PİRHA- Cezaevinde tek kişilik hücrede tutulan ve 216 gündür ölüm orucunda olan Nurettin Kaya’nın annesi Dudu Kaya, “Ben anneyim artık yüreğim kaldırmıyor” dedi. Kaya, oğlunun taleplerinin bir an önce karşılanmasını istedi.
Nurettin Kaya, S, R, Y Tipi hapishanelerin kapatılması, tutukluların ailelerinin ikamet ettiği yerlere yakın cezaevlerine sevk edilmesi ve arkadaşları ile kalabileceği cezaevine sevk edilme talebiyle 216 gündür ölüm orucunda.
29 Şubat tarihinde Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Bolu F Tipi Cezaevi’ne sevk edilip tek kişilik hücrede tutulan oğlu için konuşan Dudu Kaya, şunları ifade etti:
“OĞLUM, ATEŞ OLUR SENİ ISITIRIM”
“Benim oğlum elini uzattı yağmur yağmadı, bulut görmedi, bir yudum su içmek istedi su bulamadı. Ölümle karşı karşıya geldi. Kimse bu acıları çekmek istemez ama mecbur kaldı. Ölüm orucunu tercih etti.
Görüşüne gittim, hakarete uğradım. Telefonlarımı kestiler. 6 aydır oğlumla görüşemiyorum. Oğlum rüyalarıma giriyor, “Anne çok üşüyorum” diyor. Oğlum, ateş olur seni ısıtırım diyorum. Ben anneyim artık yüreğim kaldırmıyor.
Bolu’da şartlar yine aynı. Oğlum tuz, şeker istiyor, vermiyorlar. Devletin kesesinden değil benim kesemden alacaklar ama almıyorlar. Başsavcılığa yazı yazdı yatak talep etti. Oğluma yatağını da vermediler. Benim oğlumun talepleri kabul edilsin. Cemil Kurt ve Alişan Gül’ün de talepleri kabul edilsin.”
PİRHA-Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu olan Cemil Kurt ve Alişan Gül, Y ve S tipi hapishaneler dışında ailelerine yakın bir yere sevk edilmek talebiyle 62 gündür süresiz açlık grevi yapıyor. Cemil Kurt’un babası Dursun Kurt, “Çocuklarımızın yaşamasını istiyoruz, lütfen çocuklarımızın istekleri kabul edilsin” dedi.
‘Örgüt üyeliği’ iddiasıyla 2022 yılında tutuklanan Alişan Gül ve Cemil Kurt, 21 Mart 2023’te Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sürgün edildi.
Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu olan Grup Yorum emekçisi Cemil Kurt ve Alişan Gül, Y ve S tipi hapishaneler dışında ailelerine yakın bir yere sevk edilmek talebiyle 62 gündür süresiz açlık grevi eylemini sürdürüyor.
Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu olan Cemil Kurt’un babası Dursun Kurt, açlık grevinde olan oğlunun taleplerinin kabul edilmesi için çağrı yaptı.
“ÇOCUKLARIMIZ BİZR YAKIN BİR HAPİSHANEYE SEVK EDİLSİN”
Dursun Kurt, tutuklu olan Alişan Gül ve Cemil Kurt’un İstanbul’daki bir cezaevine nakledilmeleri yönündeki taleplerine karşılık verilmesini isteyerek “Çocuklarımız 62 gündür süresiz açlık grevindeler. Ben rahatsızım, bulundukları hapishane çok uzak olduğu için çocuğumu gidip göremiyorum. Çocuklarımızın bize yakın bir hapishaneye sevk edilmelerini istiyorum. Çocuklarımızın yaşamasını istiyoruz, lütfen çocuklarımızın istekleri kabul edilsin” dedi.
PİRHA-Buca Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan 78 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Güvel, yaşamını kendi başına sürdüremiyor. Mehmet Güvel’in avukatı Doğa İncesu, müvekkilinin çok ciddi sağlık problemleri olduğunu belirterek, “Şu anda kendisi hapishanede ölüm riskiyle karşı karşıya. Hem yaşı hem de sağlık durumu sebebiyle bir an önce tahliye edilmesini istiyoruz” dedi.
İstanbul’da 6 Şubat’ta gözaltına alınan ve şu anda Buca Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Grup Yorum üyesi Cem Dursun ile Oktay Kelebek, başka bir cezaevine sevk edilmesi ve 78 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Güvel’in tahliye edilmesi talebiyle 39 gündür süresiz açlık grevinde.
Mehmet Güvel, yüzde 80 engelli, wernicke korsakoff hastası, prostat kanseri ve denge sorunu yaşadığı için yaşamını kendi başına idame ettiremiyor. Dışarıda tedavisi sürerken tutuklandı ve hapishanede tedavisine devam edemiyor.
Mehmet Güvel’in avukatı Doğa İncesu, müvekkilinin sağlık durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“YEMEĞİNİ YİYEMİYOR VE BANYOSUNU DAHİ YAPAMIYOR”
Mehmet Güvel’in çok ciddi sağlık problemleri olduğunu belirten Doğa İncesu, “Mehmet Güvel, denge sorunu, hafıza sorunu yaşayan birisiydi ve bu halde tutuklandı. Şu anda Buca Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde kalıyor ve bulunduğu hapishanenin şartları da çok ağır. Mehmet Güvel’in yanında Cem Dursun ile Oktay Kelebek kalıyor. Onlar da hem başka bir hapishaneye sevk hem de Mehmet Güvel’in tahliye edilmesi için 39 gündür açlık grevinde. Mehmet Güvel, sağlık sorunlarından ötürü kendi yemeğini yiyemiyor ve banyosunu dahi yapamıyor. 39 gündür açlık grevinde olan Cem Dursun ile Oktay Kelebek Mehmet Güvel’e banyo yaptırıp, yemek hazırlıyor” dedi.
“HAPİSHANEDE ÖLME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA”
Mehmet Güvel’in sağlık durumu nedeniyle yanında kalan tutuklular için de ciddi bir zorluk olduğunu ifade eden İncesu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mehmet Güvel’e prostat kanseri tanısı da konulmuştu sadece geceleri 6-7 defa tuvalete gidiyormuş. Dosyasında hiçbir delil olmamasına ve ciddi sağlık sorunlarının olmasına rağmen tahliye edilmiyor. Şu anda kendisi hapishanede ölüm riskiyle karşı karşıya. Hem yaşı hem de sağlık durumu sebebiyle bir an önce tahliye edilmesini istiyoruz.”
PİRHA-Hüseyin Karaoğlan ana talebinin karşılanması üzerine açlık grevini 143. günde sonlandırdı.
Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nden başka bir hapishaneye sevk edilmek isteyen mahpus Hüseyin Karaoğlan 11 Eylül 2023’te bu talebinin karşılanması için açlık grevine başlamıştı. Karaoğlan açlık grevi boyunca hapishane idaresinin birçok işkencesine maruz kalmıştı.
Hüseyin Karaoğlan ana talebinin karşılanması üzerine açlık grevini 143. günde sonlandırdı. TAYAD’lı Aileler sanal medya hesabından Karaoğlan’ın açlık grevi eyleminin kazanımla sonuçlandığını ve Kandıra 2 Nolu F Tipi Hapishanesine sevkinin gerçekleştiğini duyurdu.
“DİRENİŞ ZAFERLE SONUÇLANDI”
TAYAD’lı Aileler’in duyurusu şu şekilde:
“Hüseyin Karaoğlan 11 Eylül 2023 tarihinde Sincan 1 Nolu Hapishanesinde, yüksek güvenlikli, kuyu tipi tecrit hapishanelerine karşı başlattığı süresiz açlık grevi direnişi 143. gününde, direnişi zaferle sonuçlandı. Yaşasın direniş, yaşasın zafer!”
PİRHA- Grup Yorum, İdil Kültür Merkezi’ne baskın sonrasında tutuklanan 10 üyelerinin serbest bırakılmasını talep ederek, “Bu gözaltı ve tutuklamalar Grup Yorum’u bitirmeye dönüktür. Her ne olursa olsun bu baskılara boyun eğmeyeceğiz” dedi.
İstanbul’da 6 Şubat tarihinde İdil Kültür Merkezi’ne yönelik polis baskını sonrasında 10 üyelerinin tutuklanmasına dair açıklama yapan Grup Yorum, üyelerinin kaçırılarak gözaltına alındığı belirtti.
‘İdil Kültür Merkezi basılmasın’ ve ‘Tutsak Grup Yorum emekçileri serbest bırakılsın’ talebiyle 56 gündür açlık grevinde olduklarını kaydeden Grup Yorum, talepleri kabul edilinceye kadar açlık grevi eylemlerini sürdüreceklerini duyurdu.
“GRUP YORUM EMEKÇİLERİ SERBEST BIRAKILSIN”
Grup Yorum’un açıklaması şöyle:
“6 Şubat 2024 tarihinde İdil Kültür Merkezimiz polislerce basıldı. Ve 5 arkadaşımız Barış Yüksel, Fırat Kaya, Merve Kurt, Dilan Poyraz ve Bergün Varan gözaltına alındı. Grup Yorum’a yönelik saldırılar bununla sınırlı kalmadı. Hakan İnci, Seher Adıgüzel, Rıdvan Akbaş, Vedat Doğan, Sevda Kurban, Cem Dursun ve Boran Hurustan da sokaktan kaçırılarak, evleri basılarak gözaltına alındı.
10 Grup Yorum emekçimiz tutuklandı. Ve Dilan Poyraz ve Bergün Varan’da serbest bırakıldı.
2 GRUP YORUM ÜYESİ SOKAKTAN KAÇIRILARAK GÖZALTINA ALINDI
Dün de, 15 Şubat 2024 tarihinde serbest bırakılan Dilan Poyraz ve Bergün Varan sokak ortasından kaçırılarak gözaltına alındı. Bu gözaltı ve tutuklamalar Grup Yorum’u bitirmeye dönüktür. Her ne olursa olsun bu baskılara boyun eğmeyeceğiz. Grup Yorum sadece 10 kişiden oluşan bir grup değildir Grup Yorum halktır halkın içindedir.
“İdil Kültür Merkezi basılmasın” ve “tutsak Grup Yorum emekçileri serbest bırakılsın” talebiyle başlatmış olduğumuz süresiz dönüşümlü açlık grevi direnişimizin 55. günündeyiz. Açlık grevini Bergün Varan sürdürüyor. Gözaltına almak direnişimize yönelik bir saldırıdır. Direnmekten vazgeçmeyeceğiz. Taleplerimiz kabul edilene kadar açlık grevi direnişine devam edeceğiz.”
PİRHA-20 Aralık 2022’den bu yana tutuklu olan PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün babası Kemal Gün, açlık grevine başladı. Kızının 28 Mart’ta görülecek duruşmasına kadar açlık grevi eylemini sürdüreceğini söyleyen Kemal Gün, “Bana başka bir imkan bırakmadılar. Kızım serbest kalana kadar direneceğim” dedi.
15 Aralık 2022’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Yöneticisi ve Saymanı Şimal Deniz, 16 Aralık’ta da PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün gözaltına alınmış, ardından 20 Aralık’ta tutuklanmışlardı.
PSAKD Sarıyer Şube Yöneticisi ve Saymanı Şimal Deniz, 21 Kasım’da tahliye olurken, PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün‘ün Antalya Manavgat S Tipi Hapishanesi’nde hücrede tutuluyor.
Beyhan Gün’ün ‘tutuklu arkadaşlarına para gönderme’ ve ‘Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin danışma kurulu toplantısına katıldığı’ suçlamalarıyla yargılandığı davanın bir sonraki duruşması 28 Mart’ta görülecek.
Beyhan Gün’ün babası Kemal Gün, kızının 28 Mart’ta görülecek duruşmasına kadar açlık grevine başladı.
“KIZIM SERBEST KALANA KADAR DİRENECEĞİM”
Kızının 13 aydır tutuklu olduğunu söyleyen Kemal Gün, “Hiçbir suçunun olmamasına rağmen itirafçıların beyanlarıyla kızım tutuklu ve duruşmayı 28 Mart’a ertelediler” dedi.
Gün, kızı Beyhan Gün serbest kalana kadar direneceğini belirterek, şunları söyledi:
“Haksız ve hukuksuz bir şekilde kızımı tutukladılar ve Antalya Manavgat S Tipi Hapishanesi’ne sürgün ettiler ve tek kişilik hücrede kalıyor. Sürekli kızıma baskı ve işkence yapıyorlar. Biz Aleviyiz yolumuzdan dönmeyiz. Biz Kerbela’da Hz. Hüseyin olduk başımız kesildi, Pir Sultan Abdal olduk darağacına çıktık, Hallacı Mansur olduk diri diri derimiz yüzüldü, Hacı Bektaş Veli olduk ihanete uğradık, Dersim’de Seyit Rıza olduk, Alevi olduğumuz için darağacına çıktık ve soykırıma uğradık. Biz yolumuzdan asla dönmeyiz. Kızımın 28 Mart’ta duruşması olacak o tarihe kadar açlık grevi eylemini sürdüreceğim, çünkü bana başka bir imkan bırakmadılar. Kızım serbest kalana kadar direneceğim.”
PİRHA- Cezaevlerinde tecritin sonlandırılması için Ankara’da da açlık grevi eylemi başlatıldı. Salı gününe kadar sürmesi planlanan eylemde, barışın gelmesi için tecritin kaldırılması gerektiğinin altı çizildi.
Tecrite karşı ve Kürt sorununun çözülmesi talebiyle cezaevlerinde 27 Kasım 2023’te başlatılan açlık grevi eylemi 2 ayı geride bırakırken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ankara İl Örgütü de açlık grevi eylemi başlattı.
DEM Parti Ankara İl binasında başlatılan eylemin salı sabahına kadar sürmesi planlanıyor.
Eylemde konuşan DEM Parti Ankara İl Örgütü Başkanı Fatin Kanat, mutlak tecridin kaldırılması ve 40 yılı bulan savaşın barış içinde çözüme kavuşması için başlatılan açlık grevlerine destek verdiklerini belirterek “Sunduğumuz bu destek farklı etkinlik ve süreçlerle devam edecek. Bu sürecin peşini bırakmayacağımızı buradan ilan ediyoruz. İktidar sahiplerini diyalog ve müzakere sürecini açmaya davet ediyoruz. Yürüdüğünüz yol yol değil, ülke bir kan gölüne dönüyor. İmralı Ada Hapishanesi’ndeki mutlak tecridi bir an önce sonlandırmanızı istiyoruz, Ada’yı açın” dedi.
“ZİNDANLARDA SÜREN DİRENİŞ BÜYÜK BİR DİRENİŞTİR”
Nöbeti ziyaret eden DEM Parti Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan da zindanlardan gelen sese kulak verilmesi gerektiğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün zindanlarda süren direniş büyük bir direniştir. Tek bir talep var, diyalog ve çözüm yolunu açın ve Sayın Öcalan üzerindeki tecridi kaldırın. Bu hukuki bir taleptir. Adalet Nöbeti’ndeki annelerimizin kıymetle ve inatla sürdürdüğü nöbeti de selamlıyorum. Kürt anneler her zaman direnişi ördü ve büyüttü. Eğer bir tebrik olacaksa bir Nobel Ödülü verilecekse o da Kürt annelerine verilmeli. Çünkü savaşta 20, 25 yaşlarında katledilen genç çocukları nasıl barışı istedilerse onlarda bu talebin izinden giderek bu direnişe öncülük ediyor. Barıştaki bu ısrar, Kürt annelerden, Kürt halkından ve dostlarının tarihinden geliyor. Bu sesi yükseltmek gerekiyor, zindanlardan Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için gelen sese kulak verilmelidir.”
“BARIŞ TALEP EDEN MİLYONLAR VAR”
DEM Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ ise “Bu ülkede bir Kürt sorunu var ve barış talep eden milyonlar var. Demokratik bir kamuoyu oluşturmak için toplumun öncüleri bir araya geldiler. Cezaevlerinde başlayan bu grevler aslında hukuksuzluklara karşı başlatılmıştır. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılarak müzakere yolu açılmalıdır. Orta Doğu kan gölüne dönmüş durumdadır. Bu hukuksuzluklara karşı taleplerini dile getiren yoldaşların talepleri karşılanmıyor, ihtiyaç olan vitaminler verilmiyor ve hatta tecrit uygulanıyor. Tecrit içinde tecrit uygulanıyor. Biz bu sürecin yükseltilmesi için tüm temaslarımızı kuracağız ve barışın sesini yükselteceğiz” ifadelerini kullandı.
“MÜZAKERE YOLUNUN AÇILMASI GEREKİYOR”
DEM Parti Parti Meclisi Üyesi Pakize Sinemillioğlu da, “Taybet Anayı unutmadan, Cemile Çağırga’nın bedeninin annesi tarafından buzdolabında saklandığını unutmadan, bir an önce bu ülkeye, Orta Doğu’ya barışın gelmesi gerekiyor. Bunun için Sayın Abdullah Öcalan ile müzakere yolunun açılması devrilen masanın yeniden kurulması gerekiyor. Barış yolu açılmalıdır ve kazanan biz olacağız, barış olacak” dedi.
PİRHA-Adalet Nöbeti eylemini ziyaret eden ESP İstanbul İl Örgütü dayanışmak amacıyla 3 günlük grev başlattığını duyurdu. Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise “Anaların sesine kulak vermek zorundayız. Bizim yüreğimiz ve kulağımız anaların yanındadır” dedi.
Marmara Tutuklu ve Hükümlü Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER) öncülüğünde İstanbul’da başlatılan Adalet Nöbeti eylemi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sancaktepe ilçe binasında devam etti.
Tutuklu yakınları, “Tecrit insanlık suçudur” yazılı önlükleri giyerken, eylemin yapıldığı salona, “Adalet için tecriti kıralım toplumsal barış için zindanlara ses olalım”, “Özgür yaşamın inşası için tecridi kıralım zindanlara ses verelim” pankartları asıldı. Yoğun ilgiyle devam eden Adalet Nöbeti eylemine bugün Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ziyaret etti.
ESP İstanbul İl Örgütü adına basın açıklamasını okuyan Züleyha Müldür, İmralı’da uygulanan tecrite değinerek, bunun özel savaş politikalarından olduğunu belirtti. İmralı’da uygulanan tecritin diğer cezaevlerine sirayet ettiğini ifade eden Müldür, “İmralı’da uygulanan mutlak tecrit sistemi ağırlaştırılmış müebbet tutsaklar üzerinde de adım adım Y ve S tipi hapishanelere taşınıyor. Tüm bu saldırılara rağmen ağır tecrit altında tutulan devrimci tutsaklar faşizme meydan okuyor, mücadeleyi büyütüyor” dedi.
“3 GÜNLÜK AÇLIK GREVLERİNE BAŞLAYACAĞIZ”
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride ilişkin cezaevlerinde başlatılan açlık grevlerine değinen Müldür, grevi selamladıklarını belirtti. Tecridin kırılması için dışarıda dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini vurgulayan Müldür, “ESP İl Örgütü olarak tecrit işkencesine karşı eylemli dayanışmayı büyütmek için 3 günlük açlık grevlerine başladığımızı buradan duyuruyoruz. Tüm emekçi solu ve halkımızı zindanlara infaz yakmalara, sürgün sevklere, yayın yasaklarına ve tecrit işkencesine karşı dayanışmayı büyütmeye, adalet nöbetlerini ziyaret etmeye, mücadeleye yükseltmeye çağırıyoruz” diye belirtti.
“ADALET NÖBETİ EYLEMCİLERİNİN HER ZAMAN YANINDAYIZ”
Nöbet eyleminde söz alan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan da, kurum olarak Adalet Nöbeti eylemcilerinin her zaman yanında olduklarını vurguladı. Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Annelerin bugün toplumun karanlığında ve bu kadar acı ortamında yüreklerini ortaya koyarak, bedenlerini barış için açlığa yatırmış ve tecridin kırılması için bedenlerini açlığa yatıran evlatlarının bize gönderdiği mesajı algılayıp toplumsallaştıran ve demokrasi için çığlık haline dönüştüren bu değerli yürekler önemlidir. Tüm insanlık olarak bunun kıymetini bilerek hareket etmemiz gerektiğinin son derece farkındayız. Değerli canlar eğer bir toplumda adalet yok olmuşsa, hukuk ayaklar altına alınmışsa artık o toplumun meşru varlığından da söz etmek mümkün değil. Bugün Türkiye’de adaletin, hukukun ayaklar altına alındığını her an görüyoruz. Toplum genel anlamda tecrit altında Evet, tecrit adada başlıyor ve her yere yayılmış durumda. Onun için tecridi kıralım, barışı oluşturalım. Barışın yolunu kanallarını açalım diyen, zindanlarda direnen genç bedenleri ve onların mesajlarını alıp toplumsallaştıran değerli annelerin yüreklerini tekrar tekrar yanlarında olduğumuzu bildiriyoruz.”
“YÜREĞİMİZ VE KULAĞIMIZ ANALARIN YANINDADIR”
Tüm topluma çağrıda bulunan Doğan, “Buradan tüm topluma da çağrıda bulunmak istiyoruz. Gelip bu sese kulak versinler. Çünkü bu ses çok kıymetli. Bu ses vicdanın, kadının ve ananın sesi. Ana bir şey söylüyorsa yerine getirilmeli. Eğer ananın sesine kulak tıkanırsa bu ülkenin geleceği olmaz. Anaların sesine kulak vermek zorundayız. Bizim yüreğimiz ve kulağımız anaların yanındadır” diye konuştu.
PİRHA-Adana’da, tutuklu Hatay Milletvekili Can Atalay için oturma eylemi yapan TİP’liler, Atalay’ın bir an önce serbest bırakılması için 3 günlük açlık grevi başlattı.
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ikinci kez hak ihlali kararı verdiği Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) tutuklu Hatay Milletvekili Can Atalay’ın dosyasının Yargıtay’a gönderilmesini protesto eden TİP Adana İl Örgütü, Atalay’ın serbest bırakılması talebiyle Atatürk Parkı’nda basın açıklaması ve oturma eylemi gerçekleştirdi.
Eylemde Atalay’ın resimleri ile “AYM kararı uygulansın diye açlık grevindeyiz” ve “Can Atalay’a özgürlük AYM kararı uygulansın” pankartı ile “Can Atalay’a özgürlük” ve “Can’ı alacağız” yazılı dövizleri yer serildi.
“AÇLIK GREVİNDEYİZ”
Etkinlikte konuşan TİP Adana İl Başkanı Ahmet Faruk Ulaş, AYM kararının bir an önce uygulanıp, Atalay’ın serbest bırakılması talebiyle uyarı amaçlı 3 günlük açlık grevi başlattıklarını belirtti. Ulaş, kendisinin açlık grevine girdiğini aktarıp, belirli bir süreliğine oturma eylemi sürdüreceklerini sözlerine ekledi. Atalay’ın 228 gündür “esaret altında” olduğunu belirten Ulaş, “Hatay halkının iradesi olan milletvekilimizin özgürlüğü artık daha fazla gasp edilmemelidir. Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmalıdır. Can Atalay serbest bırakılmalıdır” diye konuştu.
PİRHA-Grup Yorum üyeleri, İdil Kültür Merkezi’nin basılmaması ve tutuklu Grup Yorum üyelerinin serbest bırakılması talebiyle süresiz-dönüşümlü açlık grevine başladı.
Grup Yorum üyeleri, İdil Kültür Merkezi’nin basılmaması ve tutuklu Grup Yorum üyelerinin serbest bırakılması talebiyle süresiz-dönüşümlü açlık grevine başladı.
“DİRENİŞTEN BAŞKA YOL YOK”
Grup Yorum sanal medya hesabından açlık grevine başladıklarını şu sözlerle duyurdu:
“Süresiz-dönüşümlü açlık grevi direnişine başladık. Tüm saldırılara karşı taarruzdayız diyoruz. Direnişten başka yol yok diyoruz ve açlığımızla yola çıkıyoruz. Taleplerimiz; İdil Kültür Merkezi basılmasın, tutsak Grup Yorum emekçileri serbest bırakılsın.”
PİRHA-Tutuklu Kürt siyasetçi Sebahat Tuncel, yarın cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eylemine katılacağını açıkladı. Barış için herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Tuncel, “Açlık grevleri etrafında barış ve çözüm için örgütlenmeye mücadeleye davet ediyoruz sizleri” dedi.
Cezaevlerindeki tecritin kalkması ve Kürt sorununun çözümü için cezaevlerindeki siyasi tutukluların 27 Kasım’da başlattığı dönüşümlü açlık grevleri sürüyor. 27 Kasım’da başlatılan eylem, 15 Şubat 2024 tarihine kadar devam edecek.
Kobane Davası’ndan tutuklu bulunan Kürt siyasetçi Sebahat Tuncel, 34 aydır kendisinden haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eylemine katılacağını açıkladı.
“CEZAEVLERİNDE DEVAM EDEN AÇLIK GREVLERİNİ SELAMLIYORUZ”
Avukatları aracılığı ile gönderdiği mesajda, yarın itibari ile açlık grevine başlayacağını belirten Sebahat Tuncel, tutukluların Kürt sorunun barışçıl yollarla çözülmesi için yol açmaya çalıştığını ifade etti.
Tuncel, “Kürt sorunun çözümü, Türkiye’nin demokratikleşmesi için Kürt siyasi hareketi, Kürt halkı kadınları yıllardır mücadele ediyor. Kürt halkının dili, kimliği ve kültürünü yok sayan, varlığına yönelik hem içeride hem dışarıda devletin tüm zor ve şiddet araçlarını devreye koyan iktidarın Kürt düşmanı politikası Türkiye’yi hukuk devleti olmaktan çıkarmıştır” dedi.
“Türkiye işçi sınıfının, emekçilerin barıştan yana olan Kürt halkından gelen barış ve çözüm çağrılarına cevap vermesi, iktidarı da bu konuda adım atmaya zorlayacaktır” diyen Tuncel şunları kaydetti:
“Barış için herkesin sorumluluk üstlenmesi gerekir. Cezaevinde olan biz Kürt siyasi tutsaklar olarak bu sorumluluğu üstleniyoruz. Ancak cezaevinde yapabileceklerimiz sınırlıdır. O nedenle biz ‘Öcalan’a Özgürlük Kürt Sorununa Demokratik Çözüm’ diyerek bedenimizi açlığa yatırıyoruz. Açlık grevleri etrafında barış ve çözüm için örgütlenmeye mücadeleye davet ediyoruz sizleri. Biz içeriden siz dışarıdan mücadeleyi yükselterek karanlığı aydınlığa çevirebilir, halkların arasına örülen bu duvarı yıkabiliriz. 28 Aralık itibariyle Sincan Kadın Cezaevinde devam eden dönüşümlü açlık grevine Mukkades Kabak, aynı koğuşta kaldığım Melek Kartal ile başlıyoruz. Bu vesile ile cezaevinde devam eden açlık grevlerini selamlıyoruz. Başka bir seçenek mümkün, gelin hep birlikte mücadele ederek, dayanışarak bu seçeneği barışı, özgürlüğü toplumsallaştıralım.
Yeni bir yıla giriyoruz, geçmişin tüm yükünü, çözümsüzlükleri, katliam, ölüm siyasetini geleceğe taşımak isteyenlere karşı yaşananlarla Roboski, Maraş, faili meçhuller gerçeği ile yüzleşerek, hesaplaşarak yeni bir başlangıç için mücadele edenlerin karşılayacağı bir yıl olacak. Yerel seçimleri bu mücadelenin sonucunda belirlenecektir. Tüm halkımızın, kadınların yeni yılını kutluyorum” dedi.
PİRHA-Hüseyin Karaoğlan, 93 gündür süresiz açlık grevi eylemini sürdürüyor. Hüseyin Karaoğlan’ın kardeşi Fatma Karaoğlan, “Kardeşimin talepleri karşılanması zor talepler değil, neden kardeşimi 93 gündür aç bıraktılar? Gökyüzünü görebileceği, havalandırmasının olabileceği, arkadaşlarıyla sohbete çıkabileceği bir yere sevki mümkündür ama ısrarla kabul edilmiyor” dedi.
Mart ayında Sincan 1 No’lu Yüksek Güvenlik Hapishanesi’ne sürgün edilip 9 aydır tekli hücrede kalan Hüseyin Karaoğlan, 11 Eylül’de süresiz açlık grevine başladı.
Açlık grevinin 93. gününde olan Hüseyin Karaoğlan’ın talepleri şöyle:
“-Zorunlu sürgün sevkler durdurulsun
-Siyasi tutsaklar sevk oldukları hapishanelerde bir araya getirilsin
-Tutsaklar ailelerinin yakınında ve kendi arkadaşlarının olduğu hapishanelere sevk edilsin
Fatma Karaoğlan, kardeşi Hüseyin Karaoğlan’ın son durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“ARTIK SU İÇERKEN BİLE ZORLANIYOR”
Hüseyin Karaoğlan’ı açlık grevinin 89. gününde görüşüne gittiğini söyleyen Fatma Karaoğlan, “Sandalyede otururken zorlandı çünkü ayağında uyuşmalar varmış ve kas ağrıları artmış. Bir saat boyunca o görüş çok zor geçti bize. Kas ağrılarından dolayı gece uyuyamadığını söyledi. Ağrılardan midemde yanma var, ağız içimde yaralar var, yutkunamıyorum su içerken bile artık zorlanıyorum demişti. Açlık grevinin 50. gününde başladı ama idrarından ve ağzından zaman zaman kan geliyormuş. Açlık grevine 75 kilo olarak başlamıştı, açlık grevinin 50. gününde tartıldığında 63 kiloydu. Ondan sonra hiç tartılmamış şuanda kaç kilo olduğunu bilmiyoruz” diye belirtti.
“KARDEŞİMİN TALEPLERİ 93 GÜNDÜR KABUL EDİLMİYOR”
Açlık grevinin 80. gününde Hüseyin Karaoğlan’ın havalandırmadan hücresine dönerken gardiyanların saldırısına uğradığını söyleyen Fatma Karaoğlan, şunları ifade etti:
“Yerlerde sürükleyerek işkenceyle başka bir hücreye götürüyorlar. Sorumluluğu kendi üzerlerinden atabilmek için muhtemelen 7/24 izleyebildikleri için bir hücreye aldılar. O hücrede kalmak istemiyor çünkü yine tek başına ve sürekli izleniyor. Saldırıya uğradıktan 3 gün sonra annem görüşe gitmişti. Annem gittiğinde bileklerinde, omuzlarında, sırtında morluklar görmüştü. Ben bir hafta sonra görüşe gittiğimde gittiğimde halen sıyrıklar ve morluklar duruyordu. Kardeşim, bulunduğu koşullar çok kötü olduğu için açlık grevine başladı. Kardeşim gökyüzünü göremiyor, hava alamıyor, adım atacak yeri yok, arkadaşlarıyla sohbet edemiyor, derdini paylaşabileceği hiç kimsesi yok. Şu anda sağlığı hızla kötüleşiyor, biz ailesi olarak endişeliyiz. Annem 80 yaşında, geçen hafta görüşe gitti geldi. Görüşe gittiği günden beri yatalak oldu. Şu anda yataktan kalkamıyor. Kardeşimin talepleri karşılanması zor talepler değil, neden kardeşimi 93 gündür aç bıraktılar. Gökyüzünü görebileceği, havalandırmasının olabileceği, arkadaşlarıyla sohbete çıkabileceği bir yere sevki mümkündür ama ısrarla kabul edilmiyor. Bu taleplerinin kabul edilmesi için biz de Hüseyin’le beraber gerekirse açlık grevi ve ölüm orucu yaparız. Bundan sonra da direnmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”
PİRHA-Sincan Cezaevi’nde 11 Eylül’de süresiz açlık grevine başlayan Hüseyin Karaoğlan’ın kardeşi Fatma Karaoğlan, “Kardeşim bulunduğu hücrede iki kolunu açtığı zamana ya kolona çarpıyorum ya da ranzaya çarpıyorum hareket edecek bir alanım yok diyor. Günde 1 saat hücrenin dışına çıkabiliyor o zaman da gökyüzünü göremiyor, havalandırmada da hücrede olduğu gibi yine tek başına” dedi.
Mart ayında Sincan 1 No’lu Yüksek Güvenlik Hapishanesi’ne sürgün edilip 6 aydır tekli hücrede kalan Hüseyin Karaoğlan, 11 Eylül’de süresiz açlık grevine başladı.
Açlık grevinin 10. gününde olan Hüseyin Karaoğlan’ın talepleri şöyle:
-Zorunlu sürgün sevkler durdurulsun
-Siyasi tutsaklar sevk oldukları hapishanelerde bir araya getirilsin
-Tutsaklar ailelerinin yakınında ve kendi arkadaşlarının olduğu hapishanelere sevk edilsin
Fatma Karaoğlan, kardeşi Hüseyin Karaoğlan’ın son durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“KAMUOYUNDAN DUYARLILIK BEKLİYORUZ”
Kardeşinin daha önce Edirne F Tipi Cezaevi’nde 3 kişilik hücrede kaldığını, mart ayında Sincan Cezaevi’ne sürgün edildiğini ve 6 aydır tekli hücrede kaldığını söyleyen Fatma Karaoğlan, “Görüşe gittiğimizde kameralar altında, gardiyanların gözetimi altında görüştük. Kardeşim bulunduğu hücrede iki kolunu açtığı zaman ya kolona çarpıyorum ya da ranzaya çarpıyorum, hareket edecek bir alanım yok diyor. Günde 1 saat hücrenin dışına çıkabiliyor o zaman da gökyüzünü göremiyor, havalandırmada da hücrede olduğu gibi yine tek başına. Kardeşimin görüşüne gittiğim zaman yazdığım dilekçelere cevap gelmiyor o yüzden yapacağım tek şey açlık grevi. Şuanda açlık grevinin 10. gününde ve kendisine görüş cezası da verildi. Ailesi olarak şuanda başına bir şey geldi mi hiçbir bilgimiz yok. Kardeşimin şuanda cezası bitti ama infaz yakma nedeniyle halen cezaevinde. Talepleri kabul edilirse kardeşim açlık grevini bitirir o yüzden kamuoyundan duyarlılık bekliyoruz” dedi.
Sincan 2’Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde sevk talebiyle 138 gündür açlık grevi eylemi yapan Nedim Öztürk, Sincan L Tipi Cezaevi’ne yerleştirilmesi üzerine açlık grevine ara verdi.
Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre; Sincan 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Nedim Öztürk, müebbet ceza almamasına rağmen başka cezaevine sevk talebi ve ihlal politikalarına karşı 24 Nisan’da başlattığı süresiz açlık grevi eylemine 138’nci günde talebinin kısmi olarak kabul edilmesi üzerine ara verdi. Açlık grevi boyunca 19 kilodan fazla kilo veren Öztürk, tutuklu bulunduğu tekli hücreden Sincan L tipi Cezaevi’ne sevk edildi.
Öztürk bunun üzerine açlık grevine kısmi arar verirken, açlık grevi boyunca meydana gelen sağlık sorunları nedeniyle tedaviye başladı. Avukatları sevk işleminin 8 Eylül Cuma günü gerçekleştiğini, bunun idare tarafından aileye sözlü olarak beyan edildiğini belirtti.
Avukatlar, D vitamini ile beraber sıvı alımına başlayan Öztürk’ün sevk edildiği L tipinde havalandırma hakkına erişirken, hala tek başına kaldığını da aktardı.
PİRHA-Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 115 gündür açlık grevi eylemini sürdüren Nedim Öztürk’ün kardeşi Meral Halisdemir, ağabeyinin 64 kilodan 45 kiloya düştüğünü, durumunun riskli olduğunu söyledi. Halisdemir, “Devlet kendisine muhalif kim varsa ortadan kaldırıp kendi istediği gibi bir ülke yaratmak istiyor ama bu memleket bizim sadece AKP’nin tekelinde olan bir memleket değil” dedi.
Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Nedim Öztürk’ün, başka cezaevine sevk talebi ile hak ihlallerine karşı 24 Nisan’da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi, 115’inci gününde devam ediyor.
Meral Halisdemir, ağabeyi Nedim Öztürk’ün durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.
Nedim Öztürk’ün 2006 yılından beri cezaevinde olduğunu söyleyen Meral Halisdemir, “2016 yılındaki sözde darbe girişiminin ardından infazı yakıldı ve cezasının tamamını yattı. Daha önce Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde kaldı cezaevlerindeki sürgünler başladıktan sonra Burhaniye T Tipi Cezaevi’ne sürgün edildi. 4 Haziran’da tahliye olması gerekirken annem arandı ve ‘oğlunuz Sincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sürgün edildi’ dendi. Tekirdağ Cezaevi’nde iki gardiyan ağabeyimi dövüyor ağabeyim de karşılık veriyor, daha sonra da iki gardiyanın açtığı davadan dolayı 17 ay ceza aldı. 4 Haziran’da siyasi davasının bittiği noktada bu cezayı ağabeyimi tahliye etmemek adına yürürlüğe soktular” diye belirtti.
Halisdemir şöyle devam etti:
“Ağabeyim adli bir davadan yattığı için yüksek güvenlikli bir cezaevinde olmaması gerekiyor. Ağabeyim taleplerini milletvekillerine ve Adalet Bakanlığına bildiriyor ama bir gelişme olmamasından dolayı süresiz açlık grevine başladı. Ağabeyim, ‘ben süreli bir hükümlüyüm, yüksek güvenlikli bir cezaevinde olmamam gerekiyor’ diyor ve şartları daha normal olan cezaevine göndermelerini istiyor, keyfi sürgünlerin durdurulmasını ve cezaevi şartlarının iyileştirilmesini istiyor.”
“ARTIK RİSKLİ BİR SÜREÇTEYİZ”
10 Ağustos’ta ağabeyini ziyarete gittiğinde 64 kilodan 45 kiloya düştüğünü belirten Halisdemir, “Aşırıcı derece zayıflamıştı. Omuzlarında ve bacağında uyuşmalar başlamış, görmesinde problemler vardı, idrarından kan geldiğini söyledi. Açlık grevinde 115. gün ve artık riskli bir süreçteyiz. o yüzden bir an önce bir şeylerin yapılmasını istiyoruz. İstenilen talepler çok zor talepler değil. Tacizciler ve tecavüzcüler iyi hal indirimiyle şartlı tahliye ediliyorsa, sadece düşündüklerinden kaynaklı şu anda zindanlarda ölüme terk edilen insanlar niye şartlı tahliye kanunlarından yararlanamıyorlar? Bu noktada biz tabi ki kaderimize razı değiliz ve yapmamız gereken her şeyi yapıyoruz. Biz Nedim Öztürk’ü onlara teslim etmeyeceğiz. Devlet kendisine muhalif kim varsa ortadan kaldırıp kendi istediği gibi bir ülke yaratmak istiyor ama bu memleket bizim, sadece AKP’nin tekelinde olan bir memleket değil” diye konuştu.
PİRHA-Almanya’da tutuklu olan Grup Yorum üyeleri için başlatılan açlık grevi, Berlin’de ki Federal Adalet Bakanlığı önünde devam ediyor. Arkadaşları tutuklandıktan sonra istedikleri sonucu alamayınca açlık grevine başladıklarını ifade eden Ilgın Güler ve Eda Deniz Haydaroğlu, Grup Yorum üyesi İhsan Cibelik’in sağlık durumunun iyi olmadığını, tutuklu arkadaşlarının serbest bırakılmalarını istediler.
Almanya’da geçen yıl mayıs ayında yapılan bir operasyonla gözaltına alınan Grup Yorum üyesi İhsan Cibelik, Grup Yorum gönüllüsü Serkan Küpeli ve Gazeteci Özgül Emre‘nin serbest bırakılması için Berlin’de Federal Adalet Bakanlığı önünde başlatılan süresiz açlık grevi devam ediyor.
18 Mart 2023 Dünya Siyasi Tutsaklara Özgürlük Günü’nde başlayan açlık grevine katılan Eda Deniz Haydaroğlu 150, Ilgın Güler 101, Sevil Sevimli Güler 95 günü geride bıraktı. Daha önce sadece gündüz saatlerinde Adalet Bakanlığı önündeki çadırda duran açlık grevcileri, 8 Temmuz’dan bu yana sürekli bakanlık önündeki çadırda kalıyorlar.
Açlık grevini sürdüren Eda Deniz Haydaroğlu ile Ilgın Güler, taleplerini ve Grup Yorum üyesi İhsan Cibelik’in sağlık durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştular.
“İSTEDİĞİMİZ SONUCU ALAMAYINCA BEDENLERİMİZİ AÇLIĞA YATIRDIK”
Arkadaşları tutuklandıktan sonra birçok eylem yaptıklarını ancak istedikleri sonucu alamayınca bedenlerini açlığa yatırdıklarını ifade eden Ilgın Güler, “Açlık grevi eylemi bir kişinin kendisini aç bırakarak hücre hücre erimesinin dışında haklılığın dışa vurumu demektir. Biz haklı olduğumuzu ve taleplerimizin karşılanabilir olduğunu bildiğimiz için aynı zamanda da tarihsel haklılığımızdan da aldığımız bu güçle açlık grevine başladık. Öncelikle talebimiz, Adalet Bakanlığı şu anda yürütülen davayı geri çekilmelidir. Çünkü 129 Yasası davaları Adalet Bakanlığı’nın izniyle açılıyor. Bundan kaynaklı da Adalet Bakanlığı bu davaları geri çekebilir. Çünkü tutuklanan üç arkadaşımız tamamen demokratik eylemlerinden tutuklandılar. Grup Yorum konserini düzenlemekten, sahneye çıkmaktan, Grup Yorum üyelerinin nişan yüzüklerini takmaktan ve ırkçılığa karşı mücadele ettikleri için tamamen yasal ve demokratik eylemlerinden kaynaklı tutuklandılar” diye belirtti.
“TUTUKSUZ YARGILANMAK ANAYASAL BİR HAKTIR”
Arkadaşlarının tutuksuz yargılanmasını istediklerini söyleyen Güler, “Çünkü tutuksuz yargılanmak anayasal bir haktır. Gerekli bütün işlemler yapılmıştır, tutsaklarımız için kefil insanlar bulunmuştur fakat Federal Başsavcılık ve mahkeme heyeti bu kefillikleri göz önünde bulundurmuyor ve burada da bir keyfiliğin olduğunu görüyoruz. Diğer bir talebimiz de dijital delillerin kullanılmaması. Çünkü dijital delillerin herhangi bir güvenilirliği yoktur ve bu durumda Almanya Türkiye’den bile daha geri durumdadır. Türkiye’de en azından bu konuda yasal bir düzenleme var. Almanya’da dijital deliller tamamen hâkimin insafına kalmış durumda” dedi.
“AVRUPA’DA YAŞAYAN HALKIMIZ İÇİN DİRENİYORUZ”
Almanya Federal Başsavcısı Peter Frank’ın Türkiye’ye gidip Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ne konuda görüştüğünün açıklanmasını istediklerini belirten Güler, şöyle devam etti:
“Arkadaşlarımız tutuklandıktan sonra Almanya Federal Başsavcısı Peter Frank’ın Türkiye’de Yargıtay Başkanı, Adalet Bakanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüştür. Bir ülkenin savcısının başka bir ülkenin cumhurbaşkanıyla nasıl bir görüşmesi olabilir. Yapılan görüşmede nelerin konuşulup pazarlığının yapıldığının açıklanmasını istiyoruz. Çünkü biz bu görüşmenin üç arkadaşımızın tutuklanmasından bağımsız olduğunu düşünmüyoruz. Biz direnirken sadece üç arkadaşımız için değil Avrupa’da yaşayan halkımız için direniyoruz. Çünkü 129 Yasası Avrupa’da yaşayan bütün halklara bir saldırıdır.”
“İHSAN CİBELEK’İN TUTUKSUZ YARGILANMASINI TALEP EDİYORUZ”
Grup Yorum üyesi İhsan Cibelik’in tutuklanmadan önce prostatında büyüme olduğundan dolayı tedavi gördüğünü belirten Eda Deniz Haydaroğlu ise, “İhsan Cibelik’in tedavisi 2016 yılında başlamıştı ve o tarihten beri tedavi görüyordu. Fransa’daki doktoru artık biyopsisinin yapılması gerektiğini ve kanser şüphesi olduğunu söylemişti. Şu anda 15 ay geçmesine rağmen halen biyopsisi gerçekleşmedi. Bu süreçte toplam 5 defa hastaneye götürülmüş fakat her doktor randevusunda aynı muayeneler yapılmış” dedi.
Haydaroğlu şunları kaydetti:
“İhsan Cibelik’in durumunu avukatları mahkemede dile getirdiler ve mahkeme heyeti 24 Ağustos için randevu vermişti ancak bunun öncesinde 24 Temmuz’da İhsan Cibelik hapishaneden apar topar Köln Üniversite Hastanesi’ne götürülüp biyopsisinin yapılacağı söylenmişti ancak bu sefer ellerinden kelepçelenerek muayene edileceği söylenmişti. İhsan Cibelik de bu onursuz dayatmayı kabul etmedi. İhsan Cibelik’in tedavisini sürdürebilmesi için tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz. Çünkü hapishane koşullarında tedavisi sürdürülemez, İhsan Cibelik’in hayati tehlikesi var o yüzden yaşayabilmesi için tedavi olması gerekiyor.”
Filistin özgürlük mücadelesinin sembol isimlerinden Leyla Xalid, açlık grevinde olan tutuklularla dayanışmak amacıyla açlık grevine başladı.
İsrail’in hiçbir suçlama yöneltmeden ve yargılama yapmadan bin 500 Filistinliyi keyfi “idari gözetim” altında tutmasına karşı 30 Filistinli tutuklunun başlatmış olduğu açlık grevi devam ediyor.
Filistin özgürlük mücadelesinin sembol isimlerinden Leyla Xalid de açlık grevinde olan tutuklularla dayanışmak amacıyla açlık grevi eylemine başladığını duyurdu.
PİRHA- Adil yargılanma talebiyle 255 gündür ölüm orucu eylemi yapan ve sağlık durumu nedeniyle dün hakkında infaz erteleme kararı verilen Gökhan Yıldırım ölüm orucunu bıraktığını açıkladı.
Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde adil yargılanma talebiyle 255 gündür ölüm orucunda olan Gökhan Yıldırım hakkında sağlık durumu nedeniyle infaz erteleme kararı verilmişti. Yıldırım kararın ardından Tekirdağ Şehir Hastanesi’nden tahliye edildi.
ÖLÜM ORUCUNU BIRAKTIĞINI AÇIKLADI
Yıldırım bugün yaptığı basın toplantısıyla ölüm orucu eylemine ara verdiğini duyurdu. 6 yılı aşkın süredir tutuklu olan Gökhan Yıldırım, Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan, KHK ile görevinden ihraç edilen öğretmen Sibel Balaç ile birlikte ölüm orucu eylemindeydi.
Gökhan Yıldırım’ın talepleri şöyleydi:
– Dijital delillerle gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilsin.
– Keyfi disiplin cezalarına son verilsin.
– Hasta mahpuslar serbest bırakılsın.
– Hapishanedeki kitap, dergi kısıtlamalarına son verilsin.
PİRHA- Yaşanan hak ihlallerine karşı 3 ağır hasta tutuklunun başlattığı açlık grevine ilişkin Kırıklar Cezaevi savcısıyla görüşen HDP, İHD, ÖHD ve İzmir Barosu, tutuklulara yönelik tecridin kaldırılarak taleplerin karşılanmasını çağrısında bulundu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İzmir Barosu temsilcilerinden oluşan heyet, Kırıklar Cezaevi’nde yaşanan hak ihlalleri ve buna karşı 3 ağır hasta tutuklu yazar Zeki Bayhan, Ramazan Çelik ve Yücel Kızmaz’ın başlattığı açlık grevine ilişkin cezaevi savcısıyla görüştü. Heyet görüşmenin ardından cezaevi önünde açıklama yaptı.
“İDARE KENDİSİNİ MAHKEMENİN YERİNE KOYUYOR”
AKP iktidarı ile cezaevlerinde tutsak sayısının 6 kat artığını, bu durumun güvenlikçi politikalardan kaynaklandığını dile getiren HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, “Cezaevlerinde şuan 600’den fazla hasta tutuklu var. Kırıklar Cezaevi’nde yaşananlardan kaynaklı 3 hasta tutuklu açlık grevinde. Açlık grevlerinin cezaevi idaresinden kaynaklandığı kadar mevzuat ve uygulamadan da kaynaklanıyor. Kendisini mahkeme yerine koyan idare ve gözlem kurularının aldığı kararlar, infazların yakılması bu hukuksuzlukların başında geliyor. Abdullah Ece 73 yaşında bir hasta tutukluydu. İnfazı 2 defa ertelendi ve daha sonra covite yakalandı ve yoğun bakımda yaşamını yitirdi. Son 7 ayda 48 tutuklu yaşamını yitirdi. Cezaevlerinden tabutların çıkmasını engelleyip, yaşanan insan hakları ihlallerini durdurmak istiyoruz” dedi.
“KRİZ CEZAEVİNE DE YANSIYOR”
Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin cezaevlerine de yansıdığını belirten Kemalbay, “Tutsaklara çok ciddi elektrik faturaları geliyor. Kendilerini sosyal devlet olarak nitelendiriyorlar, ancak elektrik faturalarını tutuklulara ödetiyorlar. Yemekler sağlıksız ve besleyici olmaktan uzak. Uzun zamandır cezaevlerinde tecrit uygulanıyor. Mahpusların 10 saat olması gereken sosyal aktiviteleri pandemi gerekçesiyle iptal edilmiş ve yaptırılmıyor. Aile ziyaretlerinin aramalarında görüşçülere engeller çıkarıyorlar” ifadelerini kullandı.
Cezaevinde kitaplarda kısıtlama getirildiğini, infazların yakıldığını, odaların üzerinin tellerle kapatıldığını, hasta tutsakların hastanelere sevk edilmediğini belirten Kemalbay, tüm bu ihlallerle ilgili cezaevi savcısı ile olumlu bir görüşme gerçekleştirdiklerini kaydetti. Serpil Kemalbay, son olarak ihlallerin ve tecridin son bulmasını istedi.
DİĞER PARTİLERE TUTUM ALMA ÇAĞRISI
Ardından söz alan HDP Hukuk Komisyonu üyesi Alişan Şahin ise ailelerden gelen talepler üzerine ziyareti gerçekleştirdiklerini belirterek çözüme katkı sağlayabilmek amacıyla görüşme sağladıklarını ifade etti. Şahin, “Yanlış uygulamaların önüne geçmek ve kamuoyuna duyurmak için buradayız. Siyasetten alınan kararları uygulama yanlışlığı bu ülkenin karanlık günlerine yelken açılmasına neden oluyor. Sayın Abdullah Öcalan üzerinde başlayan ve tüm cezaevlerinde yaşanan tecrit işkence boyutuna vardı. Yeni yapılan cezaevleri insanları yalnızlaştırma ve konuştuklarını hatırlamayı engelleyecek sorunları meydana getiriyor. Biz 2022’nin başından yılın başından bu yana 48 tutuklunun hayatını kaybetmesine ilişkin özeleştiri vermek gerekiyor. Biz diğer siyasi partilerle eğer yeterli derecede kamuoyu oluştursaydık ölümlerin önüne geçebilirdik. Buradan bu yaşananlara karşı siyasi partileri de tutum almaya çağırıyorum” diye konuştu.
PİRHA-Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşadığı hak ihlalleri ve işkenceye karşı 16 gündür açlık grevini sürdüren ağır hasta mahpus Ekim Polat’ın annesi Songül İlker, oğlu Ekim Polat’ın tedavisinin sağlanması için cezaevi önünde başlattığı oturma eylemini 4. gününde sürdürüyor. Oğlunun cezaevinde suçsuz yere yattığını söyleyen anne İlker, “Düşman hukuku ile hareket eden iktidar Alevilere ve Kürtlere olan düşmanlığı nedeniyle Ekim’i içeride tutuyor” dedi.
İstanbul’da Gezi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle 2016 yılında tutuklanan ve 24 yıl ceza alan ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın sağlık durumu gün geçtikçe kötüye gidiyor.
Tutukluluğunun ilk 1,5 yılını Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde geçiren Polat, ilk olarak Bandırma’ya, sonrasında Manisa Akhisar T Tipi Kapalı Cezaevi’ne ve ardından Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi.
Cezaevine girmeden önce herhangi bir sağlık sorunu olmayan Polat’ın 6 yıllık tutukluluk sürecinde kalp ritim bozukluğu, KOAH, kemik erimesi, tümör, hipertansiyon, görme bozukluğu kanser ve yüksek felç gibi hayati risk taşıyan hastalıkları oluştu. Polat, içeride iki defa kalp krizi geçirdi.
Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşadığı hak ihlalleri ve işkenceye karşı 16 gündür açlık grevini sürdüren ağır hasta tutsak Ekim Polat’ın annesi Songül İlker, oğlu Ekim Polat’ın tedavisinin sağlanması için cezaevi önünde başlattığı oturma eylemini 4. gününde sürdürüyor.
Ekim Polat’ın annesi Songül İlker, oğlunun cezaevinde yaşadığı sorunları PİRHA’ya anlattı.
“OĞLUM CEZAEVİNDE ÖLÜMLE TEHDİT EDİLİYOR”
Oğlunun tedavi hakkının engellendiği için cezaevinde açlık grevine başladığını söyleyen Songül İlker, “Oğlum cezaevinde ölümle tehdit ediliyor, Alevi ve Kürt kimliğinden dolayı yemek vermiyorlar. Şu anda oğlum tedavi hakkı engellendiği için 16 gündür açlık grevinde ve kalp hastasının açlık grevi yapması ölüm demek. Denizli T Tipi Cezaevi’ne sürgün edildiği ilk gün önemli ilaçları çöpe atıldı, bu kadar düşman hukuku ile hareket eden bir hapishane yönetimi var. Ekim, Adalet Bakanlığı’na dilekçe yazdığı için tehdit ediliyor, yazdığı dilekçeler kaybediliyor, ölümle tehdit ediliyor bizi şikâyet edersen biz de sana sorun çıkartırız diyorlar. Şu anda kendisi açlık grevinde vitamin verilmiyor, şeker ölçümü yapılmıyor” dedi.
“HERKES HASTA TUTSAKLARIN TEDAVİ YAŞAM HAKKI İÇİN SESİNİ ÇIKARMALI”
Oğlunun tedavisinin sağlanması için cezaevi önünde 4 gündür oturma eylemi başlattığını belirten İlker, “Düşman hukuku ile hareket eden iktidar Alevilere ve Kürtlere olan düşmanlığı nedeniyle Ekim’i içeride tutuyor. Cezaevlerinde hasta tutsakların tedavilerinin engellenip, işkenceye maruz kalmaları bu ülkenin utancıdır. Kendine insanım diyen herkesin cezaevindeki hasta tutsakların tedavi ve yaşam hakları için sesini çıkarmalı” diye konuştu.