Etiket: açlık grevleri

  • Annelerin eylemlerine polis yine müdahale etti-VİDEO

    Annelerin eylemlerine polis yine müdahale etti-VİDEO

    PİRHA- Tecridin kaldırılması talebiyle başlatılan açık grevleri ve ölüm oruçları devam ediyor. Açlık grevinde olan yakınlarına destek olmak amacıyla bugün de eylemlerini sürdüren aileler yine polis müdahalesiyle karşılaştı.

    Yakınları tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevinde olan ailelerin onlara destek olmak için oturma eylemleri devam ediyor. Her gün İstanbul Bakırköy, Kocaeli Gebze, Adana ve Diyarbakır’da oturma eylemi yapan ailelerin eylemlerine polis müdahalesi de sürdü.

    İSTANBUL BAKIRKÖY

    Bakırköy Cezaevi önünde yapmak istedikleri oturma eylemi için E-5 Otoyolu üzerinde bulunan Çocuk Sitesi otobüs durağında bir araya gelen ailelere, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul milletvekili Züleyha Gülüm ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar destek verdi.

    “AÇIKLAMA İÇİN İZNE GEREK YOK”

    Otobüs durağı önünde toplanmaya başlayan ailelerin yanına kısa sürede gelen polis, HDP Milletvekili Züleyha Gülüm’e, “Ailelere dağılmalarını söyleyin, kaymakamlık kararı var, eylem, gösteri, yürüyüş yasak” diye belirtti. Gülüm, “Basın açıklamaları ve oturma eylemleri için izin alınmasına gerek yok. Mitinglerde ise bildirim yapılır” diye hatırlattı.

    Aileler otobüs durağındaki bekleyişlerine devam edince polis, “Dağılın, dağılmadığınız takdirde müdahale edeceğiz. Yapmış olduğunuz eylem yasal değildir” diye anons yaptı. Bir süre daha durak çevresindeki bekleyişlerini sürdüren aileler, daha sonra Şirinevler Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti.

    Yürüyüşte “Bijî berxwedana zindana” sloganları atan ailelere polis, “Slogan atılmaya devam edilirse müdahale edeceğiz” diye engel çıkarmak istedi. Polisin söylediklerini dikkate almayan aileler, zılgıtlar ve sloganlar eşliğinde Meydan’da bulunan HDP İlçe binasına kadar yürüdü.

    “ALLAH KABUL ETMESİN”

    İlçe binasında eylemlerinin engellenmesine ilişkin açıklama yapan Nesibe Başaran, açlık grevinde olan çocuklarının taleplerine kulak veriline kadar eylemlerine devam edeceğini belirtti. Başaran, “Bizi öldürseler de biz geleceğiz. Çünkü artık evimizde rahat oturamıyoruz, duramıyoruz. Yeter artık.  Çocuklarımız açlıktan ölüyor. Bizleri burada copluyorlar. İnsanlık ölmüş mü? Bunları yapanları Allah kabul etmesin, Allah kabul etmesin” diyerek tepki gösterdi.

    ADANA

    Adana’da da tutuklu yakınları, 9 gündür İsmet İnönü Parkı’nda bir araya gelerek oturma eylemi yapıyor. Polisin ablukasına ve engellemelerine rağmen anneler her gün 12.00 ile 13.00 saatleri arasında parkta oturup, kamuoyunu duyarlılığa çağırıyor. Polis kalkanlarla parkta bulunan yurttaşlarla anneler arasında etten duvar örüyor.

    Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre Annelerin bugünkü eylemine HDP vekillerinden Dilan Dirayet Taşdemir ve Tülay Hatimoğulları yanı sıra HDP, HDK, TUAYDER yöneticilerinin destek verme girişimleri polis tarafından engellendi. Polisin engeline rağmen yöneticiler parktan ayrılmadı.

    “YALAN SÖYLÜYORLAR”

    Polislerin, “Adalet Bakanlığı açıklama yaptı. Daha ne istiyorsunuz?” sorusuna anneler, “Adalet Bakanlığı 3 gündür medyada yalan söylüyor. Tecrit kalkmadı, devam ediyor. Tecrit kalkmayana kadar alanları terk etmeyeceğiz. Siyaset yapmasınlar, doğruyu söylesinler. Bizleri bu hale getirenleri sorgulayın. Biz buraya boşu boşuna gelmiyoruz” diye yanıt verdi.

    “DUYUN ÇIĞLIKLARIMIZI”

    80 yaşındaki Latife Aydın, elindeki baston ve yakınlarının desteğiyle her gün parka gelip, açlık grevinde olan oğlu ve torununun ölmemesi için haykırıyor. Bugün de parkta barışı ve demokrasiyi haykıran Aydın, tutukluların her geçen gün ölüme bir adım daha yaklaştığını ve yaşanacak ölümlerden Cumhurbaşkanı ile Adalet Bakanlığı’nın sorumlu olacağını vurgulayarak, “Kulaklarını ve gözlerini açsınlar; annelerin çığlığını duysunlar” dedi.

    “TECRİDE SON VERİN”

    Sürecin daraldığını dile getiren annelerden Nejla Kocaman, hükümetin kendilerini kandırmaktan vazgeçip, seslerini duymalarını istedi. Kocaman, bu zulmün son bulmasını, annelerin sesinin kesilmeyeceğini söyleyerek tüm annelerden destek istedi. Kocaman, hükümete tecride son verme çağrısı yaptı.

    DİYARBAKIR

    Diyarbakır’da ise Anneler polis engeline rağmen oturma eyleminin ardından yürüyüş yaptı. Annelerin eylemine, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekilleri Saliha Aydeniz, Remziye Tosun, Musa Farisoğulları ile HDP ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticileri katıldı.

    “BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ”

    Yenişehir ilçesi tarafından gelen grubun içindeki erkeklerin çıkarılmak istenmesi üzerine polisler ve kadınlar arasında tartışma yaşandı. Polisler kadınlara,”Bu eylem baştan beri annelerin eylemiydi bayların değil. Buradan ayrılın, sadece anneleri alacağız” demesi üzerine kadınlar, “Bu salt annelerin eylemi değil” dedi.

    AİLELERİN SLOGAN SESLERİ KISILMAYA ÇALIŞILDI

    Tüm baskı ve engellemelere rağmen anneler alınan çemberde, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Hak hukuk adalet zindanlarla gelecek” sloganlarını atarak ve kapalı bir işyerinin kepenklerine vurarak ses çıkardı.  Tutuklu annelerinin slogan atmaları sırasında polislerin çalışır durumdaki TOMA araçlarından gürültülü sesler çıkarmaları dikkat çekti.

    Çevrede bulunan yurttaşlarda ıslık ve alkış çalarak tutuklu ailelerine destek verirken, polisler erkeklerin dağılmasını istedi. Bunun üzerine ailelerin yanına gelen milletvekili Tosun, “Açlık grevinde olanların aağabeyleri, amcaları, dayıları yok mu? Bu insanların çocukları, kardeşleri aylardır açlık grevindedir. Ben olsam ben de ayrılmam bu sokaklardan” diye belirtti.

    Tüm engellemelere rağmen 3 ayrı noktada bulunan tutuklu anneleri birleşerek TUAY-DER binasına doğru yürüyüşe geçti.

    “DEVLET GÖZÜNÜ KULAĞINI KAPATMIŞ”

    Koşuyolu’ndan TUAY-DER’e doğru yürüyen tutuklu yakınları TUAY-DER önünde açıklama yaptı. Tutuklu annelerinden Meryem Soylu, annelerin günlerdir Meclis’te çocuklarının seslerini duyurmaya çalıştıklarını belirterek, “Anneleri yıldırmak için Meclis’in banyosu ve mutfağı kapatılmış. Annelerin orda olmasının nedeni hiç kimsenin ölmesini istememeleridir. Ben dokuz buçuk yıl cezaevinde kaldım ama oradaki baskı ve vahşet hiç bir yerde yok. Müslümanım diyenler nerde? Kimse görmüyor mu? Bu mu Müslümanlık, bu mu adalet? Devlet gözünü kulağını kapatmış annelerin sesini duymamaya çalışıyor. Adalet Bakanlığı verdiği mesajın arkasında dursun, yoksa Kürt halkı kanmaz artık bu açıklamalara” dedi.

    KOCAELİ GEBZE

    Gebze Cezaevi önünde bugün de annelerin oturma eylemi devam etti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gebze ilçe binasında toplanan ailelere, milletvekilleri Ayşe Sürücü ve Ömer Faruk Gergerlioğlu ile çok sayıda yurttaş eşlik etti. HDP ilçe binası önünde araçlarına binerek, cezaevine hareket eden ailelerin önü Bağdat Caddesi’nde polislerce kesildi.

    Araçlarından indirilen ailelerin GBT’si yapıldı. Polisler ailelerin cezaevi önüne gitmesine izin vermeyeceğini ifade etti. Anneler bunun üzerine engellenen caddede oturma eylemi gerçekleştirdi. Daha sonra polisler, anneleri zorla araçlarına bindirdi.

    ENGELE RAĞMEN OTURMA EYLEMİ 

    Bir grup anne ve HDP Milletvekili Ayşe Sürücü ise, polisin engeline rağmen cezaevinin önüne giderek, oturma eylemi gerçekleştirdi. Polis, anneleri daha sonra zorla yerlerinden kaldırdı. Arabaya bindirilmeye çalışılan tutuklu anneleri “Biz anneyiz, bize bu şekilde davranamazsınız. Defalarca engelleseniz yine geleceğiz” diyerek tepki gösterdi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Baro başkanları açlık grevleriyle ilgili TBMM Başkanıyla görüştü

    Baro başkanları açlık grevleriyle ilgili TBMM Başkanıyla görüştü

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve 7 bölge ilinin baro başkanı, açlık grevleriyle ilgili TBMM Başkanı Mustafa Şentop’la görüştü.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Batman, Bingöl, Van ve Dersim baro başkanları, açlık grevleri ve ölüm oruçlarıyla ilgili olarak Meclis Başkanı Mustafa Şentop ve Kamu Denetçisi Şerefek Malkoç ile bir araya geldi.

    “OLUMLU BİR İZLENİMLE AYRILDIK”

    Basına kapalı yapılan görüşme sonrası sosyal medya hesabından açıklama yapan Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın, “Olumlu bir izlenim ile ayrıldık” dedi.

    “KARŞILIKLI GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİNDE BULUNDUK”

    Görüşmeye dair yazılı açıklama yapan Dersim Barosu da şu ifadeleri kullandı: “Cezaevlerinde açlık grevleri ve ölüm oruçlarının bundan sonra herhangi bir can kaybı yaşanmadan sonlandırılması konusunda Meclis Başkanı ve kamu baş denetçisiyle yapılan görüşmelerde sorunun çözümü konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Sorunun bir an önce iç hukukumuz ve evrensel hukuk kuralları çerçevesinde kimsenin zarar görmediği insancıl bir yöntemle çözülmesini temenni ediyoruz. Ayrıca baştan beri belirttiğimiz üzere insan hayatını riske atan bu eylemleri açlık grevi ile ölüm orucundaki kişilerin kendi hayatlarına telafisi imkansız zarar vermemesi ve insan hayatına verdiğimiz önem ve değer gereği ve bizlere başvuran aile ve annelerin istemi üzerine herkese sorunun çözümü ve sonlandırmaları çabasının çağrısını yapıyoruz” denildi.

  • Anneler Meclis’ten seslendi: Bir umutla çözüm bekliyoruz

    Anneler Meclis’ten seslendi: Bir umutla çözüm bekliyoruz

    PİRHA – HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, çocukları açlık grevinde olan annelerle birlikte Meclis’te basın toplantısı yaptı. Anneler adına konuşan Nezahat Teke, “Meclis başkanı ile görüşmemiz yeterli değil. Eğer bugün annelerin tülbentleri yerlerde sürükleniyorsa bu dünyanın ve insanlığın ayıbıdır” dedi. 

     Çocukları açlık grevi ve ölüm orucunda olan annelerin Meclisteki eylemleri sürüyor. Dün Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop ile görüşme yapan anneler bugün de HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

    Ülkede adaletin tükendiğini ifade eden Buldan, “Ancak hala vicdanlı insanlar var” diyerek şunları söyledi:

    “Annelerimiz dünden beri Meclis’i terk etmediler. Van’dan, Mardin’den, Batman’dan, Siirt’ten gelen anneler var aramızda. Bir amaç uğruna Ankara’nın yolunu mesken tuttular. Annelerimiz günlerce cezaevi kapısı önünde bir çığlık yükseltmeye çalıştılar, seslerini herkes duysun istediler ancak bu hükümetin annelerimize yaklaşımı, annelerimizi yerlerde sürüklemesi, vicdanlarına hakaret etmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Bu anneler cezaevlerinde açlık grevinde ve ölüm orucunda olan çocuklarının yaşaması için bu çabayı sürdürüyorlar. Bu çocuklar tecridin kalkması için bedenlerini açlığa yatırdı. Ancak hükümetin bu konuya yaklaşımı, açlık grevinde olan insanlara yaklaşımı hukukun ayaklar altına alındığının göstergesidir. Bu ülkede adalet ve hukukun olmadığını biliyoruz ancak bu ülkede hala vicdanlı insanlar var. Bu vicdanlı insanların bir an önce harekete geçmesi, açlık grevinde olanların bu grevi bitirebilmesi için tecridin kalkması yönünde yaptıkları çağrının dikkate alınması gerektiğini ifade ediyorum.”

    “DUYARLILIK GÖSTERMESİ GEREKEN SADECE MECLİS BAŞKANI DEĞİL”

    “Annelerimiz dün burada Genel Kurul’da, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ denilen bir salonda bir çığlık yükselttiler. Bu çığlığı kimse duymadı. Randevu talep ettiler, onların talebini tek kabul eden Meclis Başkanı Mustafa Şentop oldu. Biz annelerimizin talebini kabul ettiği için kendisine teşekkür ediyoruz. Bu duyarlılık Şentop’la sınırlı kalmamalı, bu duyarlılık vicdan sahibi olan herkeste olmalı. Annelerimiz çocuklarına bir şey olmasın istiyorlar. Bu insanlar aylardır açlık grevindeler ve ölüm orucuna başladılar. Bu insanların talepleri meşru ve hukukidir. Sayın Öcalan’ın üzerindeki mutlak tecridin kaldırılmasını talep ediyorlar.”

    “2 MAYIS’TA ATILAN ADIM KIYMETLİDİR”

    Buldan, avukatların Abdullah Öcalan ile görüşme gerçekleştirmesinin kıymetli bir adım olduğuna da işaret ederek şunları söyledi:

    “Bu adımın mutlaka devamı gelmeli, Sayın Öcalan’la avukat ve ailelerinin görüştürülmesi bir düzen haline getirilmelidir. Çünkü biz biliyoruz ki her an cezaevlerinden olumsuz bir haber alabiliriz. Annelerimizin çabası bundandır, çığlığı bundandır. Annelerimizin cezaevleri önünde yürüttükleri mücadele çocuklarının canına ve yaşamlarına herhangi bir şey gelmemesi içindir. En ufak bir olumsuz durumda bu ülke içinden çıkılmaz bir hale sürüklenir. Böylesi bir ortamın gelişmemesi açısından ve bu ülkenin adaletine, hukukuna olan saygıdan da yola çıkarsak İmralı üzerindeki tecridin sona ermesi gerekiyor. Adım atılması gereken gün bugündür, bundan sonraki günler çok tehlikeli olabilir. Biz günleri bir kenara bıraktık, artık saatlerle yarışıyoruz. Bir an önce adım atılması, İmralı tecridinin kaldırılması, açlık grevindekilerin taleplerinin dikkate alınması gerekiyor. O yüzden annelerimizin bu yaptığı duyarlılık çerçevesinde herkesin aynı duyarlılığı göstermesi gerektiğini belirtiyorum.”

    “ÇÖZÜM ÇIKARSA BURADAN ÇIKAR DİYE GELDİK”

    Anneler adına konuşan Nezahat Teke ise Meclis Başkanı Mustafa Şentop ile yapılan görüşmenin yetersiz olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Burada olma sebebimiz belli. Sadece bugün değil aylardır bu anneler cezaevleri önünde direniyor. Biz de dün geldik bir çare varsa, çözüm çıkarsa buradan çıkar diye geldik. Sağ olsun Meclis Başkanı bizimle görüşmeyi kabul etti, gittik görüştük ama bu yetmiyor. Çünkü anneler öyle bir durumdalar ki, telefon geldiğinde, herkes bakıyor acaba o telefon nedir, bir anne gözü yaşlı olduğunda herkes bakıyor acaba nedendir diye kaygı taşıyor. Meclis Başkanı bizimle görüştü, daha önce de görüştük ama hiçbir sonuç çıkmadı.

    Adalet Bakanı’ndan 2 aydan fazladır randevu talebinde bulunduk, yeri geldiğinde ‘Cennet annelerin ayaklarının altındadır’ diyorlar. Mademki anneler cennet kokuyor neden bizi muhatap almıyorsunuz. Çünkü bu davanın sahibi biziz. Bu evlatlar bizim evlatlarımız. Ölümlerine seyirci kalamayız. Maalesef bugün Türkiye’de annelere uygulanan şiddet, cennet dedikleri anneler yerlerde sürükleniyor. Ben ömrüm boyunca 7 yaşımdan beri bir tel saçımın dışarıda olmasına asla izin vermezken, eğer bugün annelerin tülbentleri yerlerde sürükleniyorsa bu dünyanın ve insanlığın ayıbıdır.

    “BİZE YAPILANLARA RAĞMEN SUÇLU ARAMIYORUZ, BİR UMUTLA BEKLİYORUZ”

    Buna rağmen suçlu aramıyoruz. Burada bir umutla bekliyoruz ama burada oturmaya devam edeceğiz. İnsanlığa çağrımız var, adalete çağrımız var. Biz de bu ülkenin insanlarıyız, bugün eğer evlatlarımız zor durumdaysa ve tecrit kırılmadan bu durumdan çıkmıyorlarsa tecridin kaldırılması zor bir şey değildir. Herkese çağrımız var. Ramazan ayındayız, bu anneler orucu oruçla açıyor. Biz buraya gelmeye çok meraklı değiliz. Olumlu bir yanıt gelmelidir, bu kin neden? Evlatlarımızı toprağa gömmeden içimizdeki kini toprağa gömelim. Adalet Bakanlığı’na, Cumhurbaşkanı’na çağrı yapıyoruz: duyun sesimizi, duyun feryadımızı, yüreğimizdeki ateşi duyun, yeter artık dayanamıyoruz. Evlatlarımızın ölmesini istemiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Sanatçılardan açlık grevi çağrısı: Ölümler olmasın adım atılsın

    Sanatçılardan açlık grevi çağrısı: Ölümler olmasın adım atılsın

    Tecritin kaldırılması için devam eden açlık grevi ve ölüm oruçları konusunda konuşan sanatçılar, kimsenin ölmesini istemediklerini belirterek, herkesin adalete susadığını vurguladılar. 

    Tecritin kaldırılması talebiyle Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Hakların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in başlatmış olduğu açlık grevleri ve ardından 30 mahpusun girmiş olduğu ölüm orucu eylemi devam ediyor. Konuya dair Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirmelerde bulunan sanatçılar, çözüm yolunda adım atılması çağrısında bulundu.

    “HERKES ÇIĞLIK ATIYOR”

    “Ülkenin halini görüyorsunuz” diyerek söze başlayan sinema ve tiyatro oyuncusu Levent Üzümcü, “Herkes çığlık atıyor. Herkes sesini duyurmaya, kendini bir şekilde fark ettirmeye çalışıyor. Yapılan haksızlığı dile getirmeye çalışıyor. Ne diyeyim. Tam bir cehennem halini aldı. Hiç bir dönem bu kadar aleni, bu kadar saçma sapan şey yapılmadı. Umuyorum, iyilikler güzellikler olacak ama sadece ummakla da olmuyor. Sadece internette Twitter’e yazmakla da olmuyor. İnsanların çaba göstermesi lazım. Gerçekten istediklerinin peşinden koşmaları lazım. Umarım böyle şeyler olur” dedi.

    “KİMSENİN ÖLMESİNİ İSTEMİYORUM”

    Yazar Ümit Kıvanç da, “Ölüm oruçlarının bir an önce sona erdirilmesini diliyorum.  Kimsenin ölmesini istemiyorum” diye belirtti.

    “İNSANLARIN BİR DERDİ VARDIR”

    Herkesin elinden gelenini yapması gerektiğini ifade eden oyuncu Berna Laçin de, “Her ne olursa olsun, dünyanın neresinde böyle bir açlık grevi yapılıyorsa insanların bir derdi vardır. Ve onları dinlemek anlamak ve bunu en olumlu insanın hayatına zarar vermeyecek şekilde çözümlemek için uzlaşı yönünde adımlar atılması lazım. Bu demek değildir ki illa her açlık grevi yapanın da dediği olacak sonunda. Elbette ki hukuk vardır, onun kuralları vardır. Hak vardır adalet vardır, suç vardır. Ama bunlar için önce bir bu aşamaya gelmiş insanları dinlemek lazım. İnsanlar ancak dinlenmediğini düşünürse böyle bir şeye kalkışırlar. Dolayısıyla eğer birileri açlık grevine kalkıştıysa bir dikkatlice dinlemek lazım ne diyorlar ve ondan sonra hak hukuk adalet ne diyorsa onun arkasından gelir. Her şeyin başı hukuk diyoruz” diye konuştu.

    “AÇLIK GREVLERİ ADALETE SUSAMIŞLIKTIR”

    Moda tasarımcısı Barbaros Şansal da, açlık grevlerinin Türkiye Cumhuriyeti’nin utancı olduğunu vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “İktidarın silahı haline dönüşmektedir. İktidar bu açlık grevlerini İmralı ile birlikte silaha dönüştürmektedir. Ölümler başlayacak. Abdullah Öcalan’ın açıklaması, durdurulması yönündekine cevap verilmedi. ‘Biz eyleme devam edeceğiz’ dediler. Yani demek ki mesele sadece tecridin kaldırılması değil, hukukun inşa edilmesi yönünde. Açlık grevleri bugün, Abdullah Öcalan’ın tecridinin kaldırılması boyutunu geçmiştir Türkiye’de. Türkiye Cumhuriyeti’ndeki açlık grevleri artık adalete susamışlığın bir eseridir.”

    “TECRİDİN BİR AN ÖNCE KALKMASI LAZIM”

    Sinema oyuncusu ve şarkıcı Deniz Türkali de, “Tecrit, yasalara aykırı üstelik kendi koydukları yasalara aykırı. Tecritlerin bir an önce kalkması lazım. Bir rezalet” dedi.

    “SANATÇI VE AYDINLAR İNİSİYATİF ALMALI”

    “Sanatçılar ve aydınlar açlık grevcilerinden bir daha kimsenin ölmemesi için bir an önce inisiyatif almalı” diyen Şarkıcı Mikail Aslan ise, şunları söyledi:

    “Önce ölümler durdurulmalı, tutukluların talepleri hükümete bu aracı aydınlar üzerinden aktarılmalı. Tutuklularla hükümet arasında bir aracı komisyon kurulsun.”

    (HABER MERKEZİ)

  • TBMM Başkanı, annelerin taleplerini dinledi

    TBMM Başkanı, annelerin taleplerini dinledi

    PİRHA – Açlık grevindeki çocukları için Meclis’te oturma eylemi yapan anneler, Meclis Başkanı Mustafa Şentop ile görüştü.

    Haftalardır cezaevi önlerinde oturma eylemi yapan anneler, bugün meclisteydi. Çocukları cezaevinde açlık grevinde olan anneler ilk olarak HDP’nin grup toplantısına katıldı, ardından ise Meclis’te oturma eylemi yaptı.

    Diyarbakır, Van ve Mardin’den gelen annelerin talebi; Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile görüşmek oldu. Bakan Gül’ün Ankara dışında olduğu gerekçe gösterilerek anneler, Meclis Başkanı Mustafa Şentop ile bir araya geldi.

    Görüşmeye üç anne ile birlikte HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan da eşlik etti. Meclis Başkanı Şentop, annelerin taleplerini dinledikten sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e ileteceğini ifade etti.

    PİRHA / ANKARA

  • Alevi kurum temsilcileri: Ölümlere sessiz kalmayacağız – VİDEO

    Alevi kurum temsilcileri: Ölümlere sessiz kalmayacağız – VİDEO

    PİRHA – Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde CAN TV’de yayınlanan özel programa katılan Alevi kurum temsilcileri devam eden açlık grevlerini değerlendirdi. Alevi kurum temsilcileri ölümlere sessiz kalmayacaklarını belirterek gerekli adımların atılması gerektiğinin altını çizdi. 

    İstanbul’da bulunan Sultangazi AKD Pir Sultan Abdal Cemevi’nde CAN TV’de yayımlanan Özel Program’a katılan Alevi kurum temsilcileri açlık grevlerini ve ölüm oruçlarını değerlendirdi.

    “ADALET BAKANLIĞI’NA BAŞVURDUK AMA DÖNEN OLMADI”

    Mehmet Karabulut dedenin moderatörlüğünü yaptığı programa Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, DAD Eş Başkanı Selda Güneş, Pir İsmail Soyupak ve Alevi aktivist Servet Demir katıldı.

    DAD Eş Başkanı Selda Güneş açlık grevine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açlık grevindekilerin son aşamada olduğuna dikkat çeken Güneş, 8 kurum bir araya gelerek Adalet Bakanlığı’na açlık grevlerine ilişkin başvurduklarını ama hala bir cevap alamadıklarını kaydetti.

    Bu sürece Aleviler olarak sessiz kalamayacaklarını belirten Güneş, “Alevi canların mahkemelerini takip ediyoruz.  Alevi kurumlarıyla Diyarbakır’a gidip Leyla Güven’i ziyaret ettik. Muaviye iktidar anlayışı var Yezit’de böyleydi hak ihlallerine karşı tarafız bizler. Alevi kurumları olarak yanlarındayız” dedi.

    “TOPLUMUN TÜM KESİMLERİ BASKI ALTINDA”

    “Alevi inancı doğaya inanan felsefedir” diyen Alevi aktivist Servet Demir, şöyle konuştu;

    “Türkiyede’ki rejim demokrasi karşıtı halkalara karşı savaş açan bir devletle karşı karşıyayız. Demokrasi mücadelesi durağan değildir, açlık grevleri demokrasi mücadelesidir.

    Açlık grevleri direniştir, destek verilmesi gerekiyor. Devlet toplumu terörist olarak görüyor, toplumun tüm kesimleri baskı altında. Aleviler, Kürtler, kadınlar, çocuklar baskı altında savaş açılmış halklara açlık grevleri sadece Kürtlerin sorunu olarak görmemek lazım.”

    “BİZLER ÖLÜMLERE SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş; “Anti demokratik bir durum yaşıyoruz. Devlet açlık grevine çözmek zorundadır, sosyal hukuk devletinde yapmak çözmek zorundadır, anti demokratik durumu çözmek zorundayız. Türkiye halkalarla acımasızca davranıyor” dedi.

    Alevilerin 1400 yıldır haktan, adaletten yana olduklarını kaydeden Pir İsmail Soyupak, “Aleviler insanı herşeyin üstünde tutar. Cezaevinde tecrit altında olan canlar kendilerinden vazgeçiyorlar, bizler cezaevlerinde açlık grevlerini sürdürenlerin yanındayız. Zalimin karşısında olacağız, Hüseyin’i duruştan vazgeçmeyecez. Bizimle uğraşıyorlar, uğraşsınlar, biz taviz vermeyeceğiz. Bizde sessiz kalmayacağız ölümlere” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • Leyla Güven’in eylemi 186’ncı, ölüm orucu ise 13’üncü gününde

    Leyla Güven’in eylemi 186’ncı, ölüm orucu ise 13’üncü gününde

    Tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevini sürdüren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in eylemi 186’ncı gününe ulaşırken, ölüm orucuna başlayan tutukluların eylemi ise 13’üncü gününe girdi.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tahliyesi ardından evinde sürdürdüğü açlık grevi eylemi 186’ncı gününde.

    TUTUKLULAR: AÇLIK GREVİNE DEVAM EDECEĞİZ

    Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre avukatların 2 Mayıs günü İmralı’da PKK Lideri Öcalan’la gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin 6 Mayıs’ta yapılan basın toplantısının ardından tutuklular adına açıklama yapıldı. Gelinen aşamada AKP ve MHP ittifakının Öcalan’a uygulanan tecridi sürdürmek ve içinde bulunan direnişi kırmak için özel savaş politikalarının uygulandığı ifade edilen açıklamada, talepler kabul edilmeyene kadar direnişten asla vazgeçilmeyeceği mesajı verildi.

    CEZAEVLERİNDE EYLEM SÜRÜYOR

    Aynı taleple Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde açlık grevine başlayan HDP üyesi Nasır Yağız 173, Strasburg’da 14 kişi ve Galler’de İmam Şiş’in 147, cezaevlerinde 16 Aralık’ta başlayan tutuklular 148 gündür eylemde. Açlık grevleri 1 Mart itibariyle tüm cezaevlerine yayıldı.

    Mahmur kampında Fadile Tok 113 gündür, Germiyan’a bağlı Kelar ilçesinde ise Herêm Mahmud 78 gündür açlık grevinde.

    30 TUTUKLU ÖLÜM ORUCUNDA 

    Cezaevlerinde binlerce tutuklunun başlattığı eyleme katılan Aslı Doğan ve Ardıl Çeşme Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Zozan Çiçek, Şükran Aydın ve Nesrin Akgül Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Ahmet Topkaya, Ferhat Turgay, Abdulhalik Kaplan, Enver Dönmez ve Ergin Akhan Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde; İhsan Bulut, Özhan Ceyhan, Vedat Özağar, Erol Cengiz ve Ahmet Anığı ise Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde 30 Nisan tarihi itibariyle eylemlerini ölüm orucuna çevirdi. Birinci ölüm orucu grubunun eylemi bugün 13’üncü gününe girdi.

    Yine 10 Mayıs’tan itibaren ölüm orucu eylemine ikinci bir 15 kişilik grup katıldı. Kandıra Cezaevi’nde Yaşar Cinbaş, Muhammed İnal, Diyadin Akdemir ve Engin Kahraman; Bolu F Tipi Cezaevi’nde İbrahim Doğan, Ahmet Emin Eren ve Mustafa Taştan; Patnos Cezaevi’nde Senar Efe, Burhan Şık, Faysal Atak ve Şafii Kayhan; Tekirdağ 1 No’lu Cezaevi’nde Reşat Özdil; Tekirdağ 2 No’lu Cezaevi’nde Zeki Bayhan ve Yılmaz Yıldız; Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde Sait Öztürk ise 10 Mayıs’ta başlattıkları ölüm orucu eylemini sürdürüyor.

    ÜÇ VEKİL HDP BİNASINDA GREVDE

    HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında başlattığı eylem de 3 Mart’tan bu yana devam ediyor.

    Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesi ardından eylemini Batman’daki evinde; Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde;  Diyarbakır’daki HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra eylemi evinde sürdürüyor.

    TECRİDİ KARŞI YAŞAMLARINA SON VERDİLER

    Almanya’nın Krefeld kentinde de 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti. Tecridi protesto etmek amacıyla Zülküf Gezen (33) 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Medya Çınar (24) 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Yonca Akici 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Siraç Yüksek 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşamına son verdi.

     

  • Bakırköy, Gebze ve Diyarbakır’da tutuklu annelerine saldırı

    Bakırköy, Gebze ve Diyarbakır’da tutuklu annelerine saldırı

    PİRHA- Çocukları cezaevinde açlık grevinde olan annelerin yapmak istediği eylemler İstanbul Bakırköy, Kocaeli Gebze ve Diyarbakır’da polis tarafından yine engellendi.

    Çocukları cezaevlerinde tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevinde olan annelerin Diyarbakır, Kocaeli Gebze ve İstanbul Bakırköy’de yapmak istedikleri eylemler polis tarafından engellendi. Annelere, avukatlara ve vekillere biber gazı ve tazyikli suyla saldıran polis çok sayıda anneyi gözaltına aldı.

    BAKIRKÖY

    Tecridin kaldırılması için açlık grevine başlayan tutukluların anneleri, İstanbul Bakırköy Cezaevi önüne yürümek istedi.

    Yürüyüşe engel olan polis anneleri gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında Mezopotamya Haber Ajansı Muhabiri İrfan Tunççelik de bulunuyor.

    HDP Milletvekili Serpil Kemalbay’ın polisle konuşarak engellemenin anayasaya aykırı olduğunu belirtmesi gözaltılara engel olamadı. Polisler tek bir uyarı yaptıktan sonra bütün anneleri gözaltına aldı.

    GEBZE

    Tecride karşı açlık grevinde olan çocuklarına ve yakınlarına destek olmak için ailelerin Kocaeli Gebze Kadın Kapalı Cezaevi önünde başlattığı nöbet eylemi de 32’nci gününde devam etti. Araçlarıyla Gebze M Tipi Kadın Kapalı Cezaevi önüne gelen ailelerin cezaevi önünde inmesine izin verilmedi. Eyleme Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Fatma Kurtulan ve Şevin Coşkun da destek verdi.

    AİLELER ABLUKAYA ALINDI

    Cezaevi çevresi çevik kuvvet polisi, panzer ve TOMA ile kapatıldı. Aileler cezaevinin karşısında bulunan sokağa yönlendirildi. Araçlarından inmek isteyen ailelere polis engel oldu. Milletvekili Fatma Kurtulan polis amiri ile tartışarak yapılanın hukuksuz olduğunu söyledi. Ailelerin eyleminin barışçıl olduğunu, bunun güvenlik tedbiri alınması gerektirecek bir durum olmadığını ifade eden Kurtulan’a polis amiri “Ben emirlere uyuyorum. Cezaevi önünde eylem yapmak, toplanmak yasaktır. Araçtan inmeleri halinde gözaltı yapacağız” yanıtını verdi.

    POLİS: SİZ GAZETECİ DEĞİLSİNİZ

    Bu sırada polis olay yerinde bulunan herkesin GBT’sine baktı. Polis ayrıca haber takibi yapan gazetecilerin de çekim yapmasına engel oldu. Polis gazetecilere, “Siz gazeteci değilsiniz burada çekim yapamazsınız” dedi. Gazeteciler haber takibi yaptıklarını belirterek çekime devam ettiği sırada polis amiri, gazetecilerin çekim yapmasını engelleyerek, “Siz beni teşhir ediyorsunuz. Benim yüzümü çekiyorsunuz. Günlerdir yüzüm çekilerek teşhir ediliyorum” iddiasında bulundu.

    Polis ablukasına alınan aileler, bir süre cezaevi yakınında durduktan sonra alandan ayrıldı. Aileler eylem kararlılıklarını yineleyerek yarın tekrar cezaevi önünde olacaklarını belirtti.

    DİYARBAKIR

    Diyarbakır’da da devam eden tutuklu yakınlarının ve annelerinin eylemine polis yine saldırdı. Onlarca Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA), zırhlı araç, ranger ve çevik kuvvet ekip polisleri ile parkı ablukaya alan polisler, parka giriş çıkışları da engelledi. Annelere destek vermek isteyen yurttaşlara tepki gösteren polisler, gazetecilerin çekim yapmasını da engelleyerek, eylemin gerçekleştiği Batıkent Kavşağı’ndan uzaklaştırdı.

    AVUKATLAR BEYAZ TÜLBENTLERİYLE ANNELERİN YANINDAYDI

    Öte yandan Koşuyolu Caddesi’nde toplanan annelere Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar ve HDP Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz, Remziye Tosun, Semra Güzel eşlik etti. Avukatlar cübbeleri ve beyaz yazmalar ile annelerin yanında yer aldı.

    Yürüyüş yapmak isteyen anneler polis tarafından abluka altına alındı. Anneler “Direne direne kazanacağız”, “Bijî berxwedana zindana” sloganları ile oturma eylemine geçerek polis engeline tepki gösterdi. Yürüyüşte ısrar edilmesi üzerine tutuklu anneleri, avukatlar ve vekiller Batıkent Kavşağı’nda oturma eyleminde olan annelere doğru yürüyüşe geçti.

    POLİS GAZETECİLERE ŞİDDET UYGULADI

    Sloganlar eşliğinde Batıkent Meydanı’na doğru yürüyüşe geçen kitleye polis saldırdı. Anneleri yerlerde sürükleyen ve darp eden polisler, coplar ve tazyikli suyla kitleyi dağıtmaya çalıştı. Bu sırada çekim yapan muhabirlerimiz Beritan Canözer ve Medya Üren polislerin şiddetine maruz kaldı. Basın çalışanlarının çekim yapmasına izin verilmiyor. (HABER MERKEZİ)

  • Cezaevindeki tutuklular: Talebimiz kabul edilinceye kadar eylemimiz sürecek

    Cezaevindeki tutuklular: Talebimiz kabul edilinceye kadar eylemimiz sürecek

    Öcalan ile avukatları arasında yapılan görüşme sonrası gözlerin çevrildiği açlık grevine ilişkin açıklama yapıldı. Tutuklular adına açıklama yapan Deniz Kaya, görüşmenin olumlu olduğunu ancak, “Yasal güvencesinin Adalet Bakanlığı tarafından sağlanması gerçekleşene kadar direnişimiz devam edecektir” dedi. 

    PKK Lideri Abdullah Öcalan ile avukatları arasında 2 Mayıs’ta gerçekleştiği ve bugün basına yansıyan görüşmenin ardından gözlerin çevrildiği açlık grevlerine ilişkin açıklama yapıldı. Açlık grevlerinin başlama nedeni, talebi ve ölüm oruçlarıyla devam eden sürece ilişkin bilgi verilen açıklama, tüm tutuklular adına Deniz Kaya tarafından yapıldı. Öcalan üzerindeki tecridin Kürt halkına, insanlığa ve Türkiye’nin demokratikleşmesine uygulandığı belirtilen açıklamada, “Devlet yetkilileri savaşsız sömürüsüz bir ülke içerisinde halkların demokratik bir şekilde yaşam sürmelerini tüm etnik ve kültürel kimlikleriyle bir arada yaşamasını ön görüp ve samimi bir şekilde halkların özgürlük problemlerinin çözümünü gerçekleştirme istemi varsa bunun adresi ve asıl muhatabı Öcalan olduğu bilinmelidir” diye belirtildi. Tutuklular olarak halkların demokratik, özgür yaşamı için her daim direniş halinde olacaklarını kaydeden Deniz Kaya, “Çünkü onurlu ve haklı direnişimiz kazandırıyor, bizlerden çalınanı, zorla alınanı bizler direnişle geri alacağız ve kazanacağız. Bunun inancı ruhu ve duygusu bizleri direnişe sevk ediyor” dedi.

    “DİRENİŞ KIRILMAK İSTENİYOR”

    Gelinen aşamada AKP ve MHP ittifakının Öcalan’a uygulanan tecridi sürdürmek ve içinde bulunan direnişin kırmak için özel savaş politikalarının uygulandığını ifade eden Kaya, şöyle devam etti: “12 Ocak’ta Öcalan’ın kardeşini İmralı’ya göndermelerinin temel amacı tecridi devam ettirmek ve bu görüşmeyle direnişi kırmak olduğu çok net olarak bilinmektedir. 12 Ocak’tan 2 Mayıs’a kadar özel savaş politikalarıyla Öcalan’ın kardeşi üzerinden sonuç alamayınca bu defa avukat görüşü üzerinden sonuç alma ve direnişi kırma politikaları yürütmektedirler.”

     “GÖRÜŞME OLUMLU VE DEĞERLİ”

    Açlık grevinin sürdürüleceğinin mesajını veren Kaya, devamında şunları kaydetti: “2 Mayıs günü iki avukatın Öcalan’la yaptığı görüşme her şeyden önce önemli ve değerli gördüğümüzü belirtmek istiyoruz. Ancak böylesi bir görüşme tecridin ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez. Özünde yapılan görüşme tecrit koşullarında yapılmıştır ve bizler bu görüşme sürecini böyle okumaktayız. Daha önce basına deklere ettiğimiz maddelerin gerçekleşmesi ve yasal güvencesinin Adalet Bakanlığı tarafından sağlanması gerçekleşene kadar direnişimiz devam edecektir. Her koşul ve şart altında tecrit kalkana kadar direnişimizden asla taviz vermeyeceğimiz bilinmelidir. Kamuoyuna deklere ettiğimiz maddelerin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yeri olmasına rağmen uygulanmaması adalet anlayışını sarsmış ve şahsileştirerek bağımsızlığını zedelemiştir. Bizler PKK ve PAJK’lı tutsaklar olarak içinde bulunduğumuz direnişlerimizin kapsamı, aynı zamanda hükümet ve devlet erkanının eliyle itibarı yitirilen adalet sistemine tekrardan itibar kazandırma direnişi olduğu bilinmelidir.”

    “TALEBİMİZ KABUL EDİLİNCEYE KADAR SÜRECEK”

    Dışarıda kendilerine ses veren ailelerin kendilerine moral kaynağı olduğunu da vurgulayan Kaya, “Dışarda analarımız direniyor içerde evlatları, direnişimizin kapsamı sadece bizlerle sınırlı olmamalıdır. Çünkü tecrit özünde tüm topluma uygulanmaktadır. Bu nedenle Direnmek dışında herhangi bir alternatifimiz bulunmamaktadır. Hiçbir ikircilik yaşamadan bilinçli bir şekilde eylemimizi sürdürürken büyük bir kararlılık sahibi olduğumuz bilinmelidir.  Talebimiz kabul edilmeyene kadar direnişten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.  Açıklamanın sonunda, “Tüm halkımızı demokrasi savunucularını, akademisyen, yazar, aydın şahsiyetleri direnişlere ses vermeye davet ediyoruz” denildi.

  • Dersim’de tecride karşı oturma eylemi-VİDEO

    Dersim’de tecride karşı oturma eylemi-VİDEO

    PİRHA – HDP Dersim İl Örgütü, ‘Yaşama ses ver tecrit kaldırılsın’ şiarıyla oturma eylemi gerçekleştirildi. Yapılan açıklamada, “Biz daha fazla ölüm yaşanmadan açlık grevinin barışçıl çözüm yollarıyla çözülmesini talep ediyoruz” denildi.

    Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Örgütü, tecride karşı oturma eylemi gerçekleştirdi. Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleşen eyleme siyasi parti ve kurum temsilcileri, insan hakları aktivistleri, HDP Milletvekili Muazzez Orhan ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamada konuşan İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, “Her zaman yaşam hakkını savunduk. Yaşam hakkından yana tavır koyduk. Bugün de cezaevlerinde yaşam hakkı ihlalleri oluyor. Biz daha fazla ölüm yaşanmadan açlık grevinin barışçıl çözüm yollarıyla çözülmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “180 GÜNDÜR ÇIĞLIK VAR; GÖRMEZDEN GELİNİYOR”

    HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan, “Maalesef ki medya açlık grevlerine duyarsız. Leyla Güven ile beraber birçok cezaevinde binlerce siyasi tutuklunun bir çığlığı görmezden geliniyor. Bizler bugün Dersim’den bu sesi duyurmaya çalışıyoruz. 180 gündür bir çığlık var. Karanlık geleceğin, kaosun kaldırılmasına dair bir talep var. Bedenlerini ölüme yatıranların taleplerine kulak verilerek onurlu bir yaşamın, halkların birlikteliğinin önünün açılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

    Konuşmalar sonrası sessiz oturma eylemi gerçekleşti. HDP Dersim İl Başkanı Hıdır Çiçek, sonuç alınıncaya kadar her akşam Seyit Rıza Meydanı’nda oturma eylemine devam edeceklerini belirtti.

    PİRHA/DERSİM

  • Koşuyolu Parkı’na girmek isteyen anneler darp edilerek gözaltına alındı

    Koşuyolu Parkı’na girmek isteyen anneler darp edilerek gözaltına alındı

    Koşuyolu Parkı’na girmek isteyen 5’i tutuklu anneleri olmak üzere 7 kişi, polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Koşuyolu Parkı’na girmek isteyen açlık grevindeki tutuklu yakınlarına polis bir kez daha saldırdı. 5’i anne olmak üzere 7 kişi darp edilerek gözaltına alındı.

    Sabah saatlerinde polis bariyerleriyle ablukaya alınan parka girmek isteyen anneleri gözaltına alan polislerin gözaltı sırasında annelerin kafasına vurduğu görüldü.

    Polis, gözaltı aracında da gözaltına aldığı kişilere dönük sert müdahalesini sürdürdü.

  • İHD’den yaşam nöbeti eylemi: Aslolan yaşamdır-VİDEO

    İHD’den yaşam nöbeti eylemi: Aslolan yaşamdır-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, devam eden açlık grevleri ve ölüm oruçlarına dikkat çekmek amacıyla bugün 5 gün sürecek “yaşam nöbeti” başlattı. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, tecrite karşı devam açlık grevleriyle ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, “Aslolan yaşamdır” denilerek bugün yaşam nöbeti başlatıldı.

    Nöbet başlarken İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri açıklama yaptı. Açlık grevi eylemi sürecinde olumlu bir gelişme olmadığını vurgulayan Yoleri “‘Aslolan yaşamdır’ diyoruz. Devlet hukuki talebi karşılasın” dedi.

    Nöbete katılan tutuklu anneleri de eylemlere daha çok katılım olmalı diye seslendiler.

    “Aslolan yaşamdır yaşama ses ver” sloganıyla başlatılan yaşam nöbeti 4 gün sürecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sosyalistlerden PSAKD’ye ziyaret-VİDEO

    Sosyalistlerden PSAKD’ye ziyaret-VİDEO

    PİRHA – Cezaevlerinde süren eylemlere dışarıdan destek verip dönüşümlü açlık grevi yapan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyeleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ni (PSAKD) ziyaret etti. Genel Başkan Gani Kaplan, “İnancımız gereği nerede bir mazlum var ise yanında yer almak gibi görevimiz var” dedi.

     ESP, SKM VE SGDF üyelerinin, tecridin kaldırılması amacıyla cezaevlerinde sürdürülen eylemlere destek amaçlı yaptıkları süreli dönüşümlü açlık grevleri devam ediyor.

    ESP, SKM VE SGDF üyeleri, cezaevlerinde süren açlık grevleri konusunda kamuoyu yaratmak amacıyla PSAKD’yi ziyaret etti.

    Genel Başkan Gani Kaplan ve Genel Sekreter Onur Şahin’in karşıladığı grup üyeleri ile görüşme yapılarak, ilgili mercilerin biran önce açlık grevinde bulunanların taleplerine karşılık vermesi gerektiği vurgulandı.

    “TECRİT SADECE HAPİSHANELERDE YOK”

    Üç günlük açlık grevi eylemi yapan İbrahim Tasman, “Bizler de dışarıda onların sesine ses katmak, dayanışmayı örmek ve kamuoyu yaratabilmek için süreli dönüşümlü açlık grevi eylemi başlattık” diyerek şöyle devam etti:

    “Kurum ve siyasi partileri ziyaret edip ortaklaşa neler yapabiliriz diye konuştuk. Çünkü bu tecrit sadece hapishanelerdeki bir durum değil. Hayatımızın her alanına nüfus etmiş bir tecrit var. Bizler de biliyoruz ki hapishanelerdeki tecrit kırılırsa yaşamımızdaki tecrit de kırılacaktır. Sizlerle nasıl kamuoyu yaratıp ortak mücadele hattı çizebiliriz, bunun hakkında fikir alışverişinde bulunmak için bir aradayız.”

    “BİZİ ENDİŞEYE DÜŞÜREN BİR SUSKUNLUK VAR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan ise Leyla Güven öncülüğünde başlatılan eylemler konusunda duyarlılıklarını ifade ederek şunları söyledi:

    “Bu süreçte bizi endişeye düşüren bir suskunluk var. Bu suskunluk hem Kürt coğrafyasında hem de Batı coğrafyasında görülüyor. Basın da maalesef susmuş durumda. Demokratik kamuoyu da bu konuda duyarsız. Biz inancımız gereği öncelikle insanı yaşatmayı hedef alırız. Yine inancımız gereği nerede bir mazlum var ise onu destekleyip yanında yer almak gibi bir görevimiz var. Bu bize geçmişten gelen tarihi bir misyondur. Konu ile ilgili Adalet Bakanlığı’ndan randevu talebimize cevap bekliyoruz.”

    Açlık grevinde olan Helin Yağmur Uci ise demokratik kitle örgütleri olarak birlikte mücadele yürütülmesi gerektiğini ifade ederek “Tek başına bir şeyler yapmaya çalıştığımız zaman sesimiz yetersiz kalıyor. Çünkü sessiz kalan medya ve iktidar var. Bu nedenle yaptığımız bu ziyaretlerin amacı da birleşik bir mücadele yürütmek için çağrıda bulunmaktır” dedi.

     PİRHA / ANKARA

     

  • Bakırköy Cezaevi önündeki ailelere polis yine müdahale etti-VİDEO

    Bakırköy Cezaevi önündeki ailelere polis yine müdahale etti-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Bakırköy Kadın Cezaevi önünde çocukları açlık grevinde olan tutuklu ailelerinin yapmak istediği nöbet eylemine polis yine saldırarak aralarında annelerin de bulunduğu 6 kişiyi yerlerde sürükleyerek gözaltına aldı. 

    Tecridin kaldırılması talebiyle çocukları açlık grevinde olan ailelerin Bakırköy L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi önündeki başlattığı nöbet eylemi bir kez daha polis müdahalesiyle son buldu.

    Eyleme Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Dilşat Canbaz, Tuma Çelik ve Ali Kenanoğlu katıldı. E-5 Karayolu üzerinde bulunan Çocuk Sitesi Otobüs Durağı’nda bir araya gelen aileler buradan cezaevi önüne doğru yürüdü. Polis cezaevine 500 metre kala ailelerin önünü keserek yürümenin yasak olduğunu ileri sürdü. Bir süre milletvekilleri ile tartışan polisler, kaldırımda oturan ailelere saldırarak 7 kişiyi gözaltına aldı.

    “ÇOCUKLARIMIZ ÖLÜYOR, SESSİZ KALAMAYIZ”

    Gözaltılara tepki gösteren aileler, buradan Şirinevler Meydanı’na kadar yürüdü. Ailelerin yürüyüşe geçmesi üzerine bir polis amirinin elindeki pet şişeyi ve parmak sallayarak, “yürüsünler onlar yürüsünler” demesi dikkat çekti. Meydanda son bulan yürüyüşün ardından polis saldırısına tepki gösteren aileler, “Çocuklarımız ölüyor, biz buna sessiz kalamayız. Bizi anlamak zorundasınız. Hepimizi öldürün kurtulalım. Artık dayanamıyoruz. Biz her gün buraya geleceğiz. Bu iş çözülene kadar geleceğiz” dedi.

    Aileler tepkilerini dile getirdikten sonra eylemini sonlandırdı.

    Öte yandan gözaltına alınanların Ataköy Karakolu’na götürüldüğü öğrenilirken, avukat Murat Arksak’ın gözaltına alındığı sırada darp edildiği belirtildi.

    Gözaltına alınanların isimleri ise şöyle: “Horik Turgut, Behiye Dağ, Sakine Yakup, Peri Akyıldız, Necibe Başaran, avukatlar Meltem Özel ve Murat Arksak.”

    “AÇLIK GREVLERİ BU ÜLKENİN DEMOKRATİKLEŞMESİ İÇİN YAPILIYOR”

    Annelerin eylemine destek vermek amacıyla oturma eylemine katılan HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, polisin saldırısına tepki göstererek “Türkiye’de kendi hukuk sitemine ve yasalara uymayan baskıcı despotik bir yönetim anlayışı var. Demokratik olmayan ülkelerde bu tür yöntemler bir yönetme biçimi olarak benimseniyor.” dedi.

    Annelerin açlık grevlerinde kritik eşiği geçen çocuklarına sahip çıkmak, yaşamsal durumlarına dikkat çekmek için hapishane önlerinde olduklarını belirten Kenanoğlu, eylemcilerin de bu ülkenin demokratikleşmesi için açlık grevlerini sürdürdüklerini söyledi.

    “SALDIRILAR BU ÜLKENİN HUKUKUNA UYMUYOR”

    Hak hukuk ve adaletin devre dışı bırakıldığı bir sistemin yaşandığını ifade eden Kenanoğlu, “Kendi baskıcı yöntemlerini uygulamak için anneler de dahil olmak üzere herkese bir baskı ve zulüm politikası uyguluyorlar.” diye ifade etti.

    Kenanoğlu, “Anneler gözaltını da göze almış durumdalar. Netice itibariyle evlatlarının yaşamı söz konusu.” diyerek annelerin kararlılığına vurgu yaptı. Bugün yapılan saldırı ve gözaltılara da değinen Kenanoğlu, yaşananların bu ülkenin kendi yasalarına ve hukukuna uymayan şeyler olduğunu belirterek “Biz bunları deşifre etmeye ve annelere sahip çıkmaya devam edeceğiz.” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bakırköy’de tutuklu ailelerinin oturma eylemine polis müdahalesi-VİDEO

    Bakırköy’de tutuklu ailelerinin oturma eylemine polis müdahalesi-VİDEO

    Bakırköy cezaevi önünde oturma eylemi yapmak isteyen tutuklu ailelerine, polis plastik mermi ve biber gazı sıktı. Avukatlar Rengin Ergül ile Ahmet Balkaya ve 3 tutuklu yakını gözaltına alındı.

    Çocukları açlık grevinde olan ailelerin Bakırköy L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi önünde yapmak istediği nöbet eylemine polis yine izin vermedi. HDP milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Züleyha Gülüm ve Gülistan Kılıç Koçyiğit’in de destek verdiği eylemde, kardeşi cezaevinde açlık grevi eyleminde olan Kumri Akgül yaşadıklarını, “Dün gözaltına alındık. Bizlere küfür ve hakaret ettiler. Bizi ters kelepçelediler. Ayaklarıyla sırtımıza basıp ‘kımıldamayın’ dediler. 18 yaşındaki polisler 60 yaşındaki annelere hakaretler ediyordu” diyerek anlattı.

    POLİS: EYLEM YAPAMAZSINIZ, YASAK

    Konuşmaların ardından cezaevi önüne geçmek isteyen ailelerin önü polis tarafından kesildi. Polisler ailelere “Cezaevi güvenliği açısından burada toplanmanız ve eylem yapmanız yasak, dağılmazsanız müdahale edeceğiz” diyerek anonslar yaptı. HDP Milletvekili Meral Danış Bestaş, “Kime göre, neye yasak. Bir açıklama yapacağız burada” demesi üzerine bir polis memuru, “33 senedir ben bu teşkilatın içindeyim bana kuralları öğretmeyin hanımefendi” diyerek konuşmasını kesti.

    HDP Muş milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in açıklama yaptığı esnada polis, plastik mermi ve biber gazı sıktı. Koçyiğit “Yasalara uymuyorsunuz, suç işliyorsunuz saldırıyorsunuz” diyerek tepki gösterdi. Avukatlar Rengin Ergül ile Ahmet Balkaya ve 3 tutuklu yakını gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar darp edildi. Bir tutuklu yakını atılan gazdan etkilenerek fenalaştı. Alandan ayrılan tutuklu aileleri daha sonra Şirinevler Meydanı’na geçerek insanlık zinciri oluşturdu. Aileler yarın tekrar Bakırköy Cezaevi önüne geleceklerini söyledi.

  • Gebze’de yine polis engeli: Gözaltı ile tehdit edilen anneler zorla kaldırıldı

    Gebze’de yine polis engeli: Gözaltı ile tehdit edilen anneler zorla kaldırıldı

    Cezaevlerinde açlık grevinde olan çocuklarının eylemine ses vermek isteyen Gebze’deki ailelerin eylemi bir kez daha engellendi. Ablukaya alınan aileler polise tepki göstererek, “Bizi öldürseniz de gelmeye devam edeceğiz” dedi.

    Açlık grevinde olan çocuklarının eylemine ses vermek isteyen ailelerin Gebze M Tipi Kapalı Cezaevi önünde yapmak istedikleri oturma eylemi 20’nci gününde bir kez daha engellendi.

    Eyleme destek amaçlı Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) İstanbul İl Örgütü ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) ile Özgür Genç Kadın (ÖGK), Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) temsilcilerinin yanı sıra 3 günlük açlık grevi eyleminde olan ESP üyeleri Ümit Yıldız, Makbule Özdemir ve Aygül Akyüz de katıldı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gebze İlçe Örgütü binasında bir araya gelen aileler, buradan cezaevine gitmek için araçlarına doğru yürüdü.

    İlçenin 50 metre ilerisinde bulunan araçlarına doğru yürüyen ailelerin önü polisler tarafından kesildi.

    Polis ile tartışan aileler, “Çocuklarımız için buradayız. Ne yapsanız ne etseniz de vazgeçmeyeceğiz” diyerek oturma eylemi başlattı.

    “GÖZALTINA ALIRSANIZ ALIN”

    Aileleri ablukaya alan polislerin, “Burada oturmaya devam ederseniz gözaltı yapacağız dağılın” demesi üzerine aileler, “Avukatlarımız gelene kadar kalkmayacağız. Gözaltına alırsanız alın, bizi burada öldürürseniz öldürün” diyerek yanıt verdi.

    Ailelere müdahale eden polisler, herkesi zorla ayağa kaldırdı.

    Polise tepki göstererek ilçe binasına geri dönen aileler, yarın kaldıkları yerden devam edeceklerini söyledi.

  • Leyla Güven’in açlık grevi 172’inci gününde

    Leyla Güven’in açlık grevi 172’inci gününde

    Tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevini sürdüren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in eylemi 172’nci gününe ulaştı.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tahliyesinin ardından evinde sürdürdüğü açlık grevi 172’nci gününde.

    CEZAEVLERİNDE EYLEM SÜRÜYOR

    Aynı taleple Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde açlık grevine başlayan HDP üyesi Nasır Yağız 159, Strasburg’da 14 kişi ve Galler’de İmam Şiş’in 133, cezaevlerinde 16 Aralık’ta başlayan tutuklular 134 gündür eylemde. Açlık grevleri 1 Mart itibariyle tüm cezaevlerine yayıldı.

    ÜÇ VEKİL HDP BİNASINDA GREVDE

    HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında başlattığı eylem de 3 Mart’tan bu yana devam ediyor.

    Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesi ardından eylemini Batman’daki evinde 112’nci gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde; Diyarbakır’daki HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra eylemi evinde sürdürüyor.

    TECRİDİ PROTESTO ETMEK İÇİN YAŞAMLARINA SON VERDİLER

    Almanya’nın Krefeld kentinde de 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti. Tecridi protesto etmek amacıyla Zülküf Gezen (33) 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Medya Çınar (24) 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Yonca Akici 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşamına son verdi.

  • HDK’den 1 Mayıs’a çağrı

    HDK’den 1 Mayıs’a çağrı

    Halkların Demokratik Kongresi, “Kapitalizme ve krize karşı emeğin kurtuluşu halkların kardeşliği” sloganı, “Başka bir dünya mümkün ve tecride son verilsin, Leylalar yaşasın” ana temasıyla 1 Mayıs’ta alanlara çıkacaklarını bildirdi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Emek Meclisi, 1 Mayıs’a ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, “2019 1 Mayısı’nda, 8 Mart’ta meydanlara çıkan kadınların mücadele azmiyle, Newrozların coşkusuyla alanlarda olacağız” denilerek alanlara çıkma çağrısı yapıldı.

    HDK açıklamasının tamamı şöyle:

    “2019 1 Mayıs’ı yaklaşıyor. Uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs, ülkemizde ve dünyada 8 saatlik iş günü ve insanca yaşam talebiyle uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödenerek bugün işçi sınıfı ve ezilenlerin kutladığı bir gün haline getirildi. Tarihte emeğin ve ezilen halkların her direniş, dayanışma ve mücadele gününün; her 8 Mart’ın, her Newroz’un, her 1 Mayıs’ın işçilerin, emekçilerin ve ezilen halkların kurtuluş umutlarını büyüttüğüne, özgürleşme mücadelelerine güç kattığına inanıyoruz.

    “TECRİT VE KUŞATMA ÖZGÜRLÜĞE VE TÜM DEMOKRATİK HAKLARADIR”

    Bu yaklaşımın ışığında 1 Mayıs’ta alanlara ‘Kapitalizme ve Krize Karşı Emeğin Kurtuluşu Halkların Kardeşliği’ şiarıyla; ‘Başka Bir Dünya Mümkün ve Tecride Son Verilsin, Leylalar Yaşasın’ ana temasıyla çıkacağız.
    Bu yılki 1 Mayıs’a da derin bir ekonomik ve siyasal kriz koşullarında giriyoruz. İş cinayetlerinin, işsizliğin ve yoksulluğun hızla yaygınlaştığını, ülke kaynaklarının özelleştirildiğini ya da sermayeye peşkeş çekildiğini, halkın insanca yaşam özlemlerini karşılamak yerine savaşa ve silaha kaynak aktarıldığını görüyor, yaşıyoruz.
    İşçi sınıfının iş, ekmek, hak mücadelesi, içinde bulunduğumuz koşullardan ayrı düşünülemeyeceği gibi; barış mücadelesinden, faşizme karşı özgürlük mücadelesinden de ayrı düşünülemez. Barışın önünü tıkayan engel, her türden tecrit politikalarıdır. Tecrit ve kuşatma, özgürlüğe ve tüm demokratik haklaradır.

    Bu kuşatma kırılmazsa, halklarımızın sandıkta gösterdiği irade yok sayılacaktır.

    Bu kuşatma kırılmazsa, ekonomik krizin bütün ağırlığı işçilere, emekçilere yüklenecektir.

    Bu kuşatma işçi sınıfınadır, emekçileredir.

    Bu kuşatma kırılmadan savaş politikaları durdurulamaz.

    2019 1 Mayısı’nda, 8 Mart’ta meydanlara çıkan kadınların mücadele azmiyle, Newrozların coşkusuyla alanlarda olacağız. Halkın iradesinin gasp edilmeye çalışıldığı, seçilmişlerin keyfi uygulamalarla sindirilmeye çalışıldığı, hukukun ve yasaların lağvedildiği 2019 1 Mayısı’nda bu baskıları durdurmak umuduyla mücadeleyi daha yükseklere taşımak için; zalim, talancı, meşruluğunu yitirmiş bu rejime, birleşik bir karşı çıkışla cevap vermeliyiz.

    İşçiler, köylüler, emekçiler, kadınlar, gençler, ekolojistler, LGBTİ+’lar, EYT’liler, emekliler, KHK mağdurları, ötekileştirilen ve asimilasyona uğrayan inançlar ve halklar, kriz yüzünden mutfağı talan olanlar, iş cinayetlerinde yakınlarını kaybedenler, sanatsal üretimi engellenen sanatçılar, susturulmak istenen muhalif medya, bilimsel çalışma yapamayan akademisyenler, ifade özgürlüğünü kullanamayanlar…

    Kıdem tazminatımızın gasp edilmesi başta olmak üzere, krize, özelleştirmelere, iş ve kadın cinayetlerine, taşeronlaşmaya, güvencesiz çalıştırılmaya, doğanın talanına, işsizliğe, yoksulluğa, grev yasaklarına, KHK’lara, antidemokratik tüm uygulamalara, ötekileştirmeye, asimilasyona, örgütlenmenin önündeki engellere, baskıya, emperyalizme ve her türden gericiliğe karşı çıkıyor;

    ‘Barış, adalet, hak, hukuk, özgürlük ve insanca yaşanabilecek bir dünya için 1 Mayıs’ta alanlara!’ diyoruz.”

  • ‘Cezaevlerinden çocuklarımızın tabutları çıksın istemiyoruz’ – VİDEO

    ‘Cezaevlerinden çocuklarımızın tabutları çıksın istemiyoruz’ – VİDEO

    PİRHA – 9 Nisandan itibaren anneler Gebze hapishanesi önünde açlık grevlerine dikkat çekmek için oturma eylemi gerçekleştiriyor. Her gün polisin müdalesine maruz kalan anneler “cezaevlerinden çocuklarımızın tabutları çıksın istemiyoruz” diyerek talepleri karşılanmadığı sürece eylemlerini sürdüreceklerine vurgu yapıyorlar.

    9 Nisandan itibaren anneler Gebze hapishanesi önünde açlık grevlerine dikkat çekmek için oturma eylemi gerçekleştiriyor. Her gün polisin müdahalesine maruz kalan anneler “cezaevlerinden çocuklarımızın tabutları çıksın istemiyoruz” diyerek talepleri karşılanmadığı sürece eylemlerini sürdüreceklerine vurgu yapıyorlar.

    Geçtiğimiz günlerde de coplu saldırıya maruz kalan anneler eylemleri süresince 2 defa gözaltına alındılar. Her gün Gebze Hapishanesi önünde polis ablukasına rağmen kısmı olarak oturma eylemlerini sürdürüyorlar. Annelerin başlatmış olduğu eyleme HDP vekilleri Ayşe Sürücü, Nuran İmir, Musa Piroğlu, Tuma Çelik, Erol Katırcıoğlu, Murat Çepni ve Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’da destek verdi.

    “HİÇBİR İNSAN ÖLMESİN”

    Valilik günler önce Gebze ve Kandıra hapishanelerinin 1 km yakınında eylemlere yasak koymuştu. Dün alınan yeni bir kararda ise Kocaeli genelinde eylem yasağı konuldu. Bugün anneler Gebze Hapishanesi önünde tekrar oturma eylemi gerçekleştirecekti ancak polis müdahalesi ile karşılaştılar. Sonrasında annelerle beraber vekil Ayşe Sürücü ve Tülay Hatimoğulları, Vali ile görüşmek için yasağa rağmen valilik önüne yürümek istediler fakat polis engeliyle karşılaştılar. Vali ile görüşmeye izin vermeyen polislerle, vekiller ve anneler arasında sözlü atışma yaşandı.

    HDP milletvekili Tülay Hatimoğulları konuya ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamasında valiliğin keyfi nedenle bir yasaklama getirdiğini belirten Hatimoğulları “Bizim şu an en büyük arzu ve isteğimiz Türkiye’de Leyla Güven’in başlatmış olduğu bu açlık grevinin hiçbir cenaze çıkmadan sonuçlanmasını sağlamaktır” dedi.  Hatimoğulları, sürece duyarlı kesimlere seslenerek “Türkiye’de bütün demokratik kitle örgütleri vicdanı barıştan adaletten yana olan her kesime çok büyük görevler düşmektedir, buradan bizler şunu ifade etmek istiyoruz; asla hiçbir çocuğumuz yaşamını kaybetmesin, hiçbir insan ölmesin ” dedi.

    Konuşmasını bitirmeden polisin engellemesine maruz kalan aileler ve vekiller HDP Gebze ilçe örgütüne geçtiler. (HABER MERKEZİ)

  • HDK Sağlık Meclisi: Toplumsal barış için tecride son verin

    HDK Sağlık Meclisi: Toplumsal barış için tecride son verin

    Açlık grevlerine ilişkin açıklama yapan HDK Sağlık Meclisi, “Tecridin kaldırılması, açlık grevcilerinin yaşam hakkı, sağlık hakkı ve sağlık hizmetlerine erişiminin sağlanması ülkemizde toplumsal barış ve demokrasinin inşasında çok büyük bir adım olacaktır. Toplumsal barış için adım atın, tecride son verin!” dedi. 

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Sağlık Meclisi, tecridin kaldırılması talebiyle devam eden açlık grevlerine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Bugüne kadar yaşanan toplumsal travmalara yenisinin eklenmek üzere olduğunun belirtildiği açıklamada, Türkiye’de devam eden açlık grevlerinin, İrlanda Cumhuriyet Ordusu (İRA) mensubu tutukluların yaptığı açlık grevinden sonra bilinen en yüksek katılımlı açlık grevi olduğu, süre olarak da onu geçtiği ifade edildi.

    Demokratik toplum Kongresi(DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven başta olmak üzere yüzlerce kişinin kalıcı hasar ya da hayati tehlike arz eden kritik sürece girdiğinin belirtildiği açıklamada, “Açlık grevlerindeki binlerce insanın yaşamı tehdit altında olduğu gibi ailelerinde, akrabalarında ve bir bütün olarak toplumsal vicdanda onarılması zor tahribatlar yaşanmak üzeredir. Bu insanların talebi oldukça nettir. Anayasa ve yasalarda yer alan haklar, cezaevinde kalan tüm insanlar için uygulansın. Ceza infaz sistemi tüm tutuklular için geçerli olsun. Hiçbir cezaevinde kim olursa olsun tecrit uygulanmasın. Kişiye göre uygulama değil, evrensel hukuk ve T.C. kanunları uygulansın. Özetle talep nettir: Tecrit kaldırılsın” denildi.

    “HEDEF BİREY DEĞİL TOPLUMDUR”

    Tutuklu veya hükümlünün mektup, telefon gibi temel iletişim araçlarından yoksun bırakılması, gazete, dergi, kitap gibi yayınlara erişiminin engellenmesinin de hukuka ve insanlığa aykırı olduğunun aktarıldığı açıklamada, yasalar ile güvence altına alınmış hakların bu tür uygulamalar ile engellenmesinin “tecrit içinde tecrit” anlamına geldiği belirtildi. “Tecrit kabul edilemez. Aile, yakınları, dostları ve sosyal çevreden soyutlanan bireyin sağlığından söz edilemez. Tecrit toplumsallıktan soyutlanmadır, yalnızlaştırmadır. Bu nedenle tecrit, en temel sağlık sorunudur” denilen açıklamada, “Cezaevi koşulları insanlık onurunun ayaklar altına alındığı yerler olamaz. Cezaevindeki tüm tutsakların dışardaki insanların haklarına sahip olduğu ilkesi uluslararası ve ulusal mevzuatta, çok sayıda etik bildirgede yerini almıştır. Leyla Güven Başta Olmak Üzere Tüm Açlık Grevcileri Haklıdır, Cezaevlerinde Uygulanan Tecrit Kalkmalıdır.Tecrit edilme öznel değil siyasal saiklerle uygulanıyorsa, hedefi birey değil toplumdur. Yaşanan tam da budur. Dolmabahçe mutabakatının buzdolabına kaldırılması ile İmralı Cezaevinde başlayan tecrit, bir dizi toplumsal sorunu da peşinden getirmiştir” denildi.

    TOPLUMSAL BARIŞ TECRİT ALTINA ALINMIŞTIR

    İmralı’da uygulanan tecrit politikalarının toplumsal barışın tecrit altına alınması anlamına geldiğinin ifade edildiği açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Özgürlük ve eşitlik şiarıyla öne çıkan tüm toplumsal kesimlerin tecrit altına alınmasıdır. Ülkenin faşizmin kurumlaşması, Ortadoğu’da savaş politikalarının devam etmesidir. Türkiye ve Ortadoğu’nun bugününün ve geleceğinin tecrit altına alınmasıdır. Tecride karşı açlık grevleri ile bedenlerini ortaya koyan tutsaklar, toplumsal barışa ve demokrasiye sahip çıkmaktadır. Birey ve toplum olarak özgürlüğe adım atmaktadır. Bireyin ve toplumun sağlığı için açlık grevcilerinin talepleri dikkate alınmalı, tecrit sonlandırılmalıdır.

    Tecridi aynı zamanda tecritte kalanların yakınları da yaşamaktadır. Tecridin hemen çeperinde, bu kuşatmayı ortadan kaldırmak için her türlü çabayı gösteren, barış ve kardeşlik çağrısını her koşulda dile getiren analar bulunmaktadır. Aslında tecrit tüm topluma uygulanmaktadır. Bu nedenle ‘kalıcı ve onurlu barış’ talebinde bulunan ve ‘yaşamak ve yaşatmak isteyen’ her bir birey tarafından tecridin bir an önce kaldırılması çağrısı yapılmalıdır.

    EYLEMCİLER BASKI ALTINDA

    Yapılan eylemin siyasal talebi nedeniyle açlık grevcilerine çok değişik baskılar uygulanıyor. Hücre cezası, disiplin cezaları, telefon görüş yasağı, kaba dayak, taciz, ayakta sayım dayatması, yönetim tarafından açlık grevini bırakmaları yönünde yapılan baskılar, diğer bloklardaki arkadaşları ile görüşmelerinin engellenmesi, mekanların hijyenik şartları sağlamaması gibi fiziksel baskılar yaygındır. Tıbbi olarak yaşanan sorunlar da yaygındır; sağlık durumları hakkında sağlıklı bilgi alınamaması, uzayan sürenin vücutta yapacağı yıkıcı etkilerin izlenememesi, her gün hekim tarafından kontrol edilmesi gereken kilo ve tansiyon kontrollerinin yapılmaması veya hemşireler ve gardiyanlarca yapılması, hekim seçme haklarının uygulanmaması, süreç içinde karşılaşılma olasılığı bulunan sağlık sorunlarının takibinin yapılması için bireyin aydınlatılmış onamlarının alınamaması, B1 vitamininin verilmemesi vb. sorunlar sıklıkla bildirilmektedir.

    Tecridin kaldırılması, açlık grevcilerinin yaşam hakkı, sağlık hakkı ve sağlık hizmetlerine erişiminin sağlanması ülkemizde toplumsal barış ve demokrasinin inşasında çok büyük bir adım olacaktır. Toplumsal barış için adım atın, tecride son verin!”