PİRHA- Marmara Denizi’nde 5.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depreme dair açıklama yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, saha çalışmasının başladığını belirtti.
Marmara Denizi’nde 5.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi. AFAD tarafından yapılan açıklamaya göre, Marmara Denizi’nde meydana gelen deprem 6.71 km derinlikte yaşandı.
Deprem Tekirdağ Marmaraereğlisi yakınlarında meydana gelirken İstanbul başta olmak üzere birçok kentte hissedildi.
İçişleri Bakanı Yerlikaya, saha çalışmalarının başladığını ifade ederek, “Tekirdağ, Marmaraereğlisi’nde 5,0 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. İstanbul ve çevre illerden de hissedilen depremle ilgili olarak, AFAD ve ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri saha taramalarına başlamıştır. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Allah ülkemizi ve milletimizi afetlerden korusun” dedi.
PİRHA-6 Şubat depremlerinin ardından 2024 yılında yapımına başlanan Pertek’teki konteyner kent, kapatıldı. Tunceli İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Bütün çalışmalarının bitmesinin ardından teslim edilmesi gerekirken özel mülkiyette olması ve boş olmasına rağmen kira ödenmesi nedeniyle 2024 Tasarruf Tedbirleri Genelgesi ve AFAD’ın 2025 yazıları doğrultusunda kapatıldı” denildi.
6 Şubat’ta Maraş’ın Pazarcık ilçesinde saat 04.17’de 7,7 büyüklüğünde, Elbistan ilçesinde ise saat 13.24’te 7,6 büyüklüğünde meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremin birinci yılı. Resmi açıklamalara göre iki büyük depremde 53 binden fazla can kaybı yaşandı.
Dersim’den geçen Kuzey Anadolu Fay zonu ile Bingöl Yedisu Fay zonundaki sıkışmışlık nedeniyle AFAD, Dersim merkez ve ilçelerinde toplamda bin 122 konteynerin bulunacağı 12 konteyner kentin inşasına 2024 yılına başlamıştı.
Planlanan konteyner kentler; Alibaba Mahallesi’nde 35 adet, Atatürk Mahallesi’nde 75 adet, Pülümür Meydanı 150, Pülümür Özel İdare’de 40 adet, Ovacık Pulur’da 82 adet, Hozat Diyap Ağa’da 60 adet, Pertek ilçesinde 44 adet, Mazgirt Yeni Mahalle’de 121 adet, Çemişgezek Çukur Mahallesi’nde 110 adet ve Nazımiye Aşağı Mahalle’de 60 adet konteyner.
2024 yılında yapımına başlanan ve bütün çalışmaları tamamlanan Pertek’teki konteyner kentin, özel mülkiyette yapılması nedeniyle kapatıldığı iddia edildi. Kapatılan konteyner kent Pertek’in Derebaşı Mahallesi’ne taşındı.
AFAD: ALAN TAHLİYE EDİLMİŞTİR
Tunceli İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şunları ifade etti:
“6 Şubat 2023 depremlerinden sonra geçici barınma amacıyla kurulan konteyner kentler, afet sonrası ihtiyaç halinde kullanılan geçici çözümlerdir. Pertek’te de bu kapsamda 44 yaşam konteyneri hazırlanmış, ancak bugün itibarıyla konteynerde barınma talebi bulunmamaktadır.
Merkezin özel mülkiyetteki arazide bulunması ve boş olmasına rağmen kira ödenmesi nedeniyle; 2024 Tasarruf Tedbirleri Genelgesi ve AFAD’ın 2025 yazıları doğrultusunda Pertek Geçici Konaklama Merkezi kapatılmış; 44 konteyner güvenli biçimde kurumsal depoya taşınmış, alan tahliye edilmiştir.
İlimizdeki diğer geçici konaklama alanları (özellikle Pülümür ve Ovacık’takiler) hazine arazileri üzerinde olup ihtiyaç halinde kullanılmaya devam edecektir. Vatandaşlarımızın barınma ihtiyaçları titizlikle takip edilmekte, gerekli tüm tedbirler Valiliğimiz ve AFAD tarafından alınmaktadır.”
PİRHA- Balıkesir’de 6.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem, İstanbul başta olmak üzere birçok ilde de hissedildi. Depremlerde 16 bina yıkıldı. Nihat Önbaş (81) yaşamını yitirdi, 29 kişi yaralandı.
AFAD’ın açıklamasına göre merkez üssü Balıkesir olan deprem 6.1 büyüklüğünde meydana geldi. AFAD, saat 19.53’te merkez üssü Balıkesir’in Sındırgı ilçesindeki depremin yerin 11 kilometre derinliğinde meydana geldiğini duyurdu.
Depremi hisseden paylaşımlarına göre, yaklaşık 30 saniye boyunca şiddetli deprem yaşandı. Çok sayıda artçının peş peşe yaşandığı depremlerde 16 bina yıkıldı. Nihat Önbaş (81) yaşamını yitirdi, 29 kişi yaralandı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremle ilgili an itibarıyla herhangi olumsuz bir durum bulunmadığını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da “Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen ve çevre illerden de hissedilen 6.1 büyüklüğündeki depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlarımız saha tarama çalışmalarına başlamış, gelen ihbarlar titizlikle incelenmektedir” açıklaması yaptı.
PİRHA- AFAD, Bingöl’de 4.4 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu.
AFAD verilerine göre, Bingöl’ün Kiğı ve Karakoçan ilçelerinde art arda iki deprem meydana geldi.
İlk deprem saat 12.26’da, Karakoçan’daki Özlüce Barajı yakınlarında kaydedildi. 4.4 büyüklüğündeki depremin yerin 7.02 kilometre derinliğinde gerçekleştiği bildirildi.
Yaklaşık 30 dakika sonra, saat 12.55’te bu kez Kiğı merkezli bir sarsıntı yaşandı. 3.6 büyüklüğündeki depremin derinliği 11.13 kilometre olarak ölçüldü.
PİRHA – İstanbul’da yaşanan depremler ardından halkın toplanabileceği alanlar konusunda da tartışmalar sürüyor. Milletvekili Celal Fırat da söz konusu alanların varlığını irdeledi. Konuya ilişkin Meclis’e soru önergesi ileten Fırat, Bakan Yerlikaya’ya ise “İstanbul genelinde güncel olarak kaç adet afet ve acil durum toplanma alanı bulunmaktadır? İlçelere göre dağılımı nasıldır?” diye sordu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, İstanbul’da yaşanan 6.2 şiddetinde depremin tüm yönleriyle araştırılması ve gereken önlemlerin alınması için TBMM’ye soru önergesi sundu.
Milletvekili Celal Fırat, İstanbul’un aktif fay hatları üzerinde yer aldığını belirterek “Deprem sonrası can ve mal kaybını en aza indirebilmenin en temel yollarından biri de afet ve acil durum toplanma alanlarının yeterli sayıda, ulaşılabilir ve donanımlı şekilde halkın kullanımına hazır tutulmasıdır” uyarısını yaptı.
“TOPLANMA ALANLARININ VARLIĞI TARTIŞMA KONUSUDUR”
Milletvekili Celal Fırat, yetkili kurumların, afet durumunda halkın toplanabileceği alanlar konusunda bilgi vermesi gerektiğini belirterek önergesinde şu vurguyu yaptı:
İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından belirlenen toplanma alanlarının varlığı bilinmesine rağmen bunların nerelerde olduğu ve yeterliliği tartışma konusudur.
İstanbul’daki toplanma alanlarının etkinliği, sadece sayısal verilerle değil, aynı zamanda bu alanların fiziksel uygunluğu ve altyapı özellikleriyle de değerlendirilmelidir. Dolayısıyla, İstanbul’daki afet ve acil durum toplanma alanlarının sayısı, kapasitesi ve dağılımı, halkın bu alanlar hakkında bilinçlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
“PLANLANAN ÇALIŞMALAR NELERDİR?”
DEM Partili Fırat, konuyla ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması talebiyle şu soruları yöneltti:
İstanbul genelinde güncel olarak kaç adet afet ve acil durum toplanma alanı bulunmaktadır? İlçelere göre dağılımı nasıldır?
Bu toplanma alanlarının toplam kapasitesi kaç kişiliktir? Kişi başına düşen metrekare alanı ne kadardır?
Söz konusu toplanma alanlarının kaç tanesi altyapı (elektrik, su, kanalizasyon, aydınlatma, mobil iletişim vb.) açısından hazır durumdadır?
Toplanma alanlarına erişim ve bilgilendirme konusunda, İstanbul halkının farkındalığını artırmaya yönelik yürütülen veya planlanan çalışmalar nelerdir?
Deprem sonrası ilk 72 saat içinde toplanma alanlarının kullanımı ve organizasyonu konusunda yerel yönetimlerle iş birliği mekanizmaları mevcut mudur?”
PİRHA-AFAD, Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde 4,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. Saat 10.46’da gerçekleşen deprem, çevre illerde de hissedildi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’dan (AFAD) yapılan açıklamaya göre, depremin merkez üssü Malatya’nın Doğanşehir ilçesi olarak kaydedildi. Depremin ardından herhangi bir can veya mal kaybı yaşanıp yaşanmadığına dair çalışmalar devam ediyor.
Sarsıntı, Malatya’nın yanı sıra çevre illerde de etkili oldu. Depremi hisseden vatandaşlar kısa süreli panik yaşarken, yetkililer sakin olunması ve resmi açıklamaların takip edilmesi yönünde uyarıda bulundu.
(HABER MERKEZİ)
Seismograph with paper in action and earthquake – 3D Rendering
PİRHA-Depremden en çok etkilenen Nurhak ilçesinde muhalif belediye olduğu için hizmetlerin aksadığını söyleyen Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozan, “Muhalif bir belediye olmamızdan ötürü deprem zamanında yeteri kadar ilgilenilmedi” dedi. Bozan deprem döneminde yapılan yardımların devam ettirilmesi gerektiğini de ifade ederek “Deprem zamanındaki gösterdiğimiz ilgiyi artırmamız gerekiyor ki toparlanma hızlansın” diye konuştu.
6 Şubat Maraş Pazarcık merkezli depremlerde büyük hasar alan Maraş Nurhak’ta inşaat çalışmaları devam ediyor. Depremde 84 kişi hayatını kaybederken insanların bir kısmı da soğuktan donarak ölmüştü. Yüzde ellisi yıkılmış olan ilçede hayvancılık azalırken, çok sayıda insan iş imkanı olmadığından kaynaklı başka şehirlere göç ediyor.
Özellikle Alevi-Kürtlerin yoğun yaşadığı ilçelere hizmetin yeterli ölçüde gelmemesi de insanlarda bir tepkiye neden oluyor. İktidar kendine yakın gördüğü yerlere hizmet götürürken, muhalif olan bölgelerin gerekli olan ihtiyaçları giderilmiyor.
Cumhuriyet Halk Partisi Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozan, konuyla ilgili olarak yaşadıkları sorunları anlattı. Bozan, depremin en çok etkilediği bölgede muhalif oldukları için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ayrımcılık uyguladığını söyledi. Bozan, “Bakanlık Maraş’a geldiğinde muhalif belediyeleri arka planda tutmaya çalışıp, sorunlarımızı görmezden geliyor” ifadesinde bulundu.
Yüzde 50’sinin yıkıldığı ilçede göçlerin yoğunlaştığını kaydeden Bozan, iş insanlarının Nurhak’a gelip iş alanları açması gerektiğinin altını çizerek, “Buradan iş inşalarına çağrıda bulunuyoruz. Kırsalda artan göçün önüne geçmek için iş alanları oluşturalım ve göçü engelleyelim” ifadesinde bulundu.
“DEPREMİN EN ÇOK ETKİLEDİĞİ NURHAK’TA ŞEBEKE SORUNU ÇÖZÜLMÜŞ DEĞİL”
Depremde geciken yardımlardan dolayı insanların öldüğünü ve en çok iletişim hatlarında yaşanan sorunların erken giderilmemesine tepki gösteren Bozan, hala Nurhak’ın birçok yerinde şebekelerden dolayı iletişim sorunu yaşandığını dile getirdi.
“MUHALİF BELEDİYE OLDUĞUMUZDAN ÖTÜRÜ DEPREM ZAMANINDA İLGİLENİLMEDİ”
Depremin etkili olduğu ilk günlerde sivil toplum örgütleri ve kendi imkanlarıyla sorunlara müdahale ettiklerini söyleyen Bozan, o günlerde yaptıkları çalışmalarla ilgili şunları söyledi:
“İlk gün kendi imkanlarımızla yemek yapıp vatandaşlarımıza paylaştık. Arama kurtarma ekipleri geç ulaştığı için yeteri kadar müdahale edemedik. Belediye binamız yıkıldığından dolayı çadırda hizmet verdik, daha sonrasında bir apartman dairesi kiralayarak çalışmalarımızı yürütmeye başladık. Muhalif bir belediye olmamızdan ötürü deprem zamanında yeteri kadar ilgilenilmedi. Belediye olarak kendi imkanlarımızla hizmetleri aksamadan yerine getirmeye çalıştık. Nurhak’ta yaşanan göçü engellemek adına yerinde dönüşümleri hızlandırdık.”
“AFAD BELEDİYE İLE ORTAK HAREKET ETMEDİ”
Depremden sonra ilk yardımların, CHP belediyeleri ve sivil toplum örgütlerinden geldiğini belirten Bozan, bütün kurumların eş güdümlü olarak ortak hareket etmediği için yardımları ulaştırma noktasında sorunların oluştuğunu söyledi.
“POZİTİF BİR AYRIMCILIK UYGULANSIN”
Hükümetin deprem döneminde yeteri kadar hizmet yürütemediğini vurgulayan Bozan, belediyelerin kendi başına yeterli olamadığını vurgulayarak şu konuşmayı yaptı: “Belediyelerin kendi imkanlarıyla bir şeyler yapması yeterli değil. Yerinde dönüşümlerde vatandaşlardan herhangi bir ücret almıyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan talebimiz deprem bölgesindeki yerlere pozitif bir ayrımcılık gösterilmesiydi. Depremden etkilenen yerlere araç ve gereçlerin sağlanmasıydı. Diğer bir önemli husus da depremdeki bölgelere direkt bir iletişimin kurulması sağlanmalıydı. Bakanlık Maraş’a geldiğinde muhalif belediyeleri arka planda tutmaya çalışıp, sorunlarımızı görmezden geliyor. Deprem bölgelerindeki çalışmalar belediye başkanları devre dışı bırakarak değil, bire bir onları muhatap alarak çalışmalar yürütülmelidir.
Bir belediye başkanı bakanlıktan bir çöp konteynırı talep ettiği zaman oturup düşünmesi gerekiyor. Biz hala en basit sorunlardan olan bir çöp konteynır ihtiyacını bile karşılayamıyoruz.”
“İŞ İNSANLARINA ÇAĞRI!”
Belediye Başkanı Bozan, öncellikli olarak belediye binasının yapılması için Ankara Büyükşehir Belediyesi ve valilikle ortak bir çalışma yürüttüklerini söyleyerek depremde yıkılan tekstil atölyesi için de iş insanlarından tekrar iş sağlamak amacıyla atölye açma talebinde bulundu. Bozan, “Buradan iş inşalarına çağrıda bulunuyoruz. Kırsalda artan göçün önüne geçmek için iş alanları oluşturalım ve göçü engelleyelim. Önümüzdeki zamanlarda Nurhak’a doğalgazın gelmesini bekliyoruz. Doğalgazın gelmesiyle birlikte Nurhak’tan giden göçü engelleyebileceğiz”
“DEPREM BÖLGESİNDEN ELİMİZİ ÇEKMEYELİM”
Deprem zamanında oluşan duyarlılığın devam etmesi gerektiğini de söyleyen Bozan, “Deprem bölgesinden elimizi çekmeyelim. Deprem zamanında gösterdiğimiz duyarlılığı artırarak devam etmemiz gerekiyor. Deprem sürecinde uzatılan ellerin birçoğu geri çekildi. Nurhak’ta yaşanan göçü engellemek için hayvancılığın önünü açmamız lazım” çağrısında bulundu.
PİRHA-Elazığ’da 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. AFAD tarafından yapılan açıklamada, yerin 16,22 kilometre derinliğinde bir deprem meydana geldiğini aktardı.
Elazığ merkezli 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem Dersim, Bingöl, Diyarbakır, Erzincan’da da hissedildi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Elazığ’da 5 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi. Depremin 16,22 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.
İÇİŞLERİ BAKANI YERLİKAYA’DAN AÇIKLAMA
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, tarafından yapılan açıklamada şunlar dile getirildi:
“Elazığ’da 5.0 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. AFAD ve ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri saha taramalarına hemen başladı. An itibarıyla herhangi olumsuz bir durum bulunmamaktadır.”
PİRHA-AFAD, Dersim’in Pülümür ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu.
AFAD verilerine göre Dersim’in Pülümür ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem oldu.
Yerin 7 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem, kısa süreli paniğe neden oldu. Kent merkezinde de hissedilen depremde, ilk belirlemelere göre herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığı belirtildi.
PİRHA-Malatya’da merkez üssü Battalgazi ilçesi olan 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Malatya’nın Battalgazi ilçesinde saat 08.44’te 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Battalgazi ilçesi olan 4.1 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi. Sarsıntının 7 kilometre derinlikte olduğu belirlendi.
PİRHA–6 Şubat depremlerinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Adıyaman’da kendi imkanlarıyla yaptığı çadırda ailesiyle birlikte yaşayan Mehmet Ali Sancak adlı yurttaş, hala kendilerine konteyner verilmediğini söyledi. Bel fıtığı olduğu için çalışamayan Sancak, yetkililerden kendilerine yardım edilmesini, ev yapılmasını istedi.
Adıyaman’ın Yaylakonak (Balyan) Beldesine bağlı Çimenke Köyü’nde yaşayan Mehmet Ali Sancak adlı yurttaş, depremden bu yana kendi imkanlarıyla yaptığı 2.5 metrekarelik bir çadırda yaşamak zorunda kalıyor.
AFAD’a dilekçe başvurusunda bulunmasına rağmen kendisine konteyner çıkmayan Sancak, yetkililerden kendilerine ev yapılmasını istiyor. Depremden dolayı evine ağır hasar verilen ilk eşinden resmi evli olduğu tespit edilen, ikinci evliliğinden dört çocuğu olan, bundan dolayı kendisine konteyner verilmediğini ifade eden Sancak, çocuklarıyla naylon çadırda yaşamak zorunda kaldığını belirtti.
“BİR AN ÖNCE EV YAPILMALI”
Çocuklarıyla birlikte altı kişinin kaldığı çadır hem sıcak havaya hem de soğuk havaya elverişli değil. Maddi durumu olmadığı için deprem dolayısıyla kendisine verilen parayla da çocuklarının ihtiyacını karşılamak zorunda kalan Sancak, bir an önce ev yapılmasını istedi.
Depremin olduğu 6 Şubat günü kendi imkanlarıyla yaralı bir şekilde çıktığı enkazdan yardım alabilmek için şehir merkezinde açılan seyyar hastanede tedavi olduğunu, uzun süre kan kaybı yaşadığını belirterek, “Ev ağır hasarlı, mümkün değil içeri girmek. Ne banyo var, ne çadır var. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan yardım istiyoruz, ev istiyoruz” dedi.
“BİZE YARDIM ETSİNLER, EVİMİZ YOK”
16 yıldır Mehmet Ali Sancakla evli olan Fatma Çakmak da, kendi adıyla AFAD’a konteyner talebinde bulunmasına rağmen hala bir sonucun gelmediğini dile getirdi. Çakmak, altı kişi çadırda kaldıklarını, çocuklarını aynı çadırda yıkadığını söyleyerek şöyle devam etti:
“Çadırdayız bir iş yapamıyoruz, altı çocukla birlikte kalıyoruz, bir sobanın üstünde ihtiyaçlarımı karşılıyorum. Sobayla yemek yapıyorum, suyu ısıtıp çocukların başını yıkıyorum. Güneş enerjisi de yok duş aldırayım. Bize yardım etsinler evimiz yok. AFAD’a gidip geliyoruz elimiz boş bir şekilde dönüyoruz. Param yok şehir merkezine gideyim. Deprem için verilen parayı da çocuklara defter kalem alıyoruz. Odunları eşim bel fıtığı olduğu için ben kesiyorum. Bize yardım etsinler zor durumdayız.”
PİRHA- 6 Şubat’taki depremlerin ardından dayanışma amacıyla Adıyaman’da kurulan, 8 ay boyunca 3 öğün yemeklerin de verildiği aşevinin de içinde bulundu alandaki konteynerlere “ikamet izniniz yok”denilerek AFAD tarafından el konuldu.
6 Şubat’ta Maraş merkezli meydana gelen depremlerin yaraları aylardır sarılabilmiş değil. Depremin en çok etkilediği kentlerin başında gelen Adıyaman’da demokratik kitle örgütleri tarafından depremin ilk gününden itibaren halkın ihtiyaçlarını karşılamak için kurulan konteyner alanı AFAD tarafından “ikamet izniniz yok” denilerek boşaltıldı.
Rosa Kadın Derneği, Rengarenk ve Çocukça Derneği’ne ait konteynerlerin yer aldığı ve kira sözleşmesinin olduğu Kültür alanı, “ikamet izniniz yok” denilerek polisler eşliğinde boşaltınan alandaki konteynerlereAFAD tarafından el konularak TPO alanına götürüldü.
PİRHA- AFAD, merkez üssü Marmara Denizi Gemlik Körfezi olan 5,1 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini bildirdi. Kandilli Rasathanesi ise depremin büyüklüğünü 4.9 olarak açıkladı.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Marmara Denizi’nde 5.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem başta İstanbul, Bursa ve Tekirdağ başta olmak üzere birçok ilçede hissedildi.
Saat 10.42’de meydana gelen depremin derinliği ise 8.98 km olarak ölçüldü.
KANDİLLİ: DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜ 4.9
Öte yandan Kandilli Rasathanesi ise depremin büyüklüğünü 4.9 olarak açıkladı.
Depreme ilişkin ilk açıklama İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’dan geldi. Yerlikaya, “Başta AFAD olmak üzere ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri saha tarama çalışmaları için bölgeye sevk edilmiştir” dedi.
PİRHA- İki gün önce 5.3 şiddetinde depremle sarsılan Malatya’da bugün peş peşe 3 deprem daha oldu.
6 Şubat’taki depremlerin yıkıcı etkileri henüz geçmemişken bugün Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde 3 deprem daha oldu.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) alınan bilgiye göre; ilk deprem saat 16.39’da 4.8 büyüklüğünde oldu. Bu depremden bir dakika sonra aynı bölge 4.5 büyüklüğündeki ikinci bir depremle sallandı. Yeşilyurt’ta saat 18.18’de 4.2 büyüklüğünde bir deprem daha oldu.
Çevre illerden de hissedilen depremler, kısa süreli paniğe neden oldu. Depremlerde ilk belirlemelere göre herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı.
PİRHA-Malatya’nın Pütürge ilçesinde 3.8 büyüklüğünde deprem oldu. AFAD’ın verilerine göre; saat 13.51’de meydan gelen deprem, yerin 7 kilometre derinliğinde gerçekleşti.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) verilerine göre, Malatya’nın Pütürge ilçesinde 3.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Saat 13.51’de meydan gelen deprem, yerin 7 kilometre derinliğinde gerçekleşti.
PİRHA – Maraş’ın Pazarcık ilçesinde AFAD’ın kurduğu çadır kentler, çıkan fırtına nedeniyle büyük hasar aldı. Yaşanan yıkım nedeniyle 2 kişi öldü, 46 kişi de yaralandı.
Maraş’ta oluşan fırtına sonucu, depremzedelerin yaşadığı çadır ve konteynırlar büyük hasar aldı.
Pazarcık ilçesinde elektrikler kesilirken, birçok binanın çatısı da uçtu. Fırtına sebebiyle çadır kentlerin büyük kısmı büyük zarar gördü. Depremzedeler için yapılan konteynırların da rüzgarın şiddetine dayanamayarak parçalandıkları görüldü.
ÖLÜ VE YARALILAR VAR!
Fırtına ve hortum nedeniyle yerlerinden çıkan çadırların savrulan metal aksamları nedeniyle birçok yaralanmanın meydana geldiği bilgisi verildi. Yaşanan felaket ardından biri çocuk olmak üzere 2 kişi yaşamını yitirdi.
Memiş Özdal Mahallesindeki çadır kentin tümüyle zarar gördüğü belirtilirken, ağır hasarlı apartmanların çatısından savrulan parçaların çadırların üstüne düştüğü ifade edildi.
Bölgeye çok sayıda ambulansın sevk edildiği bilgisi aktarıldı.
PİRHA-Deprem bölgelerini ziyaret eden İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Binali Sağlam, “Yurt dışından yolladığımız üç tırımız çeşitli sınır kapılarında AFAD tarafından tutuldu ve el konuldu. Bunun üzerine gerekli müracaatları yaptık. Bir tırımızı kurtardık. İnsanlar iyi niyetle buraya geldiler. Onlara Hızır olmaya geldiler” dedi.
6 Şubat günü Maraş merkezli yaşanan depremlerin ardından bölgeye giden İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Binali Sağlam izlenimlerini ve çalışmalarını PİRHA‘ya anlattı.
“DEPREM SONRASI HEMEN KRİZ MASASI OLUŞTURDUK”
Depremin yaşandığı andan itibaren kriz masası oluşturduklarını belirten Sağlam, “Ateş düştüğü yeri yakar ama 6 Şubat bizim de gönüllerimizi kavurdu. Deprem olduktan sonra İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) olarak hemen bir kriz masası oluşturduk. 11 bölge için harekete geçtik. Bileşenler olarak bölgenin ihtiyaçları doğrultusunda hemen siparişleri verdik. Fakat yurt dışından yolladığımız üç tırımız çeşitli sınır kapılarında AFAD tarafından tutuldu ve el konuldu. Hatta Avusturya’da gelen bir tırımıza, ‘Eğer bu ülkeden çıkmak istiyorsan, malzemeleri bize teslim edeceksin. Aksi takdirde buradan çıkamayacaksın’ denildi. Bunun üzerine gerekli müracaatları yaptık. Bir tırımızı kurtardık. Ama bu yönlü birçok sıkıntı yaşadık” dedi.
“Dünyadaki birçok insanın da gönlü yandı yaşananlardan dolayı” diyen Binali Sağlam, “İnsanlar iyi niyetle buraya geldiler. Onlara Hızır olmaya geldiler. Yardım malzemelerinin hakkaniyetli bir şekilde dağıtılacağından emin olsak elimizde ne varsa teslim ederdik. Yeter ki halkımıza yetiştirilsin. Ama maalesef biz bunun aksi durumunu yaşadık” ifadelerini kullandı.
“KENDİSİNE YETİNMEYEN KOMŞUSUNA NASIL YETİNECEK?”
İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Binali Sağlam, depremden Suriye’nin de etkilendiğini belirterek şöyle devam etti:
“Bütün dünya halklarını görürüz. 72 millete aynı nazarla bakarız. Rojava’ya da elimizi uzattık. Gerekli yardımları oraya da gönderdik. Kendisine yetinmeyen komşusuna nasıl yetinecek? Kendisini görmeyen komşusunu nasıl görecek? Bütün dünya halkları ayağa kalktı. Kürt’ü, Alevisi, Laz’ı, Çerkez’i, Süryani’si, Ezidi’si, bütün halklar ayağa kalktı. 7 Nisan’da Kayseri’de buluştuk. İlk etapta kuru gıda ve hijyen maddelerini köylere hakkaniyetli şekilde götürdük. Bölgenin ihtiyaçlarını tespit ederek bir an önce onlara Hızır olmak istiyoruz.”
PİRHA-Mezopotamya Göç İzleme Derneği ve Göç Platformu Eş Sözcüsü Veysel Moray, Deprem bölgesindeki izlenimlerini PİRHA’ya anlattı. Depremin felakete dönüşmesinin büyük bir travmaya yol açtığını ifade eden Moray, toplumsal dayanışma ve inşa süreciyle birlikte acıların hafifleyebileceğini söyledi.
6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.
Deprem felaketinin üzerinden iki aya yakın süre geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılıyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, deprem kontularının bu köylerde yapılması bir kez daha zorunlu göçün yaşanmasına yol açıyor.
Yurttaşlar haftalar geçmesine karşın yeterli yardımın yapılmadığını ifade ederken, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan çözümü ‘Helalleşme’de buldu.
Deprem felaketinin yaşandığı ilk günden itibaren hem deprem bölgesinde hem de depremzedelerin göç ettiği kentlerde dayanışma ağları oluşturan kurumlar, yaraları bir nebzede olsa sarmaya çalışıyor.
Deprem bölgesinde çalışmalar yürüten Mezopotamya Göç İzleme Derneği ve Göç Platformu Eş Sözcüsü Veysel Moray, izlenimlerini PİRHA’ya aktardı.
PİRHA: Sizi tanıyabilir miyiz?
VEYSEL MORAY: Mezopotamya Göç İzleme Derneği ve Göç Platformu Eş Sözcüsüyüm. Derneğimiz Diyarbakır merkezde 2017’de KHK’larla kapatılan Göç-Der’den sonra bu bölgede özellikle ihtiyaç duyulan bir çalışmayı yürütmek adına 2019 yılında kurulumunu tamamlamış ve bölgede zorla yerinden edilmeler (90’lı yıllarda köy boşaltmaları) daha sonrasında şehirlerde var olan kitlenin göç etme zorunluluğunu araştırma, inceleme ve izleyip raporlama üzerine kurulmuş bir dernek. Bu toplumsal ihtiyacın bir bütün kamuoyuyla paylaşılması ve giderilmesi noktasında yürütmüş olduğumuz çalışmalar 2019 yılından bu yana devam ediyor. Hala içinde bulunduğumuz süreç kendini yenilemiş, toplumun mevcut var olan sorunlarını aşmış bir süreç değil. Daha sonrasında daha yıkıcı toplumsal sorunların ve yıkımların, göçlerin yaşandığı bir süreçteyiz. Bu süreçte yine göç araştırma ve izleme dernekleri olarak hem süreci izleme hem de yerinde araştırma yapıp raporluyoruz. Bu raporları şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşma ve kamuoyu oluşturma çabası içerisindeyiz.
“ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE ARAŞTIRILMALI”
-Hangi kentlerde göç üzerine çalıştınız? Çalışma yaptığınız yerlerde durum tespitiniz nedir?
Deprem oldu, sıcağı sıcağına 1-3 hafta konuşuldu. Şimdi gündeme seçim oturdu. İnsanlar depremi unuttu. Bizim niyetimiz aslında bunu unutturmak değil. Asıl sorunlar şimdi başlıyor. İlk hafta sıcağı sıcağına herkes yardım gönderdi ama asıl sorun şimdi başlıyor. Asıl sorun gündemden çıkmış biz de mümkün mertebe bunu gündemde tutmaya çalışıyoruz.
Deprem sonrası çalışma noktasında ortaklaştığımız derneklerle bulundukları illerde koordinasyonlar kuruldu. Koordinasyonlar gerek gönüllü, gerekse bir kaç STK’nin bir araya gelip oluşturduğu koordinasyonlarda görev almakta geri kalmadılar. Depremin birinci ayından itibaren saha çalışmasına göç platformu olarak dahil olduk.
Saha çalışmasını önümüze alırken aslında ilk bir ayda edindiğimiz izlenim ve aldığımız aktarımlar neticesinde nasıl bir yıkımla karşılaşabileceğimizi zihnimizin yettiği kadarıyla tahmin edebiliyorduk. Ama sahada gördüğümüz bunun fazlasıydı. Yani gerek yaşanılan betonarme yapıların yıkımı, gerekse toplumsal yıkım bir takım beklentilerin var olmayışının kabul edilmemesi ve bu var olan beklentiyi karşılamakla sorumlu kurum ve kuruluşların varlığını, aslında bir bütün başlarındaki kişilerin varlığını yaşatma ve onların sürekliliğini esas alma üzerinden olduğunun anlaşılması bizim görüşme aldığımız aile ve kişilerde bunun anlaşılır bir hale gelmiş olmasına şahitlik ettik.
İlk olarak Malatya, ardından Maraş ve Adıyaman’da çalışmalar yürüttük, yaptığımız çalışamalarda deprem bölgesinde kalan yurttaşlara ayrımcılık yapıldığını gözlemledik. Bir dönem Alevilerin kapılarının işaretlenmesi nasılsa, bu sefer çadır kentlerde ‘bu çadır kent Türk çadırkentidir’ gibi uygulamaları gördük. Adıyaman’daki yardım ve ulaştırma noktasındaki ayrım ise Kürt Alevi köylerine yapılan bir ayrım olarak karşımıza çıktı. Üst üste birden daha fazla felaketin yaşanması oradaki toplumda büyük bir travma yarattığı gözler önündeydi.
Gittiğimiz her yerde yıkımı büyük. Biz ne kadar can kaybettik? Bunun net bir şekilde bağımsız çalışmaların yapılması ihtiyaç ve kaçınılmaz bir durum. Aylardır eşini, arkadaşını, kardeşini, annesini, babasını kaybedip kaybetmediğini bilmeyen insanlar var. Toplu mezarlar, toplu gömülmeler ve dışarıda kalanın hangi akrabasının ne kadarını kaybettiğini bilmediği bir süreç. Bu vahim durumun ciddi ve şeffaf bir şekilde araştırılması gerekiyor.
“İNSANİ BİR DOKUNUŞ, YARDIMLAŞMA YAPILMAMIŞTI”
-Gittiğiniz yerlerde bir engellemeyle karşılaştınız mı?
Sahada yapmaya çalıştığımız izleme ve raporlama, özellikle çadır kentlerde engellenmek istendi. Bir sivil toplum kurumunun sahada yapabileceği gözlem ve görüşmelerdir. Ama bizim çadırkentlerde yapacağımız bu gözlem birilerini rahatsız ediyormuş gibi bir yaklaşım ile karşılaştık. GBT sorgulamaları, çadır alanından uzaklaştırmalar, izin belgesinin sorgulanması vs. gibi şeylerle de karşılaştık.
Oradaki vahametin açıklanması için matematik terimlerinin kullanılması gerekmiyor. Yerine gidip o insanlara dokunmak ve gerçekten ne yaşadıklarını hissetmek matematikten öte bir şey. İnsani ve toplumsallığı gerektiren bir şey. Bunun yapılmadığını gördük. Çadır, yemek, giyim ihtiyaçları zaten en temel insan haklarıdır. Bunun ötesinde o insanlara gönüllü ağların dışında insani bir dokunuş, yardımlaşma yapılmamıştı.
“TOPLUMSAL İNŞA TALEBİ VAR”
-Nerelere ağırlıkta göçler yasanmış ve geri dönüşleri nasıl olacak?
Deprem sonrasında aşırı bir şekilde o bölgeden çıkışa teşvik söz konusuydu. Maraş’ta, Malatya’da, Adıyaman’da aldığımız görüşmelerde deprem olduktan 1 hafta sonrasından itibaren ücretsiz uçuşlar, ücretsiz otobüslerin günde 4-5 sefer yapması o bölgeyi yıkımdan sonra istedikleri gibi işlemek için boşalttılar.
Bölge Maraş Katliamı’nı yaşamış, uzun süredir genç nüfusun Avrupa’ya gitme eğilimini gösterdiği hassas bir bölge. Aynı zamanda tarım ve hayvancılık konusunda üretim bölgesi. Orada kalanlarla beraber yaraları giderebilecekken neden oradaki insanları metropol kentlere dağıtmaya çalışıyorlar? Hatay, Maraş, Malatya, Adıyaman, gibi bölgelerde daha çok ötekileştirme, sistemli bir şekilde yok etme anlayışı hakim olmuş. Bunlar bir sonraki jenerasyonlara aktarımlar, yakın süreçte yaşanan kentsel kırımlar sayesinde biliniyor zaten.
Depremin büyük bir felaket olarak nitelendirilip işin içerisinden teknik olarak çıkacağız, yeniden inşa edeceğiz söylemleri, anıların, kaybedilmiş hayatların üzerine yeni bir betonarme yapı yapma iddiasından öte bir şey değil. Yurttaşların yıkılan bir binanın üzerine bir bina daha inşa edilsin, tarım alanlarının üzerine binaları kurun diye bir talebi yok. Aksine toplumsal inşa talebi var.
Şunu da belirtmem gerekir ki, var olan toplumun özünde yaratılmak istenen bir deprem var. Bu depremin büyüklüğü yaşanan fiziki depremin büyüklüğünden daha fazla. İnsanların talebi doğru anlaşılmadığı gibi medyada, kameralar karşısında bunu manipüle edecek söylemlerle yokmuş gibi yaklaşmaları ve bu şekilde değerlendirmeleri doğru değil. Bizim dahil olduğumuz, çadırına girdiğimiz, köyüne gittiğimiz insanların talepleri bu değil. İnsanlar ‘tarlam var ama bunu dayanışmayla sürebilecek eşim, dostum, annem, babam kalmadı’ diyor.
‘Devlet nerede?’sorusunu çok duyduk. Bir felaketin olduğu yerde devletin olmaması mümkün değildir. Ama 4-5. güne kadar yıkımın vahamiyetini gizleyip temel ihtiyaçlar olan çadır, kıyafet ve yiyeceği depremzedelere sattılar. Bu sistem satış üzerine kurulmuştur. Bir şey beklemenin de yersiz olduğunun ispatıdır. Bunların giderilmesi noktasında baştakilerin böyle bir kaygısı yok. Toplum olarak iş başa düşmüş diyoruz ve o zaman toplum olarak bunun altından kalkmamız gerekiyor. Metropollere gidenleri geri çağırabilecek üretim araçlarını mekanlarını var etmek gerekiyor. Bu da dayanışmayla olacak. Barınma sorunu çözüldükten sonra bu insanlar geri gelecekler.
“TOPLUMSAL BİRLİKTELİK VE DAYANIŞMA ÖRÜLMELİ”
-Varolan ihtiyaçların karşılanması için ne yapılmalı?
Toplumsal ihtiyaçların karşılanması noktasında toplumsal birliktelik ve dayanışmanın örülmesi gerekiyor. Ancak dayanışmayla göçlerin önüne geçilip temel ihtiyaçlar sağlanabilir. Bunlar kısa ve orta vadeli çözüm olabilir ancak bizim toplum olarak asıl sorumluluğumuz uzun vadede gerek bilimsel gerek toplumsal nasıl çözeceğimiz olmalı.
PİRHA–Deprem felaketinde Adıyaman’da çalışmalar yürüten Adıyaman Barosuna bağlı avukatlar süreç boyunca yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya anlattılar. Yardımların dağıtımında ayrımcılık yapıldığını belirten avukatlar, yurttaşların hukuksal destek almaları konusunda baroya başvurma çağrısında bulundular.
6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.
Deprem felaketinin üzerinden iki aydan fazla geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılıyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, deprem felaketinin yaşandığı bölgede ayrımcı politikalar uygulanıyor.
Deprem felaketinin yaşandığı illerden biri olan Adıyaman’da çalışmalar yürüten Adıyaman Barosuna bağlı avukatlar süreç boyunca yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya anlattılar.
“ADIYAMAN’IN TÜM İLÇELERİNE VE TÜM KÖYLERİNE YARDIM GÖNDERDİK”
Adıyaman Baro Sekreteri avukat Erol Dede, deprem felaketinin yaşandığı Adıyaman’da ilk günden ititbaren Türkye Barolar Birliği’nin gönderdiği ayni yardımların yurtttaşlara ulaştırılması konusunda faaliyet yürüttüklerini belirterek, “Gelen tüm tırları depoya yönlendirdik ve depo üzerinden Adıyaman’da en çok nerelere yardım gitmemiştir tespitine gittik. Dağ köyleri olsun, gidilmeyen ilçeler olsun, yolu kapanan yerler olsun, hiçbir şekilde yardım gitmiyordu. Biz buradan köylere, ilçelere birebir tırlarla gönderiyoruz. Tırların gitmediği yerlere kamyonetler yükledik. Adıyaman’ın tüm ilçelerine ve tüm köylerine yardım gönderdik” dedi.
“YURTTAŞLARA HUKUKSAL DESTEK SUNUYORUZ”
Aynı zamanda depremzedelere hukuksal destekte sunduklarını ifade eden Dede, “Binalarda vefat eden vatandaşların ailelerine mirasçılarla görüşüyoruz. Dosyalar müdahale etmeye çalışıyoruz. Şikayetçi olurken sadece dilekçede müteahhit ya da yapı denetim belirtmiyoruz. Burada Adıyaman Belediyesi, Çevre Şehirciliği de belirtiyoruz. Yani kurumları da şikayet ediyoruz. Burada insanların hakları neler olduğunu, halklarına nasıl erişeceklerini, şikayet ve başvuru dilekçelerinin nasıl yapılacağını anlattık. Yurttaşların yaşamış olduğu birçok sorun var. Bu sorunların çözülmesinde yardımcı oluyoruz” diye konuştu.
“ALEVİ KÖYLERİNE AYRIMCILIK UYGULANIYOR”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin gerekli duyarlılığı göstermediğini vurgulayan Dede, “Umursamıyor. Umursamamasının sebebi de Alevi köylerinin olmasıdır. Alevi köyleri olduğu için dış kapının dış mandalı gibiyiz. En son müdahalede en son yardımın geldiği yer. En son artarsa yaparız dedikleri bir yer. Ondan dolayı da hiçbir şekilde, hiçbir çalışma yapılmamış” diyerek AFAD’ın yapılan yardımları engelleme girişimlerinin de süreç boyunca yaşandığını ifade etti.
Avukat Müslüm Doğan da, çadırkentlerde yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek, “Adıyaman’da kurulan çadırkentlerde sorunlar devam ediyor. Yetkililerin dolaştığı ve basına servis edilen yerlerde herşey yolunda gibi gösterilirken, hemen yanı başındaki yerde sorunlar diz boyu. Aile Bakanına bağlı sosyal hizmetler görevlileri gelip bizden ikinci el kıyafet, bebek bezi, mama alıp çadırlarına götürüp oradaki halka dağıtıyor. AFAD’ın kontrolü altındaki çadırlarda bile eksik var. O eksikleri biz tamamladık” şeklinde konuştu.
“ENGELLEMELERLE KARŞILAŞIYORUZ”
AFAD’a gerekli desteği sunmalarına karşın AFAD tarafından çoğu yerde engellendiklerinin altını çizen Doğan, “Çadır kentlerde biz hukuki bilgilendirme için girdiğimizde AFAD yetkilisinin gelip sizin izniniz yok, izin gösterin, giremezsiniz dediler. Biz direndiğimizde ise arkamıza jandarmayı, polisleri çağırarak bizi zorla dışarı atacaklarını söylediler. Bir başka durum da çadırkentlerde karşılaştığımız vahim tablo şu; Biz çadırkentte standımızı kurduk. Sakallı kendine imamım diyen biri geldi ve ‘siz ne yapıyorsunuz burada?’ diye sordu. Bizde depremzedelerle ilgili hazırlamış olduğumuz kitapçığı verdik. Açtı okudu. Beş dakika sonra AFAD yetkisiyle birlikte gelip ‘sizin burada çalışma izniniz yok. Buradan çıkın’ diye bizi kovdular. Oranın güvenliğini sağlayan asker ve polise de emir verebiliyordu” diyerek engellemelerin devam ettiğini söyledi.
“TÜM DELİLLERİ TOPLUYORUZ”
Adıyaman’da yıkılan, can kaybının ve yaralanmanın olduğu binların enkazlarında görevlendirilen savcılarla beraber çalışma yürüttüklerini dile getiren Doğan, “Her bir savcı grubunun yanında bir avukat arkadaşımız onlarla birlikte gözlemci niteliğinde geziyordu. Gerçekten deliller toplanıyor mu toplanıyor mu diye. Türkiye Barolar Birliği de enkaz uygulamasını kurdu. Enkaz radar uygulamasını biz avukatlar olarak biz harita çıkardık. Bütün mahalleleri ayırdık. Binalardan elde edilen bütün deliller Ankara’da toplanıyor. Süreç içerisinde yurttaşlarımızın hak kaybına yol açılmaması için gerekli girişimlerde bulunacağız” ifadelerini kullandı.
AFAD, Maraş merkezli depremler nedeniyle Bingöl, Kayseri, Mardin, Tunceli, Niğde ve Batman’da hasar meydana gelen yerleşim yerlerinin, ‘Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi’ olarak kabul edildiğini açıkladı.
AFAD, Maraş merkezli depremler nedeniyle Bingöl, Kayseri, Mardin, Tunceli, Niğde ve Batman’da hasar meydana gelen yerleşim yerlerinin, ‘Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi’ olarak kabul edildiğini açıkladı.