Etiket: adli tıp kurumu

  • Mahir Polat cezaevine geri götürüldü

    Mahir Polat cezaevine geri götürüldü

    PİRHA- Avukat Erkam Erdem, sanal medya hesabından ATK kontrolü biten Polat’ın yeniden cezaevine sevk edildiğini duyurdu.

    İBB’ye yönelik yapılan operasyon kapsamında 23 Mart’ta tutuklanan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, sağlık sorunları nedeniyle bir süredir tahliye bekliyor. Dün (6 Nisan Pazar) açıklama yapan Polat’ın avukatı Erkam Erdem, tutuklu bulunan Polat’ın tansiyon ölçümlerini paylaşarak hayati tehlikesinin sürdüğünü söyledi.

    Önceki günlerde birçok kez hastaneye sevk edilen Polat’ın hipertansiyon nedeniyle kalp krizi ve beyin kanaması geçirme riski olduğu biliniyordu. Polat için avukatları, “Sağlık durumu tam teşekküllü hastanede incelensin” talebinde bulunmuş, savcılık tarafından yaklaşık 10 gün önce onaylanan bu talep işleme konulmamıştı. Sabah saatlerinde ATK’ya sevk edilen Polat buradaki sağlık kontrolünün ardından tekrar Silivri Cezaevi’ne sevk edildi. ATK’dan gelecek rapor doğrultusunda Polat’ın cezaevinde kalmasına ilişkin karar verilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mahir Polat Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi

    Mahir Polat Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi

    PİRHA-Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu sırada rahatsızlanarak hastaneye sevk edilen ve anjiyo olan Mahir Polat, Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat da tutuklanmıştı. Polat, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu sırada rahatsızlanarak hastaneye sevk edilmiş ve anjiyo olmuştu. Polat, anjiyo işleminin ardından tekrar cezaevine geri gönderilmişti.

    Avukat Erkam Erdem, Silivri Cezaevi’nde tutulan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın Adli Tıp Kurumu’na sevk edildiğini açıkladı.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da, Polat’ın sağlık durumuna ilişkin sosyal medya hesabından bir açıklama yayınlayarak söz konusu sevk kararının gerçekleştiğini duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ATK, ağır hasta mahpus Fatma Tokmak’ın tahliyesini engelliyor-VİDEO

    ATK, ağır hasta mahpus Fatma Tokmak’ın tahliyesini engelliyor-VİDEO

    PİRHA-656. F Oturmasında Ağır hasta mahpus Fatma Tokmak’ın sağlık durumu paylaşıldı. Açıklamada, sağlık sorunları sebebiyle tahliye olması yönünde verilen rapora rağmen ATK’nin aksi yönde verdiği raporla Tokmak’ın tahliyesinin engellendiğine vurgu yapıldı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun düzenlediği F oturumunun 656. haftasında hapishanelerdeki hasta tutukluların durumu anlatılmaya devam edildi.

    “Tedavi haktır engellenemez”, “Fatma Tokmak serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı eylemde, Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpus Fatma Tokmak’ın durumuna dikkat çekildi.

    Açıklamayı İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin okudu.

    “SAĞLIK VE YAŞAM HAKKI TEHLİKEYE ATILMAKTADIR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Fatma Tokmak; Kalp, Astım ve Hipertansiyon hastası olup, bu tabloya eklenen kadın hastalıkları, diş hastalıkları, vücutta yaygın morarmalar, şişlikler, yoğun ağrılar ve sık sık yaşadığı baygınlıklar nedeniyle hapishane koşullarında yaşamını sürdüremeyecek durumda olmasına rağmen, infaz erteleme talepleri kabul edilmemekte, sağlık ve yaşam hakkı tehlikeye atılmaktadır.

    “ATK AKSİ YÖNDE RAPOR VEREREK TAHLİYESİNİ ENGELLEDİ”

    2006 yılında, var olan hastalıkları ile hapishanede kalamayacağı gerekçesiyle serbest bırakılan Tokmak, cezasının Yargıtay tarafından onanması üzerine ve henüz tedavisi devam ederken 2010 yılında yeniden tutuklanarak Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’ne konulmuştur. Tutuklanmasının ardından sağlık sorunları daha da ağırlaşan Tokmak için yapılan başvuru üzerine, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından 23 Temmuz 2014’de hazırlanan raporda; bu hastalıkları ile hapiste tutulmasının yaşamına risk oluşturduğu gerekçesi ile tahliye edilmesi gerektiği tespitinde bulunulmuş, ancak Adli Tıp Kurumu (ATK), aksi yönde verdiği raporuyla Tokmak’ın tahliyesini engellemiştir.

    “TOKMAK, HASTALIKLARI NEDENİYLE HAPİSHANEDE YAŞAMINI SÜRDÜREMEZ”

    Covid 19 pandemi sürecinde tedavi ve kontrolleri daha da aksatılan Fatma Tokmak’ın durumu her geçen gün daha da kötüye gitmiştir. Son süreçte hastalıkları daha da ilerlemiş, ağrıları artmış, göğsünde ve kollarında morarmalar, şişlikler ortaya çıkmış, sık sık baygınlık yaşamaya başlamıştır.

    Ceza aldığı yargılama sırasındaki hukuksuzluklara dair yapılan başvuru üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ihlal kararı verilmesine rağmen, yeniden yargılama talebi kabul edilmeyen ve tahliyesi engellenerek hukuka aykırı olarak özgürlüğünden mahrum bırakılan Fatma Tokmak, hastalıkları nedeniyle hapishanede yaşamını sürdüremeyecek durumda olmasına rağmen serbest bırakılmayarak, yaşam hakkı tehlikeye atılmakta, maruz bırakıldığı hukuksuzluk derinleştirilmektedir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Narin’in boğularak öldürüldüğü tespit edildi

    Narin’in boğularak öldürüldüğü tespit edildi

    PİRHA- Adli Tıp Kurumu incelemesi sonucunda 8 yaşındaki Narin Güran’ın, boğazı sıkılarak öldürüldüğü belirtildi.

    Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma sürüyor.

    Adli Tıp Kurumu, 8 yaşındaki Narin’in ölüm nedenini açıkladı.

    TRT Haber’in haberine göre, küçük Narin’in boğazının sıkılması sonucu boğularak öldürüldüğü tespit edildi.

    AĞZINDAN ÇIKAN ÖLÜM SIVISI AMCANIN ARACINDA

    CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova ise canlı yayında şu ifadeleri kullandı:

    “Edindiğim ön bilgilere göre; İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndaki ilk belirlemelere göre Narin ne yazık ki boğazı sıkılarak öldürüldüğü tespiti netleştirilmiş deniyor. Ağzından çıkan ölüm sıvısı amca Salim Güran’ın eline bulaştı. Amca Salim Güran’ın elinden araca bulaştığı tahmin ediliyor. İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan ilk tespitlere göre. Tüm detaylı incelemelerden sonra öğrenilecektir. Adli tıp raporları ışık tutulacaktır diye tahmin ediliyor.”

    İLK İZLENİMDE CİDDİ ANLAMDA ÇÜRÜME 

    Narin’in otopsi işlemlerinde 91 örnek alınmıştı. Ön otopsi belgesine göre, 91 doku örneği, istismar dahil her türlü suçu ortaya çıkaracak şekilde alındı.

    Adli tıp uzmanlarının ilk izlenimlerinde, çocuğun cesedinde ciddi anlamda çürümenin başlamış olduğu tespit edildi.

    Raporda, “Gözle görünür bir kesici-delici alet veya ateşli silah yaralanması yok” denildi.

    Ayrıca iç kanama bulgusu elde edilmediği kaydedildi.

    YENGE HEDİYE GÜRAN TUTUKLANDI

    Bu arada, Narin Güran cinayetine ilişkin gözaltına alınan yenge Hediye Güran, “Kasten öldürmeye iştirak” suçlamasıyla tutuklandı. Yenge Hediye Güran ifadesinde suçlamaları kabul etmedi. Salim Güran ile ilişkisi olmadığını savunan Hediye Güran, “Salim’le yaptığım görüşmenin içeriğini hatırlamıyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HEDEP, 81 yaşındaki Makbule Özer için İHİK’e başvurdu

    HEDEP, 81 yaşındaki Makbule Özer için İHİK’e başvurdu

    PİRHA- Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) milletvekilleri, Adli Tıp Kurumu’nun hakkında cezaevinde kalabilir raporu verdiği 81 yaşındaki Makbule Özer için, Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na başvurdu.

    HEDEP’li vekiller, Adlı Tıp Kurumu’nun (ATK) hakkında cezaevinde kalabilir raporu verdiği 81 bir yaşındaki Makbule Özer için Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na (İHİK) başvuruda bulundu.

    HEDEP milletvekilleri, verdikleri başvuru metninde Adli Tıp Kurumu’nun son zamanlarda verdiği raporlardan dolayı birçok hasta mahpus, infaz erteleme ve tahliye hakkından yararlanamadığını belirtti. Vekiller, “Özgürlükçü Hukukçu Derneği (ÖHD) verilerine göre; 2022 yılı içerisinde, aralarında hasta mahpusların bulunduğu en az 83, 2023 yılı içerisinde ise 22 mahpus yaşamını yitirmiştir. Cezaevindeki bu ölümlerin bir kısmının ölüm sebebi, cezaevinde yaşamını idame ettiremeyecek kadar hasta olan tutsaklar hakkında Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) vermiş olduğu ‘cezaevinde kalabilir’ raporlarıdır. Resmi bilirkişilik faaliyeti yürüten ulusal ve uluslararası alanda bilimsel saygınlığından dem vuran Adli Tıp Kurumu’nun siyasi kararlarla imza attığı açıkça ortadadır”dedi.

    “ÖZER’İN CEZAEVİNE GİRMESİ YAŞAM HAKKINI TEHDİT EDECEK”

    HEDEP’li vekiller, “Bir yıl önce cezaevinde kalamayacak durumda olan bir anne hakkında yaşı ilerledikçe cezaevinde kalabileceğine dair rapor verilmesi abesle iştigaldir” diyerek yüzde 61 engelli olan, tansiyon, şeker, nefes darlığı, hareket güçlüğü gibi yaşamsal sağlık sorunları olan Özer’in cezaevine girmesinin yaşam hakkını tehdit edeceğini belirtti.

    “TEKRAR ATK’YE SEVKİ YAPILMALI”

    Adli tıp uzmanı olan Prof. Dr. Ümit Biçer’in Özer hakkında hazırladığı rapora işaret edilen başvuruda, şu ifadeler yer aldı:

    “Özer’in her iki kulağında orta derecede işitme kaybı; sol gözde katarkt nedenli lens kullanımı, her iki kalça, sol omuz, sol el bileğinde hareket kısıtlılıkları, sol ayakta kısalık tanımlandığı ve kişinin tek destekle kısa mesafe hareket edebildiği, D vitamini eksikliği, astım, diyabet, idrarını tutmakta güçlük tanımlandığı belirlenmiştir. Buna göre ceza infaz kurumlarında tutulan hükümlü ve tutukluların alıkonulan kişilerin kişisel engelleri, kronik hastalıkları, iletişim sorunları gibi nedenlerle tedaviye erişimlerinde yaşanan sıkıntılar daha da ağırlaşabilmektedir. Yaşı, sağlık ve engel durumu nedeniyle cezaevinde kalmaması gereken Makbule Özer hakkında hukukun gereği yerine getirilmeli, tekrar ATK’ye sevki yapılmalı, infazın ertelenmesi veya konutta infazın gereği yerine getirilmelidir.”

    “SİYASİ SORUMLULUK ÜSTLENİLMELİDİR”

    Makbule Özer’in yaşam ve sağlık haklarının korunması için, komisyonun konuyu gündemine almasının uluslararası sözleşmelerin gereği olduğunun vurgulandığı başvuruda, “Tutuklu-hükümlü haklarına ilişki mevcut yasaların etkin bir şekilde uygulanmasını sağlayacak bütünlüklü bir politikanın üretilmesi için siyasi sorumluluk üstlenilmelidir” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • ‘100 gündür tutsak olan Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istiyoruz’-VİDEO

    ‘100 gündür tutsak olan Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Adil yargılanma talebiyle 256 gün ölüm orucu eyleminin sonucunda 6 ay süreyle infaz ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, hakkında infaz erteleme kararı kaldırılarak, 22 Kasım’da Silivri Cezaevine götürülmüştü. Gökhan Yıldırım’ın 100. gündür tutsak olduğunu belirten Sibel Balaç, “256 günlük ölüm orucu sonrası 6 aylık infaz ertelemesiyle tahliye edilmişti ancak bu süre beklenmeden hastane dönüşü işkenceyle gözaltına alındı ve tutuklandı. Gökhan’ı sakat bırakıp öldürmek istiyorlar, Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

    Adil yargılanma talebiyle 256 gün ölüm orucu direnişinin sonucunda 6 ay süreyle infaz ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, hakkında Tekirdağ Savcılığı tarafından infaz erteleme kararı kaldırılıp, 22 Kasım’da Silivri Cezaevine götürülmüştü.

    “KARDEŞİMİN TEDAVİ HAKKININ SAĞLANMASINI İSTİYORUM”

    Gökhan Yıldırım’ın zorla alıkoyuluşunun 100. günü olduğunu söyleyen Erkan Yıldırım, “Gökhan Yıldırım adaletsiz ve hukuksuz bir şekilde cezaevine konuldu. Adli Tıp Kurumu’nun infaz erteleme kararı olmasına rağmen hiçbir hukuki gerekçe göstermeksizin cezaevine konularak Gökhan’ın tedavi hakkı elinden alınmış oldu. Bu hukuksuzluğun bir an önce son bulmasını ve Gökhan Yıldırım’ın tedavi hakkının sağlanmasını istiyorum” dedi.

    “GÖKHAN YILDIRIM 100 GÜNDÜR TUTSAK”

    Gökhan Yıldırım’ın 100. Gündür tutsak olduğunu belirten Sibel Balaç, “256 günlük ölüm orucu sonrası 6 aylık infaz ertelemesiyle tahliye edilmişti ancak bu süre beklenmeden hastane dönüşü işkenceyle gözaltına alındı ve tutuklandı. Gökhan’ı sakat bırakıp öldürmek istiyorlar, zafere karşı da bir hazımsızlık var. 100 gündür tutsak olan Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istiyoruz” diye belirtti.

    “GÖKHAN YILDIRIM, SAKAT BIRAKILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Adli Tıp Kurumu’nun kararına rağmen Gökhan Yıldırım’ın tutuklandığını vurgulayan İleri Kızılaltun, “Bu durum hem hukuksuz hem de sağlık açısından da bir hak ihlali. Gökhan’ın sağlık sorunları daha da ilerledi, sakat bırakılmaya çalışılıyor” diye ifade etti.

    “GÖKHAN YILDIRIM’IN HASTALIĞI İLERLEDİ”

    Gökhan Yıldırım’ın adil bir şekilde yargılanmadığını belirten TAYAD’lı Hasan Basri Yıldız, “Gökhan Yıldırım’ın büyük rahatsızlıkları olmasına rağmen 100 gündür tutuklu. Bu adaletsizliğe bir ana önce son verilmeli” dedi.

    TAYAD’lı Mehmet Güvel ise, “Gökhan Yıldırım’ın hastalığı hapishanede ilerledi ve hareket etmekte zorlanıyor” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Dayısından çağrı: Aysel Tuğluk avukatını bile tanıyamayacak durumda, serbest kalmalı-VİDEO

    Dayısından çağrı: Aysel Tuğluk avukatını bile tanıyamayacak durumda, serbest kalmalı-VİDEO

    PİRHA-Tutuklu bulunduğu cezaevinde ‘demans’ tanısı konulan Aysel Tuğluk‘un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. Aysel Tuğluk’un avukatını bile tanıyamayacak durumda olduğunu belirten Tuğluk’un dayısı Süleyman Yüksel, “Demans hastası olan bir kişinin cezaevinde kalmaması gerekiyor ancak Aysel Tuğluk verilen talimatlarla bırakılmıyor” diyerek tepki gösterdi. 

    Kandıra Cezaevi’nde 2016 yılından beri tutuklu bulunan ve demans teşhisi konulan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen Tuğluk‘un serbest bırakılması için çağrılar da sürüyor.

    Hastalığı ilerleyen Aysel Tuğluk hakkında “cezaevinde kalabilir” diyen Adli Tıp Kurumu (ATK), 28 Şubat Davası’ndaki Çevik Bir hakkında ilk başvuruda “cezaevinde kalamaz” dedi. ATK’nin verdiği bu karar tepkilerle karşılanırken, çifte standartın ortadan kaldırılması istendi.

    “DEMANS HASTASI OLAN BİR KİŞİNİN CEZAEVİNDE KALMAMASI GEREKİYOR”

    Aysel Tuğluk’un cezaevinde tutulmasının siyasi bir karar olduğunu söyleyen Aysel Tuğluk’un dayısı Süleyman Yüksel, “Adli Tıp Kurumu’na çıkmayacak, cezaevinde kalacak talimatı veriliyor. Aysel Tuğluk mahkemede avukatını bile tanıyamayacak durumda ancak cezaevinde kalabilir kararını verenlerde vicdan yok. Hırsız, tecavüzcü ve katiller cezaevinden çıkartılıyor ama özgürlük mücadelesi veren, insan haklarını ve barışı savunan insanları cezaevinden çıkartmıyorlar. Aysel Tuğluk’un cezaevinde tutulmasının sebebi Kürt, Alevi ve insan haklarını savunduğu için. Demans hastası olan bir kişinin cezaevinde kalmaması gerekiyor ancak Aysel Tuğluk verilen talimatlarla bırakılmıyor” dedi.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Nurşen Çığlık: Kadınlar olarak Aysel Tuğluk’a sahip çıkmamız gerekiyor-VİDEO
    >‘Aysel Tuğluk barış diyerek bu toplumun şifasını taşıyor, Şahmaran’dır’-VİDEO
    >Bozdağ’dan Aysel Tuğluk açıklaması: Şu anda bir çalışma yürütülüyor
    >Aysel Tuğluk hastaneye kaldırıldı
    >Anayasa Mahkemesi’nden Tuğluk hakkında tedbir kararı
    >HDP Hukuk Komisyonu: Tuğluk’un infazı bir an önce ertelenmelidir

  • Dersim Baro Başkanı Çetin: Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpuslar serbest bırakılmalı-VİDEO

    Dersim Baro Başkanı Çetin: Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpuslar serbest bırakılmalı-VİDEO

    PİRHA-Tutuklu bulunduğu cezaevinde ‘demans’ tanısı konulan Aysel Tuğluk‘un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. Aysel Tuğluk’un kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduğunu belirten Dersim Baro Başkanı Kenan Çetin, “Bir an önce Aysel Tuğluk’un ve bütün ağır hasta mahpusların serbest bırakılması gerekiyor” dedi.

    Kocaeli Kandıra 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde 2016 yılından beri tutuklu bulunan ve demans teşhisi konulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen Tuğluk‘un serbest bırakılması için çağrılar da sürüyor.

    Geçtiğimiz yıldan bu yana “demans” hastalığı teşhisiyle hastalığı ilerleyen Aysel Tuğluk hakkında “cezaevinde kalabilir” diyen Adli Tıp Kurumu (ATK), 28 Şubat Davası’ndan yargılanan Çevik Bir hakkında ilk başvuruda “cezaevinde kalamaz” dedi. ATK’nın verdiği bu karar ülkedeki adaletsizliği bir kez daha gösterdi.

    Dersim Baro Başkanı Kenan Çetin, demans tanısı konulmasına rağmen tahliye edilmeyen Aysel Tuğluk‘un durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMASI LAZIM”

    Ağır hasta mahpuslar adına Aysel Tuğluk’un simgeleştiğini belirten Dersim Baro Başkanı Kenan Çetin, “Aysel Tuğluk demans hastası olmasına rağmen uzun süredir cezaevinde tutuluyor. Aysel Tuğluk kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda. O yüzden bir an önce özgürlük hakkına kavuşması gerekiyor ama maalesef Aysel Tuğluk gibi diğer ağır hasta mahpuslar da bu haktan mahrum edildi” dedi.

    Çetin, şöyle devam etti:

    “Ülkeyi yönetenler ‘aynı gemideyiz’ sözlerini kullanıyorlar ancak aynı gemide değiliz. Bunun en bariz örneği Çevik Bir’e uygulanan ancak Aysel Tuğluk’a uygulanmayan adalettir. Yaşam hakkı olmazsa olmazdır, o yüzden bir an önce Aysel Tuğluk ve bütün ağır hasta mahpusların serbest bırakılması gerekiyor.”

    PİRHA/DERSİM

  • Ölüm orucundaki Gökhan Yıldırım, bu kez R Tipi Cezaevi’ne gönderilmek isteniyor

    Ölüm orucundaki Gökhan Yıldırım, bu kez R Tipi Cezaevi’ne gönderilmek isteniyor

    PİRHA-Adil yargılanma hakkı talebiyle başlattığı ölüm orucunun 242’nci günündeki Gökhan Yıldırım’ın R Tipi Cezaevi’ne gönderilmek istenmesine tepki gösteren ağabeyi Erkan Yıldırım, “Cezaevinde kalamaz raporu veren aynı doktorlar şimdi Gökhan’ı R Tipi Cezaevi’ne göndermeye çalışıyor. Gökhan’ı katletmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar” dedi. 

    Adil yargılanma hakkı talebiyle ölüm orucuna başlayan Gökhan Yıldırım 242’nci gününde. Gökhan Yıldırım, 11 gündür zorla tutulduğu Tekirdağ Şehir Hastanesi’nin hazırladığı son raporla Rehabilitasyon (R) Tipi Cezaevi’ne gönderilmek isteniyor.

    Hastanenin Sağlık Kurulu tarafından verilen ilk raporda, Yıldırım’ın mahkumlara ayrılan bölümlerde tutulmasının kendisi için hayati tehlike arz ettiği, ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği ve infazının 3 ay ertelenmesi gerektiği belirtilmesine rağmen tam 8 gün sonra aynı kurum tarafından ikinci bir rapor hazırlandı. Raporda, bu kez, Rehabilitasyon (R) Tipi İnfaz ortamı sağlayabilen bir kurumda cezasının infazının sürebileceğinin açıklanması, bu hususta ATK Tekirdağ Şube Müdürlüğü’nden görüş talep edildi.

    “KARDEŞİM ZORLA YOĞUN BAKIMDA TUTULMAYA DEVAM EDİLİYOR”

    Kardeşi Gökhan Yıldırım’ı R Tipi Cezaevi’ne göndererek katletmek istediklerini belirten Erkan Yıldırım, “Daha önce hem Adli Tıp Kurumu’nun hem de Tekirdağ Şehir Hastanesi Sağlık Kurulu kendi hazırladıkları raporlarda cezaevinde kalamaz raporu vermesine rağmen şimdi R Tipi Cezaevi’ne göndermek istiyorlar” dedi.

    Yıldırım şöyle devam etti:

    “Cezaevinde kalamaz raporu veren aynı doktorlar şimdi Gökhan’ı R Tipi Cezaevi’ne göndermeye çalışıyor. Üzerlerindeki siyasi baskıdan kaynaklı kendi mesleklerine ihanet ederek yeni bir rapor hazırladılar, insanlık açısından kabul edilebilir bir şey değil. Gökhan Yıldırım ölüm orucunun 242. gününde kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda ancak halen zorla yoğun bakımda tutulmaya devam ediliyor. Gökhan hastanenin yoğun bakım servisinde yoğun bir tecrit altında, yoğun bakımda tutulmasının amacı bizimle görüştürmemek. 13 gün boyunca kardeşimi sadece cuma günü beş dakika gösterdiler bana, yanında olup refakatçisi olmak istiyorum ama kardeşimi göremiyorum. Gökhan’ı tahliye edip iyileştirmek yerine katletmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.”

    Cihan BERK/PİRHA

  • Doğan: Aysel Tuğluk Kürt, Alevi ve kadın kimlikleri nedeniyle cezalandırılıyor-VİDEO

    Doğan: Aysel Tuğluk Kürt, Alevi ve kadın kimlikleri nedeniyle cezalandırılıyor-VİDEO

    PİRHA-Tutuklu bulunduğu cezaevinde ‘demans’ tanısı konulan Aysel Tuğluk‘un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. Türkiye’de hukukun herkese eşit uygulanmadığını vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Çevik Bir, demans hastası olduğu için tahliye edilmesine rağmen, avukatını bile tanıyamayacak kadar demans hastalığı ilerlemiş Aysel Tuğluk tahliye edilmemekte ısrar ediliyor” dedi.

    Kandıra Cezaevinde 2016 yılından beri tutuklu bulunan ve demans teşhisi konulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen Tuğluk‘un serbest bırakılması için çağrılar da sürüyor.

    Geçtiğimiz yıldan bu yana “demans” hastalığı teşhisiyle hastalığı ilerleyen Aysel Tuğluk hakkında “cezaevinde kalabilir” diyen Adli Tıp Kurumu (ATK), 28 Şubat Davası’ndaki Çevik Bir hakkında ilk başvuruda “cezaevinde kalamaz” dedi. ATK’nın verdiği bu karar ülkedeki adaletsizliği bir kez daha gösterdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, demans tanısı konulmasına rağmen tahliye edilmeyen Aysel Tuğluk‘un durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DEMANS HASTALIĞININ İLERLEMESİNE RAĞMEN AYSEL TUĞLUK TAHLİYE EDİLMİYOR”

    Türkiye’de hukukun herkese eşit uygulanmadığını vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Aysel Tuğluk, Türkiye cumhuriyeti hukukunda bile hak ettiği yeri bulamıyor. Adli Tıp Kurumu tarafından Aysel Tuğluk’un demans hastası olması teyit edilmesine rağmen tutukluluk hali devam ediyor. Çevik Bir, demans hastası olduğu için tahliye edilmesine rağmen Kobani davasında avukatını bile tanıyamayacak kadar demans hastalığı ilerlemiş Aysel Tuğluk tahliye edilmemekte ısrar ediliyor” dedi.

    Doğan şöyle devam etti:

    “Aysel Tuğluk’un Kürt, Alevi ve kadın kimlikleri nedeniyle cezalandırıldığını biliyoruz. Aksi halde aynı durumda olan iki hasta mahpusun biri serbest bırakılırken diğerinin ısrarla içeride tutulmasının başka bir anlamı olamaz. Biz tüm hasta tutsaklarla birlikte Aysel Tuğluk’un tahliye edilerek dışarıda tedavilerinin yapılıp sağlıklarına kavuşması için çağrı yapıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Gökhan Yıldırım 41 kiloya düştü; Avukatı Seda Şaraldı: Bir an önce tahliye edilmeli

    Gökhan Yıldırım 41 kiloya düştü; Avukatı Seda Şaraldı: Bir an önce tahliye edilmeli

    PİRHA-Sibel Balaç 240, Gökhan Yıldırım 234 gündür ölüm oruçlarını sürdürüyor. Sibel Balaç 45, Gökhan Yıldırım ise 41 kiloya düştü. Gökhan Yıldırım’ın bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini belirten Yıldırım’ın avukatı Seda Şaraldı, “Sağlık kurulunun hastanede kalması risk teşkil eder raporuna rağmen bir gün boyunca hastanenin mahkûm koğuşunda tutuldu, bir an önce tahliye edilmesi gerekir” dedi. 

    Sibel Balaç 240, Gökhan Yıldırım 234 gündür ölüm oruçlarını sürdürüyor. Sibel Balaç 45, Gökhan Yıldırım ise 41 kiloya düştü.

    Ankara’da, Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan KHK ile görevinden ihraç edilen öğretmen Sibel Balaç ve 6 yılı aşkın süredir tutuklu olan Gökhan Yıldırım ölüm orucunu sürdürüyor. Sibel Balaç açlık grevinin 240’ıncı gününde, Gökhan Yıldırım ise 234. Yıldırım ve Balaç’ın sağlık durumları gün geçtikçe kötüye gidiyor.

    Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde tedavi gören Gökhan’a, hastane tarafından, “İnfazını resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde yerine getirilmesi hayati tehlike arz eder. Ceza İnfaz Kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremez. İnfazın üç ay süre ile ertelenmesi uygundur” raporunu verdi. Ancak buna rağmen Yıldırım tahliye edilmedi ve çarşamba gününden beri Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde tecrit altında rehin tutuluyor.

    “TELEFONLARIIN BOZUK OLDUĞU GEREKÇESİYLE AİLESİYLE GÖRÜŞMESİNE İZİN VERMEDİLER”

    Gökhan Yıldırım için Tekirdağ Şehir Hastanesi’nin sağlık kuruluna götürüldü ve hazırlanan raporda hapishanelerde ve resmi sağlık kuruluşların mahkûmlar için ayrılan bölümlerinde kalması hayati risk teşkil eder kararı alındığını söyleyen Avukat Seda Şaraldı, “Bu raporun hazırlanmasının ardından kendisinin Adli Tıp Kurumu’na götürüleceği söylenerek cezaevinden Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne götürüldü. Sağlık kurulunun hastanede kalması risk teşkil eder raporuna rağmen bir gün boyunca hastanenin mahkûm koğuşunda tutuldu. Kendisiyle görüştüğümüzde mahkûm koğuşunda tutulmak istemediğini söyledi, çünkü mahkum koğuşu güneşsiz, havalandırmasız ve herhangi bir eşyanın konulmadığı bir yer. Hastane yönetimi kendince çözüm bularak Gökhan’ı refakatçinin kabul edilmediği yoğun bakım servisine aldılar. Böylece abisinin ziyaret etmesini engellediler. Pazar günü kendisinin telefon görüşme hakkı vardı ancak telefonların bozuk olduğu gerekçesiyle ailesiyle görüşmesine izin vermediler” dedi.

    “GÖKHAN VE SİBEL’İN TALEPLERİ KABUL EDİLSİN”

    Bir an önce Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç’ın taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirten Şaraldı, şöyle devam etti:

    “Gökhan ve Sibel gizli tanık, itirafçı sanık ve sahte dijital materyallerle yapılan yargılamaların son bulmasını, Ali Osman Köse ve tüm hasta tutsakların tahliyesini, hapishanelerdeki kitap yasaklarını ve keyfi disiplin cezalarının son bulmasını istiyorlar. Bu talepler Adalet Bakanlığı’nın kolayca yerine getirebileceği talepler. Ancak 240 gündür bu talepler yerine getirilmediği gibi Gökhan bugün isteği dışında şehir hastanesinin yoğun bakım ünitesinde tutuluyor.”

    Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın talepleri şöyle:

    – Dijital delillerle gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilsin.

    – Keyfi disiplin cezalarına son verilsin.

    – Hasta mahpuslar serbest bırakılsın.

    – Hapishanedeki kitap, dergi kısıtlamalarına son verilsin.

    – Hapishanedeki sohbet hakkının eksiksiz uygulanması.

    – Yozlaştırmaya karşı mücadele edenlere verilen cezalar iptal edilmeli.

    – Tarafımıza verilen hapis cezaları iptal edilmeli.

    – Halkımızın hak ve özgürlükler adalet mücadelesi engellenmemeli.

    – Ağırlaştırılmış müebbet infaz yasası tutsaklar lehine değiştirilmeli.

    Cihan BERK/PİRHA

     

  • Erkan Yıldırım: ATK’ya sevk edilene kadar Gökhan Yıldırım’ın durumunu takip edeceğiz-VİDEO

    Erkan Yıldırım: ATK’ya sevk edilene kadar Gökhan Yıldırım’ın durumunu takip edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Sibel Balaç 229, Gökhan Yıldırım 223 gündür ölüm oruçlarını sürdürüyor. Adli Tıp Kurumu’na sevki için başvuru yapılan Gökhan Yıldırım bugün Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Gökhan Yıldırım’ın ATK’ya sevki için salı günü başvuru yaptıklarını söyleyen Erkan Yıldırım, “Durumun takipçisiyiz ATK’ya gidene kadar Gökhan Yıldırım’ın durumunu takip edeceğiz” dedi.

    Ankara’da, Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan KHK ile görevinden ihraç edilen öğretmen Sibel Balaç ve 6 yılı aşkın süredir tutuklu olan Gökhan Yıldırım ölüm orucunu sürdürüyor. Sibel Balaç açlık grevinin 229’inci gününde, Gökhan Yıldırım ise 223. Yıldırım ve Balaç’ın sağlık durumları gün geçtikçe kötüye gidiyor artık kalem tutamıyor, ağız içi yaraları var ve yürüyemiyorlar.

    Sibel Balaç’ta kalp çarpıntıları, ayaklarda şişme, halsizlik, şekeri katı yiyememe, kas ve eklem ağrıları var.

    Gökhan Yıldırım’da ise el ve ayaklarında damar çatlaklarından kaynaklı kızarıklar, ellerinin parmak aralarında yaralar, burun bölgesinde kızarıklıklar, ensesinde kızarıklıklar, hücresinden çıktığı zaman gitmek istediği yere tekerlekli sandalye ile gidebiliyor, katı şeker kullanamıyor sadece su, şeker, tuz ve limonla beslenebiliyor, el parmaklarının arasındaki yaralardan kaynaklı şu an yazı yazamıyor, kemik ağrılarından kaynaklı geceleri uyuyamıyor.

    Adli Tıp Kurumu’na sevki için başvuru yapılan Gökhan Yıldırım bugün Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Gökhan Yıldırım’ın ağabeyi Erkan Yıldırım, cezaevi önünde yaptığı konuşmayla yaşananları anlattı.

    “HER ZAMAN GÖKHAN VE SİBEL’İN YANINDA OLACAĞIZ”

    Gökhan Yıldırım’ın ATK’ya sevki için salı günü başvuru yaptıklarını söyleyen Erkan Yıldırım, “Bugün cezaevini aradığımda kardeşimin sabah Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne kaldırıldığını öğrendim. Doktor raporu alabilmek için ATK’ya sevkinin bu şekilde yapılacağını söylediler. Cezaevi müdürü sağlığından herhangi bir aksilik yaşanmadığını söyledi. Durumun takipçisiyiz ATK’ya gidene kadar Gökhan Yıldırım’ın durumunu takip edeceğiz. Zorla yapılacak hiçbir şeyi kabul etmiyoruz. Her zaman Gökhan ve Sibel’in yanında olacağız ve biz biliyoruz ki bu çocuklar haklılıklarını ispatlamak için 230. günlere kadar ölüm oruçları direnişlerine devam ediyorlar. Kendi başına yürüyemez hale gelen Gökhan Yıldırım’ın artık cezaevinde kalamaz raporunu alabilmek için mücadele ediyoruz. Gökhan ve Sibel’in talepleri bir an önce kabul edilsin” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nden Aysel Tuğluk çağrısı: Bu vicdansızlığa son verin

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nden Aysel Tuğluk çağrısı: Bu vicdansızlığa son verin

    PİRHA- Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, siyasetçi hasta tutuklu Aysel Tuğluk’un durumunu üçüncü kez inceleyen ATK’nin “cezaevinde kalabilir” raporuna tepki göstererek, “Bu vicdansızlığa son verin” çağrısında bulundu.

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, demans teşhisi konulmuş olmasına ve cezaevinde kalmasının hastalığı için hayati risk yaratacağı tespitine rağmen halen Kandıra Cezaevi’nde tutulan Aysel Tuğluk’a özgürlük çağrısı yaptı.

    ‘Demans’ (hafıza yetimi) teşhisi konulan ağır hasta tutuklu HDP’nin eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un sağlık durumunu üçüncü kez inceleyen Adli Tıp Kurumu ‘cezaevinde kalabilir’ raporu vermişti.

    Aysel Tuğluk’a dair sosyal medya hesabından bir açıklama yayınlayan Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Tuğluk’un derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    “BU VİCDANSIZLIĞA SON VERİN”

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin açıklaması şöyle:

    “Bu vicdansızlığa son verilmeli. Aysel Tuğluk derhal serbest bırakılmalı.

    Aysel Tuğluk, HDP Eş Genel Başkan Yardımcılığı görevindeyken, 29 Aralık 2016 tarihinde tutuklandı. 6 yıldır Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Tuğluk’a tutukluluğunun 5’inci yılında demans tanısı konuldu.

    Aysel Tuğluk, 16 Haziran’da, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın bilimsel mütalaası ile birlikte cezanın infazının ertelenmesi için Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan başvuru neticesinde Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’na günübirlik götürülmüştü. ATK’nin 22 Haziran 2022 tarihinde hazırladığı bu son raporda da ‘Cezaevinde kalabilir’ denildi.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Avukat Koç: Hasta tutsaklar için Türkiye’deki hukuk sistemi en acil sorundur-VİDEO

    Avukat Koç: Hasta tutsaklar için Türkiye’deki hukuk sistemi en acil sorundur-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’de bulunan cezaevlerinde hasta mahpuslar tedavi edilmedikleri için yaşamlarını yitiriyorlar. Avukat Çiğdem Koç, “Hamile, hasta ve belirli bir yaşın üstünde olan insanların infaz hukukuna göre cezaevinde tutulmamaları gerekiyor ama Adli Tıp Kurumu Aysel Tuğluk, Mehmet Emin Özkan gibi binlerce hasta tutsak için cezaevinde kalabilir diyor. Türkiye’de hasta tutsakların serbest bırakılmamasıyla fiili bir idam cezası uygulanıyor” dedi.

    Türkiye’de bulunan cezaevlerinde hasta tutuklular tedavi edilmedikleri için yaşamlarını yitiriyorlar. Serbest bırakılıp tedavi edilmesi gereken binlerce tutuklu cezaevinden ancak yaşamını yitirdiği zaman çıkabiliyor. Türkiye hapishanelerinde İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor.

    Türkiye cezaevlerinde bulunan hasta tutukluların siyasi kararlarla adli tıp kurumu tarafından ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verilerek cezaevinden tabutlarının çıkması izlenirken insan hakları savunucuları hasta tutukluların durumunu gündemde tutmaya devam ediyor.

    Avukat Çiğdem Koç, Türkiye’de cezaevlerindeki hasta tutukluların durumuna ve tahliye edilmemelerine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “CEZAEVİNDEKİ İNSANLARIN HAYATLARI DEVLETE EMANETTİR”

    Hasta mahpusların bugün Türkiye’deki hukuk sisteminin en acil sorunu olduğunu belirten Avukat Çiğdem Koç, “Hamile, hasta ve belirli bir yaşın üstünde olan insanların infaz hukukuna göre cezaevinde tutulmamaları gerekiyor ama Adli Tıp Kurumu, Aysel Tuğluk, Mehmet Emin Özkan gibi binlerce hasta tutsak için ‘cezaevinde kalabilir’ diyor. Bu kararı verenler ya cezaevi koşullarını bilmiyorlar ya da öyle karar almaları söyleniyor. Hasta tutsakların serbest bırakılmaması siyasi iklimin ve hukuk düzeninin yansıması elbette ancak bu konuda kamuoyu baskısı çok önemli o yüzden sürekli gündemde tutmamız gerekiyor” dedi.

    Koç şöyle devam etti:

    “Türkiye’de hasta tutsakların serbest bırakılmamasıyla fiili bir idam cezası uygulanıyor. Hasta tutsaklar cezaevinden çıkarılana ve tedavilerinin uygun koşullarda yapılana kadar herkesin bu yaşanan yaşam hakkı ihlalini gündeme getirmesi gerekiyor. Cezaevinden tabutlar çıkmaz, cezaevindeki insanların hayatı devlete emanettir ve cezaevindeki insanların hayatlarını koruyamıyorsa sorumlusu devlettir.”

    Cihan BERK/PİRHA

  • 70 Yaşındaki engelli hasta mahpus, ağır hastalıklarına rağmen serbest bırakılmıyor!

    70 Yaşındaki engelli hasta mahpus, ağır hastalıklarına rağmen serbest bırakılmıyor!

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 398. Hafta basın açıklamasında Erzurum H Tipi Kapalı hapishanesinde tutulan Abdulbaki Harmancı’nın durumuna dikkat çekti. Yapılan açıklamada “Harmancı, ilerlemiş yaşı ve ağır hastalıkları nedeni ile kendi yaşamını tek başına idame ettiremeyecek durumdadır ve özel bakım gerektirmektedir” denildi.

     

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 398. Hafta basın açıklaması için bir kez daha sorumlulara seslendi. Kızılay Adakale Sokakta yapılan basın açıklamasında, hasta mahpusların adeta ağır bir yaşam savaşı verdiğine vurgu yapıldı.

    Yapılan basın açıklamasında İnsan Hakları Derneği olarak tespit edilen 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpusun durumuna dikkat çekildi. 2022 yılı başından bugüne kadar 12 mahpusun ağır hastalıkları nedeniyle yaşamını kaybettiği bilgisi de verilirken, ölümlerin önlenebilir olduğu vurgusu yapıldı.

    TETKİK YAPILMADAN ‘CEZAEVİNDE KALABİLİR’ RAPORU VERİLDİ!

    398. Hafta basın açıklamasında, Erzurum H Tipi Kapalı hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpuslardan Abdulbaki Harmancı’nın durumuna dikkat çekildi. İHD yönetiminden Nuray Çevirmen’in okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “70 yaşındaki Abdulbaki Harmancı’ya, Bingöl’ün Karlıova ilçesinde 2014’te Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmiştir. Daha sonra cezasının Yargıtay tarafından onanması üzerine 25 Nisan 2021’de tutuklanarak Muş E Tipi Kapalı Hapishanesine konulmuştur.

    Abdulbaki Harmancı 2018 yılında cezaevine girmeden önce kalp hastalığı nedeniyle Erzurum Eğitim ve Araştırma hastanesinde açık kalp ameliyatı geçirmiştir. Kalp kapakçığında çürüme olan mahpus, kalp hastalığı için sürekli olarak ilaç kullanıyor. Ayrıca bir diğer kendisini zorlayan hastalık olarak mide ülseridir ve midesinde yaralar bulunmaktadır. Dışarıda iken bu hastalığı nedeniyle kendisine özel yemekler hazırlanmaktaydı ancak hapishanede bu hastalığından kaynaklı olarak, verilen yemekleri hazmedemiyor ve sorun yaşıyor. Kullandığı ilaçlardan kaynaklı olarak nefes kesintileri yaşamakta ve bu ağır hastalığı nedeniyle sık sık düşüyor.

    Sağ gözü hiç görmüyor ve gözünden kaynaklı olarak engelli raporu bulunmaktadır. Ayrıca kulaklarındaki rahatsızlıklardan kaynaklı olarak duyma problemi de yaşamaktadır.

    Muş E Tipi Cezaevinde iken aniden yaşadığı baygınlıktan kaynaklı olarak hastaneye kaldırılmış ve Muş Devlet Hastanesi hekimleri tarafından hastalıkları nedeniyle 10 Mart 2022’de İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevki yapılmıştır. Burada gerekli olan tetkikler yapılmadan hapishaneye geri gönderilmiş ve ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verilmiştir. Cezaevine getirildikten kısa bir süre sonra da 20 Mart 2022 tarihinde kendi isteği dışında Muş E Tipi Kapalı Hapishanesinden Erzurum H Tipi Kapalı Hapishanesine sevk edilmiştir.

    Abdulbaki Harmancı ilerlemiş yaşı ve ağır hastalıkları nedeni ile kendi yaşamını tek başına idame ettiremeyecek durumdadır ve özel bakım gerektirmektedir. Kalp hastalığı nedeniyle yaşamı risk altındadır ve diğer hastalıkları da yaşamını zorlamaktadır. Hapishanede kalamayacak durumda olan hastanın, tetkik ve kontrolleri tıp etiğine uygun olarak yapılmalı ve ailesinin yanında daha sağlıklı koşullarda tedavisinin devam ettirilmesi için serbest bırakılmalıdır.

    Bizler, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 398. Haftada, hapishanelerde bulunan hasta mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar ortadan kalkıncaya kadar bu sorunları kamuoyu ile paylaşmaya ve çözüm talep etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • 4. Evre Kanser hastasına ‘Hapishanede kalabilir’ raporu!-VİDEO

    4. Evre Kanser hastasına ‘Hapishanede kalabilir’ raporu!-VİDEO

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine bir kez daha dikkat çekerek kanser hastası Ahmet Zeki Özkan’ın durumunu gündeme getirdi.

    Hasta Mahpuslara ilişkin yapılan 390. Hafta basın açıklamasında Antalya L Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpuslardan Ahmet Zeki Özkan’ın durumuna dikkat çekildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube binası önünde yapılan basın açıklamasını Nuray Çevirmen okudu.

    Yapılan açıklamada, hapishanelerde tespit edilen 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpusun olduğuna vurgu yapıldı. Ağır hasta mahpusların tedavilerinin önündeki engellerin ve durumlarının ağırlaşmasına rağmen infazlarının ertelenmediğini belirten Nuray Çevirmen, bu sebeplerden ötürü can kayıplarının yaşandığını söyledi.

    KANSER HASTASINA ‘CEZAEVİNDE KALABİLİR’ RAPORU!

    Nuray Çevirmen, bu hafta Antalya L Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpuslardan Ahmet Zeki Özkan’ın durumuna dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı:

    “65 yaşında olan Ahmet Zeki Özkan, 15 Mart 2017 yılında gözaltına alınmış, yaklaşık bir hafta gözaltında kaldıktan sonra tutuklanmış ve Kırşehir E Tipi Kapalı Cezaevinde 10 ay kalmıştır. Antalya’da görülen dava sonunda 6 yıl 3 ay ceza verilip serbest bırakılmıştır.

    Dışarıda iken Ekim 2020’de 4. Evre akciğer kanseri teşhisi konulmuştur. Teşhis konulmadan önce Yargıtay tarafından da cezası onaylanmıştır. Cezasının onaylanması üzerine infaz erteleme talebinde bulunulmuş ve infazı 6 aylığına ertelenmiştir. 6 ay sonra tekrar infaz erteleme süreci başlatılmış ve yapılan kontroller sonucunda Antalya Adli Tıp Kurumu tarafından ‘Cezaevinde kalamayacağına’ dair rapor düzenlenmiştir. Bununla birlikte Covid-19 riskine rağmen ağır durumda olan hasta İstanbul Adli Tıp Kurumuna çağırılmış ve ayakta olduğu için ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu çıkartılmıştır.

    Akabinde aile ve avukatları tekrar infaz erteleme talebinde bulunmuş fakat yeniden ret kararı verilmiştir ve Ahmet Zeki Özkan’ın hemen teslim olmasını istemişlerdir. 9 Şubat 2022 tarihinde ikinci kez tutuklanarak bu sefer Antalya L Tipi Kapalı Hapishanesine konulmuştur.

    Ahmet Zeki Özkan’ın kullandığı, kanser hücrelerini hedef alan ve akıllı ilaç olarak tabir edilen ve yan etkileri çok fazla olan ilaçlardan kaynaklı olarak vücutta kaşıntı, yüzünde, sırt ve kafa bölgesinde kötü derecede yaralar oluşmakta ve bu yaraların da enfeksiyon kapma riski yüksek. Enfeksiyon kapmaması gereken hastanın durumu gittikçe kötüleşmektedir. Burnundan sürekli olarak sıvı geliyor ve bazen bu sıvı kanlı olmaktadır. Göğüs cerrahi bölümünde akciğerindeki suyun alınması için ameliyat geçirmiştir ve bu ameliyat ile 5 litre sıvı alınmıştır. Kalan sıvı sırtına takılan hortumla çıkarılmış ve toplamda 10-12 litre sıvı alınmıştır. 4. Evre Akciğer kanseri hastalığının yansıra kronik farklı hastalıkları da bulunmaktadır. Birkaç ya önce anjiyo olmuştur. İki kulağı duymuyor ve işitme cihazı kullanıyor. Ayrıca yüksek tansiyon hastasıdır ve prostat rahatsızlığı da bulunmaktadır.

    4. Evre Akciğer kanseri olan hastalar için doktorlar tarafından bir yıllık ömrünün kaldığı söylenmiş olmasına rağmen hapishanede tutulmaya devam edilmektedir. Avukatları cezaevine girmesinin hemen arkasından tekrar infaz erteleme başvurusunda bulunmuş ancak henüz bir yanıt gelmemiştir.

    Ahmet Zeki Özkan’nın akciğer 4. Evre kanser olmasından kaynaklı olarak hapishanede kalamayacağı açıktır. Antalya Adli Tıp Kurumu tarafından Cezaevinde kalamayacağına dair verilmiş olan raporun dikkate alınmayarak İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu verilmesinin kabul edilebilir bir yanı yoktur. Doktorların ‘1 yılı kaldı’ dedikleri kadar ağır olan mahpusun derhal tahliye edilmesini ve ailesinin yanında daha sağlıklı koşullarda tedavisine devam edilmesini talep ediyoruz.

    Bizler, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 390. Haftada, Hasta Mahpusların durumlarını dile getirdik. Mahpusların yaşamış olduğu sağlık ve sağlığı olumsuz etkileyen tüm sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar taleplerimizi dile getirmeye ve kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ana Fidan Yıldız: Devlet Aysel Tuğluk’u Kürt-Alevi olduğu için içeride tutuyor-VİDEO

    Ana Fidan Yıldız: Devlet Aysel Tuğluk’u Kürt-Alevi olduğu için içeride tutuyor-VİDEO

    PİRHA-Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösteren Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Fidan Yıldız, “Aysel Tuğluk hakkında cezaevinde kalamaz raporu olmasına rağmen ATK ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu verdi o yüzden daha çok mücadele etmemiz gerekiyor, Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsakların dışarıdaki sesi olmalıyız” diye belirtti. 

    Türkiye’de bulunan cezaevlerinde hasta tutuklular tedavi edilmedikleri için yaşamlarını yitiriyorlar. Serbest bırakılıp tedavi edilmesi gereken binlerce tutuklu cezaevinden ancak yaşamını yitirdiği zaman çıkabiliyor. Türkiye hapishanelerinde İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk‘un sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeniyle tutukluluğuna itirazlar yükselmeye devam ediyor.

    Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösteren Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Fidan Yıldız, Aysel Tuğluk’un bir an önce serbest bırakılması gerekiyor” dedi.

    “AYSEL TUĞLUK VE TÜM HASTA TUTSAKLARIN DIŞARIDAKİ SESİ OLMALIYIZ”

    Devletin Aysel Tuğluk’u Kürt-Alevi olduğu için içeride tuttuğunu belirten Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Fidan Yıldız, “Aysel Tuğluk hakkında cezaevinde kalamaz raporu olmasına rağmen ATK ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu verdi o yüzden Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsaklar için daha çok mücadele edip dışarıdaki sesi olmalıyız. Daha güçlü bir ses çıkararak cezaevindeki hasta tutsakların yalnız olmadıklarını devlete duyurmamız gerekiyor. Devlet insanları korkutarak susun yoksa sizde onlar gibi içeriye atarız diyor. Biz kadınlar olarak her zaman Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsakların yanındayız ve bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Pir Deprem: Aysel Tuğluk gibi özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren hapsediliyor-VİDEO

    Pir Deprem: Aysel Tuğluk gibi özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren hapsediliyor-VİDEO

    PİRHA-Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösteren Sinemillioğlu Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, “Aysel Tuğluk gibi özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren insanlar içeride hapsediliyor” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk‘un sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeniyle tutukluluğuna itirazlar yükselmeye devam ediyor.

    Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösteren Sinemillioğlu Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, insan bedenini esir alabilirler ama düşünceyi asla esir alamazlar” dedi.

    “ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ VEREN İNSANLAR İÇERİDE HAPSEDİLİYOR”

    Aysel Tuğluk’un hasta olmasına rağmen cezaevinde esir tutulduğunu söyleyen Pir Süleyman Deprem, “Aysel Tuğluk gibi özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren insanlar içeride hapsediliyor. AİHM ve Uluslararası Af Örgütü’ne rağmen içeride esir tutulmaktadır. Yapılanların ne vicdana, ne adalete, ne de insanlığa uyan bir tarafı yoktur. Aleviler, sosyalistler, devrimciler ve insan hakları savunucularının hepsi şu anda zulme maruz bırakılıp zindanlarda çürütülmektedirler. Özellikle ölüm derecesine yaklaşmış hasta tutsakların ısrarla cezaevlerinden cenazelerinin çıkmasını kâr sayan anlayışı asla kabul etmiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Keskin’den Aysel Tuğluk tepkisi: ATK, tıp etiği ve vicdandan yoksun kararlar veriyor-VİDEO

    Keskin’den Aysel Tuğluk tepkisi: ATK, tıp etiği ve vicdandan yoksun kararlar veriyor-VİDEO

    PİRHA-Adli Tıp Kurumu’un Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösteren İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin, “Adli Tıp Kurumu tıp etiği ve vicdandan yoksun kararlar vermeye devam ediyor’ dedi. Keskin, “Aysel Tuğluk bir insan hakları savunucusudur ve gerçekten cezaevinde kalamayacak derecede Alzheimer hastalığı olmasına rağmen bu vicdansız kararlardan maalesef nasibini almış bir arkadaşımız” ifadelerini kullandı.

    Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk‘un sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeniyle tutukluluğuna itirazlar yükselmeye devam ediyor.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösterdi.

    “AYSEL TUĞLUK’UN CEZAEVİNDE KALAMAYACAK DERECEDE ALZHEİMER HASTALIĞI VAR”

    İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi’nin cezaevi verilerine göre 1605 hasta mahpus olduğunu belirten İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, “Cezaevinde bulunan 1605 hasta mahpusun birçoğu ağır hasta durumunda ama maalesef Adli Tıp Kurumu resmi bir bilirkişi kurumu olarak siyasi iradeye tamamen bağlı gerçekten tıp etiği ve vicdandan yoksun kararlar vermeye devam ediyor. Aysel Tuğluk’ta bu vicdansız kararlardan maalesef nasibini almış bir arkadaşımız. Aysel Tuğluk bir insan hakları savunucusudur ve gerçekten cezaevinde kalamayacak derecede Alzheimer hastalığı var. Daha önce Kocaeli Adli Tıp Kurumu bu hastalığı belgeledi ama maalesef Adli Tıp Ana Bilim Dalı yine aykırı karar vermeye devam ediyor ama avukatları itiraz edecek ve bu mücadele sonuna kadar devam edecek. Hasta mahpusların gerçekten hepsi çok kötü durumda maalesef ölerek tahliye oluyorlar o nedenle bu durumun bir an önce düzeltilmesini istiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Adli Tıp Kurumu’ndan Aysel Tuğluk için ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu

    Adli Tıp Kurumu’ndan Aysel Tuğluk için ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu

    Adli Tıp Kurumu, eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk ile ilgili sağlık raporunu tamamladı. 4 Şubat tarihli raporda Tuğluk’un “cezaevinde kalabileceği” belirtildi.

    Adli Tıp İhtisas Kurulu Kocaeli Kandıra cezaevinde tutuklu bulunan ve daha önce ‘demans’ teşhisi konulan eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’la ilgili hazırladığı 4 Şubat tarihli raporda “cezaevi sorumluluğunun tam olduğu” görüşüne vardı.

    T24’ün haberine göre, 25 sayfalık raporda Tuğluk için sadece “hafif bilişsel bozukluk” tespitinde bulunuldu. Tuğluk’un yargılandığı Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi raporu inceleyerek tahliye istemini karara bağlayacak ancak rapor nedeniyle tahliye kararı çıkması beklenmiyor.

    Tuğluk’un yargılandığı mahkeme avukatların ağır hasta olduğu, demans teşhisi bulunduğu, tek başına cezaevinde kalmasının mümkün olmadığını belirterek tahliye talebinde bulunmaları üzerinden yeniden Adli Tıp’a sevk kararı vermişti.

    Adli Tıp İhtisas Kurulu bu konudaki rapora tamamlayarak mahkemeye gönderdi. Raporda Tuğluk’un 1-4 şubat arasında gözlem altında tutulduğu belirtildi.

    20 SAYFASI SUÇLAMALARLA DOLU

    25 sayfalık raporun ilk 20 sayfasında sadece Tuğluk hakkında Kobani davası iddianamesinde yer alan suçlamalar sıralandı.

    Raporun sonraki iki sayfalık bölümünde ise 2016’dan bu yana tutuklu bulunan Tuğluk ile ilgili Kocaeli’deki hastanelerce ve İstanbul adli tıpta verilen raporlar sıralandı.

    PSİKOLOJİK MUAEYENE SONUÇLARI

    Raporun son 3 sayfasında ise Tuğluk ile ilgili adli tıp ihtisas kurumunda gerçekleştirilen muayenelerin sonuçları aktarıldı.

    Raporda muayene sırasında Tuğluk’a psikiyatrist tarafından öz geçmişini sorulduğu yer aldı. Tuğluk’un verdiği yanıtta ağabeyinin silahlı saldırıda öldürülmesi nedeniyle siyasete atıldığını muhalif olduğu için cezaevinde tutulduğunu, silahlı hareketlerin karşısında durduğunu, iki yıldır unutkanlık sorunu yaşadığını anlattığı belirtildi. Tuğluk’un verdiği yanıtlar kendisi hakkında suçlamaların da sorulduğu şekilde yorumlandı.

    Raporda Tuğluk’un basit dikkatinin zayıf olduğu, dikkati sürdürme becerisinin belirgin bir şekilde zayıfladığı, soyutlama becerisinin yetersiz olduğu, sözel akıcılık testlerinde kelime üretimin çok az bulunduğu ifade edildi. Testler sonrasında yapılan puanlamada 30 üzerinden 12v beceri puanı verildi.

    “HAFİF BİLİNÇSEL BOZUKLUK”

    Buna karşılık raporları inceleyen 7 kişilik kurul Tuğluk’a sadece hafif bilişsel bozukluk teşhisi koydu. Raporun sonuç bölümünde Tuğluk’un suç tarihini kapsayan dönemde ceza sorumluğunu etkileyecek derecede bir akli arızasının bulunmadığı kaydedildi.
    Raporun karar kısmında ise Tuğluk’un ceza sorumluluğunun tam olduğu kanaatine ulaşıldığı savunuldu.

    (HABER MERKEZİ)