Etiket: 6 şubat

  • 6 Şubat depremlerinde Adıyaman’da hayatını kaybedenler anıldı-VİDEO

    6 Şubat depremlerinde Adıyaman’da hayatını kaybedenler anıldı-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat 2023 tarihinde Maraş merkezli meydana gelen depremlerde hayatını kaybedenler Adıyaman’da anıldı. Deprem bölgesinde sorunların devam ettiğini belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bir yıl içerisinde depremin ortaya çıkardığı bütün sorunların giderileceğini söyleyen iktidar yetkilileri maalesef söylemiş oldukları sözleri yerine getirmedi” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu.

    Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğündeki kitle, eski devlet hastanesinden saat kulesine meşaleli yürüyüş yaptı. Yürüyüşe DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz ile çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve yurttaşlar katıldı.

    ‘Yastayız unutturmayacağız’ pankartının açıldığı yürüyüşte sık sık ‘Hak hukuk adalet’ , ‘Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok’ , ‘Katiller halka hesap verecek’ sloganları atıldı. Yurttaşlar yürüyüşte ellerinde ‘Em bir nakın’ , ‘Sesimi duyan var mı’ , ‘Affetmek yok’ dövizlerini taşıdı.

    “İKTİDAR BİR AN ÖNCE DEPREM BÖLGESİNDEKİ SORUNLARI GİDERSİN”

    Saat kulesi önünde açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bir yıl içerisinde depremin ortaya çıkardığı bütün sorunların giderileceğini söyleyen iktidar yetkilileri maalesef söylemiş oldukları sözleri yerine getirmedi. Halen insanlar konteynerlerde kalıyorlar ve yaşam mücadelesi vermeye çalışıyorlar. İki yıl geçti iktidarı bir an önce sorunlarını giderilmesini belirtiyoruz. Deprem bölgesindeki halkımızla dayanışmaya devam edeceğiz” dedi.

    Adıyamanlı yurttaşlar, saat kulesinin önünde depremin olduğu saat 04.17’de ‘Katiller halka hesap verecek’ sloganları attı.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • ‘İktidar verdiği sözleri tutmadı, insanlar halen konteynerde yaşıyor’-VİDEO

    ‘İktidar verdiği sözleri tutmadı, insanlar halen konteynerde yaşıyor’-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, 6 Şubat depremleri dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Adıyaman Şubesi’nde anma düzenledi. 6 Şubat’ta tarihin en korkunç katliamlarından birisinin yaşandığını belirten PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “İktidar Suriye’yi yeniden inşa edeceğiz diyor önce Adıyaman’ı, Maraş’ı, Malatya’yı, Hatay’ı inşa edin. Depremden 1 yıl sonra evleri yapacaklarını söylemiştiler ancak halen insanlar konteynerde yaşayan insanlar var” dedi.

    Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, 6 Şubat depremleri dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Adıyaman Şubesi’nde  anma düzenledi. Anmaya DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, Alevi Bektaşi Fedarasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Esmender Çöçelli ve çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Konuşmalar öncesinde depremde yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunulurken, daha sonra depremle ilgili hazırlanan sinevizyon gösterimi yapıldı.

    “İKTİDAR VERMİŞ OLDUĞU SÖZLERİ TUTMADI”

    İktidarın 6 Şubat depremlerinde sınıfta kaldığını belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “İktidar vermiş olduğu sözleri tutmadı ve deprem bölgesindeki eksiklikler büyüyerek devam ediyor. İnsanlar depremin üzerinden geçen 2 yılda halen toz, inşaat içerisinde yaşam mücadelesi veriyorlar. AKP iktidarı umarım HTŞ’yi umursadıkları ve Suriye’yi gündemde tuttukları kadar deprem bölgesindeki insanların taleplerini de görürler” diye belirtti.

    “TÜRKİYE’DE DEPREM KONUSUNDA HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEDİ”

    KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, konuşmasında şunları ifade etti:

    1999 yılındaki Gölcük depremindeki dönemin başbakanı biz bu depremden çok şey deneyimledik der ancak 6 Şubat depremlerinin ardından geçen 24 yılda hiçbir şey değişmedi. Söz konusu emekçi halk olunca her seferinde kaynak yok deniliyor ve bize de ölüm reva görülüyor.”

    “İKTİDAR SURİYE’Yİ İNŞA EDECEĞİNE DEPREM BÖLGESİNİ YENİDEN İNŞA ETSİN”

    6 Şubat’ta tarihin en korkunç katliamlarından birisinin yaşandığını belirten PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “İktidar Suriye’yi yeniden inşa edeceğiz diyor önce Adıyaman’ı, Maraş’ı, Malatya’yı, Hatay’ı inşa edin. Depremden 1 yıl sonra evleri yapacaklarını söylemiştiler ancak halen insanlar konteynerde yaşayan insanlar var. Biz yaşadığımız katliamlarla yüzleşemediğimizde bize yeni katliamlar yaşatıldı. Eğer biz 6 Şubat depremleriyle yüzleşmezsek yeni depremler olacak” diye ifade etti.

    “İNSANLAR HALEN KONTEYNERLERDE YAŞIYOR”

    İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Esmender Çöçelli, “6 Şubat’ta yaşanan deprem faciasının üzerinden 2 yıl geçti. Halen insanların konteynerlerde yaşadığını görmek üzüntü verici, birlikte mücadele etmeliyiz” dedi.

    “6 ŞUBAT’TA İKTİDARA İNAT BİRLİKTELİĞİMİZİ BÜYÜTTÜK”

    Depremin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen sorunların devam ettiğini söyleyen ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, “6 Şubat tarihinde Türkiye’nin ve Avrupa’nın dört bir yanından insanların uzattığı dayanışma elinin nasıl bir yumruğa dönüştüğünü bu topraklarda bu ülkeyi yönetenlerin bizi görmemesine inat birlikteliğimizi nasıl büyüttüğümüzü gördük” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından ağıtlar okundu.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • İHD: Depremzedeler her gün yeniden mağdur oluyor-VİDEO

    İHD: Depremzedeler her gün yeniden mağdur oluyor-VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği İstanbul ve Ankara Şubesi, 6 Şubat Depremlerinin yıldönümünde yaptığı açıklamada “6 Şubat afet değil katliam” vurgusunu yaptı. İHD Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, “Depremin ikinci yılında deprem anında yaşanan sorunlar katlanarak devam etti. Kürtlere yönelik, Alevilere yönelik, özellikle mültecileri yönelik ciddi bir ayrımcılık söz konusu” dedi. Av. Gülseren Yoleri de, Marmara bölgesindeki deprem riskine de değinerek “Halen ciddi bir adım atılmıyor. Yüksek binalar ve kontrolsüz yapılarla karşı karşıyayız. Bizi bekleyen yeni katliamlarla yüz yüzeyiz” uyarısında bulundu.

    Resmi rakamlara göre 53 binden fazla insanın yaşamını yütürdiği, 122 binden fazla insanın da yaralandığı Maraş merkezli depremin üzerinden iki yıl geçti. Ülkenin dört bir yanında depremde yaşamını yitirenler için anma törenleri yapılmakta. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi de “Unutmadık, unutturmayacağız!” diyerek şube binasında basın açıklaması yaptı.

    11 ili ve milyonlarca insanı etkileyen depreme ilişkin konuşan İHD İstanbul Şube Sekreteri Oya Ersoy, 2. yılında halen depremin yaralarının sarılmadığı, kaybolan binlerce insandan haber alınamadığını söyledi.

    “ENKAZ KALDIRMA ÇALIŞMALARI HALK SAĞLIĞINI TEHLİKEYE ATMAYA DEVAM EDİYOR”

    Söz verilmesine karşılık depremde yıkılan konutların yerine yenilerinin yapılmadığını söyleyen Oya Ersoy, depremi “katliam” olarak yorumlayıp sorumluluğu olanların yargılanması gerektiğini de ekledi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Depremden etkilenen bölgelerde sağlık ve eğitim hizmetlerindeki eksiklikler hala sürüyor. Sağlık tesislerinin büyük bir kısmı ya kullanılamaz halde ya da yetersiz. Büyük bir travma yaşanan bölge halkının psikolojik destek ihtiyacının karşılanmaması özellikle çocukları ve hassas grupları ciddi şekilde etkiledi.

    Öğrenciler konteyner sınıflarda eğitime devam etmek zorunda kalmıştır. Deprem, toplumsal eşitsizlikleri ve hak ihlallerini daha da belirgin hale getirdi. Suriyeli mülteciler ayrımcılık ve ötekileştirme ile karşı karşıya kalırken, kadınlar ve LGBTİ+ bireyler de barınma, istihdam ve güvenlik alanlarında ciddi hak ihlalleri yaşamaktadır. LGBTİ+ bireyler, çadır ve konteyner alanlarında dışlanma ve şiddet riskiyle mücadele ediyor.

    Ayrıca, acele kamulaştırma süreçlerinde yaşanan hak ihlalleri, mülk sahiplerinin mağduriyetini artırmış, tazminatların piyasa değerinin altında olması ciddi eleştirilere yol açmıştır. Gerekli tedbirler alınmadan, kontrolsüz şekilde başlatılan enkaz kaldırma çalışmaları halk sağlığını tehlikeye atmaya devam ediyor.”

    2 YIL GEÇTİ ANCAK ETKİN SORUŞTURMA YAPILMADI!

    Oya Ersoy, 6 Şubat Depremlerinin ardından yaşanan hak ihlalleri de gündeme getirildi. Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen etkin bir soruşturma yapılmamasına dikkat çekilerek, cezasızlıkla mücadele, yalnızca mağduriyetlerin giderilmesi açısından değil, gelecekte benzer felaketlerin önlenmesi için de kritik bir öneme sahip olduğu belirtildi.

    EKOLOJİK TAHRİBAT VURGUSU!

    Yeniden inşa sürecinde tarım alanlarının yapılaşmaya açılması, çevresel dengenin bozulmasına ve bölge halkının geçim kaynaklarının zarar görmesine yol açtığının vurgulayan Ersoy, “Bu durum, özellikle Adıyaman gibi illerde yalnızca ekonomik değil, ekolojik tahribat da yarattı. Yeşil alanların korunması ve yeniden ağaçlandırma çalışmaları konusunda yeterli adım atılmadı. Ayrıca, taş ocakları ve maden sahalarının genişletilmesi, depremden etkilenen ekosistemi daha da tehdit ediyor” dedi.

    İnsan Hakları Derneği Merkezi Afet ve Ekoloji Komisyonu, talep ve önerilerini ise şu şekilde sıraladı:

    “İhmali bulunan kamu görevlileri, müteahhitler ve denetim sorumluları hakkında şeffaf, etkin ve bağımsız yargı süreçleri işletilmeli; adaletin sağlanması için cezai yaptırımlar gecikmeksizin uygulanmalı.

    Karar alma, kaynakların dağıtımı ve yeniden inşa süreçleri halkın, sivil toplumun ve uzmanların katılımına ve denetimine açık hale getirilmeli.

    Depremzedelerin güvenli, erişilebilir ve insan onuruna uygun barınma koşullarına erişimi sağlanmalı, geçici konutlar yerine kalıcı çözümler bir an önce hayata geçirilmeli.

    Enkaz kaldırma çalışmalarında, başta asbest olmak üzere zararlı maddelerin çevreye ve halk sağlığına etkilerini önleyecek uluslararası standartlar uygulanmalıdır.

    Yeniden inşa süreçlerinde tarım alanları, meralar ve ormanlar imara açılmamalı; doğayı koruyan, sürdürülebilir ve çevre dostu planlama esas alınmalıdır.

    Afet eğitimi ve risk azaltma programları yaygınlaştırılmalı, özellikle yerel yönetimlerin kapasitesi güçlendirilmeli.

    Yaşanan travmayla baş edebilmek adına ücretsiz ve erişilebilir psikososyal destek hizmetleri sağlanmalı.

    Afet sonrası süreçlerde kadınlar, çocuklar, engelliler ve diğer kırılgan grupların özel ihtiyaçları gözetilmeli; toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan politikalar uygulanmalıdır.

    İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için afet risk yönetimi politikaları geliştirilerek uzun vadeli çevresel planlar yapılmalı; afetlere dayanıklı kentleşme modelleri hayata geçirilmelidir.

    Bu vesileyle, başta değerli üye ve yöneticilerimiz Hatice Can, Mithat Can, Melike Alp, Hüseyin İnan, Ali Kaya, Salman Savranlı, Mehmet Ok, Mustafa Torun, Sinan Serkan Arslan, Rafi Sümbültepe, Şeyhmus Günay, Mehmet Karlıdağ ve İzzettin Özgüç, Medine Taştan ve oğlu Ali Adar Taştan olmak üzere, 6 Şubat depremlerinde yaşamlarını yitirenleri saygıyla anıyoruz.”

    “YETKİLİLERİ UYARIYORUZ!”

    İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri de Marmara bölgesinde muhtemel bir deprem riskine dikkat çekti. Yetkilileri sorumlu davranmaya çağıran Yoleri, “Buna rağmen herhangi bir adım atılmıyor. Yüksek binalar ve kontrolsüz yapılarla karşı karşıyayız. Bizi bekleyen yeni katliamlarla yüz yüzeyiz. Devletin önlem alması gerektiğini, depremin sürekli gündem olması gerektiğini konuşurken bugün hala deprem anması yapıyoruz. Yetkilileri birkez daha uyarıyoruz. Deprem duyarlılığının artrırılması gerektiğini birkez daha belirtiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    ANKARA

    İHD Ankara Şubesi de, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, “Aradan geçen iki yıla rağmen, bu sorunlara yol açan kişiler, kurumlar ve kamu görevlileri hakkında etkin ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmemiştir. Açılan sınırlı sayıda dava ise ya yavaş ilerlemekte ya da delil yetersizliği gibi gerekçelerle sonuçsuz kalmaktadır”denildi.

    “BİNLERCE KAYBIN OLDUĞUNA İLİŞKİN KUŞKULAR VAR”

    İnsan Hakları Derneği adına 53 binin üzerinde hayatını kaybeden yurttaşa rahmet yakınlarına da başsağlığı dileyen İHD Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban,” 100 binin üzerinde insan yaralandı. Ne kadar insanın engelli duruma geldiğine ilişkin devletin ciddi bir rakamsal verisi yok. Halen binlerce kaybın olduğuna ilişkin kuşkular var çünkü enkaz kaldırma süreçlerinin hızlıca başladığını biliyoruz” dedi.

    “DEPREM BÖLGESİNDE CİDDİ BİR AYRIMCILIK SÖZ KONUSU”

    Küçükbalaban, deprem bölgesinde ayrımcılıkların hala yaşandığının altını çizerek şunları ekledi:

    “Sivil toplumun depremi yarattığı acılarını görmesini engelleyen, bunları kamuoyuna duyurmasını engellerken devlet, öte yandan da bunu bir fırsata çevirmiş gibi ranta dayalı yeniden rezerv alanı ya da kamulaştırma politikalarıyla devam ediyor. Hatay’da Samandağ’da özellikle İnsan Hakları Derneği yerinden dönüşüm konusunda ısrarlı bir takibi var ve talebi var. Depremin ikinci yılında deprem anında yaşanan sorunlar katlanarak devam etti. Kürtlere yönelik, Alevilere yönelik, özellikle mültecileri yönelik ciddi bir ayrımcılık söz konusu.”

    İZMİR

    İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi ise, 6 Şubat depremlerinin 2’nci yıl dönümüne ilişkin yaptığı yaptığı açıklamada yaşanan sorunlara dikkat çekerek çözüm önerileri sundu. Açıklamada, “Depremzedelerin güvenli, erişilebilir ve insan onuruna uygun barınma koşullarına erişimi sağlanmalı, geçici konutlar yerine kalıcı çözümler bir an önce hayata geçirilmeli” diye belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL-ANKARA-İZMİR

  • Nurhak’ta konteynerde yaşayan kadınlar: Çaresizlikten bu tenekelerin içinde kalıyoruz-VİDEO

    Nurhak’ta konteynerde yaşayan kadınlar: Çaresizlikten bu tenekelerin içinde kalıyoruz-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depremlerinin üzerinden 2 yıl geçmiş olmasına karşın Maraş’ın Nurhak ilçesinde yurttaşlar hala konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor. Mecburen konteynerde yaşadıklarını belirten yurttaşlar, “Devlet bize yardım etmedi, depremi halktan bize gelen desteklerle atlattık. Depremin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra evlerin teslim edileceği söylendi ancak temelleri dahi atılmadı” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. 6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçmesine karşın yurttaşların sorunlar giderilmedi.

    Maraş’ın Nurhak ilçesinde AFAD’ın konteynerinde kalan yurttaşlar, yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “MECBUREN KONTEYNERDE YAŞIYORUZ”

    Mecburen konteynerde yaşadıklarını ifade eden Sultan Çadır, “Bize hiçbir yardım yapılmadı. Çaresizlikten bu tenekelerin içerisinde kaldık. Yardım için başvurduğumda sen emeklisin deniliyor bir şey verilmiyor. Devlet bizi görmüyor ki zaten” dedi.

    “DEVLET BİZE YARDIM ETMEDİ”

    Depremin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen zorluklar yaşamaya devam ettiklerini belirten Sultan Kartal, “Depremde bütün eşyalarımız gitti. Devlet bize yardım etmedi halk ile birlikte yardımlaştık. İmkanımız olmadığı için ev yapamadık, TOKİ’ye başvurduk ama daha bize bir şey çıkmadı” diye ifade etti.

    “HALKTAN GELEN DESTEKLERLE DEPREMİ ATLATTIK”

    6 Şubat depreminde çok zor bir süreç yaşadıklarını vurgulayan Meryem Karaca, şunları söyledi:

    “Depremi halktan bize gelen desteklerle atlattık, halen zorluklar yaşıyoruz. İnsanlar şu anda devletten para almıyorlar ama konteynerlere para veriyorlar. TOKİ evlerinin 1. etabı sona erdi evler yapılmaya başlandı ancak 2. etap kuraları daha çekilmedi. İnsanlar ne kadar kira ödeyeceğini bilmeden boş kağıda imza attırıldı. Devletten 2 yıl geçmesine rağmen bir yardım gelmedi. Depremin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra evlerin teslim edileceği söylendi ancak temeller dahi henüz atılmadı. İnsanlar mecburiyetten konteynerde yaşıyor.”

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/MARAŞ

  • Adıyaman’daki Alevi kurumları: Depremin etkileri devam ediyor-VİDEO

    Adıyaman’daki Alevi kurumları: Depremin etkileri devam ediyor-VİDEO

    PİRHA- Depremin 2’nci yılında Adıyaman’da yaşanan sorunlar hakkında konuşan Alevi kurum başkanları, 6 Şubat’ta yıkılan kentte sorunların iktidar tarafından giderilmediğini ifade ederek, depremde hayatını kaybedenleri anacakları eyleme katılım çağrısında bulundular.

    6 Şubat 2023 Maraş merkezli depremlerde çok büyük hasar alan Adıyaman’da 2 yıl geçmesine rağmen şehirde yıkım çalışmaları devam ediyor. 1 yılda teslim edilmesi gereken deprem konutlarının 2 yıl geçtiği halde tamamlanmazken, birçok kişi hala konteynerlerde yaşamaya devam ediyor. Kentin alt yapı çalışmaları ve yıkım işlemleri sürerken tozdan dolayı şehirde hava kirliliğini de beraberinde getiriyor. Toplumun büyük bir kısmı akciğer hastalıkları için hastaneye başvurmak zorunda kalıyor.

    Konteyner kentlerde yaşayan insanlar 21 metre karelik alanda yaşamaya mecbur kaldığı için birçok ihtiyacını karşılamakta zorluk çekiyor. Küçük bir alanda yaşamak zorunda kalan çocuklar derslerine çalışamıyor bu da eğitimlerinde geri kalmasına neden oluyor. Bazı konteynerlerde elektrikten yaşanan aksaklıklardan dolayı kesintiler yaşanırken, soğuk havaların etkisiyle beraber ısınma sorunu da en çok şikayet edilen konular arasında. Bazı aileler iki elektrikli soba yakmak mecburiyetinde kalıyor. Devletin verdiği yardımlar dışında başka gelirleri olmayan bazı aileler beslenme ihtiyaçlarını yeteri kadar karşılayamıyor.

    “İNSANLAR GEÇMİŞTEN GELEN BAĞLARINI KOPARMAK İSTEMİYOR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Adıyaman Şube Başkanı Ali Sekman, 2 yıldır devam eden problemlerle ilgili konuştu. Sekman, süreçle ilgili olarak şunları söyledi:

    “Adıyaman’da depremin 2’nci yılında TOKİ ve deprem konutları devam ederken insanların beklentileri tamamıyla karşılanmış değil. Biz bile şu anda yaptığımız konteynerlerde geçici olarak kalıyoruz. Toplumumuzda özellikle yerinde dönüşümlere talep daha fazla. İnsanlar geçmişte yaşadığı komşuluk ilişkilerinden dolayı başka yerlere gitmek istemiyor. Halk geçmişten gelen bağlarını koparmak istemiyor. İki yıllık bir süreç geçmesine rağmen yıkım işlemleri devam ediyor. Haliyle tozlardan kaynaklı asbest insan sağlığını etkiliyor. Yıkımlar bir süre daha da devam edecektir., Mülk sahibi dışındaki ailelerin birçoğu konteynerlerde yaşıyor. 4-5 kişilik aileler 21 metre karelik alanlara sıkışmış durumdalar.”

    “6 ŞUBAT’TA SAAT KULESİ ÖNÜNDE OLACAĞIZ”

    Ali Sekman, deprem anmasının 2’nci yılında 3 gün boyunca yapacakları çalışmalara ilişkin konuştu. Sekman, depremden en çok etkilenen yerleri ziyaret edeceklerini söyleyerek, “5 Şubat’ta Adıyaman Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin yeni konteyner alanında emek ve demokrasi güçleriyle birlikte anma programı gerçekleştireceğiz. Anma programında sinevizyon gösterimi, söyleşi ve devamında ağıtlar okunacak. Sabah saat 03.00’te eski devlet hastanesinde toplanıp 6 Şubat’ta Adıyamanlılar için anlam taşıyan saat kulesine doğru meşaleli bir yürüyüş gerçekleştireceğiz. Depremde Hakk’a yürüyen eski şube başkanımız Zülfikar Yılmaz’ın bulunduğu binaya karanfil bırakacağız. Depremde yakınlarını kaybeden herkesi saat 19.00’da yeni konteyner alanımıza davet ediyoruz” dedi.

    “BU ACI UNUTULMAZ!”

    Depremin yaşandığı 6 Şubat günü kendisine ilk yardımın Urfa’dan geldiğini söyleyen Alevi Kültür Derneği (AKD) Adıyaman Şube Başkanı Hasan Çalış, yaşadıklarını şu şekilde anlattı:

    “Depremin ilk 3 günü devlet kurumundan hiç kimseyi görmedik. Halkımızın getirdiği yardımlarla ayakta durmaya çalıştık. Yaşanan yıkımlardan dolayı evlerini kaybeden insanlara cemevinden ihtiyaçları için yardım ettik, evleri olmayan insanlarımıza cemevinde yer açtık. Depremin ardından insanlar çaresizdi, hayat durmuştu; iş yoktu. Birçok şey değerinin üstünde bir fiyatla satılıyordu.”

    Depremin toplum üzerinde çok büyük bir hasar bıraktığını belirten Çalış, “Bu acı unutulmaz. Yetim kalan çocuklar, vücudunu bir parçasını kaybeden insanlar var. Hala da acı var, hala da sıkıntılar var.”

    Kamber YILDIZ- Cihan BERK/ADIYAMAN

  • Oto lastikçi Yasin Toprak: Devletten destek görmedim, günde yarım yevmiye zor kazanıyoruz-VİDEO

    Oto lastikçi Yasin Toprak: Devletten destek görmedim, günde yarım yevmiye zor kazanıyoruz-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depreminden 6 ay sonra Malatya Valiliği tarafından kendisine iş konteyneri verildiğini söyleyen oto lastikçi Yasin Toprak, “Depremden dolayı 6 ay boyunca çok kaybımız oldu. Bu zorlu süreçte devletten bize bir destek gelmedi. İşler iyi gitmiyor günde yarım yevmiye zor kazanıyoruz” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. 6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçmesine karşın Malatya’da eğitimden sağlığa, barınmadan ekonomiye dair sorunlar giderilmedi.

    Malatya’da 25 yıldır oto lastik dükkanı olan Yasin Toprak’ın dükkanı ve evi 6 Şubat depremlerinde yıkıldı. 6 Şubat depremlerinden 6 ay sonra Malatya Valiliği Yasin Toprak’a iş konteyneri verdi.

    Toprak, depremin ardından geçen iki yılda yaşadığı sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “İŞLER İYİ GİTMİYOR, YARIM YEVMİYE ZOR KAZANIYORUZ”

    6 Şubat depreminde mağduriyet yaşamış bir esnaf olduğunu söyleyen Yasin Toprak, “Dükkânın ve evin bütün eşyalarını köye taşıdık ve 6 ay orada kaldık. Depremden 6 ay sonra iş konteynerini valilik bana verdi. 14 Temmuz 2023 tarihinde buraya geldim ama geldiğimizde işler yolunda gitmedi. Müşteri bulana kadar kaybımız çok oldu zaten depremden dolayı 6 ay boyunca kaybımız vardı. Bu zorlu süreçte devletten bize hibe anlamında bir destek gelmedi. Herkese verdikleri 10 bin TL’yi bize de verdiler, bize verilen kredileri de geri ödeyeceğiz, bize bağışlanmış bir şey yok. İşler iyi gitmiyor günde yarım yevmiye zor kazanıyoruz, benden daha mağdur durumda olan esnaf arkadaşlarımız var. Şehir yıkıntılarını ortadan kaldırıp evleri bir an önce yapsalar da insanlar evlerine taşınsa ve şehir toparlansa belki o zaman işler de iyiye gidecek” dedi.

    “BAZI EVLERİN ENKAZLARI BİLE DAHA KALDIRILMADI”

    Depremin ikinci yılına girilirken bazı evlerin enkazlarının dahi kaldırılmadığını belirten Toprak, “Bu süreç epey zaman alacak gibi gözüküyor. Yetkililer işin bürokrasi kısmını bu kadar ağır yürütmesinler. Müteahhitler ruhsat almak için aylarca belediyede bekliyor. Böyle bir felakette bu sistemin böyle hantalca yürümesi tahammül edilecek bir şey değildir. Sanki felaket değil de sanki keyfiyet dönemi yaşıyormuşuz gibi belediye işlemleri çok ağır yürütüyor. İnsanlar evlerine kavuşabilmeleri için bir an önce işlemler hızlı bir şekilde yapılsın. Depremin ardından yıkılan binaların inşaatları halen ağır bir şekilde devam ediyor. Bu şekilde bu şehir nasıl toparlanacak” diye konuştu.

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/MALATYA

  • ‘Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen sorunlarımız devam ediyor’-VİDEO

    ‘Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen sorunlarımız devam ediyor’-VİDEO

    PİRHA-Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen Malatya’da konteynerlerde yaşayan binlerce insan olduğunu belirten PSAKD Malatya Şube Sekreteri Hatice Zengin, “Yetkililer tarafından bir yıl sonra herkesin evleri teslim edilecek denilmişti ancak ikinci yıla giriyoruz ve bizim evlerimiz dahi yıkılmadı, sorunlarımız da devam ediyor” dedi.

    Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden olurken, kamuoyunda ise ölü sayısının 100 bini, yaralı sayısının 200 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremlerin ikinci yıl dönümünde yaşamını kaybedenler anılıp, sorumluların cezalandırılması talebi yükselecek. Depremlerin en çok yıkıma uğrattığı kentlerden biri Malatya oldu. Birçok ilçede iki yıl geçmesine karşın eğitimden sağlığa, barınmadan ekonomiye dair sorunlar giderilmedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Sekreteri Hatice Zengin ile depremin ikinci yılına girilirken Malatya’da yaşanan sorunlar ve 6 Şubat’ta yapılacak anmalara ilişkin konuştuk.

    “DEVLETTEN BİR YARDIM GÖRMEDİK”

    Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen değişen bir şey olmadığını belirten Hatice Zengin, “Biz PSAKD olarak halen konteynerde kalıyoruz bu durum da Malatya’da değişen bir şey olmadığının göstergesi. Sağlığımız tehdit altında. Eğitimde de bir fırsat eşitliği yok derslerin 30 dakika yapıldığı bir yerde yaşıyoruz. 2 yıllık süre içerisinde devletten bir yardım görmedik, kendi çabalarımızla köylerimize ulaşmaya çalıştık” diye belirtti.

    “DEPREMİN ÜZERİNDEN 2 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN SORUNLARIMIZ DEVAM EDİYOR”

    PSAKD Malatya Şubesi olarak ellerinden gelen dayanışmayı göstermeye çalıştıklarını ifade eden Zengin, “Bugün halen konteynerlerde yaşayan binlerce insan var. Yıkımlar yapılırken olumsuzluklar var su kullanımı çok yetersiz her yer toz, toprak içerisinde kalıyor. Hayat bir yandan devam ederken bir yandan da önlem alınmadan yapılan yıkımlar var” diyerek yıkımkarın mevzuata uygun yapılmadığına işaret etti.

    Depremin olduğu yerlerin ortak sorunlarından bir tanesi de TOKİ tarafından yapılan evlerin durumu. Bir taradftan acale kamulaştırma adı altında tarım arazilerine el konulurken, diğer taraftan evleri yıkılan yurttaşlara verilecek dailerin ev sahipleri için ne kadara mal olacağı sorunu ortada duruyor.

    Bu duruma dikkat çeken Zengin, “Teslim edilen TOKİ’lerde vatandaşların ne kadar borçlanmaya gittiğini bilmiyor, boş belgelere imza atılıyor. Kentte yıkımlar devam ettiği için yatırım da yapılmıyor. Yetkililer, bir yıl sonra herkesin evleri teslim edilecek denilmişti ancak ikinci yıla giriyoruz ve bizim evlerimiz yıkılmadı. Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen sorunlarımız devam ediyor” dedi.

    “6 ŞUBAT’TA KAYBETTİKLERİMİZİ ANACAĞIZ”

    Zengin, 6 Şubat depremlerinin ikinci yıldönümünde Malatya’da yapılacak anmalara ilişkin ise şunları dile getirdi:

    “6 Şubat’ta Malatya Emek ve Demokrasi Platformu olarak ilk depremin yaşandığı saatte 04.17’de birçok insanımızı kaybettiğimiz Hayat Sitesi’nde anma yapacağız. Akşam saat 18.30’da ise depremde kaybettiklerimiz için meşaleli yürüyüş yapıp taleplerimizi dile getireceğiz.”

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/MALATYA

  • Adıyamanlı yurttaşlar: Şehir, 5-10 seneye zor toparlanır!-VİDEO

    Adıyamanlı yurttaşlar: Şehir, 5-10 seneye zor toparlanır!-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depremin en çok hissedildiği Adıyaman’da şehir yeniden yapılanmaya gidiyor. Yurttaşlar, enflasyon oranlarındaki yükseklikten dolayı geçimin zor olduğunu ifade ederek gelirdeki adaletsizliğe dikkat çektiler. Depremde yakınlarını ve evlerini kaybeden bazı yurttaşlar ise Adıyaman’ın yeniden düzene girmesinin 5-10 seneyi bulacağını söyledi.

    6 Şubat 2023 Maraş Pazarcık merkezli depremde etkilenen Adıyaman’da yurttaşlar, derinleşen ekonomik kriz ve depremden sonra Adıyaman şehir merkezinde devam eden inşaat çalışmaları hakkında konuştu. Adıyamanlılar, şehrin tekrar ayağa kalkması için zamana ihtiyaç olduğunu söyledi. Ekonomi krizin derinleşmesiyle birlikte alım gücünün düştüğünü söyleyen yurttaşlar, hem asgari ücretin hem de emekli maaşlarının geçimi sürdürmek için yeterli olmadığını belirttiler.

    “HAYAT ŞARTLARI İYİ, GELİRDE ADALET YOK”

    40 senedir seyyar satıcılık işiyle uğraşan Abdulkadir İzci, hayat şartlarının iyileştiğini ancak gelirin adaletli dağıtılmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Bizim alt tabakadaki insanlara gelir dağılımı az. Türkiye’de kriz yoktur; Türkiye’de gelir adaletsizliği vardır. Devlet bile zengine çalışıyor. Türkiye’de para var ama insanlık yoktur. Asgari ücret açıklandı ama asgari ücretten önce ürünlerin etiket fiyatı arttı. Yönetenlerin suçu büyük ama toplum birbirine dürüst değil.”

    “KİMSEDE PARA YOK, HAYAT PAHALI”

    Seyyar olarak tütüncülük yapan Hasan Kara, “Tütün işi yapıyorum, o da gitmiyor. Kimsede para yok, hayat pahalı, hiçbir şey alınmıyor. İnsanlar hayat pahalılığından dolayı bir şey alamıyor. 14 bin TL emeklilere veriyorlar o da yetmiyor” diye konuştu.

    Mevsimlerdeki dengesizliklerden dolayı işlerin düştüğünü belirten ve 40 seneden beridir terzilik yapan Haci Tumay, yağışın yetersizliğinden dolayı işlerin düştüğünü ifade etti. Depremde ailesinden 20 kişiyi kaybettiğini ve kendisine ait 2 tane evin yıkıldığını söyleyen Tumay, şehirdeki alt yapı çalışmalarının çok yetersiz olduğunu belirterek, “Bugün mesela belediyenin açmış olduğu çukurlar var, bu çukurların üzerinden binlerce araç geçiyor. Oralara asfalt dökseler daha iyi olur” dedi.

    Uzun yıllar bakırcılık işiyle uğraşan ve yaptığı işi sürdürecek kimsenin olmadığını ifade eden Ramazan Toprak, “Birçok aile çocuklarının okumasını istiyor, öyle olunca da bu mesleği sürdürecek kimse kalmıyor. Alileler çocukları okusun diye borç yaptı, eğitimlerine çaba harcadı. Ne yazık ki birçok öğrenci atanamayınca aile içeresinde sorunlar çıkmaya başladı. Ebeveynler de zanaat işine önem vermedi, devlet de vermeyince bu işlere ilgi duyacak kimse kalmadı” şeklinde ifade etti.

    Ailesinden kardeşini ve çok sayıda yakınını depremde kaybettiğini söyleyen Toprak, depremde birçok kent yıkılınca müdahalenin geciktiğini ifade etti. Şehrin tekrar düzene girmesi için zamana ihtiyaç olduğunu vurgulayan Toprak, şehrin düzene girmesi için 3-5 seneye daha ihtiyaç olduğunu söyledi.

    “YOLLAR KÖSTEBEK YUVASI”

    Ülkenin ekonomik olarak kötü olduğunu ifade eden Kaynakçı İbrahim Gezer, “Her geçen gün her şey zamlanıyor. Artık zamları takip edemiyoruz. Gece gündüz çalışıyoruz ama karın tokluğuna, kimseye muhtaç olmamak için. Bugün çocuğum evlenmek istese düğün yapacak gücüm yok. Ancak ekmeğimizi çıkarabiliyoruz” diye belirtti.

    Malatya’ya oranla Adıyaman’daki çalışmaların geri kaldığına dikkat çeken Gezer, “Adıyaman sahipsiz, kör bir noktada duruyor. Abdurrahman Tutdere, Adıyaman’ı mecliste dile getiriyordu onu da belediye başkanı yaptılar. Belediye başkanının çalışmaları yetersiz; yolların hepsi çok berbat duruyor. Yolların bir kısmı kapalı geriye kalan yollar da köstebek yuvası gibi. Trafik artışının nedeni yapılmayan yolları kullanamadıkları içindir. Adıyaman’ın yeni bir düzene girmesi 5-10 seneyi bulur” ifadesinde bulundu.

    “AKŞAM NE PİŞİRECEĞİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUZ”

    Emekli maaşıyla geçinmek durumunda kaldığını belirten kadın yurttaş, tek maaşla üç çocuk okuttuğunu dile getirdi. Ekonominin hayatlarını olumsuz etkilediğine dikkat çeken emekli kadın, şunları kaydetti:

    “Emekli maaşla geçim zor. Artık intihar sayıları artıyor, boşanmalar var. Bunun nedeni ekonomik krizin etkisinden dolayı. Ekonomik kriz en çok da kadınları etkiliyor. Erkek eve ne götürecem diye düşünürken kadın da ne pişireceğim diye düşünüyor. Kriz en çok aileleri etkiledi.”

    “ASGARİ ÜCRETLE BİRLİKTE, EŞYALAR DA ARTIYOR. BİR DENGESİZLİK VAR”

    Depremde yardımların 3 gün sonra geldiğini belirten Mehmet Sait, deprem zamanında kendi imkanlarıyla enkaz altında bulunan insanların kurtarılması için yardımcı olduğunu, uzun bir süre sonra toparlanabildiklerini ifade etti.

    Sait, ekonomik krizin etkilerini her alanda hissettiklerini dile getirerek, “Asgari ücretle birlikte eşyalar da arttı. Yani maaşla yükseltmekle sorun çözülmüyor. Domatesin kilosu 50 lira mesela, ortada bir dengesizlik var. Şimdi kiralar 15 bin TL’den başlıyor” ifadelerine yer verdi.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

     

  • Prof. Naci Görür: Bizler her depremde 10 bin, 50 bin insan kaybetmek zorunda mıyız?-VİDEO

    Prof. Naci Görür: Bizler her depremde 10 bin, 50 bin insan kaybetmek zorunda mıyız?-VİDEO

    PİRHA- Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Adıyaman’da depremle ilgili konferans verdi. Görür, “Adıyaman’dan daha şiddetli deprem yaşayan Japonya ve Tayvan da birkaç kişi hayatını kaybederken, Adıyaman’da resmi rakamlara göre 53 bin insan hayatını kaybetti. 50 bin kişi nerde 3-5 kişi nerde. Bunu nasıl sindirebiliyoruz, nasıl unutabiliyoruz. Depremde insanlar kendi selalarını dinleye dinleye can verdiler” dedi.

    Adıyaman Belediyesi, Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası, Türk Mühendis Mimarlar Odası Başkanlığı (TMMOB) ve Adıyaman İl Koordinasyon Kurulu tarafından Ticaret ve Sanayii Odası konferans salonunda Prof. Dr. Naci Görür‘ün katılımıyla “Depreme Dirençli Adıyaman”  adlı konferansı verildi. Birçok sivil toplum ve siyasi partilinin yer aldığı salona çok sayıda kişi kişi de katıldı. Adıyaman’ın depreme hazırlıklı olması için yöneticilerin üstüne düşeni yapması gerektiğini söyleyen Görür, Adıyaman Üniversitesi’nin, rektörlüğün yer bilimleri fakültesi açması gerektiğini ifade etti. Görür, halkın başka bir depreme hazırlıklı olması için ülkenin sahibi olan halkın kendi toplumunun ölümüne müsaade etmeyip gereğini yapmasını söyledi.

    “BİZLER HER DEPREMDE 10 BİN, 50 BİN İNSAN KAYBETMEK ZORUNDA MIYIZ?”

    Levha sınırlarının depremin etkili olduğu yerler olduğunu ve insanların buralara yerleştiğini belirten Görür, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Zamanla düşünebilen, bilime inanan toplumlar buraların yerleşim alanına uygun olmadığını bildikleri için yerleşim alanlarını değiştirmişlerdir. Her depremde bizler 10 bin, 20 bin, 50 bin insan feda etmeye hazır mıyız? Yöneticilere sormuyorum, sizlere soruyorum: ‘Bu kadar insanı kaybetmeyi göze alıyor musunuz?’ Almıyorsak eğer neden duruyoruz, neden doğruyu yapmıyoruz.”

    “ADIYAMAN’DA YER BİLİMLERİ FAKÜLTESİ AÇILMALI”

    Adıyaman’da olası iki tehlikeli fay hattının olduğunu söyleyen Görür, “Birincisi Bitlis-Zagros hattının Adıyaman’ı perişan edebilecek bir hattır. Eğer bir deprem olursa bu kuşakta en çok etkilenecek olanlar sizlersiniz. Buranın çok iyi araştırılması ve takip edilmesi gerekiyor. İkinci fay hattı da Doğu Anadolu Fay Hattı. Bu bölgede oluşabilecek her deprem Adıyaman’ı az veya çok etkileyebilir. Bir tehlikeye yakın bir yerdeyseniz yapacağınız bir şey yok; yapacağınız şey tehdidin bütün özelliklerini bilmek, ona göre tedbir almak” ifadesinde bulundu.

    “DEPREMLE BİRLİKTE EKONOMİ DE RİSK ALTINDA”

    Deprem sonrası yıkılan şehirlerle birlikte ekonominin de etkilendiğini ifade eden Görür,  şunları söyledi:

    “Ekonomi deprem sırasında çökmemeli, üretim durmamalı, ulaşım devam etmeli. İş insanları depremde işin durmaması için alternatifi bilmeli, çözüm üretmeli, deprem geldiği zaman bu saydığımız maddelerin durmaması gerekiyor. Ama biz de böyle olmadı. Deprem en büyük ekonomik felakettir. Deprem bir ülkeyi dizüstü çökerten bir felakettir. 11 ilde yaşanan deprem ülkeyi ekonomik anlamda çökertmiştir.”

    “DEPREMDE İNSANLAR KENDİ SELALARINI DİNLEYEREK CAN VERDİLER”

    Pazarcık ve Japonya’daki depremleri karşılaştıran Görür, önlem alındığı için Japonya ve Tayvan da az insanın hayatını kaybettiğinin altını çizerek, “Adıyaman’dan daha şiddetli deprem yaşayan Japonya ve Tayvan da birkaç kişi hayatını kaybederken, Adıyaman’da resmi rakamların verdiği rakamlara göre 53 bin insan hayatını kaybetti. 50 bin kişi nerde 3-5 kişi nerde. Bunu nasıl sindirebiliyoruz, nasıl unutabiliyoruz. Depremde insanlar kendi selalarını dinleye dinleye can verdiler. Halk olarak bizlerin suçu ise kendi yaptığımız binaların denetimini yapamamak oldu. Halkın yöneticilere şunu sorması gerekiyordu: ‘Beni yönetmek istiyorsan bulunduğum yeri depreme dirençli bölge olarak kuracaksan oyum senindir” diye konuştu.

    “İSTANBUL HALKI DEPREME HALA HAZIRLIKLI DEĞİL”

    İstanbul’da deprem olma riskine de dikkat çeken Görür, yeterli tedbirlerin alınmadığını vurgu yaparak, “İstanbul’da bir araştırmaya göre domatesin, biberin sorunu depremi sollamış. İstanbullunun bütün derdi domates kaç paraya, biber kaç paraya çıktı sorunu. Bir tek kişi deprem bizim tek sorunumuzdur demedi. 50 bin insanın hala cesedi soğumamışken halk deprem sorununu dile getirmedi. Biz bu şekilde depremle nasıl mücadele edeceğiz” diye sordu.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • İHD Hatay Şubesi: TOKİ eliyle Samandağ’da demografik yapı değiştirilmek isteniyor

    İHD Hatay Şubesi: TOKİ eliyle Samandağ’da demografik yapı değiştirilmek isteniyor

    PİRHA- 6 Şubat depremleri sonrası Hatay’da ‘Acele Kamulaştırma’ kapsamına alınan ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nca (TOKİ) konut yapılması planlanan Hatay’ın Samandağ İlçesi’nde ki Hıdırbey-Mağaracık-Yoğunoluk-Kurtderesi ve Vakıflı  Mahallelerine ilişkin raporunu kamuoyuna açıklayan İHD Hatay Şubesi, halkın demografik yapının değiştirilme endişesi taşıdığını belirterek, “Derhal bu haksız, hukuksuz “Acele Kamulaştırma” kararından vazgeçilmesini öneriyoruz” dedi.

    6 Şubat depremleri sonrası Hatay’da acele kamulaştırma kapsamına alınan ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nca (TOKİ) konut yapılması planlanan Hatay’ın Samandağ İlçesi Hıdırbey-Mağaracık-Yoğunoluk-Kurtderesi, Vakıflı Mahallelerinde 12 binin üzerinde konut İnşa edilmesi planlanmaktadır.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Hatay Şubesi, yaşanan hak ihlallerine dair basın açıklaması yaptı.

    Abdullah Cömert Parkı’nda yapılan açıklamayı İnsan Hakları Derneği Hatay Şube Eş Başkanı Mürsel Tonguç Salmanoğlu okudu. Salmanoğlu, bir heyet oluşturarak alanda çalışmalarda ve tespitlerde bulunulduklarını belirterek, “Yaptığımız araştırmalarda Samandağ ilçesi Hıdırbey-Mağaracık-Yoğunoluk-Kurtderesi, Vakıflı  mahallerinde şu an itibari ile 1. Etap 424 Adet Konut inşaatı ile Alt yapı ve Çevre düzenleme işi,2. Etap ta aynı şekilde 750  Adet konut,3. Etapta 1112 Adet konut ve 2 adet 10 dükkanlı Ticaret merkezi ve 4. Etapta 1138 olmak üzere toplamda 3424 adet konut inşaatı alt yapı ve çevre düzenlemesi işinin ihalesi yapılmış olup çalışmalara başlanmıştır. 6 Şubat depremleri sonucu Samandağ İlçesinde resmi rakamlara göre 10700 hak sahipliğinin olduğu da tarafımızca tespit edilmiştir” dedi.

    “DEMOGRAFİK YAPININ DEĞİŞTİRİLECEĞİNE YÖNELİK KAYGILAR VAR”

    İlgili sayılı Hatay İli Samandağ İlçesi Hıdırbey-Mağaracık-Yoğunoluk iskan alanı kamulaştırma işlemi haritasında özel mülkiyetteki taşınmazların oranı, proje alanının yaklaşık yarısına denk geldiğini aktaran Salmanoğlu, şunları ifade etti:

    “Bu alanlardaki özel mülkiyet sahipleri ile yaptığımız görüşmelerde Acele Kamulaştırma kararı ile depremzedeler için yapılması planlanan TOKİ konutlarına karşı olmadıklarını fakat yapılması planlanan TOKİ konutlarının geçim kaynakları olan mandalina ve zeytin ağaçlarının olduğu alanlara tekabül ettiği, istimlak edilen yerlerin Samandağ ilçesindeki 1. sınıf tarım arazileri olduğu, Acele Kamulaştırma Kararı sonucu kendi adlarına kayıtlı tapulu arazileri ile ilgili hiçbir şekilde devlet yetkileri tarafından bilgilendirilmedikleri, e-Devlet üzerinden tapu kayıtlarının düşürülmüş olduğunu, bir kısmının da hesaplarına para yatırıldığı, yatırılan paranın rayiç bedellerinin çok altında olduğu hatta dörtte biri kadar olduğu,  proje kapsamının nereleri kapsadığı nasıl gelişeceği hakkında bilgi sahibi olmadıkları, proje alanının günübirlik değiştiğini, bu yüzden arazileri istimlak edilmeyen kişilerinde tedirgin olduğu, kendi topraklarında kendi arazilerinde kendilerine hiç haber verilmeden görüşleri alınmadan yapılan bu Acele Kamulaştırmanın kamu yararı gözetmediğini, bir kısım arazi sahibinin arazilerine sulama sistemleri kurma, kuyu açma ve havuz yapma gibi yatırımlar yaptığı,  mağdur edildikleri dile getirilmiştir.

    Ayrıca Acele Kamulaştırma Kararı ile Hazine, Vakıf ve Belediye arazilerini her yıl kirasını ödeyerek kullanan kişilerle yaptığımız görüşmelerde aynı şekilde depremzedeler için yapılması planlanan TOKİ konutlarına karşı olmadıklarını, fakat onlarca yıldır hazine arazilerini kullanılacak duruma getirmek için emek verdiklerini ekip biçtiklerini, ağaç diktiklerini, sulama sistemleri gibi bir dizi yatırım yaptıklarını, kendilerine hiçbir şekilde haber verilmeden arazilerindeki ağaçların söküldüğünü, Bilirkişilerin arazilerinde ki ağaçların sayısı ve yaptıkları yatırımları tespit etmek için gelmediklerini, bir kısım arazi sahibinin Tarım İlçe Müdürlüğü gibi ilgili kurumlara gidip dilekçe vererek sökülen ağaçların ve yaptıkları yatırımların taraflarına verilmesini talep ettiklerini, fakat kendilerine herhangi bir şekilde dönüş yapılmadığı, mağdur edildiklerini dile getirmişlerdir.  Ayrıca yatığımız görüşmelerde ve basın taramasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ının 12 mart 2023 tarihinde Samandağ Afet Koordinasyon Merkezi’nde Samandağ’da 17 bin 331 konutun inşa edileceğini söylediği; oysa hak sahipliğinin bile 10700 olduğu hatta bir kısım hak sahibinin yerinde dönüşüme başvuru yaptığı düşünüldüğünde inşa edilecek TOKİ konut sayısının iki kat fazla olduğu, bu konutların kimlere hangi şartlarda verileceğine yönelik resmi bir bilginin olmadığı, bu yüzdende Samandağ halkında demografik yapının değiştirileceğine yönelik kaygıların olduğu tespit edilmiştir.”

    “ACELE KAMULAŞTIRMA” KARARINDAN VAZGEÇİLMESİNİ ÖNERİYORUZ”

    Anayasa, yasalar ve uluslararası hukukun insan haklarına dair en önemli kaynağı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ise mülkiyet hakkı ek protokolde düzenlendiğini vurgulayan Salmanoğlu, “Buradan yetkililere, mülkiyet hakkına dair temel düzenlemelerin bu şekilde olduğunu ve bu hakkın sınırlandırılması ile durdurulmasının Anayasa’da yer alan hükümlere tabi olduğunu hatırlatarak, yaşanacak mağduriyetlerin önüne geçilmesini ve derhal bu haksız, hukuksuz “Acele Kamulaştırma” kararından vazgeçilmesini öneriyoruz” şeklinde konuştu.

    “HÂLİHAZIRDA UYGULANAN PROJELER, ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE REVİZE EDİLMELİDİR”

    Salmanoğlu, taleplerini ise şöyle sıraladı:

    “-TOKİ konutlarının inşaat alanlarında yapılan jeoloji ve jeofizik etüt raporları, ilgili kurumlarla paylaşılmalı ve TOKİ konut inşaatlarının denetimi, İnşaat Mühendisleri Odası’na açık olmalıdır.

    -Hâlihazırda uygulanan projeler, demografik yapıyı değiştirmeden, ekolojik dengeye zarar vermeden ve yoksullaşmaya sebep olmadan, şeffaf bir şekilde revize edilmelidir.

    -Acele kamulaştırma kararıyla depremzedeler için yapılması planlanan TOKİ konutlarının inşa edileceği yerlerde halk, katılım ilkesi doğrultusunda tüm sürece dâhil edilmeli ve projeler şeffaf bir şekilde yürütülmelidir.

    – Hatay’ın Samandağ İlçesindeki Hıdırbey-Mağaracık-Yoğunoluk-Kurtderesi, Vakıflı Mahallelerinde Depremzedeler için yapılması düşünülen TOKİ konutlarında halkın geçim kaynağı olan Hazine Vakıf ve Belediyeye ait arazilerdeki portakal mandalina ve zeytinlik alanlara mümkün mertebe dokunulmamalı, ekolojik dengeye zarar vermeyen projeler geliştirilmelidir. Ayrıca TOKİ konutların yapımında gerçek kişiler ile hukuk tüzel kişilerin   Hazine Vakıf ve Belediyeden kiraladıkları arazilerin geri alınmasıyla oluşan hak kayıpları ivedilikle giderilmelidir.

    – Hatay’ın Samandağ İlçesi’ndeki Hıdırbey-Mağaracık-Yoğunoluk-Kurtderesi, Vakıflı Mahallelerinde depremzedeler için yapılması düşünülen TOKİ konutlarında halkın geçim kaynağı olan özel mülkiyete ait arazi ve konutlara müdahalenin, öncelikle hukukî bir dayanağının bulunması, bunun yanında kamu yararına dayalı meşru bir amacının olması ve nihayet müdahalenin ölçülü olabilmesi için kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin sağlanması gerektiğini tekrar vurgulayarak kamulaştırma yoluna gidilmesini, hâlihazırda kamulaştırılarak TOKİ inşaatlarının yapıldığı yerlerde rayiç bedellerinin tekrar ele alınarak gerçek değerleri üzerinden hak sahiplerine ödenmesi sağlanmalı, mağduriyetler giderilmelidir.”

    PİRHA/SAMANDAĞ

     

     

     

     

     

     

  • Alevilerin yaşadığı Pınarbaşı’nda konutlar hala yapılmadı; Halk: İkinci bir deprem yaşıyoruz-VİDEO

    Alevilerin yaşadığı Pınarbaşı’nda konutlar hala yapılmadı; Halk: İkinci bir deprem yaşıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Depremde birçok evin enkaza dönüştüğü Pınarbaşı’nda (Bulam) 2 yıldır yapılmayan konutlar yüzünden yurttaşlar hala konteynerlerde yaşamak zorunda kalıyor. 1 km mesafedeki Çelikhan ilçesindeki konutlar tamamlanırken, Pınarbaşı’ndaki evlerin yapılmamış olması halk tarafından tepkiyle karşılanıyor. Beldeye bağlı muhtarlar, ikinci bir deprem yaşadıklarını vurgulayarak, konutların bir an önce yapılmasını istiyor.

    Adıyaman Çelikhan İlçesine bağlı Pınarbaşı (Bulam) Beldesi’nde 6 Şubat depremlerinin üzerinden yaklaşık 2 yıl geçtiği halde herhangi bir konutun yapımına başlanmadı.

    Bulam’a 1 km mesafedeki Çelikhan İlçesi’nde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yapılan daireler yurttaşlara teslim edilirken, Bulam’da sadece ev yapılacak alan belirlenip, bir istinat duvarı ve birkaç inşaat temeli yapılarak bırakılmış halde. Alevilerin yoğun yaşadığı Bulam’da evlerin yapılmamış olması toplumda tepkiye neden oldu.

    Çevrede birçok köyün evleri teslim edilmek üzereyken 3500 nüfuslu beldenin evlerinin yapılmama nedenlerini Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü çeşitli nedenlerle ya ertelendiği ya tekrar ihale edileceği bilgisini veriyor. Pınarbaşı Beldesi mahalle muhtarları geciktirilen konutların en hızlı şekilde teslim edilmesi gerektiğini belirterek, yetkililerin mahallelerindeki halkın yaşamış oldukları sorunlarla ilgilenmesi gerektiğini ifade ettiler.

    “ŞEYHO KOÇ: EV YAPMAK İÇİN FAİZLE KREDİ ÇEKTİM”

    Depremde evi yıkılan Şeyho Koç, herhangi bir destek alamadığı için faizle kredi alarak küçük bir ev yaptığını söyledi. Depremde evi yıkıldıktan sonra çadırda yaşamak zorunda kalan Şeyho Koç, borçla yaptığı evin kredi faizini verdiğini dile getirdi. Yetkili kurumlardan kendisine yönelik bir desteğin sağlanmadığını belirten Koç, şunları söyledi:

    “Çevrede bulunan Köseuşağı, Aktaş ve Çelikhan’ın evleri yapıldı, ama bizim burası olduğu gibi duruyor. Sadece bir duvar örülmüş ve o şekilde bırakılmış. Depremde faizle kredi çekerek iki konteynır genişliğinde bir ev yaptım. Paranın bir kısmını çocuklarım bir kısmını da ben çekerek bu evi yaptım. Şimdiye kadar 1 milyon TL param gitti. Evin yapılmasında ben çok çalıştım yoksa 300-400 bin lira daha giderdi.”

    “6 AY İÇERİSİNDE TESLİM EDİLECEĞİ SÖYLENDİ”

    Cami Mahallesi Muhtarı Erkan Gümüş, depremden bu yana insanların mağdur olduklarını söyledi. Hala insanların konteynerlerde yaşadığını dile getiren Gümüş, “Defalarca kaymakamlığa, çevre, şehircilik ve iklim müdürlüğüne de gittik. Defalarca toplantı da yapıldı, hala da bizim beldenin temelleri atılmadı. 8 mahallede içeresinde Aktaş Mahallesi’nin temelleri atılmış, evleri daha teslim edilememiş. İnsanlarımızın birçoğu konteynerlerde kalıyor ve yardım alamıyorlar. Devlet kira yardımını yapmıyor. Mahalle muhtarlarıyla görüşmeye gittiğimiz zaman bize 6 ay içerisinde evlerin teslim edileceğini söylediler. Aradan 6 aydan fazla zaman geçti ortada ev yok ve çalışmalar kıştan dolayı durdurulmuş” dedi.

    “TÜTÜNLERİN ÇOĞU BOZULDU, İNSANLAR GEÇİNEMİYOR”

    Bu sene yaptıkları ürünlerin birçoğuna hastalık vurduğu için zarar ettiklerini söyleyen Gümüş, “Burada iş imkanları olmadığı için çalışacak bir yer yok. İnsanlar asgari ücretli geçinemediğinden evlerine bakamıyorlar. Tütünlerin yüzde 90’ına hastalık bulaştığından dolayı halk geçinemiyor. Yetkililerin bir an önce bu soruna çözüm bulmasını istiyoruz” diye konuştu.

    “EVLER YAPILMADI, KIŞ SOĞUK, İNSANLAR KONTEYNERLERDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR”

    22 aydan beridir evlerin temelinin atılmadığını, kış soğuk olduğu için insanların konteynerlerde kalmak zorunda kaldığını söyleyen Pınarbaşı Kaya Mahallesi Muhtarı Ali Tuğrul, deprem ilgili yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “300 ağır hasarlı ev olan belde de 3 tane temel atılmış. Önümüz kış bu şartlarda da ev yapılamaz. Konteynerlerde, çadırlarda yaşayan insanlarımız var. Deprem yardımı alan kişilerin 5-6 aydır aldıkları para kesilmiş. Vatandaşlar soba yakamadığı için elektrikli soba yakıyorlar. Böyle olunca yüksek fiyatlardan faturalarını ödüyorlar. Devletin bu yaşadığımız sorunlara el atmasını talep ediyoruz.”

    “DEPREMİ UNUTTUK, İKİNCİ DEPREMİ YAŞIYORUZ”

    Aktaş Mahallesi Muhtarı Hanifi Yeşilyurt, köylerindeki sorunlara değindi. Yeşilyurt, depremin etkilerinin hala devam ettiğine dikkat çekerek, “Depremi unuttuk şimdi ikinci depremi yaşıyoruz. Muhtarlığını yaptığım köyde evlerin temelleri atıldı, ne yazık ki 5 aileye ev hak sahipliği verilmemesinden ötürü zor durumda yaşıyorlar. Konteyner kent gibi alanlarda insanlar lavaboya, banyoya ulaşabiliyorken köyde yaşayan insanlar bu haklara sahip değil. Köyde verilen konteynerler iyi olmadığından dolayı iki aile ölümle karşı karşıya geldi. İnsanlar depremde ölmedi ama o konteynerlerde ölecekler” ifadelerini kullandı.

    “DEPREMDEN SONRA İKİNCİ DEFA ÖLDÜK”

    Diğer birçok köy ve ilçenin evlerinin teslim edildiğini söyleyen Pınarbaşı Balıkburnu Mahallesi Muhtarı Kemal Büyükşahin de şunları dile getirdi:

    “Birçok köy evi teslim edildi. Çelikhan ilçesinin bile konutları teslim edilme aşamasına gelinmiş ama Pınarbaşı’nda sadece bir duvar ve 2-3 temel atılmış. Okuma oranı yüksek olan beldemizde öğrenciler ders çalışamıyor. Konteynerlerde hangi şartlarda okuyacak bu gençler. Mahallemizde 50 hane şehir dışında kalıyor. Mahalle muhtarlarıyla neredeyse her gün devlet kurumlarını ziyaret ediyoruz. Maalesef gözle görülür bir gelişme yaşanmadı. Vatandaşın umudu kırılmış durumda. İnsanlarımıza inandıracağımız hiçbir cümle kuramıyoruz. Depremde 11 yakınımı kaybettim, onlarla birlikte biz de öldük aslında. Depremden sonra bu kadar hayal kırıklığına uğrayacağımızı tahmin edemedik.

    “EN MAĞDUR MAHALLE BALIKBURNU MAHALLESİ; 120 HANELİK KÖYDE 4 AİLE KALDI”

    İki yıldır tarlalarımızdan tütün de kaldıramıyoruz, hayvancılığı terk etmek zorunda kaldık. Hayvancılık bitti, tarım bitti. Yapılacak hiçbir şey kalmadı. Şu anda Adıyaman’da en mağdur mahalle Balıkburnu Mahallesi. 120 hanelik bir köyde sadece 4 aile yaşıyor.”

    Kamber YILDIZ/PINARBAŞI-ADIYAMAN

  • Samandağlı yurttaşlar beton santraline karşı: Zehir solumak istemiyoruz-VİDEO

    Samandağlı yurttaşlar beton santraline karşı: Zehir solumak istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Samandağ’da yerleşim yerine yakın bir yerde ruhsatsız bir şekilde okula ve yaşam alanlarına 200 metre mesafede kurulan beton santralinin kapatılmasını isteyen yurttaşlar, “Zehir solumak istemiyoruz. Yekililer buna bir çare bulsun” dediler. 

    6 Şubat depremlerinde büyük yıkıma uğrayan Hatay’da, Samandağ ilçesine bağlı Atatürk Mahallesi ve Yeşilada Mahallesi arasında yapımı süren hazır beton üretim santrali, başta bölge halkı olmak üzere kamuoyunda tepkiler sürüyor.

    Yerleşim yerine yakın yerde kurulan bu santralin imar planına aykırı yapıldığı için hem yapı ruhsatı hem de işletme ruhsatı olmayan santral, 22 Nisan 2024 tarihinde belediye görevlileri tarafından mühürlenmiş olmasına rağmen kaçak bir şekilde çalışmaya devam etti.

    Son olarak mahkeme tarafından keşif yapılırken, beton santralinin kapatılıp kapatılmayacağı veya başka bir alana taşınacağına ilişkin karar verilecek.

    Samandağlılar, santralin kapatılması yönünde taleplerini sık sık dile getiriyor.

    PİRHA‘ya konuşan yurttaşlar, beton santralinin bir an önce mahalleden kaldırılmasını isterken, santralden çıkan tozdan zehirlendiklerini ifade ettiler.

    “YETKİLİLERE SESLENİYORUM; BUNA BİR ÇARE BULSUNLAR

    Çocuğunun beton santraline iki yüz metre mesafede bulunan okulda okuduğunu aktaran Samandağlı yurttaş, “Çocuğumun beton santralinden çıkan zehirli dumanı solumasını ve eğitim görmesini istemiyorum. Burdan yetkililere sesleniyorum; buna bir çare bulsunlar. Bizler beton santraline karşı değiliz. Yaşam alanlarımızın yakınına kurulmasına karşıyız” dedi.

    “ZEHİR SAÇIYOR

    Samandağ Atatürk Mahallesi’nde yaşayan bir yurttaş da, öğrencilerin yaşam alanlarını kısıtlayacak şekilde kurulmuş beton santralini istemediğini belirterek, “Zehir saçıyor, öğrencilere ve yaşam alanlarımıza zarar veriyor. Bundan dolayı biz bu santrali istemiyoruz. Bir an önce bu santralin buradan kaldırılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/SAMANDAĞ

    İLGİLİ HABERLER

    >Ruhsatsız işletilen beton santrali ile Samandağ’a ikinci bir deprem yaşatılıyor-VİDEO

     

  • Malatya’da deprem sonrası yapılan konutlar  yurttaşlara hala verilmedi, mağduriyet sürüyor-VİDEO

    Malatya’da deprem sonrası yapılan konutlar yurttaşlara hala verilmedi, mağduriyet sürüyor-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depremleri sonrası Malatya’da birçok konut yapıldı ancak alt yapı çalışmaları hala yok. Malatya Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Bektaş Tatar, “Depremin üzerinden 1.5 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen hala evler yapılmış değil. Normalde 1 yılda teslim edilmesi gereken evlerin büyük bir kısmı hala vatandaşlara teslim edilmemiş” dedi.

    Maraş Pazarcık Merkezli depremlerin ardından ağır hasar alan Malatya’da, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ)tarafından deprem binalarının bitirildi ancak hala teslim edilmedi.

    Malatya Türk Mimar ve Mühendis Odalar Birliği İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Bektaş Tatar, yeni yapılan TOKİ’lerin şehir merkezine uzak olması, alt yapının bitirilmemiş olması açısından eksikler olduğu için yurttaşların oturmak istemediğini söyledi.

    Tatar, rezerv alanlarının düzenlemesiyle ilgili konuşarak, “Öncellikle rezerv alanlarının belirlenmesi, kaç konutun yapılacağı, rezerv alanında yapılacak binaların hak sahiplerine verilmesiyle ilgili bir açıklama yapılması gerekiyor” dedi.

    “KÖY KONUTLARININ BÜYÜK KISMI KURAYLA ÇEKİLDİ AMA ALT YAPI ÇALIŞMASI BİTMEDİ” 

    Malatya’da deprem konutlarının yapıldığını ancak alt yapıların henüz tamamlanmadığını belirten Tatar, şöyle devam etti:

    “Depremin üzerinden 1.5 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen hala evler yapılmış değil. Normalde 1 yılda teslim edilmesi gereken evlerin büyük bir kısmı hala vatandaşlara verilmemiş. Seçimlerden sonra valiliğin ve bakanlığın değişmesiyle birlikte yeni hızlanmaya başladı. Köy konutlarının büyük bir kısmı kurayla çekildiği halde alt yapılarının çalışması bitmediği için teslim edilmediğini düşünüyoruz.”

    Tatar, konutların şehir merkezinden uzak yerleşim yerlerine yapılmasıyla ilgili olarak da “Merkezde yapılan konutların çoğu yapıldığı halde pek bir rağbet görmedi. Bunun temel sebebi de alt yapı hizmetlerinin düzenlenmemiş olması ve şehir merkezine uzak olmasından kaynaklı insanların tercih etmemesi, halkın sosyal anlamda gidebileceği yerlerin olmaması da en önemli etkenlerden bir tanesi” diye konuştu.

    “ÇALIŞMALAR BÖYLE SÜRERSE 10 YILDA ANCAK TOPARLANABİLİR”

    Yapılan konutların dışında yerinde dönüşümü kendi imkanlarıyla yapmak isteyen vatandaşlar olduğuna dikkat çeken Tatar,  şu ifadeleri kullandı:

    “Bunun içinde belediyelere yapılan başvurular hızlı ilerleyemediği için insanların kendi binalarını yapma konusunda önlerine biraz set çekiliyor. Şu anda bu kısmen de olsa bir ilerleme kaydediliyor. Aslında şehri biraz ayağa kaldıracak olan yerinde dönüşümlerin hızlı ilerlemesiyle alakalı. Bu hızlanmayla beraber şehrin kendine gelmesi sağlanabilir. Eğer bu şekilde devam edilirse şehir bir 10 yılda ancak toparlanabilir.

    “REZERV ALANLARININ BELİRSİZLİĞİ…”

    Malatya’daki rezerv alanlarının düzenlenmesiyle ilgili hala bir değişme yok. Her gün biri ekleniyor bir değişiyor. Bununla ilgili şöyle bir şeyin yapılması gerekiyor: Öncellikle rezerv alanlarının belirlenmesi, kaç konutun yapılacağı, rezerv alanında yapılacak binaların hak sahiplerine verilmesiyle ilgili bir açıklama yapılması gerekiyor. Rezerv alanlarının rant alanlarının dışına çıkarılması gerekiyor. Depremden kaynaklı sorunlarını çözebilecekleri alanlar olarak belirlenmesi gerekiyor.”

    “DENETİME YOĞUNLUK VERİLMESİ GEREKİYOR”

    Tatar, depremden sonra konutlarda hala yeterli anlamda denetimlerin yapılmadığını da söyledi. Kontrollerin daha sıkı yapılması gerektiğini dile getiren Tatar, “Sahada çalışan arkadaşlarla yaptığımız gözlemlerden yola çıkarak şunu söyleyebilirim. Binalarda yapılan denetimlerin o kadar sağlıklı yürütüldüğünden emin değilim. Arkadaşlarımızın tanık olduğu gözlemlere dayanarak bakarsak mevzuata uygun yapılmadığını biliyoruz. İnsanların yaşadıkları korkuyu göz önünde bulundurursak beton dökümlerinde biraz daha denetim altına alınması gerekiyor” dedi.

    “BAKANLIK DEĞİŞTİKTEN SONRA ÇALIŞMALAR HIZLANDI”

    Türk Mimar ve Mühendis Odalar Birliği İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Bektaş Tatar, Malatya’da bakanlık ve valilik değiştikten sonra konutların hızlandırıldığını belirterek, “Çalışmalar sadece üst yapılarla sınırlı olmamalı alt yapıların da aynı şekilde hızlandırılması ve yoğunlaştırılması gerektiğini düşünüyoruz.  Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un Malatya’ya gelmesiyle birlikte çalışmaların daha da hızlandırıldığını fark ettik. Ondan öncesinde çalışmalar yavaş yürüyordu” ifadelerini kullandı.

    Kamber YILDIZ/MALATYA

  • 72 kişinin öldüğü İsias Otel Davası’nın duruşması 22 Ekim’e ertelendi-VİDEO

    72 kişinin öldüğü İsias Otel Davası’nın duruşması 22 Ekim’e ertelendi-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da, 6 Şubat’taki depremlerde yıkılan ve 72 kişinin hayatını kaybettiği İsias Otel’e ilişkin davanın üçüncü duruşması bugün Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ailelerin beyanlarının ardından sanık avukatlarının savunmaları dinlendi. Duruşma 22 Ekim 2024’e ertelendi.

    Maraş merkezli 6 Şubat depreminde yıkılan ve 72 kişinin hayatını kaybettiği Adıyaman’daki Grand İsias Hotel ile ilgili 3’ü tutuklu 11 sanık hakkında açılan davanın duruşmasına bugün devam edildi.

    Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, adliyenin zemin katındaki konferans salonunda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

    Duruşmaya, Kuzey Kıbrıs Başbakanı Ünal Üstel, yaşamını yitiren sporcuların aileleri ile taraf avukatları katıldı.

    Mahkeme heyeti başkanı, önceki duruşmada yeniden bilirkişi raporu alınmasına ilişkin İstanbul Teknik Üniversitesi ile Dokuz Eylül Üniversitesi’nden uzmanların yer aldığı karma bir bilirkişi heyeti oluşturulmasının kararlaştırıldığını hatırlattı.

    Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, bu heyetin hazırlayacağı bilirkişi raporunun beklenmesini ve tutuklu sanıkların mevcut durumların devamını talep etti.

    “SANIK BOZKURT: KATİL DEĞİLİM”

    Tutuklu sanık Ahmet Bozkurt, üzerine atılı suçlamaları reddettiğini, katil olmadığını, otel sahibi olduğunu, 11 ilde hissedilen depremde Adıyaman’ın en fazla etkilenen illerden biri olduğunu anlatarak, 8 katlı oteli 13 katın yükünü taşıyacak şekilde inşa ettirdiğini, bu nedenle kolonların olması gerekenden daha kalın ve daha fazla olduğunu ve hiçbir masraftan kaçınmadığını savundu.

    “9 EYLÜL ÜNİVERSİTESİ BİLİRKİŞİ RAPORU HAYATİ ÖNEM TAŞIMAKTADIR”

    KKTC Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, gelecek duruşmaya da katılacaklarını söyleyerek, “Bizim için önemli olan duruşmada en fazla vakti alan sanık avukatlarının tahliyeye ilişkin beyanlarının mahkemece kabul görmemesi ve tutuklu sanıkların bu hallerinin aynen devamına karar verilmesi oldu. Buna ilaveten adli kontrolle serbest olan sanıkların da adli kontrol durumlarının devamına karar verildi. 9 Eylül Üniversitesi’nden beklenen bilirkişi raporunun dosyaya girmesi hayati önem taşımaktadır. Dolayısıyla 22 Ekim’de davamızın hangi yöne evrileceğini hep birlikte göreceğiz” dedi.

    Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Karakaya ise sorumluların cezalandırılmasını istediklerini ifade etti.

    Tutuklu sanıklar Ahmet Bozkurt, Mehmet Fatih Bozkurt, Erdem Yıldız’ın tutukluluk hallerinin devamına; diğer 8 sanığın ise adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasına karar verildi.

    Bir sonraki duruşma 22 Ekim’de saat 10.00’da yapılacak.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Adıyaman Valiliği’nden, İsias Otel davasıyla ilgili belediye görevlilerine soruşturma izni

    Adıyaman Valiliği’nden, İsias Otel davasıyla ilgili belediye görevlilerine soruşturma izni

    PİRHA-İsias Otel davasıyla ilgili, otelin yapım aşamalarında imzası bulunan belediye görevlilerine soruşturma açılmasına izin verildi. Adıyaman Valiliği İl İdare Kurulu, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebini kabul etti.

    İsias Otel davasıyla ilgili, otelin ilk yapım aşaması ve ikinci ruhsat aşamasında imzası bulunan belediye görevlilerine soruşturma açılmasına izin verildi.

    6 Şubat’taki depremde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) sporcularının ve tur rehberlerinin de aralarında bulunduğu 72 kişinin hayatını kaybettiği ve 8 kişinin yaralandığı Grand İsias Otel davasıyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı.

    Grand İsias Otel soruşturması kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma izni istenilen kamu görevlileri için Adıyaman Valiliği İl İdare Kurulu kararını verdi. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Adıyaman Belediyesi’ndeki görevliler ile ilgili soruşturma izni talebine, Adıyaman Valiliği İl İdare Kurulu izin verdi.

    Kurul üyeleri, Başsavcılık tarafından soruşturma izin talep edilen 8 kişiden, 2’sinin hayatını kaybettiği için soruşturma izni verilmemesine, 2 kişinin ise daimi işçi olması nedeniyle 4483 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmadıklarından genel hükümlere göre işlem yapılması gerektiğine, 4 kişi için ise ‘soruşturma izni verilmesine’ karar verdi.

    1993 yılındaki ilk ruhsatta imzası bulunan İmar Müdürü Y.G., 2001 yılındaki ikinci yapı ruhsatında imzası bulunan Ruhsat Büro Şefi B.B., İmar Müdürü M.S.A., Belediye Başkan Yardımcısı O.B. için soruşturma izni verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İnşaat Mühendisleri Odası: İmar affını telaffuz etmek akıl tutulması ve vicdansızlıktır!

    İnşaat Mühendisleri Odası: İmar affını telaffuz etmek akıl tutulması ve vicdansızlıktır!

    PİRHA – TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Yönetim Kurulu, imar affı konusunun Meclis gündemine gelmesi üzerine itirazlarını dile getirdi. Konuya ilişkin açıklama yapan İMO yönetimi, “Ortalama iki yılda bir yıkıcı depremlerin yaşandığı ülkemizde, bırakın imar aflarını kanunlaştırmayı, telaffuz etmek bile en hafif tabiriyle akıl tutulması ve vicdansızlıktır” diye belirtti.

    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Yönetim Kurulu, Meclis gündemine getirilen imar affı hakkında yazılı açıklama yaptı.

    15.04.2024 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan İmar Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile yeni bir imar affı getirilmek istendiğine işaret edildi.

    “BİR İMAR AFFI SÖZ KONUSU BİLE OLAMAZ”

    “6 Şubat depremlerinin gerçekleri ortadayken yeni bir imar affı söz konusu bile olamaz!” denilen İMO açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Kanun teklifi incelendiğinde, çıkarılan diğer imar aflarından pek de bir farkı olmadığı, geçmiş af uygulamalarında olduğu gibi yine ruhsatsız ve ruhsat eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmaya çalışıldığı, mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ile diğer hususların yapı sahibinin beyanı doğrultusunda belirleneceğine ilişkin tüm kriterler aynen kalmak suretiyle, yapının afet risklerine karşı dayanıklı olup olmadığının tespiti için bir rapor isteneceği hususu eklenerek yeniden düzenlendiği görülmektedir.

    Kontrolsüz ve plansız kentleşme ile sık sık çıkarılan imar afları, yapı üretim sürecinde mühendislik hizmetlerinin etkisizleştirilmesi gibi pek çok etkenden dolayı ülkemizde son 20 yılda gerçekleşen orta ve büyük ölçekli depremler, olması gerekenin çok üstünde yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Yıkılan veya ağır hasar alan bina sayıları açıkça göstermektedir ki yapı stokumuz yıkıcı etkileri olabilen doğa olaylarına karşı yeterli düzeyde dayanıklı değildir. Halkımızın büyük çoğunluğu afete karşı dirençli olmayan yapılarda yaşamaktadır.
    Üstelik hiçbir mühendislik hizmeti almamış kaçak bir yapının yahut sonradan yapılan büyütmelerle ya da kat ilaveleriyle kaçak duruma düşmüş bir yapının afet risklerine karşı nasıl olup da dayanıklı olabileceği konusu mühendislik bilimi bakımından izaha muhtaçtır. Bu türden bir beklenti yaratmak kamuoyu açısından olsa olsa bir algı operasyonudur, bir manipülasyondur.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının verilerine göre 6 Şubat depremleri sonrasında deprem bölgesinde toplam 688 bin 679 konut orta ve az hasarlı olarak tespit edilmiş durumdadır.

    Bakanlığa defaatle yaptığımız başvurulara rağmen 6 Şubat Depremlerinde hasar gören bu yapıların 18 Mayıs 2018 tarihinde “İmar Barışı” adı altında çıkarılan son imar affından yararlanıp yararlanmadığı, yararlandı ise bedelini ödeyip Yapı Kayıt Belgesi alan yapı sahiplerinin yapılarını İmar Kanunu`na ve deprem mevzuatına uygun hale getirilmek üzere ruhsat başvurusunda bulunup bulunmadığına dair sorularımız yanıtsız bırakılmıştır.

    Bu durumda Bakanlık son çıkarılan imar affından yararlanan binalara yapı kayıt belgesi verilmesi dışında herhangi bir işlem yapılmadığını zımnen kabul etmektedir.”

    “ÜLKEMİZİN ÖNCELİKLİ GÜNDEMİ İMAR AFFI DEĞİL”

    İMO Yönetim Kurulu’nun açıklamasında, son çıkarılan imar affında idarenin, yapının güvenliğini mülk sahibine bırakarak sorumluluğu üzerinden atmaya çalıştığını vurguladı.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Oysa devlet yurttaşlarının anayasal hakkı olan “güvenli ve sağlıklı bir konutta oturma, sağlıklı bir çevrede yaşama” hakkını tüm kurum ve kuruluşları kanalıyla sağlamak zorundadır ve devredemez.

    Odamız tarafından 22 Nisan 2024 tarihinde “Malatya ilinde, 2020 yılındaki Elazığ depreminde hasar alıp güçlendirmeyi bekleyen yapıların 2023 depremlerindeki akıbeti hakkında” yapmış olduğu açıklamada da ortaya çıkarıldığı üzere, 24 Ocak 2020 Elazığ depreminden etkilenen Malatya ilimizde hasar tespiti yapılan ve 1 yıl içerisinde güçlendirilmesi gereken yapılar, depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen güçlendirilmemiş ve hasarlı durumdayken 6 Şubat depremlerine yakalanmıştır.

    Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği için 6 Şubat depremlerinde orta ya da hafif hasar alan yapıların bir an önce güçlendirilerek depreme dirençli hale getirilmesi ya da yıkılması gerekmektedir. Ayrıca güvenli yapılaşmaya ilişkin bir düzenleme yapılacaksa İmar Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, Orman Kanunu, Kıyı Kanunu gibi ilgili tüm mevzuatın değerlendirmesinin yapılması gerekmektedir.

    Açıkladığımız nedenlerle gerek ülke genelindeki yapı stokumuz bakımından gerekse deprem yaşanan kentlerimizdeki hasarlı yapılar bakımından ülkemizin öncelikli gündemi imar affı değil deprem güvenliği yeterli olmayan yapıların tespit edilip bir an önce onarım, güçlendirme ya da yıkıp yeniden yapma seçeneklerinden biri kullanılarak depreme karşı dirençli hale getirilmesi olmalıdır.

    Ortalama iki yılda bir yıkıcı depremlerin yaşandığı ülkemizde, bırakın imar aflarını kanunlaştırmayı, telaffuz etmek bile en hafif tabiriyle akıl tutulması ve vicdansızlıktır. Mesnetsiz popülist politikalar ve bir kısım çevrelerin çıkarları uğruna halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye atan, yok sayan, akıldan ve bilimden uzak bu tür anlayışlara karşı İnşaat Mühendisleri Odası bilimi, yaşam hakkını, güvenli yapılaşmayı savunmaya devam edecektir.”

    PİRHA/ANKARA

  • SES Hatay Şubesi Hukuk Sekreteri Aşkar: Sorunlarla uğraşmaktan yas tutamıyoruz-VİDEO

    SES Hatay Şubesi Hukuk Sekreteri Aşkar: Sorunlarla uğraşmaktan yas tutamıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Depremle beraber özellikle koruyucu sağlık alanında sıkıntıların arttığını belirten SES Hatay Şubesi Hukuk Sekreteri Nilgün Aşkar, “Aynı zamanda çalıştıkları kurumlarda kendilerini güvende ve sağlıklı bulabilecekleri bir ortamları yok. Hem sağlık emekçilerinin yaşadıkları güçlükler varken, bir taraftan da halkın hizmet almasıyla ilgili ciddi sorunlar yaşanıyor” dedi. 

    Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden olurken, kamuoyunda ise ölü sayısının 100 bini, yaralı sayısının 200 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremlerin birinci yıl dönümünde yaşamını kaybedenler anılırken, sorumluların cezalandırılması talebi yükseliyor. Depremlerin en çok yıkıma uğrattığı kentlerden biri Hatay oldu. Birçok ilçede bir yıl geçmesine karşın eğitimden sağlığa, barınmadan ekonomiye dair sorunlar giderilmedi.

    SES Hatay Şubesi Hukuk Sekreteri Nilgün Aşkar, 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen bir yılı PİRHA’ya değerlendirdi.

    “PROBLEMLER SÜRÜYOR”

    Depremle beraber özellikle koruyucu sağlık alanında sıkıntıların arttığını belirten Nilgün Aşkar, “Sağlık merkezlerinin önemli bir kısmında yıkılmalar oldu. Bu da sağlık hizmetinde aksaklıklara, özellikle koruyucu sağlıkta aksaklıklara neden oldu. Uzun süre kronik hastalıkların takibiyle ilgili sorunlar yaşandı. Hala kronik hastalıkların takibiyle ilgili problemler devam ediyor” dedi.

    Hatay’da hastanelerin önemli bir kısmının yıkıldığını aktaran Nilgün Aşkar, “İnsanlar çok fazla şehir dışına gitmek zorunda kaldı. Bazıları gidemediği için bazı sağlık sorunlarını ötelemek zorunda kaldı. Gidenlerde fazladan bir maddi külfetle karşı karşıya kaldı. Bu da zaten evlerini, hayatlarını işlerini, kaybetmiş insanlara artı bir külfet oluşturuyor” şeklinde konuştu.

    “CİDDİ BİR PERSONEL VE HASTANE EKSİĞİ VAR”

    Sağlık emeçilerinin, barınma, eğitim gibi temel ihtiyaçları karşılanmadığı için farklı kentlere göç etmek zorunda kaldıklarını vurgulayan Aşkar, “Ciddi bir personel ve hastane eksiği var. Hastanelerde ciddi cihaz eksikleri var. Aynı zamanda çalıştıkları kurumlarda kendilerini güvende ve sağlıklı bulabilecekleri bir ortamları yok. Hem sağlık emekçilerinin yaşadıkları güçlükler varken, bir taraftan da halkın hizmet almasıyla ilgili ciddi sorunlar yaşanıyor” diye belirtti.

    “SORUNLARLA UĞRAŞMAKTAN YAS TUTAMIYORUZ”

    Barınma sorununun depremin üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen devam ettiğine dikkat çeken Nilgün Aşkar, şunları söyledi:

    “Barınma sorununun hızlı bir şekilde karşılanması gerekiyordu. Hatay’ın Özel Afet Bölgesi ilan edilmesi gerekiyor. Yurttaşlara, işsiz kalanlara, esnafa teçvikler verilmeli. Devlet eliyle kamu binaları oluşturulsa, okullar hızlıca yeniden yapılsa, sosyal hizmet, bakım yükümlülükleriyle ilgili hizmetler hızlıca yoluna girse burası daha yaşanır bir hale gelir. İnsanlar zaten yas tutacakken, sorunlardan kaynaklı yas tutamıyoruz. Çünkü hala biz güvenli ve sağlıklı bir yaşam elde etmekle ilgili bir mücadele içindeyiz. O yas böyle, kronik, travmatik bir şeye dönüşüyor.”

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/HATAY

     

  • Almanya’nın Köln kentinde depremde Hakk’a yürüyenler anıldı-VİDEO

    Almanya’nın Köln kentinde depremde Hakk’a yürüyenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depremlerinde Hakk’a yürüyenler Almanya’nın Köln kentinde anıldı. Anmada, toplumun dayanışma ve yardımlaşma ruhunu bir arada tutarak, depremin olumsuz etkilerini en aza indirmek için çalışmaya devam edilmesi çağrısı öne çıktı.

    Almanya’nın Köln kentinde bulunan Şato Düğün Salonunda 6 Şubat depremlerinde Hakk’a yürüyenler için anma yapıldı. Yapılan anmaya depremde yaşamını yitirenlerin yakınları, MARDEF, FEDA,AABF temsilcilerinin yanısıra çok sayıda kişi katıldı.
    Salman Ökmen ve Selda Torunoğlu’nun modaretörlüğünü yaptığı anma çerağların uyandırılması ile başladı. Pir Ahmet Karabulut, Pir Selahattin Göktürk, Pir Mehmet Erdoğan sırasıyla birer konuşma yaparak deprem sonrası yaşanan sorunlara dikkat çekti, dayanışmanın anlamını vurguladı. Okunan gulbangın anında çerağlar uyandırıldı.
    Ardından MARDEF yönetim kurulu üyesi Hasan Alcı konuştu. Alcı, deprem sonrası Maraş’a gittiğini belirterek gözlemlerini aktardı.
    Ardından MARDEF kadın meclisi temsilcisi Fatma Dapar Yakıt söz aldı. Yakıt MARDEF açıklamasını okudu. 6 Şubat’ta devletin enkaz altında kaldığına vurgu yapılan açıklama şu ifadelere yer verildi:
    “Bugün, geçmişte yaşadığımız acıları hatırlayarak, birbirimize olan sorumluluğumuzu bir kez daha kavramalıyız. Depremde zarar gören yerleşim alanlarındaki insanların yeniden ayağa kalkma mücadelesine tanıklık ederken, onların azmi ve kararlılığı bizi umutlandırıyor. Unutmayalım ki, birlikte hareket etmek, zorlukların üstesinden gelmenin anahtarıdır. Depremin etkilediği bölgelerde yaşayan insanlara destek olmak, onların yeniden inşa süreçlerine katkıda bulunmak için elimizden geleni yapmalıyız. Toplumumuzun dayanışma ve yardımlaşma ruhunu bir arada tutarak, depremin olumsuz etkilerini en aza indirmek için çalışmaya devam etmeliyiz. MARDEF olarak, birlikte daha güçlüyüz ve bu birliktelikle gelecekteki zorlukların üstesinden geleceğimize olan inancımızı güçlendiriyoruz.”

    Yakıt’ın ardından FEDA Eşbaşkanı Huri Kabayel söz aldı. Kabayel yaşanan acının tarifsiz olduğunu ifade ederek, devletin yardımlara el koyduğunu, el koydukları yardımları kendi yardımları gibi dağıttığını söyledi.
    Alevilere yönelik yıllardır katliam politikalarının uygulandığını kaydeden Kabayel bu politikaları başaramayacaklarını dile getirdi.
    Koçgirilerin ağırlıklı bulunduğu Bergisch Gladbach Eğitim ve Kültür Merkezi temsilcisi Kemal Yıldız, deprem bölgesine giderek ayrımcı politikalara bizzat şahitlik yaptığını söyledi. Devletin bu zihniyetini kınadığını ifade eden Yıldız, bölgeyi sahiplenme çağrısı yaptı.
    Kürt Kültür Merkezi’nden Şükrü Töre ise, deprem bölgelerinde örgütlülüğün önemine vurgu yaptı. Bu örgütlülüğün yardım organizesinde ne kadar yararlı olduğunu kaydetti.

    Konuşmaların ardından sinevizyon gösterildi. Anma etkinliğinde son olarak lokmalar pay edildi.

    PİRHA/ALMANYA

  • CHP’li Nermin Kara’dan Erdoğan’a tepki: Hatay halkı şantajlara boyun eğmeyecek-VİDEO

    CHP’li Nermin Kara’dan Erdoğan’a tepki: Hatay halkı şantajlara boyun eğmeyecek-VİDEO

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hatay’da yaptığı konuşmada, “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı” sözlerine tepki gösteren CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Hatay halkının şantajlara boyun eğmeyeceğini söyledi.

    Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden olurken, kamuoyunda ölü sayısının 100 bini, yaralı sayısının 200 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremlerin birinci yıl dönümünde yaşamını kaybedenler anılırken, sorumluların cezalandırılması talebi yükseliyor. “Unutmayacağız, affetmeyeceğiz, hesabını soracağız” diyerek deprem felaketinin yaşandığı kentlerde meydanları dolduran yurttaşlar, barınmadan, sağlığa, eğitimden beslenmeye kadar bir çok sorunla baş başa.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ise depremin birinci yılında Hatay’da yaptığı konuşmada, “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı” dedi.

    Erdoğan’ın açıklamasının yankıları sürüyor.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Erdoğan’ın sözleri için, “İki gün önce Hatay’da 6 Şubat depreminden sonra yitirdiğimiz canlar için ağladık, ağıtlar yaptık. Ve üç kelimeyle seslendik: Sesimizi duyan var mı? Ama kimse yoktu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan süreci siyasi rant üzerine sürdürüyor” diyerek tepki gösterdi.

    “SİZE GÜVENMİYORUZ”

    Nermin Yıldırım Kara, şunları ifade etti:

    “Hatay’a gelerek bir partiyle illiyet bağı kurarak ‘oy vermezseniz size hizmet etmeyeceğim’ dedi. Anayasayı tanımayan bu zihniyet, kamunun kaynaklarını da biz Hataylılara, depremzede yurttaşlarımıza dayatmacı bir anlayışla, siyasi bir şantajla vermeyeceğini, hizmet etmeyeceğini duyurmuştu. Hatay’da ben galiba öleceğim baba diyerek ağlarken babasına ses kaydı gönderen çocuk vardı ya hani; şimdi siz ona ne diyeceksiniz? Hayır. Siz AK Parti’ye oy vermediniz, onun için size hizmet etmedik, sizi kurtarmadık mı diyeceksiniz.

    Konteynerlerin su basmaması, elektrik akımından canlarımızı kaybetmemek, güvensiz konteyner kentlerden kurtulmak için demek ki biz tek kişiye bağlıymışız. O halde neden depremin akut döneminde bir yıl içerisinde Hatay’da 319 bin konut yapacağız dediniz. Dün geldiniz. 7275 adet konutun daha kurasını çektiniz. İki ay sonra 75 bin konut bu yılın sonunda 200 bin konut sözü verdiniz. Artık biz sizin söylemlerinize güvenmiyoruz.”

    “HATAYLILAR SİZE BOYUN EĞMEYECEK”

    “Dün nasıl ki bize çadır ulaştıramadınız? Kefen vermediniz. Bugün sizin verdiğiniz sözlerin hiçbirine biz inanmıyoruz” diyen Nermin Yıldırm Kara, “Cumhurbaşkanına buradan tek söylüyorum. Hataylılar bir adım dahi geri atmayacaktır. Zamanında bize parmak sallamıştınız. Ancak Hataylılar boyun eğmemiştir. Çünkü Hataylılar bu sarf ettiğiniz sözleri asla unutmayacaktır” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/HATAY

  • Adıyaman Baro Başkanı: Deprem soruşturmasında kamu görevlileri de yargılanmalı-VİDEO

    Adıyaman Baro Başkanı: Deprem soruşturmasında kamu görevlileri de yargılanmalı-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman Baro Başkanı Bilal Doğan, 11 ili etkileyen 6 Şubat depremlerini ve sonuçlarını değerlendirdi. Doğan, yapılan soruşturmalarda kamu görevlilerine dokunmadığını belirterek, “Sadece müteahhitler, inşaat mühendisleri ya da yapı denetim gibi alanlarda yapıldı. Soruşturma belli başlı kişilerle kaldı. Deprem soruşturmalarında kamu görevlilerinin de yargılanmasını istiyoruz” dedi.

     

    6 Şubat 2023 Maraş merkezli depremlerinin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfı boyunca soruşturmalar kapsamında belli başlı inşaat sahibi ve müteahhit tutuklandı. Yapı firmalarına ruhsat veren belediyeler hakkında herhangi bir tutanak veya işlem yapılmadı.

    Konuyla ilgili PİRHA’ya konuşan Adıyaman Baro Başkanı Bilal Doğan, medyada bir algı operasyonu yapıldığını ifade ederek, “Birkaç kişi yakalandı diye gündem ediliyor. Sadece resmi olmayan kişilerle sınırlı kaldı. Kamu alanında yürütülen bir soruşturma yok” dedi.

    SORUŞTURMALAR KAMUDAKİ SORUMLULARA YAPILMADI”

    Depremin adının büyüterek sorumluluktan kaçılamayacağını, sorumlu olan insanların hesap vermesi gerektiğini vurgulayan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Siyasi anlamda sorumluluk vatandaşlar tarafından seçimde gösterilir. Şu an açılmış onlarca dava var ancak Adıyaman’da sadece İsias Hotel gündeme gelebiliyor. Medya da algı operasyonları yapıyor. Baştan herkesi suçlu ilan etmek de doğru değil. Masumiyet karnesi vardır. Suçlu olduğu kabul edilmeyene kadar kimse suçlu sayılmaz. Bu tür soruşturmalar yapılırken olayın kamu tarafındaki sorumlularına dokunulmadı. Eğer bu binalar çürük ve yönetmeliğe aykırı yapılmış ise buna ruhsat veren bir kamu gücü de var. Bu kamu gücüyle ilgili herhangi bir soruşturma yürütülmüş değil. Bu yönüyle de üzerine gidilmesi lazım.”

    ‘ÜLKEDE BİR CEZASIZLIKLA KARŞI KARŞIYAYIZ’

    Doğan, Türkiye’de bir cezasızlık politikasıyla karşı karşıya olunduğunu dile getirerek, “Bunu nereden görebiliyoruz? Özellikle toplumsal davalarda görebiliyoruz. Soma maden faciasında, Karaman maden faciası, Kastamonu’daki sel felaketi, Tahir Elçi’nin öldürülmesi, kadın cinayetleri, yurtlarda çocuklara yapılan cinsel istismar gibi olayların neredeyse genelinde bir cezasızlık politikasıyla karşı karşıyayız. Biz yine bu deprem soruşturmalarında bir cezasızlık politikasının yapılmamasını istiyoruz. Sorumluların gerçek anlamda cezalandırılması gerektiğini düşünüyoruz ve bununla ilgili de ciddi mücadele yürütüyoruz” diye belirtti.

    “DEPREMİ FELAKETE ÇEVİREN BİZİZ”

    Depremlerin doğal olaylar olduğunu, bunları durdurmanın mümkün olmadığını ifade eden Doğan, “Depremlere karşı yapılması gereken sağlam binalar ve zemin tespiti. Toplumda deprem için felaket deniliyor. Depremi felakete çeviren biziz. Biz fay hattının üzerine inşaat yaparsak, yanlış zemin üzerine bina yapılmasına izin verirsek, felakete dönüşür” ifadelerini kullandı.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN