Etiket: 78’liler girişimi

  • 78’liler Girişimi: Sadece yurttaşa karşı ‘suç’ işleyenin salıverilmesi garabettir

    78’liler Girişimi: Sadece yurttaşa karşı ‘suç’ işleyenin salıverilmesi garabettir

    PİRHA- 78’liler Girişimi, koronavirüs salgının tüm ayrımları yok ettiğine dikkat çekerek, infaz düzenlemesini değerlendirdi. Yapılan açıklamada, “Türkiye’de 250 binin üzerinde tutuklu ve hükümlü, kapasitesini aşan, asgari temizlik koşulları olmayan bir ortamda toplu olarak yaşamlarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya. Bunun için adil ve rasyonel çözüm: Genel aftır” dedi. 

    78’liler Girişimi, uzun zamandır gündemi meşgul eden ve koronavirüs salgınının ardından hızla çıkarılmaya çalışılan infaz düzenlemesine ilişkin açıklama yaptı.

    “YAŞAMAK VE YAŞATMAK İÇİN BİRLEŞMEK ZORUNDAYIZ”

    Türkiye’nin toplumsal ayrışmalar ve düşmanlık ölçütüne varma potansiyeli taşıyan gerginlikler, artan ölçüde derinleşen sosyal, siyasal, ekonomik krizler tablosunun yaşandığını, koronavirüs salgını ile tablonun daha da ağırlaştığına dikkat çekilen açıklamada şunlar belirtildi:

    “Koronavirüs bizim gibi ayrım yapmıyor, aksine bütün ayrımları yok ediyor. Türkiye gerçek bir beka sorununu şimdi yaşıyor. Yaşamak ve yaşatmak için birleşmek zorundayız. Türkiye’de 250 binin üzerinde tutuklu, hükümlü, kapasitesini aşan, asgari temizlik ve kendini yaşadığın topluluktan yalıtılma koşulları olmayan bir ortamda toplu olarak yaşamlarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya. Cumhur iktidarı ne kadar durumun ciddiyetine uygun davranıyor pek emin değiliz ancak cezaevleri ile ilgili infaz yasası üzerinde çalışıldığını kamuoyuna açıkladı. Ancak koronavirüs tehlikesi altında dahi ayrıştırma gibi ciddi bir sorun var. Açıklandığı kadarı ile adli suçların bir kısmı ile ‘terör suçları’ ayrımına gidiliyor; ‘Terör’ suçları başlığı altında, siyasi tutuklu ve hükümlüleri cezaevinde tutacak bir infaz yasası hazırlanıyor. Devletin kendine karşı ‘suç’ işleyeni cezaevinde tutması, yurttaşa karşı ‘suç’ işleyeni salıvermesi başlı başına bir garabet zaten. Toplumun varlık yokluk günlerini yaşadığı bu zor günlerde dahi toplumsal ayrıştırmayı güncelleştirmenin bir manası var mı? Üstelik toplumsal afetleri toplumu birleştirmenin harcı yapma fırsatı doğmuşken.”

    “ADİL VE RASYONEL ÇÖZÜM ‘GENEL AFTIR’”

    Kanun önünde herkes eşit olduğuna dikkat çekilen açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Adli tutuklu, siyasi tutuklu ayırımı nesnel hukuki/kanuni yaklaşım değildir; siyasi bir yaklaşımdır. Devletin kendi ‘suçlusunu’ cezaevinde tutması, yurttaşın ‘suçlusunu’ salıvermesi hukuki değildir; ayrımcılıktır. Toplum yoruldu. Rahatlamayı ve normalleşmeyi bekliyor. Toplumsal ayrıştırmayı güncelleştirmek maşeri vicdanı zorlar. Adil ve rasyonel bir çözüm gerekiyor. Hangi tutuklu ve mahkûm grubunun salıverilip salıverilmeyeceği gibi bir ayrıştırma yolunu tercih etmek gerçek bir adaletsizliktir, hukuksuzluktur. Tutukluların tutuksuz yargılanması, hükümlülerin mahkûmiyetlerinin ertelenmesi biçimindeki çözüm dahi günümüz koşullarında irrasyoneldir. Adil ve rasyonel çözüm: Genel aftır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ’12 Mart ile hesaplaşabilseydik darbecilik tekçi rejimle katlanarak sürmezdi’

    ’12 Mart ile hesaplaşabilseydik darbecilik tekçi rejimle katlanarak sürmezdi’

    PİRHA – 78’liler Girişimi, 12 Mart Muhtırasının yıl dönümünde açıklama yayınladı. Açıklamada, ” Menderes, Zorlu, Polatkan üçlüsünün asılmasına karşı ‘üçe üç’ biçiminde tempo tutarak Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı ipe gönderen, 12 Mart Darbesinin perde arkası Başbakan’ı olan Süleyman Demirel gerçekliği ve temsil ettiği sınıfsal/siyasal iktidar güçleri ile hesaplaşamadığımızı hatırlayalım” ifadeleri yer aldı.

    1971 yılında dünyayı sarsan ’68 devrimci dalgasının etkisiyle Türkiye’de de işçi sınıfının ve devrimci hareketin mücadelesi yükselişe geçti. 15-16 Haziran’da yaşanan görkemli direnişle işçi sınıfının kendine güveni giderek artıyor, öğrenci hareketleri radikalleşme yolunda hızlı adımlar atıyordu. Egemen sınıfların bu durum karşısında çaresiz kalması sonucu, ordu fiilen darbe yaparak işçi sınıfına ve devrimcilere savaş ilan etti.​

    12 Mart 1971 günü saat 13:00’de TRT radyolarında okunan muhtıra ile darbe ilan edildi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Celal Eyiceoğlu’nun imzasını taşıyan 12 Mart Muhtırası, meclis ve hükümetin görevini yapmadığını, Atatürk’ün işaret ettiği uygarlık seviyesine ulaşma hedefinden sapıldığını, bu durumun düzeltilmesi için derhal partiler üstü bir hükümet kurulması gerektiğini, aksi taksirde ordunun idareyi doğrudan ele alacağını söylüyordu.

    “DEMOKRASİ KARŞITI SİYASİ TUTUMU HATIRLAYALIM”

    78’liler Girişimi, 12 Mart’ın yıl dönümünde açıklama yayınladı.

    Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

    “Bugün 12 Mart Darbesinin 49. yıl dönümü. 12 Eylül Darbesinin tamamladığı ‘yarım’ kalmış operasyonun simgeleştiği, en önemlisi Türkiye Halklarının Devrimci Önderlerinin yok edildiği bir zamanı hatırlatan bir kara tarihtir bugün…

    Hatırlayalım! 12 Mart’ın tarih önündeki anlamını en iyi şekilde ifade eden darbe şefi Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç’ın“Sosyal uyanış, ekonomik gelişmeyi aştı, önünü kesmek gerekir… Sosyal uyanışın temelinde ekonomik nedenler aramak Komünistlerin uydurmasıdır. Tüm olaylar Anayasa’nın özgürlükçü özünden çıkmaktadır. Bu Anayasa ve özgürlüğe açık yasalar değiştirilmeden olayların üstesinden gelinemez,” cümlesini hatırlayalım!

    Hatırlayalım! 1969 sonlarında Amerikan Başkonsolosu’nun ‘Lider Devrimcileri yok etme’ isteğini olumlu karşılayan Başbakan Süleyman Demirel’in şahsında, Türkiye siyasetçilerinin kendi gençliğine düşmanlığının kapsamını hatırlayalım!

    12 Mart Darbecilerinin Başbakanı, Nihat Erim’in ‘özgürlüklerin üzerini şalla örtme’ cümlesinde ifadesini bulan özgürlük ve demokrasi karşıtı siyasi tutumunu hatırlayalım!

    Hatırlayalım! 12 Mart’ın sadece, aşağıdan gelen sosyal-siyasal uyanışı durdurmaya dönük bir darbe olmadığını, asker ve bürokrasi içerisinde görece ‘ilerici’ bir eğilimin de tasfiyesi olduğunu hatırlayalım!

    “DEVRİMCİLERİN KALEMİNİN KIRILDIĞINI HATIRLAYALIM”

    Hatırlayalım! 60’lı yıllardan itibaren, demokratik ortamda gelişen, halkada yansımaya başlayan, toplumsal uyanışın ve sol hareketlerin nasıl tasfiye edildiğini, 68 kuşağının ateş taşıyıcıları Denizlerin, Mahirlerin, Sinanların, İbrahimlerin nasıl katledildiğini, binlerce devrimci ve aydının ‘balyoz operasyonları’ ile nasıl işkenceden geçirildiğini, cezaevlerine atıldığını hatırlayalım!
    Hatırlayalım! 12 Mart’ta, Ziverbey Köşkü işkence hanesinin Kel Eyüp namıyla ‘ünlü’ işkencecisinin, ‘bütün hazırlıklar yapıldı, silahlar depolandı, gizli ilişkiler kuruldu, siz sağ alınan son paketsiniz, bir daha asla hiçbirinizi sağ teslim almayacağız’ cümlesinde ifade ettiği, sadece 71 Devrimcilerinin değil, bütün bir 70’li yılların devrimcilerinin ‘kaleminin kırıldığını’ hatırlayalım!..

    Hatırlayalım! İdamcılarla, işkencecilerle hesaplaşma sözünün gölgesi altında, büyük umutlarla hükümet olan Bülent Ecevit’in ve Sol’un darbeyle hesaplaşmamasını, Türkiye’nin hala hesabını verememenin suçuyla kıvrandığı 5000 genç bedenin cenazesi üzerinden 12 Eylül Darbesinin önünün açıldığını, 12 Mart’ta ‘yarım kalan’ darbe rejimini kalıcılaştırma, toplumun devrimci güçlerinin tasfiye edilerek Türkiye’yi, emperyalizmin kurduğu tuzakların içine düşürme operasyonunun hala sürdüğünü hatırlayalım!

    “GEÇMİŞLE YÜZLEŞME, YAKICI BİR İHTİYAÇTIR”

    Hatırlayalım! Menderes, Zorlu, Polatkan üçlüsünün asılmasına karşı ‘üçe üç’ biçiminde tempo tutarak Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı ipe gönderen, 12 Mart Darbesinin perde arkası Başbakan’ı olan Süleyman Demirel gerçekliği ve temsil ettiği sınıfsal/siyasal iktidar güçleri ile hesaplaşamadığımızı hatırlayalım!

    12 Mart Darbesi ile hesaplaşabilseydik, 70’li yıllarda 5 bin gencimizin ölümüne yol açan kanlı iç savaş yaşanmazdı.

    12 Mart Darbesi ile hesaplaşabilseydik, 12 Eylül Darbesi olmazdı, darbecilik Tekçi Rejimle katlanarak sürmezdi.

    Bugün açısından sınırlı bir gözlemle dahi, Türkiye’yi 12 Mart Darbesine hazırlayan, 12 Mart cinayetlerini ve katliamlarını yapan kadronun ve finansörlerinin 70’li, 80’li, 90’lı yıllarda, hatta günümüzde de iş başında olduğunun, katliamcı, faşizan zihniyetlerinin sürece hâkim olduğunun farkına varılır.

    Toplum ve halk olarak, ‘geçmişle yüzleşme’ yakıcı bir ihtiyaç olarak önümüzde duruyor…

    Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonları üzerinden, yarınlarımızın da dün ve bugün olmaması için böyle bir yüzleşme yaşamak, hesaplaşma yapmak zorundadır Türkiye!

    PİRHA/ANKARA

  • 78’liler Girişimi’nin 20. Geleneksel Dayanışma Gecesi 15 Şubat’da

    78’liler Girişimi’nin 20. Geleneksel Dayanışma Gecesi 15 Şubat’da

    PİRHA – 78’liler Girişimi’nin  20. Geleneksel Dayanışma Gecesi 15 Şubat Cumartesi günü İstanbul’da yapılacak. 

    78’liler Girişimi’nin 20. Geleneksel Dayanışma Gecesi 15 Şubat’da İstanbul’da yapılacak. Teras Labella Salon’da yapılacak gecede Zehra Çınar, Cıwan Adar, Mehmet Gümüş, İbrahim Polat ve Gule Mayere sahneye çıkacak.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Celalettin Can serbest bırakıldı

    Celalettin Can serbest bırakıldı

    Evine düzenlenen baskınla gözaltına alınan 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, dün gece serbest bırakıldı.

    18 Ocak’ta gözaltına alınarak İzmir’e götürülen 78’liler Girişimi Sözcüsü ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi üyesi Celalattin Can, ifadesinin ardından dün gece serbest bırakıldı.

    İstanbul’daki evine düzenlenen baskınla gözaltına alınan Can, İzmir’e götürülmüştü.

    Can’ın gözaltına alınmasının nedeni ise İzmir’de yaptığı bir konuşmadan dolayı hakkında başlatılan soruşturma olarak belirtilmişti.

  • 78’liler Girişimi: 12 Eylül darbesi tek adam rejimiyle sürüyor-VİDEO

    78’liler Girişimi: 12 Eylül darbesi tek adam rejimiyle sürüyor-VİDEO

    PİRHA- 78’liler Girişimi’nin 40. yılı dolayısıyla düzenlediği gecede konuşan 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, 12 Eylül darbesinin tek adam rejimiyle devam ettiğini vurguladı.

    78’liler Girişimi 40. yılı dolayısıyla Mersin’de 2. Geleneksel Dostluk ve Dayanışma Gecesi düzenledi. “Ne geçmiş tükendi, ne gelecek” şiarıyla düzenlenen gece, açılış konuşması ardından saygı duruşuyla başladı. Gece sinevizyon gösterimi ve ardından 78’liler Girişimi sözcüsü Celallettin Can’ın konuşmasıyla devam etti. Ayrıca geceye HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, STK temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Gecenin yapıldığı salona “Tüketen değil üreten toplum”, “Eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik, toplumsal sözleşme”, “Siyasal gericiliğe karşı özgürlükçü laiklik!”, “Darbeciliğe karşı laiklik”, “Darbecilerle hesaplaş! toplumla barış!” dövizleri asıldı.

    “12 EYLÜL TEK ADAM REJİMİYLE DEVAM EDİYOR”

    Gecede kısa bir konuşma yapan 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, 12 Eylül’ün hala bitmediğini vurguladı. Can, “12 Eylül darbesinin günümüzde tek adam rejimiyle sürmektedir. Erdoğan 12 Eylül dönemi üzerinden iktidar oldu. Onun başarısı bizim başarısızlığımızdır. Çünkü yeterince 12 Eylül darbesiyle hesaplaşamadık” dedi.

    Düzenlenen etkinlikte sanatçı Kadir Çat Kürtçe ve Türkçe türküler seslendirdi.

    PİRHA/MERSİN

  • 12 Eylül Darbesi protesto edildi: 12 Eylül bu ülkede çıkarcı bir tip yarattı-VİDEO

    12 Eylül Darbesi protesto edildi: 12 Eylül bu ülkede çıkarcı bir tip yarattı-VİDEO

    PİRHA – 12 Eylül Askeri Darbesi’nin yıl dönümü sebebiyle sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler, “Darbeciliğe karşı demokrasi için mücadele” sloganıyla İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan Kazancılar Yokuşu’nda biraraya geldi. 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, 12 Eylül döneminin bitmediğini belirterek, 12 Eylül’le hesaplaşılmadığı için 15 Temmuz yaşandı. Türkiye hala demokrasiye dönemedi” dedi.

    Eyleme, 78’liler Girişimi, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SKYP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Karşı Sanat Çalışmaları, Kürecikliler Dayanışma ve Kültür Derneği, İşçilerin Sesi Gazetesi, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Demokratik Alevi Dernekleri’nin aralarında bulunduğu kurumlar ve partiler katıldı.

     “12 EYLÜL BU ÜLKEDE ÇIKARCI BİR TİP YARATTI”

    Eylemde ilk konuşan 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, 12 Eylül döneminin bitmediğini belirterek, “12 Eylül bu ülkede çıkarcı bir tip yarattı. Bu tip toplumda içselleşti. 12 Eylül’le hesaplaşılmadığı için 15 Temmuz yaşandı. Türkiye hala demokrasiye dönemedi” dedi.

    “AĞIZLARINDA ÇIKAN HER EMİR KANUN OLDU”

    Açıklamayı 78’liler Girişimi İstanbul Sözcüsü Yunus Bircan yaptı. Bircan, “Demokrasinin neredeyse tümden ortadan kaldırıldığı yeni bir rejimle yönetilmeye başladığımız bu karanlık günlerde tarihimizin başka bir karanlık sayfası olan 12 Eylül Askeri Darbesinin üzerinden 38 yıl geçti. Bugünkü rejimin kendi sistemini kurduğu gibi 12 Eylül darbecilerinin de ilk yaptıkları iş, Anayasal Parlamenter Düzeni ortadan kaldırmak oldu. Kendilerinden oluşan beş kişilik Mili Güvenlik Konseyi adı altında ülkeyi üç yıl anayasasız, parlamentosuz, yargısız yönettiler. Ağızlarından çıkan her emir kanun oldu” dedi.

    “MİLYON GÖZALTI, SAYISIZ İŞKENCE…”

    12 Eylül Askeri Darbesi’nin bilançosunun vahşet boyutunda ağır olduğunu dile getiren Bircan, şöyle devam etti:

    “Milyon gözaltı, sayısız işkence, işkencede ölümler, 50 idam, hâlâ bulunamayan gözaltında kayıplar. Yasaklanan ve yakılan milyonlarca kitap, dergi ve gazete, işinden, okulundan atılan on binlerce işçi, memur, öğrenci, öğretim görevlisi, pasaport verilmeyen, vatandaşlıktan çıkartılan, fişlenen ve yaşamları paramparça edilen milyonlarca insanımız ve cezaevlerindeki katliamlar…1970’li yılların özgürlükçü, eşitlikçi, hakkını ve hukukunu arayan toplumsal özgürlük ruhunu tasfiye etmeye yönelik ağır insan hakları ihlallerinin mimarı olan 12 Eylülcüler, yaşadığımız coğrafyanın vicdanı olan solu ve özgürlükçü düşünceyi ülkenin gündeminden silmeye çalıştılar” şeklinde konuştu.

    “TOPLUMUN İNANCINI ZEDELEDİLER”

    Toplumun öz güvenini, bir şeylerin değişebileceğine dair inancını, inisiyatifini ve kişiliğini zedelediklerini belirten Bircan, “Türkiye’yi Ortadoğu’da ABD emperyalizminin ve İsrail’in çıkar bekçisi yaptılar. Esasen tüm bu uygulamalar, Türkiye toplumunun aydınlık geleceğinin önünü kesme çabasıydı. Bunu bugün de halklara yaşatılan zulümde, antidemokratik uygulamalarda yaşıyoruz, görüyoruz” dedi.

    1983’den 2000’li yıllara kadar kurulan sözde sivil hükümetler, Milli Güvenlik Rejimi çerçevesinde iktidarı darbe rejimiyle bölüştüklerine dikkat çeken Bircan,” şunları kaydetti:

    “Muhalif kesimlerin parçalı ve birbirinden bağımsız olarak geliştirmeye çalıştıkları yeni örgütlülükler, ölçüsüz ve yok edici şiddet ile karşılaştı.12 Eylül rejiminin kapattığı partilerin mirasçıları 1991’de hükümet oldu. “Demokratikleşme” programıyla iktidar olmalarına karşın, Demokrasi programını askıya aldılar. Sivil hükümetler, askerin MGK üzerinden bir nevi hükümet ortağı konumuna itiraz etmemekle, 12 Eylül rejiminin kalıcılaşmasına en büyük katkıyı sundular.”

    ” ARTIK REJİM TÜRKÇÜ VE İSLAMCI”

    Sivil hükümetlerin demokrasiye ihanetinin bedeli ağır oldu; sistemden umudunu kesen seçmenler Siyasal İslam’a yöneldiklerini ifade eden Bircan, şunları kaydetti:

    “Siyasal İslam’ın önü 1980’lerin başında Sovyet sistemini kuşatma stratejisini uygulayan ABD tarafından açılmıştı. 12 Eylül Cuntası ise, tüm “çağdaş” ve “Atatürkçü” söylemine karşın, gerçekte ABD’nin “Yeşil Kuşak” politikasına eklemlendi. “Türk-islam Sentezi” ismi verilen ve özünde milliyetçi ve islamcı bir dokuya sahip ideolojiyi bütün topluma dayattı. Artık rejim; cumhuriyetçi, laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti değildi. Türkçü ve islamcıydı.”

    “DEMOKRASİ MÜCADELESİNİ YÜKSELTELİM”

    Başta Latin Amerika halkları olmak üzere, dünya halkları kendi darbecileriyle hesaplaşarak demokratik topumun koşullarını hazırlarken, Türkiye halkı 12 Eylül darbeciliğiyle hesaplaşma iradesini geliştiremedi. Böylece 12 Eylül temel kurumlarıyla 2000’li yıllarda da sürdü.”

    38 yıldır Darbe rejimi ve devamla tekçi rejim, halklarımızı ağır insan haklarıyla baskı altına almakta, yaşamın tüm alanlarındaki düzenlemelerle, sindirme, yok etme politikası izlemektedir” diyen Bircan şu çağrıda bulundu:

    “Artık yeter! İnsanlarımızın yıllardır baskı altında kararan yüzleri aydınlansın! Vicdanları uyansın! Bu metni birlikte hazırlayan ve destekleyen kurumlar ile mücadele tarihlerinin 40. yılındaki 78 kuşağının çağrısıdır: Darbeciliğe, faşizme ve siyasal gericiliğe karşı demokrasi mücadelesini yükseltelim!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 38 katliam tanığı Sakine Can yaşamını yitirdi

    38 katliam tanığı Sakine Can yaşamını yitirdi

    PİRHA- 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can’ın annesi Sakine Can yaşamını yitirdi. Yarın Gazi Cemevi’nde son yolculuğuna uğurlanacak olan Sakine Can’ın 1938 Dersim Katliamı’nda babası ve on amcası gözleri önünde kurşuna dizilmişti. 

    1938’de Dersim Katliamı’nda babası ve amcaları gözleri önünde kurşuna dizilerek katledilen Sakine Can’ın 1970’yi yıllarda da iki çocuğu öldürüldü. 12 Eylül’e karşı cezaevleri önünde direnen Can hayatını kaybetti.

    78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can’ın annesi Sakine Can, 10 Temmuz (yarın) günü Gazi Cemevi’nde saat: 15.00’de yapılacak törenle son yolculuğuna uğurlanacak. (HABER MERKEZİ)

     

  • 5 ay cezaevinde kalan Celalettin Can yaşadığı süreci anlattı-VİDEO

    5 ay cezaevinde kalan Celalettin Can yaşadığı süreci anlattı-VİDEO

    PİRHA- 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, gözaltında tutulduğu süre içinde “yukarıdan geldiklerini” söyleyen iki istihbaratçının başka tekliflerde bulunmaya yeltendiklerini belirterek, “İstersen buradan çıkıp gidebilirsin” dediklerini söyledi. 

    Geçtiğimiz günlerde tahliye edilen 78’liler Girişimi Sözcüsü ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) PM üyesi Celalettin Can, 5 ay kaldığı Silivri Cezaevi’nde yaşadığı ve tanık olduğu süreci Taksim Hill Otel’de yaptığı basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı. Can’ın yanı sıra bir grup insan hakları savunucusu da konuya ilişkin görüşlerini dile getirdi. Toplantının yapıldığı salona “Siyasi tutsaklara özgürlük” pankartı açıldı.

    CAN: İSTİHBARATÇILAR BANA BAŞKA TEKLİF VERMEYE ÇALIŞTI

    İlk olarak konuşan Can, cezaevinde tanık olduğu durumları anlattı. Önce gözaltına alındıktan sonra yaşadıklarına değinen Can, “Gözaltına alındığımda evdeki bütün elektronik araçlarımız alındı. Evimi epeyce dağıttılar. Vatan’daki TEM’e götürüldüğümüzde genelde tek tutuldum. Bazen IŞİD’lilerle aynı hücrede tutulduk. Kaba işkence yok ama psikolojik işkence çok yapıldı” dedi. Emniyet sorgusundan önce 2 istihbarat elemanın kendisini sorguya aldığını vurgulayan Can, “Yukarıdan geldiklerini söylediler. 2013 ile 2018 arası çok fazla halk toplantıları aldığımı söylediler. ‘Suç unsuru var mı?’ diye sorduğumda ‘Yok ama beka sorunu var. Bazen söz silahtan daha tehlikeli olur’ dediler. Başka teklifler yapmaya çalıştılar ama cesaret edemediler. ‘İstersen buradan çıkıp gidebilirsin’ dediler” diye belirtti. Baskın seçimlerin olacağını gözaltındayken istihbaratçıların söylemlerinden anladığını da sözlerine ekleyen Can, kendisine “Hiç istemezdik senin alınmanı. Ama burada kal. Seçim olacak çok yorulursun” dediklerini kaydetti.

    “SİLİVRİ BİR GÖSTERİ MERKEZİDİR”

    İstanbul 4’üncü Sulh Ceza Mahkemesinin özel bir mahkeme olduğunu dile getiren Can, “Hakim her ara verdiğinde beni sorgulayan polisler hakimle birlikte arka odaya gidiyordu. Kararı polislerle birlikte verdiler” diye vurguladı.

    Cezaevinde sağlık problemlerinden dolayı ihtiyaçlarımı karşılayamadığını ifade eden Can, yaşadıklarını ise şu sözlerle anlattı: “Cezaevine birlikte giren tutukluların hepsini hemen birbirinden ayırıyorlar. Fiziksel ve psikolojik tecrit hemen uygulanıyor. Silivri’deki gardiyanlar seçilmiş insanlardı. İnsan karşıtı, sosyal işkence yapıyorlar. Silivri’de tutukluları insan altı görüyor. Siyasi tutsaklar arasında dayanışma ve sosyalleşme yasak. Silivri bir gösteri merkezidir. Biz tanındığımız için belki bize daha yumuşak davrandılar. 9 No’lu da tam bir tecrit yeri. Çok sayıda tutuklu hasta ama tedavisi yapılmıyor. Tedavi hep aksatıyorlar. Tedaviye götürülenler de Silivri Devlet Hastanesi’nde bodrumda saatlerce kelepçeli bekletiliyor. Mektuplar nadiren veriliyor. Hükümet, tutsakların özgürlük taleplerine kaygısız. Bir tek MHP kaygılı o da Alaattin Çakıcı’ya. Çözüm yeni cezaevi yapmakta değil, çözüm siyasi tutsaklara özgürlüktedir. Bu yüzden siyasi tutsaklara sahip çıkalım.”

    KESKİN: TÜRKİYE SİLİVRİ’DEN YÖNETİLSE DAHA DEMOKRATİK OLUR

    Daha sonra söz alan İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Başbakan Binali Yıldırım’ın “Biat et rahat et” sözlerini hatırlatarak, “Biat etmiyoruz, rahat etmiyoruz” dedi. Bugün Halkın Emek Partisi Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın katledilişinin yıldönümü olduğunu hatırlatan Keskin, “Belki biz şanslıyız, katledilmiyoruz. Ama bizim kararlı olmamızın nedeni belki onlara olan borcumuzdur” diye konuştu. “Türkiye Silivri’de yönetilse çok demokratik olurdu” diyen Keskin, şöyle devam etti: “Çünkü tüm entelektüeller orada. Devletin kendi içinde kurduğu ittifaklara gören değişen durumlara göre hareket edemeyiz. Biz aynı biziz. Şuan cezaevleri 90’larla aynı duruma gelmiş. Özellikle Kürdistan cezaevlerinde uygulanan kamera kontrolüyle kadın mahpuslar kendilerini taciz edildiğini hissediyor. İnsanlar hastaneye gitmekte karar veremiyor. Çünkü götürülürken de ayrı bir işkence yapıyorlar.”  Muhalefeti de transfobiyi aşamamakla eleştiren Keskin, bir aydan fazladır açlık grevinde olan trans kadın Buse’ye, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya yapılan aynı ilginin gösterilmesi gerektiğini söyledi.

    BİÇER: SAĞLIK HAKKI HERKESE EŞİT UYGULANSIN

    Prof. Dr. Ümit Biçer ise, devletin herkese sağlık hakkını eşit uygulaması gerekirken, cezaevlerinde bir cezalandırma aracına dönüştüğünü ifade ederek, şunları söyledi: “OHAL’le hasta tutukların talepleri dikkate alınmıyor. Alaattin çakıcıya verilen rapor sağlık çalışanlarına yönelik yapılan baskının da göstergesidir belki. Bunu yapanlar hakkında gerekli soruşturma yapılmıyor. Mutlaka sağlık insanların en temel haklarından olduğunu, tüm bireylere eşit verilmesi gereken bir konu olduğunu bilmek gerekiyor. Tüm sağlık çalışanlarının da tüm baskılara rağmen etik ilkelerini unutmadan mahpuslarla ilgili sağlık sorunlarında mücadele vermesi gerekiyor. Bir an önce Adalet Bakanlığı’nın İHD tarafından tespit edilen sağlık durumu ciddi olan insanlar için acilen adım atması gerekiyor.”

    Daha sonra birçok katılımcı konu hakkında görüşlerini dile getirdi. (HABER MERKEZİ)
  • 78 gündür tutuklu bulunan Celalettin Can için özgürlük talebi

    78 gündür tutuklu bulunan Celalettin Can için özgürlük talebi

    78’ler Girişimi üyeleri, 78 gündür tutuklu olan sözcüleri Celalettin Can’ın serbest bırakılması talebiyle birçok kurum ve kuruluşa 78 kart gönderdi.

    78’liler Girişimi sözcüsü ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi Üyesi Celalettin Can’ın tutukluluğunun 78. gününde dostları Can’ın serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Postanesi önünde eylemdeydi.

    Celalettin Can’a dayanışma kartlarının yanı sıra demokratik kitle örgütlerine, ulusal ve  uluslararası basına, siyasi partilere ve sivil toplum kuruluşlarına kart gönderdiler.

    Celalettin Can ile yaşamı paylaşan İnsan Hakları Savunucusu Nimet Tanrıkulu, Can’ın sağlık sorunları olduğuna dikkat çekti, hastaneye kelepçeli götürüldüğünü anlattı ve serbest bırakılmasını talep etti. 78’liler Girişimi’nden Yunus Bircan’ın okuduğu ortak açıklamada Celalettin Can’ın Akil İnsanlar heyetinde de yer aldığı hatırlatılarak “Çalışmaları, yazıları ve faaliyetleriyle Türkiye’de demokrasinin gelişmesine, barış ortamına ve insan haklarına büyük katkıları olan Celalettin Can derhal serbest bırakılmalıdır” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • Kızıldere anması saat 12.30’da Galatasaray Meydanı’nda yapılacak

    Kızıldere anması saat 12.30’da Galatasaray Meydanı’nda yapılacak

    PİRHA – Kızıldere Katliamı ile ilgili anma ve basın açıklaması saat 12.30’da Galatasaray Meydanı’nda yapılacak.

    78’liler Girişimi, ADAM-DER, EHP, EMEP, HDK, HDP, Karşı Sanat Çalışmaları, SYKP, YSGP; 46. yılında ‘Kızıldere Katliamı ile ilgili anma ve basın açıklaması’ gerçekleştirecek. Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirilecek olan anma saat 12.30’da başlayacak.

  • 78’liler Derneği kuruluşunun 18’inci yılını kutladı

    78’liler Derneği kuruluşunun 18’inci yılını kutladı

    PİRHA – 78’liler Derneği kuruluşlarının 18’inci yılını düzenledikleri dayanışma gecesiyle kutladı. Taksim Hill Otel’de düzenlenen geceye birçok kurum temsilcisi ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. 

    78’liler Derneği kuruluşlarının 18’inci yılını İstanbul’daki Taksim Hill Otel’de düzenledikleri dayanışma gecesiyle kutladı.

    Gecede 78’liler Derneği üyelerinin yanı sıra, HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Eski Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, Yazar Oya Baydar, Prof. Dr. Gencay Gürsoy, Yüksel direnişçisi Veli Saçılık, barış imzacılarından akademisyen Esra Mungan, Cumartesi Anneleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcisi geceye katıldı.

    “COĞRAFYAMIZ ZOR ZAMANLARDAN GEÇİYOR”

    Gecede konuşan, geçtiğimiz günlerde tutuklanan 78’liler Derneği Sözcüsü Celalettin Can’ın eşi Nimet Tanrıkulu, kendilerini yalnız bırakmayanlara teşekkür etti. Tanrıkulu, çok zor zamanlardan geçtiklerini söyledi. Tanrıkulu “Bu zor zamanlar sadece bize ait değil. Genel olarak coğrafyamız bu zor zamanlardan geçiyor. Ve bu coğrafyada, direnenler, mücadele edenler ne yazık ki payına düşeni alıyor.

    Biz 78’liler de bu coğrafya da payımıza düşeni aldık. Çünkü hiç durmuyor, hep mücadele ediyoruz. Bu coğrafyanın bütün hak ihlalleri karşısında sesimizi çıkardık, bir çaba içerisindeydik. Bugün bir eksiğiz, çünkü aramızda Celalettin Can yok. Bu konuşmayı onun yapması gerekirken ben yapmak zorunda kaldım, onun ricası üzerine bu konuşmayı yaptım” ifadelerini kullandı.

    “BUGÜN BİRLİK VE MÜCADELE GÜNÜDÜR”

    Tanrıkulu, “Celalettin Can bir konuşmasında, ‘bugün birlik günü’ demişti. Gerçekten bugün tam da dayanışma, birlik ve mücadele günüdür. Gücümüz yettiğince demokrasi mücadelesini bütün halklar için vermeliyiz. Birbirimize değmek zorundayız, birbirimizle olmak zorundayız. Bizi ancak bu birliktelik kurtarabilir” dedi.
    Konuşmaların ardından program müzik etkinliğiyle devam ederken gece, 2017 yılı içerisinde emek, çevre, hukuk, insan hakları mücadelesinde öne çıkmış isimlere verilen onur plaketinin ardından son buldu.
    (HABER MERKEZİ)
  • 78’liler Girişimi: Celalettin Can ve arkadaşları serbest bırakılsın

    78’liler Girişimi: Celalettin Can ve arkadaşları serbest bırakılsın

    PİRHA-Galatasaray Meydanında bir araya gelen 78’liler Girişimi üyeleri, 10 gündür gözaltında tutulan sözcüleri Celalettin Can’ın serbest bırakılmasını istedi.

    78’liler Girişimi, 10 gündür gözaltında tutulan 78’liler sözcüsü Celalettin Can’ın serbest bırakılmasını istedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi üyesi, 78’liler Vakfı Başkanı Celalettin Can, HDP 3. Olağan Kongresi öncesinde, 7 Şubat’ta aralarında HDP yöneticilerinin de bulunduğu 31 kişiyle birlikte gözaltına alınmıştı. Dün, Can’a Emniyet Müdürlüğü sorgusunda “Cumhuriyet gazetesine baskıları protesto etmesi, Diyarbakır için Amed kelimesini kullanması, BBC muhabiriyle telefonda yaptığı görüşmenin” sorulduğu ortaya çıktı.

    78’liler Girişimi üyeleri bugün Beyoğlu’nda Galatasaray Meydanı ve Mersin’de yaptıkları basın açıklamasıyla, sözcüleri Celalettin Can’ın serbest bırakılmasını istedi.

    Galatasaray Meydanında yapılan ve “Celalettin Can, hiçbir somut suç isnadı olmaksızın gözaltına alınmış ve ayrıca gözaltına ek süre istenerek gözaltı süresi tekrar uzatılmıştır” denilen açıklamada, “İnsan haklarının korunması için, barış mücadelesi yürüten hak savunucuları hapsedilemez. Barış savunucularını serbest bırakın! Celalettin Can serbest bırakılmalıdır!” ifadeleri yer aldı.

    Grup adına açıklamayı 78’liler Girişimi İstanbul Sözcüsü Yunus Bircan yaptı.
    “ISRARLA BARIŞI SAVUNDU”
    Celalettin Can’ın demokrasi ve insan hakları korunmasında ısrarla, vazgeçmeden barışı savunduğunu belirten Bircan, Can’ın hayatı boyunca özgürlüklerin yanında saf tuttuğunu söyledi. Bircan, “Celalettin Can hiçbir somut suç isnadı olmaksızın gözaltına alınmıştır. Can ve tüm muhaliflere yönelik baskı ve susturma politikalarını, yaşam hakkına yönelik tehdit oluşturan yaklaşımları kabul etmiyoruz. Bu uygulamalar halkların barış hakkı ve yurttaşların siyaset yapma hakkının devlet tarafından yargı eliyle engellenmesi demektir. Bizler bu nedenle hukuksuz yere gözaltına alınan, tutuklanan muhaliflerin, barış savunucularının derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz” dedi.
    “ADALETSİZLİĞE SESSİZ KALAMAYIZ”
    Özgürlükleri, kişi ve kurumlardan bağımsız, herkes için istemenin en temel insan haklarından olduğunu vurgulayan Bircan, “Türkiye’nin anayasa ve altında imzası bulunan tüm uluslararası sözleşmelerle garanti altına alınan haklara, bir hukuk devleti olarak sorumluluğu ve yükümlülüğü vardır. Ve biz, bunlara dayanarak diyoruz ki; bizlerden bunca adaletsizlik karşısında susan bir toplum bekleniliyor. Haklarının bilincindeki insanlar olarak bunca adaletsizliğe sessiz kalamayız, kalmamalıyız, susmamalıyız” şeklinde konuştu.
    Açıklama, salı günü Çağlayan Adliyesi’ne getirilecek olan Celalettin Can ve arkadaşlarının duruşmasına katılım çağrısının ardından son buldu. (HABER MERKEZİ)
  • 78’liler Girişimi: Celalettin Can düşüncelerinden dolayı gözaltında

    78’liler Girişimi: Celalettin Can düşüncelerinden dolayı gözaltında

    PİRHA- “Celalettin Can’ın gözaltına alınma nedeni, onun düşünceleridir” diyen 78’liler Girişimi, bölgede ve ülkede barış istemenin meşru olduğunu belirterek Can’ın bir an önce serbest bırakılmasını istedi. 

    İstanbul’da önceki gün Halkların Demokratik Partisi ve Halkların Demokratik Kongresi üye ve yöneticilerine dönük yapılan ev baskınlarında 31 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlar arasında 78’liler Girişimi Başkanı Celalettin Can da bulunuyor.

    Can’ın gözaltına alınmasına 78’liler Girişimi’nden tepki geldi. Yapılan yazılı açıklamada, ülkedeki değişik kentlerinde gazetecilere, avukatlara, doktorlara, siyasetçilere, kanaat önderlerine yönelik sürdürülen gözaltılara bir yenisinin daha eklendiği belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    ‘Arkadaşımızın hangi soruşturma sebebiyle alındığını bilmiyoruz. Ancak şurası açıktır ki, Celalettin Can’ın gözaltına alınma nedeni, onun düşünceleridir.
    O, gerçek bir demokrasinin tesisinden yana durduğu için, Kürt sorununun çözümünün ve iç barışın sağlanmasını istediği için, darbeler ve darbecilerle yüzleşilmesini, hesaplaşılmasını istediği için, ülkede insan hakları ihlallerinin yaşanmaması ve savaş yerine barışı savunduğu için alınmıştır. O, bu düşüncelerini kamuoyu ile paylaşan bir yazar ve gazetecidir.
    Bu düşünceleri savunmak muhalif olmak için yeterli sebep olarak görüldüğü için, olağanlaşan OHAL’deki rutin bir uygulamaya dönüşmüştür bu gözaltılar ve tutuklamalar. Ancak bu uygulamalar antidemokratiktir. Hükümet bu uygulamalardan vazgeçmelidir.
    Bölgede ve ülkede barış istemek, ülke içinde demokrasi istemek her yurttaşın meşru hakkıdır. Bu nedenle arkadaşımız hemen serbest bırakılmalıdır.” (HABER MERKEZİ)