Etiket: açlık sınırı

  • Mersinli emeklilerin isyanı: Halk için bütçe istiyoruz, sürünmek değil-VİDEO

    Mersinli emeklilerin isyanı: Halk için bütçe istiyoruz, sürünmek değil-VİDEO

    PİRHA – Mersin’de mikrofon uzattığımız emekliler, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik darboğazda açlık sınırının çok altında yaşamaya mahkûm edildiklerini belirterek iktidara sert tepki gösterdi: “Emekliler aç ve sefil. Kaynaklar bir avuç insana gidiyor, yeter artık!”

    Türkiye’de asgari ücretin 28 bin TL, açlık sınırının ise 32 bin TL olarak hesaplandığı bir dönemde, 20 bin TL aylıkla geçinmeye çalışan milyonlarca emekli varlığını sürdürme mücadelesi veriyor. Mersin’de ajansımıza konuşan emekliler, haklarının iadesi için meydanları terk etmeyeceklerini vurgulayarak taleplerini ve yaşadıkları zorlukları anlattı.

    “PAZARA GİTMEK İÇİN AKŞAM SAATİNİ BEKLİYORUZ”

    Ülkenin en ücra köylerinde 30 yıl boyunca hizmet vermiş bir eğitim emekçisi, içinde bulunduğu beslenme krizine dikkat çekti:

    “30 sene bu ülkeye hizmet etmiş bir eğitim emekçisiyim ama ne yazık ki ayın sonunu getiremiyorum, beslenemiyorum. Beslenemediğim için hastalıktan kurtulamıyorum, bir ayağım doktorda. Emekli pazara gitmek için akşam saatini bekliyor. Bu durum bize reva mı? Maaşlarımızın artırılmasını ve yaşam şartlarımızın derhal düzeltilmesini istiyoruz.”

    “TORUNLARIMIZA KARŞI MAHCUBİYET YAŞIYORUZ”

    Bir diğer emekli ise normal şartlarda emekliliğin keyfini sürmesi gereken bir yaşta neden alanlarda olduklarını şu çarpıcı sözlerle anlattı:

    “Aslında şu an evimde çayımı, kahvemi içiyor olmam gerekirdi. Ancak açlık sınırında yaşamanın zorluğunu çeken ve çocuklarına, torunlarına harçlık verememenin mahcubiyetini yaşayan emekliler olarak hep alanlardayız. Türkiye emeklilerin sayesinde bir yere geldi, bunları unutmasınlar. Halka bütçe ayırsınlar.”

    “BELEDİYE KARTI OLMASA EVDEN ÇIKAMAYIZ”

    Emeklilerin sosyal hayattan tamamen koptuğunu belirten bir başka yurttaş ise ulaşım desteğine dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Emekliler hakkını istiyor, sürünmek istemiyor. Belediye kartı olmasa emekli evinden çıkamaz hale geldi. Hak, hukuk, adalet ve seçim istiyoruz. Haklı olan hakkını alamıyor, haksız alıyor. Ayda elimize 20 bin lira geçiyor; evimizi, çocuğumuzu zor besliyoruz. Emekliler aç, emekliler sefil!”

    “KAYNAKLAR BİR AVUÇ İNSANA GİDİYOR”

    Ülkenin kaynaklarının adaletsiz dağıtıldığını savunan emekliler, ekonomik krizin faturasının kendilerine kesilmesine isyan etti:

    “Gerçekten ülkenin kaynakları bir avuç insana gidiyor. Bir avuç insanın çıkarı için milyonlarca emekli aç bırakılıyor. Biz bunu protesto ediyoruz.”

    “SANDIKTA HESABINI SORACAĞIZ”

    Mikrofonu uzattığımız emekliler sadece ekonomik talepler değil, hukuki adaletsizlikleri de gündeme getirdi. Sendikal haklarını aradıkları için tutuklanan Mehmet Türkmen ve Başaran Aksu’ya selam gönderen emekliler, iktidara seçim uyarısında bulundu:

    “Doğasına, ülkesine sahip çıkan herkes tutuklanıyor. Biz önce ülkede adaletin olmasını istiyoruz. İktidar o kadar kendine güvenmesin. Emekliler, yapılanların hesabını sandıkta mutlaka soracaktır.”

    Mersinli emekliler, “İnsanca yaşamak istiyoruz” diyerek, talepleri karşılanana dek seslerini yükseltmeye devam edeceklerini ifade etti.

    PİRHA/MERSİN

  • Asgari ücret açlık sınırının altında kaldı!

    Asgari ücret açlık sınırının altında kaldı!

    PİRHA- 2026 asgari ücreti, Asgari Ücret Komisyonu’nun üçüncü toplantısının ardından yüzde 27 artışla net 28 bin 75 TL olarak açıklandı. 

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun üçüncü ve son toplantısı için işçi kesimi dışındaki taraflar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde saat 18:00’de bir araya geldi.

    Toplantının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan asgari ücrette esas olanın yapılan artışların etiketlerde eriyip gitmemesi olduğunu savundu. Bakan Işıkhan artışlarda satın alma gücünün erimemesinin önemli olduğu söyledi.

    2026 asgari ücreti yüzde 27 artışla 28 bin 75 TL oldu.

  • Alevi örgütlerinden asgari ücret tepkisi: emekçileri açlığa mahkum eden iktidar istifa etmelidir

    Alevi örgütlerinden asgari ücret tepkisi: emekçileri açlığa mahkum eden iktidar istifa etmelidir

    PİRHA -Açlık sınırının altında kalan asgari ücretle emekçilerin yoksulluğa itildiğini söyleyen Alevi örgütleri, “İşçinin emekçinin sesine kulağını kapatmış, açlığı ve yoksulluğu görmeyen sarayda 1.5 dakikada harcadığı parayı revan gören anlayış yıkılmaya mahkumdur. İşçi ve emekçileri açlığa mahkum eden bu iktidar bir an evvel istifa etmelidir” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), iktidar tarafından açıklanan 22 bin 104 TL’lik asgari ücrete tepki gösterdi.

    Yapılan açıklamalarda Alevi Bektaşi Federasyonu, açlığı ve onursuzca bir yaşamı dayatan bozuk düzenin çarkını hep birlikte kıralım mesajı verirken, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ise işçi ve emekçileri açlığa mahkum eden iktidar bir an evvel istifa etmesi çağrısında bulundu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin açıklamaları şöyle:

    ABF: AÇLIĞI VE ONURSUZCA YAŞAMI DAYATAN BOZUK DÜZENİ KIRALIM

    “Adalet, insanca yaşam ve hak için sesleniyoruz! Bozuk düzende sağlam çark olmaz. Sizin “açlık sınırı” dediğiniz bizim onurlu yaşam sınırımızdır. Yüzyıllardır adaletin, paylaşımın ve emeğin kutsallığını savunan biz Aleviler, insan onurunu ayaklar altına alan her türlü zulmün karşısında durmayı inancımıza karşı duyduğumuz sorumluluk biliriz. Bugün alın teri ile geçinmeye çalışan milyonlarca insan karşılığını alamadan, hayatın en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadan, açlık sınırının altında yaşamaya mahkum ediliyor.

    Artık ülkemizde Asgari ücret demek, insan onuruna yakışmayan bir hayatın dayatılması demektir ve yaşam sadece rakamların soğuk yüzünden ibaret de değildir. Gerçekliğimiz, annelerin çocuğuna sağlıklı bir öğün yediremeyişinin, bir emekçinin evine ekmek götüremeyişinin ve bir gencin geleceğe dair hayallerinin yok edilmesidir.

    Biz Aleviler, “Emek zay olmadan sızlar mı yürek” diye yüzyıllar öncesinden seslenen Pir Sultan Abdalın düsturuyla yaşattığımız inancımızın ışığı ile her dönemde ve koşulda ezilenden yana olduk. Bu gün de emeğin ve insan onurunun bu denli hiçe sayılmasına sessiz kalmayacağız. Çünkü yolumuz, Hakk’ın ve halkın rızalığı, açlığın ve yoksulluğun pençesinde kıvranan milyonların sesi olmaktan geçer.

    Hak için, adalet için, insan onuruna yaraşır bir yaşam için bu düzenin ötekileştirdiği milyonlarca emekçinin yanında olduğumuzu bir kez daha yineliyoruz.  Açlığı ve onursuzca bir yaşamı dayatan bozuk düzenin çarkını hep birlikte kıralım.”

    PSAKD: EMEKÇİLERİ AÇLIĞA MAHKUM EDEB İKTİDAR İSTİFA ETMELİDİR

    “Yoksulun sırtından doyan doyana, doyan doyana/Bunu gören yürek nasıl dayana, nasıl dayana/Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana/Bilmem söylesem mi söylemesem mi”

    İşçinin emekçinin açlığa ve yoksulluğa itildiği, savaşların ve patronlara teşviklerin arttığı bu yağma düzenini kabul etmiyoruz.

    Asgari ücret tespit komisyonunu bile beklemeden saraydan yapılan açıklama ülkemizin demokratik kurumlarının tasfiyesinin en açık göstergesidir. İşçinin emekçinin sesine kulağını kapatmış, açlığı ve yoksulluğu görmeyen sarayda 1.5 dakikada harcadığı parayı revan gören anlayış yıkılmaya mahkumdur.

    İşçi ve emekçileri açlığa mahkum eden bu iktidar bir an evvel istifa etmelidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • TÜRK-İŞ açıkladı: Açlık sınırı 19 bin 830 lira, yoksulluk sınırı ise 64 bin 595 lira

    TÜRK-İŞ açıkladı: Açlık sınırı 19 bin 830 lira, yoksulluk sınırı ise 64 bin 595 lira

    PİRHA- TÜRK-İŞ’in yaptığı araştırmaya göre, eylül ayında 4 kişilik aile için “açlık sınırı” 19 bin 830 lira, “yoksulluk sınırı” ise 64 bin 595 lira olarak hesaplandı.

    TÜRK-İŞ, Eylül 2024 itibarıyla 4 kişilik bir ailenin açlık ve yoksulluk sınırlarını açıkladı. Buna göre, 4 kişilik ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gerekli gıda harcaması “açlık sınırı” 19 bin 830 lira, yaşam standartlarını belirleyen “yoksulluk sınırı” ise 64 bin 595 lira olarak belirlendi.

    Her ay düzenli olarak gerçekleştirilen “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması”nın sonuçları, çalışanların geçim koşullarını ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliklerinin aile bütçesine etkilerini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” ise aylık 25 bin 706 lira olarak hesaplandı.

    Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış, bir önceki aya göre yüzde 2,90 olarak kaydedildi. Son 12 ayda gıda fiyatlarındaki değişim oranı yüzde 48,72, yıllık ortalama artış ise yüzde 71,23 olarak gerçekleşti.

    KIRMIZI ET FİYATI DÜŞTÜ

    Eylül ayında süt, yoğurt ve peynir ürünlerinin bulunduğu grupta fiyat değişikliği gözlemlenmedi. Ancak, et fiyatları bu ay tavuk ürünleri haricinde kısmen azaldı. Dana etinin kilogram fiyatı 26 lira, kuzu etinin kilogram fiyatı ise 12 lira düştü.

    Balık çeşitleri arasında palamut, hamsi, levrek ve çupranın kilogram fiyatları 150 ile 450 lira arasında değişiklik gösterdi. Patates ve kuru soğan fiyatlarında ise bir değişiklik tespit edilmedi. Meyve fiyatlarında ortalama 3 liralık artış, sebze fiyatlarında ise ortalama 10 liralık artış görüldü.

    Pirinç, bulgur, makarna ve irmik fiyatları da sabit kalırken, un fiyatlarında bazı marketlerde ürün bazlı artışlar gözlemlendi. Genel olarak un fiyatları ise değişmedi.

    Ayçiçek yağının kilogram fiyatında 5 lira artış görülürken, zeytinyağı, tereyağı ve margarin fiyatları sabit kaldı. Yeşil zeytin kilogram fiyatında 7 lira artış yaşanırken, siyah zeytinin kilogram fiyatı ise 4 lira düştü.

    (HABER MERKEZİ)

  • BES-AR: Açlık sınırı 27 bin 270 lira, yoksulluk sınırı 73 bin 651 lira

    BES-AR: Açlık sınırı 27 bin 270 lira, yoksulluk sınırı 73 bin 651 lira

    PİRHA- Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi’nin Eylül ayı verilerine göre, açlık sınırı 27 bin 270 lira, yoksulluk sınırı ise 73 bin 651 lira oldu.

    Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES-AR) 2024 Eylül açlık ve yoksulluk sınırı verilerini açıkladı. Gıda madde fiyatları üzerinden yapılan hesaplamayı paylaşan BES-AR’a göre, 4 kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Eylül ayında 27 bin 270 lira oldu. Yoksulluk sınırı ise 73 bin 651 lira oldu.

    BES-AR, sağlıklı beslenmenin maliyetinin günlük 890 lirayı geçtiğini, asgari ücretin 2024 yılında da açlık sınırının altında kaldığını kaydetti.

    BES-AR, kamu emekçilerinin barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşlarının yüzde 75-80’ini kiraya ödemek zorunda kaldığını belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yoksulluk sınırı 64 bin 157 TL’ye yükseldi

    Yoksulluk sınırı 64 bin 157 TL’ye yükseldi

    PİRHA- BİRLEŞİK KAMU-İŞ verilerine göre, Ağustos’ta açlık sınırı 182 TL artarak 20 bin 958 TL, yoksulluk sınırı ise bin 855 TL artarak 64 bin 157 TL’ye yükseldi.

    Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu (BİRLEŞİK KAMU-İŞ), Ağustos ayı açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı. Ağustos ayında açlık sınırı bir önceki aya göre 182 TL artarak 20 bin 958 TL, yoksulluk sınırı ise bin 855 TL artarak 64 bin 157 TL’ye yükseldi.

    TEMEL GIDA HARCAMALARI ARTTI

    Verilere göre; süt, yoğurt ve peynir için harcanan miktar geçen aya oranla değişmezken, bu ürünler için yapılması gereken harcama son bir yılda ise bin 524 TL arttı.

    Meyve için harcanması gereken para önceki aya göre 111 TL, geçen yılın aynı ayına göre ise 847 TL arttı.

    Sebze için harcaması gereken tutar ise önceki aya göre 33 TL, geçen yılın aynı ayına göre ise 583 TL arttı.

    Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama 12 TL artarak bin 761 TL’ye yükselirken, pirinç ve bulgur harcamaları 835 TL’de kaldı.

    Yağ için yapılması gereken harcama ise 573 TL’ye çıktı. Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama önceki aya göre 2 TL artarak bin 402 TL oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Açlık sınırı 19 bin, yoksulluk sınırı 65 bin TL’ye yükseldi

    Açlık sınırı 19 bin, yoksulluk sınırı 65 bin TL’ye yükseldi

    PİRHA- DİSK’e bağlı BİSAM’ın araştırma raporuna göre, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 19 bin 44 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 65 bin 874 TL’ye yükseldi. 

    Hükümet yetkilileri 17 bin TL olan asgari ücrete zam yapmayacaklarını açıklarken yılın henüz ilk 7 ayında açlık sınırı asgari ücreti miktarını geride bıraktı. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) Haziran ayı açlık ve yoksulluk sınırı araştırma raporunu açıkladı. Verilere göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 19 bin TL’yi, yoksulluk sınırı ise 65 bin TL’yi geçti.

    “ASGARİ ÜCRET ERİMEYE DEVAM EDİYOR”

    Asgari ücretin açlık sınırı karşısında erimeye devam ettiği belirtilen raporda, açlık sınırı üzerinden hane halkı tüketim harcamaları esas alınarak yapıldığına işaret edildi. Raporda,  yoksulluk sınırı 65 bin 874 TL, açlık sınırı ise 19 bin 45 TL olarak açıklandı. Bir ailenin beslenmesi için gerekli gıda harcamasının tutarının hesaplandığı raporda, yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 5 bin 330 TL, bir kadın için 5 bin 56 TL, 15-18 yaş bir genç için 5 bin 336 TL, 4-6 yaş arası bir çocuk için ise 3 bin 323 TL olduğu kaydedildi.

    Söz konusu tutarların ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutarı olduğuna vurgu yapılan raporda, sağlık, barınma, ısınma, ulaşım ve eğitim gibi giderler ile hesaplandığında ise bir ailenin yapması gereken harcama tutarının 65 bin 874 TL olarak hesaplandığına dikkat çekildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • BES-AR: Yoksulluk sınırı 70 bin lirayı geçti

    BES-AR: Yoksulluk sınırı 70 bin lirayı geçti

    PİRHA-Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi’nin (BES-AR), Haziran ayı verilerine göre, açlık sınırı 25 bin 374 lira, yoksulluk sınırı ise 70 bin 253 lira oldu.

    Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES-AR) 2024 Haziran açlık ve yoksulluk sınırı verilerini açıkladı. Gıda madde fiyatları üzerinden yapılan hesaplamayı paylaşan BES-AR’a göre, dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Haziran 2024 için 25 bin 374 lira, tek bir (bekâr) çalışanın yaşam maliyetinin ise 30 bin 210 lira.

    Yapılan yazılı açıklamada verilere göre, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı olan yoksulluk Sınırı ise 70 bin 253 lira oldu.

    “ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA KALDI”

    BES-AR konuya dair yaptığı yazılı açıklamada, kamuda bekar, çocuğu olmayan bir kamu emekçisi gelir vergisi kesintileriyle birlikte 30 bin 715 lira ücret ile 30 bin 210 lira olan yaşam maliyetinin sadece 505 TL üzerinde maaş alarak hayatını idame ettirebilmektedir. 2024 yılında da 17 bin 2 lira alan asgari ücretli, 25 bin 374 lira olan açlık sınırının yüzde 32,99 altında ücret alarak sadece karnını doyurabilmektedir. Sağlıklı beslenmenin maliyeti günlük 845 lirayı geçti, 2024 yılında da asgari ücret açlık sınırının altında kaldı, Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşının yüzde 75-80’nini kiraya ödemek zorunda kalıyor, Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için öğrenci evi gibi 3 ya da 5 kişi bir arada yaşamak zorunda kalıyor.

    “KİMLER SERVET BİRİKTİRDİYSE, KRİZİN BEDELİNİ DE ONLAR ÖDEMELİDİR”

    Açıklamanın devamında, “Bizleri açlık sınırının biraz üzerinde bir ücrete mahkum edenler, bir kez daha bizleri ‘aynı gemideyiz’ lafazanlığı üzerinden fedakarlık etmeye davet ediyorlar. Buradan bir kez daha sesleniyoruz ve diyoruz ki; bizler sizlerle hiçbir zaman aynı gemide olmadık, olamadık. Çünkü biliyoruz ki sizlerin karlılığı ne zaman düşse, hep aynı gerekçelerle bizleri ve toplumun yoksul kesimlerini seferberlik edasıyla fedakarlığa davet ediyorsunuz. Ancak her kriz sonrasında sizler daha fazla servete kavuşuyorsunuz. Sizlerin yiyip içtiği sofrayı biz kaldırmayacağız. Yaratılan bu krizden kimler servet biriktirdiyse, krizin bedelini de onlar ödemelidir” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de emekliler sokağa çıktı: En düşük emekli maaşı 23 bin 802 TL olsun-VİDEO

    Mersin’de emekliler sokağa çıktı: En düşük emekli maaşı 23 bin 802 TL olsun-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de emekliler sokağa çıkarak, vergide ve gelirde adalet istediklerini belirterek, en düşük emekli maaşının 23 bin 802 TL’ye yükseltilmesi çağrısında bulundu.

    Mersin Emeklilikte Yaşa Takılanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Mersin EYT), 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şubesi, Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Mersin Şubesi, Özgür Çocuk Parkı’nda, asgari ücret, memur ve memur emeklilerine yapılan zamlara dair açıklama yaptı.

    “EMEKLİNİN GELİRİ BU YILLAR İÇİNDE SEFALET DÜZEYİNE DÜŞTÜ

    Emeklilerin durumunu anlatan skeçle başlanan açıklamada konuşan 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube Başkanı Hüseyin Kurt, 2023 yılının hak kayıplarının yaşandığı bir yıl olduğuna dikkat çekerek, “İktidar daha dün, ülkemizde 2002 yılında aylık ortalama 3 milyar dolar ihracat yapılırken bugün aylık ortalama 21.3 milyar dolar ihracat gerçekleştirildiğini açıkladı. Elbette inanıyoruz, gerçekten de ihracatımız arttı. Yani ülkemizin geliri arttı. Ama emeklinin geliri bu yıllar içinde sefalet düzeyine düştü. Emekliler arasında konut sahibi olma oranı her yıl azalıyor, daha önce emekli ikramiyesiyle konut sahibi olunabiliyordu, şimdiyse maaşlar kiraya bile yetmiyor.
    2002 yılında asgari ücret 184 lira iken en düşük emekli aylığı bunun yüzde 40 fazlası olan 257 liraydı. Bugün en düşük emekli aylığının 17.002 liralık asgari ücretin yüzde 40 fazlası olan 23.802 lira olması gerekiyor” dedi.

    “EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 23.802 TL’YE YÜKSELTİLMELİDİR

    Açlık sınırının altındaki ücretin, asgari değil sürünme ücreti olduğunu belirten Kurt, taleplerini şöyle sıraladı:

    “Bizler vergide de gelirde de adalet istiyoruz. En düşük emekli maaşı 23.802 TL ye yükseltilmelidir.

    Tüm emekli aylıklarına derhal ve seyyanen ek zam yapılmalıdır. Memurlara Ağustos’da seyyanen ödenen 8200 TL tüm emeklilere de derhal ödenmelidir.

    Konutsuz emeklilere, gelirlerine uygun ödemeli sosyal konutlar yapılsın. Depreme dayanıksız konutlar uygun ödemeli krediyle sağlamlaştırılsın.

    Anayasanın “Sendika Kurma Hakkı” ve “Toplu Sözleşme Hakkı” ile ilgili 51. ve 53. Maddelerine “Emekliler” veya Uluslararası Sözleşmelerde yer alan “Herkes” ibaresi eklenerek emeklilerin sendika kurma ve toplu sözleşme hakkı Anayasal güvenceye kavuşturulsun.

    Emekli Sendikaları Statü Yasası çıkarılsın. Tüm emekli maaşları “asgari değil, insanca yaşam” ilkesine göre hükümet ve emekli sendikası arasında yapılacak toplu sözleşme yoluyla belirlensin. Aylık bağlama oranı (ABO) eskiden olduğu gibi yüzde 70 olsun.

    Yıllardır savsaklanan İntibak Yasası derhal çıkarılsın. İşçi, Memur ve Bağ- Kur emekli aylıkları arasındaki eşitsizlik giderilsin.

    Bayram ikramiyesi adı altında verilen harçlıklardan vaz gecilmeli ve Tüm emeklilere yılda dört defa birer maaş tutarında ikramiye ödensin.

    SGK ile bankalar arasında yapılan protokol görüşmelerine emekli sendikasının da katılması yönünde yasal düzenleme yapılsın.

    Emekli maaş promosyonları 3 yılda bir değil her yıl ödensin.

    Emekli maaşlarından alınan muayene, tedavi ve ilaç katkı payı kesintileri kaldırılsın.

    Toplu taşıma araçlarında emeklilere ve eşlerine ücretsiz ulaşım hakkı sağlansın.

    Emekli yurttaşlara yaşamlarının sonbaharında hak ettikleri saygı gösterilsin.

    Yalnız yaşayan, hasta ve bakıma muhtaç olan emekli ve yaşlı yurttaşlar için devlete ait huzurevi sayısı artırılarak, bakım hizmetleri yaygınlaştırılsın.”

    PİRHA/MERSİN

     

  • Şener: Emekliler atıl birer vatandaş olarak görülüyor-VİDEO

    Şener: Emekliler atıl birer vatandaş olarak görülüyor-VİDEO

    PİRHA-Emekli Meclisleri Sendikası Gönüllüsü Ayşegül Şener, emeklilerin sorunlarını değerlendirdi. Sezen, “En güzel yıllarımız çalışarak geçti. Biz en rahat etmemiz gereken zamanda, hakkımızı aramaya çalışıyoruz” dedi.

    Türkiye’de derinleşen yoksulluktan nasibini alan emekliler, haklarını aramanın yollarını arıyor. Asgari ücretin 11 bin lira, yoksulluk sınırının 44 bin, açlık sınırının 13 bin TL olduğu Türkiye’de milyonlarca emekli 7 bin 500 lira ile geçinmek zorunda kalıyor.

    Yaşanan ekonomik krizin en çok etkilediği kesimlerin başında emekliler geliyor. Asgari ücretin altında milyonlarca emekli yaşam mücadelesi verirken emekliler bir araya gelerek, Emekli Meclisleri Sendikası’nı kurdu.

    Emekli Meclisleri Sendikası Gönüllüsü Ayşegül Şener, emeklilerin sorunlarını PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “EMEKLİLERİN OLDUĞU KONUMU UTANÇ VERİCİ”

    Yeni kurulab Emekli Meclisleri Sendikası’nın içerisinde bulunmaktan onur duyduğunu belirten Ayşegül Şener, emeklilerin ölüme terk edilen atıl birer vatandaş olarak görüldüğüne vurgu yaptı.

    Şener, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Biz emekliler meclisi olarak toplandık önce, şimdi emekliler sendikası olarak büyümeye çoğalmaya ve sesimizi duyurmaya yönelik burada çalışmalarımız var. Emeklilerin haklarının çok yenildiğini söylemek, açlık sınırının bile altında sefalet düzeyinde bir maaşla geçinmeye çalıştırılan vatandaşlar olarak hakkımızı aramak için burada toplandık. Bu sendikanın içerisinde yer almaktan onur duyuyorum. Bir Kadın olarak, bir anne olarak çocuklarımıza da hakkını arayabilecek, hakkını arayıp kazanmış bir insan olarak örnek olmak için buralardayız.

    Ne acıdır emeklilerin hakkını aramak zorunda bırakılması, insani yaşamın altında emeklilerin ölüme terk edilmiş atıl birer vatandaş gibi görülmeleri. Halbuki biz bu ülke için, bu millet için o kadar emek verdik. En güzel yıllarımız çalışarak geçti. En güzel zamanlarımızı biz devlete, vatana hizmetle geçirdik. Şu anda emeklilerin olduğu konum gerçekten çok utanç verici. Hakkımızı aramak gibi bir şeyin içerisine düşürüldük, bu daha acı. Biz en rahat etmemiz gereken zamanda hakkımızı aramaya çalışıyoruz. Bizim hakkımızı kendimizin mi araması gerekiyor? Yoksa hakkımızın bize verilmesi mi gerekiyor? Biz o kadar zor şartlarda çalıştık, biz o kadar zor durumlarda çalışmaya çalıştık ve bu ülkeyi kalkındırmak için zamanımızı, ömrümüzü harcadık. Ama şu an hakkımızı aramak için buradayız.”

    PİRHA/ANKARA

     

    İLGİLİ HABERLER:

    Emekliler, Emekli Meclisleri Sendikası’nı kuruyor-VİDEO

  • BES/AR: Ağustos ayı açlık sınırı 15 Bin 660 lira- VİDEO

    BES/AR: Ağustos ayı açlık sınırı 15 Bin 660 lira- VİDEO

    PİRHA-Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES/AR), düzenlediği basın toplantısında açlık ve yoksulluk sınırı verilerini paylaştı. 12 Eylül darbesinin vurgulandığı toplantıda “Darbelere karşı demokrasi, yoksulluğa karşı insanca bir yaşam için direniyoruz” mesajı verildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Büro Emekçileri Sendikası basın toplantısında BES-AR Ağustos ayı açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını ve sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Basın metnini BES Genel Başkanı Bahadır Berdicioğlu okudu.

    “12 EYLÜL DARBESİNDE 30 BİN KAMU EMEKÇİSİ İŞLERİNDEN ATILDI”

    12 Eylül Askeri Darbesinin 43. yıl dönümü olduğunu hatırlatan BES Genel Başkanı Bahadır Berdicioğlu, darbenin siyasal ve ekonomik sonuçlarının halen devam ettiğini söyledi. Berdicioğlu şunları ekledi:

    “Ekonomik ve siyasi sonuçlarını halen yaşamaya devam ettiğimiz darbenin tarihsel olarak en sade özeti “Gülme sırası bizde” sözü oldu. Dönemin TİSK Başkanı Halit Narin’in darbe sonrasında söylediği “20 yıldır işçiler güldü biz ağladık, şimdi gülme sırası bizde” sözü sermaye sınıfının darbe karşısında konumlanışını ortaya koyarken, geçen onlarca yıla rağmen sermaye sınıfı gülmeye devam ediyor. “Kriz teğet geçti” diyen Başbakanlar, “dolarla mı maaş alıyorsunuz” diyen Bakanlardan sonra mesele “hayat pahalılığı yok, sorun psikolojik” söylemine kadar getirildi. Pandemi sonrası süreçte enflasyonla mücadele adı altında tüm ülkeler faiz yükseltirken, kendisini ekonomist ilan eden Cumhurbaşkanı tarafından Nas gerekçe gösterilerek sürekli faiz indirimine gidildi. Enflasyonla mücadele TÜİK verilerinin manipülasyonu ile sınırlı kaldı.”

    “HÜKÜMETİN 3 YILLIK BEKLENTİ VE HEDEFLERİNİ CİDDİYE BİLE ALMAMAK GEREKİYOR”

    Geçtiğimiz hafta açıklanan 2024-2026 yıllarını kapsayan OVP programını da değerlendiren Berdicioğlu, şunları aktardı:

    “Program ana hatları ile incelendiğinde IMF’nin Türkiye Raporlarında yer alan öneriler etrafında şekillendiği görülüyor. Sermaye sahipleri için kur korumalı mevduat hesapları, müteahhitler için dövize endeksli ödeme garantisi sunulurken, emekçilere hiçbir zaman tutturulamayan hedef enflasyona göre artış dayatılıyor.
    21 yıllık AKP iktidarında OVP ve bütçe hedefleri göz önüne alındığında hedeflerin tutmadığı ya da revize edildiği ortadayken, yılsonu hedeflerini tutturamayacak bir hükümetin 3 yıllık beklenti ve hedeflerinin öncelikle ciddiye bile almamak gerekiyor. Batıdan sıcak para bulmak ihtiyacı ile mevcut maliye ve ekonomi politikalarından “U” dönüşü yapılarak hazırlanan OVP’nin emekçilere fayda sağlamayacağı ortada.Milyonlarca kamu emekçisi ve emekliyi mağdur edecek bu tutarsızlık bile OVP’nin ve TİS’in ne kadar öngörüden ve ciddiyetten uzak hazırlandığını gösteriyor.

    Sendikamız tarafından her ay düzenli olarak açıklanan açlık ve yoksulluk rakamları ile kamu emekçilerinin tüketim tercihleri baz alınarak hazırlanan enflasyon oranları ortadadır. Kamu emekçilerinin maaşları yıllardır reel olarak düşmektedir. Tek adam rejimi Türkiye ekonomisini uçurumun kenarına kadar getirmiş, şimdi yeni bir acı reçete ile bedeli emekçilere ödetilmeye çalışılmaktadır. Gerçek bir toplu sözleşme yasasının çıkarılması ve grev hakkımızla ilgili iç hukukta düzenleme yapılması en acil talebimizdir. 12 Eylül askeri darbesinin puslu havasını dağıtıp sendikalarımızı nasıl kurduysak, milyonların katıldığı grevleri, yüzbinlerin katıldığı mitingleri nasıl yaptıysak tek adam rejiminin kapısını aralayan 12 Eylül 2010 referandumu ile bizlere dayatılan toplu sözleşme sistemini de tarihin çöplüğüne göndereceğiz.”

    “AĞUSTOS AYI AÇLIK SINIRI 15 BİN 660 LİRA”

    Bahadır Berdicioğlu araştırma verilerine göre 4 kişilik bir memur ailesinin 2023 Ağustos ayı açlık sınırının 15 bin 660 lira olduğunun altını çizerek  yoksulluk sınırı rakamlarını şu şekilde ifade etti:

    • Gıda madde fiyatları üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Ağustos 2023 için 15 bin 660 lira,
    • Tek Bir kişinin (bekâr) bir çalışanın Yaşam Maliyeti ise 21 bin 050 lira,
    • Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı kısacası Yoksulluk Sınırı 46 bin 980 lira olmuştur.

    Bu sonuçlara göre;

    Kamuda bekâr, çocuğu olmayan bir kamu emekçisi gelir vergisi kesintileriyle birlikte 20 bin 580 lira ücret ile 21 bin 050 lira olan yaşam maliyetinin altında ücret alarak hayatını idame ettirmeye çalıştığı gerçeği ile;
    4 kişilik bir ailenin 4‘ü de asgari ücretle çalıyor olsa bile, alınan ücret toplamı yoksulluk sınırının altında kaldığı gerçeğini siz değerli basın emekçileri aracığıyla tüm kamuoyu ile paylaşıyor.

    “GÜLME SIRASI EMEKÇİLERDE OLACAK”

    Berdicioğlu, Büro Emekçileri Sendikası olarak tüm kamu emekçilerine, asgari ücretlilere, emeklilere insanca yaşayacak bir ücret talep ettiklerini belirterek,  “Taleplerimizi elde etmenin yolunun mücadele, kazanımlarımızı korumanın yolunun demokratikleşme olduğunun bilinciyle emek ve demokrasi mücadelesi veriyoruz. Eşit, özgür, demokratik, laik bir ülkede barış ve kardeşlik içerisinde yaşadığımızda, gülme sırası emekçilerde olacak” dedi.

    “ÖZGÜR GELECEĞİ HEP BİRLİKTE KURACAĞIZ”

    Basın toplantısında konuşan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ise şunları söyledi:
    “Tam 43 yıl önce bu ülkede yaşanan anlatılması ve unutulmaması gereken zor bir tablo var. Başta emekçilere yönelik sermayenin beklentileri doğrultusunda yeni bir dizayn için askeri müdahalelerin yaşandığı süreçte on binlerce insan tutuklandı, gazeteciler tutuklandı, demokratik sivil toplum örgütleri, sendikalar kapatıldı. Kamudan biraz önce ifade edildiği gibi 30 bin insan hukuksuz bir şekilde ihraç edildi. Onunla yetinilmedi o dönem uygulanan idam cezalarıyla, tutuklama ve baskılarla sermayemin ihtiyaçları doğrultusunda bir yaşam dizayn edildim. Bugüne geldiğimizde AKP-MHP bu kimliği devraldı. Bugün bu ülkede AKP’nin yaşatmış olduğu katliamlarla, onlarca gazetecinin şu anda cezaevinde olmasıyla, seçilmiş milletvekillerinin hukusuzca tutuklu olmasıyla, belediyelere atanan kayyumlarla, tüm bunlarla dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmek için 12 Eylül zihniyeti ile hesaplaşmak için daha fazla mücadeleye ihtiyacımız var. Bu ülke topraklarında, bütün bu coğrafyada demokrasi ve barış için yurttaşlık temelinde, laikliğe sahip çıktığımız, kadınların, gençlerin, çocukların özgürce yaşadığı özgür geleceği hep birlikte mücadelemizle kuracağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Türk-İş: Açlık sınırı asgari ücreti aştı, yoksulluk sınırı 38 bin TL’ye yaklaştı

    Türk-İş: Açlık sınırı asgari ücreti aştı, yoksulluk sınırı 38 bin TL’ye yaklaştı

    PİRHA- Türk-İş’in açıkladığı verilere göre, temmuz 2023 için dört kişilik bir ailenin açlık sınırını 11.658,05 TL, yoksulluk sınırını ise 37.974,11 TL ‘ye yükseldi. Gıda enflasyonu da aylık olarak yüzde 12.38 oldu.

    Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Temmuz 2023’e ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı verilerini açıkladı.

    Türk-İş’in aylık araştırması gıda enflasyonunda yeniden ivmelenmeye işaret ederken, açlık sınırının de asgari ücreti geçtiği görüldü.

    Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 11.658,10 TL’ye, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 37.974,10 TL’ye, bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 15.123,60 TL’ye yükseldi.

    GIDADA İLK KEZ ÇİFT HANELİ ARTIŞ 

    Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 12,38 oranında gerçekleşti. Böylece Mayıs 2022’den bu yana ilk kez çift haneli artış kaydedildi.

    Yedi aylık değişim oranı ise yüzde 43,38 olarak tespit edildi. Son on iki ay itibariyle değişim oranı yüzde 70,44 oldu. On iki aylık ortalamalara göre değişim oranı ise yüzde 107,54 olarak hesaplandı.

    Türk-İş hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan derlenen fiyatlara göre, gıda ürünlerinde Temmuz 2023 itibariyle gözlemlenen değişim harcama gruplarına göre şu şekilde oldu:

    Süt ve yoğurt fiyatı değişmezken, peynir fiyatı ortalama yüzde 4 zamlandı.

    Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller, yağlı tohum ürünlerinin bulunduğu grupta;

    Et ve Süt Kurumu (ESK), Ankara Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakendeciler Derneği bünyesinde faaliyet gösteren marketlerin bir kısmına, nisan sonu itibariyle ithal edilmiş olan karkas etleri düşük fiyattan vermesi sayesinde dana kıyma 190 TL, kuşbaşı 210 TL’den satılmaya başlanmıştı. Bu ay tekrar zam gelerek 269 TL ve 289 TL’den satıldı.

    BİR AYDA DANA ETİ YÜZDE 6 TAVUK YÜZDE 13 ARTTI

    Bunun yanında ulusal zincir marketler ve Ankara’nın dernek üyesi olmayan ve olup da yerli et satmaya devam eden yerel marketlerinden pek çoğunda dana kıyma ortalama 315, kuşbaşı ortalama 340 TL’den reyonlardaki yerini aldı. Bir ayda dana eti ortalama yüzde 6, tavuk yüzde 13, balık yüzde 12, yumurta yüzde 9, kuru fasulye yüzde 7, yeşil mercimek yüzde 8 oranında zamlandı. Kuzu ve nohut ortalama fiyatları değişmezken yağlı tohumlar (kuruyemiş) yüzde 2 fiyat düşüşü yaşadı. Yumurtanın tanesine bir ayda 25 kuruş zam gelerek 3,25 TL oldu.

    EKMEK YÜZDE 30 ZAMLANDI

    Bir ay içinde pirinç yüzde 8, irmik yüzde 6, makarna ve un hafif seviyede fiyat artışı yaşadı. Ankara’da 200 gramlık beyaz ekmek yüzde 30 zamlanarak 6,5 TL oldu. Bu zamla 4 kişilik ailenin aylık sadece ekmek masrafı 525 TL’den 682,5 TL’ye yükseldi. Yani diğer bir ifadeyle bundan sonra her ay 157,50 lira sadece ekmek fiyatındaki artıştan dolayı aile bütçesine yansıyacak.

    Taze sebze-meyve grubunda;

    Semt pazarlarında hem yeşil soğan, maydanoz gibi salata yeşilliklerinin hem de ıspanak, pazı gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları yükseldi. Patates ve kuru soğan 20’şer TL den satılmaya başladı. Kabak ve patlıcan fiyatları sabit kaldı, kıvırcık fiyatları geriledi, bunların dışında tezgâhlardaki tüm sebzelerin fiyatı yükseldi. 15 TL ile tezgâhlarda en uygun fiyatlı meyve olan elma fiyatı değişmezken kalan tüm meyve fiyatları arttı. Bu ayın zam şampiyonu yüzde 135 ile kavun oldu. Ortalama sebze (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) kg fiyatı 27,29 TL, ortalama meyve kg fiyatı 35,20 TL oldu. Hesaplamada 24’ü sebze ve 10’u meyve olmak üzere toplam 34 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Ortalama meyve-sebze kg fiyatı 24,18 TL olarak tespit edildi (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşillikleri bu hesaplamada “Ortalama Meyve-Sebze Fiyatı”na dâhil edilmektedir).

    Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta;

    Son bir ayda zeytinyağı yüzde 30, margarin yüzde 20, ayçiçek yağı sınırlı düzeyde zamlandı. Tereyağı fiyatı sabit kaldı.

    Son grup içinde yer alan gıda maddelerinden;

    Çay yüzde 10, siyah zeytin yüzde 12, salça yüzde 8, şeker yüzde 4, bal ile pekmez sınırlı seviyede fiyat artışı yaşadı. Yeşil zeytin, ıhlamur, reçel ve baharat fiyatları değişmezken tuz fiyatı yüzde 22 ile fiyatı en çok düşen ürün oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Türk-İş açlık sınırını açıkladı: 8 bin 130 lira

    Türk-İş açlık sınırını açıkladı: 8 bin 130 lira

    PİRHA- Türk-İş tarafından hazırlanan Açlık ve Yoksulluk Sınırı Aralık 2022 araştırmasına göre, açlık sınırı 8 bin 130 lira, yoksulluk sınırı da 26 bin 481 lira oldu.

    Türk-İş’in hazırladığı Açlık ve Yoksulluk Sınırı Aralık 2022 araştırmasına göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sadece gıda için yapması gereken asgari harcama tutarında bir önceki aya göre yüzde 4,41 oranında, son 12 ayda yüzde 98,41 oranında artış gerçekleşti.

    Açlık sınırı 8 bin 130 lira olurken, yoksulluk sınırı da 26 bin 481 lira oldu. Açlık sınırı 2022 asgari ücretini 2 bin 630 lira aşarken, 2023 yılı asgari ücreti ise açlık sınırının 370 lira üstünde oldu.

    Araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 8 bin 130 liraya çıkarken, gıda harcaması ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı yani yoksulluk sınırı da 26 bin 483 lirayı aştı.

    Bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 10 bin 612 lira olarak kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Artık Yeter! İnsanca yaşamak istiyoruz’-VİDEO

    ‘Artık Yeter! İnsanca yaşamak istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Meclis’te görüşülen 2023 bütçesine dair açıklama yapan Tüm Emekliler Sendikası Merkez Yürütme Kurulu üyesi Nihal Sırdaş, emeklilerin açlık ve sefalet içinde yaşadığına dikkat çekerek, “Biz emeğimizi verdiğimiz ülkemizde insanca yaşamak istiyoruz!” dedi.

    Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şubesi, TBMM’de görüşülen 2023 bütçesine dair Mersin’de basın açıklaması yaptı. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan açıklamada, emekliler taleplerini dile getirirken, açıklamayı Tüm Emekliler Sendikası Merkez Yürütme Kurulu üyesi Nihal Sırdaş okudu.

    “BU BÜTÇEDE HALK YOK!

    Nihal Sırdaş, AKP iktidarının emekçileri, emeklileri değil, sermayeyi, yandaşları tercih eden bir bütçe sunduğunu aktarak, “Bu bütçede emekliler yok! Bu bütçede emekçiler yok! Bu bütçede halk yok! Bu bütçede yandaş var! Bu bütçede sermaye tercihleri var! Bu bütçede savaş yatırımları var!” dedi.

    “EMEKLİLERİN AÇLIK VE SEFALET İÇİNDE YAŞIYOR

    Kasım ayı verilerine göre yoksulluk sınırının 25.365 TL, açlık sınırının, 7.786 TL olduğu Türkiye’de bugün en düşük emekli maaşının 3.500 TL olduğunu açıklayan Nihal Sırdaş, “Yani açlık sınırının yarısından bile az. Yani ölüm sınırı artık. Ve iki milyondan fazla emekli bu maaşı almakta, aynı zamanda açlık sınırının çok altında maaş alan yaklaşık sekiz milyon emekli var. Bu durum emeklilerin açlık ve sefalet içinde yaşadığının açık göstergesidir” diye belirtti.

    “EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI ASGARİ ÜCRET DÜZEYİNDE OLMALI

    Emeklilerin “Artık yeter!” diye haykırdığını vurgulayan Nihal Sırdaş, şunları dile getirdi:

    “Biz emeğimizi verdiğimiz ülkemizde insanca yaşamak istiyoruz! Bizler, çalışırken maaşlarımızdan kesilen primlerimiz sonucunda hakettiğimiz emekli maaşlarımızı istiyoruz. Ödediğimiz bedelin gerçek karşılığını istiyoruz. Hiç kimsenin bize lütufta bulunuyormuş gibi ahkam kesmesini istemiyoruz, hakkımız olanı istiyoruz! Emekliler olarak ne örgütsüzleştirme ne de sefalet içinde yaşatma dayatmalarına boyun eğmeyeceğiz! Saraya,savaşa, sermayeye değil halka , emekliye ,emekçiye bütçe istiyoruz! Tüm Emeklilerin Sendikası olarak; 2023 bütçesinde emeklilerin insanca yaşayacağı bir ücretin sağlanmasını, en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyinde olmasını, asgari ücretin açlık sınırının üzerinde insanca yaşanacak bir ücret olarak belirlenmesini, sağlıkta yapılan kesintilerin kaldırılmasını, intibak yasasının bir an önce çıkarılmasını, bütün emeklilere “bayram harçlığı” değil; yılda dört kez asgari ücret düzeyinde ikramiye verilmesini, emeklilere temel tüketim maddeleri olan,doğalgaz, elektrik, su, akaryakıt ödemelerinde indirim yapılmasını , EYT sorunun çözümünde gevelemelerin bırakılmasını, mağduriyetlerinin giderilmesini istiyoruz! Bütün emeklileri de birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Emekliler birleşirse karşısında hiç bir güç duramaz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Açlık sınırı 7 bin 785 liraya yükseldi

    Açlık sınırı 7 bin 785 liraya yükseldi

    Türk-İş’in yaptığı hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 7 bin 785, yoksulluk sınırı ise 25 bin 364 liraya yükseldi. Gıda için yapılması gereken harcama tutarı kasımda, bir önceki aya göre yüzde 4,87 arttı.

    Türk-İş tarafından hazırlanan ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Kasım 2022’ araştırmasının sonuçları açıklandı. Türk-İş’in yaptığı hesaplamaya göre gıda enflasyonu yeni bir rekora imza atarak aylık bazda yüzde 4,87, yıllık yüzde 137,8 arttı.

    Dört kişilik bir ailenin sadece mutfak harcaması için yapması gereken zorunlu harcama tutarı geçen aya göre 361 lira artış gösterdi. Yılbaşına göre bu tutar 3.689 liraya ulaştı.

    Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 7 bin 785 lira (dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı) olurken, yoksulluk sınırı da 25 bin 365 liraya (gıda harcaması ile giyim, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı) çıktı. Ekim’de söz konusu miktarlar sırasıyla 7 bin 425 lira ve 24 bin 186lira olarak açıklanmıştı. Açlık sınırı asgari ücreti 2 bin 285 lira aştı.

    BEKAR ÇALIŞANIN YAŞAMA MALİYETİ 10 BİN LİRAYI AŞTI

    Ekimde bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ aylık 10 bin 170 lira oldu. Eylülde söz konusu rakam 9 bin 705 lira seviyesindeydi.

    Türk-İş tarafından son verilerle ilgili yapılan değerlendirme ise şöyle:

    “İçinde bulunulan geçim şartlarını dikkate almadan, aşınmış ücret gelirlerini resmi enflasyon oranında ve kısmen biraz üzerinde artırmak mevcut yoksulluğun devamı anlamındadır. Öncelikle yapılması gereken, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) tanımladığı “insan onuruna yaraşır” bir ücret geliri seviyesi belirlemektir. Enflasyona karşı korunması ve refah payı eklenmesi gereken gelir düzeyi belirlenen bu tutar kabul edilmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gıda enflasyonu yüzde 134,77 oranında: Yoksulluk sınırı 24 bin 185 TL

    Gıda enflasyonu yüzde 134,77 oranında: Yoksulluk sınırı 24 bin 185 TL

    Türk-İş Araştırması’nın 2022 Ekim ayı sonucuna göre; açlık sınırı 7 bin 425 TL’ye, yoksulluk sınırı 24 bin 185 TL’ye yükseldi. Mutfak enflasyonu aylık yüzde 2,48, son 12 aylık yüzde 134,77 oranında arttı.

    Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş), çalışma hayatındakilerin geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay yaptığı “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması”nın Ekim 2022 sonuçları açıklandı.

    Türk-İş’in araştırmasına göre; dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı, asgari ücretin bin 925 TL üzerine çıkarak 7 bin 425 liraya ulaştı. Söz konusu tutar eylül ayında 7 bin 245 liraydı.

    Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise 24 bin 185 TL olarak açıklandı. Bu tutar bir önceki ay 23 bin 600 lira olarak hesaplanmıştı.

    Türk-İş, bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ni ise aylık 9 bin 705 lira olarak belirledi.

    GIDA ENFLASYONUNDA BÜYÜK ARTIŞ

    Türk-İş’in araştırmasında bir diğer kalem “mutfak enflasyonu”ndaki değişim oldu. Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 2,48 oranında gerçekleşti. Son 10 aylık gıda enflasyonundaki değişim oranı ise yüzde 81,19 olarak hesaplandı. Son bir yıldaki gıda enflasyonu ise yüzde 134,77 olarak kayıtlara geçti.

    Türk-İş’in verilerine göre bir ayda peynir fiyatları yüzde 12, yoğurt fiyatları yüzde 15 arttı ve yoğurdun kilogram fiyatı ilk kez 30 TL’yi geçti. Bir aylık dönemde dana etinin fiyatı artarken kuzu eti fiyatı ise geriledi. Tavuk etindeki zam oranı yüzde 9 oldu. Bir aylık dönemde pirinç yüzde 8, makarna yüzde 9, tereyağı yüzde 11, çay ve bal da yüzde 11 zamlandı.

    Türk-İş tarafından verilere ilişkin yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Enflasyonun yıllık bazda gerilemesinin fiyatlarda gerileme anlamına gelmediği Aralık ayından sonra daha belirgin olacak. Çünkü çok iyi biliniyor ki; yıllık enflasyon oranındaki düşme fiyatların gerilemesi değil artış hızının düşmesidir. Hayat pahalılığı, fiyatların gelirle ilişkisini gösterir; enflasyonun gelir artışından hızlı olmasıdır. Ücretli çalışanlar için hayat pahalılığı artarak devam edecek gibi gözükmektedir. Özellikle maaş, ücret, yevmiye gibi sabit gelirli hanelerin gelirlerinin enflasyon kadar artmaması veya gecikerek artması nedeniyle alım güçleri düşmektedir. Yaşantılarını sürdürmek için ihtiyaçları olan temel mal ve hizmetlere gelirlerinden daha fazla ayırmak zorunda kalmaktadır. Süregelen enflasyon ve aynı zamanda geniş kesimleri kapsayan gelir yetersizliği, geçim sıkıntısının temel nedeni olmaktadır. Hanenin gelirleri en az enflasyon kadar artmadığı ya da fiyatlar gerilemediği sürece hayat pahalılığı giderilip alım gücü enflasyon öncesi dönemin seviyesine getirilemez. Refah artışının sağlanması için, ücret zamlarında enflasyon farkının üzerine sağlanan ekonomik büyüme paralelinde bir refah payı eklenmelidir. Kapsayıcı büyüme bu şekilde mümkün olacaktır.

    Özellikle son bir yıldır, enflasyon pahasına üretim ve büyüme tercih edilerek piyasa canlı tutuldu, çarklar döndü. Ancak bunun maliyeti de ağır oldu. Mili gelirden emeğin aldığı pay giderek geriledi. Yoksul daha da yoksullaştı. Enflasyon kadar ücret zammı var olan sefaletin sürmesi anlamındadır. Yetersiz ücret geliri karşısında devam eden fiyat artışları, hayatı pahalılığını dayanılmaz noktalara taşıdı.

    TÜRK-İŞ çalışmasının ortaya koyduğu gibi, bilhassa son bir yıl içinde aşırı yükselen gıda fiyatları bireyleri ve aileleri çok olumsuz etkiledi. Gıda fiyatlarının artmasında öncelikle yetersiz üretimin olması, tarımsal üretim girdilerinde maliyet artışları ile üretim, tedarik ve satış zinciri içerisinde orantısız fiyat değişimleri önemli rol oynadı. Neticede savunmasız dar ve sabit gelirli insanlar derinden etkilendi, Ankara’da %135’i bulan gıda enflasyonunun varlığında dengeli beslenebilmek için yeterli ve sağlıklı gıdaya ulaşabilmek daha da güçleşti.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Türk-İş açıkladı: Açlık sınırı 7 bin TL’yi aştı

    Türk-İş açıkladı: Açlık sınırı 7 bin TL’yi aştı

    PİRHA- Türk-İş, Eylül ayı açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı. 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenebilmesi aylık yaptığı gıda harcaması tutarı olan açlık sınırı, eylülde 7.245 TL’ye yükseldi. Bu tutar geçen yıl 3.049 TL idi. 

    Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) eylül ayı açlık ve yoksulluk sınırı raporunu yayımladı. Sabit gelirlilerin yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmekten bile yoksun olduğu belirtilen rapora göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 7 bin 245 TL oldu.

    Gıda harcamasına ek olarak, giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarının hesaplandığı yoksulluk sınırı, 23 bin 600 TL olarak açıklandı.

    Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 9 bin 469 TL’ye ulaştı.

    Türk-İş raporuna göre gıda enflasyonu son bir yılda %130 oranında artış gösterdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankaralı yurttaşlar: Bizi yönetenler bu parayla geçinsin de görelim! -VİDEO

    Ankaralı yurttaşlar: Bizi yönetenler bu parayla geçinsin de görelim! -VİDEO

    PİRHA-Asgari ücrette ara zam belli oldu. Yeni asgari ücretin net 5 bin 500 lira olması yurttaşları memnun etmedi. Ankaralı yurttaşlar, “Cumhurbaşkanı kendi alsın da geçinsin o zamla bakalım, yapabiliyor mu? En az 8-10 Bin TL olmalı asgari ücret. Aksi halde geçinilemez” dedi.

    Asgari ücrette ara zam belli oldu. Maaşlara yapılan zammı AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıkladı. Erdoğan “Yeni asgari ücret net 5 bin 500 lira olacak. İşçi başına devletimiz, işverenlere de 100 lira destek verecektir. Yeni asgari ücretin tüm kesimlere hayırlı olmasını diliyorum. Bu bir ara artıştır, asıl tespiti inşallah yılbaşında gerçekleştireceğiz” dedi.

    ASGARİ ÜCRET, AÇLIK SINIRININ ALTINDA KALDI

    Asgari ücret bu haliyle açlık sınırının altında kaldı. Türk-İş’in 28 Haziran’da açıkladığına göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 6 bin 391 TL. Bir başka deyişle asgari ücret, açlık sınırından 891 TL düşük.

    “ASGARİ ÜCRET EN AZ 10 BİN TL OLMALI”

    Ankaralı yurttaşlara asgari ücrete gelen zammı sorduk.

    Yurttaşlar, gelen zammın geçinmek için yeterli olmayacağını kaydederek, maaşlara yapılan zamlardan sonra temel ürünlere de zam yapıldığını ve alım güçlerinin sürekli düştüğünü söylediler.

    “Cumhurbaşkanı kendi alsın da geçinsin o zamla. Bakalım yapabiliyor mu?” sözleriyle isyanını dile getiren bir işçiye, diğer yurttaşlardan şu sözlerle destek geldi:

    -Her şeye zam geliyor. Her gün zam, bıktık artık. Maaşlara zam yapmasınlar, alım gücümüzü yükseltsinler.

    -Ben emekliyim, çocuklarımın yardımı olmasa geçinemem. Zamlar bir şeye yaramıyor. Her şeye zam geldi. Hiçbir şey alamıyoruz.

    -En az 8-10 Bin TL olmalı asgari ücret. Aksi halde geçinilemez.

    -Kendileri sarayda oturuyor, millete 3 lira 5 lira zam yapıyor. Kesinlikle yeterli bir miktar değil.

    -Maaşların artmasının bir anlamı yok. Ardından her şeye zam geliyor. Elde avuçta bir şey kalmıyor.

    -Kesinlikle geçinemiyoruz. Özellikle 2-3 senedir çok zorlanıyoruz.

    -Serbest piyasa olduğu sürece bu fiyatlar yükselmeye devam eder.

    PİRHA/ANKARA

  • Tüm Bel-Sen: Halk can derdinde, AKP Saray yönetimi rant!’-VİDEO

    Tüm Bel-Sen: Halk can derdinde, AKP Saray yönetimi rant!’-VİDEO

    PİRHA-Tüm Bel-Sen, ‘Ekonomik buhran, salgın, yangınlar ve afetler’ başlıklı basın açıklaması yaparak iktidarın bu yönlü politikalarını masaya yatırdı. Genel Başkan Erdal Bozkurt yaptığı açıklamada Yaşananlar doğal afet değil, sermaye ve ortaklarının rant politikasının sonucudur” dedi.

    Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin 2 Ağustos’ta başlamasının ardından sendikalar da bu yönlü taleplerini dile getirmeye devam ediyor. Konuya ilişkin basın açıklaması yapan Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) 4,2 milyon kamu emekçisi ile 2,2 milyon kamu emeklisini yakından ilgilendiren sürece dair görüşlerini belirtti.

    KESK, teklifini 2 Ağustos’ta hükümete sundu. Çalışma Bakanlığı’nın, 12 Ağustos’ta iktidara sunduğu teklif ise emekçilerin tepkisine neden oldu.

    “DEMOKRATİK TİS TALEBİMİZ GÖZ ARDI EDİLİYOR”

    Tüm Bel-Sen Genel Merkez binasında yapılan açıklamada Genel Başkan Erdal Bozkurt, “Teklif diye sunulan şey aslında çalışanları, emeklilerle birlikte yoksulluk ve sefalete itmek, açlıkla terbiye etmenin adıdır” dedi.

    Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, konuşmasının devamında, “TÜİK’in zorlama kalemlerle yazdırdıkları, devletin, ‘şu rakamları çıkartın’ dediği enflasyon rakamlarının dahi çok altında bir rakamla karşı karşıya kaldık. Dolayısıyla bu teklifin kabul edilir bir yanı yok. Bu masanın gerçek bir toplu sözleşme masası olmadığını ifade ettik. Bu yaşananların sevindirici bir de şöyle yanı vardı; işveren güdümüyle büyümüş ‘hormonlu sendika’ dediğimiz sarı sendika da o masada aynı cümleleri kurmuştu. Demokratik bir toplu sözleşme yasasından bahsedildi. Fakat hükümet üzerinden bunların göz ardı edildiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Erdal Bozkurt, konuşmasının devamında ülke genelinde yaşanan afetlere de dikkat çekti. “Yaşananlar doğal afet değil, sermaye ve ortaklarının rant politikasının sonucudur” diyen Bozkurt, şu açıklamayı yaptı:

    “Doğanın ve emeğin sınırsız sömürüsüne dayalı kapitalist ekonomi politikaları sonucu dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de iklim koşullarının değişmesi, ormanlık alanların rant elde edilecek araziler olarak görülerek ve imara açılması, kontrolsüz ve kuralsız madencilik, insanlarımızın ve tüm canlıların yaşam alanlarını ve geleceğini tehdit etmeye başlamıştır.

    Ülkemiz de yıllardır benimsemiş olduğu hatalı kentleşme politikalarının bir sonucu olarak, giderek artan ve görünür hale gelen iklim değişikliğinin etkisi altındadır. Dere yataklarını daraltarak beton kanallara hapsedilip imara açılması, aynı dere üzerinde sayısız HES inşa edilmesi, kapitalist sistemin yarattığı ilkim krizinin etkisini daha da arttırdığını acı bir şekilde deneyimliyoruz. Yangın ve Sel riskini gözetmeden sürdürülen doğaya ve insana yabancı kentleşme, tarım, turizm ve sanayi politikalarıyla felaketlere davetiye çıkarılmıştır.

    Yaşanan felaketlere karşı hazırlık amaçlı en temel sorumluluklarını yerine getirmeyen hükümet, bir yandan yangınlara müdahale amacıyla oluşturulan kriz merkezlerine yangın bölgelerini en iyi bilen, oradaki insan ve canlıları en yakından tanıyan yerel yönetimleri dahil etmeyerek; diğer yandan da yangınlara müdahale ederken gösterilen zafiyetin sorumluluğunu yerel yönetimlere atarak hesap vermekten kaçmak istemektedir.

    Yaşadığımız yangınlara ilişkin siyasi rant elde etmek için çeşitli spekülasyonlar yapılsa da, yangınlar devam ederken Resmi Gazetede yayımlanan 7334 sayılı ‘Turizmi Teşvik Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ ile, orman alanlarındaki yapılaşma tasarrufunun Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkisine bırakılması; yangını dahi rant ilişkilerine araç eden bir iktidarın insanlarımızın ve canlıların yaşam alanlarını korumaktan ne kadar uzak olduğunu gözler önüne sermiştir.

    Şurası açıktır ki, yaşadığımız bu felaketlerin birinci düzeyde sorumlusu; haftalar öncesinde bu dönemde yaşanabilecek yangın ve sel riskine yönelik acil önlemlere dikkat çeken bilim insanlarına kulak tıkayan; uyarıların tam tersine hiçbir tedbir almayan, ilgili bakanlıklar ve onun bağlı olduğu tek adam rejimidir.

    Tüm Bel SEN olarak, yangın ve sel bölgelerinin acilen afet bölgesi ilan edilmesini, zarar gören tüm vatandaşların kayıpları geri ödemesiz biçimde devlet tarafından karşılanmasını, yapılan tüm uyarılara rağmen gerekli tedbirleri almayarak yangınların ve selin ulusal afete dönüşmesine neden olan sorumluların derhal istifa etmesini ve yargılanmasını istiyoruz.”

    “ORMAN VE İNSAN YAKANLAR MADIMAĞI YAKANLARDIR”

    KESK ve Eğitim Sen kurucularından Milletvekili Kemal Bülbül de basın toplantısında konuşarak “Hiçbir devrimci; can, orman ve insan yakmaz. Orman ve insan yakanlar Madımağı yakanlardır, Gar Katliamını yapanlardır, Konya katliamını yapıp evi ateşe verenlerdir. Bunların da AKP ile politik soydaş oldukları açık şekilde ortadadır” dedi.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Hükümet ve devlet Karadeniz sele gitmiştir Akdeniz’de ise yanmıştır” diyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Sel ve orman yangını mağdurlarına çay atan devlet ne kadar çaresiz, aciz ve pespaye olduğunu da açık bir şekilde ortaya koymuştur. Dolayısıyla doğaya, kadına, insanlığa, kainata karşı işlenmiş bir suç vardır. Biz Alevi toplumu olarak Kerbela yassı içerisindeyiz. Memleket de Kerbela’ya dönmüş durumda. Kerbela’yı kerbela yapan Yezit zihniyetidir. Şu anda iktidarda olan da ırkçı, faşist Yezit zihniyetidir.

    Emekçiler, Kürt halkı, Alevi toplumu, kadınlar, gençlik ve bütün sivil toplum kuruluşları olarak bir araya gelip, insanlığa, doğaya ve her şeye karşı sorumluluğumuzun yapmanın yeri ve zamanıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da yaşayan yurttaşların yüzde 48’inin geliri açlık sınırının altında

    Ankara’da yaşayan yurttaşların yüzde 48’inin geliri açlık sınırının altında

    PİRHA-Ankara Kent Konseyi ve Ankara Forumu Derneği’nin yaptığı araştırmaya göre; Ankara’da yaşayan yurttaşların yüzde 48’inin aylık geliri açlık sınırı, yüzde 40’ının aylık geliri ise yoksulluk sınırının altında.

    Ankara Kent Konseyi ve Ankara Forumu Derneği, ‘Ankara’da Salgınla Mücadelede Katılımcı Yapısal Çözümler’ başlıklı bir araştırma yaptı. 125 mahallede, 1001 kişi ile yapılan araştırmada pandeminin Ankara’da yaşayan yurttaşlar üzerindeki etkisi ele alındı.

    Açlık sınırının 3 bin 414 lira, yoksulluk sınırının 11 bin 680 lira olduğu dönemde Ankaralılar’ın hanesine giren gelir bu sınırların altında kaldı. Araştırma sonuçlarına göre; Ankaralılar’ın yüzde 48’inin aylık geliri açlık sınırının altında. Ankaralıların yüzde 31’inin 3 bin 1 lira ile 4 bin 500 lira, yüzde 16’sının bin 501 lira ile 3 bin lira arasında ve yüzde 1’inin ise bin 500 lira ve daha altında toplam aylık gelirleri var.

    Yoksulluk sınırında geliri olanların oranı ise yüzde 40 seviyesinde. Ankara’da yaşayan yurttaşların yüzde 28’inin aylık geliri 4 bin 501 lira – 6 bin lira, yüzde 12’sinin aylık geliri 6 bin 1 lira – 7 bin 500 lira arasında. Sadece yüzde 5’lik kesim 7 bin 501 lira ve üstü gelire sahip.

    Araştırmada eğitimde fırsat eşitliği de ele alındı. Araştırmaya katılanların yüzde 58,6’sı uzaktan eğitimin yetersiz olduğunu, yüzde 33,7’si derse odaklanamadığını, yüzde 17’si internet bağlantısının zayıf olduğunu, yüzde 12,1’i yaşadığı yerde şebekenin çekmediğini, yüzde 7,4’ü, öğretmenlerin ilgisiz olduğunu, yüzde 3,9’u tablet veya bilgisayarının olmadığını, yüzde 2,2’si interneti olmadığını, yüzde 2’si bir işte çalışmak zorunda olduğunu ve yüzde 1,7’si ailesine yardımcı olması gerektiğini belirtti.

    “SOSYAL YARDIMLARI ARTIRMAK SÜRDÜRÜLEBİLİR POLİTİKA DEĞİL”

    Araştırma sonuçlarına ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Yoksulluğun azaltılması için sosyal yardımları artırmak sürdürülebilir bir politika değildir. Kentte çalışabilir tüm toplum formunun (kadın, genç, yetişkin) çalışıp haneye katkı sağlayacak iş alanları geliştirilmelidir. Yerel yönetimler mevsimlik işlerin yürütülmesinde liste usulü ile kentte yaşayanların ekonomik katılımcılığını sağlayabilir. Başvurular sonucu oluşan listeye göre farklı kategorilerde farklı emeğin yerel yönetime katılımını sağlamalıdır. Bu çözüm önerilerine ek olarak aşağıdaki çözümler ise salgın sürecinde kırılganlığın azaltılmasında yol haritası çizmektedir.”

    PİRHA/ANKARA