekillerine, barış Akademisyenlerine, STÖ’lere yapıldı”

    “İHRAÇLARLA ÇOK AĞIR BİR EKONOMİK VE SOSYAL HAK İHLALİ OLUŞMUŞTUR”

    “OHAL KHK”ları ile kamudan ve özel sektörden ihraç edilip işsiz bırakılan 200.000 civarında emekçi, aileleri ile birlikte yaklaşık bir milyon insan açlığa mahkum edildi. İhraçlar çok ağır bir ekonomik ve sosyal hak ihlali oluşturmuştur” Öztürkoğlu, “OHAL bahanesiyle KESK’e bağlı sendikalardan ihraç edilen ve aynı zamanda üyemiz olan insan hakları savunucularının onurumuz olduğunu bir kez daha ve yüksek sesle ifade ediyoruz. Üyelerimizden Bülent Uçar ihraç olduktan sonra geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu. Kendisini bir kez daha saygıyla anıyoruz. OHAL sürecinde HDP’den 10, CHP’den 1 milletvekili olma üzere toplam 11 milletvekili hala tutuklu. HDP  11 milletvekilinin vekilliği düşürüldü. Halkın iradesiyle seçilmiş belediyelerden 99’una el kondu, 68 belediyenin eş başkanları tutuklanarak ceza evine gönderildi ve yerlerine de kayyum atandı.Ülkede 213 gazeteci tutuklu ve hükümlü olarak hala cezaevlerinde tutulmaktadır. 2017 tarihinden bu yana da Wikipedia sitesine hala erişilemiyor” dedi.

    “HUKUK SİSTEMİ HİÇ BİR ZAMAN BU KADAR YARA ALMAMIŞTIR”

    “Ülkemiz bu gün birçok alanda ciddi krizler yaşamaktadır. Bu krizlerin içinde en dikkat çekenlerden birisi hukuk alanında yaşanan krizdir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hukuk sitemi hiçbir dönem  bu kadar  yara almamıştır. Mahkeme kararlarının bizzat mahkemeler tarafından uygulanmadığı bir süreci yaşamaktayız. Yargı vicdanını kaybetmiştir. Tüm irade tek adama teslim edilmiştir” ifadelerini kullanan Öztürkoğlu, şunları kaydetti:

    “Cezaevinde 402’si ağır olmak üzere, 1554 hasta tutuklu kaderine terk edilmiştir. OHAL süresince 1607 dernek kapatılmış olup ancak 183’ ünün geri açılmasına izin verilmiştir. 168 vakıf kapatılmış olup 23 ünün yeniden açılmasına izin verilmiştir.Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı talepleri 2017 yılında da karşılığını bulamamıştır. AHİM’in zorunlu din derslerinin kaldırılması ve cemevlerin ibadethane olarak kabul edilmesi ile ilgili kararlarının gereği yerine getirilmemiştir. Benzer durum farklı inançlardaki yurttaşlarımız için de geçerlidir. Eşit yurttaşlık hukuku ve anlayışı inşa edilememiştir”

    “SELAHATTİN DEMİRTAŞ DERHAL TAHLİYE EDİLMELİ”

    “Kürt sorununun çözümünde taraflara çatışmasızlık ve sorunu demokratik yollarla çözümü çağrısında bulunuyoruz. Türkiye’nin bütün etnik kimliklerle barışmaya ihtiyacı var. Yeni bir diyalog ve müzakere dönemi ve sahici bir barış istiyoruz. Bunun için öncelikle OHAL’in derhal kaldırılması ve müzakere ortamına dönülmesi gerekmektedir” diyen  İHD Malatya şube başkanı Gönül Öztürkoğlu, 24 Haziran seçimlerine değinerek şunları kaydetti:

    24 Haziran seçimlerini dikkate aldığımızda toplumun tek kişilik yönetime dayalı gidişata son vermesi gerektiğini ve insan haklarına sahip çıkmanın her bireyin görevi olduğunu ifade ediyoruz. Seçimin eşit koşullarda ve demokratik bir ortamda yürütülebilmesi için tüm engellerin ortadan kaldırılmasını, seçim güvenliğinin sağlanmasını ve Cumhurbaşkanı adaylarından Selahattin Demirtaş’ın derhal tahliye edilmesini talep ediyoruz. Tam da bu noktada insan hakları savunucularına büyük görev düşüyor. 24 Haziran seçimlerinde güçlü bir şekilde yan yana gelebilmenin önemi üzerinde durmalıyız.Biz barış savunucuları, Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları sorunlarının çözülebilmesi için barışa giden yolun açılmasını ve yeni bir barış sürecinin inşa edilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

    Okunan mali ve faliyet raporlarının ardından tek liste ile yapılan seçimde Gönül Öztürkoğlu yeniden şube başkanlığına seçildi.

    PİRHA/MALATYA

  • Geleneksel Dersimliler pikniğinde birlikte mücadele vurgusu yapıldı-VİDEO

    Geleneksel Dersimliler pikniğinde birlikte mücadele vurgusu yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Geleneksel birlik ve dayanışma pikniğinde biraraya gelen Dersimliler, diktatörlük rejiminden kurtulmanın yolunun birlikte mücadele etmekten geçtiğini vurguladılar. 

    Geleneksel Dersimliler birlik ve dayanışma pikniği bugün İstanbul Sarıyer’de bulunan Fatih Sultan Mehmet tabiat ormanında yapıldı.

    “Bize hayat veren topraklara biz de hayat borçluyuz” şiarıyla yapılan piknikte yurttaşlar mangallarını yakıp, halaylar çektiler ve türküler eşliğinde doyasıya eğlendiler.

    Pikniğin yapıldığı alana “Tarih ve doğa bizden hesap soruyor Munzur için zaman tükendi; ne bekliyoruz…!”, “Dost ve düşman herkes bilsin ki Dersim’de doğa kazanacak”, “Tarihimize, kültürümüze, dilimize, inancımıza, toprağımıza, suyumuza, tohumumuza, Munzurumuza dokundurtmayacağız”, “Bir dağ, bir nehir, bir vadi yok edilişe direniyor. Munzur darda Dersim isyanda” yazılı pankartlar asıldı. Çeşitli standlar açılarak kitap ve hediyelik eşya satışları da yapıldı.

    “KİMSE BABASININ KESESİNDEN BİR ŞEY VERMİYOR”

    Pikniğe HDP Kağıthane ilçe yönetimi ve HDP’nin İstanbul’dan Alevi adaylarından Zeynel Özen de katıldı.

    Burada bir konuşma yapan Dersim Dernekler Federasyonu (DEDEF) Başkanı Ali Haydar Ben, inançsal anlamda Dersim’in Alevi Kızılbaş inancının merkezi olduğunu vurgulayarak, Tayyip Erdoğan’ın cemevlerine hukuki statü tanıyacağına dair vaatlerine değindi.

    Ben, “Biz onların statü tanımasını istemiyoruz. Kimse kendi babasının kesesinden kimseye bir şey vermiyor. Biz bütün bu hakları cemevlerinin kuruluşundan beri kan, can mücadelesi sonucunda elde ettik ve etmeye de devam edeceğiz. Hakları beyler vermez. Hakları ancak işçi sınıfı, ezilenler, bu ülkenin ötekileştirilmişleri mücadele ederek almışlardır” dedi.

    Hak vermek yerine OHAL’i kullanarak tüm demokratik hakların ellerinden alındığına vurgu yapan Ali Haydar Ben, bu anlamda 24 Haziran seçimlerinin önemli olduğunu kaydetti. Ben, kurtuluşun mücadele etmekten geçtiğini belirtti.

    BİRLİKTE MÜCADELE VURGUSU

    HDP’nin İstanbul Milletvekili Adayı Zeynel Özen de Alevi Kızılbaş kimliğiyle Dersimlileri selamladı.

    Kendisinden kısaca bahseden Özen, Maraş Göksunlu olduğunu, bir dönem öğretmenlik yaptığını, Maraş Katliamı davasında mağdur olduğu halde yedi buçuk yıl cezaevinde kaldığını ve cezasının devamında Balıkesir’e sürgün edildiğini ancak burada yaşama şansı bulamadığı için yurt dışına gitmek zorunda kaldığını belirtti.

    Avrupa’ya gittiğinden beri Alevi hareketinde emek verdiğini söyleyen Özen, 24 Haziran seçimlerinin önemine vurgu yaptı. Herkesin tek hedefinin diktatörlük rejimini aşağı çekmek olduğunu kaydeden Özen, ancak HDP barajı aşarsa bu diktatörlük rejimi karşısında bir şansları olacağını ifade etti.

    Turgut Öker’in adaylığının veto edilmesinin iki nedeni olduğunu söyleyen Özen, “Bir Alevilerin parlamentoda temsiliyetini engellemek, iki halkların Alevilerin Kürtlerle buluşmasının engellemekti. Biz de inadına diyoruz ki HDP projesi zaten budur. Tüm halklar, inançlar, kültürler biraraya gelmeli, birlikte mücadele etmeliyiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ataşehir Cemevi 2. Bahar Şenliklerinde seçim mesajları-VİDEO

    Ataşehir Cemevi 2. Bahar Şenliklerinde seçim mesajları-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da PSAKD Ataşehir Şubesi’nde düzenlenen 2. Bahar Şenliklerinde 24 Haziran seçimlerinde Alevilere önemli görevler düştüğü vurgulandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Ataşehir Şubesi ikinci bahar şenliklerini gerçekleştirdi. Ataşehir Cemevi’nde yapılan etkinliklere HDP’nin Alevi adayı Zeynel Özen katıldı. Halkın yoğun ilgi gösterilen etkinlikler kapsamında cemevi üyesi kadınlardan oluşan kadın korusu türkülerini seslendirdi.

    Cemevinin duvarlarına “OHAL kaldırılsın, KHK’ler iptal edilsin”, “Ezilen bütün inanç, dil ve kültürler için eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz”, “Tekçiliğe, OHAL’e karşı birleş, susma haykır. Direniş haktır, mücadele esastır”, “Bozuk düzende sağlam çark olmaz, gelin canlar bir olalım”, “Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde, bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok, noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde”, “Niteliksiz eğitime, imam hatiplere hayır”, “Ne mutlu eğri zamanda doğru yerde durabilene” yazılı pankartlar asıldı.

    “ALEVİLERE BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR”

    Bir konuşma yapan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, herkesin odaklandığı noktanın 24 Haziran seçimleri olduğunu ancak 25 Haziran’a dair çok fazla bir şey söylenmediğine dikkat çekti. OHAL ve KHK’ler vasıtasıyla Türkiye’de kamunun içinin boşaltıldığını belirten Gülüm, basına yönelik baskılara da değindi. Türkiye’nin demokratik kurallarla yönetilmediğine vurgu yapan Gülüm, bu kritik süreçte Alevilere büyük görevler düştüğünü kaydetti.

    “7 HAZİRAN’DA BAŞARDIK YİNE BAŞARACAĞIZ”

    Arkasından söz alan HDP’nin İstanbul Milletvekili adayı  Zeynel Özen de 24 Haziran seçimlerine vurgu yaparak önemli mesajlar verdi. Özen, en temel hak olan yaşama hakkının tehlikede olduğunu söyleyerek herkesin sandığa gitmesi gerektiğine vurgu yaptı. HDP’nin barajı aşması halinde Erdoğan’ın karşısında ikinci tura kim kalırsa kalsın o adayı destekleyeceklerini belirten Özen, 7 Haziran’da başardıklarını yine başaracaklarını da ekledi.

    Konuşmaların ardından sahneye çıkan Grup Abdal türkülerini seslendirdi.

    Ayrıca etkinlikte Milletvekili adayı  Zeynel Özen’i tanıtan broşürler dağıtıldı. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • HDP’nin Alevi Vekil Adayı Özen’den PİRHA’ya ziyaret: Varlığınız çok değerli-VİDEO

    HDP’nin Alevi Vekil Adayı Özen’den PİRHA’ya ziyaret: Varlığınız çok değerli-VİDEO

    PİRHA-Seçim çalışmaları kapsamında Pir Haber Ajansı’nı ziyaret eden HDP’nin Alevi adaylarından Zeynel Özen, baskı dolu bir süreçte PİRHA’nın çalışmasının ve emek harcamasının değerli olduğunu kaydetti. 

    HDP’nin Alevi adaylarından Zeynel Özen seçim çalışmaları kapsamında PİRHA’yı ziyaret etti.

    Ziyarette PİRHA Haber Müdürü Turabi Kişin ve Haber Editörü Nilgün Mete ile PİRHA çalışanları hazır bulundu. PİRHA çalışanlarıyla karşılıklı sohbet eden Özen önemli konulara değindi.

    AVRUPA’DAKİ SEÇİM KAMPANYALARI

    Avrupa’daki seçmenlerin durumuna değinen Özen, özellikle Avrupa’daki Alevi gençlerin iyi çalıştıklarını ayrıca adaylığı YSK tarafından reddedilen Turgut Öker’in de orada çalışmalarına devam ettiğini belirtti. Avrupa’daki seçim kampanyalarının çok iyi gittiğini vurgulayan Özen, Avrupa’daki örgütlülüğün iyi olmasından kaynaklı avantajlı olduklarını kaydetti. Almanya’da her bölgede 60 kişilik gönüllü çalışma grupları oluşturduklarını ve her Alevi Kültür Merkezi’nin bir minibüs tutarak insanları oy kullanmak için taşıdıklarını da ekledi. Seçim koordinasyonları kurarak oy kullanmaya gelemeyenleri özel olarak sandığa götürdüklerini de söyleyen Özen, yurt dışındaki herkesin mutlaka sandığa gitmeleri gerektiğine vurgu yaptı.

    Yurt dışında HDP ve CHP’nin seçim çalışmaları kapsamında yaptıkları tüm etkinliklerde HDP’nin barajı geçmesinin önemini vurgulandığını ifade eden Özen, ikinci tur seçimlerini de belirleyecek olanın HDP olduğunun da anlaşılmış olduğunu kaydetti.

    “PİR HABER AJANSI’NIN EMEKLERİ DEĞERLİ”

    İçinde bulunulan koşullarda özellikle muhalif medyanın susturulmak istendiğini bu kapsamda TV10, YOL TV, İMC TV gibi kanalların kapatıldığını belirten Özen, bu şartlar içerisinde Pir Haber Ajansı’nın kurulmasını, emek harcanıp mücadele edilmesini değerli bulduğunu ifade etti.

    Özen, “Sizin bu yasağı bir anlamda delmeniz ve direnmeniz çok anlamlı. Çok büyük bir hizmet. Çok önemli görüyorum böyle bir haber ajansının olmasını ve bu alanda yaratılan boşluğu bir nebze doldurmaya çalışmasını. Çok zor dönemlerde geçiyoruz. Biliyorum sizin de arkadaşlarınız şu an cezaevinde. Onları buradan selamlıyorum.”şeklinde konuştu.

    YOL TV’nin bir haftayı aşkın bir süredir yayın hayatına başladığını da söyleyen Özen, ne olursa olsun mücadeleye devam edeceklerini ifade ederek, “Teslim olmak yok. Direneceğiz. Direnenlerin tarihte her zaman kazandığını görmüşüzdür. Bu faşist düzen ilelebet gitmez. Bu anlamda mücadeleyi daha da yükseltip özellikle 24 Haziran baskın seçimi bir fırsat tüm muhalifler için. Bu seçimde HDP’nin de bileşen olarak genişlemesi daha renkli sol sosyalist kesimi de içine alması gerçekten anlamlı.” dedi.

    PİRHA Haber Müdürü Turabi Kişin ve Haber Editörü Nilgün Mete de Özen’in ziyaretinden duydukları memnuniyeti belirterek, teşekkür ettiler.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avrupa Alevi Gençler Birliği’nden HDP milletvekili adayı Zeynel Özen’e destek

    Avrupa Alevi Gençler Birliği’nden HDP milletvekili adayı Zeynel Özen’e destek

    PİRHA – HDP’nin adaylığı YSK tarafından kabul edilmeyen Turgut Öker’in yerine aday gösterdiği AABK Yöneticisi Zeynel Özen’e Avrupa Alevi Gençler Birliği’nden destek geldi. 

    Seçilmeleri halinde Alevilerin sesini meclise taşıyacak olan HDP’nin Alevi milletvekili adaylarına Alevi kurumlarından destek gelmeye devam ediyor. Avrupa Alevi Gençler Birliği de Avrupa Alevi hareketinde yıllarca emek veren, mücadele eden Avrupa Alevi birlikleri Konfederasyonu yöneticilerinden olan Zeynel Özen’e desteğini açıkladı.

    “BİR OY İLE NELER DEĞİŞİR NELER”

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Her ne kadar burada doğup büyüsek de, atalarımızın toprakları bizleri de ilgilendiriyor. Kendimizi Avrupalı Aleviler olarak görsek de, Türkiye’de olup bitenler elbette bizleri de etkilemekte. Özellikle Türkiye dışından, Avrupa’dan oy kullanabilmemiz, bizlere belirli bir sorumluluk daha yüklüyor. Bir oy ile neler değişir neler.

    “GENÇLERİN OYLARI ÖNEM TAŞIYOR”

    Herkes oy’unu hür iradesi ile kullanmalı, bundan hiç kuşkumuz yok. Fakat son 16 yıldır, bunun daha öncesi de var, biz Alevileri yok sayan, aşağılayan, katleden ve her yoluyla asimile etmeye çalışan zihniyete karşı mücadelemizi Avrupa’dan da vermek zorundayız. Bizce bu mücadelenin en olumlu ve gerçekçi yolu HDP’nin %10 barajını geçip meclise girmesiyle ve CHP Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi Köşke göndermekle mümkündür.
    HDP’nin barajı geçmesiyle birlikte, AABK’nin Yönetim Kurulu Üyesi Zeynel Özen, İstanbul 3. Bölge 1. Sıra Milletvekili Adayı bizleri TBMM’de temsil edebilecek. Biz gençlerin oyları bu sebeple oldukça önem taşıyor.

    Avrupa’nın bir çok ülkesinde oy kullanma işlemleri başlanmış bulunmakta. İşini gücünü, dersini ödevini, gezmeni tozmanı ona göre ayarlayıp oyunu kesinlikle kullan.

    #HDPmeclise
    #İNCEköşke
    #TAMAM?

  • HDP’den Alevi Eşit Yurttaşlık Derneği’ne ziyaret

    HDP’den Alevi Eşit Yurttaşlık Derneği’ne ziyaret

    PİRHA-Malatya’da bukunan Alevi Eşit Yurttaşlık Derneği’ni ziyaret eden HDP Malatya il örgütü ve Malatya milletvekili adayları HDP’nin direncini Alevi inancından aldığını belirttiler.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Malatya Milletvekili adayları ve il yönetimi Alevi Eşit Yurttaşlık Derneği’ne ziyaret gerçekleştirdi.
    Hasanbey Caddesi Paşaköşkü Mahallesi’nde bulunan derneğin ziyaretine HDP Malatya İl Yönetimi, Malatya milletvekili adayları ile partililer katıldı.

    “81 MİLYONUN PARTİSİ OLARAK ÖN PLANA ÇIKTI”

    Alevi Eşit Yurttaşlık Derneği Başkanı Erdoğan Ünverdi, HDP’nin 81 milyona hitap eden bir parti olduğunu söyledi. Ünverdi; “HDP’nin bizleri ziyaret etmesinden son derece mutluyuz. Türkiye’de gerçekten, ezilenlerin, dışlananların bir araya gelmesi ve güç birliği yapması bizim düşüncelerimizden bir tanesi idi. Derneğimizin ismini Alevi Eşit Yurttaşlık Derneği olarak kurduk. Bu ülkede Alevilerin eşit olmadığını, ötekileştirildiğini ve dışlandığını hissederek bu demokratik platformu oluşturduk. Bizi ezen ve yok sayan sisteme karşı birlikte mücadele etme noktasında bir tavır geliştirmek istiyoruz. Birçok arkadaşımız bir araya gelerek, Malatya’da Alevilerin haklarının savunulması noktasında bir örgütlenmeye gittik. Elbette ki, Mücadelemiz çok geniş alanlara yayılmış değil. Tabi ki, derneğimiz çok güçlü olmadığı için, yerelde hizmet etmeye çalışıyoruz. Biz bu hizmetleri yaparken, sadece Alevilerin değil, ezilen tüm halkların güç birliği yapmalarını bizim en büyük isteğimizden birisi. HDP sadece Kürtlerin değil, 81 Milyonun partisi olarak ön plana çıktı. 7 Haziran seçimlerinin devamı ve kazanımlarını 24 Haziran’da da inşallah elde eder. Bizler Alevi Eşit Yurttaşlık Derneği olarak her zaman yanınızdayız” dedi.

    “HDP MÜCADELESİNİ ALEVİ MÜCADELESİNDEN ALDI”

    HDP Malatya İl Eş Başkanı Perihan Yücekaya ise, “7 Haziran’da 80 vekil çıkartmıştık ama sonrasında 1 Kasım seçimlerini bize dayattılar. Amaçları HDP’yi baraj altında bırakmaktı. Ama bunu başaramadılar. Bizler barajları aştık, vekillerimizi gönderdik. Fakat vekillerimizin vekilliklerini düşürdüler ve rehin tuttular. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ’ı rehin tutuyorlar. Amaçları HDP’yi baraj altında bırakmaktır. 98 belediyemize kayyum atadılar. Bütün kazanımlarımız elimizden almaya çalışıyorlar. HDP direncini Alevi inancından almaktadır. Alevi inancında birinci cins, ikinci cins diye bir şey yoktur ve kadın, erkek eşit temsiliyete sahiptir. Aynı HDP’deki Eş Başkanlıkta olduğu gibi. Alevi inancına bakıldığında, Pir, analar olmadan cem erkanı kurulmazdı önceleri. Tıpkı şimdi HDP’deki kadınların mücadelesi gibi. Kadın çalışmaları özgündür, kadın çalışmalarımızı bizler belirleriz. AKP’de 128, CHP’de 13, HDP’de ise 230 kadın adayı belirlenmiştir. Alevi felsefesi kadın, yaşam, doğa ile birleşmektedir. Kadın, yaşamsa doğaysa doğa kutsaldır. HDP eş Başkanlığı kadın için bir umut haline getirdi. Alevi inancında dediğim gibi kadın her zaman öncü olmuş ve bizde bunu örnek almışızdır. Biz inanıyoruz ki, Alevi inancı 24 Haziran’da bizlerin yanında olacaktır” dedi.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

  • Karakoçanlı yurttaşlar: Herkes elini vicdanına koysun oyunu kullansın-VİDEO

    Karakoçanlı yurttaşlar: Herkes elini vicdanına koysun oyunu kullansın-VİDEO

    PİRHA-Yaklaşan 24 Haziran seçimlerini değerlendiren Karakoçanlı yurttaşlar, herkesi oy kullanmaya çağırdı. 

    24 Haziran seçimlerine sayılı günler kala adayların seçim çalışmaları sürüyor. Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde yaşayan yurttaşlar partilerin seçim çalışmalarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “CEVAP, AYAKTA DAHA DİK DURMAK, MÜCADELE ETMEKTİR”

    Gıyasettin Sarıtaş, isimli bir yurttaş çeşitli yerlerde HDP’ye yapılan ırkçı saldırılara dikkat çekerek “Bu haksızlıktır. Bunun cevabı Kürtler için ayakta daha dik durmak, daha fazla mücadele etmektir” dedi.

    “HERKES OYUNU KULLANSIN”

    Ahmet Soykan isimli bir yurttaş da HDP’ye ve seçmenlerine yapılan baskılara değinerek Karakoçan’daki yurttaşlara oy kullanma çağrısında bulundu. Soykan “Herkes kendi elini vicdanına koysun oyunu kullansın” ifadesini kullandı.

    “HERKES RAHATSIZ”

    Mehmet Ercan ise insanların iktidarın korkusundan kendilerini açıkça ifade edemediklerini belirtti. “Yüzde 80 oyla belediye başkanı olan bir insan görevinden alınmış, herkes bunu görüyor” diyen Ercan, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı olan Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde olmasına da dikkat çekti. Karakoçan’da HDP’nin yüzde 80 oy alabileceğini ifade eden Ercan, “Karakoçan halkı her şeyi görüyor. Ben buradan köye gidiyorum kontrol, geliyorum kontrol. OHAL koşullarında yaşıyoruz. Bundan herkes rahatsız” dedi.

    “YÖNETİMDE YURTTAŞLAR SÖZ SAHİBİ OLMALI”

    İsmail isimli bir yurttaş da tek adam rejiminin ona doğru gelmediğini, ülkenin yönetiminde yurttaşların söz sahibi olması gerektiğini vurguladı. Seçim sonuçlarının iyi olacağını ümit ettiğini söyleyen yurttaş ayrıca şunları belirtti: “Zannediyorum Karakoçan’da HDP ile AKP arasında geçiyor. Ama bu sene CHP de iddialı.”

    Yaşar SEZGİN/Kamil Murat DEMİR
    KARAKOÇAN

  • ADFE Başkanı Şahan: Bu seçim biz Aleviler için de dönüm noktası-VİDEO

    ADFE Başkanı Şahan: Bu seçim biz Aleviler için de dönüm noktası-VİDEO

    PİRHA- 24 Haziran seçimlerine ilişkin gündemi değerlendiren Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Zeynel Şahan bu seçim ülkenin kaderini belirleyen bir seçim olacak dedi.

    PİRHA’ya konuşan Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Şahan, içinde bulunduğumuz seçim sürecini değerlendirdi. Şahan içerisinde bulunduğumuz dönem açısından hassas bir dönemden geçiyoruz diyerek “Evet, her zaman bir seçim yaşanıyordu, ama bu seçim çok daha önemli, özellikle bizler alevi toplumu, ezilenler, ötekileştirilenler, demokrasiye inanan insanlar için önemli bir seçim, bu bir dönüm noktası” vurgusunda bulundu.

    Şahan, “Biz Aleviler demokrasiden, çağdaşlıktan ve laiklikten yana her zaman taraf olmuşuzdur. Bu günde öyledir bundan sonrada öyle olacaktır. Bu anlamda bu seçimlerin ülkemize, bölgemize, coğrafyamıza hayırlara vesile olmasını diliyorum. Hiç bir insanımızın aç olmadığı, inancından, kültüründen, dilinden dolayı ötekileştirilmediği bir Türkiye umudu ile bilinçli bir şekilde sandığa gitmemiz ve özellikle tüm canlarımızın mutlaka seçimlere katılmalarını, görevlerini muhakkak yerine getirmeleri gerekiyor. Demokrasi ve laiklikten yana tavırlarını koyacaklarına inanıyorum” dedi.

    ALEVİLER LAFA DEĞİL YAŞANAN PRATİĞE BAKARAK OY VERİR

    Son zamanlarda partilerin elbette ki parti programları var, seçim bildirgeleri var, ne kadar inandırıcı olduğuna bakmak lazım diyen Şahan “Örneğin, 16 yıldır ülkemizi yöneten bir iktidar var, defalarca Alevilerle ilgili çalıştaylar yaparak Alevilerin sorunlarıyla ilgili birçok programlar yapmalarına rağmen, hiç birisi gerçekleştirilemedi. Bugün Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edileceği sözü, doğrusu bize inandırıcı gelmiyor. Neden inandırmıyor? Çünkü bu bir lütuf değil, Cem evlerimiz AHİM kararlarıyla zaten yasal ibadet yeridir. Dolayısıyla hükümetler veya partiler Alevi toplumuna başka neler vereceklerini, Alevilerin yaşamıyla ilgili neler yapabileceklerini sıralamaları lazım. Alevi toplumu buna bakar, bakacaktır da, bunda kuşkumuz yok” ifadelerine yer verdi.

    ADFE Genel Başkanı Zeynel Şahan son olarak, “16 yıldır iktidar olan AKP’nin seçim bildirgesine Alevilerle ilgili koyduğu vaatler bizi ilgilendirmiyor. Zira bu irfan mektepleriyle birlikte anılması ayrıca Alevileri son derece incitiyor, üzüyor. İrfan mektepleri öyle alevilikle birlikte anılacak aynı statüye konulacak değer değildir. Dolayısıyla da bu konuda tüm toplumumuz ve ülkemiz açısından çağdaşlık, laiklik açısından bu toplumun önemli bir karar vereceğine inanıyorum. Tüm aydınlık gelecek bizim için olsun diyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Gülüm: AKP, Alevileri yeniden kandırmaya çalışıyor-VİDEO

    Gülüm: AKP, Alevileri yeniden kandırmaya çalışıyor-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim vaatleri arasında yer alan cemevlerine hukuki statü tanınmasını değerlendirdi. Gülüm, “AKP açıkça yeniden kandırmaya çalışıyor” dedi. 

    24 Haziran seçimlerine sayılı günler kala AKP ve MHP’nin cumhurbaşkanı adayı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimleri kazanması halinde cemevlerine hukuki statü vereceği vaatlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, AKP’nin bugüne kadar yaptığı Alevi çalıştaylarını hatırlatarak “AKP açıkça yeniden kandırmaya çalışıyor” dedi.

    “HUKUKİ OLARAK ALEVİLERİN VİCDANINDA YERİ VARDIR”

    Alevilerin tarih boyunca AKP ve benzer anlayışlara kanmadığını belirten Gülüm, meselenin cemevlerinin Alevilere ait ibadet yeri olup olmaması meselesi olmadığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aleviler yıllardır buna dair yürüttükleri mücadele ile cemevlerini hak olarak kazanmış. Şimdi Aleviler cemevlerini ibadethane olarak kullanıyorlar. Bu saatten sonra bunu artık kimseye sormazlar. Onların hukuki olarak kanunlarına koyup koymaması ülkenin demokratik, eşit vatandaşlık ilkesine aykırı bir meseledir. Onun dışındaki hiçbir sorun Alevileri ilgilendiren bir durum değildir. Cemevleri zaten Alevilere ait bir yerdir, hukuki olarak Alevilerin vicdanında yeri vardır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • HBVAKV Adıyaman delegelerinden seçmenlere oy kullanma çağrısı-VİDEO

    HBVAKV Adıyaman delegelerinden seçmenlere oy kullanma çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) 11. Olağan Kongresi’ne Adıyaman’dan katılan HBVAKV delegeleri 24 Haziran seçime az bir süre kala PİRHA’nın sorularını yanıtladı. Delegeler, seçimlere katılım çağrısı yaptılar. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) delegeleri laikliğe vurgu yaparak, 24 Haziran’da yapılacak seçimlerde, demokrasi ve parlamenter sistemin gelmesini, 16 yıldır tek adam rejimine hayır diyeceklerini ifade ettiler.

    PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan HBVAKV Adıyaman Şube delegesi Hamza Çelik, hükümetin cumhurbaşkanı seçimlerini 2019 olarak açıklamasına rağmen MHP lideri Devlet Bahçeli’nin müdahalesiyle seçimlerin 24 Haziran’a alındığını ifade ederek, milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP ve AKP’nin cumhur ittifakıyla erken seçim kararı aldığına vurgu yaptı.

    Çelik, ayrıca HDP’nin barajı aşarak parlamentoya gireceğini Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin ikinci tura kalacağını belirterek, sonuçların halayla sonuçlanacağını ifade etti. Çelik, ikinci turda Muharrem İnce’nin kalacağını belirterek sonuçların güzel olacağını kaydetti.

    “24 HAZİRAN SEÇİMLERİNDE ZORLUKLAR YAŞANDI”

    HBVAKV Adıyaman delegesi Bahattin Hazar ise, 24 Haziran seçim sürecine giderken zorlukların yaşandığını ifade ederek zor bir süreç olmasına rağmen seçimlerden sonra Türkiye’ye demokrasi geleceğini, Türkiye’nin cumhuriyet kimliğine kavuşacağına inancının büyük olduğunu söyledi.

    Sandıkların korunması gerektiğini ve sandıklara sahip çıkılarak iktidara ders vereceklerini belirten Hazar, umudunun güçlü olduğunu, Türkiye’ye laiklik ve demokrasinin geleceğini söyledi.

    “HERKES OY KULLANMALI”

    HBVAKV Adıyaman delegesi Kanber Çavuş da, 24 Haziran seçimlerinin Türkiye’nin kurtuluşu olacağını aksi takdirde Türkiye’nin geriye gideceğini vurguladı. Çavuş, Alevilerin Atatürk’ün devrimlerine bağlı olduğunu savunarak, seçim günü herkesin sandığa giderek oy kullanması gerektiğini dile getirdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA